Ben diyorum ki bir liste baslatalim da bakalim bu 'Kara Sevda' Ingilizceye
nasil cevrilebilir! Yaw bu Turkce tabirin tam kar$iligi var mi Ingilizcede?
Siz ne dersiniz? Ba$langici ben yaptim. Sizler de akliniza geleni ekleyiniz
de biraz da gulelim. Grupta tarti$malar bu ara cok ate$li olmaga ba$ladi.
ISIYI biraz du$urursek fena olmaz gibi geliyor bana.
Buyurun, sizleri de katkida bulunmaga davet ediyorum.
1- Black Love (doktorun tercumesi)
2- Land Love (denizcinin tercumesi)
3- Head over heels in love
4- thoroughly infatuated
5- hopelessly in love (choronigin favorisi)
6- madly in love
7- he's lost his head over her (bacaklarinin arasinda mi kellesi
kayiplara kavustu? !!! -- naughty, naughty!!!)
8-
9-
10-
Aceminin biri böyle tercüme eder.
> Ben diyorum ki bir liste baslatalim da bakalim bu 'Kara Sevda'
> Ingilizceye nasil cevrilebilir! Yaw bu Turkce tabirin tam kar$iligi
> var mi Ingilizcede? Siz ne dersiniz? Ba$langici ben yaptim. Sizler de
> akliniza geleni ekleyiniz de biraz da gulelim. Grupta tarti$malar bu
> ara cok ate$li olmaga ba$ladi. ISIYI biraz du$urursek fena olmaz gibi
> geliyor bana.
Niyetin güzel, örnek güzel olmasa da, cünkü kaba manada hemen hemen
herkes benzer tarif eder "kara sevda"yi, ama bilinen umumi bir tanim
okumadim simdiye dek. Belki eski "melankoli" nazariyelerine atifda
bulunmak istemis ilk kullanan.
> Buyurun, sizleri de katkida bulunmaga davet ediyorum.
>
>
> 1- Black Love (doktorun tercumesi)
> 2- Land Love (denizcinin tercumesi)
Gecelim.
> 3- Head over heels in love
> 4- thoroughly infatuated
Ciliz Ingilizce'me ragmen uygun görmüyorum.
> 5- hopelessly in love (choronigin favorisi)
Seninkisi "ümitsiz ask", kara sevda bence "ümitsiz" olmaktan ziyade tek
yanli "seven" üzerinde menfi etkileri olan, sagligini, yasam sevincini,
coskusunu küstüren bir sevgidir, sevdadir.
> 6- madly in love
"stalking love" diye bir tabir var mi Ingilizce'de? Bu da= madly
bambaska bir ask. "delicesine asik olmak/sevmek", ugrunda madara
olmayi, soyulmayi (para acisindan soyulmak, yanlis anlamaman icin
ekliyorum *g*) göze alan kisi icin uygundur.
> 7- he's lost his head over her (bacaklarinin arasinda mi kellesi
> kayiplara kavustu? !!! -- naughty, naughty!!!)
> 8-
> 9-
> 10-
"sad/tragic/one-way/unhealthy love" gibi olabilir. Or: He is falling in
love to (with?) a femme fatale. Or latin love aka latin lover. Cünkü o
serenad "yakmakla" zamanini harcar, hedefe erismek gayesi yoktur,
uzaktan sevgisini göstermekle, duyurmakla mesguldur.
He's in love with a woman that doesn't hear his prayers. "not retorting
love".
Kili kirk yarmak sana kaldi simdi. ;-)
Cevap vermedigin icin senin samimiyetinden süphelenmek en tabii
hakkimdir artik, bilmeni istedim. Böyle yamukluk mu olur? ;-(
Unrequited love.
- Eskimo: Love of snow "bu herif kara sevdali"
- Isadami: Love for profit "ben ka^ra sevdaliyimdir"
- Black Sevda (Sevda bir bayan ismi, kara da lakabi)
- Bir Amerikan ana ile Turk babanin cocuklarina koyduklari isim "Kara
Sevda Kaplan."
Bu sekilde Amerika'da Kara S. Kaplan, Turkiye'de "K. Sevda Kaplan"
seklinde kullanilabilecek beynelminel isim.
Devami a$agida....
"Acephale Lemar" <nom...@org.invalid> wrote in message
news:f6fldo$1ddt$4...@geiz-ist-geil.priv.at...
Bunu yazan ancak Acep olabilir. Niye uygun gormuyorsun? To be infatuated
deyiminin nuanslarini bilmiyorsun anlasilan. Bu nuanslar sozluklerde
bulunmaz maalesef. Degersiz birine a$ik olan veya o sevgiyi hak etmeyen
birilerine a$ik olan "infatuated" olur, yani ba$i doner. Hani bizde "ba$ini
dondurdu" diye bir deyim var ya...
>>
>>> 5- hopelessly in love (choronigin favorisi)
>>
>> Seninkisi "ümitsiz ask", kara sevda bence "ümitsiz" olmaktan ziyade
>> tek yanli "seven" üzerinde menfi etkileri olan, sagligini, yasam
>> sevincini, coskusunu küstüren bir sevgidir, sevdadir.
Hopelessly in love senin dedigin umitsiz a$k degil daima. Arada nuans farki
var. Ingilizcede hopelessly in love'a du$en unitsiz olmayabilir. Durumun
unitsizliginden bihaber olabilir. NUANS MESELESI....
>>
>>> 6- madly in love
>>
>> "stalking love" diye bir tabir var mi Ingilizce'de? Bu da= madly
>> bambaska bir ask. "delicesine asik olmak/sevmek", ugrunda madara
>> olmayi, soyulmayi (para acisindan soyulmak, yanlis anlamaman icin
>> ekliyorum *g*) göze alan kisi icin uygundur.
Madly in love cilginca sevmek olur. Stalking love diye bir tabir
yohhhhhhhhh! Stalking/Stalker var. Love var. Stalking love deyimi
YOHHHHHHHHHHHHH!!!
>>
>>> 7- he's lost his head over her (bacaklarinin arasinda mi kellesi
>>> kayiplara kavustu? !!! -- naughty, naughty!!!)
>>> 8-
>>> 9-
>>> 10-
>>
>> "sad/tragic/one-way/unhealthy love" gibi olabilir. Or: He is falling
>> in love to (with?) a femme fatale. Or latin love aka latin lover.
>> Cünkü o serenad "yakmakla" zamanini harcar, hedefe erismek gayesi
>> yoktur, uzaktan sevgisini göstermekle, duyurmakla mesguldur.
>> He's in love with a woman that doesn't hear his prayers. "not
>> retorting love".
>> Kili kirk yarmak sana kaldi simdi. ;-)
Kili kirka nasil yaracam ben $imdi yaw? Vizgec...... Benim bicak kesmez!!!
>
> Cevap vermedigin icin senin samimiyetinden süphelenmek en tabii
> hakkimdir artik, bilmeni istedim. Böyle yamukluk mu olur? ;-(
>
Sen daima her seyden hep boyle suphelenir min len Acep?
Haydi bana bir guzel kiz bul, bir de mandolin ver; ben de O Sole Mio'yu
calarak o kizi serenatlayim. Balkona cikarsa i$ler iyi gidiyor demekdir.
Balkondan soguk su veya daha kotusunu serpmezse tabii!!! ;-)))))))))))))
Bu guzel kar$ilik. Fakat EMME VE LAKIN o zaman "KARA SEVDALI"nin kar$iligi
ne olur? Unrequited lover diye bir deyim yohhhhhhhh Ingiliccada!!! He He....
Bir de $u var. Romeo ve Juliet hikayesindeki a$k "Unrequited Love" sinifina
girmez fakat durumlarindan dolayi "Kara Sevda" diye tanimlanabilir. Malum,
Romeo ve Juliet'in problemi a$klarinin karsilikli olmamasi degil de
ailelerinin husumetleri ve de dolayisi ile bu a$kin onune gecmekte kararli
olmalari idi.
>
> - Eskimo: Love of snow "bu herif kara sevdali"
Kar sevdasi mi demek istiyorsun, yoksa GARI sevdasi mi demek istiyorsun?
Bak ben da GARI severim, bilhassa genc ve guzel olursa!!!
Buyuk kardesim iki uc yaslarinda iken anneme demi$ ki: "Anne, GARI isterim!"
fakat istedigi "GARI" degil, "DARI" imi$.....
--
choronik
=======
Hö?
Çüş yani.
Milleti bu yastan sonra pezevenk mi yapacan?
Para teklif eden mi var, len? Pezeveklik veya hacinalik ba$ka, arabuluculuk
ba$ka.
--
choro-nik
========
Arabuluculukta tanidigin bildigin ama konusamadigin bir kiz/erkek durumu
vardir.
Sen:
"- Haydi bana guzel bir kiz bul"
diyorsun.
Yani "herhangi" bir guzel kiz.
O yuzden "arabuluculuk" degil "pezevenklik" yqapmasini istiyorsun.
Onu bosver de su "hacinalik" sozune takildim. Hic duymadim. Necedir,
nasil kullanilir? Haci Analik midir?
arabulucu = ingilizcesi match maker. Eskiden aileler evlatlarini evlendirmek
icin bircok defalar direk temasa gecmeden, arabulucu kullanirlardi. Bircok
defalar ise i$lemi arabulucu kendi ba$latirdi. Oglan ve kizin onceden
birbirlerini tanimalari veya tanimamalari fark etmez.
Hacina = kadin pezevenk. Kibris'ta her gun kullanilan bir kelime.
'Pezevenk/lik' kelimeleri de Kibrista bircok defalar bilhassa konu$ma
dilinde 'pezevek/lik' diye kisaltilir. Kelimenin etimolojisine sen daha
sadik kaliyorsun!!!;-))))))))))))))) Malum kelimenin orijinali, yani
Rumcasi/Yunancasi Pezevengis'dir. Bu i$in ustasi onlar.
Hacina kelimesine gelince, Haci kelimesi Rumca'da da vardir. Hacina hacce
gitmi$ kadin demek olur Rumcada, yani Kadin Haci veya Haci Kadin anlaminda.
Kibris Turkcesinde (ve de Rumca'da) Hacina kadin pezevenk anlaminda.
Sen bunu Trakyalilara veya Adalilara sor. Onlar bilecek.
--
choronik
=======
Buna "copcatanlik" deniyor Turkce'de.
Tam anlattigin gibi iki tarafin birbirlerini tanimilari bilmeleri
gerekmiyor.
Arabulucu isi genel bir kelimedir. Hani Ingilizcede,, suclularla konusan
polislere verilen negotiator isminin karsiligi da budur.
> Hacina = kadin pezevenk. Kibris'ta her gun kullanilan bir kelime.
Turkce'de yok bu kelime. Hic duymadim.
>
> 'Pezevenk/lik' kelimeleri de Kibrista bircok defalar bilhassa konu$ma
> dilinde 'pezevek/lik' diye kisaltilir. Kelimenin etimolojisine sen daha
> sadik kaliyorsun!!!;-))))))))))))))) Malum kelimenin orijinali, yani
> Rumcasi/Yunancasi Pezevengis'dir. Bu i$in ustasi onlar.
Kelimenin orijinali "pejvend".
Farsca'dir.
Her boku Yunancadan / Grekceden geliyor sanmak da son iki yuzyildir Dogu
toplumlarina Bati'nin igrenc bir hediyesi olmustur.
>
> Hacina kelimesine gelince, Haci kelimesi Rumca'da da vardir. Hacina hacce
> gitmi$ kadin demek olur Rumcada, yani Kadin Haci veya Haci Kadin anlaminda.
> Kibris Turkcesinde (ve de Rumca'da) Hacina kadin pezevenk anlaminda.
O kadarini anladik.
"Haci Ana" dan turetilmis, kisalmis, yuvarlanmis gunluk konusma dilinde.
>
> Sen bunu Trakyalilara veya Adalilara sor. Onlar bilecek.
Trakya'da olsa bilirdim. Yok.
Cok yerel bir deyim de olabilir.
Yillar once Haci Ana'in birine boyle bir yakistirma yapilmis ve o soz
gunumuze dek kullanila kullanila gelmis olabilir.
Bizim oralarda da cok dedikodu yapanlara Sabriyanimlik yapma denir.
Sabiha ya da Sabriye Hanim'lardan bir miras.
Kibris'ta eskiden bilinmiyen bir kelime. 'Match maker'in direk tercumesi. To
match = bir birine uydurmak. Match ayni zamanda kibrit anlaminda fakat
Copcatanligin kibrit ile hic alakasi yok. Tercuman Turkcesi bu copcatan
sozcugu, bana kalirsa. Aklima gelmi$ken sunu da soyliyeyim. Kibris'ta daha
once de dedigim gibi arabuluculuk/aracilik yapma deyimleri kullanilirdirdi.
> Tam anlattigin gibi iki tarafin birbirlerini tanimilari bilmeleri
> gerekmiyor.
> Arabulucu isi genel bir kelimedir. Hani Ingilizcede,, suclularla konusan
> polislere verilen negotiator isminin karsiligi da budur.
Evet, arabulucu genel bir terimdir fakat 'negotiator' hususunda yanli$sin.
'Negotiator' daha ziyade pazarlik yapandir, aracilik yapandir. Arabulucu ise
Ingilizcede 'mediator' olur.
>
>> Hacina = kadin pezevenk. Kibris'ta her gun kullanilan bir kelime.
>
> Turkce'de yok bu kelime. Hic duymadim.
Senin bildigin Turkcede olmayabilir. Fakat bu hacina kelimesinin Turkcede
oladigi anlamina gelmez. Bilakis, Kibris Turkcesinde bal gibi vardir,
begensen de
begenmesen de. Kibrisli Turklerin Turkce Çarligi senin komutana mi kaldi?!
>
>>
>> 'Pezevenk/lik' kelimeleri de Kibrista bircok defalar bilhassa konu$ma
>> dilinde 'pezevek/lik' diye kisaltilir. Kelimenin etimolojisine sen daha
>> sadik kaliyorsun!!!;-))))))))))))))) Malum kelimenin orijinali, yani
>> Rumcasi/Yunancasi Pezevengis'dir. Bu i$in ustasi onlar.
>
> Kelimenin orijinali "pejvend".
> Farsca'dir.
Olabilir. Mesajimi postaladiktan sonra kelimenin Farsca asilli olabilecegi
aklimdan gecmi$ti zaten. Ara$tirmani yaptin, bakiyorum da... Cevabin epey
gecikti cunku... HeHe...
Nitekim kulampare de Farca'dan. Fakat Rumcaya Farsca'dan mi gecti yoksa
Farsca'dan Rumca'ya mi gectigini pek tabii ki bilmiyoruz. Bunun
arastirmasini da yaparsan fena olmaz yani. $ahsen beni pek ilgilendirmez.
>
> Her boku Yunancadan / Grekceden geliyor sanmak da son iki yuzyildir Dogu
> toplumlarina Bati'nin igrenc bir hediyesi olmustur.
Hey, hey... Bu kadar ate$lenme. Pezevenk, Hacina gibi kelimelerin Yunanca
asilli olabilecegini soylemek Yunancayi goklere cikarmak degil, benim
anlayi$imda.
Maalesef son asirlarda, Avrupalilar daha once fen ve sair sahalarda
kullandiklari Latince yerine dillerine hep Yunanca asilli kelimeleri
aldilar. Bu da Avrupalilar arasinda bir Yunan hayranligi yaratilmasina sebep
oldu. Bunu bizlerin kavramasi gerekir. Malum, Turkluk aleyhine olan
gelismelere ancak bu sekilde ve olup bitenleri anlayarak karsilik
verebiliriz. Sadece menfi bir tavir takinmakla elde bir$ey edemeyiz.
Bu bahsettigim husus gayet muhimdir. Anlayana sivri sinek saz...
>
>>
>> Hacina kelimesine gelince, Haci kelimesi Rumca'da da vardir. Hacina
>> hacce gitmi$ kadin demek olur Rumcada, yani Kadin Haci veya Haci Kadin
>> anlaminda. Kibris Turkcesinde (ve de Rumca'da) Hacina kadin pezevenk
>> anlaminda.
>
> O kadarini anladik.
> "Haci Ana" dan turetilmis, kisalmis, yuvarlanmis gunluk konusma dilinde.
>
>
>>
>> Sen bunu Trakyalilara veya Adalilara sor. Onlar bilecek.
>
> Trakya'da olsa bilirdim. Yok.
Emin misin? Cunku Rum ve Helenler arasinda Haci ile ba$latilan nitekim
Hacipavlo, Haci-bilmem-ne-oglu gibi isimler var. Hatta bizim 'ce' harfi
onlarda olmadigi icin 'c' harfini 'tz' olarak yazarlar. Ornek: Hatzipavlou.
Bu ce sesini latin harlariyle bazan 'dj' bazan 'gg' bazan da 'j' olarak
yazarlar. Ornek: Hadjipavlou, Haggipavlou, veya Hajipavlou.
>
> Cok yerel bir deyim de olabilir.
> Yillar once Haci Ana'in birine boyle bir yakistirma yapilmis ve o soz
> gunumuze dek kullanila kullanila gelmis olabilir.
> Bizim oralarda da cok dedikodu yapanlara Sabriyanimlik yapma denir.
> Sabiha ya da Sabriye Hanim'lardan bir miras.
Hacina dedigin gibi Haci Ana'nin kisaltilmi$i olabilir. Buna diyecegim
yoktur. Ben de Kibrista Haci Ana tabirini hic duymadim. Fakat 'HACINA"
kelimesini bilmeyen Kibrisli Turk yoktur. Rumlar ise bunu 'hatzina"
(noktali i ile) seslendirir. Fakat Rumlar arasinda pek ender kullanilir.
Onlarin kullanmaktan ho$landiklari daha ziyade 'POUTANA' (orospu)
kelimesidir.
--
choronik
========
Copleri catma, birbirine uygun hale getirmeden turemistir.
Match Maker da zaten birbirine uygun olani esleme yapan demek olup terim
degildir.
>
>
>> Tam anlattigin gibi iki tarafin birbirlerini tanimilari bilmeleri
>> gerekmiyor.
>> Arabulucu isi genel bir kelimedir. Hani Ingilizcede,, suclularla konusan
>> polislere verilen negotiator isminin karsiligi da budur.
>
> Evet, arabulucu genel bir terimdir fakat 'negotiator' hususunda yanli$sin.
Bu filmdeki bir Amerikan filminin adi Turkiye'de boyle oynamisti.
> 'Negotiator' daha ziyade pazarlik yapandir, aracilik yapandir. Arabulucu ise
> Ingilizcede 'mediator' olur.
Arabluculuk girisimlerine ne deniyor? Mesela Denktas ile Kibris Rum
basbakaninin ortasina gecen BM Genel Sekreterinin yaptiklarina?
>>> Hacina = kadin pezevenk. Kibris'ta her gun kullanilan bir kelime.
>> Turkce'de yok bu kelime. Hic duymadim.
>
> Senin bildigin Turkcede olmayabilir. Fakat bu hacina kelimesinin Turkcede
> oladigi anlamina gelmez. Bilakis, Kibris Turkcesinde bal gibi vardir,
> begensen de
> begenmesen de. Kibrisli Turklerin Turkce Çarligi senin komutana mi kaldi?!
Evet. Kibris Turkcesinde var ama ve lakin bildigin gibi Kibris Turkcsi
diye bir sey yok:
http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrk%C3%A7e
Kibris, Turkiye Turkcesi grubunda yer aliyor ve Turkiye Turkcesinde de
bu kelime yok. Kibris'ta nasil o yore halkinin konustugu bildigi
kelimeler varsa, Turkiye'nin pek cok yerinde o yore disinda hic kimsenin
bilemeyecegi anlayamayacagi keliemler bulunur.
Ornekler:
baklanba: kaplumbağa
belenare: şöyle böyle
bıymak: üşümek
cızgı: küçük ağustos böceği
çav: penis
çitik: ayakkabı
dayı: güzel, sağlam
eberge: getir
elyalak: kertenkele
engücü: herhalde
evtik: meşgale
falkak: bol, gevşek
fıraz: horoz
fışgın: rüzgarlı yağmur
gaba: taze incir
gabalka: gevrek, simit
gıdı gıdı: dedikodu
gını: hindi
girey: haftanın pazar günü
ıskalka: çekirge
meci (yuh)
kabargaç: balon
kelbaş: karnıbahar
kutuk: vajina
löbbüdek: birden, ani
mısır: hindi
şebbek: yassı
şibil: çapak
En ilginci de hindi'ye misir denmesidir.
Turkiye Turkcesinde hindiye, (Ingilizlerin ve Amerikalilarin Turkey
dedigine) biz Hindi deriz, ama bak bunlar Misir diyorlar. Zaten Misir
ulkesine Misir diyen tek biz varken hem de.
>>> 'Pezevenk/lik' kelimeleri de Kibrista bircok defalar bilhassa konu$ma
>>> dilinde 'pezevek/lik' diye kisaltilir. Kelimenin etimolojisine sen daha
>>> sadik kaliyorsun!!!;-))))))))))))))) Malum kelimenin orijinali, yani
>>> Rumcasi/Yunancasi Pezevengis'dir. Bu i$in ustasi onlar.
>> Kelimenin orijinali "pejvend".
>> Farsca'dir.
>
> Olabilir. Mesajimi postaladiktan sonra kelimenin Farsca asilli olabilecegi
> aklimdan gecmi$ti zaten. Ara$tirmani yaptin, bakiyorum da... Cevabin epey
> gecikti cunku... HeHe...
Kafadan yazdim, malum meshur kelimeler bunlar.
> Nitekim kulampare de Farca'dan. Fakat Rumcaya Farsca'dan mi gecti yoksa
> Farsca'dan Rumca'ya mi gectigini pek tabii ki bilmiyoruz. Bunun
> arastirmasini da yaparsan fena olmaz yani. $ahsen beni pek ilgilendirmez.
Belki o dillerden birine de Hintcede, Turkce'den ya da Cinceden
gecmistir, Nereden biliyorsun?
Kac kere soyledim.
Ozellikle Turk Dilciler ve Etimologlar buu cok yapiyor.
Bir kelimeyi Yunanca ya da Farscada bulduklari zaman, tamam bulduk
kelimenin kokunu diyorlar.
Kavimler gocu neymis,
Dunyanin simdiki cografyasina nasil gelinmis vb.
Bunlara hic deginen, bilen eden arastiran yok.
Bu isin ilmini yapanlar boyle olduktan sonra Sokaktaki adamlar, sen ,
ben yani Hariciler de dogal olarak buna uyuyoruz.
>> Her boku Yunancadan / Grekceden geliyor sanmak da son iki yuzyildir Dogu
>> toplumlarina Bati'nin igrenc bir hediyesi olmustur.
>
> Hey, hey... Bu kadar ate$lenme. Pezevenk, Hacina gibi kelimelerin Yunanca
> asilli olabilecegini soylemek Yunancayi goklere cikarmak degil, benim
> anlayi$imda.
Yukarida bu konuya degindim ve seni bahane ederek niye bu konuda hassas
oldugumu da belirttim. :-)
> Maalesef son asirlarda, Avrupalilar daha once fen ve sair sahalarda
> kullandiklari Latince yerine dillerine hep Yunanca asilli kelimeleri
> aldilar. Bu da Avrupalilar arasinda bir Yunan hayranligi yaratilmasina sebep
> oldu. Bunu bizlerin kavramasi gerekir. Malum, Turkluk aleyhine olan
Bunun sebepleri Batililarin kendileri hem Cografi hem de Kulturel kok
aramalariydi.
Cografi kok olarak Iran, Hindistan uzerinden Aryan, Kulturel olarak da
bunlara ilaveten bir de Yunan'i eklediler.
18. yuzyilda cikmis bazi Alman-Avusturya gazetelerine gore Yunanlilar,
Osmanli icindeki Dogu toplumlarindan biri olarak kabul edilmekteydi ve
kesinlikle Avrupali olarak gorulmezdi.
> gelismelere ancak bu sekilde ve olup bitenleri anlayarak karsilik
> verebiliriz. Sadece menfi bir tavir takinmakla elde bir$ey edemeyiz.
>
> Bu bahsettigim husus gayet muhimdir. Anlayana sivri sinek saz...
Olumlu olumsuz diye bir tavir yok, gercekler boyle, bu sekil. Bilen
bilir bilmeyen bilmez.
>
>>> Hacina kelimesine gelince, Haci kelimesi Rumca'da da vardir. Hacina
>>> hacce gitmi$ kadin demek olur Rumcada, yani Kadin Haci veya Haci Kadin
>>> anlaminda. Kibris Turkcesinde (ve de Rumca'da) Hacina kadin pezevenk
>>> anlaminda.
>> O kadarini anladik.
>> "Haci Ana" dan turetilmis, kisalmis, yuvarlanmis gunluk konusma dilinde.
>>
>>
>>> Sen bunu Trakyalilara veya Adalilara sor. Onlar bilecek.
>> Trakya'da olsa bilirdim. Yok.
>
> Emin misin? Cunku Rum ve Helenler arasinda Haci ile ba$latilan nitekim
> Hacipavlo, Haci-bilmem-ne-oglu gibi isimler var. Hatta bizim 'ce' harfi
> onlarda olmadigi icin 'c' harfini 'tz' olarak yazarlar. Ornek: Hatzipavlou.
> Bu ce sesini latin harlariyle bazan 'dj' bazan 'gg' bazan da 'j' olarak
> yazarlar. Ornek: Hadjipavlou, Haggipavlou, veya Hajipavlou.
Var tabi ki.
Adamlarin Basbakan isimleri bile Karamanlis yani KaramanLI.
Ayrica;
Su bizim (eskiden) Finansbank'i satin alan Yunan Bankasinin basindaki adam:
Takis Arapoglou.
Yardimcisinin soyadi da Pehlivanoglou.
Sana bir kiyak, Yunanca harfleri okuyabiliyorsun di mi:
http://www.apn.gr/musiczone/papazoglou.htm
Muzisyen
Nikos Papazoglou.
O kadar cok var ki boyle.
>
>> Cok yerel bir deyim de olabilir.
>> Yillar once Haci Ana'in birine boyle bir yakistirma yapilmis ve o soz
>> gunumuze dek kullanila kullanila gelmis olabilir.
>> Bizim oralarda da cok dedikodu yapanlara Sabriyanimlik yapma denir.
>> Sabiha ya da Sabriye Hanim'lardan bir miras.
>
> Hacina dedigin gibi Haci Ana'nin kisaltilmi$i olabilir. Buna diyecegim
> yoktur. Ben de Kibrista Haci Ana tabirini hic duymadim. Fakat 'HACINA"
> kelimesini bilmeyen Kibrisli Turk yoktur. Rumlar ise bunu 'hatzina"
> (noktali i ile) seslendirir. Fakat Rumlar arasinda pek ender kullanilir.
> Onlarin kullanmaktan ho$landiklari daha ziyade 'POUTANA' (orospu)
> kelimesidir.
Sumerlerden beri ANA disiş olani anlatir, Yunanlilar da dogal oalrak
etkilenmisler bundan. HaciAna ve PoutAna ornekleri guzel ve aciklayici.
> --
> choronik
> ========
>
>
Her ne ise, bo$una cene caliyoruz burada gibi geliyor bana.
Negotiator ve mediator'un farki ne imi$? NUANS FARKI.... Yerine gore
'negotiator'a 'mediator' de diyebilirsin. Ticari i$lerde mesela 'negotiator'
iki taraf arasinda pazarlik yapilmasini saglar. Iki kavgali kimse veya taraf
arasinda ise 'mediator' iki tarafin anla$ip bari$malarini saglar. Fakat
esasinda iki kelime arasindaki fark sadece nuans farkidir. Negotiator ve
Mediator e$ anlamli, yani sinonim kelimelerdir. Araci ve arabulucu
kelimeleri arasindakiki fark gibi...
Kelimelerin kaynagina gelince, bizi ilgilendiren kelimelerin dilimize hangi
dilden sizdigidir. Pek tabii ki o dile de ba$ka dilden sizmi$ olabilir.
Mesela 'kebab' Ingilizceye ve batiya Turkceden gecen bir kelime fakat acaba
'kebab' aslen Turkce mi? Eger Turkce asilli bir kelime ise, niye sesli harf
ahengine uymuyor? Yunanca da pek tabii ki mantar gibi ansizin ortaya
fi$kirmadi... ki mantarin bile tohumu var!!!
Bu tip sahalarda 'milliyetci' olmayalim lutfen. Aksi halde $eriatcilardan ne
farkimiz kalir?
Ha bak aklima gelmi$ken $unu da soyliyeyim= Eger 'copcatan' benim tahmin
ettigim gibi Ingilizce 'matchmaker'den direk ceviri degilse o zaman bana
1930 ve 1940'li yillarindan once kullandiginin bir misalini ver de ben de
ikna olayim. Istersen sana Fransizca 'pardon' cekerim, istersen de kusura
bakma arkada$, sen hakliydin der ve affinni dilerim.
Diger yonden Yunanca orospu/fahi$e anlaminda olan 'poutana' kelimesi (ki
putana diye okunur) hakikaten senin dedigin gibi put+ana kelimelerinden
olu$turulmu$sa, o zaman bunu filologlarin ara$tirmasi gerekir. Malum, eski
Yunanli medeniyetinin bircok yonleri eski Misir ve Sumer ve sonradan Fars
medeniyetlerinden calma idi. Eski Misir medeniyetinde de rahibelerin
fahi$elik yapagi biliniyor. Bu bakima rahibeler fahi$elik yapan bir nevi put
sayilirdi. Degi$ik medeniyetlerin olculeri modern muasir medeniyetin
olculeriyle bagda$maz yani. Bu bakimdan 'putana' kelimesinin etimolojisinn
ara$tirilmasi gayet ilginc neticeler elde edebilir. Ben $ahsen zannetmiyorum
fakat ihtimal di$idir da demiyorum. Fakat $unu da unutma ki Yunancada di$i
isimler genellikle -a sesi ile sonuclandirilir -- ornegin= i gineka (kadin),
i porta (kapi), i karekla (sandalye), i mitera/mana (anne/ana).
--
choronik
=======
"vatandas" <vatandas@gmail_yani_google_mail.com> wrote in message
news:f6l7c5$6um$1...@news.albasani.net...
Ben demiyorum sadece, ansiklopedik kaynaklar da oyle diyor.
> Turkiye Turkcesinden bahsediyorsun. Ben de Turkiye Turkcesi yoktur dersem o
> zaman sen ne dersin? Esasinda Turkiyede de Istanbul Turkcesi, Ankara
Sen diyebilirsin ama bir gecerliligi olmaz. Olabilemez.
Ama diyebilirsin yani. :-)
> Turkcesi, Adana Turkcesi vs var. Sen ona istersen $ive de. Fark etmez.
E yani.
Odemis sivesini bosuna ormek gostermedim. Bu cevaplari keske ilgili
yerin altina yazsaydin.
O zaman daha anlami ve butunleyici olacakti.
> Dedigin gibi her bolgenin kendine ozel kullandigi ve diger bolgelerde
> kullanilmayan, bilinmeyen kelimeleri var. Bu ise gayet normal. Her dilin
> yerel lehceleri, $iveleri var. Fakat butun bunlarinba$inda Turkce dili var
> ki bu dil Yugoslavyadan ta Cin'e kadar konu$ulan bir dildir.
Buna yoktur demedim.
> Her ne ise, bo$una cene caliyoruz burada gibi geliyor bana.
Odemis'in nufusu Kibris kadar ya da Kibris'tan kucuk ya da Kibris'tan
buyuk yerlesim birimlerinde elbette ki o yoreye ait siveler, agizlar ve
sadece orada kullanilan sozcukler olacaktir. Bundan dogal birsey yok.
Turkiye Turkcesi denen birsey var. Azerbaycan Turkcesi gibi. Bunu Bati
Turkcesinin iki lehcesi diye siniflandiran da var. Konu bu kadar basit.
> Negotiator ve mediator'un farki ne imi$? NUANS FARKI.... Yerine gore
Ben ikisi arasindaki farki sormadim.
> 'negotiator'a 'mediator' de diyebilirsin. Ticari i$lerde mesela 'negotiator'
> iki taraf arasinda pazarlik yapilmasini saglar. Iki kavgali kimse veya taraf
> arasinda ise 'mediator' iki tarafin anla$ip bari$malarini saglar. Fakat
> esasinda iki kelime arasindaki fark sadece nuans farkidir. Negotiator ve
> Mediator e$ anlamli, yani sinonim kelimelerdir. Araci ve arabulucu
> kelimeleri arasindakiki fark gibi...
Ben, misal olarak R. DEnktas ile o Rum lider arasinda dura Kofi Annan
icin Ingiliz medyasinda bu konuyla alakali olarak hangi kelimenin
kullanildigini sormustum.
Sorum bakidir.
Mumkunse bir ornek rica edecegim.
> Kelimelerin kaynagina gelince, bizi ilgilendiren kelimelerin dilimize hangi
> dilden sizdigidir. Pek tabii ki o dile de ba$ka dilden sizmi$ olabilir.
> Mesela 'kebab' Ingilizceye ve batiya Turkceden gecen bir kelime fakat acaba
> 'kebab' aslen Turkce mi? Eger Turkce asilli bir kelime ise, niye sesli harf
> ahengine uymuyor? Yunanca da pek tabii ki mantar gibi ansizin ortaya
> fi$kirmadi... ki mantarin bile tohumu var!!!
Evet. O yuzden dilbilimcilerin bir kelimenin kokenini araken, Yunance ve
Farscaya geldikleri vakit (biri Batinin kultur digeri cografi ve dil
kaynagi ya) durmalari devam etmemeleridir.
Baska da bir husu yoktur.
Sis kebap diye geciyor ecnebi lisan ve yerlerde sanirim ekseriyatla
(Ulan anla diye OSmanlica yaziyoruz neredeyse artik hehe).
> Bu tip sahalarda 'milliyetci' olmayalim lutfen. Aksi halde $eriatcilardan ne
> farkimiz kalir?
Tam tersine.
Yukarida dedigim gibi, bilimin onu sonsuza kadar acik olmalidir.
Bir yerde durulmamalidir.
Tabi gelinen her nokta not edilecektir, her safha bir ilerlemedir ama
burada isimiz bitti artik bakin Yunancada ya da Farscada da bu var
denmemelidir.
> Ha bak aklima gelmi$ken $unu da soyliyeyim= Eger 'copcatan' benim tahmin
> ettigim gibi Ingilizce 'matchmaker'den direk ceviri degilse o zaman bana
> 1930 ve 1940'li yillarindan once kullandiginin bir misalini ver de ben de
> ikna olayim. Istersen sana Fransizca 'pardon' cekerim, istersen de kusura
> bakma arkada$, sen hakliydin der ve affinni dilerim.
Huseyin Rahmi Gurpinar'in romanlarinda bu kelimeye tesaduf ettim gibi
geliyor (Bak rastladim demiyorum sevildigini bil hehe).
> Diger yonden Yunanca orospu/fahi$e anlaminda olan 'poutana' kelimesi (ki
> putana diye okunur) hakikaten senin dedigin gibi put+ana kelimelerinden
> olu$turulmu$sa, o zaman bunu filologlarin ara$tirmasi gerekir. Malum, eski
> Yunanli medeniyetinin bircok yonleri eski Misir ve Sumer ve sonradan Fars
> medeniyetlerinden calma idi. Eski Misir medeniyetinde de rahibelerin
> fahi$elik yapagi biliniyor. Bu bakima rahibeler fahi$elik yapan bir nevi put
> sayilirdi. Degi$ik medeniyetlerin olculeri modern muasir medeniyetin
> olculeriyle bagda$maz yani. Bu bakimdan 'putana' kelimesinin etimolojisinn
> ara$tirilmasi gayet ilginc neticeler elde edebilir. Ben $ahsen zannetmiyorum
> fakat ihtimal di$idir da demiyorum. Fakat $unu da unutma ki Yunancada di$i
> isimler genellikle -a sesi ile sonuclandirilir -- ornegin= i gineka (kadin),
> i porta (kapi), i karekla (sandalye), i mitera/mana (anne/ana).
Bu disi kelimeler konusu bize yabanci biliyorsun, o yuzden istisnalar
disinda (ani orijine muhatap olan kelimede aynen varsa bunu haricinde) o
dile ait ekler cikarilip devam edilir.
Ama ozellikle putana konusunu takipcisi olamam, yeri geldi iki "ana" ile
biten kadin anlamli kelimedeki es ozellik dikkatimi celbetti sadece.
Pekala, oyleyse Kibris $ivesi diyelim de bari$ olsun. Gercekte yeni nesiller
artik Turkiye $ivesi ile konu$uyor ya. Fakat ben eski Kibris $ivesinden
bahsediyorum. Fakat o Kibris $ivesi tamamen unutulmu$ degildir. Bak, $ive
diyorum, lehce demiyorum. Kibris Turkcesi de dedigimde bunu kastediyorum.
Fakat tabii ki Kibris Turkcesinde Kibrisa has uc be$ yerel kelime de
bulunur. Bunlar da dilin zenginligine katkida bulunur bence.
>
>
>> Turkiye Turkcesinden bahsediyorsun. Ben de Turkiye Turkcesi yoktur dersem
>> o zaman sen ne dersin? Esasinda Turkiyede de Istanbul Turkcesi, Ankara
>
> Sen diyebilirsin ama bir gecerliligi olmaz. Olabilemez.
> Ama diyebilirsin yani. :-)
Yani ne demek istiyorsun?;-)))
>
>> Turkcesi, Adana Turkcesi vs var. Sen ona istersen $ive de. Fark etmez.
>
> E yani.
Hep Yanni cekme, biraz da Nikoli cek de degisiklik olsun yani:-))))))))
> Odemis sivesini bosuna ormek gostermedim. Bu cevaplari keske ilgili yerin
> altina yazsaydin.
> O zaman daha anlami ve butunleyici olacakti.
Olabilir fakat bu cene calisi arap sacina donmege basliyordu. Yoksa hafizan
zayiflamaga mi ba$ladi? Kac ya$indasin len?????????
>
>> Dedigin gibi her bolgenin kendine ozel kullandigi ve diger bolgelerde
>> kullanilmayan, bilinmeyen kelimeleri var. Bu ise gayet normal. Her dilin
>> yerel lehceleri, $iveleri var. Fakat butun bunlarinba$inda Turkce dili
>> var ki bu dil Yugoslavyadan ta Cin'e kadar konu$ulan bir dildir.
>
> Buna yoktur demedim.
Bak gordun mu, $imdi babanin koyunden geldin.
>
>
>> Her ne ise, bo$una cene caliyoruz burada gibi geliyor bana.
>
> Odemis'in nufusu Kibris kadar ya da Kibris'tan kucuk ya da Kibris'tan
> buyuk yerlesim birimlerinde elbette ki o yoreye ait siveler, agizlar ve
> sadece orada kullanilan sozcukler olacaktir. Bundan dogal birsey yok.
> Turkiye Turkcesi denen birsey var. Azerbaycan Turkcesi gibi. Bunu Bati
> Turkcesinin iki lehcesi diye siniflandiran da var. Konu bu kadar basit.
Fakat Turkiye Turkcesi de yine Istanbul Turkcesi, Ankara Turkcesi,
Yoruklerin Turkcesi diye daha kucuk siniflara ayrilir. Evet, hepsi de Turkce
fakat...
>
>
>> Negotiator ve mediator'un farki ne imi$? NUANS FARKI.... Yerine gore
>
> Ben ikisi arasindaki farki sormadim.
Biraz sabirli ol. Evvela soyleneni dinle de ondan sonra konu$. Her halde
benim de iki kelime arasindaki farki ele almam icin bir sebep var.
>
>> 'negotiator'a 'mediator' de diyebilirsin. Ticari i$lerde mesela
>> 'negotiator' iki taraf arasinda pazarlik yapilmasini saglar. Iki kavgali
>> kimse veya taraf arasinda ise 'mediator' iki tarafin anla$ip
>> bari$malarini saglar. Fakat esasinda iki kelime arasindaki fark sadece
>> nuans farkidir. Negotiator ve Mediator e$ anlamli, yani sinonim
>> kelimelerdir. Araci ve arabulucu kelimeleri arasindakiki fark gibi...
>
> Ben, misal olarak R. DEnktas ile o Rum lider arasinda dura Kofi Annan icin
> Ingiliz medyasinda bu konuyla alakali olarak hangi kelimenin
> kullanildigini sormustum.
> Sorum bakidir.
> Mumkunse bir ornek rica edecegim.
Ev veya gayri menkul mal sati$larinda 'negotiation' yapilir. Siyasi
durumlarda araya 'mediator' tayin edilir. Nitekim Denktas ve Kleridis
konu$malari 'negotiation' idi. BM temsilcisinin i$i 'mediation' idi. Yani
kabacasi, negotiation = pazarlik etme, mediation = arabuluculuk yapma olur.
Yani Denktas ve Klerides 'mediate' yapmadilar ve de yapamazlardi.
'Mediation'i ancak ucuncu parti birileri yapabilir. ABD temsilcisi ise hem
'negotiate' de yapabilirdi yani o da pazarliga girebilirdi, veya pazarliga
girmeden 'mediate' yapabilirdi. Bilmem anlatabildim mi?
>
>
>> Kelimelerin kaynagina gelince, bizi ilgilendiren kelimelerin dilimize
>> hangi dilden sizdigidir. Pek tabii ki o dile de ba$ka dilden sizmi$
>> olabilir. Mesela 'kebab' Ingilizceye ve batiya Turkceden gecen bir
>> kelime fakat acaba 'kebab' aslen Turkce mi? Eger Turkce asilli bir kelime
>> ise, niye sesli harf ahengine uymuyor? Yunanca da pek tabii ki mantar
>> gibi ansizin ortaya fi$kirmadi... ki mantarin bile tohumu var!!!
>
> Evet. O yuzden dilbilimcilerin bir kelimenin kokenini araken, Yunance ve
> Farscaya geldikleri vakit (biri Batinin kultur digeri cografi ve dil
> kaynagi ya) durmalari devam etmemeleridir.
> Baska da bir husu yoktur.
Tamam. Fakat daha da derinlere inmek her babayigidin harci degil. Bunu
yapabilecek kac ki$i var ve de bu i$in icinde para var mi? Gereken fonlari
nereden alacaklar? Bu i$ler para ile olur, bildigin gibi.
>
> Sis kebap diye geciyor ecnebi lisan ve yerlerde sanirim ekseriyatla
> (Ulan anla diye OSmanlica yaziyoruz neredeyse artik hehe).
Yaz, yaz Osmanlica. Osmanlica da Turkcedir. Yabanci demi$sin, ecnebi
demi$sin. Ne cikar? Yeter ki konu$tugun kimseler meramini anlasin.
>
>
>> Bu tip sahalarda 'milliyetci' olmayalim lutfen. Aksi halde $eriatcilardan
>> ne farkimiz kalir?
>
> Tam tersine.
> Yukarida dedigim gibi, bilimin onu sonsuza kadar acik olmalidir.
> Bir yerde durulmamalidir.
Buna hic itirazim yok fakat daha once de soyledigim gibi bu i$ler para ile
olur. Ac ayi oynamaz derler ya...
> Tabi gelinen her nokta not edilecektir, her safha bir ilerlemedir ama
> burada isimiz bitti artik bakin Yunancada ya da Farscada da bu var
> denmemelidir.
>
>
>> Ha bak aklima gelmi$ken $unu da soyliyeyim= Eger 'copcatan' benim tahmin
>> ettigim gibi Ingilizce 'matchmaker'den direk ceviri degilse o zaman bana
>> 1930 ve 1940'li yillarindan once kullandiginin bir misalini ver de ben de
>> ikna olayim. Istersen sana Fransizca 'pardon' cekerim, istersen de
>> kusura bakma arkada$, sen hakliydin der ve affinni dilerim.
>
> Huseyin Rahmi Gurpinar'in romanlarinda bu kelimeye tesaduf ettim gibi
> geliyor (Bak rastladim demiyorum sevildigini bil hehe).
Merak etme, Kibris'ta eskiden beri hem tesaduf etme ham de
rastl;ama/rastgelme kelimeleri kullanilirdi. Bir de rast makami var. Ama o
ayri konu.
>
>
>> Diger yonden Yunanca orospu/fahi$e anlaminda olan 'poutana' kelimesi (ki
>> putana diye okunur) hakikaten senin dedigin gibi put+ana kelimelerinden
>> olu$turulmu$sa, o zaman bunu filologlarin ara$tirmasi gerekir. Malum,
>> eski Yunanli medeniyetinin bircok yonleri eski Misir ve Sumer ve sonradan
>> Fars medeniyetlerinden calma idi. Eski Misir medeniyetinde de rahibelerin
>> fahi$elik yapagi biliniyor. Bu bakima rahibeler fahi$elik yapan bir nevi
>> put sayilirdi. Degi$ik medeniyetlerin olculeri modern muasir medeniyetin
>> olculeriyle bagda$maz yani. Bu bakimdan 'putana' kelimesinin
>> etimolojisinn ara$tirilmasi gayet ilginc neticeler elde edebilir. Ben
>> $ahsen zannetmiyorum fakat ihtimal di$idir da demiyorum. Fakat $unu da
>> unutma ki Yunancada di$i isimler genellikle -a sesi ile
>> sonuclandirilir -- ornegin= i gineka (kadin), i porta (kapi), i karekla
>> (sandalye), i mitera/mana (anne/ana).
>
> Bu disi kelimeler konusu bize yabanci biliyorsun, o yuzden istisnalar
> disinda (ani orijine muhatap olan kelimede aynen varsa bunu haricinde) o
> dile ait ekler cikarilip devam edilir.
> Ama ozellikle putana konusunu takipcisi olamam, yeri geldi iki "ana" ile
> biten kadin anlamli kelimedeki es ozellik dikkatimi celbetti sadece.
Enterasan bir konu bence bu put-ana konusu. Niye ilgilenmiyorsun? Bak bir de
'dana" kelimesi var. O da di$i cinsten. Malum erkegine tosun derler.
Dana'nin da acaba 'ana' ile bir ili$kisi var mi diye merak sardi beni $imdi
de. Bak gordun mu bu yaptiklarina!!!;-)))))))))
Birimiz dü-$e$ atana kadar devam mi edelim? Fakat atmak istedigimiz zar
$e$-be$ ise o zaman ne yapariz? <G>
--
choronik
=======
Tamam.
> "Acephale Lemar" <nom...@org.invalid> wrote in message
O manada "kara sevda"yi anliyorsan, "infatuated" uygundur; bundan
dolayi yukarda "umumi taninan bir tanim okumadim simdiye dek" yazdim.
Adamin basi kadinin parasindan dolayi da dönebilir, bildigim "kara
sevda" da bu ihtimal yoktur.
Su tanima ne dersin: "kara sevda" cözümsüz askdir. (umutsuz ask
bambaska bir husus. Bence.)
>>>> 5- hopelessly in love (choronigin favorisi)
>>>
>>> Seninkisi "ümitsiz ask", kara sevda bence "ümitsiz" olmaktan ziyade
>>> tek yanli "seven" üzerinde menfi etkileri olan, sagligini, yasam
>>> sevincini, coskusunu küstüren bir sevgidir, sevdadir.
>
> Hopelessly in love senin dedigin umitsiz a$k degil daima. Arada nuans
> farki var. Ingilizcede hopelessly in love'a du$en unitsiz
> olmayabilir. Durumun unitsizliginden bihaber olabilir. NUANS
> MESELESI....
O zaman askdan dolayi gözleri "körlesmis" biri icin kullanilir, degil
mi? Yani, karsindaki sevgisine karsilik vermese de, o sevmeye devam
ediyor. tedavi olmamak icin direniyor. Dogru mu acikladim?
>>>> 6- madly in love
>>>
>>> "stalking love" diye bir tabir var mi Ingilizce'de? Bu da= madly
>>> bambaska bir ask. "delicesine asik olmak/sevmek", ugrunda madara
>>> olmayi, soyulmayi (para acisindan soyulmak, yanlis anlamaman icin
>>> ekliyorum *g*) göze alan kisi icin uygundur.
>
> Madly in love cilginca sevmek olur. Stalking love diye bir tabir
> yohhhhhhhhh! Stalking/Stalker var. Love var. Stalking love deyimi
> YOHHHHHHHHHHHHH!!!
Ben sadece sordum, öyle "yooh" cekmene gerek yok. "stalker" denilen de
bir nevi "seviyorlar" "kurbanlarini, degil mi? Bu sevme, ask "madly" mi
sence, degil mi?
>>> "sad/tragic/one-way/unhealthy love" gibi olabilir. Or: He is
>>> falling in love to (with?) a femme fatale. Or latin love aka latin
>>> lover. Cünkü o serenad "yakmakla" zamanini harcar, hedefe erismek
>>> gayesi yoktur, uzaktan sevgisini göstermekle, duyurmakla mesguldur.
>>> He's in love with a woman that doesn't hear his prayers. "not
>>> retorting love".
>>> Kili kirk yarmak sana kaldi simdi. ;-)
>
> Kili kirka nasil yaracam ben $imdi yaw? Vizgec...... Benim bicak
> kesmez!!!
Tüm "tekliflerim" anlamsiz mi?
>> Cevap vermedigin icin senin samimiyetinden süphelenmek en tabii
>> hakkimdir artik, bilmeni istedim. Böyle yamukluk mu olur? ;-(
>>
>
> Sen daima her seyden hep boyle suphelenir min len Acep?
Hayir! Yukardaki izahin yeterli kabul edildi, biraz tatminsizlik olsa
da. (Garip olan, bu ilmegin sunucunda görünmeyisi, fakat diger
ilmeklerin= cevapladigin görülmesi.)
> Haydi bana bir guzel kiz bul, bir de mandolin ver; ben de O Sole
> Mio'yu calarak o kizi serenatlayim. Balkona cikarsa i$ler iyi
> gidiyor demekdir. Balkondan soguk su veya daha kotusunu serpmezse
> tabii!!! ;-)))))))))))))
Neyin var "güzel kiz"i ikna edici? Öyle mandolinin büyüsüne kapilip,
ardina düsecek kiz kalmadi bence. Ingiltere'de yasamak zorunda
degilsen, git Türkiye'ye yerles, orada kendine uygun birini bulman
daha kolay olmali.
Son cümledeki iddia kesinlikle yanlistir, al Mis-r.
Türkiye'de yok= bilinmez o kelime; hatta Osmanlica sözlügüne bile
baktim, benzer kelime bulamadim "hacin" haric, manasi "bülug cagindan
evlenmis kiz".
Bir de tesadüfen TV'de izledigim, o ana dek bilmedigim bir Antep
gelenegi var, evlenme cagina gelen genclerin anasi tanimadigi evlerin
kapisini calip, evlenmece caginda kiziniz var mi? diye sormalari.
Antepli varsa okuyan, belki bizi bilgilendirir.
Kibris Türkce'sinde varsa, tamam; merak ettigim, nereden geldigidir,
Türkiye'den, Osmanli'dan gelme ihtimali cok düsük.
Kebab Arapca'dir. Türkler araciligiyla batiya ithal edilmistir, fakat
batili lisan kurumlari kökenini arastirirlar, sözlüklere kaydedelerler,
bizim gibi kenara atmazlar bu gibi ayrintilari.
Gayrimüslim Istanbul sosyetisinin Türk toplumuna etkisinin tezahürüdür
"cöpcatanlik".
> Diger yonden Yunanca orospu/fahi$e anlaminda olan 'poutana' kelimesi
> (ki putana diye okunur) hakikaten senin dedigin gibi put+ana
Italyanca da ayni. Ne oldu? Latin kökenli mi?
Valla, dogruyu soylemem gerekirse ben de bilmiyorum bu 'kara sevda'nin
karakteristiklerini. Çözümsüz a$k mi, yoksa umutsuz a$k mi? Mecnun (Arapcada
'macnun' deli anlaminda, yanli$im yoksa) her halde kara sevdali olmaliydi.
Bence gerek çözümsüz gerekse umutsuz bir a$ka du$en herkes kara sevdali
olur, ki o zaman a$agidaki favorim (hopelessly in love) en iyi kar$iligi
olur.
Madly in love'in mutlaka umutsuz olmasi $art degil. They are madly in love
with one another and extremely happy, mesela. Veya 'they are madly in love
and hope to get married next spring'.
Fakat bir de 'He is madly but hopelessly in love' deyimi var.Benim 'kara
sevdali'dan anlayi$im da budur.
>
>>>>> 5- hopelessly in love (choronigin favorisi)
>>>>
>>>> Seninkisi "ümitsiz ask", kara sevda bence "ümitsiz" olmaktan ziyade
>>>> tek yanli "seven" üzerinde menfi etkileri olan, sagligini, yasam
>>>> sevincini, coskusunu küstüren bir sevgidir, sevdadir.
>>
>> Hopelessly in love senin dedigin umitsiz a$k degil daima. Arada nuans
>> farki var. Ingilizcede hopelessly in love'a du$en unitsiz
>> olmayabilir. Durumun unitsizliginden bihaber olabilir. NUANS
>> MESELESI....
>
> O zaman askdan dolayi gözleri "körlesmis" biri icin kullanilir, degil
> mi? Yani, karsindaki sevgisine karsilik vermese de, o sevmeye devam
> ediyor. tedavi olmamak icin direniyor. Dogru mu acikladim?
>
>>>>> 6- madly in love
>>>>
>>>> "stalking love" diye bir tabir var mi Ingilizce'de? Bu da= madly
>>>> bambaska bir ask. "delicesine asik olmak/sevmek", ugrunda madara
>>>> olmayi, soyulmayi (para acisindan soyulmak, yanlis anlamaman icin
>>>> ekliyorum *g*) göze alan kisi icin uygundur.
>>
>> Madly in love cilginca sevmek olur. Stalking love diye bir tabir
>> yohhhhhhhhh! Stalking/Stalker var. Love var. Stalking love deyimi
>> YOHHHHHHHHHHHHH!!!
>
> Ben sadece sordum, öyle "yooh" cekmene gerek yok. "stalker" denilen de
> bir nevi "seviyorlar" "kurbanlarini, degil mi? Bu sevme, ask "madly" mi
> sence, degil mi?
Stalking sevgi degil de psikolojik bir hastaliktir. Cunku sevmek icin
gereken $artlar bulunmuyor 'stalking' durumlarinda. Dolayisi ile 'madly'
sevmek mevzubahis olamaz. A$ka a$iklik durumu var o durumlarda.
Fakat bunlari soylemi$ken $unu da ekliyeyim. Bircok defalar kadinlar da bu
'stalker'leri cesaretlendirici veya onlara umit verici bir harekette
bulunmaktan sucludurlar. Fakat durum 'stalker'lerin kadindan daha sonra
gelen 'kafi derecede yakla$tin, daha da yakla$ma' mesajini bir turlu
alamadiklarindan veya kabul edemediklerinden dolayi ciddile$ir.
>
>>>> "sad/tragic/one-way/unhealthy love" gibi olabilir. Or: He is
>>>> falling in love to (with?) a femme fatale. Or latin love aka latin
>>>> lover. Cünkü o serenad "yakmakla" zamanini harcar, hedefe erismek
>>>> gayesi yoktur, uzaktan sevgisini göstermekle, duyurmakla mesguldur.
>>>> He's in love with a woman that doesn't hear his prayers. "not
>>>> retorting love".
>>>> Kili kirk yarmak sana kaldi simdi. ;-)
>>
>> Kili kirka nasil yaracam ben $imdi yaw? Vizgec...... Benim bicak
>> kesmez!!!
>
> Tüm "tekliflerim" anlamsiz mi?
Yo.. Bunu ne dedim ne de ima ettim. Oyle cok alingan olma.
>
>>> Cevap vermedigin icin senin samimiyetinden süphelenmek en tabii
>>> hakkimdir artik, bilmeni istedim. Böyle yamukluk mu olur? ;-(
>>>
>>
>> Sen daima her seyden hep boyle suphelenir min len Acep?
>
> Hayir! Yukardaki izahin yeterli kabul edildi, biraz tatminsizlik olsa
> da. (Garip olan, bu ilmegin sunucunda görünmeyisi, fakat diger
> ilmeklerin= cevapladigin görülmesi.)
Valla benim ISP el degistirdi bir kac hafta once. $imdi tekrar el
degistirmek uzere. Haberlere gore 9 kusur milyar sterline. Haydi sermayen
varsa sen de siraya girip artirmaya gec!!! Fakat arada indirim yaptigimda
her defasinda su kadar mesaj indirilmedi diyor. Niye, ben de bir turlu
anlamadim. Microsoft'un gayri resmi personeli 'senkronize hatasi' olabilir
dedi. Yakinda ISP'mi degistirmegi dusunuyorum. Fakat simdilik baglantim
kablo baglantisidir. Diger ISP eski telefon hattimi tekrar baglatmami
istiyor.
>
>> Haydi bana bir guzel kiz bul, bir de mandolin ver; ben de O Sole
>> Mio'yu calarak o kizi serenatlayim. Balkona cikarsa i$ler iyi
>> gidiyor demekdir. Balkondan soguk su veya daha kotusunu serpmezse
>> tabii!!! ;-)))))))))))))
>
> Neyin var "güzel kiz"i ikna edici? Öyle mandolinin büyüsüne kapilip,
> ardina düsecek kiz kalmadi bence. Ingiltere'de yasamak zorunda
> degilsen, git Türkiye'ye yerles, orada kendine uygun birini bulman
> daha kolay olmali.
Aklimdan gecmedi degil, Acep. Fakat $imdilik hayatimdan gayet memnunum.
Istedigim zaman kalkar, istedigim zaman uyurum. Para derdim yok. Burada da
arkada$larla tatli tatli cene calariz. Mektuplastigim birkac eski sinif
arkada$im da var. Aralarinda ikisi emekliye ayrilmi$ universite profesoru de
var. Gittigim kutuphanede kadinlar kizlar benimle pek ilgilenir. Bazilari
ile flörtlesirim. Neden se beni enteresan bulurlar. Beni kutuphane
komitesine de sectirdiler. Benim ihtiyari hatirlarim ara sira. Onu da
kadinlar pek enteresan bulurdu. 15'inden 75'ine kizlar, kadinlari oyle bir
celbederdi ki.
Bu ya$tan sonra niye tekrar evlenip iki ayagimi bir pabuca sokayim?!!! Amcam
hayatta olaydi belki Turkiye'ye yerle$meyi daha cazip, daha cekici bulurdum.
Uzun yillar orman mudurlugu yapmi$ olan rahmetli amcamin iyi cevrelerle
temasi vardi. Emekliye ayrilmadan once uzun yillar Istanbul orman mudurlugu
yapmisti. Onun sayesinde kendime cok gecmeden iyi bir cevre edinebilirdim.
Fakat hayat $artlari insani bazan belirli istimaktlere surukler. Bu ya$tan
sonra hayat tarzimi pek degistirme sevdalisi degilim. Bunlari insan genc
iken yapar.
Bak $imdi ne guzel, bunlari yazarken radyodan ne guzel muzik dinliyorum.
$ahane piyano muzigi, hem de binim en cok hosuma giden oda muzigi --
Mozar'in Piyano Sonatlarindan biri caliyor $imdi radyoda. Gecen gun
kutuphaneden aldigim 'Zekai Dede'nin Isfahan Mevlevi Ayini' CD'sini iki, uc
defa ust uste bir guzel dinledim.
Hayatin tadini cikariyorum, Acep. Sen hic merak etme!
--
choronik
=======
>
Merak etme Acep bende oldukca eski ve gayet teferruatli iki gayet buyuk
ciltlik her sayfasi uc sutuna bolunmus 2.500 kusur sayfalik ince pirinc
kagidina gayet kucuk harflerle tab edilmi$ Shorter (!) Oxford Illustrated
Dictionary'm var. 'Shorter' cunku kisaltilmami$i 20 kusur cilt tutar.
Kelimelerin etimolojisini butun detaylariyla verir.
Bizde de buna benzer, yanli$im yoksa 8, 10 ciltlik 1920 ve 1930'larda
baskiya verilmi$ bir Turkce Lugat vardi. Ilk birkac cildi eski Osmanlica
alfabesi ile baskiya verilmi$ti. Diger ciltler ise Latin alfabesi ile
basilmi$ti. O lugati yenilediler mi diye merak ediyorum ara sira.
'Kebab'in etimolojikman Turkce olmadigi zaten bahsettigim sesli harf
ahengine uymadigi sebebiyle de $ahit isbat istemez. Ote yonden Arablar da
"shawarma" (cevirme yani doner) kelimesini bizden almi$a benziyorlar.
--
choronik
=======
Eski Yunanca Latinceden eskidir. Eski Yunan medeniyetinde fahi$eligin pek
yaygin olmasi dolayisi ile Latince kokenli olamaz. Fakat Yunancaya da ba$ka
dillercen gecmi$se eski Misirlilardan, Fars medeniyetinden, Sumerlerden
gecmi$ olabilir.
--
choronik
=======
Benim kanaatimce Haci zaten eski Yunanca Agios/Haggios kelimesinden gelir.
Agios'un di$i sekli Agia/Haggia (ayios/ayia diye seslendirilir). Nitekim Aya
Sofya. Ingilizcede Haggi/Haggio/Haggiography kelimeleri var Ayios kokunden
alintili. Fakat pek tabii ki bu Haci kelimesinin Yunancaya ba$ka bir dilden
gecmesi de gayet muhtemeldir. Bunu ancak eski Akdeniz/Orta dogu dillerini
bilen filologlar cozebilir. Bunun otesinde Haci anlaminda
Ayios/Haggios/Haggi/Hatzi kelimelerinin baglantisinin nasil gelistigini
bilmiyorum. Bu baglanti muhtemelen eski Yunanlilardan daha onceki devirlere
kadar dayanir.
Fakat dedigim gibi kadin pezevenk anlaminda kullanilan Hacina kelimesini
bilmeyen Kibrisli gerek Turk ve gerekse Rum yoktur. Erkek ve kadin arasinda
cinsel ili$ki kurulmasini te$vik eden, buna firsat veren/yaratan kadinlar
'hacina' olarak bilinir.
Ilmekte daha once de dedigim gibi Hatzi kelimesinin Rumcada di$i sekli
Hatzina olur. Bundan dolayi Kibrislilarin Turkcesine Rumcadan gecmi$
olabilecegini yazmi$tim.
Her ne ise, bu hususta gerektiginden fazla kafa yorduk gibi geliyor bana.
Ben ce bu konuyu artik kapatsak fena olmaz.
--
choronik
=======
>
Evet. "Native" isim yerlesiklerce kullanilir. Ayni sekilde baska bir
yazida da deginmistim Macarlara biz Macar diyoruz diye (Herkes Hungarian
derken) kendilerini Magya olarak ifade etmelerini ve bu ifadeyi
kullananlari ayrica soylemeye gerek duymamistim.
Bugun Bati Dunyasi ve onun takipcileri icin Misir ve MAcar isimleri
birse ifade etmezken, kendi yerlesik halklarin kendilerine verdigi ve
kullandigi isimleri kullanan tek biz variz.
Yanlis derken, once bir analiz et, kuru kalabaliga atlama.
snow kelimesinin karsiligi genelde "gari" olarak tercume edimez
sanirim. Soguk olanlarina Ingiltere'de snow denir mi? ;-) Bizim
buralarda "frigid" derler.
>
> Bak ben da GARI severim, bilhassa genc ve guzel olursa!!!
Sukur iyilesmissin!
>
> Buyuk kardesim iki uc yaslarinda iken anneme demi$ ki: "Anne, GARI isterim!"
> fakat istedigi "GARI" degil, "DARI" imi$.....
dariyi nasil yersiniz? Bizim taraflarda dari evlerde sadece boza
yapiminda kullanilirdi.
> --
> choronik
> =======
>
>
>
>
>
> > - Isadami: Love for profit "ben ka^ra sevdaliyimdir"
>
> > - Black Sevda (Sevda bir bayan ismi, kara da lakabi)
>
> > - Bir Amerikan ana ile Turk babanin cocuklarina koyduklari isim "Kara
> > Sevda Kaplan."
> > Bu sekilde Amerika'da Kara S. Kaplan, Turkiye'de "K. Sevda Kaplan"
> > seklinde kullanilabilecek beynelminel isim.- Hide quoted text -
>
> - Show quoted text -- Hide quoted text -
>
> - Show quoted text -
Bati, Avrupa ülkelerinde Almanlar icin farkli terimlerin mevcudiyeti
gibi.
Tarama ile Derleme sözlükleri var(-di), lakin son baktigimda henüz
arzuladigim olgunluk derecesine cikamamisti, simdi belki senin sözlüge
benzer bir sözlük cikarmislardir herhalde. Bu nerdeyse 80 yildir
Atatürkcü gecinen zümrenin onun toplu eserlerini kitap halinde
yayinlayamamis olmasini hatirima getiriyor, bunu da basaran Ingiliz
usaginin yayinevi.
> 'Kebab'in etimolojikman Turkce olmadigi zaten bahsettigim sesli harf
> ahengine uymadigi sebebiyle de $ahit isbat istemez. Ote yonden
> Arablar da "shawarma" (cevirme yani doner) kelimesini bizden almi$a
> benziyorlar.
Öyle yorumlari okudum, alanim degil, olabilir de, lakin "c"den "sh"
olmasi bana garip geliyor.
Gibris'ta GAR'da yagar daglarda. Lefko$a'da ve ovalik bolgelerde 30 veya 40
yilda bir 'GAR' yagabilir. Kuzey Kibris'in Be$parmak dag silsilesine 10 veya
20 yilda bir yagar kar. Fakat Guney'deki Troodos daglarinin en yuksek
tepelerine kar her yil yagar.
Kari ve cinsel frijidite meselesine gelince, burda da oyle. She is cold,
tabiri de var, fakat bu 'frigid'den ziyade cana yakin, sevilmli olmayanlar
icin soylenir. Fazla flortle$enler de 'she is a big flirt' diye tanimlanir.
Fakat bu frijidite problemi oldukca yaygin bir problemdir kadin milleti
arasinda.
>
>>
>> Bak ben da GARI severim, bilhassa genc ve guzel olursa!!!
>
> Sukur iyilesmissin!
Touch wood! I am in the rudest of health.
>
>>
>> Buyuk kardesim iki uc yaslarinda iken anneme demi$ ki: "Anne, GARI
>> isterim!"
>> fakat istedigi "GARI" degil, "DARI" imi$.....
>
> dariyi nasil yersiniz? Bizim taraflarda dari evlerde sadece boza
> yapiminda kullanilirdi.
Ingilterede dari ha$lanir. Kibris'ta komur ate$i uzerinde cevrilmi$i
ragbettedir.
Boza omrumde hic icmedim, ne de gordum. Bir nevi icecek oldugunu bilirim
sadece. Hepsi o kadar. Kibris'ta bilinmez. Soguk yerlerde icilen bir
me$rubat, yanli$im yoksa. Yoksa corbamsi birsey mi? Soguk mu icilir yoksa
sicak mi icilir? Bunu da bilmiyorum. Kibrista yanli$im yoksa bademden
hazirlanmi$ $ekerli bir me$rubat var. Sicak icilir. Gayet de lezizdir. Ismi
$u an aklima gelmiyor.
Bak biraz du$ununce aklima geldi.... Salep (uzun a ile seslendirilir).
Hakikaten gayet leziz bir me$rubat, bilhassa soguk ki$ gecelerinde.
--
choronik
=======
Niye garip gelsin. Biz AREF'i Arif yaptik. HALAL'i Helal yaptik. Onlar Ç
harfini niye $ olarak seslendirmesin? Zaten Arapcada zaten Ç harfi veya daha
dogrusu Ç sesi var mi? Benim tahminin olmadigidir. Dolayisi ile Ç'nin $
olarak seslendirilmesi sadece dil tembelligidir, bence.
--
choro-nik
========
Meshurdur, espri kaynagidir, Ege'de, ozellikle Izmir'de misira dari deniyor.
Turkler onlara uzun yillar Cermen demisler ama su "Alman" kelimesi, ne
zaman digerlerine gore oncelik kazanmista genel bir isim olmus bunu
bilmiyorum sahsen.
"C" varken neden "SH" ye dönüstü? Merak ettigim ayrinti bu sadece.
Nacizane görüsüme göre Fransizca'nin etkisiyle aciklanabilir. Ruslar
vs. "Nimetz/Nimyetz" derler Almanlar icin, manasi "az konusan".
Almanlar ise kendileri icin "Deutsche"= doyc (son harf cengelli "c")
derler. Garip mi garip bir durum.
Excellent old man!
You had (some of) us worried when you vanished after telling us you
were going in for some tests.
If you don't mind sharing, what was your ailment? Of course, if you
don't want to talk about it, that's OK too.
>
>
>
> >> Buyuk kardesim iki uc yaslarinda iken anneme demi$ ki: "Anne, GARI
> >> isterim!"
> >> fakat istedigi "GARI" degil, "DARI" imi$.....
>
> > dariyi nasil yersiniz? Bizim taraflarda dari evlerde sadece boza
> > yapiminda kullanilirdi.
>
> Ingilterede dari ha$lanir. Kibris'ta komur ate$i uzerinde cevrilmi$i
> ragbettedir.
He demek sen bir sonraki mesajda vatandas'in degindigi misiri (corn)
kastediyorsun. Turkiye'de ve ABD'de hem haslanmisi hem de ates
uzerinde cevrilmisi sevilir.
BEnim bahsettigim dari ufacik toplara benzeyen bir tahil. Ingilizcesi
"millet." Bir defasinda millet pilavi yapmayi denedim ama hosuma
gittigini soyleyemem.
>
> Boza omrumde hic icmedim, ne de gordum. Bir nevi icecek oldugunu bilirim
> sadece. Hepsi o kadar. Kibris'ta bilinmez. Soguk yerlerde icilen bir
> me$rubat, yanli$im yoksa. Yoksa corbamsi birsey mi? Soguk mu icilir yoksa
> sicak mi icilir? Bunu da bilmiyorum. Kibrista yanli$im yoksa bademden
Soguk icilen ve kis aylarinda yapilan mayali bir icecektir. Rengi
beyaz ile sari arasinda kivami oldukca koyu fakat tanesiz, hafif eksi
tatli bir icecektir. Turkiye disinda Balkanlarda bilinir. Kis
aylarinda yapilmasinin asil nedeni sanirim fazla dayanikli
olmadigindan. Mayali oldugundan bir kac gun icinde tuketilmezse eksir.
Ben bundan 20 yil once eksimeyen boza icat etmistim ama pazarlamadigim
(ve pazarlamayi dusunmedigim)icin oyle kaldi. Daha sonra Turkiye'de
bazi marketlerde dayanikli boza gordugumde kendime cok kizmistim.
Patent literaturunde boza ile ilgili buluslar yok degil ustelik.
> hazirlanmi$ $ekerli bir me$rubat var. Sicak icilir. Gayet de lezizdir. Ismi
> $u an aklima gelmiyor.
>
> Bak biraz du$ununce aklima geldi.... Salep (uzun a ile seslendirilir).
Salepi bilirim. Sahlep olarak yazildigini da gordum. Sahlep nisastali
bir bitkinin koku. Bademden yapildigini duymadim. Ben cok
kucuklugumden hayal-mayal hatirlarim. Sanirim 90'li yillara kadar
unutulmus bir icecekti, sonralari seker-salep-nisasta karisimi toz
olarak kutularda satilmaya baslamisti. Evde sutle karistirip
kaynatilip lezzetli bir icecek elde etmek mumkundu.
> Hakikaten gayet leziz bir me$rubat, bilhassa soguk ki$ gecelerinde.
> --
> choronik
> =======
>
[...]
[...]
>
> > dariyi nasil yersiniz? Bizim taraflarda dari evlerde sadece boza
> > yapiminda kullanilirdi.
>
> Meshurdur, espri kaynagidir, Ege'de, ozellikle Izmir'de misira dari deniyor.
yani hindiye dari mi der Izmirliler? ;-)
Ilginctir, Kirim Tatarlari (Kirim'da yasayanlar) hindiye misir
derlermis. Kokeni Ozbekistan olabilir. Turkiye'de bizim tarafin
tatarlari hindiye "pepiy" derler.
Misir'a Italyanlar ne dediginin bilinmesinde fayda vardir. Bitki
misira "granoturco" derler. Anlami "Turk tanesi."
hindiye Ingilizcede "turkey," misira Italyancada "granoturco"
denmesinde hikmet, Yeni Dunya kesfi sirasinda Turk gemicilerin
ticaretle ugrasiyor olmasinda olsa gerek.
>
>
[...]
Arabcada Çe/Ça sesi var mi diyorsun?
Varsa bile, $awarma diye telaffuzu daha once de dedigim gibi, dil
tembelliginden dolayi olmali. Bir denemesini yaparsan ne soylemek istedigimi
anlayacaksin.
Kemanda yay'i cekmenin (downbow'un) yayi surmeden (upbow'dan) taha tabii,
daha kolay olmasi gibi.
--
choronik
=======
Buraya yazdiklarimi Rumlar (bilhassa o 'gogu' ibnesi) 'Ali Asker' ibnesine
ve ba$kalarina tercume ettirip takib ediyorlar. Bunu yaptiklarinin coktan
farkindayim. Boyalarini, yalanciliklarini aciga vurdugum icin bana posta
koydular. Her halde yazdiklarimi yaydiklari iddialarin hep yalan oldugunu
gosterdigi icin ve de yalanci 'davalari' bakimindan cok zararli buluyorlar.
Birak istedikleri kadar takib etsinler. Ben onlari iki parmagimda oynatirim.
>
>>
>>
>>
>> >> Buyuk kardesim iki uc yaslarinda iken anneme demi$ ki: "Anne, GARI
>> >> isterim!"
>> >> fakat istedigi "GARI" degil, "DARI" imi$.....
>>
>> > dariyi nasil yersiniz? Bizim taraflarda dari evlerde sadece boza
>> > yapiminda kullanilirdi.
>>
>> Ingilterede dari ha$lanir. Kibris'ta komur ate$i uzerinde cevrilmi$i
>> ragbettedir.
>
> He demek sen bir sonraki mesajda vatandas'in degindigi misiri (corn)
> kastediyorsun. Turkiye'de ve ABD'de hem haslanmisi hem de ates
> uzerinde cevrilmisi sevilir.
Evet. Ingilizcede 'maize' veya 'corn' bilinen nesneye biz Kibrislilar
genellikle 'DARI' deriz. Pek ender olarak Kibrisli Turkler arasinda 'MISIR'
diye de bilinir. Halbuki anlasilacagi uzere Turkiyede siz buna MISIR
dersiniz. Ingilizcede de bazen 'CORN' bazan da 'MAIZE' olarak bilinir.
Kibrista hic bilinkiyen ve Ingilizcede 'MiLLET' diye bilinen nesneyi siz
Turkiyede DARI olarak bilirsiniz!!!
Ayikla pirincin ta$ini!!!!!!!!!
Aksam bu i$in bir arastirmasini yapip bu hususta resimli bir mesaj attim
buralara. Nerelere kari$ti? Attigim o resimli mesaji gordun mu yoksa
kayiplara ki kari$ti? Benim ISP bu gunlerde ne mok yedigini bilmez gibi.
MISIR (yani CORN) bilindigi uzere 15.inci 16.inci asirlara kadar, DOMATES,
ACI ve TATLI BiBER gibi, sadece Guney Amerika yerlileri tarafindan
bilinirdi.
>
> BEnim bahsettigim dari ufacik toplara benzeyen bir tahil. Ingilizcesi
> "millet." Bir defasinda millet pilavi yapmayi denedim ama hosuma
> gittigini soyleyemem.
Evet. Fakat ben $imdiye kadar bu darinin yani 'millet'in sadece Afrikada
yetistirildigini zannediyordum. Meger Asyada da yetistirilirmi$. Turkiyede
yetistirildigini ilk defa duyuyorum. Hayatimda hic gormedigim, tatmadigim
bir $ey.
Zaten bir yerde gordugum kadariyle 'millet' ve 'corn' ayni botanik
familyadan.
>
>>
>> Boza omrumde hic icmedim, ne de gordum. Bir nevi icecek oldugunu bilirim
>> sadece. Hepsi o kadar. Kibris'ta bilinmez. Soguk yerlerde icilen bir
>> me$rubat, yanli$im yoksa. Yoksa corbamsi birsey mi? Soguk mu icilir yoksa
>> sicak mi icilir? Bunu da bilmiyorum. Kibrista yanli$im yoksa bademden
>
> Soguk icilen ve kis aylarinda yapilan mayali bir icecektir. Rengi
> beyaz ile sari arasinda kivami oldukca koyu fakat tanesiz, hafif eksi
> tatli bir icecektir. Turkiye disinda Balkanlarda bilinir. Kis
> aylarinda yapilmasinin asil nedeni sanirim fazla dayanikli
> olmadigindan. Mayali oldugundan bir kac gun icinde tuketilmezse eksir.
> Ben bundan 20 yil once eksimeyen boza icat etmistim ama pazarlamadigim
> (ve pazarlamayi dusunmedigim)icin oyle kaldi. Daha sonra Turkiye'de
> bazi marketlerde dayanikli boza gordugumde kendime cok kizmistim.
> Patent literaturunde boza ile ilgili buluslar yok degil ustelik.
Bu tip firsatlardan maddeten faydalanmak herkesin harci degil zaten. Bu tip
'icat'lardan faydalananlar daima para babalari olur. 'Singer' diki$ makinesi
misali...
>
>> hazirlanmi$ $ekerli bir me$rubat var. Sicak icilir. Gayet de lezizdir.
>> Ismi
>> $u an aklima gelmiyor.
>>
>> Bak biraz du$ununce aklima geldi.... Salep (uzun a ile seslendirilir).
>
> Salepi bilirim. Sahlep olarak yazildigini da gordum. Sahlep nisastali
> bir bitkinin koku. Bademden yapildigini duymadim. Ben cok
> kucuklugumden hayal-mayal hatirlarim. Sanirim 90'li yillara kadar
> unutulmus bir icecekti, sonralari seker-salep-nisasta karisimi toz
> olarak kutularda satilmaya baslamisti. Evde sutle karistirip
> kaynatilip lezzetli bir icecek elde etmek mumkundu.
Zannedersem senin yazdigin dogru. Benim niye bademden yapildigini tahmin
ettigimi bir bakima lezzet ve rayihasina addediyorum. Nedense sahleb (Arabca
yazili$i yanli$im yoksa) icerken daima aklima badem gelir. Kibrislilar
arasinda hala ve bilhassa ki$ geceleri sicak sahleb/sahlep/salep icilir. Ben
de son 1968'de ictim, yanli$im yoksa. Londra'da mutlaka bulunacak. Bir $i$e
sahlep alip evde bulundurmaliyim. Sen toz olarak kutularda satildigindan
bahsediyorsun. Kibris'ta hazir olarak $i$ilerde konsentre olarak satilir.
Evde sadece sicak su eklenerek icilir.
--
choronik
=======
Enteresan. Bu 'pepiy'in asli ne olabilir sen ce?
>
> Misir'a Italyanlar ne dediginin bilinmesinde fayda vardir. Bitki
> misira "granoturco" derler. Anlami "Turk tanesi."
Italyanca GRANO = Ingilizce GRAIN = Türkçe TAHIL veya TAHIL TANESi/TANELERi
Kibris Turkcesinden örnekler diyecektim fakat 'vatandas'a yem (!) vermek
olmasin diye Kibris'ta kullani$ ornekleri diyeyim...
TAHIL urunleri yetistirilir veya hayvanlara yedirmek icin piyasadan arpa,
bugday gibi TAHIL satin alinir. Tavuklar ise yere du$en bugday tanelerini
kapi$arak yer.
>
> hindiye Ingilizcede "turkey," misira Italyancada "granoturco"
> denmesinde hikmet, Yeni Dunya kesfi sirasinda Turk gemicilerin
> ticaretle ugrasiyor olmasinda olsa gerek.
Avrupalilarin butun bunlari Osmanli Turkleri vasitasiyle ogrendiklerinden
dolayi... Tabii ki bunda gemiciligin de pek tabii ki büyük rolü var.
--
choronik
=======
> [...]
>
Ben de Ingilizce yazmasam olmazdi! Eh, zaten tercume ettiriyorlarsa
farketmez.
>
>
>
>
>
>
>
> >> >> Buyuk kardesim iki uc yaslarinda iken anneme demi$ ki: "Anne, GARI
> >> >> isterim!"
> >> >> fakat istedigi "GARI" degil, "DARI" imi$.....
>
> >> > dariyi nasil yersiniz? Bizim taraflarda dari evlerde sadece boza
> >> > yapiminda kullanilirdi.
>
> >> Ingilterede dari ha$lanir. Kibris'ta komur ate$i uzerinde cevrilmi$i
> >> ragbettedir.
>
> > He demek sen bir sonraki mesajda vatandas'in degindigi misiri (corn)
> > kastediyorsun. Turkiye'de ve ABD'de hem haslanmisi hem de ates
> > uzerinde cevrilmisi sevilir.
>
> Evet. Ingilizcede 'maize' veya 'corn' bilinen nesneye biz Kibrislilar
> genellikle 'DARI' deriz. Pek ender olarak Kibrisli Turkler arasinda 'MISIR'
> diye de bilinir. Halbuki anlasilacagi uzere Turkiyede siz buna MISIR
> dersiniz. Ingilizcede de bazen 'CORN' bazan da 'MAIZE' olarak bilinir.
>
> Kibrista hic bilinkiyen ve Ingilizcede 'MiLLET' diye bilinen nesneyi siz
> Turkiyede DARI olarak bilirsiniz!!!
>
> Ayikla pirincin ta$ini!!!!!!!!!
>
> Aksam bu i$in bir arastirmasini yapip bu hususta resimli bir mesaj attim
> buralara. Nerelere kari$ti? Attigim o resimli mesaji gordun mu yoksa
> kayiplara ki kari$ti? Benim ISP bu gunlerde ne mok yedigini bilmez gibi.
Googledan gorunmuyor.
>
> MISIR (yani CORN) bilindigi uzere 15.inci 16.inci asirlara kadar, DOMATES,
> ACI ve TATLI BiBER gibi, sadece Guney Amerika yerlileri tarafindan
> bilinirdi.
>
>
>
> > BEnim bahsettigim dari ufacik toplara benzeyen bir tahil. Ingilizcesi
> > "millet." Bir defasinda millet pilavi yapmayi denedim ama hosuma
> > gittigini soyleyemem.
>
> Evet. Fakat ben $imdiye kadar bu darinin yani 'millet'in sadece Afrikada
> yetistirildigini zannediyordum. Meger Asyada da yetistirilirmi$. Turkiyede
> yetistirildigini ilk defa duyuyorum. Hayatimda hic gormedigim, tatmadigim
> bir $ey.
Gormus olman gerekir, ozellikle kus yemi olarak satilir.
>
> Zaten bir yerde gordugum kadariyle 'millet' ve 'corn' ayni botanik
> familyadan.
>
>
>
>
>
>
>
> >> Boza omrumde hic icmedim, ne de gordum. Bir nevi icecek oldugunu bilirim
> >> sadece. Hepsi o kadar. Kibris'ta bilinmez. Soguk yerlerde icilen bir
> >> me$rubat, yanli$im yoksa. Yoksa corbamsi birsey mi? Soguk mu icilir yoksa
> >> sicak mi icilir? Bunu da bilmiyorum. Kibrista yanli$im yoksa bademden
>
> > Soguk icilen ve kis aylarinda yapilan mayali bir icecektir. Rengi
> > beyaz ile sari arasinda kivami oldukca koyu fakat tanesiz, hafif eksi
> > tatli bir icecektir. Turkiye disinda Balkanlarda bilinir. Kis
> > aylarinda yapilmasinin asil nedeni sanirim fazla dayanikli
> > olmadigindan. Mayali oldugundan bir kac gun icinde tuketilmezse eksir.
> > Ben bundan 20 yil once eksimeyen boza icat etmistim ama pazarlamadigim
> > (ve pazarlamayi dusunmedigim)icin oyle kaldi. Daha sonra Turkiye'de
> > bazi marketlerde dayanikli boza gordugumde kendime cok kizmistim.
> > Patent literaturunde boza ile ilgili buluslar yok degil ustelik.
>
> Bu tip firsatlardan maddeten faydalanmak herkesin harci degil zaten. Bu tip
> 'icat'lardan faydalananlar daima para babalari olur. 'Singer' diki$ makinesi
> misali...
Ya da calistigin sirkete haklarini devredersin. Zaten benim dalimda
bir ise baslamadan once imzalanan kagitlardan biri bu.. "assignment of
intellectual property."
Kaldi ki birseyin patentini almak ile o birseyi ticari olarak
pazarlamak arasinda cok fark var. Tabi ben o siralarda aklima gelip ve
$800 bastirip patentini almakla ugrassaydim belki bir hak iddia
edebilirdim.
>
>
>
> >> hazirlanmi$ $ekerli bir me$rubat var. Sicak icilir. Gayet de lezizdir.
> >> Ismi
> >> $u an aklima gelmiyor.
>
> >> Bak biraz du$ununce aklima geldi.... Salep (uzun a ile seslendirilir).
>
> > Salepi bilirim. Sahlep olarak yazildigini da gordum. Sahlep nisastali
> > bir bitkinin koku. Bademden yapildigini duymadim. Ben cok
> > kucuklugumden hayal-mayal hatirlarim. Sanirim 90'li yillara kadar
> > unutulmus bir icecekti, sonralari seker-salep-nisasta karisimi toz
> > olarak kutularda satilmaya baslamisti. Evde sutle karistirip
> > kaynatilip lezzetli bir icecek elde etmek mumkundu.
>
> Zannedersem senin yazdigin dogru. Benim niye bademden yapildigini tahmin
> ettigimi bir bakima lezzet ve rayihasina addediyorum. Nedense sahleb (Arabca
> yazili$i yanli$im yoksa) icerken daima aklima badem gelir. Kibrislilar
> arasinda hala ve bilhassa ki$ geceleri sicak sahleb/sahlep/salep icilir. Ben
> de son 1968'de ictim, yanli$im yoksa. Londra'da mutlaka bulunacak. Bir $i$e
Turkiye'de de kis geceleri icilir. Turk bakkallarinda bulunur sanirim.
Vay be, zamaninda Londra'da sokak saticilari satarmis.
http://www.botanical.com/botanical/mgmh/o/orchid13.html
"Before coffee supplanted it, it [salep] used to be sold at stalls in
the streets of London, and was held in great repute in herbal
medicine, being largely employed as a strengthening and demulcent
agent. The best English Salep came from Oxfordshire, but the tubers
were chiefly imported from the East. "
> sahlep alip evde bulundurmaliyim. Sen toz olarak kutularda satildigindan
> bahsediyorsun. Kibris'ta hazir olarak $i$ilerde konsentre olarak satilir.
> Evde sadece sicak su eklenerek icilir.
>
> --
> choronik
> =======
>
>
>
>
>
> >> Hakikaten gayet leziz bir me$rubat, bilhassa soguk ki$ gecelerinde.
> >> --
> >> choronik
> >> =======
>
> > [...]- Hide quoted text -
bilemiyorum. Internette doyurucu ipucu bulamadim.
>
>
>
> > Misir'a Italyanlar ne dediginin bilinmesinde fayda vardir. Bitki
> > misira "granoturco" derler. Anlami "Turk tanesi."
>
> Italyanca GRANO = Ingilizce GRAIN = Türkçe TAHIL veya TAHIL TANESi/TANELERi
>
> Kibris Turkcesinden örnekler diyecektim fakat 'vatandas'a yem (!) vermek
> olmasin diye Kibris'ta kullani$ ornekleri diyeyim...
>
> TAHIL urunleri yetistirilir veya hayvanlara yedirmek icin piyasadan arpa,
> bugday gibi TAHIL satin alinir. Tavuklar ise yere du$en bugday tanelerini
> kapi$arak yer.
>
>
>
> > hindiye Ingilizcede "turkey," misira Italyancada "granoturco"
> > denmesinde hikmet, Yeni Dunya kesfi sirasinda Turk gemicilerin
> > ticaretle ugrasiyor olmasinda olsa gerek.
>
> Avrupalilarin butun bunlari Osmanli Turkleri vasitasiyle ogrendiklerinden
> dolayi... Tabii ki bunda gemiciligin de pek tabii ki büyük rolü var.
O tarihlerde Akdeniz bir Turk golu idi herhalde.
> --
> choronik
> =======
>
>
>
> > [...]- Hide quoted text -
Su Doyc'un Dutch'larla ilgisi vardir muhakkak.
Gecen buraya gecmistim Odemis agzindan ornek kelimeler.
Misir, hindi esitligi orada da vardi.
> Misir'a Italyanlar ne dediginin bilinmesinde fayda vardir. Bitki
> misira "granoturco" derler. Anlami "Turk tanesi."
>
> hindiye Ingilizcede "turkey," misira Italyancada "granoturco"
> denmesinde hikmet, Yeni Dunya kesfi sirasinda Turk gemicilerin
> ticaretle ugrasiyor olmasinda olsa gerek.
Su Hindi ve Misir sozcukleri cok ilginc, bir sekilde Turkleri
cagristiriyor ve bizler de bazan kizip bize Hindi demeyin diyoruz.
Halbuki tam tersi.
O mubarek hayvani bizim tanimlayan isimle cagirdiklari icin mutlu olmaliyiz.
>>
> [...]
>
Gayet dogru.
Bademsiz sahlep olmaz.
Olursa da olmaz.
> arasinda hala ve bilhassa ki$ geceleri sicak sahleb/sahlep/salep icilir. Ben
> de son 1968'de ictim, yanli$im yoksa. Londra'da mutlaka bulunacak. Bir $i$e
> sahlep alip evde bulundurmaliyim. Sen toz olarak kutularda satildigindan
> bahsediyorsun. Kibris'ta hazir olarak $i$ilerde konsentre olarak satilir.
> Evde sadece sicak su eklenerek icilir.
Her iki tip uretim de mevcuttur.
Yem vermek?
Sana kemik atmakli da cevap verilebilirsi ama boyle ucuz ve asagilik
yontemler surdurdugun surece benden hava alirsin.
Sadece su yem vermekle ilgili bir kac sey soyleyecegim asagida.
>
> TAHIL urunleri yetistirilir veya hayvanlara yedirmek icin piyasadan arpa,
> bugday gibi TAHIL satin alinir. Tavuklar ise yere du$en bugday tanelerini
> kapi$arak yer.
Turkce'de bir deyim vardir.
"Ac tavik kendini dari ambarinda sanarmis."
Simdi buradaki dari, bugdaya benzeyen gercek dari midir yoksa misir midir?
Hadi TDK'da yazmaz bunlar, sorun sorusturun cevrenize.
O kadar ciddiye alma be vatandas!!! <G>
>
>>
>> TAHIL urunleri yetistirilir veya hayvanlara yedirmek icin piyasadan arpa,
>> bugday gibi TAHIL satin alinir. Tavuklar ise yere du$en bugday tanelerini
>> kapi$arak yer.
>
> Turkce'de bir deyim vardir.
> "Ac tavik kendini dari ambarinda sanarmis."
>
> Simdi buradaki dari, bugdaya benzeyen gercek dari midir yoksa misir midir?
> Hadi TDK'da yazmaz bunlar, sorun sorusturun cevrenize.
Gibrisli mi bu tavuk? Yoksa Turkiyali mi? ;-))))))))
Her $ey ona dayanir.
--
choronik
=======
Verdigin bilgi icin tesekkurler. Daha once de dedigim gibi ne zaman sahlep
icsem, daima aklima badem gelir. Demek ki yanli$ degildim.
>
>> arasinda hala ve bilhassa ki$ geceleri sicak sahleb/sahlep/salep icilir.
>> Ben
>> de son 1968'de ictim, yanli$im yoksa. Londra'da mutlaka bulunacak. Bir
>> $i$e
>> sahlep alip evde bulundurmaliyim. Sen toz olarak kutularda satildigindan
>> bahsediyorsun. Kibris'ta hazir olarak $i$ilerde konsentre olarak satilir.
>> Evde sadece sicak su eklenerek icilir.
>
> Her iki tip uretim de mevcuttur.
Bugun mutlaka bir $i$e sahlep almaliyim. Not ettim bile. Turk bakkallarinin,
lokantalarinin yogunlukla bulundugu caddeye ugrayip bir de incik yiyecegim.
Yoksa 'mix/karma kebab' mi yeyim? Be$, on gun evvel firinda pi$irilmi$
patlicana sarili ku$ba$i kuzucuk yedim. Enfes!!!
Fakat canim coktan beri yemedigim kebaplarin kirali $eftali kebabini cekti.
Londrada pek ender bulunur nedense. Niye acaba?
--
choronik
=======
Kibris'a ozgu bir kebapmis ve icinde de beklenilenin aksine seftali
falan yokmus,internettenbaktim simdi.
Afiyet olsun.
Ac olduguna gore?
Te$ekkurler.
$eftali kebabi karin yagina/zarina sarili soganli, maydonozlu, baharatli
yaprak dolmasi seklinde sarilmi$ kiyma ile yapilir. Yemesi de gayet
lezizdir.
--
choronik
=======
Ben bademli sahlep duymadim. Icilecek turden mi bahsediyorsun?
Tarifine de rastlamadim...
Bademli sahlep de bademin aromasi mi, tane olarak kendisi mi mevcut?
porsuk "simdi beignet ve cafe au lait ile ugrasiyor -- rifat'a goz
kirpmasi"
>
> > arasinda hala ve bilhassa ki$ geceleri sicak sahleb/sahlep/salep icilir. Ben
> > de son 1968'de ictim, yanli$im yoksa. Londra'da mutlaka bulunacak. Bir $i$e
> > sahlep alip evde bulundurmaliyim. Sen toz olarak kutularda satildigindan
> > bahsediyorsun. Kibris'ta hazir olarak $i$ilerde konsentre olarak satilir.
> > Evde sadece sicak su eklenerek icilir.
>
> Her iki tip uretim de mevcuttur.
- Hide quoted text -
bu aciklama bana ciger dolmasini hatirlatti. koyun zarina (gomlek de
deniyor) sarilmis bol naneli dogranmis ciger ve pirinc ile yapar
annem. Yilda bir kez falan yapilir--o da Kurban Bayraminda.
Sizin seftali kebabi da oldukca lezzetli bir yemege benzoiyor.
>
> --
> choronik
> =======- Hide quoted text -
Ben de onu gorunce "hindi=dari" espri denemesini yaptim ya :-)
>
> > Misir'a Italyanlar ne dediginin bilinmesinde fayda vardir. Bitki
> > misira "granoturco" derler. Anlami "Turk tanesi."
>
> > hindiye Ingilizcede "turkey," misira Italyancada "granoturco"
> > denmesinde hikmet, Yeni Dunya kesfi sirasinda Turk gemicilerin
> > ticaretle ugrasiyor olmasinda olsa gerek.
>
> Su Hindi ve Misir sozcukleri cok ilginc, bir sekilde Turkleri
> cagristiriyor ve bizler de bazan kizip bize Hindi demeyin diyoruz.
> Halbuki tam tersi.
> O mubarek hayvani bizim tanimlayan isimle cagirdiklari icin mutlu olmaliyiz.
tamam da sokaktaki saf Amerikan veya Ingiliz tam tersini dusunuyor.
Ustelik Amerikalilar hindiyi aptal bir kus bozuntusu olarak gordukleri
icin Turkler icin ayni cagristirmayi yapabiliyor.
>
>
>
>
>
> > [...]- Hide quoted text -
===========
Ingredients (Içindekiler): Sugar, Milk Powder, Starch, Enhancher-E 412,
Cinnamon, Natural Sahlep, Nature identical Cinnamon Aroma & Vanilin. (Şeker,
Sut Tozu, Nişasta, Kıvam Artırıcı-E 412, Tarçın, Doğal Salep, Doğala özdeş
Tarçın Aroması, Doğala özdeş Vanilin Aroması.)
Salep is a pleasant winter drink. People go to "Salep Shops" or any "Coffe
Shop" or "Pastry Shop" to drink "Hot Salep" on cold winter nights.
Preperation (Hazırlanışı):
Put 2 small spoons of ------- Sahlep into a glass or 1 table spoon of it
into a cup. Mix it troughly after adding boiled water or milk-suggested. If
desired, sprinkle cinnamon and serve. (Bir çay bardağına 2 çay kaşığı, bir
çay fincanına 1 yemek kaşığı, Salepi koyunuz, üzerine kaynar su veya süt
ilave ederek karıştırınız. Doğal olarak şekerlendirilmiş Salep'e dilerseniz
zevkinize göre tarçın serpebilirsiniz. Salepiniz servise hazırdır.)
========================
Tuber'in Turkcesi ne olabilir diye merak edip tdk sozlugune baktim. Turkcesi
" Kem'e " diyor. Bu herhalde Osmanlicasi olsa gerek. Bir de "Domalan"
diyor. Iyi ki "dömelen" demediler. Kih, kih...
--
choronik
=======
<por...@yahoo.com> wrote in message
news:1184036207.1...@w3g2000hsg.googlegroups.com...
Evet, gayet lezzetli olur. Fakat bizde ciger yerine sade kiyma kullanilir.
Pirinc kullanilmaz. Sumak veya yogurt da yakisigidir.
Anam, hatirlarim, Tatar Koftesi de yapardi. Ici kiyma dolu yuvarlak bulgur
koftesi. Ha$lanarak pi$irilirdi. Hazirlanmasi da gayet emekli maalesef.
Fakat lezzetine doyum olmaz. Bizde bir de genellikle yabani tavsan etinden
lalangi yapilirdi. O da gayet leziz olurdu. Yogurtlu Tatar Boregi ise parmak
seklinde et boregi. Annem uzerine yogurt gezdirmege firsat bulmadan ben
yiyebilecegim kadar yerdim. Gerek yogurtlusu, gerek kavrilir kavrilmaz
yogurtsuzu gayet lezzetli olur.
Ah, nerede o eski yemeklerimiz? $imdiki karilar hic birsey bilmez. Elleri
hep donlarina kacar!!!
--
choronik
=======
Tane olarak degil aromasi diye biliyordum lakin ben de internette soyle
bir ustunkoru baktim bulamadim, niko'nun dedigi gibi aromasina katiliyor
olabilir, zaten gercek salep ve toz haline getirilmis salep arasinad
ciddi farklar oldugu da soyleniyor.
Ayrica bunun elde edildigi beyaz orkideninneslini korumak amaciyla
yurtdisina cikarilmasi yasaklanmis.
Ben kendi adima gayet mutluyum, bu mubarek hayvanla isimden dlayi bir
iliskimiz oldugun icin. :-)
Hani Nasrettin Hoca hindisini satmak icin pazara gitmis.
Orada bir bakmis egzotik ulkelerden gelen papaganlar astronomik
fiyatlarla satilmakta. Misal 1.000 dolar.le bir mubarek h
Demis ki "napiyor bu kuslar, ne ozellikler var?"
Satici da:
"Bunlar konusur" demis.
Bu da gecmis yanlarina, koymus hindinin yanina 10.000 tabela.
Papagan saticisi donmus Hoca'ya, "napiyorssun demis, bu hayvanin
ozelligi ne?"
Hoca da:
"Onlar konusuyorsa bu da dusunur" demis.
Boyle bir mubarek heyvandir iste.
Turkce'de "hindi gibi dusunme" diye bir deyi
choronik be $antoz***, choronik. Ogren lan. Niko senin cocukluk adin.
***Not= Eskiden Gibris'ta 'Natasha'lar $antoz diye bilinirdi.
Olm, Ibrahim'e, Ibo, Abdullah'a Apo denen bir cografyada elbette ki sana
da Niko denecekti.
Isim secmek cok onemlidir ve isminle barisik olmalisin.
Yoksa 6 yasindaki veled gibi zirlayip durarsin karsimda boyle.
>
> ***Not= Eskiden Gibris'ta 'Natasha'lar $antoz diye bilinirdi.
Santoz sarki soyleyen demek, konservatuvarlarda san dersleri vardir.
(chanteuse)
Odemis de santoze santoz nastasa'ya natasa denirdi ve denir.
Benim bildiğim sahlep ile leblebi iyi gider, birbirini tamamlar. Daha
sonraları belki birileri bademi keşfetti sahlebin yanına. Kimbilir?
>> porsuk "simdi beignet ve cafe au lait ile ugrasiyor -- rifat'a goz
>> kirpmasi"
Cafe au lait yi boşverdik bu sıralar. Şimdi çay takılıyoruz. Adagio
Çay Evinden sevdiklerim şunlar:
1. Mambo
2. Yunnan jig
3. Yunnan gold
4. Darjeeling #22
Bu bir süre devam eder ondan sonra Organik Colombian Kahvesi
takılırız. Sonra gider saksıda domates yetiştiririz. Ondan sonra da
daha başka bir nane buluruz takılacak. Bu, böylece, ölünceye kadar
sürer gider. :)
Sicak leblebiyi bozanin ustune doker yeriz.
Vefa bozacsinin karsinida sirf bu is icin bir kuruyemisci bulunur.
Arabanda ya da dukkanda da icsen bozayi, onceden bir kesekagidina
100-200 gram sicaklyeni kavrulmus sari lebleiyi alip, bozaya dokersin.
Bardaktan boza icerken once leblebiler gelip agzina, sicak leblebi ve
soguk bozayla uygun bir tad olusur. bi zaman sonra bardak yarilanir,
ustteki leblebiler biter, tekrar leblebi doldurursun bardaga.
Hicbir zaman bir bardak kezmez zaten. Her zaman fazlasi istenir.
Duvarda da hala, Ataturk'un burada boza ictigi bardak durur.
Iste bu yuzden, Gr. Senor'lar buraya girmekten cok korkarlar.
Bana kalırsa gayet güzel çuvallamışım. :))
"Dutch" Ingilizce "bizim" Hollanladilar icin söylenir, fakat
"Hollandalilar kendilerini genelde "Netherland" olarak görürler,
tanitirlar. Almancasi "Niderlande" olup, "nieder=alcak, yüksel
olmayan", "Lans(-e)= toprak, yer, ülke, tipki Türkcedeki "istan" eki
gibi ülkelere dair, yani Ermenistan, Habesistan, Turkmenistan gibi.
"Hollandaca" bir nevi eski Almancanin dallarindan biridir, yakinlik
var.
>
> Tuber'in Turkcesi ne olabilir diye merak edip tdk sozlugune baktim.
> Turkcesi " Kem'e " diyor. Bu herhalde Osmanlicasi olsa gerek. Bir de
> "Domalan" diyor. Iyi ki "dömelen" demediler. Kih, kih...
"keme", "kem'e" degil. Ilk anlami "büyük sican". *g*
"domalan" icin sunu yaziyor: "askli mantarlardan, toprak icinde yumru
biciminde yetisen, yenilebilen bir bitki, yermantari, keme (Tuber
melanosporum)", su "askli" ne demk, bilen var mi? "askili" mi, yoksa
"ask=sevgi" ile mi iliskili.
Her nemden dem kapanlar icin: "sporum" yaziyor adina, acep hangi "spor"
mevzubahis burada? *veg*
"keme" Derleme Sözlügünden aktarilmis sözlüge, maalesef kullanim yöresi
belirtilmiyor TDK sözlügünde. "kem gözlü/gözle" alakasi olmasa gerek.
tdk sozluklerinde her iki $IKKI da var.
kem'e
http://tdkterim.gov.tr/?kelime=tuber&kategori=terim&hng=tm
keme
http://tdkterim.gov.tr/?kelime=keme&kategori=terim&hng=md
'domalan' sozcugune gelince, ben bu kelime ile ilk defa kar$ila$iyorum.
Mutlaka benim 'uydurmasyon kelimeler' listeme alinmali!!!
Bak, yumru kelimesini bilirdim de hic aklima gelmedi. Ben ce tuber'e guzel
bir kar$ilik.
--
choronik ("gologas'in yumrusu bullez'dir" -- Gibrislilar annar ne
soyledigimi!!!)
=======
Once suraya bir git, gor, gozun gonlun acilsin:
http://www.fallingrain.com/world/TU/7/Domalan.html
Ondan sonra o TDK sozlugunden "domalmak" maddesini bul:
Ha buldun mu? Iyi. Devam edelim.
Neymis bir tur egilmeymis degil mi?
Ondan sonra herhangi bir yerden Turkce'nin Dogu (Asya) lehcelerine ait
bir sozluk bulup "dinlenme" manasindaki kelimeleri buluyorsun sakin sasirma.
Turkce'deki "dem alma", orada "dom alma" halindedir.
Ama Turkiye Turkcesinin "gunluk" kullaniminda 9 kusurlu ve bir o kadar
da tehlikeli hareketten biridir,
Doktor soylemiyorsa sakin yapma!
>
> Bak, yumru kelimesini bilirdim de hic aklima gelmedi. Ben ce tuber'e guzel
> bir kar$ilik.
>
Bak sen.
Tuber, 'yumru' ya guzel bir karsilik olamaz mi ?
Bir gun inaniyorum ki, bu asagilik duygunu hep beraber atacagimiz
uzeirmizden ama 10 ama 50 ama yuz sene sonra.
Hur ve egemen dogduk insallah oyle olecegiz.
ne diyor tdk sozlugu?
domalmak
(nsz), halk aðzýnda
Dizler bükük, baþ ileride, çömelmiþ bir durum almak.
Buna diyecegim yok. Yalniz $unu ilave edeyim. Biz buna Kibris'ta DÖMELMEK
deriz. Hem de dizlerin bükük olmasi gerekmez dömelmek için;-)))))))))
Dizler bukulurse diz cöküp veya çömelip dömelmek olur bu Kama Sutra
pozisyonu <G>!!!
'Yumru' kelimesini nicin begenmiyorsun ya beyefendi? Bizim Kibris'ta
kullandigimiz bir kelime.... Yumru/Yumurcak vs...
Yoksa sen begenmiyorsun diye dilimizi, dinimizi de mi degistirelim?
Tuhafsin vesselam len diktaci vatandas!!!
--
choronik (ta sikimeci Gibrisli)
=======
> > Sizin seftali kebabi da oldukca lezzetli bir yemege benzoiyor.
>
> Evet, gayet lezzetli olur. Fakat bizde ciger yerine sade kiyma kullanilir.
> Pirinc kullanilmaz. Sumak veya yogurt da yakisigidir.
>
> Anam, hatirlarim, Tatar Koftesi de yapardi. Ici kiyma dolu yuvarlak bulgur
> koftesi. Ha$lanarak pi$irilirdi. Hazirlanmasi da gayet emekli maalesef.
Tatar koftesi? Ilginc bir isim. Zira, benim bildigim kadariyla Tatar
mutfaginda bulgurlu yemek yoktur. Anlattigin icli koftenin haslanmis
sekli ki benim tanidigim Kurt asilli bir bayan annesinin yaptigini
soylerdi. O da asiri emekli bir is olduguna deginmisti.
> Fakat lezzetine doyum olmaz. Bizde bir de genellikle yabani tavsan etinden
> lalangi yapilirdi. O da gayet leziz olurdu. Yogurtlu Tatar Boregi ise parmak
> seklinde et boregi. Annem uzerine yogurt gezdirmege firsat bulmadan ben
> yiyebilecegim kadar yerdim. Gerek yogurtlusu, gerek kavrilir kavrilmaz
> yogurtsuzu gayet lezzetli olur.
Yogurtlu tatar boregi Tatar mutfagindan cikmisa benzer. Tatar boregi,
bizim tatara$ veya tabak borek dedigimiz yemege benziyor. Bu da
mantinin bir cesididir. Manti gibi firinlanmaz sadece haslanir.
Uzerine sarimsakli yogurt koyulunca cok lezzetli olur.
>
> Ah, nerede o eski yemeklerimiz? $imdiki karilar hic birsey bilmez. Elleri
> hep donlarina kacar!!!
yorumsuz kalsin ;-).
> --
> choronik
> =======
>
>
>
>
> Cafe au lait yi bo verdik bu s ralar. imdi çay tak l yoruz. Adagio
> Çay Evinden sevdiklerim unlar:
>
> 1. Mambo
> 2. Yunnan jig
> 3. Yunnan gold
> 4. Darjeeling #22
>
> www.adagio.com
Ben Karadenizin caylarini da severim.
Bir de Hintlilerin masala cay dedikleri, baharatli cay da hosuma
gider. Ozellikle karanfil, tarcin (hatta karabiber) falan olan
karisimlari sutlu caya cok yakisir.
>
> Bu bir süre devam eder ondan sonra Organik Colombian Kahvesi
> tak l r z. Sonra gider saks da domates yeti tiririz. Ondan sonra da
> daha ba ka bir nane buluruz tak lacak. Bu, böylece, ölünceye kadar
> sürer gider. :)
>
>
Nerede demisim yumru kelimesini begenmedim diye?
Hadi pezeveng iftiraci diye de yazmistim ama vazgectim, cok kizarim
boyle yaqlanci iftiracilara.
Yani ne pezevenkligimiz ne de iftiraciligimiz kaldi $imdi. Cok naziksiniz
efendim.
tdk'ye Kibrista kullanilan bu 'dömelmek' kelimesi hususunda bir email attim.
Dur bakalim artik ne zaman cevap verirler. DOMALMAK kelimesini (noktasiz o
ile) Kibris'ta hic duymadim. Sen ise bu hususa hic deginmedin.
Emailimde birde yumru/yumurcak'tan da bahsettim galiba.
--
choronik
=======
Ayni yemekten bahsediyoruz fakat anam buna Tatar koftesi derdi, hatirladigim
kadariyle. Evet gayet emekli gayet zahmetlidir. O kadar zahmetli ki iki uc
kom$u bir araya gelip bu kofteyi ortakla$a pi$irirlerdi.
--
choronik
=======
Evet. Kibar kibar ancak bu kadar olabiliyor.
> tdk'ye Kibrista kullanilan bu 'dömelmek' kelimesi hususunda bir email attim.
> Dur bakalim artik ne zaman cevap verirler. DOMALMAK kelimesini (noktasiz o
> ile) Kibris'ta hic duymadim. Sen ise bu hususa hic deginmedin.
Degindim.
Silmeseydin burada tekrar gorebilidin.
Turkiye Turkcesinin gunluk konusma dilinde "fena" anlamlara geldigini
soyledim.
> Emailimde birde yumru/yumurcak'tan da bahsettim galiba.
Silip de cevap verince hem kendi dediklerini hem benim dediklerimi
unutoyrsun iste.
Git bak.
Ben "yumru" kelimesini ne begenmemezlik ettim ne de uydurmasyon falan
sinifina dahil ettim.
Ne ise, bir$ey diyecektim ama vazgectim.
--
choronik
=======