özne-yüklem uygunluğu- prof.dr. hamza zülfikar

192 views
Skip to first unread message

Caner Yılmaz

unread,
May 13, 2011, 2:52:15 PM5/13/11
to tourkika
Dünden Bugüne Türkçe


PROF. DR. HAMZA ZÜLFIKAR

Özne yüklem uygunlugu

il bilgisinde bir terim olarak geçen özne yüklem uygunlugu veya yük-D
lem özne uygunlugu, Türkçede dogru ve kuralli anlatimi saglamak

amaciyla üzerinde durulan ve bazi dil bilgisi kitaplarinda geçen
bir konudur. Ele alacagimiz bu konu, Genel Müdürümüz salona giriyorlar
örneginde
oldugu gibi öznesi teklik, yüklemi çokluk bildiren saygi çogulu
terimiyle
ilgili degildir.*

Özne yüklem uygunlugu birçok eserde sözü edildigi hâlde geregi gibi
aydinlatilmamis,
daginik ifade edilmis konularimizdan biridir. Bu tür eserlerde
verilen
bilgilerin, getirilen kurallarin eli kalem tutanlarca bilindigini,
dikkate
alindigini sanmiyorum. Uçaklar meydana inemiyor ile Uçaklar meydana
inemiyorlar
arasindaki farki gözetip yüklemi teklik durumuna getirenlerin,
yazisini ona
göre düzenleyenlerin oldugunu pek tahmin etmiyorum. Genel olarak eli
kalem
tutanlarin bildigi “özne çokluk anlatiyorsa yüklem de çokluk bildirir”
dogrultusundadir.
Bunun disinda nerede ve nasil uygulanacagi pek açik olmayan bir
baska bilgi ise “özne çokluk anlatiyorsa yüklem teklik durumda olur”
biçimindedir.
Bu bilginin aydinlarin zihninde açik ve net olmadigi örnek cümlelerde
görülmektedir.

Özne yüklem uygunlugu terimini Dil Bilgisi Terimleri Sözlügü’nde hocam
Z.
Korkmaz, “Cümlede özne ile yüklemin sayica uyusmasi” diye tanimlar
(171. s.)

A. H. Tanpinar’dan verilen Siz vak’alari bir saati söker gibi mütalâa
ediyorsunuz…
dedi biçimindeki cümle örneginde siz öznesi ile ediyorsunuz yükleminin
kisi eki
bakimindan uygunlugu gösterilmekte ve buna benzer örnekler
verilmektedir.
*
Türk Dil Kurumunca daha önce tekil ve çogul terimleri benimsenmisken
daha sonraki yillarda çokluk
ve teklik terimleri yapica daha dogru bulundu ve kaynaklarda da
çokluk, teklik terimleri yer aldi
(Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, Gramer Terimleri Sözlügü, TDK, Ankara
1962). Bu yazida teklik, çokluk
terimleri kullanilmistir. Ancak dil bilgisi çalismalarinda pek
geçmeyen saygi çogulu teriminde çogul
varligini koruyor.

Prof. Dr. Hamza Zülfikar TÜRK DILI TÜRK DILI


Bu konu, asil üçüncü çokluk sahislarda özne, yüklem arasinda bir
sorun
olusturmaktadir. Özne yüklem uygunlugunu saglamak için üçüncü çokluk
sahis
eki -lar (-ler), hem öznede hem de yüklemde mi bulunmali veya hangi
durumda
çokluk eki yalnizca yüklemde yer almali?

Derlenen örneklere bakildiginda Cumhuriyet öncesi dönemden Cumhuriyet
sonrasi döneme bir gelisme oldugu görülmektedir. Son yillarda yükleme
çokluk eki getirmeme egilimi baslamistir.

Özne yüklem uygunlugu konusunda ilk bilgileri A. Cevat Emre’nin Türk
Dilbilgisi
(TDK, 1945) adli eserinde bulmaktayiz. Baslik “Fiille Özne Arasindaki
Uygunluk”tur (310. s.). Burada Sen simdi görürsün örneginde oldugu
gibi özne
kaçinci sahista söylenmisse yüklemin de o sahista oldugunu gösteren
cümleler
verilmistir.

Ahmet C. Emre, özne yüklem uygunlugu disinda kalan durumlari ise
“Öznenin
Üçüncü Kisi Olmasi” (313. s.) basligi altinda islemis; Ayaklarim
agriyor, Yüzler
güldü gibi örnekler vererek “Özne olan her türlü cansiz varlik
isimleri, çogul
sayida dahi olsa ilindikleri fiil tekil olarak kullanilir.” biçiminde
bir açiklama
yapmistir.

Cansiz varliklar diye niteledigi bu konuyu zaman isimleri, yer
isimleri, bitki,
hayvan isimleri, eylem isimleri, yigin gösteren isimler diye gruplamis
ve su örnekleri
vermistir:

Üye isimleri: Gözlerim yaniyor vb.

Zaman isimleri: Aylar, yillar geçti vb.

Yer ve gök varliklari: Bulutlar toplandi. Yildizlar parliyor. vb.

Bitki, hayvan, kuslar: Agaçlar çiçek açti. Bülbüller sakiyor. Baliklar
yüzer. vb.

Eylem ve eylem hükmünde isimler: Bunca çalismalar faide vermedi. vb.

Görüldügü gibi bu örneklerde özne çokluk, yüklem ise teklik
durumdadir.

Bu basliklar arasinda yazarin “Ikinci Hâl Üzerine” diye ad verdigi
bölümde

(316. s.) yapilan açiklama ise söyledir:
“Özne topluluk ilgisiyle düsünülecek olursa, kendi çogul sayida veya
birden
çok isim oldugu halde ilgilendigi fiil tekil olur.” Verilen örnekler
ise sunlardir:


Avci neferleri bir gün ördek kaldirir gibi etrafimizi çevirdi, verdi
atesi, verdi atesi.
Halk daha ziyade yaklasmisti.

Semerciler ona çuvaldizlarini uzatiyor, demirciler ucu ates demirler
gösteriyor ve
çarsi bastan basa iskence yeri oluyordu. vb.

“Sayi ve Belirsizlik Isimleriyle Sinirlanmis Özneler” basligi altinda
da Bu vesile
ile bes on kisi, bes on fakir böyle hüzünlü bir saatte yorgun argin
gelir, kapilari vururdu
gibi bir iki örnek daha verilmis (318. s.).


TÜRK DILI
Dünden Bugüne Türkçe

Yukarida verilen örnek cümlelerde yüklem teklik, özne çokluk kavrami
tasimaktadir.
Örnekler arasinda kullanilan üye, bugün organ sözü ile
karsilanmaktadir.
Uzuv kelimesinin karsiligi olan üye, organ bir ara da örgen biçiminde
kullanildi. Örgen, organ’a göre yapica daha dogru bir terimdi.

Ele aldigimiz bu konu Ahmet C. Emre’nin Türk Dilbilgisi (1945)
eserinin
yazildigi tarihten 18 yil sonra Tahir Nejat Gencan tarafindan
(Dilbilgisi TDK
1966) da ele alinmis. Konunun basligi ise “Özne Yüklem Uygunlugu”dur.
(59.
s.)

T. N. Gencan’in verdigi bilgileri asagida maddeler hâlinde söylece
siralayabiliriz:
“B. Asagidaki durumlarda çogul öznelerin yüklemleri tekil olur.
Gövde örgenlerinin ve örgenlerinden çikan seyler:

Bacaklarim agriyor.

Eylem adlari:
Sokakta bagrismalar kosusmalar oldu.


3.
Cansiz varliklar:
Sular mi yandi? Neden tunca benziyor mermer?
4. Bitkiler, hayvan adlari:
Yapraklar sarardi.

5. Zaman adlari:
Dakikalar saatler birbirini kovaladi.

6.
Özne olan topluluk adlari -ler ile çogullanmamissa yüklem tekil olur.
Sürü yaylaya gidiyor.
7. Sayilarla belirtilmis öznelerin yüklemleri; daha çok tekil
kullanilir:
Yanimdan iki kisi geçti.

8. Nicelik gösteren belgisiz sifatlarin belirttigi tekil öznelerin ve
özne olan
belgisiz zamirlerin de yüklemleri, daha çok, tekil olur:
Oteldekilerin birçogu Türkçe bilir.

9. Var, yok yüklemleri - özneleri çogul insan da olsa - daha çok tekil
kullanilir:
Bahçede çocuklar var.

C. Çogul öznelerin bireyleri teker teker degil de bir bütün bir toplum
olarak
düsünülüyorsa yüklem tekil olur:
Dostlar alis veriste görsün.

Çogul öznenin bireyleri teker teker düsünülüyorsa ve düsündürülmek is


teniyorsa yüklem de çogul olur.
Simdi genç kizlar gülümseyerek geliyorlar.”
Bu konu Ahmet C. Emre’nin eserinin yazildigi tarihten kirk yil sonra
hocam


Prof. Dr. Hamza Zülfikar TÜRK DILI TÜRK DILI


Vecihe Hatiboglu tarafindan da ele alinmistir. Baslik, “Özne-Yüklem
Uygunlugu”
dur (Tükçenin Sözdizimi, önce 1972’de Türk Dil Kurumunda, daha sonra
1982’de Dil ve Tarih Cografya Fakültesi yayinlari arasinda
yayimlanmistir).

V. Hatiboglu, burada yaptigi açiklamalarda ihtiyatlidir. Örnekler
kendisine
ait olup yazarlardan derlenmemistir. V. Hatiboglu, tanimlarda verdigi
yargilar
arasina sik sik “genel olarak” sözünü ekler:
“Türkçede genellikle özne çogul olsa da yüklem tekil olabilir.”
Verilen örnek sudur: Ögrenciler okula geldi.
“Türkçede özneler canli (insan, hayvan, bitki) ya da cansiz
varliklarin adla


rindan çogul olarak kurulmussa yüklemin genellikle tekil biçimde
kullanilmasi
gerekir.”
Verilen örnek sudur: Tavuklar yemlerini yiyor. Firtinadan yapraklar
savruluyor,
Agaçlar yari bellerine kadar bükülüyor.

“Özne organ adlarindan yapilmissa yüklem kesinlikle tekil olur.”

Verilen örnek sudur: Kulaklarim ugulduyor.

V. Hatiboglu, bu konuyu ele alirken yönlendirmeye de gidiyor. Yaptigi
açiklama
söyledir:
“Istes çatili eylemlerle kurulan yüklemlerin çok defa tekil olarak
kullanilmasi
yeglenir.” V. Hatiboglu’nun bu yönlendirmesine göre verdigi örnekler
sunlardir:


Çocuklar bahçede bagrisiyorlar yerine Çocuklar bahçede bagrisiyor.

V. Hatiboglu’nun bir baska açiklamasi ise söyledir:
“Özne görünürde çogul olsa da, sözcükler soyut kavramlari
bildiriyorsa,
yüklem genellikle tekil olur.”

Fazla eglence ve para israfi insanlari felâkete sürükler.

Yazarin geri kalan öteki yargilari ve örnekleri ise sunlardir:

“Bagimli sirali cümlelerde özne çogul olunca yüklemlerden yalniz
sonuncusu
çogul biçimde olur.”

Vapurlar gelir iskeleye küt diye çarparak yanasirlardi.

“Özne sayi adlariyla kurulmus bir tamlama ise, yüklem tekil olur.”

Üç ögrenci geldi.

Yukarida her üç bilginin yaptigi tespitler arasinda tutarli olmayan
hükümler
vardir. Konu derlenmis örneklere dayali olarak islenmediginden verilen
bilgiler
birbirini tutmuyor. Öte yandan bir dil bilgisi yazarinin bu konuda
yaptigi
bir açiklamayi öteki yazarin açiklamalari arasinda bulamiyoruz.

Konuya uzaktan veya yakindan deginen kimseler, buradaki bilgileri
aynen
tekrarlamakta isin esasi geregi gibi aydinlanamamaktadir. Özellikle
konuyu
canli ve cansiz varliklara baglamak konusunda verilen örnekler
birbiriyle çelis



TÜRK DILI Dünden Bugüne Türkçe

kilidir.

Bagimli sirali birlesik cümlelerde özne ve yüklemden hangisinin çokluk
eki

almasi gerektigi arastirilmamistir. Aslinda sorun su noktalarda
dügümlen


mektedir:

Her sabah annem da ile babami ugurlar, aksama kadar annemle birlikte
pencerenin
önünde babami eve dönüsünü beklerdik (Güngör Uras, Milliyet, 5 Ocak
2009).
Annem ... ugurlar, birlikte (biz) ... beklerdik sorun bu örnekte
oldugu gibi öteki sahislarda
degil, 3. çokluk sahistadir. Özne çokluk kavrami içeriyorsa veya
çokluk
eki almissa yükleme de çokluk eki getirilecek mi? Özne çokluk eki
veya
kavrami tasidigina göre yüklemin çokluk eki almasina gerek var mi?
Onlar, bu
felaketi düsündükçe büyük bir korkuya kapiliyorlar. Onlar, bu felaketi
düsündükçe büyük
bir korkuya kapiliyor. Bu iki cümleden hangisi kuralli sayilacaktir?
Hâkim düsünce
ikinci cümlenin dogru oldugu yönündedir. Görebildigim kadariyla bu
düsünce daha çok Cumhuriyet Dönemi yazarlari arasinda gelismis.
Anlasilan
1945 yilinda A. C. Emre’nin ortaya koydugu kurallar o tarihten
itibaren etkili
olmaya baslamistir.

“Özne çokluk kavrami içeriyorsa yükleme de çokluk eki getirmeye gerek
yoktur” konusu, yazida, anlatimda dikkat gösterenlerin merak
ettikleri, zaman
zaman çeliskiye düstükleri ve sorduklari bir konudur. Bu da gösteriyor
ki ortada
çözülmesi gereken bir sorun, bir anlasmazlik var. Ancak bunu
yanitlayabilmek
için genis bir tarama yapmak, örnekler derlemek, bu durumun hangi
kosullarda
ve dil bilgisinin hangi yapilar içinde görüldügünü tespit etmek
gerekmektedir.
Kilavuzlarda bu konuya da yer verilmelidir.

Özetlenen bilgiler çerçevesinde örnekleri ortak özelliklerine göre
degerlendirmek,
ortaya çikan sorulara yanit bulmak için önce dil bilgisi kitaplarinda
verilen daginik bilgileri, toparlamaya ve derledigimiz örneklere göre
konuyu
gerçekçi bir konuma getirmeye çalisalim. Bu durumun açikliga
kavusturulmasinin
yazarlar için de faydali olacagi, yazimda ve anlatimda birlik
saglayacagi kanaatindeyim.


1. Özne teklik ise yüklem de teklik durumundadir. Teyzemin rüyasi o
günden
beri benim de rüyam oldu (R. Nuri Güntekin). Teyzemin rüyasi özne (3.
t. sahis),
rüyam oldu yüklem (3. t. sahis). Bu kural genis anlamda üçüncü çokluk
sahis disinda
birinci teklik, birinci çokluk, ikinci teklik ikinci çokluk sahislarda
da geçerlidir.
Bunlarla ilgili bir sorunumuz yoktur. Dolayisiyla bu konu üzerinde
durmak, örnek vermek gerekmez. Öteki durumlara bakalim:
2. Dil bilgisi yazarlarinin çesitli basliklar altinda çokluk bildiren
öznelerin
bagli oldugu yüklemlerinin tekil olmasi gerektigi hakkindaki
açiklamalari, as-
linda bir tek baslik altinda toplanabilir. Verilen cümleler ve yapilan
açiklama

Prof. Dr. Hamza Zülfikar TÜRK DILI TÜRK DILI


lar dikkatle incelendiginde söz konusu örneklerdeki öznelerin temel
anlami, “bir
bütünlügü anlatan bir toplulugu, bir grubu bildiren sözler” olusudur.
Gözler,
kulaklar, kaslar, saçlar, ayaklar, parmaklar beyinler, kafalar gibi
organ adlari, dereler,
sular, irmaklar, göller gibi cografi isimler yapica çokluk ifade
ediyorsa da yazarin
gözünde birkaç seyden olusan bir bütünlük veya soyutlastirilmis bir
kavram olarak görülüyor. Insanlar, kelebekler, kuslar, bitkiler gibi
topluluk veya
grup ifade eden canli varliklar. Halk, kalabalik, millet gibi çokluk
anlatan kelimeler.
Zaman bildiren dakikalar, saatler gibi örnekler, görünürde çokluk
ifade
ediyorsa da bunlar bir arada bütünlügü anlatan sözlerdir. Krizden
etkilenen bazi
sirketler, isletmeler üretimlerini durdurduklari için çaresizlikten
isçi çikariyor (Güngör
Uras, Milliyet, 5 ocak 2009) örneginde görüldügü gibi kuruluslar,
sirketler yazarda
grup izlenimi birakiyor. Dolayisiyla bu durumu “Bir bütünlük,
topluluk,
grup anlatan, çokluk eki almis olmasina karsin teklik izlenimi veren
canli ve
cansiz varliklarin temsil edildigi özneler” biçiminde
kurallastirabiliriz.

Burada öznelerin cansiz veya canli bir varligi temsil etmesi sartini
getirmek
tutarli ve inandirici olmaz. Bunun yerine topluluk, grup, bütünlük
ölçütleri
dikkate alinmalidir. Bir baska degerlendirmenin isiginda söz konusu
örnekleri gerektiginde bir tek baslik altinda toplayabiliriz. “Çokluk
eki ile kurulmus
özneye teklik gözüyle bakildigindan yüklem tekil olur.” diye bu madde
olusturabiliriz. Buna göre su örnekleri verelim:

Damon saraya dogru segirtir. Ama gelmedik bela kalmaz basina. Ilkin
seller cosup
dereler tasar, sonra haydutlar yolunu keser. (N. Uygur, Dilin Gücü,
30. s.)

Sözgelisi kuzular her dilde baska baska ses çikarir. (N. Uygur, Dilin
Gücü, 41.
s.)

Ufuklar genisledikçe genisleyecekti (Y. Kemal Beyatli, Edebiyata Dair,
12. s.)

Bu cins yakistirmalar insan muhayyilesinin en sirli tarafidir (A. H.
Tanpinar, Bes
Sehir, 5. s.)

Zaten bütün Servetifünuncular az çok kendilerini begenir (S. Birsel,
Ah Beyoglu
Vah Beyoglu, 41. s.)

Bu örnekler yaninda yüklemin de çokluk eki aldigi bazi yazarlarin
eserlerinde
görülmektedir. Daglar bu cilali satih üzerinde yüzer gibiydiler (A. H.
Tanpinar,
Bes Sehir, 69. s.) Grup anlatan daglar öznesinin bagli oldugu yüzer
gibiydiler
yüklemi de çokluk durumunda. Açiklanmasi ve üzerinde durulmasi
gereken
konulardan biri bu tür örneklerdedir. Bu durumu yazarin anlatimi
pekistirme
kaygisina dayandirabilir ve kural disi sayabiliriz. Bunun için
verilecek öteki örnekler
sunlardir:

Ahi Serafeddin’in türbesini asirlarca Greko-Romen arslanlar bir
nöbetçi sadakatiyle
beklerler (A. H. Tanpinar, Bes Sehir, 8. s.)


TÜRK DILI Dünden Bugüne Türkçe

Çocuklar yaz geldigini çadirci ustasinin eve ugradigi zaman
ögrenirlermis (A. H.
Tanpinar, Bes Sehir, 27. s.)
Yaylanin üstünden cenuba dogru akan kus sürülerinden vaktin
yaklastigini anlayan
tecrübeliler, kürkçüyü çagirirlarmis (A. H. Tanpinar, Bes Sehir, 37.
s.)
Dilmaç bana bak bu beyler uzun boylu anlatiyorlar (A. H. Tanpinar, Bes
Sehir,

38. s.)
Simdi onlarin çocuklari, köylülerle ayni refah seviyesinde degilse
bile ayni çalisma
sartlari içinde yasiyorlardi. (A. H. Tanpinar, Bes Sehir, 62. s.)
Zekâsini tesirlerden azade bulunduranlar bir noktaya dikkat ederlerse
muammanin
bu dügümünü çözerler. (Y. Kemal Beyatli, Edebiyata Dair, 112. s.)
Bu sahilin ikisinden de andelip (bülbül) avazeleri bizlere kadar vasil
oluyorlar. (A.
Midhat Müsahedat, 79. s.)

A. H. Tanpinar’in ve Y. K. Beyatli’nin yasadiklari çaga ve çagin dil
tutumuna
bagli olduklari biçiminde bir düsünce ileri sürerek bu tür örneklere
yanit
bulmak bilmem ne derece dogru olur! Ayni örnekleri N. Uygur’un
eserinde de
bulmaktayiz. Biraz daha gerilere giderek Ahmet Midhat’in Müsahedat
adli eserine
baktigimizda bugün oldukça oturmus olan “Sayi ile özneler
nitelenmisse
yüklem teklik durumda bulunur” kuralina ters düsen örneklere de
rastlamaktayiz:
Kadinlarin ikisi de gerçekten pek mükellef giyinmis olduklari hâlde
bizi istikbal ettiler
(A. Midhat, Müsahedat, 114. s.). Kadinlarin ikisi öznesi yaninda,
istikbal ettiler
yüklemi çokluk bildirmektedir. Bu durumda öznenin çokluk, yüklemin
teklik durumda olmasi kuralinin daha sonraki yillarda gelistigi
söylenebilir.
Faruk Nafiz Çamlibel “Han Duvarlari” adli siirinde Bir pirilti gördü
mü gözler
hemen daliyor / Gögüsler çekilerek nefesler daraliyor biçimindeki
kullanimin Cumhuriyet
Dönemi ile ilgili bir gelisme oldugu ileri sürülebilir.

Derledigimiz su iki örnegi de bu arada degerlendirmeye çalisalim.

Anlam bilimciler anlamda gerçekte olup biteni incelerler ama bu olup
bitende pek bir
sey degistiremezler. (N. Uygur, Dilin Gücü, 57. s.)

Somut uyusmazlikta ise davali kiracilar olay sirasinda evde
olmadiklarini bildirmisler
(Hasan Pulur, Milliyet, 5 Ocak 2009). Burada yükleme çokluk ekinin
getirilmis
olmasi, yazarin cümlesini pekistirmeye çalismasindan kaynaklanmis
olabilir.

Verilen örnekler arasinda canlilari (kuslar) ve cansizlari (daglar)
anlatan özneler
var. Dolayisiyla bu örnek cümlelere göre canlilik ve cansizlik ayirici
bir
unsur olamamaktadir.

Bugün kuralli sayamayacagimiz bu durumun disinda öteki tespitlerde
birlik
bulundugunu söyleyebiliriz. Iki arkadasi kapida onu bekliyor.
Örneginde ol



Prof. Dr. Hamza Zülfikar TÜRK DILI TÜRK DILI


dugu gibi sayi ile özneler nitelenmisse yüklem teklik durumda
bulunur.

Kosusmalar basladi örneginde oldugu gibi hareket adlarinda da durum
böyledir.
Burada fiilden yapilmis hareket adlarinda bir bütünlük, bir soyutlama
söz
konusudur.

Yukarida birinci ve ikinci maddede belirlemeye çalistigimiz kurallara
asagidakileri
de ekleyelim:

3. Sayi ile özneler nitelenmisse yüklem teklik durumda bulunur. iki
arkadasimiz
da karsi kaldirimda bekliyor.
4. Hareket bildiren adlar özne durumundaysa yüklem teklik olur.
Bagrismalar
ortaligi inletiyordu.
5. Özne birçogu, birkaçi, herkes, hepisi gibi çokluk anlatan bir
zamirse yüklem
teklik biçimde bulunur. Herkes Türkçe konusuyor (Nermi Uygur, Dilin
Gücü, 11. s.).
Herkes böyle mi düsünür, bilmem (N. Uygur, Dilin Gücü, 25. s.).
Hepimiz, sik sik sözvermelerle
kurdugumuz bir yasama düzenini anlariz. (N. Uygur, Dilin Gücü, 27.
s.)
Fakat her seyde oldugu gibi bu nesilden birkaç kisi bu umumi
mazhariyetin üstüne
çikar. (A. H. Tanpinar, Bes Sehir, 38. s.)

Örneklerin tespitinde varilan hükmün dogrulugunu ispat etmede
atasözleri
iyi bir kaynaktir. Herkes bildigini okur (atasözü). Herkes akilli
olsa, sigira çoban bulunmaz
(atasözü). Biri yer biri bakar kiyamet ondan kopar (atasözü).

Kimileri, bazilari, ötekiler gibi belirsizlik zamirlerini, örneklerini
de bunlara

katabiliriz. Görüldügü gibi bu zamirler zaten çokluk ekiyle
kurulmustur.
Öznenin çok kisiden olusmasi da bu maddeler arasinda sayilabilir.
Bay Ahmet ile Herr Schmitz baska baska diller konusur. (N. Uygur,
Dilin Gücü,

13. s)
Yukarida maddeler hâlinde toparlamaya çalistigimiz konunun yalnizca
2.
maddede yer alan “Bir bütünlük ifade eden, topluluk, grup anlatan,
çokluk eki
almis olmasina karsin teklik izlenimi veren, canli ve cansiz
varliklarin temsil
edildigi örnekler” maddesi tartisilabilir. Bununla birlikte yukarida
verdigimiz
kural üzerinde israr edip yazimda ve anlatimda birlik saglamaliyiz.
Türk Dil
Kurumunca yayimlanan dil bilgisi kitaplarindaki bilgilerle yayginlik
kazanmis
olan bu konu daha ayrintili çalismayi gerektirir. Bu tür örnek
cümleler 1945
yilindan bu yana gündemdedir. Bunlar dil bilgisi kitaplarinda verilen
bilgiler
dogrultusunda kabul görmüs ve aslinda mantiga da uygun düsmüstür.
Ancak
verilen örneklerde oldugu gibi bilgilerin yeterince oturmadigi,
getirilen kurallara
ters düsen örneklerin bulundugu anlasilmaktadir. Bati dillerinin
etkisini de
bu arada hesaba katmak gerektigini sözümüze ekleyelim.

Cümlede yüklemler arasinda eklerin baglama görevi üstlenmesi

Tip ve eczacilik terimleri üzerinde çalisirken önümüze gelen bir
terimin ta



TÜRK DILI Dünden Bugüne Türkçe

nimi söyleydi:

Ilaç kullanimi ile ortaya çikan advers etki ve diger sorunlarin
belirlenmesi, degerlendirilmesi,
anlasilmasi ve önlenmesine yönelik bilimsel çalismalar ve
etkinlikler.

Tanim cümlesinde önlenmesine kelimesinde yer alan -e yönelme ekinin
ayni
zamanda etki, belirlenmesi, degerlendirilmesi, anlasilmasi
kelimelerine de ait oldugu
görülüyordu. Tanimin açik ve anlasilir olmasi için Ilaç kullanimi ile
ortaya
çikan advers etkiye, diger sorunlarin belirlenmesine,
degerlendirilmesine, anlasilmasina,
önlenmesine yönelik bilimsel çalismalar ve etkinlikler biçiminde
düzeltilmesi gerektigini
ileri sürerek cümleyi bu biçimde düzelttim. Bu tür kullanimlar ilk
anda
cümlede dikkat çekmiyor. Ancak cümle dil bilgisi açisindan
degerlendirildiginde
bir eksikligin oldugu ortaya çikiyor.

Sorun hangi eklerin cümlede baglama görevi yaptigini, anlamca iliski
kur


maya yaradigini belirlemekte yatiyor. Durum ekleri, çokluk eki veya
iyelik ek


leri bu konuya dâhil edilebilir mi?

Burada üzerinde durulmasi gereken bir baska konu, zaman eklerinin de
birlesik sirali cümlelerde baglama görevi yapip yapmamasidir.
Taradigim eserlerde,
zaman eklerinin bu görevde kullanildigina dair örneklere
rastlayamadim.
Kisi, çokluk, hikâye ve rivayet bildiren eklerinin cümlede geçen öncül
yüklemlerle
sonuç yüklemi** arasinda anlamca bir iliski kurmasinin örneklerini ise
pek
çok yazarda bulmak mümkündür. Amaç, bu tür eklerle “Yüklemler arasinda
bir
bag, anlatimda bir devamlilik, anlamca bir iliski saglamak”tir.

Dogrudan bu konu üzerinde yapilmis herhangi bir çalisma da göremedim.
Bazen eksiltimli anlatimlarin ele alindigi konularda benzeri
örneklerin verildigi
görülüyor. Ancak konunun boyutunun ne oldugu üzerinde durulmuyor.
“Eklerde
tasarrufa gitmenin cümledeki ölçüsü ne olmalidir, hangi ekler bu
biçimde
kullanilir, anlatimda, imlada bu durum nasil karsilanmalidir?”
konularina görebildigim
kadariyla deginilmemektedir.

Taradigim örnekler arasinda dili, üslubu ve genel olarak Türkçesiyle
taninmis
olan A. H. Tanpinar’in asagidaki cümlesinde görülecegi üzere durum
eklerini bulunduran duvarlarini, eyvanlarini nesnelerinde bir
tasarrufa gidilmemistir.
Örnek söyledir:

Bu binalarin duvarlarini, genis eyvanlarini içerden sirli tuglalar
veya çiniler süs


lerdi. (A. H. Tanpinar, Bes sehir, 90. s.)
Buna karsilik Salah Birsel’in asagidaki cümlesinde çokluk ve tamlayan

durum ekinden kurulu -ler-in ayni zamanda profesör kelimesine de
aittir.
Bu profesör ve aydinlarin topu da kalender ve alçak gönüllüdür, topu
da sanata ve

** Bu yazida öncül yüklem ile sonuç yüklemi terimleri geçiyor. Bir
bagimli sirali cümlede bu iki terimi kullanmak
gerekiyor. Cümlede sonda yer alan yüklem sonuç yüklemi, daha önceki
ise öncül yüklem’dir.


Prof. Dr. Hamza Zülfikar TÜRK DILI TÜRK DILI


edebiyata açik kisilerdir. (S. Birsel, Ah Beyoglu Vah Beyoglu, 87.
s.)

Çokluk eki, birlesik zamanli fiil cümlelerinde geçen ve yargi bildiren
fiillerden
en sondakinde yer alir. Önceki yüklemler sondaki yükleme bu ek
araciligiyla
baglanarak aralarinda anlam iliskisi kurulur.

Bu örnekten hareket ederek bir tespitte bulunalim:

1. Bir bagimli sirali cümlede tekrara düsmemek, yüklemler arasinda
bir
bag kurmak için öncül yükleme ait olan çokluk eki sonuç yükleminde yer
alir.
Konunun örnekleri daha çok birlesik sirali cümlelerde görülüyor.
Birlesik
sirali cümlelerde durum ve iyelik eklerinden çok kisi ekleri, hikâye,
rivayet ve
sart bildiren ekler söz konusudur. Birlesik sirali cümlelerde kisi,
çokluk, hikâye,
rivayet ekleri öncül yüklemlerde degil de son yüklemde toplanmasi
Türkçede
yaygin bir kullanimdir.

Asagidaki cümlede rivayet bildiren -mis eki kalkarlar yüklemi
üzerinde
degil de hazirlanir yükleminde yer almamistir. Yüklemleri genis
zamanda olan
bu cümlede -mis eki, hazirlanir yüklemine de aittir.

Uyusmus, gözleri süzülmüs bu kari koca kalkarlar, memnun, sakin
yatmaya hazirlanirlarmis.
(Abdülhak Sinasi Hisar, Fahim Bey ve Biz, 49. s. )

Dil bilgisi kurallarina uymayi ilke edinmis olan ve üslubu ile
taninmis bulunan
Abdülhak Sinasi Hisar’in Fahim Bey ve Biz adli eserinden simdiki
zaman
ekiyle kurulmus su örnegi alalim:

Fakat bildigi Fransizca kelimelerin hiç biri imdadina yetismiyor, bir
türlü sesi çikmiyor
ve baska bir tek kelime daha telaffuz edemiyormus. (Abdülhak Sinasi
Hisar,
Fahim Bey ve Biz, 26. s.)

Bu örnekte de yüklemler simdiki zamandadir. Telaffuz edemiyormus
sonuç
yükleminde yer alan -mis rivayet eki, yetismiyor, sesi çikmiyor
yüklemlerine de aittir.
Verdigimiz bu örneklere göre bir tespitte bulunalim:

2. Bagimli sirali cümlelerde tekrara düsmemek, yüklemler arasinda bir
bag
kurmak için öncül yüklemlere de ait olan ve rivayet bildiren -mis eki
sonuç yükleminde
yer alir.
Bir de isim cümlesi alalim. Salah Birsel’in Ah Beyoglu Vah Beyoglu
adli eserinden
alinan, yukarida verdigim cümle örnegine simdi baska bir açidan
bakalim:


Bu profesör ve aydinlarin topu da kalender ve alçak gönüllüdür, topu
da sanata ve
edebiyata açik kisilerdir. (S. Birsel, Ah Beyoglu Vah Beyoglu, 87.
s.)

Bu örnekte gönüllüdür, kisilerdir yüklemlerindeki -dir eki ayni
zamanda
öncül yüklem olan kalender ismine da aittir.

-dir (-dir, -tir, -tir, -tur, -tür) bildirme eki bu yolda yaygin
olarak kullanilan
eklerin basinda gelir.


TÜRK DILI Dünden Bugüne Türkçe

Asagidaki örnegimiz ise yüklemler belirsiz geçmis zaman ekiyle kurul


mustur. Bu örnekte teskil edilmis öncül yüklemi getirilmistir sonuç
yüklemine


tir ekiyle baglanmistir. Iki örnek daha verelim:

Paris Konferansina gönderilmek üzere bir heyet teskil edilmis ve
heyetin baskanligina
Trabzon metropolidi Hrisantos getirilmistir. (Taha Akyol, Medine’den
Lozan’a,

114. s)
Macaristan Finlandiya, Polonya gibi ülkelerde yetisen Türkologlara ve
Türkoloji

alanindaki çalismalara iliskin birtakim yazilar çikmis, akademi ve
üniversitelerin bu yol


daki etkinlikleri üzerinde durulmustur. (Hasan Eren, Türklük Bilimi
Sözlügü, IX. s.)

Asagidaki örnekte ise dikkati çeken husus yapmislar öncül yüklemi
üzerinde
-lar ekinin bulunmasidir. Öncül yüklem yapmamis, sonuç yüklemi
yapmamislardir
olmaliydi. Bu örnekte görüldügü gibi yazarlardan yapilan taramalarda
bir daginiklik ve tutarsizlik var. Bu, ayrica üzerinde durulmasi
gereken bir konudur.


1856’ya gelindiginde Osmanli, Fransiz ve Ingiltere Rus yayilmasina
karsi ittifak

yapmislar ve Kirim Savasi’ni kazanmislardir (Taha Akyol, Medine’den
Lozan’a, 101.

s.). Bu örneklere bakip buradan da su sonucu çikarabiliriz:

3. Bir sirali cümlede tekrara düsmemek, yüklemler arasinda bir bag
kurmak
için öncül yüklemlere de ait olan bildirme eki -dir, sonuç yükleminde
yer
alir. Bildirme eki birlesik zamanli fiil cümlelerinde geçen ve yargi
bildiren fiillerden
en sondakinde bulunur. Önceki yüklemler, sondaki yükleme bu ekle
baglanarak
yüklemler arasinda anlam iliskisi kurulur.
Hikâye eki -di bes zaman eki üzerine geldigi gibi gereklik kipi
üzerine de

gelmektedir.
Genis zaman eki üzerine hikâye ekinin getirilisi ile ilgili olarak su
örnegi ve


relim:

Hristiyanlar aksamlari Roma’dan gelir, bu mezarlarda yatarlardi (F.
Rifki Atay,
Taymis Kiyilari, 132. s.). Iki yüklemden ilki -di (genis zamanin
hikâyesi) ekini
almamis, bu kavram sonuç yüklemi olan yatarlardi kelimesinde yer
almistir. Bagimli
sirali cümlelerde yaygin olan bu tür kullanimlardan bir örnek daha
verelim:


Bir üzüm alir, parmagini suya sokar ve peskirle kurulardi (F. Rifki
Atay, Taymis
Kiyilari, 90. s.)

Kuralli ve dogru Türkçesi ile taninmis A. H. Tanpinar’dan iki örnek
alalim:
Yüklemler simdiki zamandadir. Bu tür örneklerde dikkati çeken bir
baska husus
öncül yüklemle sonuç yükleminin ayni zamanda oluslaridir.

Rüzgâr bizi her köse basinda zerrelerimize kadar dagitiyor, sonra
oldugumuz yerde
döndüre döndüre topluyordu. (A. H. Tanpinar, Bes Sehir, 47. s.)


Prof. Dr. Hamza Zülfikar TÜRK DILI TÜRK DILI


Hepsi de topraginin basinda duruyor, gündelik çalismaya katiliyor,
çuval kaldirip
yüklüyor …Ziraat Bankasinin ticari kredi seklinden sikâyet
ediyorlardi. (A. H. Tan-
pinar, Bes Sehir, 63. s.)

Cumhuriyet öncesi dönemde yazilmis Müsahedat adli Ahmet Midhat’in
eserindeki
örnek ise digerlerine göre biraz daha farklidir. Gelir gider öncül
yüklemi
ikilemeli olarak kullanilmis.

Bu kizcagiz bütün öbür talebeler gibi oraya gelir gider üstelik
mülayim olmayan tabiati
icabi biraz fazlaca kalirdi (A. Midhat, Müsahedat, 66. s.)

Asagidaki örnekte ise belirsiz geçmis zaman üzerine -di hikâye eki
getirilerek
yüklemler birbirleriyle anlam bakimindan iliskilendirilmistir.

Topal eskici genis kemikli alnini önündeki tezgâha dayamis, külrenkli
kasketi ensesine
kaymisti (Orhan Kemal, Eskici Dükkani, 55. s.)

Türkçede bes esas zaman üzerine gelen hikâye, rivayet ekleri gereklik
kipi
üzerine de gelir. Asagida sonuç yükleminde yer alan -di hikâye eki
ayni zamanda
genisletilmeli, kontrol altina alinmali öncül yüklemlerine de aittir.
Bu ekle yüklemler
arasinda bir bag kurulmustur.

Öyleyse Hristiyan azinliklarin imtiyazlari genisletilmeli, Osmanli
devleti kontrol al-
tina alinmali, kapitülasyonlar sürdürülmeliydi (T. Akyol, Medine’den
Lozan’a, 105. s.)

4. Bir sirali cümlede tekrara düsmemek, yüklemler arasinda bir bag
kurmak
için öncül yüklemlere de ait olan -di hikâye eki sonuç yükleminde yer
alir. Hikâye
eki birlesik zamanli fiil cümlelerinde geçen ve yargi bildiren
fiillerden en
sondakine getirilir. Önceki yüklemler sonuç yüklemine bu ekle
baglanarak yüklemler
arasinda anlam iliskisi kurulur.
Sayili örnekler üzerinde yaptigimiz bu degerlendirmeden genel olarak
bir
sonuç çikarmak mümkündür.
Bes zaman ekine getirilebilen hikâye, rivayet ekleri, her sahista yer
aldigina
göre bunu bir araya getirip topluca görelim.

A. Simdiki zaman eki üzerinde hikâye eki:
-yordum, -yordun, -yordu, -yorduk, -yordunuz, -yorlardi.
B. Belirli geçmis zaman eki üzerinde hikâye eki:
-diydim, -diydin, -diydi, -diydik, diydiniz, diydilar.
C. Belirsiz geçmis zamanin hikâyesi:
-mistim, -mistin, -misti, -mistik, -mistiniz, -mislardi.
E. Genis zaman eki üzerinde hikâye eki:
-ardim, -ardin -ardi, -ardik, -ardiniz,- arlardi; -irdim, -irdin, -
irdi, -irdik,
-irdiniz, -irlardi; -rdim, -rdin, -rdi, -rdik, -rdiniz, -rlardi.

D. Gelecek zaman eki üzerinde hikâye eki:
-acaktim, -acaktin, -acakti, -aciktik, -acaktiniz, -acaklardi.

TÜRK DILI Dünden Bugüne Türkçe

F. Simdiki zaman eki üzerinde rivayet eki:
-yormusum, -yormussun, -yormus, -yormusuz, -yormussunuz, -yorlarmis.
G. Belirsiz geçmis zaman eki üzerinde rivayet eki:
-mismisim, -mismissin, -mismis, - mismisiz,-mismissiniz, -mismislar.
H. Gelecek zaman eki üzerinde rivayet eki:
-acakmisim, -acakmissin, -acakmis, -acakmisiz, -acakmissiniz, -
acaklarmis.
I. Genis zaman eki üzerinde rivaye eki:
-armisim, -armissin -armis, -armisiz, -armissiniz,- arlarmis, -
urmusum,

-urmussun,-urmus, -urmusuz, -urmussunu, -urmuslar, -rmisim, -rmissin, -
rmis,

-rmisiz, -rmissiniz, -rmislar.

Bunlara gereklik kipinin hikâye ve rivayet biçimlerini de ekleyelim


J. Gereklik kipi üzerinde hikâye eki:
-maliydim, -maliydin, -maliydi, -maliydik, -maliydiniz, -malilardi
K. Gereklik kipi üzerinde rivayet eki:
-maliymisim, -maliymissin, -maliymis, -maliymisiz, -maliymissiniz, -
malilarmis.
Bes zamandan belirli geçmis zaman ve genis zaman disinda belirsiz
geçmis
zaman, gelecek zaman ve simdiki zaman üzerine gelen -dir bildirme eki
ile de
yukarida oldugu gibi bir düzenleme yapabiliriz. Bu düzenlemede -dir
eki daha
çok üçüncü sahislarda söz konusudur.

Konunun arastirilacak baska yönleri de bulunmaktadir. Zaman ekleri
üzerine
gelen -sa (-se) ekinin yüklemler arasinda baglama görevi yapip
yapmayacagi;
hikâye ve rivayet eklerinden önce öncül yüklemlerde çokluk eki
bulunup
bulunamayacagi; yüklemi isim soylu olan kelimelerde bu durumun nasil
gerçeklestigi;
-lar (-ler) disinda öteki birinci ve ikinci kisi eklerinin öncül
yüklemde
bulunmayip sonuç yükleminde yer alip almamasi, baglama görevi yapip
yapmadigi
örneklere dayali olarak arastirilacak ve üzerinde durulacak
konulardir.
Bu konulari baska bir yazimizda isleyecegiz.

Yazida ve anlatimda çeliskili kullanimlara dil bilgisi kurallari
içinde bir
düzen getirilmelidir. Amacimiz yazida tutarli bir birlik saglamaktir.


Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages