Google Groups no longer supports new Usenet posts or subscriptions. Historical content remains viewable.
Dismiss

Sahte Tarihci, Anti-Turk Kin propagandisti Taner Akçam: "Hrant, Talat Paşa'nın intikamı için öldürüldü"

55 views
Skip to first unread message

steve...@gmail.com

unread,
Jan 19, 2020, 6:58:30 PM1/19/20
to


https://www.gazeteduvar.com.tr/forum/2020/01/19/hrant-talat-pasanin-intikami-icin-olduruldu/

Hrant, Talat Paşa'nın intikamı için öldürüldü

Hrant Dink’i niçin evinin önünde öldürmediler? Ya da niçin kaçırıp, öldürüp, cesedini bir yere atmadılar, diğer faili meçhullerde yaptıkları gibi? Bunların her birisini isteselerdi yaparlardı. Ama böyle yapmak yerine, Agos’un önünde, cadde ortasında, herkesin gözü önünde, hem de kafasına arkadan sıkarak öldürdüler! Çünkü Hrant nezdinde Ermenilerden Talat Paşa’nın intikamını almak istediler.

Taner Akçam*
1/19/2020

Sevan Nişanyan Facebook sayfasında Hrant Dink için yazdığı bir yazıda özetle, “Cinayet son derece açık ve aydınlık bir cinayettir. Çözülmedi diyenler yanlış yapıyorlar” diyor. Ve gelişmeleri basitçe özetliyor. Her şey, cinayet Genelkurmay’ın bildirisi ile başladı. “Hesap soracağız” denildi ve düğmeye basıldı. Valilikte tehdit edildi; ülkücüler AGOS önüne gönderildi ve Veli Küçük ile Doğu Perinçek önderliğinde, Talat Paşa komitesi büyük bir kampanya başlattı. Ertuğrul Özkök yönetiminde Hürriyet kampanyanın basın ayağını yürüttü. Sonra da cinayet…

Sevan haklı… Aradaki halkalara ilişkin elimizde belge olmaması önemli değil. Belki de hiç belge üretilmedi bu ara halkalar için… Birkaç telefon yetti de arttı… Ertuğrul Özkök’e resmî belgeli emir gitmesine, Talat Paşa komitesine haydi eyleme geçin denmesine gerek yoktu ki, onlar zaten vaziyetten vazife çıkartacak bilgi, yetenek ve zekaya sahiptiler.
Hrant Dink cinayeti, T.C. Devleti’nin en organize cinayetiydi. Son derece de açık ve aleni işlendi. Hem işlenmesi aleni hem de daha sonra sürece yayılarak “üstünün örtülmesi” de aleni yapıldı. Aslında “üstü örtüldü” denen de hepimizin gözleri önünde…
Yani ortada kimsenin bilmediği bir şey yok.
Hrant Dink, Ermeni olduğu için ve Talat Paşa’nın intikamını almak için öldürüldü. Hrant’ın öldürülmesi 1,5 Milyon + 1’dir. Bu ülkede hala bunu görmek istemeyen; Hrant’ın ölüm yıldönümünde göz yaşı döken ama ertesi günü, soykırım kelimesinden öcü gibi kaçan büyük bir topluluk var.
Bu nedenle, yıllar önce bir yazıda yazdığım bazı bilinenleri tekrar etmek istedim.
Soru basit: Hrant Dink’i niçin evinin önünde öldürmediler? Ya da niçin kaçırıp, öldürüp, cesedini bir yere atmadılar, diğer faili meçhullerde yaptıkları gibi? Bunların her birisini isteselerdi yaparlardı. Ama böyle yapmak yerine, Agos’un önünde, cadde ortasında, herkesin gözü önünde, hem de kafasına arkadan sıkarak öldürdüler! Niçin?
Çünkü Hrant nezdinde Ermenilerden Talat Paşa’nın intikamını almak istediler. Talat Paşa, 15 Mart 1921’de, Berlin’de, soykırımdan sağ olarak kurtulan Soghomon Tehlirian tarafından, cadde ortasında, herkesin gözü önünde öldürüldü. Tehlirian, Talat Paşa’ya arkadan yaklaştı ve kafasına sıkarak öldürdü. Kaçarken yakalandı. 2-3 Haziran tarihlerinden görülen dava sonucunda da beraat etti.
Cinayetin, bilmediğiniz bir başka benzerliği daha var: Tehlirian olay yerinden kaçarken yakalanmıştı ama aslında suikast planını yapanların aldıkları karara göre kaçmaması, olduğu yerde durması ve teslim olması gerekiyordu. Hrant Dink soruşturmalarında var olan bazı kayıtlardan aslında Ogün Samast’ın da kaçmaması, en azından İstanbul’da yakalanması gerektiğinin planlandığı anlaşılıyor. Her şey, 1921’deki gibi olmalıydı. Amaç hem Talat Paşa’nın intikamını almaktı hem de Ermenilere 1915 soykırımını, onların sesini boğmak için yaptıklarını hatırlatmaktı. “Biz bu topraklarda bir Ermeni’ye, 1915’den sonra özgürce konuşma imkânı vermeyiz” demek istiyorlardı.
Her şey, ama her şey, 1921 yılında işlenmiş suikastın intikamını almaya uygun örgütlendi. Yasin Hayal’in, McDonalds olayı sonrası, hapisten çıktığında, babası ile Talat Paşa’yı konuştuğunu biliyoruz. Babasına soruyormuş, “Baba, Talat Paşa’nın nasıl öldürüldüğünü biliyor musun?” Bayağı bilgi sahibi de olmuş olay hakkında aslına; “Talat Paşa’ı öldüren adamın ceza almadığını, serbest bırakıldığını da biliyor muydun” diye ekliyormuş.

Hrant Cinayeti ile bugün artık unuttuğumuz, Talat Paşa Komitesi ve yürüttüğü eylemler arasında doğrudan bağın altını çizmekte fayda var.
Talat Paşa Komitesi, “Ermeni soykırımı uluslararası bir yalandır” sloganı altında, Avrupa’da ve Türkiye’de Ermeni düşmanlığını örgütlemek amacıyla kurulmuştu. Başta İstanbul sonra Lozan 2005, Berlin 2006, Paris ve Kuzey Kıbrıs 2007 Talat Paşa mitingleri düzenlemişlerdi. Bu komite, Ergenekon’un en önemli kitlesel örgütlenmelerinden birisiydi. Kurucu üyelerinin bir kısmı Ergenekon davası sanığı ve tutuklusu idiler. Bugün ise iktidar ortağılar.

*Prof. Dr. Clark Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Görevlisi

* Forum kategorimiz çok çeşitli türde içeriğe açıktır. Gazete Duvar'ın editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.



steve...@gmail.com

unread,
Jan 19, 2020, 6:59:16 PM1/19/20
to

https://www.aydinlik.com.tr/tanidigim-taner-akcam-nasil-devsirildi

Hikmet Çiçek

aydinlik.com.tr, 16.11.2014

Tanidigim Taner Akçam nasil devsirildi?

Dev-Yol’un eski liderlerinden Taraf gazetesi yazari Taner Akçam, yazilarinda Nasuh Mitap’i anlatti. Kim bu Taner Akçam? Hala “Sol” adina konusma cüretini nereden buluyor? Taner Akçam’in, nasil “degisime ugradigini” degil de nasil dönek oldugunu anlatayim.

Devrimci Yol’un kurucu önderlerinden Nasuh Mitap’i geçen hafta kaybettik. Nasuh, 12 Eylül askeri darbesi ile birlikte tutuklanan ve yogun iskenceli sorgulardan geçirilen bir devrimci. Dev-Yol ana davasinda idam istemiyle yargilandi, 11 yil hapiste kaldi. Dev-Yol’un eski liderlerinden Taraf gazetesi yazari Taner Akçam, 11 ve 12 Kasim tarihli yazilarinda Nasuh Mitap’i anlatti. Kemalizm konusunda Mitap’la yollarinin nasil ayrildigini yazdi. Mitap’in, “Ben senin eski kafa dedigin Ittihatçi solculardanim, bu tutumumu degistirmeye hiç de niyetim yok” dedigini aktardi.

Nasuh’u çok eskiden tanirdim. Taner Akçam’i ise daha Kurtulus Lisesi ögrencisiyken, bir “devrimci liseli” olarak SBF’ye, Basin Yayin Yüksek Okulu’na gelislerinde tanimistim. 40 yili geçmistir.

Akçam’in yazilari, nasil bir “dönüsümden” geçtigini çok iyi gösterir. Liberaller, sosyalist saflari terk edenleri “degisim” ya da “dönüsüm”e ugradi diye överler. Önceki gün Halk TV’de Ümit Aslanbay ve Cüneyt Akman da bunu yaptilar.

Kim bu Taner Akçam? Hala “Sol” adina konusma cüretini nereden buluyor? Taner Akçam’in, nasil “degisime uradigini” degil de nasil dönek oldugunu anlatayim.

‘INTIKAM IÇIN ÖLDÜRDÜLER’

Taner Akçam, 23 Ocak 2012 günlü Taraf’ta, “Talat Pasa’nin intikami alinmistir” baslikli yazisinda bakin neler demisti:

“Hrant Dink’i Talat Pasa’nin intikamini almak için öldürdüler. Her sey, ama her sey, 1921 yilinda islenmis suikastin intikamini almaya uygun örgütlendi... Niçin? Çünkü Hrant’in nezdinde Ermenilerden Talat Pasa’nin intikamini almak istediler... Her sey, 1921’deki gibi olmaliydi. Amaç hem Talat Pasa’nin intikamini almakti hem de Ermenilere 1915 soykirimini, onlarin sesini bogmak için yaptiklarini hatirlatmakti.”

Iki cinayet arasinda böyle bir “benzerligi” ancak Akçam gibi bir “bilim adami” bulabilirdi. Akçam’in nasil “devsirildigini” ve marifetlerini Aydinlik’ta çok yazdik ama gene hatirlatmakta yarar var.

Reklamdan sonra devam ediyor ?

Akçam, 1977 yilinda cezaevinden kaçarak Almanya’ya gittikten sonra müthis bir “degisime” ugradi. Geçmisini, davasini, arkadaslarini ve vatanini bir kenara birakti. Alman istihbarat servisinin konugu oldu, “siyasi mülteci” sayildi ve kisa sürede Alman uyruguna kabul edildi. Tessa Hofmann ile tanistirildi. Hoffmann, Berlin Hür Üniversitesi’nde, “Türkiye ve Kafkaslar’da Azinlik Çatismalari Uzmani.” Alman istihbaratinin “think tank”i olarak kabul edilen Hamburg Sosyal Incelemeler Enstitüsü, Akçam’a hemen “Arastirma Bursu” vermeye basladi. 1988 yilinda ise Enstitü’nün maasli elamani oldu. Hamburg Bilim ve Kültürü Tesvik Vakfi’nin yüklü miktardaki bursuyla, “Türkiye ve Dogu Sorunu” baslikli doçentlik tezini hazirladi. Akçam’in “arastiracagi” konulari, Tessa Hoffmann ve Alman Dogu Enstitüsü belirliyordu. Akçam’a siparis edilen konular sunlardi: “Türk Tarihinde siddet”, “Türk Tarihinde iskence”, “Ermeni Soykirimi.” Özeti “Türkiye’nin cinayet dosyalari.” Emperyalizm bu konularin yazilmasini istiyordu. Görev yerine getiriliyordu.

AKIL HOCASI TESSA HOFFMANN

Akçam’in elinden tutan Dr. Tessa Hofmann’in Almanya Disisleri Bakanligi’yla ve Federal Istihbarat Servisi (BND)’yle baglantili oldugu biliniyor. Hofmann ayni zamanda Ermeni Yazarlar Birligi onur üyesi. Hoffmann’in tezgahindan geçen bir baska “siyasi mülteci” de Oral Çalislar’dir. Hamburg Sosyal Incelemeler Enstitüsü, Almanya’nin Türkiye Istihbarat masasi seflerinden Udo Steinbach’in yönettigi ve kaynagi Alman Disisleri Bakanligi bütçesinden saglanan Hamburg Dogu Enstitüsü ile birlikte Tessa Hofmann tarafindan yönlendiriliyordu.

Taner Akçam’i “Ermeni soykirimini dogrudan bir suç olarak elestiren ilk Türk” ünvani ile tanitan Hoffmann, yillardan beri “Ermeni kiyiminin 20. yüzyilin ilk ve sistemli jenosidi olarak Nazilerin Yahudi kitle kiyimina örnek olusturdugunu, dahasi gaz odalarinin da ilk kez Türkler tarafindan kullanildigini” iddia eden kitaplar yaziyor, yazdiriyor ve yayinlatiyor.

Hofmann, Almanya’da 1994 yilinda çikan Ermeniler ve Ermenistan adli kitabinda söyle yaziyor: “Ittihatçilar gözleri kan bürümüs irkçilar toplulugu. Mustafa Kemal, iki milyonu askin Ermeni ve Rum’un katili. Ermeni isyancilar ise umutsuzlugun verdigi bir cesaretle savasan aile reisleridir. Van, Erzurum, Bitlis ve Trabzon Ermenilerin yurdudur.”

DÖNEK PORTRELERI

Hasan Yalçin, “Dönekler”de Taner Akçam’i söyle anlatir:

“Oralarda usul budur, ajan, ajani bulup getirir. Devsirme üzerinden yenileri devsirilir. Usta terzinin iyi kumasi bir dokunusta anladigi gibi, usta istihbarat örgütü de olacak oglani bir bakista tanir. Taner Akçam’in basvurusu Alman Aygiti’nin seflerini çok sevindirmis olmali, ‘tam istedigimiz gibi’ demislerdir mutlaka. Çünkü adam birincisi, Türk; ikincisi, solculuktan geliyor; üçüncüsü, Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birini bitirmis, yani kumas her bakimdan iyi.

“Daha önemlisi çevresinden, davasindan, vatanindan kopmustur; bostur ve bosluktadir. Her sekli almaya, istenen her hizmeti vermeye hazir. Kontrgerilla örgütlerinin, yetistirip kullanmak için anasiz babasiz çocuklari özellikle tercih ettigi televizyon dizilerine bile konu olmustur. Çünkü böyleleri siki baglanir, itaatte kusur etmez, aygiti babasinin yerine koyar.

“Alman psikolojik savas aygitinin, Türkiye ve Ortadogu politikasinda kullanmak üzere, ‘Ermeni soykirimini dogrudan bir suç olarak niteleyen’ Türklere ihtiyaci vardir. Söyle veya böyle bu adam mutlaka yaratilacaktir. Taner Akçam sadece arastirma yapacagi konulari degil, içine sokulacagi kalibi da Alman devletinin dosyalarinda hazir bulmustur.”

steve...@gmail.com

unread,
Jan 19, 2020, 7:00:10 PM1/19/20
to

Taner Akçam is a fraud, a fake professor of Armenian genocide studies, and an anti-Turkish hate monger. He makes his living from anti-Turkish hate mongering. He wrote many dozens of fake books on documenting Armenian genocide that never happened.

Akçam, writing from the safe distance of the University of Minnesota, has worked through thousands and thousands of documents to find concrete evidence thereof, against considerable difficulty.

For one thing, in the post–World War I era, the so-called Young Turks who had led the genocide were still in power and ordered the destruction of countless incriminating documents.

Where the hell does Akçam get his so called "documents"???

For another, no less comprehensive, that postwar Turkish government promulgated an alphabet reform that replaced Arabic script with Latin letters, so that, apart from a few scholars, Turkey is now “a society that cannot read its own newspapers, letters and diaries if they were written before 1928.

As a result, citizens pf Turkish is totally dependent on history as the state has defined and written it.

More puzzling is the complicity of the victorious Allies in allowing Turkey to escape punishment for, and then deny, its actions against the Armenians; Akçam turns up documents there, too.

Akçam, is unsparing in his evidence, including proof that Turkish officials who refused to obey murderous orders were themselves murdered.

Yet the author also ventures explanations for how the genocide could have been so easily conducted:

a) Most Turks, it appears, condoned it, believing that with the rapid collapse of the Ottoman Empire, their nation was in danger of being carved up by Armenian nationalists.

b) Ironically, hoping for a homeland of their own, Muslim Kurds joined in the slaughter of Christian Armenians, who had “been willing to convert to escape death.”

c) Convicts released from prison for the purpose butchered tens of thousands, too.

Akçam was born in October 23, 1953, studied economics (not history) at the Middle East Technical University in Ankara, and graduated in 1976. Akçam was arrested for participating in student protests against the Turkish invasion of Cyprus. In 1975 he was arrested for distributing leaflets and placing posters around the city.

On March 9, 1976, soon after graduating from university, while a graduate student at the same department (not history), he was arrested for his involvement in producing a student journal that focused on the treatment of Turkey's Kurdish minority.

Revolutionary Youth Federation (Devrimci Gençlik), was the journal of a radical leftist organization, called Devrimci Yol ("Revolutionary Path"). Akçam explained that he accepted the editorship position, aged 22, since none of his peers stepped up to the plate, knowing that it could land him in jail.

His fears materialized when he received a nine-year sentence in early 1977, which resulted in Amnesty International adopting him in 1976 as a prisoner of conscience. He served for a year before escaping from Ankara Central Prison on March 12, 1977, using the leg of an iron stove to dig a hole. He received political asylum from Germany in 1978, where he obtained citizenship and resided until obtaining his doctorate degree (in economics) in 1995.

In August 1988 Akçam began work as a research scientist at the Hamburg Institute for Social Research. He received his PhD from the University of Hanover with a dissertation titled, Turkish Nationalism and the Armenian Genocide: On the Background of the Military Tribunals in Istanbul between 1919 and 1922. Akçam is a former student of fellow genocide scholar, Vahakn Dadrian. In 1997, a Dutch documentary titled "Een Muur van Stilte" (A Wall of Silence), written and directed by Dorothée Forma of the Humanist Broadcasting Foundation (Dutch: Humanistische Omroep Stichting), was made about their "academic relationship."

So, when and how did he become an expert of Turkish Nationalism and the Armenian Genocide???

Remember, his education is in economics starting at the Middle East Technical University in Ankara, continued as as a research scientist at the Hamburg Institute for Social Research.

When and how did Akçam learn Ottoman language at an expert level, while only a few scholars have that capability in the Turkish Republic after the alphabet reform in 1928???

Remember his birthday is October 23, 1953.

When and how did Akçam get a hold of Ottoman documents which were all destroyed to start with by the Ottoman officials.

Is Ahval News being the mouth-piece of a fraud, a fake a professor of Armenian genocide studies, and an anti-Turkish hate monger???

Armenian anti-Turkish hate monger, ????

What the hell is Ahval News getting out of being the mouth-piece of a fraud, a fake a professor of Armenian genocide studies, and an anti-Turkish hate monger???


0 new messages