İNSANLIĞA YARARLI BİR ŞEYLER
BIRAKMAK.
Kimi insanlar, yaşamları süresince insanlığa ve ülkelerine hizmet eder, aramızdan ayrıldıklarında da bu hizmetleri ile anılırlar. Dünyadan ayrıldıktan sonra da toplumlar tarafından minnetle anılmak, her insana özgü bir şey değildir elbet. Örneğin; Wolfgang Amadeus Mozart.
6 yaşındayken “ harika çocuk “ ünvanı kazanan Mozart, aynı yıl ilk bestesini yapmıştır. O’ nun “ çeşitlemeler “ i bugün, okullarımızda seslendirilmekte. Yaşamı boyunca senfoniler, konçertolar, dinsel eserler, piyano eserleri, operalar… besteleyen Mozart, 34 yaşında ölmüştür. Bu gün, 34 yaşında ölen bir insanın bunca eseri nasıl ve ne şartlarda bestelediği ( günümüzde Mozart’ ın eserlerinin bir bölümü kayıptır, bir bölümü ise tesadüfen gün yüzüne çıkmaktadır ) henüz çözülememiştir.
Kendini insanlığın hizmetine adayanlara, insan neslinin dünyada ilk var olduğu zamanlardan beri rastlanmakta. Belki yazılı tarih bu insanlardan söz etmeye elverişli değildi, belki de yazı, henüz bulunmamıştı ama, ateşin insan yararına kullanılmasını sağlayan şahsın da bir insan olduğunu unutmamalıyız. Vahşi ve tehlikeli hayvanları avlamak ve tüm kabileyi doyurmak için, önce silah geliştirmek, zamanla, göçebe avcı – toplayıcı, toplum düzeninden, yerleşik tarım toplumuna geçiş… hep, kendini insanlığın hizmetine adayanlar sayesindedir.
Bu gün hukuk ve politika alanında çoğu zaman eski Yunan ve Roma’ lı filozofların fikirlerine başvuruyorsak bilinmelidir ki o’nlar, henüz aramızda yaşamaktalar. Belki de, bizlerden sonra yüzyıllarca yaşayacaklar.
Konu Devlet olunca, dünya tarihinde günümüze dek gelmiş geçmiş en büyük asker ve devlet adamını yetiştiren toplumun adı, Türk Milleti’ dir. Mustafa Kemal gibi bir dahinin dünya tarihine ender geleceğini yazanların, o günün ve günümüzün emperyalistleri olduklarını unutmayalım.
Yukarıda Mozart’ tan ve o’nun dahi beyninden söz etmiştim. Oysa Mustafa Kemal, sadece tek bir dalda değil, askerlik, bilim, felsefe, siyaset… gibi bir çok dalda “ dahi “ olduğunu tüm dünya toplumlarına ispat etmiştir. İşte bu yüzden yüzyıllardır Türk düşmanlığını sürdüren haçlı zihniyeti, tüm gücüyle “ Atatürk’ ü, Türk milletinin zihninden silin…” diyebilecek kadar ileri gitmişler, kontrollerini kaybetmişlerdir.
Ülkemizin önde gelen aydınları, bilim adamları, düşünürleri, tarihçileri, siyaset adamları, emekli – muvazaf subayları… içeride, bizler dışarıda, Atatürk’ ün bizlere emanet ettiği ülkemizi, o’ nun öğretileri doğrultusunda korumaktayız. Koruyacak, kollayacağız ve Türkiye Cumhuriyeti ( Yüce liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ ün dediği gibi…) dünya durdukça var olacak.
İşte ( dün aramızdan ayrılan ) özgürlük savaşçısı Rauf Raif Denktaş ta, dünya tarihinin yazacağı ender insanlardan biriydi. 1940’ lı yıllarda, çok genç yaşında kendisini halkına adamış, yaşamı boyunca Kıbrıs Türk’ ünün bağımsızlığı, özgürlüğü, onuru için savaşmış, halkını “ toplum “ olmaktan, vatandaşlık düzeyine ulaştırmış, halkına bir “ devlet “ armağan etmiş, büyük bir devlet adamı, gözünü budaktan esirgemeyen büyük bir savaşçıydı Rauf Denktaş.
Kendi Anavatanı Türkiye’ nin yönetimine oturtulanların kışkırttığı, beslediği, donattığı, kendi halkının arasından çıkan hainler tarafından kurgulanan senaryolara, kışkırtmalara, suikast denemelerine bile “ hoşgörü ile yaklaşacak kadar “ büyük bir “ insan “ dı Rauf Denktaş. Hatta, kendi Anavatanının sözde Başbakanı Recep’in, KKTC’ nin sözde C. Başkanı Talat ile yaptığı telefon görüşmesi sırasında hazırlanan planların piyasaya çıkmasından sonra bile “ insanlık dersi “ verdi. Anlayana elbet. Unutmayın ki vatan hainleri, Rauf Denktaş’ ın Türkiye sınırları içerisinde bulunmasını “ tehlikeli “ görmüş, toplantılara, panellere katılmasını “ yasaklayacak kadar “ hadlerini aşmışlardı.
Bazı insan müsvetteleri de “ lanetle “ anılır, gömüldükleri yer bile belli değildir. Çoğunlukla, mezarlarına köpekler pisler. Örneğin, Batı emperyalizminin allayıp, pullayıp piyasaya sürdüğü Makedon kan içici Büyük İskender. Örneğin, İtalyan diktatörü Mussolini. Örneğin, Pinochet.
Umarım, bu yazdıklarımı okuyan ve ders alan birileri ( ! ) çıkar.
Necmettin Tanju SÜAR
14 Ocak 2012 Cumartesi
A L A N Y A .