TIKLAYINIZ:
http://sanatalemi.net/KoseYazilari.asp?nereye=yazioku&ID=7248
Türkçemizi Sal'a Bindirip Sel'e Verenler
Yavuz Bülent Bakiler
İsimden nisbet sıfatları yapmak için kullanılan bu sel-sal eklerinin
hemen her kelimenin arkasına yapıştırılmasından güzel Türkçemiz adına
üzüntü duyan ve kaygılanmaya başlayan Prof. Dr. Ziyaettin Fahri
Fındıkoğlu, bir yazısında şöyle demişti:
"Türkçeyi sal'a bindirip sel'e verdiler!."
Fındıkoğlu, bu "sal" ve "sel" eklerinin Fransızcadan alınmasına ve
Arapçanın (î) aidiyet ekinin yerine konulmasına şiddetle
itirazediyordu ve bir yanlışın yerine başka bir yanlışın getirilmesini
dilimiz açısından kat'iyyen doğru bulmuyordu.
Prof. Dr. Z. F. Fındıkoğlu'nun üzerinde durduğu birinci
yanlış,Arapçadan aldığımız (î) aidiyet ekiyle nisbet sıfatları
yapmamızdı. Çünkü Türkçemizde, on ayrı şekilde, isimden sıfat yapmak
mümkünken Arapçanın (î) ekini almamız yanlıştı. Bu, aynı zamanda
dilimizi fakirleştiren biryoldu. Prof. Dr. Fındıkoğlu'na göre,
Arapçadır diyerek (î) aidiyet ekini atmak, bu defa Fransızcanın sal-
sel eklerini dilimize bulaştırmak ikinci bir yanlıştır.
Ben, çeşitli vesilelerle, isimden sıfat yaptığımız bu (sal) ve (sel)
eklerinin Fransız gramerinden alındığını, Fransızcaya da Lâtinceden
geçtiğini söylediğim zaman, şiddetli itirazlarla karşı karşıya kaldım.
Şimdi konuyu burada tekrar ele almak istiyorum. Bu (sal) ve (sel)
ekleri Türkçe mi Fransızca mı? Dilimize bulaştırılan bu ekler,
Türkçemizi zenginleştirdi mi, fakirleştirdi mi?
Bizim, Cumhuriyet devrimimizin en önemli yazarlarından biri, Falih
Rıfkı Atay'dır. Atatürk'ün en yakın çevresinde bulunan, yıllarca
milletvekili olarak çalışan ve Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde
başmakaleler yazan Falih Rıfkı atay'ı, bugüne kadar okumayanlar
ziyandadırlar. Bana göre, ÇANKAYA isimli eseriyle Cumhuriyetimizin ilk
yıllarını, Atatürk'ü ve Atatürk inkılâplarını en iyi bir şekilde
anlatanların başında, Falih Rıfkı Atay bulunuyor. Onun Türkçesini,
büyük bir zevkle okuduğumu burada, bilhassa belirtmek istiyorum. Bu
(sal) ve (sel) eklerinin yanlış eklerinin yanlış kullanıldığına dair,
size bir de Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu'nu şahit göstereceğim.
Tahsin Banguoğlu, bizim Türk Dili ve Edebiyatı profesörlerimizden
biri. Türkçenin Grameri isimli, 628 sayfalık ilmî bir eseri var.
Banguoğlu'nun eski Millî Eğitim Bakanlarımızdan olduğunu da ayrıca
belirtmek istiyorum. Şimdi burada, Falih Rıfkı Atay'la, Prof. Dr.
Tahsin Banguoğlu arasındaki bir konuşmayı size özetlemek istiyorum. Bu
çok önemli konuşma, daha sonra Tahsin Banguoğlu tarafından kaleme
alındı ve Dünya gazetesinin 16-17-18-19 Eylül 1965 tarihli
nüshalarında yayımlandı.
Prof. Dr. Banguoğlu, yazısına şöyle başlıyor; diyor ki:
"Dil bahislerinde, sayın Falih Rıfkı Atay'la, eskiden beri, kolay
anlaşırız. Ondaki anadil hâkimiyeti ve katıksız dil zevki, bendeki -
karınca kararınca- dil bilgisi ile karşılaşınca, hemen her defasında,
aynı görüşe varmışızdır. Geçenlerde bana sordu:
- Bu sel'li sal'lı kelimelere şimdi ne diyorsun?
- Gene uydurma diyorum... Bilirim, sen bunlardan hiç hoşlanmazsın.
- Hiç! Dedi. Senin bu nisbet sıfatları üzerine bir incelemen vardı.
Onu yeniden okumayı isterdim.
- Göndereyim, dedim. 1943 yılında Ülkü dergisinde çıkan 3 parça
yazının kesitlerini kendisine gönderdim. Dostum Atay, bir Pazar
Konuşması'nda bunlardan bahsetti. Bu incelemeyi yeniden Dünya'da
yayımlamayı okurlarına vaat etti!"
Prof. Tahsin Banguoğlul diyor ki: "Demek ki dilimizi millîleştiriyoruz
derken de, yine yabancı dillere özenmişiz. Önce, bütün bu medeniyet
dillerinin Türkçeden geldiğini iddia edecek kadar ileri varmışız.
Bunun pek çiğ kaçtığını görünce de bu uydurduğumuz ekleri savunmak
için: "Canım bunlar zâten Türkçede var, uysal gibi, kumsal gibi"
demişiz. Aslında, o kelimeler de bir şey ifade etmez.
Meseleyi, bizim gibi dil kompleksinden, aşağılık duygusundan uzak,
sadece dilin ihtiyaçları ve imkânları açısından görenler, baştan beri
bu türlü tasarrufları hoş karşılamamışlardır. Bize göre burada da
doğru yol önümüzdedir. Fransızcada olduğu gibi, Türkçede de anlam
incelikleri ile isimden sıfat yapan, bir sıra ekler ve şekiller
vardır."
Böyle söyleyen Prof. Dr. T. Banguoğlu, Arapçada sadece (î) ekiyle
isimden sıfat yapıldığını, Fransızcada 6 türlü isimden sıfat
yapıldığını Türkçede ise, 10 ayrı şekilde, isimden sıfat yapıldığını
belirtiyor. Böylece Fransızların sel ve sal ekleriyle isimden sıfat
yapılınca, Türkçemizin zenginliğinin bozulduğunu, dilimizin
fakirleştiğini iddia ediyor.
Dil bilginimiz Prof. Banguoğlu'na göre, Türkçede 10 ayrı ekle ve
şekilde isimden nispet sıfatı yapmamız mümkün. Banguoğlu, Türkçemizin
zenginliğini, örnekleriyle şöyle açıklıyor:
1 - (lik) ekiyle isimden sıfat yapmamız: Şahsî değil, kişisel değil
Kişilik
2 - (den) ekiyle isimden sıfat yapmamız: Ananevî değil, geleneksel
değil Gelenekden
3- (si) ekiyle isimden sıfat: Abidevî değil, Anıtsal değil, Anıtsı
4- (li) ekiyle isimden sıfat: Tecrubî değil, Deneysel değil, Denemeli
5- (ce) ekiyle isimden sıfat: Dinî değil,Dinsel değil, Dince
6- (ci) ekiyle sıfat: Teessürî değil, Duygusal değil, Duygucu
7- Tayinsiz isim takımıyla: Ruhî değil, Ruhsal değil, Ruh (hâli)
8- Sıfat olan madde isimleriyle: Madenî değil, Madensel değil, Maden
9- Sıfat olan yer ve yön isimleriyle: İptidaî değil, ilksel değil, İlk
(öğretim)
10. Başka fiil üremeleriyle: İstillaî değil, Kaplamsal değil,
Kaplayıcı
Prof. Banguoğlu, bu örnekleri verdikten sonra diyor ki: "Burada
görüldüğü gibi,Türkçemizde 10 türlü, isimden nispet sıfatı
yapılmaktadır. Hâlbuki bu nispet sıfatları Arapçada tek şekillidir.
(î) aidiyet ekiyle yapılmaktadır. Biz de Fransızcanın sadece sel ve
sal ekleriyle isimden sıfat yapmaktayız!"
Biz, Fransızcanın bu sel ve sal eklerini de çok yanlış olarak
kullanıyoruz. Meselâ: Kamu alanı, ev artıkları, sanat çalışmalarım,
elektrik akımı.... Gibi doğru ifadeleri çarpıtıyoruz: Kamusal alan,
evsel artıklar, sanatsal çalışmalarım, elektriksel akım..." diyoruz.
Meselâ bizim bir Bölge Valimiz var. Bu doğru bir tamlamadır. Ama
Başbakan ne zaman o Bölge Valimize gitse, ondan mutlaka "Bölgesel
sorunlar hakkında bilgi almaktadır." "Bölgesel sorun" ifadesi
yanlıştır. Eğer bu ifade doğru ise "Bölge Valimize de Bölgesel Vali"
dememiz gerekir. Bizim bankalarımız ev alanlara ev kredisi veriyor. Ne
kadar garib: Tarımla uğraşanlara da "Tarımsal kredi" açıyor. Olur mu?
Tarımsal kredi ifadesi doğru ise: Ev kredisi demek yanlıştır. Evsel
kredi dememiz gerekecektir. Bazı kimseler sanıyorlar ki, Fransızın bu
sel-sal eki hangi kelimenin kuyruğuna yapıştırılırsa, o kelimeyi
derhal öztürkçe yapar. Tarih Arapça; Tarihsel öztürkçe! Kent Farsça
bir kelime. Kentsel ise öztürkçe! Ne kadar yanlış! Sal ve sel eklerini
hiç sevmiyorum.
CEVAP:
Hatice, yazıyı okudum. Sel-sal ekleriyle ilgili tespitler doğrudur
ancak Y.B. Bakiler'in Arapça'dan alınan nisbet î'sine muhalefet etmesi
yanlıştır. Biz Arapçayla bin yıldan fazladır iç içeyiz. Kitabımız
Arabî lisan iledir. Cennet lisanı Arapça'dır. Dilimize Hıristiyan
Frenk dili Fransızca'dan, İngilizce'den geçen bir ekden, bir kelimeden
elbette rahatsız oluruz ve bunu istemeyiz. Ancak, atalarımızın Arapça
ve Farsça'dan aldığı her kelime, ek ve tamlamayı dilimizin zenginliği
sayarız. Yavuz Bülent, dinî hassasiyetleri gözetmediği için hadiseyi
kavmiyyetçilik nazarından mütalaa ediyor. Bu bakımdan çok kere yanlışa
düştüğü görülüyor. Serbest şiir de yazan Bakiler, yeri geldiğinde
Üçüncü Yeni'nin eleştiri oklarına hedef olabileceklerden biridir.
Selamlar.
Sefa Koyuncu