dershane stajyerlik ve sözleşme hakkında

512 views
Skip to first unread message

kemred

unread,
Sep 1, 2009, 4:04:16 PM9/1/09
to Türkiye Matematik Öğretmenleri Zümresi - TMOZ
Ben göreve başladım yeni stajyer olarak ; aslında daha
önce 3 sene çalıştım başka yerlerde dershaneye bulaşmıyordum ama
bulaştım işte çeşitli sebeblerden dolayı :P neyse soruma geleyim .

Ben sözleşmenin nüshasını almayı unuttum şimdi istesem
neden istiyorsun derler :) vermeme hakları varmı ? ve vermiyorlarsa ne
yapabilirim

Volkan KARAHAN (Öğretmen)

unread,
Sep 1, 2009, 5:21:34 PM9/1/09
to tm...@googlegroups.com
:) bence isteyin istemeyip her gün neden unuttum diye pişman olmaktansa isteyip bir kere pişman olun :)

01 Eylül 2009 23:04 tarihinde kemred <kem...@gmail.com> yazdı:



--
Volkan KARAHAN
Giresun Fen Lisesi
Matematik Öğretmeni

V&V

Bilmelisin ki ...
Her problem kendi içinde bir fırsat saklar.
Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.

www.volkankarahan.com

Ali Osman (Muallim-ANKARA)

unread,
Sep 1, 2009, 5:37:28 PM9/1/09
to tm...@googlegroups.com
her öğretmenin resmi kayıtları tutma hakkı var, ve sizde arsiv tuttuğunuzu ifade edebilirsiniz...

02 Eylül 2009 00:21 tarihinde Volkan KARAHAN (Öğretmen) <vlkn...@gmail.com> yazdı:



--
LOKMAN HEKİM DİYOR Kİ:
Ulemânın yanında dilini koru!
Evliyânın yanında gönlünü koru!
Namazdayken kalbini koru!
Yemekteyken mideni koru!
Başkasının evinde gözünü koru!
Halkın arasında dinini koru!

İki şeyi unutma:
Allah'ı ve ölümü!

İki şeyi unut:
Başkasına yaptığın iyiliği,
Başkasının sana yaptığı kötülüğü!



Matematik Öğretmeni - ANKARA
"GÜZELLİKLER DİYARINDA BULUŞMAK ÜZERE..."

hilmi sav

unread,
Sep 1, 2009, 6:45:47 PM9/1/09
to tm...@googlegroups.com
hocam yaptığınız sözleşme milli eğitimin istediği sözleşmeyse korkmayın milli eğitim müdürlüğünde örneği olmak zorunda. yok değilse yine korkmayın, dersaneyle bi sıkıntınız olduğunda tek taraflı sözleşme imzalattıkları için hiçbir hak iddia edemezler(tabi sözleşmenin altında "bu sözleşmenin iki nüshadır ve bir örneğini de kendim aldım" diye imza atmadıysanız)

Sea Sponer (Öğretmen)

unread,
Sep 2, 2009, 5:33:50 AM9/2/09
to tm...@googlegroups.com
Resmiyette, sözleşmeler her zaman 3 nüsha olarak hazırlanır.
Biri kurumda, diğeri ilçe milli eğitimde (atama için), üçüncüsü de çalışacak kişinin kendisinde kalır.
Buna uyulması gerekir.
 
Eğer sözleşme resmi değilse, çalışacak kişiye pek vermek istemezler. İleride bir sorun yaşandığında delil olarak sunmasın diye. O tek sözleşme sadece kurumda kalır.

matçi

unread,
Sep 2, 2009, 6:31:01 AM9/2/09
to Türkiye Matematik Öğretmenleri Zümresi - TMOZ
verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim.isteyeceğim bakalım ne
diyecek:D

Peki böyle birşey düşünmüyorum şimdilik ama şunu da
sorayım. olursa hani bir gün , ayrılmak istersem , 2 hafta öncesinde
haber verirsem stajyerliğimi başka kurumda devam ettirmeme engel
olabilir mi?
Ayrıca istifa dilekçesini vermeden ayrılırsam ne
oluyor . ? bu konuda da yardımcı olabilirseniz sevinirim

snntt

unread,
Sep 2, 2009, 7:35:01 PM9/2/09
to Türkiye Matematik Öğretmenleri Zümresi - TMOZ
hilmi hocam..
meb ataması için yapılan resmi söleşme dışında kurumun yaptığı kendi
sözleşmesi varya... belirttiğiniz hususlar söz konusu değilse bir
bağlayıcılığı varmı..

hayri bostan

unread,
Sep 3, 2009, 4:28:18 AM9/3/09
to tm...@googlegroups.com
Sözleşmenin fotokopisini alırsanız "aslının aynısıdır" ibaresinin olmasına dikkat edin...

03 Eylül 2009 02:35 tarihinde snntt <snn...@gmail.com> yazdı:

hilmi sav

unread,
Sep 3, 2009, 1:56:01 PM9/3/09
to tm...@googlegroups.com

stajyer arkadaşlar özel sözleşmenin hiçbir bağlayıcılığı yok. tabi bu sözleşmelerle genelde boş senet imzalatırlar ki buna sakın yanaşmayın. ben de bir dersaneci olarak, zamanında da mecburen türlü sözleşmelere ve senetlere imza atan biri olarak aman uzak durun diyorum. gelelim yıl ortasında dersaneden ayrılmaya. milli eğitimin staj kaldırma yönetmeliğinde bu tür bir durumda stajın yanacağı belirtiliyormuş. sadece çalıştığınız kurum batarsa ve 3 ay içinde başka kurumda çalışmaya başlarsanız stajınız devam edebiliyor. bu yüzden staj kalkarken dersaneler öğretmenlere her türlü angarya işleri yaptırıyorlar. çok güzel bağlayıcılığı var anlayacağınız. bu nedenle anlaştığınız kurumda en az 1 yıl çalışacağınızı gözönünde bulundurun ve ona göre anlaşın. iyi çalışmalar

snntt

unread,
Sep 3, 2009, 2:35:40 PM9/3/09
to tm...@googlegroups.com
hilmi hocam verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim...
ben geçtiğimiz haziranda anlaştım dershaneyle, meb sözleşmesi  ve kurumun kendi sözleşmesi yapıldı.... bu sözleşme tek sayfa ve tam bir kölelik sözleşmesi geç geldin asarım , şikayet geldi asarım verilen görev yerine getirilmedi yakarım gibi madde madde yazılmış dediğim gibi tam bir kölelik sözleşmesi... bana dair pozitif tek bir satır yok. tek nusha ve benim imzam dışında başka kimsenin imzası yok...ben bir nüsha istedim vermediler. dershane yönetimi geçmiş deneyimlerden hareketle kurumu koruma adına böyle bir yol izlediklerini söylediler. gerçi şu ana kadar  herhangi bi sıkıntı,saygısızlık,nezaketsizlikle karşılaşmadım.
haklarımmızı bilmek güzel, ne olur ne olur...
tekrar çok teşekkürederim. başarılar

hilmi sav

unread,
Sep 3, 2009, 2:52:48 PM9/3/09
to tm...@googlegroups.com
Hocam yardımcı olabildiysem ne mutlu bana. zamanında benim de başıma ne geldiyse cahillikten geldi. öğrenciyken bile çalışırken imzalattılar bi sözleşme :D hiç kafam çalışmıyomuş ki düşünemedim bile, sigortam yok, öğrenciyim zaten atama söz konusu değil. nasıl oldu da her dediklerini yaptım. bir de ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum ama emsal davalar varmış bu tek taraflı sözleşmeler için. ayrılırsanız ve dersane tazminat isterse karşı dava açıp daha fazla tazminat alabiliyorsunuz. tek taraflı sözleşme imzalattırdıkları için kurum ceza yiyormuş ama sadece kulaktan dolma bilgiler. ne kadar doğru bilmiyorum. Stajyerlik konusunda da kafasına takılan sorusu olan arkadaşlar özelden mail atabilir. ne kadar öğretmeni bilinçlendirirsek o kadar kar diye düşünüyorum. saygılar iyi çalışmalar
 
            Hilmi SAV
Develi Olimpiyat Dershanesi

yavuz demirdöğen (öğretmem)

unread,
Sep 4, 2009, 8:12:30 AM9/4/09
to Türkiye Matematik Öğretmenleri Zümresi - TMOZ
hocam problem değil
size dava mı açtılar bi karşı dava da siz açarsınız
tazminat mı istedile
adamların açıklarını ifşa edersiniz
neler mi
gösterilmiş maaşla ödenen maaş arasındaki fark
bu direkt vergi kaçırma suçudur ve cezası ağırdır
öğrenci saklama
gösterilen öğrenciyle olan öğrenciler arasında sayı olarak muhakkak
tutarsızlıklar vardır
örneğin en dürüstü için bile söylüyorum
eylül-ekim ayından sonra gelen öğrencinin vergisi ödenmez
maliyeye girdi oalrak bildirilmez
maaş bordrosu imzalamazsanız
adamların eli kolu size karşı bğlanır
çünkü 2 ay bile imzalmaamışsanız maaşınız ödenmedi deemktir
günlük %1 faiziyle işler vss..
yani sistem sadece onalrı korumuyor
kendilerini ne kadar garantiye aldık derlerse desinler bu işin
garantisi yok
çünkü yaptıkları işin ahlakı yok
yaw bu gidişle kominist sosyalist falan olucam:))
kuşçu hocam senle bunu biraz konuşsak ya engin de yok artık
yanımda:)))
Rabbim hepinizi kurtarsın ne diyim
dersanecilikten :((
(lütfen kimse alınmasın fikri siyasi vb bir içerik yoktur)

matçi

unread,
Sep 4, 2009, 11:44:05 AM9/4/09
to Türkiye Matematik Öğretmenleri Zümresi - TMOZ
çok teşekkürler verdiğiniz bilgiler için hocam... çok sağolun ..
haklarımızı bilmek inanın daha da rahatlatıyor beni ...kafam rahat
oluyor :) aslında böyle bilgilendirmek lazım öğretmenleri. Ders
verilmesi lazım formasyon alırken . Ama nerdeee..

bu arada bende sözleşme nüshasını ama dershane dışına vermediklerini
söylediler . yinede söylediklerinizle biraz rahatladım. insan tedirgin
oluyor.

tekrar teşekkür eder , iyi günler dilerim.

Seçgin Başol(öğretmen)

unread,
Sep 4, 2009, 1:53:41 PM9/4/09
to tm...@googlegroups.com
yavuz hocam benimde geçen yıl dershanecilikte ilk yılımdı.tabiki kandırıldım da:)verilen sözlerin hiçbiri tutulmadı.stajyerliğim kaldırılmadı.maaş sözleşmenin altında ödendi ve hala alacağım var.hiç maaş bodrosu imzalamadım.stajyelik falan herşeyden vazgeçtim artıkta bir miktar alacağım var.en son gittiğimde az bir kısmını aldım ama zorla.şimdi geri kalan kısmını istesem yine yan çizecekler.acaba yasal olarak maaş bodrosunu imzalamadığım için birşeyler yapabilirmiyim.yada onlara ne diyerek gözlerini korkutabilirim:)yardımcı olurmusunuz.

04 Eylül 2009 18:44 tarihinde matçi <kem...@gmail.com> yazdı:

kadriye yıldız

unread,
Sep 4, 2009, 5:05:19 PM9/4/09
to tm...@googlegroups.com
gerçekten Allah herkesi dersanecilikten kurtarsın. acısını çok iyi bilirim. hapılan haksızlıklar zannetmiyorumki başka bir kurum yapıyordur. ben daha tam olarak kurtulmadım. inşallah bu sene son senem olur  ve atanırım seneye. Allah hepimizin yardımcısı olsun.

hilmi sav

unread,
Sep 4, 2009, 6:19:55 PM9/4/09
to tm...@googlegroups.com
adnan hocam dershanelerde stajyerliği 2 kere yanan 2 yıl boyunca başka bir kurumda resmi olarak çalışamıyor diye duymuştum. kesin bi bilgisi olan varsa paylaşsın lütfen. iyi çalışmalar



ceyda küçükoruç

unread,
Sep 6, 2009, 10:17:22 AM9/6/09
to tm...@googlegroups.com
ya ben de onu duymuştum sayın hocam.. sanırım o doğru.. hatta ben birde şöyle birşey biliyorum bir kurumda stajını başlatıp bitmeden ayrılırsanız kalan süre devredilmiyormuş sanırım diğer kuruma ve de orda tekrardan stajı başlatabilmeniz için 1 sene beklemeniz gerekiyormuş.. acaba bu bir şehir efsanesimi doğru mu?
 
şu an çalışmaya başladığım kuruma hiç güvenmiyorum maaşlar noktasında.. o nedenle stajımı hiç başlatmasammı??

05 Eylül 2009 01:19 tarihinde hilmi sav <hilmi...@gmail.com> yazdı:

adnan hocam dershanelerde stajyerliği 2 kere yanan 2 yıl boyunca başka bir kurumda resmi olarak çalışamıyor diye duymuştum. kesin bi bilgisi olan varsa paylaşsın lütfen. iyi çalışmalar








--
güneş batarken küçük insanların gölgeleri uzar...

ersin ovacık

unread,
Sep 6, 2009, 11:42:17 AM9/6/09
to tm...@googlegroups.com
Başlarda konu ile ilgili ne yazıldı okuyamadım ama bende bi kaç şey söyleyim ; stajerliğin kalkması için bir takvim yılı aynı kurumda çalışmanız gerekiyor.Eğer bu süre dolmadan istifa ederseniz stajerliğiniz yanıyor.Anlaştığınız yeni kurum stajerliğinizi yeniden başlatır.1 sene bekleme şartı yok.
Kurumun devri yada kapanması durumunda istifa etmek zorunda kalmışsanız 6 ay içinde yeni bir kurumla anlaşmanız durumunda stajerliğiniz kaldığı yerden devam ediyor.Mümkünse anlaşmayı aynı il içinde bir kurumda yapın,çünkü il milli eğitimleri arasında anlaşmaya varmak gerçekten zor oluyor,kendimden biliyorum:)
06 Eylül 2009 17:17 tarihinde ceyda küçükoruç <hypa...@gmail.com> yazdı:

Şahin Danişman

unread,
Sep 7, 2009, 6:17:19 AM9/7/09
to tm...@googlegroups.com
Allah kahretsin böyle dersane sahiplerini:)
senenin ortasında toplanıp anlaşmayı değiştirdiklerini söylüyorlar.senin yaptığın planlar boşa çıkıyor. çıktığında çalışcak bir kurum bulamayacağını düşündüklerinden istedikleri gibi at koşturuyorlar. kurumdan ayrılan tek hoca oldum bu durumda kimse cesaret edemedi. üstelik stajım da yandı:( bu yüzden hala stajsızım:)
bir de sene sonunda beni arıyorlar hocam tekrar birlikte çalışmak istiyoruz diye.
yeterince çektiler daha fazlasını çeksinler:)
bu yüzden dersanecilikten nefret ettim.mesleğini seven birinin karşılaştığı bu durumlar insanı mesleğinden soğutmaya yetecek kadar. neyse...
herkesin hakkını alabileceği güzel günler temenni ediyorum:)
 
bir de eylül sonrası alınan  öğrenci maliyeye bildirilmiyorsa, böyle yapan her dersane şikayet edilebilir ve iyi bir ceza yer anlamına mı geliyor?


 
06 Eylül 2009 18:42 tarihinde ersin ovacık <ersin...@gmail.com> yazdı:



--
Tohum saç, bitmezse toprak utansın...
Hedefe varmayan mızrak utansın...
Hey gidi küheylan,koşmana bak sen...
Çatlarsan doğuran kısrak utansın!...
....................................Necip Fazıl...

suleyman dinar

unread,
Sep 7, 2009, 5:50:32 PM9/7/09
to tm...@googlegroups.com


07 Eylül 2009 13:17 tarihinde Şahin Danişman <sahin.d...@gmail.com> yazdı:
    daha önce  bütün öğretmenler birleşin diye bir email göndermiştim.kimsenin ilgilenmemesi (iki kişi hariç) beni özdü açıkçası.
ben var olan kötü koşulların düzeltilmesi için bir mücadele verilmeli kanaatindeyim.
ağalık düzeninde köylü ağanın malı sayılır.istediği kadar işçiyi çalıştırır hesabını soramazsın.ağanını işi çok oldumu çoluk çocuk sabah akşam çalıştırır.
avrupada işçiler ayaklanarak çalışma saatlerini 8 saate indirmişler zamanında.eğer birilerini 8 saatten fazla çalıştırırsan bu suçtur.
biz de avrupanın yasalarını almışız ama içimize sindiremediğimiz durumlardan biride bu çalışma koşullarıdır.hala bazı patronlar kendilerini ağa sanıyor.işin kötü tarafı bizde kendimizi marabası sanıyoruz.adam ne dese öyle olacak.
 
 
yahu bizim hiç mi yasal haklarımız yok.
haftada 50 saat derse giren öğretmenler var(yarım öğretmen daha çalıştırması gerekirdi oysa ).tatilli olmayan öğretmenler var.tatillerde çalışan öğretmenler var.
 benim fikrim şu öncelikle yasal haklarımızı öğrenelim.bunları kağıda dökelim. öğretmen arkadaşlar bulundukları yerlerde tanıdıkları öğretmen arkadaşlarına versinler.hatta dershane sahiplerine de gönderelim.sonuçlarını hep beraber görürüz.
 

matçi

unread,
Sep 8, 2009, 10:52:38 AM9/8/09
to Türkiye Matematik Öğretmenleri Zümresi - TMOZ
evet bencede yasal haklarımızı çoğumuz bilmiyoruz . Ben de bazen
kurumlara bazen buraya bazen milli eğitime giderek öğrenmeye
çalışıyorum ama onlarda bazen bilmiyor , bazen biliyor söylemiyor ,
bazen de çok güzel cevaplıyorlar. her ne şekilde olursa olsun bu
bilgilere ulaşıp çevremizdekilere de anlatıp sorunlarına yardımcı
olmak gerekir.

süleyman hocamızın da dediği gibi kağıda dökmek ve göndermek de
oldukça faydalı olacaktır. kesinlilikle katılıyorum.

sorularıma ve bu konuya destek verenlere de tekrar teşekkür ederim.

şahin hocamızın sorusuna gelince "bir de eylül sonrası alınan öğrenci
maliyeye bildirilmiyorsa, böyle yapan
her dersane şikayet edilebilir ve iyi bir ceza yer anlamına mı
geliyor? " demişti. Evet şikayet edilebilir ve cezası vardır.milli
eğtiimde bu tür cezalar olmustur .ayrıca milli eğitimde çalışan bazı
öğretmenler dershanede de çalışmaktadır. bu yasal değildir. hem
öğretmen, hem dershane ceza alır.kadrolu öğretmeninde görevine son
verilir.

suleyman dinar

unread,
Sep 10, 2009, 5:11:45 PM9/10/09
to tm...@googlegroups.com


08 Eylül 2009 17:52 tarihinde matçi <kem...@gmail.com> yazdı:

DEĞERLİ BASIN MENSUPLARI VE KAMUOYU,

           

            Özel öğretim kurumlarında çalışanlar, yaşadığı sorunları ve sözleşmelerle ilgili taleplerini sermaye sahiplerine, yasaları uygulayanlara ve kamuoyuna duyurur.

Bizler iş güvencesinden yoksun, geleceği, hem belirsiz hem de işverenlerin iki dudağı arasında olan eğitim emekçileriyiz.

Taleplerimiz insanı ve eğitimci onurunu kurtarmayı hedeflemektedir. Bu nedenle çalıştığımız kurumları insanca çalışılabilen, çalışanlarının sosyal ve ekonomik gereksinimini giderebilen işyerleri haline getirene kadar mücadelemiz sürecektir.

Bugün gelinen noktada dershane sektörü, vahşi kapitalizmin en rahat hareket edebildiği, hiçbir sınır ve kanun tanımadan istediği her şeyi yaptığı garabet bir sektör haline gelmiştir. Dershane sektöründe artık daha çok iş, daha az ücret mantığı gelişmiştir. Bu sektörde asgari ücret üzerinden yatırılan sigorta primleri ile ödenmeyen tazminat ve telif haklarıyla eğitim emekçilerinin hem bugünü hem de yarınları ipotek altına alınmıştır.

Bizce en acı olan taraf, öğretmenlik niteliği ve onurunun vahşice katledilmesidir.

Evrensel ve temel eğitim-öğretim ilkelerinin uzağında kalan, kurucularının kâr hırsı ile işin özünü ve mantığını kaybettiği dershane sektörü çalışanlarını yavaş yavaş çağdaş köleler durumuna getirmiştir. Eğitim emekçileri zorlukla bulduğu işini kaybetmemek için tüm hak kayıplarını sineye çekmiştir. Çalışanlar sustukça işverenler daha ileri giderek iş kanununun verdiği kazanılmış hakları adım adım gasp etmeye başlamışlardır.

Özel öğretim kurumlarında çalışan eğitim emekçileri olarak içinde bulunduğumuz koşullar iş kanunları ile tanınan hakların bile altındadır.

Eğitim, öğretim ve dolayısıyla ülkemizin geleceğinin, bir avuç özel girişimcinin kâr hırsına heba edilmesinin önlenmesinde birinci görev Milli Eğitim Bakanlığı’na düşmektedir. Ulusal eğitim politikalarının üretilmesi, yönetilmesi ve denetlenmesi gibi asli görevleri olan MEB’in bu temel sorunda da duyarlı ve çözümleyici olmasını bekliyoruz.

Bünyesinde öğretmen, hizmetli, büro işçileri gibi binlerce çalışanları barındıran bu sektörde, her türlü yasal araçla hak arayışımız devam edecektir.

İş güvencesinin pamuk ipliğine bağlı olduğu önümüzdeki yeni sözleşme döneminde, krizin faturasını biz emekçilerin ödemeyeceğini ilan ediyoruz.

Eğitim emekçilerinin saygınlığının ve onurunun yeniden kazanılmasında yardımlaşma, dayanışma, üretme, paylaşma ve örgütlenme kültürünün geliştirilmesinin temel araçlarımız olduğunu biliyoruz.

Gerginlikleriyle, stresiyle, acabaları ve keşkeleriyle bir sözleşme dönemine daha giriyoruz..

Üretimden gelen gücümüzü sendika çatısı altında birleştirmeye davet ediyoruz.

 

Önümüzdeki dönem için taleplerimiz:

 

Resmi olmayan ve bireysel sözleşmelerin kaldırılması,

Sigorta primlerimizin asgari ücret üzerinden yatırılmaması,

Etüt adı altında yapılan ücretsiz derslerin kaldırılması,

Telif ücretlerimizin ödenmesi,

Güvencesiz çalışma koşullarının kaldırılması,

Stajyer öğretmenlerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi,

Sözleşmelerde iş tanımının net yapılması.

 

Tüm özel öğretim kurumlarında çalışan eğitim emekçilerini insanca yaşayacak ücret, özlük ve sosyal haklar, iş güvencesi, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve en önemlisi birlikte hareket edebilmek için KOOP-İŞ sendikasında örgütlenmeye çağırıyoruz

 

KOOP-İŞ SENDİKASI EĞİTİM ÇALIŞANLARI

Özveren Sk No:6 Maltepe/ANKARA
Tel: 0 312 232 09 10-11
Faks: 0 312 229 58 36

not.www.oz-der.com sitesinden alınmıştır.

suleyman dinar

unread,
Sep 12, 2009, 6:33:58 PM9/12/09
to tm...@googlegroups.com


11 Eylül 2009 00:11 tarihinde suleyman dinar <suleym...@gmail.com> yazdı:


Bugünkü statülerini 1965 yılında çıkarılan 625 sayılı yasa ile kazanan özel dershanelerin sayısı 1970’li yıllarda 150 civarında iken 1993 yılında 952, 2000 yılında 1864 ve 2008 yılında 4270’e ulaşmıştır. 1975 yılında dershanelere giden öğrenci sayısı 45.582 iken 1993 yılında bu sayı 297.234’e, 2005 yılında ise 1.071.827’ye yükselmiştir. Kontrolsüz, plansız, yalnız kurucuları olan, işverenlerin kâr hırsını doyurmaya dönük olarak büyüyen bu devasa sektör, bilimsel, kültürel, sosyal ve toplumsal projeksiyondan yoksundur.

Dershaneler başlangıçta çalışanlar açısından ekonomik getirisi iyi olan, temel mantık olarak öğrencilerin okulda aldıkları eğitim ve öğretimi destekleyen, konuyu baştan öğreten değil okulda öğretilen konuyu veya dersi pekiştiren, pratik çözüm yolları bulan, öğrenciyi daha çok test tekniği ve sınav yönünden eğiten kurumlardı. Bundan dolayı çalışanların ders saatleri, sorumlulukları ve sıkıntıları daha azdı.

Ancak dershaneciliğin gelişmesi ve kontrolsüz büyümesiyle diğer ticaret alanlarında kâr elde edemeyen ya da daha çok kâr elde etmek amacı güden birçok tüccar, işin özü olan “eğitimi” bir kenara iterek yalnız kâr amaçlı ticari kuruluşlar olarak dershaneciliğe yöneldiler.

İşin özünü ve mantığını kaybeden, ulusal eğitim ve öğretim ilkelerini kazanamayan dershanecilik sektörü akıl almaz bir rekabete girişti.

Bu rekabet ortamı dershane patronlarını öyle telaşlandırmış olmalı ki bakın  ÖZ-DE-BİR yönetim kurulu başkanı Faruk Köprülü yaptığı bir açıklamada ne diyor: “Kontrolsüz şekilde açılan dershaneler umduğunu bulamadı. Bu durum da haksız rekabeti doğurdu. Öğrenci kapasitesini doldurmak isteyen dershaneler fiyatlarıyla beraber eğitim kalitelerini de düşürdü. Öğrenci bulabilmek için ücretle rekabet eder hale gelindi.”

Rekabet büyüdükçe öğrenci kaybetmek istemeyen kurucular öğrencilere ve velilere akıldışı olanaklar sundular. Bu rekabet ortamında herhangi bir eğitim uzmanının kesin olarak karşı koyacağı, eğitim anlamında yararından çok zararı olan bire bir etüt” adı altında uygulanan, öğrenciyi ve öğretmeni gereksiz yere yoran, öğrenciyi okuldan ve dersten uzaklaştıran bir yöntem geliştirildi. Başlangıçta yalnız soru çözümü adı altında yapılan bire bir etüt uygulaması zamanla bire bir konu anlatımına dönüştü. Bu durum kısa vadede veli ve özellikle öğrenciyi hoşnut ederken, uzun süreçte öğrencide giderilmesi olanaksız yanlış çalışma alışkanlıklarının, kendisinin yerine birilerinin düşüneceği ve sorunlarını çözeceği “öğrenmeme” ilişkilerinin doğmasına neden oldu. Okulda dersi dinlemeyen, öğretmenini önemsemeyen öğrenci, nasıl olsa dershanede öğrenirim mantığıyla okuldan ve dersten uzaklaştı.

Dershane sektörünün kâr amaçlı açılımları dershane öğretmenlerine çok büyük yük getirmeye başladı. Bu kâr amaçlı kuruluşlar kendi düzenlerini ve yapılarını bozmakla kalmayıp okul disiplin ve yapısını da olumsuz etkiledi.

Dönüştürücü, üretken, psikomotor veya sosyal becerileri kazandıran, bilimsel bilgi üretebilme yeteneği oluşturan bir eğitim öğretim anlayışını hiçbir zaman kazanamamış olan dershane sektörü, kurucularının ve içerisinde çalışanlarının dünya görüşleriyle sınırlı olan eğitim öğretim anlayışlarıyla, merkezi ilke ve planlamalardan kopuk olmasının yanında birbirleriyle de bir örüntü oluşturamamaktadır. Bu nedenle neredeyse her biri ayrı bir eğitim öğretim anlayışı içerisindedir.

Rekabet ve öğrenci sayısı arttıkça, dershane sayısı fazlalaştıkça, öğrenci kaybeden patronlar kayıt ücretlerini düşürdü. Kayıt ücretlerinin düşmesi o kurumda çalışan sadece öğretmen değil tüm emekçileri etkiledi. Artık daha çok iş, daha az ücret mantığı gelişmeye başladı. Bu arada MEB öğretmen alımlarını KPSS adı altında sınava dönüştürünce devlet kapısında iş bulamayan binlerce öğretmen adayı, son bir umutla dershane sektörüne yöneldi. Bu durum dershane kurucularının arayıp da bulamadığı ucuz iş gücü ordusu yarattı.

Gelinen bu süreçte kurucular daha az ücretle daha çok iş yapan öğretmenleri tercih eder oldu. Dershane çalışanları, yavaş yavaş çağdaş köleler durumuna geldi. Zorlukla bulduğu işini kaybetmemek için tüm hak kayıplarını sineye çekti. Dershane çalışanları sustukça, işverenler daha da ileri giderek kanunların ve iş yasalarının vermiş olduğu kazanılmış çalışma haklarını adım adım geri almaya başladılar.

ÖZ-DE-BİR yönetim kurulu başkanı Faruk Köprülü ÖZ-DE-BİR olağan genel kurulunda yaptığı açıklamada “Bugün çağdaş, demokratik, laik eğitim ilkelerimizden ödün vermeden gücümüzü koruyup artırabilmek için daha çok kenetlenmeye, güçlerimizi birleştirmeye her zamankinden çok ihtiyacımız var.'' diyor. Köprülü çağdaşlık, demokrasi, laiklikten dem vururken, ÖZ-DE-BİR danışma kurulu başkanı Arıkan, aynı toplantıda özel öğretim kurumları ile ilgili derneklerin (TÖDER, GÜVENDER…) bir araya gelerek federasyon kurmalarını öneriyor.

 İbrahim Arıkan ÖZ-DE-BİR yönetim kurulu başkanlığı sırasında yaptığı bir açıklamada ise, AB’ye uyum için özel öğretim kurumlarında çalışanların da sendikaya üye olabilmesini öngören özel öğretim kurumları yasa tasarısının eğitimi aksatacağını savunuyor.

Köprülü’nün açıklamasından, patronların kötüleşen rekabet koşullarında zarar etmemek için birlikte davranmanın gerekliliğine inandıklarını, örgütlü olurlarsa kötüleşen rekabet koşullarıyla baş edebileceklerini düşündüklerini anlıyoruz. Arıkan’ın açıklamasındansa kendilerine hak saydıkları örgütlenme özgürlüğünün çalışanlara tanınmaması gerektiğini, çalışanlar örgütlü olursa kârlarının azalacağını, çalışanların örgütsüz ve dağınık hallerinin onların daha çok işine geldiğini anlıyoruz. Sonuç olarak patronların çıkarları söz konusu olunca farklı dünya görüşlerine sahip olsalar bile bir araya gelmeleri mübah!

Bugün gelinen noktada dershane sektörü vahşi kapitalizmin en rahat hareket edebildiği, istediği her şeyi hiçbir sınır ve kanun tanımadan yaptığı, kocaman sanal” bir dünya haline gelmiştir. Bu sanal dünyada asgari ücret üzerinden yatırılan sigorta primleriyle, ödenmeyen tazminatlarla emekçilerin hem bugünü hem de yarınları ipotek altına alınmıştır. 

Tabiî ki bütün bu sorunlar yumağının ve sektörün bu durumunun en önemli sorumlusu dershane çalışanlarının birbirinden uzak, birbirinden korkar yapısıdır. Bu noktada sorunun temelinde çalışanların örgütsüzlüğü yatmaktadır.

Bizler örgütlenmedikçe biz bu gidişi tersine çeviremedikçe sektördeki keyfi ücret politikalarının, her geçen gün ağırlaşan çalışma koşullarının, dağınıklık ve başıboşluğun ortadan kalkacağına inanmak akıl dışıdır.

Hak arama mücadelesi zor, çetin ve sıkıntılı bir süreçtir. Ancak bu süreç aynı zamanda eğitici ve öğreticidir. En önemlisi onurlu bir duruştur. Boyun eğmemektir. Kendinden başkasını da düşünmektir ve çözüm üretmektir. Biz bu süreçte kurtuluşun bireysellikten değil birliktelikten geçtiğini, birlikte olunursa sorunların aşılabileceği inancındayız.

Öğretmenlik mesleğinin saygınlığının ve onurunun yeniden kazanılmasında yardımlaşma, dayanışma, üretme, paylaşma ve örgütlenme kültürünün geliştirilmesinin temel araçlarımız olduğunu bilmeliyiz.

Bünyesinde öğretmenler dışında binlerce hizmetli çalışanı da barındıran bu sektördeki her türlü araçla hak arayışlarımız, tüm çalışanları kavrayan ve bütünleştiren bir doğrultuda olmak zorundadır. Bu örgütlenme sürecimizdeki temel hedefimiz, tüm çalışanların üretken ve onurlu bir çalışma ortamına kavuşmasıdır.


  Editör :  oz-der
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages