10 views
Skip to first unread message

necmettin tanju suar

unread,
Aug 22, 2011, 3:51:27 PM8/22/11
to acikistihbaratturkiye Moderator, ahmet altay, Ahmet Ömer KİBAR, ahmet altan, Alaattin Alpan, alev...@gmail.com, Ali Nail Kubali, ali yıldız beker, ali yıldız beker, ali doğru, ali süar, arslan...@yahoo.com, Arzu ÖZOK, Ata Kitap, aynur bozoğlu, aysu özkan, aytekin ertugrul, aytenakbayram, bahri erdem, banu...@superonline.com, barış yarkadaş, BİLGİ NOTU, BÜLENT ESİNOĞLU, canse...@hotmail.com, Cemal Sencan, cesur...@gmail.com, cetinu...@yahoo.com, ceyhan doğu, COPY CENTER, cuneyt guzel, Davran Çiçek, Demet Oyal, E. D., eftal dodur, ele...@yahoo.com, emre komurcu, engin düzyol, ercan sisman, eren yurt, Ertan Doğan, ertan özer, farukk...@superonline.com, fatih kocaman, fatih altaylı, fatih gülcü, fatoş GEZEN, Fatih GÜLCÜ, feride yılmaz, Feridun Ertaskan, ford1958...@mynet.com, g+40fstuq0000008wz5ry001p...@groups.facebook.com, grup vizyon, gulseve...@gmail.com, gus...@aol.com, Gürsel Albayrak, hakan duzyol, HATİCE SARIG�L, HATİCE SARIGÜL, HATİCE SARIGÜL, hikmet türen, hmahm...@gmail.com, ibrahim ortaş, inci.c...@gmail.com, İstiklâl Türker, kara nurten, kemal.kil...@tbmm.gov.tr, kemal ceylan, Kemal Denizer, kenan...@gmail.com, kerim, Kıbrıs 1974, Korgun MAVI, kutalmış ocaklı, lale akcan, M. Ç., m+53nnr160000008wz5ry71e...@reply.facebook.com, mehmeth...@gmail.com, Mehmet Perincek, mert boz, Mérwé Yanqoz, metin ergin, mihriban erdem, mikail kütük, mine yilmaz, muammer yuksek, Muhalif Gazete, Murat Bolut, murat, mustafa...@windowslive.com, nazife abaylı, ne_mutlu_t...@googlegroups.com, neverland, nilgün aksoy, nokta form, nurhan, Nurses İMAL, nurşen sınav, Nurten Kederoğlu, Nüket Süar, OĞUZ SUSURLUK, omerfaruk dogan, Orhan Altınçubuk, OSMAN T�RKOĞUZ, öznur tekinkaya, qweanjella qwerdinçerler, Reyhan, rifarse...@gmail.com, rifatse...@superonline.com, ritimci erdoğan, sefer çetinkaya, selçuk keskingöz, serdar, serkan balpınar, sevgi karadeniz, Sezen Hasöksüz, Sili Ozerdim, Silvan Güneþ, Suay Karaman, suley...@gmail.com, sunnys...@gmail.com, Suzann Haney, şeri şeri, tay...@yahoo.com, tegmen-mehmet-ali-celebi-ve-arkadaslarin, tımo tımo, TOMRİS, turgut oksay, turha...@yahoo.com, turk...@googlegroups.com, umut Küçükgöde, uner yurtseven, Ümran Çelik, vural ozdemir, VURAL ÖZDEMİR, vural özdemir, yadel sarı, Yahoo! Groups, yusuf aga akdağ velioğulları, zeki zenger, ZENGER ELEKTRONİK

                            GÜVENLİKÇİ VE RECEP.

 

 

                      Oturduğum site 4 ayrı bloktan oluşuyor. İlk ikisi, Danimarka, Hollanda, Norveç… gibi ülkelerden gelip, dünyanın Cenneti yakıştırmasını hak etmiş olan Akdeniz sahillerimizde ev satın alıp, 1 ay tatil yaptıktan sonra evlerini ( yine yabancılara ) kiralayanlara ait. Yukarıda saydığım ülkelerin emeklileri. İşçi, memur… sıradan vatandaşları bunlar. Ama, demokrasi adı verilen olguyu özümsemiş, haklarını sonuna dek aramasını, zorla almasını bilenler. Yani; oy verip seçtiklerine, maaşlarını ödediklerine, her türlü lüksünü karşıladıklarına “Devlet büyüğümüz…” diyerek kul köle olmayan insanlar. Hesap sorma kültürünü bilenler.

 

                       İşte bu yüzden bu insanlar, bizim tatil bile yapmaya gücümüzün yetmediği kendi ülkemizin Akdeniz kıyılarını parselleyip, kiraya verebilecek kadar para kazanıyorlar. Hazır bu ülkenin başında kendi yerleştirdikleri işbirlikçiler varken de, parsayı bölüşüyorlar.

 

                    

                       Gelelim asıl konuya.

 

                        Sitemizin güvenliğinden sorumlu ( ya da sorunlu…) bir dostumuz var. Site giriş kapısı gece – gündüz açık olsa da, kapı otomatiği uzun süre çalışmamaktan iflas etmiş olsa da, siteye giren çıkan belli olmasa da…  belinde biber gazı spreyi ve yanında kesinlikle korku salan kedisi ile güvenlik görevlisi kardeşim, görevini aksatmadan yerine getiriyor.

 

                       Bu genç dostumla arada bir laflıyoruz. Hem vakit geçiriyor, yarenlik ediyor, hem de o’nun  sosyal yaşamı, köyü, gelenekleri… hakkında bilgi sahibi oluyorum.

 

 

                       Aklıma nereden takıldı bilmiyorum ama bir ara, sitede, bizim bloklardan birinde yangın çıkarsa ne yapacağını sorma gafletine düştüm.

 

                       “ Ben karışmam hocam…” dedi.

                       “ Neden..?”

                       “ Sizin kapıcınız var. O’nun görevi. Sonra, benim maaşımı bizim gavurlar veriyor. Ben, sizden kuruş almıyorum ki…” 

                      Görülen o ki, ülkemin halkı kendi arasında bölünmekten de öte bir yerlere çekilmiş.

 

 

 

                      Genç arkadaşım, bizim site’nin güvenlik görevlisi. Bu görevi kendisine verenler, o’nu işe alanlar, maaşını ödeyenler…

                      Yabancılar.

                      Ne tesadüftür ki, Recep ve Gül’ ü işe alanlar, makam sahibi yapanlar, ekstradan maaş ödeyip, kendilerini dünyanın en zengin devlet adamları sınıfına sokanlar da “gavurlar…”

                      Güvenlik görevlisi arkadaşım, görevini layıkıyla yerine getiriyor. Recep ve Gül’ de öyle.

                      Ne diyor Recep; “Sabrımız taşmak üzere. Esad, görevden çekilmeli…”

                      Esad’ ı görevde tutan kim?

                      Suriye halkı.

                      Diktatör de olsa Kaddafi’yi görevde tutan kim ?

                      Libya halkı.

 

 

                      Recep, Gül, Davutoğlu… kimin adına sözcülük görevi üstleniyor ? “Gavur…” ların.

 

 

                      Bugün bazı kanalların Libya ile ilgili haberlerini izledim.  Kaybolduğunu sandığımız Dışişleri Bakanı bay Davutoğlu’ nun Etiyopya’da ortaya çıkması, yüreğimize su serpti. Bay Davutoğlu’nun yüzünden, neden oralarda olduğuna kendisinin de bir anlam verememesinin şaşkınlığı okunuyordu. Ama, yine de Libya konusunda bir konuştu, bir konuştu ki; Recep bey’in kopyası olduğunu gizleme gereği bile duymadı.

 

                     Ne demişti Recep; “Kaddafi, halkın taleplerine kulak vermelidir. Halkının taleplerine kulak tıkayan bir hükümet, bunun hesabını bir gün mutlaka verir…”

 

                     Peki, Suriye konusunda ne demişti “SAYIN” Recep;

                     Bir iki kelimenin dışında, neredeyse kopya.

                     Davutoğlu da aynı. Kopya ama, biraz daha sönük.

                     Hiçbir karbon kağıdı bu kadar sık kopyalamaya dayanamaz değil mi ?

 

                     Gül, Recep, Çiçek, Arınç…

                     Ve, okyanus ötesi…

               

                      Söylemler, aynı kalemden çıkmış hissi veriyor. Üstelik, yıllardır kullanıla kullanıla, çürümüş hıyar kadar kötü kokuyor.

 

                      Yine de kullanıyorlar.

                       Söylemleri de, Recep, Gül, Davutoğlu, Arınç, Çiçek, yargı, polis, inanan halk…

                       Ve bizim sitenin güvenlik görevlisini de.

 

                       

Necmettin Tanju SÜAR.

22 Ağustos 2011 Pazartesi



Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages