ÇARE SİZSİNİZ !!!

12 views
Skip to first unread message

necmettin tanju suar

unread,
Feb 3, 2012, 6:15:21 PM2/3/12
to ahmet altay, Ahmet Ömer KİBAR, ahmet altan, Alaattin Alpan, alev...@gmail.com, Ali Nail Kubali, ali yıldız beker, ali yıldız beker, ali doğru, ali süar, arslan...@yahoo.com, Arzu ÖZOK, Ata Kitap, atilla kırbaç, aynur bozoğlu, aysu özkan, aytekin ertugrul, aytenakbayram, bahri erdem, banu...@superonline.com, barış yarkadaş, BÜLENT ESİNOĞLU, canse...@hotmail.com, Cemal Sencan, cesur...@gmail.com, cetinu...@yahoo.com, ceyhan doğu, cuneyt guzel, Davran Çiçek, Demet Oyal, eftal dodur, ele...@yahoo.com, emre komurcu, Emre ÖZGÜN, engin düzyol, ercan sisman, eren yurt, Ertan Doğan, ertan özer, Esat Dilsizoğlu, farukk...@superonline.com, fatih kocaman, fatih altaylı, Fatih GÜLCÜ, fatih gülcü, fatoş GEZEN, feride yılmaz, Feridun Ertaskan, ford1958...@mynet.com, galip....@gmail.com, Grupvizyon ORKESTRASI, gulseve...@gmail.com, gus...@aol.com, Gürsel Albayrak, hakan duzyol, HALDUN DEMİREL, Hasan ÖZÇELİK, HATİCE SARIG�L, HATİCE SARIGÜL, HATİCE SARIGÜL, hikmet türen, hmahm...@gmail.com, ibrahim ortaş, inci.c...@gmail.com, isciparti...@gmail.com, İstiklâl Türker, kara nurten, Kaygusuz Medi, kemal.kil...@tbmm.gov.tr, kemal ceylan, Kemal Denizer, kenan...@gmail.com, kerim, Kıbrıs 1974, Korgun MAVI, kutalmış ocaklı, lale akcan, M. Ç., mehmeth...@gmail.com, mert boz, Mérwé Yanqoz, metin ergin, mihriban erdem, mikail kütük, mine yilmaz, msen...@mail.com, muammer yuksek, Murat Bolut, murat, mustafa...@windowslive.com, nazife abaylı, ne_mutlu_t...@googlegroups.com, neverland, nokta form, nurhan, Nurses İMAL, nurşen sınav, nurten...@hotmail.com, Nurten Kederoğlu, Nüket Süar, OĞUZ SUSURLUK, omerfaruk dogan, Orhan Altınçubuk, OSMAN T�RKOĞUZ, öznur tekinkaya, qweanjella qwerdinçerler, Reyhan, rifarse...@gmail.com, rifatse...@superonline.com, ritimci erdoğan, sefer çetinkaya, selçuk keskingöz, serdar, serkan balpınar, sevgi karadeniz, Sezen Hasöksüz, Sili Ozerdim, Silvan Güneþ, Suay Karaman, suley...@gmail.com, sunny sun, sunnys...@gmail.com, Suzann Haney, şeri şeri, tay...@yahoo.com, tegmen-mehmet-ali-celebi-ve-arkadaslarin, tımo tımo, TOMRİS, turgut oksay, turha...@yahoo.com, turk...@googlegroups.com, umut Küçükgöde, uner yurtseven, Ümran Çelik, vipm...@hotmail.com, vural ozdemir, VURAL ÖZDEMİR, vural özdemir, yadel sarı, Yahoo! Groups, yeni alanya gazetesi, yusuf aga akdağ velioğulları, ZEKİ DEMİR, zeki zenger, ZENGER ELEKTRONİK

ÇARE  SİZSİNİZ !!!

 

 

                A, Ke ve Pe iktidarı, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en uzun soluklu iktidarı olma ünvanını elinde bulunduruyor. Kuruluşu abd tarafından tezgahlanan, finansmanı abd ve AB’ den sağlanan, genel başkanı abd’ den gelen baskı ile koltuğa oturtulan, tüzüğü bile abd tarafından yazılan bir “ siyasi parti “ den söz ediyorum. Bu durumda A, Ke ve Pe’ nin, sahibine göre oynamaktan başka seçeneği var mıdır ?

                A, Ke ve Pe’ nin önde gidenlerinin sosyal, kültürel, siyasal… birikimlerine bir göz atınız. Hiç olmadığını göreceksiniz. Bu yüzdendir ki birileri, sözünü ettiğimiz “ önde giden “ arkadaşları rahatlıkla kullanmaktadırlar. Ekonomi konusundaki “ birikimlerinden “ söz etmiyorum çünkü, henüz “ biriktirme “ aşamasındalar. Partinin önde gideni Recep bey, kendisinden daha birikimli olduğundan kuşkuya düştüğü herkesin hakkında “ suç kanıtı “ bulmakta ustalaşmış. “ Ustalık dönemi “ adını verdiği ve son derece gururlandığı tablo bu. Recep bey, “ hizmet “ sektöründe ustalaşmanın verdiği azimle Türkiye’ miz için yepyeni bir Anayasa hazırlamakla meşgul. Berisindeki “ molla ve ulema “ grubu da öyle. Ve, hepsi birlikte “ aydın “ düşmanı. Nedenini yukarıda yazdım. Kendilerinden daha birikimli, daha güçlü, daha aydın… hiç kimseyi hazmedemiyorlar. Bunun adına “ aşağılık kompleksi “ diyoruz.

                Böyle bir cahil cühela takımını, dilediğiniz gibi kullanma şansınız her zaman var. abd emriyle Türk milletini, kendi tarihinden koparmak, Karen Fogg’ un ricası ile Türk milletinin beyninden Atatürk’ ü silmek, Türk milletini, tarihiyle hesaplaşmaya zorlamak… hemen hepsi, dindar olduğunu iddia eden birilerinin halkın bir kesimini kandırarak iktidar yapılması sonucu yaşama geçirilir.

                       Her ne kadar “ İmam hatip mevzunu “ olduklarından söz etseler de, din kavramından pek anladıkları  söylenemez. Örnek çok. En gözle görülen örneği de, “ Kelime i şehadet’ in yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed’ den söz eden bölümünü ” iptal etmiş olmaları. Geleceğin halifesine “ Siyonist İsrail’ in önde gidenlerinin verdiği üstün cesaret madalyası “ da cabası. Müslümanlara okuma yazma öğreten savaş esirlerine özgürlüklerini iade eden bir Peygamberin dinini apış arasından dinlemiş adamların peşinden koşarken, bilime düşman, hurafeleri “ ayet “ sayan, sıkıştığında “ ulemaya “ danışan,   “ camileri yıkacaklardı “ yalanlarına inanıp kendi ordusuna düşman olan bir toplumun İslam inancına ne buyurulur ?

                 Kendine göre din anlayışı olan birinin “ Dindar bir gençlik yetiştireceğiz…” sözleri, bizlerin “ inançsız ( ateist ) olduğumuz anlamına mı geliyor ? Recep bey, kendisinden daha makbul Hz. Peygamberimizi de mi çekemiyor ki, Allah adına bizleri sorguluyor ?   

                  Kendi liderine, kendi bayrağına, kendi tarihine, halkına, toprağına, üreticisine, kurum ve kuruluşlarına düşman bir iktidar, dünyanın neresinde görülmüş, duyulmuştur ? Hangi tarih yazar ?

                  Korkarım Recep bey, Türk tarihine bu utanç sayfalarının eklenmesine neden olacaktır. Tek çıkar yol, bu sayfaların birbirine “ Japon yapıştırıcıyla “ mıhlanıp, okunmalarının engellenmesidir.

                  Bilimden yoksul ama hurafeden trilyoner zavallıları “ Milletin temsilcileri “ olarak Meclise gönderen bizler, bu insanların ihanetini baştan kabul ettik zaten. Şimdi ise, içimizdeki delilerin kuyuya attığı çakıl taşlarını temizlemeye uğraşıyor, beceremiyoruz. Bunu becermenin yolları var elbet. Tek şart, akıllanmak, ilerisi için ders çıkarmak.

                  Nasıl mı başaracağız ?

                  Her şeyden önce, ülkenin yönetimindeki parti ve o partinin yönetici kadrosunun yasa dışı olduğuna tüm gücümüzle inanacak ve bunu tüm çevremize ( belgeleriyle ) anlatacağız.

                 Bu göreve soyunmak, yürek ister. Ergenekon tutsaklarının mangal gibi yüreği olduğuna bahse girerim. Silivri mahpushanesinin içi, dışarıdaki mahpushaneden daha tenha olmalı. Dışarıdaki esirler kendilerini özgür saysalar da, yayınlanmamış kitaplara dava açılması, Meclis’ te muhalefetin markaja alınması, grupların ve genel kuruldaki konuşmaların ( bizim vergilerimizle ayakta duran ) TRT’ den yayınının durdurulması, giderek, son zamanların en müthiş harikası “ Devlet Sırrı Yasası “ ile, A Ke Pe, PKK, abd, AB, İsrail…” ilginçliklerinin halktan gizlenmeye çabalanması, okullarda Atatürk ilkelerine bağlı öğrenci yetiştirilmesine son verilmesi, andımız ve Türk gençliğine sesleniş’ in yasaklanması, bunca keyfi uygulamaya, baskıya, ihanete rağmen toplumun suskunluğu… esaret altında olduğumuzun birkaç örneği.         

                 Sanal ortamlarda oluşturulan grupların bir araya geldiğinde nasıl ses getirdiğini dünyadan ve ülkemizden bir çok örnekte gördük. Şimdi tam sırası. Bu grupları bir “ federasyon “ çatısı altında toplayıp görev paylaşımını sağlayabilirsek, işlerlik kazandırıp, güç elde edebiliriz. Ancak, bir süre sonra bu birlikteliğin siyasi bir parti içinde yer alması kaçınılmaz olacaktır. Çünkü, örgütsüz bir gücün yıkılması da kaçınılmazdır.

                Sendikaların, işçi örgütleri ve konfederasyonların önemi tartışılmazdır. Oysa ülkemizde, sendikalaşmanın cezası işsiz kalmak… tır. Nedeni ise, “ Olur da yasaları hiçe sayar, genel greve giderlerse…” A Ke Pe iktidarının temelleri sarsılır. İşte bu yüzden örgütlenmenin cezası ağır olur. Türk İş ve benzeri kuruluşların elleri üzerinde yükselerek 11 yılını idrak eden iktidar, yine bu kuruluşların parmakları üzerindeki ( ! ) yerini koruyarak ülkeyi ve Türk milletini tarihten silmeye azmetmiş görünse de bilinçli bir halk, ( bence ) sendika ağalarına ve iktidar yalakalarına gereken dersi verecektir.

                İşin özü, ağlayıp sızlanma yerine çare üretmenin yoluna bakmalı. Benim naçizane ürettiklerim bu kadarla sınırlı değil ama, benden daha birikimli, aydın, üretken beyinler var. Recep bey, bu bölümü okumadan önce harekete geçer ve gereğini yaparsak, sağcı – solcu, Alevi – Sünni, Türk – Kürt – Laz – Çerkez… ayrımı yapmadan halkın gücünü ön plana alır, buna göre örgütler, birliktelik oluşturursak, Silivri zindanlarını da ( 1789’ da Fransızların yaptığı gibi ) boşaltabiliriz.

               Fazla söze ne gerek ? Kuyuya atılan çakıllar temizlendi işte.

               Unutmayın ki, Recep bey’ in “ Silivri’ de bir tane bile aydın yok…” sözleri ( bir yere kadar ) kabul edilebilir. Silivri’ de yoksa, dışarıda var ama o’nlar, görevlerinin bilincinde olmadığı için ülke, tutsak alındı.

 

               Necmettin Tanju SÜAR.

                       A L A N Y A

                  03 Şubat 2012 Cuma  

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages