Cem beyin gündeme getirdiği konu veya konularla doğrudan ilgili değil ama
ilintili bir başka noktaya dikkat çekmek istiyorum. O da "ATALIK Tohumlar"
terimi.
Bir süredir bu "atalık" ismini duymaya başladım. Tahminime gore İngilizce
Karşılığı "heirloom seeds". Yani teknik olarak bizim "Land races" veya
"heirloom varieties" dediğimiz kavrama tekabül ediyor. Ama yanlış
kullanılıyor. Türkçe'de bu kelime bu anlama gelmiyor. Aşağıda Türk Dil
Kurumu sözlüğünden tanımını indirdim. Bir de Boğaziçi diye bir sözlükten.
Ayrıca bir de ismin geçtiği başka bir metinden bir alıntı. Boğaziçi
dışındaki Tüm diğer sözlükler de TDK tanımını tekrarlıyor.
Bu kelime kök ve ek olarak Türkçe bir kelime ama başka bir anlamı var.
1. isim Ataya yakışır davranış, babalık (TDK)
2. çerkeslerde bir çocuğu silah kullanma ve toplantılarda konuşma
sanatı konularında eğitmekle yükümlü geçici, üvey babadır, (Boğaziçi
Sözlük).
3. ......Kırım Hanlığı ile Çerkezistan arasında bu siyasî mücadelelerin
yanı sıra dostane ilişkilerin de söz konusu olduğu görülmüştür. Bu dostane
ilişkilerin tesisinde rol oynayan önemli faktörlerden birisi de, kısaca bir
nevi "çocuk eğitme ve yetiştirme"sistemi şeklinde özetlenebilecek olan
"Atalık" müessesesidir. ....
O sebeple bu "heirloom varieties" veya "heirloom seeds" terimlerine türkçe
karşılık bulmak lazım geldiğini düşünüyorum. Dikkat edilirse "Local
varieties" veya "Local Seeds" Demiyorum. Öyle olsa kolaydı "yerel çeşit" ve
"yerel tohumlar" diyebilirdik... Ancak öyle değil. Heirloom seeds, Local
seeds' in bir alt formu, tipi. Ancak iki terim sinonim değil.
Bu platformda daha once yazmıştım. Uluslar arası ilteratürde heirloom
variety (ies) veya heirloom seed(s) diye isimlendirilen bu kavrama biz
Türkçe YADİGAR Çeşit, YADİGAR Tohum(lar) ya da EBEM DEDEM Çeşitleri veya
EBEM DEDEM Tohumları diyebiliriz. Başka bir öneri varsa itirazım yok. Ancak
"ATALIK" kelimesi -bu bağlamda- yanlış. Lütfen bu "atalık" terimini;
anneannemizden veya büyük babamızdan kalan tohumluk veya çeşitleri ifade
etmek için kullanmayalım.
Saygılarımla
Mehmet Uyanık
-----Original Message-----
From: turkiye_tarimsal_...@googlegroups.com
[mailto:turkiye_tarimsal_...@googlegroups.com] On Behalf Of
Cem Birder
Sent: Friday, February 17, 2012 12:36 PM
To: turkiye_tarimsal_biyocesitlilik_agi; gdoyahayir; slowfoodturkiye
Subject: {Türkiye Tohum Ağı} tohumlar, yazılar, yuvarlak masalar
Merhaba,
Bildiğiniz gibi geçen hafta Buğday Derneği, Şişli Organik Pazar'da
basın duyurusu ile Tohum Takas Ağı adıyla bir kampanya başlattı.
Bu kampanyaya paralel olarak, aşağıda (*) Hürriyet gazetesinden Melis
Alphan'ın yazısında kanımca bazı düzeltmelere ihtiyaç var. Bu konuda,
grubun da katkısı olabilir diye düşünüyorum. Yazıdan alıntılar ile
konu hakkında görüşlerimi iletmek isterim:
1. 'Dernek bu tohumları buluyor. Bulmak kolay değil. (...) Bu dernek
küçük çiftçilerle yakın çalışmalar yapıyor. Atalık tohumları bu ağ
üzerinden buluyorlar.'
Konuyla ilgili kampanya tanıtımında sanki bu işe ilk kez adım atılmış
gibi bir yaklaşım hakim. Halbuki, STK tarafında yine Buğday Derneği
sekreteryasında başlayan ve Emanetçiler Derneği ile devam eden bir
süreç var (sanki bu görev ilelebet üstlerine kaldı geçen son 2011
Nisan - Çamtepe toplantısında). Bunun dışında Seferihisar'da başlayan
köylüler arası takas festivalleri düzenlendi. Bunları anlatmak ve
bunların kıymetini de paylaşmak gerekirdi. Özellikle Emanetçiler
sadece yerelde değil, tüm Türkiye'de çok farklı bölgelerde tohum
ambarları oluşturdu. Bu emeği es geçmek nasıl mümkün? GDO'ya Hayır
Platformu ve Slow Food'un Türkiye'deki ağı da GDO ve tohum konusunda
daima cesur konuştu ve etkinlikler yaptı; yapmaya devam ediyor.
Bunların hepsi sözü edilen kampanyanın bileşenleridir. Daima anılması
ve bu işin elden ele devamı niteliği vurgulanmalıdır. Mesele bir
derneğin konunun sahipliği ve önderi durumuna geçmesi olmamalı.
2. 'Bu tohumların üretim kapasiteleri düşük olduğu için çiftçi sürekli
tohum almak zorunda.'
Yazıda hibrid tohumla ilgili ifade edilenlerin çoğu eksik ve hatalı.
Bilimsel bir konu böyle TV sabah programı hafifliğinde verildiği
sürece hedeflenen mücadeledeki konum gülünç oluyor. 'Sanki mücadele
edilmiş' gibi bir durumun ötesine geçilemiyor.
3. 'Normalde dünyada hayat bitse atalık tohumlardan yeniden yeşerebilir.'
Muazzam bir iddia. Hayat bitince nasıl olacak bu yeşerme?
Ben dernek yönetiminden istifa ettiğimde Tohumculuk Yasası konusunda
görüş bildirilmemesi kararımda etkin olmuştu (derneği çok sayıda kişi
arayıp yasayla ilgili görüş almak istemişlerdi). Aradan çok seneler
geçti. Buğday Derneği'nin Tohumculuk Yasası hakkında görüşlerini net
şekilde bildirmesi gerekir. Muallak olmamalı.
Bir başka örnek: Tohumlar konusunda farkındalığı arttırmak amacıyla
21-22 Nisan 2007'de 'Tohum Yaşamdır' (**) başlığında yapılan toplantı
sonuç raporuna da katılımcıların da imzasının ekleneceği söylense de,
baktık ki sadece düzenleyen kurumlar imza koyabilmiş. Halbuki bu imza
meselesi ve aceleci sonuç bildirgesi dışında, harika bir toplantıydı.
Zaman, rekabet değil el ele verme zamanıdır. Yuvarlak masada,
samimiyet ve saygıyla toplanma zamanıdır.
Bu vesilede Buğday Derneği'ne ve konuyla ilgili emek veren diğer
herkese başarılar dilerim.
Selam ve sevgilerimle
Cem Birder
(*) YAZI:
Melis Alphan - Hürriyet - Atalık tohumlarımızı koruyalım
Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği'nin Tohum Takas Ağı
kampanyası, geleceğimizin teminatı atalık tohumlarımızın korunmasını,
gelecek kuşaklara aktarılmasını ve bu konuda bir farkındalık yaratmayı
hedefliyor.
Malum, gıdamızı oluşturan bitkiler tohumdan yetiştiriliyor. Ancak
tohum teknolojisi yıllar içinde epey geliştiği için daha çok hibrid
tohumlar kullanılıyor. Bunlar belli standartlara göre ıslah edilmiş ve
kendi kendini üretme yeteneğini bir oranda kaybetmiş tohumlar.
Normalde her tohumdan bitki çıkar, bitki tekrar tohum verir ve o tohum
ekilip yeniden bitki üretilir. Hibrid tohumlarda böyle bir yetenek
yok. Bu tohumla üretilen bitkiden alınan tohum yeniden ekildiğinde
verimli bir bitki üretimine geçilemiyor.
Bu tohumların üretim kapasiteleri düşük olduğu için çiftçi sürekli
tohum almak zorunda. Geçmişte böyle bir şey yoktu. Çiftçi ürettiği
bitkiden kendi tohumunu ayırır, sonraki yıl o tohumdan yeniden ürününü
üretirdi.
Daha geniş alanlarda üretim yapabilmek ve tüketici tercihine uygun
standartta ürün üretebilmek için hibrid tohumlara geçildi.
Bu standart ne derseniz... Tadı çok önemli olmayan ama kıpkırmızı, yol
koşullarına dayanıklı ve raf ömrü uzun domates mesela. Biz bunlara
halk arasında "hormonlu" desek de işin pirleri bu sözcüğü kullanmıyor.
Bunların çoğu zaten gübre ve ilaçla yetiştiriliyor. Tohum da bunların
bir parçası. Bu tohumlar hem uzun vadede toprağı sağlıksızlaştırıyor
hem de çiftçiyi bağımlı hale getiriyor. Çiftçi sürekli gidip parayla
tohum alıyor. Bu tohumları en fazla bir kere daha kullanıyor, ondan
sonra yeniden tohum almak zorunda.
Oysa, atalık veya evladiyelik denilen tohumlar kendi kendini üretme
yeteneğine sahipti ve içinde müthiş bir çeşitlilik barındırıyordu.
Çiftçilerin atasından, dedesinden kalan ve torunlarına geçme
potansiyeli olan bu tohumlar bizim yöresel mutfağımızla da bağlantılı
özel tatlar içeriyor. Çengelköy hıyarını, Arnavutköy çileğini düşünün
mesela... Anadolu'da böyle binlerce çeşit var. Bütün bu çeşitlerin
tohumları bu kendi kendini üretme yeteneğine sahip yerli, atalık
tohumlarımız.
Bu tohumların tarımı, piyasa değerlerinin olmamasından, çiftçinin
bunları bırakmasından, ıslah edilmiş türlerin daha çok tercih
edilmesinden dolayı terk ediliyor.
Kaçınılmaz olarak da yok oluyor.
Atalık tohumların yok olması öncelikle gıda güvenliğimizi etkileyecek.
Normalde dünyada hayat bitse atalık tohumlardan yeniden yeşerebilir.
Fakat biz şu anda bunu imkansızlaştırıyoruz. Bu tohumların yeniden
çoğalması, çiftçiler tarafın-dan yetiştiriliyor olması gerekiyor.
Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği'nin Tohum Takas Ağı
kampanyası tam da bununla ilgili. Dernek bu tohumları buluyor. Bulmak
kolay değil. Çünkü atalık tohumların her yıl yetiştirilmesi gerekiyor.
Yetiştirilmediği zaman tohum özelliğini yitiriyor.
Bu dernek küçük çiftçilerle yakın çalışmalar yapıyor. Atalık tohumları
bu ağ üzerinden buluyorlar. Daha sonra başka çiftliklerde ekilebilmesi
için çalışmalar yapıyorlar. Amaçları, tohumların miktarını çoğaltmak.
Çoğalan tohumları da takas yoluyla çiftçilerle paylaşıyorlar.
Aslında Ankara'da bir tohum bankası var. Fakat tohum bankası tek
başına yeterli bir sistem değil. Çünkü bu tohumların ekiliyor olması
gerek. Bir yandan tohum bankasında sürekli yenilenerek tohumların
sınıflandırılması gerekiyor ama bir yandan da dinamik bir şekilde
ekilip biçiliyor olması gerek.
Yine ekip biçiyorlar ama hep aynı yerlerde. Böyle olunca tohumlar
özelliğini yitiriyor. Oysa köylerde tohum tarla değiştirsin diye
sıklıkla tohum takas edilir.
Tohum tarla değiştirdiğinde, hem çevresel değişikliklere direncini
artırıyor hem kendini yeniliyor hem de genetik çeşitliliğini
artırıyor.
----
(**): http://www.karasaban.net/tohum-ve-yasam-forumu-yapiliyor/
--
Bu e-postayı Google Grupları'ndaki "Türkiye_Tarımsal_Biyoçeşitlilik_Ağı"
adlı gruba abone olduğunuz için aldınız.
Bu gruba kayıt göndermek için
turkiye_tarimsal_...@googlegroups.com adresine e-posta
gönderin.
Bu gruba olan aboneliğinizi iptal etmek için
turkiye_tarimsal_biyoce...@googlegroups.com adresine
e-posta gönderin.
Diğer seçenekler için
http://groups.google.com/group/turkiye_tarimsal_biyocesitlilik_agi?hl=tr
adresinden grubu ziyaret edin.
Sayin Uyanik, konuyla ilgili sözlük çalismasi yapmakta oldugunuz icin ek bilgi verebilirsiniz saniyorum, "tohum" karsiligi Turkiye`de kac sözcük var; Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü bazi yörelerimizin bider ve çitil sözcüklerini kullandigi belirtiliyor, baska karsiliklar da olabilir, akraba dillerde cesitli karsiliklar var, börtik, orlIk gibi
Bu e-postayı Google Grupları'ndaki "TARIM TERİMLERİ TARTIŞMA GRUBU" adlı gruba abone olduğunuz için aldınız.
Bu gruba kayıt göndermek için tarimte...@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Bu gruba olan aboneliğinizi iptal etmek için tarimterimler...@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Diğer seçenekler için http://groups.google.com/group/tarimterimleri?hl=tr adresinden grubu ziyaret edin.
Sayın Kurtböke
Bildiğim kadarıyla “tohum” karşılığı olarak başka kelime yok. Tabii Türkiye Türkçesi ağızlarında geçen sizin ifade ettiğiniz bider ve çitil’i saymıyorum. Bunlardan bider aslında Arapça kökenli. Ben de eskiden onun “biter” in bir varyantı olduğunu sanırdım. Çitil’i ise sizden duydum. Herhalde “çekirdek” özelliğine sahip sert kabuklu tohumların (mesela kabak, ayçiçeği) çimlenme esnasında ortadan ayrılmasını çağrıştırıyor. Börtik ise Başkırt’ça. Bört, (börtlemek, pörtlemek) kökünden olabilir. Yani su alan tohumun bir yerlerinin şişmesi, o noktada tohum kabuğunun patlaması ve böylece kök ve sap sürgünlerinin çıkmaya başlaması. Belki de “pörtlek” kelimesi ile de bir ilgisi var. “Orlik” veya “orlık” hangi akraba dilden bilmiyorum. Kırgızlar ise yine Arapça “ırk” kökünden “uruk” diyorlar tohuma, uruk bu anlamıyla “çeşide” daha yakın duruyor.
Malum “tohum” ve “çeşit” hem Türkçe’de hem de İngilizce’de belki de başka dillerde –bu bağlamda- en az iki anlamda kullanılıyor. Birincisi İngilizce Variety, Almanca Sort, Türkçe “Çeşit” –burda bir bitki grubunun genetiksel yapı, soysal özellikler veya kalıtımsal niteliğine vurgu var. İkincisi ise kendisine özgü kalıtımsal özellikleri -hücrelerinde genetik kodlar halinde taşıyan ve çimlenmek ya da büyümek suretiyle kendisini oluşturan bitkiye benzer bir bitki meydana getiren fiziksel materyaldir. Bu da iki kısımdır; a) botaniksel tohumlar (mesela buğday danesi, ayçiçeği çekirdeği, maydanoz tohumu) ve b) patates yumrusu, soğancık (kıska) gibi botaniksel anlamda tohum olmayan ancak yeni bitkiler elde etmede kullanılan “bitki kısımları”. İşte biz bu son iki bitkisel materyal kitlesine “tohumluk” diyoruz. Buğday tohumluğu, patates tohumluğu gibi...Bu arada, “tohumculuk terimleri sözlüğü” konusunda acizane bir şeyler yapmaya çalışıyorum ancak işin teknik yönünde uzmanlığım ve biraz bilgim var. Konunun dilbilim tarafına dair bilgim çok sınırlı, hatta meraklı kişi seviyesindedir.
Bildiğiniz üzere “tohum” Farsça bir kelime.
Saygılarımla
Mehmet Uyanık
On 2/20/12, Mehmet UYANIK <mehmet...@tsuab.org.tr> wrote:
> Sayın Kurtböke
>
>
>
> Bildiğim kadarıyla "tohum" karşılığı olarak başka kelime yok. Tabii
> Türkiye Türkçesi ağızlarında geçen sizin ifade ettiğiniz bider ve çitil'i
> saymıyorum. Bunlardan bider aslında Arapça kökenli. Ben de eskiden onun
> "biter" in bir varyantı olduğunu sanırdım. Çitil'i ise sizden duydum.
> Herhalde "çekirdek" özelliğine sahip sert kabuklu tohumların (mesela kabak,
> ayçiçeği) çimlenme esnasında ortadan ayrılmasını çağrıştırıyor. Börtik ise
> Başkırt'ça. Bört, (börtlemek, pörtlemek) kökünden olabilir. Yani su alan
> tohumun bir yerlerinin şişmesi, o noktada tohum kabuğunun patlaması ve
> böylece kök ve sap sürgünlerinin çıkmaya başlaması. Belki de "pörtlek"
> kelimesi ile de bir ilgisi var. "Orlik" veya "orlık" hangi akraba dilden
> bilmiyorum. Kırgızlar ise yine Arapça "ırk" kökünden "uruk" diyorlar tohuma,
> uruk bu anlamıyla "çeşide" daha yakın duruyor.
>
>
>
> Malum "tohum" ve "çeşit" hem Türkçe'de hem de İngilizce'de belki de başka
> dillerde -bu bağlamda- en az iki anlamda kullanılıyor. Birincisi İngilizce
> Variety, Almanca Sort, Türkçe "Çeşit" -burda bir bitki grubunun genetiksel
> yapı, soysal özellikler veya kalıtımsal niteliğine vurgu var. İkincisi ise
> kendisine özgü kalıtımsal özellikleri -hücrelerinde genetik kodlar halinde
> taşıyan ve çimlenmek ya da büyümek suretiyle kendisini oluşturan bitkiye
> benzer bir bitki meydana getiren fiziksel materyaldir. Bu da iki kısımdır;
> a) botaniksel tohumlar (mesela buğday danesi, ayçiçeği çekirdeği, maydanoz
> tohumu) ve b) patates yumrusu, soğancık (kıska) gibi botaniksel anlamda
> tohum olmayan ancak yeni bitkiler elde etmede kullanılan "bitki kısımları".
> İşte biz bu son iki bitkisel materyal kitlesine "tohumluk" diyoruz. Buğday
> tohumluğu, patates tohumluğu gibi...Bu arada, "tohumculuk terimleri sözlüğü"
> konusunda acizane bir şeyler yapmaya çalışıyorum ancak işin teknik yönünde
> uzmanlığım ve biraz bilgim var. Konunun dilbilim tarafına dair bilgim çok
> sınırlı, hatta meraklı kişi seviyesindedir.
>
>
>
> Bildiğiniz üzere "tohum" Farsça bir kelime.
>
>
>
> Saygılarımla
>
>
>
> Mehmet Uyanık
>
>
>
> _____
>
> <mailto:turkiye_tarimsal_biyocesitlilik_agi%2Bunsu...@googlegroups.com>
> adresine
> e-posta gönderin.
> Diğer seçenekler için
> http://groups.google.com/group/turkiye_tarimsal_biyocesitlilik_agi?hl=tr
> adresinden grubu ziyaret edin.
>
> --
> Bu e-postayı Google Grupları'ndaki "TARIM TERİMLERİ TARTIŞMA GRUBU" adlı
> gruba abone olduğunuz için aldınız.
> Bu gruba kayıt göndermek için tarimte...@googlegroups.com adresine
> e-posta gönderin.
> Bu gruba olan aboneliğinizi iptal etmek için
> tarimterimler...@googlegroups.com
> <mailto:tarimterimleri%2Bunsu...@googlegroups.com> adresine e-posta

Tohum kelimesini (genel anlamıyla ya da spesifik anlamıyla) Fars'çadan
ödünçlemişiz. Biz de farklı bitki türleri için "tohum" yerine geçen
kelimeler yok. Mesela patlıcan tohumu için büzür ya da keten tohumu için
yitim. Ancak dane (buğdaygiller), çekirdek (ayçiçeği, kabak) veya çiğit
(pamuk) gibi türler için botaniksel anlamda "meyve tipi" ni belirtmek için
isimler var. Ancak bunlar meyve tipini işaret ediyor. Türe özgü değiller.
Osmanlı Türkçesinde genel anlamda kullanılan " bezir, (büzür, bizir)" ise
yine Arapça'dan alınmış. Eskişehir Tohum Islah İstasyonu'nu kuran Atatürk
orada kendi el yazısıyla ıslah-ı pezir istasyonu diye yazmış eski Türkçe
alfabe ile. Kaşgarlı Mahmud'un "tarıg" dediği şeyin Gerçekten tohum olup
olmadığını bilmiyorum. Tarıg (darı) bir zamanlar buğdaygil tohumları (yahut
daneleri) için kullanılmış olabilir. Malum yine tarım, tarımak, tarak,
tırmık hep aynı kökten geliyor. Yalnız keten tohumuna bezir de denilmiş
olabilir bir zamanlar. Malum bezir yağı ve bezirhane var. Burada şu hususu
da belirtmek gerek, "tohum" terimi aynı zamanda belirli bir bitkinin
yetiştirilmesiyle elde edilen ürünü (meta, agricultural commodity) de
kapsıyor. Ayçiçeği tohumu derseniz konuşma dilinde bu hem ayçiçeği
tohumluğu, hem de yağ çıkarmak için kullanılacak ayçiçeği çekirdekleri
anlamına gelir. Benzer bir durum İngilizce'de de var. O yüzden son
zamanlarda "seed for sowing" = Tohumluk kullanımı tercih ediliyor. Dikkat
ederseniz biz "lık" ekiyle sorunu çözüyoruz. Ancak onlar for sowing veya for
planting ibarelerine ihtiyaç duyuyor.
Size katıldığım iki husus var,
a) kökeni ne olursa olsun Türkçe'ye değer katmış kelimelerden
yararlanabiliriz.
b) Türkçe aslında zengin bir söz varlığına sahiptir ve istenirse
mevcutların gün yüzüne çıkarılması suretiyle veya türetme yoluyla bu söz
varlığı daha da geliştirilebilir.
İlginize teşekkür ederim, saygılarımla.
On 2/21/12, S. Karahan <karah...@yahoo.com> wrote:
> Belki duymuşsunuzdur; Doğu Karadeniz'de tohuma "ÇİVİT" derler.
> Selamlar
>
> Dr. Süleyman KARAHAN
> PANKOBİRLİK
> (Union of the Sugar Beet Growers Cooperatives)
> APK Müdür Yardımcısı
> (Deputy Director of Research, Planning and Coordination Directorate)
> Tel:312-4355620, Fax: 312-4356283, Cep (Mobile): 0505-4133326
> www.pankobirlik.com.tr
> Address: Mithatpaşa Cad. No:19 06420 Yenişehir, Ankara-Türkiye
>
>
>
> ________________________________
> Kimden: Mehmet UYANIK <mehmet...@tsuab.org.tr>
> Kime: tarimte...@googlegroups.com
> Gönderildiği Tarih: 20 Şubat 2012 14:46 Pazartesi
> Konu: RE: [tarimterimleri:467] RE: {Türkiye Tohum Ağı} tohumlar, yazılar,
> yuvarlak masalar
>
>
> Sayın Kurtböke
>
> Bildiğim kadarıyla "tohum" karşılığı olarak başka kelime yok. Tabii
> Türkiye Türkçesi ağızlarında geçen sizin ifade ettiğiniz bider ve çitil'i
> saymıyorum. Bunlardan bider aslında Arapça kökenli. Ben de eskiden onun
> "biter" in bir varyantı olduğunu sanırdım. Çitil'i ise sizden duydum.
> Herhalde "çekirdek" özelliğine sahip sert kabuklu tohumların (mesela kabak,
> ayçiçeği) çimlenme esnasında ortadan ayrılmasını çağrıştırıyor. Börtik ise
> Başkırt'ça. Bört, (börtlemek, pörtlemek) kökünden olabilir. Yani su alan
> tohumun bir yerlerinin şişmesi, o noktada tohum kabuğunun patlaması ve
> böylece kök ve sap sürgünlerinin çıkmaya başlaması. Belki de "pörtlek"
> kelimesi ile de bir ilgisi var. "Orlik" veya "orlık" hangi akraba dilden
> bilmiyorum. Kırgızlar ise yine Arapça "ırk" kökünden "uruk" diyorlar tohuma,
> uruk bu anlamıyla "çeşide" daha yakın
> duruyor.
>
> Malum "tohum" ve "çeşit" hem Türkçe'de hem de İngilizce'de belki de başka
> dillerde -bu bağlamda- en az iki anlamda kullanılıyor. Birincisi İngilizce
> Variety, Almanca Sort, Türkçe "Çeşit" -burda bir bitki grubunun genetiksel
> yapı, soysal özellikler veya kalıtımsal niteliğine vurgu var. İkincisi ise
> kendisine özgü kalıtımsal özellikleri -hücrelerinde genetik kodlar halinde
> taşıyan ve çimlenmek ya da büyümek suretiyle kendisini oluşturan bitkiye
> benzer bir bitki meydana getiren fiziksel materyaldir. Bu da iki kısımdır;
> a) botaniksel tohumlar (mesela buğday danesi, ayçiçeği çekirdeği, maydanoz
> tohumu) ve b) patates yumrusu, soğancık (kıska) gibi botaniksel anlamda
> tohum olmayan ancak yeni bitkiler elde etmede kullanılan "bitki kısımları".
> İşte biz bu son iki bitkisel materyal kitlesine "tohumluk" diyoruz. Buğday
> tohumluğu, patates tohumluğu gibi...Bu arada,
> "tohumculuk terimleri sözlüğü" konusunda acizane bir şeyler yapmaya
> çalışıyorum ancak işin teknik yönünde uzmanlığım ve biraz bilgim var.
> Konunun dilbilim tarafına dair bilgim çok sınırlı, hatta meraklı kişi
> seviyesindedir.
>
> Bildiğiniz üzere "tohum" Farsça bir kelime.
>
> Saygılarımla
>
> Mehmet Uyanık
>
>
> ________________________________
Tohum en az dört anlama geliyor:
1. Yeni bitkiler elde etmek için ekilen/dikilen çiğit, çekirdek, dane, yumru
veya kıska (soğancık). Bu anlamıyla "çoğaltım materyali, tohumluk).
2. Belirli bir genetik yapıya (soy) sahip olan bitkiler grubu. Bu anlamıyla,
Çok kaba olarak belirli bir hayvan ırkı gibi farklı, özgün, stabil bir soyu,
genetik yapıyı (genetik kodları) işaret ediyor.
3. Un elde edilen buğday daneleri, veya yağı çıkarılan ayçiçeği çekirdekleri
Gibi zirai meta, zahire.
4. Botanik anlamda bir bitkinin eşeyli üreme sonucunda husule getirdiği
zigot(embiryo) ve gerekli diğer koruyucu, besleyici kısımlardan ibaret olan
Organ, bitki kısmı. Yani tek bir buğday danesi, tek bir Hindistan cevizi
meyvesi.
Bilimsel bakımdan bitkilerin sınıflandırılmasında en alt birim (pratik
amaçlar için) tür (yani species) tarım ve tohumluk ticareti bakımından her
Türün altında onlarca ve çoğu zaman yüzlerce çeşit (variety, cultivar) var
Ülkemizde. Mesela domates türünde yaklaşık 800 kayıtlı çeşit var ve bunların
200 kadarının tohumlukları (fiziksel çoğaltım materyali, çekirdekler)
piyasada satılıyor. Türkiye'de yetiştirilecek bitki çeşitlerine Bakanlık
karar ve onay verir, özelliklerini de kaydeder. Ayrıca bunların tohumlarının
üretim sürecini çok sıkı denetler.
Ben şahsen "tohum" ile "tohumluk" arasında ayırım yapıyorum.
Çünkü tohum yukarıda verdiğim dört anlama da (en az) geliyor. Bu sebepten
elbette Bağlama ve konuşan kimsenin mesleki ve ilgi ardalanına göre
değişmekle Birlikte 4 anlam da söz konusu oluyor. O zaman Tohum1, Tohum2,
Tohum3, Tohum4 diye numaralamak gerek.
Ancak Tohumluk dersek anlaşılan şey kesin ekim amaçlı kullanılan binlerce,
onbinlerce dane, çekirdek, yumru (genellikle bir ambalaj içinde.. Kolektif
bir isim.
Çeşit: bitki soyu, genetiksel bakımdan farklı, özgün, soy özelliklerini
devam ettiren bir bitki grubu.
Tohum: 1. Un, yağ elde etmede kullanılan bitkisel ürün.
2. Herhangi bir bitki türüne ait tek, bir adet dane, çekirdek.
Yani "botanik tohum". Patates için yumru, soğan için ise yine
soğan veya baş diyoruz.
Selam ve saygılar