
DAĞITIM
1.GENELKURMAYBAŞKANLIĞI
2.KARAKUVVETLERİ KOMUTANLIĞI
3.DENİZKUVVETLERİ KOMUTANLIĞI
4.HAVAKUVVETLERİ KOMUTANLIĞI
5.JANDARMAGENEL KOMUTANLIĞI
6. İÇ İŞLERİ BAKANLIĞI
7. EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
8. ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU ÜYELERİ

HADİ ÖNAL : AĞUSTOSLAR TÜRK’ÜN ZAFER AYLARIDIR
ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT
GRUBU olarak tüm milletimizin 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı kutlarız.
***
Bazı aylar vardır; takvim yapraklarında yalnızca o ayın günleri göstermez. Bir milletin hafızasını, kaderini ve tarihinin de içerisinde barındırır. Ağustos da Türk milleti için işte böyle bir aydır. 1071'den 1922'ye uzanan tarih çizgisinde Ağustos, Türklerin zaferlerle taçlandırdığı; Anadolu'nun kapılarının açıldığı, devletlerin kurulduğu, düşman ordularının bozguna uğratıldığı ve bağımsızlığın yeniden kazanıldığı kutlu bir zaman dilimidir.
26 Ağustos 1071, Türk tarihinin en önemli dönüm noktalarından biridir. Selçuklu Sultanı Alparslan, kendisinden sayıca üstün Bizans ordusuyla Malazgirt Ovası'nda karşı karşıyadır. Bir tarafta İmparator Romen Diyojen'in yönettiği büyük Bizans ordusu, diğer tarafta vatan, istiklal ve inanç uğruna savaşan Türkler… Savaşın sonunda Türk ordusu, hilal taktiğinin de kullanıldığı başarılı bir meydan muharebesiyle Bizans ordusunu mağlup eder. Romen Diyojen esir düşer. Malazgirt'in asıl büyüklüğü yalnızca bir ordunun yenilmesinde değildir. Malazgirt, Anadolu'nun Türk yurdu olmasının önünü açan büyük tarihî dönüm noktası olmasıdır. Alparslan'ın zaferiyle Anadolu'ya yönelen Türk akınları ve fetihleri hızlanmış; Türkler bu topraklarda yalnızca savaşan bir millet değil, devlet kuran, şehirler imar eden, medeniyet inşa eden kalıcı bir millet hâline gelmiştir.
Türk milleti Anadolu'ya yerleştikçe, bu topraklar üzerinde hesap yapanların sayısı da artmıştır. Haçlı Seferleri, Moğol istilaları, Bizans'ın ve bölgedeki diğer güçlerin mücadeleleri, Osmanlı'nın yükselişiyle birlikte Avrupa devletlerinin Türk ilerleyişini durdurma çabaları…29 Ağustos 1526'da Mohaç'ta kazanılan büyük zafer, Osmanlı Devleti'nin Avrupa'daki gücünü daha da pekiştirmiş; meydan savaşlarında Türk ordusunun üstünlüğünü bir kez daha göstermiştir.
Ancak hiçbir devlet sonsuza kadar aynı güç ve ihtişam içerisinde kalmaz. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde başlayan çözülme, Balkan Savaşları ve ardından Birinci Dünya Savaşı ile birlikte gelen büyük bir felaket, Türk milletini, tarihin belki de en ağır imtihanlarından biriyle karşı karşıya bırakmıştır. Sevr ile birlikte devlet, parçalanmış, ordu dağıtılmış, ekonomik kaynaklar tükenmiş ve işgal güçleri Anadolu’ya girmişti. Anadolu adeta bir ateş çemberi içerisindeydi.
Kara bulutların semalarımızı kapladığı bu acılı günlerde Türk milletinin içinden: “Ya istiklal ya ölüm!” bir ses yükseldi. Bu ses Mustafa Kemal Paşa’nın sesiydi. Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşları, Türk milletinin bağımsızlığını yeniden kazanması için Millî Mücadele'yi başlattı. Erzurum Sivas Kongrelerinin ardından 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi Ankara'da açıldı. Sakarya, Dumlupınar, İnönü Savaşları... Her biri bağımsızlık yolunun taşlarını döşedi. Artık “Hattı müdafaa yoktu, sathı müdafaa vardı. O satıh, bütün vatandı.” Takvimler yine Ağustos'u gösteriyordu. 26 Ağustos'ta başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos'ta Başkomutanlık Meydan Muharebesi'yle büyük bir zafere dönüştü. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa: “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!”, dedi. 9 Eylül 1922'de İzmir'in kurtarılmasıyla işgal kuvvetlerinin Anadolu'daki askerî hâkimiyeti sona erdi. Ardından Lozan süreci ve Türkiye Cumhuriyeti...
26 Ağustos, 1071'de Anadolu'ya açılan kapının, 1922'de bağımsız Türkiye'nin kuruluşuna uzanan tarihî yolculuğunun iki büyük dönüm noktasıdır. Anadolu'nun her karışında şehitlerin kanı, gazilerin alın teri, anaların gözyaşı ve Türk milletinin fedakârlığı vardır. Bu nedenle Anadolu bizim için yalnızca üzerinde yaşadığımız bir coğrafya değildir. Anadolu, bin yıllık tarihimizin, bağımsızlık irademizin ve millî hafızamızın adıdır.
Onun için Ağustos ayı
Türk milleti için sadece bir ay değildir. Ağustos ayı
Malazgirt'tir. Otlukbeli'dir, Çaldıran'dır, Mercidâbık'tır,
Belgrad'dır, Mohaç'tır ve Ağustos 1922'de kazanılan
Başkomutanlık Meydan Muharebesi'dir. Ağustoslar, Türk
milletinin tarih boyunca karşısına çıkan güçlükler karşısında
yeniden ayağa kalkışının sembolü olan aylardır. Bugün bize
düşen geçmişin zaferleriyle övünmekten çok, o zaferleri mümkün
kılan aklı, cesareti, birlik ruhunu, bağımsızlık şuurunu ve
vatan sevgisini yaşamak, yaşatmak ve gelecek nesillere
aktarabilmektir.26 Ağustos 1071 Malazgirt Zaferi'nin 955. yıl
dönümünde Sultan Alparslan'ı ve silah arkadaşlarını, 26
Ağustos 1922'de başlayan Büyük Taarruz ve 30 Ağustos
Zaferi'nin 104. yıl dönümünde Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal
Atatürk ve silah arkadaşları ile bu vatan uğruna canını veren
bütün şehitlerimizi rahmet, minnet, şükran ve saygıyla
anıyorum. Onların bize bıraktığı vatanı ve Cumhuriyet'i
korumak, hepimizin tarih karşısındaki sorumluluğudur.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun. Ne mutlu Türk'üm
diyene!
Hadi ÖNAL/ 29 Ağustos 2026/ ELAZIĞ