Tütün Eksperliği Eğitimi ve Tütün Eksperliği Yüksekokulu Gelişimi ve Sorunları.
TEYO hakkında sadece ana başlıklar halinde yazmaya çalışacağım ve detaya girmeyeceğim aşağıdaki konuların kıymetli meslektaşlarımızca bilinmesinde fayda olduğunu düşünmekteyim
1. TEYO’nun kuruluşu ve öncesi kurumları ile beraber esas geçmişi 1920’lı yıllara dayanmaktadır. Gerçek anlamda bir ihtisas ve uzmanlık kolu halinde eğitiminin 1928 Yılında başladığı söylenebilir.
Tütün Eksperi yetiştiren kurumların
a) Tekel Enstitüleri Öncesi Dönem kurumları (Reji ve Sonrası Dönem)
b) Tekel Tütün Enstitüsü Dönemi TE Yetiştirme Kurumu (Eksper Kursu Dönemi)
c) Gümrük ve Tekel Bakanlığı Tütün Eksperleri Yüksekokulu Dönemi
d) YÖK Kurumu bünyesine alınan Tütün Eksperleri Yüksek Okulu Dönemleri
-İstanbul Ü, Orman Fakültesi, TEYO
-Ege Ü. TEYO (Yasayla da olsa bağlandığı kurum) ve son olarak da
-CBÜ TEYO kurumu dönemleri şeklinde bölümlendirilmesinde fayda vardır. Bu konularla ilgili 1988 ve 1989 Yıllarında kaleme aldığım ve Kongre ve Dergide yayımlanmış bulunan makale ve tebliğlerimin bu duruma daha detaylı ışık tutacağı kanaatindeyim.
Bu dönemler kuruluş yapısı, işleyişi, faaliyetleri ve politikalar açısından incelendiğinde;
İlk üç kurumun birbirleriyle nisbeten benzerlik gösterdiği söylenebilir. Yani mesleki uygulamalar, unvan ve statüsü, eğitimin türü ve şekli, yönetim biçimleri vs.. Yine ilk üç kurumun döneminde yetişen tütün eksperi ağabeylerimizin yetiştikleri kurumun niteliği, katıldıkları Tekel ve Özel Kurumların yapısı ve tütüncülüğün gelişimini ayrıca değerlendirmek gerekir.
Son dönemde kurumun YÖK kurulu bünyesine alınıp faaliyetine ön lisans (2 yıllık), ön-lisans (3 yıllık) ve lisans (4 yıllık) düzeyinde devam etmesi ve bugünlere gelinen süreçte okulumuzun eğitimi, akademik yapılanması, işleyişi ve mesleki sorunlara yaklaşımı açısından geçmişe nazaran aynı düzeyde olamadığı, mesleki unvan ve statüsünde geçmişe nazaran kayıpların olduğu bilinen bir gerçektir. Hepimizin kabul ettiği bu gerçeğin ortaya çıkmasında tütün eksperliği mesleğinin diğer mesleklere oranla unvan, statü ve mesleki uygulamalar açısından gerekli yasal düzenlemelerinin günün şartlarına uygun hale zamanında getirilememesinin de önemli payı bulunmaktadır.
2. Tütün Eksperleri Yüksekokulunun Gümrük ve Tekel Bakanlığı bünyesinde 1975’de faaliyetine başlamasıyla birlikte dört yıllık düzeyde değil de ön lisans düzeyinde başlatılması öngörülmüştür. Bu duruma yol açan faktörleri bir başka açıdan değerlendirmek gerekir. O zamana kadar Tekel Tütün Enstitüsü Eksper Kursundan mezun olan ve yasal, mesleki unvan ve statü sorunlarının çözümü için kurs mezunu olan ağabeylerimizin bu süreçte ön lisans eğitimine tabi tutulup yasal ve mesleki haklara kavuşma ihtiyacından yola çıkılarak bu sürecin başlatıldığı bilinmektedir. Hatta bu sebeplerden dolayı aslında 1 yıl uygulama ve 2 yıl da ön lisans eğitimine alınan TEYO 1. dönem eksper ağabeylerimizin bu durumdan dolayı hak kaybına uğradıkları da bilinen bir gerçektir. Bu kayıplar bir sonraki sene telafi edilmiş ve okulumuz 3 yıllık bir eğitime kavuşturulmuştur.
3. Tütün Eksperliği eğitiminde 1983 Yılında YÖK bünyesine alınıp İstanbul Üniversitesi’ne doğrudan değil, dolaylı olarak bağlanan ve faaliyetine yeni yapı altında bağlı bir yüksekokul olarak devam eden okulumuzun bu dönemi incelenecek olursa;
Bu dönemde Ortaya çıkan yeni durumla okulda tütün eksperi kökenli akademik kadrolaşma yolunda adımlar atılarak üç etapta tütün eksperi kökenli toplam 4 adet öğretim elemanın okula kazandırılması, derslerin akademik düzeyde gereği gibi yürütülmesi, lisans düzeyinde akademik bölümleşmeye gidilmesi ve tütüncülük alanında araştırmaların yapılması olumlu gelişmeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir diğer olumlu gelişmede bu dönemde okulumuzun 1985 yılında 4 yıllık lisans düzeyine kavuşturulmuş olmasıdır. Bu gelişme ile birlikte okulumuz ilk dört dönem eski mezunlarımız zor şartlar altında olsalar da bir yandan mesleklerine devam ederken, diğer taraftan da lisans tamamlama programına alınmış ve önemli kısmının mezun olmaları sağlanmıştır.
Bu olumlu gelişmelere karşın, tütüncülük tarımı, teknolojisi ve işletmeciliği alanında yeterince ortam oluşturulamaması, uygulama imkanlarından yoksun kalması, ve en önemlisi lisans üstü düzeyinde yüksek lisans, doktora, ve doçentlik alanlarında tütüncülüğün kendine özgü akademik yapılanmaya gidilememesi, ve yükseköğretim kurulu içinde bu konuların değerlendirilememesi, okulun gelişiminin Orman Fakültesi bünyesinde kaldığından dolayı yeterince değerlendirilememesi de diğer sorunları beraberinde getirmiştir. Orman Fakültesi bünyesine alınması o günlerin şartları altında değerlendirilmesinde bir ölçüde makul ve mantıklı gibi görünse de; okulumuzun eğitim, öğretim, araştırma, uygulama açılarından yeterince etkili ve verimli olarak faaliyetini sürdürememesine yol açtığı da bilinmektedir. O zamanın şartlarında İstanbul Üniversitesi’ne doğrudan bağlı yüksekokulların (BESYO, Su Ürünleri Y.O. vd.) varlığı da ayrıca bilinen bir gerçektir. Tütün eğitiminde göreli olarak yaşanan bu gelişmelerin yüksekokulumuzu topyekün başarıya götürmede yeterli olamadığı, özellikle etkili ve verimli özerk, idari-yönetim sisteminin yeterince oluşturulamadığı, kurumsal iletişim ve kurumsal yönetişimin yeterince sağlanamadığının da bilinmesi gerekir. Bu konuların bir bütün halinde ayrıca değerlendirilmesinde fayda vardır.
Tütün eksperliği meslek mensuplarının unvan, görev ve yetki, sorumluluk sorunlarının ayrı bir tartışma konusu olduğunu belirtmekle beraber, bu durumun tütün eksperliği eğitimini de etkilediği için bu boyutunu biraz açıklama gereği duymaktayım.
İstanbul TEYO sürecinde alınan lisans diplomasının, meslektaşlarımızın yaşadıkları mesleki, unvan, hak ve yetki sorunlarına yeterince çözüm getiremediği de bir olgudur. Tütüncülüğün gelişmiş ekonomilerine sahip olunan ülkelerde tütün eksperliği unvanı altında sorunlara çözüm getirilirken (örneğin o zamanki adıyla Avrupa TOPLULUĞU, -AT-AB vd.); bizdeki meslektaşlarımız bu haklarını (yasal ve idari anlamda, bürokratik ve mevzuatçı yaklaşımları ve vizyon eksikliğinin de eklenmesiyle birlikte) elde edememişler, sözü edilen görev, yetki ve sorumluluklarına mühendislik formasyonu altında bir çözüm getirmeye çalışmışlar ve yüksekokulu da bu yönde yönlendirmişlerdir. Bunun sonucunda evvelden tütün eksperi adı altında ve yasal güvence altında kullanılan hak, görev ve yetkiler, bu unvanla meslekte yeterince karşılanamadığından dolayı kısmen de olsa kaybedilmiş, önce tütün endüstri mühendisliği, daha sonra da karar kılınan tütün teknolojisi mühendisi unvanıyla mezun olunmaya başlanmıştır. Sorunun temelinde yüksekokulların endüstri mühendisliği unvanı veremeyeceği kararları nedeniyle karmaşaya yol açan böyle bir ara formül bulunmuştur. Gerek yüksekokulumuz ve gerekse de meslektaşlarımız yaşanan bu unvan karmaşasından yıllarca olumsuz olarak etkilenmişlerdir. Sorunun kaynağında bir kere daha ifade etmek gerekir ki; meslektaşlarımızın tütün eksperi adı altında Cumhuriyetimizle yaşıt ve yasalarla da belirlenmiş hak ve görevlere ve ruhsata sahip bulunan bu güzel unvanı yasal, hukuki, ve idari anlamda etkili ve verimli bir şekilde tescil ettirememelerinden kaynaklanmaktadır. Sonuçta tütün eksperliği veya tütün teknoloji mühendisliği alanında mesleki profesyonelleşme bir türlü sağlanamamıştır. Kanımca bu sorun hala devam etmektedir.
4. Bütün bu sorunlar nedeniyle, Okulumuzun yasa değişikliğiyle 1987 yılında önce Ege Üniversitesi, Ziraat Fakültesi’ne bağlanmasıyla Tütün Eksperliği Yüksekokulu’nun mevcut durumu yeni bir statü kazanmış ve varlığı, gelişimi yolunda önemli yeni sorunları ortaya çıkarmıştır. Esasen, İstanbul Üniversitesi’ne doğrudan bağlı olmayıp, Orman Fakültesi bünyesinde bağlanan okulumuzun mevcut yapısı ve sorunları ortada iken; ortaya çıkan bu yeni durum, yeni bürokratik ve mevzuat karışıklıklarını da beraberinde getirmiş, öğretim elemanlarının kadro, eğitim ve gelişme sorunlarını daha bir ortaya çıkarmış ve ‘ nasıl olsa bizden ayrılacak olan -gidici ‘ gözüyle bakılan okulda önemli yeni olumsuz gelişmeleri beraberinde getirmiştir. Her iki kurumun da İstanbul Üniversitesi ile Ege Üniversitesi’nin, ortaya çıkan bu karmaşaya tam 6 yıl boyunca etkili çözümler üretemedikleri nedeniyle oluşan bu durumun yukarıda sıralanan sorunlara yol açtığının bilinmesinde fayda vardır.
5. Son olarak 1993 Yılında Okulumuzun Celal Bayar Üniversitesi’ne bağlı olarak Manisa-Akhisar’a taşınması benzer durumları ortaya çıkarmıştır.
CBÜ TEYO’nun akademik, yapı, işleyiş ve faaliyeti değerlendirilecek olursa, O dönemde CBU TEYO kademeli olarak yani 4 yıla uzayan bir süreç içinde bir bütün olarak ancak Akhisar’da eğitim-öğretimine başlayabilmiştir. Okulun 1. Sınıfları geçici olarak ve akademik imkanlardan yoksun bulunan bir işyeri ortamında faaliyetine başlarken, 2.3.4. sınıfları İÜ TEYO bünyesinde mezun oluncaya kadar varlığını devam ettirmek zorunda bırakılmıştır. Yüksekokulumuz ancak bir sene sonra kendi kampusuna taşınabilmiştir. Yaşanan bu karmaşıklıkta İÜ TEYO’nda; dört akademisyeni bulunan yüksekokulumuzun bir akademisyenimiz okulda yaşadığı sıkıntılar nedeniyle haksız bir şekilde okuldan ayrılmak zorunda bıraktırılmış, iki akademisyenimiz Akhisar’a gitmek yerine mevcut 2.3.4. sınıflar devam ettiğinden dolayı İstanbul’da bulunmayı tercih etmiş, bir akademisyenimiz de yeni yapılanmaya ihtiyaç duyan CBÜ TEYO’na gitmek durumunda kalmıştır. Bu süreç zarfında bir akademisyenimiz Orman Fakültesi bünyesinde kalmıştır. Daha sonraki yıllarda İstanbul’da bulunan üç akademisyenimizden ikisi Akhisar’a katılırken, bir diğer akademisyenimiz akademik yaşamına Orman Fakültesi bünyesinde kalmayı tercih etmiştir. Daha sonraki yıllarda tütün ve teknolojisinin bilimsel esaslara bir türlü bağlanamamış olması ve lisans üzeri ve doktora sonrası bilim alanlarının kurumlaşmasına izin verilmemesi nedeniyle okulda bulunan akademisyenler, çalışma ve bilimsel araştırma alanı bulmadıkları ortamlardan uzaklaşmak zorunda bırakılmışlardır. Tütüncülük mesleğinin çok disiplinli bir yaklaşımla ele alınması gerçeğinden yola çıkılarak, okulumuzda tütüncü akademik kadronun bir türlü kurumlaşmış olamaması da sorunların özünü oluşturmaktadır.
CBÜ TEYO’nda da meslektaşlarımızın mesleki hak, statü, ve lisansa tamamlama ihtiyaçları nedeniyle 3. Defa Eski mezunlara intibak yapılarak bu defa da lisans tamamlama hakkı getirilmiş, bu süreçte meslektaşlarımızın ihtiyacı kısmen giderilmiştir.
CBU TEYO’nun gelişen süreç içinde bünyesine kattığı üç akademisyenin de akademik anlamda lisans üstü ve doçentlik bilim dallarının kurulamamasıyla da belirli süreler sonunda okuldan ayrılmak durumunda kalmaları ve genel ve mesleki akademik kadrosunun bir türlü oluşturulamaması da bir diğer önemli ve üzerinde durulup düşünülmesi gereken konuların başında gelmektedir. Şu anda yüksekokulumuzda bir adet meslektaşımızın akademik çalışma yapması olumlu gelişmedir. Fakat, 4 bölüm ve A.D. olarak yapılanan okulumuzda en az 10 akademisyen meslektaşımızın bulunması gerekirken bu sayının 1 ile kalması ve akademik yapılanmaya gidilememesi de bir diğer sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durumun yüksekokulumuzun gerçek anlamda kurulduğu 1970’li yıllardan bu güne gelinceye kadar aslında bir gelişmenin değil, süreçte yaşanan akademik, eğitim ve araştırmaya yönelik ve sonuçlarını yayma bakımından 1970’lerin çok gerisine gittiğini de söylemek gerekir. Okul yönetiminin bugün sayıları 6’ya ulaşmış bulunan doktora yapmış ve üstelik üçünün okulun eğitim ve öğretim yapısında görev almış kişilerin bilgi ve birikimlerinden istifade etmek için, onlarla iletişim kurulamamış olması da üzerinde ayrıca durulması gereken bir başka husustur.
Diğer taraftan meslektaşlarımızın da gerek TED bünyesinde ve gerekse de idari kurumlardaki faaliyetleri nedeniyle, TEYO’nun yukarıda sıralanan bu konularına çözüme yönelik uygun ve radikal, köklü, bakış geliştiremediklerini düşünmekteyim. Yüksekokulumuzun eğitim ve öğretimine 40 yıla yakın bir süredir meslektaşlarımızın katılmış olmaları ve etkili ve verimli dersler yürütmeleri, okul yöneticilerimizin eğitim-öğretime yönelik çabaları hepimizin kabullendiği, olumlu bulduğu yaklaşımlar olarak görülmektedir. Fakat üniversiteleri ve bağlı birimlerini diğer kurumlardan ayıran en önemli özelliklerin; eğitim ve öğretim yaptırmak olduğu kadar araştırma yaparak sonuçlarını yayma ve toplumla, (STK, Kamu ve özel kesimler dahil) ve hele ihtiyaç duydukları mesleki organizasyonlarla (TED vd.) paylaşmak olduğu gözlerden uzak tutulmamalıdır. Bunun yolunun; TEYO’nda genel tütüncülük, tütün bakımı, tütün işlemeciliği, tütün fabrikasyonu, tütün değerlendirmesi, tütün işletmeciliği ve yönetimi, tütüncülük lojistiği, tütün ticareti, tütüncülük politikaları vb. mesleki ve teknik derslerin mutlaka akademik mesleki formasyona ulaşmış ve kadrosu TEYO’nda bulunan akademik personelce verilmesinden ve bilimsel araştırmalar yürütmesinden geçtiğinin bilinmesi gerekmektedir. Bu durumun, bu konularda 40 yıldır süregelen sistemin (meslektaşlarımızın özveriyle de olsa dışarıdan gelip derse girmesi) yerli yerine oturtulması açısından son derece önemlidir. Bunun için TEYO’nun sözü geçen alanlarda yetişmiş ve akademik uzmanlığa sahip akademisyenlerin yanı sıra yetiştirilmek üzere tütün eksperi istihdam edilmesi bu konudaki önemli eksikliğin giderilmesine yardımcı olacaktır.
Sonuç itibariyle TEYO eğitimini bir bütün olarak değerlendirdiğimizde;
Tütün eksperliği meslek ve mensuplarının unvan, görev, yetki ve sorumluluk ile mesleki profesyonelleşmenin yasal, idari ve hukuki açılardan günün esaslarına uygun hale getirilememesi TE eğitiminin gelişimini de olumsuz etkilediği görülmektedir.
Diğer taraftan, Tütün eksperliği eğitiminde tek kurum olan Tütün Eksperleri-Tütün Eksperliği Y.0’nun ad, bölüm, mesleki unvan, bağlı birimi ve yönetim yapısı ve işleyişi açılarından 40 yılda sürekli ve sürekli yapı, sistem ve işleyişinin değiştirilmesi, akademik kadronun oluşumunun yeterince bilincine varılmaması, ayrıca tütüncülük tarım, sanayi ve teknolojisi ile sunumundaki köklü değişimler nedeniyle Yüksekokulumuzun bugün başarılı olduğu günlerden uzak bir görünüm almasına yol açmıştır. Tütün eksperliği eğitimi ve TEYO bir türlü kurumsallaşamamıştır. Bu konularda ekli dosyalarda dile getirdiğim bildiri ve makalelerle bu dönemin ve geleceğe yansımasının daha iyi anlaşılmasına vesile olacaktır.
Tütün Eksperi kıymetli meslektaşlarımızın çok yönlü disiplinler arası bir eğitime ihtiyaç duyan TEYO’nun eksikliği hissedilen mesleki akademik yapılanmasına mesleki dersleri yürüterek değil, bizzat akademik hayatın içinde olarak katılım göstermeleri mesleğin gelişimi açısından son derece önemlidir. Bu konuda akademik yetkinliğe ulaşmış, fakat bu güne kadar her ne ise etkili ve verimli şekilde istifade edilmeyen tütüncü akademik personelin hiç değilse bundan sonra görüş, bilgi, fikir ve akademik eğitime yönelik birikimlerinden istifade edilmelidir.
Tütün Eksperleri Derneği yöneticilerimizin bu esaslar doğrultusunda mesleki, teknik, yasal, idari ve özellikle tütün eksperi kökenli akademik hayatın gelişimine yönelik uygulamalara yönelmeleri gerekmektedir.
Son söz olarak tütüncülüğümüzün içine düşürüldüğü bu acı tablonun çözümünde tütüncülüğün tek uzmanlık kolu olarak düşündüğümüz bilimsel, objektif, her türlü olumsuz yapıdan arınmış, tarafsız ve yansız olan kıymetli tütün eksperlerine ne kadar ihtiyaç duyuluyorsa, bu durumun aynı şekilde TEYO’nun gelişimi için de elzem, kaçınılmaz olduğu düşünülmektedir.
20 yıllık bir aradan sonra katıldığım bu platformda, bu vesileyle karşılaştığım tütüncü kıymetli meslektaşlarıma selam, sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Tütün Eksperleri Derneği mensuplarına, tütün eksperi-tütün teknolojisi mühendisi arkadaş ve dostlarıma, Yüksekokulumuza, tütüncülük alanında tek uzmanlık kolu olan tütün eksperliği alanında eğitim ve öğretim hizmeti alan öğrenci kardeşlerimize, akademik ve idari personeline, sağlık, mutluluk ve başarılar dilerim. İstanbul. 13.04.2017. Prof. Dr. Haluk Tanrıverdi.
Kıymetlim.
dediğim buydu..
bravo
Haluk
abi ,Tütün Eksperliği Eğitimi ve Tütün Eksperliği Yüksekokulu Gelişimi ve Sorunları hakkında
akademik bakış açısı ile kaleme
aldığın güzel bir çalışma için eline,beyin gücüne ve emeğine sağlık. saygılarımla...
Merhaba Değerli Arkadaşlar,
Grubumuzda dönem dönem konuşulan konulardan bir tanesi de TEYO 'nun sorunları oluyor. Haklı olarak meslektaşlarımızın tamamında yetiştiğimiz okulun geldiği nokta ile ilgili ve geleceği konusunda kaygılar gündeme geliyor. Gelinen nokta hepimizi üzüyor. Genel olarak yazılanları incelediğimde çok uzatmadan birkaç konuyu sizinle paylaşmak istiyorum.
İlk olarak Okulumuzun yaşadığı sorun, temelde son yıllarda Ziraat Fakültelerinin, Su Ürünleri veya Gıda Mühendisliği gibi alanların yaşadığı sorunlardan farklı değil genelde benzer süreçlerden geçmiş olan okullar. Bu alanların bir ortak özelliği ülkemizin Tarımsal üretimi ve tarıma dayalı endüstrisinde yaşanan sorunlarla istihdamın direkt ilgisi. TEKEL özelleştirmesini bir yana bırakırsak doğal olarak tütün üretiminde yaşanan daralma, üretici ile birlikte mesleğimizi de vurmuştur.
Bunun yanında spesifik olarak okulumuzun yaşadığı sorunların tespiti konusunda bir fikir ayrılığı olduğunu düşünmüyorum.
Ancak bu sorunların aşılması konusunda üzerine görev düşen kurumsal yapılardan biri olarak derneğimiz ne yapmıştır ne yapmamıştır ?
Genel olarak okul yönetimleri ile sürekli irtibat halinde olduğumuzu şimdi burada sayamayacağım irili ufaklı birçok problemi aşmaya çalışmakta yardımcı olduğumuzu burs, dil eğitimi ,staj ve işe yerleştirme ve müfredatla ilgili çalışmalarda aktif görev aldığımızı söyleyebilirim.
Ayrıca son olarak , öncü bir çalışma olarak İzmir'de düzenlediğimiz Tütün Eksperliği Yüksek Okulu'nun Geleceği Çalıştayı ile ilgili bilgileri ekte paylaştığım Dergimizin 9-12. sayfalarında bulabilirisiniz, lütfen katılımcılara bakınız ve sonuç raporunu okuyunuz.
Bu çalıştayın ardından Tütün İhracatçıları Birliği başkanı sayın Mahmut ÖZGENER'i de aramıza alarak Ege Ünv. Ziraat Fak. dekanı ve bölüm başkanları ile CBÜ Rektörü ile görüşmelerimiz oldu. Somut projemizi sunduk, Ege Ün. gayet olumlu bir yanıt aldık. Görüşmelerimiz Akhisar'da kurulması planlanan Ziraat veya Tarım Bilimleri Fakültesine ve okulumuzun da bölüm olarak bağlanacağı noktasında durdu. Takdir edersiniz ki bir Sivil Toplum Örgütünün gücü ancak belli bir noktalara kadar yetiyor. Fazla uzatmadan kısaca bunları paylaşmak istedim.
Saygı ve selamlarımla.

2016-TAPDK Bilirkişilik Eğitim Semineri için bulunduğumuz
Antalya'da Haluk abim ile bir kaç kez baş başa ve grup içinde sohbet etme imkânım oldu. O nedenle hep yazıyorum; her fırsatta bir araya gelebilelim
(
d.JPG )
Vakıf MERCİMEK abim Antalya'da Cengiz çok uzun yazıyorsun, seni okurken biz yoruluyoruz" demişti bana. Şimdi Haluk Abinin yazısını okurken o geldi aklıma
İzmir'deki son günüme ilk olarak
Faruk GÜLPINAR abi ile birlikte TAPDK-Bornova Bürüsuna,
onu da ziyaret ederek başladım . Faruk abi çıkmak zorunda olduğu için fazla kalamadı. Ben de o kısa süre içinde fotoğraf çekmeyi unuttum. Ama sonrasında Vakıf Abi ile bence çok verimli bir sohbetimiz oldu. (IMG_7137)
"Haluk Abinin yazdıklarını okuyunca, Vakıf Abi ne düşündü?" acaba diye merak ediyorum. Bazen uzun yazmak gerekebiliyor
Aynı gün, TED 62. Genel Kurulu tarafından yetkilendirilen yeni yönetim kurulumuzun ilk toplantısına katıldım. Başkan seçimi henüz olmadan çay içmek için bir araya geldik. Daha sonra ilk toplantıya geçildi ve ben yeni Dernek Binamızdan
ayrıldım. Benim bildiğim kadarı ile en genç yönetim kurulumuz! Genç ama oldukça aktif, her gelişmeyi çok yakından takip eden bir Yönetim Kurulumuz var! (12.JPG)