Google Groups no longer supports new Usenet posts or subscriptions. Historical content remains viewable.
Dismiss

FAZIL SAY iSTANBUL SENFONiSi 6 bolum ve sonunda alkislama

43 views
Skip to first unread message

choro

unread,
Oct 21, 2012, 12:28:53 AM10/21/12
to
FAZIL SAY iSTANBUL SENFONiSi 6 bolum ve en son gayet uzun bir alkislama
sahnesi

Birinci bolum
http://www.youtube.com/watch?v=EGqdLj2M1h4&feature=related

Diger bolumlerini YouTube'da tiklayiniz...

7.inci alkislama sahnesi maalesef numarali degil. Onu da burda
bulacaksiniz...
http://www.youtube.com/watch?v=S3s0kN0rUNU&feature=related

Alkis dedigin boyle olur! Bravo. Demek onu takdir edenler de var.

Oh, yuregime su dokuldu! Kardesim son TR ziyarentinden dondugunde orda
gericiligin alip yurudugunden bahsetmisti de...
--
choro
*****

rick murphy

unread,
Oct 21, 2012, 2:44:44 PM10/21/12
to

Poem that landed Erdogan in jail: The mosques are our barracks, the
domes our helmets, the minarets our bayonets and the faithful our
soldiers... What PM Erdogan fails to see is that he was not
practicing his freedom of speech; on the contrary he was violating it,
and the "peace at home, peace in the World" principle of secular
(which is freedom of religion), democratic Republic of Turkiye by
radical, violent Islamist propaganda. No one can expect respect to
human rights from the PM.

What if somebody in Turkiye insulted Christian, Jewish or any other
religion (other than Islam), would the justice department go after
that person? I really doubt it. Because secularism (equality in
religion, and separation of religion and state) is in the name only in
Turkiye. Deep down, at least in PM Erdogan's mind and heart, Turkish
goverment is acting like a Moslem goverment and totally biased for his
religion Islam.

Turks got in very big troubles with almost every nation on Earth,
including Arabs who created it, just because of Islamism (not Islam)
since Islamism was used as a weapon for imperialism under the rule of
most radical Islamist Ottoman rule. The history is very clear about
that. We the Turks have been suffering from that. Why then should we,
the Turks, not talk about it??

choro

unread,
Oct 21, 2012, 5:42:51 PM10/21/12
to
On reading your response, I was surprised to realize that this was
written in response to my posting concerning Fazil Say, who is a true
musical genius and the Turkish Mozart of his age.

Why don't you stick to the main subject of the conversation? Try as I
may, I can't find a single word about Fazil Say in your posting.
--
choro
*****

okeyci

unread,
Oct 21, 2012, 6:54:20 PM10/21/12
to
Hoca, sap ile samani karistirmissin.

Klasik bati m�zigi aydin olmanin, entellekt�el olmanin, gerici
_olMaManin_ mihenk tasi degildir. Zira bu t�r�n kahir ekseriyetteki
eserlerinin -zamaninda- temelde kiliseler ve kraliyetler icin
bestelendigi malum. Bu anlamda, klasik T�rk musikisinin ve
t�rk�lerimizin kahir ekseriyetteki eseri klasik bati m�zigi yaninda
sek�lerdir, laiktir, bence cok daha makbuld�r. (Atat�rk TC'sinin
istiklal marsindaki dini motifleri felan saymiyorum :-)

Klasik bati m�zigi cok sesli, bizim m�zigimiz tek seslidir. C�nk� bizim
tek sesli m�zigimizde cikarttigimiz sesleri batililar cikartamiyorlar :-)

Klasik bati m�zigindeki ustaliklari hor g�rm�yorum. Fakat Fazil Say'in
-daha cok- klasik bati m�zigi icra etmesi, laik olmasi ve arabesk m�zige
karsi olmasi birbirine karistiriliyor ve buradan kalkarak klasik bati
m�zigi ilerici ve laikmis gibi bir yanlis sonuca variliyor. Kaldi ki
F.Say hakkinda dini alafortanfonilere karsi hakaretten acilan davanin,
aldigi alkislardaki orani da hesaba katilmali :-)

Ayrica, halkimizin arabesk m�zige ragbet etmege basladigi tarihin
�lkemizde t�rk m�ziginin yasaklanip cebren klasik bati m�zigi dinlemege
mahkum edildigi d�neme rastgeldigini burada yazmis ve kaynagindan
aktarmistim. Ararsan o yazimi ve o konudaki kaynak yazilari nette
bulabilirsin. Simdilik, tekraren sununla yetiniyorum:

http://bit.ly/UoTIsX

Ilaveten: Gecen g�n bir TR ulusal kanalinda, yeni yapilan bir ankete
g�re oruc tutan ve namaz kilanlarin sayisinda son 10 yilda %2.8 azalma
oldugu yayinlandi :-)

choro

unread,
Oct 21, 2012, 8:18:37 PM10/21/12
to
Sapla samani karistiran ben degilim. Ben Fazil Say'in hakikaten dahi bir
muzisyen olduguna samimi olarak inaniyorum. Onun besteledigi
Oryental/Bati muzigi sentezleri san'at eserleri olarak gayet degerli
eserlerdir bence. Bu bati muziginin daha ustun oldugunun delili
degildir, pek tabii olarak. Bilakis, muzikte iki ekolun sentezinden
ortaya cok daha zengin turler cikar. Fazil Say'in da yaptigi bu.

Bati muziginin kiliseler ve saraylarda geli$mesi, ne ordadir ne burda.
Ha bak Stalinler Malinler gidip Uyuyan Prenses baleleri seyrederlerse o
zaman i$ degi$ir. Her $ey gibi muzik de siyasi bir alet olarak
kullanilabilir. Ben ona da kar$iyim.

Fakat muzigi siyaseye kari$tirmiyalim lutfen.

Pek tabii ki halk muzikleri de gayet degerlidir. Bunu inkar etmiyorum
ki. Hem sadece bizim halk musikiziz degil, butun dunyanin halk musikileri.

Fakat meyhane $arkicilarinin Fazil Say'a kopekler gibi salmasina da goz
yumamam.
--
choro
*****

okeyci

unread,
Oct 21, 2012, 11:32:53 PM10/21/12
to
Am 22.10.2012 02:18, schrieb choro:
> Sapla samani karistiran ben degilim.

Beynin sulanmis olabilir mi?

C�nk� kendi yazinda sunu yazmistin: "Oh, yuregime su dokuldu! Kardesim
son TR ziyarentinden dondugunde orda gericiligin alip yurudugunden
bahsetmisti de..."

Bunu F.Say'in konserini �ven satirlarinin altina yazdin ki sapla samani
karistirmis oldun.

> Ben Fazil Say'in hakikaten dahi bir
> muzisyen olduguna samimi olarak inaniyorum. Onun besteledigi
> Oryental/Bati muzigi sentezleri san'at eserleri olarak gayet degerli
> eserlerdir bence.

Burda samimi degilsin hoca.

Ben F.Say'in "Kara Toprak" eserini buraya link ettigimde senin yorumun
(mealen) "vasat, bunu baska yapanlar da var" seklinde idi .

> Bu bati muziginin daha ustun oldugunun delili
> degildir, pek tabii olarak. Bilakis, muzikte iki ekolun sentezinden
> ortaya cok daha zengin turler cikar. Fazil Say'in da yaptigi bu.

Yaptiklarindan cok az bir kismi... Gerci konu bu degil(di) ama F.say
esas olarak klasik bati m�zigi icracisidir.

> Bati muziginin kiliseler ve saraylarda geli$mesi, ne ordadir ne burda.

"$eytan aldi g�t�rd�" m�? :-)

> Ha bak Stalinler Malinler gidip Uyuyan Prenses baleleri seyrederlerse o
> zaman i$ degi$ir. Her $ey gibi muzik de siyasi bir alet olarak
> kullanilabilir. Ben ona da kar$iyim.

Niye degissin "is"? (Hem onun adi "Uyuyan G�zel"dir)

RSDIP devrim yapti hoca, Caykovski'ye mi ihtiyaci vardi; sen
pu$tla$iyorsun bak, akilli ol!

> Fakat muzigi siyaseye kari$tirmiyalim lutfen.

Hadi ordan, hadi ordan!

> Pek tabii ki halk muzikleri de gayet degerlidir. Bunu inkar etmiyorum
> ki. Hem sadece bizim halk musikiziz degil, butun dunyanin halk musikileri.

Ortada kuyu var, yandan gec :-)

> Fakat meyhane $arkicilarinin Fazil Say'a kopekler gibi salmasina da goz
> yumamam.

Sen o meyhane havalarina kurban ol, hele ki "Kafe Aman" t�r�ne...

http://bit.ly/Tr5nHP

http://bit.ly/ceXbFF

Hadi git yat, daha fazla incinme :-)

Acephale Lemar

unread,
Oct 22, 2012, 4:52:50 AM10/22/12
to
choro wrote:
> Sapla samani karistiran ben degilim. Ben Fazil Say'in hakikaten dahi
> bir muzisyen olduguna samimi olarak inaniyorum. Onun besteledigi
> Oryental/Bati muzigi sentezleri san'at eserleri olarak gayet degerli
> eserlerdir bence. Bu bati muziginin daha ustun oldugunun delili
> degildir, pek tabii olarak. Bilakis, muzikte iki ekolun sentezinden
> ortaya cok daha zengin turler cikar. Fazil Say'in da yaptigi bu.

Bu kanaatine tam katilmiyorum "dahi", baska bir laf da sarfetmiyorum.

> Bati muziginin kiliseler ve saraylarda geli$mesi, ne ordadir ne burda.
> Ha bak Stalinler Malinler gidip Uyuyan Prenses baleleri seyrederlerse
> o zaman i$ degi$ir. Her $ey gibi muzik de siyasi bir alet olarak
> kullanilabilir. Ben ona da kar$iyim.

�nemsiz bir ayrinti bu tartismada, geciyorum.

> Fakat muzigi siyaseye kari$tirmiyalim lutfen.

Gelelim asil meseleye! Fazil bunu yapti. Yaptigindan dolayi degil de,
sarfettigi s�zlerden ve tarzindan dolayi, burada tavlaci ile mutabikz
g�r�n�yorum, onu elestiriyorum.
Evvela, t�m yasam siyasettir, siyaseti baska konulara karistirmamak
tarife g�re imkansiz.
Sonra, Fazil davranis acisindan bir dag ayisidir, bu da sanatini
degerlendirmemde beni cok etkiliyor: Ilgilenmiyorum.

> Fakat meyhane $arkicilarinin Fazil Say'a kopekler gibi salmasina da
> goz yumamam.

Emmi, kim kime �nce saldirmis, arastirdin mi? Sen T�rkiye'de yasamadin,
bilmiyorsun, ama tavlaci, ben ve burada yazan digerleri de biliyorlar
ki, T�rkiye'de komunist, "dinsiz" olduklari bilinen, _fakat_ halka
saldirmayan cok sanatciya dokunan olmadi, mesela Aziz Nesin, Ruhi Su.
Halktan dokunan olmadi, baska gerekcelerden dolayi dokunanlar oldu.
Kisaca, isterse d�nyanin en basarili, meshur vs. sanatcisi olarak batida
taninsin, bilinsin, bay Say nezdimde bir kuduz k�pektir. Ilah.

choro

unread,
Oct 22, 2012, 6:18:46 AM10/22/12
to
On 22/10/2012 09:52, Acephale Lemar wrote:
> choro wrote:
>> Sapla samani karistiran ben degilim. Ben Fazil Say'in hakikaten dahi
>> bir muzisyen olduguna samimi olarak inaniyorum. Onun besteledigi
>> Oryental/Bati muzigi sentezleri san'at eserleri olarak gayet degerli
>> eserlerdir bence. Bu bati muziginin daha ustun oldugunun delili
>> degildir, pek tabii olarak. Bilakis, muzikte iki ekolun sentezinden
>> ortaya cok daha zengin turler cikar. Fazil Say'in da yaptigi bu.
>
> Bu kanaatine tam katilmiyorum "dahi", baska bir laf da sarfetmiyorum.
>
>> Bati muziginin kiliseler ve saraylarda geli$mesi, ne ordadir ne burda.
>> Ha bak Stalinler Malinler gidip Uyuyan Prenses baleleri seyrederlerse
>> o zaman i$ degi$ir. Her $ey gibi muzik de siyasi bir alet olarak
>> kullanilabilir. Ben ona da kar$iyim.
>
> �nemsiz bir ayrinti bu tartismada, geciyorum.
>
>> Fakat muzigi siyaseye kari$tirmiyalim lutfen.
>
> Gelelim asil meseleye! Fazil bunu yapti. Yaptigindan dolayi degil de,
> sarfettigi s�zlerden ve tarzindan dolayi, burada tavlaci ile mutabikz
> g�r�n�yorum, onu elestiriyorum.
> Evvela, t�m yasam siyasettir, siyaseti baska konulara karistirmamak
> tarife g�re imkansiz.
> Sonra, Fazil davranis acisindan bir dag ayisidir, bu da sanatini
> degerlendirmemde beni cok etkiliyor: Ilgilenmiyorum.

Sen ister ilgilen ister ilgilenme. FS ba$ goz yarabilir soyleriyle.
Burada onu bir muzisyen olarak degerlendiriyoruz. Siyasi gorusleriyle
degil.

>
>> Fakat meyhane $arkicilarinin Fazil Say'a kopekler gibi salmasina da
>> goz yumamam.
>
> Emmi, kim kime �nce saldirmis, arastirdin mi? Sen T�rkiye'de yasamadin,
> bilmiyorsun, ama tavlaci, ben ve burada yazan digerleri de biliyorlar
> ki, T�rkiye'de komunist, "dinsiz" olduklari bilinen, _fakat_ halka
> saldirmayan cok sanatciya dokunan olmadi, mesela Aziz Nesin, Ruhi Su.
> Halktan dokunan olmadi, baska gerekcelerden dolayi dokunanlar oldu.
> Kisaca, isterse d�nyanin en basarili, meshur vs. sanatcisi olarak batida
> taninsin, bilinsin, bay Say nezdimde bir kuduz k�pektir. Ilah.

Haydi, haydi. Gericilik ve gericilerle ali$ veri$im yok. Muslumansan
inancina saygi duyarim fakat muslumanligi ba$kalarina zorla empoze etmek
benim defterimde yok.

choro

unread,
Oct 22, 2012, 7:00:31 AM10/22/12
to
On 22/10/2012 04:32, okeyci wrote:
> Am 22.10.2012 02:18, schrieb choro:
>> Sapla samani karistiran ben degilim.
>
> Beynin sulanmis olabilir mi?
>
> C�nk� kendi yazinda sunu yazmistin: "Oh, yuregime su dokuldu! Kardesim
> son TR ziyarentinden dondugunde orda gericiligin alip yurudugunden
> bahsetmisti de..."

Paragraflari iyi ayirmami$im. Karde$imin bana Turkiyede gericiligin alip
yudugunden bahsetmesinden duydugum uzuntuden sonra, Fazil Sayin on
dakkayi a$kin ayakta alki$lanmasini gormem yuregime su doktu,
ferahladim. Yazdiklarimi dikkatle okursan zaten bunu anlami$ olman gerekir.

>
> Bunu F.Say'in konserini �ven satirlarinin altina yazdin ki sapla samani
> karistirmis oldun.
>
>> Ben Fazil Say'in hakikaten dahi bir
>> muzisyen olduguna samimi olarak inaniyorum. Onun besteledigi
>> Oryental/Bati muzigi sentezleri san'at eserleri olarak gayet degerli
>> eserlerdir bence.
>
> Burda samimi degilsin hoca.

Samimi olup olmadigimi sadece ben bilirim. Ben diyorum ki Fazil Say
yilin degil asrin sayili muzisyenlerinden. Sen samimiyetime ister inan,
ister inanma.

>
> Ben F.Say'in "Kara Toprak" eserini buraya link ettigimde senin yorumun
> (mealen) "vasat, bunu baska yapanlar da var" seklinde idi .

Kara Toprak eserini takdir etmemi$/edememi$ olabilirim. Nitekim bu eseri
aklimda kalan eserlerinden degil. Fakat tekrar dinleyip degerlendirecegim.

Bu cevabimi biraz bekletip Kara Toprak'i dinledim. Bahsettigin
yazi$mamiz hatirimda olmadigi halde, ben belki de senin FS'nin
kullandigi *etouffe* teknigini fazla $i$irmene yanit vermi$tim. Bu
teknik klasik gitar muziginde kullanilir. Bundan 40 yil once klasik
gitar muziginde etouffe taknigina $ahit olmu$tum. Yani demek istedigim
bu yeni bir $ey degil. Sadece o bakimdan. Ingiliz tabiriyle "There is
nothing new under the sun". Fakat FS bu teknigi piyanoda gayet guzel
kullanmi$ ve bu $ekilde de esere deger katmi$.

Bati bestekarlari daha onceden bu teknigin bir variasyonunu kullanip
"Prepared Piano" (Hazirlanmi$ Piyano) teknigi cikarmi$lar motlerinden.
Piyano telleri arasina bicak catal koyarak ve dolayisiyle yuzlerine
benzetmi$ler. Fazil Say'in kullandigi elle *etouffe* teknigi ise tabii
ve muzikal yonden uygun bir teknik.

>
>> Bu bati muziginin daha ustun oldugunun delili
>> degildir, pek tabii olarak. Bilakis, muzikte iki ekolun sentezinden
>> ortaya cok daha zengin turler cikar. Fazil Say'in da yaptigi bu.
>
> Yaptiklarindan cok az bir kismi... Gerci konu bu degil(di) ama F.say
> esas olarak klasik bati m�zigi icracisidir.

Evet fakat muzigin dogusu batisi kuzeyi guneyi yoktur. Muzikte sadece
guzel olan veya guzel olmayan muzik var. En basit bir halk
turkusu/sarkisi $ahane muzik olabilir. Bir saatlik oratoryo ise 100
numara kagidi degerinde olmayabilir.

Armonik muzige gelince, onun da kendine has ozellileri var. Beni
du$unduren nedir biliyor mun? Saf bati muziginden zevk almadiklarini
soyliyenler bile farkina varmadan filimlerde bati muzigini dolayisi ile
dinliyor ve o muzikten psikolojikman algilaniyor. O muzigin tesiri
altinda kaliyor.

Evet bati muzigi kilise polifonik muzigiyle ba$lami$ olabilir fakat
kilise ile artik alakasi, bagi kalmami$tir. Armonik muzikte bir dereceye
kadar polifoni ve bazan da poli-ritim oldugu halde, polifonik muzikten
cok farklidir.

Ne diyeyim okeyci, muzik oyle birkac lafla analiz edilecek bir konu
degil. Cok derin bir konudur. Tek sesli muzigin filimlerde nasil pek
ender olsa da ba$ari ile kullanildigini gormek istersen Korede cevrilen
The Bow (Yay) filmini seyret. Bu filimde ek olarak armonik muzik
kullanilip kullanilmadigini hatirlayamiyorum.

Wiki'de bahsediliyor bu filimden...
http://en.wikipedia.org/wiki/The_Bow_(film)

>
>> Bati muziginin kiliseler ve saraylarda geli$mesi, ne ordadir ne burda.
>
> "$eytan aldi g�t�rd�" m�? :-)
>
>> Ha bak Stalinler Malinler gidip Uyuyan Prenses baleleri seyrederlerse o
>> zaman i$ degi$ir. Her $ey gibi muzik de siyasi bir alet olarak
>> kullanilabilir. Ben ona da kar$iyim.
>
> Niye degissin "is"? (Hem onun adi "Uyuyan G�zel"dir)

Duzeltmen icin te$ekkurler. Evet Uyuyan Guzel fakat o guzelleri openler
kurbaga prensler idi. Bu opup uyandirma neyi sembolize eder acep? Acep'e
soralim mi?
>
> RSDIP devrim yapti hoca, Caykovski'ye mi ihtiyaci vardi; sen
> pu$tla$iyorsun bak, akilli ol!

Aksam sadece 4 saat uyuyabildim. Kafam cali$miyor her halde. Bu RSDIP ne
ola?

Bak Cin'de yeni tur guzel devrimci operalar bestelendi. Rusya ise
kiraliyet konulariyle ilgili opera ve balelerle gonul eglendirdi.

>
>> Fakat muzigi siyaseye kari$tirmiyalim lutfen.
>
> Hadi ordan, hadi ordan!

Eh bazi yemeklerde tuzla $eker de birbirine kari$tirilir. Fakat genelde
ne $eker tuzla ne de muzik siyasetle bulandirilmali. Genelde diyorum.
Cunku hayatin her yonu siyasidir. O bakimdan haklisin.

>
>> Pek tabii ki halk muzikleri de gayet degerlidir. Bunu inkar etmiyorum
>> ki. Hem sadece bizim halk musikiziz degil, butun dunyanin halk
>> musikileri.
>
> Ortada kuyu var, yandan gec :-)

Ne kuyusu? Ben kuyu goremiyorum. Etnik muzikler daima ho$uma gider.
Dedigim gibi muzigin sadece iyi olani veya iyi olmayani var. Yoksa yuz
kusur milletten yalniz ve sadece bizim halk musimimiz mi degerli? Olamaz
boyle sey.

>
>> Fakat meyhane $arkicilarinin Fazil Say'a kopekler gibi salmasina da goz
>> yumamam.
>
> Sen o meyhane havalarina kurban ol, hele ki "Kafe Aman" t�r�ne...
>
> http://bit.ly/Tr5nHP
>
> http://bit.ly/ceXbFF

Dinledim, seyrettim fakat bunlar bira bahcelerinde raki yudumlarken
dinlenecek $arkilar, turkuler. Yunan/Turk muzigi sentezi ikisi de.
Birincisinde kari guzel dansediyor. Etegi de seksi dalgalaniyor.
Ikincisi ise Tsitsanis'in klasik rembetika $arkilarindan biri.

Fena degil fakat Fazil Say'in muzigiyle tamamen degi$ik san'at
seviyelerinde her iki $arki da. Mukayese kaldirmaz yani.

>
> Hadi git yat, daha fazla incinme :-)

Soyledigin dogru be! Valla o meyhane havalari da $ahane muzik olabilir.
Fakat alelade siradan bir meyhane $arkicisi ile Fazil Say'yi asla ayni
seviyede tutmam azizim.

okeyci

unread,
Oct 22, 2012, 7:27:06 AM10/22/12
to
Onun F.Say'i elestirirken kullandigi sifatlara katilmiyorum ama
Acaiplale, dedigin gibi birsey yapmadi. (Yapmaga kalkarsa durum baska;
kele$'i gresden cikaririm).

Bak hoca, bunu bana da yaptin, Stalin ve uyuyan güzel lafinla. Kicindan
birsey uydurup onun üzerine laf üretiyorsun. Oturr, sifir!

choro

unread,
Oct 22, 2012, 7:44:39 AM10/22/12
to
On 22/10/2012 12:27, okeyci wrote:
> Am 22.10.2012 12:18, schrieb choro:
>> On 22/10/2012 09:52, Acephale Lemar wrote:
>
>> Haydi, haydi. Gericilik ve gericilerle ali$ veri$im yok. Muslumansan
>> inancina saygi duyarim fakat muslumanligi ba$kalarina zorla empoze etmek
>> benim defterimde yok.
>
> Onun F.Say'i elestirirken kullandigi sifatlara katilmiyorum ama
> Acaiplale, dedigin gibi birsey yapmadi. (Yapmaga kalkarsa durum baska;
> kele$'i gresden cikaririm).
>
> Bak hoca, bunu bana da yaptin, Stalin ve uyuyan g�zel lafinla. Kicindan
> birsey uydurup onun �zerine laf �retiyorsun. Oturr, sifir!

Huyumdur yav. Herkese yaparim bunu fakat emin ol icimden fenalik gecmez.

Yav okeyci, bu daima meragimi celbeden bir konu idi bu. Ne idi o
sovyetler devrinde Carlarla, Prens ve Prenseslerle ilgili o operalarin,
balelerin sahneye konmasi? Hala daha bazan beni du$unduruyor? Bu ne
bicim devrim idi diye?

Kibris'ta me$hur bir tabirimiz var bu gibi durumlar icin. "Pale kutalya,
pale kutalya". (Rumca, "Yine ka$ik, yine ka$ik" anlaminda!). Yani hic
bir sey degismedi/degi$mez! Eski hamam, eski tas.

;-)
--
choro
*****

okeyci

unread,
Oct 22, 2012, 8:28:17 AM10/22/12
to
Am 22.10.2012 13:00, schrieb choro:
> On 22/10/2012 04:32, okeyci wrote:
>> Am 22.10.2012 02:18, schrieb choro:
>>> Sapla samani karistiran ben degilim.
>>
>> Beynin sulanmis olabilir mi?
>>
>> C�nk� kendi yazinda sunu yazmistin: "Oh, yuregime su dokuldu! Kardesim
>> son TR ziyarentinden dondugunde orda gericiligin alip yurudugunden
>> bahsetmisti de..."
>
> Paragraflari iyi ayirmami$im.

Bak sen... :-)

> Karde$imin bana Turkiyede gericiligin alip
> yudugunden bahsetmesinden duydugum uzuntuden sonra, Fazil Sayin on
> dakkayi a$kin ayakta alki$lanmasini gormem yuregime su doktu,
> ferahladim. Yazdiklarimi dikkatle okursan zaten bunu anlami$ olman gerekir.

Hayir, ben ne anladigimi/anlasildigini yazdim. Sen de �nce inkar,
ardindan (hemen yukarida) teyid ettin bunu.

Gericilige gelince; Alip y�r�m�sl�g� felan yok, tam tersine dini
gericilik geriliyor :-) Fakat ben sevinmiyorum buna, c�nk� siyasi
gericilik artiyor. Bak mesela istanbul barosu secimlerine. Kendine
ulusalci diyen emp. hempalari, ki inkar edemezler, NATO subaylarindan ve
onlarin sivil kiriklarindan olusuyor bunlar, Perincek'in sahte nidalari
disinda asla NATO k�leligine karsi cikmadilar. Hem de ta basindan beri
ve bu h�k�met kuruluncaya kadar. Sonra birdenbire ulus, vatan,
ulusalcilik gibi seyleri kesfediverdiler. Iste ABD'nin kucagindan
indirip delige s�p�rd�g� tayfayi savunan bunlar, d�nyanin en kalabalik
barolarindan birini ele gecirdiler. Bunlar amele olsa pek takmam. Ama
TR'de kanunlari uygulayan en �nemli kesimden bunlar. Siyasi
gerici-irkci-fasist bu kesim, tipki senin gibi, dini gericiligi hedef
g�stererek puan topladi. Fasizmin her zaman bir hedef tahtasi olmustur.
TR'de ermeniler, rumlar, s�ryaniler, yezidiler, kom�nistler, aleviler,
k�rtlerden sonra simdi de s�nniler hedef durumda. Esas tehlike burada ki
gecmiste 80 sene kan kusturdular millete.

>> Bunu F.Say'in konserini �ven satirlarinin altina yazdin ki sapla samani
>> karistirmis oldun.
>>
>>> Ben Fazil Say'in hakikaten dahi bir
>>> muzisyen olduguna samimi olarak inaniyorum. Onun besteledigi
>>> Oryental/Bati muzigi sentezleri san'at eserleri olarak gayet degerli
>>> eserlerdir bence.
>>
>> Burda samimi degilsin hoca.
>
> Samimi olup olmadigimi sadece ben bilirim. Ben diyorum ki Fazil Say
> yilin degil asrin sayili muzisyenlerinden. Sen samimiyetime ister inan,
> ister inanma.
>
>>
>> Ben F.Say'in "Kara Toprak" eserini buraya link ettigimde senin yorumun
>> (mealen) "vasat, bunu baska yapanlar da var" seklinde idi .
>
> Kara Toprak eserini takdir etmemi$/edememi$ olabilirim. Nitekim bu eseri
> aklimda kalan eserlerinden degil. Fakat tekrar dinleyip degerlendirecegim.
>
> Bu cevabimi biraz bekletip Kara Toprak'i dinledim. Bahsettigin
> yazi$mamiz hatirimda olmadigi halde, ben belki de senin FS'nin
> kullandigi *etouffe* teknigini fazla $i$irmene yanit vermi$tim.

Sisirmeyi sen yapiyorsun hoca, kendine gel.

> Bu
> teknik klasik gitar muziginde kullanilir. Bundan 40 yil once klasik
> gitar muziginde etouffe taknigina $ahit olmu$tum. Yani demek istedigim
> bu yeni bir $ey degil. Sadece o bakimdan. Ingiliz tabiriyle "There is
> nothing new under the sun". Fakat FS bu teknigi piyanoda gayet guzel
> kullanmi$ ve bu $ekilde de esere deger katmi$.

Cevir, kaz yanmasin :-)

> Bati bestekarlari daha onceden bu teknigin bir variasyonunu kullanip
> "Prepared Piano" (Hazirlanmi$ Piyano) teknigi cikarmi$lar motlerinden.
> Piyano telleri arasina bicak catal koyarak ve dolayisiyle yuzlerine
> benzetmi$ler. Fazil Say'in kullandigi elle *etouffe* teknigi ise tabii
> ve muzikal yonden uygun bir teknik.
>
>>
>>> Bu bati muziginin daha ustun oldugunun delili
>>> degildir, pek tabii olarak. Bilakis, muzikte iki ekolun sentezinden
>>> ortaya cok daha zengin turler cikar. Fazil Say'in da yaptigi bu.
>>
>> Yaptiklarindan cok az bir kismi... Gerci konu bu degil(di) ama F.say
>> esas olarak klasik bati m�zigi icracisidir.
>
> Evet fakat muzigin dogusu batisi kuzeyi guneyi yoktur. Muzikte sadece
> guzel olan veya guzel olmayan muzik var. En basit bir halk
> turkusu/sarkisi $ahane muzik olabilir. Bir saatlik oratoryo ise 100
> numara kagidi degerinde olmayabilir.

M�zigin y�n� de vardir, siyaseti de...

Sen majestelerinden fazla etkilenmissin.

Bekledim, acaba konuya dahil eder misin diye ama sen bunu da bilmiyorsun
anlasilan: Klasik bati m�zigi esas itibariyle kilise icin yapilmistir
ama mesela fransiz devriminden sonra verilen eserlerin icinde
k�c�msenmeyecek sayida laik eser de vardir.

> Armonik muzige gelince, onun da kendine has ozellileri var. Beni
> du$unduren nedir biliyor mun? Saf bati muziginden zevk almadiklarini
> soyliyenler bile farkina varmadan filimlerde bati muzigini dolayisi ile
> dinliyor ve o muzikten psikolojikman algilaniyor. O muzigin tesiri
> altinda kaliyor.

Bati m�zigi degil, klasik bati m�zigi idi konumuz, ve hala �yle.

Kaldi ki kisaca "uyu ve katlan"i vaaz eden laflari ve �zellikle gencligi
bir cemberin icine hapsetmege y�nelik besteleri ile modern bati
m�ziginin cogu parcasi da kilise icin yapilan m�zik gibi, c�pl�kt�r.

> Evet bati muzigi kilise polifonik muzigiyle ba$lami$ olabilir fakat
> kilise ile artik alakasi, bagi kalmami$tir. Armonik muzikte bir dereceye
> kadar polifoni ve bazan da poli-ritim oldugu halde, polifonik muzikten
> cok farklidir.

Hala "bati m�zigi" diyorsun hoca, kafayi iyice yedin. Konumuz klasik
bati m�zigi lan!

Kaldi ki genel olarak bati m�zigi kilise m�zigiyle felan baslamadi. Yahu
isin ABC'sinden bile bahsetmek zorunda kalisima kahroluyorum beah :-)

> Ne diyeyim okeyci, muzik oyle birkac lafla analiz edilecek bir konu
> degil. Cok derin bir konudur. Tek sesli muzigin filimlerde nasil pek
> ender olsa da ba$ari ile kullanildigini gormek istersen Korede cevrilen
> The Bow (Yay) filmini seyret. Bu filimde ek olarak armonik muzik
> kullanilip kullanilmadigini hatirlayamiyorum.
>
> Wiki'de bahsediliyor bu filimden...
> http://en.wikipedia.org/wiki/The_Bow_(film)

Sen hele sunu dinle, Fazil bile b�yle icra edemez bu parcayi :-)

http://bit.ly/QMTk0Z

>>> Bati muziginin kiliseler ve saraylarda geli$mesi, ne ordadir ne burda.
>>
>> "$eytan aldi g�t�rd�" m�? :-)
>>
>>> Ha bak Stalinler Malinler gidip Uyuyan Prenses baleleri seyrederlerse o
>>> zaman i$ degi$ir. Her $ey gibi muzik de siyasi bir alet olarak
>>> kullanilabilir. Ben ona da kar$iyim.
>>
>> Niye degissin "is"? (Hem onun adi "Uyuyan G�zel"dir)
>
> Duzeltmen icin te$ekkurler. Evet Uyuyan Guzel fakat o guzelleri openler
> kurbaga prensler idi. Bu opup uyandirma neyi sembolize eder acep? Acep'e
> soralim mi?
>>
>> RSDIP devrim yapti hoca, Caykovski'ye mi ihtiyaci vardi; sen
>> pu$tla$iyorsun bak, akilli ol!
>
> Aksam sadece 4 saat uyuyabildim. Kafam cali$miyor her halde. Bu RSDIP ne
> ola?

Rus Sosyal Demokrat Isci Partisi !

Nazik kiclarinizi hala titreten devrimi yapmis olan parti. Sonradan adi
SBKP olarak degistirildi. Hadi bunu sor da seni devrim maakemesinde
yargilatayim a.q. :-)

> Bak Cin'de yeni tur guzel devrimci operalar bestelendi. Rusya ise
> kiraliyet konulariyle ilgili opera ve balelerle gonul eglendirdi.

Ne demezsin...

G�nl�k 2$ kazanan isciler dolduruyor(!) salonlari :-)

Siz hala "annenizin" CKP'sini mi kullaniyorsunuz, sekerim :-)

>>> Fakat muzigi siyaseye kari$tirmiyalim lutfen.
>>
>> Hadi ordan, hadi ordan!
>
> Eh bazi yemeklerde tuzla $eker de birbirine kari$tirilir. Fakat genelde
> ne $eker tuzla ne de muzik siyasetle bulandirilmali. Genelde diyorum.
> Cunku hayatin her yonu siyasidir. O bakimdan haklisin.
>
>>
>>> Pek tabii ki halk muzikleri de gayet degerlidir. Bunu inkar etmiyorum
>>> ki. Hem sadece bizim halk musikiziz degil, butun dunyanin halk
>>> musikileri.
>>
>> Ortada kuyu var, yandan gec :-)
>
> Ne kuyusu? Ben kuyu goremiyorum. Etnik muzikler daima ho$uma gider.
> Dedigim gibi muzigin sadece iyi olani veya iyi olmayani var. Yoksa yuz
> kusur milletten yalniz ve sadece bizim halk musimimiz mi degerli? Olamaz
> boyle sey.

Bak uyaniga!

Elestirdigin seyi s�yleyen mi oldu?!

>>> Fakat meyhane $arkicilarinin Fazil Say'a kopekler gibi salmasina da goz
>>> yumamam.
>>
>> Sen o meyhane havalarina kurban ol, hele ki "Kafe Aman" t�r�ne...
>>
>> http://bit.ly/Tr5nHP
>>
>> http://bit.ly/ceXbFF
>
> Dinledim, seyrettim fakat bunlar bira bahcelerinde raki yudumlarken
> dinlenecek $arkilar, turkuler. Yunan/Turk muzigi sentezi ikisi de.
> Birincisinde kari guzel dansediyor. Etegi de seksi dalgalaniyor.
> Ikincisi ise Tsitsanis'in klasik rembetika $arkilarindan biri.
>
> Fena degil fakat Fazil Say'in muzigiyle tamamen degi$ik san'at
> seviyelerinde her iki $arki da. Mukayese kaldirmaz yani.

Sen opera dinlerken s�tl� twinings of London iciyorsun anlasilan.

"Bira bahcelerinde raki icmek" de kicindan uydurdugun baska bisey olsa
gerek :-)

Bak hoca, senin sanat seviyeni �pen bir parca, �nden buyur :-)

http://bit.ly/RcYF5j

okeyci

unread,
Oct 22, 2012, 9:04:44 AM10/22/12
to
Am 22.10.2012 13:44, schrieb choro:
> On 22/10/2012 12:27, okeyci wrote:
>> Am 22.10.2012 12:18, schrieb choro:
>>> On 22/10/2012 09:52, Acephale Lemar wrote:
>>
>>> Haydi, haydi. Gericilik ve gericilerle ali$ veri$im yok. Muslumansan
>>> inancina saygi duyarim fakat muslumanligi ba$kalarina zorla empoze etmek
>>> benim defterimde yok.
>>
>> Onun F.Say'i elestirirken kullandigi sifatlara katilmiyorum ama
>> Acaiplale, dedigin gibi birsey yapmadi. (Yapmaga kalkarsa durum baska;
>> kele$'i gresden cikaririm).
>>
>> Bak hoca, bunu bana da yaptin, Stalin ve uyuyan g�zel lafinla. Kicindan
>> birsey uydurup onun �zerine laf �retiyorsun. Oturr, sifir!
>
> Huyumdur yav. Herkese yaparim bunu fakat emin ol icimden fenalik gecmez.
>
> Yav okeyci, bu daima meragimi celbeden bir konu idi bu. Ne idi o
> sovyetler devrinde Carlarla, Prens ve Prenseslerle ilgili o operalarin,
> balelerin sahneye konmasi? Hala daha bazan beni du$unduruyor? Bu ne
> bicim devrim idi diye?

Zarfa degil mazrufa bak, hoca.

�stelik, sosyalist insa kisa s�reye sigmaz. Devrimden sonra 18 yil s�rd�
ic savas. Kapito?

Fakat, anti-kom�nistlerin bu kom�nizm sevdalari bana m�this keyif
veriyor :-)

> Kibris'ta me$hur bir tabirimiz var bu gibi durumlar icin. "Pale kutalya,
> pale kutalya". (Rumca, "Yine ka$ik, yine ka$ik" anlaminda!). Yani hic
> bir sey degismedi/degi$mez! Eski hamam, eski tas.

Sen �yle san.

Bir 68 hareketi bile neler yapti, kaldi ki ondan evvelki ilk sosyalizm
denemesi idi...

D�nya nazizmden, Mc Carty'cilikten bug�nlere geldi. Kimlerin sayesinde?

Stalin adini duyunca hala dizleriniz titriyor, donu dolduruyorsunuz :-)

>
> ;-)
> --
> choro
> *****

choro

unread,
Oct 22, 2012, 9:24:27 AM10/22/12
to
On 22/10/2012 13:28, okeyci wrote:
> Am 22.10.2012 13:00, schrieb choro:
>> On 22/10/2012 04:32, okeyci wrote:
>>> Am 22.10.2012 02:18, schrieb choro:
>>>> Sapla samani karistiran ben degilim.
>>>
>>> Beynin sulanmis olabilir mi?
>>>
>>> C�nk� kendi yazinda sunu yazmistin: "Oh, yuregime su dokuldu! Kardesim
>>> son TR ziyarentinden dondugunde orda gericiligin alip yurudugunden
>>> bahsetmisti de..."
>>
>> Paragraflari iyi ayirmami$im.
>
> Bak sen... :-)
>
>> Karde$imin bana Turkiyede gericiligin alip
>> yudugunden bahsetmesinden duydugum uzuntuden sonra, Fazil Sayin on
>> dakkayi a$kin ayakta alki$lanmasini gormem yuregime su doktu,
>> ferahladim. Yazdiklarimi dikkatle okursan zaten bunu anlami$ olman
>> gerekir.
>
> Hayir, ben ne anladigimi/anlasildigini yazdim. Sen de �nce inkar,
> ardindan (hemen yukarida) teyid ettin bunu.

Bir onceki paragrafi da okusaydin soyledigimi bu anlamda almazdin.

>
> Gericilige gelince; Alip y�r�m�sl�g� felan yok, tam tersine dini
> gericilik geriliyor :-) Fakat ben sevinmiyorum buna, c�nk� siyasi
> gericilik artiyor. Bak mesela istanbul barosu secimlerine. Kendine
> ulusalci diyen emp. hempalari, ki inkar edemezler, NATO subaylarindan ve
> onlarin sivil kiriklarindan olusuyor bunlar, Perincek'in sahte nidalari
> disinda asla NATO k�leligine karsi cikmadilar. Hem de ta basindan beri
> ve bu h�k�met kuruluncaya kadar. Sonra birdenbire ulus, vatan,
> ulusalcilik gibi seyleri kesfediverdiler. Iste ABD'nin kucagindan
> indirip delige s�p�rd�g� tayfayi savunan bunlar, d�nyanin en kalabalik
> barolarindan birini ele gecirdiler. Bunlar amele olsa pek takmam. Ama
> TR'de kanunlari uygulayan en �nemli kesimden bunlar. Siyasi
> gerici-irkci-fasist bu kesim, tipki senin gibi, dini gericiligi hedef
> g�stererek puan topladi. Fasizmin her zaman bir hedef tahtasi olmustur.
> TR'de ermeniler, rumlar, s�ryaniler, yezidiler, kom�nistler, aleviler,
> k�rtlerden sonra simdi de s�nniler hedef durumda. Esas tehlike burada ki
> gecmiste 80 sene kan kusturdular millete.

Yani kisacasi sen diyorsun ki fa$ist sagci akim daha da tehlikeli. Bir
yanda sirp kaya, diger yanda ucurum yani. Veya Ingilizin dedigi gibi
"$eytan ve derin mavi deniz arasi"nda kaldik!
Firinda, komurde kaz yok ki yansin... Neyi cevireyim?

>
>> Bati bestekarlari daha onceden bu teknigin bir variasyonunu kullanip
>> "Prepared Piano" (Hazirlanmi$ Piyano) teknigi cikarmi$lar motlerinden.
>> Piyano telleri arasina bicak catal koyarak ve dolayisiyle yuzlerine
>> benzetmi$ler. Fazil Say'in kullandigi elle *etouffe* teknigi ise tabii
>> ve muzikal yonden uygun bir teknik.
>>
>>>
>>>> Bu bati muziginin daha ustun oldugunun delili
>>>> degildir, pek tabii olarak. Bilakis, muzikte iki ekolun sentezinden
>>>> ortaya cok daha zengin turler cikar. Fazil Say'in da yaptigi bu.
>>>
>>> Yaptiklarindan cok az bir kismi... Gerci konu bu degil(di) ama F.say
>>> esas olarak klasik bati m�zigi icracisidir.
>>
>> Evet fakat muzigin dogusu batisi kuzeyi guneyi yoktur. Muzikte sadece
>> guzel olan veya guzel olmayan muzik var. En basit bir halk
>> turkusu/sarkisi $ahane muzik olabilir. Bir saatlik oratoryo ise 100
>> numara kagidi degerinde olmayabilir.
>
> M�zigin y�n� de vardir, siyaseti de...

Pek tabii. Siyasi yonu olmiyan ne var sanki hayatta?
>
> Sen majestelerinden fazla etkilenmissin.

Bak burada yanilirsin.

>
> Bekledim, acaba konuya dahil eder misin diye ama sen bunu da bilmiyorsun
> anlasilan: Klasik bati m�zigi esas itibariyle kilise icin yapilmistir
> ama mesela fransiz devriminden sonra verilen eserlerin icinde
> k�c�msenmeyecek sayida laik eser de vardir.

Evet, "klasik" (her ne demek se!)... klasik bati muzigi ilk kilise
muzigi olarak geli$ti. Sonra da saraylarda geli$ti. Ilk bagimsiz cali$an
bestekar ise Beethoven oldu. Ondan oncekiler hep saray veya kilise
emekcisi idiler. Yani maasli memurdular.

>
>> Armonik muzige gelince, onun da kendine has ozellileri var. Beni
>> du$unduren nedir biliyor mun? Saf bati muziginden zevk almadiklarini
>> soyliyenler bile farkina varmadan filimlerde bati muzigini dolayisi ile
>> dinliyor ve o muzikten psikolojikman algilaniyor. O muzigin tesiri
>> altinda kaliyor.
>
> Bati m�zigi degil, klasik bati m�zigi idi konumuz, ve hala �yle.

Bati muzigi diyorum cunku klasik kelimesi dar anlamiyle 18/19 asirlarin
Avusturya-Macaristan Imparatorlugu muzigi idi. Haydn ve Mozart'in muzigi
yani. Beethoven'i de bunlar arasina katarlar genelde. Bunun di$inda Bati
San'at Muzigi diye bilinen ce$ni var ki bircok defalar klasik bati
muzigi deyiminden bu anla$ilir.

>
> Kaldi ki kisaca "uyu ve katlan"i vaaz eden laflari ve �zellikle gencligi
> bir cemberin icine hapsetmege y�nelik besteleri ile modern bati
> m�ziginin cogu parcasi da kilise icin yapilan m�zik gibi, c�pl�kt�r.

Muzik dedigin cok geni$ bir sahadir. Oyle basit bir siniflandirmaga
uygun degil.

>
>> Evet bati muzigi kilise polifonik muzigiyle ba$lami$ olabilir fakat
>> kilise ile artik alakasi, bagi kalmami$tir. Armonik muzikte bir dereceye
>> kadar polifoni ve bazan da poli-ritim oldugu halde, polifonik muzikten
>> cok farklidir.
>
> Hala "bati m�zigi" diyorsun hoca, kafayi iyice yedin. Konumuz klasik
> bati m�zigi lan!

Hangi klasik bati muzigi? Haydn ve Mozartin klasik bati muzigi mi yoksa
bati san'at muzigi mi ki bu benim konu ettigim muzik?
>
> Kaldi ki genel olarak bati m�zigi kilise m�zigiyle felan baslamadi. Yahu
> isin ABC'sinden bile bahsetmek zorunda kalisima kahroluyorum beah :-)

Pek tabii ki muzigin tarihi Hristiyanligin tarihinden cok, cok eskilere
dayanir. Dolayisi ile bati muzigi kilisede baslamis olamaz. Kilisede
ba$layan cok sesli polifonik muzik oldu. Zamanla da polifonik muzik
armonik muzige donu$tu.

>
>> Ne diyeyim okeyci, muzik oyle birkac lafla analiz edilecek bir konu
>> degil. Cok derin bir konudur. Tek sesli muzigin filimlerde nasil pek
>> ender olsa da ba$ari ile kullanildigini gormek istersen Korede cevrilen
>> The Bow (Yay) filmini seyret. Bu filimde ek olarak armonik muzik
>> kullanilip kullanilmadigini hatirlayamiyorum.
>>
>> Wiki'de bahsediliyor bu filimden...
>> http://en.wikipedia.org/wiki/The_Bow_(film)
>
> Sen hele sunu dinle, Fazil bile b�yle icra edemez bu parcayi :-)
>
> http://bit.ly/QMTk0Z

Bu parcayi mi? Len ben bile bu parcayi cok daha guzel calardim
gencligimde. Ayip ettin okeyci. Muzik anlayi$in ve muzik zevkin biraz
zayif eger bu parcayi begenmi$sen. :-(
>
>>>> Bati muziginin kiliseler ve saraylarda geli$mesi, ne ordadir ne burda.
>>>
>>> "$eytan aldi g�t�rd�" m�? :-)
>>>
>>>> Ha bak Stalinler Malinler gidip Uyuyan Prenses baleleri seyrederlerse o
>>>> zaman i$ degi$ir. Her $ey gibi muzik de siyasi bir alet olarak
>>>> kullanilabilir. Ben ona da kar$iyim.
>>>
>>> Niye degissin "is"? (Hem onun adi "Uyuyan G�zel"dir)
>>
>> Duzeltmen icin te$ekkurler. Evet Uyuyan Guzel fakat o guzelleri openler
>> kurbaga prensler idi. Bu opup uyandirma neyi sembolize eder acep? Acep'e
>> soralim mi?
>>>
>>> RSDIP devrim yapti hoca, Caykovski'ye mi ihtiyaci vardi; sen
>>> pu$tla$iyorsun bak, akilli ol!
>>
>> Aksam sadece 4 saat uyuyabildim. Kafam cali$miyor her halde. Bu RSDIP ne
>> ola?
>
> Rus Sosyal Demokrat Isci Partisi !
>
> Nazik kiclarinizi hala titreten devrimi yapmis olan parti. Sonradan adi
> SBKP olarak degistirildi. Hadi bunu sor da seni devrim maakemesinde
> yargilatayim a.q. :-)

Tarihe kari$mi$ bir bir kurulu$un tarihe kari$mis mahkemesinde tarihi
bir duru$ma olur bu!

>
>> Bak Cin'de yeni tur guzel devrimci operalar bestelendi. Rusya ise
>> kiraliyet konulariyle ilgili opera ve balelerle gonul eglendirdi.
>
> Ne demezsin...
>
> G�nl�k 2$ kazanan isciler dolduruyor(!) salonlari :-)

Ve de localarda KP kodamanlari! ;-)
>
> Siz hala "annenizin" CKP'sini mi kullaniyorsunuz, sekerim :-)

Ha, ha!
Twinings de artik Hintli sirketi oldu, yanli$im yoksa. Opera'yi pek
sevmem. Arialari, uverturleri dinlerim. O kadar. Operanin konusu beni
alakadar etmez. Oyle basit kurgular KP ve Kiraliyet kodamanlarini
yakindan ilgilendirir. Operayi SBKP kodamanlari severdi,degil mi? Tipki
buranin kodamanlari gibi.

>
> "Bira bahcelerinde raki icmek" de kicindan uydurdugun baska bisey olsa
> gerek :-)

Kibris'ta gencligimde revuleri, show'lari olan kabareler vardi.
Oralarda boyle rembetika vs benzer tip muzik calinirdi.

>
> Bak hoca, senin sanat seviyeni �pen bir parca, �nden buyur :-)
>
> http://bit.ly/RcYF5j

Ha, bak ne guzel! Gordun mu? Az yukarida kabarelerden bahsetmi$tim ya.
I$te tipik kabare sahnesi. Boyle yerler buyuk kasabalarda Rum
semtlerinde bulunurdu. Vur patlasin, cal oynasin. Kizlar da guzel.
Pahali ama guzel. Az aile serveti yenmedi boyle yerlerde.

choro

unread,
Oct 22, 2012, 9:28:24 AM10/22/12
to
On 22/10/2012 14:04, okeyci wrote:
Ha, ha!

SSCB'den kurtuldular ya. Simdi de Geri Mar$ devri ba$ladi. Kendini oyle
cok avutma. --
choro
*****
>
>>
>> ;-)
>> --
>> choro
>> *****
>

Acephale Lemar

unread,
Oct 22, 2012, 5:03:47 PM10/22/12
to
Sanatcilar ile mucitler arasindaki fark, sanatsiz yasamak m�mk�n
eksiklik hissetmeden, ama bilimin askerlerine daha cok muhtacsin. Ben
onu siyasi s�zlerinden dolayi elestirmedim, tarzindan, �slubundan dolayi
elestirdim.

>> Emmi, kim kime �nce saldirmis, arastirdin mi? Sen T�rkiye'de
>> yasamadin, bilmiyorsun, ama tavlaci, ben ve burada yazan digerleri
>> de biliyorlar ki, T�rkiye'de komunist, "dinsiz" olduklari bilinen,
>> _fakat_ halka saldirmayan cok sanatciya dokunan olmadi, mesela Aziz
>> Nesin, Ruhi Su. Halktan dokunan olmadi, baska gerekcelerden dolayi
>> dokunanlar oldu. Kisaca, isterse d�nyanin en basarili, meshur vs.
>> sanatcisi olarak batida taninsin, bilinsin, bay Say nezdimde bir
>> kuduz k�pektir. Ilah.
>
> Haydi, haydi. Gericilik ve gericilerle ali$ veri$im yok. Muslumansan
> inancina saygi duyarim fakat muslumanligi ba$kalarina zorla empoze
> etmek benim defterimde yok.

Kime Islam'i zorla kabul ettirmek istedim? Nerede ve ne zaman? Ben onun
insan olarak degeri d�s�k olduguna kaniyim, hor g�r�yorum onu,
yansitiyorum tavrini ona karsi; mesele bundan ibaret.

Acephale Lemar

unread,
Oct 22, 2012, 5:03:48 PM10/22/12
to
choro wrote:
> On 22/10/2012 12:27, okeyci wrote:
>> Am 22.10.2012 12:18, schrieb choro:
>>> On 22/10/2012 09:52, Acephale Lemar wrote:
>>
>>> Haydi, haydi. Gericilik ve gericilerle ali$ veri$im yok. Muslumansan
>>> inancina saygi duyarim fakat muslumanligi ba$kalarina zorla empoze
>>> etmek benim defterimde yok.
>>
>> Onun F.Say'i elestirirken kullandigi sifatlara katilmiyorum ama
>> Acaiplale, dedigin gibi birsey yapmadi. (Yapmaga kalkarsa durum
>> baska; kele$'i gresden cikaririm).
>>
>> Bak hoca, bunu bana da yaptin, Stalin ve uyuyan g�zel lafinla.
>> Kicindan birsey uydurup onun �zerine laf �retiyorsun. Oturr, sifir!
>
> Huyumdur yav. Herkese yaparim bunu fakat emin ol icimden fenalik
> gecmez.

Gereksiz ve k�t� bir huy, caresine bakiver.

> Yav okeyci, bu daima meragimi celbeden bir konu idi bu. Ne idi o
> sovyetler devrinde Carlarla, Prens ve Prenseslerle ilgili o
> operalarin, balelerin sahneye konmasi? Hala daha bazan beni
> du$unduruyor? Bu ne bicim devrim idi diye?
>
> Kibris'ta me$hur bir tabirimiz var bu gibi durumlar icin. "Pale
> kutalya, pale kutalya". (Rumca, "Yine ka$ik, yine ka$ik" anlaminda!).
> Yani hic bir sey degismedi/degi$mez! Eski hamam, eski tas.

Sen Marx'in her hangi bir uzun makalesini okudun mu? Ya da marksizm
�zerine bir giris kitabini?
Evvela, yazdigin olaylar devrimin basindan beri olmadi, 35'den sonraki
yillara denk gelen bir taktik degistirmek zorunlulugundan kaynaklaniyor
genelde, aslinda ise ortada sandigin gibi bir celiski yok, c�nk�
marksist leninist t�r�nden komunistlere g�re kapitalizmin kendisi k�t�
degildir, o olmasi gereken bir safha, ama gecici bir devre. Ufuktaki
esit toplum gerceklestirildikten sonra herkes diledigini dinler, yapar
vs. Edebiyatta da durum farkli degil, icerikten dolayi elestirilmelerine
ragmen Tolstoy, Turgenyev, Dostoyevski vs. degerli, �rnek alinacak
edipler olarak tanitildilar.
Eksigim var ise ki olmasi gayet dogaldir, okeyci tamamlasin. Kiyaga
kiyak, sekerim. ;-) Eski k�t� huylarinin seni d�rtmedigini g�reyim,
acayim kapimi.

Acephale Lemar

unread,
Oct 22, 2012, 5:03:50 PM10/22/12
to
choro wrote:
> On 22/10/2012 04:32, okeyci wrote:
>> Am 22.10.2012 02:18, schrieb choro:
>>> Sapla samani karistiran ben degilim.
>>
>> Beynin sulanmis olabilir mi?
>>
>> C�nk� kendi yazinda sunu yazmistin: "Oh, yuregime su dokuldu!
>> Kardesim son TR ziyarentinden dondugunde orda gericiligin alip
>> yurudugunden bahsetmisti de..."
>
> Paragraflari iyi ayirmami$im. Karde$imin bana Turkiyede gericiligin
> alip yudugunden bahsetmesinden duydugum uzuntuden sonra, Fazil Sayin
> on dakkayi a$kin ayakta alki$lanmasini gormem yuregime su doktu,
> ferahladim. Yazdiklarimi dikkatle okursan zaten bunu anlami$ olman
> gerekir.

O kisimdaki yanlis anlayisin sorumlusu sensin; gerci yazdigini
d�s�nmedim degil, ama seffaf bir c�mle degildi. �nemsemedigimden dolayi
�zerinde durmadim.

>>> Ben Fazil Say'in hakikaten dahi bir
>>> muzisyen olduguna samimi olarak inaniyorum. Onun besteledigi
>>> Oryental/Bati muzigi sentezleri san'at eserleri olarak gayet degerli
>>> eserlerdir bence.
>>
>> Burda samimi degilsin hoca.
>
> Samimi olup olmadigimi sadece ben bilirim. Ben diyorum ki Fazil Say
> yilin degil asrin sayili muzisyenlerinden. Sen samimiyetime ister
> inan, ister inanma.

Onun demek istedigi galiba baska bir sey, sen haddinden cok
abartiyorsun, aslinda ifade etmek istedigi gercek ki gercek bu. 90
dakika �nce alman DLF radyo kanalinda dinledigim mahkeme il ilgili
tahlil haberinde bile onun gerek m�zisyen gerek ise komposit�r= besteci
olarak d�nyanin hatiri sayilir olduguna dair bir c�mle dinlemedim, fakat
onun �zerine hic yorum yazilmadi da degil. Taniniyor, belki bir kesim
tarafindan takdir de ediliyor. Hepsi bu kadar. Onun "samimi degilsin"
tespiti nazik dilden "zirvaliyorsun" demektir, tepkisinin karsiligidir.

>> Ben F.Say'in "Kara Toprak" eserini buraya link ettigimde senin
>> yorumun (mealen) "vasat, bunu baska yapanlar da var" seklinde idi .
>
> Kara Toprak eserini takdir etmemi$/edememi$ olabilirim. Nitekim bu
> eseri aklimda kalan eserlerinden degil. Fakat tekrar dinleyip
> degerlendirecegim.
> Bu cevabimi biraz bekletip Kara Toprak'i dinledim. Bahsettigin
> yazi$mamiz hatirimda olmadigi halde, ben belki de senin FS'nin
> kullandigi *etouffe* teknigini fazla $i$irmene yanit vermi$tim. Bu
> teknik klasik gitar muziginde kullanilir. Bundan 40 yil once klasik
> gitar muziginde etouffe taknigina $ahit olmu$tum. Yani demek istedigim
> bu yeni bir $ey degil. Sadece o bakimdan. Ingiliz tabiriyle "There is
> nothing new under the sun". Fakat FS bu teknigi piyanoda gayet guzel
> kullanmi$ ve bu $ekilde de esere deger katmi$.

Biraz derine iner misin "etouffe" hakkinda? Merak ettim simdi.
Diger yandan ben bu t�r ayrintilara, inceliklere bakarak genel bir h�k�m
koymam ortaya, c�nk� o gibi s�sler eserin �z� degildir.

> Bati bestekarlari daha onceden bu teknigin bir variasyonunu kullanip
> "Prepared Piano" (Hazirlanmi$ Piyano) teknigi cikarmi$lar motlerinden.
> Piyano telleri arasina bicak catal koyarak ve dolayisiyle yuzlerine
> benzetmi$ler. Fazil Say'in kullandigi elle *etouffe* teknigi ise tabii
> ve muzikal yonden uygun bir teknik.

Cok seslilikten mi dem vuruyorsun acep?

> Armonik muzige gelince, onun da kendine has ozellileri var. Beni
> du$unduren nedir biliyor mun? Saf bati muziginden zevk almadiklarini
> soyliyenler bile farkina varmadan filimlerde bati muzigini dolayisi
> ile dinliyor ve o muzikten psikolojikman algilaniyor. O muzigin tesiri
> altinda kaliyor.

Bundan o kadar emin olsa bence. Hic etkisiz kaldiklarini s�ylemis
degilim, dikkatini cekerim bu gercege. ;-) Yahu, insaf, batida bile
klasik t�rden m�zik dinleyenlerin sayisi g�nden g�ne d�s�yor, opera,
tiyatro binalari, orkestralari devlet tarafindan desteklenmiyor gecmiste
oldugu gibi, her yerde kisiliyor sanata harcanan meblag.

>>>> Ha bak Stalinler Malinler gidip Uyuyan Prenses baleleri
>>> seyrederlerse o zaman i$ degi$ir. Her $ey gibi muzik de siyasi bir
>>> alet olarak kullanilabilir. Ben ona da kar$iyim.
>>
>> Niye degissin "is"? (Hem onun adi "Uyuyan G�zel"dir)
>
> Duzeltmen icin te$ekkurler. Evet Uyuyan Guzel fakat o guzelleri
> openler kurbaga prensler idi. Bu opup uyandirma neyi sembolize eder
> acep? Acep'e soralim mi?

Masal aleminden bir calinti, gercek anlami ile bir alinti bu. Masallari
yorarken de beyin cambazligina siginmadan, cocuklar gibi saf d�s�nerek,
denilmek, anlatilmak istenilen nasihati cikarabilirsin, o da bence su:
Kimseyi hor g�rme, g�n gelir horladigin insan sana yardim edecek tek
insan olur, yani ona muhtac kalirsin. Lakin adil, saygili, sevimli,
paylasici isen, bu d�nyada da m�kafaatini alirsin.

>>
>> RSDIP devrim yapti hoca, Caykovski'ye mi ihtiyaci vardi; sen
>> pu$tla$iyorsun bak, akilli ol!
>
> Aksam sadece 4 saat uyuyabildim. Kafam cali$miyor her halde. Bu RSDIP
> ne ola?

Emin degilim, Rus Sosyalist Devrimci Isci Partisi, olabilir.

>>> Pek tabii ki halk muzikleri de gayet degerlidir. Bunu inkar
>>> etmiyorum ki. Hem sadece bizim halk musikiziz degil, butun dunyanin
>>> halk musikileri.
>>
>> Ortada kuyu var, yandan gec :-)
>
> Ne kuyusu? Ben kuyu goremiyorum. Etnik muzikler daima ho$uma gider.
> Dedigim gibi muzigin sadece iyi olani veya iyi olmayani var. Yoksa yuz
> kusur milletten yalniz ve sadece bizim halk musimimiz mi degerli?
> Olamaz boyle sey.

Olmamasi gerekir, ama cogu �lkenin halk m�zigi de ne dinlenilecek
t�rden, mesela alman halk m�zigi, anden m�zigi, yerlilerin pan fl�tleri,
iskandinav �lkeleri, fransiz, italyan vs.
Onun kuyusu, senin celiski icinde bogulacak oldugunu dair bir uyari.
Yani senin gibi bay Say'i savunan birinden cikan bu laflar samimi,
inandirici degildir, dimek istemis.

>> Hadi git yat, daha fazla incinme :-)
>
> Soyledigin dogru be! Valla o meyhane havalari da $ahane muzik
> olabilir. Fakat alelade siradan bir meyhane $arkicisi ile Fazil
> Say'yi asla ayni seviyede tutmam azizim.

Iste d�st�n kuyuya! ;-) Ikisini sanat degeri acisindan ayni seviyede
tutmasan bile, insan olarak baskasinin gecim kaynagi hakkinda incitici
laf sarfetmeye bir sanatci olarak hakkin yoktur. Bay Say'in hala
kavramadigi, kavrayamacagi gercek te bu. Yillardir bati klasik m�zigi
desteklendi T�rkiye'de, halkin ezici cogunlugu ragbet etmemesine ragmen.
Cikip ta, mesela Almanya'da cok kez bas vurulan bir taktik bu, biri bu
mali destegi sorgulamadi, kisilmasini, hatta kesilmesini, toplumsal
gerekceler g�sterek talep etmedi. Fakat ortaya kendini begenmis bir
s�l�k salyangoz cikti, bagciyi d�vmeye basladi. Ula, bizim orda bunu
ancak ve ancak aklini kacirmis deli danalar yaparlar.
Adamin dogdugu cevreye bak, durumu anla. Ha, sahsen ondan hoslanmamamin
sebebi de dislerinin mi damaginin mi kara olmasi, sanki karsimda k�pr�
altinda geceleyen bir berdus duruyor. Parasi yok mu tedavi icin?

Acephale Lemar

unread,
Oct 22, 2012, 5:03:51 PM10/22/12
to
choro wrote:
> On 22/10/2012 13:28, okeyci wrote:
>> Am 22.10.2012 13:00, schrieb choro:

>> Gericilige gelince; Alip y�r�m�sl�g� felan yok, tam tersine dini
>> gericilik geriliyor :-)

"gerilmek" yek anlamli degil, hele hele burada hic degil. Bence de dini
gericilik _geriliyor_, ama edilgen baglamda.

>>> teknik klasik gitar muziginde kullanilir. Bundan 40 yil once klasik
>>> gitar muziginde etouffe taknigina $ahit olmu$tum. Yani demek
>>> istedigim bu yeni bir $ey degil. Sadece o bakimdan. Ingiliz
>>> tabiriyle "There is nothing new under the sun". Fakat FS bu teknigi
>>> piyanoda gayet guzel kullanmi$ ve bu $ekilde de esere deger katmi$.
>>
>> Cevir, kaz yanmasin :-)
>
> Firinda, komurde kaz yok ki yansin... Neyi cevireyim?

Yalan dolabini cevirmeyi cevir, yani: birak. Eski fikrinde israr
etseydin, kaz yanmamis olacakti.
Yahu bu g�n senin terc�manin oluverdim. ;-)

>> Sen majestelerinden fazla etkilenmissin.
>
> Bak burada yanilirsin.

Asagida onu b�y�k �lc�de hakli cikariyorsun.

>> Bekledim, acaba konuya dahil eder misin diye ama sen bunu da
>> bilmiyorsun anlasilan: Klasik bati m�zigi esas itibariyle kilise
>> icin yapilmistir ama mesela fransiz devriminden sonra verilen
>> eserlerin icinde k�c�msenmeyecek sayida laik eser de vardir.
>
> Evet, "klasik" (her ne demek se!)... klasik bati muzigi ilk kilise
> muzigi olarak geli$ti. Sonra da saraylarda geli$ti. Ilk bagimsiz
> cali$an bestekar ise Beethoven oldu. Ondan oncekiler hep saray veya
> kilise emekcisi idiler. Yani maasli memurdular.
>
>>
>>> Armonik muzige gelince, onun da kendine has ozellileri var. Beni
>>> du$unduren nedir biliyor mun? Saf bati muziginden zevk almadiklarini
>>> soyliyenler bile farkina varmadan filimlerde bati muzigini dolayisi
>>> ile dinliyor ve o muzikten psikolojikman algilaniyor. O muzigin
>>> tesiri altinda kaliyor.
>>
>> Bati m�zigi degil, klasik bati m�zigi idi konumuz, ve hala �yle.
>
> Bati muzigi diyorum cunku klasik kelimesi dar anlamiyle 18/19
> asirlarin Avusturya-Macaristan Imparatorlugu muzigi idi. Haydn ve
> Mozart'in muzigi yani. Beethoven'i de bunlar arasina katarlar
> genelde. Bunun di$inda Bati San'at Muzigi diye bilinen ce$ni var ki
> bircok defalar klasik bati muzigi deyiminden bu anla$ilir.

Iste etkilendiginin kaniti! T�rkiye'de toplumlasmis her insan bilir ki,
cok sesli, gecmisi 1900 �ncesine kadar giden ve baska kita m�ziklerinden
arinmis, avrupali m�zik t�r�ne veya ahenkli bati m�zigine "klasik bati
m�zigi" denilir T�rkiye'de. Bunu Ingilizler, Ingilizce konusulan �lkeler
bile yapiyor, yani ayiriyor: t�m� genelde halk tarafindan "klasik m�zik"
olarak bilinir ama dar cercevede deneysel, �nc�= avant t�r�nden ama
klasik m�zik egitiminden gecmis, onun ile yogrulmus m�zik icin
"comtempopary music" terimi kullanilir, bu da o m�zik t�r�n�n dinleme
acisindan cok farkli olmasina ragmen, ayni kaynaktan beslenen ve
desteklenen bir m�zik idelojisinin varligini kanitlar.

>> Hala "bati m�zigi" diyorsun hoca, kafayi iyice yedin. Konumuz klasik
>> bati m�zigi lan!
>
> Hangi klasik bati muzigi? Haydn ve Mozartin klasik bati muzigi mi
> yoksa bati san'at muzigi mi ki bu benim konu ettigim muzik?

Bay Say klasik m�zik bestecisi ve calgicisi T�rkiye'de; senin gibi
sadece 18. asri klasik m�zik olarak g�renler haksiz degiller, ama
azinliktalar. ;-)

okeyci

unread,
Oct 22, 2012, 7:46:37 PM10/22/12
to
Surda-burda-orda-�tede-beride...

Heeerkesler Stalin derdine d�sm�s, sekerim.

G�rc� Stalin'i ruscu olmakla, ML Stalin'i zangoclukla bile sucladilar.
Kaynak? Yok. Halbuki onun ezilen uluslar, s�m�rgeler sorunu �zerine
yazdigi ciddi eserler var ve Stalin'e topyek�n bakmayi becerebilenler
hemen farkederler ki ortodoks bir ML idi. (Bu ortodoks lafi E=MC2 gibi
oldu ama gene de yazdim. Bakalim kimler "rus mu rum mu idi o kilise?
diye geyik yapacaklar :-) ve ben buna kicimla g�lerken gregoryan
modernlestirilmis ilahilerini dinleyecegim Enigma'dan :-)

G�n geldi, onu yayilmacilikla sucladilar, baska bir g�n d�nya devrimi
adi altinda sosyalist insayi durdurmaga kalkanlari yargiladi diye
sucladilar, �te yandan Ispanya ic savasina neden m�dahale etmedi
denildi. Halbuki ortada devasa bir parti ve devlet vardi; Stalin ise
sadece tek bir kisi... Onu suclayanlar leninist parti �rg�tlenmesinden
ya bihaberdiler ya da kasitliydilar. Stalin'in partide ve sovyetlerde
yaptigi konusmalarin birkacini bile incelemediler. Onun devlete,
yoldaslarina ve halka nasil bagli, tavrinin ne kadar nazik oldugunu hic
g�rmek istemediler. Sosyalist in$anin d�smanlarina ve II. paylasim
savasinda isgalcilerle isbirligi yapanlara karsi aldigi tavizsiz tavri
insanlik disi olarak nitelediler. Halbuki o tavrin sadece ona �zg�
olmadigi, parti ve devletin, son tahlilde sovyetleri(meclis) olusturan
halkin tavri oldugu bilindigi halde...

Kapitalizmin ve emperyalizmin bir tek pisliginden bahsetmeyenler,
yukarida yazdiklarimi ve daha nicelerini �f�r�p durdular. Bu, emp.
cephenin ML'e acik bir saldirisidir. Buna bilmeden alet olanlar da ayni
emp. bokun icindedirler. Batinin renkli vitrinleri g�zlerini kamastirir.
Sistemden c�plendikleri icin sistemi karsilarina almak istemezler.

Evet, kapitalizme gelince... Nihayetinde o da sinifli toplumlar
zincirinin bir halkasidir. Leninizme g�re, son halkasidir. Onun
emperyalizm asamasi varabilecegi son noktadir. Globalizm felan emp.i
boyayip satmaktan ibarettir.

Ve Lenin "Burjuvaziyi dahi kurtaracak bir devrim"den bahsetmistir. Bunu
kavramak icin -aslinda- enternasyonal marsinin s�zleri bile yeterlidir.
Cogu da kavrar aslinda, ama bu sistemde yasamak onlarin varlik
sebebidir, anlamazdan gelirler, hatta karsi cikarlar

Cernisevski'nin "Nasil Yapmali?" kitabini okumali, Lenin'in bahsettigim
lafini ve sinifsiz toplumun nasil olabilecegini kavramak icin. Yukarida
da -bazilarinin- adi gecen �nemli yazarlar feodalizmi yikan devrimci
burjuvaziyi selamlarken (ki dogrudur), Cernisevski 1860'larda sosyalist
in$anin tamamlanip sinifsiz topluma gecisin romanini yazmistir. Onu
�topik bulanlar elbette olacaktir ama b�y�k isler/d�n�s�mler, kurgularla
baslar. Hele ki yery�z�nde modern anlamda bir sinifsiz toplum hic
olmamisken...

Cok uzadi. TR'deki bug�nk� d�n�s�m� laikci-seriatci kavgasi gibi
anlamakta israr edenler icin bu yazdiklarimin bir �nemi olmayacaktir,
farkindayim. Halbuki TR'de ne olup bittigini mahalle bakkali bile
kavradi. Vallahi, sekerim. Isterseniz TR'deki m�sl�man solculara felan
da bakabilirsiniz :-)

choro

unread,
Oct 22, 2012, 8:21:08 PM10/22/12
to
Hey be okeyci, seni buralarda tek takdir eden bir ben kaldim yanli$im
yoksa. Hakikaten ileri goru$lu birisin fakat gel gelelim utopyada
ya$iyorsun. Belki senin hayallerinde ya$attigin cemiyet bir gun olu$acak
fakat bu ne bizim omrumuzde ne de torunlarimizin torunlarinin hayatlari
esnasinda olacak.

Fakat yine de seni ve fikirlerini takdir ediyorum. Kim ne derse desin.
Benim Stalinci Malinci dememe bakma sen. Soz geli$i soyledim. Fakat
benim icin her hangi bir $ahis degil muhim olan. Insanligin
karde$ligidir. Fakat bir gun bu hakikat olacak mi? Ondan biraz $upheliyim.

Bugun siradan insanin en buyuk du$mani yine siradan insanlardir. Aci.
Ama gercek bu maalesef! Herkes birbirinin mezarini kazmakla me$gul.--
choro
*****

okeyci

unread,
Oct 22, 2012, 10:20:43 PM10/22/12
to
Am 23.10.2012 02:21, schrieb choro:
> Hey be okeyci, seni buralarda tek takdir eden bir ben kaldim yanli$im
> yoksa. Hakikaten ileri goru$lu birisin fakat gel gelelim utopyada
> ya$iyorsun. Belki senin hayallerinde ya$attigin cemiyet bir gun olu$acak
> fakat bu ne bizim omrumuzde ne de torunlarimizin torunlarinin hayatlari
> esnasinda olacak.

"Insanlar hep 'bu yapilamaz' der dururlar. Ta ki birileri ortaya cikip
onu yapincaya kadar"

> Fakat yine de seni ve fikirlerini takdir ediyorum. Kim ne derse desin.
> Benim Stalinci Malinci dememe bakma sen. Soz geli$i soyledim. Fakat
> benim icin her hangi bir $ahis degil muhim olan. Insanligin
> karde$ligidir. Fakat bir gun bu hakikat olacak mi? Ondan biraz $upheliyim.

Ben hic s�phe etmedim. Kendim o g�nleri g�remem, fakat ilerideki
nesillerin g�rebilmesine bug�nden bir bukle :-) katkim olur.

> Bugun siradan insanin en buyuk du$mani yine siradan insanlardir. Aci.
> Ama gercek bu maalesef! Herkes birbirinin mezarini kazmakla me$gul.--

Bunun artik b�yle devam etmemesi icin gerekli s�bjektif imkanlari ortaya
cikarmaga calisiyoruz. Yoksa parti, devlet, devrim vb. seyler birer
vasitadir. Hatta Stalin bile :-)

.............

Baska bir sey, ama konu karismasin diye daha evvel yazmamistim: CIA'nin
yillardir uyguladigi "Uyuyan g�zel" kodlu projesini duymus muydun? Ben
hatta Angelina Jolie'nin de bunun bir parcasi olma ihtimalini de
d�s�nm�st�m :-)

Hay bin kunduz! Gene bir E=MC2 gibi bisey yazmis bulundum :-)

Başar Alabay

unread,
Oct 23, 2012, 5:08:24 AM10/23/12
to
choro şunu yazmış:

> Hey be okeyci, seni buralarda tek takdir eden bir ben kaldim yanli$im
> yoksa. Hakikaten ileri goru$lu birisin fakat gel gelelim utopyada
> ya$iyorsun. Belki senin hayallerinde ya$attigin cemiyet bir gun olu$acak
> fakat bu ne bizim omrumuzde ne de torunlarimizin torunlarinin hayatlari
> esnasinda olacak.

Yok, hâlini ve karekterini sezemesem de, yazdıklarının çoğunu ben de
zevkle okuyorum, çünkü beyinle ve çoook sarkastik yazıyor. Ben eski
sarkazmımdan biraz uzaklaşmaya çalışsam da, bu sivriliği severim.
Almanca yazışsaydık, o bile şaşardı. Ama ütopi konusunu ben de bir
zamanlar açmıştım. Öte yandan, ütopi yasak mı? Değil. Gereksiz mi? O da
değil. O açıdan, önemli. Tek hiç hemfikir olamayacağımız, o şahsî
hürriyeti kısıtlayan bir ideolojiyi savunuyor. Kendisi öyle olmasa bile,
pratikte ideolojinin sonuçları böyleydi. Ve teoride nasıl, işte o da
zor bir konu. Beni ne kadar ılıman alaman sansa da … He bir de, hafif
rahatsız edici nevzatımsı huyları oluyor … kim diyor sana/bana,
karşımızda bir Medusa yok diye?! Boşver, burası net ortamı, böyle dolu
dolu donla gezenler hakika hayatta sokakta suratına bile bakmaya cesaret
gösteremez. Hele anonim şirketliler.

B. Alabay

--
લવ ઇસ્તંબુલ
http://www.thetrial.de/

Başar Alabay

unread,
Oct 23, 2012, 5:15:30 AM10/23/12
to
Acephale Lemar şunu yazmış:

> Sanatcilar ile mucitler arasindaki fark, sanatsiz yasamak mümkün
> eksiklik hissetmeden, ama bilimin askerlerine daha cok muhtacsin.

Emin misin? Ben buna imzamı atmam. Birincisi, sanat ne? İkincisi, bilim
de aslında sanat değil mi? Üçüncüsü de, sanatsız derken, sanatçıyı mı,
toplumu mu kastediyorsun? Sanat ve kültür bağına bakarsan, yine ilk
soruma geri dönmüş oluyoruz.

okeyci

unread,
Oct 23, 2012, 9:25:28 AM10/23/12
to
Am 23.10.2012 11:08, schrieb Basar Alabay:> choro şunu yazmış:
>
>> Hey be okeyci, seni buralarda tek takdir eden bir ben kaldim yanli$im
>> yoksa. Hakikaten ileri goru$lu birisin fakat gel gelelim utopyada
>> ya$iyorsun. Belki senin hayallerinde ya$attigin cemiyet bir gun olu$acak
>> fakat bu ne bizim omrumuzde ne de torunlarimizin torunlarinin hayatlari
>> esnasinda olacak.
>
> Yok, hâlini ve karekterini sezemesem de, yazdıklarının çoğunu ben de
> zevkle okuyorum, çünkü beyinle ve çoook sarkastik yazıyor. Ben eski
> sarkazmımdan biraz uzaklaşmaya çalışsam da, bu sivriliği severim.
> Almanca yazışsaydık, o bile şaşardı. Ama ütopi konusunu ben de bir
> zamanlar açmıştım. Öte yandan, ütopi yasak mı? Değil. Gereksiz mi? O da
> değil. O açıdan, önemli. Tek hiç hemfikir olamayacağımız, o şahsî
> hürriyeti kısıtlayan bir ideolojiyi savunuyor.

Yok öyle 3 ay cöregi 5 Pfennig'e :-)

Senin $ahsi hürriyet dedigin nedir, dünyayi bok cukuruna cevirmek mi?
Evet, öyle!

> Kendisi öyle olmasa bile,
> pratikte ideolojinin sonuçları böyleydi.

"Dinime söven bari müslüman olsa"

> Ve teoride nasıl, işte o da
> zor bir konu. Beni ne kadar ılıman alaman sansa da … He bir de, hafif
> rahatsız edici nevztımsı huyları oluyor … kim diyor sana/bana,
> karşımızda bir Medusa yok diye?! Boşver, burası net ortamı, böyle dolu
> dolu donla gezenler hakika hayatta sokakta suratına bile bakmaya cesaret
> gösteremez. Hele anonim şirketliler.

Ilimli-alaman, anten ibnesi ile beni karistirman bosuna caba. Buraya
kimin yazdigini servisler pekala kolayca bilir. Demek ki don dolu degil,
ama her gün de serserilerle ugrasmak kimsenin isine gelmez, benim de...
Buraya bir kopyasini yolla kimliginin de senin BA oldugunu herkes
bilsin, nas'olsa senin icin farkmaz deel mi? Yoksa, aman allak, sen AG
degil de G(ehlen)mbH'li misin? :-)

Hadi gitar felan cal, daha fazla incinme...

okeyci

unread,
Oct 23, 2012, 9:42:24 AM10/23/12
to
Am 23.10.2012 11:08, schrieb Basar Alabay:

Buraya mesaj atarken adindaki cengelli s yerine s yaz. Yoksa
badword(body) ayagina senin mesajina cevap gönderilemiyor. Ha, cengelli
s yerine sch de yazabilirsin. Incecik alaman teknigine pek uymaz ama
n'apcen gari? :-)

Acephale Lemar

unread,
Oct 23, 2012, 3:29:01 PM10/23/12
to
Başar Alabay wrote:
> Acephale Lemar şunu yazmış:
>
>> Sanatcilar ile mucitler arasindaki fark, sanatsiz yasamak mümkün
>> eksiklik hissetmeden, ama bilimin askerlerine daha cok muhtacsin.
>
> Emin misin? Ben buna imzamı atmam. Birincisi, sanat ne? İkincisi,
> bilim de aslında sanat değil mi? Üçüncüsü de, sanatsız derken,
> sanatçıyı mı, toplumu mu kastediyorsun? Sanat ve kültür bağına
> bakarsan, yine ilk soruma geri dönmüş oluyoruz.

Mutlak eminim.
Senden imzalamani istirham etmedim. Atmadin diye de seni kinayacak
degilim.

Iki cesit sanat vardir, ayirmak icin birini sanat, digerini de san'at
diye yazayim ki anlasilayim. ;-)
Sanat, bati dillerinde yaygin karsiligini alirsak, bir tekniktir, yani
beceridir. Genel anlami bu. Buna bilimci de girer, dilenci de.

San'at ise, becerisini halktan soyutlayarak, uzaklastirarak, kisaca
beyin alistirmasi olarak kavrayan, buna indirgeyen (indirgemek daima iyi
degildir, cünkü indirgeme daima inmektir, düsmektir, azalmaktir!) ama
halka dogrudan faydasi olmayan fakat halki sinsice soyarak, cüzdanini,
zamanini calarak köseyi dönmektir. Bu acidan san'atcilar toplumun
asalaklaridir, miskinler yiginidir.

Sanatsiz yasamaktan kastim, tüm bireylerdir, yani toplum, cünkü toplum
bireylerden toplanmis bir kitledir. Sanatci, sanatini bir gecim vasitasi
olarak gördügü andan itibaren sanatci degildir, san'atcidir. Yanlis
hatirlamiyorsam beni bu konuda en cok ve derin etkileyen kitaptan
bahsetmistim gecmis zamanda; ha yanilayim ha yanilmayayim, simdi
zamanidir tekrar zikretmenin: Carl Einstein- Fabrikation der Fiktionen,
das neue buch bei rororo, 1978 filan. Soyadi dogru olmayabilir, kitabin
adi, yayinevi kesinlikle dogrudur. O kitaba mümkünse bir göz ati ver,
sonra sohbete devam edelim, anlastik mi? ;-)

okeyci

unread,
Oct 23, 2012, 7:38:28 PM10/23/12
to
Am 23.10.2012 21:29, schrieb Acephale Lemar:
Zanaatci ile san'atci arasindaki farki farkmayan, bunlari bir de yanlis
taniyan tuhaf bir türün son örneklerindensin.

San'atin icine tükürebilen, hatta san'at eserlerini dinamitleyen bu tür,
insaallah günün birinde tümden en yüce san'atcinin rahmetine
kavusacaktir, masaallah :-)

Başar Alabay

unread,
Oct 23, 2012, 11:28:21 PM10/23/12
to
Acephale Lemar şunu yazmış:

> Iki cesit sanat vardir, ayirmak icin birini sanat, digerini de san'at
> diye yazayim ki anlasilayim. ;-)

Yani, sırf ayırmak için. Yoksa biraz komik olurdu, yani neşe, vaka, bais
… hepsi apostropfla yazılırdı, artık yazılmıyor.

> Sanat, bati dillerinde yaygin karsiligini alirsak, bir tekniktir, yani
> beceridir. Genel anlami bu. Buna bilimci de girer, dilenci de.

Sen batısını, doğusunu bırak, sanat hep bir »tekniktir«, o açıdan. Ama
sanatkâr nasıl bir tip, işte burada da herkes farklı.

> San'at ise, becerisini halktan soyutlayarak, uzaklastirarak, kisaca
> beyin alistirmasi olarak kavrayan, buna indirgeyen (indirgemek daima iyi
> degildir, cünkü indirgeme daima inmektir, düsmektir, azalmaktir!) ama
> halka dogrudan faydasi olmayan fakat halki sinsice soyarak, cüzdanini,
> zamanini calarak köseyi dönmektir. Bu acidan san'atcilar toplumun
> asalaklaridir, miskinler yiginidir.

Öylesi de vardır, böylesi de. Ayrıca sanat (da) hürdür, senin
anlamadığını, sevmediğini, başkası hoş bulabilir.

> das neue buch bei rororo, 1978 filan. Soyadi dogru olmayabilir, kitabin
> adi, yayinevi kesinlikle dogrudur. O kitaba mümkünse bir göz ati ver,
> sonra sohbete devam edelim, anlastik mi? ;-)

Ouh, geleceklerde pek fazla kitaba bakamayacağımdan eminim.
Rastgelirsem, evet.

Başar Alabay

unread,
Oct 23, 2012, 11:37:02 PM10/23/12
to
okeyci şunu yazmış:

> Yok öyle 3 ay cöregi 5 Pfennig'e :-)

Yapma yaa? Doğuberlin’de 3 şirippe 5 fennikte yahu!

> Senin $ahsi hürriyet dedigin nedir, dünyayi bok cukuruna cevirmek mi?
> Evet, öyle!

İşte ideoloji körleriyle konuşmak böyle oluyor :-) Köktendinciler gibi,
birbirlerinizi yemeniz bir devridaim.

Şahsî hürriyet dediğim, insanın düşündüğünü herhangi bir ideolojiye
eğmek zorunda olmaması. Her insanın yukarıdan emirle eşitlenmiş şekilde
üniforma olmaması.

> "Dinime söven bari müslüman olsa"

Haha, işte dingdong.

> Ilimli-alaman, anten ibnesi ile beni karistirman bosuna caba. Buraya

Sıcak gomüniss gardaş, karıştırmamak zor be, Siyam’da buluşmuş ikiz
gibisiniz, yazi grameriniz bile aynı şekilde sert k’yi y yerine ğ olarak
yazıyor, yani, bu sırf kuşak olsa ya. ne olursanız olun, hürsünüz, öhhö,
öhhööö :-)))

> kimin yazdigini servisler pekala kolayca bilir. Demek ki don dolu degil,
> ama her gün de serserilerle ugrasmak kimsenin isine gelmez, benim de...
> Buraya bir kopyasini yolla kimliginin de senin BA oldugunu herkes
> bilsin, nas'olsa senin icin farkmaz deel mi? Yoksa, aman allak, sen AG
> degil de G(ehlen)mbH'li misin? :-)

Valla, bad word’üm de, o yeter.

> Hadi gitar felan cal, daha fazla incinme...

Vay yapiim be, şelpeli melpeli. Ama inşaallah o zaman sen incinmezsin.
Hadi çühüüüs, ılık ayranlı.

okeyci

unread,
Oct 24, 2012, 1:03:04 PM10/24/12
to
Am 24.10.2012 05:37, schrieb Basar Alabay:
> okeyci şunu yazmış:
>
>> Yok öyle 3 ay cöregi 5 Pfennig'e :-)
>
> Yapma yaa? Doğuberlin’de 3 şirippe 5 fennikte yahu!

Evet, kücük-burjuva ruhun incindi ve care ariyorsun, sekerim.

>> Senin $ahsi hürriyet dedigin nedir, dünyayi bok cukuruna cevirmek mi?
>> Evet, öyle!
>
> İşte ideoloji körleriyle konuşmak böyle oluyor :-) Köktendinciler gibi,
> birbirlerinizi yemeniz bir devridaim.

Beklerdim ki bana sosyalizmin gaspedecegi bir hürriyetinden örnek veresin.

Fakat, senin sahsi hürriyetten ne anladigini iyi biliyorum: dünyayi bok
cukuruna cevirmek...

> Şahsî hürriyet dediğim, insanın düşündüğünü herhangi bir ideolojiye
> eğmek zorunda olmaması. Her insanın yukarıdan emirle eşitlenmiş şekilde
> üniforma olmaması.

Kusura bakma; birilerinin de senin savundugun sistemde "sistemi uf etme"
hürriyetleri yok. Sen sistemle bütünlestigin icin bunun farkinda
degilsin, ama sistem karsitlari bunun farkindalar, cünkü neticelerini
yasiyorlar.

Bununla kalsa belki "anlasilabilirdi" sistemin. Fakat senin sistemin
siradan insanlari bile uykularinda yakiyor, basit, kücük, üstelik senin
sistemine uyumlu dükkanlarinda enselerine sikiyor. Kallesce, kahpece,
alamanca...

>> "Dinime söven bari müslüman olsa"
>
> Haha, işte dingdong.

Kafanda mi kicinda mi eko yapti, yakinda belli olur :-)

>> Ilimli-alaman, anten ibnesi ile beni karistirman bosuna caba. Buraya
>
> Sıcak gomüniss gardaş, karıştırmamak zor be, Siyam’da buluşmuş ikiz
> gibisiniz, yazi grameriniz bile aynı şekilde sert k’yi y yerine ğ olarak
> yazıyor, yani, bu sırf kuşak olsa ya. ne olursanız olun, hürsünüz, öhhö,
> öhhööö :-)))

Bak, tek bir örnek dahi veremedin ibne anten erol abü ile benim
ideolojik yakinligim hakkinda.

Kötü namli ibne anten erol üzerinden beni itibarsizlastirmaga calisman
cok sig.

Bu da sana kapak olsun, sekerim.

>> kimin yazdigini servisler pekala kolayca bilir. Demek ki don dolu degil,
>> ama her gün de serserilerle ugrasmak kimsenin isine gelmez, benim de...
>> Buraya bir kopyasini yolla kimliginin de senin BA oldugunu herkes
>> bilsin, nas'olsa senin icin farkmaz deel mi? Yoksa, aman allak, sen AG
>> degil de G(ehlen)mbH'li misin? :-)
>
> Valla, bad word’üm de, o yeter.

Kendini avutabilirsin, "hürsün"...

Fakat ben senin gibilerin bad wordunun cok a.q.dum, kendim geberinceye
kadar da koyacagim :-)

>> Hadi gitar felan cal, daha fazla incinme...
>
> Vay yapiim be, şelpeli melpeli. Ama inşaallah o zaman sen incinmezsin.
> Hadi çühüüüs, ılık ayranlı.

Git meshur ol, bol para kazan.

Ama bunu bile beceremiyorsun, üstelik kendi sisteminde...

Kasaba kizlarini bile "überzeug" edemediginden eminim.

Bu da 2. kapak sana...

Bende kapak cok, ilimli alamanlara :-)

> B. Alabay
>

Acephale Lemar

unread,
Oct 24, 2012, 3:02:35 PM10/24/12
to
Başar Alabay wrote:
> Acephale Lemar şunu yazmış:
>
>> Iki cesit sanat vardir, ayirmak icin birini sanat, digerini de san'at
>> diye yazayim ki anlasilayim. ;-)
>
> Yani, sırf ayırmak için. Yoksa biraz komik olurdu, yani neşe, vaka,
> bais … hepsi apostropfla yazılırdı, artık yazılmıyor.

Evet, sirf ayirmak icin.

>> Sanat, bati dillerinde yaygin karsiligini alirsak, bir tekniktir,
>> yani beceridir. Genel anlami bu. Buna bilimci de girer, dilenci de.
>
> Sen batısını, doğusunu bırak, sanat hep bir »tekniktir«, o açıdan. Ama
> sanatkâr nasıl bir tip, işte burada da herkes farklı.

Sen sordun, ben de cevapliyorum, hem de acikliyorum "teknik" teriminin
asil manasini. Niye birakayim ki! ;-)
Sen hic basarili bir ciftcinin ödüllendirildigini duydun mu, okudun mu?

>> San'at ise, becerisini halktan soyutlayarak, uzaklastirarak, kisaca
>> beyin alistirmasi olarak kavrayan, buna indirgeyen (indirgemek daima
>> iyi degildir, cünkü indirgeme daima inmektir, düsmektir,
>> azalmaktir!) ama halka dogrudan faydasi olmayan fakat halki sinsice
>> soyarak, cüzdanini, zamanini calarak köseyi dönmektir. Bu acidan
>> san'atcilar toplumun asalaklaridir, miskinler yiginidir.
>
> Öylesi de vardır, böylesi de. Ayrıca sanat (da) hürdür, senin
> anlamadığını, sevmediğini, başkası hoş bulabilir.

Hos bulmak ile uzaktan alakasi var, yakindan ise yok: kime yariyor
sanat?, sorusunu sormadan sanati ne tahlil edebilirsin ne de gercek ve
yapmacik sanat arasindaki farki kavrayabilirsin.

>> das neue buch bei rororo, 1978 filan. Soyadi dogru olmayabilir,
>> kitabin adi, yayinevi kesinlikle dogrudur. O kitaba mümkünse bir göz
>> ati ver, sonra sohbete devam edelim, anlastik mi? ;-)
>
> Ouh, geleceklerde pek fazla kitaba bakamayacağımdan eminim.

Demek ki sana agit yük atmislar, mesgulsun. Mesele degil.

> Rastgelirsem, evet.

Elbette, ille de derhal okumani beklemedim.


Başar Alabay

unread,
Oct 24, 2012, 5:55:32 PM10/24/12
to
okeyci şunu yazmış:

> Evet, kücük-burjuva ruhun incindi ve care ariyorsun, sekerim.

Aman, çoh acidih!

> Beklerdim ki bana sosyalizmin gaspedecegi bir hürriyetinden örnek veresin.

Sosyalizmin değil, komüstlerin ve dünya görüşü körlerinin.

> Fakat, senin sahsi hürriyetten ne anladigini iyi biliyorum: dünyayi bok
> cukuruna cevirmek...

Tabi canım, başka söyleyecek de birşeyin yok zaten.

> Kusura bakma; birilerinin de senin savundugun sistemde "sistemi uf etme"
> hürriyetleri yok. Sen sistemle bütünlestigin icin bunun farkinda
> degilsin, ama sistem karsitlari bunun farkindalar, cünkü neticelerini
> yasiyorlar.

Yok, insanlar ta kendileri sistem, sistem dediğin binlerce senedir aynı
mı? Değil. He, sana göre öyle tabiîki.

> Bununla kalsa belki "anlasilabilirdi" sistemin. Fakat senin sistemin
> siradan insanlari bile uykularinda yakiyor, basit, kücük, üstelik senin
> sistemine uyumlu dükkanlarinda enselerine sikiyor. Kallesce, kahpece,
> alamanca...

Tatlım, sen git biraz şu yanmış ruhunu okşat veya tedavi ettir, senin şu
gullicik, komicik tarzının ardında hayattan bezmiş, nefret dolu bir
şahıs var, bok atmaktan HİÇBİR başka şey bilmezsin, yapmazsın,
yapamazsın da. Yazdıklarını okumak her zaman ve her yerden bir zevk. Ama
insan sana acıyor da be :-) Nazilere karşı mısın? Nah karşısın, sen
herkese ve herşeye karşısın, bilhassa kendine, hehe :-) Hadi bakiim, kim
inciniy.

>> Haha, işte dingdong.
>
> Kafanda mi kicinda mi eko yapti, yakinda belli olur :-)

Bakalım, cevapların daha evvel belli etmez mi :-))

> Bak, tek bir örnek dahi veremedin ibne anten erol abü ile benim
> ideolojik yakinligim hakkinda.

Geçmişte bir kaç kez verdim. Senin gevelediğin sınıfsız ortam her
nedense senin ağzından sabahtan akşama kadar ırkçılık kokan şeylerler,
şey, nasıl diim, garnitürlü :-) Ya pro-Türk, ya anti-Alaman. Hani
sınıfsız, eşit insanlık? Hahahaaaaa … sıfır, tamamen sıfır sende, kendin
kiminle ne alış veriş yaptığın bile belli değil. Ona kafa at, buna tekme
at, şunu söv, onu bilmemne et … senin hayatta hoşlandığın HERHANGİ
birşey var mı? Yoh efem. Sen o karpuzistanlı Muratlar, Erollar,
Nazilliler ve bilmemnelerden hiçbir şekilde farklı değilsin. Belki
farklıydın da, köreltildin, onu bilemem, ama senin burada kustuğun
menfiliğin, komik olmasa, mide bulandırıcı olurdu. Böylece sadece üzücü
kalıyor.

> Kötü namli ibne anten erol üzerinden beni itibarsizlastirmaga calisman
> cok sig.

Öyle bir şey yok ortada. Sana sadece ayna tutuyorum. Sen görme, saz çal.
Zaten, bu kadar sene sonra şu kadar belli ki, sen hayatta bir şey
öğrenmezsin artık, sen kendini ermiş olarak görüyorsun. Buyur, öyle
olsun. Burada bir kaç başkasıyla aynı kafada ve kefedesin. Aslında
yazık, ama yazık da değil, burada manyak gibi lexene lahana asma sarma
cartma curtmadan başka üretilen bir şey görmüyorum, senelerdir. Sırf dil
ve yazı jimnastiği olarak hoş, seni de öyle gazete köşe yazarı gibi kan
kusmakta seyretmek de biraz hoş, ama o kadar. İbne anten, yok bok erol,
yok NO, yok YES, yok döngya gomblo deorizi, yok Gehlen. Senin (ve
başkaların da) gördüğün, yaşadığın ve hissettiğin başka bir şey yok.
Eskiden tımarhane derdim buraya, artık mezarlık olmuş. Biri yatalak,
beynine kan geri geldikten sonra ennihayet bok atar, öteki beyinli, ama
ekşimiş mide asidi gibi kuduruk. Ne itibarı yahu? Neye, kime iyilik?
Neyin nesi? Boşver! Saz çal, bak bunu yapabileceğine, çoook acıklı da
olabileceğine inaniyorum; bugün başkentte bir Roman ekibi gördüm,
darbukacı pek iyi değildi, ama klarinet, aman aman! Akordeonla beraber
bir Beyoğlu havası estirdiler, gözlerim yaşardı, dokundu yani. Su mu
dökülmedi.

He bir de, müzik konusunda da öyle garip garip şeyler yazışıyorsunuz,
yok efendim, klâsik müzik kilise müziğinden türemiş de, şuymuş da,
ulaaan, daha ne yuduracaksınız?! :-) Kilise müzik ses sistemiyle, klâsik
müzik denen ses sisteminin nesi kesişiyor? Tek # ve b. O kadar. Yoksa
doryan, frig klâsik müzik mi var da dinliyorsunuz? :-)))

> Bu da sana kapak olsun, sekerim.

Evet, kapat artık, ışığı da söndür. Yolun açık olsun, artık kim sana bu
hayatın tadını tattıracaksa …

> Kendini avutabilirsin, "hürsün"...
>
> Fakat ben senin gibilerin bad wordunun cok a.q.dum, kendim geberinceye
> kadar da koyacagim :-)

Ee, n’olacak? Gebereceksin, geriye de bir şey bırakmış olmayacaksın. Git
bir kaç eser yaz.

> Git meshur ol, bol para kazan.

:-)

> Ama bunu bile beceremiyorsun, üstelik kendi sisteminde...

:-)))

> Kasaba kizlarini bile "überzeug" edemediginden eminim.

Ne güzel işte, nihayet emin olabielceğin bir şey buldun. Emniyetini ben
mi bozayım? Rica ederim. Yerde yatana dokunulmaz artık.

> Bu da 2. kapak sana...

Alman derdi ki şimdi »Du hast es nötig, gell?« :-)))

> Bende kapak cok, ilimli alamanlara :-)

Desene Gazi peynircisisin, kutulara kapak yapıyorsun. Maşaallah yahu :-)

Başar Alabay

unread,
Oct 24, 2012, 5:58:43 PM10/24/12
to
Acephale Lemar şunu yazmış:

> Sen hic basarili bir ciftcinin ödüllendirildigini duydun mu, okudun mu?

Duymaz olur muyum, sen duymadın mı? Başarılı bir AB’ye bile artık ödül
var :-)

> Hos bulmak ile uzaktan alakasi var, yakindan ise yok: kime yariyor
> sanat?, sorusunu sormadan sanati ne tahlil edebilirsin ne de gercek ve
> yapmacik sanat arasindaki farki kavrayabilirsin.

Her insan, ister istemez, anasında dokuz ay 24/7 kalbi dinler, bateri
seti gibi ritmle gelişir. Sanatın püf noktası, musikî bakış açısından,
buradan başlar. Sanat böylece insanın ta kendisine yararı olabilir.
Başka kime olacak ki zaten.

B. Alabay

okeyci

unread,
Oct 24, 2012, 7:13:59 PM10/24/12
to
Am 24.10.2012 23:55, schrieb Basar Alabay:
> okeyci şunu yazmış:
>
>> Evet, kücük-burjuva ruhun incindi ve care ariyorsun, sekerim.
>
> Aman, çoh acidih!
>
>> Beklerdim ki bana sosyalizmin gaspedecegi bir hürriyetinden örnek veresin.
>
> Sosyalizmin değil, komüstlerin ve dünya görüşü körlerinin.

Peki, komünizmin gaspedecegi bir hürriyetinden örnek ver.

Fakat tikat it, "her sey ziddi ile kaimdir"...

>> Fakat, senin sahsi hürriyetten ne anladigini iyi biliyorum: dünyayi bok
>> cukuruna cevirmek...
>
> Tabi canım, başka söyleyecek de birşeyin yok zaten.

O lafi kücümseme.

Her captaki alt-üst oluslarin temelinde o masum(!) $ahsi hürriyetler var.

Nirvana a$kina, bana savundugun $ahsi hürriyetlerden bir örnek versene :-)

>> Kusura bakma; birilerinin de senin savundugun sistemde "sistemi uf etme"
>> hürriyetleri yok. Sen sistemle bütünlestigin icin bunun farkinda
>> degilsin, ama sistem karsitlari bunun farkindalar, cünkü neticelerini
>> yasiyorlar.
>
> Yok, insanlar ta kendileri sistem,

Literatüre böylesi bir katki(!)...

Insan=sistem...

O ictiginden bana da yolla :-)

> sistem dediğin binlerce senedir aynı
> mı? Değil. He, sana göre öyle tabiîki.

Uydurma...

>> Bununla kalsa belki "anlasilabilirdi" sistemin. Fakat senin sistemin
>> siradan insanlari bile uykularinda yakiyor, basit, kücük, üstelik senin
>> sistemine uyumlu dükkanlarinda enselerine sikiyor. Kallesce, kahpece,
>> alamanca...
>
> Tatlım, sen git biraz şu yanmış ruhunu okşat veya tedavi ettir, senin şu
> gullicik, komicik tarzının ardında hayattan bezmiş, nefret dolu bir
> şahıs var, bok atmaktan HİÇBİR başka şey bilmezsin, yapmazsın,
> yapamazsın da. Yazdıklarını okumak her zaman ve her yerden bir zevk. Ama
> insan sana acıyor da be :-) Nazilere karşı mısın? Nah karşısın, sen
> herkese ve herşeye karşısın, bilhassa kendine, hehe :-) Hadi bakiim, kim
> inciniy.

Sekerim, ben acitayim, sen döktür :-)

Ehm, ayiptir söylemesi, nerden "vuracagimi" bilirim...

>>> Haha, işte dingdong.
>>
>> Kafanda mi kicinda mi eko yapti, yakinda belli olur :-)
>
> Bakalım, cevapların daha evvel belli etmez mi :-))

Cok akillisin, hem de coook.

Fakat ufak bir arizan var; alaman kiciyla düsünüyorsun :-)

>> Bak, tek bir örnek dahi veremedin ibne anten erol abü ile benim
>> ideolojik yakinligim hakkinda.
>
> Geçmişte bir kaç kez verdim. Senin gevelediğin sınıfsız ortam her
> nedense senin ağzından sabahtan akşama kadar ırkçılık kokan şeylerler,
> şey, nasıl diim, garnitürlü :-) Ya pro-Türk, ya anti-Alaman. Hani
> sınıfsız, eşit insanlık?

Sinifsiz, esit insanlik alemindeymisiz gibi mi yapayim?

Hayat seyrettigimiz bir film mi?

Irkcilarin yaktigi, infaz ettigi, ezip-büzdügü insanlardan ve bunun
altinda yatan ve nerdeyse bir halkin tümünü etkisi altinda tutan
irkciliktan bahsetmesem mutlu olacaksin deel mi?

Sen istersen "hii yap, mutlu ol" ama ben senin oyununa ortak olmam.

> Hahahaaaaa … sıfır, tamamen sıfır sende, kendin
> kiminle ne alış veriş yaptığın bile belli değil. Ona kafa at, buna tekme
> at, şunu söv, onu bilmemne et … senin hayatta hoşlandığın HERHANGİ
> birşey var mı? Yoh efem. Sen o karpuzistanlı Muratlar, Erollar,
> Nazilliler ve bilmemnelerden hiçbir şekilde farklı değilsin. Belki
> farklıydın da, köreltildin, onu bilemem, ama senin burada kustuğun
> menfiliğin, komik olmasa, mide bulandırıcı olurdu. Böylece sadece üzücü
> kalıyor.

Laf salatanin altinda, savundugun sistemi elestirmeme korkunc bir
tahammülsüzlük siritiyor. Iste senin $ahsi hürriyet anlayisin. Ortaya
koydugum ve senin savundugun sistem tarafindan üretilen pislikleri
savunmaktan bile acizsin. Demagoji ile atak yaparak zeytinyagi rolüne
soyunuyorsun. Belki sistemden bazi yönlerden sen de memnun degilsin ama
yazdiklarim karsisinda sürekli ve tümden bir savunma icine giriyor,
kendini sistemle bütünlestiriyorsun. Ve bunu -acizlikten kaynaklanan-
camur atma metoduyla yapiyorsun.

>> Kötü namli ibne anten erol üzerinden beni itibarsizlastirmaga calisman
>> cok sig.
>
> Öyle bir şey yok ortada. Sana sadece ayna tutuyorum. Sen görme, saz çal.
> Zaten, bu kadar sene sonra şu kadar belli ki, sen hayatta bir şey
> öğrenmezsin artık, sen kendini ermiş olarak görüyorsun.

Uydurma.

Senden de ögreniyorum.

Mesela, sana bir "dokunuyorum", sahte demokrat cilan dökülüveriyor.

> Buyur, öyle
> olsun. Burada bir kaç başkasıyla aynı kafada ve kefedesin. Aslında
> yazık, ama yazık da değil, burada manyak gibi lexene lahana asma sarma
> cartma curtmadan başka üretilen bir şey görmüyorum, senelerdir.

Senin SCT'de ne ürettigini de konussak?

Ben senin kapitalizmi övmek disinda bir pislik ürettigini göremedim henüz.

> Sırf dil
> ve yazı jimnastiği olarak hoş, seni de öyle gazete köşe yazarı gibi kan
> kusmakta seyretmek de biraz hoş, ama o kadar. İbne anten, yok bok erol,
> yok NO, yok YES, yok döngya gomblo deorizi, yok Gehlen.

Bak, anahtar kelimeyi bulmusum: Gehlen :-)

> Senin (ve
> başkaların da) gördüğün, yaşadığın ve hissettiğin başka bir şey yok.

Cok iddialisin.

4 mevsimi doya doya yasiyorum. Sistemin tüm pisliklerine ragmen...

> Eskiden tımarhane derdim buraya, artık mezarlık olmuş.

E, klübe hosgelmissin de haberin yokmus gibi...

Haci, pamugu tikiver $una :-)

> Biri yatalak,
> beynine kan geri geldikten sonra ennihayet bok atar, öteki beyinli, ama
> ekşimiş mide asidi gibi kuduruk. Ne itibarı yahu? Neye, kime iyilik?
> Neyin nesi? Boşver! Saz çal, bak bunu yapabileceğine, çoook acıklı da
> olabileceğine inaniyorum;

Bir frikik daha verdin $ansölye: "saz ve salya-sümük kültürü..."

Sen oriyentalist _bile_ degilsin yav. Al sana uygun bi saz:
http://bit.ly/bheLR0 :-)

> bugün başkentte bir Roman ekibi gördüm,
> darbukacı pek iyi değildi, ama klarinet, aman aman! Akordeonla beraber
> bir Beyoğlu havası estirdiler, gözlerim yaşardı, dokundu yani. Su mu
> dökülmedi.

Ibraam abe, cal $u yüksek alamana bi girnata be yav: http://bit.ly/REpqhk

> He bir de, müzik konusunda da öyle garip garip şeyler yazışıyorsunuz,
> yok efendim, klâsik müzik kilise müziğinden türemiş de, şuymuş da,
> ulaaan, daha ne yuduracaksınız?! :-) Kilise müzik ses sistemiyle, klâsik
> müzik denen ses sisteminin nesi kesişiyor? Tek # ve b. O kadar. Yoksa
> doryan, frig klâsik müzik mi var da dinliyorsunuz? :-)))

Anlamazliktan geldigin, klasik bati müziginin tee baslangicta ve uzun
süre kilise ve kraliyet icin yapildigidir. Bunu fransiz devrimi bir
miktar cesitlendirdi. Yoksa, kimse "müzik ses sistemi"nden bahsetmedi.

>> Bu da sana kapak olsun, sekerim.
>
> Evet, kapat artık, ışığı da söndür. Yolun açık olsun, artık kim sana bu
> hayatın tadını tattıracaksa …
>
>> Kendini avutabilirsin, "hürsün"...
>>
>> Fakat ben senin gibilerin bad wordunun cok a.q.dum, kendim geberinceye
>> kadar da koyacagim :-)
>
> Ee, n’olacak? Gebereceksin, geriye de bir şey bırakmış olmayacaksın. Git
> bir kaç eser yaz.
>
>> Git meshur ol, bol para kazan.
>
> :-)
>
>> Ama bunu bile beceremiyorsun, üstelik kendi sisteminde...
>
> :-)))
>
>> Kasaba kizlarini bile "überzeug" edemediginden eminim.
>
> Ne güzel işte, nihayet emin olabielceğin bir şey buldun. Emniyetini ben
> mi bozayım? Rica ederim. Yerde yatana dokunulmaz artık.

Pekala, pes diyene dokunmam. Kalk, toparlan, sana bisey oldu sanacaklar :-)

Acephale Lemar

unread,
Oct 24, 2012, 7:50:37 PM10/24/12
to
Başar Alabay wrote:
> Acephale Lemar şunu yazmış:
>
>> Sen hic basarili bir ciftcinin ödüllendirildigini duydun mu, okudun
>> mu?
>
> Duymaz olur muyum, sen duymadın mı? Başarılı bir AB’ye bile artık ödül
> var :-)

Ee, Obama'ya Baris Ödülü verilir de, Avrupali Avrupa Birligi'ne ödül
vermez mi nobel-siz Nobel Komitesi.

>> Hos bulmak ile uzaktan alakasi var, yakindan ise yok: kime yariyor
>> sanat?, sorusunu sormadan sanati ne tahlil edebilirsin ne de gercek
>> ve yapmacik sanat arasindaki farki kavrayabilirsin.
>
> Her insan, ister istemez, anasında dokuz ay 24/7 kalbi dinler, bateri
> seti gibi ritmle gelişir. Sanatın püf noktası, musikî bakış açısından,
> buradan başlar. Sanat böylece insanın ta kendisine yararı olabilir.
> Başka kime olacak ki zaten.

O acidan bakarsan, her yer senlik.

Başar Alabay

unread,
Oct 25, 2012, 8:11:24 AM10/25/12
to
okeyci şunu yazmış:

>> Sosyalizmin değil, komüstlerin ve dünya görüşü körlerinin.
>
> Peki, komünizmin gaspedecegi bir hürriyetinden örnek ver.

Yahu, en basiti: Komünizm bana bir sistem dikte ediyor. O sistem
ideolojik. Ona karşıysan, etrafındaki insandan farklıysan (!), o farka
ve kendi fikrine yer ve müsaade yok.

> Fakat tikat it, "her sey ziddi ile kaimdir"...

Hehe :-) Seni demokratik sistemde düşünce ve konuşma şeklinde, sırf
komünistsin diye, susturmazlar (veya: Hakikaten göre:
Susturmamaları gerekir, ama tabiîki kendilerini üstün görüp, seni
kovalayan antidemokratlar da olur. Ki, fikrin bir tümün parçası olur,
ama komünizmde (ve her ideolojikleştirilmiş sistemde) o tüm yukarıdan
gösterilir. Sanıldığı gibi halktan ve aşağıdan değil – teori bu olsa da,
pratiğı bu değil. O yüden teori hoş ve güzel, ama pratiği ideolojik bir
diktayla işler sadece. Şimdi tabiîki demokrasiyi de ideoloji olarak
görüyorsan, o zaman hayatın elbet zor. Çünkü keç-tventitühbe olur.

>>> Fakat, senin sahsi hürriyetten ne anladigini iyi biliyorum: dünyayi bok
>>> cukuruna cevirmek...
>>
>> Tabi canım, başka söyleyecek de birşeyin yok zaten.
>
> O lafi kücümseme.

Küçümsemiyorum, senin karekterine işaret ediyorum, o kadar. Sen ciddî ve
samimî değilsin çünkü. Senin tek ülkün (haha) karşındakine, nasıl olursa
olsun, bir tekme tokat atmak. Yani, eros–tanatos kutupları arasında
düşün bakalım nerelerdesin. Ama iyi haber: Orada yanlız değilsin.

> Her captaki alt-üst oluslarin temelinde o masum(!) $ahsi hürriyetler var.
>
> Nirvana a$kina, bana savundugun $ahsi hürriyetlerden bir örnek versene :-)

Bir şahıs olmak. Tek ve özel bir kişiliğe sahip olmak :-)

> Insan=sistem...
>
> O ictiginden bana da yolla :-)

Nereye?

> Sekerim, ben acitayim, sen döktür :-)

Unut onu artık :-)

> Ehm, ayiptir söylemesi, nerden "vuracagimi" bilirim...

Tabiî, ben de ne yaptığını gayet iyi bilirim. Daha dün, çok ilkel bir
atılımla, tekniğini göstermeye çalıştın. Olmuyor ama, yani bende
olmuyor. Bilmem, sen öyle tek değilsin, senin gibilerine alışmışım
galiba.

>> Bakalım, cevapların daha evvel belli etmez mi :-))
>
> Cok akillisin, hem de coook.

Men bilireeem. Sen de akıllısın. Ama aklını hür kullanamıyorsun, için
büzülmüş, gülümsüyor, gülüyorsun, ama için kin dolu kaynıyor. Ulan,
aslında o senin cankardeş Azizziyeh Kayunlu’dan bile betersin yahu …
adam bari belli bir noktadan öteye gidemiyor, ama sen? Yazıh beee.

> Fakat ufak bir arizan var; alaman kiciyla düsünüyorsun :-)

It’s not a bug, it’s feature, çiko.

>> Geçmişte bir kaç kez verdim. Senin gevelediğin sınıfsız ortam her
>> nedense senin ağzından sabahtan akşama kadar ırkçılık kokan şeylerler,
>> şey, nasıl diim, garnitürlü :-) Ya pro-Türk, ya anti-Alaman. Hani
>> sınıfsız, eşit insanlık?
>
> Sinifsiz, esit insanlik alemindeymisiz gibi mi yapayim?

Sınıfsız ve eşit aynı mı sence? O sınıfsızlığı nasıl yapcan? Hele
eşitliği? Heh? Aynılık mı daha önemli, sınıfsızlık mı? Burada senelerce
yaptığın tiyatro ne için? Sınıfsızlık için mi? Aynılık için mi? Yoksa
self-production servis no. 2 mi? Ayax icat edildi ya, haha …

> Hayat seyrettigimiz bir film mi?

Hayır, hayat, rol oynadığımız bir film.

> Irkcilarin yaktigi, infaz ettigi, ezip-büzdügü insanlardan ve bunun
> altinda yatan ve nerdeyse bir halkin tümünü etkisi altinda tutan
> irkciliktan bahsetmesem mutlu olacaksin deel mi?

Hayır, doğru dürüst bir şekilde, tüm tarafları hesabın içine katıp,
kendi siyasî, insanî ve ideolojik(îii) menfaatlerine çan çalacağına,
doğru dürüst analiz etme kabiliyetin olsa ve binâenaleyh bir de müsbet
bir hareketin ve(ya) kamuya katkın olsa (!) – o zaman çok mutlu ederdin
:-)

> Sen istersen "hii yap, mutlu ol" ama ben senin oyununa ortak olmam.

Sen benim oyunuma ortak olamazsın zaten. İmkân yok. Olabilsen de, olmak
zorunda değildin, işte ideoloji yerine hürriyet bu.

> Laf salatanin altinda, savundugun sistemi elestirmeme korkunc bir
> tahammülsüzlük siritiyor. Iste senin $ahsi hürriyet anlayisin. Ortaya
> koydugum ve senin savundugun sistem tarafindan üretilen pislikleri
> savunmaktan bile acizsin. Demagoji ile atak yaparak zeytinyagi rolüne

E çok da şükür. Çünkü senin gibi demagog değilim. Sen demagoji yazsan
da, demagog olan sensin. Hem demagog, hem çok teknik bir şekilde kendi
yolunu ve ülkülerini anlatabilen, satabilen biri. Bu konuda dahisin,
ciddiyim, alkışlıyorum. Tökezlediğin, sahneden indikten sonraki durum
:-) Sende insanlık sönmüş.

> soyunuyorsun. Belki sistemden bazi yönlerden sen de memnun degilsin ama
> yazdiklarim karsisinda sürekli ve tümden bir savunma icine giriyor,
> kendini sistemle bütünlestiriyorsun. Ve bunu -acizlikten kaynaklanan-
> camur atma metoduyla yapiyorsun.

Ne çamuru be. Tabiîki ben de çok şeyden hiç ve hiç memnun değilim. Benim
»düşlediğim« sistem de zaten yok ki ortada. İnsanlar şu an da ne hür, ne
de arzuladığım şekilde karektere sahip. Ama a) senin gibi ideolojiye
sarılmıyorum, b) yapacağım ilk şey hep kendi hayatıma bir törpü atmak,
başkasınınkisine değil ve c) mümkünse de kamuya ve kamuda iyliğe hizmet
ederim. Ne çamur atarım, ne de senin gibi saga sola tekme atarım. Tekme
atabilirim, ama sırf atmış olmak için değil. Daha çok yazabilirdim, ama
boşa. Burada karşımda otursan, seninle ciddî ciddî konuşurdum da, yani,
sana karşı saygım da var; ama senin saygısız olduğunu da biliyorum işte
:-) Ama arkaplânın belli olduğundan da acıyorum. Yani, asırı bir din
mensubu olsam, senin için dua ediyom derdim. Ama işallah, maşallah …
bakalım hayat daha neler getirir (ve götürür).

>>> Kötü namli ibne anten erol üzerinden beni itibarsizlastirmaga calisman
>>> cok sig.
>>
>> Öyle bir şey yok ortada. Sana sadece ayna tutuyorum. Sen görme, saz çal.
>> Zaten, bu kadar sene sonra şu kadar belli ki, sen hayatta bir şey
>> öğrenmezsin artık, sen kendini ermiş olarak görüyorsun.
>
> Uydurma.

Her ciddî cevabıma uydurma diye yanıt verirsen, benimle münakaşa etme,
senin gıdıkla(n)ma zevkine yazmıyorum bunu.

> Senden de ögreniyorum.
>
> Mesela, sana bir "dokunuyorum", sahte demokrat cilan dökülüveriyor.

Senin hiçbir kişiye dokunduğun yok, olsa olsa zehir gibi »dokunuyor«
durumdasın. Ama hiçbir insanla doğru dürüst alış verişin yok; orta ve
uzun vadeli yok, kısa çapta biraz … soruma şelpe diyorsun (sağolasın),
ama devamı yok. Çünkü sen ideolojinle bir tüm olmuşun ve kendi etrafında
dönüyorsun, yaptığın artık sırf lâf cambazlığı. Sigortana da fazla
elektrik yüklendi mi, höt diye parlıyorsun. Canavar gibi. Yazık.

> Senin SCT'de ne ürettigini de konussak?

Buyrun konuşun yahu. Ürettiğim, yani hakikaten ürettiğim bir şeyi de
sunmuştum, konuşanı olmadı. Bana ne yahu, ha konuşun, ha konuşmayın :-)
SCT bundan onbeş sene evvelkisine artık zaten geri dönemez, boşver be.

> Ben senin kapitalizmi övmek disinda bir pislik ürettigini göremedim henüz.

Hohooo :-))) Kapitalizmi övmek mi? Kapitalizm bir hastalık, üstadım,
bunu ideolojine mensup olmadan da söyleme hakkım var işte (hörriyettt).
Ama her izme bir izmle yanıt mı vermek zorundayım? Yuh be! Karşında kim
olduğunu zerre kadar bilmeden, kafanda zaten resimler üretip, onlara
göre davranıyorsun. Sen Amerika’ya taşınsan orada acaip asgar argadaş
bulursun valla :-) Luizyana’nın yanındaki gölde falan :-)))

> Bak, anahtar kelimeyi bulmusum: Gehlen :-)

Bravo :-)

>> Senin (ve
>> başkaların da) gördüğün, yaşadığın ve hissettiğin başka bir şey yok.
>
> Cok iddialisin.

Evet.

> 4 mevsimi doya doya yasiyorum. Sistemin tüm pisliklerine ragmen...

Evet, kapitalist bir şekilde, etrafını sömürerek, sadece kendine göre
yaşayarak, iyilik saçmadan. Bırravvooo :-)

>> Eskiden tımarhane derdim buraya, artık mezarlık olmuş.
>
> E, klübe hosgelmissin de haberin yokmus gibi...

Ouv, unutma, mezarlık mözisyengiydim deh :-)

> Haci, pamugu tikiver $una :-)

Yok, Orhan ağayı konudışı bırak.

>> Neyin nesi? Boşver! Saz çal, bak bunu yapabileceğine, çoook acıklı da
>> olabileceğine inaniyorum;
>
> Bir frikik daha verdin $ansölye: "saz ve salya-sümük kültürü..."

Frikşov işte.

> Sen oriyentalist _bile_ degilsin yav. Al sana uygun bi saz:
> http://bit.ly/bheLR0 :-)

Boşver, bende bir Divan da var, o yeter.

> Ibraam abe, cal $u yüksek alamana bi girnata be yav: http://bit.ly/REpqhk

Şu senin Gehlen Libya kısaltmana IP mi arıyorsun? :-)

> Anlamazliktan geldigin, klasik bati müziginin tee baslangicta ve uzun
> süre kilise ve kraliyet icin yapildigidir. Bunu fransiz devrimi bir
> miktar cesitlendirdi. Yoksa, kimse "müzik ses sistemi"nden bahsetmedi.

Yok canım, heç anlamam bunlardan :-)

>> Ne güzel işte, nihayet emin olabielceğin bir şey buldun. Emniyetini ben
>> mi bozayım? Rica ederim. Yerde yatana dokunulmaz artık.
>
> Pekala, pes diyene dokunmam. Kalk, toparlan, sana bisey oldu sanacaklar :-)

Yok, sadece rotifil oldum yahu, hani şu ROTFL :->, hatırlarsan.

>> Desene Gazi peynircisisin, kutulara kapak yapıyorsun. Maşaallah yahu :-)

Uy, Gazi Peyniri dedik, sustu valla …

Başar Alabay

unread,
Oct 25, 2012, 8:12:21 AM10/25/12
to
Acephale Lemar şunu yazmış:

>> Her insan, ister istemez, anasında dokuz ay 24/7 kalbi dinler, bateri
>> seti gibi ritmle gelişir. Sanatın püf noktası, musikî bakış açısından,
>> buradan başlar. Sanat böylece insanın ta kendisine yararı olabilir.
>> Başka kime olacak ki zaten.
>
> O acidan bakarsan, her yer senlik.

Ohoo … hem nassı. Cennet bura :-)

Acephale Lemar

unread,
Oct 25, 2012, 4:27:45 PM10/25/12
to
Başar Alabay wrote:
> Acephale Lemar şunu yazmış:
>
>>> Her insan, ister istemez, anasında dokuz ay 24/7 kalbi dinler,
>>> bateri seti gibi ritmle gelişir. Sanatın püf noktası, musikî bakış
>>> açısından, buradan başlar. Sanat böylece insanın ta kendisine
>>> yararı olabilir. Başka kime olacak ki zaten.
>>
>> O acidan bakarsan, her yer senlik.
>
> Ohoo … hem nassı. Cennet bura :-)

Ne cennet ne de cehennem; idare etmek ve beklemek kacinilmaz care olu
veriyor.


Acephale Lemar

unread,
Oct 25, 2012, 4:35:23 PM10/25/12
to
Başar Alabay wrote:
> okeyci şunu yazmış:
>
>> Senin SCT'de ne ürettigini de konussak?
>
> Buyrun konuşun yahu. Ürettiğim, yani hakikaten ürettiğim bir şeyi de
> sunmuştum, konuşanı olmadı. Bana ne yahu, ha konuşun, ha konuşmayın
> :-) SCT bundan onbeş sene evvelkisine artık zaten geri dönemez,
> boşver be.

Sabret biraz, unutmadim, konu istahimi pek acmadi, girmek icin bir
sicrama tahtasi ariyorum.

>> Haci, pamugu tikiver $una :-)
>
> Yok, Orhan ağayı konudışı bırak.

Orhan'i kasdetmedi, ya ben ya da grand senor cagrilan, Pamuk degil.


Başar Alabay

unread,
Oct 25, 2012, 5:06:26 PM10/25/12
to
Acephale Lemar şunu yazmış:

>>> Haci, pamugu tikiver $una :-)
>>
>> Yok, Orhan ağayı konudışı bırak.
>
> Orhan'i kasdetmedi, ya ben ya da grand senor cagrilan, Pamuk degil.

Sende de espri anteni hafif yamulmuş gibi :-)

İştahî konuya gelince: Konu elbet iştah açıcı değil. Ayrıca da burada
münakaşasını yapabileceğin çapta kimse kalmadı. O açıdan boşver. Ben de
bu ortamda herhangi bir şey söyleyecek değilim. Başka ortamlarda
yeterince katkılarım oluyor, nitekim konu(m) tek bir konu değil, büyük
bir tümün bir parçası sadece.

Başar Alabay

unread,
Oct 25, 2012, 5:17:19 PM10/25/12
to
Acephale Lemar şunu yazmış:

>> Ohoo … hem nassı. Cennet bura :-)
>
> Ne cennet ne de cehennem; idare etmek ve beklemek kacinilmaz care olu
> veriyor.

Her ne ise. Sanat/san’at (ve zanaat) konu kompleksine kısaca geri
dönersek, şunu söylemem gerekiyor: Bir çok konuda insanlar
mıymıylanıyor, ama ukalâlıklarının sebebi basit kıskançlık ve(ya) haset.
Eninde sonunda biri ne yapiyor, nasıl yapiyor, doğduğundan beri
tesadüfen şans eseri istediği gibi mi yapabiliyor, eşek suyuna gelinceye
kadar, ellerini kanata kanata öğrenmiş mi … kimseyi ilgilendirmiyor,
sanata saldırılıyor. Sanat sana bana sormaz, neye yarar, kime yarar,
neden var diye. Sanatçı dediğin de ya o senin bahsettiğin tip olabilir,
ya da bambaşka, sessiz, mütevazı karekterli biri. Belki hafif deli
birisidir, belki çok normal. Hiç bilinmez. Ama gerçekten müzik aleminde
de bir kaç öyle gariplere rastladım, yok efendim, sanat değilmişmiş de,
bokmuş, neymiş. Bence bütün bu kınamalar boşa.

Şu kıskançlık, haset ve aşağılık hissi bir çok insanarası problemlere
tohum oluyor. Ama çene çalanlar genelde bunu gözardı edip, öyle sabah
akşam ahkam keserler. Boş.

Meselâ Fazıl Say. Veya Barış Manço. Veya da Nazım Hikmet. Üçü üretken
insan. Bu üretkenlik sanatkârlık. Mimar Sinan da öyle. Edison da öyle.
Çaykovski de öyle. Frank Zappa da öyle. İsmini bilmediğimiz herhangi bir
Roman klarinetist de bundan farklı değil … sanat ve sanatkâr hiçbir şeyi
insandan uzaklaştıramaz, çünkü kendisinden herhangi birşeyi
uzaklaştıran/uzaklaştırtan bir insan güçsüz, problem o zaman onda,
karşısındakinde değil. Problemini çözsün. Çözemezse, hem problemli
kalır, hem etrafına problem olur. İşte toplumun kanseri bu.

okeyci

unread,
Oct 25, 2012, 9:32:07 PM10/25/12
to
Am 25.10.2012 14:11, schrieb Basar Alabay:
> okeyci şunu yazmış:
>
>>> Sosyalizmin değil, komüstlerin ve dünya görüşü körlerinin.
>>
>> Peki, komünizmin gaspedecegi bir hürriyetinden örnek ver.
>
> Yahu, en basiti: Komünizm bana bir sistem dikte ediyor. O sistem
> ideolojik.

Kapitalizm ideolojik degil ha?

Vay benim köse sakalim...

> Ona karşıysan, etrafındaki insandan farklıysan (!), o farka
> ve kendi fikrine yer ve müsaade yok.

Kapitalizme karsiysan n'oluyo?

3.dünyadan oluk oluk metropollere akan kanli parayla yemlenen evropali
siradan modern köleler, hür olduklarini sanirlar. Bu rahatlatici bir
duygu tabii. Fakat kapitalizmi yikmaga kalk, bak neler oluyor.

Sen sosyalizm ile komünizmi karistiriyorsun. Bahsettigin uzlasmaz fikir
ayriliklari sosyalizmde var; komünizm artik uzlasmaz zitliklardan
arinmis olacak(insaallah :-). Sosyalizmde ise sinif mücadelesi hala
sürer. Agiza biber de sürülür, gözün de mosmor olabilir. (Rus
devriminden sonra ic savas 18 sene sürmüstü). Bu, sosyalizm öncesi
sistemlerde de böyledir. Istege bagli veya ismarlama degildir; esyanin
tabiati böyle... (Fransiz devrimi 4 kez geri gitti, su anda Fransa'da
5.cumhuriyet sürüyor)

>> Fakat tikat it, "her sey ziddi ile kaimdir"...
>
> Hehe :-) Seni demokratik sistemde düşünce ve konuşma şeklinde, sırf
> komünistsin diye, susturmazlar (veya: Hakikaten göre:
> Susturmamaları gerekir, ama tabiîki kendilerini üstün görüp, seni
> kovalayan antidemokratlar da olur. Ki, fikrin bir tümün parçası olur,
> ama komünizmde (ve her ideolojikleştirilmiş sistemde) o tüm yukarıdan
> gösterilir. Sanıldığı gibi halktan ve aşağıdan değil – teori bu olsa da,
> pratiğı bu değil. O yüden teori hoş ve güzel, ama pratiği ideolojik bir
> diktayla işler sadece. Şimdi tabiîki demokrasiyi de ideoloji olarak
> görüyorsan, o zaman hayatın elbet zor. Çünkü keç-tventitühbe olur.

Demokrasi elbette ideolojiktir. Burjuva demokrasisi var, ki fransiz
ihtilali ile gelmistir; halk demokrasisi var, 2. Paylasim savasi sonrasi
D.Avrupa'da olanlar ve Küba böyledir(sosyalizm veya komünizm
degil(di)ler). (ML tanimlar birhayli farklidir sizlere okutulanlardan)

Her fikir son tahlilde bir ideolojiye tekabül eder. Ya
metafizik(idealist) ya da diyalektik-materyalist... Ana ve ara tüm
"renkler" icin gecerlidir bu.

Fikirlerin sosyalizmde(sen yanlis olarak hep komünizm diyorsun)
yukaridan dikte edildigini, halbuki diger sistemlerde halktan ve
asagidan geldigini söylemissin. Halbuki durum genel olarak tam tersidir.
Mesela, devrimini yapmis ülkelerde hic bir devrimci devrim öncesi
tepede(devlet veya benzeri bir erk) degildi ama fikirler bunlardan
cikti. Yani "alt tabakadan". Nitekim devrim sonrasi da gerek endüstride
gerekse tarimda üretime katilanlar söz hakkina sahiptir. Partinin önder
rolünü inkar etmiyorum. Biraz komünist partisi tarihi okumalisin. Orada
da ademi merkeziyetcilik olmak gerekir. Uygulamada cikan arizalari
biliyorum. Fakat calisan hata yapar...

Öte yandan, burjuva siyasete manipule, dezenformasyon, her türlü kirli
propaganda, dahildir. Marks'in dedigi gibi, "birkac yilda bir halk
kendini kimler kaziklayacak, gider secer." Temsili demokrasi, meclise
sosyal siniflarin temsilci sokmasindan baska birsey degildir. Yok,
aksini düsünüyorsan kendin dene. Meclise aday ol, bakalim kac kisiye
sesini duyurabileceksin. "Halktan ve asagidan" birisisin ya, dene, al
boyunun ölcüsünü :-)

Bi de secimle gelen burjuva diktalari var elbet. Mesela Hitler diktasi.
Birrrrr... :-)

Konusmak kolay; bak -mesela- wikileaks kurucusu ketenpereye alindi. Sana
burada sayisiz örnek verebilirim, ki aslinda bunlari sen de bilirsin,
sinifli toplumlarda fikir hürriyeti kuvveden fiile gecinceye kadardir ve
hatta o da sinirlidir. Merkel'i elestirebilirsin, ama onun temsil ettigi
sisteme dokunmaga kalk, yanarsin.

Öyle "hijyen" bir cam fanus degil hayat. Eger biraz derine inmek
istiyorsan bu konuda: http://bitly.com/iazzjZ

>>>> Fakat, senin sahsi hürriyetten ne anladigini iyi biliyorum: dünyayi bok
>>>> cukuruna cevirmek...
>>>
>>> Tabi canım, başka söyleyecek de birşeyin yok zaten.
>>
>> O lafi kücümseme.
>
> Küçümsemiyorum, senin karekterine işaret ediyorum, o kadar. Sen ciddî ve
> samimî değilsin çünkü. Senin tek ülkün (haha) karşındakine, nasıl olursa
> olsun, bir tekme tokat atmak. Yani, eros–tanatos kutupları arasında
> düşün bakalım nerelerdesin. Ama iyi haber: Orada yanlız değilsin.

Yahu kapitalizmin-emperyalizmin dünyayi bok cukuruna daha da beter
cevirdigini samimi burjuva demokratlari bile söylerken, sirf bir ML dedi
diye bu lafa karsi cikman mi samimiyet? Elestirilince neden kendine
fiili eylem yapilmis gibi hissediyorsun? Ben söyleyeyim; cünkü sen
sinifli sistemle kendini özdeslestirmis durumdasin. Ve sen kendi
sistemini savununca "tetanos" :-) bilmemnesine savrulmuyorsun da ML
kendi fikrini söyleyince öyle oluyor. Senin yaptigina belden asagi
vurmak denilir.

>> Her captaki alt-üst oluslarin temelinde o masum(!) $ahsi hürriyetler var.
>>
>> Nirvana a$kina, bana savundugun $ahsi hürriyetlerden bir örnek versene :-)
>
> Bir şahıs olmak. Tek ve özel bir kişiliğe sahip olmak :-)

Kapitalizmin senin gibileri nasil da robotlastirdigini farketmeden hür
hür :-) vorbei leben durumlari :-)

>> Insan=sistem...
>>
>> O ictiginden bana da yolla :-)
>
> Nereye?

Sen adres olarak "okeyci" yaz, Gehlen getirir :-)

>> Sekerim, ben acitayim, sen döktür :-)
>
> Unut onu artık :-)
>
>> Ehm, ayiptir söylemesi, nerden "vuracagimi" bilirim...
>
> Tabiî, ben de ne yaptığını gayet iyi bilirim. Daha dün, çok ilkel bir
> atılımla, tekniğini göstermeye çalıştın. Olmuyor ama, yani bende
> olmuyor. Bilmem, sen öyle tek değilsin, senin gibilerine alışmışım
> galiba.

Demek ki seni benden baska morartanlar da var. Iyi :-)

>>> Bakalım, cevapların daha evvel belli etmez mi :-))
>>
>> Cok akillisin, hem de coook.
>
> Men bilireeem. Sen de akıllısın. Ama aklını hür kullanamıyorsun, için
> büzülmüş, gülümsüyor, gülüyorsun, ama için kin dolu kaynıyor. Ulan,
> aslında o senin cankardeş Azizziyeh Kayunlu’dan bile betersin yahu …
> adam bari belli bir noktadan öteye gidemiyor, ama sen? Yazıh beee.

Ben sistemin tüm mengenelerine ragmen ML düsünüyorsam aklimi nasil hür
kullanamamis oluyorum? Senin bilincli tercih olarak ideolojik bir
durusun olmayabilir. Herkes senin gibi, igneli ficida yuvarlanmak
zorunda mi? Ben burjuvaziyi _dahi_ hürlestirecek bir sistemin
kurulmasini düsünüyorum. Yoksa, aman allak, sen amerikayi yeniden kesfe
mi ciktin? Ne buldun? 1/3 olmasin? :-)

>> Fakat ufak bir arizan var; alaman kiciyla düsünüyorsun :-)
>
> It’s not a bug, it’s feature, çiko.

Oysa ki "I have a dream", Hans... :-)

>>> Geçmişte bir kaç kez verdim. Senin gevelediğin sınıfsız ortam her
>>> nedense senin ağzından sabahtan akşama kadar ırkçılık kokan şeylerler,
>>> şey, nasıl diim, garnitürlü :-) Ya pro-Türk, ya anti-Alaman. Hani
>>> sınıfsız, eşit insanlık?
>>
>> Sinifsiz, esit insanlik alemindeymisiz gibi mi yapayim?
>
> Sınıfsız ve eşit aynı mı sence?

Ayni olsa ikisinden birisini yazardim, $ansölye :-)

> O sınıfsızlığı nasıl yapcan? Hele
> eşitliği? Heh?

Önce aktara gidecen, iki tutam düsüncelik alacan... gerisi gelir :-)

> Aynılık mı daha önemli, sınıfsızlık mı? Burada senelerce
> yaptığın tiyatro ne için? Sınıfsızlık için mi? Aynılık için mi? Yoksa
> self-production servis no. 2 mi? Ayax icat edildi ya, haha …

Bosuna cirpinma. Herseyi carpitayim derken kendini carpitiyorsun aslinda.

Sosyal siniflari (yani sinifsal farkliliklari) ortadan kaldirmak
mümkündür. Kolay degildir ama imkansiz da degildir.

Esitlik, dogustan gelen farkliliklari mümkün oldugunca egalize etmek,
insanlari hayata hazirlanirken ve hayat boyunca firsat esitligi ile
donatmak demektir. Yoksa birisi emek versin-üretsin, ötekisi de senin
gibi parazit olsun; ikisi de ayni corbayi icsin, olmaz... Olmadi zaten,
bak -mesela- alaman DDR'ine? Son gördügümde batiya gecip 100 mark
aliyorlar, onunla da cikolata ve seks kaseti aliyorlardi dogu alamanlar.
Simdi de baska türlü sürünüyorlar, senin gibi :-)

>> Hayat seyrettigimiz bir film mi?
>
> Hayır, hayat, rol oynadığımız bir film.

E, ne arizali süfle yapip duruyorsun, ben kendi rolümü biliyorum :-)

>> Irkcilarin yaktigi, infaz ettigi, ezip-büzdügü insanlardan ve bunun
>> altinda yatan ve nerdeyse bir halkin tümünü etkisi altinda tutan
>> irkciliktan bahsetmesem mutlu olacaksin deel mi?
>
> Hayır, doğru dürüst bir şekilde, tüm tarafları hesabın içine katıp,
> kendi siyasî, insanî ve ideolojik(îii) menfaatlerine çan çalacağına,
> doğru dürüst analiz etme kabiliyetin olsa ve binâenaleyh bir de müsbet
> bir hareketin ve(ya) kamuya katkın olsa (!) – o zaman çok mutlu ederdin
> :-)

Gene beni teyid ettin. 3 maymunu oynasam keyiften gebereceksin kerata
:-) Yok, isini kolaylastirmam. Tam tersine...

>> Sen istersen "hii yap, mutlu ol" ama ben senin oyununa ortak olmam.
>
> Sen benim oyunuma ortak olamazsın zaten. İmkân yok. Olabilsen de, olmak
> zorunda değildin, işte ideoloji yerine hürriyet bu.

Niye bir kimligin var? Niye kanunlara uygun yasiyorsun? Niye vergi
veriyorsun? Niye kirmizida duruyorsun? Niye elindeki kartlarla kendi
kendini gönüllü olarak fisletiyorsun? Yahu sana hayatinin tüm anlarinin
sistem icerisinde oldugunu ben mi kanitlayacagim; kendin bilmiyor musun
bunu? Sonra da bu "senin oyunun" oluyor ha?

Evet, sistemi uf etmeyecek bir ölcüde hürsün. Ne az ne de fazla... Bu
seni mutlu ediyorsa allak daha beter etsin, amin :-)

>> Laf salatanin altinda, savundugun sistemi elestirmeme korkunc bir
>> tahammülsüzlük siritiyor. Iste senin $ahsi hürriyet anlayisin. Ortaya
>> koydugum ve senin savundugun sistem tarafindan üretilen pislikleri
>> savunmaktan bile acizsin. Demagoji ile atak yaparak zeytinyagi rolüne
>
> E çok da şükür. Çünkü senin gibi demagog değilim. Sen demagoji yazsan
> da, demagog olan sensin. Hem demagog, hem çok teknik bir şekilde kendi
> yolunu ve ülkülerini anlatabilen, satabilen biri. Bu konuda dahisin,
> ciddiyim, alkışlıyorum. Tökezlediğin, sahneden indikten sonraki durum
> :-) Sende insanlık sönmüş.

$u "insanligi" bir tarif et totemler a$kina...

Mesela, mor halkali alaman papa gibi mi? Ya da dogu alaman papazin kizi?
Veyahut da ot cekip devlet-mevletin a.q. diyen alternatifciler(!) mi,
ilh.? Nasil bir insanlik yav?

>> soyunuyorsun. Belki sistemden bazi yönlerden sen de memnun degilsin ama
>> yazdiklarim karsisinda sürekli ve tümden bir savunma icine giriyor,
>> kendini sistemle bütünlestiriyorsun. Ve bunu -acizlikten kaynaklanan-
>> camur atma metoduyla yapiyorsun.
>
> Ne çamuru be. Tabiîki ben de çok şeyden hiç ve hiç memnun değilim. Benim
> »düşlediğim« sistem de zaten yok ki ortada. İnsanlar şu an da ne hür, ne
> de arzuladığım şekilde karektere sahip.

Bak, olmadi bu, Gehlen duymasin. Ariza cikarmaga kalkma, uslu uslu
gitarini cal, bratwurst ye, kartoffel ye, ot cek, mutlu ol, hürüm de,
hürriyetimi gomonoslara gapdirmam, de :-)

> Ama a) senin gibi ideolojiye
> sarılmıyorum,

Dedim ama sendeki nato kafa, hans mermer :-)

Laflarin, görüslerin yani, burjuva ideolojisine tekabül ediyor. Sen
bunun farkinda olmayabilirsin, aspirin ic, gecer :-)

> b) yapacağım ilk şey hep kendi hayatıma bir törpü atmak,
> başkasınınkisine değil

Misyoner olmak zorunda degilsin. Fakat dedim ya Hans, sisteme karsi bir
durusun yok. Kendi kendine ot cekip kahretmekten öteye gitmedigin
müddetce Merkel de memnun senden Gehlen de :-)

> ve c) mümkünse de kamuya ve kamuda iyliğe hizmet
> ederim.

Nedir bunlar, nasil bir hizmet?

Kan vermek mi, mesela, orman yanginlarina su dökmek mi, ya da kaza
görürsen yarali tasimak mi? Bunlari Merkel bile yapiyor yahu. Bana bu
bok cukurunu nasil ortadan kaldiririz, ondan bahset bir lafin varsa.

> Ne çamur atarım, ne de senin gibi saga sola tekme atarım. Tekme
> atabilirim, ama sırf atmış olmak için değil. Daha çok yazabilirdim, ama
> boşa. Burada karşımda otursan, seninle ciddî ciddî konuşurdum da, yani,
> sana karşı saygım da var; ama senin saygısız olduğunu da biliyorum işte
> :-)

Haci, pek naif degilim. Ama -mesela- günde 20bin cocugun malum
sebeplerden öldügü bir dünyayi ve bunun sebeplerini görmek, care üretmek
gibi bir "sakat" yanim var. Nazim'in "Vatan Haini"ni bir oku hele.

> Ama arkaplânın belli olduğundan da acıyorum. Yani, asırı bir din
> mensubu olsam, senin için dua ediyom derdim. Ama işallah, maşallah …
> bakalım hayat daha neler getirir (ve götürür).

Bana psiko muamelesi yapabilirsin. Gecmisi arizali, ezik, kin ve nefret
üreten...

Ama Hans, bu laflar yeni degil ki. Tüm cografyalarda, koro halinde,
burjuvazi ve onun gönüllüleri kendi sistemlerini ve kendilerini
saglikli, muhalifleri ve onlarin savundugu fikirleri hastalikli gösterme
konusunda hayasizca bir kampanyayi her zaman yürütmüslerdir,
yürütüyorlar. Hatta bu iste öyle ustalastilar ki holivud filmlerinde
bile, komünist olmayan ruslari felan dahi suratlari cirkin ve/ya yara
izli, bakislari vahsi bir hayvaninki gibi (hayvanlar icin normaldir)
gösterme taktikleri de yeni degil. Ses tonuna gelinceye kadar itici
tiplerdir bunlar, holivud bu konularda gercekten de basarilidir. Fakat
seninkisi cok amatör kaldi beah. Otur, sifirrr! :-)

>>>> Kötü namli ibne anten erol üzerinden beni itibarsizlastirmaga calisman
>>>> cok sig.
>>>
>>> Öyle bir şey yok ortada. Sana sadece ayna tutuyorum. Sen görme, saz çal.
>>> Zaten, bu kadar sene sonra şu kadar belli ki, sen hayatta bir şey
>>> öğrenmezsin artık, sen kendini ermiş olarak görüyorsun.
>>
>> Uydurma.
>
> Her ciddî cevabıma uydurma diye yanıt verirsen, benimle münakaşa etme,
> senin gıdıkla(n)ma zevkine yazmıyorum bunu.
>
>> Senden de ögreniyorum.
>>
>> Mesela, sana bir "dokunuyorum", sahte demokrat cilan dökülüveriyor.
>
> Senin hiçbir kişiye dokunduğun yok, olsa olsa zehir gibi »dokunuyor«
> durumdasın. Ama hiçbir insanla doğru dürüst alış verişin yok; orta ve
> uzun vadeli yok, kısa çapta biraz … soruma şelpe diyorsun (sağolasın),
> ama devamı yok. Çünkü sen ideolojinle bir tüm olmuşun ve kendi etrafında
> dönüyorsun, yaptığın artık sırf lâf cambazlığı. Sigortana da fazla
> elektrik yüklendi mi, höt diye parlıyorsun. Canavar gibi. Yazık.

E, Merkel'e bitte yap :-) , sana bi incelikli alaman teknikli robot
yollasin; onunla mehebbet edersin yumusak yumusak:-)

>> Senin SCT'de ne ürettigini de konussak?
>
> Buyrun konuşun yahu. Ürettiğim, yani hakikaten ürettiğim bir şeyi de
> sunmuştum, konuşanı olmadı.

Ne(ydi) o?

Seni bu kadar inciten "ignorierte Sache?"

> Bana ne yahu, ha konuşun, ha konuşmayın :-)
> SCT bundan onbeş sene evvelkisine artık zaten geri dönemez, boşver be.

Hatirliyorum; kemalist-dinci-kürtcü kapismalari... Bol küfürlü. Ha,
arada bi patlican oturtma tarifleri de... :-)

>> Ben senin kapitalizmi övmek disinda bir pislik ürettigini göremedim henüz.
>
> Hohooo :-))) Kapitalizmi övmek mi? Kapitalizm bir hastalık, üstadım,
> bunu ideolojine mensup olmadan da söyleme hakkım var işte (hörriyettt).

Yanlis. Kapitalizm bir hastalik degil. Tipki homolugun bir hastalik
olmadigi gibi. (Bakma ibne anten laflarima; onun manasi farkli, kendisi
de pekala biliyor)

Fakat, "kapitalizm bir hastaliktir" dediginde, Merkel dahil tüm
kapitalist yolcular seni alkislayabilir. Cünkü, hastaya iyi davranmak
prensiptir :-)

Ayrica, kaptalizme karsi imis gibi yapmak da ona hayat suyu verir.
Dikkat et, kapitalizmin borazanlari hep "allak bu kapitalizmi kahretsin"
felan derler. Nane ruhu, limon kolonyasi gibidir, bir süre ferahlatir.
Bak, RTE de "biz kimsesizlerin kimsesiyiz, fakir fukaranin, garip
gurabanin safindayiz" diyor arada bir. Müsekkin... :-)

> Ama her izme bir izmle yanıt mı vermek zorundayım?

Veriyorsun zaten. Kendi -izm'inin farkinda olmadan...

> Yuh be! Karşında kim
> olduğunu zerre kadar bilmeden, kafanda zaten resimler üretip, onlara
> göre davranıyorsun.

Sadece laflarini dikkate aliyorum. Teee alamanyalara gelip seni mi
analiz edecegim? Yok artik... :-)

> Sen Amerika’ya taşınsan orada acaip asgar argadaş
> bulursun valla :-) Luizyana’nın yanındaki gölde falan :-)))

Ona dokunma haci, ona ancak ben dokunurum :-)

>> Bak, anahtar kelimeyi bulmusum: Gehlen :-)
>
> Bravo :-)

Reca ederim. Bir soguk danimarka birasini hakettin :-)

>>> Senin (ve
>>> başkaların da) gördüğün, yaşadığın ve hissettiğin başka bir şey yok.
>>
>> Cok iddialisin.
>
> Evet.
>
>> 4 mevsimi doya doya yasiyorum. Sistemin tüm pisliklerine ragmen...
>
> Evet, kapitalist bir şekilde, etrafını sömürerek, sadece kendine göre
> yaşayarak, iyilik saçmadan. Bırravvooo :-)

Hadi ya? Sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim simdi :-)

>>> Eskiden tımarhane derdim buraya, artık mezarlık olmuş.
>>
>> E, klübe hosgelmissin de haberin yokmus gibi...
>
> Ouv, unutma, mezarlık mözisyengiydim deh :-)
>
>> Haci, pamugu tikiver $una :-)
>
> Yok, Orhan ağayı konudışı bırak.
>
>>> Neyin nesi? Boşver! Saz çal, bak bunu yapabileceğine, çoook acıklı da
>>> olabileceğine inaniyorum;
>>
>> Bir frikik daha verdin $ansölye: "saz ve salya-sümük kültürü..."
>
> Frikşov işte.
>
>> Sen oriyentalist _bile_ degilsin yav. Al sana uygun bi saz:
>> http://bit.ly/bheLR0 :-)
>
> Boşver, bende bir Divan da var, o yeter.

Yukaridaki zalak gibi calma da istersen kapitalizmi öven $eyler cal,
vallahi raziyim usta :-)

>> Ibraam abe, cal $u yüksek alamana bi girnata be yav: http://bit.ly/REpqhk
>
> Şu senin Gehlen Libya kısaltmana IP mi arıyorsun? :-)

Youtube IP mi kaydediyor?

Vay Gehlen youtube vay :-)

>> Anlamazliktan geldigin, klasik bati müziginin tee baslangicta ve uzun
>> süre kilise ve kraliyet icin yapildigidir. Bunu fransiz devrimi bir
>> miktar cesitlendirdi. Yoksa, kimse "müzik ses sistemi"nden bahsetmedi.
>
> Yok canım, heç anlamam bunlardan :-)

Anlamazliktan geliyorsun ama... Ve de carpitiyorsun.

>>> Ne güzel işte, nihayet emin olabielceğin bir şey buldun. Emniyetini ben
>>> mi bozayım? Rica ederim. Yerde yatana dokunulmaz artık.
>>
>> Pekala, pes diyene dokunmam. Kalk, toparlan, sana bisey oldu sanacaklar :-)
>
> Yok, sadece rotifil oldum yahu, hani şu ROTFL :->, hatırlarsan.

Rahmetli Hakki'yi hatirladim yav. Fakat bunun bi de ROTFLBTC'i var.
Altina kacirmayasin sonra :-)

>>> Desene Gazi peynircisisin, kutulara kapak yapıyorsun. Maşaallah yahu :-)
>
> Uy, Gazi Peyniri dedik, sustu valla …

"Pekala, pes diyene dokunmam." demistim, ondandir.

> B. Alabay
>

Rifat Albayrak

unread,
Oct 26, 2012, 1:04:48 AM10/26/12
to
On Thu, 25 Oct 2012 22:35:23 +0200, "Acephale Lemar"
<pri...@org.invalid> wrote:

>Orhan'i kasdetmedi, ya ben ya da grand senor cagrilan, Pamuk degil.

Hacı hacıyı Mekke'de, sofu sofuyu tekkede, deli deliyi dakkada
bulurmuş.
Sen hiç merak etme. :)

choro

unread,
Oct 26, 2012, 4:17:10 AM10/26/12
to
Haydi kesin artik bu ate$li tarti$mayi. Bakiniz ben neler buldum...

FAZIL SAY - Istanbul Senfonisini Anlatiyor (Belgesel) - yoyom.tv
http://www.youtube.com/watch?v=i5Etc3g-D5c

4. muvman - gayet ho$ renkli resimlerle.
FAZIL SAY İSTANBUL SENFONİSİ 4 Hoş Giyimli Genç Kızlar Adalar Vapurunda
http://www.youtube.com/watch?v=gtRdLdsBOm8

Diger 6 muvmani da artik siz bulunuz. Hepsi de harika. Veya tum
senfoniyi, ba$tan sona, tek bir video olarak takip ediniz.

Bazi muvmanlar degi$ik videolar olarak bulunur. 4. muvmani mesela siyah
beyaz eski tarihi video e$liginde de dinleyebilirsiniz. O da gayet
enteresan.
--
choro
*****

Acephale Lemar

unread,
Oct 26, 2012, 9:39:42 AM10/26/12
to
Başar Alabay wrote:
> Acephale Lemar şunu yazmış:
>
>>> Ohoo … hem nassı. Cennet bura :-)
>>
>> Ne cennet ne de cehennem; idare etmek ve beklemek kacinilmaz care olu
>> veriyor.
>
> Her ne ise. Sanat/san’at (ve zanaat) konu kompleksine kısaca geri
> dönersek, şunu söylemem gerekiyor: Bir çok konuda insanlar
> mıymıylanıyor, ama ukalâlıklarının sebebi basit kıskançlık ve(ya)
> haset. Eninde sonunda biri ne yapiyor, nasıl yapiyor, doğduğundan beri
> tesadüfen şans eseri istediği gibi mi yapabiliyor, eşek suyuna
> gelinceye kadar, ellerini kanata kanata öğrenmiş mi … kimseyi
> ilgilendirmiyor, sanata saldırılıyor. Sanat sana bana sormaz, neye
> yarar, kime yarar, neden var diye. Sanatçı dediğin de ya o senin
> bahsettiğin tip olabilir, ya da bambaşka, sessiz, mütevazı karekterli
> biri. Belki hafif deli birisidir, belki çok normal. Hiç bilinmez. Ama
> gerçekten müzik aleminde de bir kaç öyle gariplere rastladım, yok
> efendim, sanat değilmişmiş de, bokmuş, neymiş. Bence bütün bu
> kınamalar boşa.

Sondan basliyorum: Kinama degil yaptigim, yazdigim, bir tahlil ve görüs
bildirdim sadece.
Sanat büyük ölcüde para kazanmak, meshur olmak vs. gibi disa dönük
hedefleri amacliyorsa, o zaman ben o sanati, sanat anlayisini kabul
etmiyorum. Yoksa o veya bu sanatci sunu yapmis, beni zerre kadar
ilgilendirmiyor, elinin kanamasi da ayni, sahsi hedef görünüyorsa
ortada, o sanatta, sanatcida hayir yoktur.

> Şu kıskançlık, haset ve aşağılık hissi bir çok insanarası problemlere
> tohum oluyor. Ama çene çalanlar genelde bunu gözardı edip, öyle sabah
> akşam ahkam keserler. Boş.

Bence bu insanlarin sayisi cok düsük.

> Meselâ Fazıl Say. Veya Barış Manço. Veya da Nazım Hikmet. Üçü üretken
> insan. Bu üretkenlik sanatkârlık. Mimar Sinan da öyle. Edison da öyle.
> Çaykovski de öyle. Frank Zappa da öyle. İsmini bilmediğimiz herhangi
> bir Roman klarinetist de bundan farklı değil … sanat ve sanatkâr
> hiçbir şeyi insandan uzaklaştıramaz, çünkü kendisinden herhangi
> birşeyi uzaklaştıran/uzaklaştırtan bir insan güçsüz, problem o zaman
> onda, karşısındakinde değil. Problemini çözsün. Çözemezse, hem
> problemli kalır, hem etrafına problem olur. İşte toplumun kanseri bu.

Bana biraz kacamak geldi bu yaklasimin. Derine inmeden, sirf bir
örnegine karsilik: Edison'in günahi cok büyük, Tesla'yi sömüren, onun
sirtindan para kirandir Alva Edison. Aksi halde Nobel Ödülü'nü
vermislerdi ona ve Tesla'ya, fakat Tesla ortak ödülü geri cevirince,
meshurluk avcisi Edison'da ödülden oldu.

Acephale Lemar

unread,
Oct 26, 2012, 9:39:44 AM10/26/12
to
Başar Alabay wrote:
> Acephale Lemar şunu yazmış:
>
>>>> Haci, pamugu tikiver $una :-)
>>>
>>> Yok, Orhan ağayı konudışı bırak.
>>
>> Orhan'i kasdetmedi, ya ben ya da grand senor cagrilan, Pamuk degil.
>
> Sende de espri anteni hafif yamulmuş gibi :-)

Öyle olsun, kerata. ;-)

> İştahî konuya gelince: Konu elbet iştah açıcı değil. Ayrıca da burada
> münakaşasını yapabileceğin çapta kimse kalmadı. O açıdan boşver. Ben

Önemli bir konu, istahimi henüz cezbedemedi diye de pes edecek degilim,
sadece gecikecek.
Evet, haklisin, kimse kalmamis görünüyor. ;-(

> de bu ortamda herhangi bir şey söyleyecek değilim. Başka ortamlarda
> yeterince katkılarım oluyor, nitekim konu(m) tek bir konu değil, büyük
> bir tümün bir parçası sadece.

Orasi öyle, lakin bir söz vermisim, ona riayet etmeye calisiyorum, benim
acimdan durum böyle.
Düsünüyorum, belki de dedigine sözle degil, uygulama ile de katilmak
zorundayim.

Başar Alabay

unread,
Oct 26, 2012, 11:44:49 AM10/26/12
to
Acephale Lemar şunu yazmış:

> Sondan basliyorum: Kinama degil yaptigim, yazdigim, bir tahlil ve görüs
> bildirdim sadece.

Ben de şunu ilk önceden göndereyim: Kınama dediğim sana değil (veya sırf
sana değil), o karşıma çıkmış lâklâkçı antimüzisyenlereydi (yok, onlar
burada okumuyor, okuyamaz da).

> Sanat büyük ölcüde para kazanmak, meshur olmak vs. gibi disa dönük
> hedefleri amacliyorsa, o zaman ben o sanati, sanat anlayisini kabul
> etmiyorum.

Ben de senin bunu kabul etmemeni gayet güzel kabul ediyorum; çünkü
bendeki düşünce buna çok benzeri. Şahsen, yanı sırf bana göre, sanata
ciddî para karıştı mı, iş bir nevî orospuluga dönüşüyor. Ama bunun da
bir aması var (ne yazık ki). Meselâ, saydığım, ama çok kavgalarımın da
olduğu bir müzik üstadım var, o bu işle para kazanıyor. Şimdi bu işi
para kazanmak için mi yapiyor? Yoksa zaten yaptığı işle parayı mı
kazanıyor? Zor. Tam siparişçi müzisyen, yani parasını basarsın, sana
yüksek bir seviyede, sana gerekeni yapar, verir (meselâ sağlık
sektöründe gereken o yumuşatıcı mıymıylıkları da yapar :-)). Bu sanat
mı? Ben zorlaniyorum, ama onunla da boşuna kavga etmeme gerek yok. O
öyle, ben böyle. Bizde bir süre copyright/copyleft münakaşaları olmuştu.
Bana göre, sanat dediğin işten gelmeli. Ama içten gelenle de
yaşayamıyorsun. Şimdi genel olarak sanatçılara bir baz miktar para mı
ödemeli devlet? Yoksa onun yerine herkese mi ödemeli? Bunun münakaşaları
siyasette ve toplumda sürüyor (bedingungsloses Grundeinkommen vs.). Ama
(hehe, ideolojih bir yana) eminim, sistem ister istemez değişecek, uzun
sürse de.

> Yoksa o veya bu sanatci sunu yapmis, beni zerre kadar
> ilgilendirmiyor, elinin kanamasi da ayni, sahsi hedef görünüyorsa
> ortada, o sanatta, sanatcida hayir yoktur.

Şahsî bir hedef, psikolojik açıdan bakarsan, her zaman var. Ya kendisine
yönelik (rahatlamak), ya dışa yansıyarak (övgü peşinde koşmak). Yani,
hedefsiz hareket yok bile belki, sanırım, felsefe bunu hâlâ çiğniyor.

>> Şu kıskançlık, haset ve aşağılık hissi bir çok insanarası problemlere
>> tohum oluyor. Ama çene çalanlar genelde bunu gözardı edip, öyle sabah
>> akşam ahkam keserler. Boş.
>
> Bence bu insanlarin sayisi cok düsük.

Yok, bu insanların sayısı acaip büyük. Ulusal, kıtasal şekilde büyük.

> Bana biraz kacamak geldi bu yaklasimin. Derine inmeden, sirf bir
> örnegine karsilik: Edison'in günahi cok büyük, Tesla'yi sömüren, onun
> sirtindan para kirandir Alva Edison. Aksi halde Nobel Ödülü'nü
> vermislerdi ona ve Tesla'ya, fakat Tesla ortak ödülü geri cevirince,
> meshurluk avcisi Edison'da ödülden oldu.

Sen şimdi detaylara takılıyorsun. Ben hiç fazla düşünmeden aklıma esen
herhangi bir kaç isimleri yazdım, derinliği yok. Gerek de yok. Çünkü
söylemek istediğime yetiyor. Artık Tesal, Edison, ampul, tuvalet kâğıdı,
otobüs geç kaldı, Sosis kedisi tekme yedi … boşver onları.

Acephale Lemar

unread,
Oct 26, 2012, 3:39:25 PM10/26/12
to
choro wrote:
> Haydi kesin artik bu ate$li tarti$mayi. Bakiniz ben neler buldum...

Iyisin, iyisin, önce ortaligi tutusturursun, sonra da yatistirmaya
cabalarsin. ;-)

Merak etme, ates alevlenmeyecek. Ama yillar sonra bir konu üzerine biraz
derinden inmisiz, bunu da bize cok görme, be emmi!


Acephale Lemar

unread,
Oct 26, 2012, 3:39:24 PM10/26/12
to
Başar Alabay wrote:
> Acephale Lemar şunu yazmış:
>
>> Sondan basliyorum: Kinama degil yaptigim, yazdigim, bir tahlil ve
>> görüs bildirdim sadece.
>
> Ben de şunu ilk önceden göndereyim: Kınama dediğim sana değil (veya
> sırf sana değil), o karşıma çıkmış lâklâkçı antimüzisyenlereydi (yok,
> onlar burada okumuyor, okuyamaz da).

Müzik, sanat agacinin dallarindan biri sadece, bundan dolayi ben tüm
üzerine konusmayi yeglerim daima.

>> Sanat büyük ölcüde para kazanmak, meshur olmak vs. gibi disa dönük
>> hedefleri amacliyorsa, o zaman ben o sanati, sanat anlayisini kabul
>> etmiyorum.
>
> Ben de senin bunu kabul etmemeni gayet güzel kabul ediyorum; çünkü
> bendeki düşünce buna çok benzeri. Şahsen, yanı sırf bana göre, sanata
> ciddî para karıştı mı, iş bir nevî orospuluga dönüşüyor. Ama bunun da

Bu daha cok batida, özellikle Almanya'da asindirilmis bir eski tas,
mecaz yani. Diger yandan da sanati, sanatciyi göklere cikaran da bu
Rönesans sonrasi Avrupa! Gerekcenin adlandirilmasi disinda mutabikiz,
cünkü ben onu sanatin disinda ve disindan sanata uygulanmis,
yapistirilmis bir put= Götze olarak görüyorum.

> bir aması var (ne yazık ki). Meselâ, saydığım, ama çok kavgalarımın da
> olduğu bir müzik üstadım var, o bu işle para kazanıyor. Şimdi bu işi
> para kazanmak için mi yapiyor? Yoksa zaten yaptığı işle parayı mı
> kazanıyor? Zor. Tam siparişçi müzisyen, yani parasını basarsın, sana
> yüksek bir seviyede, sana gerekeni yapar, verir (meselâ sağlık
> sektöründe gereken o yumuşatıcı mıymıylıkları da yapar :-)). Bu sanat
> mı? Ben zorlaniyorum, ama onunla da boşuna kavga etmeme gerek yok. O

Bilgisini, becerisini ücretsiz paylassin, gibi bir hülyam yok, fakat
ücreti adil saptasin, baslangicta kendisi gibi zengin olmayan insanlarin
sirtindan, onlari sömürerek, köseyi dönmek dürtüsüne yenilmesin.
Sormadin, ben gene de cok ucuk bir istisnanin cözümünü aktarayim:
Beklenti disinda mesela müzikten zirve yaparak, bir kac milyon
"kazandi", bu parayi ne yapsin? Bagislasin, efendi, bagislasin, hibe
etsin, yardim etsin büyük kismi ile, ac gözlü davranmasin.
Verdigin örnekte hangi meblaglarin mevzubahis oldugunu bilmeden
hükmetmem yanlis olur, fakat üstadinin o kadar zengin oldugunu
sanmiyorum. Dolayli cevap: Eger ücreti sabit ise, cilve yaparak, siparis
veren müsteriyi yontmaya calismiyor ise, büyük bir sorun görmüyorum. Her
ne ise, asil sorun, icinde yasadigimiz ökonomik düzendir, telif haklari
filan da bunun icine giriyor.

> öyle, ben böyle. Bizde bir süre copyright/copyleft münakaşaları
> olmuştu. Bana göre, sanat dediğin işten gelmeli. Ama içten gelenle de
> yaşayamıyorsun. Şimdi genel olarak sanatçılara bir baz miktar para mı
> ödemeli devlet? Yoksa onun yerine herkese mi ödemeli? Bunun

Gecinmek icin sanat yapilmaz, yapilmamali. Gecici bir süre gecinmek icin
sanat icra edilir, buna karsi degilim, fakat sanatin mesleklesmesine
karsiyim, mutlaka ücretsiz olsun da demiyorum.
Devlet sadece ve sadece kendi imkanlari ile yasamakta zorlananlara
yardim etmelidir, ister sanatci olsun, ister ise saatci. Esitlik, adalet
cok mühim, yoksa ortaya rahatsiz oldugum(-uz?) yabancilasma girer.
Hem manevi bir sükran borcumu ödeyeyim, hem de örnek vereyim: Neset
Ertas sazci olarak gazinoda da calisti, yani sanatindan gecindi,
ailesinin giderlerini karsiladi. Ama adam bundan ne zengin ne de meshur
oldu. Zengin olmasa da, onu meshurlastiran, derledigi türküler ile
ictenlikle yaktigi besteleridir. "yakmak" üzerine: bazi türküler
yakilir, cünkü sözleri dinleyenleri yakar, böylece birlestirir,
dayandirir, onlara kendilerin bir topluluk, toplum olduklarini aracsiz
anlatir, hatirlatir. Daha da önemlisi, o beklentilere ragbet etmedi,
bildigi yoldan gitti. Allah rahmet eylesin, amin.

> münakaşaları siyasette ve toplumda sürüyor (bedingungsloses
> Grundeinkommen vs.). Ama (hehe, ideolojih bir yana) eminim, sistem
> ister istemez değişecek, uzun sürse de.

Uzun sürecek, bu kesin.

>> Yoksa o veya bu sanatci sunu yapmis, beni zerre kadar
>> ilgilendirmiyor, elinin kanamasi da ayni, sahsi hedef görünüyorsa
>> ortada, o sanatta, sanatcida hayir yoktur.
>
> Şahsî bir hedef, psikolojik açıdan bakarsan, her zaman var. Ya
> kendisine yönelik (rahatlamak), ya dışa yansıyarak (övgü peşinde
> koşmak). Yani, hedefsiz hareket yok bile belki, sanırım, felsefe bunu
> hâlâ çiğniyor.

Ben dis hedeflerden bahsediyorum, ice yönelik hedefleri daima
desteklerim, cünkü onlar insani olgunlastiran ugraslardir, cihatlardir.
Diger yandan tabii ki biliyorum acikgözlüleri, disa dogru kendini
dislayan, övgüden uzak gibi görünüp te övgü, söhret pesinde kosanlari.

>> Bana biraz kacamak geldi bu yaklasimin. Derine inmeden, sirf bir
>> örnegine karsilik: Edison'in günahi cok büyük, Tesla'yi sömüren, onun
>> sirtindan para kirandir Alva Edison. Aksi halde Nobel Ödülü'nü
>> vermislerdi ona ve Tesla'ya, fakat Tesla ortak ödülü geri cevirince,
>> meshurluk avcisi Edison'da ödülden oldu.
>
> Sen şimdi detaylara takılıyorsun. Ben hiç fazla düşünmeden aklıma esen
> herhangi bir kaç isimleri yazdım, derinliği yok. Gerek de yok. Çünkü
> söylemek istediğime yetiyor. Artık Tesal, Edison, ampul, tuvalet
> kâğıdı, otobüs geç kaldı, Sosis kedisi tekme yedi … boşver onları.

Ayrinti degil bence; sahtekar sanatciyi samimi sanaticidan ayirmak icin
bilinmesi gereken bir gercek örnek.

Başar Alabay

unread,
Oct 26, 2012, 5:15:08 PM10/26/12
to
Acephale Lemar şunu yazmış:

> Müzik, sanat agacinin dallarindan biri sadece, bundan dolayi ben tüm
> üzerine konusmayi yeglerim daima.

Ben şahsen yaşadığım hakkında daha iyi konuşabilirim.

> Bu daha cok batida, özellikle Almanya'da asindirilmis bir eski tas,
> mecaz yani. Diger yandan da sanati, sanatciyi göklere cikaran da bu
> Rönesans sonrasi Avrupa! Gerekcenin adlandirilmasi disinda mutabikiz,
> cünkü ben onu sanatin disinda ve disindan sanata uygulanmis,
> yapistirilmis bir put= Götze olarak görüyorum.

Benim genel olarak puta karşı olmama sebep yok. Herkesin herhangi bir
putu var. Sadece o putu ne için kullanır, ne kadar bağımlısı olur, vs,
bunlar farklı olabilir. Yani put problem değil, ama putlaştırmanın
yönteminde çatlak mümkündür belki.

> Bilgisini, becerisini ücretsiz paylassin, gibi bir hülyam yok, fakat

İşte bu benim »ama« ile söylediğimdi. Senin gibi konuşan çok tanıyorum.
Ve paranın o sanatın bir değerini biçmeye gerektiğini başkası için kabul
ediyorum, ama pek benimkisi değil gibi. Hoşlanamıyorum.

> ücreti adil saptasin, baslangicta kendisi gibi zengin olmayan insanlarin
> sirtindan, onlari sömürerek, köseyi dönmek dürtüsüne yenilmesin.

Bunun kuralı yok ama. Sonsuz yol, yöntem ve tanımlaması var.

> Sormadin, ben gene de cok ucuk bir istisnanin cözümünü aktarayim:
> Beklenti disinda mesela müzikten zirve yaparak, bir kac milyon
> "kazandi", bu parayi ne yapsin? Bagislasin, efendi, bagislasin, hibe
> etsin, yardim etsin büyük kismi ile, ac gözlü davranmasin.

Etsin, yapsın falan diyorsun. Ama neden? Kime göre? Bunu sadece, ona
göre bir his sisteminde yaşayan ve vicdana sahip birisi yapabilir. Her
insan ünite olarak o kadar zor ki, herkesin psikolojik yapısı
geçmişindeki ve etrafındaki sayısız faktörlerden ibaret.

> Verdigin örnekte hangi meblaglarin mevzubahis oldugunu bilmeden
> hükmetmem yanlis olur, fakat üstadinin o kadar zengin oldugunu
> sanmiyorum. Dolayli cevap: Eger ücreti sabit ise, cilve yaparak, siparis
> veren müsteriyi yontmaya calismiyor ise, büyük bir sorun görmüyorum. Her
> ne ise, asil sorun, icinde yasadigimiz ökonomik düzendir, telif haklari
> filan da bunun icine giriyor.

Telif hakları genel olarak mantıklı … aslında. Ama bunlarda da evrensel
bir dönüşüm başlamış gibi. Bakalım, ne olacak. Bakalım bir de, Korsanlar
ne olacak. Ekonomik sistemde hemfikiriz herhâlde, Okeyeviç de sanırım
kan kusuyordur bu düzenle ve düzende (Lafonten gibi yaşamıyorsa) :-) Ve
evet, büyük sorun olmayabilir, ama şahsen benim bu konuda kendimi iyi
hissettiğim durum farklı. O yüzden biraz fazla zıttık, o üstat ve ben.
Yollarımız ayrıldı, ama (uzak) dostluğumuzu kırmadık. Herkes kendi
yolundan gdip, muradına ermekk zorunda. Mümkünse.

> Gecinmek icin sanat yapilmaz, yapilmamali. Gecici bir süre gecinmek icin

E o bir üstteki ne oldu şimdi?!

> sanat icra edilir, buna karsi degilim, fakat sanatin mesleklesmesine
> karsiyim, mutlaka ücretsiz olsun da demiyorum.

Aslında hiç fikir yürütmesek, daha iyi olabilir.

> Daha da önemlisi, o beklentilere ragbet etmedi,
> bildigi yoldan gitti. Allah rahmet eylesin, amin.

Kendi yolunu bilen ve gidebilen nadirdir.

> Uzun sürecek, bu kesin.

Nereye gidecek, o da kesin değil.

> Ben dis hedeflerden bahsediyorum, ice yönelik hedefleri daima
> desteklerim, cünkü onlar insani olgunlastiran ugraslardir, cihatlardir.
> Diger yandan tabii ki biliyorum acikgözlüleri, disa dogru kendini
> dislayan, övgüden uzak gibi görünüp te övgü, söhret pesinde kosanlari.

Soru şimdi, bu normal değil midir acaba? Övgü ve şöhret peşinde koşmak
zorunda olanlar, neden bu zorunluğu hissediyorlar? Başkaları ise neden
hissetmiyorlardır? Meselâ.

> Ayrinti degil bence; sahtekar sanatciyi samimi sanaticidan ayirmak icin
> bilinmesi gereken bir gercek örnek.

Belki tesadüfen hakikaten öyle bir durum var, ama ben şimdi farkında
olmadığımdan, buna daha fazla giremem. Dediğim gibi, verdiğim isimler
tamamen rasgeleydiler.

choro

unread,
Oct 26, 2012, 8:58:47 PM10/26/12
to
i$i alevlendiren sizlersiniz. Ben sadece aramizda yasiyan dahi bir
muzisyene dikkatinizi cektim. Bunu siyasi tarti$maya ceviren sizlersiniz. --
choro
*****

okeyci

unread,
Oct 26, 2012, 10:14:42 PM10/26/12
to
Sayin abicim, hojam :-)

Yapma böyle n'olursun. F.Say'in aldigi alkislarin altina TR'de dini
gericilikle ilgili (hem de dogru olmayan) laflar yazan kendindin.

Kaldi ki dahi sifati icin henüz erken. Hele F.Say hakkin rahmetine
kavussun, onu kanunla bile koruyabilirsiniz :-)

Ey SCT cemaati, hoja hafizasini kaybetmis bulunmaktadir. Lütfen bulan
arkadas, ilk gördügü uzakdogulu bir kadina versin. Ondan ona jet hiziyla
ulasir. Vallahi :-)


choro

unread,
Oct 27, 2012, 3:18:34 AM10/27/12
to
Valla, guldurdun beni sabah, sabah be okeyci! Ah, ne olur buraya o $irin
Koreli kizin resmini asabileydim? O zaman anliyacaktin! Maalesef ku$
ucup kayiplara kavu$tu. Ben de sadece o gunlerin hatirasiyle kaldim!

Fakat, ciddi soyluyorum, "Klasik" bati muzigi hususunda fikirlerimde
iddialiyim. Bir zamanlar Ingilterede cikan klasik gitar muzigi
mecmualarindan birinin editor'u beni ele$tirman olarak kadrosuna almak
icin resitallerden, konserlerden sonra Ye$il Oda diye bilinen arka
salonda etrafimda adeta dans ederdi. Diger mecmuanin editor'u de her
resitalde, her konserde gelip benim fikirlerimi alirdi. Her iki mecmuada
da ismim bir kac defa cikti. Yani bol keseden laf etmiyorum. Muzisyen
olarak Fazil Say bir dahidir. NOKTA! Onu takdir etmek icin rahmetine
kavu$masini beklemege hic te gerek yok.

Turkiyede dini gericilik konusuna gelince, bilgim ve soylediklerim dogru
degilse ben de ba$kalarinin yalancisiyim. Dolayisi ile Turkiye'de
ilerici cagda$ halkin bulunmasi benim icin bir gurur unsurudur. Maalesef
anladigim kadariyle Turkiye ilerici ve gerici yonleriyle $izofrenik bir
memleket gibi. Derdim Muslumanlik'la degil, Muslumanliga bagli
gericiliktir. Yanli$ anla$ilmamam icin hemen $unu da ekliyeyim: Bu tip
dini gericilik Turkiyeye munhasir degil. Hristiyan memleketlerde de
boyle gericilik var.
--
choro
*****

porsuk

unread,
Oct 27, 2012, 7:52:39 AM10/27/12
to

"choro" <ch...@tvco.net> wrote in message
news:jVLis.96290$9W6....@fx08.am4...

> Turkiyede dini gericilik konusuna gelince, bilgim ve soylediklerim dogru
> degilse ben de ba$kalarinin yalancisiyim. Dolayisi ile Turkiye'de ilerici
> cagda$ halkin bulunmasi benim icin bir gurur unsurudur. Maalesef

"Ilerici cagdaslikla" klasik muzigi esit mi goruyorsun? Anlayamadim ama bu
anlami cikartiyorum. Ya da cagdaslikla bati taklitciligini mi esit
goruyorsun?

choro

unread,
Oct 27, 2012, 9:05:37 AM10/27/12
to
Ikisine ne cevap "Hayir!" Fakat bu ilerici cagda$ligin sadece bir yonu.
Fazil Say'in yaptigi Turk muzigi ve bati muzigini bir araya getirme,
kayna$tirma. Ben kusurunu goremiyorum. Nitekim Flamenko muzigi Arap ve
Ispanyol muziginin bir arada gelip kayna$masi. Unutmiyalim ki muzik
butun insanligin anladigi bir lisandir. Nitekim bizim Turk muzigi diye
bildigimiz muzik de bakalim kac tur muziginin kayna$masidir.

Begenseniz de begenmeseniz de muzigin gelecegi melodik, ritmik ve
ARMONIK unsurlarin bir araya gelip geli$mesiyle yonlenmektedir. Tek
sesli muzigin hudutlari oldukca dardir. Bati muziginin hudutlari da
sinirlidir. Begenseniz de begenmeseniz de Fazil Say bu dar hudutlari
aciyor, geni$letiyor. Bunu da ancak dahi bir muzisyen yapabilir.

Adam dunyayi muziginin hayrani yapiyor. Biz ise muzikte hala meyhane
havalari pe$inde... Sanki tarih evvelinden beri Turk muzigi hic
degi$memi$tir. Sanki Adem ve Hava'nin devrinde de muzigimiz $imdiki Turk
muzigi idi.

Uyanin beyler. Uyanin. Bizans muziginin devri coktan gecti. Eski
devirlerin guzel eserleri de yoktur demiyorum fakat yeniliklere de
gozumuzu kapamiyalim.
--
choro
*****

porsuk

unread,
Oct 27, 2012, 10:00:49 AM10/27/12
to

"choro" <ch...@tvco.net> wrote in message
news:F_Qis.110163$Rc7....@fx04.am4...
> Ikisine ne cevap "Hayir!" Fakat bu ilerici cagda$ligin sadece bir yonu.

Sana sundugum soru sadece yukaridaki cevapla ilgiliydi.

Fazil Say'la alakali birsey yazmadim ama bu ilmekteki yazilarindan (belki
benim kendi onyargim) bati taklitciligiyle cagdas uygarligin ayni kefeye
koydugunu sezinler gibi oldum. Bu da bana Bu da bana bir zamanlar Turkiye'de
devlet memurlarina opera, ickili kokteyl falan zorlamalarini hatirlatti.

> Fazil Say'in yaptigi Turk muzigi ve bati muzigini bir araya getirme,
> kayna$tirma. Ben kusurunu goremiyorum. Nitekim Flamenko muzigi Arap ve
> Ispanyol muziginin bir arada gelip kayna$masi. Unutmiyalim ki muzik butun
> insanligin anladigi bir lisandir. Nitekim bizim Turk muzigi diye
> bildigimiz muzik de bakalim kac tur muziginin kayna$masidir.

Fazil Say'in Istanbul Senfonisinin basini dinlemeye vakit ayirabildim ve
sentezini basarili buldum. Adamin yukaridan bakiciligini begenmiyorum,
kendisini oldukca kaba buluyorum ama (sanirim) isini iyi icra edebiliyor.

Fekat benin onun "dahi" oldugunu taaa belki 30 sene evvel duymustum.
Yalandir veya yanlistir demiyorum ama isin icinde reklamcilik kokusu yok mu?
Basarili olmakla dahi olmak arasindaki farki nasil ayirt ediyoruz?

>
> Begenseniz de begenmeseniz de muzigin gelecegi melodik, ritmik ve ARMONIK
> unsurlarin bir araya gelip geli$mesiyle yonlenmektedir. Tek sesli muzigin
> hudutlari oldukca dardir. Bati muziginin hudutlari da sinirlidir.
> Begenseniz de begenmeseniz de Fazil Say bu dar hudutlari aciyor,
> geni$letiyor. Bunu da ancak dahi bir muzisyen yapabilir.

Dahi olmak o kadar kolay mi? Eger dahilik hudut genisletmek ise her birimiz
birer dahiyiz!


>
> Adam dunyayi muziginin hayrani yapiyor. Biz ise muzikte hala meyhane
> havalari pe$inde... Sanki tarih evvelinden beri Turk muzigi hic
> degi$memi$tir. Sanki Adem ve Hava'nin devrinde de muzigimiz $imdiki Turk
> muzigi idi.

Fazil Say Turkiye disinda cok taninan bir muzisyen mi? Ciddi soruyorum cunku
haberim yok gercekten. Google'dan birsey bulmak mumkun degil cunku mahkeme
ile ilgili yazilardan gecilmiyor.

Ha, meyhane havasini yapanlar arasinda dahiler yok mu acaba?

Acephale Lemar

unread,
Oct 27, 2012, 11:40:41 AM10/27/12
to
Kit anlayisli misin, ne'sin, emin degilim, cünkü "alevlenmeyecek" diye,
kati, mutlak yazmisim, sen hala nereden dem vuruyorsun!
Kimsenin kimseyi kirdigi yok, fikirleri tokusturuyoruz birazcik, hepsi
bu kadar.

Acephale Lemar

unread,
Oct 27, 2012, 11:40:43 AM10/27/12
to
porsuk wrote:
> "choro" <ch...@tvco.net> wrote in message
> news:F_Qis.110163$Rc7....@fx04.am4...
>> Ikisine ne cevap "Hayir!" Fakat bu ilerici cagda$ligin sadece bir
>> yonu.
>
> Sana sundugum soru sadece yukaridaki cevapla ilgiliydi.
>
> Fazil Say'la alakali birsey yazmadim ama bu ilmekteki yazilarindan
> (belki benim kendi onyargim) bati taklitciligiyle cagdas uygarligin
> ayni kefeye koydugunu sezinler gibi oldum. Bu da bana Bu da bana bir
> zamanlar Turkiye'de devlet memurlarina opera, ickili kokteyl falan
> zorlamalarini hatirlatti.

;-) Bana daha aci zorlamalari da hatirlatti, ama inmeyelim terihin
karanliklarina.

>> Fazil Say'in yaptigi Turk muzigi ve bati muzigini bir araya getirme,
>> kayna$tirma. Ben kusurunu goremiyorum. Nitekim Flamenko muzigi Arap
>> ve Ispanyol muziginin bir arada gelip kayna$masi. Unutmiyalim ki
>> muzik butun insanligin anladigi bir lisandir. Nitekim bizim Turk
>> muzigi diye bildigimiz muzik de bakalim kac tur muziginin
>> kayna$masidir.
>
> Fazil Say'in Istanbul Senfonisinin basini dinlemeye vakit ayirabildim
> ve sentezini basarili buldum. Adamin yukaridan bakiciligini
> begenmiyorum, kendisini oldukca kaba buluyorum ama (sanirim) isini
> iyi icra edebiliyor.
> Fekat benin onun "dahi" oldugunu taaa belki 30 sene evvel duymustum.
> Yalandir veya yanlistir demiyorum ama isin icinde reklamcilik kokusu
> yok mu? Basarili olmakla dahi olmak arasindaki farki nasil ayirt
> ediyoruz?

Harika cocuk, Almanca "Wunderkind" teriminin Ingilizce karsiligi var mi?
Eh, 5 yasinda ilk bestesini yazarsa biri, harika cocouk denilir ona,
fakat bu onun geleceginin de harika olacagini beraberinde getirmez.
Dahilik ve basari yalniz tek yönlü degildir, hatta kendi caginda
farkedilmeyenlerin cogu dahi sinifina giriyor, neticede adam Mozart
degil. Ki onun dahiligi bile tartisilir. Bay Say'in basarili oldugunun
göstergesi, bestelerinin baska müzisyenler tarafindan icra edilmesidir.
Buradan dahilik konusuna girmek mümkün, söyle: Yasayan bestecilerden en
cok eserleri icra edilen besteciler takiminda ilk bes arasina
girebilirse, onun dis dünyada degeri belli olur. Yani bir nevi kanit.
GIbrisli'dan bu hususda sapla tutulur bir veri gelmedi simdiye dek.

>> Begenseniz de begenmeseniz de muzigin gelecegi melodik, ritmik ve
>> ARMONIK unsurlarin bir araya gelip geli$mesiyle yonlenmektedir. Tek
>> sesli muzigin hudutlari oldukca dardir. Bati muziginin hudutlari da
>> sinirlidir. Begenseniz de begenmeseniz de Fazil Say bu dar hudutlari
>> aciyor, geni$letiyor. Bunu da ancak dahi bir muzisyen yapabilir.
>
> Dahi olmak o kadar kolay mi? Eger dahilik hudut genisletmek ise her
> birimiz birer dahiyiz!

LOL

>> Adam dunyayi muziginin hayrani yapiyor. Biz ise muzikte hala meyhane
>> havalari pe$inde... Sanki tarih evvelinden beri Turk muzigi hic
>> degi$memi$tir. Sanki Adem ve Hava'nin devrinde de muzigimiz $imdiki
>> Turk muzigi idi.
>
> Fazil Say Turkiye disinda cok taninan bir muzisyen mi? Ciddi
> soruyorum cunku haberim yok gercekten. Google'dan birsey bulmak
> mumkun degil cunku mahkeme ile ilgili yazilardan gecilmiyor.

Tarihine göre siralamak mümkün degil mi tarama sonuclarinin?
Hem mahkeme ile ilgili haberleri de bir gösterge olarak
degerlendirebilirsin: Yüzde kaci yabanci kaynakli o haberlerin?

> Ha, meyhane havasini yapanlar arasinda dahiler yok mu acaba?

Bence yok. Aletini ustaca calmak baska, dahi olmak bambaska.
>

Acephale Lemar

unread,
Oct 27, 2012, 11:40:44 AM10/27/12
to
Başar Alabay wrote:
> Acephale Lemar şunu yazmış:
>
>> Bu daha cok batida, özellikle Almanya'da asindirilmis bir eski tas,
>> mecaz yani. Diger yandan da sanati, sanatciyi göklere cikaran da bu
>> Rönesans sonrasi Avrupa! Gerekcenin adlandirilmasi disinda mutabikiz,
>> cünkü ben onu sanatin disinda ve disindan sanata uygulanmis,
>> yapistirilmis bir put= Götze olarak görüyorum.
>
> Benim genel olarak puta karşı olmama sebep yok. Herkesin herhangi bir
> putu var. Sadece o putu ne için kullanır, ne kadar bağımlısı olur, vs,
> bunlar farklı olabilir. Yani put problem değil, ama putlaştırmanın
> yönteminde çatlak mümkündür belki.

Anlasamayacagimiz hususlardan biri; kalsin öyle.

>> Bilgisini, becerisini ücretsiz paylassin, gibi bir hülyam yok, fakat
>
> İşte bu benim »ama« ile söylediğimdi. Senin gibi konuşan çok
> tanıyorum. Ve paranın o sanatın bir değerini biçmeye gerektiğini
> başkası için kabul ediyorum, ama pek benimkisi değil gibi.
> Hoşlanamıyorum.

Anladim, desem, yalan olur. Demek istedigim, becerisini diger
becerilerden üstün tutmadan, becerisini paylastigi, ögrettigi
insanlardan asiri bir meblag talep etmemesidir. Ücret te beceri
paylasimi icin degil, zaman paylasimi icin ödenir.

>> ücreti adil saptasin, baslangicta kendisi gibi zengin olmayan
>> insanlarin sirtindan, onlari sömürerek, köseyi dönmek dürtüsüne
>> yenilmesin.
>
> Bunun kuralı yok ama. Sonsuz yol, yöntem ve tanımlaması var.

Ben kurali tanimliyorum, sen kuralin yoklugundan konusuyorsun.

>> Sormadin, ben gene de cok ucuk bir istisnanin cözümünü aktarayim:
>> Beklenti disinda mesela müzikten zirve yaparak, bir kac milyon
>> "kazandi", bu parayi ne yapsin? Bagislasin, efendi, bagislasin, hibe
>> etsin, yardim etsin büyük kismi ile, ac gözlü davranmasin.
>
> Etsin, yapsın falan diyorsun. Ama neden? Kime göre? Bunu sadece, ona
> göre bir his sisteminde yaşayan ve vicdana sahip birisi yapabilir. Her
> insan ünite olarak o kadar zor ki, herkesin psikolojik yapısı
> geçmişindeki ve etrafındaki sayısız faktörlerden ibaret.

Toplumsal düsünen bir insan yapabilir bunu ancak, herkes degil.

>
>> Gecinmek icin sanat yapilmaz, yapilmamali. Gecici bir süre gecinmek
>> icin
>
> E o bir üstteki ne oldu şimdi?!
>
>> sanat icra edilir, buna karsi degilim, fakat sanatin mesleklesmesine
>> karsiyim, mutlaka ücretsiz olsun da demiyorum.
>
> Aslında hiç fikir yürütmesek, daha iyi olabilir.

Sen nasil istersen, yigit!

>> Ben dis hedeflerden bahsediyorum, ice yönelik hedefleri daima
>> desteklerim, cünkü onlar insani olgunlastiran ugraslardir,
>> cihatlardir. Diger yandan tabii ki biliyorum acikgözlüleri, disa
>> dogru kendini dislayan, övgüden uzak gibi görünüp te övgü, söhret
>> pesinde kosanlari.
>
> Soru şimdi, bu normal değil midir acaba? Övgü ve şöhret peşinde koşmak
> zorunda olanlar, neden bu zorunluğu hissediyorlar? Başkaları ise neden
> hissetmiyorlardır? Meselâ.

Yabancilasma mefhumunu biraz kurcalarsan, anlarsin, "Entfremdung". Ya da
D. Riesman'in dili ile, distan yönlendirilen insanlardir yaptiklarinin
farkinda olmayan.

Başar Alabay

unread,
Oct 27, 2012, 1:34:46 PM10/27/12
to
choro şunu yazmış:

> Begenseniz de begenmeseniz de muzigin gelecegi melodik, ritmik ve
> ARMONIK unsurlarin bir araya gelip geli$mesiyle yonlenmektedir. Tek
> sesli muzigin hudutlari oldukca dardir. Bati muziginin hudutlari da
> sinirlidir. Begenseniz de begenmeseniz de Fazil Say bu dar hudutlari
> aciyor, geni$letiyor. Bunu da ancak dahi bir muzisyen yapabilir.

Müzikle ilgine bir şey demem, söylediklerine fazla karışmak da istemem.
Ama şunu da eklemeli: Müziğin geleceği nasıl, onunl hakkında fikir
yürütmek bence biraz boş, çünkü hangi müzik? Burada mevzubahis müzikler
»müziğin« küçük bir parçası. Müzik küresel bir olay. Ritmiği de var,
ahengi de var, ama çok daha da şeyler var, burada dinlenmeyen şeyler
var. Gamelanla burada kim alâkadar meselâ? Müzik o kadar çoktaraflı ki,
klâsiğinden tut, halk müziği üzerinden, rock/popa kadar git gel, hâlâ
müziğin küçük bir parçasını duymuş olursun.

Avrupa’da genelde 12 ses müziği geçerli; ve yine de bunu çok aşan,
farklı şekillerde aşan var; Stravinsky’den tut bizim Mimaroğlu’na kadar.
Bunlar çok farklı şeyler. Elektronik müzik de yaklaşık 70 ile 90 (!)
sene arası bir rol oynuyor, onu burada konuşan yok :-) Meselâ John R.
Pierce’in yazdıkları, kim okudu? Müzik ve fizik irtibatı.

O yüzden, burada hangi müzik neyin geleceği olur vs, bence tamamen boş.
BUndan yaklaşık 15 sene evvel Berlin’de bir konserde bir manyak karşıma
çıktı ve bana aslında çok ilginç bir şey dedi (konserdeydik): Müziğin
geleceği yüksek frekanslar! Tek yapılmamış, denenmemiş şey o. Hm. Haksız
değil aslında. Modern müzikte hâlâ ve hâlâ bas gözde. Modern derken,
Modern Müzik de, klâsik de, elektronik de, gerisi de. Adam yani teknik
açıdan haklıydı. O tiz bana göre olur mu, bambaşka bir soru, ama
geleceğini bilemezsin :-) Tek bilebileceğimiz başlangıcı, onu da
geçenlerde yazmıştım: Ana kalbi gümü. 9 ay sırf bateri. O yüzden
Afrika’da ateşin etrafında kemanla zıplamıyorlar, çok daha »hakiki«
seslerle hareket ediyorlar.

Müzik birisinin hoşuna gidebilir veya gitmeyebilir, ama biri ötekisinin
»üstünde« değil. Biri ötekisinden zor olabilir, kolay olabilir, şu olur,
bu olur. Ama müzik hep dinleyicinin kulağında (ve beyninde) herhangi bir
tepki yaratır. Ta kendisi ise sadece ve sadece vardır.

Başar Alabay

unread,
Oct 27, 2012, 1:42:14 PM10/27/12
to
porsuk şunu yazmış:

> Fekat benin onun "dahi" oldugunu taaa belki 30 sene evvel duymustum.

Hm, bu biraz zor, daha o kadar tanınmış »piyasada« değil :-) 87’de
tesadüfen yollarımız kesişmişti. Ama evet, hm, bu da yine kaç sene evval
yahu :-)))

> Yalandir veya yanlistir demiyorum ama isin icinde reklamcilik kokusu yok mu?
> Basarili olmakla dahi olmak arasindaki farki nasil ayirt ediyoruz?

Var bir fark. Ve bu adamın bir dahiliği de olabilir hakikaten.

> Dahi olmak o kadar kolay mi? Eger dahilik hudut genisletmek ise her birimiz
> birer dahiyiz!

Yok, sırf hudut genişletme vs dahilikle alâkalı değil. Aslında dahilik
ufukla ilgili, yani biri normal bir insanın ufuğuyla mı müziğe
yanaşıyor, yoksa bambaşka, tabiaten bir yanaşması mı var.

> Fazil Say Turkiye disinda cok taninan bir muzisyen mi? Ciddi soruyorum cunku
> haberim yok gercekten. Google'dan birsey bulmak mumkun degil cunku mahkeme
> ile ilgili yazilardan gecilmiyor.

Evet, tanınanların en üst sınıfına doğru bir meğili var.

> Ha, meyhane havasini yapanlar arasinda dahiler yok mu acaba?

Olmaz olur mu? Var! Ama belki fazla kişi de tanımaz.

Bambaşka bir misal: Joy Division denen o garip, depresif, yarı punk
grubu; aralarında enstrümanını doğru dürüst çalabilen kimse yoktu.
Şarkıcıları ağır hastaydı ve sonunda intihar etti. Dahi miydiler? 100 %
dahiydiler, yoksa belli ve belirli bir müzik istikametinde hep ve her
zaman ilk numara olarak geçmezlerdi. Acep buna garanti yarım bir kitap
yazar şimdi, münakaşasına da girmeyeceğim, ama dahilik de zor bir şey.
Dediğim gibi, duygu ile ilgili. Yani, aslında çalamiyorsun, ama o ekele
kükele yaptığınla dünyanın belirli bir kesimini batırıyorsun. Maşaallah
be :-)

choro

unread,
Oct 27, 2012, 4:25:50 PM10/27/12
to
On 27/10/2012 16:40, Acephale Lemar wrote:
> porsuk wrote:
>> "choro" <ch...@tvco.net> wrote in message
>> news:F_Qis.110163$Rc7....@fx04.am4...
>>> Ikisine ne cevap "Hayir!" Fakat bu ilerici cagda$ligin sadece bir
>>> yonu.
>>
>> Sana sundugum soru sadece yukaridaki cevapla ilgiliydi.
>>
>> Fazil Say'la alakali birsey yazmadim ama bu ilmekteki yazilarindan
>> (belki benim kendi onyargim) bati taklitciligiyle cagdas uygarligin
>> ayni kefeye koydugunu sezinler gibi oldum. Bu da bana Bu da bana bir
>> zamanlar Turkiye'de devlet memurlarina opera, ickili kokteyl falan
>> zorlamalarini hatirlatti.

Cagda$ olma kiyafet degi$tirmekle olmaz. Bilakis, kiyafet degi$tirmeden,
Bati taklitciligine kaymadan cagda$ olabiliriz. O zaman da bati bizi
taklit etmege ba$lar. Nitekim $imdi Avrupalilarin Japonlari taklit
etmege ba$lamasi gibi.

>
> ;-) Bana daha aci zorlamalari da hatirlatti, ama inmeyelim terihin
> karanliklarina.

Olabilir. Ben bu hususta hakiki demokratim. Bu i$ler zoraki olmaz.

>
>>> Fazil Say'in yaptigi Turk muzigi ve bati muzigini bir araya getirme,
>>> kayna$tirma. Ben kusurunu goremiyorum. Nitekim Flamenko muzigi Arap
>>> ve Ispanyol muziginin bir arada gelip kayna$masi. Unutmiyalim ki
>>> muzik butun insanligin anladigi bir lisandir. Nitekim bizim Turk
>>> muzigi diye bildigimiz muzik de bakalim kac tur muziginin
>>> kayna$masidir.
>>
>> Fazil Say'in Istanbul Senfonisinin basini dinlemeye vakit ayirabildim
>> ve sentezini basarili buldum. Adamin yukaridan bakiciligini
>> begenmiyorum, kendisini oldukca kaba buluyorum ama (sanirim) isini
>> iyi icra edebiliyor.

Kaba degil bence. Ko$eye SIKI$TIRILINCA artik mecburi o $ekilde hareket
ediyor. Bu hususta $ahsi bir zaafi olabilir. Fakat biz burada onu bir
muzisyen olarak teraziye koymaliyiz.

>> Fekat benin onun "dahi" oldugunu taaa belki 30 sene evvel duymustum.
>> Yalandir veya yanlistir demiyorum ama isin icinde reklamcilik kokusu
>> yok mu? Basarili olmakla dahi olmak arasindaki farki nasil ayirt
>> ediyoruz?
>
> Harika cocuk, Almanca "Wunderkind" teriminin Ingilizce karsiligi var mi?

Child Prodigy.

> Eh, 5 yasinda ilk bestesini yazarsa biri, harika cocouk denilir ona,
> fakat bu onun geleceginin de harika olacagini beraberinde getirmez.
> Dahilik ve basari yalniz tek yönlü degildir, hatta kendi caginda
> farkedilmeyenlerin cogu dahi sinifina giriyor, neticede adam Mozart
> degil. Ki onun dahiligi bile tartisilir. Bay Say'in basarili oldugunun

Pek ala, Mozart olmadigini niye dayanarak iddia ediyorsun? Fakat sadece
Mozart mi dahi sinifina girerdi? Bence Schubert en azindan Mozart kadar
dahi idi.

Say dahi degilse kimi dahi diye kabul edebiliriz? Yaw, dahi dedik allah
demedik. Yoksa tapinacak birini mi ariyorsun?

> göstergesi, bestelerinin baska müzisyenler tarafindan icra edilmesidir.
> Buradan dahilik konusuna girmek mümkün, söyle: Yasayan bestecilerden en
> cok eserleri icra edilen besteciler takiminda ilk bes arasina
> girebilirse, onun dis dünyada degeri belli olur. Yani bir nevi kanit.
> GIbrisli'dan bu hususda sapla tutulur bir veri gelmedi simdiye dek.

Gibrislinin sapi var fakat benim sapim senin tutman icin del!

En populer bestekarlar en iyi bestekar olmayabilir. Nitekim en populer
enstrumentalistler bile en iyi enstrumentalistler degil. Ben buna
yakindan $ahit oldum. Daha once de soylemi$tim. 30, 40 yil once klasik
gitar dunyasi ile ha$ir ne$ir olmu$tum. O zamanki taninmi$ dergilerce
cikan yazilari, ele$tirileri hep yakindan takip ederdim. Buna ilaveten
Ingilterede cikan iki klasik Gitar dergisinin editorleri ve
ele$tiricileri ile da yakindan fikir teatisinde bulunurdum. Bana $ahsen
soyledikleri ile magazinlerde cikan yazilari bircok defalar bir tez'at
teskil ederdi.

>
>>> Begenseniz de begenmeseniz de muzigin gelecegi melodik, ritmik ve
>>> ARMONIK unsurlarin bir araya gelip geli$mesiyle yonlenmektedir. Tek
>>> sesli muzigin hudutlari oldukca dardir. Bati muziginin hudutlari da
>>> sinirlidir. Begenseniz de begenmeseniz de Fazil Say bu dar hudutlari
>>> aciyor, geni$letiyor. Bunu da ancak dahi bir muzisyen yapabilir.
>>
>> Dahi olmak o kadar kolay mi? Eger dahilik hudut genisletmek ise her
>> birimiz birer dahiyiz!
>
> LOL

Gul, gul. Hangi hudutlari geni$letmi$sin acaba? Meraktan bayilacagim.

>
>>> Adam dunyayi muziginin hayrani yapiyor. Biz ise muzikte hala meyhane
>>> havalari pe$inde... Sanki tarih evvelinden beri Turk muzigi hic
>>> degi$memi$tir. Sanki Adem ve Hava'nin devrinde de muzigimiz $imdiki
>>> Turk muzigi idi.
>>
>> Fazil Say Turkiye disinda cok taninan bir muzisyen mi? Ciddi
>> soruyorum cunku haberim yok gercekten. Google'dan birsey bulmak
>> mumkun degil cunku mahkeme ile ilgili yazilardan gecilmiyor.

Taniniyor hem de nasil. Bir konserinden sonra Japon dinleyicilerin onu
ayakta 20 dakika alki$ladigini okumu$tum bir yerde. YouTube'daki
videolarini seyretseniz onun yabanci diyarlarda nasil takdir edildigini
anliyacaksiniz.

>
> Tarihine göre siralamak mümkün degil mi tarama sonuclarinin?
> Hem mahkeme ile ilgili haberleri de bir gösterge olarak
> degerlendirebilirsin: Yüzde kaci yabanci kaynakli o haberlerin?
>
>> Ha, meyhane havasini yapanlar arasinda dahiler yok mu acaba?

Oyle bir iki populer $arki bestelemekle dahi sinifina girmek mumkunse,
niye olmasin? Fakat bence dahi sinifina dahil edilmek icin bu tip
sinirli ba$arilar kafi degil.

>
> Bence yok. Aletini ustaca calmak baska, dahi olmak bambaska.

Haydi yuru i$ine! Anlamadigin konularda bize ustalik satma! Say'in
bestelerini takdir edemezsen bu senin kaybin!

choro

unread,
Oct 27, 2012, 4:42:31 PM10/27/12
to
Yazdiklarin biraz felsefi. Dolayisi ile cevaplamiyacagim. Sadece o 12
tonlu yani kromatik muzik bence bo$. Mikrotonik muzik se evet, ona
diyecegim yok. Kromatik muzik de zamanla geli$ebilir fakat ben $imdiye
kadar ho$uma given kromatik muzik dinlemedim. Pek tabii ki bu kromatik
muzigin muzik dunyasinda oyniyacagi rol yoktur anlaminda alinmamali.

"Sound track" muzigi zaten aldi yurudu (insanlar farkinda olmaksizin!).
Belki de en cok dinledigimiz muzik "sound track" muzigidir. Ve de bizler
de farkinda olmadan o tip muzigin etkisinde kaliriz.

Evet, muzik dunyasi, dedigin gibi, gayet geni$. Hudutsuz bir ortam.
Fakat o tiz sesler, yuksek frekanslar, peygamberi tahminimce ne
soyledigini kendi de bilmiyordu.
--
choro
*****

choro

unread,
Oct 27, 2012, 5:04:36 PM10/27/12
to
"ortaligi tutu$turursun" diyen sendin! "Ortaligi tutu$turmu$sam" nasil
ortalik "alevlenmiyecek"? Kit anlayi$li olan ben degilim. Fazil Say'a
reva goruleni kiniyorum. Yaziklar olsun. Yaziklar olsun!

Acephale Lemar

unread,
Oct 27, 2012, 7:48:17 PM10/27/12
to
Daima ortaligi tuturturursun, gibi mutlaklik iceren bit cümle kurdugumu
hatirlamiyorum, yani yaptigin, atfederek bana reva, caiz gördügün
genellemenin müsebbibi sensin, ben degilim.
Hem sen tutusturmus da olsan, biz su dökeriz, söner, yoksa benzin mi
döktügümüzü sandin?
Bay sayin sanatci kisiligi bir yana, o ruhu acidan hala bir cocuk (gibi
de davraniyor). Ben sübyanlarla ugrasan avanaklardan degilim.

Acephale Lemar

unread,
Oct 27, 2012, 7:48:19 PM10/27/12
to
choro wrote:
> On 27/10/2012 16:40, Acephale Lemar wrote:
>> porsuk wrote:
>>> "choro" <ch...@tvco.net> wrote in message
>>> news:F_Qis.110163$Rc7....@fx04.am4...
>>>> Ikisine ne cevap "Hayir!" Fakat bu ilerici cagda$ligin sadece bir
>>>> yonu.
>>>
>>> Sana sundugum soru sadece yukaridaki cevapla ilgiliydi.
>>>
>>> Fazil Say'la alakali birsey yazmadim ama bu ilmekteki yazilarindan
>>> (belki benim kendi onyargim) bati taklitciligiyle cagdas uygarligin
>>> ayni kefeye koydugunu sezinler gibi oldum. Bu da bana Bu da bana bir
>>> zamanlar Turkiye'de devlet memurlarina opera, ickili kokteyl falan
>>> zorlamalarini hatirlatti.
>
> Cagda$ olma kiyafet degi$tirmekle olmaz. Bilakis, kiyafet
> degi$tirmeden, Bati taklitciligine kaymadan cagda$ olabiliriz. O
> zaman da bati bizi taklit etmege ba$lar. Nitekim $imdi Avrupalilarin
> Japonlari taklit etmege ba$lamasi gibi.

Ha bu cümleler var ya, bu cümleler, altina ima cakmayacak insan, Türk,
tanimiyorum.
Mesele, söylenen ile uygulanan arasinda kayniyor.

>> ;-) Bana daha aci zorlamalari da hatirlatti, ama inmeyelim terihin
>> karanliklarina.
>
> Olabilir. Ben bu hususta hakiki demokratim. Bu i$ler zoraki olmaz.

Seriat düzeninde de benden sana karsi zorlama olmaz asla. Anladin mi
simdi!

>>> Fazil Say'in Istanbul Senfonisinin basini dinlemeye vakit
>>> ayirabildim ve sentezini basarili buldum. Adamin yukaridan
>>> bakiciligini begenmiyorum, kendisini oldukca kaba buluyorum ama
>>> (sanirim) isini iyi icra edebiliyor.
>
> Kaba degil bence. Ko$eye SIKI$TIRILINCA artik mecburi o $ekilde
> hareket ediyor. Bu hususta $ahsi bir zaafi olabilir. Fakat biz burada
> onu bir muzisyen olarak teraziye koymaliyiz.

Öyle düsünmekte hürsün, ben de aksini düsünmekte: teraziye yalniz
müzisyen vasfi koyulmaz, bütün insan koyulur, bu da ister ise fevkalade
olsun, sanatci kisiligine gölge düsürebilir, ve her insan gibi bir
sanatci da bu gercegi göz önünde bulundurarak, özümseyerek kendini disa
vurmalidir.
Kisa da olsa iki, üc sohbetini izledim TV'de, hakkindaki hükmüm daha cok
oradaki tavrina göre ayarlanmistir ki ortamlar düsmani degildi, dostane
idi.

>> Harika cocuk, Almanca "Wunderkind" teriminin Ingilizce karsiligi var
>> mi?
>
> Child Prodigy.

Sag olasin, emmi!

>> Eh, 5 yasinda ilk bestesini yazarsa biri, harika cocouk denilir ona,
>> fakat bu onun geleceginin de harika olacagini beraberinde getirmez.
>> Dahilik ve basari yalniz tek yönlü degildir, hatta kendi caginda
>> farkedilmeyenlerin cogu dahi sinifina giriyor, neticede adam Mozart
>> degil. Ki onun dahiligi bile tartisilir. Bay Say'in basarili
>> oldugunun
>
> Pek ala, Mozart olmadigini niye dayanarak iddia ediyorsun? Fakat
> sadece Mozart mi dahi sinifina girerdi? Bence Schubert en azindan
> Mozart kadar dahi idi.

Kücük yasta hatiri sayilir konser evlerinde konserler vermemis gercegine
dayaniyorum, mesela.
Hayir, girmezdi, hatta bence bir müzisyen hakkinda "dahi" dimek, ona
hakarettir, gelecek nesillere de eziyettir, cünkü dahilik maymun
istahina benzer, bugün dahi, yarin oluvermis ahi, sonra da baki.
Schubert vs., sidik yarisinda ben yokum, emmi!

> Say dahi degilse kimi dahi diye kabul edebiliriz? Yaw, dahi dedik
> allah demedik. Yoksa tapinacak birini mi ariyorsun?

Tapinacak put arayan var ise, o da sensin.

>> göstergesi, bestelerinin baska müzisyenler tarafindan icra
>> edilmesidir. Buradan dahilik konusuna girmek mümkün, söyle: Yasayan
>> bestecilerden en cok eserleri icra edilen besteciler takiminda ilk
>> bes arasina girebilirse, onun dis dünyada degeri belli olur. Yani
>> bir nevi kanit. GIbrisli'dan bu hususda sapla tutulur bir veri
>> gelmedi simdiye dek.
>
> Gibrislinin sapi var fakat benim sapim senin tutman icin del!

O tür saptan bahsetmedim, aklimin ucundan bile gecmedi. Gerisini sen
anla, ben bayram günü agzimi pisletmeyeyim. ;-(

> En populer bestekarlar en iyi bestekar olmayabilir. Nitekim en populer
> enstrumentalistler bile en iyi enstrumentalistler degil. Ben buna
> yakindan $ahit oldum. Daha once de soylemi$tim. 30, 40 yil once klasik
> gitar dunyasi ile ha$ir ne$ir olmu$tum. O zamanki taninmi$ dergilerce
> cikan yazilari, ele$tirileri hep yakindan takip ederdim. Buna ilaveten
> Ingilterede cikan iki klasik Gitar dergisinin editorleri ve
> ele$tiricileri ile da yakindan fikir teatisinde bulunurdum. Bana
> $ahsen soyledikleri ile magazinlerde cikan yazilari bircok defalar
> bir tez'at teskil ederdi.

Bilginden süphe etmiyorum, bazi hükümlerin ile uzlasamiyorum, hepsi bu
kadar, büyütmeye gerek yok.

>>> Dahi olmak o kadar kolay mi? Eger dahilik hudut genisletmek ise her
>>> birimiz birer dahiyiz!
>>
>> LOL
>
> Gul, gul. Hangi hudutlari geni$letmi$sin acaba? Meraktan bayilacagim.

Yahu adam, sen mizah bilmez misin! Burada anlatacak degilim, yani
genislettigim hudutlar mevcuttur.

>>> Fazil Say Turkiye disinda cok taninan bir muzisyen mi? Ciddi
>>> soruyorum cunku haberim yok gercekten. Google'dan birsey bulmak
>>> mumkun degil cunku mahkeme ile ilgili yazilardan gecilmiyor.
>
> Taniniyor hem de nasil. Bir konserinden sonra Japon dinleyicilerin onu
> ayakta 20 dakika alki$ladigini okumu$tum bir yerde. YouTube'daki
> videolarini seyretseniz onun yabanci diyarlarda nasil takdir
> edildigini anliyacaksiniz.

Bu yetmez. Anla artik.

>>> Ha, meyhane havasini yapanlar arasinda dahiler yok mu acaba?
>
> Oyle bir iki populer $arki bestelemekle dahi sinifina girmek mumkunse,
> niye olmasin? Fakat bence dahi sinifina dahil edilmek icin bu tip
> sinirli ba$arilar kafi degil.
>
>>
>> Bence yok. Aletini ustaca calmak baska, dahi olmak bambaska.
>
> Haydi yuru i$ine! Anlamadigin konularda bize ustalik satma! Say'in
> bestelerini takdir edemezsen bu senin kaybin!

Senin derdin baska mecradan, yoksa hemfikir oldugumuzun farkina
varmistin: Ben genel cevap veriyorum, hatta dogrudan meyhane
müzisyenlerine dair soruya da, sen ise her lafi taptigin adama mal
ediyorsun. Git, dinlen biraz.

okeyci

unread,
Oct 27, 2012, 9:56:10 PM10/27/12
to
Düzen(=devlet)="ZOR"dur.

Senden olmasa bile düzen'den gelir "ZOR".

Biraz saksiyi calistir laf ederken. Ne o, hamsi gibi? :-)


choro

unread,
Oct 27, 2012, 10:48:29 PM10/27/12
to
Soyledigin fasa fiso. Mozart'i kucuk ya$ta me$hur yapan bir nev'i
"halkla ili$kiler" uzmani olan babasi idi. Mozart 35 ya$inda, Schubert
ise 31 ya$inda oldu. Yazdiklari eserlerin kalitelerine, sayilarina ve
miktarlarina bir bak. Ikisinin de dahi oldugu a$ikar. Dahi demi$sek
gokten zembille indirilmi$ melek demedik. Kabiliyetli muzisyenler
arasinda ender parliyan muzisyenler bence dahi sinifina girer. Bunun bir
ilahi sirri yoktur. Sen ilahi bir sir ariyorsan, o senin problemin.

> Hayir, girmezdi, hatta bence bir müzisyen hakkinda "dahi" dimek, ona
> hakarettir, gelecek nesillere de eziyettir, cünkü dahilik maymun
> istahina benzer, bugün dahi, yarin oluvermis ahi, sonra da baki.
> Schubert vs., sidik yarisinda ben yokum, emmi!

Bu da fasa fiso. Zaten yukarida yazdiklarimla buna da cevap vermi$
oldum. Dahilikle maymun i$tahliligin arasinda bir baglanti goremiyorum.
>
>> Say dahi degilse kimi dahi diye kabul edebiliriz? Yaw, dahi dedik
>> allah demedik. Yoksa tapinacak birini mi ariyorsun?
>
> Tapinacak put arayan var ise, o da sensin.
>
>>> göstergesi, bestelerinin baska müzisyenler tarafindan icra
>>> edilmesidir. Buradan dahilik konusuna girmek mümkün, söyle: Yasayan
>>> bestecilerden en cok eserleri icra edilen besteciler takiminda ilk
>>> bes arasina girebilirse, onun dis dünyada degeri belli olur. Yani
>>> bir nevi kanit. GIbrisli'dan bu hususda sapla tutulur bir veri
>>> gelmedi simdiye dek.
>>
>> Gibrislinin sapi var fakat benim sapim senin tutman icin del!
>
> O tür saptan bahsetmedim, aklimin ucundan bile gecmedi. Gerisini sen
> anla, ben bayram günü agzimi pisletmeyeyim. ;-(

:-( diye reaksiyon gostermen icin yazdim o tur sap konusunda. <G>
>
>> En populer bestekarlar en iyi bestekar olmayabilir. Nitekim en populer
>> enstrumentalistler bile en iyi enstrumentalistler degil. Ben buna
>> yakindan $ahit oldum. Daha once de soylemi$tim. 30, 40 yil once klasik
>> gitar dunyasi ile ha$ir ne$ir olmu$tum. O zamanki taninmi$ dergilerce
>> cikan yazilari, ele$tirileri hep yakindan takip ederdim. Buna ilaveten
>> Ingilterede cikan iki klasik Gitar dergisinin editorleri ve
>> ele$tiricileri ile da yakindan fikir teatisinde bulunurdum. Bana
>> $ahsen soyledikleri ile magazinlerde cikan yazilari bircok defalar
>> bir tez'at teskil ederdi.
>
> Bilginden süphe etmiyorum, bazi hükümlerin ile uzlasamiyorum, hepsi bu
> kadar, büyütmeye gerek yok.
>
>>>> Dahi olmak o kadar kolay mi? Eger dahilik hudut genisletmek ise her
>>>> birimiz birer dahiyiz!
>>>
>>> LOL
>>
>> Gul, gul. Hangi hudutlari geni$letmi$sin acaba? Meraktan bayilacagim.
>
> Yahu adam, sen mizah bilmez misin! Burada anlatacak degilim, yani
> genislettigim hudutlar mevcuttur.

Biz de gorelim bakalim hangi hudutlari geni$letmi$sin. Ben oyle hudut
geni$letme iddiasinda degilim. Fakat Fazil Say Turk muzigi hudutlarini
geni$letmi$tir. Hem de nasil!

>
>>>> Fazil Say Turkiye disinda cok taninan bir muzisyen mi? Ciddi
>>>> soruyorum cunku haberim yok gercekten. Google'dan birsey bulmak
>>>> mumkun degil cunku mahkeme ile ilgili yazilardan gecilmiyor.
>>
>> Taniniyor hem de nasil. Bir konserinden sonra Japon dinleyicilerin onu
>> ayakta 20 dakika alki$ladigini okumu$tum bir yerde. YouTube'daki
>> videolarini seyretseniz onun yabanci diyarlarda nasil takdir
>> edildigini anliyacaksiniz.
>
> Bu yetmez. Anla artik.

Fetva mi bekliyorsun, nedir?

>
>>>> Ha, meyhane havasini yapanlar arasinda dahiler yok mu acaba?
>>
>> Oyle bir iki populer $arki bestelemekle dahi sinifina girmek mumkunse,
>> niye olmasin? Fakat bence dahi sinifina dahil edilmek icin bu tip
>> sinirli ba$arilar kafi degil.
>>
>>>
>>> Bence yok. Aletini ustaca calmak baska, dahi olmak bambaska.

>>
>> Haydi yuru i$ine! Anlamadigin konularda bize ustalik satma! Say'in
>> bestelerini takdir edemezsen bu senin kaybin!
>
> Senin derdin baska mecradan, yoksa hemfikir oldugumuzun farkina
> varmistin: Ben genel cevap veriyorum, hatta dogrudan meyhane
> müzisyenlerine dair soruya da, sen ise her lafi taptigin adama mal
> ediyorsun. Git, dinlen biraz.

Ben hicbirine ne taptim, ne de tapacagim. Fakat takdire $ayan biri ile
kar$ila$tigimda da onu takdir ettigimi gizlemem.
Tapma ba$ka, takdir etme ba$ka.

okeyci

unread,
Oct 27, 2012, 11:55:15 PM10/27/12
to
Am 28.10.2012 03:48, schrieb choro:

>>> Pek ala, Mozart olmadigini niye dayanarak iddia ediyorsun? Fakat
>>> sadece Mozart mi dahi sinifina girerdi? Bence Schubert en azindan
>>> Mozart kadar dahi idi.
>>
>> Kücük yasta hatiri sayilir konser evlerinde konserler vermemis gercegine
>> dayaniyorum, mesela.
>
> Soyledigin fasa fiso. Mozart'i kucuk ya$ta me$hur yapan bir nev'i
> "halkla ili$kiler" uzmani olan babasi idi.

Iskence uzmani olan babasi, demeliydin hoja!


choro

unread,
Oct 28, 2012, 12:23:18 AM10/28/12
to
Sen de haklisin, okeyci, sen de haklisin.

Baba Mozart oglu Ammadeyus'u ;-) somurdu valla, somurdu!

Dolayisiyle de normal cocukluk hayati ya$ayamadigi icin ogul Mozart
$ahsi hayatinda da saadet bulamadi. Bu gibi $eyler "Wunderkind"lerin
ba$ina gelir hep. --
choro
*****

Acephale Lemar

unread,
Oct 28, 2012, 3:53:46 AM10/28/12
to
choro wrote:
> On 28/10/2012 00:48, Acephale Lemar wrote:
>> choro wrote:

>>>> Eh, 5 yasinda ilk bestesini yazarsa biri, harika cocouk denilir
>>>> ona, fakat bu onun geleceginin de harika olacagini beraberinde
>>>> getirmez. Dahilik ve basari yalniz tek yönlü degildir, hatta kendi
>>>> caginda farkedilmeyenlerin cogu dahi sinifina giriyor, neticede
>>>> adam Mozart degil. Ki onun dahiligi bile tartisilir. Bay Say'in
>>>> basarili oldugunun
>>>
>>> Pek ala, Mozart olmadigini niye dayanarak iddia ediyorsun? Fakat
>>> sadece Mozart mi dahi sinifina girerdi? Bence Schubert en azindan
>>> Mozart kadar dahi idi.
>>
>> Kücük yasta hatiri sayilir konser evlerinde konserler vermemis
>> gercegine dayaniyorum, mesela.
>
> Soyledigin fasa fiso. Mozart'i kucuk ya$ta me$hur yapan bir nev'i
> "halkla ili$kiler" uzmani olan babasi idi. Mozart 35 ya$inda, Schubert
> ise 31 ya$inda oldu. Yazdiklari eserlerin kalitelerine, sayilarina ve
> miktarlarina bir bak. Ikisinin de dahi oldugu a$ikar. Dahi demi$sek
> gokten zembille indirilmi$ melek demedik. Kabiliyetli muzisyenler
> arasinda ender parliyan muzisyenler bence dahi sinifina girer. Bunun
> bir ilahi sirri yoktur. Sen ilahi bir sir ariyorsan, o senin
> problemin.

Kabiliyetli= becerikli müzisyenler arasinda "ender parlayan müzisyenler"
sence dahi olsun, bence öyle veya böyle dahi degildirler, eserlerin
sayisina, kalitesine bakacak olursak, verimli oldugunu söyleyebiliriz.

>> Hayir, girmezdi, hatta bence bir müzisyen hakkinda "dahi" dimek, ona
>> hakarettir, gelecek nesillere de eziyettir, cünkü dahilik maymun
>> istahina benzer, bugün dahi, yarin oluvermis ahi, sonra da baki.
>> Schubert vs., sidik yarisinda ben yokum, emmi!
>
> Bu da fasa fiso. Zaten yukarida yazdiklarimla buna da cevap vermi$
> oldum. Dahilikle maymun i$tahliligin arasinda bir baglanti
> goremiyorum.

Ben göz boyayanlarin oyuyuna gelenlerden degilim, dahilik bir nevi göz
boyamaktir, baska bir insani dogrudan etkilemektir. Ilgilenen, begenen
kendince diledigi gibi adlandirsin , ama baskalarina dolayli da olsa
dayatmamali bunu.
Mozart'tan girmistik, simdi de sira ona geldi: Müzik dinleyenlerin yüzde
kaci dinler Mozart'i, tanir eserlerini? Dahi olsa idi, hala cok insan
tarafindan dinlenmesi gerekirdi, herkesin ona methiyeler düzenlemesi
gerekirdi vs.

>>> Gibrislinin sapi var fakat benim sapim senin tutman icin del!
>>
>> O tür saptan bahsetmedim, aklimin ucundan bile gecmedi. Gerisini sen
>> anla, ben bayram günü agzimi pisletmeyeyim. ;-(
>
> :-( diye reaksiyon gostermen icin yazdim o tur sap konusunda. <G>

Az degilsin, muziplik yapmadan duramiyorsun. Olsun, nesen yerine gelsin,
gerisi mühim degil. ;-)

>>> Gul, gul. Hangi hudutlari geni$letmi$sin acaba? Meraktan
>>> bayilacagim.
>>
>> Yahu adam, sen mizah bilmez misin! Burada anlatacak degilim, yani
>> genislettigim hudutlar mevcuttur.
>
> Biz de gorelim bakalim hangi hudutlari geni$letmi$sin. Ben oyle hudut
> geni$letme iddiasinda degilim. Fakat Fazil Say Turk muzigi hudutlarini
> geni$letmi$tir. Hem de nasil!

Bak, sana hak verdigim bir cümle sarfettin: Evet, genisletmistir. Fakat
bu onun dahi olduguna dair kanit olamaz. Adam salaktir, dimedim, elinden
geliyor bir seyler.

>>> Taniniyor hem de nasil. Bir konserinden sonra Japon dinleyicilerin
>>> onu ayakta 20 dakika alki$ladigini okumu$tum bir yerde. YouTube'daki
>>> videolarini seyretseniz onun yabanci diyarlarda nasil takdir
>>> edildigini anliyacaksiniz.
>>
>> Bu yetmez. Anla artik.
>
> Fetva mi bekliyorsun, nedir?

Bana batidan baska örnekleri vermeni bekliyorum, sadece Japonya'dan
degil. Japonya hayraniyim, sevenlerdindenim, lakin klasik müzik alaninda
Japonlar asiri derecede taklitcidirler, batililardan daha cok
baticidirlar.

>> Senin derdin baska mecradan, yoksa hemfikir oldugumuzun farkina
>> varmistin: Ben genel cevap veriyorum, hatta dogrudan meyhane
>> müzisyenlerine dair soruya da, sen ise her lafi taptigin adama mal
>> ediyorsun. Git, dinlen biraz.
>
> Ben hicbirine ne taptim, ne de tapacagim. Fakat takdire $ayan biri ile
> kar$ila$tigimda da onu takdir ettigimi gizlemem.
> Tapma ba$ka, takdir etme ba$ka.

Davranislari ile beni kendinden sogutmamis olsa isi, ben de dinlemis
olurdum onun eserlerini ve belki de kismen takdir ederdim. Eger yazdigin
gibi geleneksel türk müzigini klasik müzik örgüsüne islemis ise, bu
takdire sayandir tek basina. Gene de, hoslanmadim ben bu heriften. O
gitsin yoluna, ben gideyim yolumdan.

Acephale Lemar

unread,
Oct 28, 2012, 3:53:47 AM10/28/12
to
Başar Alabay wrote:
> porsuk şunu yazmış:
>
>> Fekat benin onun "dahi" oldugunu taaa belki 30 sene evvel duymustum.
>
> Hm, bu biraz zor, daha o kadar tanınmış »piyasada« değil :-) 87’de
> tesadüfen yollarımız kesişmişti. Ama evet, hm, bu da yine kaç sene
> evval yahu :-)))

Ula, senin tanismadigin da yok gibi. Kaymak tabakadan oldugunu
bilmiyordum. ;-)

>> Yalandir veya yanlistir demiyorum ama isin icinde reklamcilik kokusu
>> yok mu? Basarili olmakla dahi olmak arasindaki farki nasil ayirt
>> ediyoruz?
>
> Var bir fark. Ve bu adamın bir dahiliği de olabilir hakikaten.

Olsa bile, onu yasarken saptamak manasiz, akilsiz bir caba olmaz mi?

>> Ha, meyhane havasini yapanlar arasinda dahiler yok mu acaba?
>
> Olmaz olur mu? Var! Ama belki fazla kişi de tanımaz.

Bir örnek ve kisa bir aciklama rica ediyorum, yoksa seni anlayacak
degilim.

> Bambaşka bir misal: Joy Division denen o garip, depresif, yarı punk
> grubu; aralarında enstrümanını doğru dürüst çalabilen kimse yoktu.
> Şarkıcıları ağır hastaydı ve sonunda intihar etti. Dahi miydiler? 100
> % dahiydiler, yoksa belli ve belirli bir müzik istikametinde hep ve
> her zaman ilk numara olarak geçmezlerdi. Acep buna garanti yarım bir
> kitap yazar şimdi, münakaşasına da girmeyeceğim, ama dahilik de zor
> bir şey. Dediğim gibi, duygu ile ilgili. Yani, aslında çalamiyorsun,
> ama o ekele kükele yaptığınla dünyanın belirli bir kesimini
> batırıyorsun. Maşaallah be :-)

Girmeden kisaca degineyim bari. Sarkicilari epileptik= sara hastasi idi.
Dahi degildiler, kopyaci da degildiler, sadece baska müzisyenlerin
asindirdigi yolu bir düzene soktular. VU'suz, Bowie'siz, Stooges'siz
onlar o müzigi yapamazlardi. Onlari diger müzisyenlerden ayiran özellik,
yaptiklarini ictenlikle, kanaat getirmis, iddiasiz bir sekilde icra
etmelerinden kaynaklaniyor, bir de rakipleri yoktu. (Vardi ama o
yillarda yayinlamamisti veya meshur olmamisti, mesele Television-same,
Flyin Saucer-same, Kanada'dan, 88 civarinda yayinlandir, onu bir dinle
de, hükmünü ardindan ver.

Müzikte dahilik üzerine samimi bir örnek: "concrete müzik" diye bilinen
sanatsi, sanatci degil!, önderlik özentilerinden, yani avant garde
olarak kendini tanimlayan insanlar tarafindan, günlük araclarin, kap
kacaklarin da ses cikarmak icin kullanilabilecegini göstermis olmalari
bende dahiyane bir yenilik idi.

Başar Alabay

unread,
Oct 28, 2012, 4:43:56 AM10/28/12
to
Acephale Lemar şunu yazmış:

> Ula, senin tanismadigin da yok gibi. Kaymak tabakadan oldugunu
> bilmiyordum. ;-)

Ben seçmedim.

>> Var bir fark. Ve bu adamın bir dahiliği de olabilir hakikaten.
>
> Olsa bile, onu yasarken saptamak manasiz, akilsiz bir caba olmaz mi?

Neden olsun? Ama önemli mi, o başka soru.

>>> Ha, meyhane havasini yapanlar arasinda dahiler yok mu acaba?
>>
>> Olmaz olur mu? Var! Ama belki fazla kişi de tanımaz.
>
> Bir örnek ve kisa bir aciklama rica ediyorum, yoksa seni anlayacak
> degilim.

İsimsiz o kadar meyhane çaların arasında işi sırf zanaat olarak bal gibi
değil de, içinden, kendi notalarıyla acaip bir şekilde çalan dahi olamaz
mı sence?

> Girmeden kisaca degineyim bari. Sarkicilari epileptik= sara hastasi idi.
> Dahi degildiler, kopyaci da degildiler, sadece baska müzisyenlerin
> asindirdigi yolu bir düzene soktular. VU'suz, Bowie'siz, Stooges'siz
> onlar o müzigi yapamazlardi. Onlari diger müzisyenlerden ayiran özellik,

Bu şimdi çok boş bir lâf! Onlar da Mozart’sız o müzikleri yxapamazdı
diyen çıkar şımdi, bak demedi deme.

> yaptiklarini ictenlikle, kanaat getirmis, iddiasiz bir sekilde icra
> etmelerinden kaynaklaniyor, bir de rakipleri yoktu. (Vardi ama o
> yillarda yayinlamamisti veya meshur olmamisti, mesele Television-same,
> Flyin Saucer-same, Kanada'dan, 88 civarinda yayinlandir, onu bir dinle
> de, hükmünü ardindan ver.

Factory’de aynı anda da sunulan vardı. Ama neyse, o önemli değil, bugün
binlerce grubun bir tanesiler, ve hâlâ taç.

> Müzikte dahilik üzerine samimi bir örnek: "concrete müzik" diye bilinen
> sanatsi, sanatci degil!, önderlik özentilerinden, yani avant garde
> olarak kendini tanimlayan insanlar tarafindan, günlük araclarin, kap
> kacaklarin da ses cikarmak icin kullanilabilecegini göstermis olmalari
> bende dahiyane bir yenilik idi.

Yani John Zorn :-)

choro

unread,
Oct 28, 2012, 7:34:47 AM10/28/12
to
Sen de oyle zannet!

>
>>> Senin derdin baska mecradan, yoksa hemfikir oldugumuzun farkina
>>> varmistin: Ben genel cevap veriyorum, hatta dogrudan meyhane
>>> müzisyenlerine dair soruya da, sen ise her lafi taptigin adama mal
>>> ediyorsun. Git, dinlen biraz.
>>
>> Ben hicbirine ne taptim, ne de tapacagim. Fakat takdire $ayan biri ile
>> kar$ila$tigimda da onu takdir ettigimi gizlemem.
>> Tapma ba$ka, takdir etme ba$ka.
>
> Davranislari ile beni kendinden sogutmamis olsa isi, ben de dinlemis
> olurdum onun eserlerini ve belki de kismen takdir ederdim. Eger yazdigin
> gibi geleneksel türk müzigini klasik müzik örgüsüne islemis ise, bu
> takdire sayandir tek basina. Gene de, hoslanmadim ben bu heriften. O
> gitsin yoluna, ben gideyim yolumdan.

Burada hata yapiyorsun. Muzisyen ile $ahsi birbirine kari$tirdin. Siyasi
goru$leri bir yana, onu muzisyen olarak takdir etmen gerekir. Aksi halde
bizim de solcudur diye Theodorakis'in muzigini kara listeye geciriren,
yasakliyan Yunan Huntasindan ne farmimiz olur? Veya Menuhin Alman muzigi
calar diye kolunu kiran Yahudi a$iricilarindan? Veya Yahudidir veya
Cingenedir diye insanlari olduren Hitler rejiminden?

choro

unread,
Oct 28, 2012, 7:39:13 AM10/28/12
to
On 28/10/2012 07:53, Acephale Lemar wrote:
> Başar Alabay wrote:
>> porsuk şunu yazmış:
>>
>>> Fekat benin onun "dahi" oldugunu taaa belki 30 sene evvel duymustum.
>>
>> Hm, bu biraz zor, daha o kadar tanınmış »piyasada« değil :-) 87’de
>> tesadüfen yollarımız kesişmişti. Ama evet, hm, bu da yine kaç sene
>> evval yahu :-)))
>
> Ula, senin tanismadigin da yok gibi. Kaymak tabakadan oldugunu
> bilmiyordum. ;-)
>
>>> Yalandir veya yanlistir demiyorum ama isin icinde reklamcilik kokusu
>>> yok mu? Basarili olmakla dahi olmak arasindaki farki nasil ayirt
>>> ediyoruz?
>>
>> Var bir fark. Ve bu adamın bir dahiliği de olabilir hakikaten.
>
> Olsa bile, onu yasarken saptamak manasiz, akilsiz bir caba olmaz mi?

Oyleyse Peygamber'i ya$arken niye Peygamber olarak kabul ettiler?
Konkre Muzigin ne oldugunu hala daha anliyamadin bakarim da!

Konkreye topuzla vurup ses cimarmak degil konkre muzik!

porsuk

unread,
Oct 28, 2012, 9:12:13 AM10/28/12
to

"choro" <ch...@tvco.net> wrote in message
news:prXis.34299$g62....@fx06.am4...
> On 27/10/2012 16:40, Acephale Lemar wrote:
>> porsuk wrote:
>>> "choro" <ch...@tvco.net> wrote in message
>>> news:F_Qis.110163$Rc7....@fx04.am4...
>>>> Ikisine ne cevap "Hayir!" Fakat bu ilerici cagda$ligin sadece bir
>>>> yonu.
>>>
>>> Sana sundugum soru sadece yukaridaki cevapla ilgiliydi.
>>>
>>> Fazil Say'la alakali birsey yazmadim ama bu ilmekteki yazilarindan
>>> (belki benim kendi onyargim) bati taklitciligiyle cagdas uygarligin
>>> ayni kefeye koydugunu sezinler gibi oldum. Bu da bana Bu da bana bir
>>> zamanlar Turkiye'de devlet memurlarina opera, ickili kokteyl falan
>>> zorlamalarini hatirlatti.
>
> Cagda$ olma kiyafet degi$tirmekle olmaz. Bilakis, kiyafet degi$tirmeden,
> Bati taklitciligine kaymadan cagda$ olabiliriz. O zaman da bati bizi

He iste benim demek istedigim de bu!

Batiya kendimizi sevdirmek icin bati muzigi, bati kiyafeti gibi seyler
gercekten gerekli mi? Hayir! Yasak mi? O da hayir!

> taklit etmege ba$lar. Nitekim $imdi Avrupalilarin Japonlari taklit etmege
> ba$lamasi gibi.
>
>>
>> ;-) Bana daha aci zorlamalari da hatirlatti, ama inmeyelim terihin
>> karanliklarina.
>
> Olabilir. Ben bu hususta hakiki demokratim. Bu i$ler zoraki olmaz.
>
>>
>>>> Fazil Say'in yaptigi Turk muzigi ve bati muzigini bir araya getirme,
>>>> kayna$tirma. Ben kusurunu goremiyorum. Nitekim Flamenko muzigi Arap
>>>> ve Ispanyol muziginin bir arada gelip kayna$masi. Unutmiyalim ki
>>>> muzik butun insanligin anladigi bir lisandir. Nitekim bizim Turk
>>>> muzigi diye bildigimiz muzik de bakalim kac tur muziginin
>>>> kayna$masidir.
>>>
>>> Fazil Say'in Istanbul Senfonisinin basini dinlemeye vakit ayirabildim
>>> ve sentezini basarili buldum. Adamin yukaridan bakiciligini
>>> begenmiyorum, kendisini oldukca kaba buluyorum ama (sanirim) isini
>>> iyi icra edebiliyor.
>
> Kaba degil bence. Ko$eye SIKI$TIRILINCA artik mecburi o $ekilde hareket
> ediyor. Bu hususta $ahsi bir zaafi olabilir. Fakat biz burada onu bir
> muzisyen olarak teraziye koymaliyiz.

Ben sadece okuduklarimdan biliyorum. Simarik, egoist, tam olgunlasmamis bir
tip anladigim kadariyla. Koseye sIkIstirildigi icin boyle yaptigini
sanmiyorum. Ozunde kabalik ve hamlik var! Sanirim 15 yil kadar onceydi, bir
piyano konserinde dinleyicilerden birinin cep telefonu caldigi icin (tasvip
etmiyorum), konserini durdurup seyirciyi azarladiktan sonra sahneyi
terkettigini gazeteler yazmisti... Sogukkanli, profesyonel kisilik bu tur
davranislarda bulunmaz.

Ha, "biz burada onu bir muzisyen olarak teraziye koymaliyiz" fikrine tam
katilamiyorum. O halde Hitler'i yonetici olarak mi, askerde onbasi olarak
mi, yoksa katil olarak mi teraziye koyacagiz?


>
>>> Fekat benin onun "dahi" oldugunu taaa belki 30 sene evvel duymustum.
>>> Yalandir veya yanlistir demiyorum ama isin icinde reklamcilik kokusu
>>> yok mu? Basarili olmakla dahi olmak arasindaki farki nasil ayirt
>>> ediyoruz?
>>
>> Harika cocuk, Almanca "Wunderkind" teriminin Ingilizce karsiligi var mi?
>
> Child Prodigy.
>
>> Eh, 5 yasinda ilk bestesini yazarsa biri, harika cocouk denilir ona,
>> fakat bu onun geleceginin de harika olacagini beraberinde getirmez.
>> Dahilik ve basari yalniz tek yönlü degildir, hatta kendi caginda
>> farkedilmeyenlerin cogu dahi sinifina giriyor, neticede adam Mozart
>> degil. Ki onun dahiligi bile tartisilir. Bay Say'in basarili oldugunun
>
> Pek ala, Mozart olmadigini niye dayanarak iddia ediyorsun? Fakat sadece
> Mozart mi dahi sinifina girerdi? Bence Schubert en azindan Mozart kadar
> dahi idi.

Beethoven'da ayni sinifa giriyor bildigim.

>
> Say dahi degilse kimi dahi diye kabul edebiliriz? Yaw, dahi dedik allah
> demedik. Yoksa tapinacak birini mi ariyorsun?

Turk rock onculeri dahi mi? Mogollar, Cem Karaca, Baris Manco ve daha artik
isimleri daha az bilinen baskalari?


>
>> göstergesi, bestelerinin baska müzisyenler tarafindan icra edilmesidir.
>> Buradan dahilik konusuna girmek mümkün, söyle: Yasayan bestecilerden en
>> cok eserleri icra edilen besteciler takiminda ilk bes arasina
>> girebilirse, onun dis dünyada degeri belli olur. Yani bir nevi kanit.
>> GIbrisli'dan bu hususda sapla tutulur bir veri gelmedi simdiye dek.
>
> Gibrislinin sapi var fakat benim sapim senin tutman icin del!
>
> En populer bestekarlar en iyi bestekar olmayabilir. Nitekim en populer
> enstrumentalistler bile en iyi enstrumentalistler degil. Ben buna yakindan
> $ahit oldum. Daha once de soylemi$tim. 30, 40 yil once klasik

Dogrudur.

> gitar dunyasi ile ha$ir ne$ir olmu$tum. O zamanki taninmi$ dergilerce
> cikan yazilari, ele$tirileri hep yakindan takip ederdim. Buna ilaveten
> Ingilterede cikan iki klasik Gitar dergisinin editorleri ve ele$tiricileri
> ile da yakindan fikir teatisinde bulunurdum. Bana $ahsen soyledikleri ile
> magazinlerde cikan yazilari bircok defalar bir tez'at teskil ederdi.
>
>>
>>>> Begenseniz de begenmeseniz de muzigin gelecegi melodik, ritmik ve
>>>> ARMONIK unsurlarin bir araya gelip geli$mesiyle yonlenmektedir. Tek
>>>> sesli muzigin hudutlari oldukca dardir. Bati muziginin hudutlari da
>>>> sinirlidir. Begenseniz de begenmeseniz de Fazil Say bu dar hudutlari
>>>> aciyor, geni$letiyor. Bunu da ancak dahi bir muzisyen yapabilir.
>>>
>>> Dahi olmak o kadar kolay mi? Eger dahilik hudut genisletmek ise her
>>> birimiz birer dahiyiz!
>>
>> LOL
>
> Gul, gul. Hangi hudutlari geni$letmi$sin acaba? Meraktan bayilacagim.
>

Yazdigim sozlerin arkasinda dururum. Her insan bir nebze bile olsa
hudut/ufuk genisletmeye katkisi olmustur.

>>
>>>> Adam dunyayi muziginin hayrani yapiyor. Biz ise muzikte hala meyhane
>>>> havalari pe$inde... Sanki tarih evvelinden beri Turk muzigi hic
>>>> degi$memi$tir. Sanki Adem ve Hava'nin devrinde de muzigimiz $imdiki
>>>> Turk muzigi idi.
>>>
>>> Fazil Say Turkiye disinda cok taninan bir muzisyen mi? Ciddi
>>> soruyorum cunku haberim yok gercekten. Google'dan birsey bulmak
>>> mumkun degil cunku mahkeme ile ilgili yazilardan gecilmiyor.
>
> Taniniyor hem de nasil. Bir konserinden sonra Japon dinleyicilerin onu
> ayakta 20 dakika alki$ladigini okumu$tum bir yerde. YouTube'daki
> videolarini seyretseniz onun yabanci diyarlarda nasil takdir edildigini
> anliyacaksiniz.

Tamam. Meraktan sromustum.Almanya'daki konserdeki alkislar Turk toplumundan
da gelebilir diye dusunmustum.

>
>>
>> Tarihine göre siralamak mümkün degil mi tarama sonuclarinin?
>> Hem mahkeme ile ilgili haberleri de bir gösterge olarak
>> degerlendirebilirsin: Yüzde kaci yabanci kaynakli o haberlerin?
>>
>>> Ha, meyhane havasini yapanlar arasinda dahiler yok mu acaba?
>
> Oyle bir iki populer $arki bestelemekle dahi sinifina girmek mumkunse,
> niye olmasin? Fakat bence dahi sinifina dahil edilmek icin bu tip sinirli
> ba$arilar kafi degil.

Populer muzikle dahil olmak birbirine zit kavram degil bence. Yoksa muzik
evrimlesmezdi oldugu yerde kalirdi. Bu bakis acin oldukca dar..

porsuk

unread,
Oct 28, 2012, 9:29:37 AM10/28/12
to

"Basar Alabay" <ala...@gmx.net> wrote in message
news:k6h6dm$n8h$2...@news.albasani.net...
> porsuk şunu yazmış:
>
>> Fekat benin onun "dahi" oldugunu taaa belki 30 sene evvel duymustum.
>
> Hm, bu biraz zor, daha o kadar tanınmış »piyasada« değil :-) 87’de
> tesadüfen yollarımız kesişmişti. Ama evet, hm, bu da yine kaç sene evval
> yahu :-)))

Yillar gecince 25 ila 30 yil arasinda pek fark kalmiyor :)
Ve fakat gercekten I.O. yillarindan (internetten once) bilirim bu sahsin
adini. Bir komsumuzdan duymustum "Fazil Say dahi piyanist" diye... Aklimda
kalmis cunku soyadi siradan soyad degil. Belki de Ankara Devlet
Konservatuarina 12 yasindayken girdigi icin duymusumdur.

>
>> Yalandir veya yanlistir demiyorum ama isin icinde reklamcilik kokusu yok
>> mu?
>> Basarili olmakla dahi olmak arasindaki farki nasil ayirt ediyoruz?
>
> Var bir fark. Ve bu adamın bir dahiliği de olabilir hakikaten.

Nerede? Kucuk yasta piyano calmayi ogrendigi icin mi? Bu tur isler muzisyen
ana-baba olunca daha kolay degil mi? Anadolu veya cingene calgicilari da
(kucumsedigimi sanmayin) okuma-yazma ogrenmeden kucuk yasta muzisyen
olmuyorlar mi? Piyano calinca dahi, saz calinca calgici mi oluyoruz?

>
>> Dahi olmak o kadar kolay mi? Eger dahilik hudut genisletmek ise her
>> birimiz
>> birer dahiyiz!
>
> Yok, sırf hudut genişletme vs dahilikle alâkalı değil. Aslında dahilik
> ufukla ilgili, yani biri normal bir insanın ufuğuyla mı müziğe
> yanaşıyor, yoksa bambaşka, tabiaten bir yanaşması mı var.

Ki, cogu insanin katkisi var bir sekilde. Hepimiz "dahicik" degil miyiz? '-)


>
>> Fazil Say Turkiye disinda cok taninan bir muzisyen mi? Ciddi soruyorum
>> cunku
>> haberim yok gercekten. Google'dan birsey bulmak mumkun degil cunku
>> mahkeme
>> ile ilgili yazilardan gecilmiyor.
>
> Evet, tanınanların en üst sınıfına doğru bir meğili var.

Tamam. Sorumun cevabini aldim hem senden, hem chorodan.

>
>> Ha, meyhane havasini yapanlar arasinda dahiler yok mu acaba?
>
> Olmaz olur mu? Var! Ama belki fazla kişi de tanımaz.

Choro ayni fikirde degil.

Başar Alabay

unread,
Oct 28, 2012, 10:23:14 AM10/28/12
to
porsuk şunu yazmış:

> sanmiyorum. Ozunde kabalik ve hamlik var! Sanirim 15 yil kadar onceydi, bir
> piyano konserinde dinleyicilerden birinin cep telefonu caldigi icin (tasvip
> etmiyorum), konserini durdurup seyirciyi azarladiktan sonra sahneyi
> terkettigini gazeteler yazmisti... Sogukkanli, profesyonel kisilik bu tur
> davranislarda bulunmaz.

Öyle mi yapmış? Bak, bu hoşuma gitti ama! :-) 1999’da ben de bir
konserde çok sessiz ve ince bir parçada vak vak vak vak gevezelik eden
adamlar yüzünden bir ara kesip, herifleri attırdım. Soğukkanlı
değilmişim, profesyonel de olmak istemem bu konuda. Hehe :-)

> Ha, "biz burada onu bir muzisyen olarak teraziye koymaliyiz" fikrine tam
> katilamiyorum. O halde Hitler'i yonetici olarak mi, askerde onbasi olarak
> mi, yoksa katil olarak mi teraziye koyacagiz?

Ne şekilde koysan, çuvallar.

> Beethoven'da ayni sinifa giriyor bildigim.

Beethoven acaip dahi.

> Turk rock onculeri dahi mi? Mogollar, Cem Karaca, Baris Manco ve daha artik
> isimleri daha az bilinen baskalari?

Barış Manço’yu çok severim, yakındık da. Ama dahi değildi :-) Ama İlhan
Mimaroğlu, »müziği« pek mözzig değildiyse de, dahiydi. Zeki Müran
hakkında ne söylemeli, bilmiyorum, bence çok yukarılarda. Dahi mi,
bilmem.

> Yazdigim sozlerin arkasinda dururum. Her insan bir nebze bile olsa
> hudut/ufuk genisletmeye katkisi olmustur.

Her insan? Hm, yok, bence her insan değil.

> Tamam. Meraktan sromustum.Almanya'daki konserdeki alkislar Turk toplumundan
> da gelebilir diye dusunmustum.

Hangi Türk toplumundan? Almanya’dakinden mi? Acaba onlar bu müziği
dinler mi?

muta...@palaspandiras.com

unread,
Oct 28, 2012, 11:47:44 AM10/28/12
to
On Sun, 28 Oct 2012 09:12:13 -0400, "porsuk"
<por...@yahoo.com.jambon> wrote:

>Sogukkanli, profesyonel kisilik bu tur
>davranislarda bulunmaz.

Ah Van Gogh ah! Senin dahi agzına kümelemişlerdir.

porsuk

unread,
Oct 28, 2012, 1:29:08 PM10/28/12
to

"Basar Alabay" <ala...@gmx.net> wrote in message
news:k6jf4i$p59$2...@news.albasani.net...
> porsuk şunu yazmış:
>
>> sanmiyorum. Ozunde kabalik ve hamlik var! Sanirim 15 yil kadar onceydi,
>> bir
>> piyano konserinde dinleyicilerden birinin cep telefonu caldigi icin
>> (tasvip
>> etmiyorum), konserini durdurup seyirciyi azarladiktan sonra sahneyi
>> terkettigini gazeteler yazmisti... Sogukkanli, profesyonel kisilik bu
>> tur
>> davranislarda bulunmaz.
>
> Öyle mi yapmış? Bak, bu hoşuma gitti ama! :-) 1999’da ben de bir

Bu da senin dahi oldugunu mu gosterir yoksa kaba oldugunu mu? :-)))

> konserde çok sessiz ve ince bir parçada vak vak vak vak gevezelik eden
> adamlar yüzünden bir ara kesip, herifleri attırdım. Soğukkanlı
> değilmişim, profesyonel de olmak istemem bu konuda. Hehe :-)

Eh, sen profesyonel saymiyorsun kendini zaten degil mi?

>
>> Ha, "biz burada onu bir muzisyen olarak teraziye koymaliyiz" fikrine tam
>> katilamiyorum. O halde Hitler'i yonetici olarak mi, askerde onbasi olarak
>> mi, yoksa katil olarak mi teraziye koyacagiz?
>
> Ne şekilde koysan, çuvallar.

Ama hayatinin degisik donemlerinde cuvallamadi ki o zaman dilimi icin beni
hakli cikartabilir... Onbasiligi haric.

>
>> Beethoven'da ayni sinifa giriyor bildigim.
>
> Beethoven acaip dahi.
>
>> Turk rock onculeri dahi mi? Mogollar, Cem Karaca, Baris Manco ve daha
>> artik
>> isimleri daha az bilinen baskalari?
>
> Barış Manço’yu çok severim, yakındık da. Ama dahi değildi :-) Ama İlhan
> Mimaroğlu, »müziği« pek mözzig değildiyse de, dahiydi. Zeki Müran
> hakkında ne söylemeli, bilmiyorum, bence çok yukarılarda. Dahi mi,
> bilmem.

Ilhan Mimaroglu'nu bilmem, arastiracagim.
Zeki Muren'i ben sahsen yukarilarda goremedim hic bir zaman ama hakli
olabilirsin.

>
>> Yazdigim sozlerin arkasinda dururum. Her insan bir nebze bile olsa
>> hudut/ufuk genisletmeye katkisi olmustur.
>
> Her insan? Hm, yok, bence her insan değil.
>
>> Tamam. Meraktan sromustum.Almanya'daki konserdeki alkislar Turk
>> toplumundan
>> da gelebilir diye dusunmustum.
>
> Hangi Türk toplumundan? Almanya’dakinden mi? Acaba onlar bu müziği
> dinler mi?

Neden dinlemesin? Gobek kasiyan takim mi Almanya'dakiler? :-)

Başar Alabay

unread,
Oct 28, 2012, 2:48:40 PM10/28/12
to
porsuk şunu yazmış:

>> Öyle mi yapmış? Bak, bu hoşuma gitti ama! :-) 1999’da ben de bir
>
> Bu da senin dahi oldugunu mu gosterir yoksa kaba oldugunu mu? :-)))

Ben kabadah… pardon kabadayi falanımdır herhâlde :-)))

> Eh, sen profesyonel saymiyorsun kendini zaten degil mi?

Müzikte? Yok, hayır, saymıyorum. Gençken, profesyoneldim o konuda,
koroda. Ama çok iş, az para :-)

>> Ne şekilde koysan, çuvallar.
>
> Ama hayatinin degisik donemlerinde cuvallamadi ki o zaman dilimi icin beni
> hakli cikartabilir... Onbasiligi haric.

Yok, hep ve her zaman çuvalladı. Problemi de oydu zaten. Resimlerini
kabul etseymişler, mimar okuluna alsaymışlar, belki dünya daha rahat
olurdu. Bu çuvallayan artisler yoh mu, çoh zor.

> Ilhan Mimaroglu'nu bilmem, arastiracagim.

Yani, müzik dediğimiz şeyle bilimsel ilgilenmezsen, sesleri rahatsız
edebilir ama, dikkat et. Zevk için, dinlenmek için kulağa gidecek hoş
şeyler yapmadı, o çok daha çok bir laboratuvarcıydı, tam bir
araştırmacı. Ama bunu da zamanına göre görmeli. Zaman ve kim olduğuna
bakarak. Herhangi bir İngiliz değil, Amerikalı değil, Türk. Ve bunu
yapmış! Öyle sırf yaptık diye de Devrim otosu gibi yapmamış.

>> Hangi Türk toplumundan? Almanya’dakinden mi? Acaba onlar bu müziği
>> dinler mi?
>
> Neden dinlemesin? Gobek kasiyan takim mi Almanya'dakiler? :-)

Hehe, onu Okeyeviç ve Aceppos cevaplasınlar. Bana göre dinleyecek kitle
var, var ama, öyle ön plânda ve fazla değil. Fransa şimdi Almanya değil,
ama orada bir sendikacıyla ilginç bir konuşmam olmuştu, Mor ve Ötesi
konser vereceklerdi de, Türk toplumu pek ilgilenmedi. neden falan diye
sohbet ettik. Berlin tabiîki çok farklı, Sezen Aksu konser vermek
istediği an, ortalık kaynardı. Ama bunlar yine de ikisi popüler. Klâsik
ve klâsiği dinleyecek kişiler?

Ama genel olarak müzik zor bir ortam yahu. Türk, Alman ve dünya ortamı
için en şohoneh ve cozzel ve mohteşemmm topluluk neydi? Moderinn Talkink
:-(((( Yuh ulan!

okeyci

unread,
Oct 28, 2012, 5:50:50 PM10/28/12
to
Am 28.10.2012 19:48, schrieb Basar Alabay:
> porsuk şunu yazmış:
>
>>> Öyle mi yapmış? Bak, bu hoşuma gitti ama! :-) 1999’da ben de bir
>>
>> Bu da senin dahi oldugunu mu gosterir yoksa kaba oldugunu mu? :-)))
>
> Ben kabadah… pardon kabadayi falanımdır herhâlde :-)))
>
>> Eh, sen profesyonel saymiyorsun kendini zaten degil mi?
>
> Müzikte? Yok, hayır, saymıyorum. Gençken, profesyoneldim o konuda,
> koroda. Ama çok iş, az para :-)

Way kadirkiymetmüzikbilmez alamanlar way!

>>> Ne şekilde koysan, çuvallar.
>>
>> Ama hayatinin degisik donemlerinde cuvallamadi ki o zaman dilimi icin beni
>> hakli cikartabilir... Onbasiligi haric.
>
> Yok, hep ve her zaman çuvalladı. Problemi de oydu zaten. Resimlerini
> kabul etseymişler, mimar okuluna alsaymışlar, belki dünya daha rahat
> olurdu. Bu çuvallayan artisler yoh mu, çoh zor.

Olmazdi Hans; cünkü tüm o olup-bitenlerin müsebbibi $ahsen Hitler
degildi. O bir ma$a idi; sicak kestaneleri asil tutmak isteyen ise
alaman tekelleri idi. Yani, dünyayi yeniden paylasmak durumu hasil
olunca, Hitler olmazsa baskasi olur(du).

Kaldi ki Hitler tek basina degildi. Bahsi gecen durumlar, bir ekip "i$i"
idi.

>> Ilhan Mimaroglu'nu bilmem, arastiracagim.
>
> Yani, müzik dediğimiz şeyle bilimsel ilgilenmezsen, sesleri rahatsız
> edebilir ama, dikkat et. Zevk için, dinlenmek için kulağa gidecek hoş
> şeyler yapmadı, o çok daha çok bir laboratuvarcıydı, tam bir
> araştırmacı. Ama bunu da zamanına göre görmeli. Zaman ve kim olduğuna
> bakarak. Herhangi bir İngiliz değil, Amerikalı değil, Türk. Ve bunu
> yapmış! Öyle sırf yaptık diye de Devrim otosu gibi yapmamış.

Tam bir kemalist fiyasko. "Emir'le imalat" :-)

>>> Hangi Türk toplumundan? Almanya’dakinden mi? Acaba onlar bu müziği
>>> dinler mi?
>>
>> Neden dinlemesin? Gobek kasiyan takim mi Almanya'dakiler? :-)
>
> Hehe, onu Okeyeviç ve Aceppos cevaplasınlar. Bana göre dinleyecek kitle
> var, var ama, öyle ön plânda ve fazla değil. Fransa şimdi Almanya değil,
> ama orada bir sendikacıyla ilginç bir konuşmam olmuştu, Mor ve Ötesi
> konser vereceklerdi de, Türk toplumu pek ilgilenmedi. neden falan diye
> sohbet ettik. Berlin tabiîki çok farklı, Sezen Aksu konser vermek
> istediği an, ortalık kaynardı. Ama bunlar yine de ikisi popüler. Klâsik
> ve klâsiği dinleyecek kişiler?

Alamanyadaki TR'li toplumun kahir ekseriyetinin "carigini birakip
gelmis" olanlardan olusmasi bir yana(1.ku$ak ve türveleri :-), "kimlik
kaybi" kaygisiyla geldikleri döneme göre geri bile gittikleri
söylenebilir. Fakat bu, hepsi icin gecerli degil.

Klasik bati müzigi, genel olarak, TR'li gibi toplumlar icin degil.
"Lezzet" farki var. Keyif alan dinler. Fakat bunu, noelde Istanbul
kiliselerine kosan, aslinda ne müslüman ne hristiyan gibi yasayan medya
maymunlari gibi yapmamak lazim.

Bu, I.Mermeroglu'nun tarzi icin de gecerli. Ben adini ilk duydum ve
-mesela- Provocations adli eserinin altinda $öyle bir yorum okudum:

"Çok enteresan ama türklüğümden ilk kez bu kadar gurur duydum len !

Orhancan Aydemir vor 3 Monaten "

Yani, $ahis dinlemi$, bi bok anlamamis ve fakat anlamadigi icin de eseri
2x bok zannetmis ve türklük adina bir pay cikarmis bundan. Iste bu,
dinleyici/yorumcu "sicmis" demektir :-) Nasil ki uzakdogu müzigi bizim
topluma hitap etmiyor, böyle birsey. Fazla zorlamamak lazim, Atatürk,
Fazil Say vb. bunu yapti ve dikislerin söküldügü :-) görüldü. Peki neden
böyle? Cevabi cok basit. Mesela, alaman "Schlager"lari Cote d'Azur'da
nasil bir tad birakiyorsa, aynen bu da böyle :-)

Alamanyadaki türklere dönecek olursak, evet, kültür $ehri Berlin ba$ta
olmak üzere, türk kolonisi müzikle ugrasan gruplarla dolu, icra
ediyorlar ve dinliyorlar. Bugün TRT Müzik kanalinda bir program vardi:
"Anadolunun Kayip Sarkilari"... Ben o sarkilarin bazilarini ve
benzerlerini alamanyadaki gruplarin da zevkle icra ettiklerini ve
dinlediklerini gördüm. ( www.anadolununkayipsarkilari.com )

Fakat kac kisi biliyor ki TRT belasinin memur sanatcilari(!), derlenen
anadolu sarkilarinda kendine(kemalist müzik anlayisi) uymayan notalar
var diye arsivin %80'ini kullanilmayacak hale getirdi?! (Zamaninda Asik
veysel'i "köylü kilikli" diye zabitalar Ulus/Ankara meydaninda
sokmamislardi, Ruhi Su türkülere yeniden can verdi diye (aslinda geberik
TRT ekolüne(!) uymadi diye) TRT'den iceri sokulmadiydi).

Ilaveten, Berlin'de bir klarnet (üretici) ustasi var ki hic de yabana
atilamaz: http://www.klarnetim.com/hakkimizda.html Serkan Cagri'ya ait
özel bir klarnet modeli de önceleri Cek Amati firmasinca bir süredir de
bir alaman firmasinca üretiliyor.
http://www.karl-hammerschmidt-klarinetten.de/cagri.htm Alamanya'da müzik
yapan cok TR'li var. Bunlardan simdi aklima geliveren: Ahmet Aslan
http://www.youtube.com/watch?v=NdL4mEG7ess ve en hakiki öz alaman
birisi, Alex :-) http://www.youtube.com/watch?v=dUh3qXmsjIQ (Duy da utan
BA. Divan sazi varmis, peh peh. :-)

> Ama genel olarak müzik zor bir ortam yahu. Türk, Alman ve dünya ortamı
> için en şohoneh ve cozzel ve mohteşemmm topluluk neydi? Moderinn Talkink
> :-(((( Yuh ulan!

Yav üstad, amma meraklisin kendine kapat taktirmaga beah :-)

"Modern Talking war ein deutsches Popmusik-Duo, bestehend aus Thomas
Anders und Dieter Bohlen. Der Musikstil war vorwiegend durch eingängige
Melodien und Rhythmen mit Texten in englischer Sprache geprägt."

Mealen tercemesi: "Modern Talking, TA, DB ve _BA'dan_ olusan, müzik
yaptiklarini sanan, kafa ütüleyici bir alaman $ebekesi idi. Bu trio'nun
icinden en az birisinin top 10'da 1. oldugu söylenir." :-)

> B. Alabay
>
>

okeyci

unread,
Oct 28, 2012, 6:02:11 PM10/28/12
to
Am 28.10.2012 22:50, schrieb okeyci:
>Bugün TRT Müzik kanalinda bir program vardi:
> "Anadolunun Kayip Sarkilari"... Ben o sarkilarin bazilarini ve
> benzerlerini alamanyadaki gruplarin da zevkle icra ettiklerini ve
> dinlediklerini gördüm. ( www.anadolununkayipsarkilari.com )

http://bit.ly/VxntDD (kisaltmadir iliman, korkma isirmaz :-)

Başar Alabay

unread,
Oct 28, 2012, 6:26:13 PM10/28/12
to
okeyci şunu yazmış:

>> Yok, hep ve her zaman çuvalladı. Problemi de oydu zaten. Resimlerini
>> kabul etseymişler, mimar okuluna alsaymışlar, belki dünya daha rahat
>> olurdu. Bu çuvallayan artisler yoh mu, çoh zor.
>
> Olmazdi Hans; cünkü tüm o olup-bitenlerin müsebbibi $ahsen Hitler
> degildi. O bir ma$a idi; sicak kestaneleri asil tutmak isteyen ise
> alaman tekelleri idi. Yani, dünyayi yeniden paylasmak durumu hasil
> olunca, Hitler olmazsa baskasi olur(du).

Aynen öyle.

> Kaldi ki Hitler tek basina degildi. Bahsi gecen durumlar, bir ekip "i$i"
> idi.

Her yönden çuvalladı dememin sebebi de bu. Onu çok zeki, işe liderlik
yapmış falan görenler oluyor, anlamıyorlar ki, adam psikopat bir
kuklaydı.

>> yapmış! Öyle sırf yaptık diye de Devrim otosu gibi yapmamış.
>
> Tam bir kemalist fiyasko. "Emir'le imalat" :-)

Devrim mi, Mimaroğlu mu? :-) Devrim … eh işte :-| Bu emirle imalat bugün
de hâlâ var ortada, bak ben yaptım, yapçaz, etçez. Hakiki ilim nerede?

> Alamanyadaki TR'li toplumun kahir ekseriyetinin "carigini birakip
> gelmis" olanlardan olusmasi bir yana(1.ku$ak ve türveleri :-), "kimlik
> kaybi" kaygisiyla geldikleri döneme göre geri bile gittikleri
> söylenebilir. Fakat bu, hepsi icin gecerli degil.

Alamanya’ya gelenler hakkında hakikaten doğru ve derin bilgi aslında az.
Gelen Türkler hakkında az, ve burada karşılaştıkları hakkında da az.
Gelenler hepsi ayıydı ve burada da onları kimse istemedi gibi bir hava
estiriliyor hep. Bu ama yanlış! Bu olsa olsa, beli 1971–73 arası
başlamış olabilir, ama 1961’de iş biraz daha çoktaraflıydı. Bir de kadın
konusu çok gözardı ediliyor, yani gelenler kimdi açısından.

> Klasik bati müzigi, genel olarak, TR'li gibi toplumlar icin degil.

Bilmem, bu TR’li toplum dediğin ne. Türkiye’nin 70 milyonluk nüfusu var.
Bu nüfusun çok da fasetleri var. Öylesi de bulunur, böylesi de. Cami ile
operayı bile bağdaştırabilen var, neden de olmasın.

> "Lezzet" farki var. Keyif alan dinler. Fakat bunu, noelde Istanbul
> kiliselerine kosan, aslinda ne müslüman ne hristiyan gibi yasayan medya
> maymunlari gibi yapmamak lazim.

Bunu şimdi tam anlayamadım. Noelde İstanbul kiliselerinde ne olduğunu
bilmediğimden (org müziği çalıyorlar mı?), genel olarak kiliselerin
ortodoks olmaları açısından bunun ilginç olabileceğini gayet güzel
gözümde canlandırabilirim. Ayrıca medyada maymun olmayan nerede?!
Türkiye’de televizyon ve gazete ne seviyede? Bütün dünyada ne seviyede?
Hah.

> Bu, I.Mermeroglu'nun tarzi icin de gecerli. Ben adini ilk duydum ve
> -mesela- Provocations adli eserinin altinda $öyle bir yorum okudum:
>
> "Çok enteresan ama türklüğümden ilk kez bu kadar gurur duydum len? !
>
> Orhancan Aydemir vor 3 Monaten "

LOL. Komik bir yazı. O parçayı tanımıyordum, şu an bir dinliyorum. Eh,
dediğim gibi, müzik değil pek. Ama unutmamalı, bütün bu sesler
elektronik programlamayla, yani bunu bugün (!) anlamak zor tabiîki. Ve
ama evet, bu Mimaroğlu insanı gururlandırıyor. Ben öyle garip
yazmasaydım da, yazanı anliyorum.

Mimaroğlu’nin 1971 mi, 72 mi, 73 mü, o cıvarlardan acaip bir
parçası var, o hoşuma gidiyor, bir Alman kadın (Nico gibi) garip garip
konuşuyor, işsizlik hakkında. İsmini unuttum, ve arşivi bu
bilgisayarımda değil şimdi. Bakalım bualbilir miyim … Hm, henüz
bulamadım galiba, ama o zaman diliminden şu var:

https://www.youtube.com/watch?v=AWEKfWzO-_c&feature=related

Hm, hâlâ bulamadım, ama tam Okeyeviç’e göre bir parça var şurada:

https://www.youtube.com/watch?v=_v2kJTJwn8o

Neyse, bulamıyorum şimdi.

> Yani, $ahis dinlemi$, bi bok anlamamis ve fakat anlamadigi icin de eseri
> 2x bok zannetmis ve türklük adina bir pay cikarmis bundan. Iste bu,
> dinleyici/yorumcu "sicmis" demektir :-) Nasil ki uzakdogu müzigi bizim
> topluma hitap etmiyor, böyle birsey. Fazla zorlamamak lazim, Atatürk,
> Fazil Say vb. bunu yapti ve dikislerin söküldügü :-) görüldü. Peki neden
> böyle? Cevabi cok basit. Mesela, alaman "Schlager"lari Cote d'Azur'da
> nasil bir tad birakiyorsa, aynen bu da böyle :-)

Asıl sorman gereken şu: neden kimlik problemi (hâlâ) var? Atatürk neden
dökülen bir topluma yeni bir kimlik bulmanın çaresini aramış, bulmuş da,
ama ondan sonra yine bir duraklama olmuş? Vs vs vs.

> Alamanyadaki türklere dönecek olursak, evet, kültür $ehri Berlin ba$ta
> olmak üzere, türk kolonisi müzikle ugrasan gruplarla dolu, icra
> ediyorlar ve dinliyorlar. Bugün TRT Müzik kanalinda bir program vardi:
> "Anadolunun Kayip Sarkilari"... Ben o sarkilarin bazilarini ve
> benzerlerini alamanyadaki gruplarin da zevkle icra ettiklerini ve
> dinlediklerini gördüm. ( www.anadolununkayipsarkilari.com )

Berlin, Köln ve belki Hamburg bu konularda önemli. Ve Almanya’da
kendilerini Alman olarak tanımlayan, ama Türklük ile, kendi kökleriyle
ciddî şekilde uğraşan gençler de var. Çok ilginç (ve bence de güzel).
Çünkü bu da bir evrim. Önemli olan, birisi bir şeyi boş vıdıklıyor mu,
yoksa anlamak için ufuğunu geliştiriyor mu. Artık nerede, ansıl ve hangi
ön işaretle (±) – o teferruat.

> Fakat kac kisi biliyor ki TRT belasinin memur sanatcilari(!), derlenen
> anadolu sarkilarinda kendine(kemalist müzik anlayisi) uymayan notalar
> var diye arsivin %80'ini kullanilmayacak hale getirdi?! (Zamaninda Asik
> veysel'i "köylü kilikli" diye zabitalar Ulus/Ankara meydaninda
> sokmamislardi, Ruhi Su türkülere yeniden can verdi diye (aslinda geberik
> TRT ekolüne(!) uymadi diye) TRT'den iceri sokulmadiydi).

Sen bunları biliyorsan, böyle şeyleri (meselâ) akademik ortama taşırsın,
orada bununla ilgilenen, ilgilenecek çok kişi var. Türkiye’de de var,
Almanya’da da var, Amerika’da da. Ama samimi olup olmadığın önemli. Sırf
TRT’ye tekme atı, yok efendim böse böse kemalistler hakkında nara mı
atarsın, yoksa kaynaklarla hakikatleri mi kurcalarsın. Nitekim,
Türkiye’de Ermeni dedin mi, hemen herkes zıplar, ama bu konular bnile
artık kurcalanıyor. O zaman BU konular bin kurcalanır. Bence gereksiz
olan: kutuplaşma, çünkü hiçbir şeye ve hiç kimseye yaramaz. Ayrıca,
aşırı sağ ve aşırı sol ile »aşırı liboş orta« ile aşırı dinci … hepsi
aynı davranırlarsa da, bu sosyolojik olarak acaip ilginç olabilir, ama
toplum için hiç de iyi değildir.

> Ilaveten, Berlin'de bir klarnet (üretici) ustasi var ki hic de yabana
> atilamaz: http://www.klarnetim.com/hakkimizda.html Serkan Cagri'ya ait
> özel bir klarnet modeli de önceleri Cek Amati firmasinca bir süredir de
> bir alaman firmasinca üretiliyor.
> http://www.karl-hammerschmidt-klarinetten.de/cagri.htm Alamanya'da müzik
> yapan cok TR'li var. Bunlardan simdi aklima geliveren: Ahmet Aslan
> http://www.youtube.com/watch?v=NdL4mEG7ess ve en hakiki öz alaman
> birisi, Alex :-) http://www.youtube.com/watch?v=dUh3qXmsjIQ (Duy da utan
> BA. Divan sazi varmis, peh peh. :-)

Utanmama hiç gerek yok üstadım. Neden utanayım?! Manyak mısın. Bir de şu
var: Adil Arslan. Onun öğrencisiydim. Ama benim bugün yaptığım müzikler
ile ilgilendiğim müzikler (ile öğrendiğim müzikler) çeşitli ve de
farklı.

> Yav üstad, amma meraklisin kendine kapat taktirmaga beah :-)
>
> "Modern Talking war ein deutsches Popmusik-Duo, bestehend aus Thomas
> Anders und Dieter Bohlen. Der Musikstil war vorwiegend durch eingängige
> Melodien und Rhythmen mit Texten in englischer Sprache geprägt."
>
> Mealen tercemesi: "Modern Talking, TA, DB ve _BA'dan_ olusan, müzik
> yaptiklarini sanan, kafa ütüleyici bir alaman $ebekesi idi. Bu trio'nun
> icinden en az birisinin top 10'da 1. oldugu söylenir." :-)

Eee? Sen galiba benim yazdığımı anlamadın, çüş valla, bunak herif :-(

Ulan, en çok nerede bomba gibi patladı bu götüboklu Alman »trio« şebeke?
Heh? Yurmayhartyurmaybilmemne, şerişerişeriyatleydi? Yahu,
eleştirilerimi bile anlamıyor peynirci :-((( Her neyse, işin zaten iş
çıkartmak, üstte bir ara ciddîye benzemiştin de ciddyie aldım, pardon
:-)

Başar Alabay

unread,
Oct 28, 2012, 6:39:19 PM10/28/12
to
okeyci şunu yazmış:

> http://bit.ly/VxntDD (kisaltmadir iliman, korkma isirmaz :-)

Neyse ki kültür konusunda paylaşabildiğimiz var.

Acephale Lemar

unread,
Oct 28, 2012, 6:46:21 PM10/28/12
to
Başar Alabay wrote:
> Acephale Lemar şunu yazmış:
>
>> Ula, senin tanismadigin da yok gibi. Kaymak tabakadan oldugunu
>> bilmiyordum. ;-)
>
> Ben seçmedim.

Suclamadim ki savunuyorsun kendini. ;-)

>>> Var bir fark. Ve bu adamın bir dahiliği de olabilir hakikaten.
>>
>> Olsa bile, onu yasarken saptamak manasiz, akilsiz bir caba olmaz mi?
>
> Neden olsun? Ama önemli mi, o başka soru.

Gereksiz, sidik yarisindan baka bir nane yok ortada.

>> Bir örnek ve kisa bir aciklama rica ediyorum, yoksa seni anlayacak
>> degilim.
>
> İsimsiz o kadar meyhane çaların arasında işi sırf zanaat olarak bal
> gibi değil de, içinden, kendi notalarıyla acaip bir şekilde çalan
> dahi olamaz mı sence?

Meyhane havalari kaliplasmistir, esneklik hos görülmez, lakin parayi
basan ahengi de basabilir. Olamaz, be yigit. Amma bir meyhane calgicisi
pekala gercek ilgisini baska müzik türünde gelistirebilir, o ise baska
mecra.

>> Girmeden kisaca degineyim bari. Sarkicilari epileptik= sara hastasi
>> idi. Dahi degildiler, kopyaci da degildiler, sadece baska
>> müzisyenlerin asindirdigi yolu bir düzene soktular. VU'suz,
>> Bowie'siz, Stooges'siz onlar o müzigi yapamazlardi. Onlari diger
>> müzisyenlerden ayiran özellik,
>
> Bu şimdi çok boş bir lâf! Onlar da Mozart’sız o müzikleri yxapamazdı
> diyen çıkar şımdi, bak demedi deme.

Ben nacizane fikrimi beyan ettim, gerisi senin basina. ;-)

>> Müzikte dahilik üzerine samimi bir örnek: "concrete müzik" diye
>> bilinen sanatsi, sanatci degil!, önderlik özentilerinden, yani avant
>> garde olarak kendini tanimlayan insanlar tarafindan, günlük
>> araclarin, kap kacaklarin da ses cikarmak icin kullanilabilecegini
>> göstermis olmalari bende dahiyane bir yenilik idi.
>
> Yani John Zorn :-)

Ve benzerleri, hosuma gitmese de; bir kez konserde tanik oldum buna,
alman FAUST= yumruk toplulugunun ilk konseri 20 yildan sonra. Ne
yaparlar, dersin! Cöp tenekeleri sanki davulmus, elelktrikli testere ile
hem resim yapilirmis hem de müzik, 10 civarinda TV ekranlari, hepsi de
parcalandi.

Acephale Lemar

unread,
Oct 28, 2012, 6:46:23 PM10/28/12
to
Ben ilgilenmiyorum, kimseyi de kara cizelgeye gecmiyorum, kaydetmiyorum.
Sen er muradina onun eserleri ile, ben de onsuz.

Acephale Lemar

unread,
Oct 28, 2012, 6:46:24 PM10/28/12
to
Başar Alabay wrote:
> porsuk şunu yazmış:
>
>>> Hangi Türk toplumundan? Almanya’dakinden mi? Acaba onlar bu müziği
>>> dinler mi?
>>
>> Neden dinlemesin? Gobek kasiyan takim mi Almanya'dakiler? :-)
>
> Hehe, onu Okeyeviç ve Aceppos cevaplasınlar. Bana göre dinleyecek
> kitle var, var ama, öyle ön plânda ve fazla değil. Fransa şimdi
> Almanya değil, ama orada bir sendikacıyla ilginç bir konuşmam
> olmuştu, Mor ve Ötesi konser vereceklerdi de, Türk toplumu pek
> ilgilenmedi. neden falan diye sohbet ettik. Berlin tabiîki çok
> farklı, Sezen Aksu konser vermek istediği an, ortalık kaynardı. Ama
> bunlar yine de ikisi popüler. Klâsik ve klâsiği dinleyecek kişiler?

Onlar ne anlar ne de tanir Fazil Say adini! Okumus esekler arasinda bile
cok az insan bulursin ki bu üst bürakratlarda da, eski zorlama
kaldirildigindan, görülebilir: Türk insaninin müzik zevkine uymuyor
klasik bati musikisi.


Başar Alabay

unread,
Oct 28, 2012, 7:09:26 PM10/28/12
to
Acephale Lemar şunu yazmış:

> Onlar ne anlar ne de tanir Fazil Say adini! Okumus esekler arasinda bile
> cok az insan bulursin ki bu üst bürakratlarda da, eski zorlama
> kaldirildigindan, görülebilir: Türk insaninin müzik zevkine uymuyor
> klasik bati musikisi.

Ben buna böyle imzamı atamam, çünkü Türk insanı, Alman insanı diye
sınıflandırma yok bende. Türk insanları, Alman insanları var … ve
aralarında öylesi de var, böylesi de. Genelleme hoş değil ve gereksiz.

Başar Alabay

unread,
Oct 28, 2012, 7:16:08 PM10/28/12
to
Acephale Lemar şunu yazmış:

>> Yani John Zorn :-)
>
> Ve benzerleri, hosuma gitmese de; bir kez konserde tanik oldum buna,
> alman FAUST= yumruk toplulugunun ilk konseri 20 yildan sonra. Ne
> yaparlar, dersin! Cöp tenekeleri sanki davulmus, elelktrikli testere ile
> hem resim yapilirmis hem de müzik, 10 civarinda TV ekranlari, hepsi de
> parcalandi.

Hehe, Les Tambours de Strasbourg diye bir grubu Leipzig’te görmüştüm,
Laibach öngrubu. 20 bidon, en az! :-) Bir de canlı olarak hakikaten
bütün görüp duyduklarımı aşan Coil vardı. Oha. Öte yandan da Sala’nın
eski bir tanıdığı ile uzun senelerdir tanışıyorum. Adam ~80 yaşında,
biraz garip, ama acaip bir beyin! Neyse, müzik, söz ve ses ortamı
sonsuz. Benim bu konudaki en büyük problemim, karşımdakiler genelde
benim kadar farklı (!) ortamlarda yüzmek istemez, yüzemez, o yüzden beni
çoğu zaman da garipser. Onu yapan, bunu yapamaz. Şunu seven, şöylesini
sevemez. Gibilerinden. Bu konuda farklıyım. İdeolojidışı ve hür :-)

okeyci

unread,
Oct 28, 2012, 8:24:00 PM10/28/12
to
Am 28.10.2012 23:26, schrieb Basar Alabay:
> okeyci şunu yazmış:
>
>>> Yok, hep ve her zaman çuvalladı. Problemi de oydu zaten. Resimlerini
>>> kabul etseymişler, mimar okuluna alsaymışlar, belki dünya daha rahat
>>> olurdu. Bu çuvallayan artisler yoh mu, çoh zor.
>>
>> Olmazdi Hans; cünkü tüm o olup-bitenlerin müsebbibi $ahsen Hitler
>> degildi. O bir ma$a idi; sicak kestaneleri asil tutmak isteyen ise
>> alaman tekelleri idi. Yani, dünyayi yeniden paylasmak durumu hasil
>> olunca, Hitler olmazsa baskasi olur(du).
>
> Aynen öyle.
>
>> Kaldi ki Hitler tek basina degildi. Bahsi gecen durumlar, bir ekip "i$i"
>> idi.
>
> Her yönden çuvalladı dememin sebebi de bu. Onu çok zeki, işe liderlik
> yapmış falan görenler oluyor, anlamıyorlar ki, adam psikopat bir
> kuklaydı.

Kuklalik? Evet, ama tam degil. Yani kendisi de birhayli insiyatif
kullandi; kendine verilen cercevede. Hatta cevresiyle ters düstügü anlar
da oldu.

Evet, biraz farki bir german idi :-) Fakat onu ruh hastasi gibi görmek,
onun suclarini affa kadar gidebilir.

>>> yapmış! Öyle sırf yaptık diye de Devrim otosu gibi yapmamış.
>>
>> Tam bir kemalist fiyasko. "Emir'le imalat" :-)
>
> Devrim mi, Mimaroğlu mu? :-)

Devrim auto :-)

> Devrim … eh işte :-| Bu emirle imalat bugün
> de hâlâ var ortada, bak ben yaptım, yapçaz, etçez. Hakiki ilim nerede?

Arayan icin heryerde...

Fakat i$te üstad, i$in püf noktasi da burada. Hoca Nasreddin'in dedigi
gibi, "un var, seker var, yag var; ulan neden helva yapip yemiyorsunuz?!"

Ayiptir söylemesi, anadolu halki biraz uyusuktur :-) Biraz da saftirik.
Genel olarak yani... Sebepleri de din ve kemalizmdir. I$te bilenler bunu
iyi kullanirlar. Gelismesinin önüne sayisiz barikatlar koyarlar. Cünkü
bilirler ki bu uyuyan topluluk uyandiginda 2.Kanuni devri baslayacaktir.
(Mehteran gürzlerini duyar gibi oldun mu? Korkma, sadece bir benzetme
idi; yoksa ne yeni osmanli olur ne de o tarz bir yayilmaci devlet :-)

Engelleyenler emp. ülkeler ve onlarin icimizdeki isbirlikcileridir.
Bizde toplumu uyandirmaga kalkisanlarin kellesinin alinma sebebi budur,
kellesi alinma durumunda olanlarin icindeki azim, yurtseverlik,
tavizsizligin ve hoyratligin sebebi de aynen budur.

>> Alamanyadaki TR'li toplumun kahir ekseriyetinin "carigini birakip
>> gelmis" olanlardan olusmasi bir yana(1.ku$ak ve türveleri :-), "kimlik
>> kaybi" kaygisiyla geldikleri döneme göre geri bile gittikleri
>> söylenebilir. Fakat bu, hepsi icin gecerli degil.
>
> Alamanya’ya gelenler hakkında hakikaten doğru ve derin bilgi aslında az.
> Gelen Türkler hakkında az, ve burada karşılaştıkları hakkında da az.

Gelenler TC vatandasi idi ama cogunlugu Türk kökenli degildi.

Bilimsel arastirma(lar) var mi bilmiyorum ama gözlemler var elbet.
Gelenlerin cogu kirsal kesimden idi ve bir endüstri toplumunun icine 2-3
günlük tren yolculugu sonucu boca edilivermislerdi. Lisan yok, cogunun
meslegi de yok. Ve hemen hicbiri baska ülke görmemis. Hatta, kendi
yöresinden bile (askerlik haric) ilk defa cikanlar cogunlukta.

2.dünya savasinda nazilerin baska halklara ve hatta kendi halkina
yaptiklari az-cok biliniyordu. Ilk gidenler bu nedenle daha da ürkekti.
Alamanya'da kendilerine verilen agir ve pis isleri, Heim denilen derme
catma barakalari ve alamanlarin kullanmadiklari köhne binalari kabul
durumundalardi. Buna bir de din farkini ekle, manzara korkunc... Neysse...

> Gelenler hepsi ayıydı ve burada da onları kimse istemedi gibi bir hava
> estiriliyor hep. Bu ama yanlış!

Ayi degil. Yukarida biraz tarif ettim.

Istenmeme durumu genel olarak alaman isci sinifinin disaridan gelenleri
kendilerine rakip görmelerinden kaynaklaniyordu. Sonradan sebep degisti,
kültürel/irksal farklar ön plana cikti.

> Bu olsa olsa, beli 1971–73 arası
> başlamış olabilir, ama 1961’de iş biraz daha çoktaraflıydı. Bir de kadın
> konusu çok gözardı ediliyor, yani gelenler kimdi açısından.

Ilk gidenlerden bahsettim yukarida. Isci bulma kurumu araciligi ile...
Sirkeci'de alaman doktorlar tarafindan soyulup dislerine kadar
bakilanlar... 71-73 cok farkli degildi. Zaten 74 krizi ile durumlar cok
degisti. Alamanyaya kapagi atmak isteyenler, ilticacilar('80 darbesi),
maceracilar, sahtekarlar vb. ile cigirindan cikti.

>> Klasik bati müzigi, genel olarak, TR'li gibi toplumlar icin degil.
>
> Bilmem, bu TR’li toplum dediğin ne. Türkiye’nin 70 milyonluk nüfusu var.
> Bu nüfusun çok da fasetleri var. Öylesi de bulunur, böylesi de. Cami ile
> operayı bile bağdaştırabilen var, neden de olmasın.

TR icin zaten "genel olarak" dediydim. Klasik bati müzigine ilgi genel
olarak evropa'da bile az.

>> "Lezzet" farki var. Keyif alan dinler. Fakat bunu, noelde Istanbul
>> kiliselerine kosan, aslinda ne müslüman ne hristiyan gibi yasayan medya
>> maymunlari gibi yapmamak lazim.
>
> Bunu şimdi tam anlayamadım. Noelde İstanbul kiliselerinde ne olduğunu
> bilmediğimden (org müziği çalıyorlar mı?), genel olarak kiliselerin
> ortodoks olmaları açısından bunun ilginç olabileceğini gayet güzel
> gözümde canlandırabilirim.

Yav, sirf medyada görünmek, kiliselere giden hristiyan zenginlere parca
basi satis yapmak (orospuluk), baska bazi sebeplerle bunlara yaklasmak
vb. icin, noel ayinleriyle-hristiyanlikla hic ilgisi olmayanlarin "ayin
ziyaretleri" :-) Belki üj-bej merakli da vardir aralarinda...

> Ayrıca medyada maymun olmayan nerede?!

Var Hans, var...

Mesela, Fazil Say'in köylü ve Kürt diye igrendigi Mahsun Kirmizigül var.
Daha cok var da hemen o aklima geliverdi. Fakat "elit"(!) Fazil Say'imiz
kilise ziyaretiyle olmasa da baska bazi yöntemlerle medya maymunu olmagi
basarmistir.

> Türkiye’de televizyon ve gazete ne seviyede? Bütün dünyada ne seviyede?
> Hah.

TR'de medya salt teknik acidan birhayli iyi seviyede. Icerik olarak ise
emp. ve yerli burjuvazinin borazani durumunda. Alternatifler var tabii.
Her yönüyle tasvip etmesem de -mesela- Hayat TV var, bazi radyolar var,
yazili basin organlari var. Hic yok degil yani burjuva medyasina
alternatif.

Dünya da da durum benzer vaziyette.

>> Bu, I.Mermeroglu'nun tarzi icin de gecerli. Ben adini ilk duydum ve
>> -mesela- Provocations adli eserinin altinda $öyle bir yorum okudum:
>>
>> "Çok enteresan ama türklüğümden ilk kez bu kadar gurur duydum len? !
>>
>> Orhancan Aydemir vor 3 Monaten "
>
> LOL. Komik bir yazı. O parçayı tanımıyordum, şu an bir dinliyorum. Eh,
> dediğim gibi, müzik değil pek. Ama unutmamalı, bütün bu sesler
> elektronik programlamayla, yani bunu bugün (!) anlamak zor tabiîki. Ve
> ama evet, bu Mimaroğlu insanı gururlandırıyor. Ben öyle garip
> yazmasaydım da, yazanı anliyorum.

Kisisel bir beceriyi bir ulus adina gururla karsilamak bende kekremsi
bir tad birakir hep. Cünkü daha cok eziklikten felan kaynaklanir ki
berbat bir histir o. Bir de daha cok, tasin altina elini sokmayip hep
bir kurtarici bekleyen miskin toplumlarda cikar böylesi tipler.

"Müzik pek degil" ise ne? Bence müzik... Fakat nevi sahsina mahsus bir
müzik. Kullanilan enstrüman veya aletlerin önemi 2. derecede. Fon
müzigi, film müzigi, terapi müzigi vb. olarak felan is görebilir, pek
anlamam.

> Mimaroğlu’nin 1971 mi, 72 mi, 73 mü, o cıvarlardan acaip bir
> parçası var, o hoşuma gidiyor, bir Alman kadın (Nico gibi) garip garip
> konuşuyor, işsizlik hakkında. İsmini unuttum, ve arşivi bu
> bilgisayarımda değil şimdi. Bakalım bualbilir miyim … Hm, henüz
> bulamadım galiba, ama o zaman diliminden şu var:
>
> https://www.youtube.com/watch?v=AWEKfWzO-_c&feature=related
>
> Hm, hâlâ bulamadım, ama tam Okeyeviç’e göre bir parça var şurada:
>
> https://www.youtube.com/watch?v=_v2kJTJwn8o

Her iki parca da teks acisindan dünya ve TR'li devrimcilerden
bahsediyor. Benim gibi tee 68'lerden bu yana bu konularla ilgili
birisinin ruhunu oksayabilecegi düsünülebilir. Fakat maalesef, bu müzik
benim icin degil. Belki ben yeterince rafine veya ilerigörüslü birisi
degilim :-)

> Neyse, bulamıyorum şimdi.
>
>> Yani, $ahis dinlemi$, bi bok anlamamis ve fakat anlamadigi icin de eseri
>> 2x bok zannetmis ve türklük adina bir pay cikarmis bundan. Iste bu,
>> dinleyici/yorumcu "sicmis" demektir :-) Nasil ki uzakdogu müzigi bizim
>> topluma hitap etmiyor, böyle birsey. Fazla zorlamamak lazim, Atatürk,
>> Fazil Say vb. bunu yapti ve dikislerin söküldügü :-) görüldü. Peki neden
>> böyle? Cevabi cok basit. Mesela, alaman "Schlager"lari Cote d'Azur'da
>> nasil bir tad birakiyorsa, aynen bu da böyle :-)
>
> Asıl sorman gereken şu: neden kimlik problemi (hâlâ) var? Atatürk neden
> dökülen bir topluma yeni bir kimlik bulmanın çaresini aramış, bulmuş da,
> ama ondan sonra yine bir duraklama olmuş? Vs vs vs.

Cünkü o dökülen(!) dedigin toplum, ülke bagimsizliginin yeniden
tesisinde canini ortaya koymus ama osmanli pa$alari (M.Kemal ve
digerleri) onu hakir görüp türklük potasinda eritmege kalkmis. Ve recete
tutmamis.

Fransiz ihtilali, rönesans ve reformlar insanlik tarihinde bir ilerleme
sagladilar. Fakat basa gecenler ihtilanin sadece ulus-devlet kismini
aldi, diger kisimlariyla ilgilenmedi. Ilgilenme adina batiyi taklit
etmege kalkti. Halbuki bir osmanli(cok kimlik) bakiyesi olan TR'de tek
ulus olusturma cabasi bosunaydi, zulümdü. IT'nin tehcir vasitasiyla
bertaraf ettigi Ermeniler, Kürt agalarin gazabina ugrayan
Süryaniler-Asuriler-Kildaniler vb., kurtulus savasi esnasinda ve
sonrasinda TR'den kovulan Rumlar, asimile edilmek istenen Kürtler,
mütesekkir olma durumunda kaliveren balkan ve kafkaslardan kovulup gelen
müslüman (türk ve türk olmayan unsurlar
https://www.youtube.com/watch?v=vqKOODu3-7k) ; bütün bunlarin hepsi
kismen yokedildiler, toptan yaralandilar. Bütün bu unsurlarin aslinda
bir kendi milli veya proto-milli kimlikleri vardi. Bunlar türk degil de
yurttas yapilmak istenseydi, maya tutardi. Fakat bunun icin de
demokrasiye ihtiyac vardi.

>> Alamanyadaki türklere dönecek olursak, evet, kültür $ehri Berlin ba$ta
>> olmak üzere, türk kolonisi müzikle ugrasan gruplarla dolu, icra
>> ediyorlar ve dinliyorlar. Bugün TRT Müzik kanalinda bir program vardi:
>> "Anadolunun Kayip Sarkilari"... Ben o sarkilarin bazilarini ve
>> benzerlerini alamanyadaki gruplarin da zevkle icra ettiklerini ve
>> dinlediklerini gördüm. ( www.anadolununkayipsarkilari.com )
>
> Berlin, Köln ve belki Hamburg bu konularda önemli. Ve Almanya’da
> kendilerini Alman olarak tanımlayan, ama Türklük ile, kendi kökleriyle
> ciddî şekilde uğraşan gençler de var. Çok ilginç (ve bence de güzel).

Köklerle ilgilenmek kötü degil. Fakat bunlar artik a$ilmali. "Önce
insan", prensip olmali. Ardindan yerele inmek hep mümkün.

> Çünkü bu da bir evrim. Önemli olan, birisi bir şeyi boş vıdıklıyor mu,
> yoksa anlamak için ufuğunu geliştiriyor mu. Artık nerede, ansıl ve hangi
> ön işaretle (±) – o teferruat.
>
>> Fakat kac kisi biliyor ki TRT belasinin memur sanatcilari(!), derlenen
>> anadolu sarkilarinda kendine(kemalist müzik anlayisi) uymayan notalar
>> var diye arsivin %80'ini kullanilmayacak hale getirdi?! (Zamaninda Asik
>> veysel'i "köylü kilikli" diye zabitalar Ulus/Ankara meydaninda
>> sokmamislardi, Ruhi Su türkülere yeniden can verdi diye (aslinda geberik
>> TRT ekolüne(!) uymadi diye) TRT'den iceri sokulmadiydi).
>
> Sen bunları biliyorsan, böyle şeyleri (meselâ) akademik ortama taşırsın,
> orada bununla ilgilenen, ilgilenecek çok kişi var. Türkiye’de de var,
> Almanya’da da var, Amerika’da da. Ama samimi olup olmadığın önemli. Sırf
> TRT’ye tekme atı, yok efendim böse böse kemalistler hakkında nara mı
> atarsın, yoksa kaynaklarla hakikatleri mi kurcalarsın.

Sebep-sonuc iliskilerine inmeden analitik calisma yapilamaz. Konu, kötü
birileri var(di) diye ajitasyon yapmak degil elbet. Benim bu konularda
bildiklerimden coook daha fazlasini bilenler var ve bos durmuyorlar.
Fakat daha düne kadar hep engellendiler, gazaba ugratildilar rejim
tarafindan. Bu siralar biraz rahatladi ortalik. Biraz AB normlari, biraz
islamci akimin irkciligi reddetmesi, tabii biraz da cesaretin tekrar
ortaya cikmasiyla solun cabalari vb. Bahsettigim konulari isleyen bir
hayli dergi ve yayin var TR'de. TRT bile "dilini" degistirmege basladi
bu konularda. "Güzel günler görecegiz cocuklar / Aydinlik günler" :-)
(Fakat ilimli islam bu sorunlari biraz rahatlatmakla birlikte hem
temelden cöz(e)mez hem de baska toplumsal tehlikeleri barindiriyor
bagrinda. O da ayri bir konu)

> Nitekim,
> Türkiye’de Ermeni dedin mi, hemen herkes zıplar, ama bu konular bnile
> artık kurcalanıyor. O zaman BU konular bin kurcalanır. Bence gereksiz
> olan: kutuplaşma, çünkü hiçbir şeye ve hiç kimseye yaramaz. Ayrıca,
> aşırı sağ ve aşırı sol ile »aşırı liboş orta« ile aşırı dinci … hepsi
> aynı davranırlarsa da, bu sosyolojik olarak acaip ilginç olabilir, ama
> toplum için hiç de iyi değildir.

Eylemli kutuplasma fena. Fakat konulara yaklasim acisindan kutuplasma
ister istemez olacaktir. Sagliklidir da...

Aynilik zaten pratik olarak mümkün degil. Sadece burjuva demokrasisi
platformunu tanimada olabilir ki bu da cok zor görünüyor. Cünkü dedim
ya, türklük pesinde kosulurken demokrasiye hic bakilmadi. Hani 6 ok'ta
demokrasi? Yok. Hala yok... Demokrasi anlasilamadi, kültürü olusamadi
TR'de. Simdi gel de buna sebep olanlara kötü deme.

>> Ilaveten, Berlin'de bir klarnet (üretici) ustasi var ki hic de yabana
>> atilamaz: http://www.klarnetim.com/hakkimizda.html Serkan Cagri'ya ait
>> özel bir klarnet modeli de önceleri Cek Amati firmasinca bir süredir de
>> bir alaman firmasinca üretiliyor.
>> http://www.karl-hammerschmidt-klarinetten.de/cagri.htm Alamanya'da müzik
>> yapan cok TR'li var. Bunlardan simdi aklima geliveren: Ahmet Aslan
>> http://www.youtube.com/watch?v=NdL4mEG7ess ve en hakiki öz alaman
>> birisi, Alex :-) http://www.youtube.com/watch?v=dUh3qXmsjIQ (Duy da utan
>> BA. Divan sazi varmis, peh peh. :-)
>
> Utanmama hiç gerek yok üstadım. Neden utanayım?! Manyak mısın.

Evet :-)

Divan sazin var ve hic olmazsa bir parca calip sitene eklemiyorsun.

> Bir de şu
> var: Adil Arslan. Onun öğrencisiydim. Ama benim bugün yaptığım müzikler
> ile ilgilendiğim müzikler (ile öğrendiğim müzikler) çeşitli ve de
> farklı.

Alevilerin yaptiklari müzik herkese uymaz. (Klasik bati müzigi de bu
manada böyledir iste :-)

>> Yav üstad, amma meraklisin kendine kapat taktirmaga beah :-)
>>
>> "Modern Talking war ein deutsches Popmusik-Duo, bestehend aus Thomas
>> Anders und Dieter Bohlen. Der Musikstil war vorwiegend durch eingängige
>> Melodien und Rhythmen mit Texten in englischer Sprache geprägt."
>>
>> Mealen tercemesi: "Modern Talking, TA, DB ve _BA'dan_ olusan, müzik
>> yaptiklarini sanan, kafa ütüleyici bir alaman $ebekesi idi. Bu trio'nun
>> icinden en az birisinin top 10'da 1. oldugu söylenir." :-)
>
> Eee? Sen galiba benim yazdığımı anlamadın, çüş valla, bunak herif :-(

Tabii ki elestirdigini anladim. Fakat cok uzadi, seyircinin ilgisi
dagildi, diye idi. Cünkü bir sahne en fazla 45 saniye olmali :-)

> Ulan, en çok nerede bomba gibi patladı bu götüboklu Alman »trio« şebeke?
> Heh? Yurmayhartyurmaybilmemne, şerişerişeriyatleydi? Yahu,
> eleştirilerimi bile anlamıyor peynirci :-((( Her neyse, işin zaten iş
> çıkartmak, üstte bir ara ciddîye benzemiştin de ciddyie aldım, pardon
> :-)

Simdi anladin ama ne yaptigimi... :-)

Fakat, "peynirci" ile kendini a$tin üstad :-)

> B. Alabay
>
>

choro

unread,
Oct 28, 2012, 9:16:13 PM10/28/12
to
Tamam. Oyle olsun...--
choro
*****

choro

unread,
Oct 29, 2012, 2:57:18 AM10/29/12
to
On 21/10/2012 05:28, choro wrote:
> FAZIL SAY iSTANBUL SENFONiSi 6 bolum ve en son gayet uzun bir alkislama
> sahnesi
>
> Birinci bolum
> http://www.youtube.com/watch?v=EGqdLj2M1h4&feature=related
>
> Diger bolumlerini YouTube'da tiklayiniz...
>
> 7.inci alkislama sahnesi maalesef numarali degil. Onu da burda
> bulacaksiniz...
> http://www.youtube.com/watch?v=S3s0kN0rUNU&feature=related
>
> Alkis dedigin boyle olur! Bravo. Demek onu takdir edenler de var.
>
> Oh, yuregime su dokuldu! Kardesim son TR ziyarentinden dondugunde orda
> gericiligin alip yurudugunden bahsetmisti de...
> --
> choro
> *****

Fazil Say'dan bir iki harika video daha...

Birincisi... *Fazil Say - Ballade no 1 "Nazim" - (Cyril , piano)*
http://www.youtube.com/watch?v=yTVjuAcYmOY

Ikinci video oldukca uzun... 1 saat 49+ dakika
*FAZIL SAY - NAZIM ORATORYOSU*
http://www.youtube.com/watch?v=e32iN2rmUXs

Tum Oratoniyo cok uzun gelirse size, oratoryonun kisa kisimlarini secip
seyredebilirsiniz...
Bu alintilardan biri... 7+ dakika
YAŞAMAYA DAİR - FAZIL SAY / NAZIM
(Genco Erkal'le)
http://www.youtube.com/watch?v=v86vmPzRiqo&feature=related
veya...
http://www.youtube.com/watch?v=SEbsNaWA7-I

*Uc Selvi* videosunu da mutlaka izleyiniz...
Merak etmeyiniz. Kisadir. 5+ dakka
http://www.youtube.com/watch?v=y028viiicJE&feature=related

--
choro
*****

choro

unread,
Oct 29, 2012, 3:08:39 AM10/29/12
to
Genco'dan... *Canim Kardesim*
http://www.youtube.com/watch?NR=1&v=paw9qrUw-k8&feature=endscreen

Yine Genco'dan... Hakikaten harika bir video...
*genco erkal NY karl marx*
http://www.youtube.com/watch?v=L_VQDWK676c

Kara Mizah dedigin boyle olur.
--
choro
*****

choro

unread,
Oct 29, 2012, 3:59:24 AM10/29/12
to
*NAZIM HİKMET Hapisten Çıktıktan Sonra GENCO ERKAL FAZIL SAY.wmv*
http://www.youtube.com/watch?v=mDZKt6BWJhc

*Fazil Say - Memleketim (Nazım Hikmet)*
http://www.youtube.com/watch?v=dyltI3_p4FU&feature=related
--
choro
*****

Acephale Lemar

unread,
Oct 29, 2012, 4:09:22 AM10/29/12
to
Başar Alabay wrote:
> Acephale Lemar şunu yazmış:
>
>> Onlar ne anlar ne de tanir Fazil Say adini! Okumus esekler arasinda
>> bile cok az insan bulursin ki bu üst bürakratlarda da, eski zorlama
>> kaldirildigindan, görülebilir: Türk insaninin müzik zevkine uymuyor
>> klasik bati musikisi.
>
> Ben buna böyle imzamı atamam, çünkü Türk insanı, Alman insanı diye
> sınıflandırma yok bende. Türk insanları, Alman insanları var … ve
> aralarında öylesi de var, böylesi de. Genelleme hoş değil ve gereksiz.

Sana en basit bir soru ve boru, farki kavraman icin: Almanlarin yüzde
kaci 10 tana halk sarkisini tanir ve söyler duydugu, sevklendigi anda?
Türkiye'de ise klasik bati müzigi halk tarafindan kabul görmedi,
görmeyecek, bati özentisi bir avuc insan disinda kimsenin umurunda degil
bu daldaki gelismeler.
Diger yandan ben hem halki överim hem de halka sert söverim, cünkü
halkin ezici cogunlugu cahillerden olusuyor, biri birini pompaladigi an,
ona sarilir, topragim, der.Fazil Say konusu da böyle bir maymun
istahligi iste!

Başar Alabay

unread,
Oct 29, 2012, 6:08:21 AM10/29/12
to
okeyci şunu yazmış:

Vay ulaaan, hiç sinirlendirmeyen, okunması iyi ve hemfikir olunabilecek
bir metin postalamışın bu gece be :-) Evden çıkmadan şuna bir kaç satır
ekleyeyim, ama 45 saniyeyle olmuyor, her neyse.

>> Her yönden çuvalladı dememin sebebi de bu. Onu çok zeki, işe liderlik
>> yapmış falan görenler oluyor, anlamıyorlar ki, adam psikopat bir
>> kuklaydı.
>
> Kuklalik? Evet, ama tam degil. Yani kendisi de birhayli insiyatif
> kullandi; kendine verilen cercevede. Hatta cevresiyle ters düstügü anlar
> da oldu.

Oldu, ben onunla çok ilgilendim, ama burada analitik metin veya tez
yazamayız herhâlde. Şimdi kalkıp, raflara bir baktım, bende bir kitap
var, ama bulamadım. Hitler’i tanıyan ve onunla uğraşmış bir psikiyatrist
yazmıştı (ismini de unuttum, kitabın ismini de). Ona göre ruh hastası
değildi. ŞImdi ben psikiyatrist değilim, psikiyatrist dostlarım ve
tanıdıklarım var, ben ruhla ilgili başka yönlerden gelip, başka
yöntemlerle çalışırım, ama tabiîki ruh hastası değildi derken, ruh
hastası olmak ne demektir diye sormak gerekir.

Onun, inisyatif dediğin, kendi kan kusmalarıydı, kendi nefreti. kendi
kitabını bile kendisi mi yazabildi, sorgulanabilir! Neyse, fazla
uzatmaya gerek yok, hiçbir şekilde buna deger birisi değildi.

> Evet, biraz farki bir german idi :-) Fakat onu ruh hastasi gibi görmek,
> onun suclarini affa kadar gidebilir.

Bilmem. Ruh hastalığı, af, suç, sorumluluk kapasitesi … bunlar kolay
konular değil. Yapılanlar ortada. Açıkçası, o dönemin
canavarları arasında o biraz gülünç bile kalıyor. Şu Himmler gibi
tamsapıkları bir düşün :-(

>> Devrim … eh işte :-| Bu emirle imalat bugün
>> de hâlâ var ortada, bak ben yaptım, yapçaz, etçez. Hakiki ilim nerede?
>
> Arayan icin heryerde...

Arayan için. Ama aramak içın, gelişmek için bir de bir eğitim ve eğitim
kültürü gerek.

> Fakat i$te üstad, i$in püf noktasi da burada. Hoca Nasreddin'in dedigi
> gibi, "un var, seker var, yag var; ulan neden helva yapip yemiyorsunuz?!"

Eh, püf noktası bu, doğru.

> Ayiptir söylemesi, anadolu halki biraz uyusuktur :-) Biraz da saftirik.

Öz Anadolu halkı güzel havalardan sarsılmıştır belki. Türk kökenli
göçebeler de ismi üzeri göçebeydiler. Belki bu da bir unsurdur.

> Genel olarak yani... Sebepleri de din ve kemalizmdir.

Yok, olsa olsa, şimdi veya bundan evvel şu ve şu kadar sene için
sebepler bunlar olabilir, ama asıl »sebep« hep çok daha derindedir.
Bence meselâ ne din, ne Kemalizm, ne herhangi bir sistem problem de, o
sistemi o şekle sokan otorite saygıcılığı. He sultanım, he paşam, he
hocam, he babam, he kocam, he şeyhim.

> I$te bilenler bunu
> iyi kullanirlar. Gelismesinin önüne sayisiz barikatlar koyarlar. Cünkü
> bilirler ki bu uyuyan topluluk uyandiginda 2.Kanuni devri baslayacaktir.

Acaba? Bakalım. Sen ve ben biraz farklı siyasî görüşlü olsak da,
sanırım, ikimiz de insanların iyiliğini isteriz (sen bir bok herif, ben
de melek olsam :-))).

> (Mehteran gürzlerini duyar gibi oldun mu? Korkma, sadece bir benzetme
> idi; yoksa ne yeni osmanli olur ne de o tarz bir yayilmaci devlet :-)

Şu an göze bir Neoosmanlıcılık yansıyor ama, farkındasındır.

> Engelleyenler emp. ülkeler ve onlarin icimizdeki isbirlikcileridir.
> Bizde toplumu uyandirmaga kalkisanlarin kellesinin alinma sebebi budur,
> kellesi alinma durumunda olanlarin icindeki azim, yurtseverlik,
> tavizsizligin ve hoyratligin sebebi de aynen budur.

Şimdi ben bugün senin kadar emperyalizmi görmüyorum, o da bir farkımız,
ama çıkarcılık yok değil :-/

> Gelenler TC vatandasi idi ama cogunlugu Türk kökenli degildi.

Meselâ.

> Bilimsel arastirma(lar) var mi bilmiyorum ama gözlemler var elbet.
> Gelenlerin cogu kirsal kesimden idi ve bir endüstri toplumunun icine 2-3
> günlük tren yolculugu sonucu boca edilivermislerdi. Lisan yok, cogunun
> meslegi de yok. Ve hemen hicbiri baska ülke görmemis. Hatta, kendi
> yöresinden bile (askerlik haric) ilk defa cikanlar cogunlukta.

Kısmen doğru, ama kısmen de değil. Aralarında fazla ham olmayanlar da
vardı. Tamamen çırak gibilerinden tut, işlerini iyi bilen, bilhassa
madencilikte üst kademe insanlar da vardı.

> 2.dünya savasinda nazilerin baska halklara ve hatta kendi halkina
> yaptiklari az-cok biliniyordu. Ilk gidenler bu nedenle daha da ürkekti.
> Alamanya'da kendilerine verilen agir ve pis isleri, Heim denilen derme
> catma barakalari ve alamanlarin kullanmadiklari köhne binalari kabul
> durumundalardi. Buna bir de din farkini ekle, manzara korkunc... Neysse...

O nazilik korkusu hakkında bilgim yok, aslında enteresan bir nokta. Ama
hiç duymadım. Kamplaştırma, Heim, bunlar belli.

>> Gelenler hepsi ayıydı ve burada da onları kimse istemedi gibi bir hava
>> estiriliyor hep. Bu ama yanlış!
>
> Ayi degil. Yukarida biraz tarif ettim.

Benim de demek istediğim, gelenlerin ayı olduğunu sanmak büyük bir hata!

> Istenmeme durumu genel olarak alaman isci sinifinin disaridan gelenleri
> kendilerine rakip görmelerinden kaynaklaniyordu. Sonradan sebep degisti,
> kültürel/irksal farklar ön plana cikti.

Bu konuda tamamen itiraz etmem gerek, çünkü ilk başta hiçbir şekilde bu
(sonradan gelen) dışlamalar yoktu! Kibir vardı belki (patronaj), ama
halkta yoktu. Düşünsene, halkın evleri daha yeni yeni yapılıyor, onbeş
senedir gökten bombalar inmiyor. Kadınların başörtüleri var, Türk
kadınları o zaman başörtüsüzdü, hay aksi dünya :-) Helga dediğin
durumlar, ki o kadar komik değil, erkek halk ya ölmüş, ya sürgünde. Ülke
daha aynı senede nihayet bölünüyor (duvar). Yok, o rakiplik hele başta
hiç yoktu. İki kitle birbirine meraklıydı, havalar sonradan biraz bozdu.
Suç bilhassa iki hükümetteydi.

> Ilk gidenlerden bahsettim yukarida. Isci bulma kurumu araciligi ile...

Ama meselâ ilk ve ikinci dalgadaki kadınları unuttun. Ama unutmak değil,
çoğu insan bunu ya bilmiyor, ya ghözardı ediyor. Ataerkil toplumumuzda
birden durumlar değişti, bir çok işçi kadın geldi, onlar da dişi ayı
değildiler, hiç değildiler. Tek ciddî problem dil. Erkekler sonradan
koca olarak gelince, acaip problemli durumlara düştüler.

> Sirkeci'de alaman doktorlar tarafindan soyulup dislerine kadar
> bakilanlar... 71-73 cok farkli degildi.

Çok, çok farklıydı :-)

> Zaten 74 krizi ile durumlar cok
> degisti. Alamanyaya kapagi atmak isteyenler, ilticacilar('80 darbesi),
> maceracilar, sahtekarlar vb. ile cigirindan cikti.

Evet de, ondan evvel 1973 anahtar seneydi, çünkü »işe alım
sonlandırması« o seneydi! Sonra aile kavuşturmaları başladı, ve işte bu
dönemde çatlaklar başladı. Artı senin bahsettiğin mültecilik. Ama 1961
nerede, 1973 nerede, 1980 nerede. Bunu biraz daha detaylı görmek gerek.
Yanısıra, babam 40’larda buradaydı.

> TR icin zaten "genel olarak" dediydim. Klasik bati müzigine ilgi genel
> olarak evropa'da bile az.

Çok daha iyi bir tespit, evet. Eskiden hakikaten hevimetalci olan bir
arkadaşım acaip klâsikçi oldu, nadiren buluştuğumuzda bana yeni antika
plâklarını gösterir, çalar, ben de artık, yaş icabı mı ne, klâsikle özel
hayatımda daha fazla ilgileniyorum, eskiden sırf şart idi (anlatmıştım),
ama özel bir zevk değildi.

> Yav, sirf medyada görünmek, kiliselere giden hristiyan zenginlere parca
> basi satis yapmak (orospuluk), baska bazi sebeplerle bunlara yaklasmak
> vb. icin, noel ayinleriyle-hristiyanlikla hic ilgisi olmayanlarin "ayin
> ziyaretleri" :-) Belki üj-bej merakli da vardir aralarinda...

He peki, o medya … hayvanları demek istiyordum, ama hayvanlara lâf
atamam, o palyaçoları ben genel olarak her yerde mide
bulandırıcı bulurum.

>> Ayrıca medyada maymun olmayan nerede?!
>
> Var Hans, var...

Az!

> Mesela, Fazil Say'in köylü ve Kürt diye igrendigi Mahsun Kirmizigül var.
> Daha cok var da hemen o aklima geliverdi. Fakat "elit"(!) Fazil Say'imiz
> kilise ziyaretiyle olmasa da baska bazi yöntemlerle medya maymunu olmagi
> basarmistir.

Ben ne Fazıl Say’ın sosyal düşüncelerini biliyorum, ne de Mahsun
Kırmızıgül’ü tanıyorum :-) Ve o tarz »elit« tek »elit« değil, Freud’a
göre hakiki elitin tek görevi, elit olmayanları kendi seviyelerine
çıkarıp, elitliği fark olarak ortadan kaldırmak.

> TR'de medya salt teknik acidan birhayli iyi seviyede. Icerik olarak ise

Tekniği kastetmedim yahu, ama teknik dedin de, bizde ses çarpıtma olayı
bence acaip şekilde çözülemeyen bir sorun. Yani distortion/overdrive
problemi. Yani, teknik var, kullanabilen nirde?

> emp. ve yerli burjuvazinin borazani durumunda. Alternatifler var tabii.
> Her yönüyle tasvip etmesem de -mesela- Hayat TV var, bazi radyolar var,
> yazili basin organlari var. Hic yok degil yani burjuva medyasina
> alternatif.

Bazen şu burjuvazi dediğinle ne kastettiğini anlamıyorum galiba.
Proletarya sınıfına karşı sınıf olarak burjuva sınıfı diye
kullandığını sanıyorum, ama a) sınıflandırmayı otomatikman tetiklemiş
oluyorsun, b) asıl bourgeoisie olan şeye karşı bir ihanet bu bence,
çünkü sadece Burg’lu hürdü eskiden, yani kentli. Sözün kökü o. Sen
sadece Marks’tan yola çıkıyorsun. Ben Freud’un sözlerini daha
mantıklı buluyorum. Çünkü meselâ farzedelim ki, benim için bütün
insanlar eşittir. İyi güzel de, sırf ünvanım için beni dışlayan, benimle
doğru dürüst konuşamayanlar oluyor? Eskiden (!) fabrika işçiliğinde
(Almanya’da, başka yerleri bilmiyorum) neredeyse üniversite kampüsündeki
gibi sistemler ve eğitim vardı. Bugün işçide ilgi, merak, »entellik«
kaldı mı? Büyük yaştakilerinde. Ama gençlerde? Çok zor bir konu.

> Kisisel bir beceriyi bir ulus adina gururla karsilamak bende kekremsi
> bir tad birakir hep. Cünkü daha cok eziklikten felan kaynaklanir ki
> berbat bir histir o. Bir de daha cok, tasin altina elini sokmayip hep
> bir kurtarici bekleyen miskin toplumlarda cikar böylesi tipler.

Çok iyi yazdın! Hemfikiriz. Biraz üstte otorite ile yazdığım şeye sen
kurtarıcı dedin. Mesih konusu. »Gel beni kurtar, koru, bana
yapacağımı söyle, emir ver ve böylece benden sorumluluğu al (ve kendin
üstlen)«.

> "Müzik pek degil" ise ne? Bence müzik... Fakat nevi sahsina mahsus bir
> müzik. Kullanilan enstrüman veya aletlerin önemi 2. derecede. Fon
> müzigi, film müzigi, terapi müzigi vb. olarak felan is görebilir, pek
> anlamam.

Müzik değilse, bazıleri için gürültü :-))) Veya ses, hehe.

> Her iki parca da teks acisindan dünya ve TR'li devrimcilerden
> bahsediyor. Benim gibi tee 68'lerden bu yana bu konularla ilgili

Yok yaa? :-)))

> birisinin ruhunu oksayabilecegi düsünülebilir. Fakat maalesef, bu müzik
> benim icin degil. Belki ben yeterince rafine veya ilerigörüslü birisi
> degilim :-)

Olabilir, ama herkesin de damak tadı aynı olmak zorunda değil. İşte
gomünis/realsosyalisss sistemdeki problem (boşver, şaka). İlhan Bey,
sanırım, senin çok iyi konuşabileceğin birisiydi, ne yazık ki vefat etti
:-(((

>> Neyse, bulamıyorum şimdi.

Buldum:

https://www.youtube.com/watch?v=6cIBIXVKKqE

Hata etmişim, çok modern zamanlardan, 1983. Immolation Scene. bence çok,
ama çok acıklı!

> Cünkü o dökülen(!) dedigin toplum, ülke bagimsizliginin yeniden
> tesisinde canini ortaya koymus ama osmanli pa$alari (M.Kemal ve
> digerleri) onu hakir görüp türklük potasinda eritmege kalkmis. Ve recete
> tutmamis.

Yok, toplum dökülmüş ilk önce, çünkü Yunan Yunan olmak istemiş, Bulgar
Bulgar, Arap Arap … o zaman emperyalizmi (evet, burada tam) rol
oynamasaydı bile, durum pek öyle bal şeker değildi. Millet sistemi
eşitlik mi getirdi? Biri altta, biri üstte hep isyanı getirir. Balki
geçmiş zamanlarda dökülmekten büyük uzaklık vardı, nitekim »Osmanlı«
denen dahilerin kaaaç tanesi Arnavut, Rum, Ermeni, Kürt, Mısırlı veya
Makedon’du? Eskiden bu belki problem değildi. Belki, çünkü sen ben
yaşamadık.

> Fransiz ihtilali, rönesans ve reformlar insanlik tarihinde bir ilerleme
> sagladilar. Fakat basa gecenler ihtilanin sadece ulus-devlet kismini
> aldi, diger kisimlariyla ilgilenmedi. Ilgilenme adina batiyi taklit
> etmege kalkti.

Batıyı taklit derken, sanırım Türkleri kastediyorsun. Ve Arapları, vs.
Yani Alman, İsveç, Avrupa ülkelerini kastetmiyorsun. Ama neden? Bugün
Almanya olan ülkenin tarihine bir bak, ne biçim bir topluluktu hep ve
her zaman, hiçbir zaman üniter değildi, 12 senelik cehennemi saymazsak.

> Halbuki bir osmanli(cok kimlik) bakiyesi olan TR'de tek
> ulus olusturma cabasi bosunaydi, zulümdü. IT'nin tehcir vasitasiyla
> bertaraf ettigi Ermeniler, Kürt agalarin gazabina ugrayan
> Süryaniler-Asuriler-Kildaniler vb., kurtulus savasi esnasinda ve
> sonrasinda TR'den kovulan Rumlar, asimile edilmek istenen Kürtler,
> mütesekkir olma durumunda kaliveren balkan ve kafkaslardan kovulup gelen
> müslüman (türk ve türk olmayan unsurlar
> https://www.youtube.com/watch?v=vqKOODu3-7k) ; bütün bunlarin hepsi
> kismen yokedildiler, toptan yaralandilar. Bütün bu unsurlarin aslinda
> bir kendi milli veya proto-milli kimlikleri vardi. Bunlar türk degil de
> yurttas yapilmak istenseydi, maya tutardi. Fakat bunun icin de
> demokrasiye ihtiyac vardi.

Çok güzel ve doğru yazmışın. Ama! O zaman başka bir yol olur muydu?
Mümkün müydü? Bunu biraz daha geniş açılı görmek gerek. Herkes kardeş
miydi o sıralarda? Etraf ne durumdaydı? Kimin menfaatleri vardı? Avrupa
ile bağlar zaten çok evvelden başlamıştı, ama ne yazık ki, Türk ismi
duyulduğu an, savaşçı ve işgalci akla geldi ve hâlâ geliyor. Yunan
derken, Avrupa’da bu kimsenin aklına gelmez. Moğol deyince, herkes hâlâ
biraz titrer. Her Türk asker dogar gibi boş lâflar gülünç. Ama bir
hakikat ki, Türk dediğin toplum (Türkiyeli değil) kök olarak savaşçı ve
kendisini böyle hayatta tutmuş. Bin, binbeşyüz sene geriye gidebilirsin,
çøk daha fazla gidemezsin. Cermen olsun, Fars olsun, Mısır olsun, bunlar
belki daha da geriye gider. Ama sonuç önemli, sonuç olarak bizde saray
yapımı, kanalizasyon, kısacası şehircilik pek güçlü değildi hiçbir
zaman, bunu Rum ve Ermeni ustalara yaptırırdık, ama savaşmak ve blgeyi
genişletmek, bunda bir numaraydık. İyi, eskiden diyelim, bugün artık bir
ülke başka bir ülkeyi hop diye ezmez, ben senin toprağını alacam diye.
Ama başka yöntemler oluyor, sen artık buna emp. falan dersin, başkası
başka şeyler der. Bu yüzden şahsen topluluk ve birlik benim için iyi bir
şey. Eskiden doğu blok derlerdi, o da bir topluluktu. Şimdi eski AT,
yeni AB. Bence önemli. Sen bakma yine herkesin sırf para para parraaa
peşinde koşmasına.

> Köklerle ilgilenmek kötü degil. Fakat bunlar artik a$ilmali. "Önce
> insan", prensip olmali. Ardindan yerele inmek hep mümkün.

N’oldu şimdi? Bu lâflar genelde benimkiler, ulusalcı göğüs geren sensin.
Tabiîki aşınmalı! Ama Hans, Helga, Mehmet, Kıro ile olmaz bu. İşte
birlik ve topluluk. Ama şöyle bir şey var, vakum olmuyor. İnsanı da
memeli bir hayvan olarak görmek zorundasın. İnsanın bazı garip temelleri
var. Belki komünizmin işlememesinin sebebi de budur. İşlemezse, nitekim
bir zamanlar (2000 ve daha fazla sene evvel olmuş deniyor). İnsan bir
taraftan gelişiyor, bir taraftan ilkel bir yaratık, ister istemez. İlkel
derken kötü anlamda değil, ama kültürel değil de, hayat köklerimiz
memeli hayvan. Ona göre fiziğimiz ve psikolojimiz de biraz kısıtlı.
Arada sırada dahiler olsa da.

> Sebep-sonuc iliskilerine inmeden analitik calisma yapilamaz. Konu, kötü

Analize etmeden, sebep-sonuç da bulunamaz.

> birileri var(di) diye ajitasyon yapmak degil elbet. Benim bu konularda
> bildiklerimden coook daha fazlasini bilenler var ve bos durmuyorlar.
> Fakat daha düne kadar hep engellendiler, gazaba ugratildilar rejim
> tarafindan. Bu siralar biraz rahatladi ortalik. Biraz AB normlari, biraz
> islamci akimin irkciligi reddetmesi, tabii biraz da cesaretin tekrar
> ortaya cikmasiyla solun cabalari vb. Bahsettigim konulari isleyen bir
> hayli dergi ve yayin var TR'de. TRT bile "dilini" degistirmege basladi
> bu konularda. "Güzel günler görecegiz cocuklar / Aydinlik günler" :-)
> (Fakat ilimli islam bu sorunlari biraz rahatlatmakla birlikte hem
> temelden cöz(e)mez hem de baska toplumsal tehlikeleri barindiriyor
> bagrinda. O da ayri bir konu)

Evet. Irkçılık derken, her tür yabancılaştırma bir tür ırkçılık. Fiat
otomobilliler ırkı yok, ama onları grupalştırıp bir »irk« yapıp,
dışlayabilirsin. Veya kolsaatliler ırkı. Burada da, dinde, din
ötekileştirmeler var, bu çok büyük bir problem. Tek Bahai’lerde (galiba)
yok.

> Eylemli kutuplasma fena. Fakat konulara yaklasim acisindan kutuplasma
> ister istemez olacaktir. Sagliklidir da...

Kutuplaşma benim için ırkçılık konusuna giriyor, yani ötekileştirme.
Eskiden bedenler kesmiş, iskeletler birleştirmiş birisi olarak zaten
hiçbir şekilde şu ırk nanesiyle yapabileceğim bir şey yok. Irk diye bir
bok yok. Etnik grup olsa bile, ırk değil. Ki etnik grup aslında ne? Huu,
çoook uzun konu :-) Anlaşmak için gerekli, ayrılaşmak için tamamen
gereksiz.

> Aynilik zaten pratik olarak mümkün degil.

Komünizmde hafif istenen birşeydi gibi geliyor bana. Ama peki, kaç kez
dedin zaten, sana göre, var olan real sosyalist ülkeler, yani gelmiş
geçmişler, bu konuda senin komünizm dediğin sistemle alâkasız. Kabul
edelim, konuya girmeyelim.

> Sadece burjuva demokrasisi
> platformunu tanimada olabilir ki bu da cok zor görünüyor. Cünkü dedim
> ya, türklük pesinde kosulurken demokrasiye hic bakilmadi. Hani 6 ok'ta
> demokrasi? Yok. Hala yok... Demokrasi anlasilamadi, kültürü olusamadi
> TR'de. Simdi gel de buna sebep olanlara kötü deme.

Aynılık mı, eşitlik mi? Herkes klon şeklinde aynı olmasa bile, hak
açısından eşit mi, değil mi? Ama bu eşitlik için gereken bir eğitim
(veya zekâ) gerekir mi, gerekmez mi? Yoksa sağcı öküzler hop diye yine
başkalarını ötekileştirir mi? Şu an Türkiye’de ne yazık ki demokrasi
parasal bir anarşi gibi yaşanıyor. Demokarsiyi anlamak için, insanarası
saygı ve hürmeti anlamak gerek, ama öyle acaip kutuplaşmalar oluyor ki
artık, etnisite konusunda bir taraftan artık herkes serbestçe
konuşabiliyor, ama ortalık kin ve nefret kaynıyor. Türkiye için çok
yazık, çünkü eninde sonunda safkan bir şey yok. Bunu bizim asker bile
söylerdi, bunamadan evvel :-)

> Divan sazin var ve hic olmazsa bir parca calip sitene eklemiyorsun.

Buna şimdi ne diyeyim? Zorunda mıyım? Ustası mıyım? Belki yapmışımdır da
bilmiyorsundur? Belki yapmamışımdir ve sebepleri vardır? Belki
yapmamışımdır ama sebepleri yoktur? Ben dahi değilim (bence). Acıklı ek
bir problem, divan senelerdir bir atölyede, alt tarafında telleri tutan
tahtacık kırıldı ve tamir edecek adam ya vakit bulamıyor, ya da ne
bileyim, geçen hafta mail attım yine :-( Bir bağlamam da var, ama bir
türlü sevemiyorum, nedenini bilmiyorum. Yine de geçenlerde biraz
birşeyler çaldım, ama ciddî şekilde bunlarla uğraşmış olduğum seneler
offf … çeyrek asırdan evvel.

> Alevilerin yaptiklari müzik herkese uymaz. (Klasik bati müzigi de bu
> manada böyledir iste :-)

Olabilir, ama adamcağızı eksiltme. Beni eskiden bunlar hiç
ilgilendirmezdi. Adam ne? Dini ne? Ne biliyorum, ne de bilmek istiyorum,
insan olarak çok iyi, dostane hocaydı. Ayrıca da tipik değildi, onun ilk
plâğı (kapağına tercümeyi ben redige etmiştim) saz, gitar, org (!) ile
doğu ve batı müziklerinin buluşması ile ilgiliydi. Adam bağlamasında
Mozart çalardı, istediği zaman. Derslerde tabiîki Anadolu müziği öğretti
:-) Şimdi baktım, sana detay vermek için, plâği aradım, ama bulamadım,
son senelerde biraz ufuğumdan kaydı bu şeyler, o yüzden ne nerede
duruyor, hep aratıyor bana.

> Fakat, "peynirci" ile kendini a$tin üstad :-)

Lahanaya değil de, büyük kırmızı biberlere dolduracaksın o beyaz
peynirleri, sonra paketleyip, mangalda küllere sokacaksın. Acaip oluyor

Başar Alabay

unread,
Oct 29, 2012, 6:10:44 AM10/29/12
to
Acephale Lemar şunu yazmış:

> Sana en basit bir soru ve boru, farki kavraman icin: Almanlarin yüzde
> kaci 10 tana halk sarkisini tanir ve söyler duydugu, sevklendigi anda?

Hm, Bavyeralı, Pfalzlı veya Badenli ile Suvebli Alman değil mi? Onlarda
bu çok var. Senin orada yok belki, orası kuzey.

> Türkiye'de ise klasik bati müzigi halk tarafindan kabul görmedi,
> görmeyecek, bati özentisi bir avuc insan disinda kimsenin umurunda degil
> bu daldaki gelismeler.

Bakalım, ben insanları öyle kolayca damgalayamam.

okeyci

unread,
Oct 29, 2012, 8:10:26 AM10/29/12
to
Am 29.10.2012 08:59, schrieb choro:
> *NAZIM HİKMET Hapisten Çıktıktan Sonra GENCO ERKAL FAZIL SAY.wmv*
> http://www.youtube.com/watch?v=mDZKt6BWJhc
>
> *Fazil Say - Memleketim (Nazım Hikmet)*
> http://www.youtube.com/watch?v=dyltI3_p4FU&feature=related
> --
> choro
> *****

Kabak tadi verdin, hoja.

Nazim'da ne ermeni meselesi vardi, ne anadolunun soldurulan cicekleri,
ne Kürt isyanlari ne de mübadele zulümleri. Buna ragmen Atatürk
döneminde almisti ilk hapis cezasini.

Rubaileri de evlere $enliktir.

Küregi biraz derine daldir, hoja. Sirf san'at yapmak degildir marifet.
Sosyal konulara giren, perspektifini genis tutmali. Nazim bunu eksik
yapti. Kaldi ki F.Say'a sorsan, Nazim'in Atatürk döneminde iceri
tikilmasini nasil izah edecek?

Nazim -egilimi olmasina ragmen- bir komünist degildi. Fakat onu
cezalandiranlar o kadarina bile katlanmak istemediler. Dursun Karatas'in
cenazesi nerdeyse devlet töreni ile TR'ye getirilip gömüldü ama Nazim'in
mezari hala yaban ellerde. Bu nedenle, Nazim'in yanindayim ama
yukaridaki $erh ile.

Bunlari da konusmak lazim, yani.
It is loading more messages.
0 new messages