İYİ İNSAN OLALIM, HEP İYİLİK YAPALIM!

67 views
Skip to first unread message

mavizaman

unread,
Jul 18, 2007, 2:13:27 PM7/18/07
to sual-...@googlegroups.com

Sual1 -Buyruluyorki:" Kitap okurken, kendimiz okuyormuş şeklinde değil de, o büyükler anlatıyormuş gibi dinlersek istifade çok olur ."

Bu mübarek söze istinaden Mektubat-ı Şerifeyi okurken İmam-ı Rabbani(kudduse sirruh) hazretlerini(ve diğer çok yüksek Ehli sünnet alimlerini) nasıl O(kudduse sirruh) anlatıyormuş gibi dinleyebiliriz?(Kendisinin  çok mübarek şemallerini bilmiyoruz.)

CEVAP1:

İYİ İNSAN OLALIM, HEP İYİLİK YAPALIM!*

Allahü teâlâ, iyi insanı sever, Allahü teâlânın sevgisini kazanmak için çalışana (Sâlih insan), (İyi insan) denir. Allahü teâlânın sevgisini kazanmış olana (Velî), (Evliyâ) denir. Başkalarının da iyi insan olması için çalışan Velîye (Mürşid) denir. İyi insan olmak için, Allahü teâlâya karşı iyi olmak ve Peygamber efendimize karşı iyi olmak ve bütün insanlara karşı iyi olmak lâzımdır. Bir kimsede bu üç iyilikden biri bulunmazsa, buna iyi insan denilemez. Allahü teâlâya karşı iyi olmak, Onun var olduğuna, bir olduğuna, herşeyi Onun yaratdığına, yapdığına inanmak demekdir. Her insanın, her canlının ve her cansız cismlerin ve kuvvetlerin yapdıkları herşeyi, O irâde edip, dileyip halk etmekde, var etmekdedir. Muhammed aleyhisselâma karşı iyi olmak, Onun Allahü teâlânın Peygamberi olduğuna, bütün Peygamberlerin ve bütün insanların en üstünü, en kıymetlisi olduğuna ve her sözünü Allahü teâlâ tarafından söylediğine (îmân etmek), inanmak ve Ona tâbi' olmak, uymakdır. Onun sözlerine (Hadîs-i şerîf) denir. Ona inanmak ve uyabilmek için, Onun sözlerini, hareketlerini ve işlerini, iyi ve fenâ dediklerini öğrenmek lâzımdır. Ya'nî (İlm) lâzımdır.

Müslimânın öğrenmesi lâzım olan bilgilere (İslâm ilmleri) denir. İslâm bilgileri ikiye ayrılır: (Din bilgileri) ve (Fen bilgileri). Din bilgileri de ikiye ayrılır: (Beden bilgileri) ve (Kalb ile îmân bilgileri). Beden bilgileri, yapılması iyi ve lâzım [Farz] olan ve yapılması fenâ ve yasak [Harâm] olan şeyleri bildiren ilmlerdir. Din ilmlerini Muhammed aleyhisselâm bildirdi. Bunlara (İslâmiyyet) denir. Beden bilgilerine (Ahkâm-ı ilâhiyye) veyâ (Ahkâm-ı islâmiyye bilgileri) denir. İslâmiyyeti doğru olarak öğrenip anlatan ve kitâblarına yazan âlimlere (Ehl-i sünnet âlimleri) denir. Ehl-i sünnet âlimleri, bu ilmleri, (Kur'ân-ı kerîm)den ve (Hadîs-i şerîf)lerden anlamışlar, kendi düşüncelerini karışdırmamışlardır. Kendi düşüncelerini de karışdıran âlimlere (Bid'at ehli) veyâ (Dinde reformcu), ya'nî sapık denir. Ehl-i sünnet âlimleri, ilmde (İctihâd) derecesine yükselmiş olan mürşidlerdir. Zemânlarında mevcûd olan fen bilgilerine de âşinâdırlar.

Bir Mürşid-i kâmilin sohbetinde, ya'nî yanında bulunup, ahkâm-ı islâmiyye bilgilerini işiten kimse, hem ahkâm-ı islâmiyyeyi öğrenir. Hem de, Onun mubârek kalbinden yayılan nûrlara kavuşur. Bu nûrların yayılmasına (Feyz) denir. Güneş, dâimâ, gördüğümüz ziyâları neşr etdiği, yaydığı gibi, (ultra-viyole) ve (infera ruj) dediğimiz, görülemiyen şuâlar da neşr etmekdedir. Göremediğimiz (Laser), (Röntgen), (Katod) ve (Ölüm) şuâları da vardır. Herbirini hâsıl eden kaynakları vardır. Resûlullahın mubârek kalbinden dâimâ hâsıl olan, devâmlı fışkıran, görünmiyen şuâlar da vardır. Bu şuâlara [ışınlara] (Nûr) denir. Bu şuâlar, Eshâb-ı kirâmın, ya'nî yanında bulunan müslimânların kalblerine, isti'dâdları, ya'nî alabilecekleri kadar geldi. Herkesin isti'dâdı, islâmiyyete uyduğu kadardır. Eshâb-ı kirâmın her biri, Ehl-i sünnet âlimi idi. Her biri, kendisine gelen nûrlardan, feyzlerden, Resûlullaha olan îmânının ve muhabbetinin kuvveti kadar alabildi. Ebû Bekr-i Sıddîkın îmânı ve sevgisi, hepsinden çok olduğu için, hepsinden çok feyz aldı. Birisini sevmek, onun sevdiklerini sevmek, onu üzenleri sevmemek, her işinde ona tâbi' olmak, hizmet etmekdir. İnsanın kalbi, fosforesans madde gibidir. Aldığı nûrları saçar. Eshâb-ı kirâmın kalblerinin saçdığı nûrlar, Tâbi'înden, muhabbet sâhiblerinin kalblerine girdi. Böylece, her asrdaki muhabbet sâhibleri kendi mürşidlerinden, hem islâmiyyeti öğrendiler. Hem de feyz aldılar.

Bir kimsenin kalbi, kendi mürşidinin kalbine, Resûlullahdan gelmiş olan feyzlere kavuşursa, bunun îmânı kuvvetlenir. İslâmiyyete uyması, ibâdet yapması kolay ve tatlı olur. Nefsi, günâh, kötü arzûlarından vazgeçer. Aklı, ticâret, zırâat ile, halâl kazanmakla, fen, san'at, hukûk, cihâd ve astronomi gibi dünyâ işleri, hesâbları ile meşgûl olur, herkesin müşküllerini çözer ise de, kalbinde bunların hiçbiri bulunmaz. İbâdetlerini ve her işi ve her iyiliği, yalnız Allahü teâlâ emr etdiği için yapar. Başka bir menfe'at düşünmez. Kalbine, rûh âleminin bilgileri gelir. Seyyid Abdülhakîm-i Arvâsî "rahmetullahi aleyh" böyle idi. Îmân ve fıkh bilgilerinden ve her meslekden, her fenden sorulanlara verdiği cevâblar, dinleyenleri hayretde bırakırdı. Çalışarak, akl ile öğrenilen din ve fen bilgilerine (İlm) denir. Mürşidin kalbine gelen bilgilere (Şühûd) ve (Ahvâl) denir. Allahü teâlânın ve sıfatlarının şühûduna (Ma'rifet) denir. Allahü teâlânın ma'rifeti, yalnız Onun var olduğunu, âlemin ya'nî her mahlûkun yok olduklarını, aynadaki hayâl gibi, bir görünüş olduklarını anlamakdır. Sıfatlarının ma'rifeti, hiçbir şeye benzemediklerini anlamakdır. Bu iki ma'rifete, (Ma'rifet-ullah) ve (Fenâ-fillah) denir. Buna kavuşana (Ârif) denir. Ârif olan, kimseye kötülük yapamaz. Herkese hep iyilik yapar. Allahü teâlânın sevgili kulu, bir mürşid olur. Hem islâmiyyet ilmlerini, hem de feyz yayar. Bunun yaydığı ilmlere mürşid denmez. İlmi yayan insana mürşid denir. Ya'nî mürşid, insan-ı kâmil demekdir. Herkese, vatana, millete hayrlı, fâideli, olgun bir müslimân demekdir. Mürşidden feyz gelmesi için, islâmiyyeti bilmek ve tatbîk etmek [uymak] şartdır. Meselâ, bir kadın islâmiyyete uymak isterse, başını, saçını, kollarını, bacaklarını, yabancı erkeklere göstermemesi, sokağa çıkarken, yüzünden ve avuçlarından başka yerlerini örtmesi lâzımdır. İslâmiyyete uymıyana feyz gelmez. Hem de tevbe etmezse, Cehennem ateşinde yanacağı bildirildi. Gelen feyzlerden, kalbin alabilmesi için de, mürşidin kemâlini anlamak ve inanmak ve kendisini bunun için sevmek lâzımdır. Böyle sevene, mürşidin kitâblarını okurken de feyz gelir. Sohbetde mürşidi dinlerken veyâ kitâbını okurken, feyz almağa kavuşan kimse, mürşide uzakdan (Râbıta) yapınca, ya'nî sûretini, yüzünü hayâline getirince [hâtırlayınca] da feyz alır. Eski mürşidlerin kabrlerini ziyâret edince, onlardan da feyz alır.

*Eshâb-ı Kirâm "Aleyhimürrıdvân" kitabından alındı.

Sual2 -Hüseyin Hilmi Işık(rahmetullahi teala aleyh) efendi  hazretlerinin hayatta iken kaydedilmiş sohbet kaseti (ses veya görüntü gibi) mevcut mudur ? Ben kendilerini resimlerinden tanıyorum. Sağ iken şereflenebilmek nasip olmadı. Ben kendilerini çok merak ediyorum.

CEVAP2;

Mevcut olduğunu biliyorum ancak temini mümkün mü, bilmiyorum. Bu meseleyi Hakikat Kitabevi Müdürü muhterem Osman Karabıyık Hocaefendi ile görüşmek/yazışmak faydalı olabilir.

Sual3 -Hızır aleyhisselam halen hayatta mıdır ?O'nun hayatta olması gerçek vücudu ile midir yoksa mana aleminde midir ? Silsileyi aliyye alimlerimizin mübarek hayatlarını okurken Hızır aleyhisselam ile olan menkıbelerini de okuyoruz.

Peygamber efendimiz(sallahü aleyhi ve sellem),Hızır aleyhisselam için:" Eğer sağ olsa idi, Bizi ziyaret ederdi" buyurmuşlar mıdır ?

Hızır aleyhiselamın oturduğu yerden kalkınca oranın yeşillendiği,sağ baş parmağının pamuk gibi beyaz,kemiksiz ve yumaşacık olduğunu ve her (salih) müslümana hayatında birkaç kez göründüğünü duydum.Bu bilgiler sahih midir ?

CEVAP3:

 

Hızır aleyhisselam

Sual: Bazıları, "Hızır gibi efsanevi kimseler, uydurmadır" diyor. Hızır aleyhisselam hakkında hadis yok mudur?
CEVAP
İslam âlimleri, Hızır aleyhisselamın varlığı hakkında değil, Peygamberliği hakkında ihtilaf edip, kimi nebi, kimi de veli demişlerdir.

İmam-ı Rabbani
hazretleri, Hızır aleyhisselam ile görüşüp konuştuğunu; fakat, vefat ettiğini, ruhunun insan şekline girdiğini bildirmektedir. [M. 282]

Hazret-i Hızır'ın, birçok evliya ile görüştüğü bilindiği için hayatta olduğunu söyleyenler olmuştur. Fakat ehl-i sünnet âlimlerinin hiçbiri "Hızır diye birisi yok" dememiştir.

Kehf suresinin 60-72. âyetlerinde, Musa aleyhisselamla Hazret-i Hızır'ın arkadaşlıkları anlatılmaktadır. Tefsir ve hadis kitaplarında, Musa aleyhisselamın arkadaşının Hazret-i Hızır olduğu bildiriliyor. (Beydavi, Celaleyn, Medarik, Buhari),

Hazret-i Hızır hakkındaki hadis-i şeriflerden biri şöyle:
(Hızır, kuru bir yere beyaz bir post serip üstüne oturunca, kuru yer birden yeşillenir. Biten yeşil otlar, arkasında sallandığı için ona Hızır denmiştir.) [Buhari]
[Hızır, yeşil demektir.]

KAYNAK:

http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=3167

Ek:

Bazı ince meseleleri bildirildiği kadarla öğrenip, bununla iktifa etmek evlâdır.

Sual4 -Mübarek Saadet-i ebediyye kitabında bazı kelimelerin imlası biraz farklı kullanılmış.Mesela :

Akıl-akl

Şükür-şükr

Vakit-vakt

Namaz-nemaz

Türlü türlü-dürlü dürlü

Tehlike-tehlüke

Bahçe-bağçe

Bey-beğ ....  gibi

S.ebediyye kitabında bu kelimlerin  asıl  doğrusu yazılmış değil mi ?

CEVAP4:

Evet, Tam İlmihâl Se'âdet-i Ebediyye kitâbı doğru din ve fen bilgileri hazinesi olmasının yanı sıra bir Türkçe şaheseridir. Her kelimesi bilgi bakımından kıymetli olduğu gibi doğru imlâ bakımından da çok değerlidir.

 

Sual5 -Buyruluyorki:" Ne mutlu Allah'ın dinini yayanlara. Kitap ile ilm ile yaymanın sevabı, dövüşerek şehit olanın sevabından daha çoktur." Bende bu mübarek söze istinaden inşallah  yakın çevreme ehl-i sünnet alimlerinden nakil mübarek  kitapları hediye etmeye niyetlendim ve ilk etapda Osman Ünlü Bey'in "Gönül Pınarı" adlı kitabından 5 adet internet vesilesi ile ( idefixe.com isimli siteden)sipariş ettim.Kitaplar geldi.

-Aslında ben evvela Hasan Yavaş Bey'in "Herkes için İlmihal" kitabını sipariş edecektim.Ancak internetteki kitap satış sitelerinde mevcudu kalmamış. Babıali Kültür Yayıncılığını aradım.Onlarda kendilerinde mevcudunun kalmadığını ve İlmihal kitabının tekrar ne zaman basılacağının belli olmadığını söylediler. Kitap Alanyadaki kitapçılarda da yok.Acaba bu ilmihal kitabını temin edebileceğim başka bir kitapçı veya site adresi biliyor musunuz ?

-Neden Saadet-i Ebediyyeyi ve İslam Ahlakı, Faideli  Bilgiler vb gibi hakikat kitab evinin mübarek kitaplarını hediye etmiyorsun diyebiliriniz. Çünkü bu mübarek kitapların çevremdeki insanlara belki  ağır gelebileceğini  düşünüyor ve bu sebeplede evvela BKY'nın kitaplarını vermek istiyorum. Böyle düşünmekte hatalı mıyım ? Siz bu hususta ne dersiniz?  

CEVAP5: Hakikat Kitabevinin Türkçe kitapları herkesin kolaylıkla anlayabileceği şekilde yazılmış kıymetli kitaplardır. Ayrıca, büyük âlim ve velilerin sözlerinden meydana geldiği ve zamanımızın en büyük âliminin nurlu kaleminden neşrolunduğu için; anlayamadıkları yerler bulunsa bile okuyanlar, rabbânî tesirle istifâde eder, kalbleri aydınlanır ve olgunlaşırlar. Bu ve daha pek çok başka sebeplerle, Hakikat Kitabevi yayınlarını okumak, okutmak, satmak veya hediye etmek suretiyle insanlara ulaştırmaktan daha kıymetli bir hizmet, bir tavsiye bilmiyorum.


--
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages