Fwd: Ottoman Documents - 5

19 views
Skip to first unread message

Eyup

unread,
Sep 1, 2006, 10:53:04 AM9/1/06
to surm...@googlegroups.com
Atrocities committed by the Armenians and Russians against Muslims in
Trabzon and in the neighborhood of Van.

Letters from the ministry of the interior sent to the foreign ministry
upon receiving reports sent form the governerships of Diyarbekir, Van
and Trabzon which state that Armenians and Russians outraged and
committed atrocities against the population of these cities,
especially the women.

+++++++++


http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermenikatliam/05.htm

- 5 -

ERMENILERIN RUSLARLA BIRLIKTE TRABZON VE VAN HAVALISINDE MÜSLÜMANLARA
YAPTIKLARI MEZÂLIM

Belge Görüntüleri: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15
16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29

Ermenilerin Ruslarla birlikte Islâm ahalisine ve özellikle kadinlara
yaptiklari mezâlime ve kötü fiillerle ilgili Trabzon, Van ve
Diyarbakir vilayetlerinden gelen raporlar hakkinda Dahiliye
Nezâreti'nden Hariciye Nezâreti'ne yazilan yazilar.

Atrocities committed by the Armenians and Russians against Muslims in
Trabzon and in the neighborhood of Van.

Letters from the ministry of the interior sent to the foreign ministry
upon receiving reports sent form the governerships of Diyarbekir, Van
and Trabzon which state that Armenians and Russians outraged and
committed atrocities against the population of these cities,
especially the women.

12 S. 1334 (14. VI. 1916)

Bâb-i Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti

Vakf-i Kebîr Kâ'im-i makâmligi'nin 10 Mayis sene [1]332 târîhli ve
100
numarali sifresi sûretidir.

Ermeni çetelerinin ilk Loma hattindan ric'atde Viçe nâhiyesinin
Sümela
karyesinden Tahsildâr Osman Efendi hânesine ilticâ eyleyen birçok
kadin ve çocuklari katleyledikleri ve Âb-i Hemsîn karyesinde otuz
kisilik bir çetenin bir kaç hâneyi abluka ile derûnunda bulunan
kadin
ve çocuklari toplayip dereye sevk ve orada itlâf eyledikleri ve
bunlardan kurtulan iki kadinin mecrûhen bu taraflara gelmis oldugu ve
Âb-i Süflâ karyesinde kalan kadinlara bazi Ruslar tarafindan
"Kaçiniz!
Kaçiniz! Ermeniler geliyor. Sizi de keserler" dedikleri ve Of
kazâsinin Kelali karyesinden bes neferlik bir çetenin, bir kadina
jandarma huzûrunda fi'l-i senî'a mücâseretlerinde jandarmanin
mümâna'at etmesi ile merkûmu süngü ile katl ve kadina
cümlesinin
fi'l-i senî' icrâ etdikleri ve bunlardan bir mel'ûn, kadinin
yanaginin
bir kismini disleriyle kopardigini karârgâhda ifâdesi aliniyor iken
görmüs idim. Yine bu karyelerde tarafimizdan zabtolunan
istihkâmlarda
bir kaç kadin zuhûr etmis idi. Of'dan asker çekildikden sonra
Ruslarin
ve Ermenilerin orada birçok ulemâyi hatta müftî efendiyi de
katleyledikleri Sürmene'de söylenmekde idi. Akçaâbad köylerinde
Ruslar
ve Ermeni çetelerinin ve hatta Rum ahâlî yedinde bulunan mevâsîyi
kâmilen toplayip ve birçok hâneleri ihrâk ve kadinlari gerilere
sürmekde olduklari rü'yet olunuyor.

Bâb-i Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti

Sûret

Seferberligin ibtidâ-yi i'lâninda harîs-i mesrûtiyyet
olduklarinin
beyâniyla hâdim-i vatan seklinde ca'lî hareketleri Avrupaca da
mukayyed olan Ermeniler, kismen Van Jandarma Alayi'na alinmislardi.
Bunlardan Nalbantyan Nersis zâbita me'mûru sifatiyla ma'iyetlerinde
Marotyan Marot ve Bodpodyan Mortad ve Koclu, eskiyâ-yi meshûreden
David dahi merkûmun ma'iyetine verilmisdi. Bir aralik harbin
cereyânini dinlemekde te'ennî gösterdiler. Ruslarin Sarây kazâsini
istîlâdan ve oradan tekrâr ric'atden sonra bulunduklari noktalar
harîminde Ermenilerin kiyâmlarina mu'âvenet ve zâhiren
müzâherete
ibtidâr etdikleri görülünce, jandarmadan terhîs olundular. Evvelce
bunlara büyük çapdaki tüfenklerin tirnaklari kâmilen
çikarildiklari
hâlde teslîm alindi. Bu tirnaklar Müslim basibozuklardan Abdülhakem
ve
Yunus ustalara yapdirildigi gayr-i münker vukû'âtlardandir.
Binâ'en-aleyh Rus kita'âtinin Van hudûdunu tecâvüz etdigi
târîhe kadar
seferberlik i'lâni içinde Ermenilerin cânib-i âlî-i hükûmetden
gördükleri pederâne ve nüvâzis-kârâne âtifete karsi firsati
ganîmet
bildikleri ve Rusyalilara olan mu'âvenet zamani[ni]n hulûl etdigi
hülyâlarina ittibâ'an yapdiklari cinâyetin, ihânetin yüzde bir
cüz'üne
â'id olup mukaddemâ Erzurum'da Üçüncü Ordu Kumandanligi ve
Diyarbekir'de Otuzüçüncü Firka Vekâleti'nden yazilan listenin
sûreti
de merbûtdur.

Vaktâki Ruslar hudûd-i Osmaniyye'ye birâz pây-endâz oldular.
Ermenilerin artik hâb-i râhatlari kesildi. Akurâne Müslüman
köylerine
ve yolculara ve postalari durdurmaga kiyâm ve tekâlîf-i harbiyyeyi
red
ile berâber Müslüman köylerinden celbedilen erzâkin da
memergâhlarini
sed ve birçok yolcuyu katl ve hareket-i bâgiyyelerinde hod-gâm
oldular.

Tenkîllerine ve itâ'at-i mutlakadan inhirâf edilmemesi rü'esâ-yi
hükûmetle beldenin Müslim esrâfindan mürekkeb bir hey'etle teblîg
ve
seviye-i uhuvveti temdîd husûslari tefhîm olunduguna cevâben Terzi
Basyan Avadis Efendi'nin ifâdesinde; "Ne yapalim, [1]312 senesi
igtisâsinda ebeveyni telef olanlarin çocuklarina söz anladilamiyor
ve
durdurulamayacakdir." demesi ve komite rü'esâsindan bulunan Aram ve
Ishan'in telkînât-i aleniyyesiyle kiyâm tâm alevlendi. Satak
kazâsi bu
sitâbdan bir mâh akdem hükûmeti taht-i tazyîka aldi. Gönderilen
milis
kuvvetleri kazâ merkezine duhûle imkân bulamadi.

Satak kal'asinda metrûk bir aded kâr-i kadîm balyemez topu âdî
demir
mermiyle milislere atildi. Me'mûrînden bir kismi gecenin birinde
kaçabildiler ise de sulari geçemeyen birçok ma'sûmlari nehir
mahlûkuna
gida ve bu ugurda fedâ olup gitdiler.

1- Rus çetesinin 7 Kanûn-i Sânî sene [1]330 tarîhinde Mahmûdî
kazâsindan Erçek nâhiyesi merkezine kadar ileriledikden ve oradan
tekrâr ric'at etdikden sonra esnâ-yi ric'atlerindeki vukû'ât,
âtiyyü'l-arz fecâyi'i mutazammindir.

2- Mirgehî karyesinde Molla Hasan nâm karye muhtârinin bayrak
çekerek
vâki' olan istîmâni isgâ ve kavâ'id-i harbiyyeye istinâd
edilerek
yirmi yedi erkek ve 12 kadin ve 18 çocuk ki, cem'an 57 nüfûs
zebh-i
hayvânî misillü tîg-i zülme alinarak sehîd edildikleri bizzât
görüldü.
Kiz ve gelinlerinin de götürüldükleri tahkîk kilindi.

3- Çariksiz karyesinde bir çocuk dahi kuzu misillü kizartilarak bir
süngü üzerinde bir direge rabtedildigi jandarma Resid tarafindan bir
hânede bulunarak huzzâra irâ'e edildi.

4- Kazâ-yi mezkûra muzâf Ahurik ile Avzerik karyeleri arasinda
maktûl
dört kisinin elleri karinlarina sokulmus mesâneleri agizlarina
birakilmis bir hâlde birakdiklari da görüldü.

5- Kezâ Kavlik'de yedi yasinda Fâtima ve dokuz yaslarinda Güfaz
nâmlarinda iki sabiyyenin ön ve arkadan birçok fi'l icrâ ve bu
yüzden
ayaga kalkamayarak âfâki titretecek bir fîgân içinde ve
fotografileri
medeniyet hâdimleriyle vahseti ref'e me'mûr olmak üzere ortaya
atilanlarin enzâr-i medeniyyetlerine muhtâc-i irâ'e bir hâlde
idiler.
Bu karyede Alo nâminda ve yetmis yasini mütecâviz bir sahis dahi
katledilip mesânesi agzina sokulamadigi anlasilarak çene kemikleri
süngülerle kirildikdan sonra vaz' edildigi de harb ordulari
beyninde
sâyân-i istigrâb ahvâldendir.

6- Bu kazânin Astuci karyesinde Kemo nâminda bir sahsin da Zeliha
nâmindaki â'ilesinin alti aylik kiz çocugu da, kadincagiz tandirda
ekmek pisirdigi sirada tesâdüf eden düsman efrâdi tarafindan
çocugu
kuzu misillü tandira atilip vâlidesinin gözü önünde kizartilmis
oldukdan sonra bunun yenmesi mezbûre kadina vâki' olan teklîf-i
cebrin
netîcesine muvâfakati olmadigindan, kadinin sag bacagi tandirda
ihrâk
edilmis ve bu sâ'ik-i vahsetle hâlet-i nez'de bulundugu bi'z-zât
görüldü. Bunun Ruslara mülhak Ermeni efrâdi tarafindan yapildigina
cezm-i kavî hâsil olmus ise de mâdemki kuvvet Rus kita'âtidir,
mes'ûliyeti de harb efrâdi nâmini alan o kit'aya münhasirdir.
Bu
karyenin diger çocuklari tezek yiginlari içinde birakilarak ihrâk
olunduklari da, bazilarinin tamamen mahvolamayan na'slarindan
anlasilmisdir. Hükûmet konagi kâmilen ihrâk olunmusdu. Kislanin da
bir
kismi yanmis iken atesi askerimiz taraflarindan itfâ olundu.

7- Kazânin Heretil karyesinde Haci Osman nâminda birini katl, üç
nüfûs
kizlari ve iki gelinine hâric-i tahammül senî' sekâvetin icrâsi
ile
müte'essir olan bu zavallilar bi't-tab' terk-i hayat etdiler.
Kazâ-yi
mezkûrdan Ruslarin istîlâ etdikleri karyelerin inde't-tahmîn iki
bine
karîb etfâl ve nisvânin sehîd edildikleri ve genç kiz ve
gelinlerin de
götürüldükleri vâzihan sâbitdir. Bununla da iktifâ edilmeyip
merkezi
Kotur olan nâhiye halkindan Gülbeyaz nâm, muhtârin on alti
yaslarindaki mahdûmuna bir kaç kisi tarafindan fi'l-i senî'
yapildigi
gibi Müslim erkekler kâmilen bir samanliga doldurulup üzerlerine
nöbetçi birakilmis ve bunlarin nisvânina yirmi dört sâ'at
ef'âl-i
senî'a-i rezîleden sonra sehîd edilmislerdir. Bezdikân karyesinde
ayni
cinâyet ve eser-i vahsetin icrâ olundugu da gayr-i münker ahvâlden
görünmüs ve bu esbâb-i cinâ'iyye ve hilâf-i harbiyyeden dolayi
kazâ
halkindan kalanlari mecbûr-i hicret olmus ve mezâhim-i râhiyye
ilcâsiyle yüzde sekseni yollarda telef olup bitmisdir. Harbin
düvel-i
mu'azzama taraflarindan vukû'una ve istîlâya ugrayan bilâd
ahâlîsinin
her türlü ta'arruzdan masûn olacaklari ve öteden beri kava'id-i
düveliyye ve harbiyyenin bu merkezde temâdî edecegine i'timâd
eden Van
ve mülhakâtindan hicret edemeyerek Ruslarin ikinci istîlâlarinda
vukû'a getirildikleri ve mu'ahharan kita'ât-i Osmaniyye Van'a
duhûllerinde bazi harâbeliklerde ve daglarda gizlenenlerden
kurtulanlarin ifâdesi ve gerekse bi'z-zât müsâhade edilen
ef'âl-i
cinâ'iyyenin tafsîlâti.

8- Van'in Halilaga mahallesinden Van Muhâsebe Mümeyyiz-i sâbiki
Hasan
Efendi ve halîlesi ve kerîmesi ve birâderi mekteb mu'allimlerinden
Hüseyin Efendi ve halîlesi ve dört nefer sabîleri katledilmis ve
mûmâ-ileyh Hasan Efendi'nin kerîmesine icrâ edilen rezîlâne
senâ'at,
kavâ'id-i harbiyyeye karsi olanca ma'nasiyla denâ'etdir. Hele
muhâsebe
me'mûrlugundan mütekâ'id Besir oglu Dervis Efendi'nin ve
halîlesinin
ve enistesi a'mâ Hayri ve zevcesinin gözleri önünde Hayriye
nâminda ve
Sâdiye nâmlarindaki iki bâkireye yapilan vahsî ve kasdî senî'in
tafsîlâtini vermek degil insân, agaçdan olan kalem de yazmakdan
hayâ
eder. Bunlardan birisi bu senî'-i rezîleden müte'essir oldugundan
Van
Vâlîsi Cevdet Bey tarafindan Vastan kazâsi merkezine sevk edilen bir
kaç kadin miyâninda iken terk-i hayat etmesi Rus târîhlerini
yaldizlayacak evsâfdandir! Sâ'atlerce devam eden bu senî'
sekâvetden
sonra, ebeveynleri de zebhe ugramislardir.

9- Mahalle-i mezkûrdan Nalçaci oglu Edhem ve harbde bulunan üç
kardasin on bes nüfûs neferi esîr-i harb olacak iken nâ'il-i
simsîr-i
gadr olduklari gibi Satak Sandik Emini Vehbi Bey'in zevcesi, peder ve
vâlidesi ve amcasi Yusuf Bey, kavânîn-i harbiyyeden gözledikleri
mahzûziyyet-i insâniyye meydânda hûn-i nâ-haklari Rusyalilarin
târîhini tezyîd eden mürekkeblere karismisdir.

10- Mahalle-i mezkûre ahâlîsinden olup her devletin mevzû'
kanunlarinda ta'addiyât-i cismâniyyeden masûn ve kavâ'id-i
kanûniyyede
mevki'-i ihtirâmlari bulunan doksan yasinda mahalle imâmi Îsa
Efendi
ve yetmis yaslarinda mu'allimlikden mütekâ'id Râsih Efendi ve
Hayrâtiye Imâmi Hoca Haci Dervis Efendi birer esege bindirilmis ve
birkaç gün sokaklarda gezdirilmekle teshîr edilmis. Sakallari tras
ve
çirkâbla telvîs olundukdan sonra vucûdlari tedrîcen serhalanmak
sartiyla sehîd edilmislerdir. Mumâ-ileyh Râsih Hoca'nin altmis
yasindaki zevcesine yapilan fi'l-i senî' ve âlet-i ta'zîbiyye
ile
vaki' eser-i tazyîkle seyelân-i demden Bitlis'de terk-i hayat
etdigi
kavânîn-i umûmiyye huzûruna irâ'e edilecek mesâ'ildendir.
Mahalle-i
mezkûrdan Sefil Kavas ogullarindan Hursid ve birâderi Kâmil'in on
iki
nüfûs â'ilelerinden üç nüfûs kurtulabilmis, dokuzu Türk
kanlarini
seyelâna me'mûr edilen ve o yolda mahkûmiyet karârini verenlerin
târîh-i medeniyyelerine bir kat daha tevessuh etmislerdir. Çilingir
oglu Süleyman Aga ve halîlesi ve mütekâ'idîn-i mülkiyyeden
gözleri
a'mâ Halil Efendi'nin ve muhâsebe ketebesinden mahdûmu Sidki
Efendi ve
â'ilesi ve tahsildâr olup seferberlikden biraz akdem sokakdan
geçerken
keyfe me't-tefak cerhedilen Haci Efendinin genç bir zevcesi, ikisi
erkek, üçü inâs bes çocugu, akrabasindan Cebeci oglu Haci Yakub
Aga'nin hânesinde hûn-i ma'sûmlari i'dâm karârini verenlerin
adâlet-i
kanûniyyeleri bi't-tab' tabakât-i âliyyeye irtikâ eylemis
bulunacakdir.

Keremzâde Hidayet Efendi'nin yetmis yaslarinda halîlesine,
kavânîn-i
vahsiyyeye imtisâlen Samram mahallesinde ve Mehmed Bey'in hânesinde,
bilâ-te'eddüb icrâ-yi fi'l-i senî'den sonra iki yüz kadin ve
çocuk
miyâninda ve sakî sarkilariyla na's-i ma'sûmlari sak ve
serhâlanmislardir. Ve hasta yatan Mülâzim Izzet ve Cerrah Mehmed
efendiler bu adâletin kurbâni olup gitmislerdir.

11- Van'in Mehmedbey mahallesinde Sa'dullah'in kizi ve Cemâl'in de
zevcesi Seher ve biri bes, biri yedi yaslarinda çocuklari,
vâlidesinin
elinden alinarak kama ile parçalandi. Kör Hamza oglu Abbas'in
zevcesi,
üç kerîmesi dogranmis. Halil Çavus'un Âyise ismindeki hemsîresi
dayak
altinda ezilmis, seksen yaslarinda Câbî Haci Abdullah Efendi ve
halîlesinin tas ile kafalarinin ezildigi bi'z-zât görülmüsdür.

12- Sabane mahallesinden hasta yatan mütekâ'id Mülâzim
Abdurrahman
Efendi odasindan disariya çikarilarak bidâyeten suratina tesersür
icrâ
ve hayli dögüldükden sonra öldürülmüs oldugu bi'z-zât
na'sindan
anlasilmis ve komsulugundan kurtulabilenlerin sehâdetleriyle sâbit
olmus ve tüccârdan Haci Ömer Efendi Ermenilerden iki hizmetkârinin
mu'âvenetlerine ve Rusya'nin düvel-i mu'azzamadan olduguna
i'timâd
ederek kaçmamis, Ruslarin istîlâsinda parasi alindikdan sonra
ârzûlari
vechile rûh-i pâki cesedinden ayrilmis. Topçuoglu mahallesinin
sâbik
muhtâri Bekir Efendi'nin on iki yasinda yegeni Zâhire fi'l-i
senî'in
te'sîriyle mahalle-i mezkûrdan Sohbetoglu mahallesine gelinceye kadar
bu on bes dakîkalik mesâfede terk-i hayat edip Ruslarin tekrâr Van'a
avdet ve ta'kîblerine binâ'en defni kâbil görülemediginden bir
duvârin
altina uzatilarak duvâri mezbûre-i ma'sûmenin üzerine yikilmak
sûretiyle tedfîni yapilmisdir.

13- Hâfizefendi mahallesinden Ismâil vâlidesi Güles, Mahmud'un
hemsîresi Âdile ve Menkelüz oglu Bayram ve Kasab Abbas katledilerek
Abbas'in hüsnâ kerîmesi Fikriye, digeri Sâdiye de Ruslar tarafindan
götürülmüsdür ki, isbâti sehlü't-tahkîk mümkindir. Eminpasa
mahallesinde Gardiyan Ali ve iki hafîdi ve halîlesi ve gelini ve
kanun
hizmetinde bulunan Bayram'in Mustafa isminde ve yedi yasinda mahdûmu,
Seyyid Çavus'un mahdûmu, Mustafa'nin iki erkek çocugu ve halîlesi,
Haci Kaya oglu Ibrâhim Çavus'un genç halîlesi Feride dahi arsa-i
vahsetîde hisse-i nasîbelerini almislardir.

14- Van'in Abbasaga mahallesinde mütekâ'iden mukîm Alay Kâtibi
Mehmed
Ali Efendi kendisinin bagçesine çikarilarak bidâyeten parasinin
alindigi ve sonra kendisi de bir agaca baglanip yirmiyi mütecâviz
mermi vuruldukdan sonra bu bî-çârenin seksen yasindaki hemsîresi ve
kendi halîlesi de can acisiyla mûmâ-ileyhe kosar iken bunlarin ikisi
de kama ile parçalandiklarini gören ve zevcesiyle erkek çocugu
sehîd
edilen kadinin sehâdeti ve bunlarin düsdükleri yerde kalan
na'slariyle
görülmüs ve bunun komsusu sobaci esnâfindan Necib Efendi ve
halîlesi
ayni sekâvete giriftâr olmusdur.

15- Van'in Selimbey mahallesi ahâlîsinden olup "Rusyalilar düvel-i
mu'azzamadandir, girdikleri mahallerde bi't-tab' kavâ'id-i
harbiyyeyi
muhâfaza ederler" diye âsûde bulunanlardan Süvar oglu Hâlid ve
Ziya ve
Riza ve birâderi Fâik, Çevik oglu Hoca Mehmed Efendi elliyi
mütecâviz
komsulariyla büyük bir hânede intizâr-i adâletde iken Ruslarla
müsterek Van Ermenilerinden Panos'un delâletiyle o civâri dolasan
müfrezeye vâki' olan istîmânda; erkekler ve kadin, çocuklar
toplatdirilmis. Erkekler ve erkek çocuklar bir dizi olmak üzere
dizilmis ve kadinlardan ise yaramayanlari ve kiz çocuklari da bu
erkeklerin önüne sira edilmis. Panos'un "ars" kumandasiyla erkeklere
ates edilmis. Ölmeyen erkekler bogazlanmis ve bu mahallenin telefâti
üç yüzü mütecâviz bulunmusdur. Mûmâ-ileyh Hoca Mehmed
Efendi'nin
halîlesi tarafindan ihtifâ edilen iki erkek çocuguyla sâ'ir mahalde
yakalanarak Amerika mü'essesesindeki Rus kumandanligina
götürülüyorken
Senemke câddesinde Haci Ziya Bey'in hânesindeki kuyuya atilmis ve
Cevdet Bey'in Van'a duhûlünde kendisini ihtifâ eden kadin getirilmis
ve ifâdesi alindikda ayni mes'eleyi tasvîr eylemisdir.

16- Tebrizkapisi mahallesinden kendisi harbde bulunan Sâlih ve
â'ilesi
Fâtima ve bes yasindan on yasina kadar dört nefer kerîmesi ve
birâderinin ve hemsîresinin on yedi nüfûs kûlfetleri kanarada
tevzî'
edilen lahm misillü bidâyeten sag olarak çengellere takilmis
oldukdan
sonra kama ile dogranmis bunlarin vâlideleri bu kanaranin altindan
geçirilip saçlari bu ma'sûmun kanlariyla boyadilmis oldukda
kadinlar
saliverilmislerdir. Kadinlar el-yevm Diyarbekir'de 198 numarali hânede
mukîme bulunuyorlar ve kezâ mahalle-i mezkûrda Sâlih'in hemsîresi
Mahbûb ve üç oglu, iki kizi ve Câmi'-i Kebîr mahalleli Kâsim'in
â'ilesi Âyise ve iki çocugu katledilmis ve fakat bidâyeten
çocuklar
bogazlanmis, kanlarini vâlidelerinin içmeleri vahsetleri tazyîk
edildikden sonra mezbûretân dahi tîg-i gadre ugramislardir.

17- Van'in tahliye edildigi esnâda, sefînelere irkâb edilenlerden
besi
firtina dolayisiyle Ercis, Âdilcevaz kazâlari civârina çikabilmis
ve
geceyi orada geçirmek isteyen bu sefînelere Ermeni efrâdi tarafindan
vehleten abluka edilerek kursunla sefînede dört yüze karîb nüfûsu
itlâf ve bir çogu denize atilmis ve bu miyânda muhâsebe
ketebesinden
Siirdlizâde Tevfik Efendi ve â'ilesi ve birçok zâbita familyasi da
dâhildâr-i hilâf-i beseriyyet olan bu vukû'ât-i elîmeden
kurtulan
Polis Hâsim ve Celâl efendilerin ve bir iki ahâlînin ifâdeleriyle
sâbit olmagla berâber Âdilcevaz Kâ'im-i makâmligi'nca da mukayyed
vukû'ât-i vahsiyyedendir.

18- Van'da müste'ciren kalan Alay Kâtibi Sivasli Hasan Fahrî
Efendi'nin halîlesi olup ahîren Ruslarin ric'atleri esnâda
çikarilan
kadin, bidâyeten Ermeni Kavas Miko tarafindan ve Amerika
mü'essesesinde iken gûyâ berây-i insâniyyet hânesine götürmüs
ve bu
kadina da zevcesi katledilen ve Tüfenkçi Dursun Ustanin vâlidesi de
birlikde olarak gitmisler ve gitdikden sonra __ yaparak ma'îsetinizi
temin edecegim diyerek elli lirasini almis ve on gün kadar kaldikdan
sonra Osmanli askerinin Van'a duhûl edecegini isidince kaçar iken,
merkûm Miko diger sakîlerden birkaç kisiyi tahrîk ederek her iki
kadinin olancalari ellerinden alinmis ve alay kâtibin[in] iki çocugu
da öldürülerek savusup gitdikleri kadinlarin ifâdeleriyle
sâbitdir.

19- Üç yüz nüfûsdan ibâret bulunan Seyhayne karyesi ahâlîsi
Van'a
hicret ederler iken Iskele ve Kalacik karyesinin Ermenileri bunlari
yoldan çevirmis, Zive karyesine ilticâya mecbûr tutmus. Iki yüz
nüfûslu Zive karyesinde genç nisvân tefrîk edilmis, erkekleri
bi't-tamam katlolunmus. Ihtiyâre kadinlar ile sibyâni da bir
câmi'e
doldurmuslar, sonra da mezkûr câmi'i ihrâk eylemislerdir. Ihrâk
içinde
kendisini bir takrîb kurtarabilen ve el-yevm ber-hayat kalan Kürd
Ibrâhim ve Sükrü'nün oglu Mustafa ve diger Resid'in oglu Hakki'nin
ifâdeleriyle ve ahâlînin hâlâ çikmamalarindan sâbitdir.

20- Meshûr ziyâretgâh-i Müslimînden bulunan Mollakâsim karyeli
ehl-i
servetden ve yetmis yaslarinda Feyzi Aga'nin kafasi zevcesinin
kucagina verildikden sonra kesilmis dokuz yaslarinda mahdûmu Sabri ve
gelini Huriye dahi merkez-i vilâyete getirilmis, Feyzi Aga'nin parasi
bulunmak ve irâ'e edilmek üzere bu zavallilar be-tekrâr karyeye
götürülmüs, paranin mahall-i ihtifâsi bulunmus ve alinmis oldukdan
sonra katledilmislerdir. Tekyenin Zâviyedâri Seyh Mehmed Sâkir ve
mahdûmu Ziya ve bu Ziya'nin mahdûmu Sadullah ve kerîmesi Zeyneb ve
Muhabbet, Saadet, Fâhire ve Fahriye, vâlideleri Mevhibe ile büyük
vâlideleri Fâtima, diger üvegi kizi Zehra'nin sûret-i fecî'ada
katledildikleri gibi bu seyhin kardaslarinin hânelerinde sagîr ve
kebîr olarak yetmis nüfûsa karîb mahvedilmislerdir. Gelinlerden
Van'a
götürdükleri Zâhide ve Fâtima, Mermid çayi köprüsünden geçer
iken
kendilerini suya atmislardir. Bu hâli re'yü-l ayn gören Sâlih oglu
Serif'in zevcesi Mahi Hanim, mahfiyyen Van'a kaçarken dostlarindan
Mermid karyeli Hamparsom'un hânesin[d]e üç çocukla alti gün kalmis
ve
orada bu bahs Hamparsom tarafindan tekrâr edilmis ve mezbûre üç
çocuguyla Hamparsom tarafindan bir sâ'at kadar yola vurulmus.
Hamparsom dönmüs. Kadincagiz çocuklariyla Iskele karyesi Ermenileri
tarafindan yakalanmis. Çocuklar vahsî biçaklarin vâsil-i cinâni
olmus
kurtulmus. Kadin bir mâh kadar Ermenilerin ahûrunda çalisdirilmis,
bu
esnâda Tatvan cihetine sefîne gidecegini isitmis. Gece iskeleye
gitmis. Gemicinin birine çok yalvarmak sûretiyle dokuz mecidiye
vermis. Oradan sefîne hareket etmis. Sath-i bahrde kadin
sikisdirilmis. Bu köyün zenginlerinin para mahallerinin irâ'esi
yolunda tehdîd ve tevehhüm olunmus. Oradan tekrâr Mollakâsim
karyesine
çikarilmis. Bir sey bulamayinca sefîneye dönmüs. Kadin Âdilcevaz
civârina çikarilmis. Oradan da Zilan cihetlerindeki Kürdlere
karisarak
gelmis ve ayni vukû'âti serh ve ta'dâd eylemisdir. Bu hâl, bu
karyeye
ikiser sâ'at mesâfede Amik ve Ayans karyelerinde de vukû'a
gelmisdir
ki, bin bes yüze karîb nüfûslarindan kurtulup gelen köyün imâmi
Molla
Yusuf ve mahdûmu Said ve muhtâri Cafer'in ifâdeleriyle sâbit ve
vâki'dir. Ve nâhiye-i mezkûrun Bagdasan ve Karaagaç karyelerine
ayni
hakâretler ve itlâflar oldukdan baska da yirmi yaslarinda ve daha
asagi on yedi kizcagizlar da Rusya'ya götürülmüs oldugu
muhakkakdir.

21- Timar nâhiyesi bi't-tamam Erçek ve Havasor nâhiyelerinin yüzde
yetmisi katledilmis ve Mendân karyesinde Erçekli serrîn-i serîr-i
meshûrun elde etdigi kirk bes nüfûs, nisân hedefi ittihâz edilmek
sûretiyle i'dâm edilmislerdir. Ercis ve Âdilcevaz kazâlari
sekenesinin
de yüzde ellisi tahlîs-i can edebilmis ve Ercisli olup insâniyet ve
servetiyle birçok Ermeniyi ihyâ ve tüccarliga irtikâ eyleyen Haci
Hasan Aga günlerce Ermeniler tarafindan iskence edildikden sonra,
rûh-i pâkine hâtime verildigi suhûd-i adîde ile vâki'dir.

22- Halil Bey firkasinin Rusyalilar tarafindan ta'kîbi esnâda
Norduz
kazâsinin Sahotu köprüsünden geçmekde bulunan Sarây ve Hosab
kazâsiyle
birçok nevâhî halki ve Van ahâlîsinden Mamûretürresad dâhilinde
gitmeye gayr-i muktedir birçok nisvân ve sibyân dâhil olduklari
hâlde
Kazaklar yetiserek kilinçla kama ile itlâf ve suya dökülenlerin
mikdâri kirk bini mütecâvizdir. Gevas kazâsindan ve gerekse
Vastan'dan
Müküs kazâsindan imrâri suhûlet bilen ahâlînin üç bini
mütecâviz
nüfûsu da, agir ve saginda Müküs komitesi tarafindan bi't-tamam
katlolunmuslardir. Dersa'âdet'de nüfûs sicillâtiyle sâbit
olacagi
üzere Van muhîtinin zâyi'âti yüz bine karîb düsecegi tahakkuk
eder.
Hele Hakkâri'den çikip necât tarîki arayan Mûsevî milletinden
üç yüz
nüfûsun Seyl karyesinde dogranarak duvâr biçimi istif edildiklerini
görenlerle isbât mümkündür.

23- Bütün câmi'ler tahrîb ve ihrâk edilmis ve meshûr Seyh
Abdurrahman
Baba makberi ve Seyh Abdurrahman Baba tekyesi ve bütün Müslüman
mahallâti da ma'an ihrâk olunmus ve Van ve merkez muhît yangin
görmüs
tarlaya dönderilmisdir. Escâr-i müsmire ve gayr-i müsmiresi kat'
u
kal' edilmisdir. Van Hastahânesi'nden nakle imkân bulunamayan
seksen
kadar hasta efrâd, hasta ebniyesinde ihrâk olunmuslardir.
Kita'âtin
Van'a duhûllerinde bidâyet-i hâdisede, Katirci mahallesinden ve
Ermeniler taraflarindan Peynirci Receb oglu Mahmud'un dört çocuguyla
halîlesi miyâninda, Mülâzim Hüseyin Efendi'nin on iki yaslarindaki
kerîmesi götürüldügünü Ermeniler inkâr edemezler. Bu kiz
kursunla
yarali oldugu hâlde bilâ-terahhum hetk-i irz irtikâb edilmis ve
kesret-i tecâvüzden bî-tâb kalmis ve mülâzimin mukaddemâ
hizmetçiliginde bulunan bir Ermeni tarafindan saklanmis oldugu cihetle
Vâlî Cevdet Bey tarafindan Bitlis'e, Bitlis'den de buraya getirilerek
el-yevm mecrûhan mevcûddur. Van'dan çikarilmis kadinlarin müsâvî
ve
tafsîlâti mugâyir-i âdâb görünen izdirâb ilcâsiyle yürümege
muktedir
olamadiklarini bilen zâbitân mevcûddur.

24- Askerin Van'a duhûlünü haber alan ve cebellerde ve gerekse
Ruslarin nezâreti altinda bulunan bir takim asîret halki ve bir kisim
köylü ahâlî, Van alindi nazariyle Van'a toplandilar. Ruslarin
tekrâr
avdetlerinde ve Osmanli kita'âtinin ric'atlerinde Engil karyesiyle
Vastan karyesi araliginda telef olanlarin yekûnu on bini tecâvüz
etdigini ve nizâmiye kita'âtindan esîr alinanlarin da ahâlî
miyâninda
katlolunduklari gayr-i münker vekâyi'dendir.

25- Van ahâlîsinden Otuzüçüncü Ahz-i Asker Kalemi'ne mülhak
Mülâzim-i
Evvel Sükrü Efendi'nin seksen yaslarinda ve Tayyar Efendi isminde
amcasi ihtiyâr zevcesinin muvâcehesinde ellerinden çivi ile kapiya
çakilmis, ibtidâ burnu ve kulaklari ve sonra da çenesi kesilmis
oldugu[nu] Yüzbasi Hâlid Efendi ve rüfekâsi bi'z-zat
görmüslerdir.
Zevcesi fecâyi'-i vahsiyyede katlolundugu müsâhede olunmusdur.
Senâyi'-i adîdeden biri de Ercis Ahz-i Asker re'îsi olup nasilsa
çikamayan Hikmet Efendi'nin kerîmesi cebren bir Ermeniye verilmis ve
davul zurna ile teshîr edildikden sonra pederiyle Rusya'ya
gönderilmisdir. Mezbûrenin zevci bulunan Gevar Telgraf Müdîri Hakki
Efendi ise el-yevm me'yûs ve bu hâlle tecennün eder bir hâldedir.
Bayezid Hudûd Bölügü Mülâzim-i Evveli Abdullah Efendi'nin
Bayezid'de
kalan â'ilesi, bes me'mûr â'ilesiyle Rusya'ya götürülmüsdür.
Esîr-i
harb olarak taninmis ise büyük bir bahtiyârlikdir.

Fî 11 Mayis sene [1]332

Van Sâbit Jandarma Alay Kumandani

Ali [V]âsif

Bâb-i Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti

Polis Müdîriyeti'nin 14 Mayis sene [1]332, 5675/81
müzekkiresi sûretidir.

Rus istîlâsina ugrayan havâlîde ilcâ-yi fakr u zarûretle hicret
imkânini bulamayan ahâlî-i Islâmiyyeye karsi Ruslarin revâ
gördükleri
envâ'-i zulm ve ta'addîleri hakkinda dâ'ireye bi'l-mürâca'a
hikâye-i
hâl eden kesânin sûret-i musaddakalari melfûf ifâdât-i
mazbûtalarina
nazaran Of kazâsinin Lazandoz karyesine giren birinci Rus askerî
kâfilesi tarafindan ahâlînin nüfûs ve isimleri ve hânelerinin
mikdâr
ve adedini tahrîr ve tecrîden ve alabildikleri esyayi ahz ve
naklinden
bir gün sonra muvâsalat ve Ermeni çeteleriyle mahlût bulunan ikinci
Rus kâfilesinin karye-i mezkûreden Dilsiz oglu Ali Osman zevcesi
Yâsemin nâm kadinin enîn-i tazallum-kârîsine ragmen iffetini
pâ-mâl
eylediklerini gören ve harekât-i vâki'alari muhâlif-i vicdân ve
insâniyyet olmakdan baska beseriyet nâmina bundan esnâ' bir fi'l
ve
hareketin gayr-i mutasavver oldugunu ihtâra cür'et eden zevci Ali
Osman'in süngü darbeleriyle kollarindan cerh ve kalbleri hayat-i
insâniyyeden mahrûm olan bu vahsî askerler tarafindan oralarda
tesâdüf
etdikleri pek çok kadin ve erkeklerin nâmûsu ve canlarini
dehset-efzâ
bir sûretde hetk ve heder edilmis ve Sürmene esrâfindan Fortunzâde
Polad ve Ismâil Cibi oglu Saadeddin efendilerin beyânâtinda: Ruslar
kazâ-yi mezkûrun Pervane karyesinden Suiçmez oglu Bican Aga'yi
muvâcehesinde zevcesine fi'l-i senî' icrâsindan sonra katl u
itlâf ve
kazâ-yi mezkûrun Purnak, Zimlekova, Zimle-i Kebîr ve karyeleri
ahâlîsinden zarûretleri hasebiyle çikamayanlari katli'âm ve Of
kazâsinin Alana [Alano] karyesinden ele geçirdikleri kadinlari
siperlerine götürerek tecâvüzât-i vahsiyâneleri icrâ ve Polit[a]
karyesinden Çakir oglu Süleyman'in zevcesi irzina tasallut edildikden
sonra i'dâm ve Siva (?) karyesinden Tehî oglu Emin ve kazâ
tahsildârlarindan Ali ve Zino [Zeno] karyeli Haci Mustafa oglu Mehmed
ve Molla Mahmud oglu asker Mahmud'un â'ilelerine ve Komanit karyeli
Kemahcizâde Ahmed ve Kelali karyesinden Ali oglu Mehmed ve Dayi oglu
Hüseyin Aga ve efendilerin bâkire kerîmelerine tecâvüzât-i
iffet-seknâne ve Sürmene kazâsinin Inoztas [Linostas] karyesinden
Ömer
oglu Osman Efendi'yi katl ve zevcesine tasallut edilmis ve su
harekât-i bâgiyâne Rus askerlerinin istirâkiyle berâber kism-i
a'zami
kendilerinin ihmâlkâr nazarlari karsisinda, Ermeni çeteleri
tarafindan
icrâ olundugu anlasilmis ve Yomra nâhiyesinin Likne [Digene]
karyesinde Ta'yinci oglu Hâfiz Abdurrahman bin Mehmed'in esnâ-yi
hicretde kendisine mülâkî olan nâhiye-i mezkûrenin Karanli karyeli
kirk yaslarinda bir kadinin ifâdesine atfen vâki' olan beyânâti
da
dahi bunlari istîlâ eyleyen düsman askerleri rast geldikleri
gençleri
Ermeni çetelerine teslîmen mahâll-i âhara sevk ve ihtiyârlari ile
ma'sûm çocuklari süngüleriyle katl ve telef ve kadinlari
vahsiyâne
tasallutlarina hedef eylediklerini ve hatta on kisi tarafindan
mezbûrenin dahi irzina tecâvüz edilerek bî-tâb bir hâlde
terketdikden
sonra Kadaru[k]sa karyesine kaçabildigi ve Ruslarin ugradiklari her
yerde zulm ve senâ'at kaçirtmasi hükmünü icrâ ve Ermeni
çeteleriyle
her zaman bu hûn-rîzâne harekâtin pîsdâri olduklari tebeyyün
etmis
oldugu ma'rûzdur.

Bâb-i Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti

Sûret

Ruslarin istîlâsina ma'rûz kalan memleket ahâlî-i Islâmiyyesine
karsi
Rus askeri tarafindan yapilan fecâyi' ve senâ'at hakkinda
Sürmene
kazâsi esrâfindan Fortunzâde Polat ve Ismâil Cibizâde Saadeddin
efendiler ber-vech-i âtî beyânâtda bulundular:

«Sürmene'nin Pervane karyesinden Suiçmez oglu Bican Aga'nin
muvâcehesinde Rus askerlerinin zevcesine fi'l-i senî' icrâ
etdikden
sonra Bican Aga'yi telef ve Sürmene'nin Purnak, Zimlekova, Zimle-i
Sagîr ve Kebîr karyeleri ahâlîsinden zarûret hasebiyle
çikamayanlari
katli'âm sûretiyle itlâf etdikleri gibi düsman askerleri
taraflarindan
alinip istihkâmlarina götürülen on bes kadar Of kazâsinin Alana
[Alano] karyeli kadinlarin irzlarina ta'arruz ve bî-tâb bir hâlde
istihkâmlarda terketdikleri Of'un Polit[a] karyesinden Çakir oglu
Süleyman Aga'nin zevcesine fi'l-i senî' icrâ ve müte'âkiben
Süleyman
Aga'yi katleyledikleri ve kazâ-yi mezkûrun Siva (?) karyesinden Telli
oglu Emin ve Of tahsildârlarindan Ali Efendi â'ilesine ve Komanit
karyeli Kemahcizâde Ahmed Aga'nin bâkire kerîmesine ve Zino [Zeno]
karyeli Haci Mustafa oglu Mehmed'in gelinine ve Molla Mahmud oglu
asker Mahmud'un â'ilesine ve Kelali karyesinden Ali oglu Mehmed'in ve
Dayi oglu Hüseyin'in bâkire kerîmelerine envâ'-i senâ'ati
icrâ ve
Sürmene'nin Linoztas [Linostas] karyesinden Ömer oglu Osman Efendi'yi
katl ve zevcesinin irzina tasallut etdiklerini, bu â'ilelerden firâra
muvaffak olan Emin Aga ve Tahsildâr Ali Efendi, ve Kemahcizâde Ahmed
Aga'nin kerîme ve â'ilelerinin aglayarak vâki' olan ifâde ve
beyânâtlarindan ittilâ' hâsil etdigimiz gibi isimleri ta'dâd
olunan
karyeler ahâlîsinden olup hicret münâsebetiyle tesâdüfî olarak
görüsdügümüz pek çok kimselerin ifâdelerinden anladik.
Ma'amâfîh gerek
Rus askerlerinin ve gerek berâberlerindeki Ermeni çetelerinin
istîlâ
eyledikleri mahalle ve karyelerde daha çok insâniyete yakismayacak
harekât ve ef'âllerini isitdik ise de isimleri ve karyeleri
hâtirimizda kalmamisdir.» demekle mûmâ-ileyhim taraflarindan ve
tarafimizdan imzâ edildi.

Ahâlîden
Ahâlîden
Komiser Mu'âvini
Komiser Mu'âvini


Bâb-i Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti

Sûret

Yomra'nin Like [Digene] karyesinden Ta'yinci oglu kirk yaslarinda
Hâfiz Abdurrahman bin Mehmed Efendi dâ'ireye gelerek
ber-vech-i âtî ifâdâtda bulundu:

«Karadere'deki noktanin bozulmasi üzerine ma'a-â'ile ikâmet
eyledigim
hâneden hicret etmek mecbûriyetinde kaldim. Esnâ-yi râhda
berâberimdeki sigir hayvanlarini ra'y etmek üzere bulundugum sirada
Yomra'nin Karanli karyesinden tahmînen otuz bes-kirk yaslarinda bir
kadin aglayarak yanima geldi. Karyelerinin düsman tarafindan istîlâ
olunmasini müte'âkib düsmanin zarûret hasebiyle karyeden
çikamamis
olan erkeklerden ihtiyârlari tamamen katl ve gençleri toplayarak
yanlarinda bulunan Ermeni çetelerine teslîmen mahall-i âhara sevk ve
ma'sûm çocuklari da süngüleriyle telef etdigi gibi gelin, kiz ve
kadinlarin irzlarina tasallut ve envâ'-i senâ'at icrâ
eylediklerini ve
hatta kendisinin de on kisi tarafindan irzina geçildigini ve geceleyin
hânesi civârindaki hendeklerden sürünmek sûretiyle henüz
istîlâya
ma'rûz kalmayan Kadaru[k]sa karyesine geçip canini kurtardigini
hikâye
eyledigi gibi esnâ-yi râhda daha buna mümâsil pek fecî' haberler
isitdim.» diye beyân-i hâl etmekle isbu ifâdesi kendisine imzâ ve
tarafimizdan dahi imzâ edildi.

Ahâlîden
Komiser Mu'âvini
Komiser Mu'âvini


Bâb-i Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti

Rus ve Ermenilerin gayr-i kâbil tahammül-sûz fecâyi'i

14 Tesrîn-i Evvel sene [1]330, harbin ilk safhalarinda ve Ruslarin
hudûd-i Osmanî'yi geçdigi bir siralarda Körmuson'dan Malazgird'e
kadar
müsâhedâtima ma'tûf olan ahvâl ber-vech-i âtî îzâh olunur.

Ruslar tarafindan istîlâya ugrayan mahaller ahâlî-i Islâmiyyesi
hakkinda Rus ve Ermeni çetelerinin yekdigerine müsâbaka edercesine
yapdiklari mezâlim öyle bir mezâlim ki, hamlini henüz vaz'
etmemis
kadinlara karinlarindan çocuklari çikarilmak bu hâle bâ'is
Bayezidli
Ermeni çete re'îsi Soron, Erzurum meb'ûs-i sâbiki Pasdirmaciyan
Karkin, baslarinda bulunan bin iki yüz kadar Ermeni çete efrâdiyla
Islâm köylerini dolasiyor. Güzel kadinlarin nâmûsunu lekedâr
etdikden
sonra çirkin olanlari gûnâ-gûn mezâlim ile öldürüyorlardi. Bu
miyânda
Kavak karyeli Keles Aga'nin gelini öldürüldükden baska, ogullari ve
diger â'ilesi kaziga çakilmak sûretiyle itlâf olunuyordu. 28
Nisan'da
Malazgird'in sukûtunda, â'ilemle merkeze bir buçuk sâ'at
mesâfede
Yaramis nâminda bir Çerkes karyesinde bulunuyordum. Ruslarin ânî
hücûmu üzerine ne karye ahâlîsi ve ne de â'ilemi halâs etmek
müyesser
olmadi. Yalniz olarak Ahlat'a tâbi' Hulik nâminda bir Çerkes
karyesine
firâr edebildim. Âkibeti orada intizâr ediyordum. 23 Mayis
târîhinde
buralar da sukût etdi. Bu karye ahâlîsi nefsini kurtarabildi ise de
diger bir Çerkes karyesi olan Agcaviran ahâlîsi kendilerini ve
hayvânâtlarini kurtaramadilar. Yirmi-otuz bin lira râddesinde
bulunan
bu iki karyenin bi'l-umûm mevâsî ve esya-yi beytiyyeleri
götürüldükden
sonra Agcaviran karyesinden Musa ve Sadullah beylerle on nefer refîki
elleri baglanarak Malazgird'e sevk ve ifâdeleri alindikdan sonra
Ermenilere teslîm edildi. Gözleri oyulmak sûretiyle Kire denilen
mahalde itlâf olundu. Su fecâyi' ve mezâlimi müsâhede eden
Yaramis
karyeli Çerkes Ilyas Bey'le diger köy ahâlîsi firsatdan istifâde
ile
firâr etmek yolunu ariyorlardiysa da emellerine muvaffak olamiyorlar.
Hergün Ermeni ve Ruslarin mezâlimine ma'rûz kaliyorlardi. Bu
mintika-yi harbden ayrildikdan sonra bir müddet de Liz cebhesinde
bulundum. Bu cihet mintikasinda, Besinci Kuvve-i Seferiyye vatanin
müdâfa'asi yolunda her türlü fedâkârligi yapiyor. Düsmana
kahhâr
darbesini indiriyor. Efrâdindan mecrûh olanlari Liz Hastahânesi'ne
sevkeyliyor. Orada tedâvî etdiriyordu. Mevcûd kuvvetiyle bir sey
yapamayacagini hisseden düsman, Van tarafinda bulunan bes-alti bin
Ermeni gönüllü ile Iran'dan Dragon atlilarini celbetdi. Haziran'in
yirmi üçünde baslayan top ve tüfenk muhârebesi alti gün devam
etdikden
sonra Temmuz'un birinde bu noktadan da çekilmek lâzim geldi. Pek
müsta'cel olan bu çekilmek sirasinda hastahânede olan bazi efrâd
kurtarilamadi. Liz de mevcûd Ermeni kadinlarina terkedildi. Liz,
Hosgeldi ve Pürkasin'e kadar gelen Rus ve Ermeniler bi'l-âhire
Dokuzuncu Kolordu'nun ve Hinis tarafindan tazyîki üzerine tekrâr
çekilmeye mecbûr edildi ve hudûd hâricine kadar püskürdüldü. 11
Temmuz'da idi, tekrâr Liz'e gelmek ve oradan Yaramis'da kalan â'ilem
nezdine gitmek îcâb ediyordu. Liz'e geldigim sirada evvelce orada
birakilmis hastagân hâtirima geldi. Bunlari görmek, ahvâllerini
ögrenmek istiyordum. Hastalarin bulundugu mahallere gitdim.
Ahvâllerini gördüm. Te'essürâtdan ne yapacagimi sasirdim.
Otuz-kirk
kadar hasta efrâdin bazilarinin gözleri çikarilmis, bazilari salben
i'dâm edilmis, bazilarinin yüzlerinden vücûdlarinin yarisina
kadar
koyun gibi soyulmus, kism-i a'zaminin baslari vücûdlarindan
ayrilmak
sûretiyle Neronlara, Timurlara, Cengizlere rahmet okudurcasina
mezâlim
icrâ edilmis oldugu yanimda bulunan Kopolu kâ'in birâderim Çerkes
Musa
Bey ve Çerkes Cemâl ve Hüseyin efendilerle su hâl-i esef-istimâli
müsâhede olunmus, oradan müte'essirâne ayrilmaga mecbûr kalinmis,
sühedânin bakiyye-i izâmlari tarafimizdan toplanarak bir arada
defnetdirilmisdir. Su hâlden pek müte'essir olan kâ'in birâderim
Musa
Bey, köy derûnunda dolasirken ölmemis, bir mahzende açlikdan
ölmesine
ramak kalmis bir efrâda tesâdüfle merkûmu mahzenden çikarmis.
Münâsib
bir mahalde istirâhatini te'mîn etmis. Bir parça karnini doyurdukdan
sonra yapilan mezâlimin tahkîki için bana âdem-i mahsûs göndermis
idi.
Neferin ismi Memis, pederinin ismi Abdullah oldugunu ve Bogazliyan
kazâsinin Babayagmur karyesinden bulundugunu ve bu mezâlimi
Ermenilerle Liz'de kalan Ermeni kadinlari tarafindan icrâ edildigini,
kendisi bir firsatdan bi'l-istifâde firâr ederek bir mahzende
saklandigini kemâl-i te'essürle söylüyor ve cümlemizi de bu
te'essürâta istirâkle agladiyordu.

Meshûdât ve sihhate iktirân etmis ma'lûmâtimi bî-tarafâne
kasemle
takdîm eylerim.

Muhâcirînden

Konyali Hasib

Harbin henüz mebde'inde üç yüz otuz Tesrîn-i Evvel'in
nihâyetlerinde
düsman Tutak'i istîlâ etmis ve ahâlî arasinda heyecân baslamis ve
muktezâ-yi hamiyyet, herkesi birer sûretle vatanin muhâfaza ve
müdâfa'asina sevkeyliyordu. Bu miyânda ben de mütehassis oldugum
en
yüce bir hisle ve elimden gelebilecegi bir derecede vatanimin
müdâfa'asina kosmak ârzûsuyla Tutak'in Esmer karyesine gitdim.
Yüz
elli kadar atlim ile Tutak'in Esmer karyesinde bulunuyordum. Eleskird
Kazâsi Tahsildâri Abdülkadir Efendi ile kazâ-yi mezkûr
agavâtindan
Ömer Aga ve Pasinler kazâsindan Ahmed Bey bin Tasdan Bey yanima
geldiler. Eleskird ahvâlini bunlardan su'âlimde kemâl-i te'essürle
dediler ki: "Vaktâki, Rus ve Ermeni çeteleri Eleskird'i basdi.
Der-akab bütün Eleskird köylerini erkek ve kadin ve kiz
çocuklariyla
berâber Didem karyesine ve Pasinlerin Ardos ve Sülüki ve Emrekom,
Esvence [Ebsemce] ve Karabiyik ve Maslahat ve Horasan ve Kötek ve
Yagan ve Çamurlu ve Tüyler ve Tenzile ve Akzehir köyleriyle diger
yirmi üç pâre karye ahâlî-i Islâmiyyesini Esvence [Ebsemce] ve
Tenzile'de katli'âm ve inâs kisminin nâmûsunu lekedâr ve
hayvânâtlarini gasben götürmüslerdir. Bu hayvânât mikdâri
koyun, keçi,
camus, esb, ester, öküz ve inek olarak yüz elli bin râddesinde idi.
Ve
[1]331 senesi sehr-i Nisan onuncu cum'a günü Malazgird'in Kiranlik
karyesinde bulundugum sirada Rus ve Ermeni çeteleri Tutak merkez
kazâsiyla bütün Islâmdan ibaret olan merbûtu Esmer vesâ'ir 53
pâre
karyelerini basarak yirmi bine karîb bir nüfûs ve Top ve Kösk ve
Esmer
karyelerinde ictimâ'la bunlari ihrâk ve inâs kismini dâhile
sevkeylemisler, olduklarini da esâretden bir sûretle firâr eden
Kargalik karyeli Sâlih Bey oglu Feyzullah ve karye-i mezkûreli Resid
Efendi'yle muhtâri Seyyid Han ifâde eylemislerdir. Ve bunlarin da
efrâd-i â'ilesi de bu miyânda itlâf eylediklerini hüngür hüngür
aglayarak söylediler.

Malazgird kazâsi dâhilinde Beküran karyesinde â'ilesiyle birlikde
ikâmet etmekde olan Berber Ilyas ve mahdûmu Sevket'i iki zevcesiyle
bir kerîmesini bikrini izâle sirasinda ricâ etmekde olan vâlide ve
ebeveynini yine Malazgird'e tâbi' Dolabas karyeli Mardiros ve
karye-i
mezkûreli Cendi ve Harâbe-i Kasimî karyeli Kelekçi Simon ve Kala
kasabali Mardovak'in ve birâderi Kânî, Görk (?) karyesinde ikâmet
eden
Serop ve sekiz nefer Kazak atlisiyla mezbûrelerin fi'l-i senî'
icrâsindan sonra kerîmesinin boynunda olan ve kiymeti yirmi iki
gurusdan ibâret bulunan bir rub'iye altinini çikarmaga bile
tenezzül
degil, fazâyihi göstermek için merkûm Mardovak'in Kostantin
nâminda
bir Kazaga "Omuz küregi kilincini ver! Altunu bak ne sûretle
çikaracagim" demesi üzerine, merkûm Kazak kilinci kendisine verir.
Bî-çâre kadinin boyunundaki altun insâniyete degil, hayvânat-i
vahsiyyenin kabûl edemiyecegi bir sûretde mezbûrenin boynunu
kilinçla
kat' ve mezkûr rub'iye altinini Kazaga ihdâ ve diger peder
vâlidesini
de "Ver i'lâmina bakayim" Elinden kâgidi alacagi sirada diger bir
Kazak kilinçla merkûmun kellesini uçuruyor. Gâyet müstehziyâne
bir
tavirla "Ne tez öldü!" gibi garâ'ib gösteriyordu. Âlem-i
beseriyyet bu
gibi fezâyiha acabâ ne diyecek ve târîh bunu ne sûretle
kaydedecekdir?
Harb-i Umûmî'nin icrâ etdigi te'sîrât her nokta-yi harbde bu
senâ'ati
kabûl ediyor. Ediyor da icrâ kilinirsa yirminci asir medeniyetiyle
kâbil-i te'lîf degildir. Hâyir! Bu dehset-engîz fecâyi'
bî-çâre,
ma'sûm Islâmlara revâ görülüyor. Ruslar ve Ermeniler âlem-i
Islâmiyyetden hiss-i intikâm almak istiyor ve yine Malazgird'e
merbût
Ada karyesi ahâlîsinden ve mahkeme-i bidâyet a'zasindan Hüseyin
Bey ve
meclis idâre a'zasindan Sâmil beylere kendi hizmetçileri Ermeniler
tarafindan fi'l-i senî' icrâsindan sonra merkûmlari â'ileleri
huzûruyla ve iskence eylemek sûretiyle Sâmil Bey'i itlâf, Hüseyin
ve
Abdullah Bey â'ilelerini de mugâyir-i insâniyyet olarak irzlarina
tasallut etmisler. Henüz sinn-i rüsde vâsil olmayan bir sabiyye kiz
çocugunun bikrini ba'de'l-izâle kendisini katleylemislerdir.

Yine bu cümleden olmak üzere Malazgird'de yüzbasi
mütekâ'idlerinden
merhûm Mirliva Ibrâhim Pasa'nin birâderi Ahmed Bey'in hânesine
müsâfir
olarak â'ilesine; "Bizim âdâtda mestûr olmak yokdur. Her kadin
serbest
olmak ve açik bulunmak ve bize bu sûretle hizmet etmek lâzimdir"
yolundaki ifâdelerine karsi; "Biz bu âdete ri'âyet edemeyiz"
cevâbinda
bulunmuslarsa da; "Bu âdeti kabûl eder ve bizlere sâkîlik ederseniz
hayatinizdan emin olabilirsiniz" kabûl olunmadigi hâlde kendi
hareketlerinde muhtâr olduklarini ve her türlü ef'âli icrâ
edeceklerini sûret-i kat'iyyede ifhâm ve hatta bu sirada Rus
zâbitlerinden birisi büyük kerîmesine fi'l-i senî' icrâ
eylediklerini
mezbûreler gâyet aci ve müte'essirâne bir sûretde ifâdâtda
bulunmuslardir.

Mus hakkindaki fecâyi'a gelince, bunu bir sûretle ta'rîf etmek
kudret-i beserin fevkindedir. Henüz Kânûn-i Sânî'nin yirmi
dokuzunda
idi. Harbin her cebhesinden gelen mültecîlerin feryâd ve figâni
isidenlerin tüylerini de ürperdecek bir dereceyi geçmis idi.
Kânûn-i
Sânî'nin yirmi dokuzunda baslayan ve siddetini artdiran harb sadâsi
ve
top tarrakasindan ziyâde, Ermeni ve Rus çetelerinin mezâlimi,
harbden
daha ziyâde insanlari dehset içinde birakiyor ve herkesi bir ihâfe
istîlâ eyliyordu. Harb yakîn oldukça canini kurtarmak isteyenler
telâsla oraya buraya kosuyor ve kis el ve ayaklari bagliyor. Diri diri
o zâlimlere, o bî-çâre Müslümanlari hediye birakiyordu.
Vesâ'itden
mahrûm olan aceze gürûhu tevekkeltü etmekden baska çâre bulamiyor
ve
nefsini bilerek ölüme teslîm eyliyordu. Çünki bir tarafdan kis,
bir
tarafdan vesâ'itsizlik ve ma'sûm çocuklarin âh u enîni herkesi
sasiriyor, kimildamak imkâni birakmiyordu. Bu miyânda kudreti olanlar
her çi bâd-âbâd hayatini kar içine atiyor. Atamayanlar Ermeni
kilinçlarina boyunlarini uzadiyordu.

Üç Subat târîhinde idi. Mus da sukût etdi. Mus, Ermeni
sakîlerinin bir
cevelângâhi olmus, kanina susamis canavar gibi etrâfa saldiriyor.
"Hani Islâmlar nerededir?" diyerek bir gazabla ariyorlardi. Rast
geldikleri Islâmlari tutuyorlar meclis ittihâz etdikleri bir mahalde
topluyor, "Hiss-i intikâm" deyu bagiriyorlardi. Gerek kadin ve gerek
tesâdüf etdikleri bî-çârelere "Bakiniz burada bir Islâm var.
Geliniz
bunu da öldürünüz" yolunda arkadaslarini çagiriyordu.
Muhadderâtdan
güzel kadinlarin nâmûslari pây-mâl olunuyor. Ihtiyâreleri, ihrâk
bi'n-nâr edilerek diyâr-i ademe gönderiliyordu. Pençe-i
zâlimânelerinde kalan esrâfdan Haci Murad ve Resid Kötanlizâde
Haci
Mehmed ve Cafer ve Neccar ve Abdullah ve Yusuf ve Mehmed Han ve Nâdir
Han agalar Kizilmanastir kurbâni denilerek mahall-i maktele sevk
ediliyordu. Varto kazâsinin Iz nâhiyesi dâhilinde Ciran asîretinden
Cündi Aga'ya mensûb on bes karye halkinin Bitlis cihetine savusmak
emeliyle muvâsalat etdikleri Mus ovasinin Akcan nâhiyesinden
mürûrlarinda Çehârincûr tarîkiyla Mus'un Sekâvî karyesine
muvâsalat
eden Rus ve Ermeni çeteleriyle üç sâ'at miyânelerinde vukû'a
gelen
müsâdeme esnâsinda, kâfileden tefrîk etdikleri bini mütecâviz
erkek ve
kadin ve çocuklarin Bezan karyesinde iskân etmek igfâliyle
götürdükleri Murad nehrinde Gölhazal denilen ma'rûf göle
kâmilen ilkâ,
bunlara â'id agnâm ve hayvânlarinin Rus askerinin merkezi bulunan
Çehârincûr karyesine gönderilmis, ma'rûfînler ayaklarina agir
frenk
na'llari çakilmisdir. Meshûdât ve sihhate iktirân etmis
ma'lûmâtimi
bî-tarafâne kasemle tasdîk eylerim.

Bunlarin hepsi Bitlis vak'asi karsisinda ve bu manzara önünde
hepsini
unutur. Bu fecâyi' hâtira geldikce vücûdlar lerze-nâk olur.
Subat on
dokuz gecesi, sâ'at on buçukda baslayan top ve tüfenk tarrakalari
uykuda bulunan ahâlînin daha ziyâde kuvve-i ma'neviyyeyi
kiriyordu.
Feryâd u figân âsmâna dayaniyordu. Yunus Çavus nâminda birisi,
hânesinden çikmis sokakda gezerken birçok Rus ve Ermeni sakîlerine
tesâdüf etmis. Yol bulup firâr edememis. Van Istînâf a'zâsindan
Saban
Efendi'nin hânesine giderken yollarda pek müdhis bir manzara
karsisinda tesâdüf etmis ve katlolunanlar hakkinda envâ'-i
mezâlim
icrâ edildigini re'yü'l-ayn müsâhede eylemis. Kadin, çoluk ve
erkekleri mahalle basina dogru Rus ve Ermeni, Kazak ve saltadlari
tarafindan sevkolunmus ve bu esnâda binlerce tüfenk sadâsi ve
lâ-yu'ad
ve lâ-yuhsâ Müslüman cenâzesine rastgelmis oldugunu ve ikindi
vaktinde
dört Ermeni iki Rus askeri Saban Efendi'nin hânesine bi'd-duhûl
hânede
bulunan bir Ermeni kadini Saban Efendi kendi agasi oldugunu ve
kendisinin de Ermeni bulundugunu ifâde etmis. Gelenler kadiniyla Saban
Efendi'yi Antranik Pasa'ya götürmek lâzim geldigini, bunlardan ikisi
gidip dört neferin hânede kaldiklarini bi'l-âhire avdet eden kadin,
Saban Efendi'nin katlolundugu ve hânede kalan bu dört Ermeni ve Rus
neferi mûmâ-ileyhin â'ilesinin irzina tasallut eylediklerini ve bu
hânede ihtifâ eden diger â'ilelerin feryâd u figânlari âsmâna
çikdigini ve bu hânenin de mahvedildigini ve mevcûd cenâzeler hâne
derûnunda birakilmayip tasra atdiklarini ve bir kadin "Hazret-i
Îsa'yi
severseniz beni öldürmeyiniz" yolundaki ricâsi üzerine mezbûreyi
içeri
götürüp bi'l-âhire öldürdükden sonra çocuguyla berâber disari
atildigini ve bundan bi'l-istifâde Mutki tarîkiyle firâr etdigini,
firârindan evvel aceze çoluk ve kadinlarin ihtiyârelerini
Seyhu'l-karîb denilen tekyeye doldurup ihrâk olunduklarini, ekser
kadinlar memelerinden mecrûh ve memeleri kesilerek salbedildigini,
vâlidesi mecrûh memedeki bir çocugun, sokakda vâlidesinin memesini
emmekde oldugunu re'yü'l-ayn müsâhade eylemisdir. Bu miyânda
câmi'lerin tavla hâline ifrâgâ ve tekyelerin ve ale'l-husûs
Küfrevî
hazretlerinin merkad-i mübâreki ber-hevâ olunmus, ulemâdan Seyh
Abdülgaffar Efendi'nin kafasinin derisi soyulmus, Bedi'ü'z-zaman
Said-i Kürdî ve rüfekâ-yi muhteremesi birer sûretle gayet
fecî'âne bir
tarzda sehîd edilmisler ve Ser-tabîb Mustafa Bey'i on bes yirmi nefer
kadar Ermeni kadinlari tegannî ile mûmâ-ileyhi askerle berâber
götürmekde olduklarini ve bu kadinlarin gâyet süslü bir tarzda,
asker
ön[ün]de raks eylemekde olduklarini ve Kömüs cihetine dogru giden
Amdol kilisesinin yaninda, ise yaramayan kadin ve çocuklari pek acikli
bir sûretde katli'âmla kan deryâsina boyadiklarini ve huzûzât-i
nefsâniyyelerini teskîn için genç kadinlari envâ'-i mezâlim
icrâ
eylediklerini Arab köprüsünden Dikilitas'a kadar binlerce zükûr ve
inâs cenâzesi mevcûd oldugunu ve bu cenâzelerin kism-i a'zaminin
müte'addid mahallerinden pek müdhis ve fecî'âne kilinç ve
kursun
yaralariyla mecrûh ve maktûl düsdüklerini görmüsdür.

Fî 23 Mayis sene [1]332

Meshûdât ve sihhate iktirân etmis isbu ma'lûmâtimi
ma'a'l-kasem tasdîk
ve imzâ etdim.

Bitlis mültecîlerindenHaci Ahmed oglu

Yunus Çavus

Yunus


Ma'lûmât ve meshûdâtlari bî-tarafâne tahrîr edildikleri
yolunda
imzâlari mevzû' mûmâ-ileyhânin ba'de't-tahlîf huzûrumuzla
tanzîm
etdikleri zîri musaddak isbu varaka manzûr-i âlîleri buyurulmak
üzere
takdîm kilinir.

Fî 23. 3. [1]332

Komiser Mu'âvini
Mehmed Emin
Komiser Mu'âvini
Sahin
Komiser Mu'âvini
Ahmed Râsim


Ermeni ve Rus mezâlimine müte'allik cedveldir. Huzûr-i sâmî-i
hazret-i vilâyet-penâhîye takdîm.

Fî 24 minh Polis Müdîri

Abdurrahman

Bâb-i Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti

Madde - Papuscu esnâfindan olup Van'da Halilaga mahallesi
ahâlîsinden
iken hânesinde ma'a-â'ile hasta kalarak muhlifen ifâdesi alinan
Mehmed
ustanin beyânati da "Ben Van'da ma'a-â'ile hasta kaldim. Van'in
tahliyesinden sonra bizi Ermeniler Amerika mü'essesesine
götürdüler.
Rusyalilar da geldi. Iki ay orada kaldik. Hayli ahâlî de
toplatdirildi. Yevmiye birer somun veriliyordu. Bu somunlari
yiyenlerin derhâl saçlari dökülür, kanli sular akar ölürlerdi.
Az
zaman içinde külliyetli ahâlî telef oldu. Tahmînen yüzü
mütecâviz bir
nüfûs kaldi. Hatta o sirada köylerden toplanan ahâlînin kism-i
küllîsi
Mermid çayina döküldügünü mü'esseseye gelenler söylerlerdi.
Ondan
sonra Fransiz konsolosunun bulundugu hâneye götürdüler. Nisvâna
yapilan vahsiyâne senâ'atleri ta'dâd etmek mûcib-i âr ve
hayâdir.
Bütün Müslüman hânelerinin enkâzi Ruslar tarafindan getirilerek
matbahlarda ta'âm tabholundu. Ebniye temellerinin birer yüzünün
taslari Ermeniler tarafindan çikarildi. Bagçelerin escâr-i
müsmiresini
ale'n-ne'âr kal' ve kavak agaçlari yagma seklinde kat' olundu.
Cesîm
bir vilâyet merkezinde ve az zaman içinde Müslüman mahallâti
asirlardan kalmis sâyân-i temâsa bir sekle ifrag edildi. Cebeci oglu
Haci Aga ve bunun hânesine ilticâ eden üç çocukla tahsildâr Haci
Efendinin â'ilesi, birlikde hayli nüfûs mü'esseseye
götürülürken Sehak
Bey'in hânesi kurbunda mükeyyefât kabîlinden olmak üzere
öldürüldüler.
Orada bulundugum zaman Ermeninin birisi gelerek müsâfehe ve
musafahada: "Memleket size kaldi" dedikçe, cevâben: "Gerçi
Osmanlilar
bize top atdilar. Üzerimize asker getirdilerse de fakat Ermeni ve
Ruslarin yapdiklari zulme karsi memleketin bize de kalmayacagi
muhakkakdir" dedi. Ruslar çekilirken ben de bir harâbeye gizlendim.
Onlar gitdi. Osmanli askeri geldi. Kalanlarimizi kurtardilar. Cenâb-i
Hak nev'-i beseri böyle hakâretlere giriftâr etmesin diyerek
agladi.
Fazla tafsîlât vermege rikkatim mâni'dir ve gördügü senâ'at
ve
denâ'etleri lisâna getirmek ve söylemek beseriyet nâmina muhill-i
edebdir ve agir muhâkemeyi müntic ahvâldendir diyerek ciger-sûz
beyânatda bulundu.

Fî 23 Mayis sene [1]332

Van Komiser-i sânîlerinden

Zübeyr
Mütekâ'idîn-i askeriyyeden Vanli Mülâzim

Receb
Van Belediye
Re'îsi

Abdurrahman
Van Jandarma Sâbit Alay Kumandani Binbasi

Ali Vâsif


Bâb-i Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti

Madde - Van ve mülhakâtinin tahliyesinden ve ahâlînin Müküs
kazâsi
gerilerine çekildikden ve bir aralik Satak kazâsindan, Ruslarin
ric'atlerinden sonra zîrde isimleri muharrer köylülerin ve daha
baska,
Norduz kazâsi halkindan olup Satak'a avdet ve orada ikâmet ve
Ruslarin
be-tekrâr kazâ-yi mezkûru esnâ-yi isgâlde kendilerini kurtaramayan
ahâlîden olup bu senenin marti içinde bir takrîb tahlîs-i can
edebilen
birkaç kisiden bu kerre Diyarbekir merkezine gelen (Berholu) Ömerin
muhlifen alinan ifâdesinde vech-i mesrûh üzere Satak'a avdet eden
Hüseyin'in, Kâkân, Kasr, Kösk, Darnis-i Ulyâ, Darnis-i Süflâ,
Berho,
Çemik, Noravan[is], Hasis, Virgiz [Virisin], Arkanis, Akrus, Sarnos,
Suzvans, Hiset, Sükran, Rüknan, Sihcanis, Sokan karyeliler ve daha
baska kazâ halkiyla bu köylerimize avdet etdik. Geçen senenin
yaziyla
kisini bu köylerde geçirdik. Ruslar bir sey söylemediler. Emniyet
tam
hâsil ve tebe'a seklinde kabûl edildigimize kanâ'at vâsil olmus
gibi
kaldik. Bu müddet içinde el-hak pek o kadar ilisik edilmedigine
sevindik. Artik basimizi açdik, çalisdik. Martin kaçinci günüdür
bilemem bagteten basildik. Erkeklerimizi Ruslar seçdiler, kâmilen
süngülediler. Odun cebeline gitmisdik. Meseliklerden görünüyordu.
Ise
yarayan kadinlar, kizlar dahi tefrîk olunuyordu. Diger kadin, sibyân
damlara dolduruldu. Damlari ateslediler. Benim de cigerim ateslendi.
Ben oradan kaçdim. Dagda bir kaç kisiler daha tesâdüfüm oldu.
Birlesdik, bunlarin köyleri de ayni felâkete giriftâr olduklarini
söylediler. Saydigim köylerde ekallî olmak üzere yirmi bes bin
nüfûsu
mütecâviz senlik var idi. Bunlar bi't-tamam medeniyyet perdesi
altindaki cânavârlarin, hûnhârlarin pençeleri altinda
parçalandilar.
Artik kiz ve kadin ne kadar götürüldüklerinin adedini yemin etdigim
için kesdiremem. O kadar bir nüfûs içinde ise yarayan ne kadar
nisvân
çikacagini tabî'î erbâbi ta'yîn edebilirler. "Ilk avdetde
gitmeyelim"
diye bazi muhtârân söylediler. Bazilari da, "Ruslar da düvel-i
mu'azzamadandir herhangi bir tebe'a halki olursa olsun emr-i
muhâfaza
ve himâyede onlarca bir fark yokdur." Bizler de öteden berü
böylecesine inanmisdik. Bu söz üzerine geri döndük. Efendiler
Kürd
diye bizlere vahset isnâd olunurdu. "Kürdler hayvân missillü insân
yerlermis" diye Avrupa'da söylendigini ve hakkimizda Ermenilerin
Avrupa'ya sikâyetleri hâlî kalmadigini isidirdik. Simdi âlem-i
medeniyyet ve hâmî-i insâniyyet iddi'âsinda bulunanlara karsi
sûret-i
ciddiyyede iddi'â ederek söylüyorum. Ermenilerin daglarda ve en
yüksek
ve muhtefî ve oldukça kasaba ve karyelerinden sâ'atlerce uzak
mahallerdeki ma'bedlerine degil gündüzler, geceleri bile erkeksiz
nisvânin müzeyyenâti ve huliyyâtlarini ve kalbur doldurur
altunlarini
hâmil olup giderken acabâ nerede hangilerimiz tarafindan parmak
uzadildi ve uzadilmis ise lütfen bi'l-isti'lâm isbât edilsin. Su
hâlde
Ermenilerin ve gerekse düvel-i mu'azzamadan bulunup da vahset
âlemini
söndürmeye kalkisan Ruslarin, bu ve gerekse her tarafda
dîndâslarimiza
yapilan senî' ve fecî' cinâyetlerin tedkîkâtini icrâ ve hakli
haksiz
kimler ise onlarin ta'yîniyle lâyik olduklari kanunî ve adlî bir
cezâyi tatbîk edecek melce'-i medeniyyet görülecek midir? Vahsetin
bu
dehseti, kimlerin uhdelerinde kalacagi ta'ayyün etdirilebilecek
midir?
Biz ma'sûmlarin hûn-i nâ-haklari acabâ aranilacak midir? Yoksa
Kürdler
birbirlerini yemisler diye tasnî' sirasinda bu zâyi'ât ve
cinâyât-i
azîme yapanlarin ve yapdiranlarin yanina mi kalacakdir? Satak'da
Çavdar Kesis lakâbindaki zâtin Avrupa'ya yazdigi sikâyetlerde:
"Kürdler kurdlari ögretmisler de Ermenilerimizin koyunlarini telef
etdiriyorlar. Bühtân nehrinin önünü tutmuslar da daglarin
münâsib
mahallerinden nehri geçirip Ermeni köylerini sulara garketdiler.
Kürd
agalarindan birisinin esbinin basini tutan bir Ermeniyi esb yutmus.
Ermeniler bu hâllerden dolayi Kürdlerin esîri bulunmuslardir" diye
tasnî'an sikâyet vâki'alari gayr-i münkerdir. Mâdemki
Kürdlerin bu
sûretle esîri bulunuyorlarmis üzerlerimize yagdirdiklari bombalar,
endâht etdikleri mütenevvi' silâhlari ne sûretle
getirebilmislerdi?
Acabâ Kafkasya, Dagistan, Kirim, Türkistân'daki ve daha benim
bilmedigim diger devletlerde meskûn dîndâslarimizda da bu kadar
silâh,
bomba bulunmus mudur? Ifâdemi aliyorsaniz bu cihetleri de aramak ve
iddi'â etmek de Avrupa'da vahsîlik nâmi altinda bulunan Kürdlerin
hakkidir. Sizi vekîl ediyoruz. Bu hakkimizi haksizlardan arayiniz
diyerek ve aglayarak ifâdesine hâtime vermisdir.

Fî 24 Mayis sene [1]332

Komiser-i Sânî Vanli

Zübeyr
Mütekâ'idîn-i askeriyyeden Vanli Mülâzim

Receb
Van Belediye
Re'îsi

Abdurrahman
Van Sâbit Jandarma Alay Kumandani Binbasi

Ali Vâsif


Bâb-i Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti

Madde - Otuz üçüncü Firka'nin nakliye katari mülâzimlarindan
Trabzonlu
Hüseyin Efendinin kerîmesi olup Ruslarin Van'i istîlâdan ve
ric'atlerinden sonra mecrûhan kurtulup gelen Nâdiye Hanim'in Firka
Kumandan Vekîli Kâ'im-i makâm Süleyman Bey dahi hâzir bulundugu
hâlde
alinan ifâdesinde ve gerekse bidâyet-i hâdisede evlâdlarinin
tahlîsi
zimninda askerî noktasina ma'lûmat vermek üzere hânesinden yalin
ayak
kosmus ve Ermeni hücûmundan dolayi bir daha hânesine girmege
muvaffak
olamamis bulunan mûmâ-ileyhin halîlesi Seher Hanim'in ma'an
beyânâtinda:

"Van'in Ermeni mahallâtina merbût Katirci mahallesinde müste'ciren
ikâmet etdikleri Penbeci Receb oglu Bakkal Mehmed Efendi'nin
hânesinde
ve bu hânede Ingiliz konsolosu kavaslarindan Ali Aga ve haremi Lale ve
bunlarin on yedi yaslarinda Hasan ve on yaslarinda Ihsan ve dört
yaslarinda Tahsin ve bir yaslarinda Kâzim ve zâtü'z-zevc kerîmesi
Zehra ve bu kadinin kucaginda alti aylik çocugu ve biz dahi iki
kerîmem ve bir mahdûmumla bulundugumuz sirada bagteten Ermeniler
hânemizi basdilar. Aralikda komsu duvarini derhâl yardilar. Bu hali
görür görmez feryâdi, pek yakinda bulunan hükûmet konagina
ulasdirmak
için hemen yalinayak ve bilâ-tesettür kosdum. Dönünceye kadar
mazgallardan açilan kursunlarin korkusundan hâneme gidemedim.
Müfrezeler dahi geldiler. O sokaga yanasamadilar. Ciger-pâreleimin
cigerinde tüten alevleri beni o ateslere atilmaga mecbûr etdiyse de
askerler birakmadilar. Evlâdimla müddet-i mülâkât tam bes mâha
müncer
oldu. Bes yerinden yarali olarak Diyarbekir'e gönderilen meh-pârem
semere-i fu'âdimin geçirdigi musîbet ve âfâki titreten ve her
nasilsa
kalbleri zirh[l]a kapli bulunan canavar rü'esâsi nezdinde zerre kadar
te'sîri olamayan bu felâket, hayatim devam ettikçe bir ciddiyet ve
kâ'inâtda isidilmemis ve kemiklerimize islemis bir ibret-i ebedîdir.
Böyle bir medeniyete ebedî nefret ve la'net!" dedi. Sira emsâli
nâ-mesbûk-i vahset-dîde kerîmesi Nâdiye Hanim'a geldi. Mezbûrenin
ifâdesinde vâlidesi, büyük hemsîresi ve küçük karindasi ve
amucasi Ali
Aga, berây-i imdâd tasra kaçarken kendisi üst kat odada isle
mesgûl
bulunuyormus. Ânî olarak kopan bu tufan-i vahsete hayretle bakar ve
sasarlarken Ermeni cânîleri duvâri yarip içeri girince havluda
toplu
ve saskin bir hâlde duran ma'sûmîn üzerine yaylim açdilar. O
sirada
ben de bacagimin dört yerinden, bir de elimden yaralandim. Kavasin
oglu Hüseyin ve kerîmesi Zehra terk-i hayat etdiler. Bellerini
kirdilar, derhâl tandira birakdilar. Kavasin kerîmesinin kucagindaki
çocugun kalçasina da bir kursun isâbet etdi. Çocugun büyük
ninesi,
çocugu aldi. Bizi oradan murahhashâneye götürdüler. Bir hafta
sonra
Kavas'in karisi Lale'nin gördügü tecâvüzât-i denâ'etkârîden
çocugu
birakdi bir takrîb kaçdi. Yarali çocuk dahi murahhashânede öldü.
Diger
ogullarinin nerede öldürüldüklerini görmedim. Fakat sag adam
birakmadilar. Mehmed Efendi'nin büyük kerîmesi Hediye'yi
Tebrizkapisi
Câmi'i'nde öldürüldüler. Zevcesi Habibe ile küçük kizi
Sâbite'yi de
Ruslar Van'a geldikden sonra bir gecenin yarisinda Amerika
müessesesine götürür iken diger ma'sûmîn miyâninda ve
Hatkünek
meydâninda öldürüldüklerini Ermeni kadinlarindan isitdim. Benim
yaralarimi murahhashânede iki Ermeni doktoru sardilar. Bir aralik
Mehmed Efendi'nin zevcesi bakardi. Mezbûre kaçdikdan sonra
vukû'âtdan
evvel nezdimize hizmetçi terkedilen Sisko'nun oglu Ermenak'in
hamîrinde mahfûz maksad-i le'îmânesine binâ'en kendi hânesine
götürdü.
Bir müddet gerçi bunlar bakdilar. Ruslarin Van'a duhûllerinde Ermeni
pençesinde didiklenen ahâlînin bakiyyesi[ni] topladilar. Bunlarin
içinde ebeveyni öldürülmüs bes alti aylik bir çocugun neresinden
vuruldugunu bilemem, bacaklarindan kanlari akarak murahhashâneye
götürdüklerini bulundugum hânenin perceresinden gördüm.
Taniyamadigim
diger bes çocukla bir gebe kadin da var idi. Bu kadinin on dört
yasinda bir erkek çocugu Lusik isminde terzi bir kadin getirdi.
Mürüvveten çocugun teslîmi için vâlidesini bi'l-âhire çok
aradi.
Kadinin çocuklariyla emsâlleri gibi mukâtele-i vahsetde
katlolunduklarini söyledi. Murahhashâneye otuzdan ziyâde nüfûs
toplandi. Seyhabdurrahmanbaba Ziyaretgâhi'ndan bir kadin da
bulunuyordu. Bunlari da o vakit katletdiler. O sirada alay kâtibi
mütekâ'id Mehmed Ali Efendi getirildi. Parasinin teslîmi teklîf
olundu, "yokdur" cevâbini verdi. Birkaç silâhliyla hânesine
gönderildi. Bir daha görülmedi. Bu efendinin hânesinde müste'cir
kalan
gurebâdan Sarây nâ'ibi iki kadinla ve komsularindan daha birçok
kadinlar medeniyyet-i mücessemlerinin ve bu mebhasdaki
müdde'îlerin
bi'z-zât verdikleri emre imtisâlen parçalandiklarini Ermenilerden
isitdim. Benim de cerîhalarim hâlâ devam ediyor. Ermeniler, Ruslarla
gitdikden sonra yalniz kaldim. Agaçla sürünerek disari çikdim.
Askerlerin yanina gitdim. Oradan bir kaç kadinla Bitlis'e
gönderildim.
Benim hânemden ilk def'a götürürlerken sürüklediler. Bacagim
kalçadan
çikmis. Tedâvîden âciz bir hâlde kalmisim. Unutamayacagim ve
hikâyesinden hayâ etdigim acilarima bu da inzimâm etmisdir" dedi.

Fî 25 Mayis sene [1]332

Vanli Komiser-i Sânî

Ziver
Mütekâ'idîn-i askeriyyeden Vanli Mülâzim

Receb
Van Belediye Re'îsi

Abdurrahman
Van Sâbit Jandarma Alay Kumandani Binbasi

Ali Vâsif


Bâb-i Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti

Sûret

Erzurum Vilâyeti'ne tâbi' Hinis kazâsi ahâlîsinden olup Varto
mahkeme
a'zâsindan iken hicretle el-yevm Erganima'deni'nde Câmi'-i
Kebîr
mahallesinde sâkin altmis iki yaslarinda Ali Efendi bin Haci Yusuf
Efendi[nin] hicret etdikleri mahallerde, Ermeni çeteleri tarafindan
ahâlî-i Islâmiyyeye îkâ' etdikleri mezâlim ve senâ'ate
dâ'ir
ma'lûmati oldugu anlasilmasina binâ'en mûmâ-ileyhin
ma'a't-tahlîf ber-vech-i zîr zabtedilen ifâdesidir.

Fî 23 Mayis sene [1]332

- Sizin me'mûriyetiniz nedir?

- Varto kazâsi mahkeme a'zâsindan olup hicretle el-yevm Ma'den'de
ma'a-â'ile meskûnuz.

- Kaç mâhdan beri sâkinsiniz?

- Yirmi sekiz gün kadar oluyor. Varto'dan Kânûn-i Sânî'nin otuz
birinci günü hicret etdik. Yollarda bulunduk.

- Varto'dan hicret edeceginiz zaman Rus ve Ermeni çeteleri ahâlî-i
Islâmiyyeye ne gûnâ mu'âmelede bulundugunu aynen görmüs iseniz
beyân
ediniz.

- Biz Varto'da bulundugumuz zamanda düsmanin Hinis'dan Varto'ya dogru
ilerilemekde oldugunu ve ugradiklari köylerdeki zükûrun kâffesini
ve
inâs kisminin gençlerini nâ-mesrû' sûretde icrâ-yi fuhsiyyât
etmek
üzere yed-i zabitlarina geçirerek, çocuklarla ihtiyâre kadinlari da
kezâ kesilmekde ve bir takimi hâne içerisine koyup yakmakda ve
hâmile
kadinlari da süngüye takip teshîr eylemekde olduklarini Hinis
cihetinden Varto'ya firâr eden ahâlî-i Islâmiyye bize haber
verdiler.

- Meshûdâtiniz nedir?

- Meshûdâtim Hinis'dan Varto'ya hicret eden tahmînen bes yüzü
mütecâviz erkek ve kadin ve çocuklari, yolda berf ziyâde olmasindan
bi'l-istifâde, arkadan yetisen Ermeni ve Rus piyâde ve mezkûr
nüfûslari kâmilen Arpaderesi nâm mevki'de kursun ve kilinç ile
darb ve
katl ile yanlarinda bulunan hayvânât ve esyalarini gasbeylediklerini,
Varto'da yine Arpaderesi civârinda hâkim tepede onlarin mezâlim ve
senâ'atini re'yü'l-ayn gördüm. Ma'lûmât ve meshûdâtim
budur.

- Ifâdeniz dogru ise imzâ ediniz.

- Evet dogrudur imzâ ederim.

Mahall-i imzâ

Ali

Varto zabit kâtibi olup hicretle el-yevm Ma'den'de müte'ehhilen
sâkin
otuz bes yaslarinda Tevfik Efendi bin Yakub Efendi'nin, Rus ve
Ermeniler tarafindan ahâlî-i Islâmiyyeye edilen mezâlim
hakkinda ma'a't-tahlîf zabtolunan ifâdesidir.

Fî 23 Mayis sene [1]332

- Siz Varto'da ne hizmetde idiniz?

- Mahkeme zabit kitâbetinde idim.

- Ne zaman hicret etdiniz?

- Otuz bir Kânûn-i Sânî'de düsman memleketi istîlâ eder iken
hicret
etdik. Bir mâha karîbdir mahkeme a'zâsindan Ali Efendi ile
berâber
Ma'den'e geldik.

- Rus ve Ermeni çeteleri ahâlî-i Islâmiyyeye karsi ne gibi
mu'âmelede
bulunmusdur? Dogrusunu söyleyiniz.

- Düsman Hinis'dan Varto'ya dogru gelir iken bizler Varto'ya iki
sâ'at
mesâfede bir hâkim tepede düsmanin gelip gelmedigini tarassud
etmekde
idik. Rus ve Ermeniler Merkemsit ile Kötan arasindaki tepede Hinis
tarafindan gelen muhâcirlerine yetisdiler. O zamanda aksam üzeri
sâ'at
tahmînen on olmusdu. Ahâlî-i Islâmiyyeyi ya'ni kadin, erkek,
çocuklarin bir kismini kursun ve kilinç ile telef ve genç kadin ve
kizlari bi't-tefrîk berây-i fuhsiyyât alikoydugunu ve bir kismini
dahi
ya'ni ihtiyarlari samanliga doldurup ihrâk bi'n-nâr ediyorlar idi.
Mesâfeleri bizimle yirmi dakîka kadar vardi. Biz bu hâli gördük,
hemen
geceleyin ma'a-â'ile mal ve memleketimizi terkle hicrete mecbûr
olduk.

- Ifâdeniz var ise beyân ediniz.

- Hayir baska bir diyecegim yokdur. Meshûdâtim budur. Imzâ ederim.

(Tevfik)

An-asl Muslu olup muhâcereten Ma'den'in Cami'-i Kebîr
mahallesinde
sâkin Mevlüd Efendi bin Ibrâhim Efendi'nin ber-vech-i zîr
zabtolunan ifâdesidir.

Fî 1 Haziran sene [1]332

- Hicret edeceginiz esnâda Rus ve Ermeni çeteleri ahâlî-i
Islâmiyye
hakkinda ne gûnâ mu'âmelede bulundu ise dogrusunu söyleyiniz.

- Rus ve gerek bunlar miyâninda bulunan Ermeni çeteleri ahâlî-i
Islâmiyye hakkinda etdigi mezâlim târîhiyle hâtirimdadir. Söylece
arzederim ki; 25 Tesrîn-i Sânî sene [1]330 târîhinde Saray
kazâsinin
Mirkeho karyesi ahâlîsini ya'ni zükûr ve inâs ve çocuklari
bütün tezek
içerisine gaz dökerek bunlari kâmilen ihrâk etdiler. Aynen
gördüm. Ve
ondan sonra 7 Kânûn-i Sânî sene [1]330 târîhinde Yamanyurd
karyesiyle
Heretil ve Bilecik karyesinde zükûr ve inâsin kâmilen hânelerinde
yakmisdir. Ve Gevar kazâsina merbût Bacirge nâhiyesine merbût Siro
ve
Künbet karyelerini dahi 28 Nisan sene [1]331 târîhinde ahâlînin
bir
kismi hicret ve bir kismi da köylerde görerek der-destle Bacirge
karyesinde ihrâk ve kesdiklerini ve 31 Kânûn-i Sânî sene [1]331
târîhinde Mus'un tahliyesi esnâsinda mevsûkan aldigim ma'lûmata
nazaran, düsman Azak[p]ur nâhiyesinin Örüma[n] karyesindeki zükûr
ve
inâs ve çocuklari ihrâk ederek oradan Kod ve Bulanik karyesine
gelerek
orada bir takim fecî' senâ'at ve mezâlim icrâ etmisler. Evvelki
ifâdemde aynen gördügüm vechile bu mezâlim miyâninda Rus ve gerek
Ermeni çetelerin genç kizlari alip fi'l-i senî' icrâ
eylediklerini
gördüm ve bu ma'lûmât ve meshûdâtim, düsmanin nerede bulundugu
ve
sûret-i hareketini görüp taht-i tarassudda bulundugumuz zamanda
görmüs
idim.

- Baska ma'lûmât ve meshûdâtiniz yoksa imzâ ediniz.

- Ma'lûmât ve meshûdâtim budur ve dogrudur. Imzâ ederim.

Mevlüd Hakki

Isbu üç buçuk sahîfelik evrâk-i mazbûta me'âlinden müstebân
buyurulacagi vechile Rus ve bunlar miyâninda Ermeni çeteleri Van
vilâyetiyle Mus sancagi ve tevabi'i kazâ ve nâhiye ve karyelerine
hîn-i duhûllerinde ahâlî-i Islâmiyyeden zükûr ve inâs ve
çocuklarini
gazyagli tezek ve hâne derûnunda ihrâk ve yolda der-dest etdiklerini
de kasatura ve hâmile kadinlari süngü ile katl ve bazi genç
kizlarin
irzina geçerek her türlü mezâlim ve senâ'ati icrâ eylediklerini
mazbût
ifâde varakasinda muharrer zevât, aynen gördüklerini
ma'a't-tahlîf
izhâr ve sehâdet etdiklerini mübeyyin isbu fezleke müstereken
tarafimizdan tanzîm ile imzâ edildi.

Fî 1 Haziran sene [1]332

Polis Komiseri

Ali Cemâl
Jandarma Tabur Kumandani Vekîli

Mehmed


BOA. HR. SYS. 2872/3, Belge no: 12-14, 16, 18-26, 28-39, 41-44

Geri Dön

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages