Fwd: Fw: ATATÜRK ve İngitere

2 views
Skip to first unread message

YtonaY

unread,
Dec 29, 2009, 4:54:00 AM12/29/09
to TAHTA MASA GRUBU, Erdoğan -TURISTA, tsene...@yahoo.com, Ahmet Torun, teoman, Tolga Mola, Cavit Önay, Cengiz U. Yildirim, Cihangir Güven, aysen korkmaz, Cavit Önay - GMAIL, Feray ......, mesutak...@hotmail.com, mali2...@hotmail.com, Mehtap Önay


 


 

 

 


Başkumandan, düşmandan kurtardığı İzmir'de geçireceği ilk geceyi

yaşıyordu.

Mustafa Kemal Pasa İzmir'de ilk gecesini çalışarak geçirdi.

Zengin bir sofra hazırlandığı halde ufak tefekle karnını doyurdu ve

geç

vakitlere kadar çalıştı.


Ertesi sabah erkenden uyandık.

Hafif bir kahvaltıdan sonra vilayet konağına gittik.

Vali, İngiliz konsolosu ile konuşuyordu.

Biz gelince vali ayağa kalktı ve konsolos ile Mustafa Kemal Paşa'yı

tanıştırdı.

Konsolos iyi Türkçe biliyordu.

Pasa valiye sordu:

"Konu nedir ?"


Vali anlattı:

"Sayın konsolos, İngiliz tebası vatandaşlarla Rum ve ermeni azınlığın

güven

altında olup olmadığından endişeleniyorlar. Ben kendilerine herkesin

güven

altında olduğunu bildirdim".


Mustafa Kemal Pasa konsolosun Türkçe bildiğini biliyordu, buna rağmen

kendisine valiyi muhatap aldı:

"Ee, peki daha ne istiyormuş ?"


Bu soruya konsolos Türkçe cevap verdi:

"Tebamız için hükümetinizden yazılı teminat istiyorum !"


Pasa:

-"Ne yani, Yunanlılar zamanında siz tebanızı daha emniyette mi

görüyordunuz

?"


Konsolos kasılarak:

-"Evet" dedi, "Yunanlılar buradayken tebamızı daha emniyette

görüyorduk."

-"Öyleyse buyurun, tebanızla birlikte Yunanistan'a gidin, efendim !"


Konsolos sinirlenerek sesini yükseltti:

-"Yani majestelerimin hükümetine savaş mı açıyorsunuz ?"


Pasa:

-"Siz kiminle neyi konuştuğunuzu biliyor musunuz? Ben Millet

Meclisinin

başkanı ve Türk orduları başkomutanıyım. Savaş açmaya da barış yapmaya

da

tam yetkiliyim. Peki siz kimsiniz ?! Hükümetiniz adına savaş ve barış

görüşmeleri yapmaya yetkili misiniz? Böyle bir yetkiniz varsa

görüselim.

Yoksa (eliyle kapıyı gösterdi) buyurunuz dışarıya, efendim !.. "


Konsolos, Mustafa Kemal Paşa'nın son sözleri üzerine sapsarı kesildi ve

tek

bir kelime söylemeden kapıdan çıktı gitti.


Mustafa Kemal Pasa, adamın arkasından valiye dondu:

-"Bunlara yüz vermeyin vali bey! Bir donanma önünde pısacak, bir blöf

karşısında yelkenleri suya indirecek bir devletçik sanıyorlar bizi!

Küstahlık derecesine bakın, bana 'savaş mı açıyorsunuz ?' diye

soruyor.

Barut kokan bir odada adamın sorduğu şeye bak !.. Savaş halinde

değiliz

sanki !"


Birkaç saat sonra, İngiliz donanması komutanı hükümet konağının

kapısından

girerek Mustafa Kemal Paşa'nın odasına yöneldi. Nazik fakat öfkeli bir

hali

vardı. Ruşen Eşref kendisine ne istediğini sordu.

-"Başkomutan Mustafa Kemal Pasa ile görüşmek istiyorum !.."


Birlikte odaya girdiler, kapı kapandı.


Amiral:

-"Çok güç koşullar altında bir savaş kazandınız, sizi asker olarak

içtenlikle kutlarım. Çanakkale'deki başarınızı rastlantıya borçlu

olmadığınız kanıtlandı böylece. Büyük bir askerle tanıştığım için

memnunum."

diyerek övgüler yağdırmaya başladı.


Pasa, bıkkın bir ifadeyle:

-"Bunları geçin amiral. Çok isimiz var. Asil konuya gelin" dedi..


Amiral bu tavır karşısında bocalayarak konuya girdi:

-"İzmir'de tebamız ve sizin azınlıklarınız Ermeniler, Rumlar var. Yeni

askeri yönetim altında bu insanların statüsü nedir? Güvende midirler

?"


-"Hiç kuskunuz olmasın amiral. Tebanız ve azınlıklar hükümetimizin

koruması

altındadır. Suç islemeyenler, kendilerini gevende sayabilirler"


-"Peki suç isleyenler ?"


-"Suç isleyenler sayın amiral, muhtemelen sizin ülkenizde de olduğu

gibi,

adaletin huzuruna çıkar. Suçlu olanlar, cezalarını çekerler."


-"Fakat Pasa Hazretleri, fevkalade günler geçirdik. Yunan ordusundan

cesaret alan Rumlar şımarıklık yapmış olabilir. Bugün bu insanlar

yerli

halkın düşmanlığı ile yüz yüzedirler. Ermenilerin biliyorsunuz  büyük

bir

bolumu göçe zorlandı ve önemli bir bölümü hayatlarını  kaybetti. Bu

ruh

haliyle Yunan ordusu ile işbirliği yapmış, bazı  Türklere zor günler

geçirtmiş olabilirler. . Bunlar, fevkalade günlerin  olaylarıdır,

bağışlanması, hoş görülmesi gerekir. Eğer bu kişiler  halkın

husumetine

bırakılacak olursa, bütün dünya aleyhinize kıyameti  koparır !..."


Son cümleye kadar amirali sakince dinleyen Mustafa Kemal

Pasa,"dünyanın

koparacağı gürültü" ile tehdit edilince amiralin sözünü kesti:

-"Üstünlük pozunuzu derhal bir kenara koyunuz amiral! Milletleri

tehdit

etmekten de vazgeçiniz. İngiltere ve müttefiklerinin kıyamet  koparıp

koparmayacağını düşünmem bile! Bunlar memleketin dahili  isleridir ve

de

sizin bu islere karışmanıza müsaade etmem..  Majestelerinin devleti

bizim

azınlıklarla uğraşmaktan vazgeçsin. Kim  ki bize saygı beslemez, biz

den de

saygı beklemeye hakkı olmaz"


Amiralin yüzü bembeyaz oldu:

-"İngiliz hükümetinin tebasini her yerde koruma hakkı devletler hukuku

teminatı altındadır. Avrupa devletleriyle birlikte arkaladığımız Rum

ve

Ermenilerin güven içinde bulundurulması nı sadece rica ettik. Yoksa  biz

bu

güvenliği sağlayacak güçteyiz..."


Pasa:

-"Arkaladığınız Yunan ordusunun denizde yüzen cesetlerini herhalde

görmüş

olmalısınız. Ordumuz asayişi sağlamıştır. İzmir limanını  donanmanıza

kapatıyorum. İsterseniz, tebanizi gemilerinize  doldurabilirsiniz.

Donanmanızın en kısa zamanda limanı terk etmesini  istiyorum !"


 Sert sözler karşısında amiral ne yapacağını şaşırdı:

 -"İngiltere'ye savaş mi acıyorsunuz ?"


 Pasa:

 -"Savaş açmak mı? Siz yoksa Sevr antlaşmasının halen yürürlükte

olduğunu

mu sanıyorsunuz? Biz onu çoktan yırtıp attık bile. Karşımda  serbestçe

oturuşunuzu, sizi konuk saymama borçlusunuz! Fakat  nezaketimizi

kötüye

kullanmanıza müsaade edemem. Su anda hukuken "barış antlaşması

yapmamış" iki

devletiz. Savaş hukuku halen  yürürlüktedir. Gemilerinizi derhal

karasularımızdan çekmenizi size  tekrar ve son defa ihtar ediyorum

!..."


Bir balmumu heykeline döndü amiral....

 Sert adımlarla girdiği Mustafa Kemal Paşa'nın odasında oturduğu

sandalyede

küçüldükçe küçüldü ve sonunda kekeleyerek:

- "Affedersiniz  ! " dedi, yerlere kadar eğilerek geri geri kapıya

gidip

dışarı çıktı.


 Olay kısa sure içinde şehirde duyuldu...

 İngiliz ve Fransızlar kendi uyruklarını gemilere bindirmeye

başladılar.

 Birkaç saat sonra da sessizce çekilip gittiler....


Türkiye Atatürk'tür, Atatürk Türkiye'dir

 

--
*** NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE ***


 

 
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages