Edirne'nin öğrettiği: "PKK kuyrukçusu solculuk hainliktir"
Tüm Türkiye Ahmet Türk'ün ev bulamamasını tartışırken Edirne'deki olaylar patlak verdi. Yasadışı sol örgütlerin kontrolündeki bir öğrenci derneğinin eylem yapmasına Edirne'nin yerli halkı tepki gösterdi. Şehir merkezinde linç edilmekten zor kurtulan dernek üyeleri çareyi İstanbul'dan "destek" istemekte buldu.
Ancak Edirne halkı, destek için İstanbul'dan gelen 2-3 otobüsü şehrin kilometrelerce dışındaki otoyol gişelerinde durdurdu ve şehre sokmadı.
Attıkları slogan ise şuydu: "Edirne'de hain istemiyoruz! PKK dışarı!"
Türkiye'de kendisine "solcuyum" diyen pek çok insan maalesef Edirne'deki olayları "sol karşıtı, faşist" bir hareket olarak gördü. Halbuki, atılan sloganlardan da anlaşıldığı gibi eylem sol düşmanı değil, PKK karşıtıdır.
Kimse de Edirnelileri "sol örgütleri PKK'lı sanmışlar" diye küçümsemeye kalkışmasın. Edirneli, aslında son derece tutarlı bir siyasi analiz yapmıştır. Bu olaylar "cahil" sanılan, "apolitik" bilinen sıradan Türk insanının aslında ne kadar derin bir siyasi kavrayışa sahip olduğunun göstergesidir.
Edirne gibi Kürt nüfusun son derece az olduğu ve DTP'nin güçsüz olduğu Batı şehirlerimizde, PKK'lılar tutunmak için yasadışı sol örgütleri kullanıyor.
Türk nüfus içinde örgütlenemeyen PKK, bu tür şehirlerde sol örgütlerin tabanında bir güç yaratmaya çalışıyor. Şehirde bu sayede tutunabilen PKK, organize ve hızlı bir Kürt göçüyle Kürt tabanını da zaman içinde yaratıyor.
İstanbul'un varoşlarında bu senaryo onlarca yıldır uygulanıyor. 70'lerin ünlü "kurtarılmış bölgeleri"nde bugün tamamen PKK hakim. Dünün "sol örgüt tabanı" bugün Kürtleşmiş ve PKK'lı olmuş durumda.
Bu açıdan Edirne insanının PKK kuyrukçusu sol terör örgütlerine "hainleri istemiyoruz" diyerek tepki göstermesi ve bu örgütleri "PKK dışarı" sloganlarıyla şehre sokmaması, Edirne'nin de 5-10 yıl içinde Kürtleşmesini engellemek için yapılmış son derece doğru bir eylemdir.
Bir şiddet eylemi de değildir.
Resimlere bakın, Kimsenin elinde taş-sopa yok. Bir tek Türk bayrağı var. Şehitlerimizin kanıyla beslenmiş o bayrağımız, Kürt bölücülüğünü engellemek için yetiyor da artıyor bile!
Tüm bu olayları "endişe"yle izleyenlere bir önerimiz var: Bir de tersini düşünün.
Bugün bir Türk, Hakkari'de ev tutsa ve Türk bayrağı assa ne olur?
Devlet dairelerindeki Türk bayraklarına bile tahammül edemeyen PKK'lılar o evi ne hale getirir?
Ya da Edirne'den 3 otobüs dolusu Türk'ün eylem yapmak için Diyarbakır'a girmeye çalıştığını düşünün... Ne olur? O otobüsler molotof yağmuruna tutulmaz mı?
Bırakın Diyarbakır'ı, bugün İstanbul'un göbeğinde otobüsler PKK'lılar tarafından molotoflanmıyor mu? Üstelik yakılan eylemcilerin otobüsü falan da değil, sıradan vatandaşın evine gitmek için bindiği İETT otobüsü!
Serap kızımızı böyle bir saldırı sonucu yitirmedik mi?
Kimse kimseyi kandırmasın. Ortada bir iç savaş falan yok. Türk-Kürt çatışması da değil yaşananlar... Kürdün saldırısına karşı kendisini son derece medeni bir şekilde savunan Türk'le karşı karşıyayız.
Kürt bölücülüğü, Türk'ün bindiği otobüse molotof atar. Türk ise en fazla Türk bayraklarıyla yolu kapatır.
Kürt bölücülüğü, Türk'ün oturduğu köylere saldırır, sırf Türk olduğu için öğretmenlere, devlet memurların saldırır. Türk ise, PKK terörünü desteklediği Anayasa Mahkemesi tarafından bile kabul edilmiş Ahmet Türk'e tepkisini sadece Türk bayrağı asarak gösterir.
Söyleyin Allah aşkına. Bu ülkede saldırgan kim? Irkçı olan kim?