“Bütün nimetlere ve meyvelere, zatları için muhabbet edilse, yalnız maddî lezzetleriyle gafilane telezzüz etse o muhabbet nefsanîdir. O lezzetler de geçici ve elemlidir. Eğer Cenab-ı Hakk'ın iltifatat-ı rahmeti ve ihsanatının meyveleri cihetiyle sevse ve o ihsan ve iltifatatın derece-i lütuflarını takdir etmek suretinde kemal-i iştiha ile lezzet alsa hem manevî bir şükür hem elemsiz bir lezzettir.” (Sözler, Otuz İkinci Söz) |
Ey bütün hamd ve senaların hak sahibi, Ey yüceliği her şeyden üstün olan, şan ve şeref sahibi, Ey fahr ve bahâ, hüsün ve kemâlât sahibi, Ey ahidlerde bulunup sözünde duran, peyman ve vefa sahibi, Ey günahları affeden, rızası esas olan, af ve rıza yalnız kendisinden beklenen, Ey iyilik ve atiyyeleri bol olan, zahirî ve batinî nimetler, rahmetler ihsan eden, Ey hall ve fasl ve tefrik eden kat’î ve hak hüküm sahibi, Ey azîz ve bakî olan, izzet ve bekâ sahibi, Ey nimeti bol, kendisi çok cömert olan Cevvâd-ı Kerîm, Ey karşılıksız bol ihsan eden, üstün kılan, gizli nimetler sahibi, Sen aczden ve şerikten, kusurdan münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdad etsin. El-aman el-aman! Bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar. |