Fwd: FW: İlt: Az bilinen bir anı

1 view
Skip to first unread message

YtonaY

unread,
Dec 29, 2009, 3:38:17 AM12/29/09
to TAHTA MASA GRUBU, Erdoğan -TURISTA, tsene...@yahoo.com, Ahmet Torun, teoman, Tolga Mola, suat tüfekçi, Feridun Abi, Feray ......, di...@thegoldenhorn.com, duygu esme, Merih Demir, aysen korkmaz, mesutak...@hotmail.com, mali2...@hotmail.com, Mehtap Önay


       > > Prof. Yurdakul Yurdakul' dan;
       > >
       > > Bir gün Atatürk'le beraber Abidinpaşa'dan gelip Samanpazarı yoluyla
       > > Ulus'a geçiyorduk.
       > > O zamanlar Samanpazarı'nda bulunan üç beş dükkandan birisi Ali Efendi
       > > isimli kitapçıya aitti. Kitapçı dükkanının kepenklerinde, nefis bir
       > > halı asılmış duruyordu. Harp yıllarının sonu olduğundan hiçbir yerde,
       > > hele Ankarada böyle güzel bir şey görmek pek şaşırtıcı olduğu için bu
       > > halı Atatürk'ün de dikkatini çekti. Hemen arabayı durdurup indik.
       > > Beraberce dükkana yürüdük. Kitapçı, Ata'yı görünce, buyurun Paşam
       > > diyerek heyecanla bir emri olup olmadığını sordu. Paşa da bu halıyı
       > > çok güzel bulduklarını ifade ettiler. Kitapçı;
       > > -Paşam, bu halı bir müşterimin.Paraya ihtiyacı olmuş, satılması için
       > > bana bıraktılar. Benimle bir ilgisi yok dedi.
       > > Atatürk, böyle güzel bir halının çok kıymetli olduğunu, bunu halı
       > > sahibinin nereden almış olabileceğini öğrenmek istediler. Kitapçı
       > > ezile büzüle;
       > > -Paşam, emanet koyan isminin söylenmemesini özellikle rica ettiler,
       > > müsaade ederseniz ismini söylemeyeyim dedi.
       > > Bu sefer Atatürk daha çok merak edip;
       > > -Çocuk, belki halıyı almak isteyeceğiz. Kimin ve kaça olduğunu
       > > öğrenmek isteriz dediler.
       > > Kitapçı;
       > > -Paşam 40 lira istemişlerdi
       > > deyip yine halı sahibinin ismini vermedi. Atatürk halı sahibini iyice
       > > merak edip ısrar edince de, kitapçı istemeyerek ve sıkılarak;
       > > -Abdülhalim Çelebi Hazretlerinin Paşam dedi.
       > > Abdülhalim Efendi, Mevlana sülalesinden gelmiş, Konya milletvekili
       > > olarak Mecliste görev yapıyordu. Kapısı herkese daima açık, cömert,
       > > gayet güzel konuşan, Mevlevi kalpağı ile gezen, akıllı, sevimli, hoş
       > > sohbet, özü sözü doğru bir kişiydi.
       > > Atatürk, bu cevabı alınca çok duygulandı ve bana dönerek dükkana 40
       > > lira bırakmamı emretti.
       > > Hemen parayı bıraktım. Kitapçı halıyı koşarak indirip paket yapmaya
       > koyuldu.
       > > Bu arada Atatürk, Abdülhalim Efendi'nin kişiliğinden övgüyle bahsederek;
       > > -Abdülhalim Efendi, evde halısını satacak kadar parasız kalıyor ama,
       > > kapısını kimseye kapamıyor
       > > diyerek onu övdü. Sonra da kitapçıya dönerek;
       > > -Bana bak, halıyı biz alıyoruz. Fakat halıyı Abdülhalim Efendi'nin
       > > evine yollayınız, biz oradan aldırırız. Akşamüzeri de kendilerine bir
       > > kahve içmek için geleceğimizi söyleyiniz.
       > > Dediler. Kitapçı bu davranışa şaşırmış bize bakarken, arabaya binip
       > uzaklaştık.
       > > Aynı akşam Abdülhalim Efendi'nin evine gittik. Kendisi bizi avlu
       > > kapısında karşıladı.
       > > Eve girince baktım halı, kapı arkasında paketli olarak duruyordu.
       > > Mütevazı evinde minderlere oturuldu, kahveler içildi.
       > > Abdülhalim Efendi;
       > > -Paşam halıyı almışsınız. Fakat halı evime geri geldi. Müsaade
       > > ederseniz, arabanıza koyduralım. Dedi.
       > > Atatürk de;
       > > -Abdülhalim Efendi halı yine bizim olsun. Biz arada sırada sana kahve
       > > içmeye geldikçe onun üzerinde kahvemizi içeriz.
       > > Diyerek halıyı açtırdılar ve odaya serdirdiler.
       > > Kahveler içildi ve sohbet edildi. Giderken Abdülhalim Efendi yine bizi
       > > kapıya kadar uğurlayarak;
       > > -Paşam eğer müsaadeniz olursa halıyı.....
       > > derken Atatürk sözünü keserek mütebessim,
       > > -Abdülhalim Efendi, onu sana emaneten bırakıyoruz. Her gelmemizde onu
       > > burada görmek ve üzerinde oturmak isteriz.
       > > Diyerek veda edip ayrıldılar.
       > > Böylece Atatürk, Abdülhalim Çelebi Efendi'ye, kitapçıya bile belli
       > > etmemeye çalışarak ihtiyacı olan yardımı yapmış, fakat halıyı
       > > almamışlardı.
       > > Bu ibret verici anı; O büyük asker, devlet adamı ve devrimci liderin,
       > > en az bu nitelikleri kadar
       > > Büyük olan insanlığını anlatmasının yanı sıra Onun, gerçek dindar ve
       > > üstelik bir tarikat mensubu olan Çelebiye saygısını göstermek
       > > bakımından da ayrı bir önem taşıyor.
       > > Ayrıca; Herkese açık sofrasını sürdürebilmek için halısını satan bir
       > > tarikat ehlinin, dini siyasete alet ederek para, mevki ve güce
       > > ulaşan, yurt içinde ve dışında saf ve eğitimsiz vatandaşları
       > > sömürerek trilyonluk mal varlıklarının sahibi olup sefa süren günümüz
       > > din ve tarikat bezirganlarından farklılığını da ortaya koyuyor.
       > > Tabi anlayana ve anlamaktan yana nasibi olanlara !
       > >
       > > Reşit ÇAĞIN
       > > E.Dz.Kur.Alb.
       > >
       > > (1)Atatürkten Hiç Yayınlanmamış Anılar
       > > -Prof.Yurdakul Yurdakul



Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages