Fwd: Fw: (Çifteler Köy Enstitüsü]

2 views
Skip to first unread message

YtonaY

unread,
Mar 17, 2010, 6:13:09 AM3/17/10
to di...@thegoldenhorn.com, TAHTA MASA GRUBU, mesutak...@hotmail.com, Mehtap Önay, MUSTAFA GULBERK



 




> > ABD'NİN KÖY ENSTİTÜLERİNİ NİÇİN KAPATTIRDIĞINI ANLAMAK ÜZERE
> BUNU OKUYUN OKUTUN.
>
> VE İYİ AMA NE YAPALIM DİYENLERE: HEDEF BU DÜZENİ YENİDEN YARATMAKTIR!
>
> Talip APAYDIN'IN 1967 yılında yayınlanan ''Karanlığın Kuvveti'' adli
> kitabında yer
> alan anısı, tam da bugünlerde okunup özümsenmeli...
>
> İşte öykü:
> =====================================================================
>
> Kurban bayramı tam kışın ortasına rastlıyordu.
> O günler bir soğuktu, bir soğuktu...
> Kar, fırtına, tipi...
>
> Eskişehir ortalarında papaz harmanı savruluyordu.
> Göz gözü görmüyordu dışarılarda.
> Sular donmuştu hep.
>
> Seydi Suyu iri buz parçaları akıtıyordu.
>
> Santral kanalı kapandığından, elektriklerimiz kaç gündür doğru dürüst
> yanmıyordu.
>
> Akşam seminerlerinde kitap okuyamıyorduk, ders çalışamıyorduk.
> Lambalar ikide bir usulca sönüveriyordu.
> Dersliklerimizde pelerinlerimizle oturuyorduk da, gene de ısınamıyorduk.
>
> Musluklarımızdan su akmıyordu.
> Ellerimizi yüzlerimizi yıkamak için dere kıyısına gidiyorduk.
> İçme suyumuz yoktu.
>
> Üç gün bayram iznimiz vardı, ama bu soğukta nereye gidecektik?
>
> Köyü yakın olanlar gitti ancak.
>
> Bayram sabahı kampana çaldı. Dışarıda toplanılacak dediler.
>
> Başımızı gözümüzü sararak, büzülerek çıktık.
>
> Müdürümüz Rauf İnan merdivende bizi bekliyordu. üstünde palto bile yoktu.
> Ellerini arkasına bağlamıstı.
> Boz urbaları içinde, yağsız çehresiyle bir heykel gibiydi.
> Savrulan karlardan gözlerini kırpıştırıyordu.
>
> O halini görünce usulca pelerinlerimizin yakalarını indirdik.
> Ellerimizi cebimizden çıkardık.
>
> "Arkadaşlar !" diye başladı.
> Bir canlıydi sesi, bir heybetliydi. önce yılgınlık psikolojisinin
> zararlarını anlattı.
> Korkan insanın muhakkak yenileceğini ve korktuğuna uğrayacağını söyledi.
>
> Bu hava soğuk evet, fakat siz isterseniz üşümezsiniz, dedi.
> Olduğumuz yerde birkac kez sıçramamızı ve kuvvetli tepinmemizi istedi.
>
> Dediğini yaptık. Birden ısınmıştık sanki. Hoşumuza gitmişti.
>
> Bugün bayram, dedi. şimdi birbirimizi tebrik edeceğiz.
> Sonra yapacağımız iki iş var:
> Ya tekrar içeri girip sıralara büzülmek, mıymıntı mıymıntı oturmak, bu üç
> günü böyle faydasız, hatta zararlı geçirmek, can sıkıntısından patlamak.
> Boşuna içlenmek. Üstelik üşümek.
>
> Yahut da kazmayı, küreği alıp, santral kanalını temizlemeye gitmek.
>
> Emin olun gidenler, kalanlar kadar üşümeyecektir. çünkü, inanarak çalısan
> insan ne soğukta üşür, ne sıcakta yanar.
> O; yücelten, dirilten, kuvvetli kılan bir heyecan içinde her türlü
> güçlüğün üstüne çıkmıştır...
> Onu hiçbir karşı kuvvet yolundan alıkoyamaz.
> Yeter ki bir insan yaptığı iş in gereğine inansın.
>
> Ben şimdi kazmamı küreğimi alıp kanala gidiyorum, dedi. çünkü kanal
> açılınca elektriklerimiz yanacak. Elektrik yanınca okulun i şleri yoluna
> girecek. Kitap okuyabileceksiniz, ders çalışabileceksiniz. Sularınız
> akacak, yıkanabileceksiniz.
>
> Size şunu söyluyorum, bizim asıl bayramımız, yurdumuz bu gerilikten, bu
> karanlıktan
> kurtulduğu gün başlayacaktır. şimdilik bize düşen milletçe çalısmak, çok
> çalışmaktır.
>
> Parolamız şu olmalıdır: "Bayramlarda çalışırız bayramlar için".
> Ben gidiyorum. Gelmek isteyenler gelsin.
>
> Heyecanlanmıştık, üşümemiz geçmişti.
>
> Hepimiz geleceğiz! diye bağırmıştık.
>
> Bayramda çalışırız bayramlar için!
>
> Bayramda çalışırız bayramlar için!
>
> Altı yüz kişi böyle bağırdık.
> Sonra da kazma kürekleri koyduğumuz işliğe doğru bir koşuşma başladı.
>
> İnsanların böyle canlanması, bir amaca doğru saldırması belki sadece
> savaşlarda görülür..
>
> Santral havuzundan başlayarak onar metre arayla su kanalına dizildik.
> Çıplak Hamidiye Ovası ayaz.
> Kırıkkız Dağı'ndan doğru zehir gibi bir rüzgar esiyor.
> Pelerinlerimizin etekleri uçuşuyor.
>
> Kazmayı vurdukca yüzlerimize buz parçaları fırlıyor. Bazı yerlerde kar
> heryeri doldurmuş, kanal dümdüz olmuş. Nereyi kazacagız belli değil.
>
> Müdürümüz, öğretmenlerimiz başımızda dört dönüyorlar.
> Bir o yana koşuyorlar, bir bu yana. öyle çalışıyoruz ki, boyunlarımızdan
> buğu çıkıyor. Bazen adam boyunda buz parçalarını elleyip çıkarıyoruz
> kıyıya.
> Kimisi bağırıyor, kimisi kazmalara tempo tutuyor.
> Bir gürültü gidiyor kanal boyunca.
>
> Yeşilyurt köylüleri evlerinin önune çıkmıs, bize bakıyorlar.
> Böyle çalısmamıza alışkınlar ama, bayram günü, bu soğukta nasıl
> donmadığımıza şaşıyorlar.
> Yeşilyurtlu arkadaşımız Azmi, -köyü yakın oldugu için izinli ya! - bize
> evlerden bazlama ekmek taşıyor.
>
> Köylü ekmeğini özlemişiz, aramızda kapışıyoruz.
> Yukarılardan, aşağılardan ikide bir sesler yükseliyor:
>
> Bayramda çalışırız bayramlar için!
>
> Koca ova çınlıyor.
> Taa uzaktan Hamidiye'nin, Mesudiye'nin köpekleri ürüyorlar.
> Bu kış günü böyle seslere anlam veremiyorlar herhalde. Ayaz ovanın
> ıssızlığı yırtılıyor.
>
> O gün o kanalın yarı yerini açtık.
> Bir buçuk metre derinliğinde, uzun, derin bir çukur karları yara yara gitti.
> Ertesi gün taa bende kadar tamamladık.
>
> Sonra merasimle suyu saldık.
>
> Nazlı bir gelin getirir gibi önünden ardından yürüyerek, türküler mar şlar
> söyleyerek
> getirdik ve geç zamanda, santral havuzuna döndük, sonra bir baktık,
> okulumuzun
> balkonuna çakılı "Ç K E" yandı... ( Çifteler Köyü Enstitüsü ).
>
> O zamanki sevincimizi nasıl anlatmalı? üşümüş ellerimiz alkıştan ısındı.
> "Ya şa var ol" seslerimiz ufukları kapattı.
>
> Dünyanın en içten gelen, en coşkun bayramı oldu belki.
> Hiç unutmam bir arkada şımız kendi ellerini öpüyordu. "Aferin ulan eller,
> diyordu, bu elektiriğin yanmasında senin de hissen var, yaşasın."
>
> Sevinçten gözlerimiz yaşarmıstı.
>
> Müdürümüz bir tümseğe çıktı.
> Birkaç kelimeyle başarımızı tebrik etti.
> Her nokta koyuşta "sağool!" diye bağırıyorduk..
>
> Şimdi, dedi, depomuza su dolacak, banyoyu yakacagız.
> Yıkanın ve çalışıp başarmış insanların huzuru içinde uyuyun.
>
> Işte gördünüz, inanarak çalışan yapar! Amacına ulaşır!
> Bu heyecanla çalışmaya devam edersek, biz Türkiye'yi de yükseltebiliriz!
>
> Yükselteceğiz!, diye bağırdık.
>
> Bayramda çalışırız bayramlar için!
>
> Bayramda çalışırız bayramlar için!
>
> Içeri girdik, musluklardan şarıl şarıl sular akıyordu.
>
> Birbirimizi tebrik ediyorduk.
>
> Unutulmaz bir bayramdı."
>
> >
>
>
>
> NE MUTLU, "TÜRK'ÜM" DİYENE!
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>


 



__________ ESET NOD32 Antivirus Akıllı Güvenlik tarafından sağlanan bilgiler, virüs imza YTONAY
untitled-[2].htm
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages