Bu konuya öncelikle bilim insanlarının yaşadıkları dönem itibarı
ile kazanmış oldukları öngörülerin önemini belirtmekle başlamak
istiyorum.Araştırıcıların geliştirici çözümler sunmalarında önemli
olan paradigmaların oluşumunda tarihe düşen rol çok büyük.Ve mevcut
ortam ve sağlık anlayışı da etkilenimi ve öngörüleri ortaya
çıkarıyor.Sonuçta yenilik diye ortaya konan ürünler de tüm bu
gelişimsel çerçeveden besleniyor,bundan bağımsız düşünülmemeliydi
zaten.
Maddeyi oluşturan ve ona hayat kazandıran zerreler hala bilimde
tartışma konusu araştırmaları barındırıyor.Henüz tanımlayamadığımız bu
devinime rağmen maddeye odaklanmış bir tedavi anlayışı nasıl çözüm
getirebilir?Örneğin psikiyatrik bozukluk sahibi hastalar olarak
tanımladığımız insanlara sedatif ağırlıklı tedavilerle(!)sağlık
hizmeti sunuluyor.Bu bakış açısı çözümsüzlüğüyle bize hatalarını
aksettirmekte.
Bugün bilimsel araştırmaların merkezi olarak kendini tanımlayan
ABD'de 50milyon amerikalı sağlık sigortası olmadan yaşıyor.Tek bir
falanks transplantasyonunun 60000$ olduğu ve 18milyon sigortasız
insanın da ölüme mahkum olduğu bu sistem nasıl gelişimci araştırmalar
sunabilir?Ulusal sağlık anlayışı ve sosyal tıptan mahrum,lobicilik ve
ilaç sektörüne dayalı bu sistem nasıl olur da yenilikçi ve faydalı
çözümler sunabilir?Bu ortamdan etkilenmiş bilim insanları(aralarındaki
dürüst insanların da lobicilikle eritilmeye çalışıldığını da belirtmek
gerekir)nasıl temelden sağlıklı düşünce içeren araştırmalara imza
atabilirler?Ben mevcut anlayış değiştirilmeden bunun mümkün olacağına
inanmıyorum.
Bulunduğum konumdan baktığımda daha bütüncül ve özgür
yaklaşımlara ihtiyacın olduğu görüşündeyim.
Tıp fakültesi öğrencilerine dahi sorgulamadan uzak,mevcut
verilerin dikte edilmesiyle yalnızca öğretime dayalı bu anlayış
değişmeli bence.
Faktörler gözardı edilmemeli,en küçük etkinin büyük fırtınaları
oluşurduğunu bilmekteyiz.Ve tıp anlayışının da bunu fazlasıyla
barındırdığı muhakkak.
Sonuçta insana yaklaşım böyle olunca onu oluşturan
organlara,dokulara,hücrelere yaklaşım da bundan etkileniyor.Diğer
canlılar,mikroorganizmalar,tabiat ve ekosistemi oluşturan her parça
bundan nasibini alıyor diye düşünüyorum.
Yokedici,yıpratıcı ilaç sektörüyle beraber tüm tahripkâr
yaklaşımların bir çıkmazda kalmaya mahkum olduğu kanısındayım.Ancak
yapıcı fikirlerin sahibi birçok araştırmacının da varolduğunu bilmek
beni umutlandırıyor.Her ne kadar başlangıçta aykırı görünüp ciddi
duyarsızlıklara maruz kalsalar da ekilen tohumvari düşüncelerin birgün
yeşereceğine inanıyorum.Düşüncelerimin eleştirel yönde bazı
değişimlerini de böyle insanlara borçluyum.