TASAVVUFTA kutup,gavs,revasi,kutbul irşad,ricalulgayb

917 views
Skip to first unread message

elhamdulillahi rabbil alemin

unread,
May 22, 2008, 11:15:33 AM5/22/08
to tev...@googlegroups.com






Elhamdulillahi rabbil alemin vesselatu vesselamu  ala rasulina muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecma’in…HAMD alemlerin rabbi ALLAHa salat ve selam onun nebisi gelmiş gecmiş insanların en hayırlısı olan YANLIZCA ALEMLERE RAHMET OLARAK GÖNDERİLEN resulullah s.a.v üzerine olsun.dinini yaşamak ve öğrenmek bu yolda mücadele edenlere sabrı tavsiye ediyor ve inşaallah dinde sebatkar olmayı ilk önce kendim için ALLAHtan diliyor gelip gecici olan bu dünyadaki beraber olduğum sevdiğim kardeşlerimle abilerimle inşaallah cennette komşu olmak istiyorum biliyorum ki orada sadeec aklımızdan gecenler ve tasavvur edemeyeceğimiz nimetler var.inşaallah o mevkilere nail oluruz..

uzun zamandır üzerinde çalışmakta olduğum acizane bu yazıyı sizlerle paylaşmayı istedim ALLAHtan başarı ve size faydalı olmaısnı niyaz ederim.hemen hemen her evde bir mürid ve ehli sünnet vel cemaat itikadının dışında bireylerin arttığı görülmekte olup bunun önüne gecmek adına hem salih bir amel düşüncesiyle hem ALLAHın dinine yardım etmek açısından çalışmamız gerektiğinin farkında olup HİDAYETİN SADECE ALLAHtan GELECEĞİNİ VE KALPLERİN HUKMEDİCİSİ ALLAH oldugunu da ekleyerek Bazı tasavvuf tanımları ile HAYIRLISI İLE konumuza girmek daha hayırlı olabilir.günümüzdeki tüm tarikatlerin kolu Nakşibendiliğe dayanır ve Nakşibendi adını almadan önce altı isimle anılırdı ilk ismi sıddıkıyye son ismi nakşibendiyyedir ve bazı terbiye metodları ibadet şekilleri vardır hatta daha da hadlerini aşarak kendilerine bir takım sıfatlar almışlardır bunlar kendi KAYNAKLARINDAN şunlardır.

KUTUP

En büyük velî bilinir. Tarikatçılara göre, erenlerin başı ve Allah’ın izniyle kâinatta tasarruf sahibidir. Yani evreni yönetmede yetki sahibidir.

GAVS

Tarikatçıların darda kalınca sığındıkları ve yardım istedikleri kutuptur. Darda kalan sûfiler, “Yetiş ya Gavs!” diye gavsa sığınır­lar. Gavs olarak bilinenler, esmâ ve sıfât-ı ilahî mazharı sayılırlar. Yani Allah’ın isim ve sıfatlarının onların şahsında ortaya çıktığına inanırlar. Abdülkadir Geylânî, “Gavs-ı azam = en büyük gavs” lakabıyla ünlüdür.

 

REVASİ

Dağlar, evtâd direkler anlamına gelir. Onlara göre felaket za­manında kullar evtâda, evtâd da revâs­îye yönelir. Revâsîyi Kutup idare eder.

Kutuptan sonra gelen iki kişiye “imâmân” derler. Bunlardan birine “imam-ı yemîn”, diğerine “imam-ı yesâr” adı verilir. İmam-ı yemîn (sağdaki imam) kutbun hükümle­rine, imam-ı yesâr (soldaki imam) da haki­katine maz­har sayılır. Yani biri kutbun kararlarını, diğeri de gerçek yönünü bilir, derler. Kutup ölünce yerine imam-ı yesâr geçer. Kutup ile iki imam, üçleri oluşturur.

Bunlardan başka, sayıları se­kiz veya kırk olan “nücebâ” ile sayıları on veya üç yüz olan “nukebâ” bulunduğu ve onların in­san­ların iç dünyalarından haberdar olduğu kabul edilir

KUTBUL İRŞAD

Cinleri ve insanları hidayete erdiren demektir.tebliğ eden  demektir.imam rabbani diyor ki:

Kutbu inkar eden yahut ondan rahatsız olan kimselere gelince, Allah’ı zikir ile meşgul olsalar bile gerçek rüşd ve hidayetten mahrum olurlar. Onu inkâr ve rahatsız etmek kişinin feyz yolunu tıkar, kutub onu faydalandırmamayı, ona zarar vermeyi istemese bile o gerçek hidayetten uzak kalır. Onda bulunan, ancak rüşt ve hidayetin görünüşüdür (suretidir). Manadan uzak, içi boş suretin faydası da azdır. O kutbu seven ve ona içten inanan kimseler, ona gönülleriyle yönelmeseler, Allah’ı zikir ile meşgul olmasalar dahi, yalnızca sevgileri sebebi ile rüşt ve hidayetin nuru onlara ulaşır  mektubat 1.cilt sayfa 254 -260 mektubunun son bölümüne bakabilirsiniz

RİCALUL GAYB:

Gaybe erenler demektir tasavvufta buda bir mertebedir.mürşid müridinin gecede kaç kere sağa sola döndüğünü bilecek hatta dersini çekiyorsa ona nazar eder eğer dersini çekmiyor yada gece namazına kalkmamışsa onu teveccüh etmez çeker gider oradan himmet ve fevzden nasiplenemez.

Kutup,gavs ,revasi,kutbul irşad,ricalul gayb ve buraya kadar alamadığım tüm tasavvufi SIFATLAR hepsi batıldır ve ŞİRK VE KÜFÜRden başka bir şey değildir..ALLAHın kitabından sadece birkaç ayet ile cevap verecek olursak

 

"Allah sizi, gaybı bilir hale getire­cek değildir.” (Al-i imran 179)

“Allah bütün gaybı bilir, gaybını kimseye açıklamaz.

Dile­diği peygamber bunun dışın­dadır. Onun önüne ve arkasına gözcüler diker.

Böylece o (peygamber) bilsin ki, onlar (o melekler) Allah’ın gönderdiklerini tastamam ulaştırmış, (kendisi de) onların yanında olanı kav­ramış ve her şeyi bir bir say­mıştır.” (cin süresi 26-27)

 

 

“Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimi kimdir? Onlar Rablerinin huzuruna çıkarılacaklar ve hallerine tanık olanlar şöyle diyeceklerdir: ‘İşte bunlar, Rablerine karşı yalan söyleyenlerdir’. Bilin ki Allah’ın laneti o zalimlerin üzerindedir.

Onlar Allah’ın yoluna engel koyar,  geri çevirmeye çalışırlar. Onlar ahireti göz ardı eden kimselerdir.

Bunlar yeryüzünde Allah’ı aciz bırakacak değillerdir. Allah’tan başka dostları da yoktur. Azapları ikiye katlanacaktır. Onlar gerçekleri, ne işitmeye ne de görmeye tahammül edebilirler.

Onlar değerlerini yitirmiş kimselerdir. Uydurdukları şeyler de kaybolup gidecektir.

Hiç şüphesiz ahirette en çok kayba uğrayacak olanlar bunlar olacaktır.

İnanan ve iyi işler yapanlar ve Rablerine içten boyun eğip başka bir arayışa girmeyenler var ya, işte onlar cennetliklerdir; orada temelli kalacaklardır.

Bu iki kesimin durumu, hem kör hem sağır olan ile görmesi ve işitmesi iyi olan kimsenin durumu gibidir. Bunlar hiç eşit olabilirler mi? Artık bilgilerinizi gözden geçirmeyecek misiniz?” (Hûd süresi 18–24)

 

Ümmetin imanını doğrudan etkileyen sadece kendi inanclarına göre  tefsir çalışması olarak  Müslümanlara sunulan RUHU'L-FURKAN adı altında kaleme alınan bir kitapta râbıtaya çok geniş bir yer veren Merkezleri İstanbul-Çarşamba'da bulunan gele­nekçi bir Nakşî cemaatinin lideri ve bir grup yandaşı tarafından yazılan bu kitapta râbıtanın bir Allah ve Peygamber emri olduğunu kanıtlamak için dokuzu âyet, on dördü ise hadis olmak üzere toplam yirmi üç delil ileri sür­müşler­dir.

 Noktalamaya varıncaya kadar, üslûp, anlatım ve yorumlarıyla tama­men onlara ait olan bu delilleri (BATIL VE HAK OLMAYAN) aşağıdadır…

1. «O, sizin aranıza sevgi ve acıma koydu. (Rum Sûresi: 21)»ruhul Furkan s.2/64

 2. «Enes (r.a.) den rivâyet edilmiştir ki: Halk yağmursuz kalıp kıtlığa uğ­radıkları zaman Ömer İbnul Hattab, (Peygamber'in amcası) Abbas İbni Abdilmuttalib'i vesîle edinerek yağmur duası yapar  ve duada "Ya Allah ! bizler, peygamberimizi vesîle edinerek sana niyaz ettiğimizde bize yağmur ihsan ederdin. (şimdi de) Peygamberimizin amcasını vesîle edinerek senden niyaz ediyoruz. (yine) yağmur ihsan eyle (Buhari, İstiska:3)» ruhul Furkan s.2/65

 

 3. «İmanın en üst derecesi, Allah için (Allah dostlarını) sevmen, Allah için (Allah düşmanlarına) buğz etmen ve dilini Allah'ın zikrinde çalıştır­mandır. (Ali el-mütteki, kenzü'l-Ummal: 1/37-38 H. No:6773)» ruhul Furkan s.2/65

 

 4. «Yusuf (a.s.) kasıtsız olarak, elinden gelmeyerek, ona, (Züleyha'ya) meyletti. Rabbisinin burhanını (delilini) görmeseydi, (o meyline göre hare­ket edebilirdi.) (Yusuf Sûresi: 24)» ruhul Furkan s.2/66

 

 5. «Ebu Malik El-Eşcai'nin babasından rivâyet ettiği:»

«Rüyada beni gören hakikatta beni görmüştür. (Ali el-mütteki, Kenzü'l-Ummal: 15/382 H.No: 31477)» ruhul Furkan s.2/66

 

 6. «Sadıklarla beraber olunuz. (Tevbe suresi: 24)» ruhul Furkan s.2/67

 

 7. «İbni Abbas (ra) dan rivâyet edildiğine göre, bir kere Resulullah (s.a.v.) Efendimize: »

«Meclis arkadaşlarımızın en hayırlısı hangisidir ? diye sorulduğunda, Efendimiz (s.a.v.): »

«"Kimi görmek size Allah'ı hatırlatıyor, kimin konuşması sizin ilmi­nizi artırıyor, kimin de ameli size ahireti hatırlatıyorsa işte onlar en hayırlı ar­kadaşlarınızdır." buyurdu. (Askalani, el- metalibul Aliye: 3/193) ruhul Furkan s.2/67

 

 8. «Allah-u Teâlâ'nın

«–Onlar meclis arkadaşlarımdır." (Buhari, Deavât: 66) hadisi kutsisi ge­reğince de onlarla oturmak, zikredilen Mevla Teâlâ ile beraberliği kazandı­rır." buyurdu.» ruhul Furkan s.2/69

 

 9. «Ebu Hureyre'den rivâyet edildiğine göre Resulullah (s.a):

"– Nerede olursanız bana salat (-u selam) edin. Çünkü sizin salatınız, bana ulaşır, buyurmuştur.» ruhul Furkan s.2/70

 

 10. «Meşayihi kiram,

"O. (Cebrail (a.s.) Onun (Meryem validemiz) için, bütün azası yerinde tam bir insana benzerdi. (Meryem Sûresi: 17) âyetinde bu meseleyi zihinlere yaklaştırdılar." » ruhul Furkan s.2/70

 

 11. «Yine onlardan Alim-i Allame es-Sefiri el-Halebi eş-Şafii, Buhariye yaptığı şerhte:»

«"Sonra, Efendimiz (s.a.v) e tenha (da ibâdet) sevdirildi. (Buhari, Babül Vahy: 3 ) ruhul Furkan s.2/70

 

 12.  «Yine onlardan Allame Fasi, Delaili Hayrat şerhinin birkaç yerinde meseleyi açıklamıştır.»

«Birisi de:

«Abdullah İbni Mesut(mesud olması gerekir mesut yazılmış) (r.a.) dan rivâyete göre, Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu:»

« Kıyamet gününde insanların bana en yakını (şefaatıma en layık olanı) bana en çok salat (-u selam) getirendir. (Tirmizi, Salat:325, 2/3554)»

  13. «Nitekim Allah-u Teâlâ

«Her kim Allah ve Resulüne itaat ederse, işte onlar, Allah (-u Teâlân) ın, kendilerine inam (iyilik) ettiği nebiler, Sıddıklar, şehitler ve salihlerle be­ra­berdir. Ve bunlar en güzel refik (arkadaş) tırlar buyuruyor.  Nisa suresi: 69» ruhul Furkan s.2/71

 

  14. «...Aişe (r.a.) Validemizden rivâyete göre: »

«Resulullah (s.a.v.):

«– Ruhlar toplu ordulardır. Onlardan (ezelde Allah yolunda) birbiriyle tanışanlar i'tilaf eder (anlaşır, Allah uğrunda) tanışmayanlar ise ihtilaf eder. (dünyada zıtlaşır) lar. buyurdu. (Buhari, enbiya : 2,4/104, Müslim: 8/41, Ebu Davud: 46359, Müsnedi Ahmed: 2/295 )»

  15. «Bütün bu imamlar ve bütün mahlukatı yaratan Allah-u Teâla bu­yurdu ki: »

«– O'na (sizi kavuşturacak) vesîle arayın. (Mâide Sûresi: 35) » ruhul Furkan s.2/71

 

 16. «İsmail, Elyasa ve zülkifl (a.s.v.) i hatırla, hepsi en hayırlı kullardan­dır. (Sad suresi, Ayet 0 48)» ruhul Furkan s.2/71

 

 17. «(O akıl sahipleri) öyle kimselerdir ki, ayakta, oturdukları halde ve yanları üzere (yaslanmış) oldukları halde Allah (-u Teâlây) ı zikrederler ve göklerin, yerlerin yaratılışı hakkında tefekkür ederler. (Âli İmrân Sûresi: 1917» ruhul Furkan s.2/74

 

18. «Bir âyeti-i celilesinde ise:

"(Habibim!) Deki, göklerde ve yerde neler olduğuna bakın. "(Yusuf Sûresi:101) ruhul Furkan s.2/74

 

19. «Resulullah Efendimiz (s.a.v):»

"– Allah-u Teâlâ'nın nimetlerini düşünün, zatını düşünmeyin, bu­yurdu. "(Ali el-Mütteki, Kenzü'l-Ummal: 3/106 H. No.: 5707)» ruhul Furkan s.2/74

 

20. «İbni Abbas (r.a.) dan rivâyete göre Efendimiz (s.a.v.):»

"Mahlukatı (yaratılmış olanları) düşünün. Halik (Teâlâ) (yaratıcıyı) düşünmeyin, çünkü siz onun kadrini takdir edemezsiniz. " buyurdu. (Ali el-Mütteki, Kenzü'l-Ummal: 3/106 H. No.: 5706 » ruhul Furkan s.2/74

 

21. «Ubadetübnüs Samit (r.a.) den rivâyete göre, Resulullah (s.a.v.): "

"–Yeryüzü onlarla durur, onlar sebebiyle yağdırılıyorsunuz ve onlar hürmetine yardım olunuyorsunuz, "buyurdu. (Ali el-Mütteki, Kenz'ül-Ummal: 12/190 -191 H. No. 34613) » ruhul Furkan s.2/74-75

 

22. «Enes İbnu Malik (r.a.) dan rivâyet edilen bir hadisi şerifte, Resulullah (s.a.v.): »

«–Küçüğüne acımayan, büyüğüne tazim etmeyen bizden değildir, bu­yurdu. (Tirmizi Birr: 15, 4/321 H. No: 1919) » ruhul Furkan s.2/75

 

   23. «Ebu Hureyre (r.a.) den rivâyete göre, Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki:»

"–Beş şey ibâdettendir ; az yemek, camilerde oturmak, kabe'ye bakmak, okumadan da olsa mushafa bakmak, âlimin yüzüne bakmak" (Deylemi, müs­ned-i Firdevs 2/190 H. No: 2969)" ruhul Furkan s.2/75

 

 İşte tam yedi Nakşibendî baş başa vererek “RUHU'L-FURKAN“adı al­tında kaleme aldıkları bir kitapta Bakara Sûresi'nin 152'inci âyetini, kendi inanç ve kanâatlerine göre açıklamaya çalışırlarken bu ilgiyle râbıta konu­suna girmiş ve onu kanıtlama ihtiyacını duymuşlardır. Yukarıdaki âyet ve hadis­leri de yine bu münasebetle râbıtaya delil olarak göstermişlerdir!

Ancak delil diye öne sürülen bu âyet ve hadislerin gerçekten râbıtayı çağrıştıracak bir anlam taşıyıp taşımadıkları ve harcanan bütün bu çabaların, râbıtayı kanıtlamaya yetip yetmediği ortdadır..

Nakşibendîler tarafından ileri sürülen yukarıdaki birçok kanıtlama örneklerinde râbıtayı İslâm'a mal edebilecek bir ilgi var mı; yani bu âyet ve hadisler, râbıtanın gerçekten İslâm’la ilişkili bir şey olduğunu kanıtlayacak birer anlam vermekte midirler? Ayrıca bu örneklemeler sistem ve üslûp bakımından ilmi birer değere sahip midir?

 Bütün tartışmalar bir yana, râbıta ile İslam arasında esasen herhangi bir ilgi, herhangi bir bağ var mıdır, ya da İslâm'da râbıta diye bir şey söz konusu mudur; yoksa râbıtanın kökeni ve kaynağı nedir, İslâm'a niçin ve na­sıl mal edilmeye çalışılmıştır ?

Tasavvuf örgüsü içinde yer alan ancak İslâm'a ait olup olmadıkları hâlâ tartışılan birçok kavram, sembol, âyin, inanış  ve anlayış gibi râbıtanın da kaynak bakımından nereye dayandığı, ancak bu iki soruya ciddi biçimde ce­vap aramakla ortaya çıkabilir. YUKARIDAKİ RABITAYA GETİRDİKLERİ DELİLLERİ HAK OLMADIĞINI İSPAT ETMEK İÇİN KONU ÇOK UZAYACAKTIR.ANLAŞILMASI İÇİN RABITANIN TANIMINI ONLARIN DİLİNDEN YAZARSAK YUKARDAKİ DELİLLERLE KENDİNİZ ÖRTÜŞTÜREBİLİRSİNİZ..

Sadece tek bir tanımı ele alacak olursak

Tarîkatta râbıta: Mürîdin, Allah'da fânî  olmuş bulunan şeyhinin şek­lini hayâlinde sürekli canlandırmasıyla onun rûhâniyetinden yardım is­te­mesi demektir. Bu da mürîdin edeplenmesi (saygılı olmaya alışması) ve tıpkı şeyhinin yanında bulunuyormuş gibi gıyabında da ondan feyiz ala­bil­mesi için lüzumludur. Çünkü mürîd, şeyhinin şeklini hayâlinde canlan­dırmakla ancak huzur bulur, nurlanır ve bu sayede çirkin davranışlarda bu­lunmaktan sakı­nır.» (halid bağdadi)

Tarîkatların hemen tamamında ve özellikle Nakşibendî Tarîkatında çok önemli bir inanış şekli olan “Rûhâniyetten istimdâd“ ya da günümüzün Türkçe’siyle (Evliyaların ruhun­dan yardım dilemek), kaynağını Animizm'den alır. «Animizm, ataların ruhlarına tapma esasına dayanan politeist bir inançtır.» 

Tasavvufta müridin yol alacağı 3 mertebe vardır.tasavvuf inancı ve tasavvuf DİNİNE göre bu 3 mertebe:

1. "Fenâ fi'ş-şeyh": Şeyhte eriyerek onunla bütünleşmek;

2. "Fenâ fi'r-Rasûl": Peygamberde eriyerek onunla bütünleş­mek;

3. "Fenâfillâh": (haşa !) Allah'ta eriyerek onunla bütünleşmek.

İşte bunların tamamı vahdeti vucutculuk tur tasavvuf inancının kopmayan kulbudur..

 

Tasavvuf camiasının sevilen simalarından ! Cübbeli Ahmed Mahmud Ünlü ise “TARİKAT-I ALİYYE’DE RABITA-I CELİYYE” adlı kitabında Rabıtaya deliller bulmaya çalıştıktan sonra, “Rabıta Hakkında Akli Deliller “ bölümünde 261. sayfasında şu maddeyi delil olarak bizlere sunmuştur!“Herhangi bir işi , severek ve kalbi istila edecek şekilde düşünmek o işi yapmak gibi insana tesir eder. İyilikleri düşünmek iyi , kötüleri hayal etmekse kötüdür.Bazı ulema , doğacak çocuğa bereketi sirayet eder ümidiyle kişinin, cima halinde Salih kimseleri düşünmesini güzel görmüşlerdir. O halde düşünceyi haram ve mübahlardan çevirip , iyilere yönlendirmek , hiçbir akıllının inkara kalkışmaması gereken şeylerdendir ki rabıta da bu hayali sohbetten ibarettir.”(Muhammed Salih ,Beğiyyetü’l- VacidS.II)
TARİKAT-I ALİYYE’DE RABITA-I CELİYYE - sayfa 261 -Ahmed Mahmud Ünlü(CübbeliAhmed)

Cima anında neler yapılması , nasıl hareket edilmesi ehli sünnet kaynaklarıyla bellidir. Rabıtayı savunabilmek için akil yoluyla delil bulmaya çalışan ve bu uğurda mahremlerine 3. bir kişiyi sokanların ehli sünnete göre delilleri nedir merak ediyoruz ? halbuki tam tersine deliller var iken….

Nurcular şu şiiri, Abdülkadir Geylânî’nin, sekiz asır önce Said Nursi için yazdığını iddia ederler:Bizi aracı yap, her korku ve darlıkda.Her şeyde her zaman,candan koşarım imdada Ben korurum müridimi korktuğu her şeyde Koruyuculuk ederim ona,her şer ve fitnede. Müridim ister doğuda olsun ister batıda Hangi yerde olursa olsun yetişirim imdada”(SaidNursi,Sikke-iTasdik-iGaybî,SekizinciLema,c.II,s.2083.)

Son dönem Nakşî şeyhlerinden İsmet Garibullah râbıtasız çalışan insanın deli olduğuna kesin şekilde hükmetmekte ve bu konuda aynen şunları söylemektedir:
«Bin yıl olsa ah vah sırr-u celî,Hakka vasıl kimsenin olmaz dili;Manevi sohbetle vasıl her velî;Râbıtasız sa'yeden mutlak deli.»(Risâle-iKudsiyyes.95) Demek ki bir insan eğer gidip bir Nakşî şeyhine bağlanmamışsa ve tabiatıyla “mürşidsiz olduğu için“ böyle birinin şeklini de zihninde canlandırmaksızın çalışıyorsa (yani ibâdet ediyorsa!) o insan, İsmet Efendi'ye göre mutlak surette elidir!Bu konudaki kanıtı da aynen, kendisinden önceki şeyhlerin ileri sürdüğü gibi tevbe'nin119'uncuayetiymiş(Risâle-iKudsiyyes.92)



Üstadımız diyor ki: “Ben sekiz-dokuz yaşında iken, nahiyemizde ve etrafında bütün ahali Nakşî Tarikatında ve orada Gavs-ı Hîzan adıyla meşhur bir zattan yardım isterken, ben akrabama ve bütün ahaliye aykırı olarak “Yâ Gavs-ı Geylanî” derdim. Çocukluk itibariyle ceviz gibi ehemmiyetsiz bir şeyim kaybolsa, “Yâ Şeyh! Sana bir fatiha, sen benim bu şeyimi buldur” derdim. Şaşırtıcıdır ama yemin ederim ki, böyle bin defa Hazret-i Şeyh, himmet ve duasıyla imdadıma yetişmiştir Said Nursi, Sikke-i Tasdik-i Gaybî, Sekizinci Lema, c. II, s. 2084

Darda kalmış kişi dua ettiği zaman onun yardımına kim yetişiyor da sıkıntıyı gideriyor ve sizi yeryüzünün hakimleri yapıyor? Allah ile beraber başka bir Allah mı var? Ne kadar az düşünüyorsunuz..” (Neml 62)

Güç yetirilemeyen konularda başkasından yardım alınabilirse artık kim Allah’a sığınır? Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:“De ki, Allah’ın dışında kuruntusunu ettiklerinizi çağırın bakalım; onlar, sıkıntınızı ne gidermeye, ne de bir başka tarafa çevirmeye güç yetirebilirler. Çağırıp durdukları bu şeyler de Rablerine hangisi daha yakın diye vesile ararlar, rahmetini umar, azabından korkarlar.Çünkü Rabbinin azabı cidden korkunçtur.”(isrâ56-57)

Allah neyi gizlediğinizi,neyi açığa vurduğunuzu bilir.Allah’ın yakınından çağırdıkları ise bir şey yaratamazlar; esasen kendileri yaratılmıştır. Onlar ölüdürler, diri değil. Ne zaman dirileceklerini de bilemezler.”(Nahl19-21)

Onlara sorsan; “Gökleri ve yeri, kim yarattı?” diye, kesinkes “Allah” diyeceklerdir. De ki: “Allah’ın yakınından neyi çağırdığınıza baktınız mı? Allah bana bir sıkıntı vermeyi istemiş olsa, onlar bu sıkıntıyı fark edebilirler mi? Ya da Allah bana iyilik etmeyi istemiş olsa, onlar onun bu iyiliğini önleyebilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter. Dayanacak olanlar ona dayansınlar.”(Zümer8)

                Salih dualaranızda banada yer veriniz   Ercan  ERTURAL

 




Aileniz ve arkadaşlarınızla paylaşmak için bir ayda 500'e kadar fotoğraf gönderin! Şimdi ücretsiz Windows Live Alanınıza gidin Buraya tıkla!
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages