Moloh?!
“Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.”
Gazi Mustafa Kemal Atatürk
http://www.ataturktoday.com/AtaturkSozleri.htm
………………………
“Moloh”!
Bir Finike tanrısı…
Finike’de Moloh adına insanlar diri diri kurban edilirlermiş.
Adına “Ergenekon” denilen dava sürecinde de, “Turkuaz” renkli karşı devrim adına birçok Atatürkçü aydın “ölüm”le yaşam arasındaki çizgide, “hücre”lerde “esir” tutuluyor.
http://www.bydigi.net/genel-kultur/266541-mezopotamya-halklarinin-dinleri.html
F tipi karşı devrim ve/veya “Neo BİP” operasyonu bağlamında, üzerinde “güneş batmayan topraklar hayali” uğruna “Atatürk Türkiyesi” canlı canlı “kurban” edilmek isteniyor.
………………………
Postacı!
http://www.beyazperde.com/film/2427
(…)
Postacı!
http://www.imdb.com/title/tt0119925/
(…)
Postacı!
http://www.sinematurk.com/film_genel/5500/Postaci
(…)
Sözün özü:
“Gördüklerinin yarısına, duyduklarının hiçbirine!”
http://www.hurriyet.com.tr/planet/17477812.asp?gid=381
………………………….
“Zorro” değil Zekeriya!(?)
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/17476543.asp?gid=386
Bu noktada cevabı aranması gerekli soru şu:
Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz, gerçekten iyi bir savcı mı?!
Savcı Öz, neden bir kısım medyanın kahramanı oldu?!
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/17471749.asp?gid=386
Elcevap:
Emniyet içindeki ‘F tipi Polis’in, Zekeriya Öz üzerinden yürütmekte olduğu “soruşturma süreci”, “Gizli tanık” ya da “itirafçı” iddiaları veyahut “telefon dinleme kayıtları” üzerinden yürütülen bir koğuşturma süreci!
“Neo Andıç”!
Fikret Seçen’in “Mesleğimiz Öz’ü unutmayacak” sözleri anlamlıdır.
Çünkü “hukuk”u bu kadar katleden bir “hukuk”çu (!) dünyanın neresinde aranırsa aransın, zor bulunur.
“Evrensel hukuk”un hiçbir kaidesine uymayan bir soruşturma süreci için “Temiz Eller” yakıştırması yapmak, hele hele milyar dolarlık vurgunların yapıldığı bir “iktidar” ortamında, olsa olsa “Alice Harikalar Diyarı”nda isimli masaldan bir pasaj olur.
Savcı Öz’ün AKP & Gülen tabanında neden kahraman olarak görüldüğü sorusunun cevabına gelince…
Her şey ortada!
Haklı haksız, doğru ya da yanlış fark etmez!
TSK’nın “dört yıldızlı komutanları”nın sabahın kör vakti derdest edilip “Terörle Mücadele” koridorlarında sabahlatılması, elde somut belge, bilgi olmasa da tutuklanması, “rövanş” ve/veya intikam duyguları içinde yanan Derviş Vahdeti’nin torunları arasında sevinç yarattı.
Bu noktada konuşan hukuk değil, radikal dinci tabanda “Atatürk devrimleri”ne duyulan öfkenin bir yansıması idi.
Öç!
Öz, eğer “F” tipi “Zorro” ise karşısındakiler, intikam aldıkları ne?!
Kaldı ki, “Derin Devlet’i araştırıyorum” diyen Zekeriya Öz’e, gözaltına alındığım süreçte “Ben de ‘Derin Devlet’in kitabını yazıyorum, gerçek derin devlet güneş gibidir, ne yanına yaklaşabilirsin ne de yüzüne bakabilirsin, yaklaşabilirsin, yanarsın, böyle aramakla bulunmaz ama siz aramaya devam edin belki bulursunuz” demiştim.
Aradan geçen süreçte, zücaciye dükkanına dalan fil gibi hareket eden Öz, “derin devlet”i buldu mu, yanına yaklaştı mı o ayrı bir konu ama hem “devlet”e hem de hukuk”a büyük zararlar verdiği ortada!
Filhakika, Zekeriya Öz bir “hukukçu” değildir.
Bunun en basit delili ortaya koyduğu iddianamedir.
Ziya Paşa’nın ünlü dizesi ile söyleyecek olursak; “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz, şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde!”
“Stajyer hukukçu” adaylarının dahi isteseler de yazamayacağı amatörlükte bir “iddianame taslağı” ortaya koymuştur.
Çünkü iddianameyi bir “hukuk”çu değil, “kes – kopyala- yapıştır” tekniği ile “F tipi Polis” hazırlamıştır.
Çuvallar dolusu keçi boynuzu!
Hülasa, “Belge”, “delil” diye ortaya koyduğu “done”lerin hiçbirinin “hukuki karşılığı” yoktur. İçerde “tutuklu” sanık olarak alıkonan isimlerin birçoğu, mahkeme ile dahi paylaşılmamış “çok gizli” (!) olduğu iddia edilen “belge”ler üzerinden “rehin” olarak tutulmaktadır.
Ezcümle, Zekeriya Öz bir “hukukçu”dan çok, “F tipi Engizisyon”un bir üyesi, “karşı devrim”in evrensel hukuk kurallarını yok sayan bir “militan savcısı”dır.
Nokta!
……………………….
El-cezire cephesi!
“Allah Allah”!
Polis, Adana’da PKK’lı göstericileri, Apo sempatizanlarını “Allah Allah” diye kovalamış!
http://www.haberciniz.biz/korsan-gosteriye-quotallah-allahquot-nidasiyla-mudahale-1019438h.htm
Polis “Allah Allah” diye “düşman”ın üstüne gittiğine göre “iç düşman” ve/veya “iç tehdit” var demektir.
Yani, düşman dışarıda değil içerde!
O “düşman” tasfiye edilmeden de içerde “huzur” yok demektir!
Bakalım bu duruma Çetin Altan ve oğulları ne diyecek?!
…………………….
Şimdi gelelim, Savcı (!) Zekeriya Öz’ün iddianamesi üzerinden hedef alınan TSK’ya…
“Neden, niçin, niye?” sorularına cevap olabilecek birkaç satır…
Öncelikle…
Ordu’da ıslah çalışmaları…
I. Dünya Savaşı öncesi…
Tarih: 27 Ekim 1913
Ordu’da “ıslah çalışmaları” başladı.
Aslında ilk “ıslah” çalışmaları 1835’te Alman askeri uzman General Moltke ile başlamıştı, bu onun bir devamı idi.
Bu kapsamda (Mareşal) Alman Liman Von Sanders, “Alman Askeri Islahat Heyeti Başkanı” oldu.
Böylece, Sarıkamış ve/veya I. Cihan Harbi öncesinde “Ordu”nun denetimi Enver Paşa üzerinden “Almanlar”a geçmiş oldu.
Avrupa’daki diğer “güç merkezleri” bu işe bozulunca şöylesi bir çözüm bulundu:
Donanma’nın ıslahı “Limpos Paşa” isimli bir İngiliz Amirali’ne verildi.
Böylece İngilizler “donanma” üzerinden ‘Ordu’nun içine girmiş, sızmış oldu.
Jandarma’nın ıslahı “Bamann Paşa” isimli bir Fransız’a verildi.
Fransızlar da “Jandarma’nın ıslahı çalışmaları” üzerinden ‘Ordu’nun içine sızmış oldu.
Hal böyleyken…
AKP’nin ‘Jandarma’dan bu kadar korkmasının perde arkasında “Laik Avrupa” ve/veya “Laik”liğin kalesi Fransa vardır.
AKP & Gülen iktidarının Fransızlar’ı açık açık hedef almalarının arka planında ise “eksen savaşları” vardır.
Eğer devlet katında “eksen”; “laik” yaşam biçiminden, “dini yaşam biçimi”ne kaydırılacak ise “devlet” içindeki “Laik mutfak”ların patlatılması, tasfiye edilmesi şart!
Bu yüzden, “Turkuaz” renkli, İngiliz arka planlı “karşı devrim” süreci”nde önce “Jandarma” hedef tahtasına oturtuldu!
Ardından Deniz Kuvvetleri!
Deniz’in ıslahı üzerinden “İngiliz”ler donanmaya sızmışlardı ama 28 Şubat’ta İsrail ile imzalanan askeri anlaşmalar ve Yahudi arka plan, “Neo BİP” operasyonunda sorun teşkil ediyordu.
Bu yüzden Deniz Kuvvetleri “Andıç”lanarak hedef tahtasına oturtuldu.
22 Temmuz 2007 seçimleri sonrasında, Zekeriya Öz üzerinden yürütülen ve TSK’yı hedef alan “sözde soruşturma” süreci üzerinden, yani “su”yun özenle bulandırılıp “rejim”in avlanmak istendiği bir ortamda, AKP & Gülen iktidarı “Batı” ile arasındaki köprüleri atmak için “manevra” yaptı.
TSK, MİT, Emniyet, Yüksek Yargı, Medya, İşdünyası içindeki “Laik Türkiye” ve/veya Batı yanlısı kesim “tasfiye edilmek” istendi!
Bu süreçte ABD, AB’nin “derin” bir “finansal kriz” yaşıyor olması AKP & Gülen iktidarının işlerini kolaylaştırdı.
(Neo Roma’da iç savaş!)
Ne var ki, aradan geçen süre içinde, “Deliğe süpürmeyin kullanın” ricası üzerinden oynanan oyun açığa çıktı!
AKP’nin “özenle bulandırılan su” üzerinden “eksen”i Çin, Rusya, İran, İngiliz eksenine kaydırdığı (enerji savaşları) netleşti!
12 Haziran 2011 seçimleri sonrasında ise “Yeni Anayasa” üzerinden “Batı”, “laik yaşam biçimi”, Atatürk Türkiyesi tasfiye edilmek isteniyor!
Ekinoks!
Sözün özü:
“Amiyane tabirle AKP, cami duvarına işedi”!
Görünen ve anlaşılan o ki, şimdi sıra ‘AKP & Gülen iktidarı’nın ve/veya bir “hançer” gibi manşetlerimize saplanmış “III. Dünyacı” AKP Medyası’nın “iliştirilmiş medya”nın temizlenmesinde!
Batı üzerinden AKP & Gülen iktidarı ve/veya AKP & Gülen iktidarı ile “Kazan & Kazan” üzerinden perde arkasında “kayıkçı kavgası” yapan “güruh” için çok sert operasyonlar geliyor ve hatta geldi!
Nokta!
……………………..
Helikopter düştü!
http://www.medyatava.com/haber.asp?id=78891
……………………..
Ve…
Son olarak…
Savcı Öz’ün “Askerler de izin verdi” açıklaması ise tek kelime ile tirajikomiktir!
http://www.turktime.com/haber/Savci-Oz-den-Anlamli-Veda-Mesaji-/133527
Askerlerin verdiği izin, eğer ortada bir iddia var ise evrensel hukuk’un kuralları içinde araştırılması, soruşturulması içindir.
Kaldı ki, “Asker”ler izin vermemiş olsalar, bu defa da “Bir şeyler var saklıyorlar, çetelerin üzerine gitmemize izin vermiyorlar” diye kampanya yapacaklardı.
Ne var ki, Öz’ün ortaya koyduğu “iddianame” ortada!
Linç psikolojisinin yansıması hezeyanlarla dolu!
Netice:
TSK’dan “Balyoz” açıklaması!
“163 personelin tutukluluk halinin devamını anlamakta güçlük çekiyoruz!”
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/17478252.asp?gid=381
Sözün özü:
Şimdi “Hakikatler” ile yüzleşme zamanı!
Nokta!
Sevgiler
6 Nisan 2011
Hayrullah Mahmud Özgür