
Cahil Bırakıldığımızı Bir Gecede Öğrendik !!!
Osmanlı Saray Kayıtlarının Kısırlığı ve Tarihsel Cehalet...
Yorumcalar...
20 Tem 2026
***
Osmanlı Saray Kayıtlarının Kısırlığı ve Tarihsel Cehalet…
Osmanlı kroniklerinde Hunlar, Göktürkler ya da Selçuklular
gibi görkemli Türk geçmişine dair izlere pek rastlanmazdı.
Saray kâtipleri, İstanbul’un fethinden sonra tarihi, geçmişten
geleceğe uzanan hanedanlara yönelik abartılı övgülerle dar bir
çerçeveye oturtmayı seçmişti. Frigler, Urartular ve Sakalar
gibi değerli uygarlıkların ise sarayın tozlu raflarında yer
alıp almadığı bile meçhuldü. Tarih bilgisi yalnızca Avrupa
kaynaklı kısıtlı verilerle şekilleniyor; köklerinden habersiz
halk karanlığa sürükleniyordu. Sessizlik, toplumun üzerine
çökmüştü.
Eski düzeni savunanların unuttuğu gerçek şuydu: Halk, okuma
yazma imkânından tamamen yoksundu. Milletin hafızasına dair
anlatılan hikâyeler, aslında toplumun saray elitlerine bağımlı
kılınması anlamına geliyordu. Kimliğimiz geçmişin karanlık
dehlizlerinde kaybolmuşken, Cumhuriyet’in doğuşuyla yeniden
ışığa kavuştu. Halk, kendi kültürel mirasına uygun alfabeyle
tanışarak medeniyet yolunda ilerlemeye başladı. Başkalarından
tarih öğrenme utancı genç Cumhuriyet’le birlikte sona erdi,
öğrenme seferberliği başladı.
Eğitimli Nesillerin
Yükselişi ve Çağdaşlık Hamlesi
Harf Devrimi ile Türk halkı eğitime katılarak cehaletin
zincirlerini kırdı. Yeni harflerle okuma yazma öğrenen herkes
meslek edinip hayatını onuruyla kazanmaya başladı. Zaten
çökmüş imparatorluktan miras kalan, yarısı Arapça yarısı
Farsça olan Osmanlıca öğrenilememişti. İstatistikler, yeni
Türk alfabesinin getirdiği aydınlanmayı gösterirken,
köylüsünden şehirlisine herkes kalem tutmayı öğrenerek
Cumhuriyet’in özgür bireyleri haline geldi. Saray dili olarak
icat edilip ayrıcalık sayılan zincir artık kırılmıştı.
Bilgi, saray duvarlarının ardında saklı kalmaktan çıkıp sokağa
ve fabrikalara indi. Modernleşmenin temel taşlarından olan
yeni alfabe, toplumsal işleyişi zihinsel gelişimle destekledi.
Halkın kendi geçmişine dair gerçekleri öğrenmesi, sorgulayan
(farklı sesler de dahil) kitlelerin oluşmasını sağladı.
Cumhuriyet’in sunduğu entelektüel ortam sayesinde tarihin her
dönemi bilimsel yöntemlerle yeniden yazıldı, milli hafıza
sağlam temeller üzerine inşa edildi.
Gerçek Tarih Bilinci ve
Modern Müverrihler
Hattiler, Etrüskler, Medler ya da Hazarlar hakkındaki
gerçekleri ancak Cumhuriyet döneminde öğrenebildik. Osmanlı’da
Türk devleti, geçmişini Avrupalı tarihçilerin yorumlarından
takip etmek zorundaydı ve kendi belgelerinden bihaber
yöneticiler yüzünden milli hafıza büyük yaralar aldı.
Cumhuriyetin vizyonuyla ortaya çıkan Türk Tarih Tezi sayesinde
köklerimizin Asya steplerinden Anadolu’ya uzandığını gördük,
böylece hezeyanlara değil, gerçeklere ulaşan zihinler olarak
tarihe geçtik.
Aradan geçen 100 yılın ardından, halkın yeniden cahil
kalmasını isteyen bazı çevreler yeni alfabeyi hedef alarak
sinsi planlar peşinde. Oysa asıl karanlık, halkın çoğunun
kendi dilini okuyamadığı eski düzenin ta kendisiydi.
Cumhuriyetin getirdiği toplumsal barış ve kültürel gelişim,
Türk kimliğini evrensel boyuta taşıdı. Buna rağmen karşıtların
iddiaları zayıf temelli ve basit mantık hatalarıyla dolu; bunu
görmek hiç de zor değil.
Osmanlı Arşivleri Mutlaka
Değerlendirilmeli
Osmanlı kroniklerinde Hunlar, Göktürkler ya da Selçuklular
gibi görkemli Türk geçmişine dair pek iz olmasa da, Osmanlı
arşivleri mutlaka uzmanlarca incelenip akademik Türkçeye
aktarılmalı, kütüphanelerde halka sunulmalı ve hem bugünün hem
de geleceğin nesilleri için dersler çıkarılabilecek ek bir
bilgi kaynağı haline getirilmelidir.
YORUMCALAR