okeyci şunu yazmış:
Vay ulaaan, hiç sinirlendirmeyen, okunması iyi ve hemfikir olunabilecek
bir metin postalamışın bu gece be :-) Evden çıkmadan şuna bir kaç satır
ekleyeyim, ama 45 saniyeyle olmuyor, her neyse.
>> Her yönden çuvalladı dememin sebebi de bu. Onu çok zeki, işe liderlik
>> yapmış falan görenler oluyor, anlamıyorlar ki, adam psikopat bir
>> kuklaydı.
>
> Kuklalik? Evet, ama tam degil. Yani kendisi de birhayli insiyatif
> kullandi; kendine verilen cercevede. Hatta cevresiyle ters düstügü anlar
> da oldu.
Oldu, ben onunla çok ilgilendim, ama burada analitik metin veya tez
yazamayız herhâlde. Şimdi kalkıp, raflara bir baktım, bende bir kitap
var, ama bulamadım. Hitler’i tanıyan ve onunla uğraşmış bir psikiyatrist
yazmıştı (ismini de unuttum, kitabın ismini de). Ona göre ruh hastası
değildi. ŞImdi ben psikiyatrist değilim, psikiyatrist dostlarım ve
tanıdıklarım var, ben ruhla ilgili başka yönlerden gelip, başka
yöntemlerle çalışırım, ama tabiîki ruh hastası değildi derken, ruh
hastası olmak ne demektir diye sormak gerekir.
Onun, inisyatif dediğin, kendi kan kusmalarıydı, kendi nefreti. kendi
kitabını bile kendisi mi yazabildi, sorgulanabilir! Neyse, fazla
uzatmaya gerek yok, hiçbir şekilde buna deger birisi değildi.
> Evet, biraz farki bir german idi :-) Fakat onu ruh hastasi gibi görmek,
> onun suclarini affa kadar gidebilir.
Bilmem. Ruh hastalığı, af, suç, sorumluluk kapasitesi … bunlar kolay
konular değil. Yapılanlar ortada. Açıkçası, o dönemin
canavarları arasında o biraz gülünç bile kalıyor. Şu Himmler gibi
tamsapıkları bir düşün :-(
>> Devrim … eh işte :-| Bu emirle imalat bugün
>> de hâlâ var ortada, bak ben yaptım, yapçaz, etçez. Hakiki ilim nerede?
>
> Arayan icin heryerde...
Arayan için. Ama aramak içın, gelişmek için bir de bir eğitim ve eğitim
kültürü gerek.
> Fakat i$te üstad, i$in püf noktasi da burada. Hoca Nasreddin'in dedigi
> gibi, "un var, seker var, yag var; ulan neden helva yapip yemiyorsunuz?!"
Eh, püf noktası bu, doğru.
> Ayiptir söylemesi, anadolu halki biraz uyusuktur :-) Biraz da saftirik.
Öz Anadolu halkı güzel havalardan sarsılmıştır belki. Türk kökenli
göçebeler de ismi üzeri göçebeydiler. Belki bu da bir unsurdur.
> Genel olarak yani... Sebepleri de din ve kemalizmdir.
Yok, olsa olsa, şimdi veya bundan evvel şu ve şu kadar sene için
sebepler bunlar olabilir, ama asıl »sebep« hep çok daha derindedir.
Bence meselâ ne din, ne Kemalizm, ne herhangi bir sistem problem de, o
sistemi o şekle sokan otorite saygıcılığı. He sultanım, he paşam, he
hocam, he babam, he kocam, he şeyhim.
> I$te bilenler bunu
> iyi kullanirlar. Gelismesinin önüne sayisiz barikatlar koyarlar. Cünkü
> bilirler ki bu uyuyan topluluk uyandiginda 2.Kanuni devri baslayacaktir.
Acaba? Bakalım. Sen ve ben biraz farklı siyasî görüşlü olsak da,
sanırım, ikimiz de insanların iyiliğini isteriz (sen bir bok herif, ben
de melek olsam :-))).
> (Mehteran gürzlerini duyar gibi oldun mu? Korkma, sadece bir benzetme
> idi; yoksa ne yeni osmanli olur ne de o tarz bir yayilmaci devlet :-)
Şu an göze bir Neoosmanlıcılık yansıyor ama, farkındasındır.
> Engelleyenler emp. ülkeler ve onlarin icimizdeki isbirlikcileridir.
> Bizde toplumu uyandirmaga kalkisanlarin kellesinin alinma sebebi budur,
> kellesi alinma durumunda olanlarin icindeki azim, yurtseverlik,
> tavizsizligin ve hoyratligin sebebi de aynen budur.
Şimdi ben bugün senin kadar emperyalizmi görmüyorum, o da bir farkımız,
ama çıkarcılık yok değil :-/
> Gelenler TC vatandasi idi ama cogunlugu Türk kökenli degildi.
Meselâ.
> Bilimsel arastirma(lar) var mi bilmiyorum ama gözlemler var elbet.
> Gelenlerin cogu kirsal kesimden idi ve bir endüstri toplumunun icine 2-3
> günlük tren yolculugu sonucu boca edilivermislerdi. Lisan yok, cogunun
> meslegi de yok. Ve hemen hicbiri baska ülke görmemis. Hatta, kendi
> yöresinden bile (askerlik haric) ilk defa cikanlar cogunlukta.
Kısmen doğru, ama kısmen de değil. Aralarında fazla ham olmayanlar da
vardı. Tamamen çırak gibilerinden tut, işlerini iyi bilen, bilhassa
madencilikte üst kademe insanlar da vardı.
> 2.dünya savasinda nazilerin baska halklara ve hatta kendi halkina
> yaptiklari az-cok biliniyordu. Ilk gidenler bu nedenle daha da ürkekti.
> Alamanya'da kendilerine verilen agir ve pis isleri, Heim denilen derme
> catma barakalari ve alamanlarin kullanmadiklari köhne binalari kabul
> durumundalardi. Buna bir de din farkini ekle, manzara korkunc... Neysse...
O nazilik korkusu hakkında bilgim yok, aslında enteresan bir nokta. Ama
hiç duymadım. Kamplaştırma, Heim, bunlar belli.
>> Gelenler hepsi ayıydı ve burada da onları kimse istemedi gibi bir hava
>> estiriliyor hep. Bu ama yanlış!
>
> Ayi degil. Yukarida biraz tarif ettim.
Benim de demek istediğim, gelenlerin ayı olduğunu sanmak büyük bir hata!
> Istenmeme durumu genel olarak alaman isci sinifinin disaridan gelenleri
> kendilerine rakip görmelerinden kaynaklaniyordu. Sonradan sebep degisti,
> kültürel/irksal farklar ön plana cikti.
Bu konuda tamamen itiraz etmem gerek, çünkü ilk başta hiçbir şekilde bu
(sonradan gelen) dışlamalar yoktu! Kibir vardı belki (patronaj), ama
halkta yoktu. Düşünsene, halkın evleri daha yeni yeni yapılıyor, onbeş
senedir gökten bombalar inmiyor. Kadınların başörtüleri var, Türk
kadınları o zaman başörtüsüzdü, hay aksi dünya :-) Helga dediğin
durumlar, ki o kadar komik değil, erkek halk ya ölmüş, ya sürgünde. Ülke
daha aynı senede nihayet bölünüyor (duvar). Yok, o rakiplik hele başta
hiç yoktu. İki kitle birbirine meraklıydı, havalar sonradan biraz bozdu.
Suç bilhassa iki hükümetteydi.
> Ilk gidenlerden bahsettim yukarida. Isci bulma kurumu araciligi ile...
Ama meselâ ilk ve ikinci dalgadaki kadınları unuttun. Ama unutmak değil,
çoğu insan bunu ya bilmiyor, ya ghözardı ediyor. Ataerkil toplumumuzda
birden durumlar değişti, bir çok işçi kadın geldi, onlar da dişi ayı
değildiler, hiç değildiler. Tek ciddî problem dil. Erkekler sonradan
koca olarak gelince, acaip problemli durumlara düştüler.
> Sirkeci'de alaman doktorlar tarafindan soyulup dislerine kadar
> bakilanlar... 71-73 cok farkli degildi.
Çok, çok farklıydı :-)
> Zaten 74 krizi ile durumlar cok
> degisti. Alamanyaya kapagi atmak isteyenler, ilticacilar('80 darbesi),
> maceracilar, sahtekarlar vb. ile cigirindan cikti.
Evet de, ondan evvel 1973 anahtar seneydi, çünkü »işe alım
sonlandırması« o seneydi! Sonra aile kavuşturmaları başladı, ve işte bu
dönemde çatlaklar başladı. Artı senin bahsettiğin mültecilik. Ama 1961
nerede, 1973 nerede, 1980 nerede. Bunu biraz daha detaylı görmek gerek.
Yanısıra, babam 40’larda buradaydı.
> TR icin zaten "genel olarak" dediydim. Klasik bati müzigine ilgi genel
> olarak evropa'da bile az.
Çok daha iyi bir tespit, evet. Eskiden hakikaten hevimetalci olan bir
arkadaşım acaip klâsikçi oldu, nadiren buluştuğumuzda bana yeni antika
plâklarını gösterir, çalar, ben de artık, yaş icabı mı ne, klâsikle özel
hayatımda daha fazla ilgileniyorum, eskiden sırf şart idi (anlatmıştım),
ama özel bir zevk değildi.
> Yav, sirf medyada görünmek, kiliselere giden hristiyan zenginlere parca
> basi satis yapmak (orospuluk), baska bazi sebeplerle bunlara yaklasmak
> vb. icin, noel ayinleriyle-hristiyanlikla hic ilgisi olmayanlarin "ayin
> ziyaretleri" :-) Belki üj-bej merakli da vardir aralarinda...
He peki, o medya … hayvanları demek istiyordum, ama hayvanlara lâf
atamam, o palyaçoları ben genel olarak her yerde mide
bulandırıcı bulurum.
>> Ayrıca medyada maymun olmayan nerede?!
>
> Var Hans, var...
Az!
> Mesela, Fazil Say'in köylü ve Kürt diye igrendigi Mahsun Kirmizigül var.
> Daha cok var da hemen o aklima geliverdi. Fakat "elit"(!) Fazil Say'imiz
> kilise ziyaretiyle olmasa da baska bazi yöntemlerle medya maymunu olmagi
> basarmistir.
Ben ne Fazıl Say’ın sosyal düşüncelerini biliyorum, ne de Mahsun
Kırmızıgül’ü tanıyorum :-) Ve o tarz »elit« tek »elit« değil, Freud’a
göre hakiki elitin tek görevi, elit olmayanları kendi seviyelerine
çıkarıp, elitliği fark olarak ortadan kaldırmak.
> TR'de medya salt teknik acidan birhayli iyi seviyede. Icerik olarak ise
Tekniği kastetmedim yahu, ama teknik dedin de, bizde ses çarpıtma olayı
bence acaip şekilde çözülemeyen bir sorun. Yani distortion/overdrive
problemi. Yani, teknik var, kullanabilen nirde?
> emp. ve yerli burjuvazinin borazani durumunda. Alternatifler var tabii.
> Her yönüyle tasvip etmesem de -mesela- Hayat TV var, bazi radyolar var,
> yazili basin organlari var. Hic yok degil yani burjuva medyasina
> alternatif.
Bazen şu burjuvazi dediğinle ne kastettiğini anlamıyorum galiba.
Proletarya sınıfına karşı sınıf olarak burjuva sınıfı diye
kullandığını sanıyorum, ama a) sınıflandırmayı otomatikman tetiklemiş
oluyorsun, b) asıl bourgeoisie olan şeye karşı bir ihanet bu bence,
çünkü sadece Burg’lu hürdü eskiden, yani kentli. Sözün kökü o. Sen
sadece Marks’tan yola çıkıyorsun. Ben Freud’un sözlerini daha
mantıklı buluyorum. Çünkü meselâ farzedelim ki, benim için bütün
insanlar eşittir. İyi güzel de, sırf ünvanım için beni dışlayan, benimle
doğru dürüst konuşamayanlar oluyor? Eskiden (!) fabrika işçiliğinde
(Almanya’da, başka yerleri bilmiyorum) neredeyse üniversite kampüsündeki
gibi sistemler ve eğitim vardı. Bugün işçide ilgi, merak, »entellik«
kaldı mı? Büyük yaştakilerinde. Ama gençlerde? Çok zor bir konu.
> Kisisel bir beceriyi bir ulus adina gururla karsilamak bende kekremsi
> bir tad birakir hep. Cünkü daha cok eziklikten felan kaynaklanir ki
> berbat bir histir o. Bir de daha cok, tasin altina elini sokmayip hep
> bir kurtarici bekleyen miskin toplumlarda cikar böylesi tipler.
Çok iyi yazdın! Hemfikiriz. Biraz üstte otorite ile yazdığım şeye sen
kurtarıcı dedin. Mesih konusu. »Gel beni kurtar, koru, bana
yapacağımı söyle, emir ver ve böylece benden sorumluluğu al (ve kendin
üstlen)«.
> "Müzik pek degil" ise ne? Bence müzik... Fakat nevi sahsina mahsus bir
> müzik. Kullanilan enstrüman veya aletlerin önemi 2. derecede. Fon
> müzigi, film müzigi, terapi müzigi vb. olarak felan is görebilir, pek
> anlamam.
Müzik değilse, bazıleri için gürültü :-))) Veya ses, hehe.
> Her iki parca da teks acisindan dünya ve TR'li devrimcilerden
> bahsediyor. Benim gibi tee 68'lerden bu yana bu konularla ilgili
Yok yaa? :-)))
> birisinin ruhunu oksayabilecegi düsünülebilir. Fakat maalesef, bu müzik
> benim icin degil. Belki ben yeterince rafine veya ilerigörüslü birisi
> degilim :-)
Olabilir, ama herkesin de damak tadı aynı olmak zorunda değil. İşte
gomünis/realsosyalisss sistemdeki problem (boşver, şaka). İlhan Bey,
sanırım, senin çok iyi konuşabileceğin birisiydi, ne yazık ki vefat etti
:-(((
>> Neyse, bulamıyorum şimdi.
Buldum:
https://www.youtube.com/watch?v=6cIBIXVKKqE
Hata etmişim, çok modern zamanlardan, 1983. Immolation Scene. bence çok,
ama çok acıklı!
> Cünkü o dökülen(!) dedigin toplum, ülke bagimsizliginin yeniden
> tesisinde canini ortaya koymus ama osmanli pa$alari (M.Kemal ve
> digerleri) onu hakir görüp türklük potasinda eritmege kalkmis. Ve recete
> tutmamis.
Yok, toplum dökülmüş ilk önce, çünkü Yunan Yunan olmak istemiş, Bulgar
Bulgar, Arap Arap … o zaman emperyalizmi (evet, burada tam) rol
oynamasaydı bile, durum pek öyle bal şeker değildi. Millet sistemi
eşitlik mi getirdi? Biri altta, biri üstte hep isyanı getirir. Balki
geçmiş zamanlarda dökülmekten büyük uzaklık vardı, nitekim »Osmanlı«
denen dahilerin kaaaç tanesi Arnavut, Rum, Ermeni, Kürt, Mısırlı veya
Makedon’du? Eskiden bu belki problem değildi. Belki, çünkü sen ben
yaşamadık.
> Fransiz ihtilali, rönesans ve reformlar insanlik tarihinde bir ilerleme
> sagladilar. Fakat basa gecenler ihtilanin sadece ulus-devlet kismini
> aldi, diger kisimlariyla ilgilenmedi. Ilgilenme adina batiyi taklit
> etmege kalkti.
Batıyı taklit derken, sanırım Türkleri kastediyorsun. Ve Arapları, vs.
Yani Alman, İsveç, Avrupa ülkelerini kastetmiyorsun. Ama neden? Bugün
Almanya olan ülkenin tarihine bir bak, ne biçim bir topluluktu hep ve
her zaman, hiçbir zaman üniter değildi, 12 senelik cehennemi saymazsak.
> Halbuki bir osmanli(cok kimlik) bakiyesi olan TR'de tek
> ulus olusturma cabasi bosunaydi, zulümdü. IT'nin tehcir vasitasiyla
> bertaraf ettigi Ermeniler, Kürt agalarin gazabina ugrayan
> Süryaniler-Asuriler-Kildaniler vb., kurtulus savasi esnasinda ve
> sonrasinda TR'den kovulan Rumlar, asimile edilmek istenen Kürtler,
> mütesekkir olma durumunda kaliveren balkan ve kafkaslardan kovulup gelen
> müslüman (türk ve türk olmayan unsurlar
>
https://www.youtube.com/watch?v=vqKOODu3-7k) ; bütün bunlarin hepsi
> kismen yokedildiler, toptan yaralandilar. Bütün bu unsurlarin aslinda
> bir kendi milli veya proto-milli kimlikleri vardi. Bunlar türk degil de
> yurttas yapilmak istenseydi, maya tutardi. Fakat bunun icin de
> demokrasiye ihtiyac vardi.
Çok güzel ve doğru yazmışın. Ama! O zaman başka bir yol olur muydu?
Mümkün müydü? Bunu biraz daha geniş açılı görmek gerek. Herkes kardeş
miydi o sıralarda? Etraf ne durumdaydı? Kimin menfaatleri vardı? Avrupa
ile bağlar zaten çok evvelden başlamıştı, ama ne yazık ki, Türk ismi
duyulduğu an, savaşçı ve işgalci akla geldi ve hâlâ geliyor. Yunan
derken, Avrupa’da bu kimsenin aklına gelmez. Moğol deyince, herkes hâlâ
biraz titrer. Her Türk asker dogar gibi boş lâflar gülünç. Ama bir
hakikat ki, Türk dediğin toplum (Türkiyeli değil) kök olarak savaşçı ve
kendisini böyle hayatta tutmuş. Bin, binbeşyüz sene geriye gidebilirsin,
çøk daha fazla gidemezsin. Cermen olsun, Fars olsun, Mısır olsun, bunlar
belki daha da geriye gider. Ama sonuç önemli, sonuç olarak bizde saray
yapımı, kanalizasyon, kısacası şehircilik pek güçlü değildi hiçbir
zaman, bunu Rum ve Ermeni ustalara yaptırırdık, ama savaşmak ve blgeyi
genişletmek, bunda bir numaraydık. İyi, eskiden diyelim, bugün artık bir
ülke başka bir ülkeyi hop diye ezmez, ben senin toprağını alacam diye.
Ama başka yöntemler oluyor, sen artık buna emp. falan dersin, başkası
başka şeyler der. Bu yüzden şahsen topluluk ve birlik benim için iyi bir
şey. Eskiden doğu blok derlerdi, o da bir topluluktu. Şimdi eski AT,
yeni AB. Bence önemli. Sen bakma yine herkesin sırf para para parraaa
peşinde koşmasına.
> Köklerle ilgilenmek kötü degil. Fakat bunlar artik a$ilmali. "Önce
> insan", prensip olmali. Ardindan yerele inmek hep mümkün.
N’oldu şimdi? Bu lâflar genelde benimkiler, ulusalcı göğüs geren sensin.
Tabiîki aşınmalı! Ama Hans, Helga, Mehmet, Kıro ile olmaz bu. İşte
birlik ve topluluk. Ama şöyle bir şey var, vakum olmuyor. İnsanı da
memeli bir hayvan olarak görmek zorundasın. İnsanın bazı garip temelleri
var. Belki komünizmin işlememesinin sebebi de budur. İşlemezse, nitekim
bir zamanlar (2000 ve daha fazla sene evvel olmuş deniyor). İnsan bir
taraftan gelişiyor, bir taraftan ilkel bir yaratık, ister istemez. İlkel
derken kötü anlamda değil, ama kültürel değil de, hayat köklerimiz
memeli hayvan. Ona göre fiziğimiz ve psikolojimiz de biraz kısıtlı.
Arada sırada dahiler olsa da.
> Sebep-sonuc iliskilerine inmeden analitik calisma yapilamaz. Konu, kötü
Analize etmeden, sebep-sonuç da bulunamaz.
> birileri var(di) diye ajitasyon yapmak degil elbet. Benim bu konularda
> bildiklerimden coook daha fazlasini bilenler var ve bos durmuyorlar.
> Fakat daha düne kadar hep engellendiler, gazaba ugratildilar rejim
> tarafindan. Bu siralar biraz rahatladi ortalik. Biraz AB normlari, biraz
> islamci akimin irkciligi reddetmesi, tabii biraz da cesaretin tekrar
> ortaya cikmasiyla solun cabalari vb. Bahsettigim konulari isleyen bir
> hayli dergi ve yayin var TR'de. TRT bile "dilini" degistirmege basladi
> bu konularda. "Güzel günler görecegiz cocuklar / Aydinlik günler" :-)
> (Fakat ilimli islam bu sorunlari biraz rahatlatmakla birlikte hem
> temelden cöz(e)mez hem de baska toplumsal tehlikeleri barindiriyor
> bagrinda. O da ayri bir konu)
Evet. Irkçılık derken, her tür yabancılaştırma bir tür ırkçılık. Fiat
otomobilliler ırkı yok, ama onları grupalştırıp bir »irk« yapıp,
dışlayabilirsin. Veya kolsaatliler ırkı. Burada da, dinde, din
ötekileştirmeler var, bu çok büyük bir problem. Tek Bahai’lerde (galiba)
yok.
> Eylemli kutuplasma fena. Fakat konulara yaklasim acisindan kutuplasma
> ister istemez olacaktir. Sagliklidir da...
Kutuplaşma benim için ırkçılık konusuna giriyor, yani ötekileştirme.
Eskiden bedenler kesmiş, iskeletler birleştirmiş birisi olarak zaten
hiçbir şekilde şu ırk nanesiyle yapabileceğim bir şey yok. Irk diye bir
bok yok. Etnik grup olsa bile, ırk değil. Ki etnik grup aslında ne? Huu,
çoook uzun konu :-) Anlaşmak için gerekli, ayrılaşmak için tamamen
gereksiz.
> Aynilik zaten pratik olarak mümkün degil.
Komünizmde hafif istenen birşeydi gibi geliyor bana. Ama peki, kaç kez
dedin zaten, sana göre, var olan real sosyalist ülkeler, yani gelmiş
geçmişler, bu konuda senin komünizm dediğin sistemle alâkasız. Kabul
edelim, konuya girmeyelim.
> Sadece burjuva demokrasisi
> platformunu tanimada olabilir ki bu da cok zor görünüyor. Cünkü dedim
> ya, türklük pesinde kosulurken demokrasiye hic bakilmadi. Hani 6 ok'ta
> demokrasi? Yok. Hala yok... Demokrasi anlasilamadi, kültürü olusamadi
> TR'de. Simdi gel de buna sebep olanlara kötü deme.
Aynılık mı, eşitlik mi? Herkes klon şeklinde aynı olmasa bile, hak
açısından eşit mi, değil mi? Ama bu eşitlik için gereken bir eğitim
(veya zekâ) gerekir mi, gerekmez mi? Yoksa sağcı öküzler hop diye yine
başkalarını ötekileştirir mi? Şu an Türkiye’de ne yazık ki demokrasi
parasal bir anarşi gibi yaşanıyor. Demokarsiyi anlamak için, insanarası
saygı ve hürmeti anlamak gerek, ama öyle acaip kutuplaşmalar oluyor ki
artık, etnisite konusunda bir taraftan artık herkes serbestçe
konuşabiliyor, ama ortalık kin ve nefret kaynıyor. Türkiye için çok
yazık, çünkü eninde sonunda safkan bir şey yok. Bunu bizim asker bile
söylerdi, bunamadan evvel :-)
> Divan sazin var ve hic olmazsa bir parca calip sitene eklemiyorsun.
Buna şimdi ne diyeyim? Zorunda mıyım? Ustası mıyım? Belki yapmışımdır da
bilmiyorsundur? Belki yapmamışımdir ve sebepleri vardır? Belki
yapmamışımdır ama sebepleri yoktur? Ben dahi değilim (bence). Acıklı ek
bir problem, divan senelerdir bir atölyede, alt tarafında telleri tutan
tahtacık kırıldı ve tamir edecek adam ya vakit bulamıyor, ya da ne
bileyim, geçen hafta mail attım yine :-( Bir bağlamam da var, ama bir
türlü sevemiyorum, nedenini bilmiyorum. Yine de geçenlerde biraz
birşeyler çaldım, ama ciddî şekilde bunlarla uğraşmış olduğum seneler
offf … çeyrek asırdan evvel.
> Alevilerin yaptiklari müzik herkese uymaz. (Klasik bati müzigi de bu
> manada böyledir iste :-)
Olabilir, ama adamcağızı eksiltme. Beni eskiden bunlar hiç
ilgilendirmezdi. Adam ne? Dini ne? Ne biliyorum, ne de bilmek istiyorum,
insan olarak çok iyi, dostane hocaydı. Ayrıca da tipik değildi, onun ilk
plâğı (kapağına tercümeyi ben redige etmiştim) saz, gitar, org (!) ile
doğu ve batı müziklerinin buluşması ile ilgiliydi. Adam bağlamasında
Mozart çalardı, istediği zaman. Derslerde tabiîki Anadolu müziği öğretti
:-) Şimdi baktım, sana detay vermek için, plâği aradım, ama bulamadım,
son senelerde biraz ufuğumdan kaydı bu şeyler, o yüzden ne nerede
duruyor, hep aratıyor bana.
> Fakat, "peynirci" ile kendini a$tin üstad :-)
Lahanaya değil de, büyük kırmızı biberlere dolduracaksın o beyaz
peynirleri, sonra paketleyip, mangalda küllere sokacaksın. Acaip oluyor