Caner Yılmaz
unread,May 16, 2011, 8:19:29 AM5/16/11Sign in to reply to author
Sign in to forward
You do not have permission to delete messages in this group
Either email addresses are anonymous for this group or you need the view member email addresses permission to view the original message
to tourkika
Zamirlerin Edatlarla Birleşmesinde Bazı Özel Durumlar ve
İsim Tamlaması Sorunu Üzerine
Prof.Dr. Gürer Gülsevin*
NOT: Bu bildiri, işlediği konu hakkında başka bir sonuç öngörülerek
hazırlanmaya başlanmış; ancak çalışma devam ederken öngörülmeyen daha
değişik bir sonuca varılmıştır. Düşüncemizin safhalarının görülmesi
bakımından, başlangıçtaki hareket noktamız ve varsayımımızla ilgili
açıklamaları da değiştirmeden aşağıda vereceğiz. Ardından,
çalışmamızın ilerleyen safhalarında gelişen görüşlerimizi açıklamaya
çalışacağız.
DURUM:
Kendi konumuza girmeden önce, bambaşka birkaç örnek vermek istiyorum:
ev+im, kitab+ım, göz+üm, kamyon+um
Yukarıdaki örneklerde geçen “IM” eki (+ım, +im, +um, +üm), 1. teklik
kişi iyelik ekidir. Çünkü, eklendiği ismin 1. teklik kişiye ait
olduğunu göstermektedir.
Şu örneklere bakalım:
bil-im, öl-üm
Burada da “IM” eki vardır. Buna da 1. teklik kişi iyelik eki diyebilir
miyiz? Elbette diyemeyiz. Çünkü 1. teklik kişiye aitliği
bildirmemektedir. Fiilden isim yapmıştır.
Bu örnekler ile, hepimizin açıkça bildiği şu noktayı tekrar
vurgulamak istedim: Sesleri bakımından birbirine benzeyen, hatta aynı
olan morfemler, gerçekte farklı farklı ekler olabilir. Sesleri
bakımından aynı olan, fakat fonksiyonları farklı olan ekleri, aynı ek
olarak değerlendirmek mümkün değildir.
Şimdi konumuza gelelim:
Türkçe gramerlerde ve gramer çözümlemelerinde “sen+in ile / sen+in
gibi / sen+in için’ yapılarındaki “+In” morfemi, tamlayan durumu
(genetif) eki olarak verilegelmektedir.
Z. Korkmaz : “İlgi Durumu İsteyen Edatlar: Türkiye Türkçesindeki
adların yalın durumları ile birleşen edatlardan bir kısmı, özellikle
gibi, için, ile, kadar gibi ad kökenli olanlar ile fiil kökenli diye
edatı, zamirlerle birleşirken genellikle ilgi durumu isterler.
Aralarında ilgi durumu istemeyenleri de vardır. Bu durumu zamirlerin
tür ve şahıslarına göre şöyle açıklayabiliriz:
Yukarıda belirtilen edatlar şahıs zamirleri ile birleşirken, bu
zamirlerin 3. şahıs çokluk biçimi dışında kalan öteki beş şahsında
ilgi durumu isterler:
Benim gibi, senin gibi, onun gibi, bizim gibi, sizin gibi.
Benim için, senin için, onun için, bizim için, sizin için.
Durum; ile, diye ve kadar edatları ile birleşirken de aynıdır: benim
ile /benimle, senin ile / seninle …”
T. Banguoğlu : “Kim hali isteyen takılar Yeni Türkçede bazan
zamirlerin kimin halini alırlar: senin kadar, bunun gibi, sizin için,
kimin ile, gibi.”
Türk gramerinin sorunlarının tartışıldığı toplantılarda, çeşitli
vesilelerle bu konuya dilcilerin değindikleri görülmektedir. Hepsinde
de, buradaki “+in” parçasının genetive eki olduğu baştan kabul
edilmiş, zamirlerin edatlarla kullanımında araya eklendiği
belirtilmiştir.
K. Eraslan : “Zamirlerin edatlara bağlanmaları bazı özellikler
gösterir: Zamirlerin isimlerden diğer bir farkı da gibi, için, ile
gibi son çekim edatlarına bağlanmalarında ortaya çıkar. İsimlerin
kitap gibi, yazı ile, ilaç için şeklinde doğrudan doğruya
bağlandıkları bu edatlara zamirler umumiyetle hal ekleri (ilgi,
yükleme, yönelme, çıkma gibi) ile bağlanmaktadır. Benim gibi, senin
için, onun ile > onunla, bizim için, sizin ile misallerinde olduğu
gibi.”
R. Toparlı : “İlgi hali eki almış kelimelerden sonra kullanılanlar:
gibi : Benim gibi davranmaya çalışma; için : Bu işi senin için yapmaya
çalışacağım; ile : Senin ile ölüme bile girmeye hazırım; kadar : Senin
kadar vefasız görmedim.”
M. Karaörs : “Şimdi, senin kalem ile senin gibi arasında ne fark var?
Senin kalem genetif grubu, senin kalemin iyelik grubu. Senin gibi aynı
şekilde yine genetif grubu olması lazım. Gibi kelimesi artık burada
edat olma özelliğini kaybetmiştir….”
Yine bu tartışma toplantılarında, özellikle “gibi (< kip+i)” edatı
söz konusu olunca, kökenle ilgili bazı açıklamalara da girilmiştir:
M. Öner : “Özellikle Metin Bey’in son örnekleri, sabahtan beri benim
dikkatimi çeken şeyler. Edat grubu ve diğer kelime grupları ilişkisi.
Senin gibi örneğinde yanılmıyorsam, genetif grubu aramak gerekir.
Senin kalem ile eştir, şeklen eştir. Gibi sözünün etimolojik kaynağı
hakkında Türkologlar hemfikirdir: ‘Kip’ sözü bağlantısını biliyorlar,
‘şekil, tarz’ anlamında. Sonra hocam bana öğretti. Macarcaya biz
kelime vermişiz. Yine aynı şekilde ‘keep’ diye, orada yaşıyor. Eski
Türkçe ‘kip’tir kaynağı. Ama artık kimse gibi sözünün içinde iyelik
ekini hissetmiyor. Onun için orada hissetmiyoruz, o sebeple onun
gibisi de diyebiliyoruz, iyelik eki de getirebiliyoruz….”
N. Hacıeminoğlu da, Türk dilindeki edatları ayrıntılı olarak işlediği
kitabının ilgili bütün yerlerinde, bu edatların, zamirlerle birlikte
olunca genetive eki ile kullanıldığını söylemiştir.
Yong-Song Li’nin “Türk Dillerinde Sontakılar” adlı eserinde de, bu tür
yapılar zamirlerin genetive eki ile çekimlenişi olarak verilmiştir.
Osman Fikri Sertkaya, hal eklerinde katmerli çekim diye adlandırdığı
benzer kullanımları bir makale şeklinde incelemiştir.
Ben de 1997 yılında yayımlanan “Eski Anadolu Türkçesinde Ekler” adlı
kitabımda, bu türlü kullanımları genetive eki olarak vermiştim.
SORU / SORUN /SORGULAMA
Şimdi konuya başka bir açıdan bakalım:
Tamlayan eki (genetif) denilen morfemin görevi nedir? Tamlama yapmak.
Bir isim (ya da zamir) ile başka bir isim arasında ilgi kurar: kapı
+nın kolu, ev+in bahçesi, sen+in görüşün, biz+im okullarımız, vb.
Eğer, bir TAMLAMA söz konusu değilse, orada “tamlayan eki” olabilir
mi?
Aşağıdaki örneklere bakalım:
1. Bahçe+ye çıktı
2. Balkonumuz+dan seslendi
3. Bıçak+la kesmiş
4. Bisiklet+le gidecek
5. Ahmet+le gidecek
6. Ahmet+ø geldi
7. Sen+ø gelmedin
8. Sen+den almış
9. Ahmet+e vermiş
10. San+a vermemiş
11. Evimiz+ø için aldık
12. Ahmet+ø için almışlar
13. Yolcu+ø gibi davranmışlar
14. Ahmet+ø gibi davranmayın
Yukarıda örneklerde “isim tamlaması” yapılmış mıdır? Yapılmamıştır.
İlgili yapıların morfemleri de farklıdır, işlevleri de farklıdır.
BALKONUMUZ+DAN SESLENDİ yerine “anlamlı bir şekilde” BALKONUMUZ+UN
SESLENDİ veya BALKONUMUZ+DAN+IN SESLENDİ ya da BALKONUMUZ+UN+DAN
SESLENDİ diyemeyiz. SEN+DEN ALMIŞLAR yerine SEN+DEN+İN ALMIŞLAR ya da
SEN+İN+DEN ALMIŞLAR diyemeyiz. Peki eğer dersek orada bir TAMLAMA mı
yapmış oluruz? Hayır, eğer o şekilde söylemiş bile olsaydık, TAMLAMA
yapmış olmazdık. Çünkü, herhangi bir isim/zamir tamlaması söz konusu
değildir.
Bütün bunlardan sonra, Türkiye Türkçesindeki sen+in ile / sen+in
için / sen+in gibi yapılarına bakalım. Burada herhangi bir “TAMLAMA”
söz konusu mudur? Değildir. Zaten, bu edatlar (ile / için / gibi)
zamirlere değil de isimlere gelirse, arada bir +IN morfemi de
görülmez: Ahmet ile, Ahmet için, Ahmet gibi; bisiklet ile, bisiklet
için, bisiklet gibi. O halde sen+in ile, sen+in için, sen+in gibi
dizimlerinde bir isim tamlaması söz konusu olmadığına göre, buradaki
+IN morfemine TAMLAYAN EKİ (genetif) demek doğru olur mu? Bizce, doğru
olmaz. Buna TAMLAYAN EKİ (genetive) denilegelmesinin temel nedeni,
bizce, eskiden böyle söylenmiş olması ve halen aynı kabulün düşünmeden
tekrar ediliyor olmasıdır.
DEĞELENDİRME:
Herhangi bir isim tamlaması yapmayan, bu yüzden de TAMLAYAN eki
diyemeyeceğimiz bu yapı (sen+in ile, sen+in için, sen+in gibi) başka
ne türlü açıklanabilir?
Bu konuda değerlendirme yapabilmek için şu bilgilerimizi muhakkak
hatırlamalıyız:
• İLE, İÇİN, GİBİ tarzındaki edatların kendilerinden önce bir +IN
morfemiyle kullanılması, sadece ZAMİRlerle birlikte olduklarında
görülür (onun için, senin ile, vb). İsimlere getirildiklerinde bu +IN
morfemi kullanılmaz (Ahmet için, bisiklet ile).
• İLE, İÇİN, GİBİ vb. son çekim edatları, isimlerle fiiller arasında
ilişkiyi kuran gramatikal morfemlerdir. Türk dilinde, bu son çekim
edatlarıyla dizimdeki görevleri bakımından benzeşen diğer morfemler,
AD DURUM EKLERİdir. Eski Türkçede müstakil bir ek ile yapılan ARAÇ
DURUMU çekimi (ok+un urdı, er+in taşıkmış, vb.), Türkiye Türkçesinde
bu ekin canlılığını yitirmesi sonucu, bir edatla yapılmaktadır (ok
ile / okla, er ile / erle, vb.). Bu örnek, ad durum ekleri ile son
çekim edatları arasındaki işlev ortaklığını göstermektedir.
• Eski Türkçe döneminde, ad durum eklerinin isimlere eklenişi ile
zamirlere eklenişi arasında bazı farklılıklar olduğu, uzun zamandan
beri bilinmektedir (isimlede u+da, yış+ka; zamirlerde biziŋe, miniŋde,
vb). Bu konuda, dilcilerin farklı görüşleri vardır. Büyük bir bölümü,
zamirlerin çekiminde, ‘aynı’ veya ‘farklı’ birden çok ad durumu ekinin
üst üste geldiğini düşünmektedir. Aradaki ‘n’ sesini “pronominal n”
olarak açıklayanlar vardır. Bir kısmı ise, zamirlerle ad durumu
ekleri arasında görülen bu morfemleri ad durumu eki olarak görmez.
Bir tür “pekiştirme morfemi” olarak değerlendirir.
BİZİM GÖRÜŞÜMÜZ / DÜŞÜNCEMİZ
BİRİNCİ GÖRÜŞ: Bizce, ile, için, gibi edatlarının sadece zamirlerle
birleştiklerinde ortaya çıkan +IN morfemi (sen+in le, sen+in için, sen
+in gibi gibi), Eski Türkçede yine sadece zamirlerle ad durumu ekleri
arasında görülen (miniŋde, biziŋe, vb) +IN, +Iŋ morfemi ile aynı
şekildir. İsimlerle yapılan çekimlerde, ad durumu söz konusu olduğunda
da, son çekim edatlarıyla birleşme söz konusu olunca da bu +IN morfemi
görülmez. O halde, bu +IN morfemi, sadece zamirler ile yapılan
çekimlerde (hem ad durumu çekimi, hem edatlı çekim) ortaya çıkan bir
tür “pekiştirme” olabilir.
Bu morfemin “genetive eki” sayılmasının/sanılmasının en önemli
nedeni, yaşayan ve tarihi lehçelerimizde genetive eki ile eşsesli bir
yapı göstermesidir. Tamlayan eki, Türkiye Türkçesinde, birinci kişi
zamirlerinde +im haline gelmiştir: ben+im evim, biz+im okulumuz, gibi.
Türkiye Türkçesinde, zamirlerin edatlarla birlikte kullanımları
durumunda da, birinci kişi zamirlerinin üstünde +im morfemi görülür:
ben+im ile, biz+im için. Karaçaycada genetive eki +nI şeklindedir
(accuzative eki ile aynı yapıda): karındaş+nı, siz+ni. Karaçaycada,
zamirlerin edatlarla çekilenmesi durumunda araya giren morfem de
(tıpkı genetive/accuzative gibi) +nI’dır: siz+ni bla. Zamirlerin
çekimlenmesinde araya giren morfemin genetive ekleri ile aynı ses
yapısına sahip olması, ilgili morfemin genetive eki olarak
anlaşılmasına zemin hazırlamaktadır.
Bu durumda, sen+in ile, sen+in için, sen+in gibi yapılarındaki +IN
morfemi, tamlama yapmadığına göre TAMLAYAN EKİ (genetive) olarak kabul
edilmeyecekse, her lehçede devamlı genetive ekiyle eşsesli görülmesi
nasıl açıklanabilir? Muhtemelen, “pekiştirme” morfemi olarak düşünülen
bu morfem işlekliğini kaybedince, dilde sesçe kendisine en çok
benzeyen genetive ekine bulaşmış ve aynı ses değişmelerine tabi olmuş
olabilir.
İKİNCİ GÖRÜŞ: Eğer, bütün lehçelerde genetive eki ile aynı görülmesi
konusu temel alınır ve genetive eki ile aynı morfem olarak kabul
edilecek olursa, sen+in le, sen+in için, sen+in gibi yapılarında niçin
bir TAMLAMA söz konusu olmadığı açıklanmalıdır.
Bu ikinci seçenek, konuya bambaşka bir açılım gerektirmektedir: Bu
ek, “ev+in kapısı” tamlamasında kullanılan +IN eki ile aynıdır, ama
“sen+in için” yapısında tamlama yapmamaktadır. Bu nasıl olabilir?
Çapraşık görülen bu durumun açıklanması şu olabilir: “ev+in kapısı”
yapısında kullanılan +IN morfemi ile “sen+in için” yapısında
kullanılan +IN morfemi aynıdır. “sen+in için” yapısında isim tamlaması
söz konusu olmadığından, oradaki eki TAMLAYAN eki olarak adlandırmak
mümkün değildir. “ev+in kapısı” yapısı bir isim tamlamasıdır; ama
oradaki +IN morfemi de TAMLAYAN eki değildir. Yani, “ev+in kapısı”nda
tamlamayı yapan morfem +IN değildir. Çünkü, zaten “ev kapısı” yapısı
da bir isim tamlamasıdır. Türk dili, isim tamlamasını “İSİM+Ø İSİM
+İYELİK” dizilişiyle kurmaktadır. Zaten bir isim tamlaması olan “ev
kapısı” yapısına getrilen +IN morfemi tamlama yapmamakta, sadece
mevcut tamlamayı belirli kılmaktadır. Yani, bir bakıma, TAMLAYAN eki
değil, BELİRLEYEN ekidir. Bu yüzden, gerek tarihi gerek yaşayan
lehçelerimizde, accuzative eki ile genetive denilen bu ek zaman zaman
aynı fonksiyonlarda karşımıza çıkar. Accuzzative ve genetive eklerinin
bu tür paralel kullanımları üzerine Leyla Karahan hocamızın çok
değerli bir makalesi de yayımlanmıştır. Leyla Karahan o makalesinde,
accuzative ekinin de, genetive ekinin de belirtme görevi üstlendiğini,
kendisinden sonraki birer fiili ilgilendirmedikleri için de bunların
hal eki olarak düşünülmemesi gerektiğini anlatmıştır. Belki, +(n)In
ekinin adını “tamlayan eki” olmaktan kurtarırsak, yukarıdaki soru ve
sorunlarımız çözülmüş olabilir.
S O N U Ç
1. “sen+in için” yapısında kullanılan +IN morfemi, TAMLAMA
yapmamaktadır. TAMLAYAN EKİ denilmesi doğru olmaz.
2. “sen+in için” yapısındaki +IN morfemi ile, “ev+in kapısı”
tamlamasındaki +IN morfemi aynı morfemlerdir. Birinci yapıda (sen+in
için) isim tamlaması olmamasına rağmen ikinci yapıda (ev+in kapısı)
isim tamlaması söz konusu olması ise, +IN morfeminin fonksiyonu ile
ilgili değildir. Çünkü, ikinci yapıda (ev+in kapısı) isim tamlamasını
yapan unsur +IN morfemi değildir. Türk dilinde isim tamlaması İSİM+Ø
İSİM+İYELİK dizimi ile oluşturulur. Yani, “ev kapısı” zaten tamlamadır
ve ilk unsurun üzerine getirilecek olan “+in” morfemi tamlama yapmak
gibi bir görev üstlenemez. Bu +IN morfeminin görevi, getirildiği
kelimeyi BELİRLİ kılmaktır. Yani, TAMLAYAN değil, BELİRLEYEN bir
ektir.
3. İsim tamlamalarında (ev kapısı) ilk unsurun üzerine getirilip (ev
+in kapısı) onu belirli kılan bu +IN morfemi, zamirlerin edatlarla
çekimlenmesinde de kullanılabilmektedir (sen+in için, sen+in gibi, sen
+in ile, vb.). Zamirlerin edatlarla çekimlenmesinde araya giren bu +IN
morfemi de, doğal olarak, TAMLAYAN değil, BELİRLEYEN bir ek olarak
adlandırılmalıdır.