Benim ocukluğumdaki evim camdandı. Kırar kırar tekrar yapıştırırdık. Ka kere dkld stmze o ev biliyor musun? Ka kere yaralandık odalarımıza girmeye alışırken. Bu kadar ok yara aldığımızı belli etmedik el leme tabii. Canımız kesildi ev iinde kaldı. Kol kırıldı yen iinde kaldı. Babam kırılan camlardan odama ayna yaptı. Bakardım. Nerde kırılıp nerde birleştiğimi izlerdim. Para paraydım. Yzm tam gremediğim iin hep eksik hatırlıyorum ocukluğumu. Annem dklen paralardan kendine kolye yaptı. Batardı. Elimi uzatmaya kalktığımda canım yanardı. Onun yanına yaklaşamadığım iin tam anımsamıyorum anne kokusunu. O paralanmış eve evim diyemediğim iin bilemiyorum evimin neresi olduğunu.
Evimi bulamıyorum. Kendimi bildim bileli arayıp duruyorum. Hibir sorgulamamda cevaba ulaşamıyorum. Sanki yersiz ve yurtsuzum. Hatırladığım ilk anılarımda bile aidiyetsizim. Dnyanın neresine gitsem adressizim. Hangi atının altına sığınsam yine evsizim. Koca dnyada kendime bir sığınak bulamıyorum. Yerlere gklere sığamıyorum. Benim evim neresi?
Benim ocukluğumdaki evim camdandı. Kırar kırar tekrar yapıştırırdık. Ka kere dkld stmze o ev biliyor musun? Ka kere yaralandık odalarımıza girmeye alışırken. Bu kadar ok yara aldığımızı belli etmedik el leme tabii. Canımız kesildi ev iinde kaldı. Kol kırıldı yen iinde kaldı. Babam kırılan camlardan odama ayna yaptı. Bakardım. Nerde kırılıp nerde birleştiğimi izlerdim. Para paraydım. Yzm tam gremediğim iin hep eksik hatırlıyorum ocukluğumu. Annem dklen paralardan kendine kolye yaptı. Batardı. Elimi uzatmaya kalktığımda canım yanardı. Onun yanına yaklaşamadığım iin tam anımsamıyorum anne kokusunu. O paralanmış eve evim diyemediğim iin bilemiyorum evimin neresi olduğunu.
Evimi bulamıyorum. Kendimi bildim bileli arayıp duruyorum. Hibir sorgulamamda cevaba ulaşamıyorum. Sanki yersiz ve yurtsuzum. Hatırladığım ilk anılarımda bile aidiyetsizim. Dnyanın neresine gitsem adressizim. Hangi atının altına sığınsam yine evsizim. Koca dnyada kendime bir sığınak bulamıyorum. Yerlere gklere sığamıyorum. Benim evim neresi?
Zamanın Sleyman'ı, ansızın... Kkremiş bir tufan halinde akseden bu naraları duydu. Otağında yalnızdı. Yarım saat evvel dağılan Dvn'ın cenk iin gsterdiği kahraman arzuyu dşnyordu. Bugn, yalnız vezirleri değil, kazaskerleri, defterdarları, nişancıları, "ağa, kethd[1], serdar, yayabaşı, blkbaşı, vekilhar" gibi, yenieri zbitlerini, hatta solakları bile ağırmış, hepsini huzurunda toplamıştı. Hepsi ".... Kafdağı'na kadar arkandan gelmeye hazırız, padişahım!" diye ayaklarına kapanmışlar, gzlerinden sevin yaşları dkmşlerdi. İşte şimdi "sefer kararı" ordu iine yayılmış olacaktı. Otağın biraz uzağında... Kk meşe ormanının nihayetindeki mahşerde, deminki Dvn'ın sevinci, byk bir heyecan ummanı gibi kaynıyor, kabarıyor, kabarıyor; bu ummanın grnmez, işitilir dalgaları, yakın ufukların bulutlu sahillerine değil, sanki btn cihanın tk[2] ına arpıyordu:
Padişah, tahtından yavaşa ayağa kalktı. Sağ elini altın koltuğa dayadı. Gkten inen, mnsı anlaşılmaz bir sese kulak verir gibi başını bkt. Ordunun velvelesini dikkatle dinledi. "Kızıl Elma, Kızıl Elma...." Bu ismi şehzadeliğinden beri binlerce defa duymuştu. Sonra tekrar tahta oturdu. Gzlerinin stne kadar eğilmiş yusufiyesini[3] geri itti. Gayet ıkık, geniş alnını, esmer uzun parmaklarıyla tuttu. Dşnd. Dşnd.
Yarım saat evvelki byk Dvn'dan ıkan vezirler, niin yine huzura ağırıldıklarını rkek bir ıstırap ile merak ediyorlardı. Ahmed Paşa'yla Hadım Ali Paşa'nın arkasından kazaskerler, Sokullu Mehmet Paşa, Haydar Paşa, Ayas Paşa, İskender Paşa, gzleri yerlerde otağa girdiler. Birer birer tahtın saağını pp el bağladılar. Padişah, beyaz tlbent sarılı, ifte tuğlu yusufiyesini yine ok ne eğmişti. Kaşları hi grnmyordu, yz her vakitkinden daha sertti. İnce murass[4] direkler stne kurulmuş donuk zmrtten bir kubbeyi andıran otağın loş sknunu:
Ne "evet" ne "hayır" diyebiliyorlar, nlerine bakıyorlardı. Padişah, orduya getirdiği "kaplan postlu, kurt talı, ekirdek mahmuzlu, tekne kalkanlı, tepeden tırnağa kadar demire garkolmuş, elleri kostanieli[5], ak kızıl bayraklı", emsali grlmemiş mkemmel alayı ile iki gn evvel tevecchn kazanan Rumeli Beylerbeyine sordu:
Dedi. Byk padişah, anlamak istediği şeyi kimsenin bilmediğini grnce, canı daha beter sıkıldı. Tahtın koltuklarını asabiyetiyle tuttu. deti olmayan bir hiddetle kazaskerle dnd. Acı acı glmsedi:
"Her şeyi biliyoruz!" sanan bu "Horasan" kavuklu başlar uğradıkları hakaretin altında hafife sallandılar. Onlar, her şeyi kabul edebilirlerdi. Lkin cahilliği? Asla.... Ortalarından, kara sakallı, bastı bacak, şişman bir fakih, bir adım ilerledi. Bu hem en limleri, hem en cesurlarıydı:
Fakih dşnd. nne baktı. "Yok!" diyecekti. Fakat, işte sefer eğlentisi yapmaya başlayan byk ordunun velvelesi iinde "Kızıl Elma'ya" naraları birbiri arkasına akan şimşekler gibi grlyordu. Asker yalnız sefere gideceği, muharebeye gireceği zaman değil, hatta şımardığı, isyan ettiği vakitlerde bile bu narayı savurmuyor muydu? Bu daima taşan, kabaran, coşan bir kuvvetin ne olduğu bilinmeyen bir gayesi idi. Daha medresede minimini bir mezken sipahi, yenieri blklerinin bu narayı bastıklarını işitirdi. Bunu iyice hatırlıyordu. Ama, aslının ne olduğunu merak edip ğrenmemiş, okuduğu metinlerde bu isme dair bir şeye rastgelmemişti. Yutkundu. nnde bağlı duran ellerini sıktı. Artık "Kızıl Elma rfte yoktur" diyemezdi. nk... İşte.... Duyuyordu!
Fakih sustu. Kızardı. Bir adım geriledi. Yine nne baktı. rfn hakikatini şeriat da tasdik etmiyor muydu? Padişah, bunu bilen fzıllardandı. Karşısında safsataya imkan yoktu. br kazaskerler arkadaşlarının mağlubiyetine bakarak, ağız amadıklarına iin iin seviniyorlar, "Skt szden hayırlıdır!" hikmetini hatırlıyorlardı. Padişah yine acı acı gld:
Lkin hkim padişah, kahraman, rif, fzıl, şir olduğu kadar da insaflıydı! Her şeyi evvela kendi nefsinde muhakeme eder; her hkm, her kararı vermezden evvel bir kere kendi vicdanından geirirdi. Huzurundaki kulları sualine bir cevap bulamamaktan kıvranırlarken, o da sıkıldı. "Dern lisanla" kendi kendine sordu:
Azıcık ferahladı. Sezdiğini dşnmeye başladı. Bu, tabiatın, ilmin, irfanın tesinde bir hakikattı. Evet, işte "Kızıl Elma", ne olduğunu sanki biliyor, fakat syleyemiyordu. Halbuki bu vezirler, kazaskerler, beylerbeyleri.... Hayır, hibir şey sezmiyorlardı. Birisinin lafı tekininkine uymuyordu. Kimi in, kimi Hind, kimi Sind, kimi Viyana, kimi Roma diyordu. Kızıl Elma bunların hibiri değildi! İinden:
Sonra İskender Paşa, saf bir askerin basit mantığı ile "Kızıl Elma, Kızıl Elma!" diyen halkın mutlaka bir şey murad ettiğini, kuşların tşnde bile kendi dillerince bir mn olduğunu syledi. Kısa boylu, inatı kazasker, halkın ne sylediğini, ne istediğini asla bilemeyeceğini tekrar iddia etti. Padişah, İskender Paşa'ya, ıkıp gizlice ordunun iine girmesini, nmyiş[6] alayında bağıranlardan rasgele kişi tutup huzuruna getirmesini irade etti. İskender Paşa ıkınca padişah kazaskerlere rfe dair ayrı ayrı sualler sormaya başladı. Vezirlerle beylerbeyleri, anlamadan, dinliyorlardı.
İskender Paşa, otağın mehbet[7] inde rkerek sapsarı kesilmiş, başında perşn[8] si dağılmış, tirtir titreyen bir adamı soktu. Bu, uzun boylu, pala bıyıklı, kuvvetli bir garipti. Orduda ayakkabıcılığı yapan serserilerden biriydi. Otağ kapısının dışındaki kapıcıların ğrettikleri gibi, tahta doğru gitti. Yeri pt. Ayağa kalkmadı. Kolları gğsnde bağlı, dizst kaldı. Padişah sordu:
Dizst duran garip, vezirlerin işaretiyle kalktı. Geri geri gitti. Perdenin yanında dikildi. Bu sefer huzura getirilen, tıknaz, esmer, beyaz keeli, afacan bir yenieri neferiydi. Serbeste yrd. Saağı pt. Kalktı, el bağladı. Padişahın "Kızıl Elma neresi?" sualine, dşnmeden:
Doğruyu syleyen bu kişiye hemen er yz kese ake ihsan etti. Artık "Kızıl Elma'ya, Kızıl Elma'ya" naraları oğalıyor, taşıyor, daha ziyde yaklaşıyordu. Padişah, birdenbire, Hakk'ın kendini gndereceği yeri dşnd. Nihayeti bulunmaz Hak yolunun, hakikat yolunun gittiği "Kızıl Elma" denen bu cennet karşısında, Viyana, Roma, Hind, Sind, in, Main birtakım fni harabelerden başka bir şey miydi? Başını salladı. Arkasına dayandı. İri siyah gzlerini ufalttı. İlah, manevi bir zevke varmış gibiydi! Mdebbir[9] vezirlerinin, lim kazaskerlerinin, kahraman beylerbeylerinin tekrar saak pp ıkışlarını grmedi bile... Otağın kapısında, onlar da şimdiye kadar asla ulviyetinin, mehbetinin farkında olmadıkları muazzam bir manzara karşısında donup kaldılar; sefer eğlentisi yapan yz binlerce asker, kol kol olmuş, cirit oynayarak, kaynaşarak otağ etrafında geniş bir daire eviriyorlar:
Unscrambled valid words made from anagrams of neresi. How many words in neresi? There are 55 words found that match your query. We have unscrambled the letters neresi (eeinrs) to make a list of all the word combinations found in the popular word scramble games; Scrabble, Words with Friends and Text Twist and other similar word games. Click on the words to see the definitions and how many points they are worth in your word game!
Finished unscrambling neresi? Test us with your next set of scrambled letters! We're quick at unscrambling words to maximise your Words with Friends points, Scrabble score, or speed up your next Text Twist game! We can even help unscramble neresi and other words for games like Boggle, Wordle, Scrabble Go, Pictoword, Cryptogram, SpellTower and a host of other word scramble games. Give us random letters or unscrambled words and we'll return all the valid words in the English dictionary that will help.
d3342ee215