“Semavatın halk ve tesviyesine muktedir olmayan, beşerin simasındaki teşahhusu yapamaz. Demek, bütün semavatın Rabb'i olmayan, bir tek insanın simasındaki alâmet-i farika olan nakş-ı simavîyi yapamaz.” (Sözler, Otuz Üçüncü Söz) |
Ey mülk ve memleketinde tek ve yekta olarak daim ve kaim olan Mukîm, Ey celâlet ve celâdetinde azîm olan sonsuz büyüklüğünü gösteren Azîm, Ey saltanatında ilk ve son olan ebedî ve ezelî kalan Kadîm, Ey kuluna karşı pek merhametli ve şefkatli olan Rahîm, Ey her şeyi ve her hali tüm veçhiyle en iyi bilen Alîm, Ey kendisinden uzaklaşanlara hilm ile muamele eden, zaman tanıyan birden cezalandırmayan Halîm, Ey dergâhında el açıp arz-ı hacet edene keremini gösteren, ikram eden Kerîm, Ey miktarları, ölçüleri hikmetle belirleyen, takdir eden Hakîm, Ey hükmünde, kazasında ve takdirinde lütuf ve suhuletle muamele eden Latîf, Ey lütuf ve mülâyemetinde kudret ve iktidar sahibi olan Kadîr, Sen aczden ve şerikten, kusurdan münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdad etsin. El-aman el-aman! Bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar. |