Selamlar Muharrem hocam, katkılarınız için teşekkürler. Bazı ifadelerimin tam hedefine ulaşmamış olması muhtemel. Asla lise öğretmenlerimizi tenkit etmek için yazmadım. Sorularınıza teker teker cevap vermeye çalışacağım. Ayrıca uygulamalar esnasında oluşabilecek bazı problemler için çözüm önerileri vermeye çalışacağım.
1) Yaz kampının kontenjanı belli ve yaklaşık 55 kişi davet ediliyor. örneğin ''Bunun 22 sini devlet okuluna, 33 ünü özel okula ayıracağım'' diye bir şart koyunca da özel okuldaki yetenekli öğrencinin kendini geliştirmesini engellemiş oluruz. Her halükarda yapılan sınavda daha başarılı olmuş öğrencilerin önü kesilmiş oluyor. Daha önceki yıllarda bir defaya mahsus kontenjanı artırıp, yine devlet/özel diye öğrencilerin ikiye ayrıldığı bir uygulama denendiğini biliyorum. Ders veren eğitimciler bu durumdan hiç memnun kalmadılar ve neden oraya davet edildiğini bilmeyen, o ortam için yetersiz öğrenciler sıkıntı oluşturdu. Bir daha da bu uygulama yapılmadı. Herhangi bir ayrım düşünülüyorsa kamplarda ders veren eğitimcilerin fikirleri mutlaka alınmalıdır ve bunlar sonucu belirleyici etkide olmalıdır. Çünkü bizim dışarıdan göremediğimiz birçok artı,eksi yönleri onlar bizzat yaşayarak tecrübe ediyorlar. O bakımdan başta Azer bey'in (ve diğer ders veren eğitimcilerin) yukarıda belirtilen kanaatleri dikkate değerdir.
Amaç devlet/özel farketmez tüm öğrencilerin de yeterli çalışma imkanına kavuşması ise, (ki bence de amaç bu olmalı) o zaman okullarda bunun için seçmeli dersler oluşturulabilir, ya da hafta sonu bazı merkezlerde bu çalışmaları yapmak isteyen öğrencilere eğitmenler tahsis edilebilir. Ortaokul düzeyinde de bunların zemini hazır edilmelidir. Bu çalışmalar haftalık 10 saatin altına düşürülmemelidir. O zaman öğrenci önemli düzeyde ilerleme sağlayabilir. haftada 1-2 saat çalışma yetersiz gelir. Yapılan çalışmalar folklorik bir şeye dönüştürülmemelidir, denetlenmelidir. Bir başka çözüm, belli bir düzeyde video dersleri çekilerek bunlar internet ortamında paylaşılabilir. Bilgi'ye her isteyen ulaşabilmelidir. Ben de bu amaçla 10 yıldan uzun bir süredir nette oluşturduğum forum aracılığıyla ve değerli yardımcılarla, çalışma yapmak isteyen öğrencilere doküman hazırlayıp, mevcut yarışma sorularını mümkün olduğunca çözdük. Sağlığımız, ömrümüz, imkanlarımız yettikçe de karşılık beklemeden devam edeceğiz. Devlet okulundaki birçok öğrenci kardeşimiz, kendilerine olan bu desteğimizden ötürü teşekkürlerini iletmişlerdir. Biliyorsunuz yeni yeni video denemelerine başladım. Gece geç vakitlerde çekim yapabiliyorum, zamanım el verdikçe bunların da sayısını artırarak öğrencilerimize/öğretmenlerimize yardımcı olmaya çalışacağım. Talep oluşması halinde okullarda ya da yaşadığım şehir merkezlerinde 3-5 okulun olimpiyat takımı olabilecek öğrencilerinin bir araya gelmesiyle yüz yüze dersler de yapabilirim, yapabilirsiniz. Ancak bunun için MEB düzeyinde bazı düzenlemelere ve protokollere ihtiyaç vardır. Zaman zaman özel kurumların talepleriyle olimpiyat seminerleri, kursları verdiğim oldu. Ülke olarak içinde bulunduğumuz birçok sorunlardan dolayı şimdilik MEB okullarında geniş kapsamlı çalışmalar yürütme fikri uzak görünüyor. (Ülkenin ve insanımızın biraz rahatlamaya ihtiyacı var, kendi gölgemizden korkar olduk).
2) Kolay diye bahsettiğim sınav 1993 deki 1. UMO sınavıdır. Yani ilk sınav. İlk sınav da, zamanının öğrencileri için zorluk seviyesi iyidi. Şimdiki tecrübemizle, biz 1993 UMO ya kolay diyoruz. Kısa sürede UMO sınavı kendi olağan seviyesine ulaşmıştır. 1993 UMO'da olup 2017 UMO'da olmayan bazı özellikler de vardır. Bunların en başında konu dağılımıdır. Mesela Analiz'den gelen sorular sadece denklem çözümüyle sınırlı değildir, geniş bir yelpazeden sorular gelmiştir. Kapsam geçerliliği yüksek bir sınavdır. Geometrisi, sayılar teorisi, sonlu matematiği de öyle. Yani 2017 UMO, bu yönleriyle 1993 UMO ile bile yarışamaz. Çünkü 2017 UMO nun konu kapsamı dardır, kapsam geçerliliği zayıftır. Bununla beraber 80 tane full çeken çıkmazsa eğer, 2017 UMO da öğrenciler arasında bir sıralama sağlayacaktır diye umuyorum. İnş öyle olur, aksi halde bir kriz oluşur. Sıralamayı yaptık tamam. Ancak ilerleyen yıllarda da bu 2017 tarzıyla sınavlar devam ederse, öğrencinin çalışmasına olumsuz etki eder. 1. aşama rahat geçilir fakat uluslararası temsil kısmına gelince gerçeklerle yüzleşiriz. Bu sebeple daha önceki yıllarda olduğu gibi konu kapsamı geniş, orijinal, estetik, yeni sorulardan oluşan bir UMO ile öğrencinin karşısına çıkılmalıdır. Bir başka nokta, yaptığımız UMO 1. ve 2. aşama sınavları yabancı forumlarda da tercüme edilip paylaşılıyor, çözülüyor. TÜBİTAK sınavlarımızın ülke içinde-dışında hep bir saygınlığı olmuştur. Burada TÜBİTAK'a ''laf çakıyor'' gibi asla görünmek istemem, öyle bir niyetim de yok. Aksine çok saygın olan kurumun durumuna üzülüyorum, bence hepimiz de üzülmeliyiz.
Öğrenci eğitiminin büyük kısmını Tübitak kampları dışında tamamlar, yıl içinde uzun süre çalışmalar yaparak gelişim sağlar. Kamplarda da bu çalışmalarına takviye alır. Yıl içinde yoğun ve yıpratıcı bir çalışma yapan öğrenciye Tübitak kampının faydası vardır, aksi halde yoktur ya da çok azdır. Öğrencinin esas gelişimini sağlayacağı yer kendi okuludur, evidir, çalışma masasıdır. Şu öğrenci de az çok yetenekli olabilir, hevesi kırılmasın diye kapma davet edilmez, bence edilmemeli. Bunun olumlu sonuç vermediği daha önce denenmişti. Ancak fikirlerinize de saygım var. Dersleri veren komiteye danışılması koşuluyla, mahsuru yoksa, ilk 55'e girememiş bazı devlet okulu öğrencilerinin kampa katılımı tekrar değerlendirilebilir. Şimdiki mevcut durum tamamen dayatmadır.
3-4) Bu iki itiraz birbiriyle ilgili olduğundan beraber cevaplamalıyım. Lise öğretmenlerimize, grubumuzdaki arkadaşlarımıza en ufak bir söz etmedim. ''bakış açısı'' dedim ancak ''dar bakış açısı'' demedim, herhangi bir hocamızın bakış açısına ''dar'' demek bana düşmez. Müsaadenizle biraz detaya girmek istiyorum.
Lise ve bir miktar lise üstü geometri konularının sorularını çözebiliyoruz değil mi? Açı-uzunluk... vs sorularını güzelce haklıyoruz, grupta soru çözen hocalarımızdan görüyorum. Farklı problemlere de değişik yardımcı çizimler yapılarak yaklaşımlar getiriliyor. Şimdi 3 hocamıza görev versek ve UMO soruları siz hazırlayın desek ne kadar ayarını tutturabilirler? Bol miktarda açı-uzunluk sorusu koysalar olur mu? Sonlu matematikten soru hazırken tüm soruları permütasyon, kombinasyon ve dağlım prensibinden yazsalar olur mu? Olmaz, çünkü geometri açı-uzunluk sorularından ibaret değildir. Bir soruda birçok geometri konusunu,özelliğini içinde barındıran sorular önermek gerekir. Sonlu matematikte, özel yöntemlerden (soruların değerlendirilmesinde yazmıştım) orijinal sorular yazmak gerekir. Lise öğretmenlerimiz bu özel yöntemleri bilmemesini yadırgamam. bilmeyeni de asla ''dar bakış açısına'' sahip olmakla itham etmem. Lise konularımızda permütasyon, kombinasyon, binom, olasılık olduğu için öğretmenlerimiz de bunlar üzerine yoğunlaşmıştır doğal olarak. Tübitak destekli öğretmen eğitim kamplarında ve bunların benzeri başkaca özel kamplarda gördüğüm durum da budur. Öğretmen arkadaşlar permütasyon, kombinasyon, binom, olasılık konularını süper/az/çok vs bir düzeyde biliyorlar. Özel yöntemleri de bilmiyorlar, oralarda öğrenmiş oluyorlar. Bir tahminde daha bulunacağım: UMO 2017 sorularını hazırlayan lise öğretmenleri bahsettiğim Tübitak destekli öğretmen eğitim kamplarında da bir eğitim almış kişiler olması kuvvetle muhtemel. UMO ya tamamen uzak kişiler değil. Bazı soruları çözmüşlükleri vardır. Yine de soru çözmekle, soru hazırlamak farklı boyutlar. Maalesef UMO sınavı hazırlamak için yeterli değiller, daha uzun yıllar çalışmaları gerekiyor. O zamana kadar Azer kerimov, Şahin Emrah, Refail Alizade, Selim Bahadır, Fatih Sulak, Fehmi Emre Kadan ...vs bu eski komite soru hazırlamayı sürdürmeye devam etmelidir. İlla lise öğretmenlerinden de soru alalım deniyorsa 1-2 soru alınsın. Sınavın kimyası bozulmasın. Benim fikrim budur.
Diğer husus, İstanbul ünv soru hazırlama görevini reddetseydi demiştim, onu yadırgamış olabilirsiniz. Akademisyen'de UMO sınavı hazırlamak için yetersiz olur mu diye düşünüyorsunuz değil mi? Ancak mevcut durumda görülüyor ki İst. ünv'de her kime verildiyse bu görev (kişiyi bilmiyorum gerçekten) kendisi de bu yükün altına girmemiş. Şöyle düşünmüş olabilir: ''Ben anlamıyorum bu işten, bari anlayan birilerine yaptırayım, bu işin seminerini almış birkaç öğretmen dostum vardı, onlar halleder canım''
Halen inanılmaz geliyorsa şöyle söyleyeyim: Son beş yılın sayılar teorisi sorularından birer tane seçerek üniversitelerden sayılar teorisi hocalarına sorabilirsiniz. Doçent ya da prof olduğu için fazla zorlanmadan çözmesi gerekir değil mi? Çözemezse şaşırmayın, asıl çözebilirse şaşırmalısınız. Peki, aynı şeyi analizden yapalım. Eşitsizlik de içeren analiz konularından 5 soru götürebilirsiniz. Durum değişmez. Haa, bir hafta sonra size telefon açıp sorularınızı çözdüm diyen çıkabilir. O kadarını biz de yapabiliriz, marifet değil.
Halen inanılmaz geliyorsa şöyle söyleyeyim: Ben de eğitim kamplarında ders dinleyip eğitim aldım. Bazı ünv hocalarımızdan (isim vermeyeceğim) maalesef hemen hemen hiçbir şey öğrenemedik. Sadece ben değil, tüm bir eğitim grubu durumdan rahatsızdı. (Bunu da koordinatöre ifade eden çok öğretmen arkadaşımız oldu). Bir akademisyenin benim karşıma geçip o alanda benden daha az bilgisi olduğunu gördüm ve ''bittiğimizin resmidir'' dedim. Çünkü üniversitenin akademik bilgisiyle bu olimpiyat alanı gerçekten çok farklı. Ayrı bir emek ve uzmanlık istiyor. Prof bile olsa, UMO ya soru hazırla deseniz çoğunluğu yapamaz. Çözmek ayrıdır, yazmak apayrıdır. Özel olarak uğraşmamışsa, bir akademisyenin kalbur üstü olimpiyat sorularını pek çözemeyeceği, kimisinin hiç çözemeyeceğini en iyi bilenlerden bazıları yukarıda ismini saydığım ve kamplarda ders veren akademisyenlerdir. Ben de bunu biliyorum ama ''herkes durumu zaten çok iyi biliyor'' gibi düşünerek rahatça yazmıştım. Maalesef gerçek budur. Ben bazı yaşanmışlıklardan ve tecrübelerimden dolayı bunları ifade ettim. Arada İlham Alivey gibi prof-lar da var. O da Akdeniz olimpiyatının jüri başkanı, biliyorsunuz.
Yazımda başkaca ''değişik / yanlış'' bulduğunuz yerler varsa bildiriniz lütfen. Sizlerle doğrulara ulaşabilmek için yazıyorum. Gerçekler fikirlerin çatışmasından ortaya çıkar. Muharrem hocama da itirazlarından ötürü özellikle tekrar teşekkür ediyorum. Kendisinin aklına gelen fikirleri, başkaları da düşünmüş olabilir. Bu yönüyle O'nların sesine de tercüman olmuş oldu, sağolsun.