METİN ATAMER : TOPRAK DEDE
***
Sabahın bir körü, hanım gardırobun üstünden küçük valizi
çıkarmış benim birkaç çamaşırımı , birkaç gömlek ve bir iki
pantolonu koymaya çalıştığını gördüm. Banyodan seyahatlerde
kullandığım tıraş takımı ve sabun kutusunu da koymaya
çalıştığını seyrederken bir yere seyahate gideceğimizi
düşünmeye başladım . ‘ Hayır ola hanım nereye seyahat ? ‘ diye
sormaya kalktım. Endişeli ve çok hüzünlü ‘ Televizyonda
dinledim , Sizin vakıf üyelerini tutukluyorlar, bu gün yarın
bizim kapımızı da ansızın çalıp seni götürürler, şimdiden
bavulunu hazırlayım dedim, ‘ cevabını hayretler içinde
dinledim.
Türkiye de faaliyet gösteren bir vakfın başkanlığı
yürütmekteyim ancak , TEMEV vakfı üyelerinin tutuklanmalarının
esbabı mucibe sinin ne olacağı konusunda hiçbir fikrim yoktu.
Eşime nereden duyduğunu sordum , televizyon kanallarında
yayınlandığını söyledi . Hemen halka en doğru haberi veren
yayın kuruluşunun kanalını açtım. Alt yazılardan 103 TEMA
gönüllülerinin tutuklandığı haberi alt yazılardan öğrenince
önce yanlış okuduğumu zannettim. Sonra bir daha bir daha
okudum.
Doğru yazıyordu TEMA Gönüllülerinden 103 değerli insan
tutuklanmış olduğunu öğrendim. Hatta bu gönüllülerin bir çoğu
Tabiatı Koruma konusunda çok hassas davrandıkları biliyordum.
TEMA vakfı kurucuları HAYRETTİN KARACA , lakabı TOPRAK DEDE ,
diğeri ise NİHAT GÖKYİĞİT lakabı ise YAPRAK DEDE olarak
bilinir. Nihat Gökyiğit’e ‘ AĞABEY’ diye hitap ederdim, ve
bir çok ilk okulda düzenlediği ‘ÇOCUKTA ÇEVRE ve TABİAT
BİLİNCİ ‘ adlı toplantılara beni konuşmacı olarak davet
ederdi. Her gittiğim ilk okulda Tabiat ve onu koruma konusunda
konuşmamı dikkatle dinlerlerdi.
Bu nedenle Yalova Samanlı köyünde, Karaca Arboretum
çiftliğinde ender bulunan ağaçların toplandığı büyük arazide
Hayrettin Karaca ile tanışmıştım. Çiftlikte uzak doğudan
getirilen ağaçlar, Afrika’dan getirilen ağaçlar, hatta Güney
Amerika’dan getirilen ağaçlar da arazinin şekline göre
serpiştirilmişti. Çiftlikte birkaç Ziraat mühendisi, birkaç
Dendroloji uzmanı , Peysaj Mimarı çalışmakta idi. Onlarla
konuşup sohbet etmiş, çok değerli bilgiler almıştım.
Her biri konusunda uzman olduğu belli idi. Bir ağacın bir
yerde sağlıklı yetişmesi için bir çok şartın oluşması gerekir.
Toprak , iklim koşulları, yeraltı nemi gibi bazı değerlerin
sağlanması sonucunda, bitki örtüsü istenilen düzeye geleceğini
söyledi, çiftlikte bulunan bilim insanları.
Hatırlarım, Afrika’nın o çok sıcak ve kuru ikliminde AKASYA
ağaçları devasa büyüklükte ve yapraklarının çok büyük olduğunu
görmüş, hayret etmiştim. Kanımca Cumhuriyetin ilk yıllarında
Başkent Ankara da yollar ve sokakların ağaçlandırılmaları için
, Atatürk’ün talimatı ile AKASYA ağaçları dikilmişti. Ancak
Ankara’daki bu ağaçlar Afrika ‘ daki Akasya ağaçları kadar
büyümedi. Yıllar geçti, bu ağaçlar söküldü yerine başka
ağaçlar dikildi. Kumrular sokakta çınar ağaçları dikilmiş,
kısa zamanda çok hızlı büyümüşlerdi. Öyle ki bu sokakta
yürürken ağaçtan bir kubbe altında yürüyor hissi verir
insana.
Bütün yurtta olmasa da ,Türkiye’nin her şehrinde TEMA
gönüllüleri ,kısa zamanda oluşup , topluma TABİAT bilinci
verilmesi konusunda bütün güçleri ile çalıştığına şahit
olmaktayız. Bu oluşuma bizlerde katkıda bulunmak için çalıştık
ancak, böyle bir kurumun ‘SUÇ ÖRGÜTÜ’ kurmakla suçlanmasını
anlamakta güçlük çekmekteyiz. Nasıl olurda TEMAveya TEMEV gibi
vakıflar suç örgütü kurabilir , bunu düşünmek bile, o insanın
aklını yitirmesi demektir. Hani deler ya ‘ güleriz ağlanacak
halimize ‘.
BELÇİKA’ da her yıl birkaç kez toplanan NATO ülkeleri
yöneticileri için Brüksel de olağan üstü güvenlik tedbirleri
alınmaz. Herkes günlük yaşamını sürdürür , yollar perdelenmez,
Meclis Çalışanları izine gönderilmez, devlette çalışan
insanlar zoraki izinli sayılmaz, insanların hak ve
hürriyetleri kısıtlanmaz. Hiç bir zaman Amerika da Beyaz Saray
önünde protesto gösterisi yapanlar yaka paça derdest edilip
tutuklanmazlar. Ellerinde pankartlar, Amerika başkanını
protesto edip slogan attıkları için elleri ters kelepçe ile
göz altına alınmaz.
Londra’ nın orta yerinde çok büyük bir park vardır HYDE PARK .
Bu parkın MARBLE ARCH tarafında insanlar getirdikleri bir
sandalye veya bir yüksek tabure üzerine çıkıp, mevcut hükümeti
istedikleri gibi eleştirebilirler, hatta İngiltere Kralı
Charles’ ı bile ağır eleştirebilirler. Kimse gelip bu
eleştirenleri yere ters yatırıp, ellerinden plastik kelepçe
ile kelepçelemezler.
İşte biz buna DEMOKRASİ demekteyiz. Bu hürriyetlerin
bulunmadığı ülkelerdeki yönetimin de sınıflandırıldığı
yönetim tarzı ise ‘MUTLAK MONARŞİ ‘ olduğu bilinir.
Ülkemizde DEMOKRASİ anlamında hangi hürriyetin var olduğunu
bir bilen varsa söylesin. Ben düşüncemi konuşamıyorsam ,
yazamıyorsam , ve tartışamıyorsam bu ülkemizde var olmanın
anlamı kalmaz.
Eşime ikaz ettim ‘ Hanım TEMEV değil TEMA vakıf gönüllüleri
tutuklanmış, sıra kimde belli değil, sen yine de çantayı
hazırla, ne olur ne olmaz, burası SARAYIN TÜRKİYE’si’ diye bir
sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.
Metin Atamer