ÜMİT DOĞAN : SULTAN ABDÜLHAMİD DÜNYANIN EN GÜÇLÜ 3.DONANMASINI NASIL TAVUK ÇİFTLİĞİNE ÇEVİRDİ!

30 views
Skip to first unread message

Oraj POYRAZ

unread,
Feb 4, 2021, 1:48:54 AM2/4/21
to turan...@googlegroups.com
İşte ortada düzgün bir donanma olmadığı için Kanal, Filistin cephesine ikmal yapamadık.
İngilizlerin deniz ikmal hatlarını kesemedik.
Sarıkamış harekatına denizden ikmal yapamadık, gönderdiğimiz ikmal filosu işte bu yüzden Trabzon limanıda Rus savaş gemilerince batırıldı.
İşte bu yüzden burnumuzu Çanakkaleden dışarı çıkaramadık.
Adalara yanaşamadık.
Elin İngilizi 20 bin kilometre öteden geldi, İtalyan geldi, sahillerimize demir attı.

Şimdie de bu şerefsizleri makbul adam sayıyorlar.

Oraj POYRAZ(0raj....@neomailbox.net / oraj....@openmail.cc )
           L2fSIJNoA0xfSNxA  


================================

ÜMİT DOĞAN : SULTAN ABDÜLHAMİD DÜNYANIN EN GÜÇLÜ 3.DONANMASINI NASIL TAVUK ÇİFTLİĞİNE ÇEVİRDİ!

tsum...@gmail.com

19 Eylül 2020 - 19:31 - Güncelleme: 19 Eylül 2020 - 20:17

Sultan Abdülhamid tahta geçtiğinde Osmanlı Devleti Sultan Abdülaziz devrinden kalan çok güçlü bir donanmaya sahipti. Aziziye Orhaniye Osmaniye Mahmudiye ve Asar-ı Tevfik zırhlı gemileri Avnillah Hıfzırahman Lütfucelil zırhlı korvetleri bunların yanında gambotlar skurlar zırhlı dubalar ahşap kalyonlar ve bunlarda görev yapan 26 bin 108 personelden oluşan bu muazzam donanma İngiltere ve Fransa donanmalarından sonra dünyanın en güçlü donanması olarak gösteriliyordu.

Sultan Abdülhamit tahttan indirilme endişeleri sonucunda bu güçlü donanmayı Haliç’e bağlatıp çürümeye terk etti. Gemiler çürümeye bırakılınca başıboş kalan askerler kahvehanelerde Kasımpaşa’nın işret meclislerinde zaman geçiriyorlardı.

İnanması güç biliyorum ama Bahriye Nazırı Hasan Rami Paşa hatıralarında çürümeye terk edilen gemilerin güvertelerinde tavuk beslendiğini hatta bunlara yem olsun diye sandıklar içinde yonca yetiştirildiğini anlatır ve devam eder:

Nezarete tayin olduğum zaman Bahriye mensuplarını miskinlik içinde buldum. Tersane tesislerinin hiçbiri işlemiyordu. Bahriyece mühim olan havuz kapıları haraptı. Torpido istimbotları kıçtan karaya bağlanmıştı. Alt tarafları demir hamızı tutmuştu çürüyorlardı. Bahriye personeli Kasımpaşa kahvelerinde esneyerek vakit geçiriyordu. Askerler silah kullanmanın en basit kaidelerini dahi bilmiyorlardı. Bu şartlar altında görevi devraldım. Askeri eğitmek için ne zaman harekete geçsem hemen padişaha jurnalleniyordum ve padişahtan gelen 'GEMİLERİN HİÇ BİRİ YERİNDEN KIMILDAMAYACAK' emri tarafıma tebliğ ediliyordu. Nihayet gemiler çürüdü. İçlerinde asker barınamayacak hale geldi. Subaylar bile kamaralara şemsiyeleri açık olarak girer çıkar hale geldiler. Çürüklük o hale geldi ki gemilerin kalafat edilmeleri bile imkânsız hale geldi. ”

Dünyanın en güçlü donanmalarından biri iken tavuk çiftliği halini alan o donanmaya yirmi yıl sonra 1897 Türk-Yunan Savaşı’nda sefer emri verildi.

18 Mart 1897’de Aziziye Hamidiye ve Mesudiye zırhlıları ile bir korvetten ve üç torpidodan oluşan filo Haliç'ten Unkapanı Köprüsü'ne doğru hareket etti. Mesudiye zırhlısı daha Eminönü Köprüsü’ne bile varamadan bakımı yapılmayan 8 kazanından 3'ü patladı.

Mürettebat çok zor durumda kalmasına rağmen yaşanan olumsuzluğu donanmanın geçişini izlemeye çıkmış halka hissettirmemek için yolculuğa devam edildi.

Çanakkale’ye doğru gidilirken Hizber Dubası gerek işaret feneri ve haberleşme eksikliğinden gerekse personelin denizcilikten bihaber olmasından dolayı gece karanlığında kayboldu dubanın İmralı Adası’nda karaya oturmuş olduğu ancak iki gün sonra anlaşılabildi.

Seyir halindeyken bozulup hareketsiz kalan torpido istimbotlarından birisi de başka bir torpidoya bağlanıp çekilerek yürütülebildi. Donanma bütün bu olumsuzluklardan sonra Lapseki’ye mecburi demir atmak zorunda kaldı. Esasen sefere çıkıp savaşmak için gönderilen bu gemiler savaşacak durumda da değillerdi.

Osmaniye zırhlısının 18 topundan 16’sı yıllardır atıl durumda bulunduğu için tamiri mümkün olmayacak şekilde hasar görmüştü.

Orhaniye zırhlısı atış yapamaz hale gelmiş Aziziye zırhlısının hidrolik silindirlerinin kapağı çatlamış Hamidiye zırhlısının makine dairesine dolan 300 ton su 400 erin 20 günlük çabası sonucunda boşaltılmış ve sızıntı yerleri çimento ile sıvanmıştı.

Donanma Komutanlığı’nca Bahriye Nezareti’ne sunulan raporda gemilerin sahip oldukları silah ve savaş gereçlerinin yetersizliği belirtmiş donanmanın mevcut haliyle düşman karşısına çıkmanın mümkün olmadığı vurgulanmıştı. Zırhlı komutanlarından Hafız Hüseyin Bey Bahriye Nezareti’ne “Bu gemilerle harbe girmenin Osmanlı milletine ihanet olacağını” belirtecek kadar sert bir rapor göndermişti.

Hasan Rami Paşa’yı dinleyelim:

Donanmanın mürettebatını birkaç gün önce memleketlerinden gelen acemi efrat oluşturuyordu. Gemiler Sarayburnu'ndan bin müşkülatla geçip Yeşilköy hizalarına geldiler ve durmak zorunda kaldılar. Artık gidecek halleri yoktu. Bu sefer de bir fırtına koptu. Herbez dubası tamamen gözden kayboldu. Gemilerde elektrikli işaret fenerleri ve projektörler dahi yoktu. Yirmi sene evvel kullanılıp artık terk edilmiş olan içlerine mum dikilen işaret fenerleri dahi tamam değildi. Hamidiye gemisinin kazanları patlamış ve su alıyordu.

Gemiler zor bela Lapseki'ye kadar gidip limana sığındılar. Hamidiye zırhlısında biriken suyu boşaltmak için pompa yoktu. 400 asker günlerce ellerindeki kovalarla suları boşaltmak için uğraştılar. Çanakkale'de bulunan komutanlar Padişaha korka korka raporlar göndererek gemilerin harp kabiliyeti olmadığını bildirdiler. ”

Abdülhamit devrinde donanmanın hali böyle idi.

Gelelim Lozan’da adaların verilmesini eleştirenlere…

Bir defa şunu hatırlatalım. Lozan’da adaları verme değil geri alamama durumu var. İsmet Paşa adaları vermedi. İsmet Paşa Osmanlı’nın verdiği adaları geri alamadı.

Niye geri alamadığı konusunda onlarca haklı sebep yazılır. Bu sebeplerden önemli bir tanesi adaları savunacak bir deniz gücünün olmayışıdır. Cennet mekan (!) Sultan Abdülhamit Han Hazretleri döneminde Akdeniz’deki stratejik üssümüz olan Kıbrıs İngiltere’ye verilmemiş ve sahip olunan donanma çürütülmemiş olsaydı elbette Lozan’da Türk heyetinin eli daha güçlü olur masaya vurulan yumruk daha sert olurdu.

Yazımın sonunu Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun talihsiz açıklamalarına ayırmak istiyorum. Çavuşoğlu "Meis'i İtalyanlara vermişiz onlar da Yunanistan'a vermiş. Yanı başımızdaki adaları vermişiz geçmişteki anlaşmaları büyük bir başarı öyküsü diye bize ders kitaplarında anlatmaya çalıştılar bizlere ama maalesef işte görüyoruz" diyerek Lozan’a gönderme yaptı.

Keşke Yunan kazansaydı” diyen fesli meczubun ortaya attığı söylemleri bir bakanın dile getirmiş olması yakışık almadı. Bugün hükümetin yapması gereken Lozan’ı eleştirmek yerine Lozan’ın getirdiği kazanımlara sahip çıkmaktır. Lozan iç siyasete meze yapılamayacak kadar kutsaldır kutsalımızdır.

https://www.aykiri.com.tr/yazarlar/umit-dogan/sultan-abdulhamid-dunyanin-en-guclu-3-donanmasini-nasil-tavuk-ciftligine-cevirdi/243/

================================


==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==

Turuncu Kutu - Bilim Düşmanlarına Reddiye - Semih Dikkatli

Soner Yalçın bir kitap yazdı. ‘Kara Kutu’…

Her bir satırında, kaynakçasında, dipnotunda yanlış olmayan cümlesi yok gibi… Tarih, tıp, eğitim alanlarında yanlışlar ve hatta Atatürk’ün yol arkadaşları hakkında iftiralarla dolu, modern tıp için “Çağımızın vebası” diyen bir yığından bahsediyoruz.

‘Kara Kutu’daki yanlışları göz önüne sermek ve düzeltmek için onlarca kitap yazmak gerekir. Psikiyatrist Dr. Semih Dikkatli ise kendi uzmanlık alanından sadece ‘antidepresanlar’ hakkında yazılan kırk sayfa ve Atatürk’ün yol arkadaşları hakkında yazılmış on sayfalık bölüm için yüzlerce sayfadan oluşan bir reddiye kaleme aldı.

Elinizde tuttuğunuz bu kitap bilim düşmanlığına, Kara Kutu Lobisi’ne, Kelle/ Paça/Herbal Şifa Lobisi’ne, bilim felsefesini reddedenlere karşı bilimsel kaynaklarla, bilimsel kanıtlarla, bilimsel düşünceyle emek verilerek yazılmış cevap niteliğinde bir kaynak kitaptır.

Bilimsel verilerle ama herkesin rahatça anlayabileceği bir dil ile yazılmış bu kitabın içinde aynı zamanda “Depresyon Nedir? Sebepleri Nelerdir? Tanı ve Tedavi Süreci Nasıldır? Antidepresanların Kullanım Alanları Hangileridir? Aşı ve İlaç Faz Çalışmaları Nasıl Yapılmaktadır?” sorularına yanıt bulacak ve “Ünlü Okul Katliamları” hakkında ayrıntılı bölümler de okuyacaksınız.

ŞİMDİ YÜZLEŞME VAKTİ…

                                                                                                PROF. DR. ARİF VERİMLİ

<<<<<

Arkadaşlar bu kitabimiz tam da bu doga katliamini anlatiyor.
Kazdaglari, Erzincan Kemah, Ordu/Fatsa altin madenlerinin yedikleri herzeler detaylandiriliyor.
Kitap protestolarsa sessiz okuma eylemlerinde de okunuyor...

FETÖ’nün TSK’deki yapılanmasını tek tek isimlerle anlatan efsane kitap 30’ncu baskıda kalmış ve tükenmişti. Mustafa Önsel’in “Ağacın Kurdu TSK’de Şakirtlerin İşgali Fetullahın Askerleri” 31’nci yeni baskısı ile fakat bu sefer

genişletilmiş güncellenmiş gözden geçirilmiş olarak ve gizlisiz saklısız açık isimlerle okuyucu ile tekrar buluşuyor. İlk 30 baskı okuyucuyu da şok etkisi yaratmıştı yeni 31’inci baskıyla hayret katlanacak ağızlar açık kalacak… 15 Temmuz sonrası ortaya çıkan yeni bağlantılar olaylar ve isimler “Yok artık!” dedirtecek…

Neler var kitap da…

Kimlermiş bakalım “Zındık Komitesi”nin üç reisi?

Kitabının Harp Akademisinde zorunlu okutulduğu Fetullahçı Örgütün Aksiyon Dergisinin yazar kadrosundaki Başbakan…

Fetullah Gülen’in otomobilinde yakalanan Doktor Üsteğmen 12 Mart 1971 muhtırasının güçlü isimlerinden Orgeneral Faruk Gürler’in nesi oluyor?

12 Eylül öncesi Harbiye’de yaşanan “Devrimci” “Ülkücü” ayrışması…

Zaman Gazetesi yazarına Balyoz Davası ile ilgili “Dik durun!” diyen yüksek rütbeli subay…

Bektaşi olduğu bilinen/sanılan askerlerin fişlendiği flash belleğe ne yapıldı?

Şakirt kime denir?

Artık şakirt olmayan askeri okullara giremez” diyen yüksek rütbeli subay…

Harbiye’de korkunç yıllar (2008-2014) işkenceler ölümler intiharlar…

Reina saldırısını gerçekleştiren teröristin telefon rehberindeki yüzbaşı…

İstihareye yatan kalkışmacı generalin gördüğü rüya…

Hava Kuvvetleri İstihbarat Başkanlığı sorgu odasından çıkıp intihar eden subay…

Gay Tayfa” iftiralarıyla başlayan süreç ve Deniz Kuvvetlerine yapılan saldırılar…

GATA’da ve Askeri Yargıda Fetullahçı yapılanmanın boyutları…

Beyin Cerrahından veteriner olur mu?

SAT komando Birliğini lağv etmeye kalkan doktor…

Fetullahçı örgüt için Askeri Yargı ve Askeri Tıbbiyenin önemi…

Genelkurmay Erdoğan’a darbe yapar mı?

Necdet Özel casusluktan yargılanır mı?


Ve daha birçok can alıcı konu…



Gerçeklerle yüzleşmeye hazır mısınız?
--        --        --        --        --        --        --        --        --        --        --        --        --        --        --        --        --        --        --        --        --

Metastaz , Barış Pehlivan , Barış Terkoğlu

KIRMIZI KEDİ YAYINEVİ

○ Menzilci polisler ilk kez göreceğiniz fotoğraflarında ne yapıyordu?

AKP’li Bakan’ın tarikat şeyhinden özel ricası neydi?

○ Devlette FETÖ’den boşalan koltuklara hangi tarikat nasıl yerleşti?

○ Nedir bu hüsn-ü şehadet ve FETÖ borsası?

○ Hangi cemaat kim için Cumhurbaşkanı’na mektup yazarak kefil oldu?

○ Genelkurmay Başkanı’nın “sahip çıkın” dediği isimler neden tutuklandı?

○ “Kurda kuşa yem etmeyin” denilen işadamı nasıl hapisten çıktı?

FETÖ operasyonlarından çıkarılan "imtiyazlı ortaklar" kim?

○ Hâkim rüşvet alırken gizli bir operasyonla nasıl yakalandı?

○ Hangi gazeteci kendisini MİT’çi diye tanıtıp dolandırıcılık yaptı?

○ Çektirdiği fotoğrafları davaları etkilemek için kullanan ismin arkasında kimler var?

FETÖ operasyonu yapan savcının odasını AKP’liler mi bastı?

○ Erdoğan'ın tehdit edildiği toplantıdan yara almadan çıkan ünlüler kim?

○ Üstü kapatılan telefon görüşmelerinde neler konuşuldu?

İlk kez yazılan gerçeklerle tabular yıkılıyor...

Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu METASTAZ ile devleti esir alan kanserli hücrelere ışık tutuyor.



Metastaz 2: Cendere Barış Pehlivan Barış Terkoğlu

KIRMIZI KEDİ YAYINEVİ

Okuduğumuz kitap bir yumruk gibi tepemize inip bizi uyandırmadıktan sonra neye yarar?”

Franz Kafka

CHP’li Belediye Başkanları İmamoğlu ve Çerçioğlu için yapılan ahlaksız teklifin arkasında hangi AKP’li Bakan vardı?

○ Pelikancılar AKP içinde hangi operasyonları yaptı ve kimleri fişledi?

○ Yargının arka odalarında hangi ses kayıtları dolaşıyor?

○ Holding patronu cinayetinin üstü hangi yollarla kapatılmak istendi?

○ Hakimler ve savcılar gizlenen skandalları ilk kez nasıl anlattı?

○ Adliyeye getirilen ve içinde 260 bin dolar olan çantanın sırrı neydi?

○ Nurcular devlet içinde nasıl bir ağ kurdu?

○ Yargıdaki Pelikan-Hakyol mücadelesinin perde arkasında ne vardı?

FETÖ borsasının belgesinde neler yazıyordu?

AKP’li bakanlar arasındaki kavganın bilinmeyen nedeni ne?

○ Diyanet’in gizli tarikatlar raporu nasıl sızdı?

○ Öldürülen AKP yöneticisinin eşi sessizliğini bozup neler anlattı?

15 Temmuz raporu aslında neden basılmadı?

○ Kartal İmam Hatip mezunu olmak devlette hangi kapıları açıyor?

○ Erdoğan’ın yakınını hayata döndüren ismin başına neler geldi?

Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan devlette yaratılan çürümeyi ve herkesin hissettiği cendereyi belgeliyor. “Metastaz 2: CENDERE” çarpıcı bir gazetecilik araştırması olarak tarihe geçecek.


- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
Milletleri kurtaranlar yalniz ve ancak ogretmenlerdir.
Ogretmenden egiticiden mahrum bir millet henuz bir millet adini alma yetenegi kazanmamistir.

Gazi Mustafa Kemal ATATURK

- - - - - - - - - - - - -
JEAN MESLIER : SAGDUYU TANRISIZLIGIN ILMIHALI

46. BU SOZDE ALLAH LUTFU DUNYAYI IYILESTIRMEKTEN COK BOZMAKLA MESGUL VE INSANIN DOSTU OLMAKTAN COK DUSMANIDIR

Kendisinin yucelmesinde dayanak sayilan hayranlik verici eserlerinin korunmasinda, tanrisal lutfun ozel bir sekilde ortaya ciktigini goruyor muyuz? Eger dunyayi yoneten oysa, onu, dunyayi duzeltmekten cok yikmakla, olusturmaktan cok yok etmekle mesgul goruyoruz. Insanlarin korunmasini ve mutlulugunu hep gozettigi varsayilan tanrisal lutuf, ayni insanlari her an binlerce kez yok etmiyor mu? Tanrisal lutuf, her an, sevgili yaratigini gormez oluyor; bazen evini depremle sarsintiya ugratiyor; tarlasini bazen suya bastiriyor, bazen yakici bir kuraklikla kasip kavuruyor. Butun dogayi insana karsi silahlandiriyor; bizzat insani insana karsi silahlandiriyor, genellikle insani nihayet aci icinde olduruyor. Evreni korumak ve kollamak bu mudur?

Batil inanclardan ayri olarak, tanrisal lutfun insan turu ve duygulu butun varliklar hakkinda bu kuskulu, bu karisik durumu incelemeye alinirsa gorulur ki, merhametli ve ozen gosteren bir anaya benzemekten cok uzak olarak, bu tanrisallik, daha cok o ahlaksiz analara benzer ki; sehvetli asklarinin sonuclarini hemen unuturlar, rahimlerinde tasidiktan yukten kurtulmus olmalarindan dogar dogmaz memnun olurlar, onlari bir daha anmazlar, cocuklarini yardimsiz ve korumasiz olarak talihin keyif ve hevesine terk ederler.

Kendilerine barbar islemi yapan milletlerden bu konuda daha uyanik olarak, "Hotanto"larin, cogu kez iyilik yapiyorsa kotuluk de yaptigi icin " Allah"a ibadet etmekten sakindiklari rivayet olunur. Hotantolar'in bu muhakemesi; Allahlarinda iyilikten, sezgiden, ozenden baska bir sey gormeyen ve sayisiz pek cok dert ve sikinti icindeki dunyanin coskuyla ve kendilerinden gecerek optukleri ayni elden cikmis olmasi gerektigini gormek istemeyen bircok insanin muhakemesinden daha dogru ve tecrubeye daha uygun degil midir?

- - - - - - - - - - - - -
Butun hayvanlar esittir ama bazi hayvanlar digerlerinden daha esittir.

George OrwellHayvan Ciftligi

- - - - - - - - - - - - -
Tanri'da eksik olan sey kararlilik, tutarli bir karakter.

Ya bir Presbiteryen, ya bir Katolik ya da neyse o olmalidir, hepsini birden olmaya calismamalidir.
TWAIN,MARK (Samuel Langhorne Clemens) (1835-1910) ABD'li yazar.
Ateistin Kutsal Kitabi - Aforizmalar - Derleyen Joan Konner

- - - - - - - - - - - - -
TCK Madde 266 Kamu gorevine ait arac ve gerecleri sucta kullanma

1) Gorevi geregi olarak elinde bulundurdugu arac ve gerecleri bir sucun islenmesi sirasinda kullanan kamu gorevlisi hakkinda ilgili sucun taniminda kamu gorevlisi sifati esasen goz onunde bulundurulmamis ise verilecek ceza ucte biri oraninda artirilir.
IKINCI BOLUM
Adliyeye Karsi Suclar



- - - - - - - - - - - - -



Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur-...@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gunde...@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj....@neomailbox.net  /  oraj....@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Özgürlük adam, henüz yeni kurdum.

Siyasi iktidarın sürekli yasakladığı, polisiye önlemler ile gizlemeye çalıştığı şeyleri burada biriktireceğim.

Videolar, resimler, makaleler falan.
:
http://insulaelibertatis.com/
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages