“Ey bedbaht ehl-i dalâlet! Bak, dalâlet yolu ne kadar karanlıklı ve elemli! Ne zorun var ki oradan gidiyorsun? Hem bak, iman ve tevhid yolu ne kadar kolay ve safâlı! Oraya gir, kurtul.” (Sözler, Otuz Üçüncü Söz) |
Ey sonsuz derece celalli ve yüce olan haşmet sahibi Celîl, Ey nihayetsiz, gerçek güzellik sahibi olan Cemîl, Ey her şeyi yoluna koymakta kendisine en fazla güvenilen Vekîl, Ey mahlûkatın ihtiyaçlarını tekeffül eden, zorluklarını üstüne alan güven veren Kefîl, Ey hak ve hayrın rehberi, her iyiliğin ve doğrunun Delili, Ey ayağı kayıp düşecek olanları tutup kaldıran, affeden Mukîl, Ey her cihetle küçük büyük gizli aşikâr her şeyden haberdar olan Habîr, Ey yumuşak davranan, gizli inceliği bilen, her şeyde nazik cemal-i sanatı görünen Latîf, Ey herkese galib gelen her bir mevcuda haddini bildiren sonsuz izzet sahibi Azîz, Ey her şeyin gerçek sahibi, bütün mevcudatın mutlak maliki, hükümdarı olan Melîk, Sen aczden ve şerikten, kusurdan münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdad etsin. El-aman el-aman! Bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar. |