Re: {ODTU Mezunlari Katar}, Oğlunuz Duru hakkında Taziyename ve bir Müjde mektubu

29 views
Skip to first unread message

Baris Emek Ergin-Ozel

unread,
May 21, 2013, 8:42:41 AM5/21/13
to ODT...@googlegroups.com, tba-...@yahoogroups.com, ted...@googlegroups.com
Ali Kemal Bey
Iletiniz sayesinde aci haberi duydum vesile ile Katar Turk Isinsanlari ile de paylasmak isterim.

Sinan Kocal Beyin 14 yasinda ki oglu 11 mayis gunu  bir beyin kanamasindan dolayi aramizdan ayrilmis.
Az evvel kendisiyle 90 534 889 06 33 numarali telefonundan gorusebildim , tarifsiz acisi cok buyuk ve soylenecek cok az
yuce yaradan uzun zaman tum dostlarimiza ve sevdiklerimize benzer acilar gostermesin

Her birinize selam sevgi ve saygilarimla
Baris E. Ergin
530 834 69 01

On May 21, 2013, at 2:39 PM, ali kemal pekkendir wrote:

Muhterem Sinan Ağabey
 
Oğlunuz Duru'nun vefatını yeni öğrendik. Size ve eşinize başsağlığı, Duru için Cennet-i Firdevs'te en güzel bir hayatı ve ebedi saadeti, Rahman ve Rahim olan Allahtan niyaz ederken, şu aşağıdaki Büyük Müjdeyi sizlere Hakiki Teselli vermesi için gönderiyoruz.
 
Fatih Aktaş, Şiar Molavalı, Ali Kemal Pekkendir
 
 
Mektubat 17. Mektub
(Yirmibeşinci Lem'anın Zeyli)
Çocuk Ta'ziyenamesi


Bismihi ve in min şey’in illa yüsebbihu bihamdih
Aziz âhiret kardeşim Hâfız Hâlid Efendi !
BismillahirRahmanirRahim
Ellezine İza esabethüm musibetün kalu inna lillahi ve inna ileyhi raciun * Ve beşşir isSabirin…
(O müminlere bir musibet isabet ettiği zaman, derler ki : Hakikaten Bizler Allahın kullarıyız (mülküyüz) ve gerçekten Ona dönüş yapacağız. *  Sabredenlere müjdele….)

Kardeşim, çocuğun vefatı beni müteessir etti. Fakat EL HÜKMÜ LİLLAH Kazaya rıza, Kadere teslim İslâmiyetin bir şiarıdır. Cenâb-ı Hak sizlere sabr-ı cemil versin. Merhumu da, size âhiret desteği ve şefaatçı  yapsın. Size ve sizin gibi müttaki mü'minlere büyük bir müjde ve hakikî bir teselli gösterecek  "Beş Nokta"yı  beyan ederiz:

Birinci Nokta:
Kur'an-ı Hakîm'de  Vildanun Muhalledun  sırrı  ve meali şudur ki: Mü'minlerin büluğdan evvel vefat eden evlâdları, Cennet'te ebedî, sevimli, Cennet'e lâyık bir surette daimî çocuk kalacaklarını.. ve Cennet'e giden peder ve validelerinin kucaklarında ebedî sevinç kaynağı olacaklarını.. ve çocuk sevmek ve evlâd okşamak gibi en latif bir zevki, ebeveynine temine medar olacaklarını.. ve herbir lezzetli şey'in Cennet'te bulunduğunu.. "Cennet tenasül yeri olmadığından, evlâd muhabbeti ve okşaması olmadığı"nı diyenlerin hükümleri hakikat olmadığını.. hem dünyada on senelik kısa bir zamanda elemlerle karışık evlâd  sevmesine ve okşamasına bedel safi, elemsiz milyonlar sene ebedî evlâd sevmesini ve okşamasını kazanmak, ehl-i imanın en büyük bir medar-ı saadeti olduğunu şu âyet-i kerime  Vildanun Muhalledun  cümlesiyle işaret ediyor ve müjde veriyor.

İkinci Nokta:
Bir zaman bir zât, bir zindanda bulunuyor. Sevimli bir çocuğu yanına gönderilmiş. O bîçare mahbus, hem kendi elemini çekiyor, hem veledinin istirahatını temin edemediği için, onun zahmetiyle müteellim oluyordu. Sonra merhametkâr Hâkim ona bir adam gönderir, der ki: "Şu çocuk gerçi  senin evlâdındır, fakat benim raiyetim ve milletimdir. Onu ben alacağım, güzel bir sarayda beslettireceğim."
O adam ağlar, sızlar; "Benim medar-ı tesellim olan evlâdımı vermeyeceğim" der. Ona arkadaşları der ki: "Senin teessüratın üzüntülerin manasızdır. Eğer sen çocuğa acıyorsan, çocuk şu kirli, pis, sıkıntılı zindana bedel; ferahlı, saadetli bir saraya gidecek. Eğer sen nefsin için müteessir oluyorsan, menfaatini arıyorsan; çocuk burada kalsa, muvakkaten geçici şübheli bir menfaatinle beraber, çocuğun meşakkatlerinden çok sıkıntı ve elem çekmek var. Eğer oraya gitse, sana bin menfaati var. Çünki padişahın merhametini çekmeye sebeb olur, sana şefaatçı hükmüne geçer. Padişah, onu seninle görüştürmek arzu edecek. Elbette görüşmek için onu zindana göndermeyecek, belki seni zindandan çıkarıp o saraya getirecek, çocukla görüştürecek. Şu şartla ki, padişaha emniyetin ve itaatın varsa..."

İşte şu temsil gibi, Aziz Kardeşim, senin gibi mü'minlerin evlâdı vefat ettikleri vakit şöyle düşünmeli:
Şu veled masumdur, onu Yaradan dahi Rahîm ve Kerim'dir. Benim noksan terbiye ve şefkatime bedel, gayet kâmil olan inayet ve rahmetine aldı. Dünyanın elemli, musibetli, meşakkatli zindanından çıkarıp Cennet-ül Firdevsine gönderdi. O çocuğa ne mutlu! Şu dünyada kalsaydı, kim bilir ne şekle girerdi? Onun için ben ona acımıyorum, bahtiyar biliyorum. Kaldı kendi nefsime ait menfaati için, kendime dahi acımıyorum, elîm müteessir olmuyorum. Çünki dünyada kalsaydı, on senelik muvakkat, geçici  elemle karışık bir evlâd muhabbeti temin edecekti. Eğer sâlih olsaydı, dünya işinde muktedir olsaydı, belki bana yardım edecekti. Fakat vefatıyla, ebedî Cennet'te on milyon sene bana evlâd muhabbetine medar ve ebedi saadete vesile bir şefaatçı hükmüne geçer. Elbette ve elbette şüpheli kısa vadeli, bir menfaatı kaybeden, muhakkak ve  uzun vadeli bin menfaatı kazanan; elîm teessürat ve üzüntüler  göstermez; me'yusane, ümitsizce feryad etmez.

Üçüncü Nokta:
Vefat eden çocuk, bir Hâlık-ı Rahîm'in (Sonsuz merhametli Yaratıcının) mahlûku, memlûkü, kulu ve bütün heyetiyle onun sanat eseri ve ona ait olarak ebeveyninin bir arkadaşı idi ki; muvakkaten geçici olarak ebeveyninin nezaretine verilmiş. Peder ve valideyi ona hizmetkâr etmiş. Ebeveyninin o hizmetlerine mukabil, hemen hızlı bir ücret olarak lezzetli bir şefkat vermiş. Şimdi binde dokuzyüz doksandokuz hisse sahibi olan O Hâlık-ı Rahîm, rahmet ve hikmetinin gereği olarak o çocuğu senin elinden alsa, senin hizmetine son verse; zahiren bir hisse ile, hakikî bin hisse sahibine karşı şikayeti andıracak bir tarzda me'yusane, ümitsizce hüzün ve feryad etmek ehl-i îmana yakışmaz, belki ehl-i gaflet ve dalalete yakışıyor.

Dördüncü Nokta:
Eğer dünya ebedî olsaydı, insan içinde ebedî kalsaydı ve ayrılıklar ebedî olsaydı; elîmane üzüntü çekmenin ve ümitsizce elemlenmenin bir manası olurdu. Fakat mâdem dünya bir misafirhanedir; vefat eden çocuk nereye gitmişse, siz de biz de oraya gideceğiz. Ve hem bu vefat ona mahsus değil, umumî bir caddedir. Hem mâdem ayrılık dahi ebedî değil; ileride hem berzahta, hem Cennet'te görüşülecektir. El Hükmü Lillah demeli.. O verdi, O aldı. "Elhamdülillahi alâküllihal" sabır ile şükretmeli.

Beşinci Nokta:
Rahmet-i İlâhiyenin en lâtif, en güzel, en hoş, en şirin cilvelerinden olan şefkat; nurani bir iksirdir. Aşktan çok keskindir. Çabuk Cenâb-ı Hakk'a ulaşmaya vesile olur. Nasıl aşk-ı mecazî ve aşk-ı dünyevî pek çok müşkilâtla aşk-ı hakikîye dönüşür, Cenâb-ı Hakk'ı bulur. Öyle de şefkat -fakat müşkilâtsız- daha kısa, daha safi bir tarzda kalbi Cenâb-ı Hakk'a bağlar. Gerek peder ve gerek valide, veledini bütün dünya gibi severler. Veledi elinden alındığı vakit, eğer bahtiyar ise, hakikî ehl-i îman ise; dünyadan yüzünü çevirir, Mün'im-i Hakikî'yi (Nimetleri veren Allahı) bulur. Der ki: "Dünya mâdem fânidir, değmiyor kalbin alakasına..."  Çocuğu nereye gitmişse oraya karşı bir alâka peyda eder, büyük manevî bir hal kazanır.

Ehl-i gaflet ve dalalet (gaflet ve imansızlık içinde yaşayanlar), şu beş hakikattaki saadet ve müjdeden mahrumdurlar. Onların hali ne kadar elem verici olduğunu şununla  kıyas ediniz ki: Bir ihtiyar hanım gayet sevdiği sevimli tek bir çocuğunu can çekişirken görüp, dünyada sonsuz kalacakmış zannı hükmünce gaflet veya dalalet neticesinde; ölümü, hiçlik ve ebedi ayrılık tasavvur ettiğinden, yumuşak döşeğine bedel kabrin toprağını düşünüp gaflet veya dalalet (dinsizlik) cihetiyle, Erhamürrâhimîn'in Cennet-i rahmetini, Firdevs-i nimetini düşünmediğinden, ne kadar ümitsizce bir hüzün ve elem çektiğini kıyas edebilirsin. Fakat her iki Cihanda Saadet vesilesi olan İman ve İslâmiyet, mü'mine der ki:
Şu vefat anındaki çocuğun Hâlık-ı Rahîmi (Sonsuz Merhametli Yaradanı), onu bu fâni dünyadan çıkarıp Cennetine götürecek. Hem sana şefaatçı, hem ebedî bir evlâd yapacak. Ayrılık muvakkattır, merak etme,  El Hükmü Lillah, İnna Lillahi ve inna ileyhi raciuun  (Hüküm Allahındır, Bizler Allahın Mülküyüz, Onun mülkünde yaşıyoruz, ve dönüşümüz de Onadır)   de, sabret.
 
El Baki Hüvel Baki
(Baki ve Sonsuz Hayat Sahibi Allah’dır)

Said Nursî
 

--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Yolu Katardan Gecen ODTU Mezunlari" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email to ODTUKA+un...@googlegroups.com.
To post to this group, send email to ODT...@googlegroups.com.
Visit this group at http://groups.google.com/group/ODTUKA?hl=en.
For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.
 
 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages