Ayakta olmek, diz
ustu yasamaktan daha iyidir.
G.washington
Tanim: Istanbul
un fethi kiyamet aninda olacaktir.
(Kutubu Sitte, Kiyamet bolumu)
Hadis No : 5045
Pluton, Mars ve
NASA da ne dolaplar donuyor
23 Temmuz 2013
Ilkokuldan beri hepimizin severek takip ettigi bir gezegeni
futursuzca silmeye calismak kamu vicdanini yaralar. NASA burada
ileri gitmistir. Haddini ve maksadini asmistir. Boylesine bir
karar utanc verici oldugu kadar gereksizdir de. Sanki en onemli
sorunumuz buymus gibi, sanki butun halk Aman su Pluton
gezegenlikten cikarilsa da bi rahat etsek demis gibi... Yok
boyle bir sey!
Halkin ihtiyaci bu degil. Halk ekmek istiyor, as istiyor, is
istiyor. Pluton u gezegenlikten cikarinca ciftcinin, esnafin
yuzu mu guldu, emeklinin bogazina fazladan bir lokma mi girdi?
Tamamen keyfi olan bu karar ayrica sunu da ortaya koydu: NASA da
adamin varsa istedigin gok cismini gezegen, meteor yaparsin.
NASA nin tek vukuati bu degil. Bakin yillardir cesitli yildizlar
kesfediyorlar. Bu yildizlar kainata, dolayisiyla hepimize ait.
Ama ne acidir ki bu yildizlara isim verilirken dunyanin ortak
mirasi isimler koyulmuyor, yildizi bulan astronotun adi
veriliyor.
TEKSASLI YETIMIN HAKKI YENIYOR
Peki ayni astronot birden fazla yildiz bulursa ne oluyor? Hemen
soyleyeyim, kedisinin, kopeginin adini, halasinin enistesinin
ismini koyuyor yildiza. Helen diyor, Wilma diyor, Lessie1013
diyor. Okuyucularimizin daha net anlamasi icin soyle soyleyelim:
Hayriye koyuyor yildizin adini mesela, Vildan1045 koyuyor,
Haydut koyuyor. Ciddiyetsizlik diz boyu. Bilim bu kadar ayaga
dusmemeli. Ayiptir!
NASA da bir yagma duzeni hukum suruyor ve birilerinin artik bunu
gormesi lazim. Bakin yillardir ABD li kardeslerimizin
vergileriyle ayakta duran bir kurum bu. Teksasli yetimin de
hakki var burada, Harlemli oksuzun de. Peki bu NASA
kuruldugundan beri kac tane adam gibi, yasanabilir gezegen
buldu? Cevabinizi duyar gibiyim: Sifir. Evet, yaziyla da sifir,
rakamla da sifir. Ne buldular peki? Yasamla alakasi olmayan,
yamuk yumuk gereksiz gok cisimleri... Buna ragmen butun
astronotlarin maasi, sigortasi, uc ayda bir cift maasi tikir
tikir yatiyor. Ticket lar da cabasi.
Gezegen bulmayi da abartmiyorlar mi,sinirden duvarlari
yumruklayasim geliyor.
Allah inizi severseniz, bugun herhangi birimiz bir uzay aracina
atlasa, uzaya dogru soyle bir acilsa, illa bir gezegene denk
gelmez mi zaten? Uzayin sonsuz oldugunu soyleyen gene NASA degil
mi? Illa bulacaksin gezegen. Uzayin sonsuz olmasi astronotlarin
isine geliyor tabii. Binlerce yil boyunca birbirinden luzumsuz
gezegenler kesfedip maaslarini catir catir yiyebilirler. Uzay
sonsuz nasil olsa, ye babam ye. Haram olsun.
MARS TA SU OLSA NE YAZAR?
Bakin 30 yildir arastirma icin Mars a gidiyorlar. Hic utanmadan
cikip Efendim cok kucuk de olsa, Mars ta su olma ihtimali var.
Bak sen! Mars ta su olma ihtimali varmis. Yahu Mars ta su olsa
ne yazar, olmasa ne yazar? Su burada dolu var. Dunyanin dortte
ucunun su oldugunu soyleyen gene siz degil misiniz? Ne diye
kalkip kucucuk bir ihtimalin pesinde kosuyorsunuz?
Ayrica bulsan ne faydasi olacak? Mars ta su bulduk deyip
ortaligi birbirine katarlar, bir sevinc dalgasi, heyecan olur.
Hemen astronotlarin katildigi bir parti verirler. Limitsiz yerli
icki... Ertesi sabah herkes sorar: Iyi guzel de, ne yapalim o
suyu? Uzay mekikleriyle Keban Baraji na mi aktaralim? Sacmalik.
Eger NASA da torpille gelmemis bir yonetici olsa der ki:
Arkadaslar bu Mars tan is cikmayacak, baska gezegenlere
odaklanalim. Ama gorunen o ki oyle biri yok ve 500 yil
arastirsan hicbir numarasi ortaya cikmayacak soguk ve gereksiz
bir gezegenin pesinde insanlarin vergileri carcur ediliyor.
Yaziklar olsun.
Insanlar artik gulmuyor
GECEN gun bir isyerini aradim, Ahmet Bey le gorusecem, orada mi?
diye sordum. Sekreterin cevabi: Kim ariyordu? En sevmedigim, en
sinir oldugum sekreter lafi bu. Yani demek istiyor ki Ahmet Bey
var ama herkese yok. Mecbur ismimi soyledim. Sekreter ismimi
yuksek sesle tekrarlayarak muhtemelen o an iceride olan Ahmet e
mesaj gondermis oldu. Ondan gelen yanit herhalde olumsuzdu ki
soyle dedi sekreter: Ahmet Bey su an toplantida yalniz. Iste o
an belki de son aylarda yaptigim en iyi espriyle karsilik
verdim: E Ahmet Bey toplantida yalnizsa o toplanti bitmistir
zaten Telefonun obur ucunda sessizlik oldu. Hicbir tepki vermedi
sekreter kiz. Son derece iyi kurgulanmis, bu kadar kaliteli bir
espriye bile insanlarin gulecek hali kalmadiysa modernizmin ve
teknolojinin mutluluk getirip getirmedigini hep beraber
tartismaliyiz. Kavga etmeden elbette. Uygar insanlar gibi.
Tuzlalilar ne okuyacak?
TUZLA Belediyesi ogrenciler arasinda bir iyilik sampiyonasi
tertip ediyor. Cocuklar 180 bin gibi rekor bir sayida kitap
toplamis, Anadolu ya gonderecekler. Peki soruyorum: O kadar
kitap Anadolu ya giderse Tuzlali ne okuyacak? Evlerde kitap
kalmadi, bir fa$ikule muhtac hale gelindi. Bu Tuzla yi
cahillestirme operasyonudur! Istiyorlar ki Tuzlali okumasin.
Turkiye bu tarz kampanyalarla oyuna gelmemeli ve kitaplarina
sahip cikmalidir.
http://beyinsizadam.net/
lukas...@gmail.com
| Grup eposta komutlari ve adresleri | : | |
| Gruba mesaj gondermek icin | : | ozgur_...@yahoogroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur_gunde...@yahoogroups.com |
| Gruptan ayrilmak icin | : | ozgur_gundem...@yahoogroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | ozgur_gun...@yahoogroups.com |
| Grup Sayfamiz | : | http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/ |
| Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
Insan her
dusundugu ve hissettigi gibi gorunurse insanliktan cikar;
erdemli bir insana yakisan yalnizca somutlasmasini arzuladigi
dusunce ve hislerine uygun davranmaktir.
Sirf dusundugu veya hissettigi icin kimse ne iyi ne de kotu
olabilir;
ancak surekli olarak kotuyu ve kotulugu dusunen birinin iyi
insan olabilmesi de cok zordur gibi laf kalabaligiyla bu sozun
degeri dusmez.
Cunku bu buyuk ozdeyis insan ne dusunurse o dur demez; nasil
dusunurse oyledir der.
Dogrudur, insan dusunce sisteminin niteligiyle tanimlanabilir;
yani ne dusundugu degil nasil ve ne icin dusunduguyle
ozdeslestirilebilir.
Sozun icinde bu aciklamanin sakli oldugunu seziyorum ama, gene
de bir ne icin ekleyerek daha bir acik etmekte fayda gordum.
Insan, nasil ve ne icin dusunurse oyledir .
M. Soyek eklemis)
Dusuncenin Dusunceli Sozleri
Cocugunu yedi
yasinda namaza baslatmayan, on yasinda devamli namaz kildirmayan
ebeveyn buyuk bir sorumluluk altindadir.
Mehmet Sevket Eygi
Murtecilerin cok sevdigi ve onemsedigi fikir adami.
OT YIYEN ESEKLER
AYAKTA UYUR...
Dekolte giyen kadinlar,
Tecavuz eden erkekler kadar sucludur.
Bu yakistirmayi yapanlara,
Oy veren esekler, ayakta uyur...
***
Ayakkabi kutularinda, kuplerde, varillerde,
Hirsizlik para saklayanlara, sonra da,
Takara-Makara cekip Kuran ila alay edenlere,
Oy veren esekler ayakta uyur...
***
Hirsizliktan, dolandiriciliktan
Yuce divana sevki gerekenlere,
Ve de onlari Mecliste aklayanlara,
Oy veren esekler ayakta uyur...
***
Faizler insin diyerek,
Merkez mudurunu haslayanlara,
Dolarin yukselisine yol acanlara,
Oy veren esekler ayakta uyur...
***
Kirmizili kiza biber gazi $ikanlara, $iktiranlara,
Gencleri surukleyip feci dovenlere,
Tazyikli su $ikarak oldurenlere,
Oy veren esekler ayakta uyur...
***
Dortyuz milletvekili isteyenlere,
Cobanla basbakan arasinda fark yoktur,
Biri suruyu, digeri halki guder, diyenlere,
Oy veren esekler ayakta uyur...
***
Yandas medyaya para akitanlara,
Rusvet, yiyicilik, rantla beslenenlere,
Emekliye yirmidort, vekile binbesyuz zam verenlere,
Oy veren esekler ayakta uyur...
***
Acilim sureci diye diye memleketi bolenlere,
Diyarbakir a Kurdistan baskenti diyebilenlere,
Imrali daki katil Apo yu, adam yerine koyanlara,
Oy veren esekler ayakta uyur...
***
Balyoz Ergenekon davalari uydurarak,
Generaller, amiraller, seckin komutanlar, bilim adamlari,
Siyasetci, gazeteci hapsederek, ulke gucunu igdis edenlere
Oy veren esekler ayakta uyur...
***
Toplumun yuzde ellisi bana nefretle bakiyor,
Turkiye yonetilir ulke olmaktan cikabilir.
Bunu yumusatmaliyiz, diyen bir garip AKP liye,
Oy veren esekler ayakta uyur...
***
Koylumuzu ac sefil Istanbul a yiganlara,
Bugday, mercimek, fasulye, pirinc ithal edenlere,
Ot, saman, Angus koyun ithal edip Kurban kesenlere,
Oy veren esekler ayakta uyur...
***
Saymakla bitmeyen ihanetlere,
Yikamakla aklanmayan kirlere,
Yurdu ikiye bolmus gafillere,
Oy veren esekler ayakta uyur...
***
Aziz Nesin dedi ki;
Bu milletin yuzde altmisbesi aptaldir.
***
Esekler ot yer, ot yer, ot yer, ot yer,
Ot yiyen esekler gercekten ayakta uyur...
Sirtina esek yukunu vurdun mu?
Ev yolunu esek kendisi bulur...
10.02.2015 H. LAPTALI
Edep en iyi
edepsizden ogrenilirmis.
Anonim
Anadolu da bir
patirti, bir gurultu, kongreler, beyannameler falan, sanki bir
sey yapabilecekler.
Blof yapmanin sirasi mi?
Hangi teskilatin, hangi kuvvetin var?
Bu ne hayal.
Kuzum Mustafa, sen delimisin?
Yazar Refi Cevat Ulunay - 1919
ATATURKUN ERMENI
TEHCIRI HAKKINDA TARIHI YANITI
Ermeni soykirimi iddialari icin, Bize karsi hakli bir ithamda
bulunamazlar demisti.
Ulu Onder Mustafa Kemal Ataturk, uzun yillar once iddialari
Dunya efkari, Ermeni ahalinin tehciri hususunda almaya mecbur
kaldigimiz karar icin bize karsi hakli bir ithamda bulunamaz
sozleriyle yanitlamisti.
Dunyanin, Ermeni tehciri konusunda Turk devletine karsi hakli
bir ithamda bulunamayacagini belirten Ataturk, o donemde
yasananlari, Bize karsi yapilmis olan iftiralarin aksine, tehcir
edilmis olanlar hayattadir ve bunlardan ekserisi sayet Itilaf
Devletleri bizi tekrar harp etmeye zorlamasa idi evlerine donmus
olurlardi sozleriyle anlatmisti.
TURK KOYLERINDEKI ERMENI TERORU
Ataturk, 26 Subat 1921 de Amerikali gazeteci Clanence K. Streit
in sorusu uzerine, Ermeni tehcirine iliskin su tarihi gercekleri
dile getirdi:
Dusmanca ithamda bulunanlarin surdukleri buyuk mubalagalar
disinda Ermenilerin tehciri meselesi aslinda suna inhisar
etmektedir:
Rus Ordusu 1915 de bize karsi buyuk taarruzunu baslattigi bir
sirada o zaman Carligin hizmetinde bulunan Tasnak Komitesi,
askeri birliklerimizin gerisinde bulunan Ermeni ahalisini isyan
ettirmisti.
Dusmanin sayi ve malzeme ustunlugu karsisinda cekilmeye mecbur
kaldigimiz icin kendimizi daima iki ates arasinda kalmis gibi
goruyorduk. Ikmal ve yarali konvoylarimiz acimasiz bir sekilde
katlediliyor, gerimizdeki kopruler ve yollar tahrip ediliyor ve
Turk koylerinde teror hukum surduruluyordu.
Bu cinayetleri isleten saflarina eli silah tutabilen butun
Ermenileri katan ceteler, silah, cephane ve iase ikmallerini,
bazi buyuk devletlerin daha sulh zamanindan itibaren kendilerine
kapitulasyonlarin bahsettigi dokunulmazliklardan istifade ve bu
maksada matuf olarak buyuk stoklar husule getirmeye muvaffak
olduklari Ermeni koylerinde yapiyorlardi.
INGILIZLERIN IRLANDA YA REVA GORDUGU MUAMELE
Buyuk Onder Ataturk, Ermeni tehciri ve Ermeni cetelerinin
yaptiklari katliamlar konusundaki goruslerini de su sozlerle
dile getirmisti:
Ingilizlerin sulh zamaninda ve harp sahasindan uzak olarak
Irlanda ya reva gordugu muameleye hemen hemen kayitsiz bir
sekilde bakan dunya efkari, Ermeni ahalinin tehciri hususunda
almaya mecbur kaldigimiz karar icin bize karsi hakli bir ithamda
bulunamaz. Bize karsi yapilmis olan iftiralarin aksine, tehcir
edilmis olanlar hayattadir ve bunlardan ekserisi sayet Itilaf
Devletleri bizi tekrar harp etmeye zorlamasa idi evlerine donmus
olurlardi. Gerek umumi harp sirasinda gerek mutarekeden sonra
Ermeniler ve Rumlar tarafindan Musluman ahaliye yapilan mezalim
uzerinde durmak uzun bir hikaye olur. Brest Litovks Muahedesi
nin akdini muteakip Ruslarin sark vilayetlerimizi tahliyeye
basladiklari sirada Ermeni cetelerinin yapmis olduklari katliam
ve tahribat kafi derecede herkesin malumudur.
YUNANLILARIN YAPTIGI KATLIAMLAR
Ataturk, Streit e, Yunanlilarin Izmir i isgalleri sirasinda
yaptiklari katliamlari da su sozlerle anlatmisti:
Yunanlilara gelince, Izmir in isgali sirasinda oyle cinayetler
islemislerdir ki, Yunanistan in muttefiki Itilaf Devletleri
tarafindan tescil edilmis bulunan Itilaf Devletleri Tahkikat
Komisyonu uyeleri bile 1919 sonbaharinda bu vilayeti bastan basa
kat ettikten sonra hazirladiklari raporda, Yunan makamlari
aleyhinde son derece agir tenkitlerde bulunmuslardir.
Yunanlilarin isgal ettigi diger bolgelerde her yas ve
cinsiyetten on binlerce Turk katledilmistir.
TURKLER, HIRISTIYANLARI KATLEDIYOR IDDIALARI
1877-1878 Osmanli Rus Savasi nda Osmanli Devleti nin aldigi
yaralari saramadigini goren buyuk devletler, Istiklal pesinde
kosan Ermenilere yardim ederek Tiflis te Tasnak, Isvicre de
Hincak teskilatlarini kurmalarina ve silahli mucadele
baslatmalarina yardimci olmuslardi. Osmanli Devleti nin Balkan
Harbi nden de maglup ciktigini goren Rusya, Ingiltere ve Fransa
bir taraftan Turkiye yi aralarinda paylasma planlari, diger
taraftan da Tasnak ve Hincak teskilatlarina her turlu silah ve
para yardimi yapiyordu. Bu uc devlet, Turkiye aleyhine
baslattiklari calismalari ve 1. Dunya Savasi nda Turkiye yi
tasfiye etme hareketlerini kendi kamuoylarina kabul ettirebilmek
icin kiliseleri de devreye sokarak buyuk bir propagandaya
girismislerdi.
Bu amacla kitaplar yayinlayan ve toplantilar duzenleyen ulkeler,
Musluman Turkler, Hiristiyan halklara zulmediyor, onlari
katlediyor. Hiristiyan halklari kurtarmak icin Turkiye yi ve
Turkleri cezalandirmamiz gerekiyor. Iste bu maksatla Turklere
karsi harp ediyoruz temasini islemislerdi. Ulu Onder, bu gercek
disi propagandanin onculugunu yapan Lloyd George ve George
Clemenceau ya su carpici sozlerle yanit vermisti: Milletimiz
aleyhinde soylenenler butunuyle iftiradir. Milletimizin zalim
oldugu iddiasi bastan basa yalandir. Hicbir millet,
milletimizden daha cok yabanci unsurlarin inanc ve adetlerine
riayet etmemistir. Hatta denilebilir ki, baska dinlere mensup
olanlarin dinine ve milliyetine riayetkar olan yegane millet
bizim milletimizdir. Fatih, Istanbul da buldugu dini ve milli
teskilati oldugu gibi birakti.
Rum Patrigi, Bulgar Eksarhi ve Ermeni Kategikosu gibi Hiristiyan
din reisleri imtiyaza sahip oldu. Kendilerine her turlu
serbestlik verildi. Istanbul un fethinden beri, Musluman
olmayanlarin mezhar bulunduklari bu genis imtiyazlar
milletimizin dinen ve siyaseten dunyanin en buyuk musaadekar ve
civanmert bir milleti oldugunu ispat eden en buyuk delilidir.
Allahim! Beni sen
kaldir ki, kimseler yikamasin.
S.Sirazi
Seytan tanesi
yildiz
MULK 5.andolsun ki biz, (dunyaya) en yakin olan gogu kandillerle
donattik.
Bunlari seytanlara atis taneleri yaptik ve onlara alevli ates
azabini hazirladik.
Sessiz Gemi
Artik demir almak gunu gelmisse zamandan,
Mechule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hic yolcusu yokmus gibi sessizce alir yol;
Sallanmaz o kalkista ne mendil ne de bir kol.
Rihtimda kalanlar bu seyahatten elemli,
Gunlerce siyah ufka bakar gozleri nemli.
Bicare gonuller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranli hayatin ne de son matemidir bu!
Dunyada sevilmis ve seven nafile bekler;
Bilmez ki giden sevgililer donmeyecekler.
Bircok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Bircok seneler gecti; donen yok seferinden...
Yahya Kemal Beyatli
. . . . . . . .
Yahya Kemal Beyatli nin yasami boyunca iki aski oldugu soylenir,
bunlardan biri Nazim Hikmet in annesi Celile Hanim dir, digeri
ise siirlerinde hep anlattigi Istanbul...
Celile Hanim siddetli gecimsizlik nedeniyle 1917 de Nazim in
babasi, esi Hikmet Bey den ayrilir.
Ilk esi Hikmet Bey den ayrilmak uzere oldugu sirada tanistigi
unlu sair Yahya Kemal ile buyuk bir ask yasar.
Ancak bu iliski arzu ettigi gibi evlilikle sonuclanmaz.
Bazi kaynaklara gore Nazim Hikmet, bir gun Celile Hanim ile
Yahya Kemal i evde samimi bir sekilde gorunce cok ofkelenir ve
Yahya Kemal in cebine Ogretmenim olarak geldiginiz bu evden
babam olarak cikamayacaksiniz yazili bir kagit birakir.
Yahya Kemal in Sessiz Gemi siiri hep olume yazilmis bir siir
olarak bilinir.
Oysa demir alip bu limandan kalkan gemi Yahya Kemal in,
hayatindaki en buyuk aski olan Celile sinin, Ada dan gemiyle
Istanbul a dogru uzaklasirken yasadigi caresizligi anlatir.
Olumdur elbette Sessiz Gemi nin konusu ama askta aranan olumdur
ve Celile nin ardindan Ada limaninda bakakalan Yahya Kemal in
acilarini anlatir aslinda...
Dunyanin evrenin
merkezi ve hareketsiz olmadigi ama gunluk olarak dondugu
dusuncesi sacma ve hem felsefi hem teolojik olarak yanlis ve en
azindan bir inanc hatasi.
Katolik Kilisesi (Galileo Galilei e karsi verdigi karar.
BAKARA - 256
dinde zorlama yoktur...
***
NISA - 89 onlar sizin kendileri gibi kafir ve boylece es
olmanizi isterler.
Allah yolunda goc etmedikce onlardan dost edinmeyin.
bunu kabul etmez de yuz cevirirlerse onlari tutun, buldugunuz
yerde oldurun...
TEVBE - 5 hurmetli aylar cikinca Allah a es kosanlari nerede
bulursaniz oldurun.
yakalayip hapsedin.
gelip gececekleri butun yollari tutun.
fakat tovbe ederler, namaz kilarlar ve zekat verirlerse onlarin
pesini birakin...
ENFAL - 65 ey peygamber inanlari savasa tesvik et.
eger icinizden sabirli yirmi kisi bulunursa onlarin ikiyuzune
galip gelir.
ve eger sizden yuzkisi olursa, kafirlerin binini yener.
cunku onlar hicbir seyden anlamaz guruhturlar.
ENFAL - 66 simdi Allah yukunuzu hafifletti.
bildi ki sizde muhakkak bir zaaf var.
artik sizden sabirli ve metanetli yuz kisi olursa ikiyuzunu
yenerler.
eger sizden bin kisi olursa, Allah in izniyle ikibine galebe
calarlar.
Allah sabir ve sebat edenlerle beRABerdir.
Bana vicdansiz
bir medya verin, size bilincsiz bir halk sunayim.
Joseph GOEBBELS
(Hitler in Propaganda Bakani)
Sabirli adam,
igne ile kuyu kazar.
Italyan atasozu
Usame bin Zeyd
(Radiyallahu Anh) soyle dedi : Rasulullah ( Sallallahu Aleyhi ve
Sellem ) :
Kiyamet gununde bir kisi getirilir ve cehennemin icine atilir da
orada onun barsaklari derhal karnindan disari cikar. Sonra o
kisi barsaklari etrafinda degirmen eseginin donusu gibi doner.
Bunun uzerine cehennem ahalisi o kisinin basina toplanirlar da :
- Ey filan ! Senin bu halin nedir. Sen bize dunyada iyiligi
emreder ve bizleri kotulukten nehyeder degil miydin. derler.
O da :
Evet , ben size iyiligi emrederdim , fakat onu kendim yapmazdim.
Yine ben sizleri kotulukten nehyederdim de onu kendim islerdim
diye cevap verir. buyurdu.
( Buhari )
Cehennemle ilgili hadis. Sahihmis bilenler denetlesin.
PEZEVENK
. . . . . .
Dunya ahvalinden haberi yoktur
Sohbeti din ile acar pezevenk
Komsusu ac iken kendisi toktur
Sanki melek olmus ucar pezevenk
. . . . . .
Karanlik islerde ziplama ister
Evine granit * kaplama ister
Dunya mektebinden diploma * ister
Insanlik dersinden kacar pezevenk
. . . . . .
Herkesin kabina cesmesi akmaz
Erkek sinekleri hareme sokmaz
Fakir komsusunun yuzune bakmaz
Selamsiz sabahsiz gecer pezevenk
. . . . . .
Sanirsin Allah la akde oturmus
Cennete giderken macun goturmus
Huriler i dizip isi bitirmis
Simdi gilmanlari secer pezevenk
. . . . . .
Aydinliga dusman yobazin dolu
Hu cekerken sismis agzinda dili
Erbabi, ulkede bunlardan dolu
Durmadan zehrini sacar pezevenk
A$ik ERBABI
Tum savaslar ic
savastir, cunku tum insanlar kardestir.
F. Fenelon
Dunya baligin
uzerindedir.
Balik basini sallayinca dunyada depremler olur.
Ibni Kesir, 2/29; 50/1
SMS cilesi
24 Temmuz
Gecen sene bir basvuru icin belediyeye gitmistim. Orada bir form
doldurup telefon numarami yazmami istemislerdi. O gunden sonra
surekli SMS gelmeye basladi; Belediye Baskanimiz Feridun Duzagac
cevrecilerle bulustu , Belediye Baskanimiz Feridun Duzagac yarin
esnaf ziyaretinde bulunacak gibi... (Burada belediye baskaninin
ismini vermek istemedigim icin Feridun Duzagac i ornek olarak
verdim. Kendisinden ozur diliyorum ama bir isim sallamak
zorundaydim.) Baskan esnaf ziyareti yapacaksa bundan bana ne
diye dusundum. Esnaf miydim? Bu ziyarette bana dusen bir gorev
mi vardi? Cevreci oldugum da soylenemezdi.
Sonunda dayanamayip belediyeyi aradim, Seffaf belediyecilik
anlayisimiz geregi, beyefendi dedi. Bana beyefendi demesi cok
hosuma gitmis, gururum oksanmisti. Ilk defa birisi bana boyle
hitap ediyordu. Birader, mudur, haci, kardo, panpa gibi
hitaplara aliskindim ama buna hazirlikli degildim. Bir an
panikleyip telefonu kapattim.
ESNAF NE COK ZIYARET EDILIYOR
SMS ler gelmeye devam ediyordu. Bu kez belediyenin bagli oldugu
partiyi aradim. Gorevli telefon numarami sordu. Numaram sudur
dedim. Numarayi soylemeyecek misiniz? dedi. Soyledim. Sorunla
ilgileneceklerini belirtti.
Aradan bir hafta gecti. Belediye SMS leri tum hiziyla gelmeye
devam ediyordu. Feridun Duzagac kah kendinden gecmis bir halde
esnaflari dolasiyor, kah odalar birligini kabul ediyor, kah bir
hali saha acilisinda penalti kullaniyordu. Tek bir fark vardi;
bu kez belediye SMS lerine partinin SMS leri de eklenmisti. X
Parti Ilce Baskanimiz yarin esnaf ziyaretinde bulunacak seklinde
mesajlar gelmeye basladi telefonuma. Esnaflarin ne cok ziyaret
edildiklerini fark ettim. Gorunen o ki X parti sorunla gercekten
ilgilenmisti ama en cok ilgilerini ceken benim cep numaram
olmustu.
Iyiden iyiye uyuz olmustum. X parti ilce baskani sanki kiz
arkadasimmis gibi devamli rapor veriyordu. Kimsesizler yurdu
ziyaretindeyim, market acilisindayim, cevrecilerle pisti
oynuyoruz, babana soyle ben onunla artik konusmuyorum gibi
mesajlar geliyordu. O sonuncusu annemden gelmis aslinda,
bizimkiler bosandiktan sonra fark ettim.
Bu is karakolda biter deyip polisi aradim. Telefonum bir
belediye ve surekli bir yerlere ziyaretler duzenleyen bir parti
tarafindan taciz ediliyor dedim. Numarami sordu. Bu kez
tecrubeliydim, numarami bir kuruma daha kaptirmayacaktim. Yo
dostum yo, bu tuzaga dusmem, numarami vermiyorum dedim. Telefon
numaranizi bilmeden telefon numaraniza gelecek mesajlari nasil
engelleyebiliriz ki? dedi. Bir sure dusundukten sonra Evet bu
gercekten ciddi bir sorun dedim.
Uzun bir sessizlik oldu. Iki taraftan biri taviz vermeden bu is
cozulmeyecekti. Telefon numaramin birinci ve altinci hanesini
soyleyebilirim dedim. Bu hicbir sekilde isimize yaramaz diye
cevap verdi. Ama boyle olmaz ki biraz da siz adim atin komserim
dedim. Aslinda siradan bir memurdu ama komserim diyerek onu
onore edersem isimi halleder diye dusunmustum. Maalesef tam
tersine, polis memuru sinirlendi Kardesim oyalama bizi,
soyleyeceksen soyle su numarayi dedi. O an gozumun onune
polislere yeni dagitilan son model coplar geldi ve numarayi
soyleyiverdim.
SEN DE MI TUGCE? SEN DE MI!
Takip eden haftada tahmin ettigim uzere emniyetten de SMS ler
gelmeye basladi. Bulgar numaralarindan arayip sizinle evlenmek
istedigini soyleyerek kontor isteyenlere itibar etmeyiniz gibi
bir seyler yaziyordu birinde. Son derece otekilestirici, irkci
bir soylemdi bu ama bosver dedim. Pesinden hemen her Allah in
gunu Sunlara itibar etmeyiniz, bunlara itibar etmeyiniz, sunlar
dolandirici, bunlar yankesici mesajlari gelmeye basladi. Bir
sure sonra arayan kimseye guvenemez oldum. Anama babama itibarim
kalmadi. Kontor isteyen yakin arkadasimi polise ihbar ettim.
Ailesi Bulgar gocmeniydi. Zaten hicbir zaman tam anlamiyla
guvenmemistim ona.
Artik sinirden aglayacak hale gelmistim. Mesaj kutum kurum SMS
leriyle dolup tasiyordu. Sinirlerim bozulmustu ve yapacak hicbir
seyim kalmamisti. Dayanamayip eski kiz arkadasim Tugce nin
yanina gittim ve omzunda agladim. Tugce her zaman yanimda
olacagini, butun bunlarin gececegini, sakin olmami soyleyerek
beni teselli etti.
Ertesi gun cep telefonuma XYZ magazalarinda yuzde 50 lere varan
indirim seni bekliyor! seklinde bir mesaj dustu.
Tugce XYZ de calisiyordu...
http://beyinsizadam.net/
lukas...@gmail.com
Inventas vitam
iuvat excoluisse per artes
Birakin sanat ve bilimle hayati guzellestirelim/gelistirelim.
(Vergil, Nobel Madalyasi)
Latin Atasozu
Resulullah sav
buyurdular ki:
Kim resim yaparsa, Allah onu Kiyamet gunu, yaptigi resim
sebebiyle, onlara ruh ufleyinceye kadar azab eder.
Hicbir zaman da ruh ufleyici degildir.
Kutubu Sitte 2168
Safsata [(
Ing:Fallacy), (Osm;Kiyasi-i batil)], bir dusunceyi ortaya
koyarken ya da anlamaya calisirken yapilan yanlis cikarsamalarin
tamamina safsata denir.
Safsatalar, ilk anda gecerli ve ikna edici gibi gozuken ancak
yakindan bakildiginda kendilerini ele veren sahte argumanlardir.
Gunumuz Turkce sinde safsata kelimesi kusurlu akil yurutme
anlamini kaybetmis, yanlis inanc manasinda kullanilir olmustur.
Oysa, safsata, insanin muhakeme yetisinin yanlis yonde
kullanimidir ve cogu kez onyargi, ek$ik bilgi, batil inanclar,
duygusallik, yersiz gondermeler, acelecilik, ozensizlik,
genelleme, duygu somurusu, Turkce yi kotu kullanma gibi
sebeplerden kaynaklanir.
---
Ozensiz Cikarim (Yok Sayma) Safsatasi (Fallacy of Slothful
Induction) :
Istatiksel verilerle ile elde edilen sonucun muhatabinin
aleyhinde olmasi nedeniyle yoksayilmasi.
Ornek 1:
Ali son 6 ayda 12 kaza yapti ve halen bunlarin bir hata degil
tesaduf oldugunda israr ediyor.
(Deliller onun hatali oldugunu gosterdigi halde.)
Ornek 2:
Pek cok anket sonucu, DYP nin cikaracagi milletvekili sayisinin
50 den fazla olmayacagini gosterdigi halde, Parti lideri hala
iktidar olacaklarini soyluyor.
Sana karsilik
iyilik yapanlara, tesekkur etmesini bilenlere de iyilik et.
Hz.Ali
Resulullah (sav)
a bir hirsiz getirilmisti.
Oldurun onu!
diye emretti.
Kendisine:
Ey Allah in Resulu, bu adam sadece caldi denildi.
Bunun uzerine Oyleyse (elini) kesin!
dedi ve derhal eli kesildi.
Sonra ayni adam ikinci sefer getirildi.
Yine: Oldurun onu!
diye emretti.
Kendisine:
Ey Allah in Resulu, bu adam hirsizlik yapti dendi.
Bunun uzerine Oyleyse kesin!
dedi ve derhal sol ayagi kesildi.
Sonra ucuncu sefer getirildi ve hirsizlik yaptigi soylendi.
Hz.Peygamber:
Oldurun onu!
diye emretti.
Kendisine:
Ey Allah in Resulu, bu adam hirsizlik yapti denildi.
Bunun uzerine: Sol elini kesin!
diye emretti.
Sonra ayni adami dorduncu kere getirdiler.
Oldurun onu!
buyurdu.
Kendisine:
Ey Allah in Resulu, bu adam hirsizlik yapti dediler.
Bunun uzerine Sag ayagini da kesin!
diye emir buyurdu.
Ayni adam besinci sefer getiririldi.
Hz.Peygamber (sav): Oldurun onu diye emretti.
Hz.Cabir (ra) der ki:
Adami goturup oldurduk.
Sonra suruyerek goturup bir kuyuya attik.
Uzerini de tasla doldurduk.
Ebu Davud, Hudud 20, (4410); Nesai, Sarik 15, (890, 91)
Hadis No.1603
HIROSIMA,
NAGAZAKI
Insanligin yuz karasi
Hirosima Nagazaki.
Mezar kentlerdir burasi
Hirosima Nagazaki.
Amerikan vahsetiyle
Gorulmemis dehsetiyle
Korku salan mansetiyle
Hirosima Nagazaki.
Yuz binler yanip eridi
Azrail hizli yurudu
Burada insanlik curudu
Hirosima Nagazaki.
Imparator teslim oldu
Ensesinde bomba buldu
Alevleri hakim kildi
Hirosima Nagazaki.
Kimi yasli kadin kuldu
Sabi subyan olum buldu
Ne cabuk da unutuldu
Hirosima Nagazaki.
Fena vurdu vahsi Bati
Kuruttular cumle otu
Bugun dahi durum kotu
Hirosima Nagazaki.
Yuz binleri yilan soktu
Amerika kina yakti
Merhameti asla yoktu
Hirosima Nagazaki.
Su gibi eridi demir
Insanlar olmustu komur
Yok edildi nice omur
Hirosima Nagazaki.
Yahudiler imal etti
Goz dagi vermeye yetti
Yalniz iki ucak gitti
Hirosima Nagazaki.
Hiddeti yim hatirlattim
Derdime ne dertler kattim
Merhameti ben mi sattim
Hirosima Nagazaki.
ASIK HIDDETI
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Bey tok gozlu,
sozunde ve hareketinde acik ve vazih davranmalidir.
Gozu ac adam hic bir sey ile doymaz.
Ac gozluluk, ilaci ve devasi bulunmayan bir hastaliktir;
onu butun dunya kahinleri bir araya gelse yine tedavi edemezler.
Butun aclar yer ve icerler de, nihayet doyarlar;
ac gozlu adamin acligi ancak olumle nihayete erer.
Yusuf Has Hacib
Dunya baligin
uzerindedir.
Balik basini sallayinca dunyada depremler olur.
Ibni Kesir, 2/29; 50/1
Tanri ya inaniyor
musun? sorusuna Einstein in cevabi:
Varolanlarin duzenli uyumunda kendini gosteren Spinoza nin
Tanrisi na inaniyorum, insanlarin kaderiyle ve eylemleriyle
ilgilenen bir Tanri ya degil.
I believe in Spinoza s God who reveals himself in the orderly
harmony of what exists, not in a God who concerns himself with
fates and actions of human beings
Autobiographical Notes (1949, p.103)
(Bu goruslerinden dolayi Einstein in Panteist oldugu sonucu
cikarilabilirse de, bir sonraki gorusunde de agnostiklige yakin
oldugunu belirttigini gorecegiz)
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Insan birseyi ellde etmek icin cabalar.
Onu elde edince de bir kenara atar.
Gercek degerini ise onu kaybedince anlar.
Dostoyevski
Peygamberimiz caminin bahcesine girerek soyle dedi: Surasi
muhakkak ki cami ne cenabete, ne aybasiliya helal degildir.
Muslim, Hayz 11; Ebu Davud, Taharet 104; Tirmizi, Taharet 101;
Suneni Nesei, Hayz 18
****
Peygamber in hanimi anlatiyor: Peygamberimiz, bizden biri
aybasili oldugu halde, onun kucagina basini koyar ve Kuran
okurdu.
Bizden birimiz aybasili iken camiye gidip Peygamber e birseyler
gotururduk.
Suneni Nesei, Hayz
Safsata [( Ing:Fallacy), (Osm;Kiyasi-i batil)], bir dusunceyi
ortaya koyarken ya da anlamaya calisirken yapilan yanlis
cikarsamalarin tamamina safsata denir.
Safsatalar, ilk anda gecerli ve ikna edici gibi gozuken ancak
yakindan bakildiginda kendilerini ele veren sahte argumanlardir.
Gunumuz Turkce sinde safsata kelimesi kusurlu akil yurutme
anlamini kaybetmis, yanlis inanc manasinda kullanilir olmustur.
Oysa, safsata, insanin muhakeme yetisinin yanlis yonde
kullanimidir ve cogu kez onyargi, ek$ik bilgi, batil inanclar,
duygusallik, yersiz gondermeler, acelecilik, ozensizlik,
genelleme, duygu somurusu, Turkce yi kotu kullanma gibi
sebeplerden kaynaklanir.
---
Genellestirme Safsatasi (Fallacy of Converse Accidents) :
Ozel durumlardan, ozelligi olan istisnai haller icin gecerli
olan kurallardan genel ilkelere ve ifadelere sicrama yanlisi.
Ornek 1:
Mesru mudafaa icin adam oldurmek yanlis degildir. O halde adam
oldurmek yanlis degildir.
Ornek 2:
Sirti agriyan kisiler, sirt ustu yattigi zaman daha rahat
uyurlar.
Tum insanlar sirt ustu yatsalardi daha rahat uyurlardi.
Ornek 3:
Narkoz amaciyla hastalara uyusturucu verildigine gore butun
insanlara uyusturucu kullanma izni verilmelidir..
Guncel Ornek 1:
Imzalamazsa devlet krizi cikar.
Dunya uzerinde hicbir basbakan, kendi devletinin baskanini
boylesine tehdit etmemistir.
Siz ettiniz.
Gene imzalamadi.
(Hincal Uluc, 23.8.2000, Sabah)
Yazar, kendi bilgisi dahilindeki ulkelerde hic bir basbakanin
kendi devlet baskanini boyle tehdit etmedigi iddiasindan yola
cikarak Turkiye Basbakanini elestiriyor.
Burada yazarin boyle bir genelleme yapabilmesi icin butun
dunyadaki basbakanlarla cumhurbaskanlari arasindaki iliskileri
ve gecmis iliskileri istatistikleri ile biliyor olmasi gerekir.
Guncel Ornek 2:
Kim ne derse desin, kaderin sakasi yoktur.
Cocuklukta bir kere gazeteci rolune girdik diye, bizi oraya
prangalamadi mi?
(Mustafa Kaplan, 24.8.2000, Akit)
Yazar, cocuklukta oynanan rolun buyuyunce de insani
etkileyecegini ve bunun butun insanlar icin gecerli oldugunu
soyleyerek genelleme yapiyor.
Halbuki cocuklukta herhangi bir meslegin rolunu yapan herkes
buyuyunce de o meslekten olmaz.
Guncel Ornek 3:
Kuresellesmenin ve Yeni Dunya Duzeninin sahibi dunyanin tek
efendisi ABD insanligin yararina tek bir projeye sahip degildir.
(Mujdat Ozturk, 5.9.2000, Ortadogu)
Yazar, ABD nin dunyanin yararina hicbir proje uretmedigini
soyleyerek genel bir cikarim yapiyor.
Guncel Ornek 4:
Iste insana verilen deger !
ABD de 5,5 aylik dogan bebegi yasatmak icin onlarca insan
seferber oldu 300 milyar harcandi.
(13.5.2000,Sabah)
Yazar, ABD de 5.5 aylik dogan bebegi yasatmak icin harcanan
cabanin butun insanlar icin de harcanacagi varsayimiyla
genelleme yapiyor .
Guncel Ornek 5:
Yeni dunya anlayisi, yeni degerleri yakalama cabasi
diplomasideki butun bu anlamsiz kurallari kaldirip bir tarafa
firlatti.
Bugun dunyanin en guclu liderleri uluslararasi bir sorunu cozmek
amaciyla gerektiginde binlerce kilometre ucuyorlar, kucucuk bir
ulkenin liderinin ayagina gidip dil dokuyorlar...
(Tufan Turenc, 14.8.2000, Hurriyet)
Yazar, diplomasideki tum kurallarin atilmis oldugunu soylemekle
genellestirme yapiyor.
Ayni sekilde dunyanin en guclu liderlerinin kucucuk ulkelerin
liderlerine dil doktuklerini soylerken de oyle.
Guncel Ornek 6:
Epeyi eskilerde kaldi, bir zamanlar, taksi soforleri kamu
hizmeti yapar idiler.
Sofor denilen kisi kendisine her yonden inanilan ve itimat
edilen kisi demek idi.
Mesela benim dedem Bursa da 18 yil taksi soforlugu yaptiktan
sonra imamliga baslamis ve Istanbul un once Aksemseddin ve sonra
da Cerrahpasa Camilerinde gorev yaparak oradan da Allah in
rahmetine kavusmustu
(Atilla Ozdur, 31-8-200, Akit)
Yazar, dedesinin soforlukten sonra imamlik yapmis olmasindan,
soforlerin eskiden cok itimada sayan insanlar oldugu cikarimini
yapiyor.
Guncel Ornek 7:
Hep buyuklukler pesinde kosan bu toplumu artik iki arada bir
derede kistiramaz, oralara hapsedemezsiniz.
Bakmayin siz 68 li kiytiriklara ve eski tufek bagirtilara.
Turkiye sur atini kazanmistir.
Dev coktan uyanmistir.
Inanmazsaniz, su Galatasaray in yaptiklarina bir bakin.
(Gurbuz Azak, 30.8.2000, Turkiye Gazetesi)
Yazar sadece Galatasaray in basarisindan yola cikarak Turk
toplumunun artik cok daha basarili olacagini iddia ediyor.
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Nasihat gecer akcelerin en kucugudur.
Bierce
Bu turediler, bu serseriler yuzunden Anadolu bastan basa
iktisaden harap ve tursap oldu.
Anadolu yarin yine istilalara maruz kalir.
Butun bu sureti haktan gorunen nasihatlar, bu halki esarette
yasatmak icin bir nevi afyondur, esrardir
(ALi KEMAL, Peyami Sabah, 12.2.1921)
Kure Isiniyorsa Bana Ne?
23 Temmuz 2013
Kuresel isinma var! diye bagirip cagiranlar... Derdiniz nedir?
Kure biraz isinsa ne olur sorarim size? Dogalgaz faturamiz yari
yariya dusse kotu mu? Buzullar eriyecekmis. Bak sen! Ne
faydasini gordun buzullarin? Valla su yasima geldim, ben bir
faydasini gormedim. Goren varsa buyursun soylesin. Bilakis
insanoglu olarak buzullarin pek cok zararini gorduk. Eskimolara
hayati zindan eden, Titanic i batiran bu buzullar degil mi?
Yuzlerce masum insan o geminin batmasiyla hayatini kaybetti.
Bunlarin ailelerini de hesaba katsan muthis bir rakam cikiyor
ortaya. Sebep kim? Buzullar. Kimse bana buzullari savunmasin.
HER SEY BBC NIN ZARARINA!
Burada kritik soru su: Buzullarin erimesi kimin zararina? Hemen
soyleyeyim, buzullarin erimesi sadece her sene buzullarda bir
belgesel ceken BBC ye koyar... BBC kimin? Israillilerin. Simdi
bir seyler netlesiyor mu?
Kuresel isinmayla ilgili bir Kyoto Protokolu nden bahsediliyor.
Internette ufak bir arastirma yaptim. Ve sonuc: Kyoto, Japonya
da bir sehir. II. Dunya Savasi nda Pearl Harbour a saldiranlarin
da Japonlar oldugunu hatirlatmama gerek yok sanirim.
Bir de su acidan bakalim: Kure isininca ne olacak? Dev enerji
sirketleri, ozellikle dogalgaz deposu Rusya bundan olumsuz
etkilenecek. Rusya kimin? Ruslarin. Hala bir seyler netlesmedi
mi?
Kutup ayilarinin nesli tukenecekmis. Bir kutup ayisinin
hayatimizin hangi asamasinda isimize yaradigini biri anlatabilir
mi? Soylari tukenecekse bu onlarin basarisizligi olur. Bizimle
alakasi yok. Soyu tukenmeyen nasil tukenmiyor?
Insanoglu mu suclu? Ya insanoglu tabiattaki en yardimsever
canlidir ya. Insanlara laf atanin alnini karislarim. Kutup
ayilarinin neslinin tukenmesiyle ilgilenen baska bi canli
soyleyin? Pandalar mi? Su yilanlari mi? Guldurmeyin beni.
Gercekten cok komiksiniz, ornekleriniz bile sacma. Onlarin
kendilerine faydasi yok. Kimse kusura bakmasin ama sen bir kutup
ayisi olarak neslinin tukenmemesi icin ne yaptin? Kis uykusu adi
altinda alti ay afedersin bir tarafini devirip yattin. Yalansa
yalan de. Tabiatta milyonlarca cins hayvan var. Ben her hayvanin
neslini koruyacaksam benim neslimi kim koruyacak? Fatih in
nesliyiz biz. Bizi kim koruyacak? Ote yandan bir kisim medyanin
soylari tukeniyor diye bas bagirdigi kutup ayilari hic de oyle
zor durumda degiller sanki. Reklamlarda gordugumuz kadariyla
kola icip keyif yapiyorlar ve hallerinden gayet memnun
gorunuyorlar. Kutup ayilarinin acisindan rant devsirenler kim,
asil soru bu.
DINOZORLARI DA MI BIZ YOK ETTIK?
Ayrica adaptasyon denen bir sey var. Buzullar eridi diyelim.
Kutupta duramayan kutup ayilari gelsinler soyle Orta Avrupa ya
dogru. Basimizin ustunde yerleri var. Bir sicak bir ates basar,
iki uc nesil sonra onlar da alisir. Alisan nasil alisiyor?
Her seyde insanoglunu sorumlu tutmak da moda oldu. Vurun
abaliya. Yahu insanoglu daha 50 bin yildir falan var. Dunya ise
5 milyar yasinda. Biz yokken her sey daha mi iyiydi? Dunya
gulluk gulistanlik bir yer miydi? Iste bundan kuskuluyum.
Dinozorlari kim yok etti? Biz mi yok ettik? Neticede tabiatta
bir dongu var, herkes birbirini yiyor. Biz insanlar hepinizi
yiyoruz. Ve bu cok hosumuza gidiyor.
Ben inaniyorum ki kuresel isinmayi protesto edenler yarin
gezegenimiz birazcik daha isindiginda, mesela subat ayinda plaj
keyfi yapmanin tadina vardiginda hatasindan donecek ve
kandirilmis oldugunun farkina varacak. Asil korkulmasi gereken
kuresel isinma degil, icimizde ve disimizda bizi bolmek isteyen
unsurlar. Umarim farkina variriz.
http://beyinsizadam.net/
lukas...@gmail.com
Insan belayi
dilden bulur.
Hz.Ali
BENDEN KUR AN
DISINDA BIR SEY YAZMAYIN.
- - -
Kim, benden Kur an disinda bir sey yazmissa, onu imha etsin.
Muslim-Zuhd/72(3004) /4137 Ebu Davud-Ilm/3(3647) /4136
Musned-c.3/12,21,39 Darimi-Mukaddime/42
- - -
Zeyd Ibnu Sabit Hz. Muaviye radiyallahu anhuma nin yanina
girmisti.
Hz. Mu aviye ona bir hadisten sual etti.
Zeyd de hadisi ona soyledi.
Hz. Muaviye (orada hazir bulunan bir adama) hadisi yazmasini
emretti.
ZEYD MUDAHALEDE BULUNARAK RESÛLULLAH ALEYHISSALATU VESSELAM,
HADISLERINDEN HIC BIR SEY YAZMAMAMIZI EMRETMISTI dedi.
Bunun uzerine Hz. Muaviye yazilani derhal imha etti.
4106 - El-Muttalib Ibnu Abdillah Ibni Hantab radiyallahu anh
anlatiyor:
Ebu Davud, Ilm 3, (3647).
- - -
Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: Benim hakkimda
yalan soylemeyin. ZIRA BENIM UZERIME YALAN UYDURAN CEHENNEME
GIRER.
5176 - Hz. Ali radiyallahu anh anlatiyor:
Buhari, Ilm 38; Muslim, Mukaddime 1, (1); Tirmizi, Ilm 8,
(2662).
- - -
Hadisler hadisciligi yalanliyor.
Buna bakarak Sunni mezheplerin kufre saptigini soylesek abartmis
olur muyuz?
Safsata [(
Ing:Fallacy), (Osm;Kiyasi-i batil)], bir dusunceyi ortaya
koyarken ya da anlamaya calisirken yapilan yanlis cikarsamalarin
tamamina safsata denir.
Safsatalar, ilk anda gecerli ve ikna edici gibi gozuken ancak
yakindan bakildiginda kendilerini ele veren sahte argumanlardir.
Gunumuz Turkce sinde safsata kelimesi kusurlu akil yurutme
anlamini kaybetmis, yanlis inanc manasinda kullanilir olmustur.
Oysa, safsata, insanin muhakeme yetisinin yanlis yonde
kullanimidir ve cogu kez onyargi, ek$ik bilgi, batil inanclar,
duygusallik, yersiz gondermeler, acelecilik, ozensizlik,
genelleme, duygu somurusu, Turkce yi kotu kullanma gibi
sebeplerden kaynaklanir.
---
Terkip (Butunleme) Safsatasi (Fallacy of Composition) :
Bir butunun her parcasi ya da bazi parcalari icin gecerli
olanin, butunun kendisi icin de zorunlu olarak gecerli olacagini
varsaymaktan olusan hata.
OLU
. . . . . .
Hangi mahallede imam yok,
Ben orada olecegim.
Kimse gormesin ne kadar guzel,
Ayaklarim, saclarim ve her seyim.
Oluler namina, azade ve temiz,
Mechul denizlerde balik;
Musluman degil miyim, hasa,
Fakat istemiyorum, kalabalik.
Beyaz kefenler giydirmesinler,
Sizlamasin karanligim havada.
Omuzlardan omuzlara gecerken sallanmayayim,
Ki butun azalarim hulyada.
Hicbir dua yerine getiremez,
Benim kainatlardan uzakligimi.
Yikamasinlar vucudumu, yikamasinlar,
Cilginca seviyorum sicakligimi...
Fazil Husnu DAGLARCA
Tevfik Pasa
Ingiltere ile gizli bir anlasmaya varilarak Osmanli Devleti nin
Ingiltere ye bagliliginin saglanmasini istedi.
Yuksek Komiser Amiral Calt Horpe un raporundan. 06.06.1919
Safsata [(
Ing:Fallacy), (Osm;Kiyasi-i batil)], bir dusunceyi ortaya
koyarken ya da anlamaya calisirken yapilan yanlis cikarsamalarin
tamamina safsata denir.
Safsatalar, ilk anda gecerli ve ikna edici gibi gozuken ancak
yakindan bakildiginda kendilerini ele veren sahte argumanlardir.
Gunumuz Turkce sinde safsata kelimesi kusurlu akil yurutme
anlamini kaybetmis, yanlis inanc manasinda kullanilir olmustur.
Oysa, safsata, insanin muhakeme yetisinin yanlis yonde
kullanimidir ve cogu kez onyargi, ek$ik bilgi, batil inanclar,
duygusallik, yersiz gondermeler, acelecilik, ozensizlik,
genelleme, duygu somurusu, Turkce yi kotu kullanma gibi
sebeplerden kaynaklanir.
---
Kumarbaz Safsatasi (Fallacy of Gambler) :
Bir olayin gecmiste nadir geceklesmis olmasina dayanarak,
gelecekte daha yuksek ihtimalle ortaya cikabilecegini kabul etme
yanilgisi.
Olasilik teorisinde, her olay ya da olusumun bir oncekinden
bagimsiz oldugu kabulunu reddederek, ornegin madeni paranin on
kez tura geldikten sonra, on birincide yazi gelecegini iddia
etmekten olusan hata.
Ornek 1:
Zar atma masasina yine gitmelisin.
Yedi atma sansi altida bir, zarlari bes kez attigin halde yedi
tutturamadin.
Elin mahkum, simdi yedi atacaksin.
Ornek 2:
Yakinda zengin olacagim.
Nasil bu kadar eminsin?
Biliyorsun, her hafta Spor Loto oynuyorum.
Simdiye kadar hic kazanmadim.
Bu nedenle kazanma ihtimalim gittikce artiyor.
Demokrasi, ruhani
ve cismani butun iktidarlarin sona ermesidir.
Proudhon
Allah; Adem i,
Nuh u, Ibrahim Ailesi ni, Imran Ailesi ni secerek alemlere ustun
kilmistir.
AL-I IMRAN SURESI 33
Butun insanlar
ayni dilde gulumser...
George Carlin
Biz kiz ask icin
evlenmeli ve onu bulana kadar evlenmeye devam etmelidir.
Zsa Zsa Gabor
Ganimet
ENFAL 1.sana savas ganimetlerini soruyorlar.
De ki: ganimetler Allah ve peygamber e aittir.
O halde siz (gercek) muminler iseniz Allah tan korkun, aranizi
duzeltin, Allah ve resulune itaat edin.
ENFAL 41.eger Allah a ve hak ile batilin ayrildigi gun, iki
ordunun birbiri ile karsilastigi gun (bedir savasinda) kulumuza
indirdigimize inanmissaniz, bilin ki, ganimet olarak aldiginiz
herhangi bir seyin beste biri Allah a, resulune, onun
akrabalarina yetimlere, yoksullara ve yolcuya aittir.
Allah her seye hakkiyla kadirdir.
Dr. Murat
Beyazyuz : Savunma Mekanizmalari
Savunma mekanizmalarinin esas islevi, zihnin zorlanma
durumlarinda, zihinsel yapinin butunlugunu ve dengesini
surdurmektir. O halde, normal disi zihinsel isleyisin
belirleyicisi savunma mekanizmalarinin kullanilmasi degildir.
Istisnasiz her insan, zihinsel yapisinin butunlugunu korumak ve
kendisini dengede hissetmek icin savunma mekanizmalari kullanir.
Bununla birlikte savunma mekanizmalarinin nasil, ne $iklikta ve
hangi durumlarda kullanildigi normal disi isleyisi belirlemekte
bir kriter olabilir.
Zihinsel aygit ayni anda birbiri ile bagdasmayan bircok durtunun
zorlamasiyla karsilasirsa bu duruma catisma denir. Catisma
kavrami ayni zamanda superego istekleri ile id istekleri
arasindaki uyumsuzlugu ve hatta id veya superego nun
isteklerinin dis dunya ile uyumsuzlugunu da anlatir. Bu
catismalarin ego da yarattigi anksiyete savuma mekanizmalarinin
yardimiyla giderilir.
Simdi bu savunma mekanizmalarini kisaca anlatmaya calisalim.
Bilincdisi Bastirma (Repression)
Durtulerin, insanin istegi disinda bilincdisinda tutulmasi ve
bilince cikmalarina izin verilmemesi anlamina gelen bilincdisi
bastirma (repression) ile, istenmeyen, hosnutsuzluga yol acan
istek, ani veya duygularin bilincdisina itilmesi yonundeki
cabayi anlatan bilincli bastirma (supression) birbirinden farkli
zihinsel surecleri ifade eder. Bilincdisi bastirma ile
bilincdisinda tutulan durtuler hicbir zaman bilince
cikmamislaridir ve cikamazlar.
Bilincli bastirma ile bilincdisina itilen yasantilar ise daha
once bilincli olarak yasanmislardir ve daha sonra bilincdisina
itilmislerdir.
Sonradan bilincdisina itilen bu yasantilar, bilincdisi bastirma
mekanizmasi ile id de hapis tutulan durtulerden farkli olarak
gerektiginde bilince tekrar cikarilabilirler.
Bilincdisi bastirma (repression) savunma mekanizmalari arasinda
en onemli olandir, zira diger tum savunma mekanizmalari bu
savunma mekanizmasi ile birlikte calisirlar.
Genellikle bastirmanin yetersiz kaldigi durumlarda, diger
savunma mekanizmalari zihinsel yapinin selameti icin bastirma
nin yardimina kosarlar.
Bastirilan durtulerin veya catismalarin zaman zaman
davranislarda bir takim etkileri olabilir. Mesela odipus
kompleksinin cozumlenmeden bastirilmasi sonucu, yetiskinlikte
bir takim cinsel sorunlar, karsi cinsle ilgili kararsizlik
durumlari ortaya cikabilir.
Yadsima (Denial)
Kotu bir durumla karsilastigimizda soyledigimiz bu gercek olamaz
cumlesi yadsimanin izini surmek icin iyi bir ornektir. Yadsima,
icten ya da distan gelen tehlikeli bir durumun yok sayilmasidir.
Tum ilkel savunma mekanizmalarina degisen oranda yadsima da
eslik eder. Hosnutsuzluk yaratan bircok olay, bilincdisina
bastirilirken, ayni zamanda yasanmamis gibi de hissedilir, yani
bastirmaya yadsima eslik eder.
Yansitma (Projection)
Kisi kendisinden kaynaklanan hos olmayan yasantilarin
sorumlulugunu, kendi disindaki nesnelere yukleyerek bu
yasantilarin yaratacagi anksiyeteden kurtulabilir. Yansitmanin
bir diger sekli de, hosnutsuzluk yaratan veya dis dunyaya uygun
olmayan id veya superego isteklerinin baska kisilere mal
edilmesidir. Boyle bir durumda da yansitma, yadsima ile birlikte
calisir.
Neden Bulma (Rationalization)
Bu savunma mekanizmasi yapilan hareketi hakli gostermek icin ya
da hayal kirikliklarinin etkisini azaltmak icin kullanilabilir.
Ornegin, bir elektronik cihazi kullanim kurallarina tam olarak
riayet etmeksizin kullanan ve bu ihmali ile cihazin bozulmasina
sebep olan kisi, cihazin kaliteli olmadigini, dayaniksiz
oldugunu veya bir imalat hatasi oldugunu soyleyerek kendisini
sucluluk duygularindan kurtarmaya calisabilir.
Anlasilabilecegi gibi, neden bulma savunma mekanizmasi da hemen
her zaman yadsima ile birlikte kullanilir.
Dislastirma (Externalization)
Kisi kendisinden kaynaklanan hos olmayan dusunce, duygu veya
isteklerin dis dunya ile ilgili oldugunu ve kendi zihinsel
sureclerinden baglantisiz oldugunu dusunur. Dislastirma surekli
sanssizliktan yakinan insanlarin $iklikla kullandigi bir savunma
mekanizmasidir.
Iclestirme (Introjection)
Bu savunma mekanizmasinda, kisi baska bir insanin veya baska bir
toplulugun ozelliklerini zihinsel yapisinin icine alir ve kendi
kisiliginin unsuru haline getirir. Amac her savunma
mekanizmasinda oldugu gibi zihinsel aygiti gerilimden korumaktir
fakat bu savunma mekanizmasinda gerilim daha cok dis
kaynaklidir. Superegonun olusumunda bu iclestirme mekanizmasinin
esas rolu oynadigini soylemistik.
Ice Alma (Incorporation)
Bu mekanizmada, insan cesitli sebeplerle ayrilmak zorunda
kaldigi kisi veya kisileri, bu kisilerden ayrilmasinin yarattigi
anksiyete ile bas edebilmek icin kendi zihinsel aygitina dahil
eder, bu kisilerin ozelliklerini kendi egosuna eklemler. Yani
bir bakima o kisileri kendi icinde yasatir. Mesela, babasini
kaybeden biri, onun paltosunu giyerek, onun tespihini kullanarak
veya onun gibi davranarak onun ozelliklerini kendi ego suna
dahil eder ve boylece ondan ayrilmanin yarattigi anksiyeteyi
savusturur.
Odunleme (Compensation)
Bu savunma mekanizmasi ile insan, zihninde yer alan ek$iklik,
yetersizlikle ilgili imajlardan, bedenindeki ek$ikliklerden ya
da kusurlardan veya sosyal alanlardaki yetersizliklerinden
kaynaklanan rahatsiz edici duygularindan kurtulmak icin bu ek$ik
taraflarini yadsir, ama bu yadsima yeterli olmadigi zaman
zihinsel, bedensel veya sosyal baska alanlarda kendisini
gelistirerek ek$ik oldugu taraflarini yadsimayi kolaylastirir.
Ne var ki odunleme savunma mekanizmasi da diger savunma
mekanizmalari gibi her zaman olumlu sonuclar dogurmaz. Ornegin,
zihinsel bir takim ek$iklik imajlari sebebiyle surekli
asagilanmaktan korkan bir insan, entelektuel alanda kendisini
gelistirerek, bilgileri ile etrafindakileri surekli asagilamayi
secebilir. Boyle bir durumda da odunleme mekanizmasinin yansitma
ile birlikte calistigini goruruz.
Yuceltme (Sublimation)
Bu savunma mekanizmasinda, kisi durtu, egilim ve isteklerinin
dis dunya gercekligi ile ortusmedigi durumlarda, bu durtu,
egilim ve isteklerine toplum tarafindan hos gorulebilecek
kiliflar hazirlayarak zihinsel gerilimden kurtulur.
Yer Degistirme (Displacement)
Bir duygu ya da durtu, asil hedefinden baska bir hedefe dogru
yonlendirilmesi veya, bir duygunun ya da durtunun yerine bir
baskasinin gecirilmesi seklinde calisan bir savunma
mekanizmasidir. Baskici bir babanin disiplininde yetismis bir
kisi babasina karsi olan saldirgan durtulerini ileride kocasina
yonelterek bu durtulerin yarattigi anksiyeteden kurtulabilir.
Diger durumda ise kisinin babasina yonelmis yogun saldirgan
durtulerinin yerine yogun bir sevgi, saygi ve ilgi gecebilir.
Ozdeslesme, ozdesim kurma (Identification)
Yetiskinlikte daha cok kisinin kendi degerini arttirma veya
kendisini korumak amaci ile kullanilir.
Ozdesim yoluyla edinilen kimlik bazi durumlarda yetersiz
kalabilir ve kisiyi ciddi bir catisma icine sokabilir. Bu
nedenle ozdeslesmenin derecesi ve cesitliligi bu savunma
mekanizmasinin islevselligi acisindan oldukca onemlidir.
Karsit Tepki Olusturma (Reaction-Formation)
Bilincdisindaki durtu, egilim ve isteklerin bastirma mekanizmasi
ile engellenmesi her zaman mumkun olmaz, bazen kisi,
bilincdisindan gelen bu zorlayici isteklerle bas edebilmek icin
bilincli olarak bunlarin tam tersi seklinde davranislar
sergileyebilir ve bu sekilde sucluluk duygulari onlenir ve
toplumun daha rahat kabul edebilecegi bir kisilik gorunumu
olusturulur.
Duygusal Soyutlanma (Emotional Insulation)
Insan hayatta her an hayal kirikliklari veya p$ikolojik
travmalarla karsilasabilir. Bu durumlarin yaratacagi gerilimden
korunmak icin bazi insanlar, normal bir zihinsel surec olan
duygulanma egilimlerini baskilarlar. Boylece hayal kirikliklari
ve p$ikolojik travmalarin etkilerini en aza indirmeye
calisirlar. Duygusal soyutlanma olarak adlandirdigimiz bu
savunma mekanizmasini kullanan insanlar genellikle duygusal
olmayi bir zayiflik sayarlar ve bu sebeple guclu olmak ugruna
kendi duygularina yabancilasirlar.
Dusunsellestirme (Intellectualization)
Dusunsellestirme dedigimiz savunma mekanizmasi, neden bulma ve
duygusal soyutlanma mekanizmalarinin birlikte kullanilmasiyla
olusur. Hayal kirikligi veya sucluluk duygulari gibi
hosnutsuzluk yasantilari karsisinda kisi, hem durum karsisinda
duygularinin aciga cikmasini engeller hem de bunu
kolaylastirabilmek icin hosnutsuzluk yasantilarina kendisi
disinda nedenler bulur.
Duygudaslik (Sympathy)
Insan dis dunyadan gelebilecek tehlikelere karsi her zaman
tedbirli olmak zorundadir. Dis dunya dedigimiz seyi buyuk olcude
de diger insanlar olusturur. Duygudaslik dedigimiz savunma
mekanizmasinda insan, diger insanlara kendini sevdirerek
onlardan gelebilecek tehlikeleri engellemeye calisir. Bu savunma
mekanizmasini kullanan bir kisi, diger insanlar tarafindan
begenilmek, sevilmek ve onlardan zarar gormemek icin surekli
diger insanlarin fikirlerini dinler, onlara hak verir, onlari
destekler, kendisine yanlis gelen seylere dahi itiraz etmez ve
kendi gercek goruslerini asla tam olarak ortaya koymaz.
Surekli sevilme ihtiyaci hisseden bu insanlar, sevilmek icin
kendi gercek kisiliklerinden vazgecmis olmanin anksiyetesini de
yasarlar ve icten ice dusmanca duygularini da kendilerini bir
sekilde sevdirdikleri insanlara yoneltirler. Duygudaslik
mekanizmasinin yaninda bu mekanizmanin sonucu olarak ortaya
cikan bu dusmanca duygularin da bastirilmasi gerekir. Bu kadar
cok isi yapmaya calisan ego zayif dusebilir ve bu insanlar hic
beklenmedik ofke patlamalari sergileyebilirler.
Boyun Egme (Submission)
Bu savunma mekanizmasi da duygudaslik ile ayni amaca hizmet
eder. Amac diger insanlardan gelebilecek tehlikelerin onunu
kesmektir. Duygudaslik mekanizmasindan farkli olarak bu savunma
mekanizmasinin kullanildigi durumlarda sevgi arayisi, sevilme
ihtiyaci yoktur ve guvende olma, zarar gormeme dusuncesi daha on
plandadir.
Yapma Bozma (Undoing)
Bu savunma mekanizmasinin isleyisi, adindan da anlasilabilecegi
gibi, diger savunma mekanizmalarinin tam bir basarisizligi
durumunda, ego nun son bir telafi manevrasi olarak
ozetlenebilir. Soyle ki; ego nun kullandigi savunma
mekanizmalarini atlatmayi basaran bilincdisi istek, durtu veya
arzular gercek dunyaya ulasirlar ve id deki gerilimin bir
sekilde bosalmasini saglarlar, yani savunma mekanizmalari
basarisiz olur, sonrasinda ego bu yenilgiyi telafi etmek icin id
in haz elde etmesinde rol oynayan araci mekanizma uzerinde
degi$iklik yapma yoluna gider. Bunun orneklerine farkinda
olmadan $ikca rastlariz. Mesela, her gun rastlayabilecegimiz,
ama mantiksal olarak hicbir anlam ifade etmeyen sozunu geri alma
fiili, basit bir yapma bozma isidir.
Donusturme (Conversion)
Bu savunma mekanizmasi iki amacla kullanilabilir; bunlardan ilki
diger savunma mekanizmalarinda oldugu gibi, bilincdisi
durtulerin bilince erismesini engellemektir, donusturme
mekanizmasinin diger kullanilma amaci ise dis dunyadan gelen ve
zihinsel aygiti zorlayan yasantilardan kacmaktir. Donusturme
mekanizmasinda, ic veya dis kaynakli zorlayici etkenlerin
yarattigi gerilim anksiyete seklinde yasanmaz, bu gerilim
donusturulur ve vucutta bir takim hastalik belirtileri seklinde
ortaya cikar. Bu belirtilerin tibben, organik sebepleri yoktur
ve bu savunma mekanizmasi normal olmaktan oldukca uzaktir.
Sinirsel bayilmalar, $ikintili olaylar sonrasinda vucudun
cesitli yerlerinde ortaya cikan uyusmalar, titremeler, guc
kayiplari donusturme mekanizmasina ornek olarak verilebilir.
Cilecilik (Asceticism)
Dis dunyanin sartlari karsisinda, cinsel veya saldirgan
durtulerine her hangi bir doyum araci bulamayan kisi bu
durtulerini tamamen bastirir ve tum haz veren faaliyetlerden
uzak durma yoluna gider. Bazi tarikat mensuplarinda bilincli bir
fiil olarak gorulen bu cilecilik, ozellikle ergenlerde, bas
edilemeyen durtulere karsi kullanilan bilincdisi bir savunma
mekanizmasidir.
Ego p$ikolojisi teorisine gore normal disiligi belirleyen sey bu
savunma mekanizmalarinin kullanilmasi degil bunlarin ne $iklikla
ve ne sekilde kullanildigidir.
Ego p$ikolojisi teorisi, temelde durtulerden cok ogrenilen
davranislari ve dis dunya ile iliski bicimlerini esas aldigi
icin, doga bilimlerine durtu teorisinden daha yakin bir
noktadadir.
KORKU..
. . . . . .
Korkuyorum annecigim, nerde ellerin
Bu gecelerden ki kalbe asina
Havalarda buyuk misafirlikler dolasiyor.
Korkuyorum degerken karanligin hayatina.
Korkuyorum annecigim, nerde ellerin;
Bu adamlar ki calismakta
Sabahin temiz sarkilari,
Yukselmis bayraklar uzakta.
Korkuyorum annecigim ellerin nerde
Oksa benim saclarimi ruyaya bedel.
garip ninnilerle uyut beni,
Korkuyorum yasamaktan ki, cok guzel.
Fazil Husnu DAGLARCA
Kim bu Ravendi?
Ibn el- Ravendi etkileyici bir Tanritanimaz eserler kulliyatinin
yani sira bircok eser kaleme alan Irakli ilahiyatci ve filozof.
Dunya nin ebediyetini savunmus, ve Bilge bir Tanri kavramina,
Kur an a, Peygamber Muhammed e, tum Peygamberlere, mucizelere,
tapinanlara ve ibadet takintisina karsi cikmistir. 11. yuzyilda
kendisinden o kadar nefret edilmisti ki kendisine ait el
yazmalari bulmak zorlasmistir ve kitaplarindan parcalar yalnizca
muhaliflerinin eserlerinde mevcuttur. Bilinen en unlu kitabi
Kitab ez-Zumrud (Zumrud Kitabi) kendisi ile akil hocasi
(Muhammed el-Varrak) arasinda yapilan tartisma biciminde
yazilmistir. Tartismanin sonunda mucize ve peygamberlik karsiti
goruslerin gecerliligi ispat edilmistir. Etkisi yuzyillar suren
ve Farabi, Gazzali gibi bircok bilginin tartisma konusu yaptigi
fikirleri soyle siralanabilir:
1. Tanri insanlara dogru ve yanlis uzerine yargida
bulunabilecekleri akli bagisladi. Eger peygamberlerin iddialari
insanin yargisini destekliyorsa, peygamberler gereksizdir
(fazlaliktir). Eger onlarin iddialari aklin yargilarina aykiri
ise, onlari dinlememeliyiz.
2. Insanlar gokyuzunu dikkatle gozleyerek gokbilimini
gelistirdiler. Nasil gozleyeceklerini ogretecek peygamberlere
ihtiyac duymadilar. Ne de lavtayi nasil yapacaklarini ogretecek
peygamberlere ihtiyac duydular. Insanlarin vahiy olmadan koyunun
bagirsaginin kurutulup bir tahta parcasina gerildiginde, bunun
hos sesler cikarabildigini ogrenemeyeceklerini varsaymak
abestir. Butun bu yetenekler dogustan gelen insan akliyla,
calismayla, gozlemle ve deneme-yanilma yoluyla kazanilmistir.
3. Peygamber Muhammed olaganustu bir soz ustasi oldugu icin ya
da diger Araplar Muhammed le savasmak adina siir yazmak icin cok
mesgul olduklarindan ya da Araplar egitimsiz insanlar
olduklarindan Kuran Araplarin diger kitaplarindan daha guzel
olabilir. Kuran her hal ve karda o kadar da etkileyici degildir
cunku celiskili ve abes seylerden soz etmektedir ve ozellikle de
gayrimuslimler icin etkileyici degildir.
5. Musa ve Isa, elbette, Muhammed in gelecegini onceden
bildirmislerdi (gelecegine dair ondeyide bulunmuslardi) -
herhangi bir astrolog (medyum) ondeyide bulunabilir. Ayni
sekilde, Muhammed in bazi olaylari onceden bildirmesi, onun
peygamber oldugunu ispatlamaz: Basarili bir tahminde bulunmus
olabilir, fakat bu onun gelecege dair gercek bir bilgisi oldugu
anlamina gelmez. Dahasi gecmiste olmus olaylari nakletmesi de
onun peygamberligini ispatlamaz (cunku Incil de gecenler olaylar
hakkinda okumus olabilir) ve eger okur-yazar degilse, pekala
Incil ona okunmus da olabilir.
6. Meleklerin Muhammed in yardimina kostuguna dair aktarilanlar
mantikli degildir, cunku bu aktarilanlar peygamberin
dusmanlarindan sadece 70 tanesini oldurebilen Bedir meleklerinin
gucsuzlugunu gosterir. Ve eger melekler Bedir de Muhammed e
yardim etmek istediyseler, Uhud da yardimlarina cok ihtiyac
varken neredeydiler?
7. (Cesitli dinlerin Peygamberleri) aldatilmamistir ya da
yaniltilmamistir; onlar etkin bir bicimde kandirmaktadirlar,
hilelerle ve el cabuklugu ile dinleyenlerini aldatmislardir.
Ayni zamanda garip ve az bilinen dogal olaylari takipcilerini
kandirmak icin kullanmislardir - miknatislar gibi ama daha az
unlu olanlarini.
8. Kullarini hasta eden bir Tanri kullarina bilgece davranan
biri gibi ya da onlari gozeten biri olarak ya da onlari
esirgeyen, bagislayan biri gibi gorulemez. Kullarina fakirligi
ve sefilligi reva goren biri icin de aynisi gecerlidir. Ayni
zamanda kendisine karsi itaat etmeyecegini bildigi birisinden
itaat etmesini beklemek de bilgece degildir. Ve sadakatsiz olani
ve itaat etmeyeni sonsuz atesle cezalandiran birisi bir
aptaldir.
9. (Bir muhalifi olan el-Hayyat in Ibn el-Ravendi nin mucizeler
ve Kur an uzerine yorumlari uzerine soyledikleri):
Kitap el- Zumrud adiyla bilinen kitapta, O (el- Ravendi)
Peygamberlerin mucizelerinden, onlarin selametinden (Ibrahim in,
Musa nin, Isa nin ve Muhammed in mucizeleri gibi, Allah onlara
rahmet eylesin!) bahsetmistir. Bu mucizelerin gercekligini
reddetmis; ve bunlarin hilebaz numaralar oldugunu, bunlari yapan
insanlarin sihirbaz ve yalanci oldugunu; Kur an in Bilge olmayan
bir varligin nutku oldugunu; ve Kur an in hatalar, celiskiler ve
sacmaliklar icerdigini iddia etmistir. Bunlari Ozel olarak
Muhammedilere (Muhammed in cemaati anlaminda) karsi baslikli
bolumde ele almistir, Tanri onu kutsasin!
10. (Bir muhalifi olan el- Mueyyed in Ibn el- Ravendi nin
Peygamberlerlik uzerine yorumlarina dair soyledikleri):
Ibn El Ravendi nin kaleme aldigi bir risale ile karsilastik.
Buna Zumrut adini vermis ve Berahime ye adamistir. Risale
Peygamberligin varliginin reddine dairdir. Bu risalede o (Ibn
el- Ravendi) Peygamberligin varligini savunanlarca gelistirilmis
argumanlari ve Peygamberligin varligini reddedenlerinkileri
siralamistir.
CANAKKALE
REKLAMINDAKI DUAYA DUA ILE KARSILIK VERELIM...............
Imam-ul meskuk!...
Kendi cocuguna curuk raporu alip, askerlik yan gelip yatma
yeridir diyenleri bizlere unutturma ALLAHIM
Barzaniyi kucaklayip Rahmetli Denktasa git ulkende konus diye
kovanlari bizlere unutturma ALLAHIM
Sehide kelle, Ocalan canisine sayin diyenleri, PKK lilari
haburda gulle karsilayanlari bizlere unutturma ALLAHIM
Zinayi serbest birakan, Domuzu kasaplik et yapanlarin Dinimizi
kullanmasina Firsat verme ALLAHIM
Teror orgutune Yol haritasi cizdirenleri, Milliyetciligi ayaklar
altina alanlari, Teroriste terorist diyemeyenleri yonetici yapma
ALLAHIM
Tabelalardan TC yi kaldiranlara, Polisimize tokat atan
Fahiselere goz yumanlara Firsat verme ALLAHIM
Madencinin dogasinda olum vardir diyep, Sirketlere arka
cikanlara goz actirma ALLAHIM
Bakara makara diye dinimizle dalga gecen bakanlardan verme
ALLAHIM
Milyar dolarlik saraylar yaptirip, Milyon dolarlik ucaklara
binip Kaynak nerede diyenleri helak et ALLAHIM
Ordumuzu bitirip, Kozmik odamizi servis edenlerden sonra da
aldandim diyenlerden sen bizi koru ALLAHIM
Hukuksuz, adaletsiz mahkemelerden sen bizi koru ALLAHIM
Milletin parasi ile sefa surenlere, Onursuzlara, Hirsizlara
firsat verme ALLAHIM
TURKLUGU bitirmeye calisanlari helak et ALLAHIM
Amin
---
Bu kadar cok ve yurekten gelen hakli duayi duymuyorsa veya
aldirmiyorsa eger, oylesi Allahin sadece bir hayal urunu
olduguna hukmetmek, (dualar yardimiyla) ondan medet ummak
yerine, islerimizi kendi aklimiza, irademize havale etmek daha
dogru ve mantikli olmaz mi?!..
28 Nisan 2015
Kemal Rastgeldi
Patronuna
lastigin patladigi icin gec kaldigini soylediginde ertesi gun
lastigin gercekten patlar.
Murphy Kanunlari
Resulullah sav in
yaninda bebeklerle oynardim.
Arkadaslarim da oynamak icin yanima gelirlerdi.
Resulullah aleyhissalatu vesselam eve gelince, utanarak
saklanirlardi.
Ama Aleyhissalatu vesselam onlari tekrar bana gonderirdi.
Beraber oynamaya devam ederdik.
Kutubu Sitte 5339
Soyleyen Aise dir.
Safsata [(
Ing:Fallacy), (Osm;Kiyasi-i batil)], bir dusunceyi ortaya
koyarken ya da anlamaya calisirken yapilan yanlis cikarsamalarin
tamamina safsata denir.
Safsatalar, ilk anda gecerli ve ikna edici gibi gozuken ancak
yakindan bakildiginda kendilerini ele veren sahte argumanlardir.
Gunumuz Turkce sinde safsata kelimesi kusurlu akil yurutme
anlamini kaybetmis, yanlis inanc manasinda kullanilir olmustur.
Oysa, safsata, insanin muhakeme yetisinin yanlis yonde
kullanimidir ve cogu kez onyargi, ek$ik bilgi, batil inanclar,
duygusallik, yersiz gondermeler, acelecilik, ozensizlik,
genelleme, duygu somurusu, Turkce yi kotu kullanma gibi
sebeplerden kaynaklanir.
---
Faydaci Safsata (Fallacy of Pragmatism) :
Bir seyin bazi insanlar uzerindeki yararli etkilerinden dolayi
dogru olacagini varsaymak.
Ornek 1:
Fenerbahce nin 6 yabanci oynatmasindan dolayi ceza gormemesi
Fenerbahce nin menfaatinedir.
Kulup menfaatlerini gozetmekle yukumlu federasyonun Fenerbahce
ye ceza vermesi yanlistir.
Ornek 2:
Trolle avlanmayi yasaklamak, balikcilari ac birakmak demektir.
Ornek 3:
Findik taban fiyatini arttirmak gerekir, yoksa findik
ureticileri perisan olurlar.
Ornek 4:
Emeklilik yasi 40 a indirilmelidir, yoksa memurlar magdur
olurlar.
Guncel Ornek 1:
Bu arada, unutmadan ekleyelim, Suriye ye yeni atanan
buyukelcimiz de firtinalar yaratti.
Hadi, kolu kirip yenin icinde tutalim ve firtinanin nedenini
yazmayalim..
Bilen bildigi ile kalsin..
Ne de olsa, son tahlilde Disisleri Bakanligi nin, Turkiye nin
gozbebegi bir bakanlik olmasi lazim.
Diplomatlarimizla 25 yili askin sure birlikte olunca, ister
istemez yerlesiyor bu duygu..
(Sedat Sertoglu, 18.8.2000, Sabah)
Yazar, Turkiye nin Suriye Buyukelcisinin hakkinda bildigi bazi
seyleri aciklamamanin Turkiye nin faydasina oldugu gerekcesiyle
aciklamiyor.
Cilve
. . . . . .
Istah acmak icin meze
LEHCET UL HAKAYIK (GERCEKLERIN DILI)
Atesin altin ve
gumusun paslarini giderdigi gibi, bir muslumanin hastaligi da
onun gunahlarini giderir
(Ibn Mace, Tib 18)
Lutfen bundan sonra Muslumanlardan eza, cefa ceken, basina bir
musibet gelenler aglayip, zirlamasin.
Cunku baslarina gelen her turlu olumsuzluk onlarin Allahin
sevgili kullarindan oldugunu gosteriyor.
Ben demiyorum, hadisler, ayetler boyle soyluyor.
Safsata [(
Ing:Fallacy), (Osm;Kiyasi-i batil)], bir dusunceyi ortaya
koyarken ya da anlamaya calisirken yapilan yanlis cikarsamalarin
tamamina safsata denir.
Safsatalar, ilk anda gecerli ve ikna edici gibi gozuken ancak
yakindan bakildiginda kendilerini ele veren sahte argumanlardir.
Gunumuz Turkce sinde safsata kelimesi kusurlu akil yurutme
anlamini kaybetmis, yanlis inanc manasinda kullanilir olmustur.
Oysa, safsata, insanin muhakeme yetisinin yanlis yonde
kullanimidir ve cogu kez onyargi, ek$ik bilgi, batil inanclar,
duygusallik, yersiz gondermeler, acelecilik, ozensizlik,
genelleme, duygu somurusu, Turkce yi kotu kullanma gibi
sebeplerden kaynaklanir.
---
Kisir Dongu Safsatasi (Begging the Question Petito Principii) :
Sonucun kendisinin veya bir kisminin onermelerin icinde
bulunmasi durumu.
Birinci onermenin ikinci bir onermeye atifta bulunularak
desteklenmesine ragmen ikinci onermenin de zaten birinci onerme
ile destekleniyor olmasi hali.
Ornek 1:
Tanri vardir cunku Incil oyle diyor.
Incil in dogru oldugunu nasil mi biliyorum?
Cunku onu Tanri yazdirdi, O asla yalan soylemez.
Ornek 2:
Arkadasim beni sevdigini soyledi.
Ona inanirim, cunku onun, sevdigi insanlara karsi yalan
soyleyebilecegini zannetmiyorum.
Ornek 3:
Butun cinayetler yanlistir.
Kurtaj bir cinayettir.
O halde kurtaj dogru degildir.
(Vargi, ikinci onermenin icindedir.
Kurtajin bir cinayet oldugu kabul edilmisse, sonuc da dogrudan
kabul edilmis demektir.)
Ornek 4:
O tembeldir, cunku calismayi hic sevmez.
Ornek 5:
Yalanci degilim.
O nedenle, butun soylediklerim dogrudur.
Ornek 6:
Sudan hafif maddeler yuzer, cunku bu tur cisimler suda
batmazlar.
Ornek 7:
Eger bu hareket yasadisi degilse, kanunlar tarafindan yasak
edilmemelidir.
Ornek 8:
Gazeteci:
Ozgecmisiniz cok etkileyici, fakat yine de baska bir referans
gerekir.
Ayse:
Ali bana referans verir.
Gazeteci:
Guzel, ama Ali nin guvenilir bir kisi oldugunu nasil bilecegim?
Ayse:
Onun icin kefil olabilirim.
Ornek 9:
Hakim, Mehmet amcadan dogum tarihini sorar:
- Babam oldugu gunden iki gun sonra dogmusum hakim bey...
- Baban ne zaman olmus?
- Ben dogmadan iki gun once...
- Mehmet efendi, ben senden babanin olum tarihini, senin dogum
tarihini soruyorum...
- Anliyorum hakim bey...
Amma 2 gunluk cocuk okuryazar olmaz ki?
Ne bilsin babasinin dogum veya olum tarihini...
- Peki ya senin dogum tarihin?
-Allah Allah!...
Ne bileyim hakim bey, dogar dogmaz tarih yazacak durumda degilim
ya...
Ornek 10:
Ogretmen derste sormus:
-Kuzeyim Karadeniz, Guneyim Akdeniz, Batim Ege...
Bilin bakalim ben kac yasindayim...
Arkadan bir ogrenci parmak kaldirmis:
-44 yasindasiniz ogretmenim...
-Ogretmen saskin:
-Dogru..
Peki nasil bildin?
- Benim yari manyak bir agabeyim var.
22 yasinda.
Onu ikiyle carptim sizin yasinizi buldum.
ogretmenim..
Guncel Ornek 1:
Cihet-i askeriyenin benden farkli hissettigini de sanmiyorum.
Kucuk bir ihtimalle, farkli hissediyorsa eger, onlar da yanlis
bakiyor ve yanlis dusunuyorlar demektir.
(Ilker Sarier, 2.9.2000, Sabah)
Yazar, askeriyenin kendisiyle paralel seyler hissettigini kendi
dogruluguna delil olarak sunuyor.
Ikinci cumlesi de birinci cumleyi destekler mahiyette yani yine
benim dedigim dogru benimle ayni dusunmuyorsa zaten yanlistir
diyor.
Guncel Ornek 2:
Bana bir Cumhurbaskanligi gerekcesinden cok Anayasa Mahkemesi
nin yazdigi gerekce izlenimi verdi.
Zaten gerekcenin yazilis uslubu ve bicimi de Cankaya
gerekcesinden cok mahkeme zaptini hatirlatiyor.
Bu gerekceyi okuyan Anayasa Mahkemesi uyelerinin de ayni
izlenimi alacaklarini tahmin ediyorum.
(Ertugrul Ozkok, 22.8.2000, Hurriyet)
Yazar, ilk cumlede, gerekceli kararin uslubunun Anayasa
Mahkemesi uslubunu andirdigini soyluyor.
Ikinci cumlede de, gerekcenin zaten mahkeme tarzinda yazildigini
anlatiyor.
Yani ikinci cumle birinciye delil olarak sunuluyor.
Savasin ulke ve
halkin uzerindeki maliyeti azaltmak icin, ozkaynaklarin
kullanilmasi yerine olanaklar olcusunde, akin edilen ulkenin
kaynaklarinin kullanilmasi gerekir.
Sun Tzu
Liderler mutlaka
Kureys kabilesinden secilmelidir.
Buhari 3/129, 183; 4/121; 86/31
Hirkasidir diye
bir palaspareyi hilafet alameti ve imtiyazi olarak altin
sandiklara koydular halife oldular.
Gah sarka, cenuba, gah garba veya her tarafa saldira saldira
Turk Milletini Allah icin, peygamber icin, topraklarini,
menfaatlerini benligini unutturacak, Allah a mutevekkil kilacak
derin bir gaflet ve yorgunluk besiginde uyuttular
ATATURK, 1931, Lise icin yazdigi Medeni Bilgiler kitabi
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Bir insan, belki kendi istegiyle kisisel ozgurlugunden
vazgecmistir.
Fakat, bu yolda bir girisim koca bir ulusun yasamina ve
kurtulusuna zarar verecekse, ulusun degerli ve serefli yasami bu
yuzden sonecekse, o ulusun torunlari ve gelecek kusaklari bu
yuzden yok olacaksa, boyle girisimler hicbir zaman kabul
edilemez.
Mustafa Kemal ATATURK
Hz.Aise radiyallahu anha ya bir zat misafir oldu.
Adam sabahleyin, elbisesini yikamaya basladi.
Hz.Aise ona:
Sana, (meni) bulasan yeri (gorduysen) orasini yikaman kafi idi,
goremedigin takdirde etrafini yikardin.
Ben, Resulullah aleyhissalatu vesselam in elbisesinden (meni
bulasigini) ovalamak suretiyle cikardigimi biliyorum.
O, (bir de yikamaksizin) onun icinde namaz kilardi.
Bir diger rivayette soyle gelmistir:
Iyi biliyorum kurumus meni bulasigini Resulullah aleyhissalatu
vesselam in camasirindan tirnagimla kaziyarak cikariyordum.
Muslim, Taharet 105, 109, (288, 290).
Hadis No: 3490
Safsata [( Ing:Fallacy), (Osm;Kiyasi-i batil)], bir dusunceyi
ortaya koyarken ya da anlamaya calisirken yapilan yanlis
cikarsamalarin tamamina safsata denir.
Safsatalar, ilk anda gecerli ve ikna edici gibi gozuken ancak
yakindan bakildiginda kendilerini ele veren sahte argumanlardir.
Gunumuz Turkce sinde safsata kelimesi kusurlu akil yurutme
anlamini kaybetmis, yanlis inanc manasinda kullanilir olmustur.
Oysa, safsata, insanin muhakeme yetisinin yanlis yonde
kullanimidir ve cogu kez onyargi, ek$ik bilgi, batil inanclar,
duygusallik, yersiz gondermeler, acelecilik, ozensizlik,
genelleme, duygu somurusu, Turkce yi kotu kullanma gibi
sebeplerden kaynaklanir.
---
Cok Sorulu Safsata (Fallacy of Many Questions Plurium
Interrogatinoum) :
Tek ve basit bir cevap talep edermis gibi sunulan bir sorunun
aslinda birden fazla cevap ihtiyaci yaratmasi durumudur.
Ornek 1:
Insanlarin kendi inanclarina gore cocuklarini yetistirmesini ve
evde egitimi destekliyor musun?
Ornek 2:
Sizce yuksek vergiler is hayatini etkiliyor mu?
Ornek 3:
Nukleer santraller sizce istenir seyler mi?
Guncel Ornek 1:
Bolucu ve irticai eylemlere karsi devleti savunmasiz birakmakla
suclanan bir Cumhurbaskani veya hukuku bile bile cignemekle
suclanan bir hukumet ile mi Avrupa Birligi ne girecegiz veya
enflasyonu yenecegiz.
(Gungor Mengi, 23.8.2000, Sabah)
Yazar, soruyu evet ya da hayir seklinde cevaplama gerektirecek
sekilde soruyor, halbuki bunun aciklamasi birden fazla cevaba
ihtiyac gosterir.
Bu konuda Cumhurbaskaninin suclanmasi , hukumetin suclanmasi,
Avrupa birligine girilmesi, enflasyonun yenilmesi hakkinda
cevaplar verilebilir.
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Benim 3 turlu
Dostum vardir.
Hz.Ali
Bir kul kendisi
icin (cennette) hazirlanmis olan makama ameliyle erisemeyecekse,
Allah onun bedenine veya malina veya coluk cocuguna bir bela
verir de bu belaya sabri sebebiyle o makama eristirilir
(Ahmed b.Hanbel, V/272)
Lutfen bundan sonra Muslumanlardan eza, cefa ceken, basina bir
musibet gelenler aglayip, zirlamasin.
Cunku baslarina gelen her turlu olumsuzluk onlarin Allahin
sevgili kullarindan oldugunu gosteriyor.
Ben demiyorum, hadisler, ayetler boyle soyluyor.
Turkiye
Cumhuriyeti seyhler, dervisler, muritler, meczuplar memleketi
olamaz.
En dogru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatidir
ATATURK, 1925, Kastamonu Nutku, Soylev ve Demecleri
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Azarlamada asirilik inat atesini alevlendirir.
Hz.Ali
Lokman suresinin 22.ayeti de Risale-i Nur a isaret ediyormus.
Ayetin Turkce anlami:
Iyilik yaparak kendini Allah a veren kimse, suphesiz en saglam
kulpa sarilmis olur...
Said-i Nursi ye gore; bu ayette sozu edilen en saglam kulp ,
Risale-i Nur dur
O zaman ayetin anlami su oluyor: Kim iyilik yaparak Risale-i Nur
okursa o, en saglam kulpa sarilmis olur.
Kime hikmet verildiyse, ona hayirdan cok sey verildi demektir
Allah onlara kitabi ve hikmeti ogretir.
Ve onlari arttirir
Sizi artirir ve size kitabi ve hikmeti ogretir anlamindaki
ayetler de Risale-i Nur a isaret ediyorlarmis.
Said-i Nursi ye gore: Ayetlerde belirtilen Hikmet sozuyle
anlatilmak istenen, Risale-i Nur dur
Buna gore ayetlerin anlami su oluyor:
Kime Risale-i Nur verildiyse, ona hayirdan cok sey verdi
demektir
Allah onlara kitabi ve Risale-i Nur u ogretir.
Ve onlari arttirir
Allah sizi artirir ve size kitabi ve Risale-i Nur u ogretir
Derleyen: Osman Turkoguz
INANCLARA VE AKLA AYKIRI BIR YAKLASIM, NURCULUK.
Marmaray: Japon u sev, Japon a guven
14 Subat 2014
Yilmaz Ozdil: Gerekirse yuzerek gecerim, bunlarin yaptigi tup
gecitten gecmem. Marmaray i Japonlar yapti. Ozdil in bunlar
derken kastettigi ise sanirim hukumet. Japonlara kin duymasi
sacma olurdu, tabii Pearl Harbour baskininda bir yakinini
kaybetmediyse.Ama, dedigim gibi, sonucta isi Japonlar yapti, biz
sadece kurdele kestik. Iyi de kestik aslinda. Genel olarak
kurdele kesmede fena olmadigimizi dusunuyorum. Bugune kadar ne
yurticinde ne yurtdisinda cok kotu kurdele kesiyorlar, bunlarin
kurdele kestigi tesisten sut icilmez diyeni gormedik. Japonlar
utangac insanlar, yerleri dar, eglenceleri az, bizim gibi
plajlari, yaylalari yok. Sigismislar yirmi milyon Tokyo ya,
bilim uretmekten baska ne yapsinlar? Iste bu adamlara ben
guvenirim.
Isvicrelilere mesela hic guvenmedim. O yaptiklari arastirmalara
da, bulduklari sonuclara da hep ihtiyatla yaklasiyorum. Neden?
Dunyanin en mureffeh ulkesinde yasiyorlar, yani baslarinda
Alpler, cikolatalar, sekerler, yaz geldi mi ver elini Italya
sahilleri. Bu kadar genis, rahat insandan korkacaksin. Mirasyedi
gibi tipler. Hic calismayana bizdeki genel mudurun maasini
veriyorlar. Bizdeki de calismiyor gibi gorunebilir ama sonucta
genel mudur. Bakani karsilamak, valiyi karsilamak, kaymakami
karsilamak, ihtiyar heyetini karsilamak gibi yukumlulukleri var.
Bunlar zaten adamin butun gununu aliyor.
Millet AIDS ten kanserden tel tel dokulurken, iste bu
Isvicreliler gidiyorlar kisa boylularin uzun boylulara gore
kansere yakalanma riskinin daha az oldugunu ortaya cikaran,
kimsenin inanmayacagi, inansa bile bu bilgiyle ne yapmasi
gerektigini bilmeyecegi abidik gubidik sozde bilimsel arastirma
yapiyorlar. Bahsi gecen arastirmayi ben uydurmadim, gectigimiz
aylarda gazeteler yazmisti. Bir Allah in kulu da cikip Eyyyy
Isvicreli bilim insani, yillarca ugrastin durdun, bir suru butce
aldin universiteden, kisasiyla uzunuyla insanlari topladin, bu
insanciklari aylarca laboratuvalardan laboratuvarlara kosturdun,
peki su elde ettigin sonucla ne yapacagiz? Uzunsak boyumuzu mu
kisaltalim, kisaysak kalkip gobek mi atalim? Bir delikanli cikip
bunu o bilim adamlarinin yuzune soylemedi. Soylese de degisen
bir sey olmaz gerci. Piskin piskin siritip Butce verdiler yaptik
derler. Bu adamlari iyi taniyin.
Ote yandan, son zamanlarda bilim adamlarinin kisa boylularla
ilgili yok kansere daha az yakalaniyorlar, yok kalp krizi
riskleri daha az, yok uzun omurlu oluyorlar gibi aciklamalarini
da samimi bulmadigimi soyleyeyim. Bunlar tamamen kisa boylular
uzulmesin diye, bir nevi boydan kaybettiniz ama baska yerden
kazandiniz mesaji. Yemezler. Ben uzun boyluyum, gerekirse alti
ay daha az yasarim ama uzun yasarim. Son cumlemde mantik hatasi
yoktur.
Konudan saptim ama muhtemelen bu benim hatam degil, eminim uzun
boylular konudan sapmaya daha meyillidir. Hadi gene iyisiniz
Isvicreliler, bakin bir konu daha cikti size. Siz onu
arastiradurun, biz de bu sirada sevgili Japonlara donelim.
Japonlar. Japonlarimiz. Eminim ki vakti zamaninda Orta Asya daki
Turk hakanlari Cinli prenseslerle evlenmek yerine bu sevimli
Japonlarin prensesleriyle evlenseydi ortaya saglam bir nesil
cikabilirdi. Turk un zekasiyla Japon un caliskanliginin
birlestigini dusunun. Efsane olabilirdi. Nasip degilmis.
Japon a guvenirim. Niye? Adamlarda seref olgusu var. Basarisiz
oldugunda veya serefine halel getirecek bir durumda intihar
ediyor. O yuzden Japonlarda cok uzun yasayana iyi gozle
bakilmaz. Bunca yil hic mi gururuna dokunan bir sey olmadi diye
sorarlar adama. Ne genis adammissin, yaziklar olsun derler. Ben
Japon a ailemi bile teslim ederim. Hem boylece biraz kafa
dinlemis olurum.
http://beyinsizadam.net/
lukas...@gmail.com
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Cesurlar bir kere, Korkaklar ecelleri gelmeden birkac kere
olurler.
William Shakespeare
ENAB - 62 de ...Sonra her isi dogru olan kudret ve tasarrufun
sahibi Allah larinin huzuruna gotururler.
Bilin ki hukum onundur.
O hesap gorenlerin en suratlisidir.
***
HACC - 47 Senden baslarina acele azap getirmeni istiyorlar,
Allah sozunden asla caymayacaktir.
Rabbinin katinda bir gun, sizin saydiklarinizdan bin yil
gibidir. denmektedir.
Turkler Araplarin dinini kabul etmeden evvel de buyuk bir millet
idi.
Araplarin dinini kabul ettikten sonra bu din Araplarin (..)
Turklerle birlesip bir millet teskil etmelerine hicbir tesir
etmedi.
Bilakis Turk milletinin milli rabitalarini gevsetti; milli
hislerini, milli heyecanini uyusturdu.(..)
Mustafa Kemal ATATURK
(Mustafa Kemal in yazdigi Afet inan imzasiyla cikan Medeni
Bilgiler kitabi 1931)
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Davet
Dortnala gelip Uzak Asya dan
Akdenize bir kisrak basi gibi uzanan
Bu memleket bizim!
Bilekler kan icinde, disler kenetli
ayaklar ciplak
Ve ipek bir haliya benzeyen toprak
Bu cehennem, bu cennet bizim!
Kapansin el kapilari bir daha acilmasin
yok edin insanin insana kullugunu
Bu davet bizim!
Yasamak bir agac gibi tek ve hur
Ve bir orman gibi kardescesine
Bu hasret bizim!
Nazim Hikmet Ran
Said-i Nursi ye gore, insanlik; dinsizlik, imansizlik, zindiklik
ve masonluk ve komunistlik batagindadir.
Tum mucadelesi bunlara karsidir.
O yuzden Allah in varligini ispatlama yoluna gider.
Tesadufun olmadigini anlatmaya calisir.
Ornekler verir.
Ama kitaplarinda, kendisini ve kitaplarini ovmekten baska
kaydadeger yeni bir sey goze carpmaz.
Edebiyati iyi degildir.
Agdali, aristokrat ve saray cevresinin kullandigi; kendisini
elit gostermek isteyenlerin dilini kullanir.
Arapca ve Farsca terkiplerin yogunlugu yuzunden, Turkce nin
neredeyse hic kullanilmadigi, anlasilmaz bir yazin turune
donusmustur.
(Emirdag Lahikasi-2 24,29) (Emirdag Lahikasi-1 233) (Sozler 759)
(Tarihce-i Hayat 27)
EINSTEIN ve ATEIZM
Bir Cizvit rahibin bakis acisina gore, ben elbette her zaman bir
ateisttim.
(...) Tekrar tekrar soyledim, bence kisisel Tanri anlayisi
cocukcadir.
Bana bilinemezci diyebilirsiniz, ama en cok, gencliginde dinsel
prangalarla beyni yikanmis olan ve bundan kurtulmanin icerdigi
aci dolu eylemden kaynaklanan hevesle hareket eden profesyonel
ateistin savasci ruhunu paylasmiyorum.
Ben doganin ve kendi varligimiza iliskin olarak zihinsel
kavrayisimizin zayifligina karsilik gelen alcakgonullu bir tutum
izlemeyi tercih ediyorum.
From the viewpoint of a Jesuit priest I am, of course, and have
always been an atheist.
(....) I have repeatedly said that in my opinion the idea of a
personal God is a childlike one.
You may call me an agnostic, but I do not share the crusading
spirit of the professional atheist whose fervor is mostly due to
a painful act of liberation from the fetters of religious
indoctrination received in youth.
I prefer an attitude of humility corresponding to the weakness
of our intellectual understanding of nature and of our own being
Albert Einstein, to Guy H.Raner Jr., September 28, 1949; from
Michael R.Gilmore, Einstein s God: Just What Did Einstein
Believe About God?, Skeptic, 1997, 5(2):64.
(Cizvit bir rahibin bakisiyla ateist, kendi gorusu degil.
Ve kendisine agnostik denilebilecegini belirtiyor)
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Inat, kotuluklerin kaynagidir.
Hz.Ali
Biz, yeryuzunu bir dosek, daglari da birer kazik yapmadik mi?
NEBE/6-7
Tanri ya inaniyor musun? sorusuna Einstein in cevabi:
Varolanlarin duzenli uyumunda kendini gosteren Spinoza nin
Tanrisi na inaniyorum, insanlarin kaderiyle ve eylemleriyle
ilgilenen bir Tanri ya degil.
I believe in Spinoza s God who reveals himself in the orderly
harmony of what exists, not in a God who concerns himself with
fates and actions of human beings
Autobiographical Notes (1949, p.103)
(Bu goruslerinden dolayi Einstein in Panteist oldugu sonucu
cikarilabilirse de, bir sonraki gorusunde de agnostiklige yakin
oldugunu belirttigini gorecegiz)
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Yoksullar bazen cok muskil durumlarda kalirlar.
Hz.Ali
Suikast
Resulullah (sav) yahudi ebu rafi e, ensar dan bir grup adam
gonderip, baslarina da Abdullah ibnu atik i koydu.
Ebu rafi resulullah (sav) a eza veriyor ve aleyhinde calismalar
yapiyordu.
Ebu rafi hicaz bolgesindeki kendine has bir kalede oturuyordu.
Kaleye yaklastiklari zaman gunes batmisti.
Halk artik suruleriyle donuyordu.
Abdullah arkadaslarina: siz burada oturun ve yerinizden
ayrilmayin.
Ben gidip, kapicilara biraz iltifat edip, iceri girme imkani
arayacagim dedi ve ilerledi.
Kapiya kadar geldi.
Kazayi hacet yapiyormus gibi elbisesini toparladi,i insanlar
iceri girmisti.
Kapici seslendi ey Allah in kulu, girmek istiyorsan gir.
Kapiyi kapatacagim (cabuk ol)! dedi.
Ben de girdim ve (bir koseye) gizlendim.
Halk tamamen girince kapiyi kapatti.
Sonra da anahtarlari bir kaziga takti.
Ben (musait bir anda) kalkip anahtarlari alip kapiyi actim.
Ebu rafi evinde gece sohbeti yapiyordu.
Ve hususi bir koskte idi.
Sohbet arkadaslari dagilinca, yanina ciktim.
Her bir kapiyi acip girdikce iceriden uzerime kapadim eger
halkin haberi olur da beni oldurmeye azmederlerse, ben ebu rafi
i oldurmeden ona ulasamasinlar diye boyle yaptim.
Sonunda yanina kadar geldim.
Koskun ortasinda yer alan karanlik bir odadaydi.
Ancak, odanin neresinde oldugunu bilemiyordum ebu rafi diye
seslendim kim o? dedi.
Sese dogru yoneldim.
Heyecan icerisinde bir kilic darbesi indirdim, ama bosa gitti.
Adam bir ciglik atti.
Hemen odadan ciktim.
Azicik bekleyip tekrar girdim, [sesimi degistirip, yardima
gelmis gibi:] o ses de ne?
Ey ebu rafi dedim kahrolasi, odada biri var az once bana kilic
vurdu dedi.(yerini iyice kesfetmistim), bir darbe daha indirdim.
Yaraladim, fakat olduremedim.
Sonra kilicin ucunu karnina sapladim, sirtina kadar dayandi.
Oldurdugumu anladim.
Geri donup, kapilari teker teker acmaya basladim.
Merdivene kadar geldim.
Ayagimi bastim.
Yere kadar ulastigimi zannettim.
Ay isigiyla aydinlik bir gecede dustum.
Bacagim kirildi.
Sarigimla sardim.
Sonra gidip kapinin onune oturdum.
Onu gercekten oldurdum mu, ogreninceye kadar bu gece kaleden
disari cikmayacagim dedim.
Horozlar otunce, surlarin uzerinden olum ilan edildi.
Olum habercisi: hicaz ahalisinin tuccari ebu rafi in olumunu
duyuruyorum! diye bagiriyordu.
Ben hemen arkadaslarimin yanina gittim zafer! dedim, Allah ebu
rafi in canini aldi! resulullah (sav) a geldim, olup biteni
anlattim.
Bana: uzat ayagini! buyurdular.
Ben de ayagimi uzattim.
Meshediverdi.
Sanki hicbir sey olmamis gibi hicbir rahatsizlik kalmadi.
Buhari, megazi, 16, cihad 155 hadis no : 4232 ravi: bera
Resulullah (sav), ebu rafi e bir heyet gonderdi.
Abdullah ibnu atik, geceleyin evine girerek, onu uyurken
oldurdu.
Buhari, megazi, 16, cihad 155 hadis no : 4231 ravi: bera
Onemli olan aydinlar degil kitlelerdir. Cunku onlari kandirmak cok kolay.
Joseph GOEBBELS
(Hitler in Propaganda Bakani)
Conditio sine qua non
Gerekli sart
Latin Atasozu
Enam-62 de ... Sonra her isi dogru olan kudret ve tasarrufun
sahibi Allah larinin huzuruna gotururler. Bilin ki hukum
onundur. O hesap gorenlerin en suratlisidir. derken;
Hacc-47 Senden baslarina acele azap getirmeni istiyorlar, Allah
sozunden asla caymayacaktir. Rabbinin katinda bir gun, sizin
saydiklarinizdan bin yil gibidir. denmektedir.
Ayrica Hacc-47 de, rabbinin katinda bir gun sizin
saydiklarinizdan bin yil gibidir hukmu, Secde-5 de de vardir.
Secde-5 Gokten yere kadar her isi Allah duzenler. Sonra isler
sizin sayisiniza gore bin yil tutan bir gunde icinde O na
yukselir. Yani bu iki Ayet e gore, Allah katinda bir gun Dunya
gunu ile bin yildir. Meraic-4 Melekler ve ruh oraya miktari
ellibin yil olan bir gunde cikarlar. gun hesabi bu sefer ellibin
yil olmustur.
Din su an kadinlarin ilerlemesi onundeki ilk engel.
Din insanlari geriye goturuyor, bilime ve gelismeye karsi
cikiyor.
Din insanlari doga ustu guclerin korkusuyla yutuyor.
Insanlarin mutluluguna engel oluyor ve tercihlerini yasamalarina
asla izin vermiyor.
Teslime Nesrin
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
KARANLIK YAPI
. . . . . .
Vurmus daglara daglara isigi
Belli olmus uzagi yitmisliginden
Dusunur bizi
Gece asagida
Ustlerden buyur samanyolu
Bir sevgiye benzer
Baska bir sevgiye benzerken
Gece asagida
Bagislar oldurmusu
Calani yalan soyleyeni kacani
Topraga cig dusmeden
Gece asagida
Bir eski savas alaninda korkunc
Bir ayrilikta upuzun
Neler soyunur neler
Gece asagida
Nice yorgun olursa olsun yercek
Yukunden yesilinden
Uyutur bocegi otu
Gece asagida
Fazil Husnu DAGLARCA
Nebe Suresi 31.
-33.Ayeler:
Suphesiz takva sahipleri icin de basari odulu vardir;
bahceler, baglar, gogusleri tomurcuk gibi kabarmis yasit kizlar.
Kur an-i Kerim in bazi ayetlerine iliskin mazeretler:
1- Bu ayetler yanlis tercume edilmis!
2- Bu ayetler yanlis anlasilmaya musait yani herkes anlayamaz!
3- Bu ayetler zaman asimina ugradi yani bugun gecersiz!
4- Bu ayetler cag disi yani Islam da reform yapilmasi lazim!
5- Bu ayetlere iman etmek imkansiz ama yine de ben bir
muslumanim!
Mazeretlerin Cevaplari:
1- Diyanet Vakfi Meali ni, konularinda uzman Ilahiyatci Heyet
hazirladi. En cok itibar edilen meal. Heyetteki herkesin yanlis
tercume yapmasi imkansiz. Hal boyle iken bu mazeret gecersizdir.
2- Kur an-i Kerim i herkesin anlayabilecegine dair ayetler var*
ve zaten bu sebeple indirilmis . Tersi ise adaletsizlik olur
cunku herkesin anlayamayacagi ve yanlis anlasilmaya musait bir
kutsal kitap gondermek Allah a yakismaz. Bir sakinca da sudur;
Muslumanlara siz Kur an i anlamazsiniz, sadece biz anlariz diyen
ruhban sinifi olusur ki Islam da ruhbanlik haramdir. Hal boyle
iken bu mazeret gecersizdir.
3- Kur an in, kiyamete kadar , cihansumul(evrensel) yani her
zaman ve her yerde hukmunun gecerli olduguna inanmak farzdir.
Hal boyle iken bu mazeret gecersizdir.
4- Allah 21. yuzyilin hayat sartlarini ve yasam bicimini ezelden
beri bildigine gore Allah in bu durumu hesaba katmadigi ni iddia
etmek Allah a karsi cok buyuk bir iftiradir. Hal boyle iken bu
mazeret gecersizdir.
5- Bu ayetlere iman etmeyenin adi Musluman degil Kafir dir.**
Hal boyle iken bu mazeret gecersizdir.
*Bakiniz: Nahl Suresi 89. Ayet, Enam Suresi 38. Ayet, Maide
Suresi 15. Ayet, Hac Suresi 16. Ayet.
**Bakiniz: Bakara Suresi 85. Ayet ve Maide Suresi 44. Ayet.
George Carlin: On Emir
On Emir e itirazim var. Soyle ki: Neden On?
Onuna birden gerek yok. Bence emirler listesi, on emir elde
edebilmek icin kasten ve suni olarak sisirilmis. Bu liste bariz
olarak vatkali bir liste. Bakin soyle oldu:
Bes bin yil kadar once bir grup dinci sahtekar toplanip
insanlari hizaya sokup kontrol altinda tutmanin bir yolunu
buldu. Insanlarin esasen salak olduklarini ve kendilerine
soylenen her seye inanacaklarini biliyorlardi. Boylece bu
adamlar Tanri nin, bizzat Tanri nin, herkes tarafindan dikkate
alinip uygulanmasini istedigi bir listeyi kendilerine verdigini
duyurdular. Her sey bir dagin tepesinde, etrafta hic kimsecikler
yokken olup bitmisti, dolayisiyla baska goren de yoktu.
Peki size bir sey soracagim: Bu adamlar bir cadir icerisinde
oturmus butun bunlari uydururken neden 10 sayisini tercih
ettiler? Neden on? Neden dokuz ya da on bir degil? Nedenini de
izah edeyim: Cunku on kulaga onemli gibi geliyor. On kulaga
resmi geliyor. Eger on bir deselerdi insanlarin onlari ciddiye
almayacagini biliyorlardi: Ne? On bir emir mi? $iktir git lan.
Sen dalga mi geciyorsun benimle ?
Ama on! On kulaga onemli gibi geliyor. Onluk duzen ona
dayalidir. Bir deste on adetten olusur. On p$ikolojik olarak
tatmin edici bir sayidir: top ten (en iyi on), en istenen on, en
iyi on giyim gibi... Yani emirlerin on adet olmasi tamamen bir
pazarlama karariydi.
Ayrica (on emir) bariz bir yalan listesi. Tirajinin yuksek
olmasi icin kasten sisirilmis siyasi bir belge. Gelin size
emirlerin sayisini azaltarak nasil daha mantikli ve gercekci bir
liste olusturabilecegimizi gostereyim.
Ilk uc emirden baslayacagiz ve on emirin Roman-Katolik
versiyonunu kullanacagim cunku ben cocukken zorla kafama sokulan
versiyon buydu.
Ben Rab bim, senin Tanrin. Karsimda baska ilahlarin olmayacak.
Rab bin ismini bos yere agzina almayacaksin. Sebt gununu takdis
edeceksin.
Evet. Daha konuya girer girmez apacik goruluyor ki ilk uc emir
kullum yalan. Sebt gunleri, Rab bin adi, baska ilahlar, urkutucu
bir dil... Primitif insani korkutup kontrol altina almak icin
dusunulmus urkutucu bir dil. Bu turden batil zirvaliklarin 21.
Yuzyilin entelektuel ve medeni insaninin hayatinda gecerliligi
kesinlikle olamaz. O zaman ilk uc emri atiyoruz gitsin ve elde
var yedi.
Babana ve anana hurmet edeceksin.
Bu emir itaat ve otoriteye saygi gostermeyle ilgili. Bir baska
deyisle bu emrin amaci insanlari kolayindan kontrol altina
alabilmek. Gercek su ki itaat ve saygi durduk yerde verilen
seyler degildir. Kazanilmalari gerekir. Itaat ve saygi ebeveynin
ya da saygi duyulacak birey her kimse onun performansina bagli
olmalidir. Kimi ebeveyn saygiyi hak ederken pek cok ebeveyn hak
etmez. Nokta. Kaldi alti.
Simdi, her ne kadar mantik dinin anlayip kabullenmekte
zorlandigi bir husus olsa da, ben mantikli davranacagim ve zaman
kazanmak icin listede bazi atlamalar yapacagim.
Calmayacaksin. Yalan sahadet etmeyeceksin.
Calmak ve yalancilik. Biraz dusunurseniz goreceksiniz ki bu iki
emir aslinda ayni davranis turunden bahsediyor: ahlaksizlik.
Hirsizlik ve yalancilik! Yani ikisine birden ihtiyacimiz yok.
Onun yerine bunlari tek bir emirde birlestirerek ozetle
ahlaksizlik yapmayacaksin deriz ve hooop, bes emir kaldi.
Bu arada emirleri birlestirmeye baslamisken, birlikte olmasi
gereken iki emir daha var:
Zina etmeyeceksin ve Komsunun karisina goz koymayacaksin .
Yine bu iki emir de ayni davranis turunu yasakliyorlar ki bu
sefer yasaklanan evlilik yuvasina sadakatsizlik. Bunlar
arasindaki fark goz koyma olayinin beyinde olup bitmesi. Ve ben
insanlara baskalarinin karisiyla ilgili fanteziler kurmayi
yasaklamamaniz gerektigini dusunuyorum. Oyle ya yasakladik
diyelim, adam cavusu tokatlarken ne dusunecek peki? Ama evlilik
yuvasina sadakat mantikli bir fikir. O yuzden bu fikri tutalim
ve diyelim ki sadakatsizlik yapmayacaksin ve birden bire dorde
dustuk.
Ve tekrar dusundugumuzde fark ederiz ki durustluk ve iffet de
aslinda ayni genel degerin bilesenleridir. Yani aslina
bakarsaniz durustlukle ilgili iki emir ile sadakatle ilgili iki
emri de birlestirip olumsuz ifade yerine olumlu ifade kullanmak
suretiyle her zaman durust ve sadik olacaksin diyebiliriz.
Boylece elimizde uc emir kaliyor.
Komsunun malina mulkune goz koymayacaksin / imrenmeyeceksin.
Iste bu dupeduz aptallik. Ekonomi, komsularimizin malina mulkune
imrenmemiz sayesinde ayakta duruyor. Komsu sarki soyleyen bir
vibrator aldiginda aynisindan bir tane de siz edinmek
istersiniz. Imrenme anlamindaki goz koyma istihdam yaratir.
Imrenmeye dokunmayin. Imrenmeyle ilgili bu emri de
cikarttigimizda geriye iki emir kalmistir: birlestirip kapsamini
genislettigimiz sadakat emri ile henuz bahsetmemis oldugumuz bir
diger emir:
Oldurmeyeceksin.
Besinci emirle yasaklanan cinayet. Ancak biraz dusunursek,
aslinda din hicbir zaman cinayeti kabullenmekte sorun
yasamamistir ki. Hem de hic! Tarihte tanri adina oldurulenlerin
sayisi tum diger nedenlerle oldurulenlerin sayisindan cok daha
fazladir. Birkac ornek vermek gerekirse: Irlanda tarihini
dusunun, Orta Doguyu, Hacli Seferlerini, Engizisyon
mahkemelerini, Amerika daki kurtaj cerrahi cinayetlerini
dusunun. Ve evet, lafi agzimdan aldiniz: Dunya Ticaret Merkezini
dusunun ve dindar kesimin oldurmeyeceksin emrini ne kadar
ciddiye aldigini goreceksiniz. Cok acik ortada ki dindar kesim
icin, ozellikle de kati dindarlar icin cinayet pazarliga acik
bir husus. Bu konu sadece oldurenin kim oldurulenin kim olduguna
bagli.
Ve iste tum bunlar isiginda dostlar, sizlere tarafimdan revize
edilmis iki emir listesini sunuyorum:
Birinci Emir: Her zaman -ve ozellikle de kukuyu kimden aliyorsan
ona karsi, durust ve sadik olacaksin; ve
Ikinci Emir: Karsindakinin senin tapindigin gorunmez yaratiktan
farkli bir gorunmez yaratiga tapiniyor olmasi durumu haric;
kimseyi oldurmemeye gayret edeceksin.
Bu kadari yeter de artar bile dostlar. Musa emirleri dagdan
indirirken cebinde bile tasiyabilirdi. Ve eger boyle bir
listemiz olsaydi iste o zaman o zeki Alabama yargicinin kamusal
alanda duvarda kalici olarak sergilemesine de aldirmazdim.
Elbette ek bir emir daha yazdirmasi kaydiyla: kendi dinini
kendine saklayacaksin .
Yasam deneyler
butunudur.
Ne kadar cok deney yaparsaniz,sizin icin o kadar iyi.
. . . . . .
Hayatta tek bir kisi bile, siz yasadiginiz icin rahat nefes aliyorsa, siz basarili ve amaciniza ulasmis bir insansiniz.
. . . . . .
Hicbir sey buyukluk kadar sade degildir.
Cunku sade olmak birazda buyuk olmaktir..
. . . . . .
$ik ve cok gulmek; zeki insanlarin saygisini ve cocuklarin
sevgisini, sefkatini kazanmak; durust elestirilerin takdirine
layik olmak ve yanlis arkadaslarin ihanetlerine katlanabilmek;
guzelligi takdir edebilmek, baskalarindaki en iyiyi bulabilmek;
saglikli bir cocuk, bahcelik bir arazi ya da daha iyi duruma
getirilmis bir sosyal durum yoluyla bu dunyayi oldugundan biraz
daha iyi birakarak terk etmek; bir tek yasamin bile sirf siz
yasadiniz diye daha rahat soluk almis oldugunu bilmek.
Iste basarmis olmak budur.
. . . . . .
Anlasilmak bir lukstur.
. . . . . .
Ben alintilari sevmem, bana senin ne bildigini soyle.
. . . . . .
Birine gore adaletli olan sey, digerine gore haksizliktir;
birine gore guzel olan, digerine gore cirkindir; birine gore
bilgelik olan, digerine gore cilginliktir.
Ralph Waldo Emerson | Alintilar
1400 yildan beri
Muslumanlar Ramazan orucu tutuyor.
Her gunun aksaminda sofraya oturup iftar aciliyor.
Su zamandaki ziyafetler gibisi tarih boyunca gorulmemistir.
Luks, satafatli, israfli, gosterisli, tantanali, debdebeli,
sasaali iftarlar.
Tabaklarda yenmeyen yemekler cope atiliyor.
Mehmet Sevket Eygi
Murtecilerin cok sevdigi ve onemsedigi fikir adami.
Ulkeyi terk ediyorum
14 Subat 2014
Ulke gundeminin ne kadar hizli degistigi malum. Siz bu satirlari
okurken su anki gundem muhtemelen gene degismis olacak.
Bu basdondurucu hiz benim gibi usengec insanlara gore degil.
Inanin yoruluyorum. Ben en son Turkiye nin Dunya Kupasi na
katilamayisini tartistigimizi hatirliyorum. Hangi ara o konuyu
isleyip bitirdiniz?
E sen de gundemi takip etme o zaman! dediginizi duyar gibiyim.
Agresiflesmenize gerek yok, musaade edin aciklayayim.
Simdi, eger gundemi takip etmezseniz, her turlu ortamda dut
yemis bulbule donuyorsunuz. Evde, isyerinde, misafir gezmesinde
herkes hararetle tartisirken oylece kalakalmak hic hos degil.
Sosyal hayatiniz sifirlaniyor.
Bu sebeple cozum olarak sakin bir ulkeye yerlesmeye karar
verdim. Turkiye yi terk ediyorum.
Hafta boyunca internette arastirma yaptim. Ihtiyacim olan kucuk
bir Avrupa ulkesiydi. Pek cok secenek arasindan Andorra gerek
nufusu gerek yuzolcumu itibariyla sicak geldi.
Ulke gundeminde neler oldugunu gormek icin Google dan Andorra
gazetelerini arattim. Iki sonuc cikti: Diari d Andorra ve
Bondia.
Diari d Andorra gazetesine tikladigimda sok oldum, cunku acilan
sayfada soyle yaziyordu: Bu alan adi satiliktir! (Inanmayan
internetten kontrol etsin) Dusunun artik gundem nasil
tikandiysa, adamlar yeter deyip isi birakmislar.
Diari d Andorra nin kapanmasiyla meydan Bondia ya kalmis.
Uzulerek fark ettim ki Andorra da tek sesli bir medya var. Basin
susturulmus, sindirilmis, alan adlari satiliga cikarilmis, veya
is guc olmadigi icin kendiliginden susmuslar.
Bondia nin internet sitesine girdim, neyse ki o calisiyor.
Calisiyor ama gazete demeye bin sahit ister. Verdikleri haberler
bizde kadinlarin altin gunlerinde konustuklari turden. Asagida
Google Translate ile cevirdigim, gunun mansetlerini
gorebilirsiniz. Anlam bozukluklari tamamen Andorrali
gazetecilere ve Google a aittir.
Fotograf yarismasi ile MoraBanc duzenlemek takvim 2014 Andorra
Manzaralar
Kesin gundeme bomba gibi dusmustur bu. Butun evlerde sohbetlerin
konusu manzara fotografi yarismasidir.
YANGINLA ILGILI GOZALTINA ALINAN KIRACI
Haberin haber degeri bir kenara, goruyoruz ki kiraci her yerde
eziliyor. Hemen de suclu ilan etmisler, adam bile bile kendi
evini niye yaksin?
Vives geleneksel Noel resepsiyonda guclendirilmesi kardeslik
cagrisi
El kadar ulke, herkes birbirini taniyordur muhtemelen, hala daha
kardesligi guclendirme pesindeler.
DA ve kari$ik bir grup PS Ergen tum yasa degi$ikligi reddetti
Bunu cozemedim ama sanirim orada da ergenler var ve her zamanki
gibi gene bir seyleri reddediyorlar.
Bir araba ve bir moto$iklet arasinda bir carpisma iki kucuk
yaralanmalar
Boyle manset mi olur yahu? Bizim mahallenin Mobese sinde bile
daha agir vakalar var.
Gazeteyi cikaranlarin kendileri de yaptiklari isin oyle elle
tutulur bir sey olmadigini fark etmis olsalar gerek ki soyle bir
ibare koymuslar: Gazeteniz Bondia ucretsizdir.
Sonuc olarak, Andorra bana muthis guzel geldi.
Soyle bir hayal ettim. Yerlesirim Andorra ya, sabahlari on
dakika Bondia ya bakarim, hangi moto$ikletli kaza yapmis, hangi
resim yarismalari baslamis bir goz gezdiririm, ondan sonra butun
gun kafa rahat. Aksam bir misafir geldiginde moto$ikletli
hakkinda iki dakika konustuktan sonra muhabbetimize bakariz.
Ote yandan, ulkede kayda deger bir olay yasanmadigi icin
esimizle dostumuzla, arkadaslarimizla aramizin bozulmasi da
imkansiz hale gelir. Yanginla ilgili gozaltina alinan kiraci
hakkinda ne kadar tartisirsak tartisalim, kanli bicakli
olamayiz. Noel resepsiyonunda kardesligin guclendirilmesi
cagrisini dogru bulanlar Noel resepsiyonunda kardesligin
guclendirilmesi cagrisini gereksiz bulanlari agir sozlerle itham
etmez. Gul gibi gecinip gideriz. Alti ustu azami doksan yillik
omrumuzu iyi, guleryuzlu, mutlu insanlar olarak geciririz.
Dort bir tarafi cennet olmayan, jeopolitik konumu bes para
etmez, sanli bir tarihe sahip olmayan, yer alti ve yer ustu
kaynaklariyla tam bir fiyasko olan mutlu insanlar ulkesi Andorra
ya sevgiler.
http://beyinsizadam.net/turkiyede-bilim-neden-ilerlemiyor/
lukas...@gmail.com
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
AKDENIZ DEN GECERKEN
. . . . . .
Sular piril piril, ruzgar mis kokulu,
Kus ucurmaz eski Turk kalyonlarinin yolu.
Sagda sira daglarla kabaran Anadolu
Yesil eteklerinde tukeniyor Toros un!
. . . . . .
Havada bir dost eli oksuyor derimizi;
Boynu bukuk adalar taniyor sanki bizi...
Icimize cevirip nemli gozlerimizi
Gectik yabanci gibi yakininda Rodos un!
Kemalettin Kamu
Buyuk Millet
Meclisi uyeleri figurandir, kukladir.
Bunlarin bu milletle, Anadolu Turkuyle ne irfanca, ne nesilce,
ne yazica, ne fikirce ilgileri yoktur ki, baska turlu baglari
olsun
(ALi KEMAL, Peyami sabah, 1.9.1920)
Turan Paker :
GİRİT AÇILIMININ HİKAYESİ
1 Nisan 2013 ·
Açılımın birinci aşaması:
Genel af çıkarıldı.
Rumlar, Mihail Korakas liderliğinde ayaklandı.
Osmanlı ordusu tam isyanı bastıracakken devreye İngiltere ve
Fransa girdi.
Teklifleri şuydu:
Girit Yunanlılara verilemezdi, ancak Osmanlı da Girit Açılımı
yapmalıydı.
İlk şart, askeri harekat hemen durdurulmalıydı.
Silah bırakacak isyancılar için umumi af çıkarılmalıydı.
Tanıdık geliyor mu? Devam edelim:
Girit yoksuldu;
Ada halkı iki yıl vergiden muaf olmalıydı.
Padişahın atayacağı valinin biri Türk, diğeri Rum iki yardımcısı
olmalıydı.
Ayrıca resmi yazışmalarda Türkçe zorunluluğu kaldırılmalıydı.
Osmanlı açılımı kabul etti.
Türkler rahatladı; köy ve mezralarına döndü.
Müslümanlar, Bu açılım ne kadar güzelmiş demeye başladı.
Açılımın ikinci aşaması:
Jandarma yeniden düzenlendi.
Osmanlı 1878'de Ruslara yenilince, Girit'te ayaklanma oldu.
Olan, köylerine dönen açılım kurbanı Türklere oldu;
Evleri, tarlaları yakıldı; canlarından oldular.
Osmanlı ordusu yine isyancıların peşine düştü.
Ve devreye yine Avrupalılar girdi.
Girite özel imtiyazlar tanındı;
Yani yeni bir sözleşme / açılım yapıldı.
25.10.1878'deki bu Halepa Sözleşmesi / Açılımı şöyle olacaktı:
Girit Valisi sadece Müslümanlardan seçilmeyecekti,
Hristiyan da olacaktı.
Vilayet genel meclisinde Rumlar (49/31) çoğunlukta olacaktı.
Hristiyan kaymakamlar Müslüman kaymakamlardan sayıca fazla
olacaktı.
Vilayet Meclisi ve mahkeme dili Rumca olacak;
Ancak resmi zabıtlar ve dilekçeler Rumca ve Türkçe olabilecekti.
Ve en önemlisi asayişi sağlayan jandarma, yerli halktan
seçilecekti.
Osmanlı bu açılıma da Evet dedi.
Yeter ki kardeş kanı dursun diyordu.
Diyeceksiniz ki Durdu mu? Hayır...
Açılımın üçüncü aşaması:
Avrupa’ya müdahale hakkı
En büyük isyan 1896'da oldu.
Girit yanıyordu.
İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya, Rusya asayiş amacıyla
Savaş gemilerini Girit'e gönderdiler.
Ve Osmanlıya yine, yeni bir sözleşme / açılım dayattılar.
Girit valisi kesinlikle Hristiyan olacaktı.
Vali, adada karışıklık çıkması halinde Batıdan silah ve asker
yardımı isteyebilecekti.
Hemen genel af ilan edilecekti.
Memurların üçte biri Hıristiyan olacaktı.
Avrupalı hukukçular adli bir ıslahat reformu hazırlayacaktı.
Osmanlı bu açılıma da boyun eğdi.
İstanbul’un Girit'te açılım yapmaktan başı dönmüştü.
Elleri silahlı Rumlar artık şehir merkezlerinde bile
Türkleri öldürmeye başladı.
Girit'te oluk oluk Türk kanı akıyordu.
Toplu katliamlar başladı.
Türk köyleri yakılıp yıkıldı;
Türkler adadan kaçış yolu arıyordu artık.
Hanya ve Resmoda altmış bin Müslüman sığınmacı kurtarılmayı
bekliyordu.
Sonunda Osmanlı, 18.4.1897'de Yunanistan'a savaş açtı.
Beklendiği gibi bir ay gibi kısa sürede Yunan ordusunu perişan
etti.
Türk ordusu Atina’ya girecekken,
Rus Çarı II.Nikolay’ın isteği ve İngiltere'nin baskısıyla II.
Abdülhamit Türk ordusunu durdurdu.
Osmanlı, bırakın bir avuç toprağı,
Savaş tazminatı bile alamadı.
Aksine Girit’teki nüfuzunu kaybetti...
Açılımın dördüncü aşaması:
Otonom ilan edildi.
Diyeceksiniz ki, bu yenilgiden Girit'teki Rumlar korkup
sinmişlerdir.
Ne gezer!
En acıklısı Girit’te yaşandı.
Türkler, Rumları kesecek iddiasıyla Avrupalılar adaya asker
çıkardı.
Asayişi artık onların askeri sağlayacaktı!
Türk askerine gerek yoktu.
Osmanlı askeri gidince Rumlar bir daha ayaklanmazdı!
Gülmeyiniz, aynı gerekçeler günümüzde Kıbrıs için de
söyleniyor...
Türk askeri 1898'de Girit’ten çekildi.
Ada otonom ilan edildi.
Avrupalılar, Rumların ve Türklerin can ve mal güvenliklerini
garanti altına aldıktan sonra adadan ayrılacaklardı.
Girit'e böylece barış gelecekti.
Harika!
Girit valisini seçme hakkı, büyük devletlerin onaylaması
şartıyla Osmanlı padişahına bırakıldı.
Sonunda Prens Otto Girit Valisi yapıldı.
Kısa bir süre sonra dört devlet adadan çekildi.
Ve sonuç:
1910 da Girit Meclisi Yunanistan’la birleşme kararı aldı.
Girit onca açılıma rağmen 1913'de
Osmanlının elinden kuş olup uçtu, gitti!
Birileri açılımla kendilerinin rahat bırakılacağını zannediyor.
Dünya haritasına bir bak Avrupalı (ve bugünün Amerikalısı)
girdiği hangi topraktakileri rahat bırakmış!
Girdikleri her yerde iki şeyi derhal yok etmişlerdir:
Dil ve Din!
Tarih tekerrür değildir; tabi ders alanlara!
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Resulullah sav buyurdular ki:
Melekler, icerisinde kopek ve timsaller bulunan eve girmezler.
Kutubu Sitte 2169
Yaratilis maddesi
ALAK 2.o; insani pihtilasmis kandan yaratti.
ABESE 19.bir damla sudan yaratti da onu bir olcuyle bicime
soktu.
MERYEM 67.insan dusunmez mi ki, daha once o hicbir sey olmadigi
halde biz kendisini yaratmisizdir?
SECDE 7.o (Allah) ki, yarattigi her seyi guzel yapmis ve ilk
basta insani camurdan yaratmistir.
RUM 20.sizi topraktan yaratmasi, o nun (varliginin)
delillerindendir.
Sonra siz, (her tarafa) yayilan insanlar oluverdiniz.
NUR 45.Allah, her canliyi sudan yaratti.
Iste bunlardan kimi karni ustunde surunur, kimi iki ayagi
ustunde
Yurur, kimi dort ayagi ustunde yurur...
Allah diledigini yaratir; suphesiz Allah her seye kadirdir.
Safsata [( Ing:Fallacy), (Osm;Kiyasi-i batil)], bir dusunceyi
ortaya koyarken ya da anlamaya calisirken yapilan yanlis
cikarsamalarin tamamina safsata denir.
Safsatalar, ilk anda gecerli ve ikna edici gibi gozuken ancak
yakindan bakildiginda kendilerini ele veren sahte argumanlardir.
Gunumuz Turkce sinde safsata kelimesi kusurlu akil yurutme
anlamini kaybetmis, yanlis inanc manasinda kullanilir olmustur.
Oysa, safsata, insanin muhakeme yetisinin yanlis yonde
kullanimidir ve cogu kez onyargi, ek$ik bilgi, batil inanclar,
duygusallik, yersiz gondermeler, acelecilik, ozensizlik,
genelleme, duygu somurusu, Turkce yi kotu kullanma gibi
sebeplerden kaynaklanir.
---
Tecahulu Arifane Ispatlama Mecburiyeti Safsatasi (Argument from
Ignorance Argumentum Ad Ignorantium) :
Bir seyin yanlisliginin ispatlanamamis olmasi nedeniyle dogru
oldugunu ya da dogrulugunun ispatlanamamis olmasi nedeniyle
yanlis oldugunu ileri surmek.
Bu Siyah-Beyaz Safsatasi nin ozel bir seklidir.
Bu safsata Bir sey aksi ispatlanamadigi surece dogrudur
varsayimina dayanir.
Ornek 1: Allah in varligi kimse tarafindan kanitlanmamistir.
Oyleyse Allah yoktur.
Ornek 2: UFO larin olamayacaklari ispat edilemedigine gore, UFO
lar mevcuttur.
Ornek 3: Hayaletlerin olmadigi kanitlanamadigina gore,
hayaletler vardir.
Ornek 4: Bilim adamlari kuresel isinma nin varligini ispat
edemediklerine gore, kuresel isinma yoktur.
Ornek 5: Mehmet, Baris tan daha yaki$ikli oldugunu soyledi.
Fakat bunu ispat edemedigine gore, demek ki degil.
Ornek 6: Peki, uzaylilarin hukumette kontrolu ele gecirdigine
inanmiyorsun.
Bunu ispatlayabilir misin?
Ornek 7: Emin:
Bazi insanlarin telepati gucune sahip oldugunu dusunuyorum.
Akin: Delilin var mi?
Emin: Hic kimse insanlarin telepati gucune sahip olmadigini
ispatlayamaz.
Guncel Ornek 1:
Muhabir telefonda haberi Erbakan a cok yakin kaynaklardan
aldigini ileri suruyor, Erbakan Ailesi nden yalanlama
gelmemesini de haberin dogruluguna kanit olarak gosteriyordu.
Ahmet Hakan ise birincil kaynaginin kendisi olmasi gereken
haberin tamamen yalan oldugunu one suruyordu.
(3.9.2000, Hurriyet)
Muhabir, haberin yalanlanmamasini haberin dogruluguna kanit
olarak one surmektedir.
Can $ikintisi
dunyaya tembellikle beraber gelmistir.
La bruyere
Hadis-i Serif te,
Yahudiler, taslarin ve agaclarin arkalarina saklanacaklar, tas
veya agaclar Ey Musluman, ey Allahin kulu, iste Yahudi benim
arkamdadir.
Gel onu oldur. diyecektir.
Ancak Garkat agaci haric.
Zira o, Yahudi agaclarindandir diyecegi ifade ediliyor.
(Buhari, Tecrid, IX, 73; Tirmizi, Birr, 25; Fiten, 2; et-Tac, I,
25).
Sevki Yilmaz dan
Gundemi Alt Ust Edecek Iddia: HDP ERMENILERIN OCUNU ALMAK ICIN
KURULDU
Turkiye Buyuk Millet Meclisi (TBMM) 20 nci doneminde
milletvekilligi yapmis olan Sevki Yilmaz, Cekmekoy Belediyesi
tarafindan duzenlenen soylesiye katildi.
Cekmekoy Belediyesi Nikah Sarayi nda yapilan soylesiye Cekmekoy
Belediye Baskani Ahmet Poyraz in yani sira cok sayida kisi
katildi.
Halklarin Demokratik Partisi nin (HDP) Kurtlerin temsilcisi
olmadigini ifade eden Yilmaz,
Ermenilerin bizden oc almak icin kurulmus bir partidir HDP. Onun
Kurt davasi ile bir ilgisi yoktur.
Ben Musluman Kurt kardeslerimi tanirim Kurt kardesim bebek
oldurmez, Kurt kardesim kadini daga cikarmaz, Kurt kardesim kafa
ezmez. Musluman Kurt, gencler is bulsun diye kurulan fabrikalari
ve okullari yakmaz.
Bunlar Kurt kardeslerimden intikam aliyorlar. Cunku Musluman
Kurt, Istiklal Savasi nda ve Canakkale Savasi nda Turklerin
yaninda yer aldilar diye konustu.(Gazetevan)
http://www.ulushaber.org/sevki-yilmazdan-gundemi-alt-ust-edecek-iddia-oc-almak-icin.html
Bir problemin guc
oldugunu soyleme; eger o guc olmasaydi, zaten problem olmazdi..
F.
FOCH
Kahrolasi insan
ne nankordur (inkarcidir) (ABESE 80/17)
O size istediginiz her seyden verdi.
ALLAH in ni metlerini sayacak olsaniz sayamazsiniz.
Dogrusu insan zalim ve keffardir (nankordur) (IBRAHIM14/34)
Ataturk, butun
Turk varliginin, butun Turk halklarinin bagrina basmasi gereken
ve her millete nasip olmayan Tanri vergisi bir ruhtur.
Biz Turk halklari olarak onun izinden gidersek, onun bizi gormek
istedigi yere ulasabiliriz.
Tarihin her doneminde buyuk sahsiyetler gelir ama onlara
buyuklugu veren kendi milletinin ruhudur.
Kendi ruhunu temsil eden boyle ruhlara gereken saygi
gosterilmezse, bu o millete saygisizliktir.
Saygiyi kendi halki gostermez veya saygisizliga izin verirse, bu
kendine saygisizlik demektir ve milleti alcaltir.
Turk halkina kendi oz ogluna gosterdigi saygi nispetinde saygi
duyulur.
Bu yuzden Ataturk ruhuna uymayan isleri onun namina yapanlar
sadece Ataturk u degil Turk Milleti ni kucultmus olur.
Oysa Turk halkini takdir etmek gerekir ki onun icinden boyle bir
ruh cikmistir.
Bu ruhu kaybetmeyin!
Kazaklarin buyuk sairi ve dusunuru Muhtar Sahanov
Yapilan bir is,
verilen iki soze bedeldir.
Peygamber oruclu
iken hanimlarini optu.
Ibn-i Kuteybe, Hadis Mudafasi
Orucluyken hanimini openin durumu soruldugunda.
Peygamber; Orucu bozulmustur dedi.
Ibn-i Kuteybe, Hadis Mudafasi
Prensiplerimiz,
gokten indigi sanilan kitaplarin dogmalariyla asla bir
tutulmamalidir.
Biz, ilhamlarimizi, gokten ve gaipten degil, dogrudan dogruya
hayattan almis bulunuyoruz
ATATURK, Cumhuriyet Halk Partisi programi, Soylev ve Demecleri /
Cilt 1 / Syf.
389
![]() |
Denebilir ki,
hicbir seye muhtac degiliz, yalniz bir tek seye ihtiyacimiz var:
Caliskan olmak! Servet ve onun dogal sonucu olan rahat yasamak
ve mutluluk, yalniz ve ancak calisanlarin hakkidir.
Yasamak demek calismak demektir.
K.Ataturk
Nisa Suresi
34.Ayet:
Bas kaldirmasindan endise ettiginiz kadinlara ogut verin, onlari
yataklarda yalniz birakin ve (bunlarla yola gelmezlerse) dovun.
Kur an-i Kerim in bazi ayetlerine iliskin mazeretler:
1- Bu ayetler yanlis tercume edilmis!
2- Bu ayetler yanlis anlasilmaya musait yani herkes anlayamaz!
3- Bu ayetler zaman asimina ugradi yani bugun gecersiz!
4- Bu ayetler cag disi yani Islam da reform yapilmasi lazim!
5- Bu ayetlere iman etmek imkansiz ama yine de ben bir
muslumanim!
Mazeretlerin Cevaplari:
1- Diyanet Vakfi Meali ni, konularinda uzman Ilahiyatci Heyet
hazirladi. En cok itibar edilen meal. Heyetteki herkesin yanlis
tercume yapmasi imkansiz. Hal boyle iken bu mazeret gecersizdir.
2- Kur an-i Kerim i herkesin anlayabilecegine dair ayetler var*
ve zaten bu sebeple indirilmis . Tersi ise adaletsizlik olur
cunku herkesin anlayamayacagi ve yanlis anlasilmaya musait bir
kutsal kitap gondermek Allah a yakismaz. Bir sakinca da sudur;
Muslumanlara siz Kur an i anlamazsiniz, sadece biz anlariz diyen
ruhban sinifi olusur ki Islam da ruhbanlik haramdir. Hal boyle
iken bu mazeret gecersizdir.
3- Kur an in, kiyamete kadar , cihansumul(evrensel) yani her
zaman ve her yerde hukmunun gecerli olduguna inanmak farzdir.
Hal boyle iken bu mazeret gecersizdir.
4- Allah 21. yuzyilin hayat sartlarini ve yasam bicimini ezelden
beri bildigine gore Allah in bu durumu hesaba katmadigi ni iddia
etmek Allah a karsi cok buyuk bir iftiradir. Hal boyle iken bu
mazeret gecersizdir.
5- Bu ayetlere iman etmeyenin adi Musluman degil Kafir dir.**
Hal boyle iken bu mazeret gecersizdir.
*Bakiniz: Nahl Suresi 89. Ayet, Enam Suresi 38. Ayet, Maide
Suresi 15. Ayet, Hac Suresi 16. Ayet.
**Bakiniz: Bakara Suresi 85. Ayet ve Maide Suresi 44. Ayet.
Arabistan in
muhtelif yerlerinde insan heykellerinden ve nebat resim ve
suretlerinden ibaret agactan ve tastan putlarin muhafazasina
mahsup yerler vardi.
Muhammed in nes et etmis oldugu Mekke de ki Kabe denilen mabet
bu yerlerin en buyuklerinden idi.
Ibrahim oglu Ismail ile birlikte Kabe yi bina etmislerdi.
Cebrail kendilerine o zaman beyaz ve mucella olan Haceriesvedi
getirmisti, bu tas sonradan gunahkarlarin ellerini surmelerinden
dolayi kararmisti.
Bunlarin hepsi, bittabi sonradan uydurulmus masallardir
ATATURK, 1931, Lise icin yazdigi Tarih kitabi
Yalan zeka
isidir. Durustluk ise cesaret. Eger zekan yetmiyorsa yalan
soylemeye, cesaretini kullanip durust olmayi dene.
Victor Hugo
Hanimlarindan
Aise, Muhammed e soyle diyor:
- Ma era (ura) rabbeke illa yusariu hevake (1)
Nedir bu sozun Turkcesi?
Iste dini cevrelerden uc ceviri:
Vallahi Rabbinin, senin arzunu hemen yerine getirdigini
goruyorum (2)
- Rabbin suphesiz senin dilek ve arzunu geciktirmeden derhal
gerceklestirir (3)
- Rabbin Teala (kadinlarinin degil) ancak senin arzunun
tahakkukuna musaraat ediyor (4)
1- Bkz.Buhari, e s Sahih Kitabu t-Tefsir/33/7, Kitabu
n-Nikah/29; Diyanet Yayinlari ndan Tecrid, hadis no.
1721; Muslim, e s-Sahih, Kitabu r-Rida /49, hadis no.
1464; Ibn Mace, Sunen, Kitabu -n- Nikah/57, hadis no.
200; Ahmed Ibn Hanbel, 6/134, 158.
2- Ahmed Davudoglu, Sahih-i Muslim Tercume ve Serhi, 7/402
3- Haydar Hatiboglu, Sunen-i Ibn-i Mace Tercumesi ve Serhi,
5/495
4- Sahih-i Buhari Muhtasari Tecrid-i Sarih Tercemesi, hadis no.
1721, ceviren Kamil Miras, Diyanet Yayinlari ndan.
KARS IN DERECIK
KOYU AGITI
Hey agalar nasil diyek derdimiz
Vardi zulmun sonu arsa dayandi
Ermeni islami kirdi daladi
Mazlumlar amani arsa dayandi
Mevla nin takdiri eristi basa
Yuz cevirdi bakmaz kardas kardasa
Uc yuz altmis cani yakti atasa
Koptu Nuh Tufani arsa dayandi
Bir cenaze gordum kan dolmus yuzu
Portlamis kenara sicramis gozu
Uc yuz altmis canin sonmemis kozu
Yanan can dumani arsa dayandi
Bir yigidi vurmus yolda koymuslar
Can teslim etmeden deri soymuslar
Cep cep etmis yanlarini oymuslar
El cepte figani arsa dayandi
Bir gelin gordum ayaga kalkmis
Sandim ki cani var yuzume bakmis
Kafir mismar ile direge cakmis
Mismar civi unu arsa dayandi
Bir hamile kadin davranmis kaca
Ermeni eylemis hep parca parca
Kilinc ile vurmus bolunmus kalca
Akan kizil kani arsa dayandi
Cocugu karnindan cikartmis bakar
Can teslim etmeden sunguye takar
Bebegin figani dag tasi yakar
Dagin tasin sani arsa dayandi
Tanri Ermeni ye vermis firsati
Kesti kokumuzu kirar milleti
Ruz-i kiyamete kaldi muddeti
Intikamin gunu arsa dayandi
Alti yuz altmis can batti kirildi
Cogu yandi geri kalan vuruldu
Bu koyun defteri artik duruldu
Halil in amani arsa dayandi
Kaynak mi? Bilmiyorum.
Sadece cok begendim.
Similia similibus
curantur
Benzer benzerini iyilestirir.
Latin Atasozu
Hesap gunu tum
peygamberler korku icinde canlarinin derdinde iken, sadece ben
ummetimi dusunecegim.
Buhari 97/36
Fransizlar Maras
ve Urfa da yaptiklarini Adana da da yaparak Ermenileri
silahlandiriyorlar.
Bunlar Islam halkina saldiriyor.
Kozan cevresinde Islam halkindan toplanan silahlar ve hayvanlar
saldirgan Ermenilere veriliyor.
Kozan cevresindeki Hamam, Kurtoglu Ciftligi, Colak Hasan,
Yassicali, Mehmet Aga ve Kabasakal koyleri Ermeni jandarma ve
gonullulerince butun olarak yakilmistir.
Bucak yakinlarinda birkac koyun daha yakildigi da haber
alinmistir.
Kilikya da ve cevresindeki isgal bolgelerinde Fransizlarin
yarattigi durum, Turkler ve Ermeniler arasinda karsilikli olarak
bir oc alma duygusunu beslemek ve bunun sonucunda da, isgalin
kaldirilmasi ile birlikte yerli halkin birbirlerini
bogazlayacaklarini dunyaya yayarak amaclarina varmaktir.
(31 Mart 1920)
K.ATATURK
Nec verbum verbo
curabis reddere fidus interpres.
* * *
Durust bir cevirmen kelimesi kelimesine cevirmemelidir.
EN AM - 111
...Allah dilemedikce inanmazlardi...
EN AM - 125 Allah kimi dogru yola goturmek isterse, gonlunu
Muslumanligi kabul etmesi icin acar.
Kimi de sapiklikta birakmak isterse, onunda gonlunu daraltir ve
$ikintili kilar...
BAKARA - 7 Allah onlarin yureklerini ve kulaklarini
muhurlemistir, gozlerinde perde vardir...
Turk ulusunun
yurumekte oldugu ilerleme ve uygarlik yolunda elinde ve
kafasinda tuttugu mesale, pozitif bilimdir
ATATURK, 1933, 10.Yil Nutku, Soylev ve Demecleri
Acinmaktansa
kiskanilmak dana iyidir.
Heredot
Risale-i Nur
okumak veya yazmak alim olmak icin yeterlidir, baska bilgiye
gerek yoktur
Said-i Nursi Nur Meyveleri adini verdigi yazisinda.
Mantigi, analitik
felsefeyi, matematigi ve bilimi sizi yoldan cikarmak icin Seytan
icat etti.
Fazla rasyonel olmadan tovbe edin!
Tanri dinozor fosillerini (ve evrim icin var olan tum genetik ve
antropolojik delilleri) sizi kandirip, onun var olmadigina
inandirmak ve boylece sizi sonsuz cehennemle cezalandirmak icin
yaratti.
COK GEC OLMADAN TOVBE EDIN!
Akilli bir kisi..
21. yuzyilin ahileri okuma yazma bilmeyenler degil, ogrenmeyi
ogrenmeyenler olacaktir.
AVLIN TOFFLER
Allah in intikami
A RAF 136.biz de ayetlerimizi yalanlamalari ve onlardan gafil
kalmalari sebebiyle kendilerinden intikam aldik ve onlari
denizde bogduk.
Aziz Millet Vekilleri,
Dunyaca malum olmustur ki, bizim devlet idaresindeki ana
programimiz, Cumhuriyet Halk Partisi programidir.
Bunun kapsadigi prensipler, idarede ve siyasette bizi
aydinlatici ana hatlardir.
Fakat, bu prensipleri, gokten indigi sanilan kitaplarin
dogmalariyla asla bir tutmamalidir.
Biz, ilhamlarimizi, gokten ve gaipten degil, dogrudan dogruya
hayattan almis bulunuyoruz.
Mustafa Kemal ATATURK
(Kaynak:Ataturk un Soylev ve Demecleri / Cilt 1 / Syf.389)
Insan, dusunen
tek hayvan degildir, ama bir hayvan olmadigini dusunen tek
hayvandir.
Bilinmeyen bir kisi..
Kiz bebegin
sidigini temizlemek icin birkac kez su serpin; erkek bebegin
sidigini temizlemek icin citeleyin.
Buhari-Muslim-Muvatta-Ebu Davud-Tirmizi-Nesai
Muhammet uzun bir
devirdeki tefekkurlerin mahsulu olan ayetleri luzum ve
ihtiyaclara gore takrir ediyordu
ATATURK, 1931, Lise icin yazdigi Tarih kitabi
Arkadaslikta
menfaatler ve zevkler, dostlukta ise felaketler ve kederler
musreterektir.
Peyami Safa
Biz, yeryuzunu
bir dosek, daglari da birer kazik yapmadik mi?
NEBE/6-7
Iki Mustafa Kemal
vardir; biri ben, et ve kemik, gecici Mustafa Kemal...
Ikinci Mustafa Kemal, onu ben kelimesiyle ifade edemem; o, ben
degil bizdir!
O memleketin her kosesinde yeni fikir, yeni hayat ve buyuk ulku
icin ugrasan aydin ve savasci bir topluluktur.
Ben onlarin ruyasini temsil ediyorum.
Benim tesebbuslerim, onlarin ozlemini cektikleri seyleri tatmin
icindir.
O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz.
Gecici olmayan, yasamasi ve basarili olmasi gereken Mustafa
Kemal odur.
Mustafa Kemal ATATURK
Kendinize
hakimiyeti yitirdiginiz olcude ozgurlugunuzu de yitirirsini.
MARIA EBNER VON ESCHENBACH
Resulullah sav
buyurdular ki:
Allah tan baska ilah olmadigina ve benim de Allah in Resulu
bulunduguma sehadet eden kimsenin kani, uc hal disinda helal
degildir:
Zina yapan dul.
Cana can kisas.
Dinden cikip cemaatten ayrilan.
Buhari, Diyat 6; Muslim, Kasame 25, 1676
Ebu Davud, Hudud 1, 4352
Tirmizi, Diyat 10, 1402
Nesai, Tahrim 5, 7, 90, 91
Kasame 5, 8, 13
DOGA YASALARI
UZERINE DUSUNCELER -5-
Bilimsel determinizm (yasalarin belirleyiciligi, zorlayiciligi)
sadece bilimin degil felsefenin ve teolojinin de ilgisini ceken
bir konudur. Cunku eger bu sav dogru ise, ahlak anlayisimiz ve
ozgur irade gibi konularda ciddi anlamda sorgulamalar yapmamiz
gerekecektir. Bilinc ve ozgur irade sorunu gercekten de
anlasilmasi, yorumlanmasi en zor konulardan biridir. Insan,
davranislarini kendi benliginin ve ozgur iradenin yonetiminde,
bazi toplum, ahlak ve din yasalarina uyarak mi belirler, yoksa
hic farkinda bile olmadigi doga mekanizmalarinin etkisinde mi
yonlendirilir? Bizler bir seyleri tercih ettigimizi zannederken,
gercekten de bilincli bir tercih mi yapmaktayiz? Dahasi, bilinc
nedir? Bu konu gunumuzde pek cok bilimin ilgi alanina girmistir.
Bilgi yonetimi, paralel zeka, genel noroloji, bilissel noroloji,
noro-p$ikoloji, genel p$ikoloji ve bilincalti calismalari gibi.
Ortada farkli kuramlar ve sorular bulunmaktadir. Ornegin,
bilissel tayfin fizyolojisi veya fenomenal hislerin noral
temelleri gibi.
Fizik biliminin, yakin uzayda (Newton fiziginin kullanildigi
Dunyasal uzay-zaman algilaminda) gecerli olan yasalarina gore
ise bilimsel determinizm bir gercektir. Evrende, gecmiste
gerceklesmis, su anda gerceklesen ve gelecekte gerceklesecek
olaylar bilimsel yasalarla belirlenmistir ve bu olaylarin
gerceklesmeleri zorunludur. Bu, cok iddiali bir gorus gibi
gorunse de sakin hafife almayin, bu sayede Ay ve Gunes
tutulmalari, kuyruklu yildiz gecis zamanlari vb kesinlikle
ongorulebilir. Fakat, tum evren soz konusu oldugunda, mesela
isin icine atomlar girmeye basladiginda bilimsel determinizmden
emin olunamaz veya farkli yorumlar getirmek gerekebilir. Konuyu
fazla dagitmadan, kitaptan alinti ile devam ediyorum.
Bilimsel determinizmi ilk kez ve acik bir bicimde ortaya koyan
ismin Laplace oldugu kabul edilir. Evrenin belirli bir zamandaki
verili durumunda, ek$iksiz bir yasalar dizisi onun hem
gelecegini, hem de gecmisini tam olarak belirleyebilir. Bu
durum, mucize olasiligini veya Tanri nin oynayacagi etkin bir
rolu dislar. Laplace nin formule ettigi bilimsel determinizm,
doga yasalarinda bir istisna (ornegin mucize) olup olmadigi
sorusuna bilim insaninin verdigi yanittir. Aslinda bu, butun
cagdas bilim icin temel bir dayanak ve bu kitabin basindan
sonuna kadar onemini koruyacak bir ilkedir. Bilimsel bir yasa,
sadece dogaustu bir varligin mudahale etmemeye karar verdigi
durumlarda gecerli olacaksa, o zaman bir yasa degildir. Bunu
fark eden Napoleon, Laplace e Tanri nin bu resmin neresinde
oldugunu sorar. Laplace nin yaniti Efendim, o varsayima
ihtiyacim olmadi seklindedir.
Diferansiyel denklemler uzerine calismalari ile taninan
matematikci ve gokbilimci Pierre Simon Laplace, (1749-1827)
denebilir ki bilimsel determinizmi en uc noktaya tasimis ve
bilimsel kuramlardan Tanri faktorunu tamamen cikarmistir.
Imparatora anlattigi evren modelinde kendisine Tanri nin o
modelde nerde oldugu soruldugunda meshur cevabini vermistir:
Sire, je n avais pas besoin de cette hypothese-là. (Efendim,
boyle bir hipoteze ihtiyacim olmadi!) Goruldugu gibi, Tanri
fikri artik bir hipotez olmaya baslamistir; ustelik bazilarina
gore, gereksiz bir hipotez. Ben, bilimsel determinizm konusunda
Laplace in cok genellemeci davrandigini dusunmekteyim. Fakat,
bilimsel kuramlara Tanri nin, herhangi bir dini inancin
katilmamasi gerektigini kabul ederim. Hatta, kurami gelistiren
kisi dindar bir insan olsa dahi. Dini inanclarin sonu gelmez.
Bunlari bilimin disiplini ile harmanlamak acaba ne derece
dogrudur? Somut bir ornek vermek isterim. Cesitli hastanelerde
bashekim olarak da gorev yapan merhum Dr. Haluk Nurbaki kanser
ve radyoloji alanindaki calismalari ile unlenmistir. Kendisinin
mesleki kariyerine ve bilgisine elbette saygi duyarim. Fakat,
bazilarini okudugum Insan Bilinmezi, Tek Nur, Sonsuz Nur gibi
calismalarinda dini inanclari ile bilimi bence cok keyfi olarak
karistirmis ve gereginden fazla iddiali konusmustur. Mesela bir
kitabinda, bir insan olurken, tam olum aninda seytanin ona
gorundugunu ve yuzundeki maskeyi cikararak insana attigi kazigi
acikladigini yazmistir. Bunu neye dayanarak one surmektedir?
Boyle bir fenomen gercekten gozlemlenmis midir? Farkli
dinlerdekilerin durumu ne olacaktir? Seytan diye bir seyin
varligi konusunda somut bulgulara rastlanmis midir? Eger boyle
bir durum yoksa, neye dayanarak bunu bir gerceklik olarak
okuyucusuna aktarmaktadir?
Bu iddiasini bir bilimsel makale haline getirip meslekdaslari
arasinda yayinlayabilir mi? Veya bir uluslararasi bilimsel
makale olarak yayinlayabilir mi?
Soylememe gerek yok ki, bu tarz kitaplar iyi para
kazandirmaktadirlar. (Bilim kurguyu haric tutuyorum. Bilim kurgu
edebiyatin/sinemanin bir dalidir ve belli gercekliklere
dayanarak gelecege yonelik dusunceleri sanat cercevesi icinde
aktarir.) Insanlar her zaman bilinmeyeni merak ederler ve bazi
insanlar dogrudan bilimin kendisine muracat etmek yerine, bu
tarz kitaplara ragbet etmektedirler. Aslinda, birer dusunce
deneyi olarak hicbirine itirazim yok. Fakat, bilim ile dinsel
inanclarin keyfi bir sekilde karistirildigi kitaplar piyasada
cok iddiali basliklarla satilmaktadirlar. Bu kitap tum
hayatinizi degistirecek! Evrenin sirlarini ogrenin! Gizli
bilimlerin kapisi size acilacak! gibi. Hemen her tur inancla
bilimin bulgulari harman edilebilmektedir. Soyle bir siralarsam:
Antik Misirlilarin dinleri, Hindu inanclari ve karma
felsefeleri, uzaylilardan mesaj aldiklarini iddia eden secilmis
kisilerin evrensel duyurulari, Islam inanclari ve Kur ana dayali
cikarimlar, tasavvuf ve vahdet-i vucut goruslerinin fizige
uyarlanmasi, cagdas Hristiyanlarin Incil uzerine gorusleri, Hz
Isa nin gercek kurtarici oldugu seklindeki inanislar, kayip
kitalar ve bazi esrarengiz yildizlarla ilgili senaryolar
(ornegin Immanuel Velikovsky nin Carpisan Dunyalar isimli kitabi
gibi), Dunya daki hayati uzaylilarin baslattigini savunanlarin
gorusleri (Tanrilarin Arabalari ve Alternatif Dunya Tarihi
gibi), dogaustu olaylar ve parap$ikolojik fenomenler (telepati,
telekinezi, poltergeist, pirokinezi, astral bedenler, ESP
kuramlari, satanizm, cesitli hayalet oykuleri) ... ilk aklima
gelenler.
Gercekten, bedenden bagimsiz bir ruhumuz var midir, yoksa bu,
insanin olum gercegine karsi gelistirdigi bir hayal midir?
Elbette ki, bu kitaplarda yazili olanlar butunu ile sacma
degildirler. Ayrica, zihnimizi esnek tutmak ve yeni fikirlere
acik olmak son derece onemlidir. Fakat, temkinli olmakta,
yazilan her seye hemen inanmamakta fayda vardir. Cogu insanin
unuttugu nokta sudur ki, bir tez , hipotez veya kuram
gelistirmek oylece kafadan sallamak demek degildir. Bunun hicbir
degeri yoktur. Her insan sadece hayal gucunu kullanarak akla
gelebilecek her tur senaryoyu gelistirebilir. Oysa bilimsel
kuramlar, daha once var olan bir bilimsel gelisim tarihcesi ve
disiplini uzerine kurulurlar. Ayrica, kurami one suren kisi,
kuramini bilimsel yontemler ile desteklemek zorundadir. Albert
Einstein, isigin davranisindan hareketle ozel ve genel gorelilik
kuramlarini gelistirmistir ama kuramlari Newton fizigini
dislamamaktadir. Sadece, onu daha uzun mesafelerin ve i$ik
hizinin onem kazandigi uzay-zaman olceklerine uyacak sekilde
revize etmistir. Konuyu kapatip, bilimsel determinizm hakkindaki
alintilara devam ediyorum.
Insanlar evrende yasadiklari ve onun icindeki diger nesnelerle
etkilesim icinde olduklarina gore, bilimsel determinizm insanlar
icin de gecerlidir. Pek cok kisi bilimsel determinizmin fiziksel
surecleri yonettigini kabul ederken, insan davranislarini bundan
ayri tutar, cunku bizim ozgur irademiz olduguna inanirlar.
Descartes, ozgur irade dusuncesini koruyabilmek icin insan
zihninin fiziksel dunyadan farkli oldugunu ve onun yasalarina
tabi olmadigini one surmustur. Onun bakis acisina gore, bir
insan iki unsurdan olusur: Beden ve ruh. Beden siradan bir
makineden baska bir sey degildir ama ruh bilimsel yasalarin
hukmu disindadir. Descartes anotomi ve fizyoloji ile cok
ilgilendi; beynin merkezinde bulunan ve epifiz bezi denen kucuk
organi ruhun bulundugu yer olarak kabul etti. Onun inanisina
gore epifiz bezi butun dusuncelerimizin olustugu yerdi ve ozgur
irademizin kaynagiydi.
Insanlar ozgur iradeye sahip midir? Ozgur irademiz varsa, evrim
agacinin neresinde ortaya cikmistir? Mavi-yesil alglerin veya
bakterilerin ozgur iradeleri var midir, yoksa hareketleri
otomatik olup bilimsel yasalar dahilinde midir? Yalnizca cok
hucreli organizmalar mi ozgur iradeye sahip, yoksa yalnizca
memeliler mi? Bir sempanzenin bir muzu hapir hupur yemesi veya
bir kedinin kanepenizi tirmiklamasi durumunda, ozgur iradelerini
kullandiklarini dusunebiliriz. Peki, yalnizca 959 hucreden
olusan ve adi Caenorhabditis Elegans olan ipliksi solucan icin
ne diyebiliriz? Bu ipliksi solucan bir seyler yedikten sonra, bu
yedigim acaip lezzetli bir bakteriydi, buraya tekrar geleyim
diye dusunmez; yine de yiyecek konusunda onun da belirli
tercihleri vardir. Tum bunlar ozgur irade anlamina mi
gelmektedir?
Boylece derin sulara acilmis bulunuyoruz. Dr Hawking in sordugu
sorular son derece zordur ve bilim insanlari arasinda bu
konularda ciddi gorus ayriliklarina rastlanmaktadir. Sorular
bilimin, felsefenin ve teolojinin ortaklasa ilgi alanina
girmektedir. Artik konular sadece felsefe ile ele alinamaz.
Fizik, kimya, biyoloji, noroloji, p$ikoloji, sosyoloji,
antropoloji ve bu bilimlerin alt alanlari devreye girmektedir.
Kesinlikle abartmiyorum; cunku konular gercekten de bu kadar
zorludur. Cok kisa deginmem gerekirse, insan davranislarinda
sinir sisteminin ve beynin yeri arastirilmaktadir. Fakat,
insanin sosyal bir varlik oldugunu da unutmamamiz gerekir.
Insanlar sadece bedensel mekanizmalarla davranmamakta, kendi
atalarindan ve kulturlerinden devraldiklari inanclar, adetler,
yasam bicimlerine uygun olarak da hukumler vermektedirler.
Protestan bir Hollandali ile Sunni Musluman bir Misirlinin
fizyonomileri ortaktir. Birine kalp ameliyati yapilabiliyorsa,
digerine de yapilabilir. Ama bu iki insanin inanclari, davranis
bicimleri, olaylara verdikleri tepkiler taban tabana zit
olabilir. Bu durumun tersi de gecerlidir. Ayni cografyada, ayni
dinsel davranis bicimlerinin, ayni kulturun oldugu bir toplumda
yasayan iki insan arasinda buyuk karakter farkliliklari
olabilir. Birisi geleneksel ataerkil degerlere bagli,
muhafazakar, dindar bir kisilik sergilerken; digeri escinsel,
tanritanimaz veya reform yanlisi olabilir.
Devam ediyorum.
Yapmak istedigimiz seyi secebilecegimizi dusunuyor olsak da,
molekuler biyolojiden anladigimiza gore biyolojik surecler fizik
ve kimya yasalari tarafindan yonetiliyor ve bu yuzden
gezegenlerin yorungeleri kadar belirlenmis surecler. Norolojik
bilimlerde yapilan son arastirmalar, eylemlerimizin fizik
yasalarina riayet eden beynimiz tarafindan belirlendigi gorusunu
destekliyor; bu yasalardan bagimsiz bir unsur tarafindan
degil.Ornegin, uyanik hastalara yapilan beyin ameliyatlarina
iliskin bir arastirma, beynin bazi bolgeleri elektriksel olarak
uyarildiginda hastada elini, kolunu, ayagini oynatma,
dudaklarini kimildatma, ve konusma arzusu uyandirilabildigini
ortaya cikardi. Eger davranislarimiz fiziksel yasalar tarafindan
belirleniyorsa ozgur iradenin nasil is gorebildigini anlamak
oldukca zor. Oyle gorunuyor ki biz yalnizca biyolojik
makineleriz ve ozgur irade bir yanilsamadan ibaret.
Dr Hawking gibi bir insanin yazdiklarina itiraz getirmeye
calismami ukalalik olarak kabul edebilirsiniz. Kesinlikle
iddiali olmadan, yukarda yazdiklari konusundaki bazi
cekincelerimi yazmak isterim. Burda, kilit kelime davranis
kelimesi. Iyi ama hangi davranis? Insan davranislarinin bir
bolumunun belli doga yasalarina bagli ve otomatik davranislar
oldugu aslinda 17. yuzyildan bu yana bilinmekte. (Hatta cok daha
onceden...) Sinir sistemine veya beyne yapilan elektriksel
uyarilarin sadece insanlarda degil, mesela kurbagalarda da oto
refleksler dogurdugu deneylerle goruldu.
Hatta, fizyolojik davranislarimizin buyuk bir bolumunun istem
disi hareketler oldugu da cok iyi bilinmekte. Kalbin atisi,
midenin sindirim sureci, bobreklerin calismasi ve daha pek cok
yasamsal faaliyetlerimiz istem disidir. Ayrica vucudumuzda
olusacak herhangi bir hastalik bizi tamamen yataga mahkum
edebilir ve davranislarimizi kisitlayabilir. Alzheimer gibi
hastaliklar dogrudan beynimizi etkileyebilir. Bu durumda,
bedenden bagimsiz bir ruh inanci ile ilgili tartismalar
dogmaktadir. Diger yandan, insan davranislari sadece bu tur
hareketlerden ibaret degildir. Insanlar cok farkli kisilik
ozellikleri sergilerler. Bazilari depresif, bazilari agresif,
bazilari hayalci vb olabilir. Sanirim, yakin zamanlarda cok
buyuk onem kazanmaya baslayan sanal zeka, noro-bilisim gibi
calismalara goz atmakta fayda var. Zaten Dr Hawkin de bu durumun
farkinda, bu yuzden sunlari da eklemis.
Insan davranisinin gercekte doga yasalari tarafindan
belirlendigi dusuncesine teslim oldugumuzda, sonuclarin karma$ik
bir yolla ve cok fazla degiskenle belirlenmesinin, onlari
ongormeyi pratikte olanaksiz kildigi yargisina varmak da akla
uygun olacaktir. Bu nedenle, bir ongorude bulunabilmek icin
insan bedenindeki trilyonlarca molekulun herbirinin baslangic
kosullarinin bilinmesi ve bir o kadar denklemin cozulmesi
gerekirdi. Bu da birkac milyar yil alirdi ki karsimizdaki
kisinin atacagi yumruktan kacmak icin epey gec kalabilirdik!
Aslinda insanlar ve hayvanlar, her an her saniye karma$ik
denklemleri istem disi olarak cozerler. Meyve yarasalari
dillerini bir saniye icinde onlarca defa saklatararak sonar
dalgalari uretirler. Sonra kendilerine geri gelen dalgalar, bir
dizi karma$ik karsilastirma ve navigasyon isleminden gecirilip
yarasanin zihninde o an nerde olduguna dair bir algi olusur.
Insanlar ise, gorme sureci icinde buna benzer islemleri
yaparlar. Gozun olu bolgesi tarafindan karanlikta kalan noktaya
ait bilgiler, bir tur tamamlama yontemi ile birlestirilir ve
boylece butune dair bir goruntu algilariz. Hareket sureci icinde
ise goz ile beyin arasinda karma$ik bir sinyalizasyon sureci
devreye girer. Bilgisayar dilinde goreli adresleme (relative
addressing) denen surece uygun bicimde, nesnelerin hareketleri
biz onlarin bilincine varmadan once hesaplanir ve buna gore
navigasyon olusturulur. Aslinda surecler burda ozetledigimden
cok daha karma$iktir. Konuya ilgi duyanlar goz ve beyin
iliskilerini inceleyen calismalara muracat edebilirler.
Insan davranisini ongormek icin fizik yasalarini kullanmak
pratikte mumkun olmadigi icin etkin kuram dedigimiz bir yol
gelistirdik. Fizikte bir etkin kuram, gozlemlenmis belirli bir
fenomeni, altta yatan tum surecleri ayrintili olarak
tanimlamadan modellemek icin yaratilmis bir cercevedir. Ornegin,
bir insanin bedenindeki her atomla yeryuzundeki her atom
arasindaki cekimsel etkilesimi yoneten denklemleri tam olarak
cozmemiz mumkun degildir. Ancak tum pratik nedenlerden oturu,
bir insanla yeryuzu arasindaki cekimsel gucu, insanin toplam
kutlesi gibi birkac sayi ile tanimlayabiliriz. Ayni sekilde,
karma$ik atom ve molekullerin hareketlerini yoneten denklemleri
cozemiyoruz; ama adina kimya denen etkin bir bilim gelistirdik
ve etkilesimlerin tum ayrintilarina aciklama getirmeden kimyasal
tepkimelerde atomlarin ve molekullerin nasil hareket ettigini
uygun bir sekilde ortaya koyabiliyoruz. insanlar soz konusu
oldugunda, davranislarimizi belirleyen denklemleri cozemedigimiz
icin, ozgur iradeyi etkin bir kuram olarak kullaniyoruz.
Ekonomide ozgur irade dusuncesi, insanlarin olasi eylem
rotalarini degerlendirip en iyisini sectikleri varsayimina
dayanan etkin bir kuramdir. Bu etkin kuram davranis ongorusunde
sadece kismen basarili, cunku hepimizin bildigi gibi, verilen
kararlar genellikle akilci degil ya da secimlerin sonuclarina
iliskin kusurlu cozumlemelere dayaniyorlar. Dunyanin boyle bir
karmasa icinde olmasinin sebebi budur.
Bu noktada Dr.Hawking e ve L.Mlodinow a katiliyorum. Insan
davranislarinin buyuk bir cogunlugu rasyonel degildir. Hatta,
insanlar, kararlarini cogunlukla cinsel, duygusal, ekonomik,
dinsel, kulturel, ideolojik pek cok faktorun etkisi ile alirlar
ve daha sonra bu davranislari akla uydururlar; yani rasyonalize
ederler . Fizik yasalari soz konusu oldugunda, trilyonlarca
partikulun tek tek tum davranislari kestirilemese de butune
yonelik akilci ve dogru tahminler gelistirmek mumkundur ve zaten
bu yapilmaktadir. Kuantum teorisi bir parcacigin yonunu ve
hizini tam olarak bilmenin neden mumkun olamadigini aciklar.
Buna ragmen o parcaciklar fizikte, elektronikte kesin sonuclar
verebilecek sekilde kullanilmaktadirlar. Ama insan davranislari
tam olarak akilci temeller uzerine kurulmaz, dahasi akilci
davranisin ne olmasi gerektigi konusunda insanlar arasinda gorus
ayriliklari ortaya cikmaktadir. Gelenekci bir dindara gore,
akilci bir davranis Tanri nin emrine uygun olarak yasamaktir.
Boylece korkunc bir cezadan kurtulmak veya Tanri katinda
yukselmek mumkundur. Diger yandan ateist dusunceli bir insan
icin ise dinsel davranis tamamen bir zaman kaybi olabilir.
Gercekte, farkinda bile olmadigimiz yasalarin birbirleri ile
karma$ik iliskisinden dogan bir sistem icinde yuvarlanan
canlilar miyiz, yoksa, derinlerde bir yerde kendimize ait bir
seyler bulabilmemiz mumkun mu?
Hawking in yasalar hakkinda ucuncu sorusu Sadece bir dizi olasi
yasa mi vardir? seklindeydi. Bunu acmis:
Hem Aristotales hem de Platon, Descartes ve daha sonra Einstein
gibileri doganin ilkelerinin ihtiyac nedeniyle varolduklarina
inanmislardi; cunku sadece bu kurallarin mantiki bir anlami
vardi. Doga yasalarinin kaynaginin mantigin icinde olduguna
inanan Aristotales ve takipcileri, bu yasalarin doganin gercekte
nasil isledigini cok dikkate almadan turetilebilecegini
dusunuyorlardi. Bu dusunce ve yasalarin ne oldugu yerine
nesnelerin neden yasalari izledigi konusuna odaklanmasi,
Aristotales i cogunlukla nitel, $iklikla yanlis ve pek de
kullanisli olmayan yasalara yoneltti ve bu yasalar bilimsel
dusunceye asirlarca hukmetti. Epeyce sonra Galileo gibi insanlar
Aristotales in otoritesine karsi cikma cesaretini gosterdiler ve
saf aklin olmasi gerektigini soyledigi seyleri izlemek yerine,
doganin gercekte nasil isledigini gozlemeye basladilar.
Cok dogru ve yerinde tesbitler bunlar. Aristotales yuzyillar
boyunca Hristiyan, Yahudi ve Islam alimlerinin bir kismini
derinden etkilemistir. Onun adina cilt cilt kitaplar yazilmis,
sayisiz yorumlar yapilmistir. Bu uzun tarih sureci icinde, bence
bir baska dusunurun hakki yenmistir: Demokritos.
(Yak.M.O.460-370) Sokrates oncesinin doga filozofu olan
Demokritos evrende tum yasalari tureten ustun bir akil aramak
yerine, atom dusuncesini maddenin temeline getirmis ve hareket
yasalarinin burdan dogdugunu savunmustur. Elbette, Demokritos un
o zamanlar atomdan anladigi sey ile, cagdas bilimin atom
anlayisi artik ayni degildir; ama yine de milattan once yasamis
bir insanin bu ongoruleri takdire deger. Nesnelerin nasil degil
de neden o sekilde hareket ettiklerine odaklanildiginda, ortaya
bir suru soyut, anlasilmasi zor inanclarin cikmasi
kacinilmazdir. Ayrica, dogadan butunu ile bagimsiz bir saf aklin
olup olmadigi ise ayri bir tartisma konusudur.
Bu kitap, bilimsel determinizmi temel alir. Yasalarin nasil
ortaya ciktigina ve onlardan baska yasa olup olmadigi konularina
ayrintilariyla deginecegiz. Ancak oncelikle, doga yasalarinin
neyi acikladigini gorecegiz. Cogu bilim insani yasalarin,
kendisini gozlemleyenden bagimsiz olarak varolan dissal
gercekligin matematik yansimalari olduklarini soyleyecektir. Bu
konulari tartisirken tosladigimiz bir baska soru daha var:
Nesnel bir gercekligin varolduguna inanmak icin gercekten bir
nedenimiz var mi?
Evet, ontolojik felsefenin ve yakin zamanlarda bilinci inceleyen
bilimin en zor konularindan birine geldik. Gerceklik nedir?
-devam edecek-
Levent ERTURK
LEVENTERTURK1961
https://leventerturk1961.wordpress.com/
Bilemezsin
Sana verecek bir armagani ne cok aradigimi
Hicbir sey icime sinmedi
Altin madenine altin sunmanin ne anlami var?
Ya da okyanusa su.
Dusundugum her sey
Doguya baharat goturmek gibiydi.
Kalbimi ve ruhumu vermemin bir yarari yok,
Cunku sen zaten bunlara sahipsin
O yuzden sana bir ayna getirdim
Kendine bak ve beni hatirla.
. . . . . .
Mevlana
Ingilizlere
meydan okuyoruz.
Bu en buyuk kufurdur.
Divitli Esref Hoca -1920
Safsata [(
Ing:Fallacy), (Osm;Kiyasi-i batil)], bir dusunceyi ortaya
koyarken ya da anlamaya calisirken yapilan yanlis cikarsamalarin
tamamina safsata denir.
Safsatalar, ilk anda gecerli ve ikna edici gibi gozuken ancak
yakindan bakildiginda kendilerini ele veren sahte argumanlardir.
Gunumuz Turkce sinde safsata kelimesi kusurlu akil yurutme
anlamini kaybetmis, yanlis inanc manasinda kullanilir olmustur.
Oysa, safsata, insanin muhakeme yetisinin yanlis yonde
kullanimidir ve cogu kez onyargi, ek$ik bilgi, batil inanclar,
duygusallik, yersiz gondermeler, acelecilik, ozensizlik,
genelleme, duygu somurusu, Turkce yi kotu kullanma gibi
sebeplerden kaynaklanir.
---
Vurgulama Safsatasi (Fallacy of Accent) :
Birden fazla yoruma musait olan ifade veya cumleden cikarilan
yargi.
Ornek 1:
Calis baban gibi esek olma.
1-(Calis baban gibi, esek olma)
2-( Calis, baban gibi esek olma)
Ornek 2:
Bu kucuk bir felaket.
1-(Olay kucuk bir felaket)
2-(Bu cocuk bir felaket)
Ornek 3:
Ali, daha baska bir Kemal Sunal filmi gormek istemedigini
soyledi.
Bu yuzden ona baska bir Kemal Sunal filmi gostermeyecegiz;
Zubuk filmini tekrar tekrar seyrettirecegiz.
Guncel Ornek 1:
Sayin Cumhurbaskani, laik, demokratik cumhuriyeti ve ulke
butunlugunu koruyucu yaptirimlari daha etkili kilmak amaciyla
hazirlanan KHK yi geri yollamistir.
( 11.8.2000, Radikal Gazetesi)
Bulent Ecevit, fikrini iki farkli vurgu yapildiginda iki farkli
anlasilacak sekilde ifade etmistir.
Amaciyla kelimesine vurgu yaparsak, laik, demokratik cumhuriyeti
ve ulke butunlugunu koruyucu yaptirimlari daha etkili kilmak
cumhurbaskaninin amaci, hazirlanan kelimesine vurgu yaparsak bu
KHK yi hazirlayanlarin amaci olarak anlasiliyor.
Eger A yasalarla
kendi ahlaki degerlerini B ye zorla uygulatmaya kalkiyorsa, A
buyuk ihtimal serefsizin tekidir.
Henry Mencken
Bundan on iki
sene evvel isittim ki, en dehsetli ve muannid bir zindik, Kur an
a karsi su-i kastini, tercumesiyle yapmaya baslamis.
Ve demis ki: Kur an tercume edilsin, ta ne mal oldugu bilinsin
Yani, luzumsuz tekrarati herkes gorsun ve tercumesi onun yerinde
okunsun diye dehsetli bir plan cevirmis.
Fakat Risale-i Nur un cerh edilmez huccetleri kati ispat etmis
ki, Kur an in hakiki tercumesi kàbil degil.
Ve lisan-i nahvi olan lisan-i Arabi yerinde Kur an in
meziyetlerini ve nuktelerini baska lisan muhafaza edemez.
Ve herbir harfi on adetten bine kadar sevap veren kelimat-i Kur
aniyenin mu cizane ve cemiyetli tabirlerinin yerinde beserin adi
ve cuz i tercumeleri tutamaz, onun yerinde camilerde okunmaz,
diye Risale-i Nur her tarafta intisariyla o dehsetli plani akim
birakti.
****
Fakat, o zindiktan ders alan munafiklar, yine seytan hesabina
Kur an gunesini uflemekle sondurmeye, ahmak cocuklar gibi,
ahmakàne ve divanecesine calismalari sebebiyle, bana gàyet $iki
ve $ikici ve $ikintili bir halette bu Onuncu Mesele yazdirildi
tahmin ediyorum.
Baskalar ile gorusemedigim icin hakikat-i hali bilmiyorum
Said-i Kurdi
Risale-i Nur Kulliyati Sozler 11.Sua sayfa 425
Risale-i Nur Kulliyati > Sualar 11 Sua Onuncu mesele >
Sayfa: 227
http://www.risaleinu...Sozler&Page=425
http://www.risaleinu...ayiMusa&Page=64
http://www.risaleinu...Sualar&Page=227
NE KADAR
HALKSINIZ?
04 Nisan 2014
Secimler bir kere daha gosterdi ki Beyaz Turklerin halka inmesi
gerekiyor. Ama halka inmek sanildigi kadar kolay degil. Once
kendimizi tanimakla baslamaliyiz. Asagidaki sorulara samimiyetle
cevap verip kendinizi test edin.
1. Flash TV de dun gece en son hangi sarkida halay cekildi?
a) Sekizinci Senfoni
b) Saraydan Kiz Kacirma
c) Ankaranin Baglari
2. Su Gibi programinda hicbir talibini begenmeyen Zerrin hangi
adama yesil i$ik yakti?
a) Leonardo Di Caprio
b) Marilyn Manson
c) Izzettin Altinbuk
3. Bir ekmek kac liradir?
a) Ne biliyim, 10 lira?
b) Bedava diye biliyorum, kapici her gun birakiyor.
c) 1 lira
4. Metrobus duragindan cikinca ilk yaptiginiz sey?
a) Metrobus derken?
b) Kalabaliga kufretmek
c) Indirim icin akbili okutmak
5. Sizi ne heyecanlandirir?
a) Van Gogh Tablosu
b) Oguz Atay
c) Makarna
6. Heyecaninizi ne oldurur?
a) Kla$ik muzik konserinin iptali
b) Iphone sarjinin azalmasi
c) Kabarik elektrik faturasi
7. En son hangi kanali seyrettiniz?
a) Mezzo
b) National Geographic
c) STV
8. Arkadaslarla ortak yemek yediginizde hesabi kim oder?
a) Ben
b) Elimi mutlaka cebime atarim
c) Elimi yalandan da olsa cebime atma riskini goze alamam
9. Kla$ik muzik size neyi cagristirir?
a) Dogayi, donguyu, kozmosu
b) Ince zevklerin adami oldugumu
c) Tupcuyu
10. Hangi yeralti kaynagi sizi heyecanlandirir?
a) Elmas
b) Altin
c) Komur
11. Gelmis gecmis en iyi dizi hangisidir?
a) The Wire
b) Lost
c) Arka Sokaklar
12. Evleneceginiz insanda aradiginiz en onemli kriter?
a) Sanat filminden hoslanmasi
b) Kafa uyumu
c) Sigortali olmasi
13. Hangisi sizi mutlu eder?
a) Issiz tropik bir adada tatil
b) 5 yildizli bir tatil koyunde tatil
c) 5 yildizli bir tatil koyunde garsonluk yapmak
14. Eski tisortlerinizi ne yaparsiniz?
a) Eski tisort derken? Eskitme anlaminda mi?
b) Yer bezi yaparim
c) Giyerim
A lar cogunluktaysa; Agir Elit
Bu ulkeye ait degilsiniz, muthis bir gelir ve entelektuelligin
harika uyumunu yakalamis durumdasiniz. Ozenilecek insansiniz.
Yediginiz onunuzde yemediginiz arkanizda. DNA niz arastirilsa
Iskandinav kokleriniz ortaya cikacaktir. Basarili olacaginiz tek
secim Yelken Gonulluleri Baskanligi olabilir.
B ler cogunluktaysa; Cakma Elit
Halktan degilsiniz ama elit de olamamissiniz, iki arada bir
derede, halk desen halk degil elit desen elit degil bir yapiniz
var. Akraba ortamlarinda, bayramlarda, cenazelerde iflah olmaz
bir tasrali gibi davranirken hasbelkader bulundugunuz seckin
ortamlarda elit taklidi yaparsiniz. En ufak bir ekonomik
dalgalanmada halk tarafina gecmeniz ve sonsuza kadar orada
kalmaniz isten bile degil.
C ler cogunluktaysa; Agir Halk
Bu memleketin ozbeoz evladisiniz. Yigidin harman oldugu Anadolu
dan cikmis bir cengaversiniz. Yuruyun be, kim tutar sizi.
Herhangi bir secimde aday olmaniz durumunda oylari siler
supurursunuz. Helal olsun size.
Lutfen anketten cikan sonucu yorum olarak yazin. Tarihin en
kapsamli arastirmasina katkida bulunun.
Beyinsiz Adam Arastirma Sirketi (BAAS) adina genel koordinator
Beyinsiz Adam
http://beyinsizadam.net/
lukas...@gmail.com
Sanki macta gibi
bagirip cagiriyorlar,.
Turkiye laiktir, laik kalacak diye, bunlar hos seyler degil.
AKP Genel Kongresinde...
Recep Tayyip Erdogan.
Basbakan olduktan sonra
Gazze de, Myanmar
da, Suriye de Muslumanlar olduruluyor, Sarki Turkistan da
oruclulara zorla su iciriliyor, Islam dunyasinin her yerinde
zulum, kan, kiyim, savas, kufur var.
Bizim dini butun, bu olup bitenleri ajans haberlerinden
ogreniyor.
Mehmet Sevket Eygi
Murtecilerin cok sevdigi ve onemsedigi fikir adami.
ALBERT EINSTEIN :
NEDEN SOSYALIZM
Ekonomik ve toplumsal konularda uzman olmayan birinin sosyalizm
hakkinda gorus bildirmesi dogru mudur?
Ben buna birkac neden yuzunden evet diyorum.
Gelin, bu soruyu once bilimsel bilgi acisindan degerlendirelim.
Ilk bakista astronomi ve ekonomi arasinda onemli yontemsel
farkliliklar gorulmeyebilir.
Her iki alanda da bilim adamlari kisitli sayidaki
gorungulerin(fenomen) aralarindaki baglantilari mumkun oldugu
kadar anlasilir yapmak icin genel kabul gorecek yasalar
kesfetmeye calisirlar.
Fakat aslinda yontemsel farklar vardir.
Ekonomi alaninda genel kabul goren yasalarin kesfedilmesini
zorlastiran gozlemlenecek ekonomik gorungulerin pek cok
faktorden etkilenmeleri ve bu etkilerin tek baslarina
degerlendirilememesidir.
Ayrica, -hepimizin bildigi gibi- insanlik tarihinde uygar donem
in baslangicindan bu yana edinilen deneyimler ozunde ekonomik
olmayan faktorlerden etkilenip kisitlanmistir.
Ornegin, bircok buyuk devlet sekli varliklarini fetihlere
borcludurlar.
Fetheden halklar, kendilerini fethettikleri ulkenin -yasal ve
ekonomik olarak- ayricalikli sinifi yapmislardir.
Toprak sahipligini tekellerine gecirmisler ve ruhani grubu kendi
aralarindan belirlemislerdir.
Egitimi kontrol eden bu rahipler, toplumdaki sinif ayrimini
kurumlastirmislar, insanlarin bundan sonra cogunlukla
bilincsizce toplumsal davranislarini yonlendirecek bir degerler
sistemi yaratmislardir.
SOSYALIZMIN GERCEK HEDEFI
Ancak tarihsel gelenek, insanligin gelismesinin dune kadar
Thorstein Veblen in yagmaci donem adini verdigi asamanin otesine
hicbir yerde gecemedigini gostermektedir.
Gozlemlenen ekonomik gercekler o doneme aittir ve onlardan
turetilecek yasalar insanligin diger donemlerine uygulanamaz.
Sosyalizmin gercek hedefi bu donemin otesine gecerek, insanligin
gelisimini yagmaci donemden daha ileri bir doneme tasimak
olduguna gore, ekonomi bilimi, mevcut haliyle, gelecegin
sosyalist toplumuna cok az i$ik tutabilmektedir.
Ikinci olarak sosyalizm, amaci toplumsal-ahlak olan yone
yonelmistir.
Ancak bilim amac yaratmadigi gibi, bunlari insanlara da
asilayamaz; bilim, en fazla, amaclara ulasilmasini saglayan
araclar yaratabilir.
Ancak amaclar yuce ahlaki ideallere sahip kisiliklerce
kavranilirsa ve bu amaclar olu dogmamissa, yasamsal ve
guclulerse bir cok insan tarafindan ileri tasinarak, toplumun
yavas/agir evrimine yon verir.
Bu nedenlerden oturu insana iliskin sorunlarda bilimi ve
bilimsel yontemleri fazla abartmamaya dikkat etmek ve toplumun
orgutlenmesini etkileyen sorunlarda sadece uzmanlarin soz hakki
oldugunu da varsaymamak gerekir.
BIR CIKIS VAR MI?
Bir suredir cok sayida kisi toplumun bir krizden gectigini one
surerek, toplumun dengesinin ciddi olarak bozuldugunu ifade
etmektedir.
Boyle durumlarda kisilerin farkli dusunmeleri, hatta ait
olduklari gruba karsi dusmanca hisler beslemeleri tipik bir
davranistir.
Ne dedigimi anlatmak icin basimdan gecen bir deneyimimi
aktarayim.
Gecenlerde zeki ve iyi yetismis bir kisi ile yeni bir savas
tehdidini tartisirken, boyle bir savasin insanligin varligini
ciddi bicimde tehlikeye sokacagini ve bu tehlikeyi ancak
uluslarustu bir organizasyonun onleyebilecegini soyledim.
Bunun uzerine muhatabim bana gayet sakin bir bicimde, Insan
irkinin yok olmasina niye bu kadar karsisin? dedi.
Eminim ki daha bir asir onceye kadar hic kimse boyle gayr-i
ciddi bir soylemde bulunamazdi.
Bu soylem kendi icinde bir denge saglamak icin bosuna ugrasmis
ve bunu basarma umudunu az-cok kaybetmis bir adamin soylemi idi.
Bu soylem aci veren bir yalnizligin ve tecrit olmanin ifadesidir
ve bu gunlerde cok kisi ayni aciyi cekmektedir.
Sebebi nedir?
Bir cikis var mi?
Boyle bir soruyu sormak kolay, ancak belli derecede ikna edici
bir yanit vermek zordur.
Ancak duygularimizin ve ugraslarimizin celiskili, belirsiz
olduklarinin bilincinde olarak ve onlarin kolay ve basit
formullerle ifade edilemeyecegini bilerek yine de elimden
gelenin en iyisini yapmaya calisip, yanitlamayi deneyeyim.
BIREYSEL VE SOSYAL VARLIK
Insan hem tek basina yasayan hem de sosyal bir varliktir.
Tek basina yasayan bir varlik olarak kisisel isteklerini tatmin
etmek ve dogustan edindigi yeteneklerini gelistirmek icin
kendisinin ve yakinlarinin varligini koruma cabasi icindedir.
Sosyal bir varlik olarak ise, cevresindeki dostlarinin sevgisini
ve takdirini kazanmaya, mutluluklarini paylasmaya, acilarini
dindirmeye ve yasam kosullarini iyilestirmeye calisir.
Iste sadece bu cesitli, zaman zaman celiskili cabalarin varligi,
insanin ozel karakterini aciklar; bunlarin ozgun bilesimi
bireyin icsel bir dengeye erisme derecesini belirler ve toplumun
esenligine katkida bulunur.
Genel olarak bu iki durtunun gorece direnclerinin kalitimla
duzenlenmis olmasi mumkundur.
Fakat nihai olarak ortaya cikan kisilik, buyuk olcude insanin
gelisimi sirasinda kendisini icinde buldugu cevre, icinde
buyudugu toplumun yapisi, o toplumun gelenekleri ve belirli
davranis bicimlerinin ovulmesi ile olusur.
Soyut toplum kavrami birey acisindan cagdaslari ile ve onceki
nesillerle dolayli dolaysiz iliskisinin toplami anlamina gelir.
Birey dusunebilir, hissedebilir, mucadele edebilir ve kendi
basina calisabilir fakat -fiziksel, entelektuel ve duygusal
varligi ile- topluma oylesine bagimlidir ki- onu toplum
cercevesinin disinda dusunmek ve anlamak imkansizdir.
Ona gida, giyecek, ev, is araclari, dil, dusunce bicimleri ve
buyuk olcude dusuncenin icerigini saglayan bu toplum dur.
Bu kucucuk toplum kelimesinin ardinda sakli, gecmiste yasamis ve
bugun yasamakta olan milyonlarca insanin emegi ve becerisidir
ona hayat veren.
Dolayisiyla, bireyin topluma bagimliliginin doganin ortadan
kaldirilamayan bir gercegi oldugu kanitlanmistir.
Aynen karincalar ve arilar gibi.
Fakat karincalarin ve arilarin tum yasam sureci en ince
ayrintisina kadar kati, kalitimsal icguduler ile belirlenmisken,
insanoglunun sosyal kaliplari ve karsilikli iliskileri son
derece degiskendir ve degisime aciktir.
Hafiza, yeni birlesimler olusturma kapasitesi, sozel iletisim
kurabilme ustunlugu insanoglunun biyolojik zorunluluklarinin
buyurmadigi gelismeler saglamasini mumkun kilmistir.
Bu gelismeler kendilerini edebiyatta, bilimsel ve teknik
basarilarda, sanat eserlerinde, gelenekler, kurumlar, orgutler
olarak gosterir.
Bu bir anlamda insanin kendi yasamini kendinin nasil yonettigini
ve bu surecte bilincli dusunme ve istemenin nasil bir rol
oynadigini aciklar.
DEGISKENLER-DEGISMEZLER...
Insanoglu dogustan, kalitimsal olarak, insan turunun
karakteristigi olan dogal istekleri de iceren, sabit ve degismez
olarak niteledigimiz biyolojik bir bunyeye sahiptir.
Buna ek olarak, yasam suresi icinde, iletisim ve baska etkiler
araciligiyla yasadigi toplumdan kulturel bir bunye edinir.
Zaman icinde degisime acik olan ve bireyle toplum arasindaki
iliskiyi buyuk olcude belirleyen iste bu kulturel bunyedir.
Modern antropoloji bize ilkel denilen kulturlerin
karsilastirmali olarak incelenmesi yoluyla, insanoglunun sosyal
davranislarinin gecerli kulturel kaliplara ve topluma egemen
olan orgut tiplerine bagli olarak cok buyuk degi$iklikler
gosterdigini ogretmistir.
Iste insan turunu iyilestirme mucadelesi verenlerin umutlarinin
dayanagi sudur: Insanlarin birbirlerini mahvetmek istemelerinin
ya da zalim, kendi kendine kasteden kaderin ocagina dusmus
olmalarinin nedeni biyolojik bunyeleri degildir.
Yasami olabildigince doyurucu kilabilmek icin toplum yapisinin
ve insanin kulturel yaklasiminin nasil degistirilmesi
gerektigini kendimize sorarsak, degistiremeyecegimiz bazi
kosullarin varligi gerceginin surekli bilincinde olmamiz
gerekir.
Daha once de belirtildigi gibi insanin biyolojik yapisi, nereden
bakilirsa bakilsin degismez.
Ustelik son birkac yuzyilda yasanan teknolojik ve demografik
gelismeler kalici durumlar yaratmistir.
Varliklarinin devami icin vazgecilmez sayilan urunlerle, nufusun
gorece yogun oldugu yerlerde, asiri ayrintili bir isbolumu ve
son derece merkezi bir uretim aygiti mutlak zorunluluk haline
gelmistir.
Bireylerin ve nispeten kucuk topluluklarin tamamen kendine
yeterli olduklari, geri donup baktigimizda son derece huzurlu
gorunen zaman sonsuza dek yitip gitmistir.
Insanoglunun artik bir uretim ve tuketim gezegeni olusturdugunu
soylersek fazla abartmis olmayiz.
CAGIN OZU
Cagimizin ozunu bana gore neyin olusturdugunu kisaca
belirtebilecegim bir noktaya simdi varmis bulunuyorum.
Bu toplumla bireyin iliskisi ile ilgilidir.
Birey topluma olan bagimliliginin gecmiste olmadigi kadar
bilincindedir.
Ama bu bagimliligi organik bir bag, koruyucu bir guc, olumlu bir
varlik olarak gormek yerine, daha cok dogal haklarina hatta
iktisadi varligina karsi bir tehdit olarak algilamaktadir.
Dahasi toplumdaki konumu oyle bicimlenmistir ki, yapisinin
egoistce suruklenisi surekli vurgulanmakta, dogal olarak daha
zayif olan sosyal yapisi gittikce bozulmaktadir.
Toplumdaki konumlari ne olursa olsun tum insanlar bu bozulma
surecinde rahatsiz olmaktadirlar.
Kendi egolarinin mahkumu olduklarini bilmeksizin, kendilerini
guvensiz ve yalniz, yasamin basit, sade, dogal tadindan yoksun
kalmis hissederler.
Insan kisa ve cetin de olsa yasamin tadina varabilir, yeter ki
kendini topluma adasin.
Bugunku haliyle kapitalist toplumun iktisadi anarsisi bence
belanin asil kaynagidir.
Onumuzde bireylerinin, birbirlerini kolektif emeklerinin
meyvelerinden yoksun birakmak icin yilmadan -zor kullanarak
degil fakat yasalarla belirlenmis kurallarin tumune gonulden
uyarak- ugrastigi dev bir ureticiler toplulugu gormekteyiz.
Bu baglamda uretim araclarinin -yani tuketim mallarini ve buna
ek olarak yatirim mallarini uretmek icin gereken tum uretim
kapasitesinin- yasal olarak ve cogu kez bireylerin ozel
mulkiyetlerinde oldugunun onemini kavramamiz gerekir.
Konuyu basitlestirmek icin, asagidaki anlatimda uretim
araclarinin mulkiyetini paylasmayan herkesi isci olarak
adlandiracagim, bu terimin yaygin kullanimina tam olarak denk
dusmese de.
Uretim araclarinin sahibi, iscinin isgucunu satin alabilecek
durumdadir.
Isci uretim araclarini kullanarak kapitalistin mali haline
gelecek yeni mallar uretmektedir.
Her ikisi de gercek deger uzerinden olculmek uzere, iscinin
urettigi ile ona odenen arasindaki iliski bu surecin esas
noktasidir.
Is sozlesmesi serbestce belirlendigi surece, isciye yapilan
odemeyi belirleyen urettigi malin gercek degeri degil, iscinin
asgari gereksinimleri ve is icin rekabet eden isci sayisina
iliskin olarak kapitalistlerin isgucune ihtiyaclaridir.
Teoride bile isciye yapilan odemenin urunun degeri tarafindan
belirlenmediginin anlasilmasi onemlidir.
KAPITALIZMIN YASASI
Kismen kapitalistler arasindaki rekabet ve kismen teknolojik
gelismelerin ve artan isbolumunun daha buyuk uretim birimlerinin
kucuklerin yerini almasini saglamasi sonucunda, ozel sermaye az
sayida elde yogunlasmaktadir.
Bu gelismelerin sonucunda, demokratik olarak orgutlenmis bir
siyasi toplumda bile etkin olarak denetlenemeyecek devasa bir
guce sahip ozel sermaye oligarsisi olusur.
Bu boyledir cunku yasama organlarinin uyeleri, nereden bakilirsa
bakilsin secmenle yasama organinin birbirinden ayiran ozel
sermaye tarafindan buyuk olcude finanse edilen ya da baska
sekillerde etki altina alinan siyasi partiler tarafindan
secilir.
Bunun sonucunda halkin temsilcileri gercekte nufusun temel
haklardan yoksun kesimlerinin cikarlarini yeterince
koruyamazlar.
Ustelik, mevcut kosullar altinda, ozel kapitalistler kacinilmaz
olarak temel bilgi edinme kaynaklarini (basin, radyo, egitim)
dogrudan ya da dolayli olarak denetlerler.
Dolayisiyla, bir vatandasin bireysel olarak nesnel yargilara
varmasi ve siyasi haklarini akillica kullanmasi hayli zor hatta
cogu zaman imkansizdir.
Sermayenin ozel mulkiyetine dayali ekonomilerde egemen olan
durum iki ana ilke ile nitelendirilir: Birincisi, uretim
(sermaye) araclarinin ozel mulkiyetidir ve mulk sahipleri bunu
diledikleri gibi kullanirlar; ikincisi serbest is sozlesmesidir.
Bu anlamda tabii ki saf kapitalist toplum diye bir sey yoktur.
Iscilerin uzun ve aci siyasi mucadeleler sonucu, bazi
kategorilerde serbest is sozlesmesi nin iyilestirilmis bir
bicimini saglamayi basardiklarini ozellikle belirtmek gerekir.
Ama butun olarak ele alindiginda bugunku ekonomi saf
kapitalizmden fazla farkli degildir.
Uretime kar icin devam edilir, kullanim icin degil.
Calisabilecek durumda olan ve calismak isteyen herkesin is
bulacaginin bir garantisi yoktur.
Hemen hemen herdaim bir issiz ordusu vardir.
Isci her zaman isini kaybetme endisesi tasir.
Issiz ve cok dusuk ucret odenen isciler karli bir pazar
olusturmadiklari icin tuketim mallarinin uretimi sinirlidir ve
sonuc mesakkatlidir.
Teknolojik ilerleme cogu zaman isin zorlugunu hafifletmek yerine
daha fazla issizlige neden olur.
Kar gudusu, kapitalistler arasindaki rekabetin durumuna gore
gittikce daha fazla derinlesen bunalima yol acan sermaye
birikiminin ve kullaniminin istikrarsizligindan sorumludur.
Sinirsiz rekabet, emegin cok buyuk olcude heba olmasina ve daha
once de sozunu ettigim gibi bireylerin sosyal bilinclerinin
sakatlanmasina yol acar.
Bana kalirsa kapitalizmin en buyuk kotulugu bireylerin
sakatlanmasidir.
Tum egitim sistemimiz bu beladan muzdariptir.
Gelecekteki kariyerine hazirlanmak icin acgozlu bir bicimde
basariya tapmak uzere egitilmis ogrenciye abartili bir rekabetci
yaklasim asilanir.
BELADAN KURTULMANIN TEK YOLU: SOSYALIZM
Ben bu korkunc beladan kurtulmanin tek yolu olduguna eminim.
Bu yol, toplumsal hedefler dogrultusunda yonlendirilmis bir
egitim sisteminin eslik ettigi sosyalist ekonominin insasidir.
Boyle bir ekonomide toplumun kendisi uretim araclarinin
sahibidir ve uretim araclari planli bir tarzda kullanilir.
Uretimi toplumun gereksinimlerine uyduran planli bir ekonomi isi
calisabilir durumda olanlara dagitir ve erkek, kadin, cocuk
herkesin gecimini garanti eder.
Bireyin egitimi, dogustan sahip oldugu yeteneklerin
gelistirilmesinin yaninda, gunumuz toplumundaki guc ve basarinin
yuceltilmesi yerine, bireyin icinde cevresindekilere karsi
sorumluluk hissi gelistirmeyi hedefler.
Yine de planli ekonominin henuz sosyalizm olmadigini unutmamak
gerekir.
Boylesi bir planli ekonomiye bireyin tamamen kolelesmesi eslik
edebilir.
Sosyalizmin basarisi son derece zor bazi sosyo-politik
sorunlarin cozulmesini gerektirir.
Siyasi ve ekonomik gucun merkezilesmesinin yarattigi etki
alaninin genisligi gozonune alindiginda burokrasinin mutlak
gucunu ve kendini begenmisligini engellemek nasil mumkun
olacaktir?
Bireyin haklari nasil korunacak ve burokrasinin gucunu
dengeleyecek demokratik bir karsi-guc nasil saglanacaktir?
Yasadigimiz bu gecis surecinde sosyalizmin hedef ve sorunlarinin
netligi cok onemlidir.
Mevcut kosullarda, bu sorunlarin ozgurce ve engelsiz
tartisilmasi guclu bir tabu haline geldigi icin, bu derginin
cikarilmasinin onemli bir kamu hizmeti oldugunu dusunuyorum.
ALBERT EINSTEIN
Cevrendekileri
alcaltarak degil,kendini gercekten yucelterek buyuyebilirsin.
Reich
Bakara-106
Herhangi bir Ayet in hukmunu yururlukten kaldirir veya
unutturursak, onun yerine daha hayirlisini veya benzerini
getiririz. Allah in herseye gucunun yettigini bilmezmisin?
Bakara-106 da boyle soylenirken, asagidaki Ayet lerde farkli
soylenir;
Fatir-43 ... Hayir! sen Allah in kanununda degi$iklik
bulamazsin. Sen Allah in kanununda asla bir doneklik bulamazsin.
- Fetih-23 ... Allah kanununda hicbir degi$iklik bulamazsiniz.
Ayrica Yunus-64, Fetih-23, En am-115, Ahzab-62 de de ayni
hukumler bulunmaktadir.
Merkezi Erivan
olan Ermeni Cumhuriyeti ne karsi dostca olmayan hicbir niyetimiz
yoktur....
Bu yeni devletteki Ermeniler, Ermeni mufreze kumandaninin
emirleriyle, Musluman unsuru imha etmek uzere faaliyette
bulunuyorlar.
Bu emirlerin suretlerini gozlerimizle gorduk.
Erivan daki Ermenilerin, Muslumanlarin imha siyaseti guttukleri
ve bu kanli vahset dalgasinin sinirlarimiza kadar genisledigi,
sinirlarimizin, obur taraftan, olumden kacan sayisiz Muslumanla
dolu olmasiyla da teyit edilmis oluyor.
Ingilizler, bu hareketlerin cereyani esnasinda, bir yandan
Ermenilerin Muslumanlara karsi tutumlarini tesvik ettiler, hatta
onlari bu konuda kiskirttilar, diger taraftan Ermenilerin
tecavuzlerini bize sayip doktuler ve bunlari tahammul edilemez
hareketler olarak nitelediler ve bu komsu devlete saldirarak
misillemede bulunmaya bizi zorladilar.
Fakat biz hakikatin kendini gostereceginden emin olarak Ermeni
tahriklerine tahammul ettik ve Ingilizlerin ofkelerini fark
etmemis gorunduk.
Hakikaten, bizi Ermenilere saldirmaya tesvik eden ve bu sekilde
kendi boluklerini o topraklara gonderebilmelerini saglayacak bir
ortam yaratmayi planlayan Ingilizlerin tutumlarini meydana
cikarabilecegimizi dusunduk.
Ingilizlerin butun bu manevralari, Kafkasya yi bosaltmalari
mecburiyetini hissettikten sonra, onlarin subay ve temsilcileri
tarafindan baslatildi.
Erzurum ve Van daki Muslumanlarin ve bilhassa sinir bolgelerinde
yasayanlarin; Ermenistan da cereyan eden katliama dair her gun
aldiklari haberler ve olumden kacan ve aglanacak vaziyette olan
multecilerin manzarasi karsisinda, buyuk heyecana kapilmalari
cok normaldir.
(24 Eylul 1919)
K.ATATURK
Vestis virum
reddit.
* * *
Adami adam yapan giydigidir.
Latin Atasozu - (Quintilianus)
Resulullah
devamla dedi ki :
Bu cevap uzerine , Cehennem ehli her cesit hayirdan umidlerini
keserler ; hickirmaya , nedamet etmeye , dovunup yirtinmaya
baslarlar
( Tirmizi )
Cehennemle ilgili hadis. Sahihmis bilenler denetlesin.
Kirdim diyorsun zincirlerini...
. . . . . .
Evet, kopek de ceker koparir zincirini,
. . . . . .
Kacar o da, ama halkalari boynunda tasiyarak...
PERSIUS
Lokman suresinin
22.ayeti de Risale-i Nur a isaret ediyormus.
Ayetin Turkce anlami:
Iyilik yaparak kendini Allah a veren kimse, suphesiz en saglam
kulpa sarilmis olur...
Said-i Nursi ye gore; bu ayette sozu edilen en saglam kulp ,
Risale-i Nur dur
O zaman ayetin anlami su oluyor: Kim iyilik yaparak Risale-i Nur
okursa o, en saglam kulpa sarilmis olur.
Kime hikmet verildiyse, ona hayirdan cok sey verildi demektir
Allah onlara kitabi ve hikmeti ogretir.
Ve onlari arttirir
Sizi artirir ve size kitabi ve hikmeti ogretir anlamindaki
ayetler de Risale-i Nur a isaret ediyorlarmis.
Said-i Nursi ye gore: Ayetlerde belirtilen Hikmet sozuyle
anlatilmak istenen, Risale-i Nur dur
Buna gore ayetlerin anlami su oluyor:
Kime Risale-i Nur verildiyse, ona hayirdan cok sey verdi
demektir
Allah onlara kitabi ve Risale-i Nur u ogretir.
Ve onlari arttirir
Allah sizi artirir ve size kitabi ve Risale-i Nur u ogretir
Derleyen: Osman Turkoguz
INANCLARA VE AKLA AYKIRI BIR YAKLASIM, NURCULUK.
Biz Spinoza nin
izleyicileri, Tanri yi, butun varolanlarin harika duzeni ve
yasaliligi ve insanda ve hayvanda kendini ortaya cikardigi olcue
onun ruhu icinde goruruz.
We followers of Spinoza see out God in the wonderful order and
lawfulness of all that exists and in its soul as it reveals
itself in man and animal.
From a letter to Eduard Busching, Oct.25, 1929, Einstein
Archive, reel 33-275, quoted in Jammer, p.51:
(Bu goruslerinden dolayi Einstein in Panteist oldugu sonucu
cikarilabilirse de, bir sonraki gorusunde de agnostiklige yakin
oldugunu belirttigini gorecegiz)
HEP YASADIGIMA DAIR
. . . . . .
Bu golge yer pazar gunu
Bu sehir, bu tren sesi
Gok bildigim bu mavilik
Yesil dallardan suzulen
Oturdugum rahat koltuk
Beyaz ortusu masanin
Sigaram, kahvem, gazetem
Elimin cizdigi kavis
Kovmak icin sinekleri
Kolumda isleyen saat
Ve esnemem arada bir
Hep yasadigima dair
Cahit Sitki TARANCI
Cabir bin
Abdullah ( Radiyallahu Anh ) soyle dedi :
Bayram gunu Rasulullah ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem ) ile
namazda beraberdim. Hutbe okumadan once ezansiz ve kametsiz
namaza basladi. Sonra Bilal ( Radiyallahu Anh ) a yaslanarak
ayak ustu durup Allah a karsi takvali olmaya , ona itaatli
olmaya tesvik ederek halka vaaz ve nasihatte bulundu. Sonra
kadinlarin oldugu yere geldi. Onlara da vaaz ve nasihat etti ve
:
Sadaka verin , zira siz kadinlarin cogu cehennem kutugudur
buyurdu. Kadinlarin en hayirlilarindan yanaklari kirmizi olan
bir kadin ayaga kalkip :
− Ya Rasulallah ,nicin dedi. Rasulullah ( Sallallahu Aleyhi ve
Sellem ):
− Cunku siz halinizden cok $ikayet eder , kocalarinizin ihsanina
karsi nankorluk edersiniz buyurdu. Bunun uzerine kadinlar kendi
ziynet esyalarini tasadduk etmeye basladilar. Bilal (
Radiyallahu Anh ) in elbisesinin icine kupelerini ve yuzuklerini
atiyorlardi.
( Muslim - Ahmed )
Cehennemle ilgili hadis. Sahihmis bilenler denetlesin.
Gelecegin dini
kozmik bir din olacak.
Kisisel Tanriyi asmali ve dogma ile teolojiden kacinmalidir.
Hem dogal hem de tinsel dinselligi kusatarak, anlamli bir
butunluk olarak dogal ve tinsel her butun her seyin deneyiminden
doga bir dinsel duygu uzerinde kurulu olmalidir.
Budizm bu tanima cevap verir.
Eger modern bilimsel ihtiyaclarla basa cikabilecek herhangi bir
din varsa o Budizm olur.
Eger insanlar sadece cezalandirilmak korkusuyla ve odullendirmek
umuduyla iyi insan iseler; bu durumda, gercekten cok uzgunuz.
The religion of the future will be a cosmic religion.
It should transcend personal God and avoid dogma and theology.
Covering both the natural and the spiritual, it should be based
on a religious sense arising from the experience of all things
natural and spiritual as a meaningful unity.
Buddhism answers this description.
If there is any religion that could cope with modern scientific
needs it would be Buddhism.
If people are good only because they fear punishment, and hope
for reward, then we are a sorry lot indeed.
Albert Einstein, quoted in Madalyn Murray O Hair, All the
Questions You Ever Wanted to Ask American Atheists (1982)
vol.ii., p.29
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Cehaletten kurtulmanin yolu,bazi seylerin cahili olmaktan gecer.
Ismet Ozel
Resulullah sav buyurdular ki:
Eti bicakla kesmeyin.
Cunku bu, yabancilarin isidir.
Siz dislerinizle kemirerek yiyin.
Cunku bu, sihhat ve afiyet icin daha iyidir.
Ebu Davud, Et ime 21, 3778
Rivayet eden: Aise
...din hissi, dunyanin acisi duyulan tokadiyla derhal Turk
milletinin vicdanindaki cadirini yikti, davetlileri, Turk
dusmanlari olan Arap collerine gitti.(..) Artik Turk, cenneti
degil, (..) son Turk ellerinin mudafaa ve muhafazasini
dusunuyordu.
Iste dinin, din hissinin Turk milletinde biraktigi hatira.
Mustafa Kemal ATATURK
(Mustafa Kemal in yazdigi Afet inan imzasiyla cikan Medeni
Bilgiler kitabi 1931)
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Saygi Durusu Sap
Gibi Durmaktir. Saygi Durusu Yerine Dua Edilmeli. Sap Gibi
Durmanin Manasini Anlayamiyorum.
Recep Tayyip ERDOGAN(RTE)
Turkiye denilen ulkenin basbakani
Resulullah sav buyurdular ki:
Eti bicakla kesmeyin.
Cunku bu, yabancilarin isidir.
Siz dislerinizle kemirerek yiyin.
Cunku bu, sihhat ve afiyet icin daha iyidir.
Ebu Davud, Et ime 21, 3778
Rivayet eden: Aise
OT YIYEN ESEKLER AYAKTA UYUR...
Dekolte giyen kadinlar,
Tecavuz eden erkekler kadar sucludur.
Bu yakistirmayi yapanlara,
Oy veren esekler, ayakta uyur...
***
Ayakkabi kutularinda, kuplerde, varillerde,
Hirsizlik para saklayanlara, sonra da,
Takara-Makara cekip Kuran ila alay edenlere,
Oy veren esekler ayakta uyur...
***
Hirsizliktan, dolandiriciliktan
Yuce divana sevki gerekenlere,
Ve de onlari Mecliste aklayanlara,
Oy veren esekler ayakta uyur...
***
Faizler insin diyerek,
Merkez mudurunu haslayanlara,
Dolarin yukselisine yol acanlara,
Oy veren esekler ayakta uyur...
***
Kirmizili kiza biber gazi $ikanlara, $iktiranlara,
Gencleri surukleyip feci dovenlere,
Tazyikli su $ikarak oldurenlere,
Oy veren esekler ayakta uyur...
***
Dortyuz milletvekili isteyenlere,
Cobanla basbakan arasinda fark yoktur,
Biri suruyu, digeri halki guder, diyenlere,
Oy veren esekler ayakta uyur...
***
Yandas medyaya para akitanlara,
Rusvet, yiyicilik, rantla beslenenlere,
Emekliye yirmidort, vekile binbesyuz zam verenlere,
Oy veren esekler ayakta uyur...
***
Acilim sureci diye diye memleketi bolenlere,
Diyarbakir a Kurdistan baskenti diyebilenlere,
Imrali daki katil Apo yu, adam yerine koyanlara,
Oy veren esekler ayakta uyur...
***
Balyoz Ergenekon davalari uydurarak,
Generaller, amiraller, seckin komutanlar, bilim adamlari,
Siyasetci, gazeteci hapsederek, ulke gucunu igdis edenlere
Oy veren esekler ayakta uyur...
***
Toplumun yuzde ellisi bana nefretle bakiyor,
Turkiye yonetilir ulke olmaktan cikabilir.
Bunu yumusatmaliyiz, diyen bir garip AKP liye,
Oy veren esekler ayakta uyur...
***
Koylumuzu ac sefil Istanbul a yiganlara,
Bugday, mercimek, fasulye, pirinc ithal edenlere,
Ot, saman, Angus koyun ithal edip Kurban kesenlere,
Oy veren esekler ayakta uyur...
***
Saymakla bitmeyen ihanetlere,
Yikamakla aklanmayan kirlere,
Yurdu ikiye bolmus gafillere,
Oy veren esekler ayakta uyur...
***
Aziz Nesin dedi ki;
Bu milletin yuzde altmisbesi aptaldir.
***
Esekler ot yer, ot yer, ot yer, ot yer,
Ot yiyen esekler gercekten ayakta uyur...
Sirtina esek yukunu vurdun mu?
Ev yolunu esek kendisi bulur...
10.02.2015 H. LAPTALI
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
MEKTUP...
Dost dost diye deli dervis gezdigim,
Bir agladigim, bir guleyazdigim,
Adini daga tasa kazidigim
. . . . . .
Benim bir tanem dost, gozumun nuru!
Tutmaz elim, topal ayagim ugru,
Amansiz kara bahtimdan oturu
. . . . . .
Kan ter dolandigim yollar golgesi,
Kara ekmegimin akca mayasi,
Susayinca cagildak sular sesi,
. . . . . .
Ay aydinligim, gun isigim, canim,
Bayramim, bollugum, yemisim, yenim
Goz yasimi gozden gizli silenim!
. . . . . .
Pek garipce kaldim koyumde issiz,
Otsuz ocaksiz, akilsiz, ayvazsiz.
Iki elin kanda olsa durma tez
. . . . . .
Dag basini duman almadan beri,
Eyup sabrim, eyi duslerim yoru,
Yet bu yana! Avareyim, yet, yuru!
Ahmet Muhip DRANAS
...
Ama onda ( Risale-i Nur da) yazilanlar Kuran in malidir.
Hepsi Allahtandir...
Peygamberimiz Kuran-i kerim in sadece bir tercumani idi.
Ustat ta (Said-i Kurdi) Risale-i Nur un sadece bir tercumani
gibidir.
Said-i Nursi
Said-i Nursi yazilarinin cogunda kendini kimi yerde ustu kapali,
kimi yerde cok acik olarak peygamberle karsilastirir.
Tanriyla dolaysiz konustugunu vurgular.
Merkezi Erivan olan Ermeni Cumhuriyeti ne karsi dostca olmayan
hicbir niyetimiz yoktur....
Bu yeni devletteki Ermeniler, Ermeni mufreze kumandaninin
emirleriyle, Musluman unsuru imha etmek uzere faaliyette
bulunuyorlar.
Bu emirlerin suretlerini gozlerimizle gorduk.
Erivan daki Ermenilerin, Muslumanlarin imha siyaseti guttukleri
ve bu kanli vahset dalgasinin sinirlarimiza kadar genisledigi,
sinirlarimizin, obur taraftan, olumden kacan sayisiz Muslumanla
dolu olmasiyla da teyit edilmis oluyor.
Ingilizler, bu hareketlerin cereyani esnasinda, bir yandan
Ermenilerin Muslumanlara karsi tutumlarini tesvik ettiler, hatta
onlari bu konuda kiskirttilar, diger taraftan Ermenilerin
tecavuzlerini bize sayip doktuler ve bunlari tahammul edilemez
hareketler olarak nitelediler ve bu komsu devlete saldirarak
misillemede bulunmaya bizi zorladilar.
Fakat biz hakikatin kendini gostereceginden emin olarak Ermeni
tahriklerine tahammul ettik ve Ingilizlerin ofkelerini fark
etmemis gorunduk.
Hakikaten, bizi Ermenilere saldirmaya tesvik eden ve bu sekilde
kendi boluklerini o topraklara gonderebilmelerini saglayacak bir
ortam yaratmayi planlayan Ingilizlerin tutumlarini meydana
cikarabilecegimizi dusunduk.
Ingilizlerin butun bu manevralari, Kafkasya yi bosaltmalari
mecburiyetini hissettikten sonra, onlarin subay ve temsilcileri
tarafindan baslatildi.
Erzurum ve Van daki Muslumanlarin ve bilhassa sinir bolgelerinde
yasayanlarin; Ermenistan da cereyan eden katliama dair her gun
aldiklari haberler ve olumden kacan ve aglanacak vaziyette olan
multecilerin manzarasi karsisinda, buyuk heyecana kapilmalari
cok normaldir.
(24 Eylul 1919)
K.ATATURK
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Hepimiz; dunumuzu, bugunumuzu hosgoru ve musamahanin o
eriten-degistiren, temizleyen-aklayan iklimine oyle emin ve
endisesiz yurumek isteriz.
Anonim Nasihat
Resulullah sav buyurdular ki:
Kim resim yaparsa, Allah onu Kiyamet gunu, yaptigi resim
sebebiyle, onlara ruh ufleyinceye kadar azab eder.
Hicbir zaman da ruh ufleyici degildir.
Kutubu Sitte 2168
Dusmanlarin butun calismasi, baris esaslarinin
kararlastirilacagi su siralarda memleketimizi disarida ve
iceride gucsuz bir durumda birakarak istedikleri her seyi kabul
ettirmeyi amacliyordu.
Gelecege yonelik cikarlarini, cesitli baskilarla butun dis
ulkeleri aleyhimize cevirmekte goren bazi kurulus ve unsurlar
ise, tarafimiza yoneltilen bu akimi temelinden yikmak ve butun
dis ulkelerin milletimiz lehine, dusuncelerinde degi$iklikler
olmasina firsat vermemek icin, tumuyle yalan olan en son Ermeni
soykirimi uydurmasini duzenlediler ve acikladilar.
Ingilizler, bir yandan dis durumumuzu yeni toplu oldurme
iftiralari ile sarsarak tasarladiklari Istanbul isgalini
kolaylikla uygulayabilecek bir ortam hazirliyorlardi
Anadolu da yerlesmis Ermenilerin ve Rumlarin hukumet emirlerine
ve milli amaclara karsi gelmedikce her turlu saldiridan
korunmalari ve tam anlami ile mutlu ve rahat bir hayat
yasamalari oteden beri kabul edilmis bir ana konu idi.
Kilikya ve dolaylarinda ve dogu hududumuz disindaki resmi ve
resmi olmayan Ermeni kuvvetlerinin dindas ve irkdaslarimiza
karsi yapilan cinayete varan saldirilari karsisinda bile,
ulkemizde yasayan Ermenilerin her turlu taarruzdan korunmasini
saglamayi pek onemli bir medeni gorev kabul ettik ve Anadolu nun
dis dunya ile iliskisinin ke$ik oldugu bu gunlerde yuce vatan
cikarlarini amaclayan onlemler icinde Ermeni halkinin
esenliginin korunmasi gerekliligini butun makamlara bildirdik.
Iste, Istanbul un yabanci kuvvetlerce isgalinden bu gune kadar
gecen aci gunlerinde hicbir dis ulkenin fiili korumasina
erisemeyen Anadolu Ermenilerinden hicbir kisinin, en kucuk bir
anlamda bile, saldiriya ugramamis olmasi, bize her nedenle
cinayet yukleyen ve medeni duyarliligi kendi tekelinde sanan
entrikaci Avrupalilarin yuzlerini kizartacak ve milletimizin
yaradilisindan sahibi bulundugu insanlik torelerinin yucelik
derecesini ispat edecek cok onemli bir konudur.
(24 Nisan 1920)
K.ATATURK
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Dunyada hos seyler de var. Hakkaten hos seyler yani. Hepsini
birden iskalayacak kadar da salagiz biz. Olup biten her seyi
hemen o sefil kucuk egolarimiza gonderiyoruz.
Jerome David
BAKARA - 106 Herhangi bir Ayet in hukmunu yururlukten kaldirir veya unutturursak, onun yerine daha hayirlisini veya benzerini getiririz.
Allah in herseye gucunun yettigini bilmezmisin?
***
FATR - 43 ...Hayir!sen Allah in kanununda degi$iklik bulamazsin.
Sen Allah in kanununda asla bir doneklik bulamazsin. - FETIH -
23 ...
Allah kanununda hicbir degi$iklik bulamazsiniz. Ayrica YUNUS -
64, FETIH - 23, EN AM - 115, AHZAB - 62 de de ayni hukumler
bulunmaktadir.
Marx hataliydi.
Din insanligin afyonu degildir.
Afyon;uyusturucu, hissizlestirici,$ikici seyleri akla getiriyor.
Ama din,$iklikla korkunun afrodizyagi,gaddarligin anfetamini
olmustur.
En iyi oldugu durumda ruhlari ayaga kaldirmis,can kuleleri
dikmistir.
En kotu oldugu durumdaysa butun uygarliklari mezarliga
cevirmistir.
PHILLIP ADAMS
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Aciya kahkaha atabilmek bir sanatsa eger; Ben cok pahali bir
tabloyum.
Charles Bukowski Sozleri / Heinrich Karl Bukowski / Bilge
Sozleri
Resulullah sav buyurdular ki:
Dunyada ipegi, ahirette nasibi olmayanlar giyer.
Buhari, Libas, 25; Muslim, Libas 6, 2068
Nesai, Zinet 91,8, 201
Ozgurluk Ustune
Ozgurluge oyle duskunum ki, koca Hindistan in bir kosesini bana
yasak etseler dunyanin tadi kacar neredeyse. Hicbir yerde sakli,
eli kolu bagli yasamak da istemem, orada pineklemektense alir
basimi havasi, topragi bana acik bir yere giderim. Hey Allahim!
cekilir sey midir ulkenin bir bucagina civilenip kalmak?
Niceleri, yasalarimiza aykirilik ettiler diye kentlere, alanlara
herkesin gidip geldigi yollara ugrayamadan yasayabiliyorlar.
Benim hizmet ettigim yasalar kucuk parmagimi bile kole etmeye
kalksalar, nereye olsa gider baska yasalar arardim.
Michel de Montaigne : Denemeler
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Dunyada hos seyler de var. Hakkaten hos seyler yani. Hepsini
birden iskalayacak kadar da salagiz biz. Olup biten her seyi
hemen o sefil kucuk egolarimiza gonderiyoruz.
Jerome David
BAKARA - 106 Herhangi bir Ayet in hukmunu yururlukten kaldirir
veya unutturursak, onun yerine daha hayirlisini veya benzerini
getiririz.
Allah in herseye gucunun yettigini bilmezmisin?
***
FATR - 43 ...Hayir!sen Allah in kanununda degi$iklik bulamazsin.
Sen Allah in kanununda asla bir doneklik bulamazsin. - FETIH -
23 ...
Allah kanununda hicbir degi$iklik bulamazsiniz. Ayrica YUNUS -
64, FETIH - 23, EN AM - 115, AHZAB - 62 de de ayni hukumler
bulunmaktadir.
Marx hataliydi.
Din insanligin afyonu degildir.
Afyon;uyusturucu, hissizlestirici,$ikici seyleri akla getiriyor.
Ama din,$iklikla korkunun afrodizyagi,gaddarligin anfetamini
olmustur.
En iyi oldugu durumda ruhlari ayaga kaldirmis,can kuleleri
dikmistir.
En kotu oldugu durumdaysa butun uygarliklari mezarliga
cevirmistir.
PHILLIP ADAMS
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
TAM ZAMANINDA YASAMAK
. . . . . .
Yemek de bos, icmek de,
Hatta yeri gelmeden sevismek de.
Tam zamaninda opmelisin mesela guzel gozlunu,
Tam zamaninda soylemelisin sevdigini
Gozlerinin icine baka baka.
Bi$ikletinin gidonunu
Tam zamaninda cevirmelisin
Dusmemek icin.
Tam zamaninda frene basmali,
Tam zamaninda yola koyulmalisin.
Tam zamaninda oksamalisin basini
O uzum gozlu cocugun
Hickiriklar tam dizilmisken bogazina,
Tam aglamak uzereyken.
Tam zamaninda koymalisin elini omzuna
En sevdigin dostunun babasi oldugunde.
Tam zamaninda tutmalisin duserken
Uc yasindaki sehpaya tutunan cocuk.
Tam zamaninda acimali yuregin
Afyon da Hasan Agabey in evi yikilinca basina
Evsiz kalinca coluk cocuk
Ki uzatasin elini bir parca.
Tam zamaninda acmalisin kapini
Hayatina girmek isteyenlere.
Tam zamaninda cikarmalisin
Sevginden simarmaya baslayanlari.
Tam zamaninda affetmelisin kardesini
Biliyorsan yureginde kotuluk olmadigini
Seni gecenin ucunde arayip da
Kafasinin iyi oldugunu soylediginde.
Tam zamaninda ogretmelisin ogluna
Gerekiyorsa yumruk atmayi
Tam burnunun ustune
Tiksinmeden pisliginden,
Yukari mahallenin sumuklu bebesi
Misketlerini zorla almaya calisirsa.
Tam zamaninda bagirmalisin
Aciyinca bir yerin.
Tam zamaninda gulmelisin
Kemal Sunal kufur edince filmin bir yerinde.
Tam zamaninda yatmalisin
Yola cikacaksan ertesi gun
Ve arabayi kullanan sensen
Sana emanetse coluk cocuk
Ve kendin.
Tam zamaninda birakmalisin icmeyi
Son kadeh bozacaksa seni
Ve uzeceksen birilerini
Ertesi gun hatirlamayacaksan.
Tam zamaninda ayrilmalisin misafirliklerden.
Tam zamaninda konusmali
Tam zamaninda sarki soylemeli
Tam zamaninda susmalisin.
Tam zamaninda terk etmelisin gerekiyorsa
Annenin babanin evini,
Tam zamaninda baska bir sehre gidip
Ayaklarinin uzerinde durmaya calismalisin.
Tam zamaninda donmelisin memleketine.
Tam zamaninda icin titremeli,
Tam zamaninda a$ik olmali
Deli gibi sevmelisin guzel gozlunu.
Tam zamaninda toplamalisin oltani
Belki de seni sampiyon yapacak
En buyuk baligi kacirmadan.
Tam zamaninda yaslandigini hissetmeli
Tam zamaninda olmelisin
Iskalamak istemiyorsan hayati.
. . . . . .
Haydi simdi kalk bakalim
Silkin soyle bir
At uzerinden hayatin yorgunlugunu,
Vakit zannettiginden daha az
Haydi kalk bakalim,
Simdi YASAMAK ZAMANI...
Can YUCEL
Said-i Nursi:
Ben Risale-i Nur u, ovmekle, ondan overek soz etmekle aslinda
Kuran i ovmus oluyorum.
Cunku Risale-i Nur, Kuran in en guclu bir tefsiridir.
Hatta ondaki olanlar, Kuran daki olanlardan sizmis, suzulmus
seylerdir.
Onun icin Risale-i Nur u hakli olarak ovuyorum
Iste Said-i Nursi ye gore, Said-i Nursi budur.
Boyle bir ulu kisi (!) dir.
Kendisini boyle tanitiyor Said-i Nursi.
Bir insanin, kendisinden boyle soz etmesi, kendisini boyle
tanitmasi icin akil ve ruh hastasi veya maksatli olmasi gerekir.
Acaba bu ihtimallerden hangisi dogrudur?
Yoksa ikisi de dogru mudur?
Derleyen: Osman Turkoguz
INANCLARA VE AKLA AYKIRI BIR YAKLASIM, NURCULUK.
EINSTEIN ve DINLER
Bir insanin etik davranisi, esasli bir sekilde, iyi iliskilere,
egitime, sosyal baglara ve ihtiyaclara dayanmasi gerekir; dinsel
hicbir temele gerek yoktur.
Eger kisi, cezalandirilma korkusu ve olumden sonra
odullendirilme umuduyla davranmak zorunda olsaydi gercekten de
acinacak halde olurdu.
Bu nedenle dinsel kurumlarin neden daima bilime karsi
savastigini ve onun yolundan gidenlere karsi baski yaptigini
anlamak kolaydir.
A man s ethical behavior should be based effectually on
sympathy, education, and social ties and needs; no religious
basis is necessary.
Man would indeed be in a poor way if he had to be restrained by
fear of punishment and hopes of reward after death.
It is therefore easy to see why the churches have always fought
science and persecuted its devotees
Albert Einstein, Religion and Science, in the New York Times
Magazine, November 9, 1930, pp.3-4; from Alice Calaprice, ed.,
The Expanded Quotable Einstein, Princeton, New Jersey: Princeton
University Press, 2000, pp.205-206.
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Gul sunan bir elde, daima bir miktar gul kokusu kalir.
Cin Ozdeyisi
Hz.Aise radiyallahu anha ya bir zat misafir oldu.
Adam sabahleyin, elbisesini yikamaya basladi.
Hz.Aise ona:
Sana, (meni) bulasan yeri (gorduysen) orasini yikaman kafi idi,
goremedigin takdirde etrafini yikardin.
Ben, Resulullah aleyhissalatu vesselam in elbisesinden (meni
bulasigini) ovalamak suretiyle cikardigimi biliyorum.
O, (bir de yikamaksizin) onun icinde namaz kilardi.
Bir diger rivayette soyle gelmistir:
Iyi biliyorum kurumus meni bulasigini Resulullah aleyhissalatu
vesselam in camasirindan tirnagimla kaziyarak cikariyordum.
Muslim, Taharet 105, 109, (288, 290).
Hadis No: 3490
Hasan Sarac : Spinoza: Otoriteye boyun egmeyen filozof
Monar$ik yonetimin en buyuk sirri, insanlari denetim altinda
tutmasi gereken korkuyu dinin aldatici adiyla ortmek ve boylece
onlarin kurtulus icin savasircasina esaret icin de savasmalarini
ve yalnizca tek bir insan boburlenebilsin diye canlarini feda
etmeyi utanc verici degil, en serefli bir basari olarak
gormelerini saglamaktir.
On besinci yuzyil sonlarinda Cizvit papazlarinin Ispanyol ve
Portekiz krallarindan aldiklari gucle kurduklari engizisyon
mahkemeleri, oralarda yasayan Yahudi cemaatine yasam hakki
tanimayinca, Sefarad adi verilen bu Yahudilerin buyuk cogunlugu
Osmanli topraklarina, bir kismi da Italya ya siginmisti. Kucuk
bir azinlik da yasamini simdiki Hollanda topraklarinda devam
ettirmeye karar vermisti. Bu siginmacilar bir sure sonra ortama
ayak uydurmuslar, kendi sinagoglarini Amsterdam da kurmuslardi.
Oncu gocmenlerden biri de basarili bir tuccar olan Miguel
Spinoza dir. 24 Kasim 1632 gunu Miguel ve ikinci karisi Ana
Debora nin bir ogullari dunyaya gelir. Adini Baruch koyarlar.
Daha kucuk yaslarda keskin zekasi ile dikkat ceken Baruch, alti
yasina geldiginde annesini kaybeder. Genc yasta Amsterdam daki
sinagogun hahamlarindan Tevrat ve teoloji dersleri almaya
baslayan Baruch, kisa surede bu egitimi yetersiz bulmaya
baslayacaktir. Akli ve sagduyuyu laik felsefede ve bilimde
aramaya karar veren genc adam, entelektuel gelisimini
guclendirmek amaciyla yirmi yasinda Latince ogrenmeye baslar.
Her yoksula yardim eli uzatmak, bireylerin erisim ve gucunun cok
otesindedir. Yoksullarin bakimi tumuyle toplumun uzerine dusen
bir gorevdir.
Katolik bir seruvenci ve cok yonlu bir biliminsani olan Franz
van der Ende, genc Spinoza ya Latince disinda matematik,
geometri gibi pozitif bilim alanlarinda da yol gostermektedir.
Ispanyolca, Ibranice, Portekizce, Hollandaca ve Fransizcayi
rahatca konusabilen Spinoza, artik Latince diline de hakim
olmaya baslamis, bu dilde yayinlanan eserleri okuyarak yeni
ufuklara yelken acmistir. Tarih ve siyaset biliminin kurucusu
sayilan Floransali Niccolo Makyavelli ile Fransiz matematikci,
biliminsani ve filozof Rene Descartes in dusuncelerinden
etkilenen Spinoza, Yahudi dininin geleneksel ogretilerine karsi
cikmaya baslar. Ilerde cok basarili bir haham olmasi hayal
edilen genc adamin gittikce farkli tavirlar sergilemesi, onu
yetistiren hahamlari rahatsiz etmektedir. Onceleri sert bicimde
uyarilan Spinoza, dusuncelerini savunmaya devam edince Yahudi
tarihinin en agir aforozuna tabi tutulacaktir. 24 yasindan
itibaren tum Yahudi dostlarindan ve aile fertlerinden koparilan
ve gorusme yasagi getirilen Spinoza inzivaya cekilir. Bu da
yetmeyecek, hahamlarin talebi uzerine Amsterdam Belediyesi nin
karariyla yasadigi sehri de terk etmek zorunda kalacaktir.
Nefret, karsilik gordukce artar, oysa sevgiyle yok edilebilir.
Sevginin tamamen yenilgiye ugrattigi nefret, sevginin icine
girer ve boylece sevgi, oncesinde nefretin var olmadigi sevgiden
daha da buyuk olur.
Bu gelismelerden sonra Baruch adini Benedict e ceviren gonlu
yarali dusunur, yasamini surdurebilmek icin bir yandan teleskop
ve mikroskoplarda kullanilan mercekleri yontma isi yaparken bir
yandan da sigindigi kasabalarda okumaya, dusunmeye ve yazmaya
devam etmektedir. 1670 yilinda simdiki Lahey e tasinan Spinoza,
geri kalan omrunu orada, mutevazi kosullarda ve cogu zaman tek
basina gecirecektir.
Mercek yapiminda uzmanlasan Spinoza nin yakin cevresi
kendisinden optik alaninda onemli buluslar yapmasini beklerken,
o vaktini karma$ik felsefi konularda derinlesmeye vakfeder.
Degerini bilen ve yardimci olmak isteyen az sayida dostunun
maddi desteklerini reddeden, ona teklif edilen hocalik
onerilerini geri ceviren Spinoza icin gercekligi ogreten bir
hoca olarak, kendi tavsiyelerini ozel hayatinda da
uygulayabilen, bu ornek davranislariyla her turlu ovguyu hak
eden bir birey tanimlamasi yapilmistir.
Gurur, insanin kendisini bir sey sanmasindan kaynaklanan hazdir.
Ozgurluk kavramini insanlarin nereden kaynaklandiklarini
bilemedikleri istek ve arzularinin, istahlarinin farkina varmasi
olarak tanimlayan genc filozof, yazdiklarini cogunlukla kendine
saklamis, yasadigi donemde yalnizca Tractacus Teologico -
Politicus - Mantiksal Siyasi Tez ve Principles of Descartes
Philosophy Geometrically Demonstrated - Descartes Felsefesinin
Geometrik Bicimde Aciklanmasi adli kisa denemeleri Latince
yayinlanmistir.
Spinoza, olan biten her seyin bir geregi olduguna inanirdi. Bu
yonuyle Kierkegaard, Nietzsche, Marcuse, Sartre gibi son donem
varoluscularina ilham verdigi soylenebilir. Spinoza ya gore
insanlar neden, nasil davrandiklarini anlama ozgurlugune
sahiptirler. Unlu dusunure gore ozgurluk aslinda olan bitene
hayir demek degil, neden oyle oldugunu anlamak ve
kabullenmektir, gercekte insanlar ozgur olduklarina inanir ama
gozleri acik uyuduklarinin farkina varmazlar.
Bir seyi istediginiz kadar ince dilimleyin daima iki yuzu
olacaktir.
Aydinlanma caginin ilk isaret fisegini atesleyen Spinoza nin
basyapiti, olumunden sonra yayinlanan Ethica: Geometrik
Yontemlerle Kanitlanmis ve Bes Bolume Ayrilmis Ahlak adli
Latince kaleme alinmis eserdir. Yazarin, milattan once ucuncu
yuzyilda yasamis matematikci Oklid in geometrik calismalarini
andiran semalarla aciklanan teoremlerini anlamakta, bu konuda
donanimli okurlar bile zorluk cekmistir. Bu devasa calismanin
birinci bolumunde Spinoza nin terimleri, ardindan varsayimlari
siralanir.
Simdinin gecmisten farkli olmasini istiyorsaniz gecmisi
inceleyin.
Iyi ve kotu yu birbirlerine karsit degil tamamlayici goren,
duygularin ise gerceklerin yeterince anlasilamamasindan
kaynaklandigini one suren Spinoza nin Ethica adli carpici eseri
pek cok filozof icin esin kaynagi olmustur.
Tanimlari, aciklamalari, sonuclari ve notlarla orulu icerigiyle
bu calisma, bir felsefe metninden ote bir anlam tasir. Ethica
yi; Tanri, insan, zihin, beden, akil, duygular ve ozgurluk gibi
derin kavramlara, matematiksel bir dusunce yontemi ve mantik
kurallari cercevesinde yanit arayan ozgun bir eser olarak
tanimlamak mumkundur.
Bati felsefesinin en ozgun ve radikal dusunurlerinden olan
Spinoza, hayatta kalabilmek icin surdurdugu mercek yontma
mesleginin trajik bir sonucu olarak, 21 Subat 1677 gunu kuvars
tozu hastaligi nedeniyle Lahey deki mutevazi evinde sessizce
yasama veda eder.
Bu buyuk filozofu bir baska buyuk filozof olan Friedrich Hegel,
su carpici cumlelerle degerlendirir:
Ya bir Spinozacisinizdir ya da kesinlikle bir filozof
degilsinizdir.
Hasan Sarac
http://www.edebiyathaber.net/baruch-spinoza-otoriteye-boyun-egmeyen-filozof-hasan-sarac/
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Herkez iki yuzludur.
Iv.frederick
Insanlarin topraktan, sudan, camurdan, meniden, kandan,
balciktan, yumurtadan yaratildigi soylenmektedir. Bakilacak Ayet
ler Kiyamet-37, Nahl-4, Hud-61, Meryem-67, Rum-20, Fatir-11,
Ali-imran-59-60, Hicr-26, Furkan-54, Nur-45, Alak-2, Enbiya-30
vb.
Turkler Araplarin dinini kabul etmeden evvel de buyuk bir millet
idi.
Araplarin dinini kabul ettikten sonra bu din Araplarin (..)
Turklerle birlesip bir millet teskil etmelerine hicbir tesir
etmedi.
Bilakis Turk milletinin milli rabitalarini gevsetti; milli
hislerini, milli heyecanini uyusturdu.(..)
Mustafa Kemal ATATURK
(Mustafa Kemal in yazdigi Afet inan imzasiyla cikan Medeni
Bilgiler kitabi 1931)
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Insanlari alcaltan ve nihayet mahveden 3 seydir: Birincisi,
hasislik.
Hz.Ali
O, yeri yayip doseyen, orada daglar, nehirler meydana getiren,
orada her turlu meyveden (erkekli-disili) iki es yaratandir.
O, geceyi gunduze buruyor.
Suphesiz bunlarda, dusunen bir kavim icin (Allah in varligini
gosteren) deliller vardir.
RAD - 3
Soner Yalcin: Bir ateistin hafizlik gunleri
1 Sub, 2015
AZIZ NESIN 100 YASINDA
Gulmecenin dahi ustasi... Buyuk yazar... Zindanlara, surgunlere,
issizlige, tehditlere ragmen tum yasami-mucadelesi tutarlilik,
kararlilik ve direnmeyle gecen aydin...
Guc donemlerin cesur devrimcisi... Zekasi, dili ve kalemi keskin
muhalif... Maddi olanaklarini kimsesiz cocuklarin egitimine
harcayan humanist egitimci... Ulke sevdalisi... Gercek adi
Mehmet Nusret olan Aziz Nesin in cocuklugu Cumhuriyet in dogum
hikayesine benzer. Iste gozyaslari icinden gecen cocuklugunun
hikayesi...
Zorluklar icinde gecen cocukluk...
Ilk inanc kirilmasi ne zaman oldu?
Uc yasindaki kiz kardesinin ayaklari tutmuyordu. Hastaligin adi,
besinsizlikten-bakimsizliktan ileri gelen kemik hastaligi,
rasitizm idi.
Yalniz adini isittikleri doktor, ulasilmaz luks yaratik gibiydi.
Olen cocuklar icin Allah verdi, Allah aldi denilirdi.
Hekimden, ilactan cok once iyi besin, bol yiyecek olsaydi
kardesi iyi olacakti. Ama para yoktu. Para odenmeden
yapilabilecek tum kocakari ilaclari denendi.
Annesine ogut verdiler:
Aksam ezani okunacagi sirada, cocugu mezarliga goturup, bir
mezar tasinin dibine birakacaksin. Hic arkana donup bakmadan,
bir damla gozyasi dokmeden, evine geleceksin. Arkanizdan gelen
bir baskasi cocugu alip eve getirecek...
Her gece Ikbal, kizini kucagina alip, oglunun elinden tutup,
Merkezefendi Curukluk Mezarligi na gitti.
Bu kisa kadar surdu. Bir kez bile, ne annesi donup arkasina
bakti, ne de kiz kardesi agladi.
Bir gun...
Babasi Abdulaziz, bir elma uzatti; Bak oglum bu elmalari Allah
sana gonderdi, dua et!
Kiz kardesi babasinin kucaginda kucucuk tabutla cikip gitti.
Anlayamadi; babasi
kiz kardesini kara kutu icinde mezarliga birakacak; o da
mezarlikta iyi olup, kosa kosa eve donecek...
Yillar sonra, Gozyaslarinin icinden gecip geldim, beni mizahci
yapan hayatimdi... diyecekti.
RABBIKE FERGAB
Yas siniri yoktu; yuruyebilen her cocuk okula gidiyordu...
Okul camiye biti$ik kucuk odaydi.
Dort yasindaydi Sibyan Mektebi ne gittiginde. Ilk fesini o zaman
giydi.
Ogretmeni mahallenin imamiydi. Rahle onunde bagdas kurup, elifbe
cuzu okudu. Namaz surelerini ezberledi.
Bir gun... Ve ila rabbike fergab der demez basindaki fes
havalandi. Fesi hocanin sopasinin ucundaydi. Eve gidince agladi;
Hoca fesimi aldi. Annesi, Masallah!.. Oglum fergab a gelmis diye
sevincle oglunu optu.
Tore oyleydi. Hoca, aileye cocuklarinin yetistigini boyle
bildiriyor ve hediye bekliyordu. Bir tepsi baklava karsiliginda,
fes geri alinirdi. Annesi bir tepsi borek yapip gonderdi. Mehmet
Nusret, yoksulluklarindan dolayi bir tepsi baklava goturemedigi
icin cok uzuldu.
Kucuktu... Bes bucuk yasindayken babasiyla ilk kez teravih
namazina gitti. Secdeye basini koyup kaldiramadi;
uyuyakalmisti...
GALIP HOCA
Sekiz yasindaydi...
Babasi, bir cuma namazina gittiklerinde Geredeli Ali Galip
isimli biriyle tanistirdi. Arapca, Farsca, Fransizca ve yuksek
matematik bilen, bir Rifai ve Kadiri dervisiydi...
Sairdi; mahlasi, Galib-i Nihani idi.
Mars bile besteliyordu. Hattat ti...
Zamanina gore cok ilerici bir adam oldugu icin, ne hocalarla ne
de seyhlerle uyusabilmisti. Bu yuzden isi gucu yoktu.
Kasimpasa nin Curukluk Tekkesi nin kucuk odasinda kaliyordu.
Topugu yirtik corapli, tabani delik ayakkabili, yari ac yari tok
bu derya adam parasi olmadigi icin hamama gidemediginden cogu
zaman bitlenirdi.
Mehmet Nusret i iste bu Galip Amca si okuttu.
Ilk ondan ogrendi okuma yazmayi. Sonra Arapca ya basladilar;
Emsile, Bina, Maksut...
Husn-u hat yani guzel yazi, kaligrafi ogrendi.
Hesap, hendese (aritmetik-geometri) ogrendi.
Ve Kur an okuma ilmi/tecvit ogrendi.
Galip Amcasi nargile tiryakisiydi; dersler kahvehanelerde de
surdu gitti:
-Ketebe yi cek...
-Bab lari say...
-Zekere nin ism-i faali?..
Bu arada...
Galip Amcasi kahvedekilere Sokrates i, Eflatun u, Aristo yu
anlatiyordu.
Mevlana diyordu; Haci Bektas Veli diyordu; Ibn-i Haldun diyordu.
Sonra donup Mehmet Nusret e, Musel-les-i mutesaviyuladla
(eskenar ucgen) ciz diyerek derse devam ediyordu.
Bir gun... Neredeyse denize dusuyordu. Galip Hoca o gunden sonra
cimnastik derslerine baslayacakti; daha cevik olmasi icin!
Fakat...
Babasi bozuldu; cimnastik kafirlikti!..
Galip Amcasi bunu duyunca kizdi;
Farsca derslerini birakti, Fransizca ogretmeye basladi!
SIS BASTIRDI
Mehmet Nusret hafiz oldu.
Cubbe giydirdiler; basina sarik bagladilar. Kasimpasa Buyuk Cami
de ogle namazlarindan sonra Kur an okudu.
Dinleyenler agladi ve tecvit bilmesine sasirdi.
Hafizdi ama yasi kucuktu...Oyle ki annesi oruc tutmasini
istemiyordu. Babasi bile, sadece ramazanin ilk ve son gunu oruc
tutmasina izin verdi. Oysa o, cocuklugunda aksatmadan oruc
tuttu. Ve...
Ramazan da kimi gunler tekkede zikire katildi.
Ustunde beyaz bir entari, bir hirka, basinda tepesi tugrali bir
arakiye vardi. Semahanenin ortasinda on tane dervis donuyordu;
iclerinden biri Mehmet Nusret ti.
Dervisler; yanaklarina uclari sivri sis batiriyordu.
Batiranlardan biri, Mehmet Nusret ti.
Cocuklugunu hic yasayamadi. Cember cevirmedi; zipzip, bilye
almadi eline: ucurtma ucuramadi, korebe, elbende, uzunesek,
birdirbir oynayamadi. Cocuk olmus tek bir gunum yok diyecekti
yillar sonra...
EVDEKI TARTISMALAR
Hep define arayan babasi, II. Abdulhamit hayraniydi. Mustafa
Kemal i sevmiyordu ve Kor Kemal diyordu! Cevresi de oyleydi;
bagli oldugu Curukluk Dergahi seyhinin oglu Ankara daki
millicilerle savasmak icin Kuvay-i Inzibatiye yazilmisti.
Oysa Galip Amcasi, Kuvayi Milliye den yanaydi. Garplilasmadan
yanaydi. Medeniyetten yanaydi.
Yillar sonra soyle diyecekti: Galip Amca olmasaydi beni okutup
yetistirmeseydi, ben bugunku ben olamazdim.. Anama ve ona cok
borcluyum...
Annesi, oglunu hukumet mektebine ( Mekteb-i Iptidaiye ya da
Iptidai Mektebi ) vermek istiyordu. Babasi ise hukumetten gelen
her seye karsi idi. Oglu, hafiz, dervis ya da sarikli hoca
olacakti.
O donem, tenassur yani Hristiyan olmak , diye bir soz vardi;
babasina gore hukumet mektebine gidenler, tenassur ediyor/ kafir
oluyorlardi...
Osmanli bitmis, Cumhuriyet kurulmustu...
Babasi nasil kizmasin; Curukluk Tekkesi seyhinden postnisin
icazeti almisti; yani kendisi tekke kurabilecekti. Tam
kuracakken Cumhuriyet tekkeleri kapatti!..
VE CUMHURIYET
Cumhuriyet, yillardir issizlik ceken Galip Hoca yi Gebze nin
Balcik Koyu ne ogretmen atadi. Ogrencisi Mehmet Nusret de
Cumhuriyet sayesinde ilk parasini kazandi: 50 kurus!
Yasaya gore, imamlar sinavdan gececek ve sinavi veremeyenlerin
imamligi alinacakti. Mehmet Nusret, Kasimpasa pazar yerinin
dibinde bir caminin imamina haftada 50 kurusa Tevcit ve Arapca
ogretmeye basladi.
Cumhuriyet, Mehmet Nusret in yasamini kokten degistirdi; 1924 te
Istanbul Suleymaniye deki devlet okulu Kanuni Sultan
Suleyman Iptidai Mektebi ne ucuncu siniftan basladi.
Ressam olmak istiyordu... Annesi ise deniz subayi olsun
istiyordu...
12 yasinda annesini veremden kaybetti. Son sozu; Oglum yatili
okuyor, gozlerim acik gitmeyecek oldu...
Darussafaka...
Ve Kuleli Askeri Lisesi...
Mehmet Nusret subay cikti.
Zamanla Aziz Nesin oldu...
Mehmet Nusret oldu Aziz Nesin yasiyor
1935- Kuleli Askeri Lisesi ni bitirip Harp Okulu na gecti.
1937- Astegmen oldu.
1939- Askeri Fen Tatbikat Okulu nda okurken bir yandan da
Istanbul Guzel Sanatlar Akademisi ogrencisiydi.
1940- 3. Kolordu Istihkam Taburu nda takim subayi olarak Muratli
ya gitti. Evlendi.
1941- Trakya da cadirli ordugahta gorev yapti.
1942- Erzurum a atandi.
1942- Ustegmenlige yukseldi; Kars a atandi. Ilk cocugu Oya
dunyaya geldi.
1943- Ikinci cocugu Ates dunyaya geldi.
1944- Safranbolu ya atandi. Safranbolu dan Istanbul a gelip Rami
Kislasi na yerlesti.
Yolda keci satip erlerine yiyecek aldigi ve iki askerine
kanunsuz izin verdigi icin gorevini kotuye kullanmak sucundan 3
ay 10 gun hapse mahkum edilerek ordudan cikarildi.
1945- Istanbul Nuruosmaniye de bakkallik yapti.
1945- Karagoz gazetesinde ve Yedigun dergisinde redaktorluk ve
yazarlik yapti,
1945- Tan gazetesinde kose yazarligina basladi. Gazetenin tahrip
edilmesiyle issiz kaldi.
1945- Cumartesi adli dergi cikardi.
1946- Turkiye Sosyalist Partisi ne uye oldu. Sonra istifa etti.
1946- Rifat Ilgaz ve Sabahattin Ali yle Markopasa/ Merhumpasa/
Malumpasa vd. gulmece yayinlarini cikardi. Yazdiklari nedeniyle
emniyette 17 gun iskence gordu.
ABD nin Truman doktrinine karsi cikan yazisindan dolayi 10 ay
hapse mahkum edildi.
1946- Bursa ya surgun edildi.
1948- Azizname kitabi nedeniyle dava acildi; 4 ay tutuklu kaldi,
beraat etti. Esinden ayrildi.
1949- Ingiltere Kralicesi Elizabeth, Iran Sahi Riza Pehlevi,
Misir Krali Faruk, kendilerini asagiladigi iddiasiyla dava
actilar. 6 aya mahkum edildi.
1950- Cikardigi Bastan adli dergide Politzer in Marksist Felsefe
Dersleri cevirisi nedeniyle 16 ay hapis ve 16 ay surgune mahkum
edildi.
1952- Istanbul/Levent te Olus Kitapevi ni acti, batti.
1953- Beyoglu nda Paradi Fotograf Studyosu nu kurdu, batti.
1954- Akbaba dergisinde yazmaya basladi.
1955- Istanbul daki azinliklarin ev ve dukkanlarina yapilan 6/7
Eylul saldirisinda sucu solcularin uzerine atmak maksadiyla
tutuklandi. 6 ay tutukluluktan sonra sorguya bile gerek
gorulmeden saliverildi.
1955- Ilhan Selcuk-Turhan Selcuk ile Dolmus dergisini cikardi.
Dolmus dergisi ve Yeni Gazetesi nde kose yazarligina basladi.
Evlendi.
1956- Italya daki uluslararasi yarismada birincilik odulu olan
Altin Palmiye yi kazandi. Ucuncu cocugu Ali dunyaya geldi.
1957- Yine Italya da ikinci kez Altin Palmiye yi kazandi.
Dorduncu cocugu Ahmet dogdu.
1959- Aksam Gazetesi nde yazarliga basladi.
1961- Tanin Gazetesi nde yazarliga basladi. Yazilarindan oturu
Balmumcu Cezaevi ne konuldu, 4 ay tutuklu yargilandiktan sonra
aklandi. Zubuk dergisini cikardi.
1962- Kemal Tahir le kurdugu Dusun Yayinevi anlasilamayan
nedenle yandi.
1965- 50 yasinda ilk pasaportunu aldi.
1966- Bulgaristan daki uluslararasi gulmece yarismasinda
birincilik odulu olan Altin Kirpi yi kazandi.
1968- Milliyet in actigi Karagoz Oyunu yarismasinda birincilik
odulu aldi.
1969- Moskova daki uluslararasi gulmece yarismasinda Krokodil
birincilik odulunu kazandi.
1970- Turk Dil Kurumu nun oyun odulunu kazandi.
1972- Kimsesiz cocuklari yetistirmek icin Nesin Vakfi ni kurdu.
1974- Asya-Afrika Yazarlar Birligi nin Lotus odulunu kazandi.
1975- Turkiye Yazarlar Sendikasi Genel Baskani secildi.
1976- Uluslararasi yarismada birincilik kazanarak Hitar Petar
odulu kazandi.
1978- Buyuk Grev ve Tek Yol gibi eserlerinde solu elestirdi.
1978- Madarali Roman Odulu nu kazandi.
1980- Esinden ayrildi.
1983- ABD deki uluslararasi toplantiya pasaportuna el konuldugu
icin gidemedi.
1984- Darbeye karsi cikan Aydinlar Dilekcesi girisimini organize
etti.
1985- PEN Kulubu onur uyeligine secildi.
1989- Demokrasi Kurultayi topladi. Olusturulan Demokrasiyi
Izleme Komitesi es baskani oldu.
1989- Tolstoy Altin Madalyasi na deger goruldu.
1993- Aydinlik gazetesini cikardi; basyazari oldu. Iclerinde
bircok yazar ve sanatcinin bulundugu 37 kisinin olduruldugu
Sivas kiyimindan kurtuldu.
1995- Isvec te Dunya Barisina Katki Odulu aldi.
Ve... 5 Temmuz 1995-Cesme deki kitap imza gunu sonrasi saat
01.05 te vefat etti.
Vasiyeti geregi dini toren istemedi; Nesin Vakfi bahcesine
gomuldu...
Ateist idi... Fakat...
Islam a karsi degildi; hicbir dine, inanca karsi degildi.
Karsi oldugu din adina yapilan bagnazlikti; dincilikti.
Tanrisi vicdani oldu...
Yasami boyunca 110 eser kaleme aldi...
Hakkinda 300 dava acildi. Toplam 5.5 yil hapis yatti...
Imzasiyla yazdirilmadigindan yasaminda toplam 200 takma isim
kullandi.
Nazim Hikmet ten sonra dunyada en cok taninan yazarimiz oldu;
Turk mizahini dunyaya tanitti...
NOT: Bilgileri Aziz Nesin in Boyle Gelmis Boyle Gitmez
eserlerinden derledim. Okumanizi cok isterim. Hepinizin Aziz
Nesin in kitaplarindan 5-10-100 adet satin alarak Nesin Vakfi na
katkida bulunmanizi isterim...
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Bilir misin ne zordur severek yasamak.
Ona benimsin deyip sarilamamak.
Ne zordur hep yakin hissedip aslinda ondan uzak olmak.
Can YUCEL
Yeryuzu baligin sirtindadir.
Cennete girecekler ilk olarak bu baligin cigerinden yiyecektir.
Buhari 3/51
Yani, Einstein ateist degil ve en yakin oldugu akim ise
panteizm.
Ama nasil panteizm?Gorelim:
Ben asla Dogaya bir amac ya da hedef, ya da insanmerkezci olarak
anlasilabilecek herhangi bir sey yuklemedim.
Dogada gordugum sey, bizim oldukca yetersiz bir sekilde
kavrayabilecegimiz ve insani kucuk bir varlik hissiyle
dolduracak olaganustu bir yapi oldugudur.
Bu gercekten mistisizmle hicbir ilgisi olmayan bir dinsel
duygudur.
I have never imputed to Nature a purpose or a goal, or anything
that could be understood as anthropomorphic.
What I see in Nature is a magnificent structure that we can
comprehend only very imperfectly, and that must fill a thinking
person with a feeling of humility.
This is a genuinely religious feeling that has nothing to do
with mysticism
Albert Einstein, replying to a letter in 1954 or 1955; from
Albert Einstein the Human Side, Helen Dukas and Banesh Hoffman,
eds., Princeton, New Jersey: Princeton University Press, 1981,
p.39.
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Post hoc ergo propter hoc
Bundan sonra oyleyse bu yuzden
Latin Atasozu
Hz.Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor :
Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki :
Cehennemliklerin tepelerine kaynar su dokulur.
Bu su , vucudlarinin icine nufuz eder , oyle ki karinlarina
kadar ulasir ; iclerinde ne var ne yok , soker atar ve
ayaklarini delip gecer.
Bu hadise
Bununla karinlarinin icinde ne varsa hepsi ve derileri
eritilecektir ( Hacc / Suresi / 20 ) ayetinde zikri gecen eritme
( es-Sahru ) hadisesidir.
Sonra ( eriyen cesedleri ) eski haline iade edilir
( Tirmizi )
Cehennemle ilgili hadis. Sahihmis bilenler denetlesin.
Halktan Gizlenen Universite Gercegi
24 Temmuz 2013
Universiteyi bitirip firmalara gorusmeye gittim. Hepsi Sen bu is
icin fazlasin dedi. Bir kere universiteden mezun oldugunda bir
daha asla lise mezunu olamiyorsun. Universite yonetimi lise
diplomami geri vermeyince ilkokula tekrar basladim!
Yillardir medyada hep universite mezunlarinin issizliginden
bahsediliyor. Peki siz hic Su kadar lise mezunu issiz diye bir
haber gordunuz mu? Gormediniz, cunku hepsinin isi gucu var.
Ilkokul mezunlarina hic girmiyorum bile. Bir ilkokul mezununun
issiz olduguyla ilgili tek bir habere dahi rastlamadim.
Yani aslinda bu devirde lise mezunu olmak muthis avantajli. Ama
kazara universiteyi bitirdiysen geri donusun yok. Cunku
herkesten gizlenen, universiteye girerken bize soylenmeyen
dehset verici gercek su: Bir kere universiteden mezun oldugunda
bir daha asla lise mezunu olamiyorsun! Universite egitimini geri
alma sansin yok.
GENCLER, AYNI HATAYA DUSMEYIN!
Gecen yil bolumumle ilgili onlarca firmaya is gorusmesine gidip
elim bos donunce guvenlik gorevlisi, garsonluk, komilik gibi
islere basvurdum ama gelin gorun ki universite mezunu oldugumu
duyar duymaz reddettiler. Overqualified sin dediler, yani sen bu
is icin fazlasin... Onlara bu is icin fazla olmadigimi, paraya
ihtiyacim oldugunu, lutfen beni gozlerinde cok buyutmemelerini,
zaten universite yillarimi kantinde gecirdigimi, derslere dogru
duzgun girmedigimi, batak ve pistide bu kadar iyi olmami okul
yillarina borclu oldugumu, kagit varsa su an bile kapismaya
hazir oldugumu, ekonomi hocasi dogum yaptigi icin uc ay
gelmedigini, kopyayla ve iltimasla sinif gectigimi, aslinda
vizyonumun cok dar oldugunu, internet ortamlarinda bana liseli
dediklerini uzun uzun anlatmama ragmen hicbiri beni ise almadi!
Okudugum universite de lise diplomami geri vermeyi
Problemlisiniz galiba biraz diye reddettigi icin sifirdan
baslamaya karar verdim. Su an ilkokul 2 ye gidiyorum, uc sene
sonra ilkokul diplomami alip egitimimi sonlandiracagim ve
sanayide ise baslayacagim. Yasi genc olanlar lutfen benim
dustugum hataya dusmesin cunku bu yastan sonra her gun andimizi
okumak ve sinifta konustugun icin tahtaya isminin yazilmasi
insana gercekten cok koyuyor.
BEYINSIZ ADAM DAN KRALICE YE SORULAR
Ingiltere Kralicesi Elizabeth e bir mektup yazdim, asagidaki
sorulari sordum. Yanitlari bekliyorum...
Husnu Mubarek ve Kaddafi nin basina gelenler sizi de
endiselendirdi mi? Ingiliz halkinin da sonunda Yeter deyip size
karsi ayaklanmasindan korkmuyor musunuz?
Oglunuz Charles Galler Prensi. Bir insana 50 yil boyunca Galler
i yonettirmek acaba ne kadar dogru? Galler bu sonucta. Futbolda
aldigi sonuclari ibretle izliyoruz. Charles a daha onu acik bir
ulke verilemez miydi?
Soyle bir bakiyorum, 1926 dogumluymussunuz. Bu 86 yasinda
oldugunuz anlamina geliyor. Sizce de fazla bir yas degil mi bu?
89 yasina kadar, yani uc yil daha yasarsaniz eger -tamam belki
zor ama gerceklesmesi imkansiz da degil, ozellikle su ana
kadarki performansinizi goz onunde tutarsak- en uzun sure tahtta
kalma rekoru sizin olacak. Bu uzerinizde bir baski olusturuyor
mu?
Bir onceki soruyu acayim. Ornegin ligde 99 golu bulunan futbolcu
bir turlu 100 uncu golunu atamaz, cunku uzerinde bir baski
olusur. Kastettigim bu. Yani siz de tam 88 yasinizdayken rekora
bir adim kalmisken Acaba basaramayacak miyim? diye korkar
misiniz?
Bir roportajinizda Tanri omur verdikce kraliceyim demistiniz.
Gorunen o ki Tanri omur veriyor. Peki daha ne kadar surecek bu?
Tanri nin verdigi omru hafiften suistimal ettiginizi dusunmuyor
musunuz?
Ingiltere ne zaman cumhuriyet olacak? Neden birkac inkilap
yapmayi dusunmuyorsunuz?
Ingiliz halki ne zaman kul olmaktan cikip vatandas seviyesine
yukselecek? Bunun yolu cumhuriyeti ilan etmekten gecer,
biliyorsunuz.
Biz su an cagdas medeniyetler seviyesindeyiz ve burasi inanilmaz
guzel. Sizin de tez zamanda krallik gibi cagdisi bir anlayistan
kurtulup bize katilmanizi umit ediyoruz. Sizi ne zaman aramizda
gorecegiz?
Sevgiler.
http://beyinsizadam.net/
lukas...@gmail.com
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Basarinin sartlari, bilmek, istemek, curet etmek ve susmaktir.
AXEL MUNTHE
Ureyne ve Ukeyle kabilelerinden bir grup Medine ye gelerek
musluman oldular.
Medine nin havasi onlara dokununca Peygamber onlara deve sidigi
icmelerini ogutledi.
Adamlar develeri dagittilar va cobani da oldurduler.
Peygamber onlari yakalatti.
Ellerini ve ayaklarini kesti.
Gozlerini oydu.
Colde susuz olume terketti.
Biz onlara su vermek isteyince Peygamber bizi engelledi.
Buhari 56/152, Tib 5/1; Hanbel 3/107, 163
Arastirmacilar
bize sunu bilimsel olarak kanitlamislardir:
Butun insanlar birdir.
Atalarimizin deri rengi ve benim kendi rengim mor otesi
isinlarin, enlemin ve iklimin bir sonucudur.
Yakin bir zamanda buralarda yasadigimiz uzucu catismalara
ragmen, bilimsel acidan irk diye bir sey yoktur.
Biz tek bir turuz.
Her birimiz farkli olmaktan cok, birbirimize benzeriz.
Hepimiz ayni yildizin tozlarindan geliyoruz.
Her birimiz muazzam buyuklukteki uzayin icinde bulunan bu soluk
mavi nokta dedigimiz gezegenin uzerinde yasayip olecegiz.
Bu yuzden birlikte calismamiz sarttir!
Bill Nye
OLU
. . . . . .
Hangi mahallede imam yok,
Ben orada olecegim.
Kimse gormesin ne kadar guzel,
Ayaklarim, saclarim ve her seyim.
Oluler namina, azade ve temiz,
Mechul denizlerde balik;
Musluman degil miyim, hasa,
Fakat istemiyorum, kalabalik.
Beyaz kefenler giydirmesinler,
Sizlamasin karanligim havada.
Omuzlardan omuzlara gecerken sallanmayayim,
Ki butun azalarim hulyada.
Hicbir dua yerine getiremez,
Benim kainatlardan uzakligimi.
Yikamasinlar vucudumu, yikamasinlar,
Cilginca seviyorum sicakligimi...
Fazil Husnu DAGLARCA
Said-i Nursi
Kimdir?
Said-i Nursi 1873 yilinda Bitlis in Nurs koyunde dogmustur.
Kisa bir sure, Molla Mehmet Emin adinda bir hocada okumus ve bu
adamdan aldigi yarim yamalak bilgilerle kendini erisilmez bir
alim saymistir.
Sonradan yazdigi Risalelerinden de anlasildigi gibi, edindigi
yetersiz bilgilerin buyuk bir deger tasidigini sanarak buyukluk
taslamaya baslamis, suna buna rastgele sorular sorup mahcup etme
cabalarina girismistir.
Gosterise ve riyaya cok duskun olmasi yaninda, hayalci de olan
Said-i Nursi, kurmaya calistigi Medrese-tuz-Zehra adli medreseye
yardim toplamak icin Istanbul a gitmis ve burada bir takim
siyasi islere girismistir Ittihad-i Muhammed-i firkasinin
kuruculari arasinda yer alan Nursi, bir ara akil hastanesin de
yatirilmistir.
31 Mart saniklarindan biri olarak da yargilanan Said-i Nursi,
her ileri adimin karsisina cikmis, Ittihat-Terakki ye, Jon
Turklere ve Bati ya yonelenlere dusman olanlarin safina
katilmis, Volkancilarin safinda turlu fesatliklar yapmaya
calismistir.
31 Mart ta temel olan goruslerini, Divan-i Harp onunde
tekrarlayan Nursi, bu goruslerini 1957 lerde de yaymaya
cabalamistir.
Kurtulus Savasi nda bu savasin amacinin Halifeligi yasatmak
oldugun sanarak savasi desteklemis, Durrizade Fetvasina karsi
Anadolu hareketine katilanlari savunmustur.
Ama Ankara ya gidip de Mustafa Kemal le gorusunce, savasin
gercek anlamini anlamis, karanlik emelleri icin bu savastan bir
yarar saglamayacagini dusunerek harekete karsi cikmistir.
Ankara dan ayrilarak Van a gitmis ve orada Risale-i Nur adi
altinda sacmaliklarla dolu kitapciklari yazmaya baslamistir.
Kurt isyani sirasinda Barla ya surgun edilen Nursi, daha sonra
Kastamonu ya ve Emirdag ina surulmustur.
Sacmalikla yuklu kitapciklarini buralarda da yazmaya devam eden,
ustelik bazi saf Muslumanlar gozunde bir Musluman kahramani
olarak tanitmayi basaran Said-i Nursi, birbirinin tekrari olan
130 parca risale yazmistir.
Kitapciklarinin Kur an-i Kerim derecesinde oldugunu, hatta bazi
risalelerin bircok surelerden daha veciz ve daha anlamli
bulundugunu iddia etmekten cekinmeyen Said-i Nursi, 1960 yilinda
Urfa da olmustur.
Said-i Nursi, carpik goruslerini dinimize mal etmek icin
durmadan caba harcamis ve bu yolda ozellikle iki zumreden
yararlanmistir.
Bunlardan biri; saf ve Muslumanligi gercek anlamiyla bilmeyen
imanli zumre; oteki de, az cok her seyi kavrayan, bilen fakat
menfaatlerini dinin de imanin da ustunde tutanlardan meydana
gelen zumredir.
Nurculuk akimi, iste bu iki zumre arasinda yayilmis ve dinimizin
de milletimizin de basina bela olan bir durum almistir.
Said-i Nursi, Nurculugu bu iki zumrenin omuzlari ustune kurmus
ve olunceye kadar, hicbir din ve iman kaygisi tasimadan
gelistirme cabasini gostermistir.
Bugun bazi saf Muslumanlar, Said-i Nursi nin gercek yuzunu
bilmedikleri, bilemedikleri icin, onun Muslumanliga taban tabana
ters dusen goruslerinin yayilmasinda, farkinda olmayarak rol
almis bulunuyorlar.
Oysa Said-i Nursi nin gercek yuzunu, nasil bir riyakar oldugunu
ve asagilik emellerini gerceklestirmek icin kutsal dinimizi
nasil kendine alet ettigini bilseler, onun yaydigi karanlik
akima yardimci olmaz, tersin karsi cikarlardi.
Amacimiz, Said-i Nursi nin kim oldugunu, gercekte neler yaymaya
calistigini bu saf Muslumanlara anlatip onlari uyarmaktir.
Said-i Nursi yi kisaca anlatmak gerekirse soyle denebilir:
Said-i Nursi, karanlik emellerini gerceklestirmek icin dinimizi
alet eden, gercekte dinin temel ilkelerine bile inandigi supheli
olan, riyakar bir insan olarak yasamis ve hayatinin sonuna kadar
bu tutumunu surdurmustur.
Derleyen: Osman Turkoguz
INANCLARA VE AKLA AYKIRI BIR YAKLASIM, NURCULUK.
Bir kisisel Tanri
anlayisi benim ciddiye alamayacagim antropolojik bir kavramdir.
It seems to me that the idea of a personal God is an
anthropological concept which I cannot take seriously.
Kaynak: Albert Einstein, 1947; from Banesh Hoffmann, Albert
Einstein Creator and Rebel, New York: New American Library,
1972, p.95.
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
OYUN
. . . . . .
Oynasak
Biri yildiz olsa
Biri ben olsam.
Oynasak
Gelse gecenin biri
Cagirsak gunduzun birini
Biri ben olsam.
Oynasak
Alsam yeni dogan cocugun sesini
Gotursem
Yildiizin birine.
Fazil Husnu DAGLARCA
Ebu Hureyre ( Radiyallahu Anh) soyle dedi : Rasulullah (
Sallallahu Aleyhi ve Sellem ) :
Kafirin disi yahut kopek disi Uhud dagi gibidir.
Derisinin kalinligi da uc gunluk mesafedir buyurdu.
( Muslim - Tirmizi - Ibni Mace )
Cehennemle ilgili hadis. Sahihmis bilenler denetlesin.
Cuneyt Suavi : Bir haftalik evliyalik.
Televizyonda dini bir program seyrediyorum. Ekrandaki kisi,
Ilahiyat fakultelerinin birinde dekan olmali. Eski asirlardaki
maneviyat buyuklerinden bahsederken:
- Onlar, goz ucuyla da olsa nisa taifesine bakmazlarmis, diyor.
Nerde simdi o buyuk evliyalar?
Duydugum sozler, damarima dokunuyor. Ve her muslumanin yapmasi
gereken bir seyin hic yapilmiyormus gibi gosterilmesi, beni ta
can evimden vuruyor. Biraz dusundukten sonra muthis bir karar
aliyor ve kendi kendime soz veriyorum: Hocanin nisa taifesi
dedigi hanimlara, konusmak icin bile olsa bir hafta boyunca
bakmayacak ve zamanimizda da buyuk evliyalar oldugunu
ispatlayacagim. Program bittikten sonra ekmek almak uzere disari
cikiyorum. Daha merdivenlerden inerken, alt kata yeni tasindigi
soylenen kiracilarla karsilasiyorum. Evde ne kadar kadin, kiz,
coluk, cocuk varsa hepsi kapida. Hanimlardan biri, benim Turkiye
sinirlarini asan sohretimi duymus olmali. Daha gorur gormez:
- Vayyyy!... Cuneyd bey, diyor. Kizlarimin tarifinden tanidim.
Cay icmeye gelecegiz ins.
Ben aldigim karar geregi hemen basimi egerken:
- Hosgeldiniz efendim, diyorum. Ins memnun kalirsiniz
komsulugumuzdan. Duydugum seslerden, kalabaligin icinde bir de
erkek cocuk oldugu anlasiliyor. Ona bakayim derken kazayla
hanimlari gorurum diye gozlerimi kaldiramiyorum yerden. Cocuk,
ablasi olacak kizlardan birine fisildayip:
- Ben sana, bu adamin kendini begenmis bir zuppe oldugunu
soylemistim, diyor. Yuzumuze bile bakmiyor.
Hemen arkasindan yasli bir kadin sesi:
- Vah evladim vah, diyor. Ne kadar da mahcupmus zavallicik.
Anlasilan kucukken cok dovmusler.
Her evliyanin basina gelen $ikintilar benim de basima geliyor
tabi ki. Aceleyle merdivenlerden iniyor ve sokaga atiyorum
kendimi. Metodum gayet basit: Yururken sadece yere bakacak ve
bana dogru yaklasan kisilerin ayakkabilarindan erkek oldugunu
anladigimda, basimi kaldirip rahatca yuruyecegim. Bu buyuk
bulusumu uygulamak uzere daha birkac adim attigimda, neye
ugradigima sasiriyorum. Moda midir nedir bilmiyorum ama,
hanimlarin onunda pantolon var. Altlarinda da aynen benimkiler
gibi ucu kut, tabani genis erkek ayakkabisi veya koca koca asker
postallari. Anlasilan dikkatli olmaliyim. Basimi hic kaldirmadan
giderken, yanimdan gecen kadinlarin seslerini duyuyorum. Bir
tanesi arkadasina hitaben:
- Bu adamda bir tuhaflik var ayol, diyor. Bosuna dememisler dost
basa, dusman ayaga bakar diye.
Diger kadin, daha farkli goruste. Benden uzaklasip duvar dibine
kacarken:
- Benim de gozum tutmadi kardes, diyor. Belli ki capkinin teki.
Yere bakan, yurek yakan cinsindendir mutlaka. Ben, yine evliya
sabriyla ve ayni sekilde yururken, birden ne oldugumu
anlayamadan kendimden geciyor ve ilac kokulu bir yerde gozlerimi
aciyorum. Yattigim yerin etrafinda, beyaz elbiseli genc kizlar
dolaniyor. Verdigim soz geregi hemen gozlerimi kapatarak nerede
oldugumu kestirmeye calisirken, hastanede bulundugumu anliyor ve
basucumdaki hemsirelerin konusmalarina kulak veriyorum.
Kizlardan biri, gozlerimin kapandigini farkedince:
- Yine kendinden gecti zavalli, diyor. Bu ucuncu bayilisi.
Onundeki elektrik diregini gormemis.
Hemsirelerin yaninda bir de erkek hasta bakici olmali. Sinir
sinir gulup:
- Biraz onceki elektrik kesintisi, demek ki bu yuzdenmis, diyor.
Adamin kafasindaki sislige bakilirsa, Allah bilir devirmistir
diregi. Ayaga bir kalkabilsem, ben neyi devirecegimi cok iyi
biliyorum ama ne mumkun. Basim donme dolap gibi donuyor, beynim
feci zonkluyor.
Biraz sonra erkek doktor geliyor yanima. Ve beni gorur gormez:
- Gecmis olsun Cuneyd abi, diyor. Cok fena carptigin icin sag
gozunu bandajladik. Bir muddet tek gozle idare et. Neyse, zor da
olsa biraz sonra cikiyorum oradan. Ama artik akillandigim icin
yere falan bakmak yok. Yeni metoduma gore saglam kalan gozumle
yol kenarindaki apartmanlarin ust katlarina bakacak ve karsimdan
gelen insanlari siluet(goruntu) olarak farkedip yolumu
bulacagim. Planimin oldukca basarili oldugunu dusunurken,
seslerinden anladigim kadariyla manavdan alisveris yapan bir
kadin, yanindaki arkadasina beni gosterip:
- Su terbiyesize bak, diyor. Tek gozlu olduguna aldirmadan
balkondaki kizlari seyrediyor. Obur gozun de kor olsun ins. Can
$ikintisindan sicak sular bosaliyor tepemden. Ne kadar masum
oldugumu nerden bilsin zavalli. Ben, soylenenlere sabretmeye
calisarak yine ust katlara bakarken, sanki o yukseklerden
dusuyormus gibi bir halle tekrar geciyorum kendimden.
Anlasilan yine hastanedeyim. Biraz onceki hemsirelerden biri:
- Hayret ya! diyor. Bu yine ayni adam. Kanalizasyon cukuruna
dusmus bu sefer.
Bir anda anliyorum basima gelen felaketi. Ustum basim
copluklerden beter kokuyor. Butun kemiklerimle birlikte saglam
zannettigim gozum de sizliyor. Hastaneden bir an once kacabilmek
ve eve donup temizlenebilmek icin saga sola bakinirken, bir
turlu goremiyorum etrafimi. Yine ayni doktor:
- Bosuna ugrasma abi, diyor. Morardigi icin obur gozunu de
bandajladik. Bir haftacik sabretmen gerekiyor. Ben, bu sure
icinde ne yapacagimi dusunurken, daha onceki hasta bakici,
hemsirelere laf atarak:
- Cuneyd abi size fena tutuldu, diyor. Baksaniza saatte bir
ugruyor. Bu adama sinirimden atesler basiyor yuzumu. Iyilesir
iyilesmez hastaneye ucuncu kez ugrayip onun gozlerini de
benimkine benzetecegim kesin. Her neyse, beni bir ambulansa
bindirip eve gonderdiklerinde alt kattaki komsularimiza
rastliyorum yine. Sanki beni bekliyorlar kapida. Hanim ve
kizlari, Gecmis olsun dileklerini ayri ayri iletirken, cocuklari
olacak o haylaz velet, yine haince fisildiyor ablasinin
kulagina: Bizim zuppe cezasini bulmus diyerek. Komsularimizin
yardimiyla merdiveni cikip iceri girerken, kendi kendime
verdigim sozu bir hafta boyunca ek$iksiz olarak tutacagim icin
yine de seviniyor ve Evliya sozu, iste boyle olur diye
kasiliyorum. Gozlerim acildiginda, ne yapacagimi simdilik
bilmiyorum. Ama bir haftalik da olsa evliyalik guzel bir sey,
degil mi?
Cuneyt Suavi
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
In medio stat virtus
Erdem ortada durur, uclarda degildir. (Yedi Bilge Tapinaginin
kapisinda yazili asiriya kacmamayi ogutleyen soz)
Latin Atasozu
Risale-i Nur, Said-i Nursi ye ait kitaplar koleksiyonuna verilen
isimdir.
Said-i Nursi, bu kitaplarda Risale-i Nur dan ovguyle soz eder.
Ona gore kimse, bu kitaplara itiraz edememistir.
Herkes bu kitaplarin buyuklugunu ve yuceligini kabul etmistir.
Kur an i buyuk bir kitap olarak gormekle beraber, Risale-i Nuru
daha fazla degerli bulur.
Risale-i Nur u okuyanlarin, devamli okuyup yazanlarin dogruyu
bulacaklarini, okumazlarsa gaflet icinde kalacaklarini dile
getirir.
(Sualar 486,548) (Barla Lahikasi 51,142) (Emirdag Lahikasi-2
187) (Tarihce-i Hayat 624) (Asa-yi Musa 250)
13 Mart tarihli Temsp gazetesinde Lord Curzon Avam Kamarasinda
irad ettigi nutukta Ermenilere dair demistir ki: Bana oyle
geliyor ki siz Ermenileri sekiz yasinda pek temiz ve masum bir
kiz gibi zannediyorsunuz.
Bunda pek yaniliyorsunuz.
Zira Ermeniler bilhassa son harekati vahsiyaneleri ile ne
derecelere kadar hunhar bir millet olduklarini bizzat kendileri
ispat eylemislerdir.
(27 Mart 1920)
K.ATATURK
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Hic kimse, basari merdivenine elleri cebinde tirmanmamistir.
J.k.moorhead
Dugmeye basiyor ve evindeki ekranda bin turlu cirkinlik,
kotuluk, gunah, azginlik peyda oluyor.
Musluman bunlari umursamazca seyr ediyor.
Evi bazen kumarhaneye, bazen geneleve, zaman zaman batakhaneye
donuyor.
Bu adam veya kadin ne bicim Muslumandir?
Mehmet Sevket Eygi
Murtecilerin cok sevdigi ve onemsedigi fikir adami.
Muhammet uzun bir devirdeki tefekkurlerin mahsulu olan ayetleri
luzum ve ihtiyaclara gore takrir ediyordu
ATATURK, 1931, Lise icin yazdigi Tarih kitabi
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Mese golgesinde filizlenen yosunlar cok defa kendilerini mese
fidani sanirlar.
Cenap Sebabettin
Bir bilen Musluman, bin bilmeyen Muslumandan ustundur.
Mehmet Sevket Eygi
Murtecilerin cok sevdigi ve onemsedigi fikir adami.
Din,insanligin asaletine edilmis bir kufurdur.
O olsun ya da olmasin,hayatinizda iyi seyler yapan iyi insanlar
ve kotu seyler yapan kotu insanlar her zaman olacak.
Ama iyi insanlarin kotu seyler yapmasi icin din gerekiyor....
STEVEN WEINBERG
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Olum ahiretin kapisidir.
Hz.Ali
Kur an da, Secde Suresi nde Tanri nin soyle konustugu yazilidir:
Biz dileseydik, herkesi dogru yola eristirirdik.
Ne var ki, An-dolsun ki, cehennemi, cinlerle ve insanlarla
dolduracagim diye kesin bir soz cikmistir benden (Secde Suresi,
ayet 13).
Bu ayeti okurken bir de Enam Suresi nin su ayetine goz atalim:
Allah kimi dogru yola iletmek isterse onun kalbini Islama acar;
kimi de saptirmak isterse...
kalbini iyice daraltir... (Enam Suresi, ayet 125.)
Dikkat edilecegi gibi bu ayetlere gore Tanri, eger dilemis olsa
butun insanlari Musluman yapabilecekken yapmiyor; bir kismini
Musluman yapip bir kismini kafir kildigini bildiriyor.
Sebep olarak da cehennemi insanlarla dolduracagina dair kendi
kendine kesin bir soz verdigini soyluyor.
Daha baska bir deyimle insanlarin tumunu dogru yola
sokabilecekken boyle yapmadigini, cunku boyle yapmis olsa, bu
takdirde cehennemi insanlarla dolduracagina dair kendi kendine
verdigi sozu yerine getirememis olacagini apacik bir sekilde
acikliyor!
Olacak sey midir bu?
Hic Yuce bir Tanri, hic yoktan insanlari cehenneme atmak gibi
bir davranisa yonelmekten zevk aliyormus gibi konusabilir mi?
Yukaridakine benzer olmak uzere, Kur an in Hud Suresi nin 118.ve
119.ayetlerinde Tanri nin soyle konustugu yazilidir:
Rabbin dileseydi butun insanlari bir tek millet yapardi.(Fakat)
onlar ihtilafa dusecekler.
Ancak, Tanri nin merhamet ettikleri mustesnadir.
Zaten Rabbin onlari bunun icin yaratti.
Rabbinin, Andolsun ki cehennemi tumuyle insanlar ve cinlerle
dolduracagim sozu yerini buldu (Hud Suresi, ayet 118-119).
Goruluyor ki, bu ayetler anlasilmazliklarla, uyusmazliklarla ve
birbiriyle celisir satirlarla, fakat butun bunlardan baska bir
de Tanri nin yuceligi fikriyle bagdasmazliklarla dolu.
Kaynak: Ilhan Arsel (Kuranin Elestirisi s.
55-56)
Ataturk Portresi...
Bana bir Ataturk portresi ciz kardesim,
Heykeltiraslar gibi haksizlik etmeden,
At ustunde olmasa da olur,
Bir sokakta insanlar arasinda yururken ...
Bana bir Ataturk portresi ciz kardesim
Bir birligi denetlerken olmasa da olur,
Ama mutlaka gulerken,
Cocuk parkinda bir kiz cocugunu salindirirken ...
Bana bir Ataturk portresi ciz kardesim,
Smokinli olmasa da olur,
Kuruyan yapraklar ve kus sesleriyle
Bir gol kiyisinda raki icerken ...
Bana bir Ataturk portresi ciz kardesim,
Savas meydanlarinda olmasa da olur,
Dudaginda sigarasi elinde tespih,
Bir ciftciyle cay icerken, tavla oynarken ...
Bana bir Ataturk portresi ciz kardesim,
Artik, gulerken olmasa da olur,
Basini kaldirmis Anitkabir den
Ana avrat soverken !...
(Maalesef yazan belirtilmemis)
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Soz dilinin susutugu ve amel dilinin soyledigi nasihat hicbir
kulak tarafindan kovulmaz ve onun faydasi ile hicbir fayda bir
olmaz.
Hz.Ali
Kim Kemalci milliyetcilerle birlikte Yunana karsi gelirse ser an
kafirdir.
Delibas Mehmet -1920
Ingiliz Karadeniz Ordu Komutani General Milne nin Londra ya
Ingiliz Genelkurmayi na yazdigi rapor dan
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Zamana verdigimiz deger basari veya basarisizligimizi belirler.
MALCOLM X
Nisa Suresi 3.Ayet:
Begendiginiz kadinlardan ikiser, ucer, dorder alin.
Kur an-i Kerim in bazi ayetlerine iliskin mazeretler:
1- Bu ayetler yanlis tercume edilmis!
2- Bu ayetler yanlis anlasilmaya musait yani herkes anlayamaz!
3- Bu ayetler zaman asimina ugradi yani bugun gecersiz!
4- Bu ayetler cag disi yani Islam da reform yapilmasi lazim!
5- Bu ayetlere iman etmek imkansiz ama yine de ben bir
muslumanim!
Mazeretlerin Cevaplari:
1- Diyanet Vakfi Meali ni, konularinda uzman Ilahiyatci Heyet
hazirladi. En cok itibar edilen meal. Heyetteki herkesin yanlis
tercume yapmasi imkansiz. Hal boyle iken bu mazeret gecersizdir.
2- Kur an-i Kerim i herkesin anlayabilecegine dair ayetler var*
ve zaten bu sebeple indirilmis . Tersi ise adaletsizlik olur
cunku herkesin anlayamayacagi ve yanlis anlasilmaya musait bir
kutsal kitap gondermek Allah a yakismaz. Bir sakinca da sudur;
Muslumanlara siz Kur an i anlamazsiniz, sadece biz anlariz diyen
ruhban sinifi olusur ki Islam da ruhbanlik haramdir. Hal boyle
iken bu mazeret gecersizdir.
3- Kur an in, kiyamete kadar , cihansumul(evrensel) yani her
zaman ve her yerde hukmunun gecerli olduguna inanmak farzdir.
Hal boyle iken bu mazeret gecersizdir.
4- Allah 21. yuzyilin hayat sartlarini ve yasam bicimini ezelden
beri bildigine gore Allah in bu durumu hesaba katmadigi ni iddia
etmek Allah a karsi cok buyuk bir iftiradir. Hal boyle iken bu
mazeret gecersizdir.
5- Bu ayetlere iman etmeyenin adi Musluman degil Kafir dir.**
Hal boyle iken bu mazeret gecersizdir.
*Bakiniz: Nahl Suresi 89. Ayet, Enam Suresi 38. Ayet, Maide
Suresi 15. Ayet, Hac Suresi 16. Ayet.
**Bakiniz: Bakara Suresi 85. Ayet ve Maide Suresi 44. Ayet.
Koklesen Yanilmalar
Bir kisinin yanilmasi butun halkin yanilmasina yol acar, butun
halkin yanilmasi da sonradan teklerin yanilmasina. Boylece
yanlislik elden ele gelistikce gelisir, bicimden bicime girer; o
kadar ki isin en uzagindaki tanik, en yakinindakinden daha cok
seyler bilir; olayi son ogrenen ilk ogrenenden daha inancli
olur. Bunda da sasilacak bir sey yok; cunku insan bir seye
inandi mi ona baskasini da inandirmayi bir borc sayar, kolay
inandirmak icin de anlattigina diledigi gibi ceki duzen
vermekten, bir seyler katmaktan cekinmez: Karsisindakinin karsi
koyma gucunu kirmak, onun kafasinin alabilecegini sandigi gibi
konusmak ister.
Michel de Montaigne : Denemeler
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Universitenin de, dunya yuzunde hazine filan biriktirmek icin
kurulmus, her seyi onceden belli, bos ve anlamsiz yerlerden biri
oldugu fikrine taktim kafayi... Hazine dedigin, para olmus, mal
mulk olmus, hatta kultur ya da dupeduz bilgi olmus, ne fark eder
ki? Butun bunlar, ambalajini acarsan eger, tamamen ayni seymis
gibi gelmeye basladi bana.
Jerome David
Yine Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor : Resulullah
aleyhissalatu vesselam buyurdular ki :
Cehennem atesi bin yil yakildi.
Oyle ki kipkirmizi oldu.
Sonra bin yil daha yakildi , oyle ki beyazlasti.
Sonra bin yil daha yakildi.
Simdi o siyah ve karanliktir
( Tirmizi )
Cehennemle ilgili hadis. Sahihmis bilenler denetlesin.
Din %99 u sekerli kurabiye ve %1 i oldurucu arsenik olan fare
zehiri gibidir.
Din in %99 u gercekler ve iyi mesajlardir ama geriye kalan %1
sizi oldurebilir.
Anonim.
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Gunduz, kandilini hazirlamayan; gece, karanliga razi demektir.
CENAP SEHABETTIN
Ebu d-Derda radiyallahu anh anlatiyor : Resulullah aleyhissalatu
vesselam buyurdular ki :
Cehennem ehline aclik musallat edilir.
Bu , icinde bulunduklari azaba esit dereceye ulasir.
Acliga karsi yardim talep ederler.
Onlara besleyici olmayan ve acligi gidermeyen dari ( denen
dikenli bir ot ) verilir.
Tekrar yiyecek isterler, bu sefer de bogazda tikanip kalan bir
yiyecekle imdat edilir.( Bu da bogazlarinda takilir kalir , ne
ileri gecer , ne de geri gelir.) Derken , dunyada iken , bu
durumda , bir icecekle takilan lokmalari kaydirdiklarini
hatirlarlar ve bir icecek talep ederler.
Kendilerine demir kancalar bulunan kaplarda kaynar sular
verilir.
Bu kaplar , yuzlerine yaklastirilinca , yuzlerini daglayip atar.
Su karinlarina girince , icerilerini param parca eder.
Bu sefer de :
Cehennemin bekcilerini cagirin , ola ki azabimizi biraz
hafifletir ! derler.
Onlari cagirirlar.
Onlar gelince :
Size peygamberleriniz bu halleri aciklayan haberleri getirmemis
miydi derler.
Onlar :
Evet getirmisti ( ama dinlemedik) derler.
Bunun uzerine , bekciler :
Siz isteyin durun!
Kafirlerin istekleri ( burada ) bosadir ! derler.
Cehennemlikler bekcilerden umidi kesince :
( Cehenneme muvekkel melek ) Malik i cagirin ! derler.( Malik
gelince ):
Ey Malik , ( soyle de ) Rabbin bizim hakkimizda olume hukmetsin
! derler.
Malik de onlara :
Hayir !
( Siz burada canli olarak ebedi ) kalicilarsiniz ! diye cevap
verecek .
A mes rahimehullah
Cehennemle ilgili hadis. Sahihmis bilenler denetlesin.
Prestij ve karizma sahibi lider, propaganda isini cok
kolaylastirir.
Joseph GOEBBELS
(Hitler in Propaganda Bakani)
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Kazanmak her sey demek degildir, ama kaybetmek hicbir seydir.
Anonim Nasihat
Andolsun biz Kur an i ogut alinsin diye kolaylastirdik. ogut
alan yok mu?
54:17
Bu ayetin aynisi su surelerde tekrar edilmektedir. 54:22, 54:32
ve 54:40.
Ben anlamiyorum! Ya sen?
Cehennemliklerin sucu seks ve icki idi.
Cennetliklerin mukafati da seks ve icki...
Gelecektekiler bizim safligimiza guluyorlar.
Sen anliyor musun?
Ben anlamiyorum!
Huri ve fahisenin farki nedir?
Biri Allahin calisani, digeri kulunun...
Inananlarina rusvet olarak huri veren Allah ve genelev olan
cennet!
Hangisi gunahsiz?
Caresizlikten karnini boyle doyuran fahise mi?
Yoksa vucudunun hazzi, kullarin iyi islerinin mukafati olan huri
mi?
Sen biliyor musun?
Ben bilmiyorum!
Sadik Hidayet
17 Subat 1903 te Tahran da dogdu,
9 Nisan 1951 de Paris te 48
yasinda canina kiyip bu dunyadan goctu...
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Ormanda iki patika vardi ve ben uzerinde en az ayak izi olanini
sectim.
Frost
Nisa Suresi nin 42 inci Ayeti de Risale-i Nur a isaret
ediyormus...
Ayetin anlami:
- Eger hasta olur yahut yolculuk yaparsaniz, ya da herhangi
biriniz buyuk abdestini yapar veya kadinla cinsi birlesmesi
olursa iste o zaman suyu bulamadiginda -temiz toprakla teyemmum
etsin
Said-i Nursi ye gore: Bu ayetteki Temiz Toprak sozuyle, Risale-i
Nur a isaret edilmistir.
Ayetin isaret anlami soyledir: Yuce Allah diyor ki: 1357
yilinda; Manevi Ab-i Hayat in kaynaklari kapatildigi zaman,
temiz topraga yonelin!
Onda bir yasayis kaynagini ve nur madeni bulursunuz
Bu ayetin ozellikle Risale-i Nur u anlattigini gosteren iki
delil vardir
Said-i Nursi bu iki delili, uzun, uzun anlatir kitapta.
Derleyen: Osman Turkoguz
INANCLARA VE AKLA AYKIRI BIR YAKLASIM, NURCULUK.
Guzelligin Yarismasi Mi Olur?
24 Temmuz 2013
Dirsegi burna degdirme yarismasi bile guzellik yarismasindan
daha heyecanli. Cunku guzellik tamamen genetik. Yarisma oncesi
yapilan kamplarda kizlar roportaj veriyor, Iddialiyim cunku cok
calistim diyor. Neyine calistin? Genlerinle mi oynadin?
Guzellik yarismalarinin mantigini anlamakta zorluk cekiyorum.
Guzellik dedigin Allah vergisi, uzun boyluluk gibi bir sey.
Dirsegi burna degdirme yarismasi bile daha heyecan verici ve
surprizlere acik.
Guzellik, Mendel kanunlariyla alakali. Yani anne guzel, baba
yaki$ikliysa kiz guzel olur. Anne guzel degil, baba yaki$ikli
ise kiz gene guzel olur. Anne guzel degil, baba yaki$ikli
degilse kiz yine de guzel olur. Cunku kizlar genelde guzel olur.
Erkekler oyle degildir mesela, erkeklerin cogu cirkindir.
Yani olay tamamen genetik. Heyecan yapmaya gerek yok, cunku bir
insanin guzel olup olmayacagini dogumundan dokuz ay onceye denk
gelen bir yaris belirliyor. Isi ciddiye alip bir de yarisma
oncesi otellerde kamp falan duzenliyorlar. Kiz roportaj veriyor:
Iddialiyim cunku cok calistim... Neyine calistin? Genlerinle mi
oynadin?
En bayildigim kisim birinci secilen guzelin yaptigi konusma...
Ulkemi en iyi sekilde temsil edecegim, gercek Turk kadinini
gorecekler, bizi cok yanlis taniyorlar diyor. Nasil yanlis
taniyorlar mesela, 95-65-110 olarak mi biliyorlar bizi? Sen mi
bu imaji duzelteceksin? Ya biz Turkler ozumuzde 90-60-90 izdir,
lutfen bizi boyle taniyin? diye mi dolasacaksin yurtdisinda?
BUNA YANILTICI REKLAM DENIR
Ayrica kabul edelim ki o yarismalarda birinci olanlar pek de
Turk kadinini temsil etmiyor. Benim etrafimda gordugum kadinlar
hic oyle 90-60-90 degil. Kimi kandiriyorsun? Yarin bir gun
turistler ulkemize gelip 1.60 boy 65 kiloda gercek Turk kadinini
gordugunde ne cevap vereceksin? Bunun adina yaniltici reklam
denir.
UZAYLILAR NEDEN KATILMIYOR?
Bir de kainat guzellik yarismasi duzenleniyor. Gercekten cok
iddiali bir organizasyon. Kainat deyince insan en azindan birkac
gezegenden katilim olur diye bekliyor tabiatiyla. Ama bir
bakiyorsun yarismacilarin hepsi dunyali! Organizasyon guzel
dusunulmus, vizyon genis ama katilim? Acaba uzaylilar bizim
kainat guzellik yarismalarina niye ilgi gostermiyor diye hic
dusundunuz mu? Benim aklima uc ihtimal geliyor: Ya boyle bir
yarismayi seviyesizce ve kadina hakaret olarak gorduler, ya
kafalarinin ustundeki o antenlerle cok fazla sanslarinin
olmadigini dusunduler, ya da uzayli diye bir sey yok. Bence akla
en yatkin ihtimal birincisi.
Cagri merkezlerinin acigini yakaladim
Hepimiz $ik $ik GSM, banka ve yayin platformlarinin cagri
merkezlerini ariyoruz ve dakikalarca monuden monuye
dolastiriliyoruz. Oncelikle firmalara bu zengin monuler icin
tesekkur ediyorum. Gercekten insan hangisini sececegini
sasiriyor, cok sagolun. Ama eger aceleniz varsa ve beklemekten
telefonu parcalayacak seviyeye gelmek istemiyorsaniz yapmaniz
gereken cok basit: For English press 9 diyor ya, iste ona
basiyorsunuz. Ama ben Ingilizce bilmiyorum ki! demeyin, sakin
olun. Cok cabuk panige kapiliyorsunuz, yapmayin. Birazdan
Ingilizce bilmemeniz avantaja donusecek.
Evet, 9 a bastiysaniz monuden monuye suruklenmek yerine
karsiniza dogrudan bir musteri temsilcisi cikiyor. Turist
kacmasin diye herhalde, hemen bagliyorlar. Siz ortaokul
Ingilizcenizle May fonn nambir... eee... iz... eee... fayf...
tiri.... pardon, forro... seklinde meselenizi anlatirken bir
sure sonra karsidaki gorevli bayginlik gecirecek gibi oluyor ve
Boyle olmayacak, isterseniz Turkce devam edelim diyor. Siz de
yalandan isteksiz bir tavirla Okey, normally i don t like to
speak in Turkish, but, for you, it is okay... diyorsunuz. Yani
diyorsunuz ki Tamam, normalde Turkce en sevmedigim dillerden
biridir ama bu seferlik boyle olsun, sizin hatiriniz icin...
Boylece dakikalarca bekleme $ikintisi yasamadan sorununuzu
cozuyorsunuz, hem de anadilinizde. Bizzat denenmis ve sonuc
alinmistir. Bu iyiligimi unutmayin.
http://beyinsizadam.net/turkiyede-bilim-neden-ilerlemiyor/
lukas...@gmail.com
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
DAL GONCAYI BIR SABAH
. . . . . .
Dal goncayi bir sabah acilmis buldu,
Gul melteme bir masal deyip savruldu
Dunyada vefasizliga bak; on gunde
Bir gul yetisip, acip, solup kayboldu.
. . . . . .
Sen acirken bana, hic bir gunahimdan korkmam
Benle oldukca; yokus, engebe, yoldan korkmam
Beni ak yuzle diriltirsin a Tanrim, bilirim;
Defterim dolsa da suclarla, siyahtan korkmam.
OMER HAYYAM
Ingiliz ulusuna karsi besledigim sevgi ve hayranlik duygularimi
babam Sultan Abdulmecit ten miras aldim.
Umidimi Allah tan sonra Ingiltere ye bagladim.
VAHDETTIN (Osmanli Padisahi) - 15.10.1920
Belediye baskani adayligim hayirli olsun
14 Subat 2014
Gecen gun odamda oturup onumuzdeki yerel secimlerde hangi
partiye oy verecegimi dusundum. Yorucu saatler sonunda bir
neticeye ulasamadim. AK Parti, CHP ve MHP yi cok begeniyordum,
peki hangisini secmeliydim?
Tam umitsizlige dusmustum ki kafamda bir i$ik yandi. Madem karar
veremiyorsun, dedim kendi kendime, neden kendin aday olmuyorsun?
Sacmalama dedim. Sacmalamiyorum gayet ciddiyim dedim, kafayi mi
yedin dedim, agzini bozma dedim.
Kendi icimde yasadigim kavgayi buyutmemek adina buyukluk
gosterip sustum. Kararimi vermistim, belediye baskani olacaktim.
Oncelikle adayligimin herkese hayirli olmasini diliyorum.
Gelelim icraatlara. Ilk icraatlar cok ozeldir. Belediye baskani
oldugumda ilk icraatta cok heyecanlanacagim, orasi kesin. Ama
zamanla alisirim.
Dernek ve esnaf ziyaretlerini artiriyoruz
Bir belediye baskani, omrunun ortalama yedi yilini ziyaretlerle
geciriyor. Niye? Adam Corum ili Firsatli ilcesi Surprizli koyu
icin dernek kurmus, belediye baskani olarak ziyaret etmesen
aliniyorlar. Bizden size oy yok diyorlar. Yav sen kac hanesin?
Adamdaki ozguvene bak. Oy vermeyecekmis. Sen onu bunu birak da o
dernegin olayi ne, onu acikla. Butun gun okey, batak
oynuyorsunuz. Dunyada okey oynamak icin dernek kuran yegane
millet biziz. Madem dernek kuracaksin, yelpazeyi az genislet.
Komple Firsatli ilcesi desen olmuyor mu? Illa sizin koyden mi
olacak? Digerleri kotu insanlar mi?
Ama gorunen o ki, dernek ziyaretleri tutuyor, bu yuzden ben de
oyunu kuralina gore oynayacagim. Mevcut dernek ziyaretlerini tam
iki katina cikaracagim. Ziyaret edilmemis tek bir dernek
kalmayacak. Iki arkadas tavla oynamak icin bile bir araya gelmis
olsalar, onlari ziyaret edecegim.
Esnaf ziyaretleri de artacak. Cunku anladigim kadariyla esnaflar
uc-dort gunde bir belediye baskanlarini gormezlerse guvensizlik
sorunu yasiyorlar. Acaba belediye baskanimiz bizi sevmiyor mu,
aramizda bir problem mi var, mesaj da atmadi diye dusunup
bunalima giriyorlar. Kendilerini ise veremiyorlar.
Her yeri pankartla donatacagiz
Su anda benim yasadigim semtte hemen her sokakta belediyenin
calistigina dair pankartlar asili. Belediye calisiyormus. Bozuk
degil yani, calisiyor. Dunyada bunun kadar sacma baska bir
pankart varsa o da sudur: Camasir makinesi calisiyor. Ben evimin
balkonuna bunu asiyor muyum? Bir belediyenin normal olarak
calismasi gerekmiyor mu zaten? Ilanlar, pankartlar yeni bir seyi
haber vermek icin degil midir?
Ama cicegi burnunda bir siyasetci olarak bu oyunu da kuralina
gore oynayacagim. Halk bundan memnunsa, onlari daha da memnun
etmek bizim isimiz. Su anda semtte en cok gordugum pankartlar:
Belediye calisiyor...
Sinava giren ogrencilerimize basarilar dilerim
Kandilinizi tebrik ederim.
Bunlari artirmayi planliyorum. Halkla daha da ic ice olmak
lazim:
Nasilsiniz
Gunaydinlaaaaaaar
Yeni kaldirimlarimiz hosunuza gidiyor degil mi?
Beyler nabiyonuz yaa, belediyeye gelin laflariz.
Halk buna bayilacak.
Kaldirim ve AVM ye yukleniyoruz
Pek cok belediye baskani kaldirim sever. Bazilari icin bu bir
tutku haline gelmistir. Yapar, bozar, yeniden yapar. Hep daha
iyinin arayisindadir. Ustelik bu, belediyenin calistigini
gosterme adina muthis bir harekettir. Bu yuzden kaldirimlari
ayda bir degistirecegiz.
Bir baska belediye baskani hobisi ise her turlu bos alani AVM ve
is merkezlerine donusturmektir. Istanbullular olarak ihtiyacimiz
olansa bilakis yeni bos alanlar. Fakat bir belediye baskaninin
secim oncesinde Tam yuz yirmi bina yiktik demek yerine Tam yuz
yirmi bina diktik demesi, insanlara daha iyiymis gibi geliyor.
Isbu sebeple benim donemimde binaya doyacaksiniz. Istanbul da
cok cok az bos alan kaldiginin farkindayim. Degerli secmenlerden
rica ediyorum, bes on metrekare bile olsa, gordugunuz bos
alanlari lutfen bana ihbar edin.
Nikah memurlarina yetki falan vermeyecegiz
$ik $ik goruyoruz, nikah memuru kafasina gore nikah kiyiyor.
Kardesim sen neye dayanarak bu nikahi kiydin diye soruyoruz,
belediye baskaninin bana verdigi yetkiye dayanarak diyor. Ne
diyebilirsin ki adama? Adam yetkiyi almis, istedigi iki insani
nikahlayabiliyor. Peki soruyorum, bu ne kadar guvenli? Nikah
memuru tutup beni tanimadigim yasli bir kadinla evlendirse
hayatim kararmaz mi?
Bu yuzden belediye baskani oldugumda tum nikahlari ben
kiyacagim. Evlilik cuzdanini da kadina degil, erkege verecegim.
Erkeklerin hafizasi zayif, bir sure sonra bu kadinin burada ne
isi var deyip onu tehdit olarak algiliyor ve dovuyorlar. Ulkede
bu kadar kadinin siddete ugramasinin baska bir izahi yok.
Evlilik cuzdanini erkege verecegim ki, o kadini aslinda korumasi
gerektigini bilsin.
Kopruleri atiyoruz
Trafik sorununu bitiriyoruz. Trafigin en buyuk sebebi kopruler.
Demek ki kopruler ortadan kalktiginda sorun da kalmayacak.
Buradan yola cikarak iki adet Bogaz Koprusu nu luks restorana
donusturecegiz. Oyle bir manzarada yemek yemenin keyfini
dusunun. Peki insanlar karsiya nasil gececek diye sordugunuzu
duyar gibiyim. Bilincli secmen diye buna derim ben, helal olsun.
Sorunun cevabina gelirsek. Gecmeyecekler. Evet, karsiya
gecmeyecekler. Bu ne ya, cani $ikilan kita degistiriyor. Adam
Atasehir de oturuyor, kahvalti yapmak icin Bebek e geciyor.
Insafsiz! Sonra da abi koprude trafik cok fena yeeaaa diye
agliyor. Dunyada topu topu alti tane kita var. Sen ikisinde
birden yasamak istiyorsun. Boyle yagma yok. Asya daysan orada
kal. Aksam yemegine Afrika ya gidiyor musun? Gitmiyorsun. Boyle
dusun.
Adayligim hayirli ugurlu olsun. Onumuzdeki hafta yeni vaatlerim
ve ozgecmisimle karsinizda olacagim. Simdi gidip bizim bakkali
bir ziyaret edeyim.
http://beyinsizadam.net/
lukas...@gmail.com
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Insanin laneti, ve neredeyse yasadigi tum trajedilerin sebebi,
onun muazzam, inanilmaza inanabilme kapasitesidir.
John Stuart Mill
Gazze de, Myanmar da, Suriye de Muslumanlar olduruluyor, Sarki
Turkistan da oruclulara zorla su iciriliyor, Islam dunyasinin
her yerinde zulum, kan, kiyim, savas, kufur var.
Bizim dini butun, bu olup bitenleri ajans haberlerinden
ogreniyor.
Mehmet Sevket Eygi
Murtecilerin cok sevdigi ve onemsedigi fikir adami.
Nurullah AYDIN : ARAPCILARIN TURK DUSMANLIGI
31 Agustos 2015-ANKARA
Arap hayranligi neden? Dinci TV lerde Turk tarihinin
kahramanlari yok. Arap kahramanlarini yuceltecek yalan yanlis
menkibeler, beyinlere dini degerler adiyla yutturuluyor.
Anadolu insani gittikce Arap kulturu, tarihi ile asimile
ediliyor.
Turk, Arap iliskilerine tarihi gercekler acisindan bakalim da
anlamlandiralim.
Arab menaibinde ve bilhassa Tefsir ilimlerinde; Turkler insanlik
dusmani bir canavar seklinde tasvir edilmislerdir. Akil ve izana
sigmayacak iftiralara ugramislar ve ezcumle yamyamlikla itham
edilmislerdir.
Buhar-i, Tabar-i, Al-Bagdad-i, Al-Balhi, Beyzavi, Makdisi,
Nesefi, Nuveyri, Ibn il Esir ve digerleri; yecuc ve mecuc un
aslinda Turkler oldugunu ve hem Araplara hem de insanliga
felaket getirici yaratiklar oldugunu savunmuslardir.
Al-Bagdad-i;Lubab ut-Tevilfi maani-it Tenzil adli kitabinda:
yecuc ve mecuc un Turkleri tanimladigini belirterek yecuc
sozcugunun asli atesin seraresi ve isigi anlamina gelen Ecic
unnar maddesindendir, onlarin bu adla cagrilmalarinin nedeni ise
kesret ve siddetleri itibariyle Ecic e benzetilmelerindendir.
Neslen Yafes ibn Nuh evladindandirlar ve Turkler onlardandir. Bu
Turklerin ileri kollarinin Suriye ve Horasanda bulundugunu
anlatir.
Ahmed-i Iskendernamesinde; Turk her seyi yakip yikan yaratik
olarak tanimlanmistir.
Ibn Haldun un Mukaddime kitabinda; Turkler, hirsiz ve talan
ruhlu, kaba ve hasin, ayagini bastigi heryeri harabeye
ceviren,kanun ve hukuk duygusundan yoksun diye tanimlar.
Turklerle Araplarin ilk savasi; M.S.642 yilinda Horasan,
Maveraunnehir (Ceyhun, Seyhun) ve Tohoristan bolgelerinde
olmustur. Arap ordulari, Turk Yurtlarina saldirmislardir. Arap
tarihcilere gore guya Turkler 732 yilina kadar dayanabilmisler
ve kafirler dagilmislardir. Araplarin; Turk Yurtlarinda
akittiklari oluk oluk kan M.S.1000 li yillara kadar devam
etmistir. Turk Kentlerinin Araplar tarafindan yakilip yikilmasi,
cocuklarinin kadinlarinin kitleler halinde kilictan gecirilmesi,
esir alinip kole olarak Arabistan a getirilmesi cihat geregi
gosterilmistir. Arap hutbelerinde Ey Allahim; Turklere ait ne
varsa her seyi yok et, onlarin guclerini cokert, uzerlerine
felaket yagdir diye dualar edilmis. Cemaatlerden de hayir
temenni etki, Allah onlarin ayaklarinin altina buzlar yerlestir
de kayip dussunler diye dualar istenmistir.
Araplar; 1900 yillarda Anglo-saksonlarla isbirligi yaparak Turk
u arkadan harcerlemis ve topraklarina onlari yerlestirerek,
Guney bolgelerimizin isgaline yardim etmislerdir. Turklerin
iclerine sizarak genellikle seyhulislamlik makamlarina
gelmisler. Cikardiklari fetvalarla, Anadolu Turklerini
asagilamislar, yonetimin guvenine dayanarak Kavm-i Necip (ustun
kavim) unvaniyla her turlu hileye basvurmuslardir. Ingiliz
Lawrence le isbirligi ederek onlari korumak amaciyla orada
bulunan Turk askerini arkadan harcerleyerek Arap collerinde
binlerce Vatan evladini sehit etmislerdir.
1965 yilinda BM de Kibris oylamasinda Turkiye aleyhine oy
kullandilar.1976 yilinda BM de Turkiye nin Kibris i terk etme
oylamasinda da cekimser kalarak Turkiye aleyhine karar cikmasina
neden oldular. 1975 yilinda Misir Baskani Enver Sedat; Kibris a
donen Makarios a kardeslik telgrafi cekmistir. O donemde
Filistin Kurtulus Orgutu lideri Yaser Arafat; Kibris Rumlarina
Biz sizleri kardes mucadeleciler sayiyor, sizin zaferiniz
bizimde zaferimiz olacaktir cunku Dusmanimiz ortak dusmandir.
demistir. Makarios un olumunde tum Arab Ulkeleri Bayraklarini
yariya indirerek 3 gunluk yas ilan ettiler.
Bir Arap ulkesinin Turk Liderin olumu uzerine yas ilan ettigini,
bayraklari yariya indirdigini gordunuz mu, duydunuz mu?
Turk un 7000 yillik Islamiyet oncesi sanli Tarihi gormezden
gelinerek, 1071 baslangic alinarak MS 642 den bugune Arab in
Turk e olan kini yok sayilmistir, sayilmaktadir.
Her turlu melanet; Turk e karsi duyulan genetik kinlerden
gelmektedir.
Kendi irktaslarina yapilan katliamlara karsi, niye hic bir Arab
in sesi cikmaz da Turkiye den birileri sokaga dokulur? Celiski
degil mi?
Turkiye de Emeviler, Selcuklular ve Osmanlilar donemi gelip
yerlesen 7 milyon Arap sinsice tarikat ve cemaatlerde
yuvalanarak, millet, ummet kavramlari altinda Arap inancini,
dusuncesini yasayisini, liderlerini, tarihini, kulturunu telkin
etmektedirler.
Turk Milleti; gercekleri gormek, anlamak, uyanmak zorundadir.
GuNuN SoZu: Mensubu oldugun milletin degerlerini tarihi kimligi
ile bil ve hisset.
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
BENI BU HAVALAR MAHVETTI
. . . . . .
Beni bu guzel havalar mahvetti,
Boyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tutune boyle havada alistim,
Boyle havada a$ik oldum;
Eve ekmekle tuz goturmeyi
Boyle havalarda unuttum;
Siir yazma hastaligim
Hep boyle havalarda nuksetti;
Beni bu guzel havalar mahvetti.
Orhan Veli KANIK
ZARIYAT - 56 Ben cinleri de insanlari da ancak bana kulluk
etsinler diye yarattim.
A RAF - 179 Andolsun ki, biz cinlerin ve insanlarin cogunu
cehennem icin yarattik.
Onlarin kalpleri vardir ama, anlamazlar.
Gozleri vardir ama o gozlerle gormezler...
Kendi Kendisi ile Yetinme
Krallar hicbir seyimi almazlarsa bana cok sey vermis olurlar
hicbir kotuluk etmezlerse yeterince iyilik etmis sayilirlar
bana. Butun istedigim budur onlardan. Ama nasil sukrediyorum
tanriya, varimi yogumu bana aracisiz vermis, beni yalniz
kendisine borclu kilmis oldugu icin! Nasil yalvariyorum ona gece
gunduz beni hicbir zaman, kimseye karsi agir bir minnet altina
sokmasin diye! Ne mutlu bir ozgurlukle bunca zaman yasadim:
Onunla bitsin omrum!
Butun cabam kimseye muhtac olmadan yasamak. Butun umudum
kendimde.
Bunu basarmak herkesin elindedir; ama olmeyecek kadar yiyecek
icecegi olanlar daha kolay basarabilirler elbet bunu. Bir
baskasina bagli yasamak yurekler acisi ve belali bir seydir.
Kendimiz ki en iyi, en emin siginagimiz odur; kendimiz bile
guvenilir degiliz yeterince.
Kendimi hem yurekce asil is yurekli olmakta cunku, hem varlikca
oyle hazirliyorum ki, baska her seyimi yitirdigim zaman kendimle
yetinmesini bileyim. Hippias gereginde her seyden sevine sevine
elini cekip Musalarla bas basa kalabilmek icin kendini bilime
vermekle kalmadi; ruhunun kendi kendiyle yetinmesi, disaridan
gelecek rahatliklardan yigitce vazgecebilmesi icin filozof
olmakla da kalmadi; buyuk bir merakla yemek pisirmesini, tiras
olmasini, giysilerini, ayakkabilarini, ote berisini kendi
yapmasini da ogrendi ki, kendi yukunu tasiyabildigi kadar kendi
tasisin ve kimsenin yardimina muhtac olmasin... Vermede nasil
bir ustun olma niteligi varsa, almada da bir boyun egme niteligi
vardir. Onun icindir ki Beyazit I, Timurlenk in gonderdigi
hediyeleri kufurler ederek geri cevirmis. Sultan Suleyman in bir
Hint Imparatoruna yolladigi hediyeler de oyle kizdirmis ki
adami, kabaca reddederek bizim adetimiz almak degil vermektir,
demekle kalmamis, hediyeleri getiren elcileri zindana attirmis.
Michel de Montaigne : Denemeler
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Baskalarina kulluk etme; Allah seni hur yaratmistir.
Hz.Ali
Peygamberden mucize istegi
TAHA 133.onlar: (muhammed) bize rabbinden bir mucize getirmeli
degil miydi?
Dediler.
Once gelen kitaplardakinin apacik delili (Kur an) onlara gelmedi
mi?
YUNUS 20.ona (muhammed e) rabbinden bir mucize indirilse ya!
Diyorlar.De ki: gayb ancak Allah indir.
Bekleyin (bakalim) ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.
ENBIYA 5 hayir, dediler, (bunlar) sacma sapan ruyalardir;
bilakis onu kendisi uydurmustur; belki de o, sairdir.(eger oyle
degilse) bize hemen, oncekilere gonderilenin benzeri bir ayet
getirsin
ENBIYA 6.bunlardan once helak ettigimiz hicbir belde iman
etmemisti; simdi bunlar mi iman edecekler?
RA D 7.kafirler diyorlar ki: ona rabbinden bir mucize
indirilseydi ya!
(halbuki) sen ancak bir uyaricisin ve her toplumun bir rehberi
vardir.
Muhammet uzun bir devirdeki tefekkurlerin mahsulu olan ayetleri
luzum ve ihtiyaclara gore takrir ediyordu
ATATURK, 1931, Lise icin yazdigi Tarih kitabi
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sizin icin korktugum seylerin en basinda, nefsinin istegine
uymak ve uzun emelli olmak gelir.
Hz.Ali
NISA - 89 Onlar sizin kendileri gibi kafir ve boylece es
olmanizi isterler.
Allah yolunda goc etmedikce onlardan dost edinmeyin.
Bunu kabul etmez de yuz cevirirlerse onlari tutun, buldugunuz
yerde oldurun...
TEVBE - 5 Hurmetli aylar cikinca Allah a es kosanlari nerede
bulursaniz oldurun.
Yakalayip hapsedin.
Gelip gececekleri butun yollari tutun.
Fakat tovbe ederler, namaz kilarlar ve zekat verirlerse onlarin
pesini birakin...
PEZEVENK
. . . . . .
Dunya ahvalinden haberi yoktur
Sohbeti din ile acar pezevenk
Komsusu ac iken kendisi toktur
Sanki melek olmus ucar pezevenk
. . . . . .
Karanlik islerde ziplama ister
Evine granit * kaplama ister
Dunya mektebinden diploma * ister
Insanlik dersinden kacar pezevenk
. . . . . .
Herkesin kabina cesmesi akmaz
Erkek sinekleri hareme sokmaz
Fakir komsusunun yuzune bakmaz
Selamsiz sabahsiz gecer pezevenk
. . . . . .
Sanirsin Allah la akde oturmus
Cennete giderken macun goturmus
Huriler i dizip isi bitirmis
Simdi gilmanlari secer pezevenk
. . . . . .
Aydinliga dusman yobazin dolu
Hu cekerken sismis agzinda dili
Erbabi, ulkede bunlardan dolu
Durmadan zehrini sacar pezevenk
A$ik ERBABI
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Kriz Teget Gecti.
Recep Tayyip ERDOGAN(RTE)
Turkiye denilen ulkenin basbakani
Resulullah sav buyurdular ki:
Sizden birinizin yemek kabina sinek dusecek olursa, onu iyice
batirin.
Zira onun bir kanadinda hastalik, digerinde sifa vardir.
O, icerisinde hastalik olan kanadiyla korunur.
Ebu Davud, Et ime 49, 3844
Buhari, Tibb 58, Bed ul-Halk 14; Ibnu Mace, Tib 31, 3504, 3505
Nesai, Fera 117, 178
Bir kisisel Tanri anlayisi benim ciddiye alamayacagim
antropolojik bir kavramdir.
It seems to me that the idea of a personal God is an
anthropological concept which I cannot take seriously.
Kaynak: Albert Einstein, 1947; from Banesh Hoffmann, Albert
Einstein Creator and Rebel, New York: New American Library,
1972, p.95.
Dunyada iki cesit insan var:
Akli olan ve dini olmayanlar, dini olan ve akli olmayanlar.
Abu l-AlaAl-Ma arri
Oldurun!
MAIDE 33.Allah ve resulune karsi savasanlarin ve yeryuzunde
(hak) duzeni bozmaya calisanlarin cezasi ancak ya (acimadan)
oldurulmeleri, ya asilmalari, yahut el ve ayaklarinin caprazlama
kesilmesi, yahut da bulunduklari yerden surulmeleridir.
Bu onlarin dunyadaki rusvayligidir.
Onlar icin ahirette de buyuk azap vardir.
ENFAL 12.hani rabbin meleklere: muhakkak ben sizinle beraberim;
haydi iman edenlere destek olun; ben kafirlerin yuregine korku
salacagim; vurun boyunlarina!
Vurun onlarin butun parmaklarina!
Diye vahyediyordu.
NISA 89.sizin de kendileri gibi inkar etmenizi istediler ki
onlarla esit olasiniz.
O halde Allah yolunda goc edinceye kadar onlardan hicbirini dost
edinmeyin.
Eger yuz cevirirlerse onlari yakalayin, buldugunuz yerde oldurun
ve hicbirini dost ve yardimci edinmeyin.
NISA 91.hem sizden hem de kendi toplumlarindan emin olmak
isteyen baskalarini da bulacaksiniz.
Bunlar her ne zaman fitneye goturulseler ona bas asagi dalarlar
(daldirilirlar).
Eger sizden uzak durmaz, sulh teklif etmez ve ellerini
cekmezlerse onlari yakalayin, rastladiginiz yerde oldurun.
Iste onlar uzerine sizin icin apacik yetki verdik.
Medya ve siyasetciler hep bizi bolen seylerden bahseder.
Bizi birbirimizden farkli yapan seyler.
Butun toplumlarda ki yonetici siniflar hep boyle calisir.
Geri kalan insanlari bolmeye calisirlar.
Zenginler parayi alip kacmak icin alt ve orta siniflari
birbirine kirdirir.
Oldukca basit birsey ve hep ise yarar.
Farkliliklara vurgu yaparlar.
Irk,din,etnik ve milli gecmis,is,gelir,egitim,sosyal statu,
cinsiyet.
Birbirimizle kavga etmemiz ve onlarin bankaya gidebilmesi icin
herhangi bir sey.
George Carlin
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sanatci mermeri yonttukca dusunen adam heykelini ortaya cikarir;
heykele bakan adamsa anlamak icin beynini yonttukca kendini
ortaya cikarir
Michelangelo esintisi
M. Soyek
Onlari sarsmasin diye yere de sabit daglar yerlestirdik ve
(varacaklari yere) yol bulabilsinler diye ondan gecitler, yollar
meydana getirdik.
ENBIYA - 31
ASK SIIRI (Ustte orijinal altta gunumuz Turkcesiyle)
Kasincigimin oyu kadgurar men
Yavuklumu dusunup dertleniyorum.
kadgurdukca
dertlendikce
kasi kortlem
kasi guzelim
kavisigsayur men
kavusmayi ozluyorum
oz amrakimin oyur men
Kendi sevgilimi dusunurum ben
oyu evirur men odu/.../ cun
dusunurum dusunurum de... [misra silinmis]
oz amrakimin
kendi sevgilimi
opugseyur men
opmek isterim ben
barayin tiser
Kacip gitsem
bac amrakim
guzel sevgilim
baru yime umaz men
gene de gidemem ki ben
bagirsakim
merhametlim!
kireyin tiser
Sokulayim desem (sana)
kicigkiyem
yavrucugum
kiru yime urnaz men
gene de sokulamam ki ben
kin yipar yidligim
misk gibi guzel kokulum!
yaruk tengriler
I$ik Tanrilar
yarlikazunin
sayesinde
yavasim birle
huyu guzelimle
yakisipan ardilmalim
birlesip ayrilmayalim
kuclug pristiler
Kudretli meleklerin
kuc birzunin
kudreti sayesinde
kozi karam birle
kara gozlumle
kulusupen kulusugin oluralim
gulusup oturalim.
Gununuz aydin olsun, Ullu Tengri sizleri gozetsin, korusun.
APRIN COR TIGIN - ESKI BIR UYGUR TURK SAIRI
https://leventerturk1961.wordpress.com/author/leventerturk1961/
Uygur Turklerinin Mani (Maniheizm) dinine mensup olduklari
donemlerde yasamis olan Turk sair Aprin Cor Tigin in bilinen en
eski Turk siirlerini yazdigi kabul edilmektedir.
Mani dini, aydinlik ile karanligin bitmeyen catismasi uzerine
kuruludur.
Aydinlik tarafin bir parcasi karanligin icinde (dunyanin icinde)
kalmistir.
Bu dinde Tanrisal oz tasidigi kabul edilen canlara zarar vermek
yasaktir.
Aydinlanmaya ise ancak secilmisler denilen ve kendilerini Tengri
ye (Burkan a) adayan dinsel kisiler araciligi ile ulasilabilir.
Mani dinindeki Turkler, Buda ya Burkan derlerdi.
Secilmis kisiler, hicbir canliyi incitmezler ve cinsel iliskiye
girmezlerdi.
Ihtiyaclari ise dileyen kisiler tarafindan saglanirdi.
Bu dinin etkisinde yazan Aprin Cor Tigin in gunumuze sadece 2
siiri ulasabilmistir.
Siirler Kuzey Dogu Turkistan da Turfan kazilarinda bulunmustur.
Kazilarda bulunan iki siirin ilki dinsel icerikli olup maniye
ovgu icermektedir.
Ikincisi ise ask konuludur.
Orijinal Uygur alfabesi ile ilk cevirileri Alman arkeolog Albert
Von Le Coq ve Turkolog dilbilimci J.W.Kaup Nabg tarafindan
yayinlanmistir.
Turkiye de ise, Resid Rahmeti Arat, Talat Tekin ve Osman Fikri
Sertkaya gibi arastirmacilar bu siirler uzerinde incelemede
bulunmuslardir.
Yapilan yas analizlerine gore, siirlerin en erken 8.en gec 9.
yuzyila ait oldugu tahmin edilmektedir.
Edebiyat acisindan ise, siirlerde ahengi kuvvetlendiren
tekrarlara, kafiye olusturacak sekilde hece oyunlarina
rastlanmaktadir.
Kaynaklar
Bilinmeyen Turk Tarihi web sitesi
http://www.bilinmeyenturktarihi.com/bilinen-en-eski-turk-sairi-aprin-cor-tigin.html
Eski Turk siirinin kaynaklarina toplu bakis.
Yrd.Doc.Dr. Osman Fikri Sertkaya Turfan Kazilari.
Turk an$iklopedisi, M.E.B devlet kitaplari, Milli Egitim
Basimevi, 32 C, Ankara, 1983, ilgili bolum.
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Demokratik vatandasin politikada aktif olmasi ve politikayla
ilgilenmesi gerekir
Gabriel A.Almond
Esma Bintu Ebi Bekr radiyallahu anhuma anlatiyor:
Bir kadin Resulullah aleyhissalatu vesselam a gelerek:
(Ey Allah in Resulu!)
Birimizin camasirina hayiz kani bulasinca ne yapmalidir?
diye sordu.
Aleyhissalatu vesselam:
Once kazir, sonra parmak ucuyla bulasan yeri yikar, sonra da
(kan gorulmeyen yere) su ciler buyurdu.
Buhari, Hayz 9, Vudu 63; Muslim, Taharet 110, (291); Muvatta,
Taharet 103, (1, 60, 61); Ebu Davud, Taharet 132, (360, 361,
362); Tirmizi, Taharet 104, (138); Nesai, Taharet 185, (1, 155).
Hadis No: 3493
...din hissi, dunyanin acisi duyulan tokadiyla derhal Turk
milletinin vicdanindaki cadirini yikti, davetlileri, Turk
dusmanlari olan Arap collerine gitti.(..) Artik Turk, cenneti
degil, (..) son Turk ellerinin mudafaa ve muhafazasini
dusunuyordu.
Iste dinin, din hissinin Turk milletinde biraktigi hatira.
Mustafa Kemal ATATURK
(Mustafa Kemal in yazdigi Afet inan imzasiyla cikan Medeni
Bilgiler kitabi 1931)
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
HUYLAR BOZULDU
. . . . . .
Internet, TV.de evleniyoruz,
Adetler degisti, huylar bozuldu.
Hormonlu beslenip tavlaniyoruz,
Enine buyuduk, boylar bozuldu.
. . . . . .
Domates kudurdu, hiyar aziyor,
Biberin midemde dili uzuyor,
Kanser katip olmus, ferman yaziyor,
Genlerle oynandi, soylar bozuldu.
. . . . . .
Biyik kestik saclar uzanir oldu,
Erkekler kiz gibi bezenir oldu,
Kizlar erkeklige ozenir oldu,
Bayanlar cildirdi, baylar bozuldu.
. . . . . .
Sevdamizi omur boyu guderdik,
Yar yolunda olum olsa giderdik,
Davullu, zurnali dugun ederdik,
Toreler degisti, toylar bozuldu.
. . . . . .
Bir yabanci hayranligi tutturduk,
Kufru halka kultur diye yutturduk,
Baglamayi, ozani unutturduk,
Nefesler kesildi, neyler bozuldu.
. . . . . .
Dogayla oynadik hep boza boza,
Aci gerceklerle geldik yuz yuze,
Ne kis kisa benzer, ne yaz yaza,
Mevsimler degisti, aylar bozuldu.
. . . . . .
Tarim, hayvancilik batti batiyor,
Eller bize deli dana satiyor,
Fakulteli gencler issiz yatiyor,
Kentler doldu tasti, koyler bozuldu.
. . . . . .
Insanlar gaflete daldi gidiyor,
Yillar bizden neler caldi gidiyor,
GULCINAR yaralar aldi gidiyor,
Oklar yaya dondu, yaylar bozuldu.
A$ik Ayten GULCINAR
Kecinin yemesi sonucu Kuran dan cikan taslama ayetini Omer Kuran
a tekrar sokmak istedi; ancak halkin dedikodusundan korktugu
icin cesaret edemedi.
Buhari 53/5; 54/9; 83/3; 93/21; Muslim, Hudud 8/1431; Ebu Davut
41/1; Itkan 2/34
Tabiatin herseyden buyuk ve hersey oldugu anlasildikca tabiatin
cocugu olan insan kendinin de buyuklugunu ve haysiyetini
anlamaya basladi
ATATURK, 1931, Lise icin yazdigi Medeni Bilgiler kitabi
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Edep insan icin guzel elbise menzilesindedir.
Hz.Ali
Bundan on iki sene evvel isittim ki, en dehsetli ve muannid bir
zindik, Kur an a karsi su-i kastini, tercumesiyle yapmaya
baslamis.
Ve demis ki: Kur an tercume edilsin, ta ne mal oldugu bilinsin
Yani, luzumsuz tekrarati herkes gorsun ve tercumesi onun yerinde
okunsun diye dehsetli bir plan cevirmis.
Fakat Risale-i Nur un cerh edilmez huccetleri kati ispat etmis
ki, Kur an in hakiki tercumesi kàbil degil.
Ve lisan-i nahvi olan lisan-i Arabi yerinde Kur an in
meziyetlerini ve nuktelerini baska lisan muhafaza edemez.
Ve herbir harfi on adetten bine kadar sevap veren kelimat-i Kur
aniyenin mu cizane ve cemiyetli tabirlerinin yerinde beserin adi
ve cuz i tercumeleri tutamaz, onun yerinde camilerde okunmaz,
diye Risale-i Nur her tarafta intisariyla o dehsetli plani akim
birakti.
****
Fakat, o zindiktan ders alan munafiklar, yine seytan hesabina
Kur an gunesini uflemekle sondurmeye, ahmak cocuklar gibi,
ahmakàne ve divanecesine calismalari sebebiyle, bana gàyet $iki
ve $ikici ve $ikintili bir halette bu Onuncu Mesele yazdirildi
tahmin ediyorum.
Baskalar ile gorusemedigim icin hakikat-i hali bilmiyorum
Said-i Kurdi
Risale-i Nur Kulliyati Sozler 11.Sua sayfa 425
Risale-i Nur Kulliyati > Sualar 11 Sua Onuncu mesele >
Sayfa: 227
http://www.risaleinu...Sozler&Page=425
http://www.risaleinu...ayiMusa&Page=64
http://www.risaleinu...Sualar&Page=227
Insan en acimasiz hayvandir.
Trajedilerde, boga gureslerinde ve haca germelerde su gune kadar
kendisini en iyi hisseden oydu ve kendisi icin cehennemi icat
ettiginde, $iki durun, bu aslinda en iyi cennetiydi.
Friedrich Nietzs
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Carpik ayakkabi carpik ayaga uyar.
Mevlana
Sait Nursi ye gore her sey, her zerre Allah a ibadet eder,
mesela pusulanin Kabe deki Hacer i Esvet i isaret ederek
titremesi, namaz kilmasidir.
Tiryak, s.116
Turan DURSUN: Kabe Guvenli Bir Yer mi?
Kabe, beytullah adiyla da anilir. Allahin Evi anlamina gelen
beytullah, cevresi daglik olan bir bolgede, dusuk seviyedeki bir
yere insa edilmistir. Bu nedenle tarihte cok kez yukaridaki
tepelerden akip gelen sel nedeniyle yikilmis bazen ise su
altinda kalmistir:
Kabe, bunun disinda cesitli savaslarda, ornegin manciniklar
tarafindan da yikilmistir. Depremlerde zarar gordugu de
biliniyor.
Kabe, eger siradan bir insaat olsaydi tum bunlari normal
sayabilirdik. Ancak Kabe, Islam inancina gore Allahin Evi dir,
Allah tarafindan korunmaktadir. Bu durum ozellikle Al-i Imran ve
Fil Suresi nden anlasilmaktadir. Al-i Imran Suresi 97. ayet:
Orada apacik nisaneler, (ayrica) Ibrahim in makami vardir. Oraya
giren emniyette olur.
Goruldugu gibi Kuran, Kabeyi guvenli bir yer olarak tasvir
ediyor. Zaten Fil Suresi nde anlatilan Ebabil Kuslari hikayesi
de bu fikri destekliyor. Oysaki Kabenin tarihi bunun tam tersini
soyluyor:
Halife Abdullah Bin Zubeyr, Haccac komutasindaki Emevi ordusu
Mekke yi kusatinca son care olarak Kabe nin icine giriyor.
Abdullah Bin Zubeyr in Kabe ye siginmasinda Al-i Imran Suresi
nin 97. ayetine olan inancinin etkisinin oldugunu tahmin etmek
zor degil cunku o bir halife. Ancak Kabe manciniklarla tasa
tutuluyor, hem Kabe yikiliyor hem de icindeki halife oluyor.
Boylece Al-i Imran Suresi nin 97. ayetindeki iddia asilsiz
cikiyor.
Al-i Imran Suresi 97. ayetindeki gercekligi olmayan iddiayi
perdelemek icin bazi Islamcilar guvenlik kelimesinin anlamini
bozarak burada ruhsal huzur gibi bir anlamin kasdedildigini
soylemektedir. Oysa pek cok mealde gecen kelime guvenlik tir.
Ornek olarak asagidaki Arapca-Turkce kelime mealini
inceleyebilirsiniz:
929 yilinda Abbasi yonetimine isyan eden Karmati mezhebinin
lideri Ebu Tahir Mekke yi ele gecirdi. Hac mevsiminde, tavaf
eden Hacilari, Kabe nin kapisina oturtup kilicla kesti. Karmati
Lideri, Ben Allah im, Allah layim, yaratan da, yok eden de
benim! diyordu. Hacilar kacip Kabe nin ortusune yapisiyor ama o
halde olduruluyorlardi.
Ebu Tahir oldurdugu hacilari Zemzem kuyusuna doldurttu. Zemzem
kuyusunun ustundeki kubbeyi yiktiran Ebu Tahir Kabe nin ortusunu
parcalatip askerlere dagitti. Kabe nin kapisini sokturdu.
Ebu Tahir, bununla yetinmedi. Hacerulesved in sokulmesini
emretti ve bunu balyozla sokturtup yani sira goturdu.
Hacerulesved, 22 sene disarida kaldi.(Ibn Kesir, c. 11,s. 282)
Hacerulesved, 1022 yilinda da saldiriya ugradi. Misirli birisi
hacilarla gelip Kabe yi tavaf etti ve Hacerulesved i opecegi
sirada elindeki gurzle o mubarek tasa tam uc kez vurdu. Adam, Ne
zamana kadar su tasa ibadet edecegiz. Ne Muhammet ne de Ali beni
yapacagim isten alikoyamayacaktir. Bugun su Beyt i (evi)
yikacagim dedi. Bunun uzerine Yemenli birisi onu oldurdu,
adamlari da oldurulduler. (Ibn Kesir, c.12, s. 84)
http://www.turandursun.com/bilgi-arsivi/biliyormuydunuz/669-kabe-guvenli-bir-yer-mi
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
dermis.
Halifenin muttefiki olan Ingilizler Pinarbasi na dogru
geliyorlar.
Onlarla birlik olup Kuva-i Milliyecileri yenecegiz.
Delibas Mehmet -1920
Ingiliz Karadeniz Ordu Komutani General Milne nin Londra ya
Ingiliz Genelkurmayi na yazdigi rapor dan
KURTULUSUMUZ
Bir zamanlar yurdumu sarmisti o sulukler
Yurekler keder dolu titriyordu ilikler
Tarihinden suzulup gelen mustafa kemal
Sancagi kaldirinca sasti kaldi gudukler
Istanbul dan yol alip kollarini sivadi
Sirtini kaya gibi milletine dayadi
Ya istiklal ya olum haykirirken yurekten
Bayragi al rengine yeni bastan boyadi
Dusmanlarin sayisi yildirmadi hic onu
Turklerin esareti nasil olurdu konu
Hasta adam diyerek yola cikan devletler
Asla ummuyorlardi boyle bir feci sonu
Icerdeki hainler onune durun derken
Gordugunuz her yerde boynunu vurun derken
O ise hic korkmadan dolasiyordu yurdu
Bastigi her bir yere bin tuzak kurun derken
Kabul edemiyordu yurdunun isgalini
Kaldirmiyordu gonlu perisan ahvalini
(cephelerden cepheye kosup da duruyorken)
Bir daha ciziyordu turklerin eskalini
Amasya, ve erzurum, sivas kongreleri
Yeniden topluyordu dagilan cerileri)
Halkin uyanisindan oyle cildiriyordu
Icerden, disaridan, kin kusan birileri
Yirmi uc nisan gunu ilk meclisi topladi
Milletin gayretini bir kez daha yokladi
Gordu ki kadin erkek genc ihtiyar ve yasli
Hepsi ayni hedefte sevincini sakladi
Ezelden biliyordu turklerin hasletini
Ezdirmezdi dusmana ilini milletini
Iste o zaman dedi bir turk cihana bedel
Bir kez daha gorunce ustun meziyetini
Illeri birer birer cekip kurtariyordu
Kuracagi devletin yolunu ariyordu
Dusmana kucak acan bazi miskin kisiler
Cilgin turkler diyerek gulup (sirtariyordu)
Dilden dile gezerken mustafa kemal adi
Artik goruluyordu kurtulusun miladi
Boluk boluk dusmanlar denize dokulurken
Anladi butun cihan turk yine yikilmadi
Atamiz sayesinde kurtuldu guzel vatan
Dua kildi topraktan kefensiz sehit yatan
Daglar taslar kutlarken turklerin zaferini
(yer yarilsa da girse dusmana canak tutan)
Artik yurdumuzdaki zor gunler bitiyordu
Milletce verilen ders hepsine yetiyordu
Tum dunya bir kez daha tarihin sahnesinde
Turklerin kudretine sahitlik ediyordu
Iste bu zorluklarla kurdu cumhuriyeti
Kadin erkek demeden verdi tam hurriyeti
Muhtac oldugun kudret kaninda mevcut derken
Isaret ediyordu turk teki cesareti
Tarihten biliyordu turk esir yasayamaz
Esaret zincirini boynunda tasiyamaz
Oyle bir ders verdi ki turk u bilmeyenlere
Dunyanin sonuna dek hic kimse unutamaz
Dost dusman hayran kaldi atanin curetine
Nutkunu siper kildi kurdugu devletine
Inanmayan kalmadi askerlik dehasina
O mevla nin lutfuydu sanli turk milletine.
Yilmaz arslan 15.3.2012
30 agustos zafer bayrami icin kendi yazmis oldugum bir siiri
hediye ediyorum
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Dunyada Makamlar, Mevkiler Baki Degildir.
Recep Tayyip ERDOGAN(RTE)
Turkiye denilen ulkenin basbakani
Kadinlar, sadaka veriniz; bana cehennem halki gosterildi; cogu
sizler idiniz.
Tecrid-i Sarih Tercemesi, el, sh.223-224
Ayrica Amerikada ki medya ve basin organlarini pek ciddiye
almam.
Onlari dinlemem.
Onlara gercekten inanmiyorum.
Sunu da soylemeliyim,sari kurdelalar ve amerikan bayraklari beni
aglatmaz.
George Carlin