Erkan arkadaşım,ben eleştirimi program karmaşanız ve geleceğe dönük projeksiyonlarınız bağlamında yaptım.Programınız,işyerihekimliği alanındaki kazanımları tasfiye,bu alanın piyasa aktörleri ile piyasa cingözlerine terk edilmesi;hatta sözleşmeli hekimliğin diğer fragmanlarında da,'iyi yönleri koruma,iyi olmayan yönleri değiştirme' ilkesi ile birlikte, hekimliğin bütünüyle piyasa koşullarına terkedilmesi dışında bir perspektif içermiyor.Zaten sizde Eczacılar BirliğininSağlık Bakanlığı ile yürüttüğü müzakereyi dayanak olarak alıyorsunuz.
Allah aşkına bu müzakerenin sonucu ne olmuşturki;eczacılar reçete başına 25 kuruşa satılmışlar ve SGK'nın tahsilat büroları olarak çalışmaya mahkum edilmişlerdir.Bu mudur 'değişim projeniz'?Sözleşmeli Hekimlik,bütün sağlık alanını ,bütün hekimleri kapsayan bir
sorundur.Bütünü ve bütünümüzü ilgilendiren bir meslede ortaya koyduğunuz projeksiyon bu ise, vay halimize!
Kendinizi niye bu kadar yalnızlaştırıp bir müzakere çemberi içine sıkıştırıyorsunuzki.Çünkü, hekimliğin getirildiği konumu tanımlama ve de bunun ayrılmaz bir bütünü olarak,içinde bulunduğu ortamı veya kendi dışındaki dinamikleri tanımlama konusunda,programınızın elle tutulur
bir analiz yapmadığı görülüyor.Küresel kapitalizmin dayatmalarıyla ulaşım,iletişim,eğitim ve de sağlık alanlarının tamamı bir emtia alanı haline getirilmedilermi?Bu alanların bütün aktörleride, emtia olmanın kuralları ne ise ona tabi kılınacaklardı.Yaşadığımız süreç ve geldiğimiz nokta budur.Kısacası ,bizler nitelikli zihinsel ve bedensel emeği birlikte harcayan nitelikli emekçiler haline geldik.Piyasalaşmış sağlık ortamının vasıflı emekçileri olduk.Tamda bu noktada biraz Tarih gezintisi yapalımmı?
Osmanlı İmparatorluğunun siyasi erk yapısına bakıldığında İlmiye,Seyfiye ve Hanedan, başta imparator olmak üzere üç sacayağı üzerinde duruyordu.Burada değinmek istediğim nokta,İlmiye sınıfının,birçok durumda İmparatorun iradesi dışında,hatta iradesi hilafına kararlar alabilmesi ve imparatorun bu kararlara riayet etmesidir.Cumhuriyet döneminin de sacayakları vardı.Harbiye,Mülkiye,Tıbbiye cumhuriyet döneminin başlangıç yıllarında,siyasal erk'in üç önemli bileşeni idi.Sözleri dinleniyor,yaptırım güçleri olabiliyordu.Ne zamanki burjuvazi ve kapitalizm güçlendi bu unsurların siyasal erk'i paylaşma misyonları da adım adım sona erdi;eriyor.KIsacası eski çamlar bardak oldu!
Özetle, Tıbbiyenin sözü siyasal erk içinde bir hüküm haline gelemiyor.Bu durum kendimizi tanımlama ve bizim dışımızdaki sosyal-toplumsal dinamikleri tanıma bakımından belirleyici önemdedir.
Artık fildişi kulelerin içinde bir yerimizin olmadığı gerçeğini görüp rotamızı buna göre çizecek veya gerçeği içermekten uzak varsayımlar
ve yanılgılarla kendi kendimizi avutacağız.Getirildiğimiz vasıflı-nitelikli emek grubu pozisyonu beni rahatsız etmiyor.Bizimle birlikte aynı
pozisyona sokulan eğitimciler,mühendisler,kamu çalışanları,işçiler milyonlarca çalışanla birlikte,maruz bırakıldığımız hak kayıpları,
sömürü,baskı ve ikincilleştirilme uygulamalarına karşı mücadele vermeyi ,'25 kuruşa' pazarlık masalarında harcanmaktan daha onurlu bir yol olarak görmek gerektiğini düşünüyorum.
Son bir söz:Eleştiren insan eleştilmekten rahatsız olmaz!Beğenilme kaygısı içinde de olmaz.Saygılarımla. Ömer Güven
Yücel kardeşim ben bu iletilerin ne olduğunu anlayamadım. Bir başka ildeki grupların ve kişilerin yazışmalarını aktarıyorsun sanıyorum. Orada olan biten hakkında bilgi verirsen memnuniyetle okuruz. Sana verdiğim vesikalık resmi kaybetme, tek idi.
Zafer
--
Bu e-postayı Google Grupları'ndaki "TEKİRDAĞ DEĞİŞİM" adlı gruba abone olduğunuz için aldınız.
Bu gruba kayıt göndermek için tekirda...@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Bu gruba olan aboneliğinizi iptal etmek için tekirdagdegis...@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Diğer seçenekler için http://groups.google.com/group/tekirdagdegisim?hl=tr adresinden grubu ziyaret edin.