|
Fanatik Trabzonsporlu Ayşe Ninemiz de olması beklenen yerde BMN'de....
İletişim ve özellikle de internet ile iletişimin gelişmesiyle birbirimize çok daha fazla yakınlaşmaya başladık. Gönlünde aynı sevgi olan, aynı olaylara üzülen, aynı başarılara sevinen ve farklı coğrafyalarda bulunan insanların bir araya gelmesini internete borçluyuz. Artık mekan kavramı bir problem olmaktan çıktı, mekandan bağımsız bir şekilde bir araya gelebiliyoruz şimdi.
İnternetin nimetlerinden biri bizi BordoMavi.Net çatısı altında buluşturmasıdır ya hani, işte bu nimetlerden bir başkası da, bizi Ayşe Ninemiz
ile buluşturması oldu.
Kendisini youtube sitesindeki "Trabzonspor Yorumları" ile tanımıştık. İlerlemiş yaşına rağmen Trabzonspor Sevgisi'ni 20 yaşındaki gençler gibi sıcak tutan, bayanlara yapıştırılan "futbolla ilgilenmezler" yaftasına inat futbolu ve Trabzonspor'u büyük bir sevda ile takip eden ninemiz, bizlerin çoğuna ilerlemiş yaşımızda nasıl bir Trabzonsporlu olmamız gerektiğine de bir model oluşturuyor.
Youtube'da torunu Koray tarafından yayınlanan videosu ile hepimizin yüreğini ısıtan ninemizle görüşme fikrini Gökhan (Spartaküs) ortaya attı. Koray ile görüşmeler, kendilerinin bu fikirle mutluluk duyması, randevulaşmalar, buluşmalar derken geçtiğimiz hafta ninemizle tanışmaya, elini öpmeye ve onu DİNLEMEYE,
kendisi gibi meleklerin mekanı olan "Cennet" Mahallesi'ndeki evine gittik. Bir melekle karşılaştık.
Bu ziyarette BMN'yi bu fikrin sahibi Gökhan (spartaküs)
ile Tunga (Tunga) ve Sevgi (Sevgi) temsil etti. Ninemizi ziyarete TSira üyesi olmadan gidemezdik elbette.
Ninemizin ismi Ayşe DİLAVER. Trabzon Sürmene'li. 50 yıla yakın bir zamandır İstanbul'da yaşıyor ve her sene mutlaka Trabzon'a gidiyor. Resmi kayıtlara göre yaşı 78 ama ailesi ve kendisi gerçek yaşını 81 olarak tahmin ediyorlar. Eve girdiğimizde ayağımıza verilen terlikler, ninemizin kol saati, evin dört bir yanındaki atkılar, şapkalar elbette Trabzonspor ürünleri. Ninemiz bizi üstü bordo, eteği mavi olan kıyafetiyle ve yüzündeki sıcak gülümsemesiyle karşılıyor.
Biz çok konuşmak istemiyoruz çünkü biliyoruz ki Trabzonspor'un bu seneki kötü performansı nedeniyle ninemizin çok söyleyecekleri, söylemek istedikleri var. Genelde biz susuyoruz, onu dinliyoruz.
Bu görüşmenin tamamına yakınını en altta verilen linklerden indirebilirsiniz. Görüşmenin kısa videosu ise en alttaki mesajda youtube videosu olarak verilmiş durumda.
Burada ancak bir özetini yazabileceğimiz görüşmemize geçiyoruz.
Daha "Merhaba, Nasılsınız?" derken ninemiz kendi sıhhatini bir tarafa bırakıp, Trabzonspor için ne kadar üzüldüğünü anlatmaya başlıyor. Bayrağının sandıkta durmaktan küflendiğinden bahsediyor ve diyor ki:
- Bayrağı yıkadığımda balkona asamıyorum. Komşular, gelip geçenler diyecekler ki "Nine hayırdır ne oldu da bayrağı asıyorsun?". Bana takılacaklar diye asamıyorum bayrağı balkona."
Ninemiz devam ediyor:
- Trabzonspor'un ne başarılı günlerini yaşadık, ne şaşalı günlerini. Şimdi bu durum üzüyor elbette beni. Ben hep diyorum: Trabzonspor Karadeniz'in incisi, Anadolu'nun birincisidir.
- Bana hep soruyorlar "ne olacak bu Trabzonspor'un hali?" diye. Ben de bilmiyorum ne olacak. Artık sıralamaya yukarıdan aşağıya bakamıyorum zor oluyor Trabzonspor'u bulması. Aşağıdan yukarıya bakıyorum "T" harfi nerededir diye. Ya düşersek ne olacak, ne edeceğiz? Benim için rahat etmiyor. Trabzon Trabzon'du. Dünyaya adını duyuran Trabzon'du. Ne oldu bu takıma böyle?
Ninemiz bu karamsarlığın ardından, her Trabzonsporlu'nun özgüveni ile ekliyor:
- Diğer şampiyonluk yaşamış İstanbul takımları 100 senelik kulüptürler. Biz daha 40 senelik bir kulübüz. Biz bir 50 sene sonra onları şampiyonlukta geçeceğiz. Biz o kadar şampiyonluğu 10 senede yaşadık.
Ninemiz sözlerine devam etti:
- Birkaç senedir iyiydik. İkinci, üçüncü oluyorduk. Bizi bu yönetim mahvetti.
Der demez ninemiz celallendi:
- Fatih Tekke'mizi niye verdiler? Nuri Albayrak hakkındaki görüşlerim hiç güzel değil, kendisini hiç başarılı bulmuyorum. Ziya Doğan'ı çok severdim. Öbür antrenörü (Lazaroni) hiç sevmiyordum. Dedim bu adam bizi mahvedecek. Ben spor programlarını hiç kaçırmam. O kanaldan, bu kanala sürekli seyrederim. Bana sorun dizileri bilmem, ama spor programlarını da kaçırmam. O programlarda duyunca Ziya Doğan gelecek diye sevindim. O daha önce bizdeyken çok severdim onu. Çok üzülmüştüm, Trabzonspor'u yüzüstü bırakıp niye gitti diye. Onunla Türkiye Kupası aldık. Beşiktaş'ı yendik, Galatasaray'ı yendik, ama be mübarek adam, ne etti bizi bu sene böyle. 7 maç kazanamadık, 7 maç dile kolay. Bir maç yenilirsin, bir maç da berabere kalırsın. Ben bunu normal karşılıyorum. Ama bekle Trabzon yenecek, yeniliyor, bekle Trabzon yenecek yeniliyor……
Sorduk ninemize "Bu sorun nereden kaynaklanıyor?" diye:
- Güzel futbolcularımızı hep verdiler. Fatih Tekke'ye çok üzüldüm, onu niye verdiler? Ben ona sesleniyorum, oğlum geri dön! Bir sene hatırlıyorum, Hami gitmek istemişti Galatasaray'a. Ama o zamanki yönetimler göndermedi onu. Ama o çocuk başka takıma gitmedi. Gökdeniz Fener'e gidecekti göndermediler.
- Trabzon özünü arayacak. Öz Trabzonluyu arayacak. Trabzon'u seveni…
Ninemize, yabancı oyuncular hakkında görüşlerini soruyoruz:
- Marcelinho bir tek son Ankaraspor maçında bir şeye benzer bir oyun oynadı. Onun dışında pek bir şey oynamadı. Yattara'yı çok seviyorum. Bir de bu Ziya Doğan neden Şimek'i kulübede oturtuyor anlamıyorum. Ben Şimek'i çok seviyorum. Şimdi takımda ne orta saha var, ne savunması var. En son Sivas maçında mesela. Tüm takım gol atacağım diye toplanmışsın Sivas'ın kalesine, kendi kalende bir kaleci var. Adam da geldi bomboş golünü attı. Ben kaleciye suç bulmuyorum orada. Bu kaleciyi de son maçta beğendim, ondan önce beğenmiyordum. Ankaraspor maçında iyiydi, ama şampiyon Trabzonspor'un kalecisi değil o.
Tam Şenol Güneş'ten sonra kaleci gelmedi ki zaten Trabzon'a diyecek olduk, aldık cevabımızı:
- Şenol Güneş'e çok kızmışım. Şenol güneş'i Şenol Güneş yapan Trabzon'dur. Bunu unutmasın Şenol Güneş. Yüzüstü bıraktı Trabzonspor'u. O gelince çok sevinmiştim. Dedim ki Trabzonspor antrenörünü buldu. Ama o ne oldu da Trabzonspor'u yüzüstü bıraktı? Yönetimle arasında bir şey mi geçti bilmiyorum, ne oldu da bıraktı?
Şu an Trabzonspor'da başkan olarak kimi görmek istersiniz sorumuza ninemiz:
- Benim başkan adayım, çok sevdiğim Ahmet AĞAOĞLU'dur. Ahmet AĞAOĞLU gerçek Trabzonlu, yorumlarını sürekli dinliyorum, Trabzon hakkında çok güzel şeyler söylüyor. Hem eleştiriyor, hem de güzel şeyler söylüyor. Sesimi duyursam diyeceğim ki: "Ahmet AĞAOĞLU başkan olsun, ben gidip yöneticilik yapacağım Trabzonspor'da.
Bu arada ninemiz sözü Trabzonspor Seyircisi'ne getiriyor ve diyor ki:
- Benim Trabzonspor Seyircisi'ne söyleyeceklerim var. O koltukları kırmasınlar, Trabzonspor'umuza zarar veriyorlar. Sahalara yabancı madde atmasınlar ben çok üzülüyorum. Bir kendini bilmez sahaya atlıyor, onu yapmasınlar, çok rica ediyorum.
Bundan sonra Trabzonspor'da ne gibi değişiklikler olmasını istersini diye soruyoruz:
- Başta yönetici değişilecek. Bu yönetime güvenim hiç yok. Ligin ikinci yarısında ne beklentimiz olacak? Rakip takımların hepsi duracak, biz gol atıp yükseleceğiz, öyle mi? Herkes kadrosunu güçlendirmiş. Bizde öyle futbolcular yok. Bir Gökdeniz, bir Yatara… Bir de bir oyuncumuz vardı, ona ceza verdiler…
Fatih akyel mi?
- Evet o, o çocuk da iyiydi, ben seviyordum onu da. Sahada çok koşan bir futbolcuydu. Bir suçu var ise para cezası ver ona. Yok, geniş kadron yok, ne diye kadro dışı bırakıyorsun onu? Bir hareket yaptıysa ver ona para cezası. Galatasaray'lı Arda'ya bakın. O kafa attı, kırmızı kart gördü, para cezası verdiler, kadro dışı bırakmadılar. Bu çocuğa da (Fatih Akyel) ver para cezası, ben bu çocuğu da seviyordum.
Konu tekrar teknik direktöre geliyor ve soruyoruz ninemize, hoca olarak kimi görmek istersin diye.
- Bir de Samat Aybaba vardı. Onunla da Türkiye Kupası'nı almıştık. Bence yerli antrenör olmalı. Bizim dilimizden anlamalı. Tecrübeli de olmalı ama kimi alacaksın ki başarılı olmuş. Ben biliyordum ki Trabzonspor'un az bir borcu vardı bu yönetimden önce. Şimdi 22 trilyon olmuş borç. Yabancı hangi iyi hocayı alacaksın bu halinle. Bak Atay Aktuğ'u beğeniyordum ben. Fener'e şampiyonluğu kıl payı kaptırmıştık. O da şöyle oldu: Bize penaltımızı vermediler. Cem Papila bizi yaktı. O maçı kazansaydık, şampiyon olacaktık. Vermediler penaltımızı, çaldılar şampiyonluğumuzu. Geldi Galatasaray yendi bizi, iki puanla şampiyonluğu kaybettik.
Ninemiz eskiyi anlatıyor:
- Trabzon'a gelmeye korkarlardı. Orta sahayı geçemezlerdi. Trabzonspor hem Karadeniz'in hem Anadolu'nun incisidir.
Tam bu arada ninemize Anadolu Takımları'nın son zamanlarda "Trabzon Kümeye" tezahüratlarını sorduk Bursa Maçı örneği ile…. Ninemiz kısa kesti:
- Doğru bulmuyorum, yadırgıyorum!
- Bizi bu duruma düşüren yönetime daha ne söyleyeyim. Bizi düşürecekler, düşürecekler, Trabzon Limanı'na demir attırtacaklar Trabzonspor'a. Bundan öte daha ne söyleyeyim.
Ninemiz devam ediyor:
- Bir senesi Trabzon'a gidiyorum. 1 gün önce Trabzonspor şampiyon olmuş. Nasıl güzel şehir! Bayraklar, şenlikler, nasıl güzel, gelmek istemedim İstanbul'a. Geçen sene de Sürmenespor yükseldi. Sürmene'nin içi bayram yeri gibiydi, Sürmene'nin her yanında bayraklar. Bak dedim, oradan biri yetişiyor, buradan biri yetişiyor. Çok mutlu oldum Karadeniz Takımları yükseliyor diye. Bakın Samsunspor düştü ben üzüldüm mesela…
Sorduk ninemize: "federasyon Başkanı Karadenizli olmasına rağmen, Karadeniz Takımlarının hali harap değil mi?"
- Ulusoy'a biraz destek versin diyorum ama adam yapamıyor herhalde.
Buradan sonra söz Fenerbahçe – Galatasaray maçındaki olaylar ve federasyona geliyor:
- Geçenlerde Fener'in bir yorumcusu, hani şu uzun saçlı olanı (Selçuk Yula) bir programda diyor ki, "Bizim sahada ne oldu da bu kadar ağır ceza verdiniz. Trabzon'da daha büyük olaylar çıkmıştı ve sadece 1 maç ceza aldı". Ben sesimi duyuramıyorum ona, oğlum, Trabzon'da rakip hocanın kafası mı yarıldı, kanlar aktı? Kalecinizin başına ses bombası mı geldi, kulakları sağır oldu. Her futbolcunun başına su şişeleri mi atıldı. Eğer aynı olaylar Trabzon'da olsaydı belki 5 maç ceza alırdı Trabzon. Belki de sahası kapatılırdı toptan. O çocuğa sesimi duyursam daha çok şeyler diyeceğim ama sesimi duyuramıyorum.
Ninemiz oturduğu yerden doğruluyor ve tam "Fenerliler öyle bir şeydir ki…" derken bize bakıyor ve diyor ki:
- Oğlum bak ben her şeyi konuşuyorum ama……
Diyoruz ki: "Nineciğim konuş, konuş, biz de aynı şekilde düşünüyoruz". Buradan itibaren ninemiz 96'daki fener maçında Ali Şen'in beyin kanaması süsü verdiği Aygün olayını anlatıyor. Bir taşla şampiyon olanların hikayesini bir de kendisinden dinliyoruz. Sonra Otto Bariç'in Yeşilçam'ın en kötü günlerinde bile sergilenmeyecek kadar kötü aktörlük (figüranlık) performansını anıyoruz.
Buradan sonra altyapımız ve Trabzonlu olup da yurt dışında başarılı olan Trabzonlu Genç Futbolcular konuşuluyor.
TS Club'ların kapatılması konusunu konuşurken gene konu geliyor yönetime ve ninemiz diyor ki:
"Dedim ya oğlum, bu yönetim Trabzon Limanı'na demir attırtacaklar Trabzonspor'a".
Bu lafı söylerken "Trabzon Limanı'nı özellikle vurguladığını söyledi ninemiz. Bu bölümde yaklaşık 10 dakika Albayrak Yönetimi ile ilgili görüştük. Ninemiz:
- Ben Nuri ALBAYRAK ismini daha önce hiç duymamıştım. Birden bire çıktı. Hâlbuki Trabzon'da tanınmış bir sürü aileler var, işadamları var, onlardan biri niye olmadı? Nuri Albayrak birden bire çıktı, hemen de seçtiler onu.
- Çok vaatleri vardı gelirken. Stat yapacaktı, yıldız alacaktı, şampiyon yapacaktı. Nerede kaldı şimdi? Peki nerede bu Trabzonspor'un efsaneleri? Geçenlerde bir yemeğe toplandılar İstanbul'da, bir şey de çıkmadı. Ben Sayın Mehmet Ali Yımaz'a da sesleniyorum. Çok yadırgadım onu. Mehmet Ali Yılmaz tesislere ismini vermiş onursal başkanıdır. Ben hiçbir konuşmasını duymadım. Ben Ahmet Ağaoğlu'nu bunun için seviyorum. O çıkıyor, konuşuyor. Mehmet Ali Yılmaz'ı hiç görmüyorum, yadırgıyorum. Buradan sesleniyorum ona: "Trabzonspor'a sahip çık!"
- Burada en son bir yürüyüş oldu. Güngören'de. Gidebilsem gideceğim oraya, bir de değil, iki tane kırmızı kart göstereceğim yönetime. Siz bir yürüyüşe giderseniz beni de çağırın!
- Trabzonspor'da şu an Trabzonspor'un bu durumunda bir muhalefet yok. Dedim ya, geçenlerde bir yemeğe toplandılar İstanbul'da, hiçbir şey çıkmadı. Bu yönetim istifa etsin çekilsin artık. Benim elime iki tane bayrak verin, çıkalım dışarıya. Bana internette videomu seyreden bir izleyici demiş ki :"Nineciğim seninle daha nice şampiyonluklar yaşayacağız" demiş. Oğlum diyorum ne zaman yaşayacağız bu şampiyonlukları….
- Geçenlerde bir programda bir yorumcu dedi ki: "Biz Trabzon'un külünü de canlandırırız!".. Yaşa! dedim oğlum… Yaşa!
- Futbol seyircisiz olmaz, seyirci olacak. Ama seyirciyi de küstürmeyeceksin. Ben o sahaya atılanlara çok üzüldüm. Kendi taraftarının kafasını yardılar. Bunu yapmayacaksın. Ben bunu istemiyorum.
- Ben Galatasaray'a çok kızmışım. Sen geldin yendin bizi Trabzon'da, fener'i şampiyon yaptın! Sonra Trabzon geldi yendi Galatasaray'ı burada Ohh! Dedim.
- Bu yönetim geldiğinde Türk Kulüplerinin en borçsuzuydu. Ne oldu da şimdi 20 trilyona çıktı? Hala da yönetimde oturuyorlar orada.
Ninemize sorduk: "Eğer Trabzon'daki stadyum yıkılırsa da, maçlarının İstanbul'da oynarsa, bizimle maçlara gelir misiniz?
- Oğlum ben yaşlanıyorum. Ben de hiper tansiyon var, bu kazağım gibi kıpkırmızı oluyorum maçlarda. Dayanamam ben. Nasıl gideceğim maçlara, bir başıma?
Ninemize sözümüz söz, gerek TSiRA, gerek tüm B M N söz verdik teyzemizi alıp, kendimiz götüreceğiz maçlara…
- Ben eve Lig Tv almadım, dayanamıyorum diye. Gidiyorum oğluma maç seyretmeye. Bakıyorum maç kötü gidiyor, dayanamıyorum çıkıyorum gidiyorum. Sonra diyorlar "Ana nereye"…..
- Oyuncu alacaksan, Anadolu Takımlarının yedeğini değil, senin oyuncularından iyisini al! Gidip de sıradan oyuncular alma!
- İkinci yarıda takım düzelecek diyorlar. Nasıl düzelecek oğlum. Hamur aynı, tuz aynı, un aynı, nasıl düzelecek? Nasıl değişik bir Trabzon göreceğiz?
Elbette bu kadar futbolun içinde bir bayanı bulunca TSira Şimal Yıldızı konuşulmasa olmayacaktı.
Sorduk, Trabzonspor'un bayan taraftarları ile ilgili görüşünüz nedir diye:
- Sürmene'ye git hep bayanlar… Benim bir kardeşim vardı Trabzon'da. O sene şampiyonluğu kıl payı kaybedince konuştuk onunla. Bana dedi ki. "Şu Trabzonspor şampiyon olsa, bir dairemi vereceğim". Ben de dedim ki ona: "Sen Trabzonspor'a başkan ol, ben de yönetici olayım".
- Bayanlar gitsin maçlara, tabi ki gitmeli. Ben sizlerin yerinde olsam, maçlara giderdim, takımımı alkışlardım, hiç laf edenlere de kafamı takmazdım. Bayanlar gitsin statlara ama statlarda kötü tezahürat olmasın, kötü sözler söylenmesin. Genç olsaydım..! Bak benim yaşım geçti. Ben bu yaşımla maça gideceğim söz ama şu yönetim bir gitsin önce. Bu yönetim gitmeden
olmaz.Ahmet Ağaoğlu başa geçsin maçlara da gideceğim, kulübe de üye olacağım. Ahmet Ağaoğlu! Sesimi duy oğlum!
Sevgi de söz verdi: "Biz de TSira Şimal Yıldızı olarak tüm bayanlarımızla arkanızdan geleceğiz !"
Burada ancak kısa bir parçasını verebildiğimiz bu röportajın tamamı aşağıda verilen adreslerde mevcut. Hepinize tavsiyemiz, burada İstanbul Ağzına çevrilen bu görüşmeyi, tatlı bir Trabzon Şivesiyle, orijinal haliyle dinlemeniz / seyretmenizdir. O kadar çok sevdik ki ninemizi….
Bu görüşmeye onun söylediği şu anlamlı sözlerle nokta koyalım dedik:
- Ne dedum ben size? Bana sorarsalar en çok kimu seversun diye, önce çocuklarimi, ailemi, sonra da Trabzonspor'umi…
Biz de nenecuğum, biz de……
bordomavi.net Trabzonsporlular Birliği (1999- ...)
Görüşmenin tam kaydı aşağıdaki linklerden indirilebilir. Video toplam 300 Mb olup 6 adet rar dosyası içine sıkıştırılmıştır. İzleyebilmek için tümünü indirip aynı klasörün içine kaydetmeniz ve ilk dosyadan başlayarak açmanız gerekmektedir.
Bölüm 1
Bölüm 1 - Yüklemek İçin Tıklayın
Bölüm 2
Bölüm 2 - Yüklemek İçin Tıklayın
Bölüm 3
Bölüm 3 - Yüklemek İçin Tıklayın
Bölüm 4
Bölüm 4 - Yüklemek İçin Tıklayın
Bölüm 5
Bölüm 5 - Yüklemek İçin Tıklayın
Bölüm 6
Bölüm 6 - Yüklemek İçin Tıklayın
|