“Nefsine muhabbet ise: Ona acımak, terbiye etmek, zararlı hevesattan men'etmektir. O vakit nefis sana binmez, seni hevasına esir etmez. Belki sen nefsine binersin. Onu hevaya değil, hüdaya sevk edersin.” (Sözler, Otuz İkinci Söz) |
ALLAHIM, Yine İsimlerinle sana nida edip yalvarıyor, arz-ı niyaz ediyorum. Ey istemediği şeye mani olan tecavüzleri durduran, hudud koyan Mani’, Ey belâları, musibetleri, zararları, mânileri düşmanları, defeden Dafi’, Ey faydalı şeyleri yaratan, her şeye çok menfaatler iyilikler takan Nafi’, Ey her sesi duyan ve her sadayı işiten Sami’, Ey her şeyin maddî ve manevî yükselmesi elinde bulunan Rafi’, Ey her şeyi yaratan her şeyde âsâr-ı san’atı görünen Sani’, Ey dilediği kullarına taraf çıkan hak ettikleri cezayı affeden Şafi’, Ey irade ettiği maddî manevî her şeyi ve her zıddı mümanaatsız bir araya toplayan Cami’, Ey esma ve sıfat ve şuunatıyla her şeyi ihata eden, hiçbir şey icraatı dışında kalmayan Vasi’, Ey dilediği maddî ve manevî her şeye vüs’at veren genişleten Mûsi’, Sen aczden ve şerikten, kusurdan münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdad etsin. El-aman el-aman! Bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar. |