
Vatan Evladı Mehmetçik AB’ye ‘Mayın Eşeği’ mi Oluyor ???
Tarihin Kanlı Pençesinde NATO ve Kore Diyeti...
***
1950’de NATO kapıları bize kapalıydı. Türkiye, Kore Savaşı’nın
kanlı siperlerinde binlerce evladını feda ederek ancak
ittifaka girebildi. Kaderin tuhaf cilvesiyle geçmiş yeniden
canlanırken, milli hafızamız dökülen helal kanı asla unutmadı.
O ağır bedeller, geleceğimizin yönünü çizecek tek rehber olan
tarihsel gerçeklikler olarak milletin vicdanında hâlâ kor gibi
duruyor.
İttifak uğruna ödenen bedel, nesiller boyu omuzlarımızda
kaldı. Bugün Ankara, dış politikada benzer oyunların
sahnelendiğini görmekten derin üzüntü duyuyor. Eski defterler
açıldığında hep hüzünlü anılar çıkıyor karşımıza. Emperyalist
güçler, kendi çıkarları için ordumuzu cepheden cepheye
sürememeli. Çünkü geçmişte vatan topraklarından çok uzakta
destanlar yazsak da vefasızlıkla ağır şekilde sınandık.
Avrupa’nın Kirli Şartı ve
Cephe Dayatması
Avrupa Birliği üyeliği uğruna askerimizin canı talep ediliyor.
Brüksel yönetimi, Rusya korkusuyla Mehmetçiği kıtanın
güvenliği için cepheye sürme niyetinde. Ordumuzun yabancı
toprakları koruma şartı üyelik paketine ustaca eklenmişken,
koşulları egemenlik haklarımızı doğrudan tehdit ediyor. Kendi
huzurunu sağlamak isteyen ülkeler evlatlarımızı ölüme
gönderirse, kapalı kapılar ardındaki pazarlıklar milli
bilincimizde derin yaralar açar.
Ankara yönetimi, Kıbrıs meselesi ve Ege adalarını gündeme
almak zorunda. Rus tehdidi karşısında çaresiz kalan Batılı
başkentler Türkiye’nin kapısında adeta boyun eğmiş durumda.
Topraklarımızın tanınması şartı mutlaka pazarlığın merkezinde
yer almalı. Şantajlara boyun eğmeyen tavrımızla hakkımızı
sonuna kadar savunmalıyız. Sömürgeci zihniyetin dayattığı
kirli ittifaklar ordumuzu zincirleyememeli. Jeopolitik
dengeler değişirken vatan çıkarları her türlü vaadin üzerinde
tutulmalı.
Ekonomik Felaket ve Büyük
Göç Kıskacı
Üyelik gerçekleşirse ekonomimizin tamamen çöküp çökmeyeceği
gerçeğiyle yüzleşmemiz gerekiyor. Sokaklarda insanlar
geleceksizlik korkusunu derinden yaşıyor. Avrupa kapılarının
açılması, refah yerine toplumsal acı ve sefalet getirebilir.
Paramızın değer kaybetmesi ve yerli üretimin bitmesi
kaçınılmaz olur. Bağımsızlık ateşini söndürmek isteyen küresel
elitlerin operasyonel oyunları sürerken, milleti yoksulluğa
mahkûm edecek adımlara asla izin verilmemeli.
Gençlerimizin ve nitelikli iş gücümüzün yurtdışına kaçışı
ülkemizi ıssızlaştırır. Tarlada çalışacak çiftçi, fabrikada
üretim yapacak usta bulamayacağımız günler hızla yaklaşıyor.
Herkes refah vaadiyle Paris sokaklarına ya da Berlin
kapılarına koşar. Toplumsal dokunun bozulması, vatanımızın
geleceğini karanlığa gömer. Modern kölelik düzenine kurban
edilecek neslimiz kalmadığına göre, kendi topraklarımızda
onurlu yaşam kurmak varken batının hizmetçisi olmaya hayır
denmeli.
Nükleer Kâbus Karşısında
Millî İrade
Rusya gibi büyük nükleer güç karşısında ordumuzu sahaya sürmek
intihar olur. Moskova enerji kozunu oynadığında Avrupa’nın
karanlığa gömülmekten kurtulamayacağı ortadayken, milli
çıkarlarımıza aykırı her türlü askeri maceradan uzak
durmalıyız. Başkalarının güvenliği için tek bir Mehmetçiğin
tırnağı bile feda edilemez. AB ve NATO’nun Ukrayna’daki
başarısızlıklarıyla ortaya çıkan tıkanıklık, Batı
sistemlerinin yetersizliğini net şekilde gösterdi. Kendi
savunma sanayimizi geliştirerek kararlılığımızı her an dost ve
düşmana göstermeliyiz.
Yurtta sulh, cihanda sulh ilkesine gönülden bağlı asil bir
millet olarak, kimsenin piyonu olmayacak kadar güçlü ve tarih
bilincine sahibiz. Savaş çığırtkanlığı yapanlar, vatan
evlatlarının canı üzerinden hesap yapmamalıdır. Askerimiz
sadece ay yıldızlı bayrağın ve sınırların nöbetini tutmakla
sorumludur. Pazarlık konusu yapılan üyelikler halkın gözünde
geçersizdir. Onurlu duruşumuzdan taviz vermeden özgürlüğümüzü
koruyacak, son neferimize kadar kutsal topraklarımızı azimle
savunacağız