TARİH : Türklerde Ordu Geleneği

51 views
Skip to first unread message

Özel Büro (Dig.Security.İŞNET)

unread,
Sep 5, 2016, 1:14:48 AM9/5/16
to MAIL GRUBU - ADD AKDENİZ, MAIL GRUBU - ADD ANADOLU HAREKETİ, MAIL GRUBU - AMERİKADA AYYILDIZ, MAIL GRUBU - DİP DALGASI (270 ÜYELİ), MAIL GRUBU - GUGUKLU HAYAT, MAIL GRUBU - ÖZGÜR MİLLİYETÇİLER, MAIL GRUBU - TURAN ÇATLI 9, MAIL GRUBU - TÜRKÇÜLER, ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU (DÜŞÜNCE FIRTINASI), ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU (GOOGLEGROUPS), ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU (TURAN ÇATLI), ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU (YİSRATÜRK MAIL GRUBU), ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU (YTÜRKİYE İÇİN ELELE MAIL GRUBU), ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU WORDPRESS (İSTİHBARAT VE ANALİZ)

Türklerde Ordu Geleneği

Ergenekon, Balyoz gibi kumpas davaların ardından son olarak darbe girişimiyle ordunun içine FETÖ yapısının sızması, tüm dikkatleri ordumuza yöneltti. Bu zor günleri atlatacağına inandığımız ordumuzun tarihini inceleyelim

Eski Türklerde Ordu Geleneği

Türkler, güçlü ordulara sahip olmaları nedeniyle tarihte güçlü devletler kurmuşlar ve birçok başarıya imza atmışlardır. Göçebe hayat tarzı nedeniyle hayatları savaş eğitimi gibiydi. Bu nedenle ordu-millet anlayışı gelişmiştir.

Ordu kelimesi ilk olarak M.Ö. 206- 205 yıllarına ait Çin vesikalarında “Ou-t’a” şeklinde görülmektedir. Bu belgede şöyle yazılmıştır:

Tung-huların başkanının gururu ve kendine olan güveni, büsbütün

arttı. Batıya doğru harekete geçti. Hunlar ile kendi sınırında

bulunan, boş ve insan yaşamayan bir yeri aldı. Burada insan

yaşamıyordu ve 1000 Çin milinden daha büyüktü. Her iki halk,

onun sınırlarında yaşıyorlardı ve burası onun ordusu ( Ou-t’o)

idi.

İlk Müslüman Türk devletlerinden olan Karahanlı Devleti döneminde ordu ve asker “sü”, komutan da “sü başı” olarak adlandırılıyordu. Ordu kelimesinin karşılığı olarak kullanılan bu sözcük, kağanın oturduğu ve otağın bulunduğu yer, yani devletin başkentiydi. Çünkü eski çağlarda yerleşik topluluklar dini yapıların etrafında toplanırken atlı göçebe topluluklar bir lider etrafında toplanmışlardır. Bu nedenle ordu kelimesi Eski Türkçedeki “ortu” yani “orta” sözcüğünden çıkmış bir kelimedir. Zamanla ordu kelimesinin ifade ettiği anlam değişikliğe uğramış ve askerî kurumları niteler hale gelmiştir.

Türklerde İlk Ordunun Ortaya Çıkışı

Türkler, Hunlardan itibaren devamlı silah başında bulunan ve ülke sınırlarını koruyan bir çekirdek orduya sahiptiler. Bu anlamda Türk ordusu, sadece savaşta toplanan geçici bir ordu değil, köklü ve kurumsallaşmış, devamlı birlikleri bulunan bir güçtü.

İlk düzenli Türk ordusu 10.000 kişilik nüfusu ile Büyük Hun Devleti hükümdarı Mete tarafından kurulmuştur. Bu nedenle Mete’nin tahta çıkış tarihi olan M.Ö. 209 yılı, Türk Kara Kuvvetlerinin kuruluş tarihi olarak kabul edilmektedir.

Bazı kaynaklar ise ilk ordunun çok daha eski dönemlere dayandığını, Çin seddinin yapılışının bu nedenle olduğunu belirtmektedir.

İlk Türk devletlerinde ordu onlu düzene göre düzenlenmiştir. Buna göre birlikler; onlu, yüzlü, binli, on binli şeklindedir. On binlik birliklere ‘tümen’ adı verilmektedir. Ordu, yirmi dört tümenden meydana gelmektedir.

İlk Türk devletlerinde atlı birlikler ve hafif silahlar etkindir. Ok, yay, kılıç, kalkan, mızrak gibi silahlar başlıca savaş gereçleridir.

Hilal Taktiği

İlk Türk devletlerinde keşifler, yıpratma savaşları ve ani baskınlar en sık kullanılan taktiklerdir. En önemli taktikleri ise Hilal ya da Turan taktiğidir. Türk orduları, savaşlar sırasındaki bu taktiğini şu aşamada gerçekleştiriyorlardı: Sahte ric’at (geri çekilme, kaçma) ve pusu. Yani, kaçıyor gibi geri çekilerek, düşmanı çembere almak üzere, pusu kurulan bölgeye kadar çekmek.

Bu savaş usulüne, Türk yurdunun eski adından dolayı “Turan Taktiği” denilmiştir. Bu taktikle kazanılan ve dünya harp tarihinde yerini alan savaşlar arasında 1071 Malazgirt, 1396 Niğbolu, 1526 Mohaç ve 30 Ağustos 1922 Başkumandanlık Meydan Muharebesi’ni gösterebiliriz. Turan taktiği tarih boyunca birçok uygarlığa örnek olmuştur.

İlk Türk devletlerinde askerlik ücretli değildi. Kadın-erkek herkes daima savaşa hazır durumdaydı.

İslamiyet Dönemi Türk Devletleri

İslamiyet’i kabul eden ilk Türk devleti Karahanlılar’dır (840-1212). Karahanlılar’da ordu iki bölümden oluşmaktadır: Hassa ve Eyalet ordusu. 10 kişilik orduya "otağ", 100 kişilik orduya "haly", 1000 kişilik orduya "subaşı" denilirdi. Ordu kurağına veya ordu karargâhına ise "toy" denilirdi. Savaşlarda Hakanın çadırı kurulur, tuğ dikilir ve nöbet davulu (tuğ) vurulurdu. Usta kılavuzlar (yorçı) ve öncü bölükler (yizek) düşmanı gözetler ve düşman gözcülerini yakalamak için atlı bölük (tutgak) çıkarılırdı.

Gazneli ordusu ise gülam askerleri, eyalet askerleri, ücretli askerler ve gönüllülerden meydana gelmekteydi. Gülam askerleri, gülam sistemi adı verilen bir usulle yerleştirilirdi. Bu sistem daha sonra birçok Türk devletinde kullanılmıştır. Savaş esirleri ile küçük yaşta toplanan çocukların yeteneklerine göre yetiştirildiği merkezlere gülamhane denirdi.

Selçuklularda Ordu

Büyük Selçuklu ordusu Dandanakan Savaşı’na kadar göçebe Oğuzlara dayanmaktaydı. Bu savaştan sonra Gaznelilerden esinlenerek yeni düzenli birlikler kuruldu. Bu dönemde silahlar ve zırh, miğfer teçhizatlar Türkler tarafından üretilmekteydi.

Büyük Selçuklularda ordunun dayandığı insan kaynakları altı bölüme ayrılmıştır. Bunlar; Hassa Kuvvetleri(Gülamlar), İkta sahipleri olan Türk emirlerinin verdiği kuvvetler, Vasal devlet (hukuki yönden bağlı) kuvvetleri, şehir ve bölge kuvvetleri, gönüllüler ve Türkmen kuvvetleridir.

Anadolu Selçuklu devleti ordu sistemi Büyük Selçuklu devleti sistemine çok benzemekle birlikte, gülam sistemini güçlendirip Türkmenlerin etkisini azaltmak istemişler, fakat başarılı olamamışlardır. Ordu komutanı olan subaşıların yetkileri bu dönemde azaltılmıştır.

Anadolu Selçuklu devleti üç tarafı denizlerle çevrili olduğu için donanmaya önem vermişlerdir. Bu dönemde kıyı fetihleri artmıştır.

Akkoyunlu ve Karakoyunlu Devletleri

Bu dönemde askeri birlikler daha çok aşiret güçlerine dayanıyordu. Hassa askerlerine korucu ismi verilmişti. Askeri personel ile ilgili defterleri Tavacılar tutmaktaydı. Defterlere her ayrıntının kaydedilmesi ile her emirin ne kadar askeri ve teçhizatı olduğu net bilinirdi. Koşun(150 kişilik birlik) ve Feve(tabur) gibi Farsça terimlere rastlanmaktadır. 

Tabılhane ve Nekkare denilen bandoları bulunmaktadır.

Yeniçeriler

Osmanlılar tarafından kurulan ilk daimi profesyonel meslek ordusudur. Tarihin en büyük teşkilatçılık örneklerinden kabul edilmektedir. Barış zamanında İstanbul’u, savaş sırasında ise padişahı korurlardı. Kapıkulu Ocağı’nın bir bölümünü oluşturmaktaydı. Savaş sırasında hükümdarın yanında merkezde bulunurlardı. Askerler, Acemi Ocağı’nda yetiştirilirdi. Yeniçeri Ocağı I.Murat tarafından kurulmuştur. Askerler, Acemi Ocağı’nda bir akçe, Yeniçeri Ocağı’na geçince iki akçe yevmiye almaktaydı. Bu ocaklardan başka; Topçu Ocağı, Top Arabacıları Ocağı gibi ocaklar da bulunmaktaydı. Haftada 2-3 gün eğitim yapılırdı. Ocak kendini Hacı Bektaşi Veli’ye bağlı sayardı.

Son dönemde devşirme usulü yerine gelişigüzel alım yapılmaya başlandı. Ayrıca yeniçeri öldüğünde çocuğuna maaş bağlanmaya başlanmıştı. Disiplinin bozulması ile Ocak 1826’da II.Mahmut tarafından kaldırılmıştır.

Orduyu Meydana Getiren Unsurlar

1.Saray muhafızları ve gulamlar

Devletin ve hükümdarın korunmasında, saltanatın sürekliliğinin sağlanmasında dayanılan temel silâhlı kuvvetlerin başında “saray muhafızları ve gulâmları” geliyordu. Bu silâhlı güce Karahanlı Devlet’inde, “saray muhafızları ve gûlamları”, Gazneliler’de ve Selçuklular’da saray gulâmları (gûlâman-ı saray, gûlâman-ı dergâh), Memluklular’da ise “memlûk” veya “uşakî”, Osmanlı İmparatorluğu’nda da “kapı kulu” adı verilirdi.

2.Kapıcı başı

Kapıcı başlarının görevleri şöyledir: 

• Sarayda çeşitli hizmetleri verecek adamların alımı,

• Her türlü saray hizmetlilerinin huzura takdimi, tayin edilmesi, terfi ettirilmesi ve bunların bütün şahsi sorunları ile ilgilenilmesi,

• Saray hizmetlerinin usûlüne uygun yürütülmesinin sevk ve idare edilmesi, bunlarla ilgili gerekli kontrollerin yapılması,

• Sarayın içinden ve dışından hükümdara gelebilecek her türlü tehlikenin görülüp engellenmesi ve bunlardan hükümdarın korunması.

Sarayın nöbet organizasyonu da kapıcı başına aittir.

Kapıcı başı; hükümdar sefere, ava, cirit oyununa veya memleket seyahatine çıktığında, onu çok dikkatli gözetiyor, başına kötü bir şey ve felaket gelmesine engel oluyordu. Güvenilmeyecek kişileri hükümdarın yanından uzaklaştırıyor, şüphelilere karşı tedbiri elden bırakmıyordu.

3.Candar

İlk Müslüman Türk devletlerinde candar sarayı koruyan memurlara verilen addı. Karahanlılarda candarlara ait herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Candarın başındaki amirlere emir-i candar denmekteydi.

4.Yatgak

Hükümdarı saray içinde ve dışında gece koruyan nöbetçi askerlerdir.

Yatgak kelimesi, Gazneli ve Selçuklular’daki saray muhafızları için de kullanılıyordu. Daha sonra yatgakların Anadolu Selçuklu Devleti döneminde de kullanıldığı görülmektedir.

5. Turgak

Karahanlılarda hükümdarı ve sarayı gündüz koruyan muhafızlara verilen isimdir.  Turgaklar ile ilgili yegâne kaynak Balasagunlu Yusuf’un Kutadgu Bilig adlı eseridir. Zira Balasagunlu’nun “künün turdı turgak tünün yatgakın tapındı kıyıksız bağırsaklıkın” ( gündüz kapıcılar gece muhafızlarla birlikte bulundu; dürüstlük ve bağlılıkla hizmet etti) sözünden de açıkça anlaşıldığı üzere, gece yatgaklar (muhafızlar) nöbet tutarken, gündüzleri de “turgaklar” sarayda nöbet tutuyorlardı.

6.Silahdar

Silâhdâr, hükümdarın silâhlarına bakıyor ve silâhhaneyi idare ediyordu.

Karahanlılar ve Anadolu Selçuklu Devletleri belgelerinde sık sık silahdar kavramı geçmektedir.

7. Alem Başlar Er

Âlemdâr, bayrak taşıyanlar hakkında kullanılan bir tabirdir. Bayrakdâr ve Sancakdâr kelimeleri de kullanılmaktadır. Askerlerin önünden giderek askerleri yönlendirme görevine de sahiptirler. Gazneliler ve Büyük Selçuklular’da da ‘âlemdârlar vardı. ‘Âlemdârların başında “emîr-i ‘alem” adında bir komutan bulunuyordu.

Hassa Birlikleri

Karahanlılarda hükümdara ait ücretli askerlere denmekteydi.

Sâmânîler ve Gaznelilerde yılda dört defa orduya maaş veriliyordu.59 Batı Karahanlı Devleti’nde ücretli askerliğin yanında ıktâ (dirlik) sistemi de uygulanıyordu. Büyük Selçuklu Devleti’nde de hâssa birlikleri vardı. Ancak hâssa birliklerinde bulunan askerlere maaş yerine ıktâ (dirlik) adı verilen arazi veriliyordu. Onlar da bu topraklardan barış zamanlarında geçimlerini sağlıyor, eğitim giderlerini ve teknik giderleri karşılıyorlardı.

2.Tımarlı Sipahiler

İlk İslâm devletlerinde toprak, askere değil; genellikle devlet adamlarına ve yüksek rütbeli komutanlara veriliyordu. Büyük Selçuklular’da Tuğrul Bey ve Sultan Alp Arslan dönemlerinde beylere ve komutanlara hizmet karşılığında ıktâlar veriliyordu. Hâssa birlikleri de yönetimleri altında bulunan ülkeden toplanan vergilerle geçiniyorlardı. Ancak zamanla bu askerler vergi toplamada usûlsüzlükler yapmaya başladılar. Onlar, halktan aşırı vergi topluyor ve topladıkları vergilerden devlet hazinesine yeteri kadar aktarmıyorlardı. Bu durum, ekonominin giderek kötüleşmesine ve köylülerin sıkıntı çekmelerine neden oluyordu. Devlet, bu durumu önlemek için askerlerin elinde bulunan vergi bölgelerini onlardan almaya çalıştı; ancak başarılı olamadı. Büyük Selçuklu Devleti’nde yaşanan bu olumsuzluklar, Nizâmü’l-mülk’ün ıktâ sisteminde köklü değişiklikler yapmasıyla çözüme kavuşturuldu. “Askerî ıktâ sistemi” adını verdiğimiz bu sistemin Büyük Selçuklularda ilk kurucusu olarak da Nizâmü’l-mülk zikredilmektedir. Askerî ıktâ sistemi sayesinde Selçuklu ordusu masraf yapılmadan besleniyor ve donatılıyordu. Bu sistem sayesinde Selçuklu memleketlerinde devlete ait arazilerin büyük kısmı tarıma açılmış, ziraî üretim artmış, imar faaliyetleri de gelişmiştir.

Büyük Selçuklu Devleti’nde ıktâ sahipleri (ıktâ’-daran), yapmaları gereken bazı hususları da yerine getiriyorlardı: Iktâ sahipleri, kendi emirlerindeki atlılardan her kim ölürse veya her ne sebep ile kaybolursa derhal devlete bildiriyorlardı. Iktâ sahipleri, hüdâvendân (atlılarının sahipleri)’a paralarını verirken bunun karşılığı olarak onların her önemli iş için bütün askerlerini hazır tutmaları gerektiğini bildirmekte idiler. Iktâ sahipleri, hüdavendandan mazeretli olarak kalmak isteyen askerlere ferman almasının gerekli olduğunu söylemesini isterlerdi. Ayrıca ıktâ sahipleri, söylenenlere uymayan hüdâvendanlârı azarlarlar ve para cezasına çarptırırlardı. Böylece ıktâların asayişi ve verimliliği sağlanıyordu. Askerlerin her türlü ihtiyaçları, hayl başı ve üst düzeydeki kumandan (mukaddem) tarafından dile getiriliyor ve devlet tarafından karşılanıyordu.

Anadolu Selçuklu Devleti’nde de askerî ıktâ sistemi uygulanmaktaydı. Hanedan üyelerine, devletin yüksek dereceli memurlarına, memleketleri ellerinden alınan prenslere ve Moğol istilasından sonra mahiyetlerindeki aşiretlerle birlikte kaçıp Anadolu’ya gelen Harezm emîrlerine geniş araziler ıktâ ediliyordu.

Diğer ordu mensupları arasında Hanedan mensupları, valilere bağlı diğer askerler, devlete bağlı boylar ve bunlara bağlı kuvvetler ile ücretli askerler bulunmaktadır.

Ücretli askerler genelde yayalardan oluşmaktaydı. Bunun sebebi de yaya askerlerin maliyetlerinin daha ucuz olmasıdır.

Selçuklu Devleti’nde paralı askerlerin çoğalması ordunun disiplinini bozmuş, bu da devletin sonunu getirmiştir.

Gönüllü Askerler

Ordu-millet özelliğini taşıyan Türkler, gaza ve cihat anlayışı ile gönüllü askerlik yapıyorlardı. Gazneli Mahmûd’un Hindistan seferine katılan çok sayıda gönüllü Müslüman’dan oluşan ordusu olduğu biliniyor.

Karahanlılar’da eşkinciler vasıtası ile adam ihtiyacı olduğunda hükümdar haber göndererek köylerden ve göçebe halktan adam davet ederdi. Bu davet, savaş zamanlarında da yapılırdı.

10.000 Türk gönüllü askeri de Malazgirt Savaşı’nda yer aşmıştır.

Kaynakça

Koray Şerbetçi, İlkçağ Anadolu Devletlerinde Ordu, Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, 2008

Erkan Göksu, Türkiye Selçuklularında Ordu, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora Tezi, 2008

Veysel Aygün, Kâşgarlı Mahmûd, Balasagunlu Yusuf Ve Nizâmü’l –Mülk’e Göre Türk Ordusu, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, 2006

Ayşe Güler, Anadolu’da Kurulan İlk Türk Devletlerinde Askeri Gelenekler, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, 2007

[status publish]

[geotag on]

[publicize off|twitter|facebook]

[category araştırma]

[tags TARİH, Türkler, Ordu Geleneği]

image001.png
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages