Yaylalardan ovalara a yarim in de gel
Yayan değil gır atına a yarim bin de gel
Anan geldi
Baban geldi
Dayın geldi
Halan geldi
Davul zurna çalan geldi
Hadi gari sen de gel
Goyun geldi
Guzu geldi
O guytudan yazı geldi
Hac' Osman'ın gızı geldi
Hadi gari sen de gel
Bacalardan duman geldi
Arpa buydey saman geldi
Gomşu köyden imam geldi
Hadi gari sen de gel
Tarlalardan ayrık otu a yarim yol da gel
Sarı inek gayıb olmuş a yarim bul da gel
Anan geldi
Baban geldi
Dayın geldi
Halan geldi
Davul zurna çalan geldi
Hadi gari sen de gel
Goyun geldi
Guzu geldi
O guytudan yazı geldi
Hac' Osman'ın gızı geldi
Hadi gari sen de gel
Bacalardan duman geldi
Arpa buydey saman geldi
Gomşu köyden imam geldi
Hadi gari sen de gel
Şırıl şırıl derelerde a yarim yün de gel
Pehlivanla güleş tutmuş a yarim yen de gel
Anan geldi
Baban geldi
Dayın geldi
Halan geldi
Davul zurna çalan geldi
Hadi gari sen de gel
Goyun geldi
Guzu geldi
O guytudan yazı geldi
Hac' Osman'ın gızı geldi
Hadi gari sen de gel
Bacalardan duman geldi
Arpa buydey saman geldi
Gomşu köyden imam geldi
Hadi gari sen de gel
Hadi gari sen de gel
Hadi gari sen de gel
Aynen gencligimin Gibris Turkcesi gibi
Yeni TR Turkcesinden farkli kelimelerin gencligimin Gibris Turkce
telafuzlarini = isareti ile isaretlyip Gibris Turkcasini da veriyorum...
--
choro-nik
*******
<Rifat Albayrak <rifata...@alsancak.basmaneden kemer depecik.com>> wrote
in message news:hn5jd2l3fv9hp3q6l...@4ax.com...
Yaylalardan ovalara a yarim in de gel
Yayan değil gır=gır atına a yarim bin de gel
Anan=Anañ geldi
Baba=Babañ geldi
Dayın=Dayiñ geldi
Halan=Halañ geldi
Davul zurna çalan geldi
Hadi gari=gari sen de gel
Goyun=Goyun geldi
Guzu=Guzu geldi
O guytudan=guytu yazı geldi
Hac' Osman'ın gızı=gızı geldi
Hadi gari=gari sen de=sen da gel
Bacalardan duman geldi
Arpa buydey=buyday saman geldi
Gomşu=Gomşu (veya Gomuşu) köyden imam geldi
Hadi=Hadi gari=gari sen de=sen da gel
Tarlalardan ayrık otu a yarim yol da gel
Sarı inek gayıb=gayıb olmuş a yarim bul da gel
(*Not= Asagidaki Ucuncu sahis tekiller Gibris Turgcasinda ng'e sesi ile yani
(ñ) harfi ile biter...)
Anan* geldi
Baban* geldi
Dayın* geldi
Halan* geldi
Davul zurna çalan geldi
Hadi gari=gari sen de=sen da gel
Goyun geldi
Guzu geldi
O guytudan yazı geldi
Hac' Osman'ın gızı geldi
Hadi gari sen de gel
Bacalardan duman geldi
Arpa buydey saman geldi
Gomşu köyden imam geldi
Hadi gari sen de gel
Şırıl şırıl derelerde a yarim yün de gel
Pehlivanla güleş=güleş tutmuş a yarim yen de gel
--
Selamlar
Proxy1
----------------------------------------
Proxy1 et pozitif nokta net
-----------------------------------------
<Rifat Albayrak <rifata...@alsancak.basmaneden kemer depecik.com>>, haber iletisinde şunları
yazdı:hn5jd2l3fv9hp3q6l...@4ax.com...
>sümer ezgü batı enstrümanlarını da uygulayarak söylemiş
>mükemmel olmuş
>kendi müziğimizi unutmamak için bu tip düzenlemelerle diskolarda bile
>çalınabilir diye hep düşünmüşümdür.
Çok zengin biri olsaydım eğer...
Çok geniş bir koro kurar ve onlara tüm sevdiğim şarkı ve türküleri
icra ettirirdim enstrümansız.
Enstrümansız, yani bu sesleri ağızdan yapacaklar, "zümbeng geng
zümbürü zümbeng" felan diyerek.
Ve her beş altı şarkıda bir "Biraz kül biraz duman, zümbeng " diyerek
Ah şu paranın gözü kör olsun. :)
Rifat
(İnanma gözlerine/Ben ben değilim/Beni sevdiğin zaman/O benim işte)
>Gencligimi hatirlatti bana Rifat.
>
>Aynen gencligimin Gibris Turkcesi gibi
>
>Yeni TR Turkcesinden farkli kelimelerin gencligimin Gibris Turkce
>telafuzlarini = isareti ile isaretlyip Gibris Turkcasini da veriyorum...
O zaman senin Denizli-Muğla taraflarının türkülerini dinlemen
gerekiyor. :) Mesela:
Dünürcüler gelmişle/Beni çok beğenmişle
Anam bubam düşünmüş/Dengin denge vermişle
Gel beraber gaçalım/Şu dağları aşalım
Bizim ele varınca/Düğün dernek goşalım
Gümbür gümbür çaldırceng zurna ile davulu
Selam söylen o yare hazırlasın bavulu
Çingir çingir çaldırceng sisi ile cudeyi
Selam söylen o yare hazırladım bohçeyi
Ya da;
Galeden endim yayan yarim aman mandilim dolu payam*
Eller yarini almış yarim aman dayan yüreğim dayan
Galeden endim eniş yarim aman mandilim dolu yemiş
Yare saldım yememiş yarim aman gendisi gelsing demiş
*Payam=Taze badem
Bu kadar zenginlik dünyada başka bir ülkede yoktur.
>sümer ezgü batı enstrümanlarını da uygulayarak söylemiş
>mükemmel olmuş
>kendi müziğimizi unutmamak için bu tip düzenlemelerle diskolarda bile
>çalınabilir diye hep düşünmüşümdür.
Çok zengin biri olsaydım eğer...
Çok geniş bir koro kurar ve onlara tüm sevdiğim şarkı ve türküleri
icra ettirirdim enstrümansız.
Enstrümansız, yani bu sesleri ağızdan yapacaklar, "zümbeng geng
zümbürü zümbeng" felan diyerek.
Ve her beş altı şarkıda bir "Biraz kül biraz duman, zümbeng " diyerek
=========================================
;)
çok değişik ve çok hoş bişey olur
sanıyorum geçenlerde tv kanallarından birinde gördüm, beş-altı genç yapmaya çalıştılar
çok ama çok amatörceydi, biraz profesyonellik katılırsa harika parçalar çıkabilir.
yanlış hatırlamıyorsam, honda bir modelinin çalışmasından itibaren bir müddet yolda gidişini
ünlü bir orkestra korosunu kullanarak(enstrüman yok) seslendirmişti, hatta yolda yağmur falan
da vardı ve cam silecek sesini bile düşünmüşler, çok güzeldi, büyük sükse yapmıştı.
yapılamaz mı?
yapılır
ama günümüzde dediğin gibi paraya bakar
keşke profesyoneller amatör bir ruhla bi cdlik bişeyler yapabilseler
--
Selamlar
Proxy1
----------------------------------------
Proxy1 et pozitif nokta net
-----------------------------------------
======================================================
Yavaş yavaş olur onlar da. Yeter ki ömrümüz yetsin görmek için.
Önemli olan düş edebilmek. :-)
"Rifat Albayrak" <rifata...@cox.net> wrote in message
news:fl7md2d7s0d87jps2...@4ax.com...
On Wed, 09 Aug 2006 15:14:29 GMT, "choro-nik" <chor...@tvcom.net>
wrote:
>Gencligimi hatirlatti bana Rifat.
>
>Aynen gencligimin Gibris Turkcesi gibi
>
>Yeni TR Turkcesinden farkli kelimelerin gencligimin Gibris Turkce
>telafuzlarini = isareti ile isaretlyip Gibris Turkcasini da veriyorum...
O zaman senin Denizli-Muğla taraflarının türkülerini dinlemen
gerekiyor. :) Mesela:
Dünürcüler (Düngürcüler) gelmişle (gelmişler)/Beni çok beğenmişle(r)
Anam bubam düşünmüş/Dengin denge vermişle(r)
Gel beraber gaçalım/Şu dağları aşalım
Bizim ele varınca/Düğün dernek goşalım
Gümbür gümbür çaldırceng (çaldıracang) zurna ile davulu (davul zurnayi)
(Kibris Turkcesinde daima davul ilk soylenir. Kibrisin ' degisik
bolgelerinde yasadigim halde hic bir yerde 'zurna davul' duymadim. Daima
'davul zurna' olarak soylenir.)
Selam söylen o yare hazırlasın bavulu
Çingir çingir çaldırceng (çaldırcang) sisi ile cudeyi
Selam söylen o yare hazırladım bohçeyi (bohcayi)
('bohca' daima c harfi ile seslendirilir, 'ç' harfi ile degil).
Ya da;
Galeden endim yayan yarim aman mandilim (mendilim) dolu payam*
Eller yarini almış yarim aman dayan yüreğim dayan
Galeden endim eniş yarim aman mandilim dolu yemiş
Yare saldım yememiş yarim aman gendisi gelsing (gelsin) demiş
*Payam=Taze badem
(Bizde de 'taze badem' veya daha dogrusu/genellikle/ekseriyetle 'çala badem'
denir. Ah, o
çala badem ve erikleri tuza batirip yerdik cocukken!!!)
Bu kadar zenginlik dünyada başka bir ülkede yoktur.
(Daha once de soylemistim ya. Bu 'ng' sesi icin bir harf'a ihtiyacimiz var.
Bir yerde de kor (cifte noktali o) kelimesini kullanmistin. Kibris
Turcesinde seslendirilisi 'kior'dur. Yani kalpakli 'o' ile mi diyelim? Yani
'kôr'. Dur bakalim mesajim geri geldiginde kalpakli 'o' ekranda dogru
cikacak mi? !)
>(Notlarim parantez isaretleri icinde....)
nasıl doğru çıktı mı harfin?
>(Notlarim parantez isaretleri icinde....)
=========================================
çoronik'in cevabi...
Evet. Fakat dogru cikacagini tahmin etmistim zaten cunku "Character Map"i
(Karakter Haritasi mi diyorsunuz buna?) kullanarak kakuletli o harfini
yazmistim.
Bu arada, first bu firsat, "encoding" (kodlama) ile birkac deneme yaptim.
Bazi kodlarda noktasiz ı harfi uzeri apostroflu y harfi gibi cikar ekranda.
En sonunda 'default' yani normal olarak su standardlari sectim= Kod Turkish
ISO ve font'da New Times Roman. Ilkin ekranda Arial cikti fakat hosuma
gitmedigi icin New Times Roman fontunu sectim. Ekranda ve de baskida okumasi
daha kolay gibi geliyor bana. Her ne kadar da 'Sans' (kuyruksuz) fontlar
ilkin goze daha cazip gelmesine ragmen New Times Roman tipi kuyruklu
fontlarin okunmasi daha akici olur.
Kuillandigim teknik terimler yanlis veya hatali ise sen veya baskalari bu
hususta dikkatimi cekerseniz memnun olurum.
--
choro-nik
*******
Teknik terimler bizde de karışık be choro. :) Biz kimiz ki teknik
terim yanlışı düzeltelim.
Windows character map denen nesne epey faydalı oluyor fakat çok
yavaş. Ben diyorum ki bu harfleri klavyede bir tuşa kaydetmek ve
oradan yazmak lazım yani düz yazı yazar gibi. Öyle çok daha kolay olur
Ama bizim buralarda millet hala daha ascii kullanıyor Türkçe harfler
yerine. Hadi seni anladık bu yaştan sonra değiştirmek zor klavyeni de
genç arkadaşlar da tembel davranıyorlar.
Neyse herkesin bir bildiği var herhalde.
> çoronik'in cevabi...
>
> Evet. Fakat dogru cikacagini tahmin etmistim zaten cunku "Character
> Map"i (Karakter Haritasi mi diyorsunuz buna?) kullanarak kakuletli o
> harfini yazmistim.
>
> Bu arada, first bu firsat, "encoding" (kodlama) ile birkac deneme
> yaptim. Bazi kodlarda noktasiz ý harfi uzeri apostroflu y harfi gibi
> cikar ekranda.
> En sonunda 'default' yani normal olarak su standardlari sectim= Kod
> Turkish ISO ve font'da New Times Roman. Ilkin ekranda Arial cikti
> fakat hosuma gitmedigi icin New Times Roman fontunu sectim. Ekranda
> ve de baskida okumasi daha kolay gibi geliyor bana. Her ne kadar da
> 'Sans' (kuyruksuz) fontlar ilkin goze daha cazip gelmesine ragmen New
> Times Roman tipi kuyruklu fontlarin okunmasi daha akici olur.
>
> Kuillandigim teknik terimler yanlis veya hatali ise sen veya
> baskalari bu hususta dikkatimi cekerseniz memnun olurum.
Ricane riayet babindan fikrimi bildiriyorum, kabullenmenmeden önce
düsün, tart, kafana yatarsa, malin gibi kullan, yoksa es gec, bildigini
oku:
"character map" icin "karakter haritasi" diyenin alnini karislarim. ;-)
Birebir ceviriler genelde sakattirlar, burada "character" "insanin
karakteri" deyimindeki "karakter" olmadigini sen de biliyorsun. "yazi
cesitleri/türleri/ kaliplari cetveli/tabelasi" bence daha uygun.
"code" "encode" icin mesela eylemden yola cikarak
"kilitlemek/kilitsizlestirmek" denebilir, fakat sadece "gizlemek" ve
"gizemi acmak" baglaminda, yoksa "coding" program yazmak icin de
kullanilir ki orada da, kartal gözüyle yukardan bakarsan, aslinda bir
"gizlemek", gizledigini acmak" mevzubahis.
Izahi: Farkli program "lisanlari" var ayni isi bilgisayarda yapmak, ona
yaptirmak icin; "metinler"in farkli olmasindan dolayi bilgisayar farkli
calismiyor, aksine arzu edileni yapiyor, cünkü icinde "kilit acma"=
anahtar görevini bilgisayarin icindeki, önceden "machine code" ile
ayarlanmis "hard ware" üstlenir. Mesela sen "bir" yazarsin, o da "1"
gösterir. Yani kapiyi acmak ve kapatmak icin iki anahtarin birbirine
uymasi gerekiyor. Kaliplastirilmis, "norm"lara harfiyyen uymasi
sarttir, yoksa "lahana corbasi" cikar ortaya. Notalar da birer anahtar
dgil mi, Gibrisli? *e* Calgilar farkli, degil mi? Fakat tanimasalar
bile calinacak parcayi müzisyenler, ellerine verirsen nota kagitlarini,
arzuladigini dinleyebilirsin. Bazan benzetmeler insanin gözünü,
dimagini acar, dogruya yaklastirir.
"font" icin "yazi türü" öneriyorum, "character" ile esanlamli
kullaniliyor genelde, "simge" de denilebilir. Eger bulursam cok dilli
"Kütüphaneciler Teknik Terim Sözlügü"nü, bakacagim ve 40, 50 yil önce o
isin ehlinin bu terimlere hangi karsiliklari uygun buldugunu
bildirecegim. Simdilik bu kadariyla yetinmek zorundasin, ta ki baskasi
tatminkar bir cevabi yollasin.
"courier new" kalibi makbule gecer, okunmasi= gösterilmesi okuyanin
ayarlarina bagli: Kiminde senin gördügün gibi görünür, kiminde de
farkli. Zamanin olursa, "newsreader", "fonts" terimleriyle ilgilenen=
topic due to charta, öbeklere bakiver, orada uzmanlar birseyler
yazmislardir.
Harf veya lafabe deyim mi diye dusundum fakat 'character map'da sadece
harlardan ibaret degil. Dolayisi ile cevirisini 'karakter haritasi' olarak
yaptim. Soyledigini anliyorum ve hak da veriyorum fakat karakter kelimesinin
diger bu ikinci anlami (ki hakikatte ana anlamidir !!!) Ingilcede de mevzu
bahistir.
Zaten durum oyle seri akisli ki Ingilizce dilinde bile terimler ikide bir
degisir. Bazan ayni seyin birkac ismi var. Degisik sirketler degisik kelime
turetir. Ornek: Pen USB stick = Flash drive = daha bilmem neler.... Liste
uzar gider.
Karakter Haritasi teriminin ozelligi hem harfleri hem de diger isaretleri
birden kapsamasindan dolayi.... ki bunun Turkcede tam karsiligi yok.
Ingilizcede 'character' kelimesinin bu ikinci anlami bilgisayar (number
cruncher numarasayar mi olmaliydi, acep Acep? ) tarih evvveline gider --
matbuat terimi olarak!!
Insanin vakti olsa her seyi mukemmel ogrenir, Acep fakat Ingilizcede
dediklari gibi gunde ancak 24 saat var. Bence her terimi % 100
Turkcelestirmemiz $art degil. Bazi terimlerin direk alinmasi daha uygun olur
bana gore. Fakat Turkcede tam karsiligi olabilecek kelimeler varsa o zaman
bu terimlere kendi dilimizde tam karsilik bulmamiz pek tabii ki daha uygun
olur.
Bak seb ne guzel 'alisimmis "norm"lar'dan bahsediyorsun. Ne soylemek
istediginin herkes anliyor. Fakat "normlar" kelimesi icin uydurmasyon bir
kelime cikarirsan ortaya o zaman senin soylemek istedigini digerleri anlamaz
ve uc uc bes ay sonra sen bile ne denej ustedigini hatirlayamazsin.
Fakat 'klavye' terimi Turkceye yerlesmis bir kelime. Bence ille de bunu
degistirmek dogru olmaz. Almancasi bildigin bigi 'klavier'. Fransizcaya de
aynen gecti. Ingilizcede de kullanilir fakat Ingilizler genellikle
'keyboard' terimini kullanirlar. Pek tabii ki 'keyboard'du 'anahtar
tahtasi' olarak tercume edemeyiz.
Ne de "wind instruments"i 'ruzgar/ruzgarli sazlar/enstrumenlar" olarak
tercume edebiliriz. Bu biraz abes olur. Zaten esasinda Batililar muhtemelen
bizim 'nefesli sazlar' terimini bizden aldilar. Fakat bu ayri mevzu. Ah ne
olur elimde Turkce etimolojik bir sozluk olsaydi!!! Internet'de boyle bir
sozluk bulunur mu? 1930'larda gayet guzel eyep ciltlik bir Turkce sozluk
vardi. O halen baskida mi? Hatirladigim kadari ilk birkac cildi eski turkce
ile yazilip baskiya verilmisti. Maalesef ismini hatirlamiyorum fakat
muhtemelen TDTK tarafindan yayinlanmisti.
Internet'de Turkce/Ingilizce teknik terimler sozlugu gormustum bir zamanlar.
Bu hususlarda birbirlerimizi haberdar etmek fena olmiyacak. Grubu perde
arkasindan takip edenler de faydalanir.
Bugun yeni gelismeleri takip etmek icin bilgisayar fuarina/pazarina gittim.
ATX kasalar yakinda BTX kasa sistemiyle degisecek. Zaten bu kisaltme
terimlerin Ingilizcede ne demek oldugunu bilmiyoruz. Dolayisi ile bunlari
nasil oz Turkceye cevirebiliriz?
Buna ne diyoñ Acep? I$te sana bir ceviri problemi? PCI sistemi de PCI-e
oluyor. Grafik kartlari da hep AGP karti olmaktan cikip PCI-e karti oluyor?
Haydi gel de bize bunu oz Turkce terimlerle anlat? Fakat diger yonden
'character map'in dilimize yerlesmis bir karsiligi olmasi gerektigini tahmin
etmistim.
Bilgisayar husunda oldukca bilgili/malumatli oldugunu tahmin ediyorum fakat
yanilmiyorsam bilgini Almanca dergiler, kitaplar okuyarak elde etmi$sin.
Benim ise kisitli bilgim de Ingilizce dergi ve kitap okuyarak elde
edinmistir. Bugunlerde pek tabii ki bilgimizi daha fazla Internet'den elde
ederiz.
Hatirliyorum, 'Computer Architecture' ('bilgisayar mimarisi') terimini
yillar once ilk duydugumda ne demek istediklerini pek anlayamamistim. Allah,
Allah, demistim kendi kendime, 'Computer Architecture' de ne olabilir?
Ne ise, iyi aksamlar yoksa 'gun aydin' mi demem gerekir?!!!;-))))))))))
--
choro-nik
*******
"yazi" icin sadece harfler malzeme olarak kullanilmaz, simgeler,
isaretler de buna dahildir. Gerisine cizmek, resmetmek denilir. Ikinci
anlamin manasi (nüansi görüyor musun? Tezat yok "anlamin manasi"
deyiminde bana göre.) mecazi okursak, "character" (yerine) oturmus,
sabitlesmis, degismez anlamlarini iceriyor. "kalip" da degismez.
> Karakter Haritasi teriminin ozelligi hem harfleri hem de diger
> isaretleri birden kapsamasindan dolayi.... ki bunun Turkcede tam
> karsiligi yok. Ingilizcede 'character' kelimesinin bu ikinci anlami
> bilgisayar (number cruncher numarasayar mi olmaliydi, acep Acep? )
> tarih evvveline gider -- matbuat terimi olarak!!
Fakat bu anlami bilmez, cikaramaz Türkce okuyanlarin ekseriyeti,
itirazim bu ayrintiyaydi.
>> "courier new" kalibi makbule gecer, okunmasi= gösterilmesi okuyanin
>> ayarlarina bagli: Kiminde senin gördügün gibi görünür, kiminde de
>> farkli. Zamanin olursa, "newsreader", "fonts" terimleriyle
>> ilgilenen=
>> topic due to charta, öbeklere bakiver, orada uzmanlar birseyler
>> yazmislardir.
>
> Insanin vakti olsa her seyi mukemmel ogrenir, Acep fakat Ingilizcede
> dediklari gibi gunde ancak 24 saat var. Bence her terimi % 100
> Turkcelestirmemiz $art degil. Bazi terimlerin direk alinmasi daha
Ben de sana sadece bilgini nerede derinlestirebilecegini bildirdim,
azarlamadim tembellikten dolayi vs.
"sart degil" diyorsun, ama önceki yazinda yaptin, türkcelestirdin. ;-)
> uygun olur bana gore. Fakat Turkcede tam karsiligi olabilecek
> kelimeler varsa o zaman bu terimlere kendi dilimizde tam karsilik
> bulmamiz pek tabii ki daha uygun olur.
Evet, ben de bana uygun cevirme önerilerimi tartismaya actim, illa
benim tekliflerim dogrudur, demedim.
> Bak seb ne guzel 'alisimmis "norm"lar'dan bahsediyorsun. Ne soylemek
> istediginin herkes anliyor. Fakat "normlar" kelimesi icin uydurmasyon
> bir kelime cikarirsan ortaya o zaman senin soylemek istedigini
> digerleri anlamaz ve uc uc bes ay sonra sen bile ne denej ustedigini
> hatirlayamazsin.
Bazi teknik terimler cevrilir, bazilari da kaynak dildeki gibi
cevrilmeden kelime hazinesine katilir.
> Fakat 'klavye' terimi Turkceye yerlesmis bir kelime. Bence ille de
> bunu degistirmek dogru olmaz. Almancasi bildigin bigi 'klavier'.
Üstad, simdi nesil "daktilo"ya da klavye diyor, senin müzik aletine
degil. Neden? Basilacak "tus"lardan dolayi. Bu "tus" acep "touch/
touche"in Türkcesi mi? Anadili Ingilizce olan bile, eger samimi,
önyargisiz düsünürse, "keyboard" teriminin sacma olduguna kanaat
getirecektir, yani her terim mantikli degildir.
> Fransizcaya de aynen gecti. Ingilizcede de kullanilir fakat
> Ingilizler genellikle 'keyboard' terimini kullanirlar. Pek tabii ki
> 'keyboard'du 'anahtar tahtasi' olarak tercume edemeyiz.
Okumadan yukarda verdim örnegi, simdi de hemfikir oldugumuzu gördüm,
memnun oldum. *g*
> Ne de "wind instruments"i 'ruzgar/ruzgarli sazlar/enstrumenlar"
> olarak
> tercume edebiliriz. Bu biraz abes olur. Zaten esasinda Batililar
> muhtemelen bizim 'nefesli sazlar' terimini bizden aldilar. Fakat bu
> ayri mevzu. Ah ne olur elimde Turkce etimolojik bir sozluk olsaydi!!!
Öyle bir sözlük bildigim kadariyla hala yok piyasada. "nefesli
sazlar"dan maksat "saz" calgisina benzeyen calgilar degildir, bunu da
biliyorsun. "wind" icin "üflemelik" mesela neden olmasin? Ayrica, o
nesneyi Türkce'de baska bir terim karsiliyorsa, yeni bir ceviriye gerek
görmüyorum.
> Internet'de boyle bir sozluk bulunur mu? 1930'larda gayet guzel eyep
> ciltlik bir Turkce sozluk vardi. O halen baskida mi? Hatirladigim
> kadari ilk birkac cildi eski turkce ile yazilip baskiya verilmisti.
> Maalesef ismini hatirlamiyorum fakat muhtemelen TDTK tarafindan
> yayinlanmisti.
Cok ciltli bildigim sözlükler "Tarama" ile "Deyimler" sözlükleridir,
etimolojik, kelime kökü üzerine bir sözlük bilmiyorum; Kasgarli'nin
sözlügü arzuladigin sözlüge yakin, fakat hangi tarihte yazildigini sen
de biliyorsun. Bu acidan bakarsak, tüm Türkcecilerin suratlarina
tükürmek geliyor icimden.
>
> Internet'de Turkce/Ingilizce teknik terimler sozlugu gormustum bir
> zamanlar. Bu hususlarda birbirlerimizi haberdar etmek fena olmiyacak.
> Grubu perde arkasindan takip edenler de faydalanir.
Ben de yok ama Redhouse'in büyük bir teknik terim sözlügü var(-di?),
Ingilizce-Türkce ya da tersi ya da ikisi birden bir kitapta, pek
hatirliyamiyorum. Almanca'sini da gördüm, zamaninda icine pek
bakmadigim icin ne kalitesi üzerine birsey yazamiyorum. Bildigimi pek
ender gizlerim, o zaman bile dolayli bilgi veririm, yani, haberdar
ederim, bulursam öyle bir sözlük.
> Bugun yeni gelismeleri takip etmek icin bilgisayar fuarina/pazarina
> gittim. ATX kasalar yakinda BTX kasa sistemiyle degisecek. Zaten bu
> kisaltme terimlerin Ingilizcede ne demek oldugunu bilmiyoruz.
> Dolayisi ile bunlari nasil oz Turkceye cevirebiliriz?
Herseyi, hele hele gecici terimleri, kisaltmalari cevirmek bence
sacmaliktir.
ATX/BTX ne anlama gelir, arastirirsan kesinlikle ögrenirsin,
Internet'de bu bilgi alenidir.
> Buna ne diyoñ Acep? I$te sana bir ceviri problemi? PCI sistemi de
> PCI-e oluyor. Grafik kartlari da hep AGP karti olmaktan cikip PCI-e
> karti oluyor?
> Haydi gel de bize bunu oz Turkce terimlerle anlat? Fakat diger
> yonden
> 'character map'in dilimize yerlesmis bir karsiligi olmasi gerektigini
> tahmin etmistim.
Neden kisaltma kullaniliyor? Önce bunu düsün, sonra sorunu yinele.
Yani: Isin erbabi olana, olmak isteyene Türkce anlatirim ne demek
oldugunu, fakat isin yabancisina anlatmak icin temelden baslamam
gerekiyor, bu da cok zaman gerektiriyor. Bundan dolayi kisatlmalari
kullanmakta mahzur görmüyorum.
> Bilgisayar husunda oldukca bilgili/malumatli oldugunu tahmin ediyorum
> fakat yanilmiyorsam bilgini Almanca dergiler, kitaplar okuyarak elde
> etmi$sin. Benim ise kisitli bilgim de Ingilizce dergi ve kitap
> okuyarak elde edinmistir. Bugunlerde pek tabii ki bilgimizi daha
> fazla Internet'den elde ederiz.
Sadece Almanca degi, kitab degil, bazi konularda bilgi edinmek icin
mutlaka Ingilizce'sine bakmaktan baska care yok.
> Hatirliyorum, 'Computer Architecture' ('bilgisayar mimarisi')
> terimini
> yillar once ilk duydugumda ne demek istediklerini pek anlayamamistim.
> Allah, Allah, demistim kendi kendime, 'Computer Architecture' de ne
> olabilir?
> Ne ise, iyi aksamlar yoksa 'gun aydin' mi demem
> gerekir?!!!;-)))))))))) --
Tünaydin!, Gibrisli dostum. ;-) Örnegine gelince, "mimarlik"
ekseriyetle ev vs. icin kullanildigindan sasirdigini saniyorum, eminim.
Diger nedeni de, Ingilizcenin yetersizligi, kelime üretme yetisinin
nerdeyse olmayisidir, bundan dolayi cogu kez *ayni* kelimeleri *farkli*
baglamda *farkli* anlamlar yükleyerek kullaniyorlar. Manali cevirmek,
birebir ("motomot" da diyorlar, Fransizca olmali kökeni) ceviri cok
ender dogrudur, genelde yanlisdir.
Ama diger yonden bakildiginda harlar da simgedir, degil mi? Mesela a harfi a
sesinin bir simgesidir. ;-)))
'Character' kelimesine karsilik olarak eskiden matbuatta kullanilan bir
Turkce veya Turkceye yerlesmis yabanci bir terim olmali.
>
>> Karakter Haritasi teriminin ozelligi hem harfleri hem de diger
>> isaretleri birden kapsamasindan dolayi.... ki bunun Turkcede tam
>> karsiligi yok. Ingilizcede 'character' kelimesinin bu ikinci anlami
>> bilgisayar (number cruncher numarasayar mi olmaliydi, acep Acep? )
>> tarih evvveline gider -- matbuat terimi olarak!!
>
> Fakat bu anlami bilmez, cikaramaz Türkce okuyanlarin ekseriyeti, itirazim
> bu ayrintiyaydi.
Anliyorum, fakat her dilde oldugu gibi Turkcede de kelimeler zamanla yeni
anlamlar kazanir. Dolayisi ile daha uygun bir terim bulana kadar nicin
karakter kelimesini kullanmiyalim?
>
>>> "courier new" kalibi makbule gecer, okunmasi= gösterilmesi okuyanin
>>> ayarlarina bagli: Kiminde senin gördügün gibi görünür, kiminde de
>>> farkli. Zamanin olursa, "newsreader", "fonts" terimleriyle ilgilenen=
>>> topic due to charta, öbeklere bakiver, orada uzmanlar birseyler
>>> yazmislardir.
>>
>> Insanin vakti olsa her seyi mukemmel ogrenir, Acep fakat Ingilizcede
>> dediklari gibi gunde ancak 24 saat var. Bence her terimi % 100
>> Turkcelestirmemiz $art degil. Bazi terimlerin direk alinmasi daha
>
> Ben de sana sadece bilgini nerede derinlestirebilecegini bildirdim,
> azarlamadim tembellikten dolayi vs.
> "sart degil" diyorsun, ama önceki yazinda yaptin, türkcelestirdin. ;-)
Yari Turkcelestirdim. Fakat esasinda ne Karakter ne de Harita kelimeleri oz
Turkce kelimelerdir!!!
>
>> uygun olur bana gore. Fakat Turkcede tam karsiligi olabilecek
>> kelimeler varsa o zaman bu terimlere kendi dilimizde tam karsilik
>> bulmamiz pek tabii ki daha uygun olur.
>
> Evet, ben de bana uygun cevirme önerilerimi tartismaya actim, illa benim
> tekliflerim dogrudur, demedim.
Zaten burada yaptigimiz fikir teatisi degil mi?
>
>> Bak seb ne guzel 'alisimmis "norm"lar'dan bahsediyorsun. Ne soylemek
>> istediginin herkes anliyor. Fakat "normlar" kelimesi icin uydurmasyon
>> bir kelime cikarirsan ortaya o zaman senin soylemek istedigini
>> digerleri anlamaz ve uc uc bes ay sonra sen bile ne denej ustedigini
>> hatirlayamazsin.
>
> Bazi teknik terimler cevrilir, bazilari da kaynak dildeki gibi cevrilmeden
> kelime hazinesine katilir.
Bu fikrine ben de katiliyorum.
>
>> Fakat 'klavye' terimi Turkceye yerlesmis bir kelime. Bence ille de
>> bunu degistirmek dogru olmaz. Almancasi bildigin bigi 'klavier'.
>
> Üstad, simdi nesil "daktilo"ya da klavye diyor, senin müzik aletine degil.
> Neden? Basilacak "tus"lardan dolayi. Bu "tus" acep "touch/ touche"in
> Türkcesi mi? Anadili Ingilizce olan bile, eger samimi, önyargisiz
> düsünürse, "keyboard" teriminin sacma olduguna kanaat getirecektir, yani
> her terim mantikli degildir.
>
>> Fransizcaya de aynen gecti. Ingilizcede de kullanilir fakat
>> Ingilizler genellikle 'keyboard' terimini kullanirlar. Pek tabii ki
>> 'keyboard'du 'anahtar tahtasi' olarak tercume edemeyiz.
>
> Okumadan yukarda verdim örnegi, simdi de hemfikir oldugumuzu gördüm,
> memnun oldum. *g*
Keyboard kelimesinin etimolojisini bana sorarsan, benim fikrim soyledir.
Klavyeli en eski enstrumanlar org'lardi. Bu orlar bir 'ruzgar makinesi' ile
seslendirilirdi. Her notanin da ayri bir 'boru'su vardi. Klavyennin tu$lari
ruzgar'i yani hava akimini istenilen boruya ulastirma icin bastirilarak
kullanilan tu$lar/anahtarlar ile calistirilirdi. Dolayisi ile Ingilizcede
kullanilan Keyboard terimi. Yani bu Key'ler bir nevi Ce$me sistemiydi. Bu
Ce$meyi actin mi hava bu boruya (mesela Sol notasi borusuna)
akitilirdi/aktarilirdi dolayisi ile Sol notasi seslendirilirdi.
>
>> Ne de "wind instruments"i 'ruzgar/ruzgarli sazlar/enstrumenlar" olarak
>> tercume edebiliriz. Bu biraz abes olur. Zaten esasinda Batililar
>> muhtemelen bizim 'nefesli sazlar' terimini bizden aldilar. Fakat bu
>> ayri mevzu. Ah ne olur elimde Turkce etimolojik bir sozluk olsaydi!!!
>
> Öyle bir sözlük bildigim kadariyla hala yok piyasada. "nefesli sazlar"dan
> maksat "saz" calgisina benzeyen calgilar degildir, bunu da biliyorsun.
> "wind" icin "üflemelik" mesela neden olmasin? Ayrica, o nesneyi Türkce'de
> baska bir terim karsiliyorsa, yeni bir ceviriye gerek görmüyorum.
'Nefesli Sazlar' terimi 'Yayli Sazlar' gibi zaten Turkceye yerlesmistir
artik. Bir de zaten nefesli sazlar/enstrumanmlar/aletler (istedigini sec !)
senin bildigin alelade uflemekle calinmaz. Esasinda bu tip muzik
aletlerinden ses cikarmak icin aletin icindeki hava sutununun tazikini
yukseltmek gerekir. Bu da normal ufleme teknigi ile yapilamaz. Her ne ise,
teknik yonlerine girmiyelim.
>
>> Internet'de boyle bir sozluk bulunur mu? 1930'larda gayet guzel eyep
>> ciltlik bir Turkce sozluk vardi. O halen baskida mi? Hatirladigim
>> kadari ilk birkac cildi eski turkce ile yazilip baskiya verilmisti.
>> Maalesef ismini hatirlamiyorum fakat muhtemelen TDTK tarafindan
>> yayinlanmisti.
>
> Cok ciltli bildigim sözlükler "Tarama" ile "Deyimler" sözlükleridir,
> etimolojik, kelime kökü üzerine bir sözlük bilmiyorum; Kasgarli'nin
> sözlügü arzuladigin sözlüge yakin, fakat hangi tarihte yazildigini sen de
> biliyorsun. Bu acidan bakarsak, tüm Türkcecilerin suratlarina tükürmek
> geliyor icimden.
>>
>> Internet'de Turkce/Ingilizce teknik terimler sozlugu gormustum bir
>> zamanlar. Bu hususlarda birbirlerimizi haberdar etmek fena olmiyacak.
>> Grubu perde arkasindan takip edenler de faydalanir.
>
> Ben de yok ama Redhouse'in büyük bir teknik terim sözlügü var(-di?),
> Ingilizce-Türkce ya da tersi ya da ikisi birden bir kitapta, pek
> hatirliyamiyorum. Almanca'sini da gördüm, zamaninda icine pek bakmadigim
> icin ne kalitesi üzerine birsey yazamiyorum. Bildigimi pek ender gizlerim,
> o zaman bile dolayli bilgi veririm, yani, haberdar ederim, bulursam öyle
> bir sözlük.
Yeni Redhouse sozluklerinnin kalitesi dusuk. Bundan kirk elli yil onceki
Redhouse (sadece Ingilce - Turkce versiyonu vardi o zamanlar) cok daha iyi
idi. Bu asirda artik bu tip sozluklerin Internet'de veya sabit diske
yuklenebilen ve de 'update' yapilabilen CD'lerde yayinlanmasi gerekir. Bu
i$ler ozel kucuk sirketler tarafindan degil de merkezi bir kurulu$
tarafindan yapilirsa daha uygun olur bence.
>
>> Bugun yeni gelismeleri takip etmek icin bilgisayar fuarina/pazarina
>> gittim. ATX kasalar yakinda BTX kasa sistemiyle degisecek. Zaten bu
>> kisaltme terimlerin Ingilizcede ne demek oldugunu bilmiyoruz.
>> Dolayisi ile bunlari nasil oz Turkceye cevirebiliriz?
>
> Herseyi, hele hele gecici terimleri, kisaltmalari cevirmek bence
> sacmaliktir.
> ATX/BTX ne anlama gelir, arastirirsan kesinlikle ögrenirsin, Internet'de
> bu bilgi alenidir.
Biliyorum. Fakat daha once de dedigim gibi gunde sadece 24 saat var. Yani
insanin butun bunlari inceden ogrenmesi icin vaktimiz yoktur.
>
>> Buna ne diyoñ Acep? I$te sana bir ceviri problemi? PCI sistemi de
>> PCI-e oluyor. Grafik kartlari da hep AGP karti olmaktan cikip PCI-e
>> karti oluyor?
>> Haydi gel de bize bunu oz Turkce terimlerle anlat? Fakat diger yonden
>> 'character map'in dilimize yerlesmis bir karsiligi olmasi gerektigini
>> tahmin etmistim.
>
> Neden kisaltma kullaniliyor? Önce bunu düsün, sonra sorunu yinele. Yani:
> Isin erbabi olana, olmak isteyene Türkce anlatirim ne demek oldugunu,
> fakat isin yabancisina anlatmak icin temelden baslamam gerekiyor, bu da
> cok zaman gerektiriyor. Bundan dolayi kisatlmalari kullanmakta mahzur
> görmüyorum.
Bu hususta mutabikiz oyleyse.
>
>> Bilgisayar husunda oldukca bilgili/malumatli oldugunu tahmin ediyorum
>> fakat yanilmiyorsam bilgini Almanca dergiler, kitaplar okuyarak elde
>> etmi$sin. Benim ise kisitli bilgim de Ingilizce dergi ve kitap
>> okuyarak elde edinmistir. Bugunlerde pek tabii ki bilgimizi daha
>> fazla Internet'den elde ederiz.
>
> Sadece Almanca degi, kitab degil, bazi konularda bilgi edinmek icin
> mutlaka Ingilizce'sine bakmaktan baska care yok.
Orasi oyle cunku yeni gelismelerin kaynagi Amerika.
>
>> Hatirliyorum, 'Computer Architecture' ('bilgisayar mimarisi') terimini
>> yillar once ilk duydugumda ne demek istediklerini pek anlayamamistim.
>> Allah, Allah, demistim kendi kendime, 'Computer Architecture' de ne
>> olabilir?
>> Ne ise, iyi aksamlar yoksa 'gun aydin' mi demem
>> gerekir?!!!;-)))))))))) --
>
> Tünaydin!, Gibrisli dostum. ;-) Örnegine gelince, "mimarlik" ekseriyetle
> ev vs. icin kullanildigindan sasirdigini saniyorum, eminim. Diger nedeni
> de, Ingilizcenin yetersizligi, kelime üretme yetisinin nerdeyse
> olmayisidir, bundan dolayi cogu kez *ayni* kelimeleri *farkli* baglamda
> *farkli* anlamlar yükleyerek kullaniyorlar. Manali cevirmek, birebir
> ("motomot" da diyorlar, Fransizca olmali kökeni) ceviri cok ender
> dogrudur, genelde yanlisdir.
Cevabini okuyana kadar 'gun aydin' saatleri gecip 'tun aydin' saatlerine
ulastik. Arada sekiz saat bir guzel uyudum!!!
'Computer Architecture' hususuna gelince bu gayet teknik bir saha. Dolayisi
ile yorumda bulunmayacagim. Fakat yeni bir grafik karti almam icin asgari
malumati elde etmis bulunuyorum. Benim sistem PCI fakat PCI grafik karti
degil de AGP sistemine uygun grafik karti almaliyim. Sebebi de $u. PCI
kartlari esasinda PCI-e kartiymi$ ki bulnar da ancak PCI-e sistemiyle
kurulan bilgisayarlarda kullanilabiliyor. Yakinda PCI-e sistemi de sekil
degistirerek simdiki ATX kasalarina degil de yeni tip BTX kasalarina
takilabilecek. BTX sistemini Intel gelistirmis ve bilgisayar parcalari
ureten Uzak Dogu sirketlerinin destegini saglamis. Bu degisiklik de
bilgisayar kasasi icindeki hava akimini kolaylaytiracak, sozde!!!
Senin anlayacagin, dolayisi ile herkes yeni sistem kasa almaga mecbur
edilecek. Benim halihazirda kullandigim ve kendi kurdugum her iki
bilgisasyar da Lian Li aluminyum ATX kasalari icinde. Bes alti ay veya en
cok bir yil sonra yeni parcalarla bu bilgisayarlari yenilemek istersem yeni
kasa da almam gerekecek. Lian Li kasalari da oldukca pahali !!!
--
choro-nik
*******
================
çoronigin cevabi....
Yine merhaba Rifat.
Valla normal olarak Turkce yazanlar niye Turkce Q veya F klavyesi
kullanmiyorlar, ben de anlamiyorum? Avantajlari besbelli. Her iki dilde
yazanlar icin, yani hem Turkce hem de Ingilizce yazanlar icin, Q klavyesi
herhalde daha uygun cunku harflar genelde hep ayni yerlerde. Turkce F
klavyesinde harflar yer degistiriyor. Dolayisi ile F klavye sisteminin hem
Turkce hem de Ingilizce yazmak icin ne kadar kullanisli oldugunu
bilemiyorum. Fakat anladigima gore F klavyesinde en SIK kullanilan harflar
parmaklarin bulundugu sirada oldugu icin Turkce daha suratle yazilabilir.
Tipki Ingilizce Drovak klavyesinde oldugu gibi.
Bilmiyorum Dvorak sistemi Turkceye uygun mu? Sesli harflar daha dogrusu
Ingilizcede en cok kullanilan harflar hemen parmaklarin altinda yani normal
olarak parkaklarin bulundugu sirada. Londra bursunda daha suratle
yazabilmeleri icin sadece Dvorak sistemli klavye kullaniyorlarmis duyduguma
gore. Dvorak sistemiyle % 50 ve hatta daha da suratli yazmak mumkunmu$.
Ben de senin gibi niye coklarinin ASCII karakter setini kullandiklarinin
anlamiyorum. Turkceye hic de uygun degil. Fakat burada anlamadigim bir husus
var. Turkiyede satilan klavyeler normal Turkce klavye degil mi?
Kendime gelince cali$ma hayatim boyunca sadece Ingilizce dilini kullandigim
icin normal Ingilizce klavyesi kullanmam pek tabii ki gayet normaldi.
Teknik terimlere gelince en azindan SIK SIK kullanilan terimlerin artik
Turkcelestirilmis oldugunu dusunuyordum. Ben yabanci diyarlarda bu hususta
Turklerle temasta olmadigim icin Turkiyede kullanilan terimlerden haberdar
olamiyorum. Dolayisi ile bu hususlarda sizler benim gibilere yardimci
olabilirsiniz diye dusunuyorum.
--
choro-nik
*******
Q klavyesi çok rahat bir geçiş sağlayabilir. F klavyesi ise bambaşka
bir şey. Bu fakir bir ara F ile yazardı sonradan ascii dan yazmağa
başladı ve daha sonra da Q ya geçti. O yüzden yazdığımın yüzde ellisi
fire olur. heh. Yok fikir anlamında değil.
>bilemiyorum. Fakat anladigima gore F klavyesinde en SIK kullanilan harflar
>parmaklarin bulundugu sirada oldugu icin Turkce daha suratle yazilabilir.
>Tipki Ingilizce Drovak klavyesinde oldugu gibi.
Aynen.
>
>Bilmiyorum Dvorak sistemi Turkceye uygun mu? Sesli harflar daha dogrusu
Uygun değil tabii.
>Ingilizcede en cok kullanilan harflar hemen parmaklarin altinda yani normal
>olarak parkaklarin bulundugu sirada. Londra bursunda daha suratle
>yazabilmeleri icin sadece Dvorak sistemli klavye kullaniyorlarmis duyduguma
>gore. Dvorak sistemiyle % 50 ve hatta daha da suratli yazmak mumkunmu$.
Mümkündür inanırım.
>
>Ben de senin gibi niye coklarinin ASCII karakter setini kullandiklarinin
>anlamiyorum. Turkceye hic de uygun degil. Fakat burada anlamadigim bir husus
>var. Turkiyede satilan klavyeler normal Turkce klavye degil mi?
Normal Türkçe fakat burada pek Türkiye'den yazan bulamazsın.
Ya da yazışmalarını İngilizce yapan şirket veya okullardan yazıyorlar
eğer varsa benim tahminim.
>
>Kendime gelince cali$ma hayatim boyunca sadece Ingilizce dilini kullandigim
>icin normal Ingilizce klavyesi kullanmam pek tabii ki gayet normaldi.
Eh İngilizce yazıyorsan hala öyle. Bunun yannış bi tarafı yok.
>
>Teknik terimlere gelince en azindan SIK SIK kullanilan terimlerin artik
>Turkcelestirilmis oldugunu dusunuyordum. Ben yabanci diyarlarda bu hususta
>Turklerle temasta olmadigim icin Turkiyede kullanilan terimlerden haberdar
>olamiyorum. Dolayisi ile bu hususlarda sizler benim gibilere yardimci
>olabilirsiniz diye dusunuyorum.
Yaw bazan soytarı soytarı kelimeler çıkarıyorlar. Ben hep İng.
terimleri kullanıyorum.
> Ama diger yonden bakildiginda harlar da simgedir, degil mi? Mesela a
> harfi a sesinin bir simgesidir. ;-)))
Ben mesela "~, +, <" vs. kastettim.
> 'Character' kelimesine karsilik olarak eskiden matbuatta kullanilan
> bir Turkce veya Turkceye yerlesmis yabanci bir terim olmali.
Bahsettigim lugati bulursam, cevabi verecegim, demistim. Ayrica bazan
Türkce bilgisayar sayfalarina bakip da yeni terimleri ögrenmek mümkün,
illa sözlük gerekmez.
>> Fakat bu anlami bilmez, cikaramaz Türkce okuyanlarin ekseriyeti,
>> itirazim bu ayrintiyaydi.
>
> Anliyorum, fakat her dilde oldugu gibi Turkcede de kelimeler zamanla
> yeni anlamlar kazanir. Dolayisi ile daha uygun bir terim bulana kadar
> nicin karakter kelimesini kullanmiyalim?
Ingilizce bilmeyen anlamaz ne dediginden, neden bu.
> Yari Turkcelestirdim. Fakat esasinda ne Karakter ne de Harita
> kelimeleri oz Turkce kelimelerdir!!!
O, simdi kili kirk yarmaya basladin; olmadi, ahbab. Bu gibi
"context"lerde "harita" Türkcede cok anlamsiz, "cetvel", "tabela",
"levha", hatta "takim" bile denilebilir; "takim" derken cogunluk
"futbol takimi" filan düsünse de, araba tamircisine sorarsan, sana
"anahtar takimlarini" gösterir. Ayrica "periyodik cetvel"den
esinlenerek, "harita"nin anlamsizligini senin bile görmen, kavraman
lazimdi.
>> Evet, ben de bana uygun cevirme önerilerimi tartismaya actim, illa
>> benim tekliflerim dogrudur, demedim.
>
> Zaten burada yaptigimiz fikir teatisi degil mi?
Elbette.
> Keyboard kelimesinin etimolojisini bana sorarsan, benim fikrim
> soyledir. Klavyeli en eski enstrumanlar org'lardi. Bu orlar bir
> 'ruzgar makinesi' ile seslendirilirdi. Her notanin da ayri bir
> 'boru'su vardi. Klavyennin tu$lari ruzgar'i yani hava akimini
> istenilen boruya ulastirma icin bastirilarak kullanilan
> tu$lar/anahtarlar ile calistirilirdi. Dolayisi ile Ingilizcede
> kullanilan Keyboard terimi. Yani bu Key'ler bir nevi Ce$me
> sistemiydi. Bu Ce$meyi actin mi hava bu boruya (mesela Sol notasi
> borusuna) akitilirdi/aktarilirdi dolayisi ile Sol notasi
> seslendirilirdi.
Sen kilise org'larindan bahsediyorsun, onlari calmak icin pedalle hava
notaya dönüstürülür, bahsettigin anahtarlar da "moll", "dur", "fis"
gibi ses ayarlari icin kullanilir, bildigim kadariyla. Bunu bilen icin
"keyboard" manali olur, fakat kelime kökenlerini, gecmisini= tarihini
bilen kac insan var? (Her ülkede, yalniz Ingiltere, Türkiye ülkelerinde
degil.) Sorunu burada görüyorum.
> 'Nefesli Sazlar' terimi 'Yayli Sazlar' gibi zaten Turkceye
> yerlesmistir artik. Bir de zaten nefesli sazlar/enstrumanmlar/aletler
> (istedigini sec !) senin bildigin alelade uflemekle calinmaz.
> Esasinda bu tip muzik aletlerinden ses cikarmak icin aletin icindeki
> hava sutununun tazikini yukseltmek gerekir. Bu da normal ufleme
> teknigi ile yapilamaz. Her ne ise, teknik yonlerine girmiyelim.
Ben "yayli/ nefesli sazlar" terimini yanlis buluyorum; ne yay ne de
nefes ile ilgili bu *calgilar*. Sen iki, üc calgi adini örnek verir
misin? Eksiksiz seni anlamam icin.
> Yeni Redhouse sozluklerinnin kalitesi dusuk. Bundan kirk elli yil
> onceki Redhouse (sadece Ingilce - Turkce versiyonu vardi o zamanlar)
> cok daha iyi idi. Bu asirda artik bu tip sozluklerin Internet'de veya
Bahsettigim sözlük de o devirdendi, tipkibasimi 60, 70 yillarindan
olmali, 3.000 km uzakta.
>> Herseyi, hele hele gecici terimleri, kisaltmalari cevirmek bence
>> sacmaliktir.
>> ATX/BTX ne anlama gelir, arastirirsan kesinlikle ögrenirsin,
>> Internet'de bu bilgi alenidir.
>
> Biliyorum. Fakat daha once de dedigim gibi gunde sadece 24 saat var.
> Yani insanin butun bunlari inceden ogrenmesi icin vaktimiz yoktur.
Ögrenmek isteyen icin mazeret olamaz zaman darligi. Önemsemeyen de
kullanir kisaltmayi.
>>> Buna ne diyoñ Acep? I$te sana bir ceviri problemi? PCI sistemi de
>>> PCI-e oluyor. Grafik kartlari da hep AGP karti olmaktan cikip PCI-e
>>> karti oluyor?
>>> Haydi gel de bize bunu oz Turkce terimlerle anlat? Fakat diger
>>> yonden 'character map'in dilimize yerlesmis bir karsiligi olmasi
>>> gerektigini tahmin etmistim.
>>
>> Neden kisaltma kullaniliyor? Önce bunu düsün, sonra sorunu yinele.
>> Yani: Isin erbabi olana, olmak isteyene Türkce anlatirim ne demek
>> oldugunu, fakat isin yabancisina anlatmak icin temelden baslamam
>> gerekiyor, bu da cok zaman gerektiriyor. Bundan dolayi kisatlmalari
>> kullanmakta mahzur görmüyorum.
>
> Bu hususta mutabikiz oyleyse.
Mutabikiz, fakat beni eksiksiz anladigindan emin degilim. Demek
istenilen: internet, bilgisayar yayginlastigi icin her terimin gercek
anlamini bilmesi gerekmez siradan insanlarin, cünkü onlar o araclari
sadece kullaniyorlar, tipki araba kullandiklari gibi. Araban
calismazsa, götürürsen atölyeye, isin ehline birakirsin "tedavi"yi, o
da is arkadaslarina teknik terimlerle anlatir ne yapilmasi gerektigini.
Senin o dilden anlaman gerekmez, aynisi bilgisayar terimleri,
kisaltmalari icin de gecerlidir.
>> Sadece Almanca degi, kitab degil, bazi konularda bilgi edinmek icin
>> mutlaka Ingilizce'sine bakmaktan baska care yok.
>
> Orasi oyle cunku yeni gelismelerin kaynagi Amerika.
Hele hele "rfc" denilen "norm" metinlerini okumadan bilgiyi
derinlestirmek imkansiz; bundan dolayi mesela Alman öbeklerinde
Almanca'ya cevrilmesi yönünde bazi istekler, tesebbüsler oldu, lakin
kisa zaman sonra birakildi, cünkü ceviri baska sorunlari beraberinde
getirdi, bir sorundan bin sorun cikardi.
> Cevabini okuyana kadar 'gun aydin' saatleri gecip 'tun aydin'
> saatlerine ulastik. Arada sekiz saat bir guzel uyudum!!!
Eh, ben de fazla uyudum bu gün, son günlerin hesabini ödedim. ;-)
> Senin anlayacagin, dolayisi ile herkes yeni sistem kasa almaga mecbur
> edilecek. Benim halihazirda kullandigim ve kendi kurdugum her iki
> bilgisasyar da Lian Li aluminyum ATX kasalari icinde. Bes alti ay
> veya en cok bir yil sonra yeni parcalarla bu bilgisayarlari yenilemek
> istersem yeni kasa da almam gerekecek. Lian Li kasalari da oldukca
> pahali !!! --
Kapitalizm denilen nane tüketime dayanir, bilgisayar alaninda ise bu
tüketim hizlandirilmis gibi geliyor cogunluga, cünkü henüz ilk
adinlarini atiyor bu bilim dali. Zamanla hizi geriliyecektir. Senin
kartlara gelince, neden yedek ikinci bir kart almiyorsun; bozulursa
degistirirsin, olur, biter.
Orasi oyle fakat bu tip kelimeler, deyilmer zamanla dilimize yerlestikce
herkes anlar. Matematik, hesap, kitap kelimeleri de yabanci dillerden alinma
degil mi? Klavye, asansor, direksiyon da hep yabanci kokenli kelimeler.
Bu hususta bilgin yanli$ maalesef. Daha once yazdigimi dikkatlica okuuyup
anlamaga calis. Bu hususlari cesme ve su misali olarak dusunerek anlamak
daha kolay gibi geliyor bana. Pedaller buyuk su borularina bagli, normal
klavye tu$larinida normal ce$me olarak du$un. Degisik ce$meler degisik
yerlere su akitir. Pedal ve tu$lar da hava akinini degisik dilli duduge
benzeyen borulara yonetir. Bu ses verici borularin boyutlari birkac
santimden on metre yuksekliginde kadar olabilir !!! Ince/tiz sesler pek
tabii ki kucuk borulardan kalin sesler de buyuk borulardan cikar. Her nota
icin bir dilli duruk borusu var, her boruya havayi yonlendiren bir pedal ve
tu$ var. Bu hesaba gore 10 oktavlik bir kilise orgonun 10x12=120 borusu var.
Senin bahsettigin "moll" "dur" bizim makamlar, fis ise yanlisim yoksa diyez
notalar -- yani klavyenin kara tu$lari.
>Bunu bilen icin
> "keyboard" manali olur, fakat kelime kökenlerini, gecmisini= tarihini
> bilen kac insan var? (Her ülkede, yalniz Ingiltere, Türkiye ülkelerinde
> degil.) Sorunu burada görüyorum.
>
>> 'Nefesli Sazlar' terimi 'Yayli Sazlar' gibi zaten Turkceye
>> yerlesmistir artik. Bir de zaten nefesli sazlar/enstrumanmlar/aletler
>> (istedigini sec !) senin bildigin alelade uflemekle calinmaz.
>> Esasinda bu tip muzik aletlerinden ses cikarmak icin aletin icindeki
>> hava sutununun tazikini yukseltmek gerekir. Bu da normal ufleme
>> teknigi ile yapilamaz. Her ne ise, teknik yonlerine girmiyelim.
>
> Ben "yayli/ nefesli sazlar" terimini yanlis buluyorum; ne yay ne de
> nefes ile ilgili bu *calgilar*. Sen iki, üc calgi adini örnek verir
> misin? Eksiksiz seni anlamam icin.
Ut ve gitar telli saz. Keman, viyolnsel, kemence yayli saz. Flut, ney,
dilli duduk, saksofon nefesli saz.
>
>> Yeni Redhouse sozluklerinnin kalitesi dusuk. Bundan kirk elli yil
>> onceki Redhouse (sadece Ingilce - Turkce versiyonu vardi o zamanlar)
>> cok daha iyi idi. Bu asirda artik bu tip sozluklerin Internet'de veya
>
> Bahsettigim sözlük de o devirdendi, tipkibasimi 60, 70 yillarindan
> olmali, 3.000 km uzakta.
>
>>> Herseyi, hele hele gecici terimleri, kisaltmalari cevirmek bence
>>> sacmaliktir.
>>> ATX/BTX ne anlama gelir, arastirirsan kesinlikle ögrenirsin,
>>> Internet'de bu bilgi alenidir.
>>
>> Biliyorum. Fakat daha once de dedigim gibi gunde sadece 24 saat var.
>> Yani insanin butun bunlari inceden ogrenmesi icin vaktimiz yoktur.
>
> Ögrenmek isteyen icin mazeret olamaz zaman darligi. Önemsemeyen de
> kullanir kisaltmayi.
Onemine bagli.... pek tabii.
>
>>>> Buna ne diyoñ Acep? I$te sana bir ceviri problemi? PCI sistemi de
>>>> PCI-e oluyor. Grafik kartlari da hep AGP karti olmaktan cikip PCI-e
>>>> karti oluyor?
>>>> Haydi gel de bize bunu oz Turkce terimlerle anlat? Fakat diger
>>>> yonden 'character map'in dilimize yerlesmis bir karsiligi olmasi
>>>> gerektigini tahmin etmistim.
>>>
>>> Neden kisaltma kullaniliyor? Önce bunu düsün, sonra sorunu yinele.
>>> Yani: Isin erbabi olana, olmak isteyene Türkce anlatirim ne demek
>>> oldugunu, fakat isin yabancisina anlatmak icin temelden baslamam
>>> gerekiyor, bu da cok zaman gerektiriyor. Bundan dolayi kisatlmalari
>>> kullanmakta mahzur görmüyorum.
>>
>> Bu hususta mutabikiz oyleyse.
>
> Mutabikiz, fakat beni eksiksiz anladigindan emin degilim. Demek
> istenilen: internet, bilgisayar yayginlastigi icin her terimin gercek
> anlamini bilmesi gerekmez siradan insanlarin, cünkü onlar o araclari
> sadece kullaniyorlar, tipki araba kullandiklari gibi. Araban
> calismazsa, götürürsen atölyeye, isin ehline birakirsin "tedavi"yi, o
> da is arkadaslarina teknik terimlerle anlatir ne yapilmasi gerektigini.
> Senin o dilden anlaman gerekmez, aynisi bilgisayar terimleri,
> kisaltmalari icin de gecerlidir.
Gayet dogru...
>
>>> Sadece Almanca degi, kitab degil, bazi konularda bilgi edinmek icin
>>> mutlaka Ingilizce'sine bakmaktan baska care yok.
>>
>> Orasi oyle cunku yeni gelismelerin kaynagi Amerika.
>
> Hele hele "rfc" denilen "norm" metinlerini okumadan bilgiyi
> derinlestirmek imkansiz; bundan dolayi mesela Alman öbeklerinde
> Almanca'ya cevrilmesi yönünde bazi istekler, tesebbüsler oldu, lakin
> kisa zaman sonra birakildi, cünkü ceviri baska sorunlari beraberinde
> getirdi, bir sorundan bin sorun cikardi.
>
>> Cevabini okuyana kadar 'gun aydin' saatleri gecip 'tun aydin'
>> saatlerine ulastik. Arada sekiz saat bir guzel uyudum!!!
>
> Eh, ben de fazla uyudum bu gün, son günlerin hesabini ödedim. ;-)
Uykusuzluk borca benzer azizim. Odenmesi gerekir.
>
>> Senin anlayacagin, dolayisi ile herkes yeni sistem kasa almaga mecbur
>> edilecek. Benim halihazirda kullandigim ve kendi kurdugum her iki
>> bilgisasyar da Lian Li aluminyum ATX kasalari icinde. Bes alti ay
>> veya en cok bir yil sonra yeni parcalarla bu bilgisayarlari yenilemek
>> istersem yeni kasa da almam gerekecek. Lian Li kasalari da oldukca
>> pahali !!! --
>
> Kapitalizm denilen nane tüketime dayanir, bilgisayar alaninda ise bu
> tüketim hizlandirilmis gibi geliyor cogunluga, cünkü henüz ilk
> adinlarini atiyor bu bilim dali. Zamanla hizi geriliyecektir. Senin
> kartlara gelince, neden yedek ikinci bir kart almiyorsun; bozulursa
> degistirirsin, olur, biter.
Zaten ben de sonunda bunu yapmaga karar verdim. Ana kartimi ve herseyi
degistirmekten vazgectim. Esasinda eski Grafik Kartim calisiyor durumda
fakat Windows Update'ler sicti isin icine. Eski Grafik Kartimi kabul
etmiyor. Dolayisi ile cenerik surucu ile calistiriyor. Bu da ekranda
titresimlere sebep oluyor. Sadece yeni bir AGP Grafik karti aliyorum. Yeni
usul AGP degil de PCI Grafik Kartlari ancak yeni PCIe ana kartlarinda
kullanilabilir. Benim ana kart ise PCI tipi, PCIe degil.
Fakat onumuzdeki ilkbaharda piyasaya surulecek yeni Apple Leopard calistirma
sistemi hakkinda bir klip gordum. MS Vista'ya oyle meydan okuyor ki insanin
akli durur. Gelismeler gayet muazzam. Tahminime gore Apple bu sistemle
Microsoft'a gayet ciddi olarak meyden okuyor. Tahminime gore bu sistemle
Apple'in piyasa payi epey yukselecek. Hali hazirda son bir iki yil icinde
Apple'in piyasa payi % 4 den % 6'ya yukselmis. Bu yeni sistemle piyasa
payini % 15 hatta % 20'ye yukseltebilecegini tahmin ediyorum. Sistem
hakikaten harika fakat PC sisteminden Apple sistemine gecmek sadece
bilgisayar almakla kalmiyor ki. Apple programlarida oyle ucuz degil. Her ne
ise, birak MS ve Apple kapitalizm sahasinda bir guzel carpi$sinlar.
Almanyada Linux sistemi nasil geli$iyor? Alman devleti destek veriyormu$ bu
bele$ "open/acik" sisteme. Ben de kucuk bir denemesini yaptim fakat
Internet'e bir turlu baglanti kuramadim. Fakat esasinda hic te fena degil.
Hem de gerek "operating system" gerek "open office" ve butun diger
programlar tamamen bele$. Hic te fena bir sistem degil. Tekrar deneyecegim.
Bele$ sirke baldan tatlidir derler ama bu sistem bircok yonden Microsoft
sisteminden daha iyi. Evvel emirde virus problemi yok!!! Unix sistemine
dayali bir sistem oldugu icin de gayet saglam ve kolay kolay cokmeyen bir
sistem.
--
choro-nik
*******
>
>> Ingilizce bilmeyen anlamaz ne dediginden, neden bu.
>
> Orasi oyle fakat bu tip kelimeler, deyilmer zamanla dilimize
> yerlestikce herkes anlar. Matematik, hesap, kitap kelimeleri de
> yabanci dillerden alinma degil mi? Klavye, asansor, direksiyon da
> hep yabanci kokenli kelimeler.
Kökenlerine bakma, cünkü oturmuslar, yerlesmisler o kelimeler dar
anlamlariyla, karakter terimi de yerlesmis, "seciye" icin kullanilir.
>> Sen kilise org'larindan bahsediyorsun, onlari calmak icin pedalle
>> hava notaya dönüstürülür, bahsettigin anahtarlar da "moll", "dur",
>> "fis" gibi ses ayarlari icin kullanilir, bildigim kadariyla.
>
> Bu hususta bilgin yanli$ maalesef. Daha once yazdigimi dikkatlica
> okuuyup anlamaga calis. Bu hususlari cesme ve su misali olarak
> dusunerek anlamak daha kolay gibi geliyor bana. Pedaller buyuk su
Sen öyle kolay biliyorsan, öyle kalsin, ben de baska bir izahla
anlatirim, sonuc önemli, yollar degil.
>> Ben "yayli/ nefesli sazlar" terimini yanlis buluyorum; ne yay ne de
>> nefes ile ilgili bu *calgilar*. Sen iki, üc calgi adini örnek verir
>> misin? Eksiksiz seni anlamam icin.
>
> Ut ve gitar telli saz. Keman, viyolnsel, kemence yayli saz. Flut,
> ney, dilli duduk, saksofon nefesli saz.
Verdigin örnekleri siniflara ayirir misin, lütfen! Telliler bir yana,
üflenenler diger yana. Tümüne "yayli/nefesli sazlar" demek, gözümde
sacmaliktan baska bir sey olamaz.
>> Eh, ben de fazla uyudum bu gün, son günlerin hesabini ödedim. ;-)
>
> Uykusuzluk borca benzer azizim. Odenmesi gerekir.
Aynen öyle, bazan yasam sorunlarindan dolayi yeterince uyuyamiyor
insan.
>> adinlarini atiyor bu bilim dali. Zamanla hizi geriliyecektir. Senin
>> kartlara gelince, neden yedek ikinci bir kart almiyorsun; bozulursa
>> degistirirsin, olur, biter.
>
> Zaten ben de sonunda bunu yapmaga karar verdim. Ana kartimi ve
> herseyi
> degistirmekten vazgectim. Esasinda eski Grafik Kartim calisiyor
> durumda fakat Windows Update'ler sicti isin icine. Eski Grafik
> Kartimi kabul etmiyor. Dolayisi ile cenerik surucu ile calistiriyor.
"uptade"= güncellestirmenin ne alakasi var, cikaramadim, cünkü garfik
karti "hardware" sinifina girer, "update" aslinda "software", genelde
OS= operating system icin öngörülmüstür. Bence kusur baska yerde
aramalisin.
> Bu da ekranda titresimlere sebep oluyor. Sadece yeni bir AGP Grafik
> karti aliyorum. Yeni usul AGP degil de PCI Grafik Kartlari ancak yeni
> PCIe ana kartlarinda kullanilabilir. Benim ana kart ise PCI tipi,
> PCIe degil.
"PCIe" mi, yoksa "PCI" mi kastettigin? Epeydir ilgilenmedim, fakat
ilkini görmedim, tanimiyorum. Buna benzer bir aksaklik bende de vardi,
nedeni grafik kartinin iki ekranlik ayarlanmis olmasiydi, digerini
sildim, sorun cözüldü. Ender de olsa, baska bir sorun var, onu da
izliyorum.
> Fakat onumuzdeki ilkbaharda piyasaya surulecek yeni Apple Leopard
> calistirma sistemi hakkinda bir klip gordum. MS Vista'ya oyle meydan
> okuyor ki insanin akli durur. Gelismeler gayet muazzam. Tahminime
> gore Apple bu sistemle Microsoft'a gayet ciddi olarak meyden okuyor.
Parasi olan icin Apple daima ilk secimdir. Parcalar denenmis, garantisi
kagitta kalmaz, yardimsever bir cemaat gibi görüyorum Aplle
kullanicilarini.
> sisteminden Apple sistemine gecmek sadece bilgisayar almakla kalmiyor
> ki. Apple programlarida oyle ucuz degil. Her ne ise, birak MS ve
> Apple kapitalizm sahasinda bir guzel carpi$sinlar.
Cogu programlari bilgisayarla beraber veriyorlar. Ne tür özel= ücretli
programlara ihtiyacin var ki?
> Almanyada Linux sistemi nasil geli$iyor? Alman devleti destek
> veriyormu$ bu bele$ "open/acik" sisteme. Ben de kucuk bir denemesini
> yaptim fakat Internet'e bir turlu baglanti kuramadim. Fakat esasinda
> hic te fena degil. Hem de gerek "operating system" gerek "open
> office" ve butun diger programlar tamamen bele$. Hic te fena bir
> sistem degil. Tekrar deneyecegim. Bele$ sirke baldan tatlidir derler
> ama bu sistem bircok yonden Microsoft sisteminden daha iyi. Evvel
> emirde virus problemi yok!!! Unix sistemine dayali bir sistem oldugu
> icin de gayet saglam ve kolay kolay cokmeyen bir sistem.
Sirayla cevapliyorum:
Yayginlasti, payini büyültüyor. Cogu resmi makamlarda Linux
kullaniliyor, Alman devleti de yari gönüllü destekliyor.
Senin Ingilizcen ile sen sorunlarini Ingilizce yazilan öbeklerde
anlatirsan, sana yardim edileceginden eminim. Baglanti kuramaman
sasirtti beni. Hangi "distribution" denedin acep?
Virus simdilik cok degil, fakat var; fazla olmamasinin nedeni de, MS
ürünleriyle kiyaslarsan, pek yaygin olmadigi icindir (dünya capinda,
ülke temel alinarak degil!). Unix'in belkemiginin yararlarindan en
etkini, "kolay kolay cökmeyen bir düzen" oldugudur.
Sana soylemek istedigim, sen orglarin nasil calistigini anlamami$sin. Org
mekamizmasi ve "moll" ve "dur" modlari veya gamlari arasinda hicbir ili$ki
yok. Gam Mi-Fa#-Sol#(yani E-F#-G#) notalari ile ba$larsa o zaman gam E-dur
olur. G # (diyes) degilde G naturel olursa o zaman gam E-moll olur.
Ingilizcesi E Major ve E Minor. Ornek= Ingilizcede mesela Sonata in E Major
veya Sonata in E Minor. (Ek not: Sadece Sonata in E , E Major anlamina
gelir).
>
>>> Ben "yayli/ nefesli sazlar" terimini yanlis buluyorum; ne yay ne de
>>> nefes ile ilgili bu *calgilar*. Sen iki, üc calgi adini örnek verir
>>> misin? Eksiksiz seni anlamam icin.
>>
>> Ut ve gitar telli saz. Keman, viyolnsel, kemence yayli saz. Flut,
>> ney, dilli duduk, saksofon nefesli saz.
>
> Verdigin örnekleri siniflara ayirir misin, lütfen! Telliler bir yana,
> üflenenler diger yana. Tümüne "yayli/nefesli sazlar" demek, gözümde
> sacmaliktan baska bir sey olamaz.
Etme be Acep. "yayli/nefesli sazlar" demekle onlari bir sinifa koymadim.
Yayli sazlar ve de ayri bir sinif olarak nefesli sazlar demek istedim. Pek
tabii ki belirli sazlar ya yayli ya da nefesli sazlar sinifina girer. Ayni
say her iki sinifa da giremez. Sadece keman tipi sazlar hem telli hem de
yayli saz siniflarina girer. Gitar mesela telli sazlar sinifina girer fakat
yayli saz sinifinda degil.
>
>>> Eh, ben de fazla uyudum bu gün, son günlerin hesabini ödedim. ;-)
>>
>> Uykusuzluk borca benzer azizim. Odenmesi gerekir.
>
> Aynen öyle, bazan yasam sorunlarindan dolayi yeterince uyuyamiyor
> insan.
>
>>> adinlarini atiyor bu bilim dali. Zamanla hizi geriliyecektir. Senin
>>> kartlara gelince, neden yedek ikinci bir kart almiyorsun; bozulursa
>>> degistirirsin, olur, biter.
>>
>> Zaten ben de sonunda bunu yapmaga karar verdim. Ana kartimi ve
>> herseyi
>> degistirmekten vazgectim. Esasinda eski Grafik Kartim calisiyor
>> durumda fakat Windows Update'ler sicti isin icine. Eski Grafik
>> Kartimi kabul etmiyor. Dolayisi ile cenerik surucu ile calistiriyor.
>
> "uptade"= güncellestirmenin ne alakasi var, cikaramadim, cünkü garfik
> karti "hardware" sinifina girer, "update" aslinda "software", genelde
> OS= operating system icin öngörülmüstür. Bence kusur baska yerde
> aramalisin.
Hayir. OS yani Windows XP update yapilinca yani guncelli$tirince grafik
kartin driver'ini yani surucusunu artik tanimaz veya desteklemez (support)
durumuna gelir. Nitekim Windows 98 suruculerinin bircogu Windows XP
sisteminde de calisir durumda kalir -- Windows XP o suruculeri tanimadigi
halde. Yani surucu calisirsa Hardware'da calisir. Surucu Windows XP sistemi
altinda calismazsa o zaman ya uygun bir driver/surucu indirip yuklemek
gerekir veya Hardware'i degistirmek gerekir. Benim Grafik Karti ATI Radeon
7000 idi. ATI artik o karti desteklemez. Yani o kartin son sistem Windows XP
altinda calismasi icin driver/surucu yazmiyor. Dolayisi ile tek care Windows
XP sistemi altinda desteklenen (yani Windows XP altinda calisabilen surucusu
olan) yeni bir kart satin almak gerekir.
Ben yedek bilgisayarindaki Grafik Kartini devamli kullandigim computere
aktardim. $imdi her sey tamam, yani. Yedek bilgisayarima yeni bir Grafik
karti satin aliyorum.
>
>> Bu da ekranda titresimlere sebep oluyor. Sadece yeni bir AGP Grafik
>> karti aliyorum. Yeni usul AGP degil de PCI Grafik Kartlari ancak yeni
>> PCIe ana kartlarinda kullanilabilir. Benim ana kart ise PCI tipi,
>> PCIe degil.
>
> "PCIe" mi, yoksa "PCI" mi kastettigin? Epeydir ilgilenmedim, fakat
> ilkini görmedim, tanimiyorum. Buna benzer bir aksaklik bende de vardi,
> nedeni grafik kartinin iki ekranlik ayarlanmis olmasiydi, digerini
> sildim, sorun cözüldü. Ender de olsa, baska bir sorun var, onu da
> izliyorum.
PCI sisteminde AGP (kahverengi veya Turuncu) sokete oturan Grafik Karti
kullanilirdi. Yeni PCI-express (Kisasi PCIe) ana kartlarinda AGP soket
bulunmuyor. Dolayisi ile yeni Grafik Karti siparis ettigimde AGP tipi
olmasina dikkat etmeliyim. Fakat ana karttimi yeni PCIe ana karti ile
degistirirsem o zaman PCIe tipi Grafik Karti siparis etmeliyim. PCIe ana
kartlari tamamen degisim. Ana Chip (Intel veya AMD) degisik, takildiklari
soketler degisik, RAM chips'leri degisik. Yani senin anliyacagin, PCIe Ana
Karti alirsam, kasa haric hemen hemen her seyi degistirmem gerekecek.
Yakinda BTX Ana Kartlari piyasaya suruluyor. Bu Ana Kartlarti kullanmak icin
yeni BTX tipi kasa almak gerekecek. Fakat yine PCI-express soketlerine
takilabilen kartlar yine bu BTX sisteminde de kullalilabilecek (yanli$im
yoksa!!!). Her ne ise, simdilik Ingilterede kasalar zannedersem ATX
sistemine uygundur. ATX ile BTX kasalari arasindaki farklar sadece fiziki.
Simdiki kart ve kasalarda Klavye, Mouse vs kasanin onunden bakildiginda
yukarida ve sag tarafta. BTX kasa ve Ana Kartlarinda Sol tarafta ve a$agida
olacak. Intel veya AMD CPU da dorkose oturtulacagina etrafinda havanin daha
kolayca akmasi icin baklava-vari oturtulacak. Bilmem anlatabildim mi?
>
>> Fakat onumuzdeki ilkbaharda piyasaya surulecek yeni Apple Leopard
>> calistirma sistemi hakkinda bir klip gordum. MS Vista'ya oyle meydan
>> okuyor ki insanin akli durur. Gelismeler gayet muazzam. Tahminime
>> gore Apple bu sistemle Microsoft'a gayet ciddi olarak meyden okuyor.
>
> Parasi olan icin Apple daima ilk secimdir. Parcalar denenmis, garantisi
> kagitta kalmaz, yardimsever bir cemaat gibi görüyorum Aplle
> kullanicilarini.
>
>> sisteminden Apple sistemine gecmek sadece bilgisayar almakla kalmiyor
>> ki. Apple programlarida oyle ucuz degil. Her ne ise, birak MS ve
>> Apple kapitalizm sahasinda bir guzel carpi$sinlar.
>
> Cogu programlari bilgisayarla beraber veriyorlar. Ne tür özel= ücretli
> programlara ihtiyacin var ki?
Evvel emirde MS Office veya en azindan MS Word. Benim lisansli MS Office
Professional'im var. Onun Apple version'unu tekrar satin almak oldukca
pahali. Diger arzuladigim program Adobe Photoshop Elements.
(Bildigin gibi Adobe Photoshop (Adobe Photoshop Elements degil) haddinden
fazla pahali-- zannimca 1000 Euro civarinda. Sadece profesyonel
fotografcilar icin veya cepleri derin hobiciler icin.) Veya Adobe Photoshop
Elements yerine eskiden JASC Photoshop diye bilinen yeni ismiyle Corel
Photoshop X veya ona benzer bir program.
>
>> Almanyada Linux sistemi nasil geli$iyor? Alman devleti destek
>> veriyormu$ bu bele$ "open/acik" sisteme. Ben de kucuk bir denemesini
>> yaptim fakat Internet'e bir turlu baglanti kuramadim. Fakat esasinda
>> hic te fena degil. Hem de gerek "operating system" gerek "open
>> office" ve butun diger programlar tamamen bele$. Hic te fena bir
>> sistem degil. Tekrar deneyecegim. Bele$ sirke baldan tatlidir derler
>> ama bu sistem bircok yonden Microsoft sisteminden daha iyi. Evvel
>> emirde virus problemi yok!!! Unix sistemine dayali bir sistem oldugu
>> icin de gayet saglam ve kolay kolay cokmeyen bir sistem.
>
> Sirayla cevapliyorum:
> Yayginlasti, payini büyültüyor. Cogu resmi makamlarda Linux
> kullaniliyor, Alman devleti de yari gönüllü destekliyor.
Turkiyenin de bu sisteme destek vermesi gerekir bence. Microsoft'un
yaptiklari utanmazlik.
> Senin Ingilizcen ile sen sorunlarini Ingilizce yazilan öbeklerde
> anlatirsan, sana yardim edileceginden eminim. Baglanti kuramaman
> sasirtti beni.
O obeklerde karsilastigim zorlugu anlattim. Pek yardim edemediler. Benim
ISP'de Linux'la baglanti kurabilirsin diyor fakat bu hususta yardimci
olamiyorlarmis.
.Hangi "distribution" denedin acep? Novell Linux SuSE 10.1
> Virus simdilik cok degil, fakat var; fazla olmamasinin nedeni de, MS
> ürünleriyle kiyaslarsan, pek yaygin olmadigi icindir (dünya capinda,
> ülke temel alinarak degil!).
Orasi oyle. Fakat MS Windows sistemi de hackerlerin 'darling'i. Ustelik
"Portal"lari hackerlere Unix sisteminden daha acik. (Veya bu sadece benim
anlayi$im.)
>Unix'in belkemiginin yararlarindan en
> etkini, "kolay kolay cökmeyen bir düzen" oldugudur.
Evet. En muhim olani Unix temelinde kurulmus olmasidir. Nitekim Apple'da
Unix temeli uzerinde kurulmustur.
--
choro-nik
*******
> Sana soylemek istedigim, sen orglarin nasil calistigini
> anlamami$sin. Org mekamizmasi ve "moll" ve "dur" modlari veya gamlari
Öyle bir iddiam yok, sadece kaba bir benzetmeyi ifade ettim.
>>> Ut ve gitar telli saz. Keman, viyolnsel, kemence yayli saz. Flut,
>>> ney, dilli duduk, saksofon nefesli saz.
>>
>> Verdigin örnekleri siniflara ayirir misin, lütfen! Telliler bir
>> yana,
>> üflenenler diger yana. Tümüne "yayli/nefesli sazlar" demek, gözümde
>> sacmaliktan baska bir sey olamaz.
>
> Etme be Acep. "yayli/nefesli sazlar" demekle onlari bir sinifa
> koymadim. Yayli sazlar ve de ayri bir sinif olarak nefesli sazlar
> demek istedim. Pek tabii ki belirli sazlar ya yayli ya da nefesli
> sazlar sinifina girer. Ayni say her iki sinifa da giremez. Sadece
> keman tipi sazlar hem telli hem de yayli saz siniflarina girer. Gitar
> mesela telli sazlar sinifina girer fakat yayli saz sinifinda degil.
Simdi tamam, anlasildi. Lakin "sacmadir" degerlendirmem ta
cocuklugumdan bu yana gecerlidir, cünkü "sazlar" diye calgi sinifi
olamaz. Cünkü ne "saz" calgisi (-na benzer hatta!) ne de diger calgilar
ne de "saz"dan mamul. Seninle pek alakasi yok, Türkcenin
sacmaliklarindan biri bu terim bana göre.
>> "uptade"= güncellestirmenin ne alakasi var, cikaramadim, cünkü
>> garfik
>> karti "hardware" sinifina girer, "update" aslinda "software",
>> genelde
>> OS= operating system icin öngörülmüstür. Bence kusur baska yerde
>> aramalisin.
>
> Hayir. OS yani Windows XP update yapilinca yani guncelli$tirince
> grafik kartin driver'ini yani surucusunu artik tanimaz veya
> desteklemez (support) durumuna gelir. Nitekim Windows 98
> suruculerinin bircogu Windows XP sisteminde de calisir durumda kalir
> -- Windows XP o suruculeri tanimadigi halde. Yani surucu calisirsa
> Hardware'da calisir. Surucu Windows XP sistemi altinda calismazsa o
> zaman ya uygun bir driver/surucu indirip yuklemek gerekir veya
> Hardware'i degistirmek gerekir. Benim Grafik Karti ATI Radeon 7000
> idi. ATI artik o karti desteklemez. Yani o kartin son sistem Windows
> XP altinda calismasi icin driver/surucu yazmiyor. Dolayisi ile tek
> care Windows XP sistemi altinda desteklenen (yani Windows XP altinda
> calisabilen surucusu olan) yeni bir kart satin almak gerekir.
Derdini simdi anladim, fakat "update" ile degil de "upgrade" ile
alakasi var yazdiginin.
Ayrica, sorunlu MS degil, grafik kartini üreten sirketin yeni
kartlarini satabilmesi icin eskileri desteklememesi, bir nevi garanti
vermemesi.
>> "PCIe" mi, yoksa "PCI" mi kastettigin? Epeydir ilgilenmedim, fakat
>> ilkini görmedim, tanimiyorum. Buna benzer bir aksaklik bende de
>> vardi, nedeni grafik kartinin iki ekranlik ayarlanmis olmasiydi,
>> digerini sildim, sorun cözüldü. Ender de olsa, baska bir sorun var,
>> onu da izliyorum.
>
> PCI sisteminde AGP (kahverengi veya Turuncu) sokete oturan Grafik
> Karti kullanilirdi. Yeni PCI-express (Kisasi PCIe) ana kartlarinda
> AGP soket bulunmuyor. Dolayisi ile yeni Grafik Karti siparis
Demek "PCIe" tipi de var, sayende ögrenmis oldum.
"socket"lere gelince, "chip"ler icin bile farkli yapiliyor onlar, Intel
icin ayri, Intel modellleri icin de farkli oluyor "bilgisayar
mimarisi"nden dolayi. Araba örnegini düsün daima bilgisayar üzerinde
konusurken; söyle ki, araba kasasi ayni görünse de, motoru, motorun
parcalari degisikdir, ayni motoru calistirmazsin ya da randimanini
alamazsin.
> ettigimde AGP tipi olmasina dikkat etmeliyim. Fakat ana karttimi yeni
> PCIe ana karti ile degistirirsem o zaman PCIe tipi Grafik Karti
> siparis etmeliyim. PCIe ana kartlari tamamen degisim. Ana Chip (Intel
> veya AMD) degisik, takildiklari soketler degisik, RAM chips'leri
> degisik. Yani senin anliyacagin, PCIe Ana Karti alirsam, kasa haric
> hemen hemen her seyi degistirmem gerekecek.
Yasasin tüketim! Yasasin kapitalizm! *eg*
> kolayca akmasi icin baklava-vari oturtulacak. Bilmem anlatabildim
> mi?
Gayet güzel, capli anlattin, anladim.
>> Cogu programlari bilgisayarla beraber veriyorlar. Ne tür özel=
>> ücretli programlara ihtiyacin var ki?
>
> Evvel emirde MS Office veya en azindan MS Word. Benim lisansli MS
> Office Professional'im var. Onun Apple version'unu tekrar satin almak
> oldukca pahali. Diger arzuladigim program Adobe Photoshop Elements.
>
> (Bildigin gibi Adobe Photoshop (Adobe Photoshop Elements degil)
> haddinden fazla pahali-- zannimca 1000 Euro civarinda. Sadece
> profesyonel fotografcilar icin veya cepleri derin hobiciler icin.)
> Veya Adobe Photoshop Elements yerine eskiden JASC Photoshop diye
> bilinen yeni ismiyle Corel Photoshop X veya ona benzer bir program.
Baska secenekler oldugunu düsünüyorum Apple icin, fakat senin MS Office
icin "cross update" imkani var mi, onu arastir. Ücretsiz degildir
kesinlikle, fakat ayni ücreti ödemezsin. Adobe PE benzeri baska
programlar da var ayni görevi yapan. Sorunun kaynagi, Apple'nin tekelci
bir sirket olmasi, hem de gercek, dar anlaminda bir "tek elci"dir
Apple, sana yalniz bilgisayar satmaz, programlar da satar, almani
zorunlu kilar. E, gülü seven dikenine katlanmali, degil mi?
>> Sirayla cevapliyorum:
>> Yayginlasti, payini büyültüyor. Cogu resmi makamlarda Linux
>> kullaniliyor, Alman devleti de yari gönüllü destekliyor.
>
> Turkiyenin de bu sisteme destek vermesi gerekir bence. Microsoft'un
> yaptiklari utanmazlik.
Evet, iki yorum icin, FAKAT eleman ve mali kaynak ellerinde yok. Koca
Alman devleti bile yasal sorunlarla karsilasti MS'den Linux'a gecis
devresinde. Baska bir sorun da su: "admin" denilen bilgisayar
yöneticileri MS'den dolayli cebe para indiriyorlardi, onlari ikna etmen
gerekiyor (eleman darliginin tezahürü).
>> Senin Ingilizcen ile sen sorunlarini Ingilizce yazilan öbeklerde
>> anlatirsan, sana yardim edileceginden eminim. Baglanti kuramaman
>> sasirtti beni.
>
> O obeklerde karsilastigim zorlugu anlattim. Pek yardim edemediler.
Inanmam cok zor amma sana yalanci diyecek de degilim. Saskinim. Zahmet
olmazsa öbek adlarini yazar misin?
> Benim ISP'de Linux'la baglanti kurabilirsin diyor fakat bu hususta
> yardimci olamiyorlarmis.
Öyleyse at cöp kutusuna o ISP denilen densizleri. Tamam, agzina mama
vermeleri gerekmez, fakat birazcik yardimi esirgiyorlarsa, ise yaramaz
bence. Buna ragmen nedenlerden biri kullandigin "distribution"
olabilir, cünkü eger sen bu ...
>> Hangi "distribution" denedin acep?
>
> Novell Linux SuSE 10.1
parayla almissan, "support" hakkin olmali, o sirketin elemanlari sana
yardim etmeli; bakmadan yaziyorum, o sirketin "web forum"u olmali,
orada da sirf bu görev icin ayrilmis tecrübeli yardimcilar yazar,
acemilerin elinden tutan.
> Evet. En muhim olani Unix temelinde kurulmus olmasidir. Nitekim
> Apple'da Unix temeli uzerinde kurulmustur.
Unix'in degistirilmis temeli üzerine kurulmustur, BSD türlerinden
biridir temeli, hangisi oldugunu sana Ilgaz diger öbekte anlatabilir,
cünkü kendisi Apple kullaniyor. Farketmedin mi simdiye dek?
Ben de bu "saz" kelimesinden pek hoslanmam, ya. Fakat her ne ise, diger
kullanabilecegimiz kelimeler ya "enstruman" veya "muzik aleti". Yanlisim
yoksa genelde bati muzigi icin "enstruman" Turk muzigi icin "saz"
terimlerini kullanilir. Her ne ise....
>
>>> "uptade"= güncellestirmenin ne alakasi var, cikaramadim, cünkü
>>> garfik
>>> karti "hardware" sinifina girer, "update" aslinda "software",
>>> genelde
>>> OS= operating system icin öngörülmüstür. Bence kusur baska yerde
>>> aramalisin.
>>
>> Hayir. OS yani Windows XP update yapilinca yani guncelli$tirince
>> grafik kartin driver'ini yani surucusunu artik tanimaz veya
>> desteklemez (support) durumuna gelir. Nitekim Windows 98
>> suruculerinin bircogu Windows XP sisteminde de calisir durumda kalir
>> -- Windows XP o suruculeri tanimadigi halde. Yani surucu calisirsa
>> Hardware'da calisir. Surucu Windows XP sistemi altinda calismazsa o
>> zaman ya uygun bir driver/surucu indirip yuklemek gerekir veya
>> Hardware'i degistirmek gerekir. Benim Grafik Karti ATI Radeon 7000
>> idi. ATI artik o karti desteklemez. Yani o kartin son sistem Windows
>> XP altinda calismasi icin driver/surucu yazmiyor. Dolayisi ile tek
>> care Windows XP sistemi altinda desteklenen (yani Windows XP altinda
>> calisabilen surucusu olan) yeni bir kart satin almak gerekir.
>
> Derdini simdi anladim, fakat "update" ile degil de "upgrade" ile
> alakasi var yazdiginin.
Hangi acidan bakarsan biri digerine bagli. Operating Systemi Update Yaparsan
sirasinda bilgisayar parcalarini da Upgrade yapman gerekir. Ve de kartlari
Upgrade yaparsan bunun faydasini gormen icin Operating System'i Update veya
Upgrade yapman gerekir.
> Ayrica, sorunlu MS degil, grafik kartini üreten sirketin yeni
> kartlarini satabilmesi icin eskileri desteklememesi, bir nevi garanti
> vermemesi.
Bence gerek MS gerekse uretici sirketler de bu durumdan sorumludur. MS
Update'lerinde isterse bu kartlara otomatikman destek verebilir. "Plug and
Play" kart ve saireler Windows tarafindan otomatikman desteklenen tiptendir.
Aksi halde manifaturacinin CD'sini kullanip veya manifaturacinin web destek
sayfasindan surucuyu yuklemek gerekir.
>
>>> "PCIe" mi, yoksa "PCI" mi kastettigin? Epeydir ilgilenmedim, fakat
>>> ilkini görmedim, tanimiyorum. Buna benzer bir aksaklik bende de
>>> vardi, nedeni grafik kartinin iki ekranlik ayarlanmis olmasiydi,
>>> digerini sildim, sorun cözüldü. Ender de olsa, baska bir sorun var,
>>> onu da izliyorum.
>>
>> PCI sisteminde AGP (kahverengi veya Turuncu) sokete oturan Grafik
>> Karti kullanilirdi. Yeni PCI-express (Kisasi PCIe) ana kartlarinda
>> AGP soket bulunmuyor. Dolayisi ile yeni Grafik Karti siparis
>
> Demek "PCIe" tipi de var, sayende ögrenmis oldum.
> "socket"lere gelince, "chip"ler icin bile farkli yapiliyor onlar, Intel
> icin ayri, Intel modellleri icin de farkli oluyor "bilgisayar
> mimarisi"nden dolayi. Araba örnegini düsün daima bilgisayar üzerinde
> konusurken; söyle ki, araba kasasi ayni görünse de, motoru, motorun
> parcalari degisikdir, ayni motoru calistirmazsin ya da randimanini
> alamazsin.
Sadece Intel ve AMD tiplerine ayrilmaz. Sadece AMD Athlon CPU'lari
(chip'leri) icin Socket A, Socket 754, Socket 939, Socket AM2 diye dort
cesit "socket" var. Pek tabii ki ya ana karta gore AMD CPU chipinin alirsin
veya CPU chip'ine gore ana kart satin almak gerekir. Intel CPU'lari icin de
durum bunun bir benzeri.
>
>> ettigimde AGP tipi olmasina dikkat etmeliyim. Fakat ana karttimi yeni
>> PCIe ana karti ile degistirirsem o zaman PCIe tipi Grafik Karti
>> siparis etmeliyim. PCIe ana kartlari tamamen degisim. Ana Chip (Intel
>> veya AMD) degisik, takildiklari soketler degisik, RAM chips'leri
>> degisik. Yani senin anliyacagin, PCIe Ana Karti alirsam, kasa haric
>> hemen hemen her seyi degistirmem gerekecek.
>
> Yasasin tüketim! Yasasin kapitalizm! *eg*
Ne yapalim. Durum bu fakat esasinda bu yenilikler bilgisayarlarin daha da
suratli calismasini saglayacak. Fakat bilgisayarlar 2 kat daha suratli
calismaga baslayinca yukletilen yeni programlar da surati 4 kat azaltir!!!
>
>> kolayca akmasi icin baklava-vari oturtulacak. Bilmem anlatabildim
>> mi?
>
> Gayet güzel, capli anlattin, anladim.
>>> Cogu programlari bilgisayarla beraber veriyorlar. Ne tür özel=
>>> ücretli programlara ihtiyacin var ki?
>>
>> Evvel emirde MS Office veya en azindan MS Word. Benim lisansli MS
>> Office Professional'im var. Onun Apple version'unu tekrar satin almak
>> oldukca pahali. Diger arzuladigim program Adobe Photoshop Elements.
>>
>> (Bildigin gibi Adobe Photoshop (Adobe Photoshop Elements degil)
>> haddinden fazla pahali-- zannimca 1000 Euro civarinda. Sadece
>> profesyonel fotografcilar icin veya cepleri derin hobiciler icin.)
>> Veya Adobe Photoshop Elements yerine eskiden JASC Photoshop diye
>> bilinen yeni ismiyle Corel Photoshop X veya ona benzer bir program.
>
> Baska secenekler oldugunu düsünüyorum Apple icin, fakat senin MS Office
> icin "cross update" imkani var mi, onu arastir. Ücretsiz degildir
> kesinlikle, fakat ayni ücreti ödemezsin. Adobe PE benzeri baska
> programlar da var ayni görevi yapan. Sorunun kaynagi, Apple'nin tekelci
> bir sirket olmasi, hem de gercek, dar anlaminda bir "tek elci"dir
> Apple, sana yalniz bilgisayar satmaz, programlar da satar, almani
> zorunlu kilar. E, gülü seven dikenine katlanmali, degil mi?
Orasi oyle. Gulu seven dikenine katlanir! Fakat diger yonden, bilgisayarini
sen kendin kurarsan MS'un OEM programlarini da oldukca daha ucuza (hemen
hemen yari fiyatina) alabilirsin. OEM = Original Equipment Manufacturer.
Yani kisacasi teknik yonden sen "manifaturaci" yani "Uretici" sayilirsin.
Fakat bu OEM CD'lerinin kusurlari da yok degil. Mesela Windows XP
Professional'in OEM versiyonunu satin alirsan, hali hazirda kullandigin
bilgisayara yukleyemezsin. Yani Upgrade yapamazsin. Sabit diski tamamen
yeniden formatlamak gerekir. Fakat esasinda da Operating System'i Upgrade
yapmak icin yepyeni veya yeni formatlanmis bo$ bir sabit diskle baslamak en
iyi yoldur. Zaten sabit diski formatlamadan Upgrade yapmanin epey kusurlari
var.
MS Office'in de OEM versiyonlari var. Aksi halde yine ucuza satin alinabilen
Akademik versiyonlari da var bu programlarin. Ucuz diyorum ama oyle de ucuz
degil fakat Office Pro 400 sterlin yerine 200 sterline mesela. (Yani 600
Euro yerine 300 Euroya).
Bak gordun mu 50 milyar dolarlik servet nasil elde edilir... Piyasayi "bir
koseleye sokarak" milyonlarca 20 kurusluk CD'leri 300 veya 600 Euroya
satarsan pek tabii ki multimilyarder olursun!!!
>
>>> Sirayla cevapliyorum:
>>> Yayginlasti, payini büyültüyor. Cogu resmi makamlarda Linux
>>> kullaniliyor, Alman devleti de yari gönüllü destekliyor.
>>
>> Turkiyenin de bu sisteme destek vermesi gerekir bence. Microsoft'un
>> yaptiklari utanmazlik.
>
> Evet, iki yorum icin, FAKAT eleman ve mali kaynak ellerinde yok. Koca
> Alman devleti bile yasal sorunlarla karsilasti MS'den Linux'a gecis
> devresinde. Baska bir sorun da su: "admin" denilen bilgisayar
> yöneticileri MS'den dolayli cebe para indiriyorlardi, onlari ikna etmen
> gerekiyor (eleman darliginin tezahürü).
Evet maalesef durum boyle. Gecenlerde yine "Computer Fair"da iken birileri
ile tani$tim. Bana dedi ki, "MS'un gunleri sayilidir. Bu durumda daha ne
kadar dayanabileceklerini bilmiyorum. Benim $ahsi bilgisayarim Apple'dir
fakat hayatimi MS Windows bilgisayarlarinin problemlerini cozmekle
kazanirim."
>
>>> Senin Ingilizcen ile sen sorunlarini Ingilizce yazilan öbeklerde
>>> anlatirsan, sana yardim edileceginden eminim. Baglanti kuramaman
>>> sasirtti beni.
>>
>> O obeklerde karsilastigim zorlugu anlattim. Pek yardim edemediler.
>
> Inanmam cok zor amma sana yalanci diyecek de degilim. Saskinim. Zahmet
> olmazsa öbek adlarini yazar misin?
Valla bu i$in pek uzerine olmadim. Cunku bu benim sadece 'hobby'im. Yani
benim icin acil bir durum yok. Bu ya$ta kafami kullanip beynimin de emekliye
ayrilmasini onlemekdir butun gayem. Fakat alt.os.linux.suse obegine bakarsan
orada choro-nik imzali sorumu goreceksin.
>
>> Benim ISP'de Linux'la baglanti kurabilirsin diyor fakat bu hususta
>> yardimci olamiyorlarmis.
>
> Öyleyse at cöp kutusuna o ISP denilen densizleri. Tamam, agzina mama
> vermeleri gerekmez, fakat birazcik yardimi esirgiyorlarsa, ise yaramaz
> bence. Buna ragmen nedenlerden biri kullandigin "distribution"
> olabilir, cünkü eger sen bu ...
Benim ISP'yi coktan senin dedigin gibi cop tenekesine atmam gerekirdi
esasinda. Fakat son zamanlarda baska bir sirkete satildi. Dur bakalim bu
yeni idare musterilere verdikleri serviste bir degisiklik yapacak mi?
"Distribution" ise Novell'in "distrosu". Novell Suse Linux 10.1. Guzel bir
"distro" fakat ".iso" dosyasini indirip Nero programini kullanarak
"Installation CD" yi yazdim. Dolayisi ile Novell'den destek alma hakkik yok.
Destek almam icin £40 sterlin'e satilan Novell CD'lerini ve DVD'sini satin
almam gerekecek. "Destek" dedikleri de sadece ilk 90 gunluk destek.
>
>>> Hangi "distribution" denedin acep?
>>
>> Novell Linux SuSE 10.1
>
> parayla almissan, "support" hakkin olmali, o sirketin elemanlari sana
> yardim etmeli; bakmadan yaziyorum, o sirketin "web forum"u olmali,
> orada da sirf bu görev icin ayrilmis tecrübeli yardimcilar yazar,
> acemilerin elinden tutan.
Yukarida da yazdigim gibi parayla satin almadim. Dolayisi ile destege hakkim
yok.
>
>> Evet. En muhim olani Unix temelinde kurulmus olmasidir. Nitekim
>> Apple'da Unix temeli uzerinde kurulmustur.
>
> Unix'in degistirilmis temeli üzerine kurulmustur, BSD türlerinden
> biridir temeli, hangisi oldugunu sana Ilgaz diger öbekte anlatabilir,
> cünkü kendisi Apple kullaniyor. Farketmedin mi simdiye dek?
Yo!!! Apple kullandigini yazdi mi? Hic farkina varmadim. Fakat gecen yazimda
da belirttigim gibi yeni Apple Leopard OS (Operating System) muazzam ama
hakikaten muazzam geli$meler getiriyor bilgisayar sahasinda. Apple Leopard
OS Microsoft'u tahtindan indirecek yanli$im yoksa. Bill Gates'e ba$ agrisi
hapi gonderelim mi acep, Acep?
--
choro-nik
*******
>> Simdi tamam, anlasildi. Lakin "sacmadir" degerlendirmem ta
>> cocuklugumdan bu yana gecerlidir, cünkü "sazlar" diye calgi sinifi
>> olamaz. Cünkü ne "saz" calgisi (-na benzer hatta!) ne de diger
>> calgilar ne de "saz"dan mamul. Seninle pek alakasi yok, Türkcenin
>> sacmaliklarindan biri bu terim bana göre.
>
> Ben de bu "saz" kelimesinden pek hoslanmam, ya. Fakat her ne ise,
> diger kullanabilecegimiz kelimeler ya "enstruman" veya "muzik aleti".
> Yanlisim yoksa genelde bati muzigi icin "enstruman" Turk muzigi icin
> "saz" terimlerini kullanilir. Her ne ise....
"calgi"= chalgi ne güne duruyor sözlügünde? Neden "telli calgilar",
"nefesli/üflemeli calgilar" olarak siniflara ayirmiyalim?
>> Derdini simdi anladim, fakat "update" ile degil de "upgrade" ile
>> alakasi var yazdiginin.
>
> Hangi acidan bakarsan biri digerine bagli. Operating Systemi Update
> Yaparsan sirasinda bilgisayar parcalarini da Upgrade yapman gerekir.
Hayir!
> Ve de kartlari Upgrade yaparsan bunun faydasini gormen icin Operating
> System'i Update veya Upgrade yapman gerekir.
Belki. Aslinda yeni artik ürünleri ana üründen sonra piyasaya sürülür,
yani yeni cikacak MS OS icin yeni parcalar üretilecek, fakat onlari
kullanmak zorunda degilsin. Senin icin bu konuda emin konusuyorum,
cünkü meslek, para icin yeni isletme düzenini satin alman gerekmiyor;
nice meslek sahiplerini taniyorum, hala 98, hatta 95, ile isini
görüyor. Sende de sanki her yeni naneyi almak gibi bir dürtü var. Bu
cepheden tanimiyordum seni dogrusu.
>> Ayrica, sorunlu MS degil, grafik kartini üreten sirketin yeni
>> kartlarini satabilmesi icin eskileri desteklememesi, bir nevi
>> garanti vermemesi.
>
> Bence gerek MS gerekse uretici sirketler de bu durumdan sorumludur.
> MS Update'lerinde isterse bu kartlara otomatikman destek verebilir.
Son XP'den itibaren firmalar MS labaratuvarlarinda denetlenmek ve de
ücreti taraflarindan ödenmek suretiyle "sertifika" aliyorlar, bu da her
sirketin harci degil, be ahbab! Ayrica, yazsa bile yeni "sürücü"=
driver, neden ücretsiz sana versin ki? Düzenden maksimal kar elde etmek
varken. Sirketin "felsefesine" baglidir, bazisi yapiyor, bazisi da
yapmiyor. Sen de secimini ona göre yapmasini ögren, "it sirket"lerin
mallarini satin alma, onlara anladigi dilden tepkini göster. Ancak
böyle degistirebilirsin senin acindan berbat durumu. Ben neden sikayet
etmiyorum bu hususdan dolayi? Cünkü secimimi yillar önce yaptim.
> "Plug and Play" kart ve saireler Windows tarafindan otomatikman
> desteklenen tiptendir. Aksi halde manifaturacinin CD'sini kullanip
> veya manifaturacinin web destek sayfasindan surucuyu yuklemek
> gerekir.
Genelde yazar ambalajin üzerinde hangi OS ile kullanabilecegin; emin
degilsen, saticiya sor. Tatminkar cevap alamazsan, baska dükkana gec,
orada aynisini uygula, ta ki memnun olana dek.
>> Demek "PCIe" tipi de var, sayende ögrenmis oldum.
>> "socket"lere gelince, "chip"ler icin bile farkli yapiliyor onlar,
>> Intel icin ayri, Intel modellleri icin de farkli oluyor "bilgisayar
>> mimarisi"nden dolayi. Araba örnegini düsün daima bilgisayar üzerinde
>> konusurken; söyle ki, araba kasasi ayni görünse de, motoru, motorun
>> parcalari degisikdir, ayni motoru calistirmazsin ya da randimanini
>> alamazsin.
>
> Sadece Intel ve AMD tiplerine ayrilmaz. Sadece AMD Athlon CPU'lari
> (chip'leri) icin Socket A, Socket 754, Socket 939, Socket AM2 diye
> dort cesit "socket" var. Pek tabii ki ya ana karta gore AMD CPU
> chipinin alirsin veya CPU chip'ine gore ana kart satin almak gerekir.
> Intel CPU'lari icin de durum bunun bir benzeri.
"intel icin ayri, Intel modelleri icin de farkli" ne demek oluyor,
Gibrisli?! Nedeni, araba benzetmesine dönersek, beygir gücünün farkli
olmasi, kasanin agirlasmasi, saglamlastirilmasi vs.
>> Yasasin tüketim! Yasasin kapitalizm! *eg*
>
> Ne yapalim. Durum bu fakat esasinda bu yenilikler bilgisayarlarin
> daha da suratli calismasini saglayacak. Fakat bilgisayarlar 2 kat
> daha suratli calismaga baslayinca yukletilen yeni programlar da
> surati 4 kat azaltir!!!
Nihayet kavradin meseleyi. Ondan dolayi yukarda "gereksiz" yazmisim.
> Orasi oyle. Gulu seven dikenine katlanir! Fakat diger yonden,
> bilgisayarini sen kendin kurarsan MS'un OEM programlarini da oldukca
> daha ucuza (hemen hemen yari fiyatina) alabilirsin. OEM = Original
Kendin kurarsan bilgisayari= parcalarini sen secerek, kendin ya da
baskasi tarafindan monte edilmesi, istedigin isletme düzenini
calistirirsin. Kimse MS ürünlerini kullanmak zorunda degil.
> Equipment Manufacturer. Yani kisacasi teknik yonden sen
> "manifaturaci" yani "Uretici" sayilirsin. Fakat bu OEM CD'lerinin
Hayir!
> kusurlari da yok degil. Mesela Windows XP Professional'in OEM
> versiyonunu satin alirsan, hali hazirda kullandigin bilgisayara
> yukleyemezsin. Yani Upgrade yapamazsin. Sabit diski tamamen yeniden
Yaparsin!
> formatlamak gerekir. Fakat esasinda da Operating System'i Upgrade
> yapmak icin yepyeni veya yeni formatlanmis bo$ bir sabit diskle
> baslamak en iyi yoldur. Zaten sabit diski formatlamadan Upgrade
> yapmanin epey kusurlari var.
Simdi anladim: Mesela 98 vardi, simdi XP aldin. Bu durumda bunu neden
iskence gibi görüyorsun, anlamiyorum. Asil sorun ne, biliyor musun?
Ayni kasada iki farkli hard disk varsa, eskisindeki bilgileri,
dosyalari digerine ki farkli bir OS ile calisiyor, aktarmak. Dogrudan
olmuyor, gereksiz zaman harciyarak yapman gerekiyor, cünkü cogu
sahislarin "back up" yaptiklarini sanmiyorum.
> MS Office'in de OEM versiyonlari var. Aksi halde yine ucuza satin
> alinabilen Akademik versiyonlari da var bu programlarin. Ucuz diyorum
> ama oyle de ucuz degil fakat Office Pro 400 sterlin yerine 200
> sterline mesela. (Yani 600 Euro yerine 300 Euroya).
Neden OpenOffice kullanmiyorsun? Neden Sun'dan StarOffice
kullanmiyorsun? Ilki ücretsiz, digeri ücretli, fakat 100 Sterling'in
altinda, tahminen 50 Sterling olmali.
> Bak gordun mu 50 milyar dolarlik servet nasil elde edilir... Piyasayi
> "bir koseleye sokarak" milyonlarca 20 kurusluk CD'leri 300 veya 600
> Euroya satarsan pek tabii ki multimilyarder olursun!!!
Sen "CD" almiyorsun ki! Sen "CD"ye kaydedilen programi kullanma hakkini
satin aliyorsun. Ikisini karistirmamak gerek. Asil beyinsizlik IBM'den
cikti, Bill Gates'i o sirket multimilyarder yapti.
>> devresinde. Baska bir sorun da su: "admin" denilen bilgisayar
>> yöneticileri MS'den dolayli cebe para indiriyorlardi, onlari ikna
>> etmen gerekiyor (eleman darliginin tezahürü).
>
> Evet maalesef durum boyle. Gecenlerde yine "Computer Fair"da iken
> birileri ile tani$tim. Bana dedi ki, "MS'un gunleri sayilidir. Bu
> durumda daha ne kadar dayanabileceklerini bilmiyorum. Benim $ahsi
> bilgisayarim Apple'dir fakat hayatimi MS Windows bilgisayarlarinin
> problemlerini cozmekle kazanirim."
Bence bu adam kendine gereksiz eziyet ediyor, tanimadigi insanlara da.
Tek istisnasi: Bos zamaninda "open source" programlari yazip,
kullanimini ücretsiz herkese mümkün kilmasidir. MS'den bunu yapanlar
var, adiyla bilinenler pek az, isinden olurlar.
>>> O obeklerde karsilastigim zorlugu anlattim. Pek yardim edemediler.
>>
>> Inanmam cok zor amma sana yalanci diyecek de degilim. Saskinim.
>> Zahmet olmazsa öbek adlarini yazar misin?
>
> Valla bu i$in pek uzerine olmadim. Cunku bu benim sadece 'hobby'im.
> Yani benim icin acil bir durum yok. Bu ya$ta kafami kullanip beynimin
> de emekliye ayrilmasini onlemekdir butun gayem. Fakat
> alt.os.linux.suse obegine bakarsan orada choro-nik imzali sorumu
> goreceksin.
Hatan, "alt." öbeginde yazman, sormandir. "alt." öbekleri, deyim
caizse, usenet'in cöplügüdür, istisnalar kaideyi bozmaz. Ise yarar bir
avuc öbek biliyorum "alt." dalinda. Sen "comp." ile baslayan linux
öbeklerine bir bakiver, sonra bu sohbete devam ederiz. Anlastik mi? Bos
zamaninda ugra, simdi yapman sart degil. *g*
> "Distribution" ise Novell'in "distrosu". Novell Suse Linux 10.1.
> Guzel bir "distro" fakat ".iso" dosyasini indirip Nero programini
> kullanarak "Installation CD" yi yazdim. Dolayisi ile Novell'den
> destek alma hakkik yok. Destek almam icin £40 sterlin'e satilan
> Novell CD'lerini ve DVD'sini satin almam gerekecek. "Destek"
> dedikleri de sadece ilk 90 gunluk destek.
Yetmiyor mu 90 günlük destek? XP kac para, Linux kac para, önce
kiyasla, sonra da, maalesef beni konusturuyorsun, küstahca tenkidine
son ver. Belescilerden hoslanmam; bu hususda bilmen gereken, "open
source" programlarinin kullanimi ücretsiz, kendi amaclarina yariyacak
duruma dönüstürmek de serbest, fakat programin kullanimi icin yardim
ücretsiz degil. Yegane kazanc kaynagi budur "open source" camiaasinda.
Linux'u bir kere kurarsin, "image"ini yakarsin, baska bir DVD, hard
disk'e aktarirsin; gerektigi zaman onu kopyalarsin, iki, üc dakika
icinde yeni kurmus gibi calisabilirsin bilgisayarinla.
> Yukarida da yazdigim gibi parayla satin almadim. Dolayisi ile destege
> hakkim yok.
MS'e yedirmektense, ver o parayi, rahatla, hem de iyi bir is yapmis
olmamin zevkini tat!
>> Unix'in degistirilmis temeli üzerine kurulmustur, BSD türlerinden
>> biridir temeli, hangisi oldugunu sana Ilgaz diger öbekte
>> anlatabilir,
>> cünkü kendisi Apple kullaniyor. Farketmedin mi simdiye dek?
>
> Yo!!! Apple kullandigini yazdi mi? Hic farkina varmadim. Fakat gecen
> yazimda da belirttigim gibi yeni Apple Leopard OS (Operating System)
> muazzam ama hakikaten muazzam geli$meler getiriyor bilgisayar
> sahasinda. Apple Leopard OS Microsoft'u tahtindan indirecek yanli$im
> yoksa. Bill Gates'e ba$ agrisi hapi gonderelim mi acep, Acep?
Henüz erken agri haplari göndermek icin, en azindan 10 yil beklemen
lazim, tahminim o yönde.
(Dolayli yazdi sct'de, kendisi suan okuyamadigim
alt.culture.turkish.internet öbeginde de yazmis olmali.) Istersen diger
öbege bir soru gönder, cünkü o buradan ziyade cok bakar, yardimsever
biridir, bazi vasiflarindan hosnut olmasam da.)
Haydi yakinda piyasaya surulecek 64-bit MS Vista'yi eski 32-bit bilgisayara
yukle yukleyebilirsen....
>
>> Ve de kartlari Upgrade yaparsan bunun faydasini gormen icin Operating
>> System'i Update veya Upgrade yapman gerekir.
>
> Belki. Aslinda yeni artik ürünleri ana üründen sonra piyasaya sürülür,
> yani yeni cikacak MS OS icin yeni parcalar üretilecek, fakat onlari
> kullanmak zorunda degilsin. Senin icin bu konuda emin konusuyorum,
> cünkü meslek, para icin yeni isletme düzenini satin alman gerekmiyor;
> nice meslek sahiplerini taniyorum, hala 98, hatta 95, ile isini
> görüyor. Sende de sanki her yeni naneyi almak gibi bir dürtü var. Bu
> cepheden tanimiyordum seni dogrusu.
Isimi gormek mevzu bahis degil azizim aksi halde soyledigin dogru. MS
programlari 'backwardly compatible'dir. Yani eski programlari yeni sistem
altinda kullanabilirsin. Sistemini degistirmek icin yeni sistemlerin
getirdigi yenilikleri arzuluyor mun sorusu meydana cikar. Bu yeniliklere
ihtiyacin yoksa, Windows 3 veya hatta DOS programlarini bile
kullanabilirsin. Bu kendi bilecegin bir is. Fakat Windows 3 sistemiyle
Internete hangi ISP ile baglanabilirsin?
Bak Apple sistemi degisik. Yeni Operating System kullanmaga baslayhinca eski
programlari cop tenekesine atip yeni program satin alman gereklidir. Yani
Apple sistemi genellile 'backwardly compatible' degil. Dolayisi ile de
problemleri/boculeri/bugs'lari cok daha az.
Canon kamera sistemleri eski sistemi cop tenekesine atinca, onyhillarca bu
sahada onderlik yapan Nikon sistemine meydan okudu ve onderligi ellerinden
aldi. Nikon sistemi daima "backwardly compatible" olma presibine sadik
kalmakle onderligini elden itirdi.
>
>>> Ayrica, sorunlu MS degil, grafik kartini üreten sirketin yeni
>>> kartlarini satabilmesi icin eskileri desteklememesi, bir nevi
>>> garanti vermemesi.
>>
>> Bence gerek MS gerekse uretici sirketler de bu durumdan sorumludur.
>> MS Update'lerinde isterse bu kartlara otomatikman destek verebilir.
>
> Son XP'den itibaren firmalar MS labaratuvarlarinda denetlenmek ve de
> ücreti taraflarindan ödenmek suretiyle "sertifika" aliyorlar, bu da her
> sirketin harci degil, be ahbab! Ayrica, yazsa bile yeni "sürücü"=
> driver, neden ücretsiz sana versin ki? Düzenden maksimal kar elde etmek
> varken. Sirketin "felsefesine" baglidir, bazisi yapiyor, bazisi da
> yapmiyor. Sen de secimini ona göre yapmasini ögren, "it sirket"lerin
> mallarini satin alma, onlara anladigi dilden tepkini göster. Ancak
> böyle degistirebilirsin senin acindan berbat durumu. Ben neden sikayet
> etmiyorum bu hususdan dolayi? Cünkü secimimi yillar önce yaptim.
Plug and Play'in tarihi Windows XP den oncesine gider. Sertifikali olmayan
ve de bircok defalar Windows 98 icin gecerli suruculer/driver'ler genelde
Win XP
altinda da calisir.
>
>> "Plug and Play" kart ve saireler Windows tarafindan otomatikman
>> desteklenen tiptendir. Aksi halde manifaturacinin CD'sini kullanip
>> veya manifaturacinin web destek sayfasindan surucuyu yuklemek
>> gerekir.
>
> Genelde yazar ambalajin üzerinde hangi OS ile kullanabilecegin; emin
> degilsen, saticiya sor. Tatminkar cevap alamazsan, baska dükkana gec,
> orada aynisini uygula, ta ki memnun olana dek.
Bu herkesin malumu.
>
>>> Demek "PCIe" tipi de var, sayende ögrenmis oldum.
>>> "socket"lere gelince, "chip"ler icin bile farkli yapiliyor onlar,
>>> Intel icin ayri, Intel modellleri icin de farkli oluyor "bilgisayar
>>> mimarisi"nden dolayi. Araba örnegini düsün daima bilgisayar üzerinde
>>> konusurken; söyle ki, araba kasasi ayni görünse de, motoru, motorun
>>> parcalari degisikdir, ayni motoru calistirmazsin ya da randimanini
>>> alamazsin.
>>
>> Sadece Intel ve AMD tiplerine ayrilmaz. Sadece AMD Athlon CPU'lari
>> (chip'leri) icin Socket A, Socket 754, Socket 939, Socket AM2 diye
>> dort cesit "socket" var. Pek tabii ki ya ana karta gore AMD CPU
>> chipinin alirsin veya CPU chip'ine gore ana kart satin almak gerekir.
>> Intel CPU'lari icin de durum bunun bir benzeri.
>
> "intel icin ayri, Intel modelleri icin de farkli" ne demek oluyor,
> Gibrisli?!
Her halde Intel ve AMD CPU'lari icin demek istemi$tim. Ben soyliyeyim, sen
anla!!! Oyle cok ince dokuma bana... Evet hata yapmisim. Affinizi dilerim,
efendim.
>Nedeni, araba benzetmesine dönersek, beygir gücünün farkli
> olmasi, kasanin agirlasmasi, saglamlastirilmasi vs.
>
>>> Yasasin tüketim! Yasasin kapitalizm! *eg*
>>
>> Ne yapalim. Durum bu fakat esasinda bu yenilikler bilgisayarlarin
>> daha da suratli calismasini saglayacak. Fakat bilgisayarlar 2 kat
>> daha suratli calismaga baslayinca yukletilen yeni programlar da
>> surati 4 kat azaltir!!!
>
> Nihayet kavradin meseleyi. Ondan dolayi yukarda "gereksiz" yazmisim.
>
>> Orasi oyle. Gulu seven dikenine katlanir! Fakat diger yonden,
>> bilgisayarini sen kendin kurarsan MS'un OEM programlarini da oldukca
>> daha ucuza (hemen hemen yari fiyatina) alabilirsin. OEM = Original
>
> Kendin kurarsan bilgisayari= parcalarini sen secerek, kendin ya da
> baskasi tarafindan monte edilmesi, istedigin isletme düzenini
> calistirirsin. Kimse MS ürünlerini kullanmak zorunda degil.
MS programlarini kullanmak mecburiyetinden bahsetmedim ki. MS programlarini
nisbeten daha ucuza alabilme firsatindan bahsediyorum sadece.
>
>> Equipment Manufacturer. Yani kisacasi teknik yonden sen
>> "manifaturaci" yani "Uretici" sayilirsin. Fakat bu OEM CD'lerinin
>
> Hayir!
EVET!!! Cunku OEM versiyonlar ancak yeni kurulan sabit diski tertemiz olan
sistemlere yuklenebilir. Yani kisacasi Upgrade yapmak icin kullanilamaz. OEM
versiyonu ile Upgrade yapmak gayri kabildir. Zaten onun icin OEM diye
bilinir.
>
>> kusurlari da yok degil. Mesela Windows XP Professional'in OEM
>> versiyonunu satin alirsan, hali hazirda kullandigin bilgisayara
>> yukleyemezsin. Yani Upgrade yapamazsin. Sabit diski tamamen yeniden
>
> Yaparsin!
Yapamazsin. Bunu yapmak icin 'Retail Version' veya 'Upgrade Version'larini
satin alman gerekir ki bunlar Bunlar 'OEM Version'dan cok daha pahalidir.
Yaw, bana 'Yaparsin' deme. Zaten desen de yapamazsin. Benim bu sahada
tecrubem var. Win 98'i olan bir sabit diske Win XP OEM versiyonunu
yukyelemezsin. Halen OS'in varsa OEM versiyonunu kullanamazsin. Tek care
dumen kirip baska yoldan denemek gerekir. O yol da sabit diski yeniden
formatlamaktir.
>
>> formatlamak gerekir. Fakat esasinda da Operating System'i Upgrade
>> yapmak icin yepyeni veya yeni formatlanmis bo$ bir sabit diskle
>> baslamak en iyi yoldur. Zaten sabit diski formatlamadan Upgrade
>> yapmanin epey kusurlari var.
>
> Simdi anladim: Mesela 98 vardi, simdi XP aldin. Bu durumda bunu neden
> iskence gibi görüyorsun, anlamiyorum. Asil sorun ne, biliyor musun?
> Ayni kasada iki farkli hard disk varsa, eskisindeki bilgileri,
> dosyalari digerine ki farkli bir OS ile calisiyor, aktarmak. Dogrudan
> olmuyor, gereksiz zaman harciyarak yapman gerekiyor, cünkü cogu
> sahislarin "back up" yaptiklarini sanmiyorum.
Ben Windows XP'ye geceli yillar oldu, Acep. Kendi sahsi dosyalarimi baska
External sabit disk'e C:\ (DOS Prompt'undan) xcopy.... ile uc bes dakikada
yazabilirim ve hatta bunlari 'update' yapabilirim. XCOPY komutasi bu hususta
gayet
esnek ve kullanislidir.
Windows sisteminde C:\ DOS prompt'una gecip 'xcopoy'
command'ini kullanarak sahsi dosyalarini baska bir USB stick'e veya
'external hard disk'e de kopya etmek cok kolay. xcopy command parametreleri
kullanarak bu yedek koplayari da 'update' yapmak yine cok kolay. Bunu
yapmagi bilmeyenler icin piyasada programlar da var.
>
>> MS Office'in de OEM versiyonlari var. Aksi halde yine ucuza satin
>> alinabilen Akademik versiyonlari da var bu programlarin. Ucuz diyorum
>> ama oyle de ucuz degil fakat Office Pro 400 sterlin yerine 200
>> sterline mesela. (Yani 600 Euro yerine 300 Euroya).
>
> Neden OpenOffice kullanmiyorsun? Neden Sun'dan StarOffice
> kullanmiyorsun? Ilki ücretsiz, digeri ücretli, fakat 100 Sterling'in
> altinda, tahminen 50 Sterling olmali.
Aliskanlik meselesi. Hem de hali hazirda zaten MS Office Professional'im
var. MS Word'un hosuma giden bir yonu yeni yazdigin dosyaynin (file'in) ilk
satirini (ilk noktalama isaretine kadar) otomatikman dosya ismi olarak
kullanabilmesidir. Nitekin dosyanin ilk satirini "Acep ile maktuplasmam"
diye yazarsam File>Save veya Save As...'i tiklartsam hemen dosyayi "Acep ile
mektuplasmam" olarak Save yapar. "Acep'le mektuplasmam" olarak yazilan ilk
satiri sacede "Acep" olarak gorur. Yani apostrofu ve sonrasini gormez. Pek
tabii ki son anda dosya ismini istedigin gibi degistirebilirsin. Genellikle
MS Office'in Open Offis'ten daha iyi oldugunu herkes kabul ediyor. Fakat
dogruyu soylemek gerekirse, o kadar da ustun degil. Star Office hakkinda
pek bilgim yok.
>
>> Bak gordun mu 50 milyar dolarlik servet nasil elde edilir... Piyasayi
>> "bir koseleye sokarak" milyonlarca 20 kurusluk CD'leri 300 veya 600
>> Euroya satarsan pek tabii ki multimilyarder olursun!!!
>
> Sen "CD" almiyorsun ki! Sen "CD"ye kaydedilen programi kullanma hakkini
> satin aliyorsun. Ikisini karistirmamak gerek. Asil beyinsizlik IBM'den
> cikti, Bill Gates'i o sirket multimilyarder yapti.
Orasi oyle. Fakat isin tuhafi Bill Gates bile o anlasmanin boyle meyveler
verecegini belki aklindan bile gecirmemisti. IBM de bilmiyordu ve de tahmin
de etmiyordu. Fakat IBM'in Apple ile catismasi acil duruma gelince PC'leri
12 ayda piyasaya
surmek kararini alinca Bill Gates'in DOS programini kullanmaga karar
verdiler ve de programin butun haklarini satin almak yerine Bill Gates'e her
satilan PC icin belirli bir miktar yani Royalty odemek icin kontrat
yaptilar. PC'lerin bu kadar populer olacagini ve milyonlarca PC satilacagini
ne Bill Gates ne de IBM tahmin etmisti.
>
>>> devresinde. Baska bir sorun da su: "admin" denilen bilgisayar
>>> yöneticileri MS'den dolayli cebe para indiriyorlardi, onlari ikna
>>> etmen gerekiyor (eleman darliginin tezahürü).
>>
>> Evet maalesef durum boyle. Gecenlerde yine "Computer Fair"da iken
>> birileri ile tani$tim. Bana dedi ki, "MS'un gunleri sayilidir. Bu
>> durumda daha ne kadar dayanabileceklerini bilmiyorum. Benim $ahsi
>> bilgisayarim Apple'dir fakat hayatimi MS Windows bilgisayarlarinin
>> problemlerini cozmekle kazanirim."
>
> Bence bu adam kendine gereksiz eziyet ediyor, tanimadigi insanlara da.
> Tek istisnasi: Bos zamaninda "open source" programlari yazip,
> kullanimini ücretsiz herkese mümkün kilmasidir. MS'den bunu yapanlar
> var, adiyla bilinenler pek az, isinden olurlar.
Bakma sen. Bazan MS bu tipleri gizlice destekler ve de dolayisi ile bu yeni
programlarin boculerini/bugs'larini hallettikten sonra ya Windows'a eklerler
yada ayri bir program olarak piyasaya surerler.
Fakat bahsettigim adam program yazari olmayabilir. Tahminimce bilgisayar
tamircisi idi.
>
>>>> O obeklerde karsilastigim zorlugu anlattim. Pek yardim edemediler.
>>>
>>> Inanmam cok zor amma sana yalanci diyecek de degilim. Saskinim.
>>> Zahmet olmazsa öbek adlarini yazar misin?
>>
>> Valla bu i$in pek uzerine olmadim. Cunku bu benim sadece 'hobby'im.
>> Yani benim icin acil bir durum yok. Bu ya$ta kafami kullanip beynimin
>> de emekliye ayrilmasini onlemekdir butun gayem. Fakat
>> alt.os.linux.suse obegine bakarsan orada choro-nik imzali sorumu
>> goreceksin.
>
> Hatan, "alt." öbeginde yazman, sormandir. "alt." öbekleri, deyim
> caizse, usenet'in cöplügüdür, istisnalar kaideyi bozmaz. Ise yarar bir
> avuc öbek biliyorum "alt." dalinda. Sen "comp." ile baslayan linux
> öbeklerine bir bakiver, sonra bu sohbete devam ederiz. Anlastik mi? Bos
> zamaninda ugra, simdi yapman sart degil. *g*
Verdigin bilgi icin tesekkurler...
>
>> "Distribution" ise Novell'in "distrosu". Novell Suse Linux 10.1.
>> Guzel bir "distro" fakat ".iso" dosyasini indirip Nero programini
>> kullanarak "Installation CD" yi yazdim. Dolayisi ile Novell'den
>> destek alma hakkik yok. Destek almam icin £40 sterlin'e satilan
>> Novell CD'lerini ve DVD'sini satin almam gerekecek. "Destek"
>> dedikleri de sadece ilk 90 gunluk destek.
>
> Yetmiyor mu 90 günlük destek? XP kac para, Linux kac para, önce
> kiyasla, sonra da, maalesef beni konusturuyorsun, küstahca tenkidine
> son ver. Belescilerden hoslanmam; bu hususda bilmen gereken, "open
> source" programlarinin kullanimi ücretsiz, kendi amaclarina yariyacak
> duruma dönüstürmek de serbest, fakat programin kullanimi icin yardim
> ücretsiz degil. Yegane kazanc kaynagi budur "open source" camiaasinda.
> Linux'u bir kere kurarsin, "image"ini yakarsin, baska bir DVD, hard
> disk'e aktarirsin; gerektigi zaman onu kopyalarsin, iki, üc dakika
> icinde yeni kurmus gibi calisabilirsin bilgisayarinla.
Yaw, ben de Open Source'u tercih ediyorum, pek tabii. Sadece para yonunden
degil, prensip olarak da destekliyorum. Hatta hukumetlerin topladiklari
vergi parasindan Open Source sistemine destek vermeleri gerektigi
kanaatindayim.
>
>> Yukarida da yazdigim gibi parayla satin almadim. Dolayisi ile destege
>> hakkim yok.
>
> MS'e yedirmektense, ver o parayi, rahatla, hem de iyi bir is yapmis
> olmamin zevkini tat!
Merak etme. Zaten dedigim gibi bilgisayar artik benim icin bir hobi oldu.
>
>>> Unix'in degistirilmis temeli üzerine kurulmustur, BSD türlerinden
>>> biridir temeli, hangisi oldugunu sana Ilgaz diger öbekte
>>> anlatabilir,
>>> cünkü kendisi Apple kullaniyor. Farketmedin mi simdiye dek?
>>
>> Yo!!! Apple kullandigini yazdi mi? Hic farkina varmadim. Fakat gecen
>> yazimda da belirttigim gibi yeni Apple Leopard OS (Operating System)
>> muazzam ama hakikaten muazzam geli$meler getiriyor bilgisayar
>> sahasinda. Apple Leopard OS Microsoft'u tahtindan indirecek yanli$im
>> yoksa. Bill Gates'e ba$ agrisi hapi gonderelim mi acep, Acep?
>
> Henüz erken agri haplari göndermek icin, en azindan 10 yil beklemen
> lazim, tahminim o yönde.
> (Dolayli yazdi sct'de, kendisi suan okuyamadigim
> alt.culture.turkish.internet öbeginde de yazmis olmali.) Istersen diger
> öbege bir soru gönder, cünkü o buradan ziyade cok bakar, yardimsever
> biridir, bazi vasiflarindan hosnut olmasam da.)
Benim kendým bazi vasýflarýmdan ben bile hoþnut degilim. Nerde kaldi herkes
herkesin her vasfýndan hoþnut olsun!!!
Burada býr deneme yaptým. Dur bakalým netice ne olacak? Ne mi yaptým?
Þimdilik sýr kalacak!!! Noktasýz ý harflerý noktasýz çýkarsa baþarýlý oldu
demek. Býrde çengellý harflar çengellý çýkarsa.
Bir bakayim bakalim benim ISP alt.culture.turkish.internet 'i 'destekliyor'
mu?
Evet destekliyor. Abone oldum bile!!!
>
>
>Canon kamera sistemleri eski sistemi cop tenekesine atinca, onyhillarca bu
>sahada onderlik yapan Nikon sistemine meydan okudu ve onderligi ellerinden
>aldi. Nikon sistemi daima "backwardly compatible" olma presibine sadik
>kalmakle onderligini elden itirdi.
Bak buna itirazım olabilir.
Eğer 'backwardly compatible' den kastın eski tip Nikon lenslerinin
bile en yeni ve en modern Nikon makinalarında kullanılmasını ise bu
liderliği kaptırmağa değil elde tutmağa yarar.
Mesela, diyelim ki elimizde eski usul ai ya da ais tipi çok güzel bir
lens var (85 mm f1.4 yakın telefoto lensi geliyor aklıma şimdi portre
çekimi için birebir) bunu en yenisinden en eskisine kadar bütün
makinalarda kullanabiliyorsun. (Hatta bir 'adapter plate' ile Canon
makinalarında bile kullanabiliyorsun bu lensleri. İşin garibi nikon
makinalarından daha iyi çalışıyor Canonlar zira bazı auto focus
Nikonlar poz metresini kullanamıyor fakat Canon kullanabiliyor.)
Hal böyle olunca 'bacwardly compatible' prensibi Nikonları Canonlardan
daha önde kılıyor.
Fakat doğruyu söylemek gerekirse, canoncular ve nikoncular tıpkı bizim
demokrat partililer ve cumhuriyet halk partililer gibidir. Her iki
kısım da bildiğini okur. Birine öteki iyidir bile diyemezsin. :)
==================
choronigin cevabi...
Yo be Rifat. Valla Canon ilk EOS serisinde kullandigi yepyeni auto-focus
sistemi ile liderligi Nikon'un elinden kapiverdi. Evet, "backwardly
compatible" prensibine sadik kalmakla Nikon ta bastan liderligi elinde
tuttu. Fakat Canon EOS sistemine gecince suratle Nikon'u liderlikten ekarte
etti.
Lens'lerine gelince gerek Nikon gerekse Canon'un profesyonel lensleri harika
lenslerdir. Bir de Contax'in lensleri. Benim Contax RTS II makinem vardi.
Fakat lens cesitleri cok az ve cokta tuzlu idi. Fakat zaten ben o kadar
lens'i ye yapacaktim. Makine de oldukca agirdi yani tartida agirdi --
yavasti demek istemiyorum. Fakat bir Canon F1 ve Nikon F1 makinem olmasini
da arzu ederdim. O sevdadan vazgectim ama o ayri mesele... Evet her iki
sistem de enfes sistemlerdi.
Adaptor plate kullanarak ayni lensi degisik kameralarda kullanmayi Tamron
moda etti fakat Tamron lensleri ona gore (kisa) yapilirdi. Normal lenslere
adaptor takildiginda focusing'e tesir eder -- focusing'i kisitlar. Fakat
len sadece portre icin kullanilirsa o zaman bu kisitlama pek muhim sayilmaz.
Esasinda Hasselblad 6x6 kamera sistemi her hangi 35mm'lik sistemden daha da
ustundu. Zenza Bronica da 6x7 formatla o tahti Hasselblad'in elinden aldi.
Yani sonuc olarak Japonlar her sahada Almanlari alt ettiler. Benim Alman
Contax makinem Kyocera sirketi tarafindan Japonyada yapilirdi. Leica'nin
bazi adeseleri bile son Japonyada yapilirdi.
Fotografciligin hobin oldugunu bilmiyordum. Gencligimde benim de hobimdi.
--
choro-nik
*******
>>> Hangi acidan bakarsan biri digerine bagli. Operating Systemi Update
>>> Yaparsan sirasinda bilgisayar parcalarini da Upgrade yapman
>>> gerekir.
>>
>> Hayir!
>
> Haydi yakinda piyasaya surulecek 64-bit MS Vista'yi eski 32-bit
> bilgisayara yukle yukleyebilirsen....
Ingilizce'yi benden kat, kat iyi biliyorsun, fakat bana "update" diye
"upgrade" satmaya calisiyorsun. Olmadi, ahbab, hic olmadi. Vista=
*new*, *different* OS, "update ise, Service Pack 1, 2 ve diger, genelde
haftalik, eklemeler, yamalar olur.
> Isimi gormek mevzu bahis degil azizim aksi halde soyledigin dogru. MS
> programlari 'backwardly compatible'dir. Yani eski programlari yeni
Belirli bir zaman sonra "support" kaldirilirsa, sana MS bile yardim
etmez, yani sonsuza dek, tüm MS ürünleri icin degil, ayrica
uyusmazliklardan dolayi degerli bilgileri yitirmemek icin, mesela 95
OS'ini mecuriyet yoksa kullanmamali, emniyet acisindan.
> sistem altinda kullanabilirsin. Sistemini degistirmek icin yeni
> sistemlerin getirdigi yenilikleri arzuluyor mun sorusu meydana cikar.
> Bu yeniliklere ihtiyacin yoksa, Windows 3 veya hatta DOS
> programlarini bile kullanabilirsin. Bu kendi bilecegin bir is. Fakat
> Windows 3 sistemiyle Internete hangi ISP ile baglanabilirsin?
Windows 3'ü pek iyi tanimam, fakat baglantiyla onun pek alakasi yok,
ISP icin de senin hangi OS kullandigin önemsiz; protokoller daha eskiye
dayanir, "dial up" programi varsa Windows 3'de, baglanmak sorun olamaz.
> Bak Apple sistemi degisik. Yeni Operating System kullanmaga
> baslayhinca eski programlari cop tenekesine atip yeni program satin
> alman gereklidir. Yani Apple sistemi genellile 'backwardly
> compatible' degil. Dolayisi ile de problemleri/boculeri/bugs'lari cok
> daha az.
Bak, yukarda "update" yerine dogru olarak "yeni" yazmissin. ;-) Neden
"tek el"ci dedigimi anlamissin.
>>> Bence gerek MS gerekse uretici sirketler de bu durumdan sorumludur.
>>> MS Update'lerinde isterse bu kartlara otomatikman destek verebilir.
>>
>> Son XP'den itibaren firmalar MS labaratuvarlarinda denetlenmek ve de
>> ücreti taraflarindan ödenmek suretiyle "sertifika" aliyorlar, bu da
>> her sirketin harci degil, be ahbab! Ayrica, yazsa bile yeni
>> "sürücü"=
>> driver, neden ücretsiz sana versin ki? Düzenden maksimal kar elde
>> etmek varken. Sirketin "felsefesine" baglidir, bazisi yapiyor,
>> bazisi da yapmiyor. Sen de secimini ona göre yapmasini ögren, "it
>> sirket"lerin mallarini satin alma, onlara anladigi dilden tepkini
>> göster. Ancak böyle degistirebilirsin senin acindan berbat durumu.
>> Ben neden sikayet etmiyorum bu hususdan dolayi? Cünkü secimimi
>> yillar önce yaptim.
>
> Plug and Play'in tarihi Windows XP den oncesine gider. Sertifikali
> olmayan ve de bircok defalar Windows 98 icin gecerli
> suruculer/driver'ler genelde Win XP
> altinda da calisir.
"Bence" diye baslayan yorumuna dair yazdim, sense bana "plug & play"den
bahsediyorsun. Destekleniyor mu? Ona bakacaksin, yoksa tarihi kimseyi
ilgilendirmez. Bunu, internet protokolleri ile karistirmamak gerekir.
> Her halde Intel ve AMD CPU'lari icin demek istemi$tim. Ben
> soyliyeyim, sen anla!!! Oyle cok ince dokuma bana... Evet hata
> yapmisim. Affinizi dilerim, efendim.
Affa gerek yok, biraz dikkatli okumani istirham ediyorum, mesele bundan
ibaret, pasa torunu. Cünkü gereksiz lafi uzatmayi sevmem.
>>> Equipment Manufacturer. Yani kisacasi teknik yonden sen
>>> "manifaturaci" yani "Uretici" sayilirsin. Fakat bu OEM CD'lerinin
>>
>> Hayir!
>
> EVET!!! Cunku OEM versiyonlar ancak yeni kurulan sabit diski tertemiz
> olan sistemlere yuklenebilir. Yani kisacasi Upgrade yapmak icin
> kullanilamaz. OEM versiyonu ile Upgrade yapmak gayri kabildir. Zaten
> onun icin OEM diye bilinir.
"hayir" senin "üretici" cevirine söylendi. Yazdigina gelince, farki
ödersen, "upgrade" bile yapabilirsin.
>>> kusurlari da yok degil. Mesela Windows XP Professional'in OEM
>>> versiyonunu satin alirsan, hali hazirda kullandigin bilgisayara
>>> yukleyemezsin. Yani Upgrade yapamazsin. Sabit diski tamamen yeniden
>>
>> Yaparsin!
>
> Yapamazsin. Bunu yapmak icin 'Retail Version' veya 'Upgrade
> Version'larini satin alman gerekir ki bunlar Bunlar 'OEM Version'dan
> cok daha pahalidir.
Basina cikabilecek tek sorun, "Windows update" sayfasindan "updates"
yükeyememen olabilir, yani bazan karsi taraf anahtari kabul etmiyor,
fakat yüklemenin yollari da mevcut.
> Yaw, bana 'Yaparsin' deme. Zaten desen de yapamazsin. Benim bu sahada
> tecrubem var. Win 98'i olan bir sabit diske Win XP OEM versiyonunu
> yukyelemezsin. Halen OS'in varsa OEM versiyonunu kullanamazsin. Tek
> care dumen kirip baska yoldan denemek gerekir. O yol da sabit diski
> yeniden formatlamaktir.
Simdi seni anladim, sen kurulmus isletme düzeninin üzerine yeni bir
isletme düzeni kurmaktan bahsediyorsun. Bunun icin "formatlamak" gayet
tabii, neyi elestirdigini pek anlamadim aciksasi.
> Windows sisteminde C:\ DOS prompt'una gecip 'xcopoy'
> command'ini kullanarak sahsi dosyalarini baska bir USB stick'e veya
> 'external hard disk'e de kopya etmek cok kolay. xcopy command
> parametreleri kullanarak bu yedek koplayari da 'update' yapmak yine
> cok kolay. Bunu yapmagi bilmeyenler icin piyasada programlar da var.
Evet.
> anda dosya ismini istedigin gibi degistirebilirsin. Genellikle MS
> Office'in Open Offis'ten daha iyi oldugunu herkes kabul ediyor.
> Fakat dogruyu soylemek gerekirse, o kadar da ustun degil. Star
> Office hakkinda pek bilgim yok.
Open Office MS Office kadar güclü bir programdir, eksikleri, kusurlari
öyle göze batan cinsden degil. Yükle ve dene, kendin karar ver.
StarOffice Sun tarafindan satilir, Open Office'nin altyapisidir, yani
"code" temel alinarak yazilmistir, farklar üzüm cekirdeginden büyük
degildir, garanti vs. haric parali StarOffice icin.
>>> beynimin de emekliye ayrilmasini onlemekdir butun gayem. Fakat
>>> alt.os.linux.suse obegine bakarsan orada choro-nik imzali sorumu
>>> goreceksin.
>>
>> Hatan, "alt." öbeginde yazman, sormandir. "alt." öbekleri, deyim
>> caizse, usenet'in cöplügüdür, istisnalar kaideyi bozmaz. Ise yarar
>> bir avuc öbek biliyorum "alt." dalinda. Sen "comp." ile baslayan
>> linux öbeklerine bir bakiver, sonra bu sohbete devam ederiz.
>> Anlastik mi? Bos zamaninda ugra, simdi yapman sart degil. *g*
>
> Verdigin bilgi icin tesekkurler...
Estagfurullah; iki gün önce baktim listeye, "setup" adli öbek senin
icin olmali.
> Yaw, ben de Open Source'u tercih ediyorum, pek tabii. Sadece para
> yonunden degil, prensip olarak da destekliyorum. Hatta hukumetlerin
> topladiklari vergi parasindan Open Source sistemine destek vermeleri
> gerektigi kanaatindayim.
Güzel de, Gibrisli dostum, lafla peynir gemisi yürümüyor, uygulamak
lazim, önkosul. Onun icin Open Office'i denemeyi tavsiye ediyorum, kisa
bir aliskanlik devresinden sonra onunla da cogu islemlerini
yapacagindan eminim.
>> MS'e yedirmektense, ver o parayi, rahatla, hem de iyi bir is yapmis
>> olmamin zevkini tat!
>
> Merak etme. Zaten dedigim gibi bilgisayar artik benim icin bir hobi
> oldu.
Ayrica, senin de ifade ettigin "beyninin de emekli olmasina" engel
teskil eder. Tebrik ediyorum, yasli insan ancak böyle ölmeyi biraz
erteleyebilir, yasamdan tad alir.
>> diger öbege bir soru gönder, cünkü o buradan ziyade cok bakar,
>> yardimsever biridir, bazi vasiflarindan hosnut olmasam da.)
>
> Benim kendým bazi vasýflarýmdan ben bile hoþnut degilim. Nerde kaldi
> herkes herkesin her vasfýndan hoþnut olsun!!!
Orada haklisin kesinlikle, eksiksiz; ben belirtmek geregini hissettim.
> Burada býr deneme yaptým. Dur bakalým netice ne olacak? Ne mi yaptým?
> Þimdilik sýr kalacak!!! Noktasýz ý harflerý noktasýz çýkarsa baþarýlý
> oldu demek. Býrde çengellý harflar çengellý çýkarsa.
Noktasiz "i", "y" degil, bende görünmüyor, cengelli harfler görünüyor.
> Bir bakayim bakalim benim ISP alt.culture.turkish.internet 'i
> 'destekliyor' mu?
>
> Evet destekliyor. Abone oldum bile!!!
Umarim tatilde filan degildir, sana cevap verir kisa zamanda. Yoksa
beklemen gerekebilir. Neseli haftasonu diliyorum, hava sonbahara dogru
yol aliyor gayri. Kisa bir yaz mevsimi gecirdik. Neyse, kendine iyi
bak.
--
choro-nik
*******
"Acephale Lemar" <nom...@org.invalid> wrote in message
news:ec4fj6$2omi$1...@geiz-ist-geil.priv.at...
> choro-nik wrote:
>> "Acephale Lemar" <nom...@org.invalid> wrote in message
>
>>>> Hangi acidan bakarsan biri digerine bagli. Operating Systemi Update
>>>> Yaparsan sirasinda bilgisayar parcalarini da Upgrade yapman
>>>> gerekir.
>>>
>>> Hayir!
>>
>> Haydi yakinda piyasaya surulecek 64-bit MS Vista'yi eski 32-bit
>> bilgisayara yukle yukleyebilirsen....
>
> Ingilizce'yi benden kat, kat iyi biliyorsun, fakat bana "update" diye
> "upgrade" satmaya calisiyorsun. Olmadi, ahbab, hic olmadi. Vista=
> *new*, *different* OS, "update ise, Service Pack 1, 2 ve diger, genelde
> haftalik, eklemeler, yamalar olur.
Ilk problem (Grafik Kartinin taninmamasi) Updateler neticesi meydana geldi.
64 bit Vista'ya gecmekse pek tabii ki Upgrade olur. Grafik kartimi
degistirdim. Bu da Upgrade oldu, Update degil. Anlastik mi?
Tamam oyleyse!!! Yoksa puan koparma yarisinda miyiz?
>
>> Isimi gormek mevzu bahis degil azizim aksi halde soyledigin dogru. MS
>> programlari 'backwardly compatible'dir. Yani eski programlari yeni
>
> Belirli bir zaman sonra "support" kaldirilirsa, sana MS bile yardim
> etmez, yani sonsuza dek, tüm MS ürünleri icin degil, ayrica
> uyusmazliklardan dolayi degerli bilgileri yitirmemek icin, mesela 95
> OS'ini mecuriyet yoksa kullanmamali, emniyet acisindan.
Win 98'e de Support kaldirildi artik.
>
>> sistem altinda kullanabilirsin. Sistemini degistirmek icin yeni
>> sistemlerin getirdigi yenilikleri arzuluyor mun sorusu meydana cikar.
>> Bu yeniliklere ihtiyacin yoksa, Windows 3 veya hatta DOS
>> programlarini bile kullanabilirsin. Bu kendi bilecegin bir is. Fakat
>> Windows 3 sistemiyle Internete hangi ISP ile baglanabilirsin?
>
> Windows 3'ü pek iyi tanimam, fakat baglantiyla onun pek alakasi yok,
> ISP icin de senin hangi OS kullandigin önemsiz; protokoller daha eskiye
> dayanir, "dial up" programi varsa Windows 3'de, baglanmak sorun olamaz.
Orasi oyle.
>
>> Bak Apple sistemi degisik. Yeni Operating System kullanmaga
>> baslayhinca eski programlari cop tenekesine atip yeni program satin
>> alman gereklidir. Yani Apple sistemi genellile 'backwardly
>> compatible' degil. Dolayisi ile de problemleri/boculeri/bugs'lari cok
>> daha az.
>
> Bak, yukarda "update" yerine dogru olarak "yeni" yazmissin. ;-) Neden
> "tek el"ci dedigimi anlamissin.
Kafasiz olabilirim fakat yani o kadar da kafasiz degilim be arkadas!
Sen de anlamaga calis karsindaki kucuk bir yanlis yaptiginda.
>
>>>> Equipment Manufacturer. Yani kisacasi teknik yonden sen
>>>> "manifaturaci" yani "Uretici" sayilirsin. Fakat bu OEM CD'lerinin
>>>
>>> Hayir!
>>
>> EVET!!! Cunku OEM versiyonlar ancak yeni kurulan sabit diski tertemiz
>> olan sistemlere yuklenebilir. Yani kisacasi Upgrade yapmak icin
>> kullanilamaz. OEM versiyonu ile Upgrade yapmak gayri kabildir. Zaten
>> onun icin OEM diye bilinir.
>
> "hayir" senin "üretici" cevirine söylendi. Yazdigina gelince, farki
> ödersen, "upgrade" bile yapabilirsin.
Yaw, OEM versiyonunu kullanmagi hak etmissem demek ki Manufacturer (Uretici)
olarak taniniyorum veya o hakkimi kabullenmis olurlar, degil mi? Upgrade
yapmak icin Upgrade versiyonunu satin almak gerekir. Bunda anlasilmiyacak ne
var?
>
>>>> kusurlari da yok degil. Mesela Windows XP Professional'in OEM
>>>> versiyonunu satin alirsan, hali hazirda kullandigin bilgisayara
>>>> yukleyemezsin. Yani Upgrade yapamazsin. Sabit diski tamamen yeniden
>>>
>>> Yaparsin!
>>
>> Yapamazsin. Bunu yapmak icin 'Retail Version' veya 'Upgrade
>> Version'larini satin alman gerekir ki bunlar Bunlar 'OEM Version'dan
>> cok daha pahalidir.
>
> Basina cikabilecek tek sorun, "Windows update" sayfasindan "updates"
> yükeyememen olabilir, yani bazan karsi taraf anahtari kabul etmiyor,
> fakat yüklemenin yollari da mevcut.
Evet, bu hususu da duymuslugum var. Sirlarini bilmiyorum maalesef.
>
>> Yaw, bana 'Yaparsin' deme. Zaten desen de yapamazsin. Benim bu sahada
>> tecrubem var. Win 98'i olan bir sabit diske Win XP OEM versiyonunu
>> yukyelemezsin. Halen OS'in varsa OEM versiyonunu kullanamazsin. Tek
>> care dumen kirip baska yoldan denemek gerekir. O yol da sabit diski
>> yeniden formatlamaktir.
>
> Simdi seni anladim, sen kurulmus isletme düzeninin üzerine yeni bir
> isletme düzeni kurmaktan bahsediyorsun. Bunun icin "formatlamak" gayet
> tabii, neyi elestirdigini pek anlamadim aciksasi.
Yaw, sen ilk butun yazdiklarimi oku da ona gore cevaplarini yaz. Aksi halde
sadece son okudugun paragrafa karsilik verirsen arada anlasmazliklara sebep
olursun.
>
>> Windows sisteminde C:\ DOS prompt'una gecip 'xcopoy'
>> command'ini kullanarak sahsi dosyalarini baska bir USB stick'e veya
>> 'external hard disk'e de kopya etmek cok kolay. xcopy command
>> parametreleri kullanarak bu yedek koplayari da 'update' yapmak yine
>> cok kolay. Bunu yapmagi bilmeyenler icin piyasada programlar da var.
>
> Evet.
>
>> anda dosya ismini istedigin gibi degistirebilirsin. Genellikle MS
>> Office'in Open Offis'ten daha iyi oldugunu herkes kabul ediyor.
>> Fakat dogruyu soylemek gerekirse, o kadar da ustun degil. Star
>> Office hakkinda pek bilgim yok.
>
> Open Office MS Office kadar güclü bir programdir, eksikleri, kusurlari
> öyle göze batan cinsden degil. Yükle ve dene, kendin karar ver.
> StarOffice Sun tarafindan satilir, Open Office'nin altyapisidir, yani
> "code" temel alinarak yazilmistir, farklar üzüm cekirdeginden büyük
> degildir, garanti vs. haric parali StarOffice icin.
Open Offis'i denedim. Gayet guzel bir program.
>
>>>> beynimin de emekliye ayrilmasini onlemekdir butun gayem. Fakat
>>>> alt.os.linux.suse obegine bakarsan orada choro-nik imzali sorumu
>>>> goreceksin.
>>>
>>> Hatan, "alt." öbeginde yazman, sormandir. "alt." öbekleri, deyim
>>> caizse, usenet'in cöplügüdür, istisnalar kaideyi bozmaz. Ise yarar
>>> bir avuc öbek biliyorum "alt." dalinda. Sen "comp." ile baslayan
>>> linux öbeklerine bir bakiver, sonra bu sohbete devam ederiz.
>>> Anlastik mi? Bos zamaninda ugra, simdi yapman sart degil. *g*
>>
>> Verdigin bilgi icin tesekkurler...
>
> Estagfurullah; iki gün önce baktim listeye, "setup" adli öbek senin
> icin olmali.
Bir de ben goz edeyim. Vaktim olunca tabii.
>
>> Yaw, ben de Open Source'u tercih ediyorum, pek tabii. Sadece para
>> yonunden degil, prensip olarak da destekliyorum. Hatta hukumetlerin
>> topladiklari vergi parasindan Open Source sistemine destek vermeleri
>> gerektigi kanaatindayim.
>
> Güzel de, Gibrisli dostum, lafla peynir gemisi yürümüyor, uygulamak
> lazim, önkosul. Onun icin Open Office'i denemeyi tavsiye ediyorum, kisa
> bir aliskanlik devresinden sonra onunla da cogu islemlerini
> yapacagindan eminim.
Daha yukarida da dedigim gibi Open Office'i denedim. Hatta su an Windows
XP'li bilgisayarimda kuirulu duruyor.
>
>>> MS'e yedirmektense, ver o parayi, rahatla, hem de iyi bir is yapmis
>>> olmamin zevkini tat!
>>
>> Merak etme. Zaten dedigim gibi bilgisayar artik benim icin bir hobi
>> oldu.
>
> Ayrica, senin de ifade ettigin "beyninin de emekli olmasina" engel
> teskil eder. Tebrik ediyorum, yasli insan ancak böyle ölmeyi biraz
> erteleyebilir, yasamdan tad alir.
Olme mesele degil azizim. Fikren olme'dir feci olan. Yani bunama. Alzheimer
hastaligi mastaligi ben pek anlamam ne de kulak veririm oyle kelimelere.
Benim bildigim BUNAMA'dir. BUNAMA!!!
>
>>> diger öbege bir soru gönder, cünkü o buradan ziyade cok bakar,
>>> yardimsever biridir, bazi vasiflarindan hosnut olmasam da.)
>>
>> Benim kendým bazi vasýflarýmdan ben bile hoþnut degilim. Nerde kaldi
>> herkes herkesin her vasfýndan hoþnut olsun!!!
>
> Orada haklisin kesinlikle, eksiksiz; ben belirtmek geregini hissettim.
>
>> Burada býr deneme yaptým. Dur bakalým netice ne olacak? Ne mi yaptým?
>> Þimdilik sýr kalacak!!! Noktasýz ý harflerý noktasýz çýkarsa baþarýlý
>> oldu demek. Býrde çengellý harflar çengellý çýkarsa.
>
> Noktasiz "i", "y" degil, bende görünmüyor, cengelli harfler görünüyor.
Ne soylemek istedigini anlayamadim. Bir yukaridaki paragrafta "Noktasiz"
kelimesinde noktasiz olmasi gereken "i" harfi sende gorunmuyor diyorsun.
Aciklar misin? Noktasiz i olarak gorunmuyorsa nasil gorunuyor? baska harf
olarak mi gorunuyor yoksa soru isareti olarak mi gorunuyor? Bunu anlamak
istiyorum. (Bu paragrafdan bahsetmiyorum. Iki paragraf yukarida Noktasiz ve
noktasiz kalimelerinde i harflerinin Turkce noktasiz "i" olarak cikmasi
gerekirdi.
>
>> Bir bakayim bakalim benim ISP alt.culture.turkish.internet 'i
>> 'destekliyor' mu?
>>
>> Evet destekliyor. Abone oldum bile!!!
>
> Umarim tatilde filan degildir, sana cevap verir kisa zamanda. Yoksa
> beklemen gerekebilir. Neseli haftasonu diliyorum, hava sonbahara dogru
> yol aliyor gayri. Kisa bir yaz mevsimi gecirdik. Neyse, kendine iyi
> bak.
Sen de.
>
> Ilk problem (Grafik Kartinin taninmamasi) Updateler neticesi meydana
> geldi. 64 bit Vista'ya gecmekse pek tabii ki Upgrade olur. Grafik
> kartimi degistirdim. Bu da Upgrade oldu, Update degil. Anlastik mi?
Anlastik.
> Tamam oyleyse!!! Yoksa puan koparma yarisinda miyiz?
Yasimiz kac, be ahbab? Cocuk gibi mi davranmaliyiz? Hayir, elbette.
Fakat yanlis kullanilan terimlerden dolayi mesele baska alanlara
kayiyor, verimsiz, en azindn biktirici oluyor.
>> Bak, yukarda "update" yerine dogru olarak "yeni" yazmissin. ;-)
>> Neden
>> "tek el"ci dedigimi anlamissin.
>
> Kafasiz olabilirim fakat yani o kadar da kafasiz degilim be arkadas!
Yahu sana diekn batirmiyorum, sakin ol. Ima etmedigim sözleri tekzibe
ne gerek var ki!
> Sen de anlamaga calis karsindaki kucuk bir yanlis yaptiginda.
Yapiyorum, lakin yetersiz yapiyormusum gibi elestirini kaydettim
deftere.
Lakin benim acimdan nasil göründügünü de bilmeni istiyorum: kasitli
bana kilcik atiyorsun, celme takiyorsun. Öyledir!, demedim, öyle
görünüyor, ve ben böyle bir tavri senden beklemiyorum. Kizmamim (?)
baslica nedeni bu; maytapliktan pek hoslanmam, muhabbet yeri gelince
elbet olacak vs.
>> "hayir" senin "üretici" cevirine söylendi. Yazdigina gelince, farki
>> ödersen, "upgrade" bile yapabilirsin.
>
> Yaw, OEM versiyonunu kullanmagi hak etmissem demek ki Manufacturer
> (Uretici) olarak taniniyorum veya o hakkimi kabullenmis olurlar,
> degil mi? Upgrade yapmak icin Upgrade versiyonunu satin almak
> gerekir. Bunda anlasilmiyacak ne var?
Sen üretici degilsin OEM versiyonu kulladigin icin, aksine o tip
hazirlanmis, kisitli programi piyasaya sürenler "üretici" olurlar.
>> Basina cikabilecek tek sorun, "Windows update" sayfasindan "updates"
>> yükeyememen olabilir, yani bazan karsi taraf anahtari kabul etmiyor,
>> fakat yüklemenin yollari da mevcut.
>
> Evet, bu hususu da duymuslugum var. Sirlarini bilmiyorum maalesef.
Sir bile degil slinda. konuyla hasir, nesir olan sayfalarda bu bilgiler
mevcut, belki Ingilizce sayfalar sansür, telif haklarina aykiriliktan
aleni yazmayabilirler, ama orada da bilindigini düsünüyorum.
>> Simdi seni anladim, sen kurulmus isletme düzeninin üzerine yeni bir
>> isletme düzeni kurmaktan bahsediyorsun. Bunun icin "formatlamak"
>> gayet tabii, neyi elestirdigini pek anlamadim aciksasi.
>
> Yaw, sen ilk butun yazdiklarimi oku da ona gore cevaplarini yaz. Aksi
> halde sadece son okudugun paragrafa karsilik verirsen arada
> anlasmazliklara sebep olursun.
O zaman bir metin yerine on metin yazmam gerekecek, cünkü konunun
etrafinda bin konuya girdin, ben de seni takip ettim, basligi son anda
degistirdim vs. Ben dikkatli okuyucuyumdur. Sorun, belki de teknik
terimleri senin cok genis anlamda kullanmandan kaynaklaniyor, ben
tekniker gibi okuyorum, anliyorum o teknik terimleri.
>> Estagfurullah; iki gün önce baktim listeye, "setup" adli öbek senin
>> icin olmali.
>
> Bir de ben goz edeyim. Vaktim olunca tabii.
"comp." dalinda "setup" öbegi var linux üzerine; tabii zamanin olursa.
> Daha yukarida da dedigim gibi Open Office'i denedim. Hatta su an
> Windows XP'li bilgisayarimda kuirulu duruyor.
Kullaniyor musun? Daha cok kullanmak icin caba sarfediyor musun? Mühim
olan bu, yoksa bilgisayarinda kurulmus, iki, üc kez acmis, bakmissin,
bu yetmez. Cünkü erbabi olup, baskasina tavsiye etmek, onu alistirmakla
olur bu degisimler. Bundan dolayi, mesela, daima var olan bir projeye
katkiya davert edilir tekerlegi yeniden icat etmek isteyenlere. Yani
kibir ön planda olmamali, ortak paylasim, kullanim, destek
gerceklesmeli.
> Olme mesele degil azizim. Fikren olme'dir feci olan. Yani bunama.
> Alzheimer hastaligi mastaligi ben pek anlamam ne de kulak veririm
> oyle kelimelere. Benim bildigim BUNAMA'dir. BUNAMA!!!
Her iki ölüme karsi iyi bir önlemdir. Anlastik mi? ;-)
>>> Burada býr deneme yaptým. Dur bakalým netice ne olacak? Ne mi
>>> yaptým? Þimdilik sýr kalacak!!! Noktasýz ý harflerý noktasýz
>>> çýkarsa baþarýlý oldu demek. Býrde çengellý harflar çengellý
>>> çýkarsa.
>>
>> Noktasiz "i", "y" degil, bende görünmüyor, cengelli harfler
>> görünüyor.
>
> Ne soylemek istedigini anlayamadim. Bir yukaridaki paragrafta
> "Noktasiz" kelimesinde noktasiz olmasi gereken "i" harfi sende
> gorunmuyor diyorsun. Aciklar misin? Noktasiz i olarak gorunmuyorsa
> nasil gorunuyor? baska harf olarak mi gorunuyor yoksa soru isareti
> olarak mi gorunuyor? Bunu anlamak istiyorum. (Bu paragrafdan
> bahsetmiyorum. Iki paragraf yukarida Noktasiz ve noktasiz
> kalimelerinde i harflerinin Turkce noktasiz "i" olarak cikmasi
> gerekirdi.
Noktasiz "i" yerine "y"harfi görülüyor. "Cengel" ilk harfi görülüyor,
belki kullandigin "code", kalibi degistirmen lazim. hangisini sectin
ki?
>> Umarim tatilde filan degildir, sana cevap verir kisa zamanda. Yoksa
>> beklemen gerekebilir. Neseli haftasonu diliyorum, hava sonbahara
>> dogru yol aliyor gayri. Kisa bir yaz mevsimi gecirdik. Neyse,
>> kendine iyi bak.
>
> Sen de.
Sagolasin. (Ikimiz de ifadelerimize dikkat edersek, daha verimli fikir
teatisi gerceklestiriz. Temennim bu yönde.)
Hangi kısıtlı programları piyasaya sürenlerden bahsediyorsun acep?
Bilgisayar monte edip piyasaya sürenlerin sabit diske Install yapmaları
içindir Windows OEM Version CD'leri. DELL ve HP markalı OEM Version'ları
daha da ucuza satın alınabilir fakat fakat bunları her hangi değisik marka
veya senin monte ettiğin bilgisayarlarda kullanmak MS'in koyduğu şartlara
aykırıdır. Bunlar update için makbul mü bilmiyorum.
İmlâ hataları varsa aldırma şimdilik...
Şimdilik pek kullandığım yok, doğruyu söylemek gerekirse.
>
>> Olme mesele degil azizim. Fikren olme'dir feci olan. Yani bunama.
>> Alzheimer hastaligi mastaligi ben pek anlamam ne de kulak veririm
>> oyle kelimelere. Benim bildigim BUNAMA'dir. BUNAMA!!!
>
> Her iki ölüme karsi iyi bir önlemdir. Anlastik mi? ;-)
Ağnaşdık be Garadenizli.
>
>>>> Burada bır deneme yaptım. Dur bakalım netice ne olacak? Ne mi
>>>> yaptım? Şimdilik sır kalacak!!! Noktasız ı harflerı noktasız
>>>> çıkarsa başarılı oldu demek. Bırde çengellı harflar çengellı
>>>> çıkarsa.
>>>
>>> Noktasiz "i", "y" degil, bende görünmüyor, cengelli harfler
>>> görünüyor.
>>
>> Ne soylemek istedigini anlayamadim. Bir yukaridaki paragrafta
>> "Noktasiz" kelimesinde noktasiz olmasi gereken "i" harfi sende
>> gorunmuyor diyorsun. Aciklar misin? Noktasiz i olarak gorunmuyorsa
>> nasil gorunuyor? baska harf olarak mi gorunuyor yoksa soru isareti
>> olarak mi gorunuyor? Bunu anlamak istiyorum. (Bu paragrafdan
>> bahsetmiyorum. Iki paragraf yukarida Noktasiz ve noktasiz
>> kalimelerinde i harflerinin Turkce noktasiz "i" olarak cikmasi
>> gerekirdi.
>
> Noktasiz "i" yerine "y"harfi görülüyor. "Cengel" ilk harfi görülüyor,
> belki kullandigin "code", kalibi degistirmen lazim. hangisini sectin ki?
Şu an Turkish-ISO code'unu kullanıyorum. Dur bakalım netice nasıl olacak?
>
>>> Umarim tatilde filan degildir, sana cevap verir kisa zamanda. Yoksa
>>> beklemen gerekebilir. Neseli haftasonu diliyorum, hava sonbahara
>>> dogru yol aliyor gayri. Kisa bir yaz mevsimi gecirdik. Neyse,
>>> kendine iyi bak.
>>
>> Sen de.
>
> Sagolasin. (Ikimiz de ifadelerimize dikkat edersek, daha verimli fikir
> teatisi gerceklestiriz. Temennim bu yönde.)
Olur olur -- hay kahrolası virgül nerelere kayboldu?
,,,,,,,,,,,,,, Buldum fakat iş işten gecti,değil mi, artık? <G>
>
Bunu Anadolu Ajansi yapsa kicini yirtartidiniz.
Puan koparmaymis.
muhahaaaaaaa
Bu ilmekte ve sadece bu yazida bile daha bir suru yanlis var.
Turkce'de konusma ve yazi dilinde kullanilmayan "ahbap" kelimesinin
"ahbab" diye yazilmasi gibi falan fesmekan...
Neyse.
>> Sen üretici degilsin OEM versiyonu kulladigin icin, aksine o tip
>> hazirlanmis, kisitli programi piyasaya sürenler "üretici" olurlar.
>
> Hangi kýsýtlý programlarý piyasaya sürenlerden bahsediyorsun acep?
OEM OS's kisitlanmistir, onlardan bahsediyorum. Fazla bilinmeyen bir
husus da, lisansa filan gerek olmadigidir, parayla aldigin CD'ye
kayitli program senin malindir, istedigin bilgisayara yükleyebilirsen,
kullanirsin.
> Bilgisayar monte edip piyasaya sürenlerin sabit diske Install
> yapmalarý içindir Windows OEM Version CD'leri. DELL ve HP markalý OEM
> Version'larý daha da ucuza satýn alýnabilir fakat fakat bunlarý her
> hangi deðisik marka veya senin monte ettiðin bilgisayarlarda
> kullanmak MS'in koyduðu þartlara aykýrýdýr. Bunlar update için makbul
> mü bilmiyorum.
MS'in sartlari EU yasalarina aykiri, unut, gitsin. En azindan Almanya
icin durum böyle, biline.
>> Kullaniyor musun? Daha cok kullanmak icin caba sarfediyor musun?
>> Mühim olan bu, yoksa bilgisayarinda kurulmus, iki, üc kez acmis,
>> bakmissin, bu yetmez. Cünkü erbabi olup, baskasina tavsiye etmek,
>> onu alistirmakla olur bu degisimler. Bundan dolayi, mesela, daima
>> var olan bir projeye katkiya davert edilir tekerlegi yeniden icat
>> etmek isteyenlere. Yani kibir ön planda olmamali, ortak paylasim,
>> kullanim, destek gerceklesmeli.
>
> Þimdilik pek kullandýðým yok, doðruyu söylemek gerekirse.
Nasihat veripte, nasihatinin aksini yapiyorsun. ;-)
>> Noktasiz "i" yerine "y"harfi görülüyor. "Cengel" ilk harfi
>> görülüyor,
>> belki kullandigin "code", kalibi degistirmen lazim. hangisini sectin
>> ki?
>
> Þu an Turkish-ISO code'unu kullanýyorum. Dur bakalým netice nasýl
> olacak?
Yeni bir ilmek acmanda yarar var, cünkü "code"lar birbirine karisti.
Noktasiz "i" hala "y" görünüyor, cengelli ilk harfte garip bir sembole
benziyor bende, baskasini bilemem.
>> Sagolasin. (Ikimiz de ifadelerimize dikkat edersek, daha verimli
>> fikir teatisi gerceklestiriz. Temennim bu yönde.)
>
> Olur olur -- hay kahrolasý virgül nerelere kayboldu?
>
> ,,,,,,,,,,,,,, Buldum fakat iþ iþten gecti,deðil mi, artýk? <G>
Imladan öte kullanilan terimlere dikkat ederim, ilki sohbeti
engellemez, digeri gereksiz uzatir, gider.
Konustugum gibi de yazarim. Beni uydurma Turkce dil kurallari baglayamaz.
Biz Kibrislilar bicbir zaman Ahbap demeyiz, be ahbab!!! Begenmezsen okuma.
--
choro-nik
*******
>
> Neyse.
Her iki hususta da bilgin hatali, yanlisim yoksa. OEM progrramlari Full
Retail Pack'in tamamen ayni, benim bildigime gore. Tek fark Full Retail Pack
Upgrade yapmak icin kullanilabilir fakat OEM pack Upgrade yapmak icin
kullanilamaz. Ancak yeni bir sistem kurmak icin kullanilabilir. Zaten bunun
icin OEM (Original Equipment Manufacturer) olarak bilinir.
Lisans husunda da bilgin yanlis. Lisans sadece bir tek kullanici ve bir tek
bir bilgisayar icindir ve hatta programi 30 gun bir zaman penceresi icinde
kaydettirmek gerekir. Aksi halde calismaz duruma gelir. Bu da MS'un yeni
oyunlarindan biri. Diger yonden daha once de dedigim gibi hali hazirda
kullanilan bir bilgisayara yuklenemez bu OEM programlari. Yani CD sabit
disk'i inceleyince "Evet, bu yepyeni kurulmus bir bilgisayardir" diye
gormeli onu.
DELL veya HP markali OEM CD'leri sadece DELL ve HP marka bilgisayarlara
install yapilmak icindir ve de dolayisi ile kisitlanmistir. Normal OEM
CD'leri kisitli degil.
>
>> Bilgisayar monte edip piyasaya sürenlerin sabit diske Install
>> yapmaları içindir Windows OEM Version CD'leri. DELL ve HP markalı OEM
>> Version'ları daha da ucuza satın alınabilir fakat fakat bunları her
>> hangi değisik marka veya senin monte ettiğin bilgisayarlarda
>> kullanmak MS'in koyduğu şartlara aykırıdır. Bunlar update için makbul
>> mü bilmiyorum.
>
> MS'in sartlari EU yasalarina aykiri, unut, gitsin. En azindan Almanya icin
> durum böyle, biline.
>
>>> Kullaniyor musun? Daha cok kullanmak icin caba sarfediyor musun?
>>> Mühim olan bu, yoksa bilgisayarinda kurulmus, iki, üc kez acmis,
>>> bakmissin, bu yetmez. Cünkü erbabi olup, baskasina tavsiye etmek,
>>> onu alistirmakla olur bu degisimler. Bundan dolayi, mesela, daima
>>> var olan bir projeye katkiya davert edilir tekerlegi yeniden icat
>>> etmek isteyenlere. Yani kibir ön planda olmamali, ortak paylasim,
>>> kullanim, destek gerceklesmeli.
>>
>> Şimdilik pek kullandığım yok, doğruyu söylemek gerekirse.
>
> Nasihat veripte, nasihatinin aksini yapiyorsun. ;-)
Orasi maalesef oyle...;-(((
>
>>> Noktasiz "i" yerine "y"harfi görülüyor. "Cengel" ilk harfi görülüyor,
>>> belki kullandigin "code", kalibi degistirmen lazim. hangisini sectin
>>> ki?
>>
>> Şu an Turkish-ISO code'unu kullanıyorum. Dur bakalım netice nasıl
>> olacak?
>
> Yeni bir ilmek acmanda yarar var, cünkü "code"lar birbirine karisti.
> Noktasiz "i" hala "y" görünüyor, cengelli ilk harfte garip bir sembole
> benziyor bende, baskasini bilemem.
Bu senin hangi 'encoding'le gordugune de bagli degil mi? Bu isleri ne zaman
tamamen otomatiklestirecekler?
>
>>> Sagolasin. (Ikimiz de ifadelerimize dikkat edersek, daha verimli
>>> fikir teatisi gerceklestiriz. Temennim bu yönde.)
>>
>> Olur olur -- hay kahrolası virgül nerelere kayboldu?
>>
>> ,,,,,,,,,,,,,, Buldum fakat iş işten gecti,değil mi, artık? <G>
>
> Imladan öte kullanilan terimlere dikkat ederim, ilki sohbeti engellemez,
> digeri gereksiz uzatir, gider.
Ne ise, uzatan sensin gibi geliyor bana. Bu sayfayi kapat ki esas mevzuya
donebilelim. Hey kahrolasi, esas mevzu da ne idi?;-))))
>
>>>>> Tamam oyleyse!!! Yoksa puan koparma yarisinda miyiz?
>>
>> Bunu Anadolu Ajansi yapsa kicini yirtartidiniz.
>> Puan koparmaymis.
>>
>> Bu ilmekte ve sadece bu yazida bile daha bir suru yanlis var.
>> Turkce'de konusma ve yazi dilinde kullanilmayan "ahbap" kelimesinin
>> "ahbab" diye yazilmasi gibi falan fesmekan...
>
> Konustugum gibi de yazarim. Beni uydurma Turkce dil kurallari
> baglayamaz. Biz Kibrislilar bicbir zaman Ahbap demeyiz, be ahbab!!!
> Begenmezsen okuma. --
Onun yarasi derin olmali bir kac haftadan beri; süzgec= süz, gec!
meselesi. Yoksa Türkce üzerine kolay cürütülecek sacma bir savi öne
sürmezdi, sürmenaj "vatandas". Takma onu "aletine", be ahbab, "p"nin
"b"ye dönüstügünü bile bilmeyenle Türkcenin inceliklerini mi
tartisacaksin? Sasirtiyorsun beni. Mesela iki kitap aldim. Iki kitaBi
da okudum. Hayret, okullarda Türkce dersi düzeyi bu kadar da düstü mü
acep?
>> OEM OS's kisitlanmistir, onlardan bahsediyorum. Fazla bilinmeyen bir
>> husus da, lisansa filan gerek olmadigidir, parayla aldigin CD'ye
>> kayitli program senin malindir, istedigin bilgisayara
>> yükleyebilirsen, kullanirsin.
>
> Her iki hususta da bilgin hatali, yanlisim yoksa. OEM progrramlari
> Full Retail Pack'in tamamen ayni, benim bildigime gore. Tek fark Full
> Retail Pack Upgrade yapmak icin kullanilabilir fakat OEM pack Upgrade
> yapmak icin kullanilamaz. Ancak yeni bir sistem kurmak icin
> kullanilabilir. Zaten bunun icin OEM (Original Equipment
> Manufacturer) olarak bilinir.
Asil programa nispeten "kisitlanmis"dir OEM'ler, yazdigin gibi. Neden o
kadar ucuz, düsün hele.
> Lisans husunda da bilgin yanlis. Lisans sadece bir tek kullanici ve
> bir tek bir bilgisayar icindir ve hatta programi 30 gun bir zaman
> penceresi icinde kaydettirmek gerekir. Aksi halde calismaz duruma
> gelir. Bu da MS'un yeni oyunlarindan biri. Diger yonden daha once de
Bu lisans, yani izin filan degil, sadece mizikcilik MS tarafindan.
> dedigim gibi hali hazirda kullanilan bir bilgisayara yuklenemez bu
> OEM programlari. Yani CD sabit disk'i inceleyince "Evet, bu yepyeni
> kurulmus bir bilgisayardir" diye gormeli onu.
>
> DELL veya HP markali OEM CD'leri sadece DELL ve HP marka
> bilgisayarlara install yapilmak icindir ve de dolayisi ile
> kisitlanmistir. Normal OEM CD'leri kisitli degil.
You know "dongle"? You can undongle (var mi böyle bir fiil?)?
>>> Þimdilik pek kullandýðým yok, doðruyu söylemek gerekirse.
>>
>> Nasihat veripte, nasihatinin aksini yapiyorsun. ;-)
>
> Orasi maalesef oyle...;-(((
Farketmez, ben burada oldukca. Seni tesvik etmenin yollarini deniyorum.
>> Yeni bir ilmek acmanda yarar var, cünkü "code"lar birbirine karisti.
>> Noktasiz "i" hala "y" görünüyor, cengelli ilk harfte garip bir
>> sembole benziyor bende, baskasini bilemem.
>
> Bu senin hangi 'encoding'le gordugune de bagli degil mi? Bu isleri ne
> zaman tamamen otomatiklestirecekler?
Kismen, evet, ona bagli. Bende ISO yok, digeri var, ondan öyle görünmüs
olabilir.
>> Imladan öte kullanilan terimlere dikkat ederim, ilki sohbeti
>> engellemez, digeri gereksiz uzatir, gider.
>
> Ne ise, uzatan sensin gibi geliyor bana. Bu sayfayi kapat ki esas
> mevzuya donebilelim. Hey kahrolasi, esas mevzu da ne idi?;-))))
*eg* Perdeyi kapattim, baska bir temsilde bulusmak üzere, dostum.
Genelde OEM version'i alanlar toptan alir ve kurduklari PC'lere Install
yapip PC'leri satarlar. CD'yi de musteriye vermeleri gerekir, pek tabii.
Fakat yalancilar "number generator" veya her ne teknigi ile bir CD'yi be$ on
PC'ye Install yapmagi becerirler. Bur de ustelim o OEM CD'yi benim gibi
ahmaklara satarlar. Ben de ancak tam iki uc gun vakit zayederek MS'tan yeni
seri numarasi ve lisans alabilirim. Ba$imdan bu hadise de gecti.
Eski Win 98'li PC'in varsa ve bunu Win XP'ye upgrade yapmak istersen o zaman
MS hakiki bir ceteci gibi seni soyup sogana cevirir. OEM version'i hakkinda
bir malumatin yoksa o zaman Win XP'nin Retail version'ini satin alirsin seni
daha fazla soyarlar. Olan bu.
DELL ve HP damgali CD'lerde genellikle sadece o marka PC'lerde kullanilan
parcalarin driver'leri var. Esasinda bu tip CD'leri sennin kurdugun markasiz
PC'ler icin kullanmak MS'un kontratina uygun degil. Bu durumlarda MS eskiden
Update support verirdi fakat bunu durduracaklarini duymustum bir zamanlar.
Simdiki durumun ne oldugunu bilmiyorum. Windows Update'ler bu durumlarda
mumkun olmayabilir.
>
>> Lisans husunda da bilgin yanlis. Lisans sadece bir tek kullanici ve
>> bir tek bir bilgisayar icindir ve hatta programi 30 gun bir zaman
>> penceresi icinde kaydettirmek gerekir. Aksi halde calismaz duruma
>> gelir. Bu da MS'un yeni oyunlarindan biri. Diger yonden daha once de
>
> Bu lisans, yani izin filan degil, sadece mizikcilik MS tarafindan.
Eskiden bir programi 2 PC'de kullanabilirdin. MS Office'i hala daha iki
PC'de (mesela bir desktop ve bir de laptop'da) resmen kullanabilirsin
zannediyorsam -- ayni anda kullanilmamalari sartiyle. Fakat bu Operating
System programlari icin yani Windows icin boyle degil. Iki PC icin iki
Windows XP satin alman gerek. Zaten halkin % 99'u PC veya Laptop'larini
Windows Operating System'leri kurulmus olarak satin alir. HP, Toshiba, DELL
ve sair Branded yani Markali bilgisayarlar icin durum budur.
>
>> dedigim gibi hali hazirda kullanilan bir bilgisayara yuklenemez bu
>> OEM programlari. Yani CD sabit disk'i inceleyince "Evet, bu yepyeni
>> kurulmus bir bilgisayardir" diye gormeli onu.
>>
>> DELL veya HP markali OEM CD'leri sadece DELL ve HP marka
>> bilgisayarlara install yapilmak icindir ve de dolayisi ile
>> kisitlanmistir. Normal OEM CD'leri kisitli degil.
>
> You know "dongle"? You can undongle (var mi böyle bir fiil?)?
Niye olmasin. Bu kullanis yoksa hekesin anliyabilecegi sen yeni kelime
turetmis olursun. Fakat herhalde Remove the Dongle tabirini kullanirlar.
>
>>>> Þimdilik pek kullandýðým yok, doðruyu söylemek gerekirse.
>>>
>>> Nasihat veripte, nasihatinin aksini yapiyorsun. ;-)
>>
>> Orasi maalesef oyle...;-(((
>
> Farketmez, ben burada oldukca. Seni tesvik etmenin yollarini deniyorum.
Sen tesvik et. Ben yine Hoca gibi kendi bildigimi okuyacagim. Tahminime gore
sen herhalde SuSE Linux kullaniyorsun.
>
>>> Yeni bir ilmek acmanda yarar var, cünkü "code"lar birbirine karisti.
>>> Noktasiz "i" hala "y" görünüyor, cengelli ilk harfte garip bir
>>> sembole benziyor bende, baskasini bilemem.
>>
>> Bu senin hangi 'encoding'le gordugune de bagli degil mi? Bu isleri ne
>> zaman tamamen otomatiklestirecekler?
>
> Kismen, evet, ona bagli. Bende ISO yok, digeri var, ondan öyle görünmüs
> olabilir.
Ekranda harflarin gorunusu herhalde kullandigin Default Encoding'e bagli,
degil mi?
>
>>> Imladan öte kullanilan terimlere dikkat ederim, ilki sohbeti
>>> engellemez, digeri gereksiz uzatir, gider.
>>
>> Ne ise, uzatan sensin gibi geliyor bana. Bu sayfayi kapat ki esas
>> mevzuya donebilelim. Hey kahrolasi, esas mevzu da ne idi?;-))))
>
> *eg* Perdeyi kapattim, baska bir temsilde bulusmak üzere, dostum.
Perdeyi kapattin mi dedin? Eh, artik ben de kapatayim.
>
Normal Ingilizce terminoloji soyle Acep= You "Connect" or "Disconnect"
Dongles or USB Flash Drives etc.
--
choro-nik
*******
[....]
Neyse Choro, şimdi seninle oturup anlamsız bir münakaşaya girmek
istemem. Sen diyeceksin Canon ben diyeceğim Nikon. Boşver.
Fekaaat, şunu da söylemeden geçmeyeyim; son günlerde Nikon'un
bilhassa digital sektöründe kullanılan bir lens tipi var sonu VR ile
biten (VR= Vibration Resistant), aha bu lensler yok satıyor. Ve dahi
MSP nin (Manufacturer's Suggesstid Retail price) ın çook üstünde.
Mesela 600 US dolarlık bir VR lensini 800 ün üstünde satıyor büyük
mağazalar ve dört ay kadar da sırada bekliyorsun. :) Mesela az önce
gırgırından Ritz Camera yı aradım New York'tan, taze bitti dedi. Zaten
gırgırına aramıştım alacağım felan yok da... Daha iki gün önce ilan
ediyorlardı 'evet mallar geldi hadi gari gelin satın alın' felan
fişmekan. (Ah ulan şu kapital das boot vesaire.)
İstersen bu lenslerle çekilmiş bir iki resme bak İnternette D200
camera ile güzel bir set teşkil ediyor.
İlle velakin herşeyin ötesinde güzel resim çekmek, bilirsin, insanın
maharetine, kafasına vs ye bağlı. Teknik olarak gelişmiş alet ve
edavat bu resimin çekilişini daha kolay kılıyor o kadar. Türkiyemizde
de çok güzel fotoğrafçılar var. Ve büyük şehirlerde foto klupleri
yaygın.
O daha güzel, bu kötüdür deyip işi karşılıklı arbedeye döndürmek
istemeyişimin sebebi biraz da bu yüzden, nice resimler gördüm on
dolarlık makinayla çekilmiş ve şahane. Acaip güzel.
Görüşürüz.
You can undo? Bu terimi ilk gördügümde "do" ile iliskisini göremedim,
sonra caktim davayi. "undongle" da buna benziyor. "dis" olumsuz takisi
tüm fiiler icin dogru mu? Istisnalar yok mu? Evet, acalim diger
perdeyi, sohbete devam edelim. ;-)
Neyse Choro, şimdi seninle oturup anlamsız bir münakaşaya girmek
istemem. Sen diyeceksin Canon ben diyeceğim Nikon. Boşver.
Fekaaat, şunu da söylemeden geçmeyeyim; son günlerde Nikon'un
bilhassa digital sektöründe kullanılan bir lens tipi var sonu VR ile
biten (VR= Vibration Resistant), aha bu lensler yok satıyor. Ve dahi
MSP nin (Manufacturer's Suggesstid Retail price) ın çook üstünde.
Mesela 600 US dolarlık bir VR lensini 800 ün üstünde satıyor büyük
mağazalar ve dört ay kadar da sırada bekliyorsun. :) Mesela az önce
gırgırından Ritz Camera yı aradım New York'tan, taze bitti dedi. Zaten
gırgırına aramıştım alacağım felan yok da... Daha iki gün önce ilan
ediyorlardı 'evet mallar geldi hadi gari gelin satın alın' felan
fişmekan. (Ah ulan şu kapital das boot vesaire.)
İstersen bu lenslerle çekilmiş bir iki resme bak İnternette D200
camera ile güzel bir set teşkil ediyor.
İlle velakin herşeyin ötesinde güzel resim çekmek, bilirsin, insanın
maharetine, kafasına vs ye bağlı. Teknik olarak gelişmiş alet ve
edavat bu resimin çekilişini daha kolay kılıyor o kadar. Türkiyemizde
de çok güzel fotoğrafçılar var. Ve büyük şehirlerde foto klupleri
yaygın.
O daha güzel, bu kötüdür deyip işi karşılıklı arbedeye döndürmek
istemeyişimin sebebi biraz da bu yüzden, nice resimler gördüm on
dolarlık makinayla çekilmiş ve şahane. Acaip güzel.
Görüşürüz.
***********
Çoronik'de diyor ki....
Söylediklerin çok doğru, Rifat. Fotoğrafçılıkta en mühim olan kompozisyon ve
ışıklandırma. Evet, Türkiye'de harika fotografcılar oldugunu ben de
biliyorum. Bazılarının web sayfalarını hali hazırda ziyaret etmişimdir.
Senin bahsettiğin VR yeni teknoloji değil ki. Optical Image Stabilization
teknoljisinden ne farkı var? Safari filmcileri sine-kameralarını 'gyro'
mekanizması ile birlikte kullanarak ayni neticeyi elde ederlerdi. Uçak veya
helikopterden de filme aldıkları sahneler için de 'gyro' mekanizması
kullanırlar.
Ne ise, uztmıyalım bu konuyu. Bana bir Nikon sistemi gönderirsen hayır
diyecek değilim ya!
--
choro-nik
*******
Bir dakika. Klavyeyi degistireyim. Aksi halde bes dakikada yazabilecegim
seyleri ancak yarim saatte yazabilirim.
Ingilizcede bu 'un-' prefix'i gayet kullanislidir. Do/Undo, fasten/unfasten,
tighten/untighten, ethical/unethical gibi.
Bazi kelimeler icin 'de-' prefix'i kullanilir. Contaminate//decontaminate,
Freeze/Defreeze/Defrost, Flower/Deflower (Dikkat, dikkat! Kizligini alma
anlaminda !!!), Forestation/Deforestation.
Bu tip ucuncu prefix 'a-' Moral/Amoral, Theist/Atheist gibi. (a- prefix
olarak 'ey' diye telaffuz edilir genellikle.
Bir de 'non-' prefix'i var. Believer/non-believer gibi.
Ingilizcenin zaten zenginligi bircok dillerden kaynaklasmis olmasindadir. Bu
ayni zamanda Ingilizcenin puf noktasidir, senin anliyacagin.
--
choro-nik
*******
Eh aradaki farkı şöyle oluyor, bu senin dediklerin her yerde bulunup
vasat bir fiyata alınabildiği halde bizim VR lar karaborsada. :)
Yok yahu şaka ediyorum. Fakat adam diyor ki gece resimleri hariç artık
tripod kullanmıyorum. Bu kafi herhalde. :)
>
>Ne ise, uztmıyalım bu konuyu. Bana bir Nikon sistemi gönderirsen hayır
>diyecek değilim ya!
O kolay. Nikon sistemi yerine güzel bir tavsiyeye ne dersin? Mesela
E-Bay e gir oradan Mint ya da E+ bir Nikon F3 hp al motoruyla beraber
400 dolar. Bir de iki tane (biri geniş açı diğeri 55mm macro) lens
uydurursan 2-300 e. Al sana muhteşem bir profesyonel takım. Vaktiyle
en güzel resimleri çekmişlerdi. Eee auto focus değilmiş. N'apalım?
Eğer gözlerin iyi ise (yani şeker hastalığından filan doğan bazı
naneler yoksa) auto focus de ne oluyor?
Geçen gün 80 dolara bir f3 hp satın aldım. Tabii ki orası burası
boyası silik, üst tarafında hafif bir 'dent' var. Ama tıkır tıkır
çalışıyor. Halbuki ben onu yedek parça için almıştım. Hani elimdeki
bozulur filan da parçaları bundan çıkarır ötekine takarım diye. Bir
ara eski Leica ları da koleksiyon babından toplardım. Sonra bir gün
parasız kalınca hepsini sattım. Şimdi kendimi suçluyorum o yüzden.
E Bay e bir bak istersen senin Contax RTS II ler filan düşüyor epey.
Nostalji bazan iyidir. :)
Baktım bazıları cart curt 'subject' değiştirmiş bu ilmekte. Eskisine
döndürdüm. Şimdi senin benimle olan > işareti problemine bir de
'subject' hattı problemi çıktı ama olsun biz eskilerdeniz. hehehe
Demek "puan kopara kopara" geldin bugunlere hehe :-)
> Biz Kibrislilar bicbir zaman Ahbap demeyiz, be ahbab!!! Begenmezsen okuma.
Okudugunu anla gerzek.
Ne demisim:
"Turkce'de konusma ve yazi dilinde kullanilmayan "ahbap" kelimesinin"
Yani Turkce'de varolup da kullanilmadigini soyleyen benim. Bunun ustune
biz ahbap demeyiz ne demek? Git ilmegini oku. Kim ahbap demis ogren de gel.
Gerizekali benim derdim p b donusmesi degil, bu kelimenin hicbir sekilde
kullanilmadigidir. Sozlukten ogreniyorsun galiba bunlari.
P b donusmesine gelince;
Bu ancak ek aldigi zaman olur.
Ahpap -> ahbabi gibi
Durduk yerde Ahbab olmaz.
Annadin mi simdi?
Sanga bir soru= Dogrusu annamak mi anlamak mi yoksa agnamak mi? Dogru cevap
verebilirsen al sana uc bakir. Bakir nedir bilmeng? Guru$ be garda$.
HeHeHe...
Sen hic muluhiya veya gologas yeding mi? Ya da helliminan corek?
Yemediysang git bul da denge. O zaman bu ahbab/ahbap/ahpap sorusunu tekrar
ele alirik.
Seng bilirsang bir iki ben bilirim oniki a garda$.... HeHeHe...
--
choro-nik
*******
"vatandas" <vatandas@google_mail> wrote in message
news:44e82...@x-privat.org...
"vatandas" <vatandas@google_mail> wrote in message
news:44e820be$1...@x-privat.org...
>"Rifat Albayrak" <rifata...@cox.net> wrote in message news:0a5ge2tcsak10quqq...@4ax.com...
>On Sun, 20 Aug 2006 07:38:11 GMT, "choro-nik" <chor...@tvcom.net>
>wrote:
>
>>"Rifat Albayrak" <rifata...@cox.net> wrote in message
>>news:f4sfe29buutun090l...@4ax.com...
>>On Fri, 18 Aug 2006 08:11:43 GMT
>>
>>
>>Neyse Choro, şimdi seninle oturup anlamsız bir münakaşaya girmek
>>istemem. Sen diyeceksin Canon ben diyeceğim Nikon. Boşver.
>>Fekaaat, şunu da söylemeden geçmeyeyim; son günlerde Nikon'un
>>bilhassa digital sektöründe kullanılan bir lens tipi var sonu VR ile
>>biten (VR= Vibration Resistant), aha bu lensler yok satıyor. Ve dahi
>>MSP nin (Manufacturer's Suggesstid Retail price) ın çook üstünde.
>>Mesela 600 US dolarlık bir VR lensini 800 ün üstünde satıyor büyük
>>mağazalar ve dört ay kadar da sırada bekliyorsun. :) Mesela az önce
>>gırgırından Ritz Camera yı aradım New York'tan, taze bitti dedi. Zaten
>>gırgırına aramıştım alacağım felan yok da... Daha iki gün önce ilan
>>ediyorlardı 'evet mallar geldi hadi gari gelin satın alın' felan
>>fişmekan. (Ah ulan şu kapital das boot vesaire.)
>>İstersen bu lenslerle çekilmiş bir iki resme bak İnternette D200
>>camera ile güzel bir set teşkil ediyor.
>
>Kusura bakma Ingilizce klavye ile yaziyorum.
>
>Orininal Nikon F1'lar hic bir ariza gostermeden 100,000 fotograf cekecek kalitede imal edilirdi. 1960'li yillarin ortalarinda Ingilterede fiyati 440 sterlindi. 'Export' fiyati 125 Amerikan dolari idi. Bu bilgiyi goz hirsizligi yaparak elde edindim.Kibrista fiyati ise 125 sterlindi. Yani Kibristaki acenteleri dolar olarak export fiyatinin % 280'ine satardi. ) O zamanlar sterlin degerinde olan Kibris lirasi $2.80 dolara bedeldi. Stokda bulundurmadiklari icin ben de o zamanlar kendime bir Pentax almistim. Tuh yuzume!!!
1250 Amerikan dolari demek istedin. (Ben de Ingilizce klavyeye
gectim.) O zamanlar bile iyi paraymis.
>Canon kameralarinin o zamanlar hala Breech Lock'lari vardi. Fakat Kibristaki acentesi de aynen Nikon acentesi gibi sadece katalogu gosterebiliyordu musteriye.
Epey para tutuyor stokta tutmak herhalde.
>>İlle velakin herşeyin ötesinde güzel resim çekmek, bilirsin, insanın
>>maharetine, kafasına vs ye bağlı. Teknik olarak gelişmiş alet ve
>>edavat bu resimin çekilişini daha kolay kılıyor o kadar. Türkiyemizde
>>de çok güzel fotoğrafçılar var. Ve büyük şehirlerde foto klupleri
>>yaygın.
>
>En muhim olan o ruh haline girmedir. Yani her seyi insanin kafansinda fotograf olarak gorme kabiliyetine bagli.
Aynen.
>>O daha güzel, bu kötüdür deyip işi karşılıklı arbedeye döndürmek
>>istemeyişimin sebebi biraz da bu yüzden, nice resimler gördüm on
>>dolarlık makinayla çekilmiş ve şahane. Acaip güzel.
>>
>>Görüşürüz.
>>
>>***********
>>
>>Çoronik'de diyor ki....
>>
>>Söylediklerin çok doğru, Rifat. Fotoğrafçılıkta en mühim olan kompozisyon ve
>>ışıklandırma. Evet, Türkiye'de harika fotografcılar oldugunu ben de
>>biliyorum. Bazılarının web sayfalarını hali hazırda ziyaret etmişimdir.
>>
>>Senin bahsettiğin VR yeni teknoloji değil ki. Optical Image Stabilization
>>teknoljisinden ne farkı var? Safari filmcileri sine-kameralarını 'gyro'
>>mekanizması ile birlikte kullanarak ayni neticeyi elde ederlerdi. Uçak veya
>>helikopterden de filme aldıkları sahneler için de 'gyro' mekanizması
>>kullanırlar.
>
>Eh aradaki farkı şöyle oluyor, bu senin dediklerin her yerde bulunup
>vasat bir fiyata alınabildiği halde bizim VR lar karaborsada. :)
>Yok yahu şaka ediyorum. Fakat adam diyor ki gece resimleri hariç artık
>tripod kullanmıyorum. Bu kafi herhalde. :)
>
>Olabilir azizim. Adam kendi 'tripod' olmu$ olamsin. ;-))))))))))
Sahiden de oyle oluyor.
VR in faydalari. hehehe
>>Ne ise, uztmıyalım bu konuyu. Bana bir Nikon sistemi gönderirsen hayır
>>diyecek değilim ya!
>
>O kolay. Nikon sistemi yerine güzel bir tavsiyeye ne dersin? Mesela
>E-Bay e gir oradan Mint ya da E+ bir Nikon F3 hp al motoruyla beraber
>400 dolar. Bir de iki tane (biri geniş açı diğeri 55mm macro) lens
>uydurursan 2-300 e. Al sana muhteşem bir profesyonel takım. Vaktiyle
>en güzel resimleri çekmişlerdi. Eee auto focus değilmiş. N'apalım?
>Eğer gözlerin iyi ise (yani şeker hastalığından filan doğan bazı
>naneler yoksa) auto focus de ne oluyor?
>Geçen gün 80 dolara bir f3 hp satın aldım. Tabii ki orası burası
>boyası silik, üst tarafında hafif bir 'dent' var. Ama tıkır tıkır
>çalışıyor. Halbuki ben onu yedek parça için almıştım. Hani elimdeki
>bozulur filan da parçaları bundan çıkarır ötekine takarım diye. Bir
>ara eski Leica ları da koleksiyon babından toplardım. Sonra bir gün
>parasız kalınca hepsini sattım. Şimdi kendimi suçluyorum o yüzden.
>
>===================
>Herhalde ya bele$e de sattin. Yazik.
>=====================
Beles evet. Cok ucuza gittiler.
>E Bay e bir bak istersen senin Contax RTS II ler filan düşüyor epey.
>Nostalji bazan iyidir. :)
>
>=========
>Yaw Rifat ben bundan sonra film kullanan makine mi kullanacagim. RTS II kameram benim ex-de. Daha dogrusu kameralarim -- cunku iki tane RTS II'm vardi. Benim ex muhtemelen onlari ya garaja ya da tavan arasina atti -- eger zibil tenekesine atmami$sa!!!
>=====================
Film makineleri hala isin ciddi tarafidir yani. Bu digitaller bi moka
benzemiyor henuz. Sadece Canon un bir cinsi var 16.2 Megapix. yani
35 mm lik filmin detayina sahip olan. Digerleri oyuncak gibi sanki.
>Baktım bazıları cart curt 'subject' değiştirmiş bu ilmekte.
>
>===================
>
>Ta$ yoksa kilcik mi atiyorsun birilerine, Rifat? Kime acaba? Dogrusu, hic kestiremedim.
>===================
Ya bazilarinin adetleridir iste.
Bir yazi atarsin. Kenarindan kosesinden girerler mevzuya ondan sonra
da iki yazidan sonra senin basligu degistirirler. Yazdigin yazi da,
konu da degisir.
Bunderpust hikayeleri.
>> You can undo? Bu terimi ilk gördügümde "do" ile iliskisini
>> göremedim,
>> sonra caktim davayi. "undongle" da buna benziyor. "dis" olumsuz
>> takisi tüm fiiler icin dogru mu? Istisnalar yok mu? Evet, acalim
>> diger perdeyi, sohbete devam edelim. ;-)
>
> Bir dakika. Klavyeyi degistireyim. Aksi halde bes dakikada
> yazabilecegim seyleri ancak yarim saatte yazabilirim.
;-) Ben seni öyle de okurum, böyle de.
> Ingilizcede bu 'un-' prefix'i gayet kullanislidir. Do/Undo,
> fasten/unfasten, tighten/untighten, ethical/unethical gibi.
>
> Bazi kelimeler icin 'de-' prefix'i kullanilir.
> Contaminate//decontaminate, Freeze/Defreeze/Defrost, Flower/Deflower
> (Dikkat, dikkat! Kizligini alma anlaminda !!!),
> Forestation/Deforestation.
> Bu tip ucuncu prefix 'a-' Moral/Amoral, Theist/Atheist gibi. (a-
> prefix olarak 'ey' diye telaffuz edilir genellikle.
>
> Bir de 'non-' prefix'i var. Believer/non-believer gibi.
>
> Ingilizcenin zaten zenginligi bircok dillerden kaynaklasmis
> olmasindadir. Bu ayni zamanda Ingilizcenin puf noktasidir, senin
> anliyacagin. --
"püf noktasi"ni "zayif tarafi" olarak mi okumaliyim? Melez bir dil
Ingilizce, yazi ile söyleyis arasinda dag gibi fark var, bazi söyleyis
kurallarina ragmen. Dilyapisi= grameri nispeten kolay. Almanca ve
Türkce'de tam tersi. Ne kadar Türkce dili üzerine kitap okursam, o
kadar kuralsizliklari saptiyorum. Ki onlara da bir kural kaftani
bicilmis beni tatmin etmeyen. Neyse, biz Ingilizce ile ilgilenelim,
Türkce simdilik arkada kalsin, konu dagilmasin.
R>1250 Amerikan dolari demek istedin. (Ben de Ingilizce klavyeye
gectim.) O zamanlar bile iyi paraymis.
USA fiyatlari ne idi o zamanlar bilmiyorum. Fakat Ingiltere piyasasinda
fiyatlar cok tuzluydu. Dedigim gibi Kibrista fiyati 125 sterlindi. Arap
limanlarinda belki de 80 sterline satilirdi.
>Canon kameralarinin o zamanlar hala Breech Lock'lari vardi. Fakat
>Kibristaki acentesi de aynen Nikon acentesi gibi sadece katalogu
>gosterebiliyordu musteriye.
R>Epey para tutuyor stokta tutmak herhalde.
O degil Rifat. Kac kisi o paraya kamera alacakti Kibris gibi yarim milyonluk
bir adada? Zaten o zamanlar Kibrista kameralar Ingiliz askerlerine satilirdi
daha ziyade. Onlar da iyi kalite fakat ucuz tip kamera secerlerdi. Oyle
Nikon, Leica, Canon, Hasselblad satin alacak pek kabadayi yoktu.
>>İlle velakin herşeyin ötesinde güzel resim çekmek, bilirsin, insanın
>>maharetine, kafasına vs ye bağlı. Teknik olarak gelişmiş alet ve
>>edavat bu resimin çekilişini daha kolay kılıyor o kadar. Türkiyemizde
>>de çok güzel fotoğrafçılar var. Ve büyük şehirlerde foto klupleri
>>yaygın.
>
>En muhim olan o ruh haline girmedir. Yani her seyi insanin kafansinda
>fotograf olarak gorme kabiliyetine bagli.
R>Aynen.
>>O daha güzel, bu kötüdür deyip işi karşılıklı arbedeye döndürmek
>>istemeyişimin sebebi biraz da bu yüzden, nice resimler gördüm on
>>dolarlık makinayla çekilmiş ve şahane. Acaip güzel.
>>
>>Görüşürüz.
>>
>>***********
>>
>>Çoronik'de diyor ki....
>>
>>Söylediklerin çok doğru, Rifat. Fotoğrafçılıkta en mühim olan kompozisyon
>>ve
>>ışıklandırma. Evet, Türkiye'de harika fotografcılar oldugunu ben de
>>biliyorum. Bazılarının web sayfalarını hali hazırda ziyaret etmişimdir.
>>
>>Senin bahsettiğin VR yeni teknoloji değil ki. Optical Image Stabilization
>>teknoljisinden ne farkı var? Safari filmcileri sine-kameralarını 'gyro'
>>mekanizması ile birlikte kullanarak ayni neticeyi elde ederlerdi. Uçak
>>veya
>>helikopterden de filme aldıkları sahneler için de 'gyro' mekanizması
>>kullanırlar.
>
>Eh aradaki farkı şöyle oluyor, bu senin dediklerin her yerde bulunup
>vasat bir fiyata alınabildiği halde bizim VR lar karaborsada. :)
>Yok yahu şaka ediyorum. Fakat adam diyor ki gece resimleri hariç artık
>tripod kullanmıyorum. Bu kafi herhalde. :)
>
>Olabilir azizim. Adam kendi 'tripod' olmu$ olamsin. ;-))))))))))
>Sahiden de oyle oluyor.
>VR in faydalari. hehehe
Vroooom! Vibrasyona kar$i anti-vibrasyon gibisinden mi demek
istiyorsun?;-)))))))))))
>>Ne ise, uztmıyalım bu konuyu. Bana bir Nikon sistemi gönderirsen hayır
>>diyecek değilim ya!
>
>O kolay. Nikon sistemi yerine güzel bir tavsiyeye ne dersin? Mesela
>E-Bay e gir oradan Mint ya da E+ bir Nikon F3 hp al motoruyla beraber
>400 dolar. Bir de iki tane (biri geniş açı diğeri 55mm macro) lens
>uydurursan 2-300 e. Al sana muhteşem bir profesyonel takım. Vaktiyle
>en güzel resimleri çekmişlerdi. Eee auto focus değilmiş. N'apalım?
>Eğer gözlerin iyi ise (yani şeker hastalığından filan doğan bazı
>naneler yoksa) auto focus de ne oluyor?
>Geçen gün 80 dolara bir f3 hp satın aldım. Tabii ki orası burası
>boyası silik, üst tarafında hafif bir 'dent' var. Ama tıkır tıkır
>çalışıyor. Halbuki ben onu yedek parça için almıştım. Hani elimdeki
>bozulur filan da parçaları bundan çıkarır ötekine takarım diye. Bir
>ara eski Leica ları da koleksiyon babından toplardım. Sonra bir gün
>parasız kalınca hepsini sattım. Şimdi kendimi suçluyorum o yüzden.
>
>===================
>Herhalde ya bele$e de sattin. Yazik.
>=====================
R>Beles evet. Cok ucuza gittiler.
Maalesef oyle durumlarda kesesini acacak meraklisini bulmak kolay degil.
>E Bay e bir bak istersen senin Contax RTS II ler filan düşüyor epey.
>Nostalji bazan iyidir. :)
>
>=========
>Yaw Rifat ben bundan sonra film kullanan makine mi kullanacagim. RTS II
>kameram benim ex-de. Daha dogrusu kameralarim -- cunku iki tane RTS II'm
>vardi. Benim ex muhtemelen onlari ya garaja ya da tavan arasina atti --
>eger zibil tenekesine atmami$sa!!!
>=====================
R>Film makineleri hala isin ciddi tarafidir yani. Bu digitaller bi moka
benzemiyor henuz. Sadece Canon un bir cinsi var 16.2 Megapix. yani
35 mm lik filmin detayina sahip olan. Digerleri oyuncak gibi sanki.
Oyle olabilir fakat durum oyle suratle gelisiyor ki. Birde digital sistemin
kolayliklari oyle kolay kolay yabana atilacak cinsten degil.
>Baktım bazıları cart curt 'subject' değiştirmiş bu ilmekte.
>
>===================
>
>Ta$ yoksa kilcik mi atiyorsun birilerine, Rifat? Kime acaba? Dogrusu, hic
>kestiremedim.
>===================
R>Ya bazilarinin adetleridir iste.
$art degil. Sen istedigin anlamda al onu.
>Melez bir dil
> Ingilizce, yazi ile söyleyis arasinda dag gibi fark var, bazi söyleyis
> kurallarina ragmen. Dilyapisi= grameri nispeten kolay. Almanca ve
> Türkce'de tam tersi. Ne kadar Türkce dili üzerine kitap okursam, o
> kadar kuralsizliklari saptiyorum. Ki onlara da bir kural kaftani
> bicilmis beni tatmin etmeyen. Neyse, biz Ingilizce ile ilgilenelim,
> Türkce simdilik arkada kalsin, konu dagilmasin.
Senin "dilyapisi" dediginin Ingilizce karsiligi "Syntax"dir.
Gramer bo$ i$ Acep. "Parsing and Analysis" cumle kurulusunu anlamak
bakimindan cok daha faydali bence. Zaten insanin analitik zekasi varsa
gramer kurallarinin ne oldugunu otomatikman anlar. Cumle kuruluslarini yani
"Syntax"i anlamakdir muhim olan. Parsing and Analysis'de bu hususta oldukca
yararlidir.
>
>>> Ingilizcenin zaten zenginligi bircok dillerden kaynaklasmis
>>> olmasindadir. Bu ayni zamanda Ingilizcenin puf noktasidir, senin
>>> anliyacagin. --
>>
>> "püf noktasi"ni "zayif tarafi" olarak mi okumaliyim?
>
> $art degil. Sen istedigin anlamda al onu.
Tamam, anlastik.
>> Melez bir dil
>> Ingilizce, yazi ile söyleyis arasinda dag gibi fark var, bazi
>> söyleyis kurallarina ragmen. Dilyapisi= grameri nispeten kolay.
>> Almanca ve Türkce'de tam tersi. Ne kadar Türkce dili üzerine kitap
>> okursam, o kadar kuralsizliklari saptiyorum. Ki onlara da bir kural
>> kaftani bicilmis beni tatmin etmeyen. Neyse, biz Ingilizce ile
>> ilgilenelim, Türkce simdilik arkada kalsin, konu dagilmasin.
>
> Senin "dilyapisi" dediginin Ingilizce karsiligi "Syntax"dir.
Ona "cümle yapisi" demek dogru olacak. Ben bilinen "dilbilgisi" yerine
kullandim, dilbilimin nerdeyse tüm dallarini kapsayan bir terim olarak.
> Gramer bo$ i$ Acep. "Parsing and Analysis" cumle kurulusunu anlamak
> bakimindan cok daha faydali bence. Zaten insanin analitik zekasi
> varsa gramer kurallarinin ne oldugunu otomatikman anlar. Cumle
> kuruluslarini yani "Syntax"i anlamakdir muhim olan. Parsing and
> Analysis'de bu hususta oldukca yararlidir.
Aslinda Türkce icin "matematik gibi mantikli bir temele oturtulmus"
diyenlereydi lafim. Yani kuralsizliklar Türkce'de de mevcut, yapay
istisnai kurallarla gene de kurallastirilmis olduguna isaret ettim. Bir
örnek mi? yapmak ile yemek(= yemek yemek, biraz sacma bir anlatim
bicimi, ama yanlis okumayi önlemek icin gerekli!) fillerini cek, ses
degisimine dikkat et: Yapiyorum; yIyorum. Neden "yeyiyorum" degil de
"yiyorum"?
Acep, eskiden Kibrislilar 'yiyorum' degil de 'yeyiyorum' derlerdi.
Bircoklari hala daha 'yiyorlar' degil de 'yeyiyorlar' der. Ancak butun
Turkiye'ye yayilan bozuk Istanbul Turkcesiyle 'yiyorum' denir.
--
choro-nik
*******
>
Türkçe'nin İstanbul aksanı konuşulanların arasında en zarifi kabul
edilir. Niçin 'bozuk' olsun? O zaman, mesela, Denizli aksanına ya da
Pervari aksanına da 'bozuk' ya da 'bozuk olmayan = doğru' aksan
dememiz gerekir ki işte o noktada işler raydan çıkar.
İstanbul ağzının bu kadar rağbet görmesinde Dersaadetliğinin de
etkisi var herhalde ama emin değilim.
Hatta lehçeler arasındaki farklarda bile bozukluktan bahsetmek doğru
değildir. Öyle kullanıyorlarsa doğrudur. Mesela Azeri hostesin "İnişe
geçiyoruz, lütfen kemerlerinizi bağlayınız" yerine "Şimdi
düşeceğiz kemerleri bağlayınız" dediğinde iki Türk gazetecinin
donlarını doldurmaları bahis konusu olsa bile kullanım, aksan ve lehçe
bozuk değil doğrudur.:)
Bunları derken tabii ki seni tenkit etmiyor, sadece fikrimi
söylüyorum.
"Ye-mek" şeklinde kullandığımız fiilin aslı "yey-mek" olmasın o zaman ?
Guiness rekorlar kitabini olusturan olay neydi, bir arasit,r ondan sonra
gel anlat bize.
"Yemek"ten ye-megi cikarmissin.
Ama unutma ki "yemek" yerine "yimek" diyenler de var. bu da seni
matematiksel olarak yemek "yiyorum" demeye goturur.
Otur.
Eksi 2 hehe :-)
Olabilir; olmasa da verdigim örnek fiil cekimlerine aykiri. Aynisi
"demek" icin de gecerli: diyorum; "deyiyorum" degil, fakat sevmek:
seviyorum, gülmek: gülüyorum vs.
"yiyecek"den yola cikarsan, "yiyorum" manali olur, yani "yemek" yerine
"yimek" demeliyiz. ;-) Neyse, elimde kaynak kitap yok bu konuya dair,
sadece bir tahmin.
>> Aslinda Türkce icin "matematik gibi mantikli bir temele oturtulmus"
>> diyenlereydi lafim. Yani kuralsizliklar Türkce'de de mevcut, yapay
>> istisnai kurallarla gene de kurallastirilmis olduguna isaret ettim.
>> Bir örnek mi? yapmak ile yemek(= yemek yemek, biraz sacma bir
>> anlatim
>> bicimi, ama yanlis okumayi önlemek icin gerekli!) fillerini cek, ses
>> degisimine dikkat et: Yapiyorum; yIyorum. Neden "yeyiyorum" degil de
>> "yiyorum"?
>
> Acep, eskiden Kibrislilar 'yiyorum' degil de 'yeyiyorum' derlerdi.
> Bircoklari hala daha 'yiyorlar' degil de 'yeyiyorlar' der. Ancak
> butun
> Turkiye'ye yayilan bozuk Istanbul Turkcesiyle 'yiyorum' denir.
Bilgi icin sükran gönderiyorum; ayrica diger yazima bakiver, sonra
gerekli görürsen perdeyi aciver. *g*
Eylem Kiplerine Dair Ek 1:
==========================
'İki harfli' ve sonu 'ince sesli' ile biten hecelerden mürekkep 'mastar
köklerinde', fiilin çekimine mahsus 'ses eğim kuralı', ince sesli yok
farz edilerek işletilir.
==========================
Nasıl ? İyi salladım mı ?
<g>
> "yiyecek"den yola cikarsan, "yiyorum" manali olur, yani "yemek" yerine
> "yimek" demeliyiz. ;-)
Zaten eskiler [dedeler, nineler, haminneler...] "hadi, yi...yi; yi
bakalım..." derlerdi ya..:-)
> Neyse, elimde kaynak kitap yok bu konuya dair,
> sadece bir tahmin.
Kitap yok, ama "Kıprıslı" var...
Keyifli sürprizlerle dolu 'otantiklik dersleri' dinliyor gibi
hissediyorum bazı mesajlarını okurken...
>>> "Ye-mek" şeklinde kullandığımız fiilin aslı "yey-mek" olmasın o
>>> zaman?
>>
>> Olabilir; olmasa da verdigim örnek fiil cekimlerine aykiri. Aynisi
>> "demek" icin de gecerli: diyorum; "deyiyorum" degil, fakat sevmek:
>> seviyorum, gülmek: gülüyorum vs.
>
> Eylem Kiplerine Dair Ek 1:
> ==========================
> 'İki harfli' ve sonu 'ince sesli' ile biten hecelerden mürekkep
> 'mastar köklerinde', fiilin çekimine mahsus 'ses eğim kuralı', ince
> sesli yok farz edilerek işletilir.
> ==========================
>
> Nasıl ? İyi salladım mı ?
> <g>
Neyi kastettigine bagli "sallamak" ile; öznesiz, nesnesiz esnek, farkli
okumak imkan dahilinde.
Fakat seni anladigimi düsünüyorum, kalbinden gecenleri bilmiyorum. Ne
güzel bir kaftan bicmisler bu kadar az mastarlara! "farz edilerek" cok,
cok hosuma gitti.Acep ben nu kurali mantiksiz farzedebilir miyim? *eg*
Eski bir gramer kitabi var bir yerde(= burada), ona firsat olursa
bakacagim, acep yeni mi yumurtlanmis bu kural, yoksa ben mi
bilmiyorumdum?
Sen hangi kaynaktan devsirdin bu ek kurali?
>> "yiyecek"den yola cikarsan, "yiyorum" manali olur, yani "yemek"
>> yerine "yimek" demeliyiz. ;-)
>
> Zaten eskiler [dedeler, nineler, haminneler...] "hadi, yi...yi; yi
> bakalım..." derlerdi ya..:-)
Yalniz onlar degil, Anadolu'nun bazi yörelerinde aynen öyle konusurlar.
>> Neyse, elimde kaynak kitap yok bu konuya dair,
>> sadece bir tahmin.
>
> Kitap yok, ama "Kıprıslı" var...
Cyprus'a pek benzedi Kiprisli. Hatirima iki, üc gün önce, sanirim
CHP'ye yakin bir kanal, Kanal B'deki "Bekleme Odasi" sohbetinde konusan
büyükelci geldi, Israil degil de "Ezrael" diye telaffuz etti, ben de
afal afal baktim, durdum, cünkü kimse nazik tarzda bile ne itiraz etti
ne de düzeltti bu söylenisi.
> Keyifli sürprizlerle dolu 'otantiklik dersleri' dinliyor gibi
> hissediyorum bazı mesajlarını okurken...
Iltifatina layik omadigim kanaatindeyim, okuduklarin unuttuklarimin
belki yüzde biri. Bahane mi, hakikat mi, onu Allah'a havale ediyorum,
fakat zamanim, benim icin cok mühim, bazi konulara egilmeme el vermiyor
maalesef. Hatta daha keyifli, beklenmedik bilgilerle bezenmis
sohbetlerde mümkündür burada, lakin o kisiler epeydir ugramiyorlar bu
mekana.
Unutmadan söylemis olayim, belki gözünden kacmistir, önemsememissindir
diye: kitaplarin cogu gözüm önünde, yani ender durumlar haric
kaynaklardan yararlanabiliyorum artik. Ender, hakiki durumlar haric bu
mazaretim de ortadan kalkti gayri. Nostalji olsun diye de, yarin sabag
kalktigimda yapaccagim ilk is, Özay Gönlüm'den "Nineye mektup"
45'ligini dinlemek olacak. Sanki Türkiye'deymis gibi bir his veriyor
bana, sicak analari canlaniriyor, tazeliyor hafizamda. O da rahmetli
oldu, 99 depreminde mi öldü, ne zaman, onu sen daha iyi bilirsin elbet,
cünkü bu tür haberler iki, üc satirla gecistirilir bu diyarda: bazan
duyarim, cogu zaman sonradan ögrenip, kahpe insanlar! diye sitem
cekerim, örnek sanatcilar unutulur, gider, gözyaslari sömüren
sanatcilar da maalesef ekranda cirit atar. Sana zahmet bir arastirir
misin, Türkiye gazetesinin simdiki sahibi kimdir? Su TGRT'nin diger
kanallardan farki kalmadi, misafir oldugumdan agzimi tuttum, igrenmeme
ragmen. Neyse, uzun olduysa bu cevabim, müsebbibi sensin, kibrimi
oksadin. ;-)
Oyleyse niye her Kibris Turkcesiyle yazdigim seylere itiraz ediyorsun? Demek
ki degisik bolgelerin degisik lehceleri var.
Tartismayi kaybettin, demek ki!!!
--
choro-nik
*******
>
Evet yazdigin mantiga uygun fakat Kibrista eskiden yiyecek degil de yeyecek
diyorlardi. Benim tahminim yiyecek nazik incelmis (!) Istanbul Turkcesi.
Ho$, Istanbul Turkcesine pek itirazim yok fakat diger bolgelerin lehcelerini
de hor gormemeliyiz.
Ne ise bir de 'vatandas'a biraz 'yem' atalim da ac kalmasin, zavalli. Karni
tok olunca insallah saga sola pek saldirmaz.
--
choro-nik
*******
"Rifat Albayrak" <rifata...@cox.net> wrote in message
news:au4je2hlpnscsm6b9...@4ax.com...
===========
çoronik'in cevabi...
Soylediklerine ben de katiliyorum, Rifat. Benim kavgam 'vatandas'la. Ikide
bir Kibrislilara catiyor. Evet, Istanbul $ivesi zarif olabilir. Bunu ben de
kabul ediyorum. Fakat ille de hepimizin Istanbul $ivesi ile konu$mamiz
gerekmez.
Bence Azeri hostes'in "$imdi dusecegiz" demesi akla mantiga yatmaz. Cunku
butun Turk dunyasinda "du$mek" bence bizim bildigimiz anlamda "du$mek"
olabilir. Yani du$mek bir kaza neticesi olarak du$mek anlamindadir. Benim
mantigima gore butun Turkluk dunyasinda du$mek bu anlamdadir.
Mesela, Kibris'ta "para koparmak" ve bir de "birilerinden para cikarmak"
deyimleri var. Anlamlari yakin oldugu halde tipa tip ayni degil. Yani
aralarinda nuans farki (!) var. Ben "puan koparmagi" yolsuzluk yaparak hak
edilenden fazla puan alma cabasi anlaminda kullanmi$tim. Guzellik
yari$malarinda bazi kizlar mesela hakemlerle yatarsa o zaman "puan koparma"
pe$inde olduklari icin bu tip cinsi ili$kilerde bulunmu$ olurlar. Puan
haketme baska, puan alma baska, puan koparma baska. 'vatandas' ne demek
istedigimi anlamaga cabalamadan hemen saldiriya gecti!!! Ben de $imdi
kendine 'yem' veya 'yim' (!) atmagi dusunuyorum ki yeyip/yiyip karni doyunca
biraz rahatlar da ikide bir bo$ yere saga sola saldirmaz.
Evet, dil ya$ayan gelisen organik bir seydir. Kelimeler veya deyimler halk
arasinda kabullendigi zaman artik dile yerlesmi$ olur.
Ve evet, Istanbul $ivesi gayet zariftir fakat $ahsen ben genellikle Ankara
Turkcesini tercih ediyorum.
--
choro-nik
*******
Benim tahminime gore yemek yemenin koku 'yem' kelimesinden.
'vatandas'a biraz 'yem' gonderiyorum ki belki tok karinla ac kopekler gibi
saga sola saldirmaz!!!
--
choro-nik
*******
Gayet tabii gerekmez. O zaman işin dadı tuzu galmaz. Çok renklilik her
zaman için iyidir.
>
>Bence Azeri hostes'in "$imdi dusecegiz" demesi akla mantiga yatmaz. Cunku
>butun Turk dunyasinda "du$mek" bence bizim bildigimiz anlamda "du$mek"
>olabilir. Yani du$mek bir kaza neticesi olarak du$mek anlamindadir. Benim
>mantigima gore butun Turkluk dunyasinda du$mek bu anlamdadir.
Senin mantığına yatmayabilir fakat aynen böyle bir olay olmuştur. Ve
de ben bunu (galiba Milliyet idi) gazetede okumuşumdur. Adamlar inişe
geçmeğe düşmek diyorlar. (Ben de zaten senin düz mantığının bu işlerde
yürümeyeceğini anlatmağa çalışıyorum bu yüzden getirdim o örneği.)
>
>Mesela, Kibris'ta "para koparmak" ve bir de "birilerinden para cikarmak"
>deyimleri var. Anlamlari yakin oldugu halde tipa tip ayni degil. Yani
>aralarinda nuans farki (!) var. Ben "puan koparmagi" yolsuzluk yaparak hak
>edilenden fazla puan alma cabasi anlaminda kullanmi$tim. Guzellik
>yari$malarinda bazi kizlar mesela hakemlerle yatarsa o zaman "puan koparma"
>pe$inde olduklari icin bu tip cinsi ili$kilerde bulunmu$ olurlar. Puan
>haketme baska, puan alma baska, puan koparma baska. 'vatandas' ne demek
>istedigimi anlamaga cabalamadan hemen saldiriya gecti!!! Ben de $imdi
>kendine 'yem' veya 'yim' (!) atmagi dusunuyorum ki yeyip/yiyip karni doyunca
>biraz rahatlar da ikide bir bo$ yere saga sola saldirmaz.
>
>Evet, dil ya$ayan gelisen organik bir seydir. Kelimeler veya deyimler halk
>arasinda kabullendigi zaman artik dile yerlesmi$ olur.
>
>Ve evet, Istanbul $ivesi gayet zariftir fakat $ahsen ben genellikle Ankara
>Turkcesini tercih ediyorum.
Zaten benim de bayıldığım yok İstanbul şivesine, de, zarifliği yabana
atılmaz. Benim de en sevdiğim şive ve hatta türküler Azeri şivesi ve
türküleridir.
Günlük ve gündelik Türkçe kullanımı çerçevesinde ilk akla geleni
kastettim sallamak ile...
> Fakat seni anladigimi düsünüyorum, kalbinden gecenleri bilmiyorum. Ne
> güzel bir kaftan bicmisler bu kadar az mastarlara! "farz edilerek" cok,
> cok hosuma gitti.Acep ben nu kurali mantiksiz farzedebilir miyim? *eg*
> Eski bir gramer kitabi var bir yerde(= burada), ona firsat olursa
> bakacagim, acep yeni mi yumurtlanmis bu kural, yoksa ben mi
> bilmiyorumdum?
> Sen hangi kaynaktan devsirdin bu ek kurali?
Uydurdum, attım, salladım...:-)
>>> "yiyecek"den yola cikarsan, "yiyorum" manali olur, yani "yemek"
>>> yerine "yimek" demeliyiz. ;-)
>>
>> Zaten eskiler [dedeler, nineler, haminneler...] "hadi, yi...yi; yi
>> bakalım..." derlerdi ya..:-)
>
> Yalniz onlar degil, Anadolu'nun bazi yörelerinde aynen öyle konusurlar.
>
>>> Neyse, elimde kaynak kitap yok bu konuya dair,
>>> sadece bir tahmin.
>>
>> Kitap yok, ama "Kıprıslı" var...
>
> Cyprus'a pek benzedi Kiprisli.
'Kipros', 'Kipri' falan gibi.
'Adalılar' 'Kıprıs" diye telaffuz ediyor, "Gıbrıslı" versiyonuna ilk ve
son kez SCT'te rastladım şahsen.
> Hatirima iki, üc gün önce, sanirim
> CHP'ye yakin bir kanal, Kanal B'deki "Bekleme Odasi" sohbetinde konusan
> büyükelci geldi, Israil degil de "Ezrael" diye telaffuz etti, ben de
> afal afal baktim, durdum, cünkü kimse nazik tarzda bile ne itiraz etti
> ne de düzeltti bu söylenisi.
Yalçın Küçük de öteden beri ısrarla "İzrael" dedi durdu; herhalde
"alışıldı".
Bana öyle geliyor ki, "malum ekip" hem kendisi hem de TR için bir
transformasyon süreci başlatmış durumda ve bir yığın "enteresan bilgi ve
ibareyi" kedi maması niyetine atıyor sağa sola...
>> Keyifli sürprizlerle dolu 'otantiklik dersleri' dinliyor gibi
>> hissediyorum bazı mesajlarını okurken...
>
> Iltifatina layik omadigim kanaatindeyim, okuduklarin unuttuklarimin
> belki yüzde biri. Bahane mi, hakikat mi, onu Allah'a havale ediyorum,
> fakat zamanim, benim icin cok mühim, bazi konulara egilmeme el vermiyor
> maalesef. Hatta daha keyifli, beklenmedik bilgilerle bezenmis
> sohbetlerde mümkündür burada, lakin o kisiler epeydir ugramiyorlar bu
> mekana.
> Unutmadan söylemis olayim, belki gözünden kacmistir, önemsememissindir
> diye: kitaplarin cogu gözüm önünde, yani ender durumlar haric
> kaynaklardan yararlanabiliyorum artik. Ender, hakiki durumlar haric bu
> mazaretim de ortadan kalkti gayri.
Ne kadar enteresan...
Sanal ortamda yazıları takip ederken insan kendince bazı mizansenler
oluşturuyor mesajcının içinde bulunduğu ortamla ilgili.
Doğrusu seni yerden tavana kitaplıklardan duvarları görünmeyen, ama hoş
ve huzurlu + müziğin eksik olmadığı, tertipli bir ortamda tasavvur
etmiştim...
> Nostalji olsun diye de, yarin sabag
> kalktigimda yapaccagim ilk is, Özay Gönlüm'den "Nineye mektup"
> 45'ligini dinlemek olacak. Sanki Türkiye'deymis gibi bir his veriyor
> bana, sicak analari canlaniriyor, tazeliyor hafizamda. O da rahmetli
> oldu, 99 depreminde mi öldü, ne zaman, onu sen daha iyi bilirsin elbet,
> cünkü bu tür haberler iki, üc satirla gecistirilir bu diyarda: bazan
> duyarim, cogu zaman sonradan ögrenip, kahpe insanlar! diye sitem
> cekerim, örnek sanatcilar unutulur, gider, gözyaslari sömüren
> sanatcilar da maalesef ekranda cirit atar.
Depremde değil, kanserden kaybetmiştik diye hatırlıyorum.
Ama sen hatırlatmasan "niye epeydir gözükmüyor ?" diye sorardım aklıma
gelse.
> Sana zahmet bir arastirir
> misin, Türkiye gazetesinin simdiki sahibi kimdir? Su TGRT'nin diger
> kanallardan farki kalmadi, misafir oldugumdan agzimi tuttum, igrenmeme
> ragmen.
Ahmet Ertegün/Rupert Murdoch ortaklığı aldı onları geçenlerde.
Epeydir de kendilerini onlara beğendirmek çabasındaydılar zaten.
> Neyse, uzun olduysa bu cevabim, müsebbibi sensin, kibrimi
> oksadin. ;-)
Eyvallah Hocam. Serde çenebazlık olsun yeter ki..:-)
"Yeymek" kelimesini TR'den google'layınca birkaç birşey çıkar gibi oluyor...
Örneğin kultur.gov.tr'de yer alan, Başkurt edebiyatından "Hibetulla
Selihov" nam bir şahsiyetin
-> "Yeymek-eçmek ve keymek"
diye (otantikliği ve sembolikliği su götürmez:) bir deyişine
rastlanabiliyor.
>> Sen hangi kaynaktan devsirdin bu ek kurali?
>
> Uydurdum, attım, salladım...:-)
Tahminim o yönde olmakla beraber, mutlak emin degildim, kaynak
verseydin arastirmaya basliyacaktim. Pek iyi salladin.
>>> Kitap yok, ama "Kıprıslı" var...
>>
>> Cyprus'a pek benzedi Kiprisli.
>
> 'Kipros', 'Kipri' falan gibi.
>
> 'Adalılar' 'Kıprıs" diye telaffuz ediyor, "Gıbrıslı" versiyonuna ilk
> ve son kez SCT'te rastladım şahsen.
Bizim yörelerde "k" bazan "g" gibi telaffuz edilir, "Garadeniz". Hatta
sunu demek bile mümkün; Karadenizli *sert* sessizleri vurgularsa, bil
ki sinirlendi, kizdi. Baska ayrintilari da gözardi etmemek kaydiyla,
elbette.
>> Hatirima iki, üc gün önce, sanirim
>> CHP'ye yakin bir kanal, Kanal B'deki "Bekleme Odasi" sohbetinde
>> konusan büyükelci geldi, Israil degil de "Ezrael" diye telaffuz
>> etti, ben de afal afal baktim, durdum, cünkü kimse nazik tarzda bile
>> ne itiraz etti ne de düzeltti bu söylenisi.
>
> Yalçın Küçük de öteden beri ısrarla "İzrael" dedi durdu; herhalde
> "alışıldı".
Ben alisamiyacagim asla.
> Bana öyle geliyor ki, "malum ekip" hem kendisi hem de TR için bir
> transformasyon süreci başlatmış durumda ve bir yığın "enteresan bilgi
> ve ibareyi" kedi maması niyetine atıyor sağa sola...
Bu acidan bakmamistim henüz; eski günlerin hatirina dolayli
dileniyorlar desene.
> Ne kadar enteresan...
> Sanal ortamda yazıları takip ederken insan kendince bazı mizansenler
> oluşturuyor mesajcının içinde bulunduğu ortamla ilgili.
> Doğrusu seni yerden tavana kitaplıklardan duvarları görünmeyen, ama
> hoş ve huzurlu + müziğin eksik olmadığı, tertipli bir ortamda
> tasavvur
> etmiştim...
Kitablarimin cogu kartonlarda duruyordu, yer darligindan= kitaplarin
coklugundan, simdi yeni bir yer actim, cünkü onlarsiz kendimi ac, ölü
hissediyorum. Henüz istedigim düzeni kuramadim, yeni bir oda eklemeyi
düsünüyorum, o zaman kütüphanem kullanisli, verimli olacak, ben de
memnun olacagim.
>> Nostalji olsun diye de, yarin sabag
>> kalktigimda yapaccagim ilk is, Özay Gönlüm'den "Nineye mektup"
>> 45'ligini dinlemek olacak. Sanki Türkiye'deymis gibi bir his veriyor
>> bana, sicak analari canlaniriyor, tazeliyor hafizamda. O da rahmetli
>> oldu, 99 depreminde mi öldü, ne zaman, onu sen daha iyi bilirsin
>> elbet, cünkü bu tür haberler iki, üc satirla gecistirilir bu
>> diyarda: bazan duyarim, cogu zaman sonradan ögrenip, kahpe insanlar!
>> diye sitem cekerim, örnek sanatcilar unutulur, gider, gözyaslari
>> sömüren sanatcilar da maalesef ekranda cirit atar.
>
> Depremde değil, kanserden kaybetmiştik diye hatırlıyorum.
>
> Ama sen hatırlatmasan "niye epeydir gözükmüyor ?" diye sorardım
> aklıma
> gelse.
Nevzat Altintas, Yildirim Gürses depremde öldüler, onlarla karistirmis
olabilirim (Gürses hususunda emin degilim).
>> Sana zahmet bir arastirir
>> misin, Türkiye gazetesinin simdiki sahibi kimdir? Su TGRT'nin diger
>> kanallardan farki kalmadi, misafir oldugumdan agzimi tuttum,
>> igrenmeme ragmen.
>
> Ahmet Ertegün/Rupert Murdoch ortaklığı aldı onları geçenlerde.
>
> Epeydir de kendilerini onlara beğendirmek çabasındaydılar zaten.
Malumatin icin cok sagolasin; durum anlasildi, artik kanali
degistirtmek icin gerekcem var.
>> Neyse, uzun olduysa bu cevabim, müsebbibi sensin, kibrimi
>> oksadin. ;-)
>
> Eyvallah Hocam. Serde çenebazlık olsun yeter ki..:-)
Gercek serden zatan irak kalmayi yeglerim. Görenler, akillilar icin
inci serpiyorum sct'de; hazirlikli olanlar yararlanirlar, digerleri de
aviclarini yalarlar. Ha, bu arada hava bozuk bu tarafta, sonbahara
dogru gidiyor zaman treni, yagmur eksik olmuyor. Verimli, neseli bir
hafta dileklerimle.
Dilenmekten ziyade, "güç bizde" rahatlık ve tercihi olsa gerek.
Belki onyıllar sonra, 'şizo' takılmayı bırakmak istiyorlar.
Tabii toplumu yozluk ve mutaassıplık ikilemine zorlamaktan vazgeçmeyerek...
...
> Ha, bu arada hava bozuk bu tarafta, sonbahara
> dogru gidiyor zaman treni, yagmur eksik olmuyor. Verimli, neseli bir
> hafta dileklerimle.
Alamanya'nın yağmuru bitmez !
Bu yaz bizim "TR'nin Atmosferik Hali <=> Orta Avrupa + 15 Gün" teorisi
pek tutmadı. Basra tarafından gelen etkiler pek baskın ve kararlı çıktı.
Neşemize gene de diyecek birşey yok, ama verimlilik hak getire...:-)
Yazdigima cevap ver, y ada tekrar okumayi dene.
Yanlis biliyorsun.
Butun Turk dunyasinda "dusmek", Istanbul Turkcesindeki gibi kullanilmiyor.
Azeri TV kanallarini seyredenler bilirler, merdivenden inmek yerine de
"dusmek" fiilini kullanirlar.
Ben senle kavga falan da etmiyorum, artik sen kiminle ne ediyorsan. :-)
Yem gonderilmez, "yemlenir".
Bak boyle iste. :-)
Tesekkur et len kerata. Ogrendigin kacinci kelime oldu su kisacik sicak
yaz gununde.
>>> Bana öyle geliyor ki, "malum ekip" hem kendisi hem de TR için bir
>>> transformasyon süreci başlatmış durumda ve bir yığın "enteresan
>>> bilgi ve ibareyi" kedi maması niyetine atıyor sağa sola...
>>
>> Bu acidan bakmamistim henüz; eski günlerin hatirina dolayli
>> dileniyorlar desene.
>
> Dilenmekten ziyade, "güç bizde" rahatlık ve tercihi olsa gerek.
> Belki onyıllar sonra, 'şizo' takılmayı bırakmak istiyorlar.
Emin mi görüyorlar kendilerini? Yoksa blöf mu bu "güc bizde" savi?
> Tabii toplumu yozluk ve mutaassıplık ikilemine zorlamaktan
> vazgeçmeyerek...
Akillarina vaska cözümler gelmiyor bence, bocaliyorlar, gövde gösterisi
de diyebiliriz bence. Cünkü gemi bos biraktilar, tepkisiz islerine
devam etseler bile, mecburi bir dönüsüm, degisim uygulamak zorunda
kalacaklari an tepkiye hazir degiller= hazmedemeyecekler.
> Neşemize gene de diyecek birşey yok, ama verimlilik hak getire...:-)
Hayirli isler, iyi günler sana.
Tuhaf!!! Durum hakikaten boyle ise bunun sebeplerini arastirmak gerek. Niye
acaba? Dogruyu soylemek gerekirse bu i$ benim mantigima bir turlu yatmiyor.
>
> Ben senle kavga falan da etmiyorum, artik sen kiminle ne ediyorsan. :-)
Her ne ise; kavga etmiyoruz, ceki$iyoruz...;-)))))))))))
Sürtük kelimesinin anlami ne Turkiyede? Kibris'ta sürtük lesbiyen anlaminda.
Turkiyede sokak sokak dolasanlar icin kullanilir galiba. Yani 'carik
surtmek' anlaminda. Turkiyeli gayet saygideger bir haminefendi ailevi bir
toplantida kendinden 'sürtük' olarak bahsedince rahmetli babam pek tabii
olarak afallami$ti yillar once!!!
======
Bak ne guzel 'dadi' demi$sin. Eger 'dadi duzu' deseydin valla illah billah
Rifat Gibrislidir diyecektim. ;-)))))))))))
============
>
>Bence Azeri hostes'in "$imdi dusecegiz" demesi akla mantiga yatmaz. Cunku
>butun Turk dunyasinda "du$mek" bence bizim bildigimiz anlamda "du$mek"
>olabilir. Yani du$mek bir kaza neticesi olarak du$mek anlamindadir. Benim
>mantigima gore butun Turkluk dunyasinda du$mek bu anlamdadir.
Senin mantığına yatmayabilir fakat aynen böyle bir olay olmuştur. Ve
de ben bunu (galiba Milliyet idi) gazetede okumuşumdur. Adamlar inişe
geçmeğe düşmek diyorlar. (Ben de zaten senin düz mantığının bu işlerde
yürümeyeceğini anlatmağa çalışıyorum bu yüzden getirdim o örneği.)
=====================
Kafamda $u sorunu yaratmi$ oldun: Acaba ini$e gecmesine/ba$lamasina daima
'düşmek' mi diyorlar? Yoksa bu bir istisna mi?
=======================
>
>Mesela, Kibris'ta "para koparmak" ve bir de "birilerinden para cikarmak"
>deyimleri var. Anlamlari yakin oldugu halde tipa tip ayni degil. Yani
>aralarinda nuans farki (!) var. Ben "puan koparmagi" yolsuzluk yaparak hak
>edilenden fazla puan alma cabasi anlaminda kullanmi$tim. Guzellik
>yari$malarinda bazi kizlar mesela hakemlerle yatarsa o zaman "puan
>koparma"
>pe$inde olduklari icin bu tip cinsi ili$kilerde bulunmu$ olurlar. Puan
>haketme baska, puan alma baska, puan koparma baska. 'vatandas' ne demek
>istedigimi anlamaga cabalamadan hemen saldiriya gecti!!! Ben de $imdi
>kendine 'yem' veya 'yim' (!) atmagi dusunuyorum ki yeyip/yiyip karni
>doyunca
>biraz rahatlar da ikide bir bo$ yere saga sola saldirmaz.
>
>Evet, dil ya$ayan gelisen organik bir seydir. Kelimeler veya deyimler halk
>arasinda kabullendigi zaman artik dile yerlesmi$ olur.
>
>Ve evet, Istanbul $ivesi gayet zariftir fakat $ahsen ben genellikle Ankara
>Turkcesini tercih ediyorum.
Zaten benim de bayıldığım yok İstanbul şivesine, de, zarifliği yabana
atılmaz. Benim de en sevdiğim şive ve hatta türküler Azeri şivesi ve
türküleridir.
============
A$iri gidilmedigi takdirde Turkiye'nin Istanbul ve Ankara $iveleri bence
gayet muzikaldir. Kulaga tatli gelir. 'Gibris'li' oldugum halde Kibris
$ivesinin kulaga pek tatli gelmedigini kabul ediyorum. Azeri $ivesi husunda
yorumda bulunmak istemiyorum fakat Azeri turkulernin guzel oldugunu ben de
tahmin ediyorum. Daglik bolgelerin muzigi, turkuleri daima daha guzel olur
bence.
============
Ben ce Orta ve Uzak Asyada ya$ayan Turkler genellikle E harfini bizim gibi
acik agizla degil de yari kapali agizla seslendirirler. Ne soylemek
istedigimi anlamaniz icin ilin noktali i harfini soyleyip agiz $eklinizi
degistirmeden e harfini soyleyiniz bir de normal daha acik agizle normal e
harfini seslendiriniz. Iki degisim seslendirme arasindaki farki
duyacaksiniz.
Benim tahminim biz Orta Asyadan geldikten sonra zamanla telafuzumuzu Akdeniz
halklarinin telafuzuna uydurduk. Her ne ise, bu benim $ahsi kanaatim. Bu
hususta bilirki$i degilim ve bana kar$i saldirilar ba$lamadan oncene olur ne
olmaz hemen sipere giriyorum.;-))))
>>
>> Yalniz onlar degil, Anadolu'nun bazi yörelerinde aynen öyle konusurlar.
>>
>>>> Neyse, elimde kaynak kitap yok bu konuya dair,
>>>> sadece bir tahmin.
>>>
>>> Kitap yok, ama "Kıprıslı" var...
>>
>> Cyprus'a pek benzedi Kiprisli.
>
> 'Kipros', 'Kipri' falan gibi.
>
> 'Adalılar' 'Kıprıs" diye telaffuz ediyor, "Gıbrıslı" versiyonuna ilk ve
> son kez SCT'te rastladım şahsen.
>
"Let's hear it from the horse's mouth" der Ingilizler de.
'Kipri' degil 'Kiprei'. Rumcada Kiprei = Kibrislilar. Tekili Kipreos
(erkekler icin) Kiprea (kadinlar icin). Cogul'u ise Kiprei veya sadece
kadinlar icin Kiprees. (Not= Rumcada yazildigi gibi degil, telafuz edildigi
gibi yaziyorum.
Not= Aramizda Trakyali veya adali olup da Yunanca bilenler varsa ' ei '
harflerinin birarada yazildiginda bizdeki ' i ' gibi seslendirildigini
bilecek. Fakat burada ' ei ' diye yazdiklarimi aynen Turkcede oldugu gibi
yani iki degisik harf olarak seslendirmek gerekir.
KIBRISLILAR (Not= i'ler noktasiz!!!) ya Kibris ya da Gibris der. 'b' harfi
yerine 'p' harfini ancak Turkiyelileri veya Turkiye Turkcesini taklit
edenler kullanir. Zaten Kibris Rumca 'Kibros'tan. Rumca ve Yunanca'da P
harfi yok. K harfi da yumu$ak bir K -- yani K ve G arasi bir ses. P olarak
mi yoksa B olarak seslendirme konusunda diyebilirim ki Yunan Alfabelsindeki
'?' harfi daha ziyade bizim B harfi gibi veya oldukca yumusak bir P harfi
gibi seslendirilir. Yunan alfabesindeki B harfi ise V olarak seslendirilir.
Genelde biz Kibrislilar ancak resmi durumlarda veya okumu$lar arasinda
'Kıprıs" diye (ve de genellikle de yumu$ak P ile -- yani B ile)
seslendiririz. Pek tabii ki son birkac onyilda durum degi$mi$tir. O ayri
konu. Sen Ingiltereye gel de onyillarca evvel buraya yerle$en ve dogruyu
soylemek gerekirse pek de okumu$ olmayan Kibris'lilarin toplandigi
kahvehanelere git. Hep GIBRIS/LI diye telafuz edildigini duyacaksin.
Gazetelerde pek tabii ki ta ezelden beri daima KIPRIS/LI olarak yazilir.
Okumuslar arasinda da yine ta ezelden beri KIPRIS olarak yazilirdi. Cok
eskiden belki KIBRIS olarak da yazilirdi tahminimce. Babam hayatta olsa ona
sorup ogrenebilirdim.
--
choro-nik
[....]
Bu hususta hakli olabilecegini kabul ediyorum.
Orta Asyali Turklerin e harfini nasil seslendirdigi hakkinda bir$eyler
karalami$tim bir yerde. Postalayip postalamadigimi bile hatirlamiyorum. Bu
hususta kendi sahsi fikirlerimden bahsetmi$tim.
--
choro-nik
*******
Atlar, e$ekler ya yemlenir, ya onlara yem verilir fakat Ingiltereden yemi
sana ancak ve ancak gonderebilirim.
Seni yemlemem veya sana yem vermem icin orada olmam gerek. Del mi ya?
>
> Tesekkur et len kerata. Ogrendigin kacinci kelime oldu su kisacik sicak
> yaz gununde.
Tuhaf, burada hava serin. Sicagi sadece sen hissediyorsun
anlasilan;-)))))))))
--
choro-nik
*******
Tarti$mayi tamamen kaybettin, artik. Yazdiklarini niye tekrar okuyayim ki?
--
choro-nik
*******
' SiNGiRli GaRRadeNGizli ' demek istiyorsung herhalde. Bazi GIBRISLILAR da
bunu yapar ve de ben onlarin 'Garadengizli' asilli olduklarini tahmin
ediyordum.
--
choro-nik
*******
[....]
Düs ömüne, bre melun! Buradan yola cikarsan belki mantigin alismaya
baslar, ne dersin?
Sanirim yillar önce yazdim sct'de, yanilsam simdi yaziyorum:
Kirgizistanda "bes parmak" yemege baslamak= yemek anlaminda kullanilir.
Bunu da anlaman icin, mesela Arablarin nasil yediklerini görmek, bilmek
lazim; ya da eski türk, islam kültüründen habderdar olmak sart. genelde
parmaklari kullanarak yenilirdi ahir zamanda; bicak, catal, kasik da
kullanilirdi elbet, ama bizim gibi abartilmazdi.
>> Ben senle kavga falan da etmiyorum, artik sen kiminle ne ediyorsan.
>> :-)
>
> Her ne ise; kavga etmiyoruz, ceki$iyoruz...;-)))))))))))
>
> Sürtük kelimesinin anlami ne Turkiyede? Kibris'ta sürtük lesbiyen
> anlaminda. Turkiyede sokak sokak dolasanlar icin kullanilir galiba.
"hafif" kadin anlaminda genelde, lezbiyen manasini pek bilen kalmadi
saniyorum, ama onlar gibi erkeklere sürtüsmeye cabalar, yani sehvetini
tatmin etmek pesindeki kadinlar böyle tanimlanir. Ayrica "Kibris'da",
"t" bence gereksiz; yoksa sen de benim gibi harflerle sinyal mi
veriyorsun?
> Yani 'carik surtmek' anlaminda. Turkiyeli gayet saygideger bir
> haminefendi ailevi bir toplantida kendinden 'sürtük' olarak
> bahsedince rahmetli babam pek tabii olarak afallami$ti yillar once!!!
Cümleyi hatirliyor musun? Belki de genclik yillarini anlatti, o cagda
yaptigi hatayi baskasina ders almasi amaciyla anlatmis da olabilir.
Baban bence hakli olarak afalladi, cünkü gercek bir hanimefendinin
agzindan bu tür tabirleri *asla* duymadim. Belki de o gercekten bir
sürtüktü, laf sürtügü, cünkü sinirlerine hakim olamayan hanimefendi
soytarisina sürtük tabirini layik görüyorum. Ama senin agzindaki
baklayi gördüm, saniyorum. Kanaatim de o yönde, bilmeni istedim.
Dikkatimi baska bir husus cekti, benden bir sey begenmis, almissin,
tatbik ediyorsun. Akilli bir degisim, secim; bir de "moratorium"
eklersen, mükemmel olacak. (Anlamadiysan, aciklayacak degilim. Tesadüf
olabilir, fakat ihtimal cok düsük.)
Kobay miyiz, len biz? ;-) Harika bir örnek, aklina saglik, Gibrisli.
> Benim tahminim biz Orta Asyadan geldikten sonra zamanla telafuzumuzu
> Akdeniz halklarinin telafuzuna uydurduk. Her ne ise, bu benim $ahsi
> kanaatim. Bu hususta bilirki$i degilim ve bana kar$i saldirilar
> ba$lamadan oncene olur ne olmaz hemen sipere giriyorum.;-))))
Siper almaya gerek yok, cok mantikli ve yasami boyunca pek mekan
degistiren her insan rahatlikla destekleyebilir bu gercegi. Bazan
iki-bes yil bile iki kardes arasinda farkli telaffuza sebeb oluyor,
akrabamda var böyle bir vaka, ondan dolayi daha emin yaziyorum. On yil
memuriyet icabi doguda calisan akrabanin cocuklari orada dogru, büyüdü,
ilk cocuk hala o yörenin sivesiyle konusur, kardesiyse bati, ic anadolu
sivesiyle. Ayrintilari bilmeyenler, iki kardes olduklarina
inanamiyorlar.
> "Let's hear it from the horse's mouth" der Ingilizler de.
>
> 'Kipri' degil 'Kiprei'. Rumcada Kiprei = Kibrislilar. Tekili Kipreos
> (erkekler icin) Kiprea (kadinlar icin). Cogul'u ise Kiprei veya
> sadece
> kadinlar icin Kiprees. (Not= Rumcada yazildigi gibi degil, telafuz
> edildigi gibi yaziyorum.
>
> Not= Aramizda Trakyali veya adali olup da Yunanca bilenler varsa ' ei
> ' harflerinin birarada yazildiginda bizdeki ' i ' gibi
> seslendirildigini bilecek. Fakat burada ' ei ' diye yazdiklarimi
> aynen Turkcede oldugu gibi yani iki degisik harf olarak seslendirmek
> gerekir.
> KIBRISLILAR (Not= i'ler noktasiz!!!) ya Kibris ya da Gibris der. 'b'
> harfi yerine 'p' harfini ancak Turkiyelileri veya Turkiye Turkcesini
> taklit edenler kullanir. Zaten Kibris Rumca 'Kibros'tan. Rumca ve
> Yunanca'da P harfi yok. K harfi da yumu$ak bir K -- yani K ve G arasi
> bir ses. P olarak mi yoksa B olarak seslendirme konusunda diyebilirim
> ki Yunan Alfabelsindeki '?' harfi daha ziyade bizim B harfi gibi veya
> oldukca yumusak bir P harfi gibi seslendirilir. Yunan alfabesindeki B
> harfi ise V olarak seslendirilir.
> Genelde biz Kibrislilar ancak resmi durumlarda veya okumu$lar
> arasinda
> 'Kýprýs" diye (ve de genellikle de yumu$ak P ile -- yani B ile)
> seslendiririz. Pek tabii ki son birkac onyilda durum degi$mi$tir. O
> ayri konu. Sen Ingiltereye gel de onyillarca evvel buraya yerle$en ve
> dogruyu soylemek gerekirse pek de okumu$ olmayan Kibris'lilarin
> toplandigi kahvehanelere git. Hep GIBRIS/LI diye telafuz edildigini
> duyacaksin. Gazetelerde pek tabii ki ta ezelden beri daima KIPRIS/LI
> olarak yazilir. Okumuslar arasinda da yine ta ezelden beri KIPRIS
> olarak yazilirdi. Cok eskiden belki KIBRIS olarak da yazilirdi
> tahminimce. Babam hayatta olsa ona sorup ogrenebilirdim.
Ben "Kibris" olarak bilirim, baska yazimlara rastlamadim, bilgi icin
eline saglik. Buradaki farkli yazimlarim mekanin özünden, karsimdaki
insani göremememden dolayi tepkimi dolayli ifade etmek mecburiyetiyla
aciklanabilir. *g*
>>> 'Adalýlar' 'Kýprýs" diye telaffuz ediyor, "Gýbrýslý" versiyonuna
>>> ilk
>>> ve son kez SCT'te rastladým þahsen.
>>
>> Bizim yörelerde "k" bazan "g" gibi telaffuz edilir, "Garadeniz".
>> Hatta sunu demek bile mümkün; Karadenizli *sert* sessizleri
>> vurgularsa, bil ki sinirlendi, kizdi. Baska ayrintilari da gözardi
>> etmemek kaydiyla, elbette.
>
> ' SiNGiRli GaRRadeNGizli ' demek istiyorsung herhalde. Bazi
> GIBRISLILAR da bunu yapar ve de ben onlarin 'Garadengizli' asilli
> olduklarini tahmin ediyordum.
Sana "Kiprisli" dersem, bil ki beni kizdirmissin. "Gibrisli" dersem,
bil ki nesem, keyfim yerinde, sohbetten hoslaniyorum, nazik ve
saygiliyim; "Kibrisli" dersem, kendine gel manasinadir genelde, ya da
nesnesel ol, konuyu asirma, saptirma vs. Denizle cevrili Kibris, degil
mi? Neden oraya göcmesin, sürgün gönderilmis olmasin bizim usaklar
baskaldirmadan dolayi?
Bu da aklima yatmiyor Garadenizli. Du$ onume, bir deyim bizde. Kendine has
bir anlami var. Ingilizcede 'idiom' dedikleri. Gibrislica gonu$ursam "pat
diye du$mek" anlaminda degil ne de alcalmak/inmek anlaminda olabilir. Her he
ise, Azerilen du$megi o anlamda kullanirlarsa buna saygi gostermemiz
gerekir. Fakat bence kokten bir hatadir bu. Turkiyede damlarin akmasi
gibi.;-))))
Kibrista hic bir dam akmaz ama bazi damlar akitir!!! Her ne ise...
>
> Sanirim yillar önce yazdim sct'de, yanilsam simdi yaziyorum:
> Kirgizistanda "bes parmak" yemege baslamak= yemek anlaminda kullanilir.
> Bunu da anlaman icin, mesela Arablarin nasil yediklerini görmek, bilmek
> lazim; ya da eski türk, islam kültüründen habderdar olmak sart. genelde
> parmaklari kullanarak yenilirdi ahir zamanda; bicak, catal, kasik da
> kullanilirdi elbet, ama bizim gibi abartilmazdi.
Parmakla yemegi biliyorum. Cocuklugumda bile parmakla yemek yemege hor
bakilirdi Gibrisda. Sadece izgara tavuk parmakla yenir. Ingiliz de tavugu
parmakla yiyen hemde kemiklerini cigneye cigneye yiyen Jamaikaliya artik
dayanamayip, "Siz memleketinizde kopeklere ne yedirirsiniz?" diye sorunca
hazircevap Jamaikali hemen, "Fish'n Chips" demi$. Her ne ise...
>
>>> Ben senle kavga falan da etmiyorum, artik sen kiminle ne ediyorsan.
>>> :-)
>>
>> Her ne ise; kavga etmiyoruz, ceki$iyoruz...;-)))))))))))
>>
>> Sürtük kelimesinin anlami ne Turkiyede? Kibris'ta sürtük lesbiyen
>> anlaminda. Turkiyede sokak sokak dolasanlar icin kullanilir galiba.
>
> "hafif" kadin anlaminda genelde, lezbiyen manasini pek bilen kalmadi
> saniyorum, ama onlar gibi erkeklere sürtüsmeye cabalar, yani sehvetini
> tatmin etmek pesindeki kadinlar böyle tanimlanir. Ayrica "Kibris'da",
> "t" bence gereksiz; yoksa sen de benim gibi harflerle sinyal mi
> veriyorsun?
>
>> Yani 'carik surtmek' anlaminda. Turkiyeli gayet saygideger bir
>> haminefendi ailevi bir toplantida kendinden 'sürtük' olarak
>> bahsedince rahmetli babam pek tabii olarak afallami$ti yillar once!!!
>
> Cümleyi hatirliyor musun? Belki de genclik yillarini anlatti, o cagda
> yaptigi hatayi baskasina ders almasi amaciyla anlatmis da olabilir.
> Baban bence hakli olarak afalladi, cünkü gercek bir hanimefendinin
> agzindan bu tür tabirleri *asla* duymadim. Belki de o gercekten bir
> sürtüktü, laf sürtügü, cünkü sinirlerine hakim olamayan hanimefendi
> soytarisina sürtük tabirini layik görüyorum. Ama senin agzindaki
> baklayi gördüm, saniyorum. Kanaatim de o yönde, bilmeni istedim.
> Dikkatimi baska bir husus cekti, benden bir sey begenmis, almissin,
> tatbik ediyorsun. Akilli bir degisim, secim; bir de "moratorium"
> eklersen, mükemmel olacak. (Anlamadiysan, aciklayacak degilim. Tesadüf
> olabilir, fakat ihtimal cok düsük.)
>
Valla ben orda degildim. Sonradan akrabanin birinden duymu$tum. Fakat
Turkiyeli hanim evde duracagina devamli $uraya buraya gitmekten
bahsediyordu. Yani carik surtmekden bahsediyordu. Dedigim gibi gayet iyi ve
oldukca da varlikli bir ailedendi hem de okumu$ bir hanimdi ve de
akrabalarimla icli di$li idiler. Yani aralarinda resmiyet yoktu. Belki de
"sokak karisi oldum" gibisinden demek istemisti, yani evde durmayan kari.
Fakat Kibris'da surtuk ancak lezbiyenler icin kullanilirdi. Zaten o zamanlar
lezbiyen kelimesi daha dilimize girmemi$ti. Kibrislilar arasinda e$cincel
ili$kilere giren kadinlar surtuk olarak bilinirlerdi. Hanimefendi gibi
hareket etmeyen, evde durmayan, agzindan cikani kulagi duymayan kadinlar
icin de 'sokak karisi' denirdi.
--
choro-nik
*******
Valla orasini bilmiyorum ama Gibrislilar arasinda her halde Garadeniz
asillilar eksik degil. Fakat bu bahsettigin Gibrislilar arasinda oldukca
yaygin. Evet, Gibrisliya hakaret etmek istersen ona Gibrisli olarak degil de
gayet sert bi K ile soylenen Kibrisli olarak hitab edersin. Fakat ba$ka
bolgelerde de mesela birine canin SIKILIP 'Pezevek' dediginde ilk P harfi
dudaklar arasindan sanki patlama olmu$ gibi cikar degil mi? Bu sadece
Karadenizli ve Kibrislilara oz bir $ey degil ki... Yoksa bu hususta
yaniliyor muyum?
--
choro-nik
*******
--
choro-nik
*******
"Acephale Lemar" <nom...@org.invalid> wrote in message
news:ecg4he$kud$6...@geiz-ist-geil.priv.at...
Pardon, pardon Garadengizli. Benim yanli$im. Dogrusu yazili$i KIBRIS'dir.
Benim hatam. Sadece konu$urken B harfi bazan P gibi seslendirilir. Yazarken
normal olarak B harfi ile yazilir.
Kibrislilarin tuhafina giden de bazi Turkiyelilerin KIBRIS ve
KIBRISLILAR'dan bahsederken GIRBIS ve GIRBISLILAR demeleridir.
--
choro-nik
*******
Durum hakikaten böyle. Senin mantığın düz olduğundan kabul
edemiyorsun. :)
Ben mesela Azeri Türkçesinde uçağın inmesi yerine düşmesi
kullanıldığını çok ama pek çok ama çok çok iyi biliyorum. hehehe
>
>>
>> Ben senle kavga falan da etmiyorum, artik sen kiminle ne ediyorsan. :-)
>
>Her ne ise; kavga etmiyoruz, ceki$iyoruz...;-)))))))))))
Hırlaşıyorsunuz daha uygun olabilir bak. muhahahaha
Yahu biraz baktım da bu sizin gıbrıs şiveniz bizim Denizli Muğla
taraflarının aksanına pek benziyor.
>>Bence Azeri hostes'in "$imdi dusecegiz" demesi akla mantiga yatmaz. Cunku
>>butun Turk dunyasinda "du$mek" bence bizim bildigimiz anlamda "du$mek"
>>olabilir. Yani du$mek bir kaza neticesi olarak du$mek anlamindadir. Benim
>>mantigima gore butun Turkluk dunyasinda du$mek bu anlamdadir.
>
>Senin mantığına yatmayabilir fakat aynen böyle bir olay olmuştur. Ve
>de ben bunu (galiba Milliyet idi) gazetede okumuşumdur. Adamlar inişe
>geçmeğe düşmek diyorlar. (Ben de zaten senin düz mantığının bu işlerde
>yürümeyeceğini anlatmağa çalışıyorum bu yüzden getirdim o örneği.)
>=====================
>Kafamda $u sorunu yaratmi$ oldun: Acaba ini$e gecmesine/ba$lamasina daima
>'düşmek' mi diyorlar? Yoksa bu bir istisna mi?
>=======================
Neden istisna olsun? Tayyarenin düşmesi önemli bir olaydır normal inse
de yere çakılsa da. Kimse bunu istisna yapmaz, dalga geçmez. Sonra
adama (ya da garıya) sorarlar "Ulen ne boh yiyon?" diye. Değil mi?
Sen hakiki angara şivesi işitmedin herhal. :)
Emin olduklarını tahmin ediyorum.
Çünkü toplumun geneli onların çizdiği çerçeve içinde oydaşmaya bayılıyor.
>> Tabii toplumu yozluk ve mutaassıplık ikilemine zorlamaktan
>> vazgeçmeyerek...
>
> Akillarina vaska cözümler gelmiyor bence, bocaliyorlar, gövde gösterisi
> de diyebiliriz bence. Cünkü gemi bos biraktilar, tepkisiz islerine
> devam etseler bile, mecburi bir dönüsüm, degisim uygulamak zorunda
> kalacaklari an tepkiye hazir degiller= hazmedemeyecekler.
...
Hem tepkiye hazır değiller, hem de başka türlü racon kesmekten acizler.
Şahsi beklentim, bir tepki durumundan ziyade, gelişmelerin mutad seyri
dahilinde, 'Siyah Türkler' tarafındaki rekabetçi birikim ve gelişim
sonucu zamanla ofsayta düşecekleri yönünde...
Azeri alfabesinde bu "öbür e" için özel/ayrı harf te var bildiğim kadarıyla.
> Benim tahminim biz Orta Asyadan geldikten sonra zamanla telafuzumuzu Akdeniz
> halklarinin telafuzuna uydurduk. Her ne ise, bu benim $ahsi kanaatim. Bu
> hususta bilirki$i degilim ve bana kar$i saldirilar ba$lamadan oncene olur ne
> olmaz hemen sipere giriyorum.;-))))
:-) Geçen yüzyılda velet iken "Bozuk Istanbul ve Bozuk An'g'ara
Türkçelerinde", bu "öbür e" yoktu veya kulağımıza pek çalınmazdı.
'Halkçı Ecevit" ile başladıydı "modası".
>>> Yalniz onlar degil, Anadolu'nun bazi yörelerinde aynen öyle konusurlar.
>>>
>>>>> Neyse, elimde kaynak kitap yok bu konuya dair,
>>>>> sadece bir tahmin.
>>>>
>>>> Kitap yok, ama "Kıprıslı" var...
>>>
>>> Cyprus'a pek benzedi Kiprisli.
>>
>> 'Kipros', 'Kipri' falan gibi.
>>
>> 'Adalılar' 'Kıprıs" diye telaffuz ediyor, "Gıbrıslı" versiyonuna ilk ve
>> son kez SCT'te rastladım şahsen.
>>
>
> "Let's hear it from the horse's mouth" der Ingilizler de.
>
> 'Kipri' degil 'Kiprei'. Rumcada Kiprei = Kibrislilar. Tekili Kipreos
> (erkekler icin) Kiprea (kadinlar icin). Cogul'u ise Kiprei veya sadece
> kadinlar icin Kiprees. (Not= Rumcada yazildigi gibi degil, telafuz edildigi
> gibi yaziyorum.
Tamam. Bizimkisi, talebelik devirlerinden, kulak dolgunluğu bab'ında
arta kalanlardı zaten. Otantikliği konusunda iddiamız hiç yok.
> Not= Aramizda Trakyali veya adali olup da Yunanca bilenler varsa ' ei '
> harflerinin birarada yazildiginda bizdeki ' i ' gibi seslendirildigini
> bilecek. Fakat burada ' ei ' diye yazdiklarimi aynen Turkcede oldugu gibi
> yani iki degisik harf olarak seslendirmek gerekir.
>
> KIBRISLILAR (Not= i'ler noktasiz!!!) ya Kibris ya da Gibris der. 'b' harfi
> yerine 'p' harfini ancak Turkiyelileri veya Turkiye Turkcesini taklit
> edenler kullanir.
Doğru mu anlıyorum ?
* Lefkoşalı Fazıl Bey, 'choro-nik' ile sohbet eder iken "Gıbrıs" diyor.
* Ama SCT'den Tom ile lak lak ederken "Kıprıs" diyebiliyor.
> Zaten Kibris Rumca 'Kibros'tan. Rumca ve Yunanca'da P
> harfi yok.
Kafa dağıldı şimdi...
'Pi' harfi, 'Kappa' şekil telaffuz falan neyi nesi oluyor o zaman ?
> K harfi da yumu$ak bir K -- yani K ve G arasi bir ses. P olarak
> mi yoksa B olarak seslendirme konusunda diyebilirim ki Yunan Alfabelsindeki
> '?' harfi daha ziyade bizim B harfi gibi veya oldukca yumusak bir P harfi
> gibi seslendirilir. Yunan alfabesindeki B harfi ise V olarak seslendirilir.
Şimdi kafa biraz toparlanıyor gibi...
> Genelde biz Kibrislilar ancak resmi durumlarda veya okumu$lar arasinda
> 'Kıprıs" diye (ve de genellikle de yumu$ak P ile -- yani B ile)
> seslendiririz.
Çok yararlı oldu bu bilgiler.
Rauf Abi bir daha TV'ye çıktığında, pür dikkat kulak kabartacağım.
> Pek tabii ki son birkac onyilda durum degi$mi$tir. O ayri
> konu. Sen Ingiltereye gel de onyillarca evvel buraya yerle$en ve dogruyu
> soylemek gerekirse pek de okumu$ olmayan Kibris'lilarin toplandigi
> kahvehanelere git.
Çok seneler oldu sizin oralara uzanmayalı.
Neydi, Islington falan mıydı, bir bölge vardı galiba iyi tıkınılabilen ?
> Hep GIBRIS/LI diye telafuz edildigini duyacaksin.
> Gazetelerde pek tabii ki ta ezelden beri daima KIPRIS/LI olarak yazilir.
> Okumuslar arasinda da yine ta ezelden beri KIPRIS olarak yazilirdi.
Yani sizinkiler biraz modifiye ediyorlar alfabe ve imlayı.
> Cok eskiden belki KIBRIS olarak da yazilirdi tahminimce. Babam hayatta olsa ona
> sorup ogrenebilirdim.
Bizimki de müteveffa, 60'lardaki "resmen ekmek dağıtıp döndükleri"
zamanlardan kalan (ve sonradan haberdar olduğum) 'illegal'
operasyonlarını şimdilerde bir dinlemek isterdim...
>> Sana "Kiprisli" dersem, bil ki beni kizdirmissin. "Gibrisli" dersem,
>> bil ki nesem, keyfim yerinde, sohbetten hoslaniyorum, nazik ve
>> saygiliyim; "Kibrisli" dersem, kendine gel manasinadir genelde, ya
>> da
>> nesnesel ol, konuyu asirma, saptirma vs. Denizle cevrili Kibris,
>> degil mi? Neden oraya göcmesin, sürgün gönderilmis olmasin bizim
>> usaklar baskaldirmadan dolayi?
>
> Valla orasini bilmiyorum ama Gibrislilar arasinda her halde Garadeniz
> asillilar eksik degil. Fakat bu bahsettigin Gibrislilar arasinda
Cogu aileler soylarinin tarihini cocuklarina aktarmadiklarindan,
bilinmez bu sürgünler. Her taraftan sürgüne gönderilenler olmustur
Osmanli tarihinde.
> oldukca yaygin. Evet, Gibrisliya hakaret etmek istersen ona Gibrisli
> olarak degil de gayet sert bi K ile soylenen Kibrisli olarak hitab
> edersin. Fakat ba$ka bolgelerde de mesela birine canin SIKILIP
> 'Pezevek' dediginde ilk P harfi dudaklar arasindan sanki patlama
> olmu$ gibi cikar degil mi? Bu sadece Karadenizli ve Kibrislilara oz
> bir $ey degil ki... Yoksa bu hususta yaniliyor muyum?
Mesela "b" yerine "p" denmesi "yeni" modanin tezahürüdür, simdi de
alisti ahali, koyun gibi gidiyor,meliyor.
Benzetmelerin son zamanlarda harika, hosuma gidiyor. Yanilmiyorsun,
bana soracak olursan.
>>> duyacaksin. Gazetelerde pek tabii ki ta ezelden beri daima
>>> KIPRIS/LI
>>> olarak yazilir. Okumuslar arasinda da yine ta ezelden beri KIPRIS
>>> olarak yazilirdi. Cok eskiden belki KIBRIS olarak da yazilirdi
>>> tahminimce. Babam hayatta olsa ona sorup ogrenebilirdim.
>>
>> Ben "Kibris" olarak bilirim, baska yazimlara rastlamadim, bilgi icin
>> eline saglik.
>
> Pardon, pardon Garadengizli. Benim yanli$im. Dogrusu yazili$i
> KIBRIS'dir. Benim hatam. Sadece konu$urken B harfi bazan P gibi
> seslendirilir. Yazarken normal olarak B harfi ile yazilir.
Tahmin etmistim, saskinligimi bu sefer nezikce ifade ettim, degil mi!
;-)
> Kibrislilarin tuhafina giden de bazi Turkiyelilerin KIBRIS ve
> KIBRISLILAR'dan bahsederken GIRBIS ve GIRBISLILAR demeleridir.
Onu dil sürcmesi, bilgisizlik olarak degerlendirmek daha dogru olacak,
kasitli yanlis telaffuz edenler haric ki sayica fazla olduklarini
sanmiyorum.
>>>>> Bana öyle geliyor ki, "malum ekip" hem kendisi hem de TR için bir
>>>>> transformasyon süreci başlatmış durumda ve bir yığın "enteresan
>>>>> bilgi ve ibareyi" kedi maması niyetine atıyor sağa sola...
>>>>
>>>> Bu acidan bakmamistim henüz; eski günlerin hatirina dolayli
>>>> dileniyorlar desene.
>>>
>>> Dilenmekten ziyade, "güç bizde" rahatlık ve tercihi olsa gerek.
>>> Belki onyıllar sonra, 'şizo' takılmayı bırakmak istiyorlar.
>>
>> Emin mi görüyorlar kendilerini? Yoksa blöf mu bu "güc bizde" savi?
>
> Emin olduklarını tahmin ediyorum.
>
> Çünkü toplumun geneli onların çizdiği çerçeve içinde oydaşmaya
> bayılıyor.
Su an sarhoslarsa, ayilacaklarindan emin degilsin, bu hususta
karamsarsin. Belki de basimiza bir musibet gelmesi gerekiyor, bu yolu
sapitmis yurttaslarimizin ayilmasi icin. Senin yargilarina somut itiraz
edemiyorum, cünkü sen orada yasiyorsun, görüyorsun, bense sadece bazi
carpikliklari.
>>> Tabii toplumu yozluk ve mutaassıplık ikilemine zorlamaktan
>>> vazgeçmeyerek...
>>
>> Akillarina vaska cözümler gelmiyor bence, bocaliyorlar, gövde
>> gösterisi de diyebiliriz bence. Cünkü gemi bos biraktilar, tepkisiz
>> islerine devam etseler bile, mecburi bir dönüsüm, degisim uygulamak
>> zorunda kalacaklari an tepkiye hazir degiller= hazmedemeyecekler.
> ...
>
> Hem tepkiye hazır değiller, hem de başka türlü racon kesmekten
> acizler.
Eh, bu güzel bir haber. Umut verici. Gün gelecek, yoldan cikardiklari
insanlar eski "mod"la yasamaya devam etmek isteyeceklerdir, onlari
dizginlemek icin ellerinde tutarli, mantikli bir tedbir olmayacak.
> Şahsi beklentim, bir tepki durumundan ziyade, gelişmelerin mutad
> seyri
> dahilinde, 'Siyah Türkler' tarafındaki rekabetçi birikim ve gelişim
> sonucu zamanla ofsayta düşecekleri yönünde...
"siyah Türkler"den maksad, Arap ya da islami sermayeye atif mi? Yoksa
tasavvur yetimi mi yitiriyorum? Evet, kanaatimiz ayni yönde, belki de
ayni, yalniz ben sadece o cenahtan beklemiyorum bu katkiyi.
Inandiriciligini yitirenin borazanini kim dinler ki! Kendi mezarlarini
kaziyorlar, birakalim devam etsinler, sonra onlari sepetlemek daha
kolay olur, can yakmadan, kan dökmeden. Benden cikmamasi gereken bir
cözüm, sabirli olmaktir, cünkü ben pek sabirli degilim. Her insan her
zaman beynini düsünmek icin kullanmiyor, gecici tutkularini tatmin
etmek icin suistimal ediyor. COcuk gibi muamele etmeliyiz, aciklayarak
degisimi saglamaliyiz, cebren degil; neden onlara benzeyelim?
>>>> Butun Turk dunyasinda "dusmek", Istanbul Turkcesindeki gibi
>>>> kullanilmiyor. Azeri TV kanallarini seyredenler bilirler,
>>>> merdivenden inmek yerine de "dusmek" fiilini kullanirlar.
>>>
>>> Tuhaf!!! Durum hakikaten boyle ise bunun sebeplerini arastirmak
>>> gerek. Niye acaba? Dogruyu soylemek gerekirse bu i$ benim mantigima
>>> bir turlu yatmiyor.
>>
>> Düs ömüne, bre melun! Buradan yola cikarsan belki mantigin alismaya
>> baslar, ne dersin?
>
> Bu da aklima yatmiyor Garadenizli. Du$ onume, bir deyim bizde.
> Kendine has bir anlami var. Ingilizcede 'idiom' dedikleri. Gibrislica
> gonu$ursam "pat diye du$mek" anlaminda degil ne de alcalmak/inmek
> anlaminda olabilir. Her he ise, Azerilen du$megi o anlamda
> kullanirlarsa buna saygi gostermemiz gerekir. Fakat bence kokten bir
> hatadir bu. Turkiyede damlarin akmasi gibi.;-))))
"damlarin aktigi" gibi bir ifadeye henüz rastgelmis degilim, nereden
aldin bu örnegi?
> Kibrista hic bir dam akmaz ama bazi damlar akitir!!! Her ne ise...
Ya da catlak damdan su evin icine icine akar, "dam akitir" Türkiye'de
yaygin (-di zamanimda, böyle bir degisimden haberdar degilim).
>> Kirgizistanda "bes parmak" yemege baslamak= yemek anlaminda
>> kullanilir. Bunu da anlaman icin, mesela Arablarin nasil yediklerini
>> görmek, bilmek lazim; ya da eski türk, islam kültüründen habderdar
>> olmak sart. genelde parmaklari kullanarak yenilirdi ahir zamanda;
>> bicak, catal, kasik da kullanilirdi elbet, ama bizim gibi
>> abartilmazdi.
>
> Parmakla yemegi biliyorum. Cocuklugumda bile parmakla yemek yemege
> hor
> bakilirdi Gibrisda. Sadece izgara tavuk parmakla yenir. Ingiliz de
> tavugu parmakla yiyen hemde kemiklerini cigneye cigneye yiyen
> Jamaikaliya artik dayanamayip, "Siz memleketinizde kopeklere ne
> yedirirsiniz?" diye sorunca hazircevap Jamaikali hemen, "Fish'n
> Chips" demi$. Her ne ise...
Sen isaretimi kavramadin gibi geldi bana. "bes parmak" deyince, aklina
ne gelir en önce? Elindeki bes parmak, tabii. Ben de sana diger
manasini anlattim. Senin itirazin yalniz *biraz* mantikli, cünkü
denetimli "düsüs" oldugunu bilmiyorsun. "inmek", "kalkmak" benim de
hosuma gitmiyor; neden "alcalmak", "yükselmek" demiyoruz ucak icin?
Mahzur nerede?
>>> Yani 'carik surtmek' anlaminda. Turkiyeli gayet saygideger bir
>>> haminefendi ailevi bir toplantida kendinden 'sürtük' olarak
>>> bahsedince rahmetli babam pek tabii olarak afallami$ti yillar
>>> once!!!
>>
>> Cümleyi hatirliyor musun? Belki de genclik yillarini anlatti, o
>> cagda
>> yaptigi hatayi baskasina ders almasi amaciyla anlatmis da olabilir.
>> Baban bence hakli olarak afalladi, cünkü gercek bir hanimefendinin
>> agzindan bu tür tabirleri *asla* duymadim. Belki de o gercekten bir
>> sürtüktü, laf sürtügü, cünkü sinirlerine hakim olamayan hanimefendi
>> soytarisina sürtük tabirini layik görüyorum. Ama senin agzindaki
>>
>
> Valla ben orda degildim. Sonradan akrabanin birinden duymu$tum. Fakat
> Turkiyeli hanim evde duracagina devamli $uraya buraya gitmekten
> bahsediyordu. Yani carik surtmekden bahsediyordu. Dedigim gibi gayet
> iyi ve oldukca da varlikli bir ailedendi hem de okumu$ bir hanimdi ve
> de akrabalarimla icli di$li idiler. Yani aralarinda resmiyet yoktu.
> Belki de "sokak karisi oldum" gibisinden demek istemisti, yani evde
> durmayan kari. Fakat Kibris'da surtuk ancak lezbiyenler icin
> kullanilirdi. Zaten o zamanlar lezbiyen kelimesi daha dilimize
> girmemi$ti. Kibrislilar arasinda e$cincel ili$kilere giren kadinlar
> surtuk olarak bilinirlerdi. Hanimefendi gibi hareket etmeyen, evde
> durmayan, agzindan cikani kulagi duymayan kadinlar icin de 'sokak
> karisi' denirdi. --
Gayet etrafli bir izah Kibris Türkcesi üzerine, taramacilarin
dikkatine. Sirf o anlamiyla kullanildigini söyleyemem Türkiye'de, fakat
televizyona bakarak, sürtüklerin Türkiye'yi isgal ettigini yaziyorum.
Ayrica, takriben hangi tarihte sarfetti "hanimefendi" bu lafi? Önemli
bir ayrinti olabilir ne demek istedigini tahmin icin.
Türkiye'de "sokak kadini" daha dar manali bir terimdir. "agzindan
cikani kulagi duymayan", edebsiz, ahlaksiz, kültürsüz, basibos
kadinlara denilir, agir bir hakarettir, dikkatine. "aleni fahise"
anlamini da icerir. Sahsen tanimam, bilmem, fakat eski dostlardan
duymus oldugum, hemen hemen her büyük ilde, genelev haric, arka, dar
sokaklarda dolayli müsteri arayan hatunlara mahsus bir tabirdi. Sonra
bu "telekiz" olarak dilimize gecti. Eskiden "call girls" lerde vardi
hasilati Istanbul'da "yemek" isteyen "dag" agalari icin, sokak
kadinlari da onlarin kahyalarina layik kadinlar; irgatlara da kerhane
sakinleri layik.
Karamsar değilim elbet. Daha evvel işaret etmiştim, gençlerin reel
doygunluk birikimleri ve dünyayla bütünleşik teknik yetileri sayesinde,
2020'lerin TR için güzel dönemlerin miladı olabileceği konusunda
'ümitsel beklentilerim' var.
'Eskilerin' ise pek ayılabileceklerini düşünmüyorum, birikmiş taşlar(ı)
ve tortular(ı) çok zira...
> Belki de basimiza bir musibet gelmesi gerekiyor, bu yolu
> sapitmis yurttaslarimizin ayilmasi icin. Senin yargilarina somut itiraz
> edemiyorum, cünkü sen orada yasiyorsun, görüyorsun, bense sadece bazi
> carpikliklari.
Bir zamanlar, musibetlerin muhtemel 'terapik' işlev ve etkileri
konusunda beklentilerim vardı.
Ancak Ağustos 1999 sonrası yaşananlar, eskinin eskimiş olmak ve eski
kalmaktan başka bir gayesinin olmadığını, onların etkisindeki bilinçsiz
yeni yetmelerden cacık olmayacağını; ama "bireyleşme" denizlerine yelken
tutmuş doygun ufaklıkların farklı olduğunu gösterdi/öğretti.
>>>> Tabii toplumu yozluk ve mutaassıplık ikilemine zorlamaktan
>>>> vazgeçmeyerek...
>>>
>>> Akillarina vaska cözümler gelmiyor bence, bocaliyorlar, gövde
>>> gösterisi de diyebiliriz bence. Cünkü gemi bos biraktilar, tepkisiz
>>> islerine devam etseler bile, mecburi bir dönüsüm, degisim uygulamak
>>> zorunda kalacaklari an tepkiye hazir degiller= hazmedemeyecekler.
>> ...
>>
>> Hem tepkiye hazır değiller, hem de başka türlü racon kesmekten
>> acizler.
>
> Eh, bu güzel bir haber. Umut verici. Gün gelecek, yoldan cikardiklari
> insanlar eski "mod"la yasamaya devam etmek isteyeceklerdir, onlari
> dizginlemek icin ellerinde tutarli, mantikli bir tedbir olmayacak.
Evet. Tam da böyle.
Şimdiden, etki niyetine ortaya koyduklarının, doygun ve dünyayla
bütünleşik kesimlerde en fazlasından bir alt-servis işlevi olabildiğini,
daha çok da müstehzi gülümsemelerin ötesine gidemediğini görebiliyorum.
>> Şahsi beklentim, bir tepki durumundan ziyade, gelişmelerin mutad
>> seyri
>> dahilinde, 'Siyah Türkler' tarafındaki rekabetçi birikim ve gelişim
>> sonucu zamanla ofsayta düşecekleri yönünde...
>
> "siyah Türkler"den maksad, Arap ya da islami sermayeye atif mi? Yoksa
> tasavvur yetimi mi yitiriyorum? Evet, kanaatimiz ayni yönde, belki de
> ayni, yalniz ben sadece o cenahtan beklemiyorum bu katkiyi.
Aslında "o cenahı" da, yukarıda işaret edilenlerin güdümünde veya
gönüllü işbirlikçisi olarak görüyorum.
Asıl kastettiğim, ülkemizin belki kavruk ve kendi halinde, didaktik
birikimi pek zayıf, ama enerji ve neşesi yerinde, merak ve akl-ı selim
sahibi insanları.
Temmuz sonlarına doğru Haliç'de akrobatik uçak gösterisi düzenlendi.
Mahalin Frenk tarafındaki bir restoranda seyrine davetliydik.
Güzel masalarımızda rahatça ve güneşlikler altında oturacak, "abi çok
iyi yaaa..", "herifler aşmış moruk.." nidaları arasında takılacaktık.
Ama oraya giderken, diğer kıyıdaki 'Siyah Türkler' akınını ve şamatasını
görünce, orada konuşlanmaya karar verdik. Toplumun her katmanından
insan, genci-yaşlısı, pasaklısı-efendisi, cahili-enteli vs. birarada,
bir "Türkiye Pikniği" görünümündeydi. Ortamda enerji ve dinamizm vardı.
Akrobasi yarışması, hemencecik 'spontane' etkinliğin "tamamlayıcı
aksesuarı" halinde dönüşüverdi.
Birkaç seanstan sonra başlayan, "bak bu o kadar alçak geçemedi", "eee,
hata insana mahsustur", "bunlar hep aynı hareketleri mi yapacak ?",
"korkma 'lan, bişi olmaz" gibi repliklerle, insana ve topluma özgü
bilindik resim kareleriyle, fiks ortamda epey steril geçeceği aşikar
öğleden sonramız, keyifli ve hoş, anı katsayısı yüksek bir keşfe dönüştü.
Ayrıca bir kere daha Batı ve Doğu arasındaki temel farkı ve Türkiye
Türklerinin konumunu gözlemlemek mümkün oldu:
* Batı: "İnsan, dünyanın merkezidir."
* Doğu: "İnsan, dünyanın bir belirtisidir."
-> Türkler: "Merkezse merkez, belirtiyse belirti koçum..."
:-)
> Inandiriciligini yitirenin borazanini kim dinler ki! Kendi mezarlarini
> kaziyorlar, birakalim devam etsinler, sonra onlari sepetlemek daha
> kolay olur, can yakmadan, kan dökmeden. Benden cikmamasi gereken bir
> cözüm, sabirli olmaktir, cünkü ben pek sabirli degilim. Her insan her
> zaman beynini düsünmek icin kullanmiyor, gecici tutkularini tatmin
> etmek icin suistimal ediyor. COcuk gibi muamele etmeliyiz, aciklayarak
> degisimi saglamaliyiz, cebren degil; neden onlara benzeyelim?
Zaten en büyük ve temel stratejileri "benzet, asla benzeme" olduğuna
göre, aynısı neden onlara karşı kullanılmasın ?
>>> Emin olduklarını tahmin ediyorum.
>>>
>>> Çünkü toplumun geneli onların çizdiği çerçeve içinde oydaşmaya
>>> bayılıyor.
>>
>> Su an sarhoslarsa, ayilacaklarindan emin degilsin, bu hususta
>> karamsarsin.
>
> Karamsar değilim elbet. Daha evvel işaret etmiştim, gençlerin reel
> doygunluk birikimleri ve dünyayla bütünleşik teknik yetileri
> sayesinde, 2020'lerin TR için güzel dönemlerin miladı olabileceği
> konusunda 'ümitsel beklentilerim' var.
Ondan dolayi biraz afalladim, celiskili bir durum degerlendirmesi gibi
geldi bana. Sözün özü: Elbet birgün eglence sona erecek, masraflar
ödenecek. O zaman top patlayacak.
>> Belki de basimiza bir musibet gelmesi gerekiyor, bu yolu
>> sapitmis yurttaslarimizin ayilmasi icin. Senin yargilarina somut
>> itiraz edemiyorum, cünkü sen orada yasiyorsun, görüyorsun, bense
>> sadece bazi carpikliklari.
>
> Bir zamanlar, musibetlerin muhtemel 'terapik' işlev ve etkileri
> konusunda beklentilerim vardı.
> Ancak Ağustos 1999 sonrası yaşananlar, eskinin eskimiş olmak ve eski
> kalmaktan başka bir gayesinin olmadığını, onların etkisindeki
> bilinçsiz yeni yetmelerden cacık olmayacağını; ama "bireyleşme"
> denizlerine yelken tutmuş doygun ufaklıkların farklı olduğunu
> gösterdi/öğretti.
Benim tasavvur ettgim bir musibet gelmedi Türkiye'nin basina henüz,
düsündüklerin ufak, tefek kipirdanmalar bence.
Pek iyi hatirlamadigim icin soruyorum; Agustos 1999'da ne oldu?
>>> Hem tepkiye hazır değiller, hem de başka türlü racon kesmekten
>>> acizler.
>>
>> Eh, bu güzel bir haber. Umut verici. Gün gelecek, yoldan
>> cikardiklari
>> insanlar eski "mod"la yasamaya devam etmek isteyeceklerdir, onlari
>> dizginlemek icin ellerinde tutarli, mantikli bir tedbir olmayacak.
>
> Evet. Tam da böyle.
>
> Şimdiden, etki niyetine ortaya koyduklarının, doygun ve dünyayla
> bütünleşik kesimlerde en fazlasından bir alt-servis işlevi
> olabildiğini, daha çok da müstehzi gülümsemelerin ötesine
> gidemediğini görebiliyorum.
;-) Aynen.
>>> Şahsi beklentim, bir tepki durumundan ziyade, gelişmelerin mutad
>>> seyri
>>> dahilinde, 'Siyah Türkler' tarafındaki rekabetçi birikim ve gelişim
>>> sonucu zamanla ofsayta düşecekleri yönünde...
>>
>> "siyah Türkler"den maksad, Arap ya da islami sermayeye atif mi?
>> Yoksa
>> tasavvur yetimi mi yitiriyorum? Evet, kanaatimiz ayni yönde, belki
>> de
>> ayni, yalniz ben sadece o cenahtan beklemiyorum bu katkiyi.
>
> Aslında "o cenahı" da, yukarıda işaret edilenlerin güdümünde veya
> gönüllü işbirlikçisi olarak görüyorum.
Öyle görünmüyor degil, fakat bence bir genelleme hatasina düstün,
"basarili", eski komprador sinifina kaydedilen bir kac "mümin"
kaplanlari temel aliyorsun, tümünü ayni kafese atiyorsun. Belki de ben
yaniliyorum. TGRT hakkindaki sorumun arkasinda bu yatiyordu mesela,
cünkü eski sahibinin kayinpederine con minnettarim, onun damadinin da
ondan bir nebze terbiye aldigindan eminim, böyle cirkinliklere izin
verebilecegini tasavvurda zorlanmistim. ben gene de onlarin cocuklarina
güveniyorum, cünkü umduklarini bulamiyacaklar batida, özlerine
dönecekler er ya da gec.
Aktardigin manzara icin sükranimi sunuyorum. Görmüs gibi oldum.
>> Inandiriciligini yitirenin borazanini kim dinler ki! Kendi
>> mezarlarini kaziyorlar, birakalim devam etsinler, sonra onlari
>> sepetlemek daha kolay olur, can yakmadan, kan dökmeden. Benden
>> cikmamasi gereken bir cözüm, sabirli olmaktir, cünkü ben pek sabirli
>> degilim. Her insan her zaman beynini düsünmek icin kullanmiyor,
>> gecici tutkularini tatmin etmek icin suistimal ediyor. Cocuk gibi
>> muamele etmeliyiz, aciklayarak degisimi saglamaliyiz, cebren degil;
>> neden onlara benzeyelim?
>
> Zaten en büyük ve temel stratejileri "benzet, asla benzeme" olduğuna
> göre, aynısı neden onlara karşı kullanılmasın ?
Elbette; aslinda coktan beri kullanilmasi gerekiyordu, lakin öndekiler
eski tarzda düsünmeye mahkum olduklarindan, menfi muhafazakar
olduklarindan, bunun etkin bir silah olacagini düsünmekten acizdiler.
Bu da imanlarinin zayifligina delalettir; sig düsünen müminle fikir
teatisine girismem, "ütülerim" sadece. Zamanla bu yeni düsünce
yerlesecek, yeserecek, belki biz de ölmeden ilk tomurcuklari görecegiz.
Bunun senin mantiginla bir alakasi yok.
"Dus", "dusmek" sozunun etimolojisi, morfolojisi, gecirdigi sentaks ve
semantik asamalar bilinmeden net birsey soylenemez olusudur.
Illa dogrusu Turkiye Turkcesidir (ya da daha dogrusu Anadolu
Turkcesidir) diye bir iddiam yok. Ancak, Azeri, Tatar, Ozbek suyu buyu
da daha dogru ve daha birinci elden kaynaktir diye bakmanin da gozardi
edilemeyecegini yakinen biliyorum.
>> Ben senle kavga falan da etmiyorum, artik sen kiminle ne ediyorsan. :-)
>
> Her ne ise; kavga etmiyoruz, ceki$iyoruz...;-)))))))))))
Puan da koparacak misin benden? :-)
> Sürtük kelimesinin anlami ne Turkiyede? Kibris'ta sürtük lesbiyen anlaminda.
Turkiye'de gayet net.
Orospu anlaminda.
> Turkiyede sokak sokak dolasanlar icin kullanilir galiba. Yani 'carik
> surtmek' anlaminda. Turkiyeli gayet saygideger bir haminefendi ailevi bir
> toplantida kendinden 'sürtük' olarak bahsedince rahmetli babam pek tabii
> olarak afallami$ti yillar once!!!
Akli basinda kimse kendini surtuk olarak tanitmaz (bkz. yukarida
yazdiklarim)
Ince bir espri yaptiysa o hamfendi bilemem ayrica.