günceli sorgulama

3 views
Skip to first unread message

drnacar

unread,
Aug 10, 2008, 3:10:31 PM8/10/08
to TIPteorisyenleri
mevcut tıp anlayışının birgün her sağlık sorununa deva bulabileceğine
inancınız ne kadar?

drnacar

unread,
Aug 10, 2008, 6:51:51 PM8/10/08
to TIPteorisyenleri
öncelikle kendim yanıtlayarak başlayayım tartışmaya.Mevcut barış
anlayışı ne kadar barış getiriyorsa, mevcut finans anlayışı ne kadar
eşit refah getiriyorsa ve mevcut ahlak anlayışı ne kadar ahlak
kazandırıyorsa işte o kadar sağlık sorunlarımıza çözüm getirecektir bu
tıp anlayışı.Herşeyin çıkar odaklı yaşandığı bir toplumda,yani para
için ülkeleri kana bulayan Amerikan hakim zihniyeti nasıl olur da
bundan izole tertemiz ve etiğe uygun bir tıp anlayışıyla çalışır ki?
Yan komşusuna düşman nazarıyla yada bebeğini sevmek için güleç bir
yüzle yaklaşana sapık gözüyle bakan paranoyaklaşmış bu zihniyet,her
virüse, her bakteriye ve diğer her hastalık etkenine de yok edilmesi
gereken düşman nazarıyla bakmaktadır.Sonuç ortada.Hiçbir hastalığın
tedavisinde tam başarı yok.Antibiyotikler gittikçe güçlenirken,
hayatlarına kast ettiğimiz mikrobik canlılar da gittikçe
saldırganlaşıyor.Hiçbir sistemik hastalığın, bırakın tedaviyi, daha
nasıl geliştiği bile anlaşılamamış durumda.Ve en ama en kötüsü de hiç
kimse yetersizliğimizin farkında değil.Birkaç dürüst ses hariç
Batılısından Türküne pekçok başarılı(!) tıp doktoru ve araştırıcısı
kibrinden patlayacak halde.En basit viral enfeksiyonu bile tedaviden
acizken teknolojiik oyuncaklarla yapılan ameliyatların sarhoşluğu
içinde harcanıp gidiyor insanlık.Yeni bir ses gerek,yeni bir anlayış
gerek.Hintlisi, Japonu azar azar bu sesi vermeye çalışıyor ama
onlarınki de nafile.Çünkü beslendikleri kaynağa pislik karışmış.En
temiz pınar bizde ama içmeye değer gören yok.İbni Sinaları yetiştiren
bu kültürün temsilcileri olarak şu anki halimizden utanıyorum.Çoooook
çalışmamız gerek çooook.

SEDA

unread,
Aug 13, 2008, 2:47:44 AM8/13/08
to TIPteorisyenleri
Bu konuya öncelikle bilim insanlarının yaşadıkları dönem itibarı
ile kazanmış oldukları öngörülerin önemini belirtmekle başlamak
istiyorum.Araştırıcıların geliştirici çözümler sunmalarında önemli
olan paradigmaların oluşumunda tarihe düşen rol çok büyük.Ve mevcut
ortam ve sağlık anlayışı da etkilenimi ve öngörüleri ortaya
çıkarıyor.Sonuçta yenilik diye ortaya konan ürünler de tüm bu
gelişimsel çerçeveden besleniyor,bundan bağımsız düşünülmemeliydi
zaten.
Maddeyi oluşturan ve ona hayat kazandıran zerreler hala bilimde
tartışma konusu araştırmaları barındırıyor.Henüz tanımlayamadığımız bu
devinime rağmen maddeye odaklanmış bir tedavi anlayışı nasıl çözüm
getirebilir?Örneğin psikiyatrik bozukluk sahibi hastalar olarak
tanımladığımız insanlara sedatif ağırlıklı tedavilerle(!)sağlık
hizmeti sunuluyor.Bu bakış açısı çözümsüzlüğüyle bize hatalarını
aksettirmekte.
Bugün bilimsel araştırmaların merkezi olarak kendini tanımlayan
ABD'de 50milyon amerikalı sağlık sigortası olmadan yaşıyor.Tek bir
falanks transplantasyonunun 60000$ olduğu ve 18milyon sigortasız
insanın da ölüme mahkum olduğu bu sistem nasıl gelişimci araştırmalar
sunabilir?Ulusal sağlık anlayışı ve sosyal tıptan mahrum,lobicilik ve
ilaç sektörüne dayalı bu sistem nasıl olur da yenilikçi ve faydalı
çözümler sunabilir?Bu ortamdan etkilenmiş bilim insanları(aralarındaki
dürüst insanların da lobicilikle eritilmeye çalışıldığını da belirtmek
gerekir)nasıl temelden sağlıklı düşünce içeren araştırmalara imza
atabilirler?Ben mevcut anlayış değiştirilmeden bunun mümkün olacağına
inanmıyorum.
Bulunduğum konumdan baktığımda daha bütüncül ve özgür
yaklaşımlara ihtiyacın olduğu görüşündeyim.
Tıp fakültesi öğrencilerine dahi sorgulamadan uzak,mevcut
verilerin dikte edilmesiyle yalnızca öğretime dayalı bu anlayış
değişmeli bence.
Faktörler gözardı edilmemeli,en küçük etkinin büyük fırtınaları
oluşurduğunu bilmekteyiz.Ve tıp anlayışının da bunu fazlasıyla
barındırdığı muhakkak.
Sonuçta insana yaklaşım böyle olunca onu oluşturan
organlara,dokulara,hücrelere yaklaşım da bundan etkileniyor.Diğer
canlılar,mikroorganizmalar,tabiat ve ekosistemi oluşturan her parça
bundan nasibini alıyor diye düşünüyorum.
Yokedici,yıpratıcı ilaç sektörüyle beraber tüm tahripkâr
yaklaşımların bir çıkmazda kalmaya mahkum olduğu kanısındayım.Ancak
yapıcı fikirlerin sahibi birçok araştırmacının da varolduğunu bilmek
beni umutlandırıyor.Her ne kadar başlangıçta aykırı görünüp ciddi
duyarsızlıklara maruz kalsalar da ekilen tohumvari düşüncelerin birgün
yeşereceğine inanıyorum.Düşüncelerimin eleştirel yönde bazı
değişimlerini de böyle insanlara borçluyum.

On 10 Ağustos, 22:10, drnacar <nacar...@yahoo.com> wrote:

Sencer Akdeniz

unread,
Aug 13, 2008, 4:28:17 AM8/13/08
to SEDA, TIPteorisyenleri
Konu ile ilgili "Akli Karisiklar Icin Kilavuz" kitabinin ilk bolumunun okunmasi gerektigine inaniyorum.
 
Yazar bahsolunan konuyla ilgili cok ciddi acilimlar sunuyor.
 
Ne mi diyor kisaca?
 
Eger insani `canli bir nesne` olarak tanimlarsak, insana insan gibi bakamayiz, bakamazsak oylece goremeyiz, sonuc olarak tip da teknik bir birime donusur, doktorluk da teknisyenlige elbette.
 
Selamlar;
 
Sencer
 
 


 
13 Ağustos 2008 Çarşamba 08:47 tarihinde SEDA <sedali...@hotmail.com> yazdı:

Ismail Yigit

unread,
Aug 13, 2008, 7:51:31 AM8/13/08
to Sencer Akdeniz, SEDA, TIPteorisyenleri
Merhabalar;
 
Henuz erken mi olur boyle bir oneri icin bilemiyorum ama, sizlerle paylasmak istedim. Hani grup henuz yeniyken belki gerceklesmesi daha kolay olur diyerekten belirtmek istiyorum. Grubun varlik amacini ve hedeflerini alt konulara bolup, grup uyeleri de o alt konularda ilgi ve bilgilerine gore deneme-makale mahiyetinde yazilar hazirlasa, soylesiler yapsak bu konularla baglantili ve sozu muteber kisilerle; bunlari paylasip sunsak grupta aramizda ve cozumlesek yazilari. Birkac ay icinde de bu yazilar tekrar derlenerek konuya dair bir kitap kazandirmis oluruz tip camiasina diye dusunuyorum. Hem boyle belli bir hedefe donuk calisma -kitap cikarma gibi- grubun isleyisini de her daim canli ve dinamik tutacaktir diye tahmin ediyorum.
 
Saglicakla
 
ismail

13 Ağustos 2008 Çarşamba 11:28 tarihinde Sencer Akdeniz <sencer...@gmail.com> yazdı:

http://www.onarimcilar.net
--Daha iyi bir dünya pekala mümkündür--

drnacar

unread,
Aug 14, 2008, 3:02:21 AM8/14/08
to TIPteorisyenleri
bence gayet yerinde bir teklif,mesela bu alt başlıklara bölme şu
şekilde olabilir:en güncel ve zor hastalıklar başlık olarak
verilir,sonra bu hastalıklarla ilgili alternatif açılımlar
sıralanır.Mesela diyabet, enfeksiyon hastalıkları,kanser,otoimmün
hastalıklar gibi başlıklar açılır,sonra bir uzmandan kısa güncel
bilgiler alınır.Bu bilgiler hastalığın tanımı,nedeni ve tedavisiyle
illgili güncel bilgiler olacak,sonra da grupta alternatif açılımlar
tartışılır.Bu tartışmalar sırasında farklı farklı disiplinlerin bakış
açısından yararlanılır.Biyoloji,fizik,sosyal bilimler bile faydalı
olur.Hatta hastalıların sosyal karşılıklarından faydalanılır.Kanser-
terör yada otoimmün hastalık-iç çatışma gibi ne bilim öyle şeyler
iştebu tarz düşünceyle yeni hipotezler üretilebilir diye
düşünüyorum.mesela benim üzerinde çalıştığım 3-4 ayrı başlık
var,onları ileride yazacağım.buradaki sohbetlerin bilimsel ve sonunda
da ismail hocamın dediği gibi üretken olması adına başka teklifler???


On 13 Ağustos, 14:51, "Ismail Yigit" <ismail.yi...@gmail.com> wrote:
> Merhabalar;
>
> Henuz erken mi olur boyle bir oneri icin bilemiyorum ama, sizlerle paylasmak
> istedim. Hani grup henuz yeniyken belki gerceklesmesi daha kolay olur
> diyerekten belirtmek istiyorum. Grubun varlik amacini ve hedeflerini alt
> konulara bolup, grup uyeleri de o alt konularda ilgi ve bilgilerine
> gore deneme-makale mahiyetinde yazilar hazirlasa, soylesiler yapsak bu
> konularla baglantili ve sozu muteber kisilerle; bunlari paylasip sunsak
> grupta aramizda ve cozumlesek yazilari. Birkac ay icinde de bu yazilar
> tekrar derlenerek konuya dair bir kitap kazandirmis oluruz tip camiasina
> diye dusunuyorum. Hem boyle belli bir hedefe donuk calisma -kitap cikarma
> gibi- grubun isleyisini de her daim canli ve dinamik tutacaktir diye tahmin
> ediyorum.
>
> Saglicakla
>
> ismail
>
> 13 Ağustos 2008 Çarşamba 11:28 tarihinde Sencer Akdeniz <
> sencerakde...@gmail.com> yazdı:
>
>
>
>
>
> >  Konu ile ilgili "Akli Karisiklar Icin Kilavuz" kitabinin ilk bolumunun
> > okunmasi gerektigine inaniyorum.
>
> > Yazar bahsolunan konuyla ilgili cok ciddi acilimlar sunuyor.
>
> > Ne mi diyor kisaca?
>
> > Eger insani `canli bir nesne` olarak tanimlarsak, insana insan gibi
> > bakamayiz, bakamazsak oylece goremeyiz, sonuc olarak tip da teknik bir
> > birime donusur, doktorluk da teknisyenlige elbette.
>
> > Selamlar;
>
> > Sencer
>
> > 13 Ağustos 2008 Çarşamba 08:47 tarihinde SEDA <sedaliman_...@hotmail.com>yazdı:
> --http://ismailyigit.blogcu.comhttp://www.onarimcilar.net
> --Daha iyi bir dünya pekala mümkündür--- Alıntıyı gizle -
>
> - Alıntıyı göster -

ismail yigit

unread,
Aug 14, 2008, 5:37:38 AM8/14/08
to TIPteorisyenleri

Okudugum yeri hatirlamiyorum ama meselelerin butunselliginin ve ic ice
gecmisliginin cok guzel bir numunesini sundugu icin burada gundeme
getirmek istiyorum. Bildigim kadariyla -yanlissam lutfen duzeltiniz-
pek cok ilacin hammaddesi olarak tabiattaki bitkiler ve hayvanlardan
faydalaniliyor. Fakat bir yandan da insanlarin sebep oldugu ekolojik
deformasyonlardan oturu bitki ve hayvan turlerinin soylari
tukenebiliyor. Korkum odur ki, bir gun ortaya cikabilecek olumcul bir
hastaligin devasini barindiran bitkiler/hayvanlar da bu gidisat icinde
coktan yok olmus olsunlar. Buradan yola cikarak, kisisel kanaatim bir
hekimin ayni zamanda cevre meselelerine de duyarli olmasi gerektigi
uzere. Cevre meselelerine duyarli olmak, insanin ekonomik
faaliyetlerinin ve tuketim aliskanliklarinin da sorgulamasini
beraberinde getirir ki buradan sanayi-teknoloji iliskilerinin de bir
hekimin gundeminde olmasi gereken hususlardan oldugu ortaya cikar.
> > - Alıntıyı göster -- Alıntıyı gizle -
>
> - Alıntıyı göster -

Sencer Akdeniz

unread,
Aug 14, 2008, 5:50:36 AM8/14/08
to ismail yigit, TIPteorisyenleri
Bildigim kadariyla -yanlissam lutfen duzeltiniz-
pek cok ilacin hammaddesi olarak tabiattaki bitkiler ve hayvanlardan
faydalaniliyor. Fakat bir yandan da insanlarin sebep oldugu ekolojik
deformasyonlardan oturu bitki ve hayvan turlerinin soylari
tukenebiliyor. Korkum odur ki, bir gun ortaya cikabilecek olumcul bir
hastaligin devasini barindiran bitkiler/hayvanlar da bu gidisat icinde
coktan yok olmus olsunlar.
 
Mesela ilac uretimi-tuketimi konusunda bir hekim yarindan itibaren duyarli olmak istese, hepimizin bildigi gereksiz ilac yazimina karsi durmaktan ote ne yapabilir bilemiyorum. Kaynak israfini engelleyelim, e tamam engelleyelim. Cevreyi koruyalim, elbette seve seve. Hastaliklarimizin devasi o agaclar, evet cok dogru.
 
Peki bu konuda somut bir adim olarak ne yapilabilir sizce? En azindan dusunce bazinda?

14 Ağustos 2008 Perşembe 11:37 tarihinde ismail yigit <ismail...@gmail.com> yazdı:

drnacar

unread,
Aug 14, 2008, 8:13:53 AM8/14/08
to TIPteorisyenleri
ilaç geliştirirken sentetik maddeler üzerine değil de doğal yollara
başvurmak,yani mesela tıp fakültelerinde bitkilerle ilgili alanlar
kurulabilir.Bu konuda uzman botanikçilerle,kimyacılarla,farmakologlar
ve hekimler biraraya gelip çoookk ayrıntılı bir terapotik yani tedavi
edici yönleri olan bitkki rehberi çıkartılır ve üzerlerinde
çalışılarak yeni karışımlar hazırlanabilir.Bu şekilde yapay sektör
durdurulur,pahalı ilaçlara ve yan etkilerine bir dur denilmiş
olabilir.Ama bu konunun çoook üzerinde bir konu var ki bu tarz
anlayışın ilerleyişine dünya ilaç endüstrisi engel oluyor.Doğallık
demek genelde ucuzluk demek olduğundan buna pek yanaşmıyorlar.Böyle
söyleyerek bu konudaki üretken fikirleri baltalamak istemem ama bu da
aklımzın kenarında olmalı,yani hakim güç için insan değil de para
önemliyken insanın refahı için bişiyler üretmek zor oluyor.
ezcümle somut adım:bitkilere tıp fakülteleri bünyesinde yer vermek
olabilir, aynı zamanda hayvanlara da bu konuda yer verilebilir.Doğal
denge içinde birrbirinin nüfuslarını etkin bir şekilde kontrol
edebilen canlılardan faydalanabilir.Yani bir parazit bir tbc mikrobunu
yenmek için kullanılabilir.
düşünce bazında en önemli adım da şu:BİZ BATIDAN ÇOK YÖNDEN FARKLIYIZ
VE DAHA İYİSİNİ YAPABİLİRİZ.Öncelikle buna inanmalıyız.Buna gönülden
inanmalı ve sürekli yazmalıyız.Alternatif hipotezler üretip deney
ortamlarında sınamalıyız.



On 14 Ağustos, 12:50, "Sencer Akdeniz" <sencerakde...@gmail.com>
wrote:
> *Bildigim kadariyla -yanlissam lutfen duzeltiniz-
> pek cok ilacin hammaddesi olarak tabiattaki bitkiler ve hayvanlardan
> faydalaniliyor. Fakat bir yandan da insanlarin sebep oldugu ekolojik
> deformasyonlardan oturu bitki ve hayvan turlerinin soylari
> tukenebiliyor. Korkum odur ki, bir gun ortaya cikabilecek olumcul bir
> hastaligin devasini barindiran bitkiler/hayvanlar da bu gidisat icinde
> coktan yok olmus olsunlar.*
>
> Mesela ilac uretimi-tuketimi konusunda bir hekim yarindan itibaren duyarli
> olmak istese, hepimizin bildigi gereksiz ilac yazimina karsi durmaktan ote
> ne yapabilir bilemiyorum. Kaynak israfini engelleyelim, e tamam
> engelleyelim. Cevreyi koruyalim, elbette seve seve. Hastaliklarimizin devasi
> o agaclar, evet cok dogru.
>
> Peki bu konuda somut bir adim olarak ne yapilabilir sizce? En azindan
> dusunce bazinda?
>
> 14 Ağustos 2008 Perşembe 11:37 tarihinde ismail yigit <
> ismail.yi...@gmail.com> yazdı:

drnacar

unread,
Aug 24, 2008, 4:34:06 AM8/24/08
to TIPteorisyenleri
ALTERNATİF HİPOTEZ ÖRNEK 1:
Patojenler (Hastalık yapıcı mikrobik canlılar) bağışıklık sistemi
hücreleri için besin kaynağı olabilir mi?
Evet benim bu hipotezim Medical Hypotheses adlı tıp dergisinde 2007 de
yayınlandı ve ayrıca Moskovadaki bir bilimsel toplantıda da bu
hipotezimi sundum.
her ikisi de dosyalar bölümünde mevcut.
üretkenliği stimüle etmek adına...
> ...
>
> tamamını oku »- Alıntıyı gizle -
>
> - Alıntıyı göster -

drnacar

unread,
Aug 24, 2008, 4:51:05 AM8/24/08
to TIPteorisyenleri
bu hipotezimdeki ana fikir şu:mikroplarla "savaş" mantığı
yanlıştır.Onun yerine doğadaki canlılar arası normal ilişkiler insan
vücudunda da olamaz mı?Yani bir aslan bir ceylanı onun düşmanı olduğu
için değil karnı acıktığı için yer ve sonuçta popülasyonlar arası
denge korunur.Yada bir akbaba leşleri ortalığı temizlemek ve sonuçta
biyosferi çöplük olmaktan koruma bilinciyle hareket etmez,sadece ağız
tadı leşe uygundur,ondan lezzet alır, bu lezzetin doğaya yansıyan
sonucu nedir:Eğer leş yiyici makroskobik ve mikroskopik canlılar
olmasa dünya yüzeyi çok çok kısa bir sürede metrelerce yükseklikte bir
biyolojik çöp yığınıyla kaplanır.Pekiiiii madem biyolojik yaşamda
böyle bir denge mevcut,yani bilinçsizce ve bazı lezzetler için yapılan
hareketler dünyadaki hayatın devamını sağlıyor,bizim bağışıklık
sistemi hücrelerimiz neden aynı motivasyonla mikropları yiyor yada
başka şekilde onlardan istifade ediyor olmasın?
Bu hipotezin hareket noktalarından biri de şu:Mevcut tıp anlayışı
hücrelerimize çok fazla bilinçli işlev yüklüyor.Mevcut tıbbın
felsefesini oluşturan "Ne" ve "Nasıl" sorularına karşılık bulup
"Niçin"e karışmamak ve "Niçin" sorusunu bilim dışı ilan edip "Niçin"
diye soranları da "psödoscience (yalancı bilim, sahte bilim)" yapmakla
suçlamak anlayışı artık tükeniyor.Her ne kadar kabul etmek istemeseler
de bugüne kadar yanıt alamadıkları soruların yanıtlarının "Niçin

drnacar

unread,
Aug 24, 2008, 5:12:57 AM8/24/08
to TIPteorisyenleri
...yantlarının "Niçin"de saklı olduğuna inanıyorum.Niçin bağışıklık
sistemi hücreleri, adına mikrop dediğimiz ve düşman ilan ettiğimiz
canlılarla ölümüne bir savaşa tutuşmuş olsun ki?Onlar basit ve akılsız
canlılar,eğer o kadar akıllı olsalar neden hepsi bileşip de bir
organizmanın devamına çalışsınlar ki?Cevap şu mu:Evrimsel süreçte
insan vücudu içinde yaşamaya adapte olduklarından insan vücudunun
devamına çalışıyorlar?Hiç sanmıyorum.
Buradaki bir diğer sosyal konu da şu arkadaşlar:Batı bilimi Batı
kültürünün,felsefesinin,aklının ürünü değil mi?Ve o Batı düşüncesinde
en hakim olan itici ve güdüleyici duygulardan biri ve aynı zamanda
ABDnin başta olmak üzere programlı olarak yürüttüğü psikolojik
hareketin temelinde yatan duygu KORKU değil mi?Diğer din
mensuplarından kork, diğer renklerden kork,diğer milletlerden
kork,komşundan kork,annenden babandan kork,kardeşinden
kork,hastalıktan kork ve mikroplardan kork(microbe:mikroskopla
görülebilen canlı demektir,mikrop kelimesinin kötü anlamda
kullanılmasının da aslında hiç mi him mantıklı nedeni
yoktur),kork,kork,kork.EEEE sonuçta noluyor:Paranoyak bir anlayış.Bu
paranoya heryerde,tüm politikalarda bilim de dahil.(bu arada Domestos
reklamlarına da değinmeden geçemeyeceğim.Neyse ki Domestos
burada,yoksa ne yapar bize o tişörtlerimizdeki mikroplar,mazallah:)Bu
paranoya sadece düşman üretmekle kalmıyor dost olması gereken ve
bizden olanları da lekeliyor,nasıl mı?Hiç "Natural Killer" diye bir
hücre ismi dudunuz mu?"Doğal Katil" diye tanımlanan bu hücreler
vücudumuzda kanser hücreleri de dahil tehlikeli bir dönüşüm geçirmekte
olan pekçok hücreyi tanıyıp yiyen,durduran hücreler.Ama isme bakar
msınız,bu haksızlık değil mi?Bir balığa "Katil Balina" adını
takmak,bir hücreye "Doğal Katil" demek, hücrelerin vakti gelince ölüp
gitmelerine "Hücre intiharı:Apoptozis,Cell suicide" demek sizce ne
kadar yakışık alıyor?Ben rahatsız oluyorum bu durumdan arkadaşlar ve
tamamıyla bizim hoşgörü dolu kendi kültürümüzle beslenmiş Yeni Bilimi
arıyorum.Herkesi de bu arayışa tekrar davet etmiş olayım be
vesileyle....

Ismail Yigit

unread,
Aug 24, 2008, 6:36:50 AM8/24/08
to drnacar, TIPteorisyenleri
Hucrelerin, canlilarin ve biyolojik sureclerin adlandirmalarinda kullanilan kelimeler meselesi, yazar Alev Alatli'nin asagidaki yazisinda bahsini ettigi Sapir-Whorf dilbilimi hipotezini hatirlatti.
 
 
Yazida ilgili kisim soyle:
 
"...Sapir-Whorf hipotezini bilenleriniz, bu hipotezin, "insanların" fikirlerinin ve fiillerinin konuştukları dilin dilbilgisi kategorileri tarafından şekillendiği ilkesini savunduğunu hatırlayacaklardır. "Dünyayı görme biçimimiz, kullandığımız dilden etkileniyor olabilir." der bu hipotez.  Bu yüzden, "şümul"/"tarafsız" bir dili yüceltmenin amacı da, insanların farkında olmadıkları inançlarını fark etmelerini sağlamak, onların kullandıkları dile dair daha bilinçli tercihlerde bulunmalarını ve değişik insanların "incitici bulabileceği" şeylere dair farkındalık kazanmalarını sağlamak olmaktadır.

İngilizceyi ve terminolojisini değiştirmenin hedefi şu argümanda özetlenmektedir: "Bazı grup insanların hakları, imkânları, veya özgürlükleri, aşağılayıcı ve küçültücü klişelerle nitelenen bir grubun üyeleri olarak sınıflandırılmalarından dolayı sınırlanmaktadır." Devamı, "bu tür sınıflandırmalar büyük ölçüde ima yoluyla ve bilinçsizce yapılmakta, ve etiketleyici terminolojinin mevcudiyeti ile daha da kolaylaşmaktadır." Dolayısıyla, "etiketleyici terminolojileri sorunlu hale getirerek, insanların birisini nasıl tarif ettikleri üzerinde bilinçli düşünmelerini sağlamak mümkün olacaktır." Sonuç: "Etiketlemenin bilinçli bir fiil olduğu durumda, bir kişinin bireysel meziyetleri onun bir grubun üyesi olmasının çağrıştırdığı meziyetlerine nazaran daha gözle görülür olacaktır."
 
Yeni İngilizcenin savunucuları, savlarını sözde seksist-cinsel ayrımcı- dil içinden verdikleri örneklerle izah etmektedirler. Örneğin, İngilizce "man"-insan- kelimesinin tüm insanları kapsayacak şekilde "mankind"-"insanoğlu" şeklinde kullanımının uygunsuz olmasından öte, kadınların toplumdaki varlıklarını ihmal ettiğine işaret etmektedirler. Birbirine koşut olmayan kullanımlar, mesela "man and wife"-"adam ve karı", kadınların "sembolik imha edilişleri"nin bir başka örneği. Bu yüzden, cinsiyet ayrımcılığını ortadan kaldırmak için, İngilizce konuşanlar dillerindeki "seksist"-cinsiyet ayrımcı- biçimleri ortadan kaldırmalıdırlar.

Açıktır ki, İngilizce benim ana dilim değil. İngilizce konuşan bir topluluğa hitap etmem gerektiği bu tür nadir durumlar haricinde, İngilizce de yazmıyorum. Dolayısıyla, "Neden bir Türk yazarı, İngilizce'de bir reform çabası olarak görülebilecek böyle bir husus için bu derece endişeli?" sorusu, oldukça yerinde olacaktır.

İki sebep sunacağım: İlki, benim kendimin Türk dil reformunun bir "kurbanı" olmamdan ötürü, en azından, "insanların" fikirlerinin ve fiillerinin konuştukları dilin dilbilgisi kategorileri tarafından şekillendirildiğini söyleyen Sapir-Whorf hipotezinin ilk kısmını doğrulayabilirim. İnsanların fikirlerinin ve fiillerinin, Türkçe'nin değişen dilbilgisi kategorileri tarafından yeniden şekillendirilmesi sürecine tanıklık ettim; sürecin, aslen tıbbî bir rahatsızlık olan ve belirtileri insanların kendi ana dillerinde konuşamamaları veya yazamamaları veya konuşulanları ve yazılanları anlayamamaları olan celbedilmiş afazi-söz yitimi noktasına dayanması dahil.

Bu hastalığın, hali hazırda sözde "evrensel" yeni değerlerin ve mutfak tercihlerinden tutun dinsel inançlara dek varlığının tüm alanlarında değişim ve reform taleplerinin ağır bombardımanı altında olan toplumumuzun atomize olmasında, ayrışmasında büyük pay sahibi olduğunu gözlemliyorum. "Siyasi doğruculuk" adı altında, belli konuların, belli ifadelerin ve hatta belli el-kol hareketlerinin müfredatta ve eğitim yöntemlerinde nasıl yasaklı kılındığını, bunun genç insanların zihinlerinde şüphe ve kuşkuculuk hisleri ile doldurulacak büyük bir boşluğa zemin hazırladığını ve sonuçta bu durumun toplumumuzu tepkiselcilikle, o olmazsa kayıtsızlıkla tehdit ettiğini görüyorum..."
 
Wikipedia da bu hipotezle ilgili madde var:
 
 
Nacizane onerim, gecenlerde bahsettigim konu basliklari arasina tipta kavramsal sapmalar vb. bir basligi acarak, Sapir-Whorf hipotezinden yola cikarak hocamizin ilettiklerine ilaveten benzeri sapkin kullanimlari irdelemek. Bu konudan cok guzel bir makale cikacagina inaniyorum.


24 Ağustos 2008 Pazar 12:12 tarihinde drnacar <naca...@yahoo.com> yazdı:

drnacar

unread,
Aug 24, 2008, 8:55:47 AM8/24/08
to TIPteorisyenleri
katılıyorum ve destekliyorum,açalım hemen yeni başlığımızı.

On 24 Ağustos, 13:36, "Ismail Yigit" <ismail.yi...@gmail.com> wrote:
> Hucrelerin, canlilarin ve biyolojik sureclerin adlandirmalarinda kullanilan
> kelimeler meselesi, yazar Alev Alatli'nin asagidaki yazisinda bahsini ettigi
> Sapir-Whorf dilbilimi hipotezini hatirlatti.
>
> http://onarimcilar.net/j/index.php?option=com_content&task=view&id=16...
> 24 Ağustos 2008 Pazar 12:12 tarihinde drnacar <nacar...@yahoo.com> yazdı:
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages