HAYLAR "ARMENIYA" ÜLKESINE NEREDEN GELDI?
(HAYLARIN KÖKENI)
Kendilerini Hay olarak adlandiran halkin (sahte Ermeniler) etnognezi
karmasik bir problem gibi pek çok ilmi arastirma ve sempozyumun konusu
olmustur, fakat Hay tarihçi ve bilimcilerinin 5 asirdan beri dolastirmaya
basladigi ipin ucu hala bulunamamistir. Alanlarinda tam anlamiyla söz sahibi
bilim adamlari, Hay-Ermeni tarihini, eski Ermeni halkinin tarihinden
ayirmakta, Hay tarihçilerinin uydurmalarina inanan bilim adamlari ise, bu
iki ayri tarihi birbirine karistirmaktadir. Eski Ermeni halki ile ilgili
önceki yazilarimda bilgi vermistim, burada ise söz konusu Hay halklarinin
kökenidir. Herhangi bir halkin kökenini belirlemek için, etnogenezle ilgili
bilim kanunlari; ilk önce, halkin fizyolojik tipi, tarihi cografyasi,
konustugu dil ve tasidigi kültür dikkate alinmali, çikarilan sonuç tarihi
belgelerle onaylanmalidir.
Haylarin kökeni hakkinda var olan fikirler iki temel gruba ayrilabilir.
Bunlardan biri, Haylarin Anadolu'da yerli halk oldugu fikri üzerinde kurulan
çesitli ihtimalleri, digeri ise Haylarin buraya baska bir yerden gelme halk
oldugu fikridir. Bunlaran ilkini savunanlara göre:
1. Haylar dünyanin en eski halklarindandir, onlar, Nuh'un Agri Dagi (Ararat)
eteklerine yayilmis olan torunlarinin çocuklarindan Hayk'in soyudur.
2. Bugünkü Haylar geçmis Hurri-Urartulardir.
3. Haylar Hint-Avrupa kökenlidir, fakat onlarin ana yurdu Avrupa degil Ön
Asya'dir.
Önce Haylari, yerli halk sayan birinci grup bilim adamlarinin teziyle ilgili
görüsümüzü belirtelim. Çünkü bu gruba dahil olan bazi Hay bilimcileri ve
onlara yol gösteren yabanci meslektaslari, nerede eski "Ermeni" adina benzer
bir söz görseler, Haylarin tarihini oraya baglamak isterler ama farkina
varmazlar ki, bu "Ermeni" o "Ermeni" degildir. Hatta, önceleri, Etrüsklerin
Haylardan türedigini idda eden R. Ellis, daha sonra bu düsüncesini bir yana
birakip, Haylarin tarihini Etrüsk-Bask akrabaligina dayandirmistir.
Anlasilan o ki, R. Ellis Etrüsk dilinde "arimeni" sözünün "maymun" anlamina
geldigini gördükten sonra tezinden hemen vazgeçmistir.
Öncelikle, Haylar eski halk degildir, çünkü IV.-V. asirdan önce bilim
alaninda bir tek Hay sözüne rastlanmamistir. Ikincisi Sümerlerin "Bilkamis"
destanindan kutsal kitaplara geçen Nuh Tufani Efsanesi, Incil'nin
Yunanca'dan Hayca'ya tercümesinde degistirilmis, Haylarin büyük babasi
Hayk'in adi buraya eklenmistir, çünkü ne Yunanca ne de Yahudi dilindeki
Incil'de Hayk adi da Hay sözü de yoktur. Burada Ararat gibi okunan "RRT" ise
aslinda Urartu adinin Samice yazilisidir. Üçüncüsü, eski Hurri-Urartu
halklari Hay olamaz, çünkü onlar Kafkas dilli, Haylar ise Hint-Avrupa dilli
halktir. Dördüncüsü ise, bütün Hint-Avrupa kökenli halklarin önce ana yurdu
Avrupa'da oldugu halde, Haylarin ana yurdunun Ön Asya'da olmasi absürttür.
Ancak, Haylari yerli halk sayanlarin bütün delillerini göz ardi etmek de
dogru degildir. Bu görüslerdeki bazi noktalar, sadece küçük bir düzeltme ile
kabul edilebilir. Mesela, "Haylarin önceleri ana yurdu yoktur", Ermeni
ülkesi "onlarin ikinci ana yurdudur" anlamina gelir; "Hurri-Urartulari Hay
degildir", Haylari, Hurri-Urartu medeniyetini benimseyen, Hurri-Urartu
halkindan bir kismini asimile eden halk saymaktir ya da Nuh efsanesinin Hay
versiyonundaki "Yafes→ Kamer→ Tiras→ Torkom→ Hayk"
soy agacinin (Korinatsi, I.XII) Haylardan önce gösterilen boylarin yerli
mitlere baglandigi düsünülebilir. Böylece Hayk'in Saka boylari Kamer, Tiras
ve Hazer hakani Iosif'in mektubundaki Hazer (azer) soy kökünün Tokarma
(Torkom) boylarindan sonra gösterilmesi de gösterir ki, Haylardan önce
Ermeni ülkesinde ayni Türk boylari yasamislardir.
Haylari, Ermeni ülkesine gelme halk sayan bilim adamlari daha fazla
oldugundan miras yolu ve tarihi hakkindaki versiyonlar da oldukça
çesitlidir. Burada, ayni düsünceler üzerinde etraflica durma imkanimiz yok,
yalniz yeri geldikçe bunlara temas edecegiz. Haylarin etnogenezi meselesi
dogrudan ayni mirasin tarihi ve cografyasi ile iliskili olsa da, önce bu
meselelere açiklik getirebilecek antropolojik tip ve dil hakkindaki bazi
bilgileri hatirlamak gerekir.
Kafkas ve Anadolu halkinin çikik burun kemigi, uzun çenesi ve arkasi düz
kafatasi (yassibas) fizik görünüsü ile ayrilan Haylar, üstelik Avrupali
irkindan olan soydaslari içinde de ayrica "armenoid" kolunu olusturur ki, bu
da onlarin karisik bir etnos oldugunu ortaya koyar. Ilginçtir ki, el isareti
ile sagir-dilsiz dilinde "konusanlar" da Hay (Ermeni), demek istediginde
basinin arkasini elle sivazlama hareketinden faydalanirlar, bu yolla
"yassibas" mecazini ifade etmis olurlar. Dara'nin Sus'taki heykelinin
kaidesinde çesitli halklari temsil eden resimlele birlikte her seklin
üstünde de milletinin yazili adi vardir. Bu resim dizisinde armini resmi
"armenoid" degildir, oradaki diger Saka tiplerine aittir (20, s. 124-125 ve
249-250'deki resimler). Böylelikle, "armenoid" Haylar, fizyolojik tipe göre,
Ermeni ülkesinde yerli halk degildir, daha dogrusu, yerli Ermeni halki Hay
degildir. Haylarin dili de glottogenez bakimindan Hint-Avrupa dillerine
aittir ve yakinlik derecesine göre söyle siralanabilir:
Hay (Ermeni) ↔ Yunan < > Balto-Slavyan ↔ Hint-Iran
Bu sema, bir zamanlar tarihçi Y. A. Manandyan'in ileri sürdügü
"Proto-Haylar Balkan yarimadasinda Illiryalilarla Makedonyalilar arasindaki
bölgede yasamislardir" düsüncesini hakli çikarir. Ayni bilim adami,
XIII.-XII. asirlarda Küçük Asya'ya inen Ermenilerin (Haylar) adlari, M.Ö.
VI. asirda Firat Nehri'nin yukarisindaki Ermeni ülkesine geldiklerinden
Büsut'un yazisinda da belirtilmistir. I. M. Dyakonov ise, ayni tarihi VI.
asirdan XII-X. asirlara kadar eskiye götürür, çünkü o devir Asur yazilarinda
adi anilan Musk kavmini Hay sayar (3, 168-169). Simdilik tarih konusunu bir
yana birakip Hay dilinin özelliklerine bakalim.
Proto-Haylar Ermeni ülkesine geldiklerinde dilleri Hurri-Urartu
unsurlariyla zenginlesti, fakat bu dil, bütünlügünde Hint-Avrupa özelligini
koruyabilmesine ragmen Hilafet devrinde Azeri bölgelerine yaklastikça Azeri
dilinin etkisi altina girip önceki yapisindan bir hayli uzaklasmistir.
Böylece, Krabar olarak adlandirilan eski Hay dili, yazi ve kilise dili
olarak bir süre devam etmisse de Osmanli Imparatorlugu'nun kuruldugu
çaglarda Haylarin konusma dili olan yeni Askarabar Hay halki içerisinde
yaygin bir sekilde kullanilmistir. Krabar'in sentaksi, simdiki Fransizca ve
Rusça'nin sentaks yapisina uygunsa olsa da, artik Askarabar'da Azeri dilinin
sentaks yapisi, öge uygunlugu ve söz dizimi etkisi altina girmis, yeni
Hay-Ermeni dili önceki özelliginden hayli uzaklasmis ve su sekilde
farklilasmistir:
Esit, ogul nasihatini atanin senin > Ogul, atanin nasihatini esit
Ev Petrosun > Petrosun evi
iki evler > iki ev
adam bu > bu adam
Fakat, Hay dili, Hint-Avrupa dillerinden ne kadar uzaklasirsa uzaklassin,
dil bilimi, bütün bu zenginlesme ve deyimlesmeler bakimindan onu,
Hint-Avrupa dilleri ailesinden tecrit edilmis dil saymamaktadir. Hay dili
yakin akrabalik bakimindan Yunanca'ya, sonra Slav daha sonra da Iran
dillerine yakinlasir. Bu ilmi glottogenez ölçüsü Haylarin Ermeni (Armina)
ülkesine sonradan gelme halk oldugunu aksiyom olarak ortaya koymaktadir. Hem
antropoloji hem de dilcilik bilimi tarihi Ermeni ülkesinde Hay etnosunun
yerli halk olmadigini onaylamaktadir. Göçün yönü ve tarihi konusunda ise
ileri sürülmüs düsüncelerin en eskisi Heredot'a aittir. M.Ö. V. asirda
yazilmis bu bilgi söyledir: "Makedoniyalilara göre Frikler (Phrikler)
Avrupa'da onlarin komsusuyken Brik adini tasiyorlardi. Asya'ya göç ettikten
sonra vatanlari ile birlikte Frik adini aldilar. Frik kolonisinden göç etmis
Armeniler de Frikler gibi silahlanmislardi, her ikisinin önünde, Dara'nin
kizi ile evlenmis olan Artokm önder idi (VII.73).
Bugün glottogenez bakimindan Haylarin Avrupa kökenli oldugunu gösteren
dilcilik biliminin geldigi sonuç Heredot'un bilgisini onaylamaktadir. Ayni
tarihçinin sözlerinden anlasiliyor ki, Ermeniler (Haylar) Balkan'dan Küçük
Asya'ya birlikte göç ettikleri Friklerin kolonisi olmus, sonra buradan
Ermeni ülkesine göç etseler da Friklerin kolonisi oldugu çaglarda ki
silahlanma gelenegini hala yitirmemislerdir. Dara'nin Saka üzerine
gönderdigi büyük orduda, bir önderin liderliginde, ayni ordunun bölügünde
bulunmalari da Frik-Hay etnik gelenegi veya toprak yakinligi ile
baglantilidir.
Friklerin Küçük Asya'ya gelmesini XII-VIII. asirlar arasinda çesitli yillara
baglayan uzmanlarin birbiri ile çelisen tartismalara girmelerinden
anlasiliyor ki, Küçük Asya'ya gelen Frikler VIII. asirda Halis (Kizilirmak)
Nehri'nin orta kisimlarinda devlet kurmuslar, bir asir sonra da burada
kurulan büyük Lidya devletine dahil olmuslardir. Heredot'un Ermenileri
(Haylari) Frikya'dan göç etmis halk olarak göstermesinden anlasiliyor ki,
ayni çaglarda Hay milleti Frikya'nin merkezi Gordion (simdiki Yassihöyük)
sehrinin güney tarafindan simdiki Haymana bölgesinden Malatya ve Kuzey-bati
Suriye'ye göç etmislenrdir. Strabon, "Ermeniler, Suriyeliler ve Araplar
yakin komsu olarak yasadiklarindan sadece dillerine göre degil, yasam
tarzina, vücut yapilarina göre de birbirlerine benzemektedir"der (I. II.
34).
Haylarin Ermeni ülkesine gelinceye kadar ayni bölgelerde ve daha sonra Arme,
bölgesinde yerlesmeleri Hay tarihçilerinin kendi eserleriyle de Hay
dilindeki Aramey, Hurri-Urartu sözleri ile de ortaya çikmaktadir.
Haylarin göç yolunu, Balkan Yarimadasi → Frikya → Malatya
→ Arme ve Kuzey Suriye → Arminiya yönünde oldugunu eski
tarihçilerin sözleri esas alinarak teoride yeniden kurmak mümkündür, fakat
bu göçün tarihini tam olarak belirlemek zordur, çünkü ayni göç dönemlerinde
Haylarin kendi diline ait bir tek iz veya söz yoktur ki, bizi hiç olmazsa
tahmini bir tarihe götürsün. Buna göre, Haylarin Friklerle Küçk Asya'ya XII.
asirda geçmesi o kadar da inandirici degildir. Öyle ki, Friklerin Avrupa'dan
Asya'ya geçmesi, Proto-Haylarin en yakin akrabalik iliskisi olan Yunan halki
içinden çikmis tarihçilere göre, Trova (Troya) Muharebesi'nden sonraki
dönemlerde baslamistir. Yunan halkinin kendisi de VIII. asirdan sonra Küçük
Asya'nin bati sahillerine yerlesmeye baslamislardir.
Bazi arastirmacilar Proto-Haylarin Musk boylarindan biri oldugunu
sandiklarindan onlarin Anadolu'ya gelislerini XII. asra getirip dayarlar.
Fakat dikkate almak gerekir ki, Asur, Urartu ve Yahudi kaynaklarinda Musk
etnonimi Haylari degil Frikleri bildirir(22,46). Yeri gelmisken belirtelim,
eski Haylarin içinde yayilmis bulunan Frik ve Museg sahis adlari da Hay-Frik
Hay-Musk ilgisini göstermektedir. Genellikle, Ön Asya tarihi XII. asirla
girisik bir devirdir ki, bu devirde neyin nerede basladigini belirlemek
kolay degildir. Çünkü XII. asirda iki nehir arasinda, asagida Kassi
sülalesi, yukarida Mitanni Devleti, Anadolu'da Hett Devleti dagildi ve bütün
bu bölgelerde bir çok küçük beylik ortaya çikti. Yalniz X. asrin sonunda
Asur Devleti güçlendi. IX. asirda Urartu tarih sahnesinde belirdi. Fakat, bu
çaglarda, Kuzey Suriye'ye yogun bir Aramey akini baslamisti. Eger Hay
milleti X-VII. asirlar arasinda Firat Nehri kiyilarinda olsaydi, adlari,
buralari defalarca fetheden Asur ve Urartu çarlarinin düzlüklerinde
belirirdi. Bu arada unutmayalim ki, Ermeni ülkesi, VIII.-VII. asirlarda
Saka-Kamer boylarinin at oynattigi topraklarin ortasinda yerlesirdi.
Bana göre, Frikya devletinin bir kolonisi olan Haylar, bu devlet
dagildiktan sonra, VII. asirda Malatya bölgesine, Asur ve Urartu devletleri
dagildiktan sonra da, VI. asirda Diyarbakir'dan epeyce yukarida olan eski
Subarlarin Arme bölgesine geçebilmislerdir. Arme ve Van Gölü arasindaki
bölge (eski Subar Beyligi) Haylarin ikinci ana yurdu haline gelmistir. Bu
konuda K. A. Melikisvili söyle der: "Eski yerli halkin dili ile karisan
Ermeni (Hay) dili baskin çikti, fakat, baskin dilin birlesiminde, özellikle
sözlügünde, onlarin asimile ettigi maglup Hurri dili, galip dili
zenginlestirdi. Sonra Ermeni halki, eski Urartu bölgelerine yayildi ...
bunlarin da bir kismi Ermenilere karisti" (10, 419).
Iki farkli dilde konusan halk eger karisip kaynasirsa, bir süre için iki
dillilik durumu ortaya çikar ve yavas yavas bu dillerden biri üstünlük
kazanip yaygin, islek bir dile dönüsür. Genellikle iki dilin birlesip
karisik bir dile çevrilmesi mümkün degildir, bu sebeple dillerden birinin
üstünlügü ile degismis dille konusma devam edebilir. Fakat, bu yenilesme
bazen o derecede olur ki, dil, önceki formasindan bir hayli farklilasir;
"Krabar"in "Askarabar"a dönüsmesinde oludugu gibi. Kr. Kapansyan, Hay-Emeni
dilinin yapisi hakkinda söyle der: "Hitit, Urartu, kismen Gürcü ve Hurri
dilleri ile Ermeni dilindeki Hint-Avrupa disindaki unsurlar arasinda benim
yaptigim karsilastirma epeyce malzeme vermektedir Iran, Suriye, Asur-Babil,
Yunan, Gürcü ve baska dillerden alinma sözleri, ayrica saf Hint-Avrupa (bana
göre 400-450) köklerini çikardiktan sonra Ermeni dilinin aslini, özünü
olusturan yaklasik 5000 söz ve 30 kadar yapim ve çekim eki kalir" der (9,
79).
Yazar baska dillerden söz ederken süphesiz, Türk dillerini de göz önünde
tutmaktadir. Çünkü diger dillere nisbetle Türk dillerinin Hay-Ermeni diline
etkisi daha kuvvetli olmus ve bu etkinin altinda Haylarin dili Hint-Avrupa
dilleri için bile karakteristik olan bir dizi unsuru yitirmistir. Taninmis
dilci Profesör H. Açaryan Hay- Ermeni dilindeki Türk sözlerine ait 300
sayfalik eserini 1902'de yayinlamistir. Ayni zamanda, Alman bilim adami
Mordtman 1870'te; "Bilinir ki, Ermeniler Hint-Avrupa kökenli halktir, fakat
onlarin dili Turan (Türk F.A..) dillerinin güçlü etkisine maruz kalmistir.
Bu ifade ile, pek çok asirlik iliski sonucunda Osmanlicadan alinmis sözlerin
olmadigini, MS VI.-VII. asir Ermeni dilindeki Turan sözlerini göz önünde
tutuyorum. Bu o dönemdir ki, Selçuklular, Osmanlilar, vb. henüz tarih
sahnesine çikmamisti. (24.6)
Ne kadar paradoks olsa da Hay dilinin eskiligi (MÖ VII-V. asirlar) bu
dildeki Hurri-Urartu veya Aramey sözleri ile degil, Hay dilinde var olan
eski Türkizmlerle tesbit edilebilir. Böylece, Proto-Haylarin diline
Hurri-Urartu sözleri Van civarinda yeni Hay Halkinin formalastigi V-I.
asirlar boyunca aramey sözleri ise Kuzey Suriye'de Milattan sonraki çaglarda
da bulunabilirdi. Fakat sonraki Azer-Hezer dilinden alinma avci, yug (yag),
tel gibi sözlerden farkli olarak eski Hay dilinde öyle Türkizmler var ki,
bunlar ne Azeri ne de Anadolu Türkçesinde ayni formada kullanilmaz.
Anlasiliyor ki, Haylar daha Ermeni olmadan önce Anadolu'da Kaskay, Urum ve
Saka-Kamer boylari ile iliskide oldugu çaglarda bu sözler onlarin diline
geçmistir:
karkut - kar tanesi (dolu)
kizgan _ kazan
kusan _ ozan
varsag _ asik (varsak)
yermuk _ yarma
yengibar _ yenibar
soh _ sogan
cas _ as
hot _ ot
Ancak su da mümkündür; Asur çarlari Musklarin ardinca esir aldiklari
Haylari da VII. asirda Armi bölgesine ve 673'te dagittiklari Subar
beyliginin topraklarina yerlestiklerinde burada henüz Hurrilerle sinir
komsusu Subar-Mitan (Armi) boylarindan kalma halk vardi ve ayni eski
Türkizmler burada Hay diline girmisti. Arime//Arme adindan bahseden Prof.
Kapansyan'a göre, bu bölgenin halki kendi dili ve kültrü bakimindan
Hurri-Subar etnik boylarina aitti ve Haylar MÖ VI-III. asirlarda, tarihi
Urartu'yu etnik-medeni ve siyasi yönden benimsemis, yerli halk ile bir iki
asir devam eden birlikte yasayis III. asirda sona ermisti. Ayni yazar bu
düsünceyi sürdürerek Haylarin "Ermenilesme" meselesini söyle açiklar:
Suriyelilere, Yunanlilara ve digerlerine Iranlilardan geçen Armen adi,
Armina toponimisinden türemistir. Tabii ki, Urartu halki gibi,
Subar-Arimelerin de Haylasmasi süreci sona erdiginden biz, artik Yunanca
formalasmis "Armen-oi, Armen-ia"yi hem de mümkün oldugunca Hay dili
baskinligi ile Armen adi altinda olusmus yeni bir etnik özellik olarak
düsünmeliyiz"(9,209).
Hay-Ermeni halkinin tarihi ve dili üzerine büyük uzman Prof. Kr.
Kapansyan'in bu fikrinde bazi küçük düzeltmelerle anlasmak mümkündür.
Düzeltmeler, temelde Haylarin Ermenilesme tarihi ile ilgilidir. Haylarin
yeni etnonimi tam benimsemesi milattan önce degil, milattan sonra da III-V.
asirlarda bu bölgede devam eden hristiyanlasma dönemine aittir.
Proto-Haylar Arme-Subar bölgesinde yasadiklari birkaç asir boyunca
Hurri-Subar kültürü ile sekillenip Hay halkina dönüstügü dönemlerde kuzey
komsusu Ermeni ülkesi ile de siki iliskiler kurabilmislerdir. Anlasiliyor
ki, Saka-Kamer boylari Ermeni ülkesinden Azerbaycan'a çekildiginde Haylarin
bir kismi Ermenistan'a geçip burada yerlesmislerdir. Buna göre, sonraki
asirlarda burada bulunan Haylar da Ermeni//Irmeni olarak
adlandirilmislardir.
Haylarin sadece dili degil kültürü de Türk gelenekleri ile zengin renkler
kazanmistir. Sonraki asirlarda ortaya çikan kaynaklardan açikça
anlasilmaktadir ki, daha Selçuklular Anadolu'ya gelmeden yerli Türk giyim,
mutfak, sanat ve müzik kültürü yeni Ermeni-Hay etnosunun kültüründe derin
izler birkamistir. Bu konuda etnolinguistik belgeler çesitli kültür
sahalarina ait alinma terimler (müzik, giyim, yiyecek adlari) açik bir
görüntü olusturur. Haylarin Hristiyanliktan önce Hayk, Ara, Astkik ve Anahit
adli dört tanrisi vardi. Bunlar Arme-Subar bölgesine geldikten sonra
buradaki Tork (Türk) adli tanriya da tapindilar ve Hay tanrilarinin sayisi
bese ulasti. Ermeni tarihçilerinin erdigi bilgiyi biraz güncellestirelim ve
bu Türkün kim oldugunu ortaya çikaralim.
Arme sehirleri içinde Nikiriya//Nikriya, tarihi belgelerde baskent gibi
gösterilir ve Prof. B. Piotrovski bu sehri Diyarbakir'in kuzey-dogusunda,
sonraki Tikranakert'in yerinde gösterir. Aslinda, ayni topraklarda, Mitani
Devleti dagildiktan sonra IX. asirda bellli dönemlerde Asur ve Urartu
hücumlarina maruz kalan Subar-Mitan ve Hurri halki ayri ayri derebeylikler
seklinde yasiyorlardi. Burada dogmus Sümer Beyligi 673'e kadar
bagimsizligini koruyabilse de ayni yil Asurlar tarafindan dagitildi ve
Arme-Subar bölgeleri iki Asur eyaletine-valilige ayrildi. Firat nehri
kiyilarinda Asurlarin esir alinip bu eyalete yerlestirildigi Musklar içinde,
anlasiliyor ki, Hay milleti de bulunmustur. Çünkü ayni yerlesme konusunda
sonraki "Sasunlu David" destani ve V. asir Hay-Ermeni tarihçisi M. Korantasi
(bazi arastirmacilar onun VII. asirdan sonra yasadigini söylemektedir) bilgi
verir.
Asur çari Sinakkeribi 681'de bir ibadet vakti kendi ogullari tarafindan
öldürülür ve karisikliktan korkarak Subar Beyligine kaçarlar. O çagin Asur
metinleri, bu hadise hakkinda bilgi vermektedir. Ayni durum bir asir sonra
Incil'in iki farkli sayfasinda kendi yansimasini bulmustur. "Ve vaki oldu
ki, kendi tanrisi Nisrok'un evinde ibadet ederken Adrammelek ve Saretsar onu
kiliçla öldürdüler ve Ararat diyarina kaçtilar" (II. Çarlar, bar. 19,37;
Isayi, bar.37,38)
Incil'in bu bölümleri yaziya geçirildigi dönemlerde, Subar Beyliginin
dagilmasinin üzerinden bir asir geçmisti ve artik Ararat (Urartu) devleti de
yoktu, burada ülkenin adi gelenekselve kaliplasmis bir ifade gibi
kullanilmistir Böylece, Ararat (Urartu), Askenaz (Saka) ve Minni (Mona)
çarliklarinin adi son kez Incil'de 593'te kullanilir (Yeremiya,17,27). Ve bu
devirde ayni ülkeler artik Mada devletinin eyaletleri idi. Bundan da birkaç
asir sonra (MÖ III.-II asirlar) Incil'i Yunanca'ya çevirenler buradaki
Ararat (Urartu) adini Armeniya adi ile söyledikleri gibi, bundan 7-8 asir
sonra "Hay tarihinin atasi" M. Korenatsi'de, anlasiliyor ki, farkli
kaynaktan faydalandiklari için Sinakkerib'in Armeniya'ya kaçan ogullarinin
adini bir yerde Adramel ve Sannasar, baska bir yerde de Adramel ve Arkamozan
olarak aktarir. Ve bazi Hay-Ermeni soyunun onlardan türedigini yazar; "O,
kendi ogullari Adramel ve Sannasar tarafindan öldürüldü ve bundan sonra
onlar Armeniya'ya kaçtilar Bizim erdemli atamiz Skayordi onlardan birini
-Sannasar'i, Asur sinirina yakin, bizim artik Sim olarak andigimiz dagi
kapladi...... Arkamozan ise ayni topraklarin güney-dogusunda yerlesti.
Tarihçi, Artsruni ve Genuni soyu onun türemeleridir, der. Burada, sadece bu
sebepten Sennakirim hakkinda konu açtik. Ayni tarihçi; Ankeg ailesi Hayk'in
bu torunu Paskam'dan türemistir, der (I. XXIII).
Ayni hadise "Sassunlu David" destaninda söyle anlatilir: Bagdat'ta oturan
Sinekerim adli sahin Sanasar ve Bagdasar adli iki oglu gece vakti kaçip Hay
hükümdari Tevadoros'un yanina gelir, o da ona 300 aile verir ve bu halk
Sasun adinda yeni bir yer kurar. Görüldügü gibi, bu kaynaklarda bazi Hay
boylarinin Van havzasinda yerlesmesi, tarihi kaçkin Asur sehzadeleri ile
iliskilendirilir. Herhalde sonraki çaglarda da taninmis Hay- Ermeni
sülaleleri (Mamikan, Asak Bakrat, Smbat vb.) dogudan gelen Türk Ersak
(Parfiyali) soylu beylerin neslidir.
M. Horenatsi'nin anlattigi Arkamozan (er-kam-ozan) adi ne kadar merak
uyandirici ise, Paskam, Tork ve Skayordi adlari da o kadar dikkate degerdir.
Çünkü, Hay tarihçisinin eski kaynaklardan aktardigi bu adlarin anlamini
bilmemesi sonraki arastirmacilara bir hayli problem yaratmistir. Moisey
Korenatsi II. kitabinda "Vagarsak Haykak'in torunu Paskam'in soyundan, kaba
hatli yüzü, kemerli burnu, çukur gözleri, vahsi bakisi, uzun boyu ile
ayrilan; güçlü ve heybetli fakat acayip görünüsüyle Angeg olarak
adlandirilan Tork'u bati bölgesi hükümdari tayin etti. Vagarsak acayip
görünüsüne göre Tork soyunu da Angag-Tun olarak adlandirdi. Istersen sana
halkin akil almaz hikayelerini anlatabilirim; Persler Sakcig Rüstem'de 120
fil gücü oldugunu söyler, hakkindaki türkülerde öyle yigitlik ve cesurluktan
bahsedilir ki bunlar ne Samson, ne Herkül ne de Sakcig hakkinda
söylenebilir" der (II. VIII).
Tarihçi bu hikayesini sürdürür ve Tork adli yigitin azametini tasvir ederken
Tepegöz hakkinda Homer'in yazdiklarini tekrar eder. Eseri Rusça'ya çeviren
N. Emin de bu benzerligi görüp Homer'in Polifem'i ile karsilastirmistir (8,
286). Fakat, tarihte bilinir ki ne Haylarin ne de Ermenilerin Türk (Tork)
adli hükümdari olmamistir. Buna göre, sonraki arastirmacilar tekstoloji
arastirmalariyla belirlenebilir. M. Korenatsi'nin yaralandigi kaynakta Türk,
hükümdar degil tapinak adidir ve onun kafirligi hakkindaki tasvir ise Hayca
"Angeg-Tun (ugursuz aile, kafir soyu)" sözünün anlamina uygun olarak
tarihçinin açiklama yapmak istemesi sonucudur. Fautos Bizantiyali "Angel
sehri çok eskiden Ermenilerin baskentiydi der" ve Hay-Ermeni kaynaklarinda
islenen Angel (daha sonra Angeg-tun) sehrinin Arme-Subar bölgesinde oldugunu
bildiren Kapansyan, Tork ve Paskam adlari hakkinda sunlari söyler: "Sonra bu
sehrin inançla ilgili önemini de özellikle belirtmek gerekir. Çünkü burada
Putperestlik devrinde, atasi Paskam olan Tork Angegli'nin tapinagi vardi.
Elbette, bunlar tanri adlaridir. Birincisi (Torkh) aslinda Küçük Asya'da
genellikle eski halklarin tapindigi Troko, Torku ve Tarhu seklinde
kullanilan ve Yunanlilara Tarchon, Etruskler vasitasiyla Romalilara
Tarkuinius, Likyalilara Trkk seklinde geçen "tanri" anlaminda bir isimdir.
Paskam (Paskham) adi ise, eger yazilisinda bir yanlislik yoksa simdilik
açiklanamaz. Sonundaki -am unsuru ile birçok Hurri ismine benzer. Fakat
Aitakama, Tarxigama isimlerinde oldugu gibi, burada -kam ekini de ayirmak
mümkündür.
Kapansyan'in bu sözlerine Armadan doguda Sümer beyliginde Turhu sehir
bölgesinin oldugunu da ekleyelim ve bilim adaminin yüksek linguistik
anlayisla Ayta-Kama, Tarhi-Kama ve Paskam adlarinda -kam unsurunun
ayrildigini görmüs oldugunu da özellikle belirtelim. Ancak bilim adaminin
kendisi de itiraf etmektedir ki, "oteü" gibi verilen Paskam adi simdilik
açiklanamiyor. Halbuki burada açiklanamayacak bir durum yoktur. Sadece, Tork
tapinaginin bas kahini Paskam (bas kam) olarak adlandirilir ve bütün bu
süpheli açiklamalar bir zamanlar M. Korenatsi'nin kendisinden bin yil önceki
Subar-Ermeni tarihi ile ilgili kaynakta rastlanan Türk tapinagi ve bu
tapinagin bas samani Pas-Kam adini Hayk'in soyuna baglamak zorlugunun ortaya
çikardigi karisikliktan baska bir sey degildir. Hay- Ermeni tarihçi
birliginin yazdigi son " Ermeni Halkinin Tarihi"(190-80) adli kitapta bu
hadise bir tek cümle ile verilmistir: "Ermenilerin Tanri sistemine Türk
tanrisi da eklendi" (26, 71).
Göründügü gibi, eski Subar-Ermeni kültürünü de benimseyen Haylar asil
gerçegi karisikliga bogmuslardi. Hatta Tork'un "tapinak" degil, M.
Korenatsi'nin yazdigi gibi "bölge beyi" oldugunu kabul etsek bile yine de
onun eski Ermeni boyu içinde ulu saman (bas kam) soyundan olan Türk adli bir
bey oldugunu kabul etmek zorundayiz ve her iki halkta eski Tür sözleri olan
Paskam ve Tork adlari Haylara ait degildir. Tarihçi kendisi de itiraf
etmektedir ki, yaralandigi kaynaklarda hadiseler baska bir sekilde anlatilir
(8, I. V.; XXI)
Baska bir konu da Varbak-Skayordi konusudur. Bakalim Ermeni tarihinin atasi
olarak adlandirilan tarihçi bu konuda ne der? N. Emin'in Rusça tercüme
ettigi kitabin 1858 yilindaki nesrindeki ifade söyledir: "Bizim ilk
hükümdarimiz, Varbak tarafindan taçlandirilan Skayordi'nin oglu Paruyur
idi"(8, I. XXII)
Arastirmacilarin bazilari "Pariyur Skayordi" adinin Hay-Ermeni dilinde Sak
oglu Parur oldugunu söyler, çünkü bu dilde "ordi" sözü "oglu" anlaminda
kullanilmaktadir. Sakaoglu Parur, Hay degildir denebilir. O devirlerde
Ermenistan'da hüküm süren Saka boyundandir. M. Korenatsi'nin Mada hükümdari
gibi verdigi Varbak (Erbak) ise baska kaynaktan getirdigi Kiaksar ile
karisan Arbaktir. Çünkü Asur Devleti'ni yenen ve Asurlara karsi büyük
savasta ona yardim eden Ermeni (Subar-Mitan) Hurri-Urartu ve Saka-Kamer
savasçilarini müttefik gibi gören Mada Çari Kiaksar idi. Galibiyetten sonra
612'de Saka boyundan Parur Beyi Ermenistan'a hükümdar (vali) tayin etti.
Tarihçinin, bizim atamiz Parur demesi ise Hay soyuna degil Ermenistan'da
yasamis Saka-Ermeni soyuna aittir.
Haylarin kendi soylarini Ermeni Patronimine baglama sebebini açiklayan V. I.
Nikonov söyle der: Önce anlami çoktan unutulmus bazi etnonimler patronim
tasavvuru uyandirdigi için onlar mitolojik soy babasi adini türetir. Bu
durum sadece anlami bilinmeyen adlarin mitolojik suretleri çevirip açiklamak
cehtidir. Böylelikle bir halkin iki -Hay ve Armen- adindan onun efsanevi soy
basçilari Hayk ve oglu Armenak hakkinda mitolojiler dogdu (21,19). Haylarin
kökeni hakkinda çesitli efsaneler vardir; bunlardan biri de Strabon
tarafindan yaziya geçirilmistir. Guya, Yunan topraklarinda bulunan
Fesselia'daki Armenia sehri sakini Armen Yason ile Armenia ülkesine gelir ve
Iskenderin yürüyüsüne katilan Farsali Kirsil ve Larisali Midiy onaylarlar ki
Armenia onun adi ile adlandirilmistir (7.449). Eger Yaso'nun sefer
yoldasinin adi Armen olsaydi bile Erkmen ülkesinin onun adi ile
adlandirilabilmesi için tarihi bir sebep yoktu. Ancak bu efsanede bir gerçek
varsa o da Hay-Yunan ilgisidir. Strabon böyle bir iki efsaneyi
hatirlattiktan sonra "Bunlar geçmis türkülerdi. Daha yeni hikaye ise Pers
hükümranligi devrinden baslayarak sonraki çaglari ta bizim devrimize kadar
olan olaylari kapsar. Bunu da kisaca söyle söylemek mümkündür: Armenia'ya
önce Persler ve Makedonyalilar sahip oldu sonra Suriye ve Madan'i itaatte
saklayanlar; Armenia'da son hükümdar 7 Pers'ten (Kam Ata'sini) öldürenlerden
biri olan Kidarna soyundan Orant sonra Romalilarla savasan büyük Antiok'un
komutanlari Artaksi ve Zariadri ülkesini ikiye ayirdi. Çarin atamasiyla
ülkelerini talan ettiler. Çar maglubiyete ugradiginda onlar Romalilar
tarafina geçtiler ve çar ilan edip bagimsizliklarin ilan ettiler.
Artaksiya'nin halefi Tikran sözün asil anlamiyla Armeniya'ya hakim oldu."
(XI.14. 15)
Strabon sonra Tikra'nin çesitli ülkelerden epeyce toprak zapt ettigini ve
Armeniya cografya adinin genisledigini yansitan olaylar siralar. Atraksi
soyundan olup, Parfiya'da (Ersaklar'in ülkesinde) esir sifatiyla saklanan bu
"Ermeni çari" Ersaklarin yardimiyla Armeniya'da hükümdar olur ve onlarin
gücü ile ülkenin sinirlarini genisletir, fakat Ersaklara ihanet ettigi için
dogu bölgelerinden kovulur. Daha sonra "Lukul Tikrani" Suriye ve Fenike'den
de kovulmustur" (XI. 14.15) Onun halefi Artavasd da Parfiya ile savasta
Romalilara ihanet ettiginden Anton'u öldürür. "Artavas'tan sonra ülke Sezar
ve Romalilarin hakimiyeti altinda birkaç çar tarafindan idare edildi, bu
ülkenin idaresi ayne sekilde devam etmektedir" (XI 14. 15) Strabon'un dedigi
gibi, "Armeniya'ya hakim olan" Tikran kimdir? Bu soruyu Sovyet tarihçileri
söyle açiklar: Böyle çarlarin gerçek hakimiyeti Parfiya'daki genel siyasi
duruma bagliydi. Esir bulunan Ermeni sehzadesi Tikran, onu Ermeni tahtina
yeniden çikarmasi halindeAtropaten topraklarindan Parfiya'ya "70 dere"
verecegini vaat ederek II. Mitridat'i razi edebildi. MÖ. 95'te II. Büyük
Tikran Armeniya çari oldu" (22, 406-407).
Ersaklari aldattigi için güney bölgelerden kovulan Tikran, yukarda hakkinda
bilgi verdigim Arme-Subar bölgesinde Tikranakert sehrini aldi ve burasi
Hay-Ermenilerin baskenti aldu. Tikra'nin bagimsizligi 20 yil sürdü ve MÖ
66'da Romalilara tabii oldu. Oglu II. Artavazd (MÖ 55-34) da Roma
Imparatorlugunun beyligi idi. Onun varislerinin hakimiyeti hakkinda
Starbon'dan bir asir sonra yasamis Roma tarihçisi Korneli Tasit; Ermeniler
hem iki yüzlü hem de degiskendirler, (ülkelerine) kah bu kah baska orduyu
davet ederler, yasadiklari yerlere ve benzer özelliklerine göre, nihayet pek
çok karisik evlilikler sebebiyle onlar, Parfiyalilara yakindir ve özgürlük
nimetini tatmadan onlara tabi olmaya egilimlidirler" (Annales, XIII, 34).
Böylelikle, Ermenistan'in tarihini izleyerek gelip Yeni yüzyilin esigine
dayandik.Buraya kadar anlatilanlari kisaca özetleyerek Ermenistan'in
"Haylasma" sebeplerine dönelim:
1. Firat nehrinin yukari kisminda MÖ.IX-VIII. asirlarda Urartu topraklari
olan ve VII asirda Saka-Kamer boylarinin yerlestigi Ermeni ülkesinin halki
esasen Türk (Subar-Mitan, Saka-Kamer) ve Hurri-Urartu boylari idi. Bu ülke
VII. Asrin sonunda Mada devletinin, VI. asrin ortalarinda ise Ehemeni
Devletinin eyaletine geçmisti ve tarihi kaynaklar burayi Selevki
hükümranligina kadar zaman zaman Urartu, Saka, Mada sonra da Pers kökenli
valilerin idare ettigini ortaya koymaktadir.
2. Makedonyali Iskender'in Ön Asya'ya yürüyüsünden sonra Ehemenni
sülalesinin egemenligine son verildi ve artik III. asir basinda Pers
imparatorlugunun yerinde Selevki hükümdarligi dogdu. Yalniz III. Antiok'un
(MÖ. 223-187) Romalilara maglubiyetinden sonra Ermeni ülkesi roma'ya bagli
iki velayete ayrilri. Büyük Tikra zamaninda bu vilayetler kisa süre (20 yil)
tek merkezli baskent Tikranakert'ten idare edilse de bir süre sonra batida
Romalilara, doguda Ersaklara bagli bölgelerdir.
3. Milattan sonra Selçuklularin gelisine kadar Ermeni ülkesi zaman zaman
Ersak, Sasani, Bizans, Ereb (hilafet) devletlerinin eyaleti olmustur. Bu
dönemlerde Ermeni eyaletine atanan valiye verilmis olan idari bölgeye bagli
olarak ülkenin adi siyasi idareye ait alan gibi kah büyümüs kah
küçülmüstür. "Büyük Armeniya", Heredot zamaninda uzunlugu 310 km olan bir
ülke idi. Hatta dogu komsusu olan Matien ülkesi arazisinin uzunluguna göre
(750 km)ondan iki kat daha büyüktü. (Heredot, V. 52). Seid Nefisi "Hilafet
devrinde Erebler Aran topraklarini Kafkaz'da feth ettikleri baska
nahiyelerle birlestirerek Ermeniya, yeni Ermenistan adi verdiler" (28, 26).
Ermeni adinin etnik anlamda degil de bu sekilde siyasi-idari ve cografi
anlamda suni bir sekilde genislemesi 1828'de de olmustur. Ayni yilin Mart
ayinda Rus çari I Nikolay'in imzaladigi fermana esasen Irevan hanligi ile
Nançivan hanligini birlestirip "Armeniya vilayeti" olarak adlandirildilar.
Gerçekten bütün Güney Kafkaz'da Gürcü-Imeret ve Kaspi Kuberniyalar ortaya
çikincaya kadar Armeniya vilayeti idari-bölge gibi toplam 12 il meydana
geldi. Fakat onun yankisi hala haylarin kulaklarinda uguldamaktadir.
Yeri gelmisken bir baska bir konuya da deginmek isterim. Nizami Gencevi'nin
"Hüsrev ve Sirin hikayesinde de "Ermeni" ve ayni anlamli "Ermenistan"
terimleri kullanilmistir. Eserin 5 basliginda "Ermeni" sözü ile
karsilasmaktaliz.
Nizami'nin bas kahramani Hüsrev önce atasindan, sonra Behram Çubin'den
kaçarak Mehinbanu'nun hükümdar oldugu Ermen'e (Ermenistan'a) gider:
Hüsrev yetismekçün o suh canana,
Gönderdi Sapuru Ermenistana.
Ya da
Hasret kalip Hüsrev o suh terlana,
Bas götürüp gitti Ermenistana.
Ancak eserin mazmunundan açikça anlasilir ki, Nizami Gencevi
Ermen//Ermenistan terimi ile süphesiz Azerbaycan'i isaret eder.
Mehinbanu'nun ise kesin olarak Mugan'da yerlesmis oldugunu gösterir. Mesela,
"Hüsrev'in Behram'dan kaçip Ermen'e gitmesi" bölümü su misralarla son bulur:
Zemane Hüsrev'e olmadi penah,
Behram karsisinda maglup oldu sah.
...Yüz hileyle kaçip oyan-buyana,
Yetirdi özünü AZERBAYCANA.
Sizlayan könlünde Sirinin derdi,
Birbas MUGAN deyip ati gönderdi.
Mehinbanu ve Sirinin "Ermen//Ermenistan sakinleri" ifadesi sonralari bir çok
tartismaya da sebep olmustur. Ancak, dahi Nizami hiçbir süpheye mahal
birakmadan Mehinbanu ve Sirin'in Türk (Efrasiyab nesli) oldugunu tastikler.
Böylece, Sirin'e ögüt veren Mehinbanu Hüsrev isaret ederek söyle söyler:
Eger o, aydirsa biz afitabik (günesik F.A.),
O, Keyhüsrev, BIZSE EFRASIYABIK!
Anlasiliyor ki, Nizami'nin eserindeki ERMEN'in bugünkü Ermenilerle ilgisi
yoktur, Çünkü orada oturanlar Efrasiyab soyundan olan Türklerdir.
Yeri gelmisken, Bizans tarihçisi Feofilakt'in Simokat'ta belirttigine göre,
590'da Hürmüz'ün basina gelenleri isiten oglu Hüsrev korkudan Azerbaycan'a
(Azarbigan) kaçar. Baska bir deyisle, biz bu kaynaklardaki Ermen//Ermenistan
ve Azerbaycan adlarinin aynlastirildigini görmekteyiz.
Arme-Subar bölgesinde MÖ V-III. asirlarda yerli Hurri-Urartu ve bölgenin
güneyinde Sami-Aramey halki ile kaynasip karisan Haylarin yalniz Iskender'in
yürüyüsünden sonra, batidan Makedoniya-Yunan ve Roma ordularinin bölgeye
geldigi çaglarda bir hayli hareketlendigini anlamak mümkündür. Bunun sebebi,
bir taraftan, kuzey komsusu Ermenistan'a sizan Haylarla birlikte bütün Hay
halkinin Firat'in yukari kisminda stratejik cografi mekanda yerlesmesi idi .
Hem batidaki hem de dogudaki büyük devletler burada 0tampon bölge
olusturmaya merakli olduklarindan yerli soy basçilari içinden kendilerine
yakin valiler ve yeri geldiginde de "çarlar" yetistirmek siyaseti güderler.
III. Antiok MÖ 190'da Romalilara maglup olduktan sonra Romalilar safina
geçen valilerin hesabina Hay-Ermeniler sanki bir kat daha büyüdü. Milattan
sonra, özellikle Hristiyanlik bölgesine aktigi zamanlarda
Bizans'inmisyonerlerden faydalanma sansi epeyce artti. Suriye ve Bizans
kiliselerinde ögrenim görüp gelen kesisleri yeni Hay-Ermeni milletinin
ortaya çikip sekillenmesinde esi görülmemis bir rol üstlendiler. Gerçekten,
Alban ülkesindeki Türkler Hristiyanligi Haylar'dan iki asir önce kabul
etmislerdi. Fakat Firat nehri kiyisinda IV asir öncesi hristiyanligi kabul
eden Haylarin dini gruplari içinde "birlik" daha aktif idi.
Artik V. asirda Haylarin "büyük-eski" tarihi çalismasi genis yer aldi.
Halbuki, bir de ayni asirda M. Korenatsi, çogu zaman baskalarinin hakimiyeti
altinda yasamis Haylar küçük ve az sayida halktir. Hovanes Draskanakertsi
(XI asir) de Parur'a gider, Hayk ülkesinde yabancilarin hakim oldugunu
söyler.(3, 162). Halbuki, bu Parur'un ve ondan sonra gelenlerin de Hay
soyundan olmadigini yukarida gördük. Bu gibi durumlar Ermeni tarihçiliginde
derin kök salmistir, Epeyce Saka, Mada, Ersak, Pers ve diger milletlerden
olan valiler "Hayçari" gibi kaleme alinmistir. Bunun baska bir objektif
sebebi daha vardir ki, bu da Haylarin büyük komsu devletlerin saraylarinda
avamla akrabalik ilgisi kurabilmek becerisi ile baglantilidir.
Böylece XX. Asra kadar tarih boyu bagimsiz devleti olmayan Haylar büyük
devletlere siginabilmek için orada Hay hanimlarindan dogmus sehzadelerden
veli ve devlet memuru yetistirme siyasetini sürekli
gerçeklestirebilmislerdir. Bu siyaset Sasani ve Ersak, Roma ve Bizans
imparatorluklari devrinde oldugu gibi, daha sonra Osmanli ve Rus
imparatorlugu döneminde de devam ettirilmistir. Hatta, Karabag üzerine giden
savasin bu gergi döneminde böyle yüksek rütbeli Azerbaycan memurlari
arasinda Ermeni kökenli yetkililer vardir. Ermenistan'da IV. asirda yayilan
hirstiyanlasma döneminde Haylar serbest dini resmi din yapmaya çalistilar.
Bu çaglarda küçük gruplarla Araz boyunca Azerbaycan'a sizan Hay-Ermeni halki
Kars, Göyce Gölü ve Agri Dagi çevresine gelip yerlestiler ve sonraki
çaglarda da devam eden böyle küçük göçler Azerbaycan yurtlarinda bazi Ermeni
köylerinin ve sehirlerde Ermeni mahallelerinin, topluluklarinin ortaya
çikmasi ile sonuçlanmistir. Ermeni ülkesinden çikan Haylarin "Ermeni" olarak
taninmasi ve asil "Ermenilesme" süreci bu dönemlerde yayginlik kazandi.
Haylarin milli kimliklerini terk ve milli birlik suurunun yesertisi bu
dönemlerde güçlendi ki, bu da esasen Ermeni kiliselerinin. Ermeni din
misyonerlerinin amaçli çalismalarinin sonucu idi.
Hay-Ermeni alfabesinin V. asirda olusmasi ve kilise edebiyati ile paralel
Babil, Yunan-Suriye kaynaklarinin Krabar'a tercüme edilmesi ile anlasiliyor
ki, bilim ve dinin gücü ile VII asirlarda Haylarin milli suuru sekillendi,
yeni Hay-Ermeni ideolojisi gerçeklesti. Hay-tarihçileri Korenatsi'den
baslayarak kendi geçmis tarihlerini yazdiklarinda çoktan unutulmus
Subar-Ermen, Saka boylarinin tarihi ile ilgili kaynaklarda rastladiklari
olaylari da Hay-Ermeni tarihi olarak yazdilar. Alfabe konusuna ayrica
deginmek istiyorum, çünkü Alban yazilarinin mahvedilmesinde Alban dilinde
yazilmis kilise edebiyatinin Krabarca'ya çevrilmesinde bu alfabenin büyük
rolü olmustur. M. Korenatsi, Ermeni çari Vramsapux Suriyali Episkop
Danill'da gördügü bir alfabenin kopyasini yaptirip getirtir ve bir süre
sonra harflerinin sayisi az olan bu alfabenin Karabar diline uygun
olmadigini farkederek Ermeni aydinlari yeni bir alfabe yaratmak amaciyla
arsivlerden bi dile uygun bir alfabe bulmak üzere iki nehir arasinda bulunan
Samosat sehrine ( baska bir versiyona göre Finika'ya ve Samos sehrine)
Mesrop Mastos'u gönderirler. Mastos burada Rufan (Rupanos) adli bir hattat
bulur ve birlikte eski bir alfabe üzerinde kalgrafik operasyon yaparak yeni
Ermeni alfabesi olustururlar. Rufan'in sadece bir hattat maharetine degil
Krabar dilinin seslerini içeren mükemmel bir alfabe yaratmasina önem vermek
gerekir, çünkü bu alfabe 1500 yildan beri, ermeni medeniyetine karsiliksiz
hizmet etmektedir. Ancak sunu da belirtmeliyim ki, Mastos'la Rufan'in Ermeni
alfaesi için asil götürdügü alfabe eski Finikiya-Etrusk-Türk alfabeleri ile
ortak bir alfabe olmustur, çünkü Rufan yararlandigi ayni alfabenin
isaretlerini ne kadar süslese de yine Ermeni harflerinin prototiplerini
anlamak mümkündür.
Ermeni alfabesinin, bin yil önce Saka prensinin mezarinda bulunmus bir cam
üzerindeki eski Türk yazisinda oldugu gibi, ondan da önce var olan Finikiya
ve Etrusk yazilari da saksi, tas, metal ve agaç gibi sert esya üzerine çizme
çizgi usülü ile islenirdi. Bu yüzden ayni alfabelerin isaretleri daha kolay
yazilabilen formda ve düz hatli idi. Ermeni alfabesinin ortaya çiktigi çagda
ise artik perkament ve diger yumusak maddeleri vardi ve hattat Rufan da
yararlandigi alfabedeki isaretleri daha faydali bir forma getirmekte
cimrilik etmemistir. Orkon-Yenisey yazilarindaki isaretlerle ayni sesleri
bildiren yeni Ermeni alfabesindeki harfleri karsilastirdiginda bunu açikça
görmek mümkündür.
****************+
Bu nereden cikti?
Gilgamis / Gilgames'e ne oldu?
Bu vesileyle iki adet link vereyim.
Birincisi Gilgamis Destani'nin Turkce, Cumhuriyet gazetesinden yazi dosyasi
seklinde:
http://garildi.cumhuriyet.com.tr/cucuma/9811/13/u/u01.html
Ikincisi de Zecharia Sitchin'i ilnginc bulanlar icin:
http://www.tuvpo.com/gam/sumer.html
Iki demistik ama uc olsun.
Bunun bir ustunde Piri Reis'ten Nuh Tufanina kadar olan bolumlerden olusan
sayfa bulunmakta:
http://www.tuvpo.com/turkey.html
Hadi rasgele.
Esas Bir Lira
Yaziyi okurken burasi benim de dikkatimi cekti, ama duzeltme yapmadim.
Oncelikle bu yazinin bir Azeri bilim adamina ait oldugunu dusundugumden,
sonra da, yazinin butunlugunu bozmak istemedigimden. Ne de olsa, buraya
gectigim her yazinin editorlugunu yapmiyorum. Zaten boyle bedava
duzeltmenlik islerinden yillardir imtina etmekteyim.
Kimbilir, hata Feridun Agasioglu Celilov'da degil de, Aras.Gör. Dilek
Erenoglu tarafinda yatmaktadir... Nitekim, Linguistik kitaplarinda gordugu
"hindi dilleri" tasnifini Hint dillerine iliskin sanan yuksek lisans,
doktora ogrencisi asistanlarin calistigi yerlerden geliyoruz. Halbuki, eski
basim Teksaslari okusalardi, Prof. Okultius'un Kizilderililere "Hindi"
(Indian) dedigini dahi bilebilirdi. Simdi demiyorum ki, bu Dilek kizimiz
bunu bilmiyor. Hayir, belki de "murettip seytani"nin ziyaretine maruz
kalmistir;-)
Dumrul
"Bugun isigi, Elinde bal kasigi, Gine nerden geliyon da, Mahlenin yakisigi"
Asagidaki yazinin ana fikri `Ermenistan aslinda Ermenilerin
degildir` sozune uygundur lafidir ve bence etno-santrik
milliyetcilerin `Ermeniler de aslen Turk`tur` ifadesine yakindir.
Bu yazinin buraya gonderilis amacina bakarsak, bir halki en iyi
ancak sarkilari, turkuleri anlatir, fakat yine de `haritamiz degismesin
renklesin` derim.
Not: Bence `Hay`lar` `huy`dan` gelmistir.
Mehmet Saricizmeli
"Mehmet Saricizmeli" <saric...@poetic.com> schrieb im Newsbeitrag
news:99078...@drn.newsguy.com...
> In article <3ab341d4$0$5195$45be...@newscene.com>, "Dumrul" says...
>
> Asagidaki yazinin ana fikri `Ermenistan aslinda Ermenilerin
> degildir` sozune uygundur lafidir ve bence etno-santrik
> milliyetcilerin `Ermeniler de aslen Turk`tur` ifadesine yakindir.
Burada bir celiski var. Etnosantrik milliyetcilikle, onu dislayan gruplarin
da ona ait oldugunu iddia etmenin arasinda bir miktar celiski olabilir de,
bunu meydani merdanede aciga vurmanin da arasinda birazcik celiski olabilir,
o halde ne denilmek isteniyor yani de denilebilir;-)
> Bu yazinin buraya gonderilis amacina bakarsak, bir halki en iyi
Bu yazinin buraya gonderilis amaci nerden nasil tespit edilmistir ki, bu
amaca bakarak bir takim yorumlar cikariliyor? -Kusura bakma, ifadenin
gelisinden boyle bir cevap cikiyor-
> ancak sarkilari, turkuleri anlatir, fakat yine de `haritamiz degismesin
> renklesin` derim.
Bu da iyi, fakat yeterince kaypak ve haydici huyducu bir laf. Ne demek
"haritamiz degismesin renklesin` derim."
Misaki Milli mi? Sonra ne degismeden ne nasil renklenecek?
Siyasi ve Idari haritamiz yeterince renkli degil mi? Bakin orada Gumushane,
Sivas, Konya, Denizli, Edirne, Trabzon, Gaziantep, Kahraman Maras, Fedakar
Kayseri, Leblebici Corum felan hep ayri renklerde resmedilmistir.
Kultur diyorsan, yeterince renkli degil mi? Hele ki, Sadece, Azerbaycan
degil, Iran Azerbaycan'inda, Gurcistan'da, Abhazya'da; Ermenistan'da dahi
ozel Turk televizyonlarinin uc bes koldan sunduklari Televoleler, hic kuskun
olmasin ki, oralarda da yeterince kulturlenmeye katkida bulunuyorlardir;-)
> Not: Bence `Hay`lar` `huy`dan` gelmistir.
Iste o yuzden suya gitmesinler diyorum. Tatli tatli konusalim diyorum;-)
Dumrul
"Ati olan el atina biner mi heyyyyyy ammmmaaaaan
Seven gonul sevdiginden doner mi ammannn
Yegin olur karakusun oyunu ammmaaan
Yavru $ahan kimseye vermez avini"
Hakikat bir gizli sIrdIr
Acabilirsen gel beri
Kufr icinde iman vardIr
Secebilirsen gel beri
>"Mehmet Saricizmeli" <saric...@poetic.com> schrieb im Newsbeitrag
>news:99078...@drn.newsguy.com...
>> In article <3ab341d4$0$5195$45be...@newscene.com>, "Dumrul" says...
>>
>> Asagidaki yazinin ana fikri `Ermenistan aslinda Ermenilerin
>> degildir` sozune uygundur lafidir ve bence etno-santrik
>> milliyetcilerin `Ermeniler de aslen Turk`tur` ifadesine yakindir.
>
>Burada bir celiski var. Etnosantrik milliyetcilikle, onu dislayan gruplarin
>da ona ait oldugunu iddia etmenin arasinda bir miktar celiski olabilir de,
>bunu meydani merdanede aciga vurmanin da arasinda birazcik celiski olabilir,
>o halde ne denilmek isteniyor yani de denilebilir;-)
Nerede dislayan grup? Durun bakalim ardindan cikcek? ;-)
>> Bu yazinin buraya gonderilis amacina bakarsak, bir halki en iyi
>
>Bu yazinin buraya gonderilis amaci nerden nasil tespit edilmistir ki, bu
>amaca bakarak bir takim yorumlar cikariliyor? -Kusura bakma, ifadenin
>gelisinden boyle bir cevap cikiyor-
Haklisiniz biraz maksadi asmis, fakat nerede bilimi siyasete alet
edavat etme egilimli bir yazi gorsem ayni dusunceye kapilirim.
>> ancak sarkilari, turkuleri anlatir, fakat yine de `haritamiz degismesin
>> renklesin` derim.
>
>Bu da iyi, fakat yeterince kaypak ve haydici huyducu bir laf. Ne demek
>"haritamiz degismesin renklesin` derim."
>Misaki Milli mi? Sonra ne degismeden ne nasil renklenecek?
>Siyasi ve Idari haritamiz yeterince renkli degil mi? Bakin orada Gumushane,
>Sivas, Konya, Denizli, Edirne, Trabzon, Gaziantep, Kahraman Maras, Fedakar
>Kayseri, Leblebici Corum felan hep ayri renklerde resmedilmistir.
Renksiz kara kalemle cizilmis, bunlari renk diye
bize yutturanin karikaturunu niye cizmeyalim!
>Kultur diyorsan, yeterince renkli degil mi? Hele ki, Sadece, Azerbaycan
>degil, Iran Azerbaycan'inda, Gurcistan'da, Abhazya'da; Ermenistan'da dahi
>ozel Turk televizyonlarinin uc bes koldan sunduklari Televoleler, hic kuskun
>olmasin ki, oralarda da yeterince kulturlenmeye katkida bulunuyorlardir;-)
Eh icinde kultur de var tabi ki.
>> Not: Bence `Hay`lar` `huy`dan` gelmistir.
>
>Iste o yuzden suya gitmesinler diyorum. Tatli tatli konusalim diyorum;-)
Dogru anladiysam:
Iyi de gitmisler iste niye aceba?
>Dumrul
>"Ati olan el atina biner mi heyyyyyy ammmmaaaaan
>Seven gonul sevdiginden doner mi ammannn
>Yegin olur karakusun oyunu ammmaaan
>Yavru $ahan kimseye vermez avini"
Iki hekim geldi ustume
Biri dilli birisi lal
Dilliye cevap veremedim
Bilmem ki lala ne deyim
>> >Azerbaycanli ünlü dilci ve devlet adami Prof. Dr. Feridun Agasioglu
>> >Celilov'un Azer Halki (Baki 2000) adli eserinin 280-298. sayfalarindan
>> >Aras.Gör. Dilek Erenoglu tarafindan aktarilmistir.
>> >
>> > HAYLAR "ARMENIYA" ÜLKESINE NEREDEN GELDI?
>> >
>> > (HAYLARIN KÖKENI)
>> >
>> >Kendilerini Hay olarak adlandiran halkin (sahte Ermeniler) etnognezi
>> >karmasik bir problem gibi pek çok ilmi arastirma ve sempozyumun
>
>
Mehmet Saricizmeli