Google Groups no longer supports new Usenet posts or subscriptions. Historical content remains viewable.
Dismiss

Mustafa Kemal´in babasi kim ??

5,270 views
Skip to first unread message

Dogr...@my-dejanews.com

unread,
May 27, 1998, 3:00:00 AM5/27/98
to


Hilafet Devleti yayinlarindan alinmistir.


M.K E M A L'I N B A B A S I K I M ?

SELANIK ASLIYE HUKUK MAHKEMESI
Ilâm karar numarasi: Adet/451
Abdus'un ölümünden sonra Zübeyde Abdus'un karisi oldugunu ve oglu
da Abdus'un oglu oldugu iddiasi ile açmis oldugu miras davasinda
Abdus'un kardesleri, mahkemeye vermis olduklari iddianâmede
Zübeyde'nin Abdus'un karisi olmadigini ve umumhâneden
(genelevinden) odalik aldigini ve oglu Mustafa iki yasinda kucaginda
oldugunu ve Abdus'un bilaveled öldügünü iddialari ile keyfiyetin
umumhâneden sorulmasini talepleri üzerine umumhâneye yazilan
tezkerin cevabinda, "Zübeyde'nin oglu ile beraber 19 Haziran 1297'de
umumhânemize dühul edip, Yenisehir'li Abdus isminde bir kabadayi ile
anlasip 11 Nisan 1298'de umumhânemizden hüruc etmistir
(çikmistir)!". Bu yaziya istinaden Zübeyde'nin davasinin reddine
karar
verilmistir.
22 Kanunîevvel 1298 20 kurusluk pul

Hakim Aza Aza
Selanik Asliye
Hukuk Mahkemesi

Mühürü Mühür Mühür

M.Kemal´in Babasi kim ?

Yukarida metnini koydugumuz ve latin harfleriyle de yazdigimiz
"Selanik Asliye Hukuk Mahkemesi" basligini tasiyan yazi ile Dr. Riza
Nur'un "Hayat ve Hatiratim" adli eserinin üçüncü cildinin 561.
sayfasindaki yazi ana hatlariyla birbirini tutmakta ve teyid eder
mahiyettedir.

Ilaveten sunu da söylemek gerekir: Fransiz nazirlarindan Hedyo
Paris'te Türkiye üzerine verdigi ve "Conferencio" mecmuasinda
nesredildigi konusmasinda Mustafa Kemal'in babasinin meçhul
oldugunu söylemistir. Ayrica, Mustafa Kemal'in gayr-i mesru olarak
dünyaya geldigi ve bu hususta Yunanistan'da bir mahkeme karari
bulundugu, kendilerine itimad edilir zatlari tarafindan kulaktan
kulaga
söylenmekte ve dolasmaktadir.

Bütün bunlara ragmen; muhakkik ve müdekkikler, tarihçiler, ilgililer
arastirmalarini yapsinlar, sorsunlar, sorustursunlar; sahte ve
yanlis
bilgi ve belgeler varsa müdellel bir sekilde ortaya koysunlar.
"Ümmet" Gazetesi ve yazarlari bundan memnun olur, kendilerine tesekkür
ederler. Çünkü gaye ve maksat, sahis ve sahsiyet degil, hakikatlarin
ortaya çikmasidir, tarihî hakikatlarin tam ve aslina uygun olarak
yeni
nesillere intikal edilmesidir.

Ayrica su husus da gözardi edilemez: 5816 sayili "Atatürk'ü Koruma
Kanunu"nun arkasinda yatan mana nedir? Bu kanunla neler getirilmek
isteniyor? Dünyanin neresinde görülmüs böyle bir kanun?!. Gerçekleri
gizlemek mümkün mü? "Mizrak çuvala sigmaz!" demis atalar!
Kemalistlerin gücü yetiyorsa mizragi çuvalda saklasinlar!..

Gösterdikleri hassasiyet çok yanlistir ve çok tehlikelidir. Onlarin
yapacagi bir is var. O da kaldirsinlar koruma kanunlarini,
lagvetsinler
Devlet Güvenlik Mahkemeleri'ni!..

Mustafa Kemal hakkinda söylenenler ve yazilanlar yanlis ise
çatir çatir cevap verirler! Yoksa eger dogru ise; o zaman
kizmasinlar; gerçekler yazilsin da Ata'larinin kimligi, kim
oldugu ve ne mal oldugu ortaya çiksin!.. Bir Stalin'in, bir
Mao'nun akibetinden ibret alsinlar da akillansinlar!..

Bir gün gelecek, o çesit kanunlari delinecektir. Hak ve hakikat
bunlari
dile getirecektir. Tarih, muvakkat bir zaman susarsa da bir gün
gelir
ortaya çikar, susturmak isteyenleri bir silindir gibi ezer geçer;
kendilerini de, korumak istedikleri adami da rezil ve kepaze eder.
Hemde dünyanin gözleri önünde!.. Kur'an öyle demiyor mu? "... Yoksa
siz,
Kitab'in bir kismina inanip bir kismini inkâr mi ediyorsunuz?
Sizden bunu yapanin cezasi dünya hayatinda rezil olmaktan
baska nedir? Kiyamet gününde (onlar) azabin en siddetlisine
atilirlar. Allah yaptiklarinizi bilmez degildir." (Bakara, 85)

Bu, degismez ilahî bir kanundur; her yerde ve her zaman hükmünü icra
eder; Kemalist ordular, kemalist savcilar, kemalist Prof.'lar,
kemalist hocalar da bu ilahî kanun elinden Mustafa Kemal'i kurtaramazlar. Buna
imkân ve ihtimal yoktur! Nitekim kurtaramiyorlar; adamin sahsiyetsiz
bir vatan haini, din, namus ve millet düsmani oldugu ortaya
çikmakta,yazilmakta ve çizilmektedir.

Türkiye sinirlari içinde olmasa bile dünya nesriyatinda kendini
göstermektedir. "Ümmet" Gazetesi'nden bunlari okumaktasiniz ve
okuyacaksiniz. Avrupa memleketlerinde Mustafa Kemal'in bir Ingiliz
casusu oldugu, Türk-Yunan muharebesinin sadece bir muvazaa
(anlasmali dögüsten) ibaret oldugu, Yunan askerlerinin Izmir'e
çikislarinin, Ingilizler'e Mustafa Kemal tarafindan telkin ve
ilham edildigi, bütün bunlarin da Türkiye'yi mutlak surette Islam
dünyasinin liderliginden tardetmek maksadina mâtuf olarak planladigi
anlatilmakta, hatta bu kabil kitaplari okuyanlar Türkiye'ye
geldiklerinde es ve dostlarina gizlice aktarmaktadirlar.

Aradan elli-altmis senelik bir zaman geçmistir. Insaf ile kabul
etmek gerekir ki, hakikatin meydana çikmasina, ne suretle olursa olsun engel
olmak ilâ-nihâye sürüp gidemez. Dün kendisine agiz dolusu hakaret ve
iftira edilen Sultan Hamit, bugün "Ulu Hakan", "Cennetmekân" diye
anilmaktadir. Keza yukarida da görüldügü gibi, dün korkunç bir
diktatör olan Stalin'i bugün Rusya'da agzina alabilecek bir kabadayi yoktur.
Binaenaleyh zorlamalarla sahislarin ilâ-nihaye ayakta tutulmasina
imkân ve ihtimal yoktur.

"Selanik'te Riza Efendi adinda gümrük kolcusu birinin üvey oglu
Mustafa Kemal Harbiye Mektebi'ne geliyor. Mustafa Kemal'in babasi
hakkinda çok rivayet var; Kimi bir Sirp, kimi bir Bulgar'dir diyor.
Güya anasi bunlarin metresi imis. Yeni çikan "20. Asir Larousse" Pomak'tir
diyor.

Ihtiyar Tesalya'larin rivayeti sudur: Mustafa Kemal'in anasi
Selanik'te kerhanede imis. Yenisehir Tirnova'sindan ve oranin ileri gelen
kabadayilarindan Abdos Aga Selanik'e gelir, bu kadini görür, alir
götürür. Orada piç olarak Mustafa Kemal dogar. Mustafa bes
yaslarinda iken Abdos ölmüs, anasi oglu ile Selanik'e gelmis. 12
yasinda iken Mustafa, Tirnova'ya gidip miras istemis ise de
piçligini söylemisler, geri göndermisler. Mustafa, mektebe girmis. Anasi
gümrük kolcusu Ali Riza ile evlenmis.

Çok tuhaftir; Mustafa Kemal anasindan bahseder, fakat babasindan bir
defa bile bahsetmemistir. Hasili rivayetler çok. Hangisi dogru? Bir
seydeki rivayet çoktur; o sey belli degildir. Nitekim fende, ilimde,
tarihte hangi bahis hakkinda çok nazariye veya rivayet varsa o bahis
mâlum degildir. Demek Mustafa Kemal piç degilse bile babasi mâlum
degildir. Benim tahkikatima göre onun Riza adinda gümrük kolcusu bir
üvey babasi oldugu muhakkaktir. Mustafa Kemal babasindan kendi
bahsetmedigi gibi diger birinin bahsettigini isitirse ona düsman
olur.
Buna dair vukuât vardir. Nihayet Fransiz nazirlarindan Hedyo,
Paris'te Türkiye üzerine iki konferans verdi. Bunlari "Conferencio"
mecmuasinda nesredildi. Hedyo da orada "Mustafa Kemal'in babasi
meçhuldür!" diyor."

(Riza Nur, Hayat ve Hatiratim, III. cild, s. 561-562)
_________________________________________________________________

Merhum CEmaleddin Hoca´nin bu calismasi, Turkiyenin tarihine isik tutmus ve
putperestlerin Ata-putunun gercek yuzunu ortaya koymustur.

Allah kendisinden razi olsun, mekanini Cennet eylesin. Amin

-----== Posted via Deja News, The Leader in Internet Discussion ==-----
http://www.dejanews.com/ Now offering spam-free web-based newsreading

ozgur

unread,
May 27, 1998, 3:00:00 AM5/27/98
to

Dogrusoz,

Siz ve sizin gibiler bir turlu basit bir gercegi anlayamiyorsunuz. Kiminiz M.K.
Ataturk'un yahudi oldugunu ispat etmege calisiyorsunuz, kiminiz gayrimesru
dogdugunu, annesinin fahise oldugunu ispat etmege calisiyorsunuz. Anlayamadiginiz
basit gercek su: Ataturk'un soyunun, sopunun, gecmisinin, etnik kokeninin zerre
kadar bile onemi yok. Ataturk Turk ulusu icin yaptiklarini butun dunyanin gozleri
onunde yapti. Bu yaptiklari icin biz ona saygi duyuyoruz. Ataturk Yahudi olsa ne
yazar, Ermeni olsa ne yazar? Onemli olan yaptiklari.

Hem bir de dindar oldugununuzu iddia ediyorsunuz. Dediklerinizi bir an icin dogru
kabul etsek bile bir insanin soyu gibi kontrolunde olmayan bir sey icin nasil bir
insani elestirirsiniz? Bir insanin soyu o insanin gunahi olabilir mi? Bu
insanliga sigar mi? Dindarliginiza sigar mi? Islam dinine sigar mi? Yaziklar
olsun size!

Ozgur

Yusuf Kevik

unread,
May 27, 1998, 3:00:00 AM5/27/98
to

Dogr...@my-dejanews.com in <6kgete$a23$1...@nnrp1.dejanews.com>
haberinde havlamis ki: Mustafa Kemal|in babasi kim ??:


Sana ufak bir soru.

Sen babanin kim oldugunu biliyor musun? Oldugun vakit, cenaze
namazinda, babanin adiyla mi, ananin adiyla mi cagirilacaksin?

De get simdi bir miktar tefekkure dal! Netekim tefekkurde, alanlara
nice ibretler ve hikmetler vardir!

Kevioglu


KulTegin

unread,
May 27, 1998, 3:00:00 AM5/27/98
to

>Merhum CEmaleddin Hoca´nin bu calismasi, Turkiyenin tarihine isik tutmus ve
>putperestlerin Ata-putunun gercek yuzunu ortaya koymustur.
>
>Allah kendisinden razi olsun, mekanini Cennet eylesin. Amin
>
>

gotoglani cemaleddin gaplanin gotune ceennemde zebaniler gaziii zohtuhca avaz
avaz baardilari tee buraa gadde gelyo len dogrusoz lavuu sen duymuyon mu
gulaani yihat len

Yakup Egemen Cilasun

unread,
May 28, 1998, 3:00:00 AM5/28/98
to

Dogrusoz salagi,
Hadi farzedelim Cemalettin Hiyaragasi'nin bu iddialari dogru. Ne cikar.
Altin camura dusse degerini yitirir mi? Tenekeyi parlatsan ceyrek altin
eder mi? Cemalettin Hiyaragasi'nin iddalari'nin yalan oldugu zamaninda
elli kere ispatlandi, ama dogru desek bile Mustafa Kemal Ataturk'un
kisiligini zerre kadar zedelemez.
Nasil ki senin annenin namuslu bir hanim olmasi senin orospu cocugu olmani
etkilemiyorsa, Ataturk'un soyu sopu da onun Turk milletinin gozundeki
degerine toz konduramaz.
Yikil simdi zibidi.

Adanali

unread,
May 28, 1998, 3:00:00 AM5/28/98
to

Bu ilmegi okuyunca aklima merhum Neyzen Tefikten bir dize geldi:

"Isgaldeki hali sakin unutma,
Ataturk e laf soyleme gereksiz.
Sen anandan yine cikardin amma,
Baban kimdi bilemezdin serefsiz".

Sanki hic bir sey degismemis.

Saglicakla kalin.

Zekeriya

Harbiyeli

unread,
May 29, 1998, 3:00:00 AM5/29/98
to

NE ARARSIN TANRI ILE ARAMDA
SEN KIMSIN KI ORUCUMU KOLLARSIN
HAKIKATEN GOZUN YOKSA HARAMDA
BAS ACIGA NEDEN TURBAN SORARSIN

RAKI SARAP ICIYORSAM SANA NE?
YOKSA SANA BIR ZARARIM ICERIM
IKIMIZDE GELSEK KILDAN KOPRUYE
BEN DURUSTSEM SARHOSKEN DE GECERIM

ESIR IKEN MUMKUNMUDUR IBADET?
YATIP KALKIP ATATURK'E DUA ET
SENIN GIBI DURZULERIN YUZUNDEN
DISINDEN DE SOGUYACAK BU MILLET

ISGALDEKI HALI SAKIN UNUTMA
ATATURK'E DIL UZATMA SEBEBSIZ,
SEN ANANDAN YINE CIKARDIN AMA
BABAN KIMDI BILEMEZDIN SEREFSIZ

kubilay_oncu

unread,
May 30, 1998, 3:00:00 AM5/30/98
to

Oncelikle;


"Selanik Asliye Hukuk Mahkemesi" ne demektir lan muhterem dingiller?

"Asliye Hukuk Mahkelemeleri", 1 baskan ve 2 uye hakimden kurulu yapilariyla
1924 yilinda kabul edilip uygulamaya konulan hukuk devrimi cercevesinde
Turkiye Cýmhuriyetinde uygulamay gecmis bir olgudur.

Selanik Asliye Hukuk Mahkemesi, 1877 yillarinda, hilerde kurulacak TC'nin
pilot uygulamasi miydi?


Ayrica;

Hicri 1298 acebam miladi hangi yila gelir ve de 1881 dogumlu Mustafa Kemal o
tarihte kac yasinda olur? Bu cahil Kubilay hesapliyor, 1870 felan buluyor
lan muhterem dingiller...

Mustafa Kemal nakis (eksi) 11 yasinda iken mi bu kerhane muvzuu cikmis lan
kerhaneci din tuccarlari?

Ayriyeten;

"Fransiz naziri Heydo" kimdir? Tam adi nedir? Horoydo olabilir mi?
Hangi donemde ne bakani olarak gorev yapmistir?

"Conferencia" mecmuasi neyle istigal eder, kim cikartir? Ismi hangi
dilde ne anlama gelir?


Dingiller...


Kubilay

In article <6kgete$a23$1...@nnrp1.dejanews.com>, Dogr...@my-dejanews.com says...

------------------
Spam free Usenet news http://extra.newsguy.com

kizi...@hotmail.com

unread,
Jun 1, 1998, 3:00:00 AM6/1/98
to

In article <6kpp2i$3...@edrn.newsguy.com>,

Kubilay Oncu wrote:
>
>
> Oncelikle;
>
> "Selanik Asliye Hukuk Mahkemesi" ne demektir lan muhterem dingiller?
>
> "Asliye Hukuk Mahkelemeleri", 1 baskan ve 2 uye hakimden kurulu yapilariyla
> 1924 yilinda kabul edilip uygulamaya konulan hukuk devrimi cercevesinde
> Turkiye Cımhuriyetinde uygulamay gecmis bir olgudur.

>
> Selanik Asliye Hukuk Mahkemesi, 1877 yillarinda, hilerde kurulacak TC'nin
> pilot uygulamasi miydi?
>
> Ayrica;
>
> Hicri 1298 acebam miladi hangi yila gelir ve de 1881 dogumlu Mustafa Kemal o
> tarihte kac yasinda olur? Bu cahil Kubilay hesapliyor, 1870 felan buluyor
> lan muhterem dingiller...
>
> Mustafa Kemal nakis (eksi) 11 yasinda iken mi bu kerhane muvzuu cikmis lan
> kerhaneci din tuccarlari?
>
> Ayriyeten;
>
> "Fransiz naziri Heydo" kimdir? Tam adi nedir? Horoydo olabilir mi?
> Hangi donemde ne bakani olarak gorev yapmistir?
>
> "Conferencia" mecmuasi neyle istigal eder, kim cikartir? Ismi hangi
> dilde ne anlama gelir?
>
> Dingiller...
>
> Kubilay
>
meydani bos buldu bunlar
tebrik ederim Kubilay
Diline saglik

Dogr...@my-dejanews.com

unread,
Jun 3, 1998, 3:00:00 AM6/3/98
to


Kevioglu, islamda ki cenaze bahsini okudugunu burada isbatlamissin.
Orada Annenin adiyla cagrilmanda ki hikmetide ogrenmissindir.

Bir cocugun Annesinin yüzde yüz bilinmesi ve babasinin bu oranla
belirtilmeyisi sozkonusu. Yoksa cocugun babasi belirsiz oldugu degil.

Kevioglu,
sen bir adama Turklerin Atasi diyeceksin, ancak kendi atasini ve
akrabalarini bilmeyeceksin. Olacak bir seymi bu ???
Sen, bana Peygamber efendimizin atasini sor. Bak sana nasil cevab veriyorum.
Istersen, dedesini, süt annesini, amcalarini....
Hepsini sorabilirsin.
Biliyorsun, Peygamber efendimiz miladi 571 yilinda dogdu. Yani, bunda 1400
kusur sene once. Senin atana gelince, bunda yuz seneye dogru bir zaman
oncesinde dogdu. Say bakalim, senin atanin amcalarini, dedesini vs.

Iste, bunlari sayamazsin Kevioglu. T.C. 80 senedir bunu bulamamis, sende bunu
kolay kolay bulamazsin. Cunku adamin gecmisi ve hayati belirsiz, karanlik
icerisinde.

Bu belirsizlikler icinde yuzen islam dusmani adamin arkasinda yuruyecegine,
seni sadece islami cizgide yurumeye davet ediyorum.

Simdi de sende sira, tefekkure dalmak.
Insanliga karsi olan sevgilerimle.

Dogr...@my-dejanews.com

unread,
Jun 3, 1998, 3:00:00 AM6/3/98
to

In article <6kpp2i$3...@edrn.newsguy.com>,
Kubilay Oncu wrote:

Kubilay,
konusma adabi diye bir kural var insanlik aleminde.
Sen, bu kurala uyarsan yazismayi surdurebiliriz.
Yoksa, senin bu hakaretli yazilarina cevab verecek olursam, ahlaki duzeyini
tolere etmis olurum.
Bir ateist ile Allah惺n varligini tartisirim, bir hiristiyan ile islam dini
ile hiristiyanlik dinini tartisirim. Yeter ki, bu kurala uysunlar.

Sende de istedigim bu kurallara uyman. Biraz kendini yorarsan, guzel bir
sohbetin baslangici olabilir belki.

Secim sende.

Dogr...@my-dejanews.com

unread,
Jun 3, 1998, 3:00:00 AM6/3/98
to

In article <356C1623...@ultranet.com>,
ozgur <oz...@ultranet.com> wrote:

Ozgur, son cumleni gormemezlikden gelerek, soylediklerine bir nebze de olsa
deginmek istiyorum.

Ozgur, Turkiyede bir Ataturk koruma kanunu var. Bunun nedenini bana
aciklayabilirmisin ? Iyi birisi ise, ne icin kanun,asker ve polis tarafindan
korunmaya ihtiyaci var. Her putunun onune nerdeyse bir asker dikecekler.

Sana hak veriyorum, her gelen Ataturk hakkinda konusuyor ve onun en iyi
matematikci, fizikci, astronom, filozof, sair, asker vs. oldugunu savunuyor.
Onun, bu vatani kurtardigini ve insanlarin namusu ve dinini korudugunu bile
savunanlar var. Iste, bu yasaklar ortada kalktigi zaman ve arsivler acildigi
vakit, bu meseleler aydinliga cikacaktir.

Ozgur,
Mustafa Kemal惺n gecmisine gelince. Sende okumus birisi olarak bana hak
vereceksin. Insanin geldigi cevre ve ortam gelecegini etkiler. Hatta hayatinin
gidisatini belirler.
Ataturk de bu cevreler de geldi ve bu toplumu da kendisi gibi namus ve iman
dan uzaklastirmak istiyordu. Dikkat edersen, dostu ile islam nikahi
yaptirmamis. Baleler duzenlemis ve bir kizi birakarak digerine sarilmis.
Olecegi anda bile nice kizlari odasina cagirmis. Icki ve sigara dan zaten hic
bahsetmiyorum.
Bu adamin gelis yeriyle yasayisi arasinda hic bir tenakuz yoktur.

Sana sunlari sormak istiyorum:

Bu adam, bu toplum icin neler yapmis, kimi nerde ve nasil kurtarmis ??

Ornek alinacak bana bir yonunun soyleyebilirmisin bu insanin ???

_____

Islam ve dine sigdirma meselesine gelince....
Muslumanlik, dine dusman olanlari red etmek ile basliyor. Onlari getirdikleri
kural kanun ve yasalari red edip inkar etmekle basliyor. Zamanimizdaki
musluman da demokrasi, komunizm, kemalizm ve laikligi red ederek ve
Allah惺n seriatini da kendisine hayat sistemi olarak kabul ettikden
sonra..... ancak Allah惺n gonderdiklerini kabul etmis olur.


> Siz ve sizin gibiler bir turlu basit bir gercegi anlayamiyorsunuz. Kiminiz
M.K.
> Ataturk'un yahudi oldugunu ispat etmege calisiyorsunuz, kiminiz gayrimesru
> dogdugunu, annesinin fahise oldugunu ispat etmege calisiyorsunuz.
Anlayamadiginiz
> basit gercek su: Ataturk'un soyunun, sopunun, gecmisinin, etnik kokeninin
zerre
> kadar bile onemi yok. Ataturk Turk ulusu icin yaptiklarini butun dunyanin
gozleri
> onunde yapti. Bu yaptiklari icin biz ona saygi duyuyoruz. Ataturk Yahudi
olsa ne
> yazar, Ermeni olsa ne yazar? Onemli olan yaptiklari.
>
> Hem bir de dindar oldugununuzu iddia ediyorsunuz. Dediklerinizi bir an icin
dogru
> kabul etsek bile bir insanin soyu gibi kontrolunde olmayan bir sey icin
nasil bir
> insani elestirirsiniz? Bir insanin soyu o insanin gunahi olabilir mi? Bu
> insanliga sigar mi? Dindarliginiza sigar mi? Islam dinine sigar mi?
Yaziklar
> olsun size!
>
> Ozgur
>
>

-----== Posted via Deja News, The Leader in Internet Discussion ==-----

kubilay_oncu

unread,
Jun 3, 1998, 3:00:00 AM6/3/98
to

In article <6l40hj$pj8$1...@nnrp1.dejanews.com>, Dogr...@my-dejanews.com says...

>
>In article <6kpp2i$3...@edrn.newsguy.com>,
> Kubilay Oncu wrote:
>
>Kubilay,
>konusma adabi diye bir kural var insanlik aleminde.
>Sen, bu kurala uyarsan yazismayi surdurebiliriz.
>Yoksa, senin bu hakaretli yazilarina cevab verecek olursam, ahlaki duzeyini
>tolere etmis olurum.


Bu sarmalda birileri Mustafa Kemal'e "esek" dediler, onlari da kiniyor musun?

Senin post ettigin yazida bir merhum kadin icin "fahise" tanimlamasi senin
insanlik duzeyini gostermiyor mu? Burada birileri de cikip Cemalettin'in
anasi da Koln'de kirmizi isikli bir evde calisiyordu dese nasil karsilardin
acaba?

>Bir ateist ile Allah惺n varligini tartisirim, bir hiristiyan ile islam dini
>ile hiristiyanlik dinini tartisirim. Yeter ki, bu kurala uysunlar.


Ateistlerle hiristiyanlarla ne yaparsan yap beni ilgilendirmez. Din Tuccarligi
disinda biraz da olsa Islamiyeti anlamissan Nur suresi (23/24)'ni oku:

"... Iffetli, birseyden haberi olmayan, inamis kadinlara zina isnad edenler,
dunya ve ahirette lanetlenmistir..."

Ya da Hucurat Suresine bir bak (12):

"... Ey iman edenler! Zandan cok sakinin. Cunku zannin bir kismi gunahtir. Sinsi
casuslar gibi ayip aramayin. Giybet ederek biriniz otekisini arkasindan
cekistirmesin..."

Tabi bunlar sana viz gelir tiris gider, degil mi? Dogrudur, bunlar temelinde
Musluman olanlar icindir, Din Tuccarlari icin degil.

>
>Sende de istedigim bu kurallara uyman. Biraz kendini yorarsan, guzel bir
>sohbetin baslangici olabilir belki.

Duzeyimi duzeyin belirler. Derim kalindir(*). Her seviyede karsilik
gorursun. Dolayisiyla uygarlik istiyorsan senin caba sarfetmen gerekecek.

>
> Secim sende.

Kubilay

(*) Copyright Yusuf Pisan(!)

kubilay_oncu

unread,
Jun 3, 1998, 3:00:00 AM6/3/98
to

>
> Secim sende.

Kubilay

(*) Copyright Yusuf Pisan(!)

------------------

engin

unread,
Jun 5, 1998, 3:00:00 AM6/5/98
to


-
Atatürk 1881 yilinda Selanik te Koca Kasim mahallesi, Islahhane caddesinde dogdu.

Babasi vergi dairesi memurlarindan Ali riza Efendi, Annesi ev hanimi Zübeyde
hanimdir.
Baba ve Anne soyu tarafindan evladi fatihandir (Osmanlinin yayilma genisleme
devrinde , fethedilen ve vatanlastirilan yerlere iskan edilen YEDIGöBEK TüRK
lere verilen ad. )
Ali Riza Efendi nin dedeleri önce Vidin, daha sonra Serez e gelmisler, Nizam-i
cedid yillarinda baslayan ve 1827 Osmanli - Rus Harbi yenilgisiyle
Bulgar/Yunan/Sirp eskiyalik taskinligi önünde Selanik e yerlesmislerdir.
Zübeyde hanimin atalari da Konya yörüklerinden idi ve kendilerine KONYARLAR
deniyordu.
Mustafa Kemal Atatürk ün anne tarafindan dedesi Sofuzade Feyzullah efendidir.
Atatürk ün asli Yörük soyundandir. (Konya Karaman cevresinden).

Bilgisizliginize, acil yetisebilmek icin simdilik bu kadar.

engin

Dogr...@my-dejanews.com wrote:

> Kevioglu, islamda ki cenaze bahsini okudugunu burada isbatlamissin.
> Orada Annenin adiyla cagrilmanda ki hikmetide ogrenmissindir.
>
> Bir cocugun Annesinin yüzde yüz bilinmesi ve babasinin bu oranla
> belirtilmeyisi sozkonusu. Yoksa cocugun babasi belirsiz oldugu degil.
>
> Kevioglu,
> sen bir adama Turklerin Atasi diyeceksin, ancak kendi atasini ve
> akrabalarini bilmeyeceksin. Olacak bir seymi bu ???
> Sen, bana Peygamber efendimizin atasini sor. Bak sana nasil cevab veriyorum.
> Istersen, dedesini, süt annesini, amcalarini....
> Hepsini sorabilirsin.
> Biliyorsun, Peygamber efendimiz miladi 571 yilinda dogdu. Yani, bunda 1400
> kusur sene once. Senin atana gelince, bunda yuz seneye dogru bir zaman
> oncesinde dogdu. Say bakalim, senin atanin amcalarini, dedesini vs.
>
> Iste, bunlari sayamazsin Kevioglu. T.C. 80 senedir bunu bulamamis, sende bunu
> kolay kolay bulamazsin. Cunku adamin gecmisi ve hayati belirsiz, karanlik
> icerisinde.
>

Mustafa Soysal MS57

unread,
Jun 5, 1998, 3:00:00 AM6/5/98
to

ufak at da civcivler yesin....

Yusuf Kevik

unread,
Jun 6, 1998, 3:00:00 AM6/6/98
to

Dogr...@my-dejanews.com schrieb in
<6l3vr7$omm$1...@nnrp1.dejanews.com> zu Kevioglu ve Baba meselesi !!!:

Dogrusoz efendi!

Ne yazik ki, ne demek istedigimi anlayamamissin!

> Kevioglu, islamda ki cenaze bahsini okudugunu burada isbatlamissin.
> Orada Annenin adiyla cagrilmanda ki hikmetide ogrenmissindir.

> Bir cocugun Annesinin yüzde yüz bilinmesi ve babasinin bu oranla
> belirtilmeyisi sozkonusu. Yoksa cocugun babasi belirsiz oldugu
> degil.

Evet. Konu da bu zaten! Yani Allah indinde bile bir mevta'nin
kimligi anasinin adi ile tesbit edilebiliyorsa, bunda alana buyuk
hikmetler vardir!

> Kevioglu,
> sen bir adama Turklerin Atasi diyeceksin, ancak kendi atasini ve

Ben demiyorum... O soyadi ona tevcih edilmis, kendisi istediginden
degil! Bilmem anlatabiliyor muyum? Turk ulusuna yapmis oldugu
hizmetler icin bu soyadi ona tevcih edilmis. Hakli, haksiz, yerli
yersiz, bu ayri bir mevzuudur.

> akrabalarini bilmeyeceksin. Olacak bir seymi bu ???

Ben gayet iyi biliyorum.

> Sen, bana Peygamber efendimizin atasini sor. Bak sana nasil cevab
> veriyorum.

Ama peygamber efendinizin bile cenaze namazi kilinmistir. (Oyle
olmasi gerekiyor, kilinmadi diyemezsiniz! Benim cikarimim su, bu
cenaze namazini olsa olsa Hz. Ebubekir kildirmistir!) - Buraya
kadar cikarsama!-

Simdi soru 1:
Cenaze namazinda Hz. Muhammed, Abdullah oglu Muhammed diye mi,
yoksa, Amine oglu Muhammed diye mi cagrildi?
Soru 2:
Amine oglu Muhammed diye cagirildi ise bunun manasi ne?
Soru 3:
Sen olunce ananin adi ile cagirilacaksan, burada babaya atfedilen
onemin manasi ne?
Soru 4:
Farzedelim ki, Mustafa Kemal pic idi, yani babasi belli degildi, bu
onun Allah katinda diger babasi belli oldugu varsayilan insanlardan
ayri bir muameleye tabi tutulmasini mi gerektirecektir?
Soru 5:
Allah kadir-i mutlak ve ezeli ve ebedi olduguna, bu evrende var
olan ve olabilecek her sey levh-i mahfuzda yazili olduguna gore,
Allah, diyelim ki, Mustafa Kemal'in pic olacagini da biliyordu, ve
bu onun kendi iradesi idi. O halde bu mevzuu uzerinde spekulasyon
yapmaya kalkanlara ne duser?
Soru 6:
Sen Hz. Muhammed'in soyunu sopunu, dedesini, sutannesini
sayabilecegini iddia ediyorsun. iyi guzel de, bunlarin gercek
oldugunu nereden biliyoruz. Siz gayet guzel bir sekilde, 117 yil
once dogmus birinin seceresinin sorgulanabilecegini iddia ediyor ve
yapiyorsunuz, pekala, 1400 yil once dogmus birinin seceresi
hakkindaki bu emniyeti nereden aliyorsunuz? Eger imanimdan derseniz
ters duser. Cunku inanmak bilmemek demektir. Biliyorsam
biliyorumdur, Bildigim seye inanmam gerekmez! Din inanc isi oldugu
icin, bilmeyi dogrudan dislar...
Soru 7:
Siz Hz. Muhammed'in seceresini sayabileceginizi iddia ediyorsunuz.
Bunlarin dogru oldugunu nereden biliyorsunuz? Muhammed'in Abdullah
oldukten sonra dunyaya gelen bir yetim oldugunu hepimiz
biliyoruz... Muhammed'in Abdullah'in dolu oldugu konusundaki bu
emniyet nereden geliyor?
Soru 8:
Mustafa Kemal'i neden Hz. Muhammed ile kiyaslamak geregi duydunuz?
Yoksa bilincaltinizda, Hz. Muhammed'in nesebi ile ilgili kimi
sorularin var oldugunu bildiginiz icin mi?


> Istersen, dedesini, süt annesini, amcalarini....
> Hepsini sorabilirsin.
> Biliyorsun, Peygamber efendimiz miladi 571 yilinda dogdu. Yani,
> bunda 1400
> kusur sene once. Senin atana gelince, bunda yuz seneye dogru bir
> zaman
> oncesinde dogdu. Say bakalim, senin atanin amcalarini, dedesini vs.

Ben kendi atalarimi gayet guzel sayarim. Buradaki bir iskilli
dingildege verdigim cevapta da saydim. Ben kendi atamdan, dedemden
baska ata tanimam. Kemalis olabilirim, bu ayri bir mevzuudur,
lakin, sizin yakistirmalarinizla vakit kaybetmeme gerek yok. Dikkat
edilirse, ben Ataturk ve Ataturkculuk lafzini sevmem ve kullanmam.
Ataturk bir peygamber degildi! Benim boyle bir inancim olmasi sizin
gibileri pek bir sevindirir ve daha kolay elestirmenizi saglardi,
ama, ne yazik ki durum boyle degil!
Mustafa Kemal Ataturk bir asker, komutan ve devlet adamiydi. Onun
bu kisiligi bana yeter! Fikirleri ve ileri goruslulugu su anda
sahibi oldugumuz cumhuriyetin temelidir. Bunun disinda, babasinin
belli olup olmadigi hic onemli degildir, islamiyette de bu zaten
onemli degildir. Secerecilik bir Arap adetidir, o da, Araplarin
zamaninda cok zina yapan bir millet olduklarindan dolayi onem
verdikleri bir konu oldugundandir. Iste bundan dolayi, zamaninda
Hz. Muhammed'in de pic oldugu iddia edilmis, kimse kiz vermedigi
icin de, 25 yasinda bir delikanli olarak, 40 yasindaki Tuccar dulu
Hz. Hatice'ye ic guveysi girmistir. 53 yasinda iken de, gencliginde
cektigi acilarin hirsini cikarmak istercesine 9 yasinda bir cocukla
evlenmistir!

> Iste, bunlari sayamazsin Kevioglu. T.C. 80 senedir bunu bulamamis,
> sende bunu
> kolay kolay bulamazsin. Cunku adamin gecmisi ve hayati belirsiz,
> karanlik
> icerisinde.

> Bu belirsizlikler icinde yuzen islam dusmani adamin arkasinda


> yuruyecegine,
> seni sadece islami cizgide yurumeye davet ediyorum.

Benim yolum bellidir. Cagdas Turkiye Cumhuriyeti'nin yolu benim
yolumdur. Cagdas Turkiye Cumhuriyeti'nin 21. yy'da da dunya siyaset
cehresinde var olmasi, kurtlar sofrasinda masaya servis edilen
degil, masadaki ortaklardan olmasi benim yolumdur. Islami cizgide,
siz gidin gideceginiz kadar, bana acik secik bes vakit namazi
aciklayamadiginiz muddetce, sizin yanlis yolda oldugunuzu, Arap
orfune din diye inandiginizi dusunecegim. Madem herhangi bir halkin
orfu din olabiliyor, o zaman ben kendi halkimin orfune (Turk
Toresine) donerim! Benim Goktanri'm neden Arab'in Allah
kelimesinden asagi olsun ki? Eninde sonunda tek bir tanriya
ulasacaksak, ben bunun Turkce versiyonunu tercih ederim!

> Simdi de sende sira, tefekkure dalmak.
> Insanliga karsi olan sevgilerimle.


Tefekkur iyidir, bazen iste boyle insani Arap orfunden
uzaklastirir!

Beyni ve gonlu kirlenmemis, ideoloji ve dinsel bagnazliklara
saplanmamis tum insanlara saygi ve sevgilerimle

Kevioglu

> > Dogr...@my-dejanews.com in


> > haberinde havlamis ki: Mustafa Kemal|in babasi kim ??:
> >
> > Sana ufak bir soru.
> >
> > Sen babanin kim oldugunu biliyor musun? Oldugun vakit, cenaze
> > namazinda, babanin adiyla mi, ananin adiyla mi cagirilacaksin?
> >
> > De get simdi bir miktar tefekkure dal! Netekim tefekkurde,
> alanlara
> > nice ibretler ve hikmetler vardir!
> >
> > Kevioglu
> >
> >

> -----== Posted via Deja News, The Leader in Internet Discussion
> ==-----
> http://www.dejanews.com/ Now offering spam-free web-based
> newsreading

--
Nachricht erstellt mit CHARON(R), ZERBERUS GmbH, Bielefeld

m.kemal veledi zina

unread,
Nov 26, 2013, 10:09:20 AM11/26/13
to
Kubilay Oncu diyor ki:

> Oncelikle;
>
>
> "Selanik Asliye Hukuk Mahkemesi" ne demektir lan muhterem dingiller?
>
> "Asliye Hukuk Mahkelemeleri", 1 baskan ve 2 uye hakimden kurulu yapilariyla
> 1924 yilinda kabul edilip uygulamaya konulan hukuk devrimi cercevesinde
> Turkiye Cýmhuriyetinde uygulamay gecmis bir olgudur.
>
> Selanik Asliye Hukuk Mahkemesi, 1877 yillarinda, hilerde kurulacak TC'nin
> pilot uygulamasi miydi?

Cevap:

1. Selânik mahkeme kararı 22 kanunievvel 1298 rumî, miladi olarak 3 ocak 1883 tarihine tekabül ediyor. Önce tarihler çevirmeyi öğren.

2. Osmanlı'da ilk Asliye mahkemeleri 1846 senesinde kuruldu.

Kaynak: Doç. Dr. Necati CEMALOĞLU; OSMANLI DEVLETİ’NDE YAPILAN TANZİMAT REFORMLARININ EĞİTİM SİSTEMİNE ETKİLERİ, UYGULAMALARI VE SONUÇLARI (1839-1876) sayfa: 155-156

3. Asliye hukuk mahkemeleri ise 1879 senesinde kuruldu. Asliye hukuk mahkemelerinde uygulanmak üzere Osmanlı devleti ayriyeten fransız hukuk yargılama usul kanunu'nu (Usul-ü Muhakeme-i Hukukiye Kanun-u Muvakkat’ı) kabul etti.

Kaynak: Düstur,Tertip 1,Cilt 4:Düstur,Cüz-i Rabi’ ,İstanbul,1296 sayfa 261

Yani osmanlı'da asliye hukuk mahkemeleri bal gibi vardı :). Mahkeme kararı doğrudur. Karar tarihi 22 kanunievvel 1298 rumî. Bu tarih miladi olarak 3 ocak 1883 tarihine tekabül ediyor. Yani Mahkeme kararından 4 yıl önce (1879 senesinde) asliye hukuk mahkemeleri kurulmuştu osmanlı'da. Ezbere konuşup saçmalamasan iyi edersin :).


Kubilay Oncu diyor ki:

>
> Ayrica;
>
> Hicri 1298 acebam miladi hangi yila gelir ve de 1881 dogumlu Mustafa Kemal o
> tarihte kac yasinda olur? Bu cahil Kubilay hesapliyor, 1870 felan buluyor
> lan muhterem dingiller...

Cevap:

M.Kemal 1881 senesinde değil, 1880 yılında doğmuştur. :). Adamın baştan sona kadar bütün hayatı masal olduğu için sizler böyle hakikatlerin karşısında deli oluyorsunuz. Mustafa Kemal'ın anası zübeyde kerhaneden çıkış yaptığında (rumi 11 nisan 1298, miladi 23 nisan 1882) oğlu mustafa kemal iki yaşında idi. Buda mustafa kemal'in 1880 senesinde doğduğuna apacık bir delildir.

Boşu uğraşmayın, mustafa kemal atatürk bir veledi zina idi. gayri meşru çoçuk idi.

Bu mahkeme kararını yayınlayanlar açık bir şekilde şunu'da ifade etmişlerdir:

''Bazı kesimler, Mustafa Kemalin babası belli değilse ne var ki, insan babası ve annesi yüzünden yargılanamaz, annenin, babanın günahını çekmez diyorlar. Aslında biraz haklılık payları var ise bu mesele öyle değildir. Çünkü ortada insanlara zorla kabul ettirilmek istenen yalancı resmî bir tarih vardır. İkincisi ise babası meçhul olan bir insan nasıl bir milletin atası olabiliyor? Mesele budur! Bu mesele araştırılmalı, açıklığa kavuşturulmalıdır.''

Ayrıca şu website'de mustafa kemal'ın gerçek kimliğini soyunu öğrenebilirsiniz.

http://mustafakemalinbabasikim.blogspot.de/2013/09/mustafa-kemaln-babas-kimdir.html

Şu video'da faydalı: http://www.youtube.com/watch?v=IRhj3FgEVLc

Fadime ersoy dursun

unread,
Nov 30, 2013, 6:13:21 AM11/30/13
to
Mustafa Kemal Atatürk atamızdır.
Allah ondan ve askerlerinden razı olsun.
Onun hakkında bu iftiraları yazanlar ise veled-i zinadır.
Sadece veled-i zina değil aynı zamanda kendileri de o yoldadır.
Çerçi yükündekini satar.

Fadime ersoy dursun

unread,
Nov 30, 2013, 6:13:41 AM11/30/13
to

selanik asliye hukuk mahkemesi

unread,
Dec 21, 2013, 8:23:29 AM12/21/13
to
Allah islam düşmanı olan selanikli m.kemal ''atatürkü'' kahretsin.

75 yıl boyunca Türkiye'de Mustafa Kemal Atatürkün soyu hakkında gizli tutulmak istenen gerçekler artık gün ışığına çıkmıştır. İşte Mustafa Kemal'ın gerçek soyu.

Mustafa Kemal gayri meşru çocuktur. Buda osmanlı mahkeme kararı ile sabittir, yani resmî belgeler ile tastiklidir. Bu osmanlı mahkeme kararına göre, mustafa kemâl'ın annesi olan zübeyde beraber yaşadığı kişi abduş ölünce, selânikte ki asliye hukuk mahkemesine başvurarak kendisinin onun karısı olduğunu ve oğlu mustafa'da ondan olduğunu iddiâ ederek miras davası açıyor. Ölenin (Abduş'un) kardeşleri ise bu duruma itiraz ederek zübeyde'nin abduş'un karısı olmadığını ve genelevden odalık aldığını ve odalık aldığında zübeyde'nin 2 yaşında çocuk sahibi olduğunu mahkeme'ye bildiriyorlar. Mahkeme'de geneleve soruyor ve gelen cevap'da da zübeyde'nin 1 temmuz 1881'de oğlu (mustafa kemal) ile beraber geneleve girdiği, 23 Nisan 1882'de ölen kişi tarafından genelevden çıkarıldığı belirtiliyor. Böyle olunca mahkeme, zübeyde'nin davasının reddine karar veriyor.

resmî belgeleri görmek isteyen baksın: http://mustafakemalinbabasikim.blogspot.de/

Boğuldu Öldü

unread,
Dec 21, 2013, 12:56:52 PM12/21/13
to
Önemli olan Atatürk'ün anasının yada babasının kim olduğu değil, önemli olan Atatürk'ün kim olduğudur!!!
Ona çamur atmaya çalışan göt oğlanlarına duyurulur!!!

Ahmed

unread,
Dec 30, 2013, 9:11:24 AM12/30/13
to
Am Samstag, 21. Dezember 2013 18:56:52 UTC+1 schrieb Boğuldu Öldü:
> Önemli olan Atatürk'ün anasının yada babasının kim olduğu değil, önemli olan Atatürk'ün kim olduğudur!!!
>
> Ona çamur atmaya çalışan göt oğlanlarına duyurulur!!!

Hayır efendi, gerçekler ne ise ortaya çıkması lazım. Mustafa kemal denen adam istisna değil. 5816 koruma kanunu kalkıp gerçekler çıksın !. 5816 kanun kalkmadan türkiye kendisine demokrasinin olduğu ülke demesin.

Kirazo

unread,
Dec 30, 2013, 12:26:13 PM12/30/13
to
loyn gotu gevsek taaa 1998 den beri her gelisinde sikilip sikilip
dondun geriye.
ulan dogrusozunu siktigimin orospusu once kim oldugunu acarim sonra da
seni kor testere ile kesmeye gelirim. siktir git hilafetini gotune
soktugum kel oglani..



ne ararsin tanri ile aramda
sen kimsin ki orucumu kollarsin
hakikaten gozun yoksa haramda
bas aciga neden turban sorarsin

aki sarap iciyorsam sana ne?
yoksa sana bir zararim icerim
ikimizde gelsek kildan kopruye
ben durustsem sarhosken de gecerim

esir iken mumkun mudur ibadet?
yatip kalkip Ataturk'e dua et
senin gibi durzulerin yuzunden
dininden de soguyacak bu millet

isgaldeki hali sakin unutma
Ataturk'e dil uzatma sebebsiz,
sen anandan yine cikardin ama
baban kimdi bilemezdin serefsiz

kemalizmeSON

unread,
Dec 31, 2013, 8:33:42 AM12/31/13
to
M. Kemal Atatürk’ün Ingiliz Istihbaratı ile gizli ilişkisi deşifre oldu

Meselenin daha iyi anlaşılabilmesi için bir ara Italya Dışişleri Bakanlığı görevinde bulunmuş olan Kont Sforça’nın Mondros Mütarekenamesi hakkında söylediklerine yer vermemiz gerekiyor. Bilindiği gibi, Mondors Mütarekenamesi’ni Osmanlı Devleti adına imzalayan Rauf Orbay’dır. Rauf Orbay’ın daha sonra M.Kemal Atatürk tarafından Başbakan yapıldığını aklınızın bir köşesine yazınız, az sonra bu noktaya tekrar temas edeceğiz.

Kont Sforça, Mondros Mütarekenamesi’nden bahsederken Ingilizlerin kara ordusuna karşı mutedil davrandıklarını söylüyor. Donanma’nın hemen teslimi istendiği halde kara ordusunun ilgasından veya hemen terk-i silah etmesinden bahsedilmiyormuş. Bilakis sadece seferberliğin ilgası talep olunurken, dahilde asayişin temini ve hududların muhafazası ve bunun için lazım gelen ordu miktarı terhisten istisna ediliyormuş!.. Kont Sforça, bunda bir gizli maksad görüyor ve diyor ki:

“Ingiltere Hükümeti, Osmanlı Devleti’nin mirascıları arasında şimdiden bir ihtilaf görüyor ve mutad olan ikiyüzlü siyasetiyle şunu istiyor: Eğer müttefiklerin talebleri Ingilizleri sıkacak bir şekil alırsa, henüz mukavemet kabiliyeti olan Türkler’i kendi menfaatler i için kullanabilir bir mevkiye koyabilsinler. ”[1]

Bu durumdan anlaşılıyor ki, daha mütarekenin (Ateşkesin) imzası günü yani Padişah’ın Anadolu’da bir kuvvet teşkilini hayalinden bile geçirmediği zamanda Ingilizler, (Kont Sforça’nın fikrine göre) bu kuvvetin teşkilini düşünmeye başlamışlar, hatta bunun için M.Kemal’i, Sultan Vahidüddin’den evvel bulmuşlardır. Sultan Vahidüddin ve Sadrazam Ferid Paşa, M. Kemal’i, “Memlekette büyük şöhreti vardır. Itimad edilecek namuslu bir adamdır!..” diye Ingilizlere karşı müdafaa edip Anadolu’ya göndermeye çalışırken M. Kemal de Istanbul’da Itilaf Hükümetleri ileri gelenleri ile münasebette bulunuyor ve onlardan talimat
alıyordu. [2]

Bundan başka, Ingilizlerin Istanbul’da hafiye teşkilatını yapan, “Ingiliz Muhibler Cemiyeti”ni kuran hülasa Şark’ta Ingilizlerin siyasi emellerini temine çalışan Rahip Frew, daha evvel M.Kemal ile temasa geçmişti. Hatta M. Kemal, Pera Palas Oteli’nin müdürü, Fransız fakat Ingiliz ajanı Mösyö Martin vasıtasıyla müteaddid defalar vaki olan mülakatlarında Rahip Frew’yu, “insaniyete hadim adalete hizmetkar bir zât-ı faziletkâr telakki etmiş olduğunu” bizzat ifade etmektedir.[3]

M. Kemal’in entelijans servis elemanı olan Rahip Frew ile daha Anadolu’ya gitmeden önce görüştüğünü Rauf Orbay da ifade etmektedir:

“M. Kemal Paşa’nın Istanbul’da asker arkadaşlarından başka sivillerden ve bilhassa yabancılardan pek tanıdığı yoktu. Yalnız Ismail Canbulat Bey’i vaktiyle hapishaneden kaçırmış olan Italyan uyruklu müteahhid Dinari vasıtasıyla Istanbul’daki Italyan fevkalade murahhası -sonraları Dışişleri Bakanı olan- Kont Sforça ile birkaç defa temas etti. Pera Palas Oteli’nde bulunurken de bu otelin müdürü Mösyö Martin delaletiyle Ingilizlerin sonradan yaman bir entelijans servis elemanı olduğu anlaşılan Papaz F rew ile iki-üç defa görüştü.”[4]

M. Kemal’in henüz Istanbul’dan ayrılmadan, Ingiliz istihbaratına mensup bazı kimselerle gizlice görüştüğünü Von Mikusch da doğrulamaktadır.[5]

Nitekim Stanford Shaw’un Türk Tarih Kurumu tarafından Ingilizce basılan 6 ciltlik eserinin birinci cildinde, M. Kemal’in, Osmanlı Savaş Bakanlığı’nda Ingiliz Kontrol Subayı olarak görev yapan ve aynı zamanda Ingiliz Istihbaratının (M.İ.G) Istanbul’daki başı olan J.G. Bennett’e, -sıkı durun- şu çarpıcı planı önerdiği yazmaktadır:

“Ingiliz kontrolü altında bir Türk ordusu kurmak.”[6]

Evet, yanlış okumadınız… M. Kemal Atatürk, “Ingiliz kontrolü altında bir Türk ordusu kurmak” istiyor. Ingilizcesi aynen şöyle: “…to whom he suggested the idea to organize a Turkish army under British office rs…”

Bu hakikatleri yaklaşık bir asırdır Milletimizden gizlediler. Fakat hakikatin er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir huyu olduğu unutulmamalıdır. Ingiliz kontrolünde bir Türk ordusu… Bildiğiniz gibi, Kurtuluş Savaşı’nın hedefi Misak-ı
Milli’yi gerçekleştirmekti[7], ancak bu hedefe ulaşılmadan M. Kemal’in orduya “dur” demesiyle duruldu. Peki ona orduyu “durdur” emrini kim verdi? Lozan’a kim çağırdıysa onlar vermiş olsa gerek.[8]

Bir bilgi daha…
M. Kemal Atatürk 14 Kasım 1918 günü, Ingilizlerin Daily Mail Gazetesi’nin muhabiri G.Ward Price’ı aracı yaparak General Harrington’la da görüşmek istemişti. Price, M. Kemal’le Pera Palas’ta yaptığı görüşmeyi hatıralarında şöyle aktarıyor:

“M. Kemal, yapmak istediği bir teklif için Britanya resmi makamlarıyla nasıl temas edeceğini” bildirmemi rica etti. “Bu harpte yanlış cephede savaştık, dedi, eski dostumuz Britanyalılarla asla kavga etmek istemezdik… Biliyoruz, partiyi kaybettik… Anadolu’nun Müttefik Devletler tarafından işgal edileceğini tamamen biliyordum… Bu topraklar üzerindeki bir Britanya idaresinden o kadar hoşnutsuzluk gösterilmemesi gerektir.”

Anadolu’da Ingiliz idaresinden o kadar da rahatsızlık duyulmaması gerektiğini söyledikten sonra M. Kemal, bu topraklar üzerindeki Ingiliz idaresinde bir vali olarak çalışmaya hazır olduğunu gazeteci aracılığıyla işgalci yetkililere şöyle iletecektir: “Eğer Ingilizler Anadolu için sorumluluk kabul edecek olurlarsa Britanya idaresinde bulunan tecrübeli Türk valileri ile işbirliği halinde çalışmak ihtiyacını duyacaklardır. Böyle bir selahiyet dâhilinde hizmetlerimi arzedebileceğim münasip bir yerin mevcut olup olmayacağını bilmek isterim…”[9]

Dikkat ettiyseniz, G. Ward Price ile yaptığı görüşmede Vali olmak istediğini söylüyor, yani Ingilizlerden “siyasi” makam istemektedir. J. G. Bennett’e yaptığı teklifte ise “askeri” makam talep ediyor.

Şimdi, M. Kemal’in Ingilizlerden talep ettiği siyasi ve askeri makamları alıp alamadığına bakalım…

***Ingilizlerin M. Kemal’e verdiği siyasi destek***

1 – Ingilizlerin M. Kemal’in adamı için girişimde bulunmaları

M. Kemal Atatürk Samsun’a çıktığı sırada Sadrazam Ferid Paşa ve Erkan-ı Harbiye Reisi Cevad Paşa’ya yazarak Samsun Müfettişliği’ne Hamid Bey isminde birini tayin ettirmiştir.[10] Bu zatın daha sonra Dahiliye Nazırı ile arası bozulduğu için azline karar verildiği halde Ingilizler yerinde bırakılması için Istanbul Hükümeti’ne müracaat etmişlerdir. [11]

2 – 16 Mart 1920′de Istanbul’un işgali ve Osmanlı Mebusan Meclisi’nin basılıp dağıtılması Yazının hemen başında, Mondros Mütarekenamesi’ni imzalayan Rauf Orbay’ın daha sonra M. Kemal tarafından -adeta ödüllendirilircesine- Başbakan yapıldığını “aklınızın bir köşesine yazmanızı” rica etmiştik. Ingilizler, işte bu Mütarekename’nin 7. maddesine dayanarak Istanbul’u resmen ve fiilen işgal etmişler ve Osmanlı Meclisi’ni basıp dağıtmışlardır. [12]

Ingilizlerin Istanbul’daki Osmanlı Meclisini yani “Meclis-i Meb’usan”ı basıp dağıtmaları,mebusların, M. Kemal’in Ankara’da kurduğu Meclis’e gitmelerini ve bu suretle Istanbul’u çökerterek orasının takviyesini temin içindi. Hatta bazı mebusları kendileri götürmüşlerdir. Örneğin Miralay Selahaddin Bey’i Anadolu’ya bir Ingiliz gemisi götürmüştü. [13] Böylece M.Kemal, Ingilizler tarafından siyasi bir aktör olarak ön plana çıkarılmıştır. Bu baskında başta Rauf Orbay olmak üzere birçok meb’us Ingilizlerce tutuklanmıştır. Hiç şüphemiz yok ki, Ingilizler, bu hareketi M. Kemal ve Rauf Orbay ile anlaşarak yapmışlardı.
Nitekim Mebusan Meclisi üyesi Yunus Nadi, anılarında, Rauf Bey’in, kaçıp kurtulmasını telkin edenlere şu cevabı verdiğini yazıyor:

“Kararımız karar. Ancak biz hadisenin bu kadarını kafi görerek savuşursak Meclis’in alt tarafı panik yaparak dağılır gider. Ben istiyorum ki Meclis dağılmasın, fakat dağıtılsın… Bunu bilhassa kendim için vazife görüyorum…”[14]

Rauf Orbay, bu anlaşmayı adeta ifşa ediyor: “Ingilizlerin Meclis’i basmalarını sağlamak için burada kalacağım. ”[15]

Daha açık bir ifadesiyle; “Istanbul’a, Meclis’e gideceğim ve dediğiniz olmazsa **Anadolu’da milli bir hükümet kurmanız için** Meclis’in ortasında bomba patlatarak kendimi feda edeceğim!”[16]

Fevkalade ilginçtir ki M. Kemal, 22 Ocak 1920 tarihinde, şifreli bir telgrafla Konya’daki XII., Sivas’taki III. ve Erzurum’daki XV. Kolordu Kumandanlarına, Ingili zlerin Istanbul’a tecavüzlerini arttırarak bazı nazırları ve meb’usları bilhassa Rauf Beyi tevkif etmeleri ihtimalinden bahsetmiş…[17]

16 Mart’ta vuku bulacak olan hadiseleri 22 Ocak’ta nerden biliyor?? Bunların M. Kemal’in elini güçlendirmeye yönelik önceden planlanmış hamleler olduğu apaçık ortada. Istanbul’un işgali hakkında Atatürkçü Sabahattin Selek şunları yazıyor:

“Itilaf Devletleri, 16 Mart 1920 günü Istanbul’u resmen ve fiilen işgal etmek suretiyle Anadolu ihtilalinin başarısına büyük ölçüde yardım etmişlerdir. ”[18]

Von Mikusch ise bu konuda şunları yazmaktan kendini alamamıştır:

“(Ingilizler) M. Kemal’i öyle bir neticeye isal ettiler ki; M. Kemal bizzat kendi dostları vasıtasıyla böyle bir neticeye vasıl olamazdı. ”[19]

Bu babta yazılacak daha çok şey olmasına rağmen bu kadarla iktifa ediyoruz, ancak şu kadarını söyleyelim ki, M. Kemal’in hayali, Ingilizlerin Istanbul’daki Osmanlı Meclisi’ni basıp dağıtmalarıyla gerçekleşmiştir. Böylece Ingilizler, futbolda “al da at” diye tabir edilen bir pasla M. Kemal’in Osmanlı kalesine gol atmasını sağladılar. Artık M. Kemal’in önünde bir engel kalmamıştır… Devlet içinde Devlet kurmuştur… Sıra Osmanlı Devleti’ni ortadan kaldırmaya gelmiştir ve onu da gözünü kırpmadan yapacaktır.

3 - Yunanlılara verilen desteğin geri çekilerek M. Kemal’in “kurtarıcı” “kahraman” yapılması

M. Kemal Atatürk, Ingilizlerin Yunanlılara verdikleri desteği çekip kendisine yardım edecekleri hakkındaki vaatlerini “Nutuk”ta şöyle anlatıyor:

“13 Haziran 1921 de Kuvayi Itilâfiye Başkumandanı General Harrington’un mukarribininden olduğunu ifade eden Binbaşı Henry ve Sturton namında iki zâbit motörle Ineboluya geldiler. Bu zâbitler; General Harrington tarafından şu tebligatta bulundular: Ben, bir torpito ile Ineboludan Istanbulda Boğaziçinde Harrington’un yalısına gideyim. Orada General ile sulh esasatı üzerinde anlaşayım. Ingilterenin istiklâli tanımımızı kabul ettiğini ve Yunanlıların
topraklarımızdan çıkarılacaklarını ve mesaili saire üzerinde münakaşanın mümkün olduğunu söylemişler. Bu zâbitlere verilen cevapta, benim Istanbula gitmiyeceğim (Çünkü, kendi hesabına çalıştığı için Ankara’dan ayrılmaya korkuyor. Cepheye bile Başkumandanlık kanunuyla Meclis yetkilerini üzerine alarak gitmişti. ) ve General Harrington’un Ineboluya gelip o sırada orada bulunan Refet Paşa ile görüşmesinin münasip olacağı bildirilmişti. ”[20]

***
M. Kemal Atatürk’ün bu görüşmeyle ilgili Nutuk’ta bahsetmesinin sebebi, kesinlikle kendi ihsanı değildir, bilakis, bu hadisenin başkalarınca duyulması üzerine kendini savunmak amacıyla Nutuk’ta yer vermiş olduğu anlaşılmaktadır. Zira Nutuk’ta bu meseleye; “suitefehhümü mucibolmuş bulunan bir meseleyi zikredeceğim”, yani “yanlış anlaşılmaya yol açmış bulunan bir meseleyi zikredeceğim” diyerek girmiştir. Binaenaleyh, bu görüşmenin Nutuk’ta yer almasının sebebi, kendini savunmak ihtiyacı hissetmiş olmasından aynaklanmıştır.

***Ingilizlerin M. Kemal’e ve rdiği askeri destek***

1 - Ingilizlerin M. Kemal Atatürk’e cephane yardımı yapmaları 13 Haziran 1921′de Inebolu’ya gelen bir Ingiliz hey’eti, General Harrington’un emriyle M.Kemal Atatürk’e “cephane” getirdi![21] Dikkatinizi çekerim, cephaneyi gönderen General, dokuz no’lu dipnotta belirtildiği üzere, M. Kemal’in G. Ward Price’ı aracı yap arak görüşmek istediği General Harrington’dur.

***
2 - Ingilizlerin Kuva-yı Milliye’ye müdahale etmeyeceklerine dair güvence vermeleri 25 Eylül 1919 tarihinde, yani daha Kuva-yı Milliye’nin kayda değer bir mevcudiyeti görülmeden General Sally Clade, Fuad Paşa nezdine bir Erkân-ı Harb Binbaşısı ile Eskişehir’e, Ingiliz kontrol zabitanından mürekkep bir hey’et göndermişti. Bu hey’et, “Ingilizlerin ahvâl-i dâhiliyeye ve Kuva-yı Milliye’ye kat’iyen müdahale etmeyeceklerine” dair söz vermiştir! [22]

***
3 - Merzifon’da bulunan Ingiliz kuvvetlerinin çekilmesi Yine aynı tarihlerde Ingilizler, “Merzifon’da bulunan kuvvetlerinin geriye alınması” halinde,
“Kuva-yı Milliye’nin memnun olup olmayacağını” sordular! Kemalcilerin verdikleri “pek memnun oluruz” cevabından sonra hemen Merzifon’daki kuvvetlerini ağırlıkları ile birlikte evvela Samsun’a oradan da Istanbul’a çektiler! [23]

Ingilizler sürekli Kuva-yı Milliye’yi dağıtması için Padişah’a baskı yapmıyor muydu? Öyleyse neden kendileri el altından destek veriyorlar? Bunun cevabını yine biz verelim: Çünkü Padişah’ı Kuva-yı Milliye’nin aleyhindeymiş gibi göstererek halk ve asker nezdindeki itibarını zedelemek istiyorlardı. Kemalistlerin Sultan Vahidüddin’e “hain” diyebilmelerini sağlamak amacıyla yapıyorlardı bunu. Sahi, kemalistler Sultan Vahidüddin’e neden hain diyor? Ingiliz baskısıyla Kuva-yı Milliye aleyhine beyanda bulunduğu için degil mi? Ama
gördüğünüz gibi Ingilizler, diğer taraftan M. Kemal’e yardım ediyordu. [24]

Von Mikusch, bu hususa dikkat çekerek:
“Hakikaten hayret verici bir şey!” diyor ve ilave ediyor: “Galipler, General’e (yani M. Kemal’e) hazırlıklarını yapması için lazım gelen bütün rahatı ve
kâfi vakti verdiler ki, bunun neticesi kendi sulh muahedelerinin bozulmasını mucip olacaktı.” Ingiliz siyasetinin zahir görünüşüne zıt düşen bu hadiseler, niçin ve nasıl oluyor da bu tarzda cereyan ediyordu?
Dagobert Von Mikusch’a bakarsanız: “M. Kemal’in Ingilizler’le gizli bir anlaşma yapmakta olduğunu ve bu anlaşmanın daima da gizli kalacağını”[25] kabul etmek gerekmektedir.

Fakat inşaallah hepsi deşifre olacak.

Sonuç olarak diyebiliriz ki;
Ingilizlerin M. Kemal Atatürk’e hem siyasi, hem de askeri destek sağladıklarını “Nutuk”ta dahi görüyoruz… Özetle söylemek gerekirse Ingilizler, M. Kemal’in daha sonra Ankara’da adeta ödüllendirircesine-

Başbakan yaptığı Rauf Orbay ile imzaladıkları mütarekeye dayanarak Osmanlı Devleti’ nin başkenti Istanbul’u işgal ettiler ve ülkenin tek hakimi yaptıkları M. Kemal Atatürk’e gönül rahatlığıyla teslim edip gittiler. Kaçmadılar…
Güle oynaya gittiler… Tıpkı Şerif Hüseyin’e Arabistan’ı teslim edip gittikleri gibi… Bizim kemalistler Şerif Hüseyin’e “hain”; M. Kemal Atatürk’e ise “kahraman” diyorlar. Oysa yaptıkları aynı şey. (Kaldı ki, Ingilizler Şerif Hüseyin’i kandırmışlardı. Ayrıntıya giremiyoruz.) Bu jestlerine mukabil Şerif Hüseyin’den petrol aldılar. Peki M. Kemal’den ne aldılar dersiniz?

Prof. Dr. Ş. Teoman Duralı cevaplasın:
“Lozan’da bedeninizi geri vereceğiz, buna karşılık ruhunuzu bize teslim edeceksiniz denilmiştir. Ruhun teslim edilmesi teklifinin gerektirdiği bütün öldürücü hamleler (ameliyeler) eksiksizce yerine getirildi: Halifeliğin ilgası, yazı ile dil devrimi ve nihayet köklü bir Islamsızlaştırma hareketi gibi.
Işte uğramış olduğumuz ruhi manevi soykırımın serencamı. Peki, bedenimizi kurtarabildik mi? Ruhu uçup gitmiş vücuda ceset diyoruz. O halde kurtarabildiğimiz, cesedimizmiş. ”[26]

Isterseniz sır perdesini biraz daha aralayalım… Rauf Orbay, Lozan’a giden Türk heyetindeki Hahambaşı Haim Naum efendinin Ingilizlerle arabuluculuk yaparak Ismet Paşa’yı (dolayısıyla M. Kemal Atatürk’ü) Hilafet’i kaldırma ya ikna ettiği kanaatindedir![27]

Bunu M. Kemal’in Başbakan yaptığı Rauf Orbay söylüyor… Başka söze gerek var mı?

KAYNAKLAR:


[1] Dagobert Von Mikusch, Ghazi Mustapha Kemal (la Résurrection d’un peuple), Gallimard, Paris 1931, sayfa 149.
[2] Dagobert Von Mikusch, Ghazi Mustapha Kemal (la Résurrection d’un peuple), Gallimard,Paris 1931, sayfa 164.
[3] M. Kemal Atatürk, Nutuk, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, 9. Baskı, Milli Eğitim Basımevi,Istanbul 1969, cild 1, sayfa 302.
[4] Feridun Kandemir, Hatıraları ve Söyleyemedikleri ile Rauf Orbay, Yakın Tarihimiz Yayınları, Istanbul 1965, sayfa 31, 32.
[5] Dagobert Von Mikusch, Ghazi Mustapha Kemal (la Résurrection d’un peuple), Gallimard,Paris 1931, sayfa 164.
[6] Stanford Shaw, From Empire to Republic, The Turkish War of National Liberation, cild 1,Türk Tarih Kurumu, Ankara 2000, sayfa 358, 359. (Ricamız üzerine bu kitabı temin eden Bünyamin A. kardeşimden Allah razı olsun. Kendisine hayır duada bulununuz)

Ayrıca bakınız;
- J.G. Bennett, Mustafa Kemal, Contemporary Review no 122 (November 1922), sayfa 590–594.
- J.G. Bennett, Witness: The Story of a Search, Hodder, London 1962,sayfa 22-112.
- Hüsamettin Ertürk, Iki Devrin Perde Arkası, Yayına Hazırlayan: Semih Nafiz Tansu, Ararat Yayınevi, Istanbul 1969, sayfa 259 – 425. (Hüsamettin Ertürk, Milli Mücadele yıllarında Istanbul’da Anadolu hareketini (örneğin Anadolu’ya silah kaçırmak suretiyle) destekleyen meşhur “Mim Mim” adlı gizli kuruluşun başkanıydı. )
- Robert F. Zeidner, The Tricolor over the Taurus: The French in Cilicia and Vicinity, 19181922, sayfa 321.
[7] Hamza Eroğlu, Türk Inkılâp Tarihi, Yeniden Düzenlenmiş, Genişletilmiş, Yeni Baskı,Savaş Yayınları, Ankara 1990, sayfa 138.

Ayrıca bakınız;
Bilal N. Şimşir, Türk-Irak Ilişkilerinde Türkmenler, Bilgi Yayınevi, Ankara 2004, sayfa 50,51.
Bilal N. Şimşir, Atatürk ve Cumhuriyet, Ileri Yayıncılık, Istanbul 2006, sayfa 230.
[8] Okumanızı tavsiye ederim;
http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/07/11/hasta-adam- misak- i- milli-kurtulussavasi-m-kemal-ataturk-ve-kemalizm-afyonu/

[9] Price’ın Extra-Special Correspondent (Çok Özel Yazışmalar) adlı kitabından (1957, sayfa 104) aktaran Gotthard Jaeschke, Kurtuluş Savaşı ile Ilgili Ingiliz Belgeleri, Çeviren: Cemal Köprülü, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 1991, sayfa 98.
[10] M. Kemal Atatürk, Nutuk, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, 9. Baskı, Milli Eğitim Basımevi, Istanbul 1969, cild 1, sayfa 53.
[11] M. Kemal Atatürk, Nutuk, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, 9. Baskı, Milli Eğitim Basımevi, Istanbul 1969, cild 1, sayfa 60′da yer alan Refet Paşa’nın telgrafı.
[12] Tevfik Bıyıklıoğlu, Türk Istiklâl Harbi, Mondros Mütarekesi ve Tatbikatı, Genelkurmay Başkanlığı Yayınları, Ankara 1962, sayfa 49.
[13] M. Kemal Atatürk, Nutuk, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, 9. Baskı, Milli Eğitim Basımevi, Istanbul 1969, cild 1, sayfa 51.
[14] Yunus Nadi, Kurtuluş Savaşı Anıları, Çağdaş Yayınları, Istanbul 1978, sayfa 179, 180.
[15] Rauf Orbay, Cehennem Değirmeni – Siyasi Hatıralarım, Truva Yayınları, Istanbul 2004, sayfa 334 – 340.
[16] Rauf Orbay, Cehennem Değirmeni – Siyasi Hatıralarım, Truva Yayınları, Istanbul 2004, sayfa 303, 304.
[17] M. Kemal Atatürk, Nutuk, Vesikalar No: 226/a.b.
[18] Sabahattin Selek, Anadolu Ihtilali, Kastaş Yayınları, 8. baskı, Istanbul 1987, cild 1, sayfa 333.

Ilginizi çekebilir:
https://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/07/28/m-kemal-ataturk-osmanliya-darbeyapmistir-osmanli-devletini-kemal-ataturk-yikmistir/

[19] Dagobert Von Mikusch, Ghazi Mustapha Kemal (la Résurrection d’un peuple),
Gallimard, Paris 1931, sayfa 273.
[20] M. Kemal Atatürk, Nutuk, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, 9. Baskı, Milli Eğitim Basımevi, Istanbul 1969, cild 2, sayfa 643.
[21] Nurettin Peker, Istiklal Savaşının Vesika ve Resimleri, Gün Basımevi, Istanbul 1955,sayfa 348.

Ayrıca bakınız;
- Yusuf Hikmet Bayur, Türkiye Devletinin Dış Siyasası, Türk Tarih Kurumu Basımevi,Ankara 1973, sayfa 95.
- Cumhurbaşkanlığı Arşivi, Arşiv III – 7, Dosya 18, Fihrist 84/13.

Tafsilat için bakınız;
http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/07/31/kadir- misiroglu-kurtulus-savasininperde-arkasini-anlatiyor/

[22] M. Kemal Atatürk, Nutuk, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, 9. Baskı, Milli Eğitim Basımevi, Istanbul 1969, cild 1, sayfa 169, 170.
[23] M. Kemal Atatürk, Nutuk, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, 9. Baskı, Milli Eğitim Basımevi, Istanbul 1969, cild 1, sayfa 169, 170.

[24] Daha iyi anlaşılabilmesi için bakınız;
http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/06/18/o-kiralik-katil-kimdi-yoksa- m-kemalataturk-muydu/

[25] Dagobert Von Mikusch, Ghazi Mustapha Kemal (la Résurrection d’un peuple),
Gallimard, Paris 1931, sayfa 224′den aktaran: Kadir Mısıroğlu, Geçmişi ve Geleceği İle Hilafet, [İlk Baskı 1993], Sebil Yayınevi, Genişletilmiş Dördüncü Basım, Istanbul 2010, sayfa 232.
[26] Prof. Dr. Ş. Teoman Duralı, Omurgasızlaştırılmış Türklük, Dergâh Yayınevi, Istanbul 2010, sayfa 133.
[27] Feridun Kandemir, Hatıraları ve Söyleyemedikleri ile Rauf Orbay, Yakın Tarihimiz Yayınları, Istanbul 1965, sayfa 95 – 98.

Boğuldu Öldü

unread,
Dec 31, 2013, 10:11:55 AM12/31/13
to
Öncelikle, böyle bir kanunun varlığını kaç kişi bilmektedir? diye sormak isterim. Hangi ülkede olursa olsun, kanunlar Allah'tan gönderilen ayetler değil, kusurlu insan mahlûklarının yazdıkları, bazen eksik, bazen hatalı, bazen de yerinde olan toplumsal kurallardir. Iste bu kanununda eksik yada düzeltilmesi gereken bir kısmı var. en önemli ve basta gelmesi gereken kanunlardan birisinin özgürce, çekinmeden konuşma, eleştirme ve gerekirse küfür bile etmek hakkıdır. Halk bu haklarından mahrum edildiyse böyle bir ülkede demokraside yoktur! En önemli olan hakların ikincisi ise basın mensuplarının, medyanın özgür bir sekilde gorevlerini yapmalarına izin verilmesidir. Demokrasiyi ayakta tutanlar, iktidarda olan şahısları sorumlu tutan, halkın vekili olarak soru sual soranlar basın adamlardidir. Gazeteciler, TV kanallarında gorev yapanlar, devamlı gerceklerin ortaya çıkması için gorev yapan, Turk halkının vekilliğini yuklenen basın adamlaridir. Demokrasiyi koruyanlar ve ayakta tutanlar onlardır. Iste bu bahsedilen kanundada eksiklikler, yada hatalar var. Kanunu okuduğunuzda "hakaret" kelimesi görünmektedir. Atatürk'ü hakaret etmeden analiz yapmaya çalışanlar, hakkında konuşanlar yada hakkında yazı yazanlara karşı siz Atatürk'e hakaret ediyorsunuz seklinde suçlamalar, tutuklamalar olabilir ve bugüne kadar garanti olmuştur... Değiştirilmesi gereken cümle de budur zannedersem. Bunun yanında, Atatürk'ün heykellerini yıkmak, Anıtkabir'e saldırmak, yıkıp yakmak gibi şerefsizce davranışlar tabi suçtur ve gereken yapılmalıdır. Soğuk savaş yüzünden Türkiye maalesef halen Anayasadaki eksikliklerini giderememis bir durumdadır. Halkın derdine derman bulunması gerekirken, Turk milleti dahada susturulup sindirilmistir. Bu Turk devletinin Turk Milletine karşı yaptıgı en büyük hata ve suçtur. Asıl problem, insafsız TOTALITERCI KAPITALIST ESSEKLER sistemidir!

kemalizmeson

unread,
Dec 31, 2013, 10:19:32 AM12/31/13
to
M. Kemal Atatürk’ün Ingiliz Istihbaratı ile gizli ilişkisi deşifre oldu

Meselenin daha iyi anlaşılabilmesi için bir ara Italya Dışişleri Bakanlığı görevinde bulunmuş olan Kont Sforça’nın Mondros Mütarekenamesi hakkında söylediklerine yer vermemiz gerekiyor. Bilindiği gibi, Mondors Mütarekenamesi’ni Osmanlı Devleti adına imzalayan Rauf Orbay’dır. Rauf Orbay’ın daha sonra M.Kemal Atatürk tarafından Başbakan yapıldığını aklınızın bir köşesine yazınız, az sonra bu noktaya tekrar temas edeceğiz.

Kont Sforça, Mondros Mütarekenamesi’nden bahsederken Ingilizlerin kara ordusuna karşı mutedil davrandıklarını söylüyor. Donanma’nın hemen teslimi istendiği halde kara ordusunun ilgasından veya hemen terk-i silah etmesinden bahsedilmiyormuş. Bilakis sadece seferberliğin ilgası talep olunurken, dahilde asayişin temini ve hududların muhafazası ve bunun için lazım gelen ordu miktarı terhisten istisna ediliyormuş!.. Kont Sforça, bunda bir gizli maksad görüyor ve diyor ki:

“Ingiltere Hükümeti, Osmanlı Devleti’nin mirascıları arasında şimdiden bir ihtilaf görüyor ve mutad olan ikiyüzlü siyasetiyle şunu istiyor: Eğer müttefiklerin talebleri Ingilizleri sıkacak bir şekil alırsa, henüz mukavemet kabiliyeti olan Türkler’i kendi menfaatleri için kullanabilir bir mevkiye koyabilsinler. ”[1]
***Ingilizlerin M. Kemal’e verdiği askeri destek***
0 new messages