Google Groups no longer supports new Usenet posts or subscriptions. Historical content remains viewable.
Dismiss

EYVAH!

40 views
Skip to first unread message

Abdullah Ramazanoglu

unread,
Jan 13, 2000, 3:00:00 AM1/13/00
to
Son nefesimizde bu sözü söylemekten Rabbimize sığınalım İnşaALLAH.

Dört Güneş Sisteminin enerjisini tek Demir atomunda hapseden ALLAH'ın
selamı üzerinize olsun.

--
Abdullah Ramazanoglu [ aramazanoglu AT demirbank DOT com DOT tr ]
Qur'anic Miracles http://www.it-is-truth.org/frame.htm
Kur'an Mucizeleri http://abdullah.8k.com/hakikat/

marlyse.lambert

unread,
Jan 13, 2000, 3:00:00 AM1/13/00
to
Kuranin neresinde yaziyo bunu.Ben goremedimde.


Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> a écrit dans le message :
387D0140...@demirbank.com.tr...

Donald Duck

unread,
Jan 13, 2000, 3:00:00 AM1/13/00
to

Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote in message
news:387D0140...@demirbank.com.tr...

> Son nefesimizde bu sözü söylemekten Rabbimize sığınalım İnşaALLAH.
>
> Dört Güneş Sisteminin enerjisini tek Demir atomunda hapseden ALLAH'ın
> selamı üzerinize olsun.

Yahu nereden uyduruyorsunuz bunlari kardesim? Allahin adini da iki paralik
ediyorsunuz muslumanligin da icine ediyorsunuz...goya musluman gecinip
muslumanligi mumkun oldugunca tahrip etmekten baska hicbir niyetiniz yok!
Simdiye kadar kesfedilmis bizimkinden baska gunes sistemi mi var? bizimkinin
toplam enerjisinin ne odugunu tam olarak kim nereden biliyor? Bizim
sistemimizdeki demir atomlari bizim sistemimizin disindami?
Hic oyle sey olurmu ustelik...findik kadar da mi beyniniz yok? Ac bir fizik
kitabi oku neymis e=mc2 ...lan ne gabilere cattik yarabbi...

Abdullah Ramazanoglu

unread,
Jan 13, 2000, 3:00:00 AM1/13/00
to
Donald Duck wrote:
>
> Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote in message
> news:387D0140...@demirbank.com.tr...
> > Son nefesimizde bu sözü söylemekten Rabbimize sığınalım İnşaALLAH.
> >
> > Dört Güneş Sisteminin enerjisini tek Demir atomunda hapseden ALLAH'ın
> > selamı üzerinize olsun.
>
> Yahu nereden uyduruyorsunuz bunlari kardesim? ...

[ 8< ]

http://abdullah.8k.com/hakikat/chapters/astronomyfac.html

Donald Duck

unread,
Jan 14, 2000, 3:00:00 AM1/14/00
to

Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote in message
news:387E2CBC...@demirbank.com.tr...

> Donald Duck wrote:
> >
> > Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote in message
> > news:387D0140...@demirbank.com.tr...
> > > Son nefesimizde bu sözü söylemekten Rabbimize sığınalım İnşaALLAH.
> > >
> > > Dört Güneş Sisteminin enerjisini tek Demir atomunda hapseden ALLAH'ın
> > > selamı üzerinize olsun.
> >
> > Yahu nereden uyduruyorsunuz bunlari kardesim? ...
>
> [ 8< ]
>
> http://abdullah.8k.com/hakikat/chapters/astronomyfac.html
>

"Ve Demiri gönderdik, ki onda hem büyük bir kudret, hem de insanlar için bir
çok menfaatler vardır. İngilizce'den tercüme "

Alintisini yaptim o sayfadan...evet demir o zamana (Kur'an in yazildigi
zaman) degin bilinen metallerin en "saglami"ydi da ondan...bu kadar
basit...tunctan daha sertti...ayrica tabii menfaatler vardir...hala
var...demir yolundan insaat celigine kadar ne menfaatler sunacak saymakla
bitmez...ve bunlari anlamak icin ortaokul hayat bilgisi kitabi okumak
yeterlidir..bilmem anlatabiliyormuyum?

Sen bana kur'an dan plastik, neopren, teflon, titanyum, polyuretan,
polypropylen, uranyum, plutonyum hatta celik - paslanmaz celik gibi modern
bir malzemeye dair birsey bulsana bakayim? Kur'an i ac oku, inan...dua et,
iman et hic lafim yok..saygim sonsuz...ama boyle aptalca seyler icin Kur'an
a muracaat ederek, kaynak gostererek mantikli, bilimsel dusunen insanlarin
gozunde hem kendini hemde dini inanclari kucuk dusuruyorsun Abdulllah
kardesim. Herseyin bir yeri var...

Eger herhangi bir nedenle demirin atom yapisi ilgini cektiyse bunun
altindaki sirri merak et arastir...ne guzel...burayada post et herkes
ogrensin...ama arastirmak icin son bakacagin yere sen birinci sirada
bakarsan kimse seni takmaz bilesin...

Su ahkamci basi "NASA" dan soyadi nedense gizli ulu bilge "Prof. Armstrong"
dan aldiginiz "tek bir demir atomu yaratmak icin gunes sisteminin enerjisi
yetmez" deyisi icin usenmeyip Pasadena ya gidip kendim
konusacagim...gerekirse herifi isinden bile ederim hakikaten boyle ulu orta
aptalca laflarla kamu oyunda NASA nin adini iki paralik ediyorsa...sen ver
bakalim tam adini telefon numarasini...ben usenmedim sordum bi alay
Armstrong var...zati alisine ulasamadik.

Tabiiki oyle biri yoktur aslinda... kimbilir kimin uydurmasidir ya....

Bakin bos ve aptalca laflara herkesin karni tok... oyle catik kasli [8<]
suratlar yapacaginiza acin iki ansiklopedi, hayat bilgisi, fizik falan
kitabi birseyler ogrenin...amaciniz ogrenmekse tabii...

Sizin amacinizi da ben burada telaffuz edeyim...inancsiz ve bilimsel acidan
cahilleri kur'an da yazan yoruma acik cumlelerle (Arapcanin cilveleri
yuzunden tamami yoruma aciktir ya neyse) etkilemek, asilsiz kaynaklarla buna
yeni anlamlar katmak, bu hedef kitleyi Muslumanliga cekmek...
Yani bu kadar dandik bir senaryo nasil basari kazanabilir...buna inanana,
kendini inandirmisa ne demeli?

Sizin oldukca bos vaktiniz olmali...gidin bir is bulup calisin once...alin
teriyle para kazanmasini, tasarruf etmesini, dunyada siradan insanlarin
yasantisini, gunluk gailesini anlayin...itikatiniz varsa ibadetinizi de
ihmal etmeyin, kizlarla oglanlarla arkadaslik edin, muzik dinleyin hatta bir
enstruman calmasini ogrenin, insanlari sevin, bol bol kitap okuyun, sinemaya
gidin, buyukleri sayin, secimlerde oy kullanin, radyo dinleyin...

Ama kardesim Allah askina bu mavallari bosverin.....cok samimiyim...

Bakin ben size burada bir Amerikali nin ettigi bir lafi aktarayim...uzerinde
dusunun biraz...adam demis ki:

"Simdiye kadar sevmedigim hickimseyle tanismadim"

Demir atomu yaradilisindan cok daha etkili degilmi? Bu adam peygamber,
Konficyus, Budha falan degil, siradan biri...bilgi...bilgelik insanligin,
doganin ruhunda var ve bunun icin gunes sistemlerinin enerjisine gerek
yok...tek lazim olan sey at gozlugu takilmamis gozler...


Ord.Prof.Dr. McDonald

alt.culture.turkish.religions diye bir grup varmi allahaskina?

Dumrul

unread,
Jan 14, 2000, 3:00:00 AM1/14/00
to

Donald Duck <se...@gte.net> schrieb in im Newsbeitrag:
eKyf4.2520$bQ1....@dfiatx1-snr1.gtei.net...

>
> Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote in message
> news:387E2CBC...@demirbank.com.tr...
> > Donald Duck wrote:
> > >
> > > Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote in message
> > > news:387D0140...@demirbank.com.tr...
> > > > Son nefesimizde bu sözü söylemekten Rabbimize sığınalım İnşaALLAH.
> > > >
> > > > Dört Güneş Sisteminin enerjisini tek Demir atomunda hapseden
ALLAH'ın
> > > > selamı üzerinize olsun.
> > >
> > > Yahu nereden uyduruyorsunuz bunlari kardesim? ...
> >
> > [ 8< ]
> >
> > http://abdullah.8k.com/hakikat/chapters/astronomyfac.html
> >
>
> "Ve Demiri gönderdik, ki onda hem büyük bir kudret, hem de insanlar için
bir
> çok menfaatler vardır. İngilizce'den tercüme "

Demirin ululanmasi butun ilkel toplumlarda vardir. Turk efsane ve
destanlarinda da demire ve demircilere buyuk onem atfedilir. Kokturklerin,
tarih sahnesine devlet kurucu olarak cikmalarindan once demirci olduklari
biliniyor. Ergenekon destanindaki demirdagin eritilip yol acilmasini,
aslinda demire hukmedip, ondan cevrelerinde yasayan diger halklarin sahip
olduklarindan daha saglam ve guclu silahlar yaparak tarihe hukmetmeye
baslamak olarak yorumlamak da mumkundur.

Avrupa efsanelerindeki Excalibur'da aslinda ayni yonde bir cesitlemedir.

Aslinda bu konular icin oyle fazla afur tafura girmeye, bilimsel kaynaklar
gostermeye falan gerek de yok. Acin bir Conan resimli romanini, orada da
bahseder bunlardan. Onlar da mi mubarek ayet;-) Bilindigi gibi Conan'in
babasi demirciydi ve demirin sirlarina vakif olmak isteyenler tarafindan
oldurulmustu. Buna kafasi bozulan Conan da, ulan ben de sizin dunyanizi
fethediiim de gorun deye dunyayi fethetmeye cikmisti.

Dumrul
"Ahh nerde ulan benim delikanli resimli roman kolleksiyonum, hala bu saf
Donald Duck ile yetinmek zorunda kaliyoruz"

Dumrul

unread,
Jan 14, 2000, 3:00:00 AM1/14/00
to
Dumrul <Dum...@deli.org> schrieb in im Newsbeitrag:
P0Df4.6551$yu3.3...@newscene.newscene.com...

>
> Donald Duck <se...@gte.net> schrieb in im Newsbeitrag:
> eKyf4.2520$bQ1....@dfiatx1-snr1.gtei.net...
> >
> > Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote in message
> > news:387E2CBC...@demirbank.com.tr...
> > > Donald Duck wrote:
> > > >
> > > > Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote in message
> > > > news:387D0140...@demirbank.com.tr...
> > > > > Son nefesimizde bu sözü söylemekten Rabbimize sığınalım İnşaALLAH.
> > > > >
> > > > > Dört Güneş Sisteminin enerjisini tek Demir atomunda hapseden
> ALLAH'ın
> > > > > selamı üzerinize olsun.
> > > >
> > > > Yahu nereden uyduruyorsunuz bunlari kardesim? ...
> > >
> > > [ 8< ]
> > >
> > > http://abdullah.8k.com/hakikat/chapters/astronomyfac.html


Ilk yaziyi su yukardaki salak sayfaya gitmeden once yazmistim. Sonra bir
gidip goz attim. Soylesine sacmalar dizilmis:

"Profesör Armstrong, NASA'da çalismakta olup, NASA'nin önde gelen bir bilim
adamidir. Kendisiyle bulusup, astronomi ihtisasiyla alakali Kur'an ayetleri
hakkinda bazi sorular sorduk. Kendisine demir, ve demirin olusumunu sorduk.
Dünyadaki elementlerin nasil olustugunu bize açikladi. Bu olusum sekli
hakkindaki bilimsel gerçeklerin, bilim adamlarinca daha yeni kesfedildigini
de belirtti. Dedigine göre, günes sisteminin enerjisi demir elementini
teskil etmek için yeterli degildir.

Bir tek demir atomunu olusturabilmek için gereken enerji hesaplandiginda,
bunun için bütün günes sisteminin sahip oldugu enerjinin dört kati miktarda
enerji gerektigi bulunmustur. Baska bir ifadeyle, dünyanin, ayin, veya Mars
gezegeninin, ya da diger herhangi bir gezegenin bütün enerjisi dahi bir tek
yeni demir atomu olusturmaya yetmiyor. Hatta bütün bir günes sisteminin
enerjisi dahi bunun için yeterli degil. Profesör Armstrong bu sebepten
dolayi sunu söyledi ki, bilim adamlari demirin dünya disi bir madde olup
dünyaya disaridan gönderildigine, burada olusmadigina inanmaktadirlar."

Kim yazmis bu sacmalari?

Kimmis bu prof. Armstrong dedikleri, hem o soylesiyi yapan kimmis?

Uydur uydur yaz iste. Maksat din olduktan sonra, ne kadar sacma, ne kadar
yalan dolan olursa o kadar iyi olur yani hesabi;-)

Yav icinizde elementler tablosunu suraya asacak bir babayigit yok mu?
Herifler meydani bos bulmus, sallayip duruyorlar. Neymis efendim: "Profesör
Armstrong bu sebepten dolayi sunu söyledi ki, bilim adamlari demirin dünya
disi bir madde olup dünyaya disaridan gönderildigine, burada olusmadigina
inanmaktadirlar." mis;-)

Hangi bilimadamlariymis bunlar?

Bu kadar safsatayi Erich von Daeniken'in kitaplarinda bile okumadim;-)

Dumrul
"Hadi daalin bakiim"

Pega

unread,
Jan 14, 2000, 3:00:00 AM1/14/00
to

Donald Duck wrote:

> ....insanlari sevin, bol bol kitap okuyun, sinemaya


> gidin, buyukleri sayin, secimlerde oy kullanin, radyo dinleyin...

Donald amca gercekten guzel yazmis. Klavyene kuvvet, zevkle okudum, ibret bile
aldim.


Nevzat Akdemir

unread,
Jan 14, 2000, 3:00:00 AM1/14/00
to
Benim bildigim kadari ile bugunun gecerli teorisi demir ve benzeri maddelerin
aslinda yildizlarda (guneste) olustugudur. Bizim gunes ve gezegenler daha once
bu
yorede bulunan baska bir gunesin patlamasi sonucu dogmustur ve cogu maddeler
(bilhassa agir olanlar) iste bu yildizda (guneste) meydana gelmis olanlarin
'artiklaridir.'

Yani biz demirden korkmayiz dedigimizde o supernova'dan gelen demirden korkmayiz

diyoruz aslinda. (Aint' that something? --Church Lady.)

Aslinda bugun okullarda ogretilen ve herkesin favorisi olan teorilere bazi bilim
adamlari
karsi cikiyor. Ornegin evrenin genislemesi teorisine karsi cok ciddi hucumlar
var. Genisleme
teorisinii savunanlari bazan susturabiliyorlar. Asiri dinci gruplari da bunlari
agizlarina sakiz
ediyor hakli veya haksiz olarak. Eger boyle bir Prof. Armstrong varsa, konuya bu
acidan
bakmak gerekir. Yani asiri dinci bir yazar konu bulamamis yazacak, karsi
(radikal)
proflardan biri ile mulakat yapmis is olsun diye. Bizimki de bunu mal bulmus
magribi
gibi SCT sayfalarina aktarmis.

......................
Ordek bi laf etti dun, "alt.culture.turkish.religion diye bir grup yok mu
allahaskina" diye.
Evet var ama alt. haber gruplari soc.gibi butun serverler tarafindan tasinmiyor.
O yuzden
pek yaygin degiller. Ama dinle ilgili yazilar *religion'a gitmeli... Artik su
koyvermeye
basladi bu is. Cok asiri gidiyorlar. Adam her defasinda peygamber dediginde
arkasindan
da bir satir arapca ivir zivir fisildiyor; Sallalahu vesselam u alekum mudur
nedir, iste oole
bisi. Bende zit tepki yaratiyor. Bi gun senin allahina da, dinine de, imanina da
diye girisecem
bunlardan birine. Insanda herseyden once bir utanma duygusu, yuz olmali.

nevzat
(Bir aralar kirmizi enseli bir prof. mezevenginden yildizlarla ilgili tek
somestir ders alip isi
kocaman bir "C" ile siyirmis ve bir daha da tooobe etmisti, mezevengin girdigi
derslere.)

my

unread,
Jan 14, 2000, 3:00:00 AM1/14/00
to
Yaw DD,

"Bizim" erik :-) mal1 bir kez daha götürüyor warapallah1..

$imdilerde harala-gürele hergün ac1k olacak bir park kuruyor buralarda..

Herifin kitaplar1 otuz milyona yak1n satt1 ya..

Bir bildigi vard1r deyip hisse senedinden mi almal1, n'apmal1?

$u adreslere bir göz at istersen..

hunici

http://www.aas-fg.org/evd
http://www.worldmysteries.ch

Ha, bir de benim sayfa oldu: http://homestead.deja.com/user.my_huni
Yak1nda türküler de olacak burda. $u s1ralar cig yumurta icip ses
talimi yap1yorum ;-)


----- Original Message -----
From: Dumrul <Dum...@deli.org>
Newsgroups: soc.culture.turkish
Sent: Friday, January 14, 2000 12:35 PM
Subject: Re: EYVAH!


> Bu kadar safsatayi Erich von Daeniken'in kitaplarinda bile okumadim;-)
>
> Dumrul
> "Hadi daalin bakiim"


Sent via Deja.com http://www.deja.com/
Before you buy.

DuhaKocaoglu Deli Dumrul

unread,
Jan 14, 2000, 3:00:00 AM1/14/00
to

my <my_...@my-deja.com> schrieb in im Newsbeitrag:
85oc0h$mtr$1...@nnrp1.deja.com...
> Yaw DD,

DD dedin de aklima geldi, simdi bizim burda bir de Donald Duck var, hem de
amcasi fantastrilyarder;-) En iyisi onunla karistirilmayalim diye, adimi
yeni D bir ekledim. Nasil, iyi duruyor mu;-) DDD... hehehehehe!

>
> "Bizim" erik :-) mal1 bir kez daha götürüyor warapallah1..

O zati kac kere goturdu. Lakin bizim lavuklar ise gec uyandilar. Simdilerde
Zafer'iydi, Sizinti'siydi vs., ayni canaga isemelerine bakma, bir vakitler
Sero takimi, Tanrilarin Arabalari'ni okuyanlarin katline ferman indirdiydi.
Ben de o sayede 12-13 yasimda okumak mecburiyetinde kalmistim mezkur kitabi.

Lakin herif korkak. Niye gidip de Kabe'yi, Hacer ul esved'i arastirmiyor?
Niye Mirac'da Muhammed'in aslinda uzalilarin gemileri ile uzaydaki "kadiri
mutlak/Allmaechtig" yani filo komutanina goturuldugunu yazamiyor?

Galiba sIkIyor bir miktar;-))))

>
> $imdilerde harala-gürele hergün ac1k olacak bir park kuruyor buralarda..
>
> Herifin kitaplar1 otuz milyona yak1n satt1 ya..
>
> Bir bildigi vard1r deyip hisse senedinden mi almal1, n'apmal1?

Bana kalirsa hic durma al.
Yaw bu herif borsaya mi cikti?
Aslinda hic fena bir fikir degil yaw! Cok satan yazarlari borsaya
sunacaksin... Vay anasini be... Fikre bak fikree;-)

Dumrul
"Benim favorim Stefen King"

DuhaKocaoglu Deli Dumrul

unread,
Jan 14, 2000, 3:00:00 AM1/14/00
to

my <my_...@my-deja.com> schrieb in im Newsbeitrag:
85oc0h$mtr$1...@nnrp1.deja.com...
> Yaw DD,
>
> "Bizim" erik :-) mal1 bir kez daha götürüyor warapallah1..
>
> $imdilerde harala-gürele hergün ac1k olacak bir park kuruyor buralarda..
>
> Herifin kitaplar1 otuz milyona yak1n satt1 ya..
>
> Bir bildigi vard1r deyip hisse senedinden mi almal1, n'apmal1?
>
> $u adreslere bir göz at istersen..
>
> hunici
>
> http://www.aas-fg.org/evd
> http://www.worldmysteries.ch
>
> Ha, bir de benim sayfa oldu: http://homestead.deja.com/user.my_huni


Yav Huni, senin sayfana da goz attim, ama, burada bir suru arkadasimiza
haksizlik etmissin. Onlari sayfana almaya deger bulmadin mi? Cogundan hic
bahsetmemissin bile. Ne yani, niye bize torpilli davraniyorsun -merak
etsinler de baksinlar-

Hehehe! Uzman icin bir sey demeyecegim -o kendi elestirisini getirir buyuk
bir olasikla- ki, oldukca sevimli oldugunu da belirtmeden gecemiyorum. -Bu
ne celiskidir annem-, ama benim icin sectigin o rahip kiligini sevmedim.

> Yak1nda türküler de olacak burda. $u s1ralar cig yumurta icip ses
> talimi yap1yorum ;-)

Hehehehe!

Hele sen basla, yollarim ben de uc bes Turku;-)

Dumrul
"Yaw valla su EvD'ye bir miktar yatirimda bulunmak gerek. Bu is boyle
giderse uc bes sene sonra milyoner olmak bile var isin icinde"

Not: Bizde yatirim yapacak para nerde, gun kazanip, o gun en uygun meyhaneye
yatiririz, lakin onlardan kar payi almak mumkun degil, tuhhhh beee;-)

Donald Duck

unread,
Jan 15, 2000, 3:00:00 AM1/15/00
to

DuhaKocaoglu Deli Dumrul <Dum...@gmx.net> wrote in message
news:3dTf4.9072$yu3.4...@newscene.newscene.com...

>
> my <my_...@my-deja.com> schrieb in im Newsbeitrag:
> 85oc0h$mtr$1...@nnrp1.deja.com...
> > Yaw DD,
>
> DD dedin de aklima geldi, simdi bizim burda bir de Donald Duck var, hem de
> amcasi fantastrilyarder;-) En iyisi onunla karistirilmayalim diye, adimi
> yeni D bir ekledim. Nasil, iyi duruyor mu;-) DDD... hehehehehe!

Yaw senin adin MDD olsun en iyisi...:) Mustafa Deli Dumrul...:)))))

Selam..

Oz mini vede hakiki DD

Abdullah Ramazanoglu

unread,
Jan 15, 2000, 3:00:00 AM1/15/00
to
Donald Duck wrote:

[ Çatık kaşlandı ]

Aklınızca bir Müslümanı aşağılayabilmek için kendinizi paralamışsınız
ama zeka yaşınızı ele vermekten başka bir şeye yaramamış. Siteyi bir
gezin de, ondan sonra bakkalsal-bilimsel yorumlarınızı dinleyelim...


Not-1: [ 8< ] işareti "Makas" işaretidir, çatık kaş değil...

Not-2: Prof. Armstrong'u aman işinden attırmayın. Sonra 7 çocukla bir
mağarada ne yapar adamcağız? Ama Albright için aynı şeyi diyemem bakın.
Ona bir el atıverin de gitsin artık, gençlere yer açsın...

Abdullah Ramazanoglu

unread,
Jan 15, 2000, 3:00:00 AM1/15/00
to
Nevzat Akdemir wrote:
>
> Benim bildigim kadari ile bugunun gecerli teorisi demir ve benzeri maddelerin
> aslinda yildizlarda (guneste) olustugudur. Bizim gunes ve gezegenler daha once
> bu
> yorede bulunan baska bir gunesin patlamasi sonucu dogmustur ve cogu maddeler
> (bilhassa agir olanlar) iste bu yildizda (guneste) meydana gelmis olanlarin
> 'artiklaridir.'

Benim de bildiğim kadarıyla: Prensip olarak doğru. Füzyon yoluyla
yıldızlardaki elementler giderek daha ağırlaşıyor, ve Demir son noktayı
teşkil ediyor. Ama teknik olarak yanlış. Çünkü Demir oluşumu, bir
yıldızın hayatının son demlerinde meydana gelir. Halbuki yıldızların
patlayarak daha küçük yıldızlar vs. oluşturması, o yıldızın hayatının
ilk demlerinde meydana gelir.


> Yani biz demirden korkmayiz dedigimizde o supernova'dan gelen demirden korkmayiz
>
> diyoruz aslinda. (Aint' that something? --Church Lady.)
>
> Aslinda bugun okullarda ogretilen ve herkesin favorisi olan teorilere bazi bilim
> adamlari
> karsi cikiyor. Ornegin evrenin genislemesi teorisine karsi cok ciddi hucumlar
> var. Genisleme
> teorisinii savunanlari bazan susturabiliyorlar. Asiri dinci gruplari da bunlari
> agizlarina sakiz
> ediyor hakli veya haksiz olarak.

Yine bildiğim kadarıyla: Her iki teori de geçerlidir, her iki teori de
birbirini geçersiz kılmaz (hatta birbirini tamamlar), ve her iki
teorinin de dine aykırı bir yönü yoktur (hatta destekler).

Anlaşmazlık genişleme veya büzüşme teorisinde değil. Genişleme hızının
(momentumun) "kopma" eşiğinin altında mı, yoksa üstünde mi olduğuna
ilişkin bir anlaşmazlık var. Kainatı oluşturan maddelerin kütlesel çekim
kuvveti (G) dolayısıyla genişleme gitgide yavaşlıyor, fakat genişlemenin
karesiyle orantılı olarak ta G çekim kuvveti zayıflıyor. Eğer momentum
kopma eşiğinin altındaysa, kütlesel G sonunda galip gelecek, ve
genişleme yavaşlayacak, duracak, ve büzüşmeye dönecektir. Yok öyle
değilse, o zaman "kopma" oluşacaktır. Basit bir yörünge problemi.


> Eger boyle bir Prof. Armstrong varsa, konuya bu
> acidan
> bakmak gerekir. Yani asiri dinci bir yazar konu bulamamis yazacak, karsi
> (radikal)
> proflardan biri ile mulakat yapmis is olsun diye. Bizimki de bunu mal bulmus
> magribi
> gibi SCT sayfalarina aktarmis.

Sitenin aslı http://www.it-is-truth.org/ olup, ben sadece Türkçeye
tercüme ettim. Siteyi bir gezersen görürsün ki, bütün bilgi ve kişiler
detaylarıyla veriliyor. Bu site aslında bir video-kaset olarak
hazırlanıp sonradan WWW'ye uyarlanmış. Cidde'deki Kral Abdül-Aziz
Üniversitesinden bir komite bu konuda çalışmalar yapmış. Yani sitede
gördüğün hiç bir şey hayali değil. Her nasılsa bir tek bu chapter'da
adamın tam adını vermeyi unutmuşlar. Orijinal site admin'e bir mail
çekip detaylar öğrenilebilir.

>
> ......................
> Ordek bi laf etti dun, "alt.culture.turkish.religion diye bir grup yok mu
> allahaskina" diye.
> Evet var ama alt. haber gruplari soc.gibi butun serverler tarafindan tasinmiyor.
> O yuzden
> pek yaygin degiller. Ama dinle ilgili yazilar *religion'a gitmeli... Artik su
> koyvermeye
> basladi bu is. Cok asiri gidiyorlar. Adam her defasinda peygamber dediginde
> arkasindan
> da bir satir arapca ivir zivir fisildiyor; Sallalahu vesselam u alekum mudur

Sallallahu aleyhi ve sellem : "ALLAH'ın salahı/yüceltmesi ve
selamı/esenliği onun üzerine olsun" demektir.

> nedir, iste oole
> bisi. Bende zit tepki yaratiyor. Bi gun senin allahina da, dinine de, imanina da
> diye girisecem
> bunlardan birine. Insanda herseyden once bir utanma duygusu, yuz olmali.

Dini (veya her hangi başka bir) nedenle bir kimseye gösterilen hürmet
diğer insanları rahatsız etmemeli. Bu, toleransın mutlak minimum
sınırıdır artık. Açıktan düşmanlık ve garez besleyenler müstesna.
Onların rahatsız olmaları normaldir. Ama ne var ki düşmanlık duygusu,
midede HCl üretiminin artmasına sebep olup, sahibine daima gastro-peptik
rahatsızlık vermesiyle meşhur bir duygudur. Bunun dışa vurumu bazen de
Sırp vahşeti veya Ermeni mezalimi olarak kendini gösterir. Tavsiye
edilmez yani...

Donald Duck

unread,
Jan 16, 2000, 3:00:00 AM1/16/00
to

Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote in message
news:387FF8A3...@demirbank.com.tr...

> Donald Duck wrote:
>
> [ Çatık kaşlandı ]
>
> Aklınızca bir Müslümanı aşağılayabilmek için kendinizi paralamışsınız
> ama zeka yaşınızı ele vermekten başka bir şeye yaramamış. Siteyi bir
> gezin de, ondan sonra bakkalsal-bilimsel yorumlarınızı dinleyelim...

Siz bir musluman degil muslumanligi itin bilmemneresine sokup cikarmaya
birisiniz...ne kadar dil tuketsem bos ...nato kafa nato mermer derler
eskiler...
Sitenizi gezerek kaybettigim zamana yazik oldu...incir cekirdegini doldurmaz
bir alay mesnetsiz sozunu etmeye dahi degmez palavradan baska bir sey yok..
Begenmedim.


> Not-1: [ 8< ] işareti "Makas" işaretidir, çatık kaş değil...
>
> Not-2: Prof. Armstrong'u aman işinden attırmayın. Sonra 7 çocukla bir
> mağarada ne yapar adamcağız? Ama Albright için aynı şeyi diyemem bakın.
> Ona bir el atıverin de gitsin artık, gençlere yer açsın...

Oyle birisinin olmadigini benim kadar siz de biliyorsunuz...
verin adini adresini kendisiyle bizzat konusacagim dedim tik yok
bakiyorum...
tamamen atmasyon teoriler ve hayali sahislar uzerine kurulu sansasyonel
sayiklamalardan ote ciddiye alinacak hicbirsey yok yazdiklarinizda. Kendi
kendime kiziyorum aslinda ne ugrasiyorum ki sizin gibilerle sanki...hic
iste...gidin ilkokul hayatbilgisi kitabindan baslayin diyecegim ama gecmis
ola artik beyniniz yikana yikana dumduz olmus...hadi ugurlar ola...

safa...@shaw.wave.xyz

unread,
Jan 16, 2000, 3:00:00 AM1/16/00
to
Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:

>Son nefesimizde bu sözü söylemekten Rabbimize sığınalım İnşaALLAH.
>
>Dört Güneş Sisteminin enerjisini tek Demir atomunda hapseden ALLAH'ın
>selamı üzerinize olsun.

Yav etme tutma, belli ki biraz duzgun yazi yazmasini bilen bir
adamsin, boyle salakca, carpitilmis, sozde bilimsel dini propagandaya
neden inaniyorsun? Gunes sistemi icinde demir mevcut degil mi? Eee -
dusun bakalim! Demirin bir ozelligi var ise o da fizyon ve fuzyon
basamaklarinin sonu olmasidir. Biraz okuyuver, ozellikle fizikteki
dort temel kuvvet uzerine, anlarsin bu laftaki salakligi,
carpitilmisligi, ucuz propagandayi.

PS. Hala cinsiyetin embro/fetus'da hangi gunde kesinlestigini
arastirmakla mesgul musun? Ya da sozkonusu hadisin zayifligina mi
kanaat getirdin. Haydi kolay gelsin.

--
To reply, remove 1st xyz, replace 2nd w/ ca.

Nevzat Akdemir

unread,
Jan 16, 2000, 3:00:00 AM1/16/00
to

Abdullah Ramazanoglu wrote:

> Nevzat Akdemir wrote:
> >
> > Benim bildigim kadari ile bugunun gecerli teorisi demir ve benzeri maddelerin
> > aslinda yildizlarda (guneste) olustugudur. Bizim gunes ve gezegenler daha once
> > bu
> > yorede bulunan baska bir gunesin patlamasi sonucu dogmustur ve cogu maddeler
> > (bilhassa agir olanlar) iste bu yildizda (guneste) meydana gelmis olanlarin
> > 'artiklaridir.'
>

> Benim de bildiğim kadarıyla: Prensip olarak doğru. Füzyon yoluyla
> yıldızlardaki elementler giderek daha ağırlaşıyor, ve Demir son noktayı
> teşkil ediyor.

Hangi noktayi teskil ederse etsin gecerli teori demirin yildizlarda olustugudur.
Nokta.

> Ama teknik olarak yanlış. Çünkü Demir oluşumu, bir
> yıldızın hayatının son demlerinde meydana gelir. Halbuki yıldızların
> patlayarak daha küçük yıldızlar vs. oluşturması, o yıldızın hayatının
> ilk demlerinde meydana gelir.

Hic bir sey anlamadim. Yani yildizlar dogarken mi patliyor? Diyelim bir yildiz
patliyor.
Artiklari etrafa saciliyor. Sonra yercekimi (gravity) olayindan artiklar obek obek
toplanmaga basliyor. Yeterli kutleleri olanlar fuzyona giriyor, olmayanlar ise
buyuk kitlenin etrafinda gezegen olabiliyor. (Jupiter'in fuzyona girmesine ramak
kalmisti diyorlar.) Hangi demden bahsediyorsun?

>
>
> > Yani biz demirden korkmayiz dedigimizde o supernova'dan gelen demirden korkmayiz
> >
> > diyoruz aslinda. (Aint' that something? --Church Lady.)
> >
> > Aslinda bugun okullarda ogretilen ve herkesin favorisi olan teorilere bazi bilim
> > adamlari
> > karsi cikiyor. Ornegin evrenin genislemesi teorisine karsi cok ciddi hucumlar
> > var. Genisleme
> > teorisinii savunanlari bazan susturabiliyorlar. Asiri dinci gruplari da bunlari
> > agizlarina sakiz
> > ediyor hakli veya haksiz olarak.
>

> Yine bildiğim kadarıyla: Her iki teori de geçerlidir, her iki teori de
> birbirini geçersiz kılmaz (hatta birbirini tamamlar), ve her iki
> teorinin de dine aykırı bir yönü yoktur (hatta destekler).

Oyle degil. Asagida acikliyorum.

>
>
> Anlaşmazlık genişleme veya büzüşme teorisinde değil. Genişleme hızının
> (momentumun) "kopma" eşiğinin altında mı, yoksa üstünde mi olduğuna
> ilişkin bir anlaşmazlık var. Kainatı oluşturan maddelerin kütlesel çekim
> kuvveti (G) dolayısıyla genişleme gitgide yavaşlıyor, fakat genişlemenin
> karesiyle orantılı olarak ta G çekim kuvveti zayıflıyor. Eğer momentum
> kopma eşiğinin altındaysa, kütlesel G sonunda galip gelecek, ve
> genişleme yavaşlayacak, duracak, ve büzüşmeye dönecektir. Yok öyle
> değilse, o zaman "kopma" oluşacaktır. Basit bir yörünge problemi.

Benim bahsettigim, buzusmeyi bir yana birak, genislemege karsi cikan teoriler.
Yani kirmiziya kayma (Red shift) teorisinin anlami, eski deyimle tefsiri. Adamlar
redshift olayinin genisleme olarak kabul edilmesine karsi cikiyorlar. Aralarinda
bir suru saygin Univ. prof. lari var.
Her zaman oldugu gibi meseleye kendi dar acindan bakiyorsun. :-)

Simdi soyle bakalim bir demir atomuna dort gunesin kuvvetini sigdiran Allah gibi
laflar nereden cikiyor? Asil konu buydu.

>
>
> > Eger boyle bir Prof. Armstrong varsa, konuya bu
> > acidan
> > bakmak gerekir. Yani asiri dinci bir yazar konu bulamamis yazacak, karsi
> > (radikal)
> > proflardan biri ile mulakat yapmis is olsun diye. Bizimki de bunu mal bulmus
> > magribi
> > gibi SCT sayfalarina aktarmis.
>

> Sitenin aslı http://www.it-is-truth.org/ olup, ben sadece Türkçeye
> tercüme ettim. Siteyi bir gezersen görürsün ki, bütün bilgi ve kişiler
> detaylarıyla veriliyor. Bu site aslında bir video-kaset olarak
> hazırlanıp sonradan WWW'ye uyarlanmış. Cidde'deki Kral Abdül-Aziz
> Üniversitesinden bir komite bu konuda çalışmalar yapmış. Yani sitede
> gördüğün hiç bir şey hayali değil. Her nasılsa bir tek bu chapter'da
> adamın tam adını vermeyi unutmuşlar. Orijinal site admin'e bir mail
> çekip detaylar öğrenilebilir.

O siteye soyle bir baktim. Ustunde zaman harcamaya degmez olarak
damgaladim. :-)


>
>
> >
> > ......................
> > Ordek bi laf etti dun, "alt.culture.turkish.religion diye bir grup yok mu
> > allahaskina" diye.
> > Evet var ama alt. haber gruplari soc.gibi butun serverler tarafindan tasinmiyor.
> > O yuzden
> > pek yaygin degiller. Ama dinle ilgili yazilar *religion'a gitmeli... Artik su
> > koyvermeye
> > basladi bu is. Cok asiri gidiyorlar. Adam her defasinda peygamber dediginde
> > arkasindan
> > da bir satir arapca ivir zivir fisildiyor; Sallalahu vesselam u alekum mudur
>

> Sallallahu aleyhi ve sellem : "ALLAH'ın salahı/yüceltmesi ve
> selamı/esenliği onun üzerine olsun" demektir.

Cok iyi. Allah'in yuceltmesi ve selami herkesin ustune olsun. Peygamberin
ayricaligi mi var?

>
>
> > nedir, iste oole
> > bisi. Bende zit tepki yaratiyor. Bi gun senin allahina da, dinine de, imanina da
> > diye girisecem
> > bunlardan birine. Insanda herseyden once bir utanma duygusu, yuz olmali.
>

> Dini (veya her hangi başka bir) nedenle bir kimseye gösterilen hürmet
> diğer insanları rahatsız etmemeli. Bu, toleransın mutlak minimum
> sınırıdır artık. Açıktan düşmanlık ve garez besleyenler müstesna.
> Onların rahatsız olmaları normaldir. Ama ne var ki düşmanlık duygusu,
> midede HCl üretiminin artmasına sebep olup, sahibine daima gastro-peptik
> rahatsızlık vermesiyle meşhur bir duygudur. Bunun dışa vurumu bazen de
> Sırp vahşeti veya Ermeni mezalimi olarak kendini gösterir. Tavsiye
> edilmez yani...

Ah bak can alici noktaya kendin parmak bastin. Hurmet kimseyi rahatsiz etmemeli.
Burada sosyal ve kulturel bazdan Turk ve Turkiye ile ilgili olaylari konusmak icin
acilmis bir ortamda nicin devamli bir sekilde Allah, peygamber, din uludur diye
yaygara yapiliyor? SCT niye din propagandasi icin bir alet haline getirildi? Saygisiz
olanlar kim?
Dikkatini cekerim, dis Ermeniler birakiyor Yunan picleri basliyor, ardindan Arabindan
tut da bizim dincilere kadar Allahcilar basliyor. Anadolu insaninin kulturu,
bilmemnesi bir tarafa itildi. Allah peygamber konularinin kulturumuzun degismez bir
parcasi oldugu
hakkinda tabii ki mutabikim. Eger bu konu o kadar onemli ise gidin baska bir haber
grubu kurun orada tartisin istediklerinizi. Ne yani, gelecek etap makinalarimiza Arap
harfleri koymak filan mi olacak?
Bir de kalkmis o kendine ozgu cok bilmislikle benim fikrimi Sirp vahseti Ermeni
mezalimi gibi asagilik bazi konularla karsilastiriyorsun.
Bahsettigim yuzsuzluklerden biri de buydu zaten.
Ozet olarak, kisisel saplantilarini bir hayat felsefesi haline getirmis burada
satiyorsun.
Satin alan da pek yok, fakat isporta tezgahin beni rahatsiz ediyor. Turkiye'nin Allah
ve
Peygambere gelinceye kadar daha cok, ama cok tartisilacak konulari var.

nevzat

Abdullah Ramazanoglu

unread,
Jan 17, 2000, 3:00:00 AM1/17/00
to
safa...@shaw.wave.xyz wrote:
>
> Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:
>
> >Son nefesimizde bu sözü söylemekten Rabbimize sığınalım İnşaALLAH.
> >
> >Dört Güneş Sisteminin enerjisini tek Demir atomunda hapseden ALLAH'ın
> >selamı üzerinize olsun.
>
> Yav etme tutma, belli ki biraz duzgun yazi yazmasini bilen bir
> adamsin, boyle salakca, carpitilmis, sozde bilimsel dini propagandaya
> neden inaniyorsun? Gunes sistemi icinde demir mevcut degil mi? Eee -
> dusun bakalim! Demirin bir ozelligi var ise o da fizyon ve fuzyon
> basamaklarinin sonu olmasidir.

Esas sorunun cevabını en sona bırakıp, önce dağınık çerçeveyi
toplayayım:

Bu bir selam cümlesidir, ve bir tek demir atomunu oluşturabilmek için 4
Güneş sisteminin enerjisine ihtiyaç olduğunu ve bunun ALLAH'ın eseri
olduğunu söylüyor. ALLAH'ın eseri olup olmadığını veya bunu kimin iddia
ettiğini şimdilik bırakalım (ileride değineceğim), fakat bunun
(Fe=4*SolarSistem) bilimsel bir hakikat olduğunda bir itiraz var mı?
Yok. Bunun ALLAH'ın eseri olduğu hususunda, -şimdilik bir delil
olmadığını varsayalım- iman eden biri için bir anormallik var mı? O da
yok. Pekala "Kadir gecesini lütfeden ALLAH'ın selamı" da diyebilirdim. E
o zaman???

Sitedeki iddiaların analizine gelelim. İki şeyi birbirinden ayırmak çok
önemli:

1. Sitedeki pozitif bilimsel gerçekler.
2. Bunların Kur'an ve Sünnet ile ilişkilendirilmesi.

Sitedeki pozitif bilimsel gerçeklere ait iddialara bir sözü olan varsa
lütfen itirazını yapsın. Kimin dediği hangi Prof.un dediği hiç mühim
değil. Özellikle gayri-müslim ve tanınmış bilim adamlarını
konuşturmalarının sebebi, yüzeysel olarak yapılabilecek iki itiraz
türünü baştan önleyerek polemikten sakınmak içindir. Bu siteyi
hazırlayanlar da akademik dünyadan bilim adamlarının oluşturduğu bir
komite. Ve sitede verilen bilimsel gerçekler hiç te gizli saklı olmayan,
bilinen şeyler. Pekala "Biz inceledik, şu olay böyle böyle imiş" de
diyebilirlerdi. Ya da kimsenin bilmediği tanımadığı birine de
söylettirebilirlerdi. Ama pek çok kişi detaylara bakmadan hüküm vermeyi
sevdiği için hemen itiraz gelirdi. Nedir bu itirazlar:

"Müslüman bilim adamına istediklerini söylettiriyorlar!"
Veya...
"Sarı çizmeli Memet'in dediklerine göre mi hüküm vereceğiz!"

Tut ki bunları söyleyen hem Müslüman ve hem de Sarı Çizmeli Mehmet. Bu,
söylenenlerin doğruluğunu etkiliyor mu? Hayır. İddia edilen bilimsel
hakikatler açık ve net, ve de herkesin her an ispat edebileceği inkar
edilemez gerçekler mi? Evet. Bunlara itirazı olan varsa lütfen hiç
çekinmesin.


Sitedeki bilimsel gerçeklerin Kur'an ile ilişkilendirilmesine gelince,
burada da herkes kendi insaf ve vicdanıyla başbaşa. Hani bir laf vardır:
Eğer bir şey ördek gibi görünüyorsa, ördek gibi yürüyorsa, ve ördek gibi
vakvaklıyorsa, o zaman o şey ördektir! Hala şüphe eden varsa, artık iş
benden çıkıyor...


Gelelim Güneş sistemindeki Demire:

"Dört Güneş Sistemi"nden kastedilenin, içinde Demir içermeyen Güneş
Sistemi olduğu çok açık. Başka bir deyişle, "Şu andaki Güneş sistemini
bozdursan, hali hazırda mevcut olan Demir atomlarına sadece bir çeyrek
atom daha ekleyebilirsin". (Lütfen atomun çeyreği nasıl oluyor deme :)

Bizim sistemdeki Demirin varlığı ve bunca mebzul olmasını izah etmek
imkansız. Neden mi?

Demir, füzyon yoluyla yıldızlarda, ve yıldızın hayatının son demlerinde
oluşuyor. Yıldızdan patlamalarla ayrılan parçalarda Demir bulunması da
mümkün değil. Bu konuda Nevzat'a verdiğim cevaba bakabilirsin. Yani
Demir ancak ve sadece *sönmek üzere* olan yıldızlarda bulunabilir. Bizim
Güneş ise daha *çok genç*. Nereden geldi bu Demir??? Farzet ki bizim
güneş bundan 100 milyar kat daha büyük. Yine aynı soru, nereden geldi???
Sönmekte olan bir üst sistemin patlaması desek, üç tane soru var:
Biri, "O zaman Güneş nasıl bu kadar genç oluyor?"
İkincisi, "Dünyadaki *genç* elementler nasıl var oluyor?" (Hem Demirin
hem Hidrojenin aynı kozmik cisimde bulunması mümkün mü? Biri füzyon
basamağının başında, diğeri sonunda!)
Ve en önemlisi, "Demir üretme aşamasına gelmiş bir yıldız patlamaz."

"Dünya'nın kendisi aslında çok yaşlı bir yıldızdı, Demir üretme
aşamasına gelmişti, ama bir şekilde Pulsar haline gelemeden 'söndü'
(füzyon durdu), ve şimdiki Güneş'in uydusu haline geldi" desek, o da
geçersiz (hatta aptalca). Çünkü, bu aşamadaki bir yıldızda bütün
elementler yaşlıdır ve ağırdır, yıldızın özgül ağırlığı anormal
boyutlardadır. Dünyanın bu cüssesiyle, kütlesinin Güneşten milyarlarca
kat fazla olması gerekirdi. G anormal boyutlarda olması gerekirdi (önce
radyasyonu engelleyecek derecede, sonra da yıldızı oluşturan atomların
dağılıp parçalanmasına sebep olacak derecede). Ve G nedeniyle, rahat
koşamıyor olmamız gerekirdi... :)

Demir ancak ve sadece çok yaşlı, pulsar aşamasına yaklaşmış bir yıldızda
bulunabilir.

Soru çok açık ve net: "Nereden Geldi Bu Demir???" Bunun cevabı yok.

Aslında var... ;-)


> Biraz okuyuver, ozellikle fizikteki
> dort temel kuvvet uzerine, anlarsin bu laftaki salakligi,
> carpitilmisligi, ucuz propagandayi.

Biraz açabilir misin?


> PS. Hala cinsiyetin embro/fetus'da hangi gunde kesinlestigini
> arastirmakla mesgul musun? Ya da sozkonusu hadisin zayifligina mi
> kanaat getirdin. Haydi kolay gelsin.

Açıkçası elimde Türkçe hadis kitabı bile yok. Kaldı ki, konunun
çetrefilliği sebebiyle orijinal Arapça hadis kitaplarını, ve aynı
hadisin farklı kaynaklardan hangi "wording" ile aktarıldığını vs.
incelemek lazım. Bir Müslüman da çıkıp bunun aslı şöyle şöyledir demedi.
Boşlukta kaldım. Biraz daha iteklersen Arapça da öğrenecem, Hadis alimi
de olacam! :))

my

unread,
Jan 17, 2000, 3:00:00 AM1/17/00
to

> ----- Original Message -----
> From: DuhaKocaoglu Deli Dumrul <Dum...@gmx.net>
> Newsgroups: soc.culture.turkish
> Sent: Saturday, January 15, 2000 6:04 AM
> Subject: Re: EYVAH!
>
>
> >
> > my <my_...@my-deja.com> schrieb in im Newsbeitrag:
> > 85oc0h$mtr$1...@nnrp1.deja.com...
> > > Yaw DD,
> > >
> > > "Bizim" erik :-) mal1 bir kez daha götürüyor warapallah1..
> > >
> > > $imdilerde harala-gürele hergün ac1k olacak bir park kuruyor
buralarda..
> > >
> > > Herifin kitaplar1 otuz milyona yak1n satt1 ya..
> > >
> > > Bir bildigi vard1r deyip hisse senedinden mi almal1, n'apmal1?
> > >
> > > $u adreslere bir göz at istersen..
> > >
> > > hunici
> > >
> > > http://www.aas-fg.org/evd
> > > http://www.worldmysteries.ch
> > >
> > > Ha, bir de benim sayfa oldu:
http://homestead.deja.com/user.my_huni
> >
> >
> > Yav Huni, senin sayfana da goz attim, ama, burada bir suru
arkadasimiza
> > haksizlik etmissin. Onlari sayfana almaya deger bulmadin mi?
Cogundan hic
> > bahsetmemissin bile. Ne yani, niye bize torpilli davraniyorsun -
merak
> > etsinler de baksinlar-
>

yeni adres, yenilikler.. hehhe..:

http://members.tripod.de/SCTci


>
> >
> > Hehehe! Uzman icin bir sey demeyecegim -o kendi elestirisini
getirir buyuk
> > bir olasikla- ki, oldukca sevimli oldugunu da belirtmeden
gecemiyorum. -Bu
> > ne celiskidir annem-, ama benim icin sectigin o rahip kiligini
sevmedim.
>


Bir $aman kocas1 ile bir rahip aras1ndaki fark1 söylersen bi $eyler
dü$ünürüz ;-)

Asl1nda, $ahsen cin ali'den ba$ka resim cizemedigimden ve de elde
mevcut "ruhani" figürler de az oldugundan böyle oldu .. Sen bi adet
$aman ya da koktengri resmi yolla, hemen degi$tireyim. (Degi$tirdim..)

>
> >
> > > Yak1nda türküler de olacak burda. $u s1ralar cig yumurta icip ses
> > > talimi yap1yorum ;-)
> >
> > Hehehehe!
> >
> > Hele sen basla, yollarim ben de uc bes Turku;-)
> >
> > Dumrul
> > "Yaw valla su EvD'ye bir miktar yatirimda bulunmak gerek. Bu is
boyle
> > giderse uc bes sene sonra milyoner olmak bile var isin icinde"
>

Warapallah1 hakl1s1n. Herifin *okunu satsan para ediyor. Bu park1n daha
projesinin hisse senedi nominal 10.-sFr iken reel 17'den ac1ld1
borsas1. Kafadan %70 kar ki eh rekor denebilir. 2 ay gecmeden de gene %
5.88 koydu üzerine.. Yok, yok, ne edip edip buraya yat1r1m yapmal1.
(Herif m1hs1ct1n1n teki, bu kadar reklama bir park giri$ bileti bile
yollamaz ki 26.-sFr olacakm1$ giri$ ücreti. Parraya bak parraya ;-)

>
> >
> > Not: Bizde yatirim yapacak para nerde, gun kazanip, o gun en uygun
> meyhaneye
> > yatiririz, lakin onlardan kar payi almak mumkun degil, tuhhhh beee;-
)
>

O tür yerlerde hep dükkan sahibi kazan1r. Sen en iyisi benim gibi evde
demlen. $u evde icmek de ne güzel yaw, hem oturuyon, hem kafay1
buluyon, hem küfeciye para vermiyon, hem de para biriktirip
mysterypark'tan hisse senedi al1yon ;-)

hunici
"globalizm kurban1 the hisseci"

Abdullah Ramazanoglu

unread,
Jan 21, 2000, 3:00:00 AM1/21/00
to
Senin bu mesajı post etmenle benim Şafak'a verdiğim cevap yaklaşık aynı
zamana denk geliyor. Dolayısıyla o esnada ne sen benim mesajımı
görebiliyordun, ne de ben senin bu mesajını. Şafak'a verdiğim cevap
senin soruların hakkında da aydınlatıcı olmuştur umarım. Dolayısıyla
bunu geçiyorum ama, istersen Nebula'dan Kara Deliğe kadar bir yıldızın
hayat hikayesini tartışmaya da açığım. (Zevkli bir konu esasında, ve
SCT'de bu gibi tartışmaların da yapılması gerekiyor bence.)

Gelgelelim işin diğer boyutuna...

> > > ......................
> > > Ordek bi laf etti dun, "alt.culture.turkish.religion diye bir grup yok mu
> > > allahaskina" diye.

Ördekte o kafa nerede? Ben bu mesajı ilk post ettiğimde SCT ve ACTR
gruplarına birlikte yollamıştım. O da ACTR'den bihaber olduğundan, "ACTR
diye bir grup *var mı* ALLAH aşkına?" diyerekten ACTR'yi post
listesinden silerek cevaplamış... :-)

Bu thread gibi sadece dini konuları içeren bir mesaj post ederken, ben
zaten ACTR'ye de birlikte yolluyorum. Niye SCT'ye de cross-post
ediyorum? Çünkü şimdilik kimse ACTR'yi kullanmıyor. Eğer insanlar dini
içerikli yazıları SCT ve ACTR'ye birlikte yollarsa, zaman içinde ACTR
zenginleşir, hareketlenir, ve insanların (dini konularda konuşmak
isteyen insanların) uğradığı bir yer haline gelir. O noktadan itibaren
sadece ACTR'ye yollamak mantıklı hale gelir. Yani ben üzerime düşeni
yapıyorum. Dolayısıyla bana bu konuda çatma. Bu, işin bir yönü. Diğer
yönü ise, SCT'deki "konu dışı" mesajlar sadece dini içerikli yazılar
değil. Din karşıtı propagandadan tut da, "yaw hüsamettin, bana yeni
email adresini toka etsene.." ye kadar, binary attachment yapanına
kadar, herşey var. Hiç biri rahatsız etmedi de bir tek dini içerikli
yazılar mı göze battı?


> Bir de kalkmis o kendine ozgu cok bilmislikle benim fikrimi Sirp vahseti Ermeni
> mezalimi gibi asagilik bazi konularla karsilastiriyorsun.
> Bahsettigim yuzsuzluklerden biri de buydu zaten.

Her şeyi beklerdim de, "ukalalık" ile suçlanacağımı beklemezdim. Benim
yaptığım, hakaretamiz bir lafa, biraz daha yumuşak, biraz daha nükte
katkılı, biraz espri yüklü, hicivsel bir cevap vermektir. Birazcık sivri
dil kullandığımı kabul ediyorum ama, bir kendi mesajına bak, bir de
benim verdiğim cevaba.

Ayrıca SCT'de benim bir tek mesajımı gösteremezsin ki, ben durduk yerde
birine hakaret etmiş olayım, veya bana yapılan bir hakarete daha yumuşak
cevap vermemiş olayım. Gönül ister ki, SCT'nin kalitesi biraz yükselsin,
karşılıklı atışmalarda bile bir espri, nükte olsun. Ama burada ya
katıksız yıkama-yağlama var, ya da katıksız sövgü... Bayağı siyah-beyaz
yani. Bu atmosfer içinde sen de her şeyi bu gözle algılama. Kendi
rengine sahip çık lütfen.


> Ozet olarak, kisisel saplantilarini bir hayat felsefesi haline getirmis burada
> satiyorsun.
> Satin alan da pek yok, fakat isporta tezgahin beni rahatsiz ediyor. Turkiye'nin Allah
> ve
> Peygambere gelinceye kadar daha cok, ama cok tartisilacak konulari var.

Bunlar tamamen kişisel görüşler. Herkesin önceliği kendine. Farklı
önceliklere sahip insanları niye yargılıyorsun, onların işporta
tezgahları niye rahatsız ediyor? Sen kendi tezgahını güzelleştir, kendi
tezgahınla mutlu ol. Başkasının tezgahına niye gözünü dikiyorsun ki?

Nevzat Akdemir

unread,
Jan 21, 2000, 3:00:00 AM1/21/00
to

Abdullah Ramazanoglu wrote:

> Senin bu mesajı post etmenle benim Şafak'a verdiğim cevap yaklaşık aynı
> zamana denk geliyor. Dolayısıyla o esnada ne sen benim mesajımı
> görebiliyordun, ne de ben senin bu mesajını. Şafak'a verdiğim cevap
> senin soruların hakkında da aydınlatıcı olmuştur umarım. Dolayısıyla
> bunu geçiyorum ama, istersen Nebula'dan Kara Deliğe kadar bir yıldızın
> hayat hikayesini tartışmaya da açığım. (Zevkli bir konu esasında, ve
> SCT'de bu gibi tartışmaların da yapılması gerekiyor bence.)

Bu konuda Safak'a verdigin cevabi tekrar Deja'dan bulup okudum.

Ozet olarak bir yildiz patladiginda ardinda biraktigi parcalarda demir yoktur
diyorsun. Demirin nerede ve nasil meydana geldigi sorusuna da cevabin
"Allah tarafindan yaratilmistir" oluyor.

Ben de ozet olarak demirin olen yizdizlarda olustugu ve evrene bu sekilde
yayildigi hakkinda bir teoriden bahsediyorum. (Tabii ki hersey Allah tarafindan
yaratilmistir dine inananlara gore.)

Simdi uzun uzun Nebulalardan Karadeliklere kadar tartismalara girmeden once
bana patlayan bir yildizin ardinda biraktiklari nelerdir, ondan bahset;
sadece helyum atomlari mi ? Bunu yaparken okutulan ders kitaplarinda
verilen gecerli teorinin, "helyum haric tum elementlerin yildizlarda
olustugu...." yonunde oldugunu unutma. :-)

Eger istersen Safak'a ve bana verdigin cevaplardan pasajlar vererek bu
yaptigim ozetin dogrulugunu kanitlarim. (Sanirim luzumu yok. Ilgilenen
acar bakar.)

>
>
> Gelgelelim işin diğer boyutuna...
>
> > > > ......................
> > > > Ordek bi laf etti dun, "alt.culture.turkish.religion diye bir grup yok mu
> > > > allahaskina" diye.
>
> Ördekte o kafa nerede? Ben bu mesajı ilk post ettiğimde SCT ve ACTR
> gruplarına birlikte yollamıştım. O da ACTR'den bihaber olduğundan, "ACTR
> diye bir grup *var mı* ALLAH aşkına?" diyerekten ACTR'yi post
> listesinden silerek cevaplamış... :-)

Daha once de belirttigim gibi alt* gruplari soc* gruplari kadar yaygin degil,
Butun makinalar tarafindan iletilmiyor. Ama yine de dogru durust calisan haber
sunucularinda butun alt* gruplarini bulabilirsiniz.

Ve ilave olarak, o zaman anladigim kadari ile, Ordek imali bir sekilde konusmustu;
"Neden bu tip yazilari sadece ACTR gibi bir gruba yazmiyorsun?" gibilerinden.
Simdi sen onun ACTR i dagitim listesinden sildigini soyleyince yanilmisim
diyorum. Demek ki ciddiymis. :-)

Sadece goze batsa iyi. Hersey kayboldu. Ortada iki ana tema var:

Birincisi: Kotu Turkler bizi $ey yaptilar. (Biliyorsun kimlerin savundugunu, diaspora
$ebeklerini.)
Ikincisi: Tanri Uludur, Muhammet onun peygamberidir. (Demiri bile Tanri yaratmistir turu.)

Uzun uzun laf salatasi etmeden sunu soyleyeyim: Eger din agirlikli yazilari ACTR'a
gonderip, SCT'ye de cc cinsinden bir not dusersen " su yazi ACTR'dadir gidin bakin"
diye, benden tenkit degil saygi alirsin. Sonradan gerekli sayida yazilar asildiginda SCT'ye

cc nin luzumu bile yok.

Kusura bakma yazdiklarinin hiciv, nukte gibi seyler tasidigini dusunmeden agir
kelimeler kullandim herhalde.
Ama yine de SCT'nin din agirlikli konulardan temizlenmesi taraftariyim.


nevzat


Donald Duck

unread,
Jan 22, 2000, 3:00:00 AM1/22/00
to
> > > > ......................
> > > > Ordek bi laf etti dun, "alt.culture.turkish.religion diye bir grup
yok mu
> > > > allahaskina" diye.
>
> Ördekte o kafa nerede? Ben bu mesajı ilk post ettiğimde SCT ve ACTR
> gruplarına birlikte yollamıştım. O da ACTR'den bihaber olduğundan, "ACTR
> diye bir grup *var mı* ALLAH aşkına?" diyerekten ACTR'yi post
> listesinden silerek cevaplamış... :-)

Astronomi ve fizik konusundaki bilgi duzeyiniz ilkokul hayat bilgisinin
altinda kaldigi ve duz beyniniz mantigin tirtillarina patinaj cektigi icin
olsa gerek hayali haber gruplari yaratiyor olmalisiniz...demiri tanri
yaratti ama diger metaller ooole kendi kendine olustu gibilerinden...
Ya hersey tanri tarafindan yaratilmistir yada hicbirsey...bu kadar
basit...ama amaciniz nasil olurda daha esrarengiz vede vay allahin
caninasina be ulan bak iste...uyandirici birseyler yaratmak
oldugundan...amaan neyse...uzaktan bakanlar aramizdaki farki
anlamayacak..uzatmayayim...kisaca sunu diyecektim...
"alt.turkish.religions" diye bir grup yok seker kardesim....oraya giden
seyler geri geliyor...varsada gidin bu zerzavati orada
yetistirin...istediginiz gibi hayal aleminde dolasin...fonda da gudum ve ney
calsin...allaaaaah....

Dumtekdumedumtetektektek...furulu de furuluuuuu...of beee afyonu da koycan
nargileye..bak ne nebulalar karadelikler....eski aylari kesip yildiz
yapiyolaaar, eski gunesler patlayi patlayi veriyooo...sonra ordan
caamiye...arkadaslarla...hiyeeeyt...

Ord.Prof. Dr. Ebu Donald El Duckiiii Bin Abd-ul-aziz

safa...@shaw.wave.xyz

unread,
Jan 22, 2000, 3:00:00 AM1/22/00
to
Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:

>Senin bu mesajı post etmenle benim Şafak'a verdiğim cevap yaklaşık aynı

Bana verdigin cevabi ben de kacirmisim. Bakalim ne demissin:

Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:
>safa...@shaw.wave.xyz wrote:


>> Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:

>Bu bir selam cümlesidir, ve bir tek demir atomunu oluşturabilmek için 4
>Güneş sisteminin enerjisine ihtiyaç olduğunu ve bunun ALLAH'ın eseri
>olduğunu söylüyor. ALLAH'ın eseri olup olmadığını veya bunu kimin iddia
>ettiğini şimdilik bırakalım (ileride değineceğim), fakat bunun
>(Fe=4*SolarSistem) bilimsel bir hakikat olduğunda bir itiraz var mı?
>Yok.

Dur, acele etme, kendi kendine gelin guvey olma, var tabii! Ne demek 1
Fe atomu = 4 gunes sistemi? Adama gulerler. Isin dogrusu
(carpitilmamisi) soyle (astrofizikciler duzeltsinler, hatirladigim
kadariyla yaziyorum): Bir yildizin fuzyon yoluyla demir uretim
asamasina gelebilmesi icin kritik kutle tabir edilen yaklasik 1.5
gunes kutlesine sahip olmasi gerekiyor. Fuzyon bilindigi gibi hafif
cekirdeklerin birlesmesi sonucu meydana gelir. H'den Fe'ye cikildikca
bunu saglamak icin gerekli enerji artar (daha agir elementlerden Fe'ye
inildikce de fizyon'un zorlastigi gibi). Sonucta demirin ozelligi bu
enerji bag egrisinin platosunda ("extremum") bulunmasi. Sirf demir
degil, demire yakin elementler (konuyu fazla karistirmamak icin
izotoplari ihmal edelim) de benzer ozellik gosterir. Yani demirin
diger cekirdekler arasinda cok farkli bir yeri yok.
Gelelim su Fe=4 Gunes sistemi meselesine.. Ne demek bu? Bir demir
atomunun enerjisi 4 gunes sisteminin enerjisi kadar mi diyorsun?
Asagida "gunes sistemini bozdursak" diye bir laf etmissin, o ne demek?
Aklindaki su meshur E=MC2 mi? O zaman hesaplayalim.

E(Fe atomu)=M(Fe atomu)*C^2
E(Gunes sist)=M(Gunes Sist)*C^2

E(Fe)/E(GS)=M(Fe)/M(GS)

Simdi soyle bakalim, bir Fe atomunun kutlesi mi buyuktur yoksa bir
gunes sisteminin mi?

Eger kafanda baska turlu bir karsilastirma varsa acikla, bilelim.

>Bunun ALLAH'ın eseri olduğu hususunda, -şimdilik bir delil
>olmadığını varsayalım- iman eden biri için bir anormallik var mı? O da
>yok. Pekala "Kadir gecesini lütfeden ALLAH'ın selamı" da diyebilirdim. E
>o zaman???

Oyle desen diyecegim yok. Ammmaaa, demir atomu = 4 gunes sistemi diye
hurafelersen ikaz ederim.

>Sitedeki iddiaların analizine gelelim. İki şeyi birbirinden ayırmak çok
>önemli:
>
>1. Sitedeki pozitif bilimsel gerçekler.

Sitede pozitif bilim falan yok. Birtakim laf salatalari var.

>2. Bunların Kur'an ve Sünnet ile ilişkilendirilmesi.

Oldukca yaratici (hayali) yorumlar.

>Sitedeki pozitif bilimsel gerçeklere ait iddialara bir sözü olan varsa
>lütfen itirazını yapsın. Kimin dediği hangi Prof.un dediği hiç mühim
>değil. Özellikle gayri-müslim ve tanınmış bilim adamlarını
>konuşturmalarının sebebi, yüzeysel olarak yapılabilecek iki itiraz
>türünü baştan önleyerek polemikten sakınmak içindir.

Bu ikinci derece dogru. Onde gelen sebeplerin altindaki temel
yanilsamalardan biri su: Gayri-Muslimler bilimi Muslumanlardan iyi
bilir. Tabii ister istemez Muslumanlarin bu konudaki kompleksini
guclendirmeye yariyor. Ikincisi temel niyet ise insanlara "gavur bile
Kuran'i ispat etti" dedirterek "sok etkisiyle" inanclarini
percinlemek. (O zaman o gavur HALA niye gavur onu baska bir zaman
tartisiriz). Dogal olarak Kuran'a (Islam'a) inanmak icin bilimsel
destek aramaya ne gerek var diye de sordurtuyor. Neyse.. Bunlar konuya
teget.

>Bu siteyi
>hazırlayanlar da akademik dünyadan bilim adamlarının oluşturduğu bir
>komite. Ve sitede verilen bilimsel gerçekler hiç te gizli saklı olmayan,
>bilinen şeyler. Pekala "Biz inceledik, şu olay böyle böyle imiş" de
>diyebilirlerdi. Ya da kimsenin bilmediği tanımadığı birine de
>söylettirebilirlerdi. Ama pek çok kişi detaylara bakmadan hüküm vermeyi
>sevdiği için hemen itiraz gelirdi. Nedir bu itirazlar:

Sitede "NASA'dan Dr Armstong" diye birinden soz ediliyor. Baska bir
refrans yok. Nedir, necidir, bu iddialarini nerede yayinlamistir?

>"Müslüman bilim adamına istediklerini söylettiriyorlar!"
>Veya...
>"Sarı çizmeli Memet'in dediklerine göre mi hüküm vereceğiz!"

"NASA'dan Dr Armstrong", sari cizmeli Mehmet aga.. Dogru durust bir
referans, bir yayin getir. Hangi bilimsel dergide yayinlanmis makalede
"1 Fe Atomu = 4 Gunes Sistemi" diye bir esitlik var? Cizmesinin rengi
onemli degil, isterse "Dr" yerine hamal olsun ama referanssiz olmasin.

>Tut ki bunları söyleyen hem Müslüman ve hem de Sarı Çizmeli Mehmet. Bu,
>söylenenlerin doğruluğunu etkiliyor mu? Hayır. İddia edilen bilimsel
>hakikatler açık ve net, ve de herkesin her an ispat edebileceği inkar
>edilemez gerçekler mi? Evet. Bunlara itirazı olan varsa lütfen hiç
>çekinmesin.

Herkesin her an ispat edebilecegi gercekler ise buyur ispat et! Daha 1
Fe atomu = 4 gunes sistemi'ni bilimsel bir kaliba oturtamamisken
ispattan sozetmek biraz abes.

>Sitedeki bilimsel gerçeklerin Kur'an ile ilişkilendirilmesine gelince,
>burada da herkes kendi insaf ve vicdanıyla başbaşa. Hani bir laf vardır:
>Eğer bir şey ördek gibi görünüyorsa, ördek gibi yürüyorsa, ve ördek gibi
>vakvaklıyorsa, o zaman o şey ördektir! Hala şüphe eden varsa, artık iş
>benden çıkıyor...

Kusura bakma ama bana da siten ordek gibi geldi. Anlasilan seninle
benim ordekten ne anladigimiz farkli..

>Gelelim Güneş sistemindeki Demire:
>
>"Dört Güneş Sistemi"nden kastedilenin, içinde Demir içermeyen Güneş
>Sistemi olduğu çok açık.

Kivirdin gibime geliyor. Peki soyle bakalim bu gunes sistemi kobalt,
nikel, bakir, cinko, galyum, germanyum, arsenik,...,platin, altin,
civa,..., uranyum, ... icermeyen gunes sistemi mi? Mesela iki nikel
atomu ile bir demir atomunun enerjileri nasil karsilastirilir?

>Başka bir deyişle, "Şu andaki Güneş sistemini
>bozdursan, hali hazırda mevcut olan Demir atomlarına sadece bir çeyrek
>atom daha ekleyebilirsin". (Lütfen atomun çeyreği nasıl oluyor deme :)

Bakkalda para bozdurmak gibi olmasa gerek. Devami yukarda.

>Bizim sistemdeki Demirin varlığı ve bunca mebzul olmasını izah etmek
>imkansız. Neden mi?

Gayet imkanli. Devami asagida.

>Demir, füzyon yoluyla yıldızlarda, ve yıldızın hayatının son demlerinde
>oluşuyor. Yıldızdan patlamalarla ayrılan parçalarda Demir bulunması da
>mümkün değil. Bu konuda Nevzat'a verdiğim cevaba bakabilirsin. Yani
>Demir ancak ve sadece *sönmek üzere* olan yıldızlarda bulunabilir. Bizim
>Güneş ise daha *çok genç*.

Yasli olsa da farketmez. Gunes kritik kutlenin (~1.5 gunes kutlesi)
altinda.

>Nereden geldi bu Demir??? Farzet ki bizim
>güneş bundan 100 milyar kat daha büyük. Yine aynı soru, nereden geldi???
>Sönmekte olan bir üst sistemin patlaması desek, üç tane soru var:
>Biri, "O zaman Güneş nasıl bu kadar genç oluyor?"
>İkincisi, "Dünyadaki *genç* elementler nasıl var oluyor?" (Hem Demirin
>hem Hidrojenin aynı kozmik cisimde bulunması mümkün mü? Biri füzyon
>basamağının başında, diğeri sonunda!)

Gayet mumkun. Yildizlarin degisik derinliklerinde (basinc farki
sonucu) degisik tepkimelerin mevcudiyeti sozkonusu.

>Ve en önemlisi, "Demir üretme aşamasına gelmiş bir yıldız patlamaz."
>"Dünya'nın kendisi aslında çok yaşlı bir yıldızdı, Demir üretme
>aşamasına gelmişti, ama bir şekilde Pulsar haline gelemeden 'söndü'
>(füzyon durdu), ve şimdiki Güneş'in uydusu haline geldi" desek, o da
>geçersiz (hatta aptalca). Çünkü, bu aşamadaki bir yıldızda bütün
>elementler yaşlıdır ve ağırdır, yıldızın özgül ağırlığı anormal
>boyutlardadır. Dünyanın bu cüssesiyle, kütlesinin Güneşten milyarlarca
>kat fazla olması gerekirdi. G anormal boyutlarda olması gerekirdi (önce
>radyasyonu engelleyecek derecede, sonra da yıldızı oluşturan atomların
>dağılıp parçalanmasına sebep olacak derecede). Ve G nedeniyle, rahat
>koşamıyor olmamız gerekirdi... :)
>
>Demir ancak ve sadece çok yaşlı, pulsar aşamasına yaklaşmış bir yıldızda
>bulunabilir.
>
>Soru çok açık ve net: "Nereden Geldi Bu Demir???" Bunun cevabı yok.
>
>Aslında var... ;-)

Var tabi: Demirin temel kaynagi Supernova Tip 1A tabir edilen
patlamalar. Bunun yaninda (yine hatirladigim kadariyla) son
bulgulardan biri (temel olarak emisyon cizgilerindeki kizila kayma
yoluyla) gore evrenin oldukca erken asmalarinda onemli boyutlarda agir
element sentezlendigi. Yani Allah'in demiri evrene "disardan"
getirmesini gerektirecek bir durum yok.

Son olarak genel bir yorum: Neden Allah'inizin varligini bilimsel
olarak "ispat" etmege gerek duymadan iman etmek zor geliyor?
Yuzyillardir, binyillardir ayni iddialar degisik kaliplarla atilir
ortaya. Yok efendim gezegenlerin "kendi kendilerine" hareketi mumkun
degildir, bunlari iten cinlerin, perilerin, tanrilarin.. vs olmasi
gerekir. Yok goz gibi kompleks bir organin evrim yoluyla ortaya
cikmasi mumkun degildir, bunun dizayniri bir tanri gereklidir. Yok
volkanlarin dogal yollarla ates puskurtmeleri sozkonusu olamaz, o
zaman bir ates tanrisina ihiyac vardir. Simdi de yok demir bu evrende
uretilemez, disardan ihrac eden bir Allah'a ihtiyac vardir.. vs.
Gecmisten ders alinmaz mi hic? Imanin yolu bu degil. Imanini bu gibi
hurafelere baglarsan hayal kirikligina ugrarsin.

Abdullah Ramazanoglu

unread,
Jan 23, 2000, 3:00:00 AM1/23/00
to
Nevzat Akdemir wrote:
> Abdullah Ramazanoglu wrote:
> > Senin bu mesajı post etmenle benim Şafak'a verdiğim cevap yaklaşık aynı
> > zamana denk geliyor. Dolayısıyla o esnada ne sen benim mesajımı
> > görebiliyordun, ne de ben senin bu mesajını. Şafak'a verdiğim cevap
> > senin soruların hakkında da aydınlatıcı olmuştur umarım. Dolayısıyla
> > bunu geçiyorum ama, istersen Nebula'dan Kara Deliğe kadar bir yıldızın
> > hayat hikayesini tartışmaya da açığım. (Zevkli bir konu esasında, ve
> > SCT'de bu gibi tartışmaların da yapılması gerekiyor bence.)


Benim konuyu yumuşakça kapatmamdaki amacım tartışmaktan çekindiğim için
değildi. Bariz bir şekilde ispatlanmış bir konuda gereksiz yere üzerine
giderek seni zor durumda bırakmak istememiştim. Bu, sadistlikten başka
bir şey olmazdı. Ama sen yine ısıtıp getirdin. Eh, bu mazoşist davranışa
karşı benim yapabileceğim fazlaca bir şey yok :))


> Bu konuda Safak'a verdigin cevabi tekrar Deja'dan bulup okudum.
>
> Ozet olarak bir yildiz patladiginda ardinda biraktigi parcalarda demir yoktur
> diyorsun. Demirin nerede ve nasil meydana geldigi sorusuna da cevabin
> "Allah tarafindan yaratilmistir" oluyor.

Birinci cümle doğru. İkincisi yanlış. Demirin sönmekte olan yıldızlarda
oluştuğunu söyledim. Ve, *Dünyadaki* demirin ALLAH tarafından
gönderildiğini söyledim.


> Ben de ozet olarak demirin olen yizdizlarda olustugu ve evrene bu sekilde
> yayildigi hakkinda bir teoriden bahsediyorum. (Tabii ki hersey Allah tarafindan
> yaratilmistir dine inananlara gore.)

Ölen yıldızlarda oluştuğunu söylemedin. Sadece "yıldızlarda" oluştuğunu
söyledin. Ve bu yıldızların patlayarak Demirin yayıldığını söyledin. Her
ikisi de kısmen doğru olan iki önermeyi birleştirerek yanlış bir
neticeye vardın. Yanlışın nerede olduğunu da defalarca çeşitli yerlerde
söyledim. Bir kez daha söyleyeyim: Genç yıldız patlar, ama onda demir
olmaz. Yaşlı yıldızda demir olur, ama o da patlamaz. Açık ve net?


> Simdi uzun uzun Nebulalardan Karadeliklere kadar tartismalara girmeden once
> bana patlayan bir yildizin ardinda biraktiklari nelerdir, ondan bahset;
> sadece helyum atomlari mi ? Bunu yaparken okutulan ders kitaplarinda
> verilen gecerli teorinin, "helyum haric tum elementlerin yildizlarda
> olustugu...." yonunde oldugunu unutma. :-)

Birincisi, o Helyum değil, Hidrojen olacak.
İkincisi, Nebuladan oluşan bir yıldız ile patlama neticesi doğan bir
yıldızı birbirine karıştırmışsın.
Üçüncüsü, soru eksiklerle dolu. Yıldızın yaşı kaç? Kütlesi ne? Ve
patlamanın şiddeti ne?

Senin sorunu cevaplayabilmek için bu bilinmeyenlere neden ihtiyaç
olduğunu biliyor musun?

Gerçi bu bilinmeyenleri sağlasan da sana kesin bir element dökümü
veremem tabii, zira astrofizikçi değilim. Sadece genel anlamda ne,
neden, nasıl olur gibi bir cevap verebilirim, ve bu cevap benim
argümanlarımı desteklemek için de yeterli olur. (Aslında dolaylı olarak
değişik yerlerde verdim bu cevabı.) Yani senin bu bilinmeyenleri
sağlamana ihtiyacım yok aslında. Dolayısıyla, bunlara *neden* ihtiyaç
olduğunu sorarak işi yokuşa sürdüğümü biliyorum. Ama madem beni imtihan
ediyorsun, nakka paa okka köfte :-)


> Eger istersen Safak'a ve bana verdigin cevaplardan pasajlar vererek bu
> yaptigim ozetin dogrulugunu kanitlarim. (Sanirim luzumu yok. Ilgilenen
> acar bakar.)

Kendimi tanıdığım kadarıyla, bir fikri iletebilmek için kurduğum cümle
bazen bana çok mantıklı gelmesine rağmen, diğer insanlarca yanlış
anlaşılabiliyor. Böyle bir problemim var malesef. Fakat, "Ben ne demişim
de böyle anlasılmış?" diye tekrar tekrar okudum o mesajı, böyle bir
özeti nasıl çıkardığını anlayamadım.

> >
> > Gelgelelim işin diğer boyutuna...
> >
Bu konuyu uzatmak istemiyorum. Ama SCTye cc olayı biraz haksızlık.
"Dağın başına bir dükkan aç, o dükkana ait tanıtım bildirilerini gel
çarşıda dağıt" gibi bir şey. Mall Effect mi derler, Çarşı Dinamiği mi
derler, öyle bir şey. Bir de bu işlerin toplumca yapılması lazım. Tek
kişinin gayreti hiç bir şey yapmıyor. ACT* hiyerarşisinin herkesce doğru
düzgün kullanılması lazım. Eğer herkes SCTye yığılırsa, ben tek başıma o
dağ başında açlıktan ölürüm :))

Abdullah Ramazanoglu

unread,
Jan 23, 2000, 3:00:00 AM1/23/00
to
Her ne kadar bunu tekrar tekrar gözüme soksan da, kelime
manipülasyonundaki maharetini zaten biliyorum Şafak (helal olsun). Ama
bunu kişisel amaçlar için kullanmak doğru olmaz. Karşındaki kişi
saftirik biri olsa yanılmasına sebep olacaksın, saftirik olmasa, o zaman
da polemik doğacak. Her iki durumda da iyi değil yani. Kelimeleri
kullanmakta ben o kadar mahir değilim malesef. Dolayısıyla senin bir
cümle içinde yapabildiğin çarpıtmayı düzeltebilmek için benim bir
paragraf açmam gerekiyor. Eh, başa gelen çekilir... :-)


safa...@shaw.wave.xyz wrote:
>
> Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:
>
> >Senin bu mesajı post etmenle benim Şafak'a verdiğim cevap yaklaşık aynı
>
> Bana verdigin cevabi ben de kacirmisim. Bakalim ne demissin:

Ben de bir haftadır konu hakkında ders çalıştığını zannediyordum. Demek
ki yanılmışım... :))


>
> Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:
> >safa...@shaw.wave.xyz wrote:
> >> Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:
>
> >Bu bir selam cümlesidir, ve bir tek demir atomunu oluşturabilmek için 4
> >Güneş sisteminin enerjisine ihtiyaç olduğunu ve bunun ALLAH'ın eseri
> >olduğunu söylüyor. ALLAH'ın eseri olup olmadığını veya bunu kimin iddia
> >ettiğini şimdilik bırakalım (ileride değineceğim), fakat bunun
> >(Fe=4*SolarSistem) bilimsel bir hakikat olduğunda bir itiraz var mı?
> >Yok.
>
> Dur, acele etme, kendi kendine gelin guvey olma, var tabii! Ne demek 1
> Fe atomu = 4 gunes sistemi? Adama gulerler. Isin dogrusu
> (carpitilmamisi) soyle (astrofizikciler duzeltsinler, hatirladigim
> kadariyla yaziyorum): Bir yildizin fuzyon yoluyla demir uretim
> asamasina gelebilmesi icin kritik kutle tabir edilen yaklasik 1.5
> gunes kutlesine sahip olmasi gerekiyor. Fuzyon bilindigi gibi hafif
> cekirdeklerin birlesmesi sonucu meydana gelir. H'den Fe'ye cikildikca
> bunu saglamak icin gerekli enerji artar (daha agir elementlerden Fe'ye
> inildikce de fizyon'un zorlastigi gibi). Sonucta demirin ozelligi bu
> enerji bag egrisinin platosunda ("extremum") bulunmasi. Sirf demir
> degil, demire yakin elementler (konuyu fazla karistirmamak icin
> izotoplari ihmal edelim) de benzer ozellik gosterir. Yani demirin
> diger cekirdekler arasinda cok farkli bir yeri yok.

Son cümle hariç, ve 1.5 Güneş kütlesi hariç genelde mutabıkım.
Demirin çok farklı bir yeri var: Diğer elementler birer ara üründür.
Demir ise son üründür. Ara ürünler yeter miktarda basınç ve sıcaklık
altında birleşerek bir üst elementi oluşturur. Demirde ise böyle bir
şans yok. Bu, demirin füzyona girmesine değil, parçalanmasına neden olur
(Kara Delik).
Demir üretebilmek için gerekli enerjinin 1.5 katı mı, yoksa 4 katı mı
olduğu konusunda inceleme yapmam lazım. Ne de olsa siteyi ben
hazırlamadım. Sadece bildiğim kadarıyla konuşuyorum.


> Gelelim su Fe=4 Gunes sistemi meselesine.. Ne demek bu? Bir demir
> atomunun enerjisi 4 gunes sisteminin enerjisi kadar mi diyorsun?
> Asagida "gunes sistemini bozdursak" diye bir laf etmissin, o ne demek?
> Aklindaki su meshur E=MC2 mi? O zaman hesaplayalim.
>
> E(Fe atomu)=M(Fe atomu)*C^2
> E(Gunes sist)=M(Gunes Sist)*C^2
>
> E(Fe)/E(GS)=M(Fe)/M(GS)
>
> Simdi soyle bakalim, bir Fe atomunun kutlesi mi buyuktur yoksa bir
> gunes sisteminin mi?
>
> Eger kafanda baska turlu bir karsilastirma varsa acikla, bilelim.

Manipülasyon #1

Eli klavye tutup ta e=mc2 yi bilmeyen var mı bu grupta? O zaman ne demek
istediğim açık değil mi? Uzun bir cümleyi küçük bir parantez içine
sığdırabilmek için yaptığım bir kısaltmadır bu. Belki "=" işareti yerine
"<-" işareti kullansam daha iyi olurdu, ama ne demek istediğim açık
iken, ve bunu çok iyi biliyor olmana rağmen neden yanlış anladın? Burada
Fe=4*SolarSistem ile kastedilen "Bir demir atomunu oluşturabilmek
gereken enerji = 4 Güneş Sisteminin enerjisidir". (Bir demir atomunun
enerjisi = 4 Güneş Sisteminin enejisi *değil*) İkisi arasında çok fark
var. Ve iddianın kısaltılmamış orijinali de ortadayken, arife tarif
gerekmez.


>
> >Bunun ALLAH'ın eseri olduğu hususunda, -şimdilik bir delil
> >olmadığını varsayalım- iman eden biri için bir anormallik var mı? O da
> >yok. Pekala "Kadir gecesini lütfeden ALLAH'ın selamı" da diyebilirdim. E
> >o zaman???
>
> Oyle desen diyecegim yok. Ammmaaa, demir atomu = 4 gunes sistemi diye
> hurafelersen ikaz ederim.
>
> >Sitedeki iddiaların analizine gelelim. İki şeyi birbirinden ayırmak çok
> >önemli:
> >
> >1. Sitedeki pozitif bilimsel gerçekler.
>
> Sitede pozitif bilim falan yok. Birtakim laf salatalari var.

O zaman inkarını ispatla.


>
> >2. Bunların Kur'an ve Sünnet ile ilişkilendirilmesi.
>
> Oldukca yaratici (hayali) yorumlar.
>
> >Sitedeki pozitif bilimsel gerçeklere ait iddialara bir sözü olan varsa
> >lütfen itirazını yapsın. Kimin dediği hangi Prof.un dediği hiç mühim
> >değil. Özellikle gayri-müslim ve tanınmış bilim adamlarını
> >konuşturmalarının sebebi, yüzeysel olarak yapılabilecek iki itiraz
> >türünü baştan önleyerek polemikten sakınmak içindir.
>
> Bu ikinci derece dogru. Onde gelen sebeplerin altindaki temel
> yanilsamalardan biri su: Gayri-Muslimler bilimi Muslumanlardan iyi
> bilir. Tabii ister istemez Muslumanlarin bu konudaki kompleksini
> guclendirmeye yariyor. Ikincisi temel niyet ise insanlara "gavur bile
> Kuran'i ispat etti" dedirterek "sok etkisiyle" inanclarini
> percinlemek. (O zaman o gavur HALA niye gavur onu baska bir zaman
> tartisiriz). Dogal olarak Kuran'a (Islam'a) inanmak icin bilimsel
> destek aramaya ne gerek var diye de sordurtuyor. Neyse.. Bunlar konuya
> teget.

Manipülasyon #2

İslam dünyasının bilimsel alandaki geri kalmışlığını kullanmışsın. Ama
bunlar kapalı kapılar ardındaki nükleer veya genetik çalışmalarına dair
bilgiler değil. İnceleyen herkesin erişebileceği bilgiler. Dolayısıyla
Gayri-Müslimler Müslümanlardan daha iyi bilmez.

Artı, Kur'an 'ın isbata ihtiyacı yoktur. Zaten kendisi bir mucizedir, ve
inkar edenlere açıkça meydan okuyarak, onları benzer bir sure getirmeye
davet etmektedir. Her nasılsa, 1420 senedir gerçekleşemedi...

Artı, imanın da isbata ihtiyacı yoktur. İman ALLAH'ın bir lütfudur.
Geçmiş peygamberler aleni mucizelerle geldiklerinde herkes iman etti mi?
ALLAH nasip etmedikçe hiç kimse iman etmez, isterse gerçekleri gözüyle
görsün, eliyle tutsun, dişiyle ısırsın...

Bu site "iman pazarlaması" yapmıyor. ALLAH'ın varlığına, birliğine,
Kur'an 'a ve Hz. Muhammed'in (sallallahu aleyhi ve sellem) nübüvvetine
yönelik sayısız delillerden ve çarpıcı hakikatlerden sadece bir demet
sunuyor. Kimisi "delil" niteliğinde, kimisi "ilginç" nitelikte. Gözün
gördüğünü, aklın erdiğini "seyretmek" ne zaman pazarlama oldu?


> >Bu siteyi
> >hazırlayanlar da akademik dünyadan bilim adamlarının oluşturduğu bir
> >komite. Ve sitede verilen bilimsel gerçekler hiç te gizli saklı olmayan,
> >bilinen şeyler. Pekala "Biz inceledik, şu olay böyle böyle imiş" de
> >diyebilirlerdi. Ya da kimsenin bilmediği tanımadığı birine de
> >söylettirebilirlerdi. Ama pek çok kişi detaylara bakmadan hüküm vermeyi
> >sevdiği için hemen itiraz gelirdi. Nedir bu itirazlar:
>
> Sitede "NASA'dan Dr Armstong" diye birinden soz ediliyor. Baska bir
> refrans yok. Nedir, necidir, bu iddialarini nerede yayinlamistir?

Nevzat'a zaten söylemiştim. Sitedeki herkes cemaziyülevveline kadar
veriliyor. Her nasılsa bir tek bu sayfada tam adını ve diğer detayları
vermeyi unutmuşlar. Site admin'e bir mail atıp öğrenilebilir.


> >"Müslüman bilim adamına istediklerini söylettiriyorlar!"
> >Veya...
> >"Sarı çizmeli Memet'in dediklerine göre mi hüküm vereceğiz!"
>
> "NASA'dan Dr Armstrong", sari cizmeli Mehmet aga.. Dogru durust bir
> referans, bir yayin getir. Hangi bilimsel dergide yayinlanmis makalede
> "1 Fe Atomu = 4 Gunes Sistemi" diye bir esitlik var? Cizmesinin rengi
> onemli degil, isterse "Dr" yerine hamal olsun ama referanssiz olmasin.
>
> >Tut ki bunları söyleyen hem Müslüman ve hem de Sarı Çizmeli Mehmet. Bu,
> >söylenenlerin doğruluğunu etkiliyor mu? Hayır. İddia edilen bilimsel
> >hakikatler açık ve net, ve de herkesin her an ispat edebileceği inkar
> >edilemez gerçekler mi? Evet. Bunlara itirazı olan varsa lütfen hiç
> >çekinmesin.
>
> Herkesin her an ispat edebilecegi gercekler ise buyur ispat et! Daha 1
> Fe atomu = 4 gunes sistemi'ni bilimsel bir kaliba oturtamamisken
> ispattan sozetmek biraz abes.

Hani "Fe=4*SolarSistem" lafını bir yakaladın ya, artık sakız edersin :-)


> >Sitedeki bilimsel gerçeklerin Kur'an ile ilişkilendirilmesine gelince,
> >burada da herkes kendi insaf ve vicdanıyla başbaşa. Hani bir laf vardır:
> >Eğer bir şey ördek gibi görünüyorsa, ördek gibi yürüyorsa, ve ördek gibi
> >vakvaklıyorsa, o zaman o şey ördektir! Hala şüphe eden varsa, artık iş
> >benden çıkıyor...
>
> Kusura bakma ama bana da siten ordek gibi geldi. Anlasilan seninle
> benim ordekten ne anladigimiz farkli..

Bu İngilizce bir deyimdir (senin de iyi bildiğini sanıyorum) : "If it
looks like a duck, walks like a duck, and quacks like a duck, then it is
a duck." Buradaki ördek, SCT'nin ördeklerinden farklı. Yaklaşık olarak,
"Aşikar olan bir şeyi kabul etmek için ille de ısırmaya lüzum yok" gibi
bir anlama geliyor.


> >Gelelim Güneş sistemindeki Demire:
> >
> >"Dört Güneş Sistemi"nden kastedilenin, içinde Demir içermeyen Güneş
> >Sistemi olduğu çok açık.
>
> Kivirdin gibime geliyor. Peki soyle bakalim bu gunes sistemi kobalt,
> nikel, bakir, cinko, galyum, germanyum, arsenik,...,platin, altin,
> civa,..., uranyum, ... icermeyen gunes sistemi mi? Mesela iki nikel
> atomu ile bir demir atomunun enerjileri nasil karsilastirilir?

"Demir içermeyen Güneş Sistemi" ifadesini kullanmamın sebebi, bazı
insanların Fe<>Fe gibi yanlış bir paradoxa sürüklendiklerini gördüğüm
içindir. Fakat bu sefer de başka türlü yanlış anlamaya sebebiyet verdi.


> >Başka bir deyişle, "Şu andaki Güneş sistemini
> >bozdursan, hali hazırda mevcut olan Demir atomlarına sadece bir çeyrek
> >atom daha ekleyebilirsin". (Lütfen atomun çeyreği nasıl oluyor deme :)
>
> Bakkalda para bozdurmak gibi olmasa gerek. Devami yukarda.

Burada da kastedilen "Güneş sisteminin enerjisi bir demir atomunu
oluşturabilmek için gereken enerjinin dörtte birine eşittir". (G.S.
enerjisi = bir demir atomunun enerjisinin dörtte biri *değil*.) Fakat
yanlış anlamaya müsait bir ifade kullanmış olduğumu kabul ediyorum. Aynı
"çeyrek atom"un da olmayacağı gibi. Fakat mühim olan kelimelerden
ziyade, o kelimelerin ne manada kullanıldığıdır. Problem değil, yeter ki
"bile bile yanlış anlama" olmasın :-)


> >Bizim sistemdeki Demirin varlığı ve bunca mebzul olmasını izah etmek
> >imkansız. Neden mi?
>
> Gayet imkanli. Devami asagida.
>
> >Demir, füzyon yoluyla yıldızlarda, ve yıldızın hayatının son demlerinde
> >oluşuyor. Yıldızdan patlamalarla ayrılan parçalarda Demir bulunması da
> >mümkün değil. Bu konuda Nevzat'a verdiğim cevaba bakabilirsin. Yani
> >Demir ancak ve sadece *sönmek üzere* olan yıldızlarda bulunabilir. Bizim
> >Güneş ise daha *çok genç*.
>
> Yasli olsa da farketmez. Gunes kritik kutlenin (~1.5 gunes kutlesi)
> altinda.
>
> >Nereden geldi bu Demir??? Farzet ki bizim
> >güneş bundan 100 milyar kat daha büyük. Yine aynı soru, nereden geldi???
> >Sönmekte olan bir üst sistemin patlaması desek, üç tane soru var:
> >Biri, "O zaman Güneş nasıl bu kadar genç oluyor?"
> >İkincisi, "Dünyadaki *genç* elementler nasıl var oluyor?" (Hem Demirin
> >hem Hidrojenin aynı kozmik cisimde bulunması mümkün mü? Biri füzyon
> >basamağının başında, diğeri sonunda!)
>
> Gayet mumkun. Yildizlarin degisik derinliklerinde (basinc farki
> sonucu) degisik tepkimelerin mevcudiyeti sozkonusu.

Manipülasyon #3

Mümkün değil. Söylediğin cümle hem doğru hem yanlış. Teknik olarak
doğru, fakat vardığın netice yanlış (akıllıca). Değişik derinliklerde
füzyonun farklı fazlarda olması başka, bu faz farkının H2 den Fe'ye
kadar geniş olması başka. Bana bir tane yıldız göster ki, (vazgeçtim
gerçek bir yıldızdan, teorik olarak göstersen de olur) çekirdekteki
füzyon Demir fazına girmişken, yüzeydeki füzyon hala Hidrojen fazında
kalmış olsun. (Azıcık büyükçe (!) bir yıldız olması gerekiyor, ne
dersin? :) Bunun ötesinde, **Dünyadaki H2 ve Fe** den bahsettiğimizi
unutma. Tut ki, çekirdekte Demir fazında olduğu halde, yüzeyde Hidrojen
fazında olan bir yıldız olmuş olsun (birinci imkansızlık):

1. Çekirdek Fe fazına girdiğine göre bu yıldızın oldukça yaşlı olması
lazım. Dolayısıyla patlama yapmaması lazım. Tut ki yaptı (ikinci
imkansızlık), o zaman ancak yüzeydeki parçaların dağılabilmesi lazım.
Senin dediğinin olması için ise, tüm yılzın patlayarak dağılması lazım
(üçüncü imkansızlık). Bu ise ancak çok genç yıldızlarda olabilir. Çok
genç yıldızlarda da Fe bulunmaz. Nereden bakarsan bak, hepsi aynı yola
çıkıyor.

2. Böyle bir patlamanın artıklarından oluşan bir sistemin (Güneş
Sistemi) materyal olarak aynı karakteristikleri taşıması lazım. Halbuki
bizim sistemde, gerek gezegenlerde gerekse güneşte bunu göremezsin.
Aralarında en ufak bir alaka bile yok. Bir fark olsa bile, bunun "yaşlı
güneş, genç gezegen" şeklinde olması lazım. (Zira füzyon yoluyla güneş
gitgide yaşlanıyor, gezegenler füzyona giremediği için yaşlanmıyor.) Bir
de bizim sisteme bak. Tam tersi!


> >Ve en önemlisi, "Demir üretme aşamasına gelmiş bir yıldız patlamaz."
> >"Dünya'nın kendisi aslında çok yaşlı bir yıldızdı, Demir üretme
> >aşamasına gelmişti, ama bir şekilde Pulsar haline gelemeden 'söndü'
> >(füzyon durdu), ve şimdiki Güneş'in uydusu haline geldi" desek, o da
> >geçersiz (hatta aptalca). Çünkü, bu aşamadaki bir yıldızda bütün
> >elementler yaşlıdır ve ağırdır, yıldızın özgül ağırlığı anormal
> >boyutlardadır. Dünyanın bu cüssesiyle, kütlesinin Güneşten milyarlarca
> >kat fazla olması gerekirdi. G anormal boyutlarda olması gerekirdi (önce
> >radyasyonu engelleyecek derecede, sonra da yıldızı oluşturan atomların
> >dağılıp parçalanmasına sebep olacak derecede). Ve G nedeniyle, rahat
> >koşamıyor olmamız gerekirdi... :)
> >
> >Demir ancak ve sadece çok yaşlı, pulsar aşamasına yaklaşmış bir yıldızda
> >bulunabilir.
> >
> >Soru çok açık ve net: "Nereden Geldi Bu Demir???" Bunun cevabı yok.
> >
> >Aslında var... ;-)
>
> Var tabi: Demirin temel kaynagi Supernova Tip 1A tabir edilen
> patlamalar. Bunun yaninda (yine hatirladigim kadariyla) son
> bulgulardan biri (temel olarak emisyon cizgilerindeki kizila kayma
> yoluyla) gore evrenin oldukca erken asmalarinda onemli boyutlarda agir
> element sentezlendigi. Yani Allah'in demiri evrene "disardan"
> getirmesini gerektirecek bir durum yok.

Şimdiye kadar iddiaları çürütmeye çalışıyordun, burada ise kendi
iddialarınla geliyorsun. Güzel. Fakat yanlış :-)

Evrenin erken aşamalarında ağır element sentezlendiğini nereden
okuduysan, lütfen paylaşabilir misin? Son derece çelişkili bir yargı.
Evrenin erken aşamalarında bol miktarda gaz bulutu bulurdun, Nebulalar
bulurdun, çok genç yıldızlar bulurdun. Ağır elementleri bulabileceğin en
son yer "Evrenin erken aşamaları"dır. Kainat ezeli ve ebedi olmayan, bir
hayatı olan, giderek yaşlanan bir varlık. Ve ağır elementler ancak
Evrenin yaşlanmasıyla oluşmaktadır. Bu kadar bariz.

Artı, Demirin sönmekte olan yıldızlarda oluştuğunu biliyorsan, bu
yıldızlara daha sonra ne olduğunu da biliyorsun demektir. Bu yıldızların
patlamadığını, tam tersine "çöktüğünü", etrafındaki cisimleri de
yuttuğunu da biliyorsundur, daha sonra basınç (G) nedeniyle yıldızı
oluşturan atomların (Fe) parçalandığını, ve yıldızın bir nötron yığını
(Kara Delik) haline geldiğini de biliyorsundur. Yani, neticede, Demir
denen meretin Kainata dağılması, yayılması vs. gibi bir şeyin söz konusu
olmadığını da biliyorsundur. Tabii bunlar insanoğlunun Ocak 2000
itibarıyla sahip olduğu bilgiler dahilindeki açıklamalar. Bunların
üzerinde bir açıklaman varsa hemen Nobel ödülü için adaylığını koy
derim. :-)

Ayrıca, ALLAH'ın Demiri "Evrene" dışarıdan getirdiğini de söyleyen yok.
"Dünyaya" dışarıdan gönderdiğini söyleyen var. Bu bilimsel olarak ta
ispat edildi (Demirin Dünyada var oluşunun imkansızlığı şeklinde),
Kur'an 'da da yazıyor.


> Son olarak genel bir yorum: Neden Allah'inizin varligini bilimsel
> olarak "ispat" etmege gerek duymadan iman etmek zor geliyor?
> Yuzyillardir, binyillardir ayni iddialar degisik kaliplarla atilir
> ortaya. Yok efendim gezegenlerin "kendi kendilerine" hareketi mumkun
> degildir, bunlari iten cinlerin, perilerin, tanrilarin.. vs olmasi
> gerekir. Yok goz gibi kompleks bir organin evrim yoluyla ortaya
> cikmasi mumkun degildir, bunun dizayniri bir tanri gereklidir. Yok
> volkanlarin dogal yollarla ates puskurtmeleri sozkonusu olamaz, o
> zaman bir ates tanrisina ihiyac vardir. Simdi de yok demir bu evrende
> uretilemez, disardan ihrac eden bir Allah'a ihtiyac vardir.. vs.
> Gecmisten ders alinmaz mi hic? Imanin yolu bu degil. Imanini bu gibi
> hurafelere baglarsan hayal kirikligina ugrarsin.

ALLAH'ın varlığını "ispat" etmeye çalışan yok ki. O zaten belli. Sadece
hayret uyandıran gerçeklerin temaşa edilmesi var. Çiçeğin güzel
koktuğunu biliyorsun diye koklamayacak mısın yani?

Bir de, bilimsel hakikatlerle kocakarı safsatalarını aynı kefede
karıştırarak hepsinin aynı olduğu gibi bir manipülasyona (#4) gitmek
yanlış olur. Gezegenleri cinlerin ittiğini söyleyen her kimse, bunu neye
dayanarak söylemiş?

Nevzat Akdemir

unread,
Jan 23, 2000, 3:00:00 AM1/23/00
to
Abdullah Ramazanoglu wrote:
>
> Nevzat Akdemir wrote:
> > Abdullah Ramazanoglu wrote:
> > > Senin bu mesajý post etmenle benim Þafak'a verdiðim cevap yaklaþýk ayný
> > > zamana denk geliyor. Dolayýsýyla o esnada ne sen benim mesajýmý
> > > görebiliyordun, ne de ben senin bu mesajýný. Þafak'a verdiðim cevap
> > > senin sorularýn hakkýnda da aydýnlatýcý olmuþtur umarým. Dolayýsýyla
> > > bunu geçiyorum ama, istersen Nebula'dan Kara Deliðe kadar bir yýldýzýn
> > > hayat hikayesini tartýþmaya da açýðým. (Zevkli bir konu esasýnda, ve
> > > SCT'de bu gibi tartýþmalarýn da yapýlmasý gerekiyor bence.)
>
> Benim konuyu yumuþakça kapatmamdaki amacým tartýþmaktan çekindiðim için
> deðildi. Bariz bir þekilde ispatlanmýþ bir konuda gereksiz yere üzerine
> giderek seni zor durumda býrakmak istememiþtim. Bu, sadistlikten baþka
> bir þey olmazdý. Ama sen yine ýsýtýp getirdin. Eh, bu mazoþist davranýþa
> karþý benim yapabileceðim fazlaca bir þey yok :))


Sen once nasil ve nerede pasaj cekilecegini ogren ondan sonra bu mazoist
konusuna da geceriz. (Herhalde canin konusmak, ama sadece konusmak
istiyor.)
Usenet'te once diger kisinin yazdigi pasaj ya da yazinin tumu, her
neyse, gecilir
altina da cevap yazilir. Yukariya bir bak, kendin yazip kendin
cevapliyorsun.
Ilk okudugumda bu nedir diye bir sure dusunmek zorunda kaldim. :))


>
> > Bu konuda Safak'a verdigin cevabi tekrar Deja'dan bulup okudum.
> >
> > Ozet olarak bir yildiz patladiginda ardinda biraktigi parcalarda demir yoktur
> > diyorsun. Demirin nerede ve nasil meydana geldigi sorusuna da cevabin
> > "Allah tarafindan yaratilmistir" oluyor.
>

> Birinci cümle doðru. Ýkincisi yanlýþ. Demirin sönmekte olan yýldýzlarda
> oluþtuðunu söyledim. Ve, *Dünyadaki* demirin ALLAH tarafýndan
> gönderildiðini söyledim.

Ayni sey degil mi benim de soyledigim? Allah gondermis,yaratmis
ayni seyler degil mi? Turkcen mi kit yoksa kafanda biraz eksiklik mi
var?
Sonunda Allah gondermistir gibi bilimsel(!) bir sonuca varmiyormusun?


>
> > Ben de ozet olarak demirin olen yizdizlarda olustugu ve evrene bu sekilde
> > yayildigi hakkinda bir teoriden bahsediyorum. (Tabii ki hersey Allah tarafindan
> > yaratilmistir dine inananlara gore.)
>

> Ölen yýldýzlarda oluþtuðunu söylemedin. Sadece "yýldýzlarda" oluþtuðunu
> söyledin. Ve bu yýldýzlarýn patlayarak Demirin yayýldýðýný söyledin. Her
> ikisi de kýsmen doðru olan iki önermeyi birleþtirerek yanlýþ bir
> neticeye vardýn. Yanlýþýn nerede olduðunu da defalarca çeþitli yerlerde
> söyledim. Bir kez daha söyleyeyim: Genç yýldýz patlar, ama onda demir
> olmaz. Yaþlý yýldýzda demir olur, ama o da patlamaz. Açýk ve net?

Hani bir laf etmistim, bunlar mal bulmus magribi gibi atlarlar
diye. Atladin iste yine. Aynen red shift/uzayin genlesmesi ve buna karsi
cikan
teoriler konusunda atladigin gibi.
Yildiz olumu sadece tek bir sekilde degildir. Senin her seye dar acidan
bakan
aklin bir yerlerde notron starlarin cekirdeginin demirden olustugunu
okudu ogrendi
ve kestirip atti. Simdi sana gore yakiti tukenip genisleme, daralma ve
tekrar
genisleme sureclerinden sonra patlayan yildizlar "genc" oluyor. Ama
yakiti tukenip
patlayan yildizlar nasil genc yildizlar oluyor? Muhakkak ki notron
starlar kadar
yasli degiller ama bu onlarin genc olduklari anlamina da gelmez. Aslinda
notron
yildizlarin sayisi patlayan yildizlarin sayisinin cok altindadir ve
yildizlarin
sonu hakkinda esas bir temel bile teskil etmez. Iste senin demir
cekirdekli yildizin.
Ote yandan daralma/genisleme fazlarindan gecerken demir ve diger
elementleri ureten yildizlar patlayinca muhteviyatlarini da uzaya yayar.
(Tabii ki butun bunlar teoriye
gore. Isin detaylarini bilmem. Teorileri ben uretmedim ve bu konuda da
uzman falan
degilim.)

>
> > Simdi uzun uzun Nebulalardan Karadeliklere kadar tartismalara girmeden once
> > bana patlayan bir yildizin ardinda biraktiklari nelerdir, ondan bahset;
> > sadece helyum atomlari mi ? Bunu yaparken okutulan ders kitaplarinda
> > verilen gecerli teorinin, "helyum haric tum elementlerin yildizlarda
> > olustugu...." yonunde oldugunu unutma. :-)
>

> Birincisi, o Helyum deðil, Hidrojen olacak.

Neden hidrojen olsun? Yakiti saglayan ne? Hidrojenin helyuma donusmesi
degil mi?
:-)

> Ýkincisi, Nebuladan oluþan bir yýldýz ile patlama neticesi doðan bir
> yýldýzý birbirine karýþtýrmýþsýn.

Aslinda onu karistiran sensin. Notron yildiz sonucunu dogal olarak kabul
ediyorsun.
Sanki her yildiz bu surece girermis gibi bir tutumun var.

> Üçüncüsü, soru eksiklerle dolu. Yýldýzýn yaþý kaç? Kütlesi ne? Ve
> patlamanýn þiddeti ne?

Bana yukarida mazoistsin gibilerinden bir nukte patlattin ya, al sana
karsiligi:
Yildizin yasi altina tokmak salliyor, kutlesi cok iri kocabas cinsinden
ve de patlamanin siddeti senin kivirmana bagli. Oldu mu?
Eger sana formullerle dolu sayfa sayfa karsilik verecegimi saniyorsan
aldaniyorsun. O kadar bilgim yok. Arastirmaga da niyetim yok. Boyle bir
calisma
yapsam bile senin anlayacagindan supheliyim. Bosuna kurek sallmak olur.
Ya polemige
gecersin ya da Allah gondermistir dersin.

>
> Senin sorunu cevaplayabilmek için bu bilinmeyenlere neden ihtiyaç

> olduðunu biliyor musun?
>
> Gerçi bu bilinmeyenleri saðlasan da sana kesin bir element dökümü
> veremem tabii, zira astrofizikçi deðilim. Sadece genel anlamda ne,
> neden, nasýl olur gibi bir cevap verebilirim, ve bu cevap benim
> argümanlarýmý desteklemek için de yeterli olur. (Aslýnda dolaylý olarak
> deðiþik yerlerde verdim bu cevabý.) Yani senin bu bilinmeyenleri
> saðlamana ihtiyacým yok aslýnda. Dolayýsýyla, bunlara *neden* ihtiyaç
> olduðunu sorarak iþi yokuþa sürdüðümü biliyorum. Ama madem beni imtihan


> ediyorsun, nakka paa okka köfte :-)

Imtihan eden falan yok akilli cocuk. Sana fikirlerimi sorular halinde
veriyorum. O kalin (belki de demirden imal edilmistir) kafana daha iyi
tesir eder diye. Aslinda benim gayem sana okudugunu, ogrendigini daha
iyi
analiz/sentez edebilecegini gostermek. Aynen SCT'de israrla konusulan
"biz
maymunlardan geldik/gelmedik" analojisi gibi. (Soylenenin aksine
insanlar
maymunlardan turememis fakat maymunlarla ortak bir ebeveynden gelmistir.
Ama senin gibileri evrim teorisinin bu kismini "insanlar maymundan
gelmistir"
gibi algilar ve sacmalamaga baslar. Evet konumuz bu degil ama cuk
oturuyor,
degil mi?)

>
> > Eger istersen Safak'a ve bana verdigin cevaplardan pasajlar vererek bu
> > yaptigim ozetin dogrulugunu kanitlarim. (Sanirim luzumu yok. Ilgilenen
> > acar bakar.)
>

> Kendimi tanýdýðým kadarýyla, bir fikri iletebilmek için kurduðum cümle
> bazen bana çok mantýklý gelmesine raðmen, diðer insanlarca yanlýþ
> anlaþýlabiliyor. Böyle bir problemim var malesef. Fakat, "Ben ne demiþim
> de böyle anlasýlmýþ?" diye tekrar tekrar okudum o mesajý, böyle bir
> özeti nasýl çýkardýðýný anlayamadým.

Anlayamazsin zira yazdigimi anlamadin ilk olarak.
>
> > >
> > > Gelgelelim iþin diðer boyutuna...
> > >
> Bu konuyu uzatmak istemiyorum. Ama SCTye cc olayý biraz haksýzlýk.
> "Daðýn baþýna bir dükkan aç, o dükkana ait tanýtým bildirilerini gel
> çarþýda daðýt" gibi bir þey. Mall Effect mi derler, Çarþý Dinamiði mi
> derler, öyle bir þey. Bir de bu iþlerin toplumca yapýlmasý lazým. Tek
> kiþinin gayreti hiç bir þey yapmýyor. ACT* hiyerarþisinin herkesce doðru
> düzgün kullanýlmasý lazým. Eðer herkes SCTye yýðýlýrsa, ben tek baþýma o
> dað baþýnda açlýktan ölürüm :))

Ben sadece senden bahsetmiyorum. Buraya yazan butun dini agirlikli
yazarlardan
bahsediyorum. ACTR a yazip buraya bir cc verseler hic fena olmaz. Madem
ki
meraklisiniz herseyi Allah, din, peygamber acisindan gormege biraz caba
gosterin
ACTR da bir araya gelmege, basarilamayacak bir durum yok. Bakmissin bir
sure
sonra sen salim ben selamet. :-)

nevzat

james_b...@my-deja.com

unread,
Jan 23, 2000, 3:00:00 AM1/23/00
to
In article <387E2CBC...@demirbank.com.tr>,
Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:
> Donald Duck wrote:
> >
> > Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote in message
> > news:387D0140...@demirbank.com.tr...

> > > Son nefesimizde bu sözü söylemekten Rabbimize sığınalım İnşaALLAH.
> > >
> > > Dört Güneş Sisteminin enerjisini tek Demir atomunda hapseden
ALLAH'ın
> > > selamı üzerinize olsun.
> >
> > Yahu nereden uyduruyorsunuz bunlari kardesim? ...
>
> [ 8< ]
>
> http://abdullah.8k.com/hakikat/chapters/astronomyfac.html
>

God was invented to explain mystery. God is always invented to explain
those things that you do not understand. Now, when you finally discover
how something works, you get some laws which you're taking away from
God;
you don't need him anymore. But you need him for the other mysteries.
So therefore you leave him to create the universe because we haven't
figured that out yet; you need him for understanding those things which
you don't believe the laws will explain, such as consciousness,
or why you only live to a certain length of time--life and death--stuff
like that. God is always associated with those things that you do not
understand. Therefore I don't think that the laws can be considered
to be like God because they have been figured out.

Richard P. Feynman


> --
> Abdullah Ramazanoglu [ aramazanoglu AT demirbank DOT com DOT tr ]
> Qur'anic Miracles http://www.it-is-truth.org/frame.htm
> Kur'an Mucizeleri http://abdullah.8k.com/hakikat/
>

--
If you were taught that elves caused rain, every
time it rained, you'd see the proof of elves.

safa...@shaw.wave.xyz

unread,
Jan 24, 2000, 3:00:00 AM1/24/00
to
Usenmedim, yazdim... Bu sefer embryo fiyaskosu kadar kolay
kurtulamayacaksin dilimden:

Asagidaki adreste ortalama nukleon (proton veya elektron) bag enerjisi
egrisi var. Goruldugu gibi egri 56 civarinda maximuma ulasmakta. Hafif
elementler fuzyon ile enerji kaybedip egride yukari dogru cikmakta,
agir elementler fizyon/radyoaktif bozunma ile enerji kaybedip yine
yukari dogru cikmakta iken egrinin ekstremumunda bulunan elementlerin
(izotoplarin) boyle bir meyili yok.

http://www.britannica.com/bcom/eb/article/single_image/0,5716,1908+asmbly%5Fid,00.html

(Uye degilseniz Brittanica'ya bedava uye olabilirsiniz)

Egriden cikan bir sonuc, mesela Fe 56'nin, 56 Hidrojen cekirdeginden
(proton) 56*(8.8-7.3) yani yaklasik 80 Mev daha *AZ* enerjiye sahip
oldugudur.

(Yani 1 demir atomu = 4 gunes sistemi ise, 1 hidrojen atomu > 4 gunes
sistemi gibi abuk sabuk bir iddia ile karsilasmaktayiz. Neyse, devam.)

(Bu arada 1 Mev = 1.6E-13 J)

Buraya kadar iyi guzel de eger 56 nukleon birlesik halde daha az
enerjiye sahipse neden bir kaba 56 adedini ayri ayri koydugumuzda
hemencecik birlesip, ayni zamanda bize 80Mev enerji vermiyorlar?

Yukarda verilen rakamlar ilk ve son durum enerjileri. Bu iki enerji
durumu birbirine bir dogru ile bagli olmak zorunda degil. Size biri
10m, digeri 20m yuksekliginde iki top oldugunu soylesem, 20m'deki
topun kendiliginden 10m'ye yuvarlanmasini beklemezsiniz herhalde.
Arada 30m'lik bir tepe olmasi mumkun.

Iste cekirdeklerde de durum boyle. Iki hafif cekirdegi birbirine
yaklastirmaya basladiginizda bir noktada potansiyel enerji engeli
(tepesi) ile karsilasiyorsunuz. Asdiginiz durumda gercekten enerji
kazanacaksiniz ama asana kadar sisteme enerji vermeniz gerekiyor.

Bu potansiyel engeli egrisini kabaca asagidaki adresteki gibi
dusunebilirsiniz:

http://www.britannica.com/bcom/eb/article/single_image/0,5716,1909+asmbly%5Fid,00.html

(Fizyondan bahsediliyor ama grafigi soldan saga degil sagdan sola
okursaniz fuzyon icin de gecerli)

Bu potansiyele pozitif katki Coulumb kuvvetinden gelmekte. Elimde
kaynak yok, dolayisiyla su anda mesela karbon-oksijen fuzyonu icin
potansiyel engelinin degerini sana soyleyemem, ama kaba bir ust limit
(ayni maksimum deger) hesaplamak gayet basit, ortaokul fizigi:

Varsayalim Fe 56'yi 25'erlik *protondan* olusan iki cekirdegin fuzyonu
ile uretecegiz (rakamlari hesap kolay olsun diye yuvarliyorum, yoksa
25+25'in 56 etmedigini ikaz etmene gerek yok). Ve bu iki cekirdegi
klasik elektron yaricapi kadar yaklastirdigimizda Coulomb etkisini
yendigimizi varsayalim. (QM tunelini, enerji dagilimi egrilerini,
Gamow tepesini falan ihmal ediyoruz. Amac gercek degeri hesaplamak
degil somut bir ust limit bulmak). Simdi rakamlari yerine koyalim:

(Asina degilseniz "E"yi "x10^" olarak okuyunuz)

1 elektron yuku = 2E-19 C
1 cekirdek yuku = 25 * (1 elektron yuku) = 5E-18 C

r-klasik-elektron = 1E-15 m

Coulomb Potansiyel Enerjisi = 1/(4 Pi Epsilon) * YUK1 * YUK2 / MESAFE

PE = (1E10) * (5E-18)^2 / (1E-15) Joule

PE = 25E-11 J

Yani Fe 56'yi 2 Silikon cekirdeginden olusturmak istesek uretecegimiz
her atom basina asmamiz gereken engel *EN FAZLA* 25E-11 Joule
mertebesinde. Bu engeli astigimiz takdirde de bunun ustune yaklasik
1E-11 Joule kadar enerji kazancimiz olacak.

Bu rakamlar tabii ki son derece kaba. Sadece sana bahis konusu
mertebeler hakkinda fikir versin diye veriyorum. Sonucta 10 misli
buyuk, 10 misli kucuk olsa da vardigimiz sonucu degistirmez.

Yani bir Fe atomu olusturmak icin gereken enrji ile gunes sisteminin
enerjisini, nasil hesaplarsan hesapla, ayni terazide tartmak mumkun
degil!

Karsilastirma olsun diye, 1 kutu kurufasulye konservesinin metabolik
esdegeri yaklasik 1000 kJ. Yani bir kutu fasulye konservesindan
vucudun aldigi enerji ile 1E15 adet demir atomunu fuzyon yoluyla elde
etmek teoride (bkz asagi paragraf) mumkun. Simdi gel istersen bir
demir atomu nasil 4 gunes sistemine esit oluyor bana bir daha
anlativer.

Peki simdi soracaksin, madem bir demir atomunu fuzyon yoluyla yaratmak
bu kadar kolay, neden ortaokul laboratuar siniflarinda standart deney
degil..

Tabi cevap basit: "Kolay" ile "gereken enerji" ayni sey degil. Bir
demir atomunu fuzyon yoluyla uretmek icin gereken enerji benim bu
yaziyi yazarken harcadigim enerjiden kat be kat daha az, ama gel gor
ki "lojistik" problemler mevcut. En basiti, bir cekirdegi baska bir
cekirdege nisanlamak bilardo toplarini birbirine nisanlamaktan
birazcik daha zor. Sonra gereken enerjiyi cekirdege nasil aktardigin
meselesi, bu kadar enerjik cekirdekleri nasil muhafaza
ettigin..vs..vs. Sonucta istatistiklere boyun egmek durumundasin.
Makro boyutta yuksek basinc ve sicaklik yaratmak durumundasin, oysa
tek tek cekirdekleri manipule etmek sozkonusu olsa basinc
ve sicaklik problemi diye birsey olmazdi (klasik anlamda basinc ve
sicaklik zaten istatistiki buyuklukler).

Demir ancak gunesin 4-5 (/1.5, su kat meselesine asagida detayli
deginecegim) kati kutleye sahip yildizlarda olusur demek, 1 demir
atomunu olusturabilmek icin gunesin 4 kati enerjiye ihtihac
var demek degildir. Umarim yukardaki aciklamadan sonra hala boyle
sacma bir iddiada bulunmayacaksin. Tabi sozde bilimselligi Islami
propaganda araci olarak gorenler icin "Demir elementi kutlesi gunesin
4-5 katindan fazla olan yildizlarda uretilebilir" demek, "Allah'in
yarattigi bir demir atomu 4 gunes sistemine denktir" demek kadar
sansasyonal gelmiyor kulaga. Tabi bu arada hem din hem bilim iki
paralik olmus kimin umrunda.

Gelelim yildizlara.. Yukardaki grafikleri araken Encyclopaedia
Britannica sitesine gittim, "fusion", "fission" ve "stellar
evolution", "stars" konu basliklarinda siddetle okumani tavsiye
ettigim, gayet anlasilabilir yazilar var. Bu arada baska kaynaklardan
da "pp-cycle/cno-cycle", "white dwarfs", "supernova type I/II" ..etc
dahil sozcuk aramasi yapabilirsin. Hepsini ne arayacak, ne okuyacak
zamanim var. Bildiklerimi kisaca ozetleyeyim:

Oncelikle, yildizin kutlesi 4-5 gunes kutlesinden kucukse Fe (veya Ni)
sentezleyemecegi dogru, bu durumda gravitasyonu dengeleyen yegane
"kuvvet" Pauli dislama prensibinden kaynaklanan elektron basinci ki
ancak yildiz yuksek yogunlukta beyaz cuce konumuna coktukten sonra
denge saglanabiliyor. Buraya kadar iyi guzel de diyeceksin ki boyle
bir beyaz cuce demir uretmek soyle dursun, zamanla soguyacak, gercek
anlamda bir olu yildiz olacak. Bu kadar basit degil. Kutlesi kritik
kutleden (1.4-1.5 gunes kutlesi, "Chandrasekhar mass" diye tarama yap)
buyuk olan bir beyaz cuceyi dejenere elektron basinci cokmekten
kurtaramiyor (zira sonucta isik hizi da sinirli, tabiri caizze
elektronlarin ayni anda her yerde olmalari kinetik olarak imkanli
degil). Yine de senin isine yarayan bir mekanizma da yildizin beyaz
cuce olmadan once kutle kaybettigi, yani kutlesi baslangicta 5 gunes
kutlesine yakin bile olsa beyaz cuce asamasina gunes kutlesi
alti kutle ile ulsamasi, sonra da zamanla yavas yavas sogumasi
sozkonusu. Ama, varsayalim bu kritik kutle alti kutleli beyaz cucenin
bir de ikiz yildizi var (ikili yildiz sistemleri oldukca yaygin). Eger
esi kendisinden cusseli bir kirmizi dev ise, zamanla bu kirmizi devin
dis kademelerinden madde cekmesi sozkonusu. Bu sekilde kritik kutleyi
asildiginda ise su meshur supernova patlamalarina yol aciyor. Bu tur
yasli yildiz gruplarinda meydana gelen Supernova Tip I tabir edilen
patlamalar sirasinda ise mevcut C ve O'nin Si'a, oradan da Ni'e
fuzyonu, Ni izotopunun da Fe 56'ya bozunmasi, ve tum bu agir
elementlerin de patlama ile uzaya dagilmasi sozkonusu.
Evrendeki mevcut demirin ana kaynagi iste bu Tip I Supernovalar.

Kutlesi ~5 gunes kutlesinden buyuk yildizlarda ise fuzyon C ve O ile
sinirli kalmayip buradan Ne, Mg, S, Si, Fe yoluyla devam etmekte.
Yazinda belirttiginin aksine, bu tur yildizlarda tum bu elementleri
degisik kademelerde bulmak mumkun, ve cekirdekteki Fe'de haric her
kademede fuzyon devam edebilyor. Bu sekilde merkezdeki demir
kritik kutleyi (1.5 gunes kutlesi) astiginda ise bu sefer notron
basinci dengeyi saglayana kadar yildiz cokup "notron yildizi" oluyor.
Bu asamadaki hizli cokus esnasinda yine bir patlama sozkonusu
olabiliyor. Fakat bu sefer patlamanin siddeti ile ekzotermik
reaksiyonlarin yaninda endotermik reaksiyonlarin da olusabiliyor.
Yukarda belirttim, demirden daha hafif elementleri birlestirip enerji
kazanmak mumkun degil, ancak harcayacak enerji varsa fuzyon yoluyla
agir element sentezlemek gayet de mumkun. Iste Tip II tabir edilen bu
tur supernovalarda agir elementler bu sekilde sentezleniyor.

Simdi, gelelim senin iddialarina..

Gerci ne iddia ettigin de belirsiz. Iki onceki mesajinda diyorsun ki:

>>Demir ancak ve sadece çok yaşlı, pulsar aşamasına yaklaşmış bir yıldızda
>>bulunabilir.
>>Soru çok açık ve net: "Nereden Geldi Bu Demir???" Bunun cevabı yok.

Yani anladigim kadari ile demir yalnizca notron yildizlarinda (pulsar
tam dogru degil) bulunur (bulunmaz ya, notron yildizi demir cekirdegin
cokmesiyle olusur, haydi neyse..), ama uzaya yayilmasi mumkun degil
diyorsun. Sonra da bir onceki mesajinda:

>Ayrıca, ALLAH'ın Demiri "Evrene" dışarıdan getirdiğini de söyleyen yok.
>"Dünyaya" dışarıdan gönderdiğini söyleyen var. Bu bilimsel olarak ta
>ispat edildi (Demirin Dünyada var oluşunun imkansızlığı şeklinde),
>Kur'an 'da da yazıyor.

Diyorsun. Karar ver, dunyaya nasil geldi veya getirildi? Olu
yildizlardaki demirin uzaya yayilmasi imkansiz ise Allah ya disardan
(neresiyle) ithal etti, ya da olu yildizlara ziyarette bulunup kucak
kucak demiri oradan bizim sistem dahil evrenin her kosesine tasidi.

(Demir dunyada VAR iken var olusunun IMKANSIZLIGI nasil ISPAT edildi
bunu da cok merak ettim dogrusu ya..)

Allah'in demiri dunyaya disardan getirdigini ispat icin de su ayeti
veriyorsun:

"Ve Demiri gönderdik, ki onda hem büyük bir kudret, hem de insanlar
için bir çok menfaatler vardır."

Simdi Kuran'da "sunu gonderdik", "bunu gonderdik" turundeki ifadelerin
sikcaligini bir kenara biraksak bile, bu ayetten "uzaydan gonderdik"
sonucunu cikariyorsan kendi kendinle celisiyorsun zira diyorsun ki
demir uzayda var olamaz, ancak olu yildizlarda hapis halinde muhafaza
olur. Yani bu yolla gonderilmemis. Ya evrenin disindan gonderilmis, ya
da ozel -bilimsel olarak aciklanamaz- (imkansizligi ispatlanmis ya)
bir mekanizma ile, yani olu yildizlardan meleklerin sirtlarinda falan
tasinmis. Fantezi ile gercek arasinda mekik dokuyorsun.

Neyse, onu da gec, isin asil matrak yani su: Allah'in demiri
gonderdiginin Kuran'da gecmesini bir buyuk hikmet sananlara sorarim:
HANGI ELEMENT DUNYADA URETILMIS DE DEMIRIN DUNYA DISINDAN GELMESININ
BIR HIKMETI OLUYOR? (Aklievveller lutfen bilimadamlarinca suni olarak
uretilen elementler ile radyoaktif bozunmayi ihmal etsinler). Mesela
demir dunya disindan gelmis de hidrojen dunya tarafindan mi uretilmis?
Ya oksijen? Ya silikon? Ya aliminyum? Ya karbon? Guldurmeyin insani.
Hicbir element dunyada uretilmemistir. Bu anlamda Kuran'daki su ayet
oldukca bos (bilgi icermeyen) bir ayet, ozellikle Kuran'a gore
Allah'in hemen her seyi "yukardan gondermis" oldugu goz onune
alinirsa.

Tabi ki Kuran da demirden bahsedecek. O devirde bilinen en onemli
maden. Yok eger uranyumdan, yok hadi onu gec silikondan, yok onu da
gec oksijenden, hidrojenden, aliminyumdan bahsetmis olsa bir hikmeti
olurdu. Demirin "kudretli" oldugunu, sert, dayanikli bir maden
oldugunu babaennem de bilir. Her tasin altinda bir hikmet aramayiniz
lutfen.

Derdim dine inananlarla degil, din adina hurafeleyenlerle.

Dumrul

unread,
Jan 24, 2000, 3:00:00 AM1/24/00
to
<safa...@shaw.wave.xyz> schrieb in im Newsbeitrag:
388c17d6...@news.cal.shaw.wave.ca...

> Usenmedim, yazdim... Bu sefer embryo fiyaskosu kadar kolay
> kurtulamayacaksin dilimden:

Selam Safak,

Iyi ki usenmeden yazmissin. Bu kadar zaman ve *enerji* harcayip, boyle
ayrintili ve dolgun bir yazi yazdigin icin tebrik ederim. Aslinda, bu sahisa
ben de cevap yazmak istemistim, ama herkes kendi yerini bilmeli. Benim
fizik, astro fizik ve nukleer fizik uzerine olan bilgilerim maalesef, bir
takim populer bilim-teknik dergilerinde okudugum uc bes makalenin otesine
pek gitmez. Bu yuzden, bu sahisin yazdiklarinin bilimsel verilerle tam
ortusmedigini farketmeme ragmen saglikli bir sekilde curutecek durumda
degildim.

Bunu sen yaptigin icin, ve aslinda pek ilgi alanima girmeyen, ama cogu zaman
da eldeki bir kac verinin korkunc derecede suistimal edildigi bir konuda,
oldukca rahat okunabilir bir yazi hazirladigin icin seni kutluyorum.

Selamlar

Dumrul

safa...@shaw.wave.xyz

unread,
Jan 25, 2000, 3:00:00 AM1/25/00
to
On 24 Jan 2000 13:11:31 -0600, "Dumrul" <Dum...@gmx.net> wrote:
><safa...@shaw.wave.xyz> schrieb in im Newsbeitrag:

[...]

>Bunu sen yaptigin icin, ve aslinda pek ilgi alanima girmeyen, ama cogu zaman
>da eldeki bir kac verinin korkunc derecede suistimal edildigi bir konuda,
>oldukca rahat okunabilir bir yazi hazirladigin icin seni kutluyorum.
>
>Selamlar

Sana da selamlar. Aklimin erdigi, dilimin dondugunce. Hatalarimi daha
iyi bilenler duzeltsinler.

>> Egriden cikan bir sonuc, mesela Fe 56'nin, 56 Hidrojen cekirdeginden
>> (proton) 56*(8.8-7.3) yani yaklasik 80 Mev daha *AZ* enerjiye sahip
>> oldugudur.
>>
>> (Yani 1 demir atomu = 4 gunes sistemi ise, 1 hidrojen atomu > 4 gunes
>> sistemi gibi abuk sabuk bir iddia ile karsilasmaktayiz. Neyse, devam.)

Abuk sabuk demisim de, aceleye gelmis, ben de sacmalamisim. Demeye
calistigim sey soyle olacak, bu vesile ile duzeltilir:

<<< Yani 1 demir atomu = 4 gunes sistemi ise, **56** hidrojen atomu >


4 gunes sistemi gibi abuk sabuk bir iddia ile karsilasmaktayiz. Neyse,
devam. >>>

--

Abdullah Ramazanoglu

unread,
Jan 27, 2000, 3:00:00 AM1/27/00
to
Nevzat Akdemir wrote:
> > > Ozet olarak bir yildiz patladiginda ardinda biraktigi parcalarda demir yoktur
> > > diyorsun. Demirin nerede ve nasil meydana geldigi sorusuna da cevabin
> > > "Allah tarafindan yaratilmistir" oluyor.
> >
> > Birinci cümle doğru. İkincisi yanlış. Demirin sönmekte olan yıldızlarda
> > oluştuğunu söyledim. Ve, *Dünyadaki* demirin ALLAH tarafından
> > gönderildiğini söyledim.

>
> Ayni sey degil mi benim de soyledigim? Allah gondermis,yaratmis
> ayni seyler degil mi? Turkcen mi kit yoksa kafanda biraz eksiklik mi
> var?
> Sonunda Allah gondermistir gibi bilimsel(!) bir sonuca varmiyormusun?

Aynı şey değil. Senin söylediğinden "Kainattaki demiri ALLAH dışarıdan
gönderdi" demişim gibi bir sonuç çıkıyor. Halbuki ben demirin nerede ve
nasıl meydana geldiğini gayet açık olarak anlatmıştım. Burada da sadece
*Dünyadaki* demiri ALLAH'ın gönderdiğinden bahsettiğimi tekrar
vurguladım. Nedense, ben üzerine basa basa *Dünyadaki Demir* dedikçe,
sen dahil herkes bunu *Kainattaki Demir* olarak algılamakta ısrar
ediyor.

Bilimselliğe gelince, "olmayanı ifna" metodu ile *Dünyadaki* demirin
imkansızlığını bilimsel olarak ispatlıyorum. Ve tesadüf bu ya, Kur'an da
Demirin "indirildiğini" söylüyor. Ben bunun dışında bir şey demiyorum.
Sen de Dünyada demirin nasıl oluştuğunu izah et, olsun bitsin.

Bu arada muhtemel bir yanlış anlamayı baştan önlemek isterim: Tabii ki
her şey ALLAH'ın yaratmasıyla olur. Ama ALLAH her şeyi sebepler arkasına
gizler. Bu Sünnetullah (ALLAH'ın adeti) dir. Bazı istisnai durumlar
vardır ki, ALLAH bunları bir sebep arkasına gizlemeden irade eder.
Bunlara da mucize denir. Demirin dünyaya indirilmesi de ALLAH
tarafındandır, yıldızlarda oluşması da ALLAH tarafındandır. Fakat biri
sebeplerle perdelenmiş, diğeri perdelenmemiş. Bu ikisini karıştırmamakta
fayda var.


> > > Ben de ozet olarak demirin olen yizdizlarda olustugu ve evrene bu sekilde
> > > yayildigi hakkinda bir teoriden bahsediyorum. (Tabii ki hersey Allah tarafindan
> > > yaratilmistir dine inananlara gore.)
> >

> > Ölen yıldızlarda oluştuğunu söylemedin. Sadece "yıldızlarda" oluştuğunu
> > söyledin. Ve bu yıldızların patlayarak Demirin yayıldığını söyledin. Her
> > ikisi de kısmen doğru olan iki önermeyi birleştirerek yanlış bir

> > neticeye vardın. Yanlışın nerede olduğunu da defalarca çeşitli yerlerde
> > söyledim. Bir kez daha söyleyeyim: Genç yıldız patlar, ama onda demir
> > olmaz. Yaşlı yıldızda demir olur, ama o da patlamaz. Açık ve net?


>
> Hani bir laf etmistim, bunlar mal bulmus magribi gibi atlarlar
> diye. Atladin iste yine. Aynen red shift/uzayin genlesmesi ve buna karsi
> cikan
> teoriler konusunda atladigin gibi.
> Yildiz olumu sadece tek bir sekilde degildir. Senin her seye dar acidan

Nükleer hayat ile formasyonel hayat arasındaki farkı bilmediğini
düşünüyorum.


> bakan
> aklin bir yerlerde notron starlarin cekirdeginin demirden olustugunu
> okudu ogrendi
> ve kestirip atti. Simdi sana gore yakiti tukenip genisleme, daralma ve
> tekrar
> genisleme sureclerinden sonra patlayan yildizlar "genc" oluyor. Ama
> yakiti tukenip
> patlayan yildizlar nasil genc yildizlar oluyor? Muhakkak ki notron
> starlar kadar
> yasli degiller ama bu onlarin genc olduklari anlamina da gelmez. Aslinda
> notron
> yildizlarin sayisi patlayan yildizlarin sayisinin cok altindadir ve
> yildizlarin
> sonu hakkinda esas bir temel bile teskil etmez. Iste senin demir
> cekirdekli yildizin.
> Ote yandan daralma/genisleme fazlarindan gecerken demir ve diger
> elementleri ureten yildizlar patlayinca muhteviyatlarini da uzaya yayar.
> (Tabii ki butun bunlar teoriye
> gore. Isin detaylarini bilmem. Teorileri ben uretmedim ve bu konuda da
> uzman falan
> degilim.)

Daha önce Nebula yıldızıyla patlamadan doğan yıldızı karıştırdığını
söylemiştim ya, bunun sebebi belli oluyor. şimdi bunları da duyunca
anlıyorum ki bir yıldızın "nükleer hayatı/yaşı" ile "formasyon
hayatı/yaşı" nı birbirine karıştırıyorsun. Biz burada astronomi
tartışması yapmıyoruz. Konu "füzyon yoluyla demirin yıldızlarda
oluşumu". Yıldızın "yaşı" derken "nükleer yaşı"ndan bahsedildiğini bir
de ayrıca söylemem mi gerekiyor? Eğer bunu söylemek zorunda kalacaksam
ben kimle neyi tartışıyorum? Yıldızın nükleer hayatı tek yönlüdür, ve
ölümü de (gerekiyorsa belirteyim: "nükleer ölümü") tek şekilde olmaya
doğru gider. (Sarfettiğim kelimelerin manipüle edilmesinden korktuğumdan
böyle abuk bir cümle oldu. "Nükleer ölümü tek şekildedir" diye de
okuyabilirsin) Ve Demir, yıldızın nükleer hayatının sonlarında oluşur,
formasyonel hayatının sonunda değil. Ne o öyle, doldur boşalt,
genişle daral -hop demir oluştu- yakıt bitti, patla... Ne bu? 4 zamanlı
motorun çalışması mı? :-))

Yani senin bu mantığınla gidersek, genç bir yıldız patlayarak kendisi
yok olup yerine daha küçük yıldızlar oluşturduğunda, bu yıldız
*formasyon* olarak "ölmüş" olduğuna göre, mucizevi bir şekilde tüm
füzyon basamaklarını anında geçerekten demir fazına mı giriyor?
Veya yeni doğan yıldızlar formasyon olarak "yeni doğmuş"
oldukları için bir anda Hidrojen fazına geri dönüş mü yapıyor? Hayır.
Ana yıldızın nükleer yaşı her ne idiyse, onun yerine oluşan daha küçük
yıldızların nükleer yaşı da aynı.

Bir de, şu "daralma/genişleme fazlarından gecerken demir üreten
yıldızlar.." ne demek? Nereden okuduysan ya yanlış yazıyor, ya da yanlış
anlamışsın.

İçimdeki muzip duyguları bastırmaya çalışıyorum ama dayanamıyacam: Şu
"yakıt" olayını biraz açabilir misin? Yakıt nedir? "Yakıtın bitmesi" ne
anlama geliyor? Yakıt bitince yıldız bir genişliyor bir daralıyor, hoop
biraz demir oluşuyor, a a a, yeniden depo yakıt mı doluyor? Nası yani?
:-))


> > > Simdi uzun uzun Nebulalardan Karadeliklere kadar tartismalara girmeden once
> > > bana patlayan bir yildizin ardinda biraktiklari nelerdir, ondan bahset;
> > > sadece helyum atomlari mi ? Bunu yaparken okutulan ders kitaplarinda
> > > verilen gecerli teorinin, "helyum haric tum elementlerin yildizlarda
> > > olustugu...." yonunde oldugunu unutma. :-)
> >

> > Birincisi, o Helyum değil, Hidrojen olacak.


>
> Neden hidrojen olsun? Yakiti saglayan ne? Hidrojenin helyuma donusmesi
> degil mi?
> :-)

Nevzat???? Aman diyeyim, deme bunu. Hidrojen yerine Helyum yazarken, bu
hatayı dalgınlıkla yaptığını zannediyordum. Sakın bunu bile bile
yazdığını söyleme... (Bir de şu "yakıt" olayına hala tam vakıf olamadım
ama...)

Yaw kendi ağzınla söylüyorsun ki, H2 -> He dönüşümü oluyor (Güneşte).
Benim dememe gerek kalmadı. Cevabı kendin verdin. O zaman nasıl hala
Helyum hariç tüm elementler yıldızlarda oluşur diyorsun? Sonra Güneşi
bir yana bırak, peryodik tabloya bak. Elindeki tabloda baskı hatasıyla
Helyum için 1/2
elektron felan yazıyor olmasın? :-)


> > İkincisi, Nebuladan oluşan bir yıldız ile patlama neticesi doğan bir
> > yıldızı birbirine karıştırmışsın.
>

> Aslinda onu karistiran sensin. Notron yildiz sonucunu dogal olarak kabul
> ediyorsun.
> Sanki her yildiz bu surece girermis gibi bir tutumun var.

Nötron yıldız sonucunu doğal kabul etmediğini mi söylüyorsun? Her
yıldızın bu sürece girmeyeceğini mi söylüyorsun? Her yıldızın (yeterli
kütleye sahip olmak şartıyla) nükleer hayatının sonunda pulsar
haline gelmeyeceğini mi söylüyorsun? İlginç... Nobel ödülüne bir rakip
daha çıktı...

İkinci olarak, Nebula ve patlama yıldızının karıştırılmasıyla, nötron
yıldızı sonucunun doğal olup olmaması arasında ne alaka var?

Üçüncüsü, patlayan bir yıldızın ardında bıraktıklarının sadece Helyum mu
(Hidrojen) olup olmadığını soran ben değilim. Eksik
bilgiden dolayı elma ve armutu karıştırıyor olmalısın. "Patlayan bir
yıldızdan yeni bir yıldız doğar, bu yeni yıldız formasyon olarak acayip
"genç"tir (nükleer yaş? O ne?), dolayısıyla Helyum (Hidrojen)
ağırlıklıdır..." Öyle mi? Hatayı görüyor musun? Yıldızın ne
kadar genç olduğuna hüküm verirken onun formasyon yaşına bakıyorsun.
Ondan sonra da bu kadar genç bir yıldızın Hidrojen ağırlıklı olacağına
hükmederken de, onun formasyon yaşını nükleer yaş olarak kabul
ediyorsun. Zira bu ikisi arasındaki farkı bilmediğini düşünüyorum.
Sadece "isimlendirme" benzerliğinden başka ikisi arasında neredeyse hiç
bir alaka yok halbuki. Bunun başka bir açıklaması varsa lütfen söyle.


> > Üçüncüsü, soru eksiklerle dolu. Yıldızın yaşı kaç? Kütlesi ne? Ve

> > patlamanın şiddeti ne?


>
> Bana yukarida mazoistsin gibilerinden bir nukte patlattin ya, al sana
> karsiligi:
> Yildizin yasi altina tokmak salliyor, kutlesi cok iri kocabas cinsinden
> ve de patlamanin siddeti senin kivirmana bagli. Oldu mu?
> Eger sana formullerle dolu sayfa sayfa karsilik verecegimi saniyorsan
> aldaniyorsun. O kadar bilgim yok. Arastirmaga da niyetim yok. Boyle bir
> calisma
> yapsam bile senin anlayacagindan supheliyim. Bosuna kurek sallmak olur.
> Ya polemige
> gecersin ya da Allah gondermistir dersin.

Lütfen aşağıdaki paragrafa tekrar bak.
Soru bu değildi. Bu bilinmeyenlere *neden* ihtiyaç olduğu idi. :-)


> > Senin sorunu cevaplayabilmek için bu bilinmeyenlere neden ihtiyaç

> > olduğunu biliyor musun?
> >
> > Gerçi bu bilinmeyenleri sağlasan da sana kesin bir element dökümü
> > veremem tabii, zira astrofizikçi değilim. Sadece genel anlamda ne,
> > neden, nasıl olur gibi bir cevap verebilirim, ve bu cevap benim
> > argümanlarımı desteklemek için de yeterli olur. (Aslında dolaylı olarak
> > değişik yerlerde verdim bu cevabı.) Yani senin bu bilinmeyenleri
> > sağlamana ihtiyacım yok aslında. Dolayısıyla, bunlara *neden* ihtiyaç

> > olduğunu sorarak işi yokuşa sürdüğümü biliyorum. Ama madem beni imtihan


> > ediyorsun, nakka paa okka köfte :-)
>
> Imtihan eden falan yok akilli cocuk. Sana fikirlerimi sorular halinde
> veriyorum. O kalin (belki de demirden imal edilmistir) kafana daha iyi
> tesir eder diye. Aslinda benim gayem sana okudugunu, ogrendigini daha
> iyi
> analiz/sentez edebilecegini gostermek. Aynen SCT'de israrla konusulan
> "biz
> maymunlardan geldik/gelmedik" analojisi gibi. (Soylenenin aksine
> insanlar
> maymunlardan turememis fakat maymunlarla ortak bir ebeveynden gelmistir.
> Ama senin gibileri evrim teorisinin bu kismini "insanlar maymundan
> gelmistir"
> gibi algilar ve sacmalamaga baslar. Evet konumuz bu degil ama cuk
> oturuyor,
> degil mi?)
>
> >
> > > Eger istersen Safak'a ve bana verdigin cevaplardan pasajlar vererek bu
> > > yaptigim ozetin dogrulugunu kanitlarim. (Sanirim luzumu yok. Ilgilenen
> > > acar bakar.)
> >

> > Kendimi tanıdığım kadarıyla, bir fikri iletebilmek için kurduğum cümle
> > bazen bana çok mantıklı gelmesine rağmen, diğer insanlarca yanlış
> > anlaşılabiliyor. Böyle bir problemim var malesef. Fakat, "Ben ne demişim
> > de böyle anlasılmış?" diye tekrar tekrar okudum o mesajı, böyle bir
> > özeti nasıl çıkardığını anlayamadım.
>

> Anlayamazsin zira yazdigimi anlamadin ilk olarak.

Çok iyi anladığımı sanıyorum. Hatta senin neleri anlayıp anlamadığını
anlayacak kadar yazdıklarını iyi anladım desem yeridir :-)


Yorum: Mutlaka her dediğinde her zaman haklı çıkmak zorunda değilsin.
Bazı şeyleri izah etmek mümkün değilse en azından bir "ilginç!"
diyebilirsin. Ama sen ne diyorsun? "Yok, bu öyle değil! Uysa da değil,
uymasa da değil!" :-) Bin saat te tartışsan, bin sene de araştırsan, bir
realite neyse odur. Eğer açık fikirli olursan,
çalıştıkça realiteye yaklaşarak çalışmanın meyvesini alırsın. Aksi
takdirde boşa enerji harcamış olursun.


> > > > Gelgelelim işin diğer boyutuna...
> > > >
> > Bu konuyu uzatmak istemiyorum. Ama SCTye cc olayı biraz haksızlık.
> > "Dağın başına bir dükkan aç, o dükkana ait tanıtım bildirilerini gel
> > çarşıda dağıt" gibi bir şey. Mall Effect mi derler, Çarşı Dinamiği mi
> > derler, öyle bir şey. Bir de bu işlerin toplumca yapılması lazım. Tek
> > kişinin gayreti hiç bir şey yapmıyor. ACT* hiyerarşisinin herkesce doğru
> > düzgün kullanılması lazım. Eğer herkes SCTye yığılırsa, ben tek başıma o

> > dağ başında açlıktan ölürüm :))


>
> Ben sadece senden bahsetmiyorum. Buraya yazan butun dini agirlikli
> yazarlardan
> bahsediyorum. ACTR a yazip buraya bir cc verseler hic fena olmaz. Madem
> ki
> meraklisiniz herseyi Allah, din, peygamber acisindan gormege biraz caba
> gosterin
> ACTR da bir araya gelmege, basarilamayacak bir durum yok. Bakmissin bir
> sure
> sonra sen salim ben selamet. :-)

Dikkatini çekerim, ben ACT* hiyerarşisinden söz etmiştim. Sadece ACTR
değil.

Abdullah Ramazanoglu

unread,
Jan 27, 2000, 3:00:00 AM1/27/00
to
Şafak: Bana verdiğin cevap deja'da görünüyor ama news.marun.edu'da yok.
Türkiye'deki news gateway'e (ulaknet) feed gelmemiş anlaşılan.
Dolayısıyla deja'dan cut-paste yaparak cevaplıyorum.


>Usenmedim, yazdim... Bu sefer embryo fiyaskosu kadar kolay
> kurtulamayacaksin dilimden:

Yazık olmuş enerjine, bu bir. Asıl sen bu sefer o kadar kolay vartayı
atlatamayacaksın bu iki. Embryo fiyaskosu da bakalım kimin fiyaskosuymuş
onu da göreceğiz (bunu postalayayım, bir cevap ta onun için yazacağım)
bu üç. Ve dört: Tartışma stilini hiç değiştirmemişsin, gerek embryo
tartışmasında gerekse burada yaptığın şey, konunun özünü "unutup",
sarfedilen kelimelerde mümkünse bir hata yakalamak, olmadı spekülasyona
açık bir ifade yakalamaya çalışmak, hiç olmadı konuyla direkt ilgisi
olmayan bir ifadeyi manipüle etmek. Sonrada tüm resmi bir köşeye atıp,
bunu tartışmanın merkezine oturtmaya çalışmak...
Geçen seferki tartışmada (embyogenesis) yaptığın manipülasyonları
yeterince kaale almayarak, bir noktadan sonra seni kendi haline
bırakmıştım. Hörmette kusur etmişim anlaşılan. Bu sefer etmeyelim bari..
Yaptığın tüm manipülasyonları vitrine koyacağım, ve konunun aslına
yönelik sorularımı sen unuttukça ben hatırlatacağım bu sefer. Haydi
Bismillah :-)



> Asagidaki adreste ortalama nukleon (proton veya elektron) bag enerjisi egrisi var. >Goruldugu
> gibi egri 56 civarinda maximuma ulasmakta. Hafif elementler fuzyon ile enerji >kaybedip egride
> yukari dogru cikmakta, agir elementler fizyon/radyoaktif bozunma ile enerji kaybedip >yine yukari
> dogru cikmakta iken egrinin ekstremumunda bulunan elementlerin (izotoplarin) boyle >bir meyili
> yok.

>http://www.britannica.com/bcom/eb/article/single_image/0,5716,1908+asmbly%5Fid,00

Güzel, demek ki ansiklopedi okuyabiliyormuşsun, üstelik cut-paste
yeteneğin de varmış. Aferin, ama araya serpiştirdiğin irili ufaklı
gaflarla dolu (Fe=H2 ler, ışık hızında giden elektronlar, oh ooh... :-))
yorumların da olmasaymış daha iyi göz boyayabilirmişsin bence.

Manipülasyon #5

Konunun özü olan "Dünyada Demirin bulnumasının imkansızlığı"nı
irdelemektense, kullanmış olduğum bir "slogan" içinde teknik hatalar
bulma çabalarını devam ettirmişsin. Ve her zamanki gibi konunun
"civarındaki" bir kelimeyi büyütüp tartışmanın merkezine oturtmaya
çalışmışsın. Ama nafile olduğunu göreceğiz. Beni o kadar saftirik mi
zannediyorsun? Yoksa tribünlere mi oynuyorsun?

Ansiklopedi sayfalarını cut&paste yapacağına, "Füzyon yoluyla sentetik
olarak (laboratuar ortamında) bir Fe atomunu üretebilmek için MİKRO
sisteme katalizör olarak enjekte edilmesi gereken enerji 4 Güneş
sisteminin enerjisinden çok daha düşüktür" diyebilirdin. Saftirikler
için çok etkileyici olmazdı ama mesajı net olarak verirdi.

Ben ne demişim: "Bir demir atomunu oluşturabilmek


gereken enerji = 4 Güneş Sisteminin enerjisidir". (Bir demir atomunun
enerjisi = 4 Güneş Sisteminin enejisi *değil*)"

Tamam, biraz sloganvari bir ifade olduğunda mutabıkım. Ama ne teknik
olarak yanlış, ne de konuyu (Demirin dünyadaki varlığı) direkt olarak
ilgilendiriyor. Sadece bir slogan, üstelik doğru da. Bir demir atomunu
laboratuar ortamında sentetik olarak üretmek için MİKRO sisteme katalize
edilmesi gereken enerji başka, bunun gerçek hayatta oluşması için MAKRO
sistemin sahip olması gereken enerji (=kütle) başka. Basınç ve
sıcaklığın istatistiki büyüklükler olduğunu sen söylemiştin, değil mi?
Ama o basınç ve sıcaklığı sağlayabilmek için gerekli kütlesel çekimi (
-> kütleyi -> enerjiyi) unutuyorsun.

Üstelik evvelki mesajında kendi ağzınla, demir üretebilmek için gereken
kütle 1.5 Güneş kütlesidir diye söylemişsin, ve ben de 1.5 katsayısı
hariç mutabık olduğumu söylemişim. Doğru mu? Niye şimdi vites
değiştirip, o şekilde olmadı bir de bu şekilde (mikro sistem düzeyinde)
mercek altına koyuyorsun? Ne şekilde mercek altına koyarsan koy, elma
daima elmadır.


[ Kazkandıran cinsi ucuz göz boyama silindi... ] Üzgünüm :-)


> Demir ancak gunesin 4-5 (/1.5, su kat meselesine asagida detayli deginecegim) kati >kutleye sahip
> yildizlarda olusur demek, 1 demir atomunu olusturabilmek icin gunesin 4 kati enerjiye >ihtihac
> var demek degildir. Umarim yukardaki aciklamadan sonra hala boyle sacma bir iddiada
> bulunmayacaksin. Tabi sozde bilimselligi Islami propaganda araci olarak gorenler icin >"Demir
> elementi kutlesi gunesin 4-5 katindan fazla olan yildizlarda uretilebilir" demek, >"Allah'in
> yarattigi bir demir atomu 4 gunes sistemine denktir" demek kadar sansasyonal gelmiyor >kulaga.
> Tabi bu arada hem din hem bilim iki paralik olmus kimin umrunda.

Onca kopyalama işlemi yerine bu kadarcık yeterdi. "Bir demir atomu 4
güneş sistemine denktir" demedim. Demir üretebilmek için 4 Güneş
sisteminin enerjisine (kütlesine) ihtiyaç olduğunu söyledim. Ve aynı
şeyi hala da diyorum. Sitede işlenilen esas konunun, "Demirin Dünyadaki
Varlığının Açıklanamaz" olduğunu, ve Fe=4*G.S. nin sadece bir slogan
olduğunu da tekrar hatırlatırım.


> Gelelim yildizlara.. Yukardaki grafikleri araken Encyclopaedia
> Britannica sitesine gittim, "fusion", "fission" ve "stellar evolution", "stars" konu

Britannica! İşe yarar bir şey bulduğunu zannederekten (normalde
yapmayacağın bir şey yapıp) konunun esasına yönelik bir şey söylemişsin
ama bunu yaparken Britannica'ya güvenmeyecektin. Devamı aşağıda.

Tip-1 süpernovadan önce bir önbilgi vereyim: Bazı bilim adamları
bilinmeyenleri incelerken, bilinenler gölgesinde bir "bilim-kurgu"
üretir, ve bu bilim-kurgunun bilinenler ışığında geçersizleşen yönlerini
başka bilim-kurgularla yamar. Bazıları bunu bilimin gelişmesi adına
yaparken, ateizmi bilimin bir gereği zanneden "sübjektif" bilim adamları
ise bu bilim-kurgulardan medet bekler. İkisi arasındaki temel fark şudur
ki, biri bunların bir kurgudan öteye değer taşımadığını teslim eder
(bilim adamları), diğeri ise bunun "bilimsel bir gerçek" olduğunu iddia
eder (fanatik "bilim!" adamları). Britannica gibi halk tipi
ansiklopediler de alır bunu "bilimsel gerçek" diye satar. Zaten kendisi
cut-paste ile sağdan soldan toplanmış Britannica'dan cut-paste yapanlar
da bunu yer. İstersen Britannica'dan evrim teorisini buraya paste
edeyim. Araya da biraz paleoantropolojik terimler sıkıştırılmış bir kaç
kişisel yorum katayım. Sen de "vay be!" diye başını sallarsın. İyi olur
değil mi? Ama ertesi gün bir mesaj daha geçeyim, bu sefer bilim kurgu
ile değil, fakat kuru kuru rakamlarla, "müspet" (=ispat edilmiş)
gerçeklerle, bir evvelki mesajdaki iddiaları çatır çatır ezeyim. Hem de
evire çevire, her yönüyle. Nasıl olur? Nereye gider o zaman senin o
Ansiklopedik Bilimik Britanik cut-paste'ler? İspat edilmiş bilimsel
hakikatlerle bilim-kurguyu karıştırmayalım lütfen. Bir de beni sözde
bilimsel olmakla ve hurafelemekle suçluyordun...

Gelelim Britannica'nın "gerçek" diye sattığı bilim kurgulara. SüperNova
Tip 1a'da meydana gelen olaylar, bilim adamları tarafından da itiraf
edildiği gibi, evrim teorisinden daha da acemice bir bilim-kurgu. Evrim
teorisi hiç olmazsa biraz eski olduğundan, sağı solu patladıkça yamana
yamana bir hal oldu. Senin cut-paste yaptığın teori ise daha çok yama
yiyeceğe benziyor. :-)) Eğer bu teorinin ispat edilmiş bilimsel
hakikatlere dayandığını iddia ediyorsan, lütfen çekinme! Eldeki
verilerle biraz evirip çevirdim, ve teoride bir çok bariz faul buldum.
Eğer benim gibi bir cahil bunu yapabiliyorsa, demek ki teoriyi iki tane
astro-fizikçiye versen, eleğe çevirecekler...

1. İddiaya göre (yaşlı) beyaz cüceden SüperNova Tip 1a oluşuyor. H2
nerede? Diğer hafif elementler nerede? SN-Tip1a sadece ağır elementlerin
varlığına bir açıklama (spekülasyon) getiriyor. Ne demire, ne de dünyada
hem ağır hem de hafif elementlerin bir arada bulunmasına bir açıklama
getiremiyor. Güya "dünya nasıl oluştu?" sorusunu açıklayabilmek için bir
spekülasyon yapıyor ama daha kendi içinde bile tutarsız.

2. Patlama esnasında demir yok (en azından çekirdek haricinde). Çevreden
ve muhtemel bir ikizden yutulan materyal, ikizin dış yüzey (hafif)
elementleri. Patlamayı takip eden dönem boyunca Ni -> Fe oluşuyor.
Dolayısıyla dağılan materyal içinde demir yok.

3. Patlama yüzeydeki materyali dağıtıyor. Hidrojen esaslı SüperNova Tip
II'de bile geride çekirdek kalıyor (yani yıldızın tamamı dağılmıyor).
Çok daha yaşlı, ve cüce'den oluşan SüperNova Tip Ia ise daha da az bir
materyali dağıtır. Bu materyalin miktarı oldukça fazla olabilir, ama
yıldızın total kütlesine nispet edersen, geride en azından çekirdek
kesinlikle kalıyor. Tut ki yıldızda Fe var, ama o da çekirdek ve
civarında. Nedenini birazdan açıklarım. Teoriye göre Demir dahil tüm
ağır elementler bu patlamayla uzaya yaılıyor. Vazgeçtim dünyada ağır
*VE* hafif elementlerin bir arada oluşunu açıklamaktan, bu teorinin sırf
Demire getirdiği açıklama bile faul.

SüperNova patlamasında neden demir yayılmaz? Çünkü demir sadece
çekirdektedir, ve patlama çekirdeği de dağıtacak boyutta değildir. Diğer
ağır maddeler çekirdek dışında bulunabilmesine rağmen neden demir illa
çekirdektedir? Sana daha evvel dolaylı olarak söylemiştim bunu. Sen
demirin diğer ağır maddelerden çok da farklı olmadığını söylemiştin, ben
de sana demirin son ürün olduğunu, dolayısıyla çok farklı bir yeri
olduğunu söylemiştim. Silmişsin. Hatırladın mı?

Yıldızlardaki konveksiyon hakkında bir ön bilgi vereyim: Füzyonun ürünü
olan materyal, hem füzyonun aktif olduğu çekirdek veya çekirdek
kabuğunda meydana geldiği için, hem de daha yoğun olduğu için çekirdekte
bir top halinde birikir. Bu çekirdek yeteri kadar kadar büyüyüp o artık
maddeyi dahi füzyona sokacak yoğunluk sıcaklık ve basınca ulaşınca, o da
füzyona girerek bir üst elementi üretir. Yani mesela güneşte
çekirdekteki helyum oranı hidrojene nispeten oldukça yüksektir (kafadan
yazıyorum, ve rakamsal olarak bir şey diyemeyeceğim). Ne zaman ki,
çekirdekteki H2 bitti, o zaman artık çekirdek bir He topu halindedir ve
füzyon (H2 -> He) çekirdek kabuğunda devam eder. Ne zaman ki çekirdek
büyüklüğü He -> Be -> C füzyonunu tetikleyacek hale geldi, o zaman C
üretimi başlar. Bu arada H2 -> He üretimi de (yıldızın büyüklüğüne bağlı
olarak) dış katmanda devam ediyor olabilir. Bu sefer de çekirdekte C
birikmeye başlar. Bu böyle devam ederek, eğer yıldızın kütlesi yeterince
büyük ise Fe'ye kadar gider. Şimdi, işin püf noktası geliyor: nükleer
reaksiyona giren materyal, fışkırma etkisiyle konveksiyon oluşturur.
Buna fışkırma yerine "daimi patlama" (continious explosion) da
diyebilirsin. Bu konveksiyonun şiddeti (dolayısıyla yıldız gövdesi
içindeki katmanları birbirine karıştırma etkisi) hakkında bir bilgim
yok. Ama hatırladığım kadarıyla bu konveksiyonun oluşturduğu devri-daim
ya birkaç yüzbin ya da bir kaç milyon yılda tamamlanıyordu. Tabii
yıldızın büyüklüğü, bulunduğu faz vs. mühim. Neyse, yani sonuçta bir
konveksiyon söz konusu. Ama Fe HARİÇ! Zira Fe üretebilmek için gereken
basınç ve sıcaklık dolayısıyla Fe sadece çekirdek ve civarında
sentezleniyor, ve artık reaksiyona girmediğinden konveksiyona dahil
olmayıp, çekirdekte bir top şeklinde kalıyor. Ve hiç zaman da bir daha
oradan ayrılmıyor. Yani sıcaklık ve basıncın daha artarak demiri bir üst
elemente sentezlemesi gibi bir şey söz konusu değil. Dolayısıyla,
yıldızın merkezine doğru gittikçe elementlerin ağırlaşması söz konusu
olup, konveksiyon sayesinde farklı katmanlarda "o katmana ait olmayan"
element bulunması da mümkün, fakat Fe hariç (yüzde kaç olduğunu
bilmiyorum ama, bu elementler en fazla bir kaç faza ait elementler, öyle
H2 den Fe'ye kadar değil). Anladın mı şimdi Fe neden "özel"miş?

SüperNova Tip 1a'da meydana gelen olayların açıklamasını (=spekülasyon)
bir an için kabul etsek bile, bu patlama sadece yüzey ve/veya gövde
materyalini dağıtır, çekirdeği dağıtmaz, dolayısıyla Demir de yaymaz.
Saygılar sunarım.


> Kutlesi ~5 gunes kutlesinden buyuk yildizlarda ise fuzyon C ve O ile sinirli kalmayip >buradan
> Ne, Mg, S, Si, Fe yoluyla devam etmekte. Yazinda belirttiginin aksine, bu tur >yildizlarda tum bu
> elementleri degisik kademelerde bulmak mumkun, ve cekirdekteki Fe'de haric her >kademede
> fuzyon devam edebilyor. Bu sekilde merkezdeki demir
> kritik kutleyi (1.5 gunes kutlesi) astiginda ise bu sefer notron basinci dengeyi >saglayana kadar
> yildiz cokup "notron yildizi" oluyor. Bu asamadaki hizli cokus esnasinda yine bir >patlama
> sozkonusu
> olabiliyor. Fakat bu sefer patlamanin siddeti ile ekzotermik
> reaksiyonlarin yaninda endotermik reaksiyonlarin da olusabiliyor. Yukarda belirttim, >demirden
> daha hafif elementleri birlestirip enerji kazanmak mumkun degil, ancak harcayacak >enerji varsa
> fuzyon yoluyla agir element sentezlemek gayet de mumkun. Iste Tip II tabir edilen bu >tur
> supernovalarda agir elementler bu sekilde sentezleniyor.

Okuduğun ansiklopedi bile olsa, hakkını vermek ve iyi anlamak lazım.
Herşeyi birbirine karıştırmışsın. Yeterli bir kütleye sahip bir
yıldızda, (her element olmasa da) hafiften ağıra doğru bir çok element
sentezlenir. Bu doğru. Ama bu, çok farklı elementleri aynı anda
bulabilmeni açıklamıyor, zira füzyon fazlar halinde devam ediyor, ve bir
yıldızda aynı anda birkaç taneden fazla fazın aktif olduğunu hiç bir
yerde hatırlamıyorum. Eğer dediğin gibi H2 den Fe'ye kadar faz farkı
olabiliyorsa, lütfen hatırlat. Ağır elementlerden oluşan yaşlı bir
cücenin etrafındaki veya ikizindeki yüzey materyalini (hafif elementler)
çekmesi sonucu oluşan element farklılığı ise bambaşka bir şey.


> Simdi, gelelim senin iddialarina..
>
> Gerci ne iddia ettigin de belirsiz. Iki onceki mesajinda diyorsun ki:

>>Demir ancak ve sadece çok yaşlı, pulsar aşamasına yaklaşmış bir yıldızda
>>bulunabilir.
>>Soru çok açık ve net: "Nereden Geldi Bu Demir???" Bunun cevabı yok.

> Yani anladigim kadari ile demir yalnizca notron yildizlarinda (pulsar tam dogru >degil) bulunur
> (bulunmaz ya, notron yildizi demir cekirdegin cokmesiyle olusur, haydi neyse..), ama >uzaya
> yayilmasi mumkun degil diyorsun. Sonra da bir onceki mesajinda:

>>Ayrıca, ALLAH'ın Demiri "Evrene" dışarıdan getirdiğini de söyleyen yok.
>>"Dünyaya" dışarıdan gönderdiğini söyleyen var. Bu bilimsel olarak ta
>>ispat edildi (Demirin Dünyada var oluşunun imkansızlığı şeklinde),
>>Kur'an 'da da yazıyor.

> Diyorsun. Karar ver, dunyaya nasil geldi veya getirildi? Olu
> yildizlardaki demirin uzaya yayilmasi imkansiz ise Allah ya disardan (neresiyle) >ithal etti, ya da
> olu yildizlara ziyarette bulunup kucak kucak demiri oradan bizim sistem dahil evrenin >her
> kosesine tasidi.

> (Demir dunyada VAR iken var olusunun IMKANSIZLIGI nasil ISPAT edildi bunu da cok
> merak ettim dogrusu ya..)

"Olmayanı ifna" diye bir yöntem biliyor musun? Gözünün gördüğü demiri
aklın izah edemiyor (bilim kurguya "izah" demezsek). Sen ise izah
edemediğini bilim-kurgu ile açıklayarak kendini rahatlatıyorsun.


> Allah'in demiri dunyaya disardan getirdigini ispat icin de su ayeti veriyorsun:

> "Ve Demiri gönderdik, ki onda hem büyük bir kudret, hem de insanlar için bir çok >menfaatler
> vardır."

> Simdi Kuran'da "sunu gonderdik", "bunu gonderdik" turundeki ifadelerin sikcaligini >bir kenara
> biraksak bile, bu ayetten "uzaydan gonderdik" sonucunu cikariyorsan kendi kendinle >celisiyorsun
> zira diyorsun ki demir uzayda var olamaz, ancak olu yildizlarda hapis halinde >muhafaza olur.
> Yani bu yolla gonderilmemis. Ya evrenin disindan gonderilmis, ya da ozel -bilimsel >olarak
> aciklanamaz- (imkansizligi ispatlanmis ya) bir mekanizma ile, yani olu yildizlardan >meleklerin
> sirtlarinda falan tasinmis. Fantezi ile gercek arasinda mekik dokuyorsun.

Hayır. Her şeyi ALLAH yaratır ama, bazılarını sebeplere dayandırarak,
bazılarını da dayandırmadan (mucize). Sebeplere dayandırılmadan
yaratılan bir mucizenin daha nereden geldiği tartışıllır mı?


> Neyse, onu da gec, isin asil matrak yani su: Allah'in demiri
> gonderdiginin Kuran'da gecmesini bir buyuk hikmet sananlara sorarim: HANGI ELEMENT
> DUNYADA URETILMIS DE DEMIRIN DUNYA DISINDAN GELMESININ BIR HIKMETI
> OLUYOR? (Aklievveller lutfen bilimadamlarinca suni olarak uretilen elementler ile >radyoaktif
> bozunmayi ihmal etsinler). Mesela demir dunya disindan gelmis de hidrojen dunya >tarafindan mi
> uretilmis? Ya oksijen? Ya silikon? Ya aliminyum? Ya karbon? Guldurmeyin insani. >Hicbir
> element dunyada uretilmemistir. Bu anlamda Kuran'daki su ayet oldukca bos (bilgi

Laf mı bu? Diğer elementlerin dünyada üretildiğini söyleyen kim? Dikkat
et, söylediğim şey şudur: "Demirin dünyada VAR OLUŞU izah edilemez".
Daha açıklamaya gerek var mı?

>icermeyen)
> bir ayet, ozellikle Kuran'a gore
> Allah'in hemen her seyi "yukardan gondermis" oldugu goz onune alinirsa.

> Tabi ki Kuran da demirden bahsedecek. O devirde bilinen en onemli maden. Yok eger
> uranyumdan, yok hadi onu gec silikondan, yok onu da gec oksijenden, hidrojenden,
> aliminyumdan bahsetmis olsa bir hikmeti olurdu. Demirin "kudretli" oldugunu, sert, >dayanikli bir
> maden oldugunu babaennem de bilir. Her tasin altinda bir hikmet aramayiniz lutfen.

Ama onun füzyon zincirinin son halkası olduğunu bilmez. Hiç düşündün mü,
neden altın, gümüş, vs. değil de Demir? Altın bence çok daha cazip
duruyor halbuki.



> Derdim dine inananlarla degil, din adina hurafeleyenlerle.

Ey insanlar, hurafelemeyin! Cut-paste yapın! Ansiklopedik Bilimik
Britanik bilim-kurgulayın! :-)

Şimdi gelelim senin silip attığın, benimse yeniden hortlattığım
sorulara...


> > Sitede pozitif bilim falan yok. Birtakim laf salatalari var.
>
> O zaman inkarını ispatla.

> > Var tabi: Demirin temel kaynagi Supernova Tip 1A tabir edilen
> > patlamalar. Bunun yaninda (yine hatirladigim kadariyla) son
> > bulgulardan biri (temel olarak emisyon cizgilerindeki kizila kayma
> > yoluyla) gore evrenin oldukca erken asmalarinda onemli boyutlarda agir
> > element sentezlendigi. Yani Allah'in demiri evrene "disardan"
> > getirmesini gerektirecek bir durum yok.
>
> Şimdiye kadar iddiaları çürütmeye çalışıyordun, burada ise kendi
> iddialarınla geliyorsun. Güzel. Fakat yanlış :-)
>
> Evrenin erken aşamalarında ağır element sentezlendiğini nereden
> okuduysan, lütfen paylaşabilir misin? Son derece çelişkili bir yargı.
> Evrenin erken aşamalarında bol miktarda gaz bulutu bulurdun, Nebulalar
> bulurdun, çok genç yıldızlar bulurdun. Ağır elementleri bulabileceğin en
> son yer "Evrenin erken aşamaları"dır. Kainat ezeli ve ebedi olmayan, bir
> hayatı olan, giderek yaşlanan bir varlık. Ve ağır elementler ancak
> Evrenin yaşlanmasıyla oluşmaktadır. Bu kadar bariz.

--

Abdullah Ramazanoglu

unread,
Jan 27, 2000, 3:00:00 AM1/27/00
to
>Usenmedim, yazdim... Bu sefer embryo fiyaskosu kadar kolay
> kurtulamayacaksin dilimden:

Bakalım nasıl bir fiyaskoymuş görelim. Geçmiş thread'i tekrar okumadım
ama hatırladığım kadarıyla, embryonik gelişime ait Kur'an mucizelerini
çürütebilmek için, bir hadisin ikinci kısmının gerçekle uyumsuzluğunu
diline dolamıştın.

O sayfaların Türkçesi aşağıda:

http://abdullah.8k.com/hakikat/chapters/stagesa.html
http://abdullah.8k.com/hakikat/chapters/stagesb.html
http://abdullah.8k.com/hakikat/chapters/embryonic.html
http://abdullah.8k.com/hakikat/chapters/fetusexternal.html

Eğer bu sayfaları incelersen, bunun bir "delil" niteliğinde mucize
olduğunu görürsün. Ama sen konunun özünü, resmin tamamını bir kenara
itmiştin, ve sitedeki iddialara destek olarak ilk kısmına dayanılan bir
hadisin, ikinci kısmındaki tartışmaya açık bir pürüzü diline dolamıştın.
Ve çerçevedeki bir tartışmalı noktayı esas resmin yerine ikame ederek
resmi yok ettiğini zannetmiştin. Ben de gerekli cevapları vermiştim.

1. Linklerde haddinden fazla ayet, hadis, ve bilimsel gerçeklerle
desteklenerek aşikar ve bariz bir mucize gözler önüne seriliyor. Bunlara
diyebileceğin tek bir şey yok.

2. Hadisler, ayetlere göre ikinci sırada gelir. Bu linkler ağırlıklı
olarak ayetleri kullanıyor. Hadisler uygun görüldükçe araya bir kaç tane
serpiştirilmiş.

3. Sitede, senin itiraz ettiğin hadisin ilk kısmına referans yapılıyor.
Sen ise ikinci kısmına itiraz ediyorsun. Tamam, ikinci kısmın
gerçeklerle uygunluğu tartışmalı. Ama bu, sitedeki iddiaları çürütmez.

4. Hadisin, itiraz ettiğin ikinci kısmına gelince, burası da tartışmaya
açık bir konu. Hadis şöyle:

Damla (nütfe) üzerinden kırkiki gece geçtikten sonra, ALLAH bir melek
gönderir ve o melek cenini şekillendirerek kulaklarını, gözlerini,
derisini, etini ve kemiklerini meydana getirir. Sonra der ki, "Ey
Rabbim, erkek mi, kız mı?" ve Rabbiniz dilediğince karar verir.

Sen ise cinsiyetin döllenmeyi müteakip belli olduğunu söylüyorsun. Her
ne kadar bunu ispat etmediysen de, her ne kadar birden fazla sperm (X
veya Y) yumurtadan içeri girip (döllenmenin başlaması), belli bir
aşamadan sonra bunlardan sadece birinin yumurtayı döllemesi (döllenmenin
bitişi) gibi bir olasılık incelenmediyse de, genel-geçer kural odur ki,
döllenmeyle birlikte cinsiyet belirlenir. Bunları neden söylüyorum? Zira
bu konudaki bilgim az, fakat biliyorum ki, bir konuyu bilimsel gözle
incelerken, ansiklopedik bilgiyle yol alınmaz. İşte gördük senin
Britannica'nı. Bu konuda bir başka örnek te "dağlar" linkinde (
http://abdullah.8k.com/hakikat/chapters/mountains.html ) var. Bunu daha
önce de söylemiştim ve sen "ne alaka?" diye sormuştun ama "çok alaka"
var. Ansiklopedik kaynaklarda dağların köklerinden bahsedilmez, ama
incelediğinde görürsün ki, dağların kökleri vardır. Yani sözün özü,
ansiklopedik bilgi ile bilimsel konular tartışılmaz. Tut ki bunu yaptık,
ve döllenmenin ilk gününde cinsiyetin belirlendiğini kabul ettik. Birden
fazla tartışmalı nokta var:

i) Hadisin ikinci kısmı tahrif edilmiş veya sonradan eklenmiş olabilir.
Hadisler Kur'an değil, ayet değil. ALLAH tarafından tahrifata karşı
korunması garantilenmemiş.

ii) Hadisin ikinci kısmının orijinal Arapça versiyonlarını incelemek
lazım. Bu, pekala meleğin görevini yapmak için ALLAH'tan bilgi istemesi
anlamına da gelebilir. Yani melek oraya ceninin fiziksel özelliklerini
şekillendirmek için gidiyor, ve yapabildiğini yapıyor. Fakat bir
noktadan sonra ceninin cinsiyetini bilmesi lazım ki, ona göre işini
yapabilsin. Ve bunu ALLAH'a soruyor. Bu demek değildir ki, cinsiyeti
ALLAH o anda karar veriyor. Sadece melek bunu bilmiyor, hepsi bu. Bu
anlattığım, sadece yorumlardan bir yorum. Hadisin orijinal Arapçasını
bilmeden, farklı Hadis kitaplarında aynı hadisin hangi kelimeler
kullanılarak nakledildiğini incelemeden, nasıl cup diye karar
verebilirsin?

Bu, tartışmaya açık bir konu, ve sitede verilen esas tablo ile direkt
ilgisi de yok. Ama senin için bir hadisin konuyla direkt ilgisi olmayan
ikinci dereceden önemli bir eklentisi, senin için o sitedeki
embryogenesis hakkındaki bariz bir mucizeyi çürütmeye yeterli oldu, öyle
mi? Tut ki hadis olduğu gibi, tamamen, sonradan icat edilmiş olsun (ilk
kısmı bilimsel gerçeklerle çok hassas uyuşuyor, dolayısıyla tamamının
uydurulmuş olma ihtimali çok az bence). Yine de, bu hadisi yok saysan
bile, embryogenesis mucizesi senin için bir problem olarak duruyor.
Kaldı ki, site büyük ağırlıkla ayetlerle ilgileniyor. Hasbel kader sağda
solda bir iki hadis vermiş.

Fiyasko bu mu? Duyan da embryogenesis mucizesini çürüttüğünü zannedecek.
Üzgünüm ama, bir fiyasko varsa, o da sana ait gibi görünüyor. Ne dersin?

safa...@shaw.wave.xyz

unread,
Jan 27, 2000, 3:00:00 AM1/27/00
to
Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:

>>Usenmedim, yazdim... Bu sefer embryo fiyaskosu kadar kolay
>> kurtulamayacaksin dilimden:

>Bakalım nasıl bir fiyaskoymuş görelim. Geçmiş thread'i tekrar okumadım
>ama hatırladığım kadarıyla, embryonik gelişime ait Kur'an mucizelerini
>çürütebilmek için, bir hadisin ikinci kısmının gerçekle uyumsuzluğunu
>diline dolamıştın.
>
>O sayfaların Türkçesi aşağıda:
>
>http://abdullah.8k.com/hakikat/chapters/stagesa.html
>http://abdullah.8k.com/hakikat/chapters/stagesb.html
>http://abdullah.8k.com/hakikat/chapters/embryonic.html
>http://abdullah.8k.com/hakikat/chapters/fetusexternal.html
>
>Eğer bu sayfaları incelersen, bunun bir "delil" niteliğinde mucize
>olduğunu görürsün.

Bu "mucize"leri daha once de gordum. Eger birseye delil ise yazarsin
makaleni, gonderirsin bir dergiye, alirsin Nobelini. Binyillardir
insanlar dinlerine "delil" bulmakla mesgul. Falanca dine inanana
sorsan oooo, tonlarca delil var dinlerine. Ama gel gor ki hicbiri
bilimsel incelemeden gecer not alamiyor. Bilim ile "wishful thinking"i
karsitiriyorsun. Bu sayfalarda verilen iddialar, kurulan baglarin
bilimsel olarak bir anlami yok. Ne varolani acikliyor, ne ongorude
bulunuyor. Teyzemin sakali olsa amcam olur gibisinden, eger Kurandaki
su kelimeyi su bilimsel terimle degistirsek Kuran bilimsel bir laf
etmis olur diyorsun. Tek tek elestirmek anlamsiz, deli kuyuya tas
atmis misali, formulasyondan yoksun bir yorumlar zincirini neresinden
tutarsan tut dagiliyor.

>Ama sen konunun özünü, resmin tamamını bir kenara
>itmiştin, ve sitedeki iddialara destek olarak ilk kısmına dayanılan bir
>hadisin, ikinci kısmındaki tartışmaya açık bir pürüzü diline dolamıştın.
>Ve çerçevedeki bir tartışmalı noktayı esas resmin yerine ikame ederek
>resmi yok ettiğini zannetmiştin. Ben de gerekli cevapları vermiştim.

Bariz bir hatayi puruz, hadisi bir kalemde onemsiz, ikinci derece
yaptin. Neden? Sirf iddian ile cakismadigi, yani isine gelmedigi icin.

>1. Linklerde haddinden fazla ayet, hadis, ve bilimsel gerçeklerle
>desteklenerek aşikar ve bariz bir mucize gözler önüne seriliyor. Bunlara
>diyebileceğin tek bir şey yok.

Cok sey var da diyecek zaman yok. Her delinin attigi tasi cikarmak
vazifem degil. Ciddiye alinmak isteyen buyurur saygin bir dergiye
gonderir yazisini, incelemeye deger gorulurse yayinlanir, elestirilir,
biz de hep beraber referanstan okuruz. Bilim dunyasina da bir katkida
bulunmus olursun zira belki de bu sekilde bilimin henuz aciklayamadigi
yeni yeni ongoruler cikarilir Kuran'dan. Hani mesela belki de soguk
fuzyonun sirri gizlidir, insanliga buyuk faydasi dokunur. Degil mi ya?
Eger 100 yil once Kuran'in embryolojik bilgileri ciddiye alinmis olsa
oooo biyoloji bugun nerelerde olurdu?

>2. Hadisler, ayetlere göre ikinci sırada gelir. Bu linkler ağırlıklı
>olarak ayetleri kullanıyor. Hadisler uygun görüldükçe araya bir kaç tane
>serpiştirilmiş.

Hadisteki iddia yanlis. Hadisin kacinci siraya geldigi bunu
degistirmez. Hadis ya orijinaldir, ya degistirilmis veya
uydurulmustur. Ilki ise hadisin yanlisligini nasil aciklayacaksin?
Ikincisi ise bunu neye dayanarak soyluyorsun?

>3. Sitede, senin itiraz ettiğin hadisin ilk kısmına referans yapılıyor.
>Sen ise ikinci kısmına itiraz ediyorsun. Tamam, ikinci kısmın
>gerçeklerle uygunluğu tartışmalı. Ama bu, sitedeki iddiaları çürütmez.

Dedim ya, sitedeki her iddiayi curutmek benim vazifem degil. Son
derece bariz ve yorumu degistirerek kurtulunmasi mumkun olmayan bir
yanlisligi gosteriyorum.

>4. Hadisin, itiraz ettiğin ikinci kısmına gelince, burası da tartışmaya
>açık bir konu. Hadis şöyle:
>
>Damla (nütfe) üzerinden kırkiki gece geçtikten sonra, ALLAH bir melek
>gönderir ve o melek cenini şekillendirerek kulaklarını, gözlerini,
>derisini, etini ve kemiklerini meydana getirir. Sonra der ki, "Ey
>Rabbim, erkek mi, kız mı?" ve Rabbiniz dilediğince karar verir.
>
>Sen ise cinsiyetin döllenmeyi müteakip belli olduğunu söylüyorsun. Her
>ne kadar bunu ispat etmediysen de,

Oku ve ogren. Hem link veriyorum, hem de sana ozel "cut-paste" yaptim:

http://www.britannica.com/bcom/eb/article/4/0,5716,120244+1,00.html

<QUOTE>
union of a spermatozoal nucleus, of paternal origin, with an egg
nucleus, of maternal origin, to form the primary nucleus of an embryo.
In all organisms the essence of fertilization is, in fact, the fusion
of the hereditary material of two different sex cells, or gametes,
each of which carries half the number of chromosomes typical of the
species.
</QUOTE>

http://www.britannica.com/bcom/eb/article/2/0,5716,68722+1,00.html

<QUOTE>
In sexual reproduction every individual receives two sets of
chromosomes--one set from each of two parents--and passes on mixtures
of these chromosomes to its offspring.
</QUOTE>

http://www.britannica.com/bcom/eb/article/idxref/2/0,5716,123821,00.html

<QUOTE>
As has been discussed, each individual in a sexually reproducing
species inherits two alleles for each gene, one from each parent.
Furthermore, when such an individual forms sex cells, each of the
resultant gametes receives one member of each allelic pair. The
formation of gametes occurs through a process of cell division called
meiosis; it is also known as reduction division, because the amount of
hereditary material present in the gametes has been reduced by half.
When gametes unite in fertilization, the double dose of hereditary
material is restored, and a new individual is created. This
individual, consisting at first of only one cell, grows via mitosis, a
process of repeated cell divisions. Mitosis differs from meiosis in
that each daughter cell receives a full copy of all the hereditary
material found in the parent cell.
</QUOTE>

Sonuc? Spermle yumurta dollendigi anda tum genetik bilgi (seks dahil)
belirlenir. Britannica'yi begenmediysen bu linklerden "Bibliography"
kismina gec, oradaki dergileri, kitaplari oku.

>her ne kadar birden fazla sperm (X
>veya Y) yumurtadan içeri girip (döllenmenin başlaması), belli bir
>aşamadan sonra bunlardan sadece birinin yumurtayı döllemesi (döllenmenin
>bitişi) gibi bir olasılık incelenmediyse de,

Yav gel insani deli etme, al sana bu olasilik:

http://www.britannica.com/bcom/eb/article/4/0,5716,120244+1,00.html
'dan "cut-paste" yaptim:

<QUOTE>
The fusion of two gametes initiates several reactions in the egg. One
of these causes a change in the egg membrane(s), so that the
attachment of and penetration by more than one spermatozoon cannot
occur. In species in which more than one spermatozoon normally enters
an egg (polyspermy), only one spermatozoal nucleus actually merges
with the egg nucleus.
</QUOTE>

Ben soyleyince inanmiyorsun, sana referans gosterince "cut-paste"
yaptin diyorsun. Kirk dereden su getirecegine biraz arastir, ogren,
abuk sabuk iddialarla gelme her seferinde. Her abuk sabuk iddiayi
curutmek vazifem degil.

>genel-geçer kural odur ki,
>döllenmeyle birlikte cinsiyet belirlenir.

Ne demek "genel-gecer" kural? Bilim bir popularite yarismasi veya koy
ihtiyar heyetinin oylariyla karar verdigi bir sey degil. Neyse, yavas
yavas dogru yolu buluyorsun ya, buna da sukur.

>Bunları neden söylüyorum? Zira
>bu konudaki bilgim az, fakat biliyorum ki, bir konuyu bilimsel gözle
>incelerken, ansiklopedik bilgiyle yol alınmaz.

Dedim ya, ansiklopediye guvenmiyorsan verilen referanslari oku. Sana
burda "virtual" deney yapacak halimiz yok ya.

>İşte gördük senin
>Britannica'nı. Bu konuda bir başka örnek te "dağlar" linkinde (
>http://abdullah.8k.com/hakikat/chapters/mountains.html ) var. Bunu daha
>önce de söylemiştim ve sen "ne alaka?" diye sormuştun ama "çok alaka"
>var. Ansiklopedik kaynaklarda dağların köklerinden bahsedilmez, ama
>incelediğinde görürsün ki, dağların kökleri vardır. Yani sözün özü,
>ansiklopedik bilgi ile bilimsel konular tartışılmaz. Tut ki bunu yaptık,
>ve döllenmenin ilk gününde cinsiyetin belirlendiğini kabul ettik. Birden
>fazla tartışmalı nokta var:

Embryo, demir derken bir de dag cikti basimiza. Jeoloji uzaktan
yakindan ilgi alanim degil. Altavista'dan "roots of mountains" diye
tarama yaptim:

Ilk gordugum link:

http://www.tibet.ca/wtnarchive/1994/4/15_6.html

diyor ki "World's Highest Mountains Stand with No Deep Roots"

Belki da Allah'in yolu Tibet'e dusmemistir, neyse, orasini fazla
karistirmayalim.

>i) Hadisin ikinci kısmı tahrif edilmiş veya sonradan eklenmiş olabilir.
>Hadisler Kur'an değil, ayet değil. ALLAH tarafından tahrifata karşı
>korunması garantilenmemiş.

Olabilir tabi. Peki ya olabilirse neden isinize geldiginde kendi
cikariniz dogrultusunda yorumlamakta tereddut etmiyorsunuz? Hangi
hadisin orijinal, hangisinin tahrifatli olduguna kara versen objektif
bir yontemin yoksa hepsi bos bunlarin.

>ii) Hadisin ikinci kısmının orijinal Arapça versiyonlarını incelemek
>lazım.

Olabilir tabii, belki de 42 diye cevrilen sayi aslinda 0'dir.

>Bu, pekala meleğin görevini yapmak için ALLAH'tan bilgi istemesi
>anlamına da gelebilir. Yani melek oraya ceninin fiziksel özelliklerini
>şekillendirmek için gidiyor, ve yapabildiğini yapıyor. Fakat bir
>noktadan sonra

O nokta "Day 0". Sen kirk iki gun beklersen o zamana kadar bolunmus
tum hucrelerin genetik muhtevasi yanlis olur. Belki de senin bu melek
42. gunde teker teker genleri degistiriyordur, ne dersin?

>ceninin cinsiyetini bilmesi lazım ki, ona göre işini
>yapabilsin. Ve bunu ALLAH'a soruyor. Bu demek değildir ki, cinsiyeti
>ALLAH o anda karar veriyor. Sadece melek bunu bilmiyor, hepsi bu.

Bir ignenin ucunda kac melek dans eder misali? Melek bilir mi bilmez
mi? Cok derin sorular..

>Bu anlattığım, sadece yorumlardan bir yorum. Hadisin orijinal Arapçasını
>bilmeden, farklı Hadis kitaplarında aynı hadisin hangi kelimeler
>kullanılarak nakledildiğini incelemeden, nasıl cup diye karar
>verebilirsin?

Aynen senin (ve de tercume ettigin sayfalarin orijinalini yazanlarin)
cup diye islerinize gelen yondeki kararlari verdiginiz gibi.

>Bu, tartışmaya açık bir konu, ve sitede verilen esas tablo ile direkt
>ilgisi de yok. Ama senin için bir hadisin konuyla direkt ilgisi olmayan
>ikinci dereceden önemli bir eklentisi, senin için o sitedeki

Ikinci derece, puruz derken hadis "eklenti" oldu. Gel istersen "yamam
hadis" falan da diyelim.

>embryogenesis hakkındaki bariz bir mucizeyi çürütmeye yeterli oldu, öyle
>mi?

"Bariz mucize"ye sahipsen yaz saygin bir dergiye, yayinlat, Nobel'ini
al. Su anda "mucize"lere karnim tok, sagol.

>Tut ki hadis olduğu gibi, tamamen, sonradan icat edilmiş olsun (ilk
>kısmı bilimsel gerçeklerle çok hassas uyuşuyor, dolayısıyla tamamının
>uydurulmuş olma ihtimali çok az bence). Yine de, bu hadisi yok saysan
>bile, embryogenesis mucizesi senin için bir problem olarak duruyor.
>Kaldı ki, site büyük ağırlıkla ayetlerle ilgileniyor. Hasbel kader sağda
>solda bir iki hadis vermiş.
>
>Fiyasko bu mu? Duyan da embryogenesis mucizesini çürüttüğünü zannedecek.
>Üzgünüm ama, bir fiyasko varsa, o da sana ait gibi görünüyor. Ne dersin?

Su "embryogenesis mucizesini" ciddiye alan birkac "peer reviwed"
jurnal, birkac referans gosteriver bir zahmet.

PS.Demir yazini da okudum, cevabi yakinda yazagim.

Nevzat Akdemir

unread,
Jan 27, 2000, 3:00:00 AM1/27/00
to
Abdullah Ramazanoglu wrote:

> Nevzat Akdemir wrote:
> > > > Ozet olarak bir yildiz patladiginda ardinda biraktigi parcalarda
demir yoktur
> > > > diyorsun. Demirin nerede ve nasil meydana geldigi sorusuna da
cevabin
> > > > "Allah tarafindan yaratilmistir" oluyor.
> > >

> > > Birinci cümle do?ru. ?kincisi yanl??. Demirin sönmekte olan
y?ld?zlarda
> > > olu?tu?unu söyledim. Ve, *Dünyadaki* demirin ALLAH taraf?ndan
> > > gönderildi?ini söyledim.


> >
> > Ayni sey degil mi benim de soyledigim? Allah gondermis,yaratmis
> > ayni seyler degil mi? Turkcen mi kit yoksa kafanda biraz eksiklik mi

> > var?
> > Sonunda Allah gondermistir gibi bilimsel(!) bir sonuca
varmiyormusun?
>

> Ayn? ?ey de?il. Senin söyledi?inden "Kainattaki demiri ALLAH d??ar?dan

> gönderdi" demi?im gibi bir sonuç ç?k?yor. Halbuki ben demirin nerede
ve
> nas?l meydana geldi?ini gayet aç?k olarak anlatm??t?m. Burada da
sadece
> *Dünyadaki* demiri ALLAH'?n gönderdi?inden bahsetti?imi tekrar
> vurgulad?m. Nedense, ben üzerine basa basa *Dünyadaki Demir* dedikçe,
> sen dahil herkes bunu *Kainattaki Demir* olarak alg?lamakta ?srar
> ediyor.

Dunyadaki demir ile Kainattaki demir ayni elementlerdir.
Ben de sana demirin meydana geldigi yerin sadece notron tipi yildizlar
olmadigini soylemistim daha onceden.
.

>
>
> Bilimselli?e gelince, "olmayan? ifna" metodu ile *Dünyadaki* demirin
> imkans?zl???n? bilimsel olarak ispatl?yorum. Ve tesadüf bu ya, Kur'an
da
> Demirin "indirildi?ini" söylüyor. Ben bunun d???nda bir ?ey demiyorum.

> Sen de Dünyada demirin nas?l olu?tu?unu izah et, olsun bitsin.

Senin yaptigina " gercegin irzina gecme metodu " denir.
Kur'an in sozlerini edebi bir acidan gozlemek hem senin, hem de yedi
ceddin icin faydalidir. :-)
Dunyadaki demirin nasil ve nerden geldigini daha once soylemistim:
"Massive Star" patlamasi sonucu butun evrene yayilir. Bunun yani sira
butun diger elementler de (hemen hemen) bu sekilde olusmustur.
Massive Star kutlesi cok buyuk olan yildizlardir. Hayatlari kisadir, iki

uc milyon yil surer. ( Herhalde senin "Genc Yildiz" diye geveledigin bu
olmali.)

>
>
> Bu arada muhtemel bir yanl?? anlamay? ba?tan önlemek isterim: Tabii ki

> her ?ey ALLAH'?n yaratmas?yla olur. Ama ALLAH her ?eyi sebepler
arkas?na
> gizler. Bu Sünnetullah (ALLAH'?n adeti) dir. Baz? istisnai durumlar
> vard?r ki, ALLAH bunlar? bir sebep arkas?na gizlemeden irade eder.


> Bunlara da mucize denir. Demirin dünyaya indirilmesi de ALLAH

> taraf?ndand?r, y?ld?zlarda olu?mas? da ALLAH taraf?ndand?r. Fakat biri

> sebeplerle perdelenmi?, di?eri perdelenmemi?. Bu ikisini
kar??t?rmamakta
> fayda var.

Inandik. Inandik da, fazla kivirmana luzum yok.

>
>
> > > > Ben de ozet olarak demirin olen yizdizlarda olustugu ve evrene
bu sekilde
> > > > yayildigi hakkinda bir teoriden bahsediyorum. (Tabii ki hersey
Allah tarafindan
> > > > yaratilmistir dine inananlara gore.)
> > >

> > > Ölen y?ld?zlarda olu?tu?unu söylemedin. Sadece "y?ld?zlarda"
olu?tu?unu
> > > söyledin. Ve bu y?ld?zlar?n patlayarak Demirin yay?ld???n?
söyledin. Her
> > > ikisi de k?smen do?ru olan iki önermeyi birle?tirerek yanl?? bir
> > > neticeye vard?n. Yanl???n nerede oldu?unu da defalarca çe?itli
yerlerde
> > > söyledim. Bir kez daha söyleyeyim: Genç y?ld?z patlar, ama onda
demir
> > > olmaz. Ya?l? y?ld?zda demir olur, ama o da patlamaz. Aç?k ve net?


> >
> > Hani bir laf etmistim, bunlar mal bulmus magribi gibi atlarlar
> > diye. Atladin iste yine. Aynen red shift/uzayin genlesmesi ve buna
karsi
> > cikan
> > teoriler konusunda atladigin gibi.
> > Yildiz olumu sadece tek bir sekilde degildir. Senin her seye dar
acidan
>

> Nükleer hayat ile formasyonel hayat aras?ndaki fark? bilmedi?ini
> dü?ünüyorum.

Yok canim daha neler. Formasyon nukleer reaksiyonla baslar.
Aradaki farki anlat da dinleyelim. :-)

> Daha önce Nebula y?ld?z?yla patlamadan do?an y?ld?z? kar??t?rd???n?
> söylemi?tim ya, bunun sebebi belli oluyor. ?imdi bunlar? da duyunca
> anl?yorum ki bir y?ld?z?n "nükleer hayat?/ya??" ile "formasyon
> hayat?/ya??" n? birbirine kar??t?r?yorsun. Biz burada astronomi
> tart??mas? yapm?yoruz. Konu "füzyon yoluyla demirin y?ld?zlarda
> olu?umu". Y?ld?z?n "ya??" derken "nükleer ya??"ndan bahsedildi?ini bir

> de ayr?ca söylemem mi gerekiyor? E?er bunu söylemek zorunda kalacaksam

> ben kimle neyi tart???yorum? Y?ld?z?n nükleer hayat? tek yönlüdür, ve
> ölümü de (gerekiyorsa belirteyim: "nükleer ölümü") tek ?ekilde olmaya
> do?ru gider. (Sarfetti?im kelimelerin manipüle edilmesinden
korktu?umdan
> böyle abuk bir cümle oldu. "Nükleer ölümü tek ?ekildedir" diye de
> okuyabilirsin) Ve Demir, y?ld?z?n nükleer hayat?n?n sonlar?nda olu?ur,

> formasyonel hayat?n?n sonunda de?il. Ne o öyle, doldur bo?alt,
> geni?le daral -hop demir olu?tu- yak?t bitti, patla... Ne bu? 4
zamanl?
> motorun çal??mas? m?? :-))
>
> Yani senin bu mant???nla gidersek, genç bir y?ld?z patlayarak kendisi
> yok olup yerine daha küçük y?ld?zlar olu?turdu?unda, bu y?ld?z
> *formasyon* olarak "ölmü?" oldu?una göre, mucizevi bir ?ekilde tüm
> füzyon basamaklar?n? an?nda geçerekten demir faz?na m? giriyor?
> Veya yeni do?an y?ld?zlar formasyon olarak "yeni do?mu?"
> olduklar? için bir anda Hidrojen faz?na geri dönü? mü yap?yor? Hay?r.
> Ana y?ld?z?n nükleer ya?? her ne idiyse, onun yerine olu?an daha küçük

> y?ld?zlar?n nükleer ya?? da ayn?.
>
> Bir de, ?u "daralma/geni?leme fazlar?ndan gecerken demir üreten
> y?ld?zlar.." ne demek? Nereden okuduysan ya yanl?? yaz?yor, ya da
yanl??
> anlam??s?n.
>
> ?çimdeki muzip duygular? bast?rmaya çal???yorum ama dayanam?yacam: ?u
> "yak?t" olay?n? biraz açabilir misin? Yak?t nedir? "Yak?t?n bitmesi"
ne
> anlama geliyor? Yak?t bitince y?ld?z bir geni?liyor bir daral?yor,
hoop
> biraz demir olu?uyor, a a a, yeniden depo yak?t m? doluyor? Nas? yani?

> :-))

Muzip duygulari bastirmaga calisacagina biraz anlamaga calis.
Yakit hidrojendir, yakitin bitmesi ise fuzyonu devam ettirebilecek
miktarda
hidrojenin helyuma donusmesidir. Fuzyon'un devami suresince demir ve
diger
elementler meydana gelir.
Genc yildizlar patlamaz. Yanmaga (fuzyona) devam eder.
Yildizlar nukleer yanma olayinin sonunda kaybolmazlar, yildiz atiklarina

donusurler. (Brown dwarfs, white dwarfs, notron stars, black holes,
vesaire.)

Daralma genisleme ozet olarak soyle: (Ingilizce biliyorsun anlarsin.
Vaktin olursa
Turkceye cevirebilirsin. Benim hic vaktim, ve bu hususta yeterli
deneyimim yok.)


Start quote

Evolution of Massive Stars

Lifetimes ===> t ~ 10 [M/M(sun)]**(-3) billion years ===> for a
25 M(sun) star, t ~ 500,000 years
(or so.)

Evolutionary track for a massive star.

Illustrative numbers for the evolution of a 25 M(sun) star.

Comments

While on the Main Sequence the star generates energy in
its core through hydrogen burning using
the CNO cycle. Again, while on the Main Sequence, since
the chemical make-up of its core is
changing, the star evolves slowly. The star's L
increases while its surface T decreases (the star
moves to the right and up in the HR diagram).

When the core is cleaned out of hydrogen, it starts to
cool and thus starts to contract slowly. As
the core contracts, it heats up and increases in
density. The slow contraction of the core causes
the overall star to become hotter and slightly more
luminous (the star moves to the left and up in
the HR diagram).

Next the region which is just outside of the core gets
heated by the contracting core. Since the
region just outside of the core has abundant hydrogen,
when its temperature reaches several
million Kelvins, hydrogen burning is ignited in the
shell which surrounds the core. The formation of
this so-called shell source causes the star to expand
and cool (the star moves to the right in the
HR diagram).

At this point, the energy transport in the star is by
photons. However, as the star expands and
cools, convection eventaully becomes more efficient than
the photon transport of energy. At
around a surface temperature of a few thousand Kelvins,
convection takes over and the energy
leaks out very quickly and the luminosity of the star
shoots way up (the star rises almost vertically
in the HR diagram). The star is now a Red Giant.

Note that at this time the core is still inert (a slowly
contracting ball of helium). When the core
finally reaches a temperature of ~ 100,000,000 Kelvins
or so, helium burning is ignited. This
occurs at the tip of the Red Giant branch. The helium
burns in what is known as the Triple Alpha
Process. An alpha particle is a helium nucleus. The
origin of this name is historical in nature.

An amusing point about helium burning:
helium + helium ===> berylium (which is
unstable), so we can have that
berylium ===> helium + helium (with a half-life
of 2.6x10**(-16) seconds!)
berylium + helium ===> carbon
(carbon + helium ===> oxygen as another way for
the process to end)

The addition of the third helium nucleus must occur
within 2.6x10**(-16) seconds after the first
reaction or the berylium will disappear. This requires
high densities (to give many collisions) as
well as high T (to overcome the large electrical
barriers) in order for the Triple Alpha process to
go. This is a very nasty business. By the way, this is
why it is so difficult for heavy elements to be
produced in the early Universe. It is very hard to get
beyond helium, because the berylium (which
is an important step in the building of heavier
elements) is so unstable.

This causes the star to decrease in luminosity and to
heat (causing the star to move down and to
the left in the HR diagram). The star settles into this
burning stage for a time which is roughly 10 -
20 % as long as its Main Sequence lifetime.

The star merrily cruises along in this state (helium
burning in its core, surrounded by a hydrogen
burning shell) until it scours out all of the helium
from its core. The core of the star then cools, and
starts to contract in an attempt to replace the heat
lost by radiation from its surface. (This causes
the star to start moving to the right in the HR diagram
again).

Now, just as before when the contracting core heated the
surrounding region and caused the
ignition of hydrogen in a shell, the contracting core
heats the surrounding helium and ignites
helium burning in a shell. The star moves again rapidly
to the right in the HR diagram.

When the conditions become right for convection to set
in, the star rapidly increases in L (and
moves almost vertically in the HR diagram). It ascends
what is referred to as the Asymptotic Giant
Branch (AGB).

It moves up the AGB until the core contracts enough to
raise its temperature to the carbon ignition
point at the tip of the AGB. When it ignites carbon, the
star stops moving upward. Note--the
lifetime of the carbon burning state is ~ 170 years.
This is too fast for the star to make any
appreciable changes in its overall structure and so the
outward appearance of the star does not
change during carbon burning.

When the carbon is scoured out of the core, the core
contracts until it can start carbon burning in
a shell around the core and neon burning in the core.
The neon burning lasts ~ 1 year and so the
outward appearance of the star does not change during
this phase of evolution.

The nuclear game continues like this from neon burning
to oxygen burning to silicon burning with
the total time required for these phases being less than
1 year and so outward evolution of the
star is not be visible for these stages.

After silicon burning, the star has an iron (Fe) core
surrounded by many active shell sources.

The nuclear game stops at this point, and the star is poised for a
catastrophic event.

Mass Loss

A large uncertainty in the evolution of massive stars concerns mass loss
during the course of their
evolution. Hot, massive stars and cool, luminous stars are both sources
of prodigous stellar winds; they
can lose a solar mass of material on time scale ranging from hundreds of
thousands of years to several
hundred million years. These sound like long times, but given the time
required for stellar evolution, these
sorts of rates can affect the way in which stars evolve! The detailed
physics by which such winds are
generated are not well-understood and usually these effects are included
in calculations in rather arbitrary
manners. They are usually included by hand.


Stop quote.


>
>
> > > > Simdi uzun uzun Nebulalardan Karadeliklere kadar tartismalara
girmeden once
> > > > bana patlayan bir yildizin ardinda biraktiklari nelerdir, ondan
bahset;
> > > > sadece helyum atomlari mi ? Bunu yaparken okutulan ders
kitaplarinda
> > > > verilen gecerli teorinin, "helyum haric tum elementlerin
yildizlarda
> > > > olustugu...." yonunde oldugunu unutma. :-)
> > >

> > > Birincisi, o Helyum de?il, Hidrojen olacak.


> >
> > Neden hidrojen olsun? Yakiti saglayan ne? Hidrojenin helyuma
donusmesi
> > degil mi?
> > :-)
>
> Nevzat???? Aman diyeyim, deme bunu. Hidrojen yerine Helyum yazarken,
bu

> hatay? dalg?nl?kla yapt???n? zannediyordum. Sak?n bunu bile bile
> yazd???n? söyleme... (Bir de ?u "yak?t" olay?na hala tam vak?f
olamad?m
> ama...)

Yakit hakkida yukariya bakabilirsin. Hidrojen.
Boyle gulucukler, soru isaretleri, mazoist isim takma 'nukteleri' icin
de
iki bacaginin arasindakine bakabilirsin.
En buyuk sakalardan birini goreceginden eminim.

>
>
> Yaw kendi a?z?nla söylüyorsun ki, H2 -> He dönü?ümü oluyor (Güne?te).
> Benim dememe gerek kalmad?. Cevab? kendin verdin. O zaman nas?l hala
> Helyum hariç tüm elementler y?ld?zlarda olu?ur diyorsun? Sonra Güne?i
> bir yana b?rak, peryodik tabloya bak. Elindeki tabloda bask? hatas?yla

> Helyum için 1/2
> elektron felan yaz?yor olmas?n? :-)

Bu nukleer olayda hidrojen cekirdegi bahis konusudur.
Guneste hidrojen cekirdegi helyum cekirdegine donusur.
Bu gune kadar gordugum peryodik tablolarda tek hata bulmadim. Zira
hata aramadim. Birileri kalkip duzenlemis. Lazim oldugunda gider
bakarim.
Eger hata yapilmissa duzeltilir. Basit.


>
>
> > > ?kincisi, Nebuladan olu?an bir y?ld?z ile patlama neticesi do?an
bir
> > > y?ld?z? birbirine kar??t?rm??s?n.


> >
> > Aslinda onu karistiran sensin. Notron yildiz sonucunu dogal olarak
kabul
> > ediyorsun.
> > Sanki her yildiz bu surece girermis gibi bir tutumun var.
>

> Nötron y?ld?z sonucunu do?al kabul etmedi?ini mi söylüyorsun? Her
> y?ld?z?n bu sürece girmeyece?ini mi söylüyorsun? Her y?ld?z?n (yeterli

> kütleye sahip olmak ?art?yla) nükleer hayat?n?n sonunda pulsar
> haline gelmeyece?ini mi söylüyorsun? ?lginç... Nobel ödülüne bir rakip

> daha ç?kt?...

Nobel odulunu bosver, yakin aile fertlerini dusun.
Yildiz hayatinin sonunda neler meydana geldigi (yildiz artiklari) ile
ilgili
kisim da yukarida.

>
>
> ?kinci olarak, Nebula ve patlama y?ld?z?n?n kar??t?r?lmas?yla, nötron
> y?ld?z? sonucunun do?al olup olmamas? aras?nda ne alaka var?

Yukarida. Sonra git bir de nebula'nin ne oldugunu bir ogren oyle gel.
Hazircilik yok. Hazirci oldugunuz icin bu kadar koru korune dincisiniz.

>
>
> Üçüncüsü, patlayan bir y?ld?z?n ard?nda b?rakt?klar?n?n sadece Helyum
mu
> (Hidrojen) olup olmad???n? soran ben de?ilim. Eksik
> bilgiden dolay? elma ve armutu kar??t?r?yor olmal?s?n. "Patlayan bir
> y?ld?zdan yeni bir y?ld?z do?ar, bu yeni y?ld?z formasyon olarak
acayip
> "genç"tir (nükleer ya?? O ne?), dolay?s?yla Helyum (Hidrojen)
> a??rl?kl?d?r..." Öyle mi? Hatay? görüyor musun? Y?ld?z?n ne
> kadar genç oldu?una hüküm verirken onun formasyon ya??na bak?yorsun.
> Ondan sonra da bu kadar genç bir y?ld?z?n Hidrojen a??rl?kl? olaca??na

> hükmederken de, onun formasyon ya??n? nükleer ya? olarak kabul
> ediyorsun. Zira bu ikisi aras?ndaki fark? bilmedi?ini dü?ünüyorum.
> Sadece "isimlendirme" benzerli?inden ba?ka ikisi aras?nda neredeyse
hiç
> bir alaka yok halbuki. Bunun ba?ka bir aç?klamas? varsa lütfen söyle.

Hata mata yok. Gunun gecerli teorisi Massive Star larin patlamalari
sonucu
olarak butun elementlerin uzaya yayilmasidir. O Kadar! Teoriyi ben
kurmadim.
Bilimciler kurmus. Ben onlara inanirim. Okudugu iki satiri
anlayamayanlara degil.


>
>
> > > Üçüncüsü, soru eksiklerle dolu. Y?ld?z?n ya?? kaç? Kütlesi ne? Ve
> > > patlaman?n ?iddeti ne?


> >
> > Bana yukarida mazoistsin gibilerinden bir nukte patlattin ya, al
sana
> > karsiligi:
> > Yildizin yasi altina tokmak salliyor, kutlesi cok iri kocabas
cinsinden
> > ve de patlamanin siddeti senin kivirmana bagli. Oldu mu?
> > Eger sana formullerle dolu sayfa sayfa karsilik verecegimi
saniyorsan
> > aldaniyorsun. O kadar bilgim yok. Arastirmaga da niyetim yok. Boyle
bir
> > calisma
> > yapsam bile senin anlayacagindan supheliyim. Bosuna kurek sallmak
olur.
> > Ya polemige
> > gecersin ya da Allah gondermistir dersin.
>

> Lütfen a?a??daki paragrafa tekrar bak.
> Soru bu de?ildi. Bu bilinmeyenlere *neden* ihtiyaç oldu?u idi. :-)

Bilinmeyenlere dogan ihtiyac senin mankafa olmandan ileri geliyor.
Kalkip dort gunesin enerjisini demir atomuna sigdiracagina, "hadi
bakalim
sifirdan baslayip 'madde' yaratin" deseydin Allah'in gozune daha cok
girerdin.
Alamanya'dan Hans da "oh olsun" diye gobek atmazdi (benim aleyhime.)
Hocanin (din ile ilgili hoca degil, modern okul hocasi) comezlerinden
biri de
basimiza Nukleer Osman kesilmezdi. (Yine de hakkini vermek lazim.
yanlislarini sonradan gosterip alaman ordegi avlamasini iyi beceriyor
kerata.)

>
>
> > > Senin sorunu cevaplayabilmek için bu bilinmeyenlere neden ihtiyaç

> > > oldu?unu biliyor musun?
> > >
> > > Gerçi bu bilinmeyenleri sa?lasan da sana kesin bir element dökümü
> > > veremem tabii, zira astrofizikçi de?ilim. Sadece genel anlamda ne,

> > > neden, nas?l olur gibi bir cevap verebilirim, ve bu cevap benim
> > > argümanlar?m? desteklemek için de yeterli olur. (Asl?nda dolayl?
olarak
> > > de?i?ik yerlerde verdim bu cevab?.) Yani senin bu bilinmeyenleri
> > > sa?lamana ihtiyac?m yok asl?nda. Dolay?s?yla, bunlara *neden*
ihtiyaç
> > > oldu?unu sorarak i?i yoku?a sürdü?ümü biliyorum. Ama madem beni

> > > Kendimi tan?d???m kadar?yla, bir fikri iletebilmek için kurdu?um
cümle
> > > bazen bana çok mant?kl? gelmesine ra?men, di?er insanlarca yanl??
> > > anla??labiliyor. Böyle bir problemim var malesef. Fakat, "Ben ne
demi?im
> > > de böyle anlas?lm???" diye tekrar tekrar okudum o mesaj?, böyle
bir
> > > özeti nas?l ç?kard???n? anlayamad?m.


> >
> > Anlayamazsin zira yazdigimi anlamadin ilk olarak.
>

> Çok iyi anlad???m? san?yorum. Hatta senin neleri anlay?p anlamad???n?
> anlayacak kadar yazd?klar?n? iyi anlad?m desem yeridir :-)

Zerre kadar anlasaydin oyle her saniye Allah diye zirt pirt ise
girismezdin.
Senin gibileri nukleer denklem ispatalarini bir tarafa atip bir iki
astrofizik
kitabi okumali once. Oyle denklem meraklisi filansan git bir suru alt*
grubu
var bu hususta, doktur bildiklerini. Dinleyeceklerinden eminim. :-)

>
>
> Yorum: Mutlaka her dedi?inde her zaman hakl? ç?kmak zorunda de?ilsin.
> Baz? ?eyleri izah etmek mümkün de?ilse en az?ndan bir "ilginç!"
> diyebilirsin. Ama sen ne diyorsun? "Yok, bu öyle de?il! Uysa da de?il,

> uymasa da de?il!" :-) Bin saat te tart??san, bin sene de ara?t?rsan,
bir
> realite neyse odur. E?er aç?k fikirli olursan,
> çal??t?kça realiteye yakla?arak çal??man?n meyvesini al?rs?n. Aksi
> takdirde bo?a enerji harcam?? olursun.

Bu da benim yorumum: Abdullah, "gunun gecerli teorisi" diye diye
dilimde tuy bitti. Bunun haklisi haksizi mi kaldi ki? Ne yapalim yani,
onbinlerce arastirmaciyi, dusunuru, bilim adamini, teknoktrati bir
tarafa
itip senin soylediklerine "ilginc!" mi diyelim? Amma is ha!


> > > > > Gelgelelim i?in di?er boyutuna...
> > > > >
> > > Bu konuyu uzatmak istemiyorum. Ama SCTye cc olay? biraz haks?zl?k.

> > > "Da??n ba??na bir dükkan aç, o dükkana ait tan?t?m bildirilerini
gel
> > > çar??da da??t" gibi bir ?ey. Mall Effect mi derler, Çar?? Dinami?i
mi
> > > derler, öyle bir ?ey. Bir de bu i?lerin toplumca yap?lmas? laz?m.
Tek
> > > ki?inin gayreti hiç bir ?ey yapm?yor. ACT* hiyerar?isinin herkesce
do?ru
> > > düzgün kullan?lmas? laz?m. E?er herkes SCTye y???l?rsa, ben tek
ba??ma o
> > > da? ba??nda açl?ktan ölürüm :))


> >
> > Ben sadece senden bahsetmiyorum. Buraya yazan butun dini agirlikli
> > yazarlardan
> > bahsediyorum. ACTR a yazip buraya bir cc verseler hic fena olmaz.
Madem
> > ki
> > meraklisiniz herseyi Allah, din, peygamber acisindan gormege biraz
caba
> > gosterin
> > ACTR da bir araya gelmege, basarilamayacak bir durum yok. Bakmissin
bir
> > sure
> > sonra sen salim ben selamet. :-)
>

> Dikkatini çekerim, ben ACT* hiyerar?isinden söz etmi?tim. Sadece ACTR
> de?il.

ACTR da bir alt bolum. Hazir acilmis. Senin hidrojenden tut ta
yildizlarin olumune
kadar olan bilgilerine bakarsak, baska bir yerde yazacagin yok. Hic
olmazsa etrafina
bir iki kisi toplarsin ACTR'da, vur catlasin cal oynasin. Bende Arapca
fontlar da var
istersen onlari da gonderirim size.

Abdullah Ramazanoglu

unread,
Jan 29, 2000, 3:00:00 AM1/29/00
to
Şafak: Yine feed problemi, yine deja'dan paste, yine ameliyat,
yine ">" montajı...

Manipülasyon #6

Az gittik uz gittik başladığımız yere döndük. Thread başlarında sana
şunları dememiş miydim? :

<HATIRLATMA>


Sitedeki iddiaların analizine gelelim. İki şeyi birbirinden ayırmak çok
önemli:

1. Sitedeki pozitif bilimsel gerçekler.

2. Bunların Kur'an ve Sünnet ile ilişkilendirilmesi.

</HATIRLATMA>

Benim bahsettiğim "delil", bir mucizenin varlığına dair "delil".
Bilimsel gerçeklere ait delil değil. O delilleri bulan bulmuş, nobelini
almış zaten. Site dağların köklerini kendi keşfetmiyor ki, demirin
dünyada bulunmasının imkansızlığını, veya embryonun detaylı gelişim
patternlerini kendisi ispat etmiyor ki, bir ödül alsın veya peer
review'dan geçsin. Sitede verilen bilimsel gerçekler, siteye ait değil.
Bunu kaç defa söylemem gerekiyor? Peer review zaten yapılmış, ve sitede
de bunun bir örneğini zaten görüyorsun. Gayri-Müslim ve tanınmış bilim
adamlarınca bilimsel hakikatlerin gerçekten de öyle olduğu doğrulanıyor.
Ayrıca isteyen kendisi de araştırıp aynı sonuca varabilir. Sadece ileri
teknoloji vasıtasıyla ispat edilmiş ve oturmuş bilimsel hakikatlerin,
1400 sene önceden, izah edilemez bir şekilde haber verilmiş olması gibi
mucizelerden söz ediyoruz. Bilimsel bir hakikatin yeni keşfedilmesinden
söz etmiyoruz. Eğer peer review'dan kastın, bu mucizelerin bilim
adamlarınca da açıklanamaz bulunması, ve direkt veya dolaylı yoldan
bunların gerçekten birer mucize olduğunun teslim edilmesi ise, o zaten
yapılmış, ve sitede bunları da görüyorsun. Makaleden kastın tanınmış
bilim adamlarınca konu hakkında yazı ise, sitede sayısız örneklerler
veriliyor (kitap, seminerler vs.) Üstelik 2+2=4 gibi orta malı olmuş
hakikatlerin doğrulanması için de bu bilim adamlarına ihtiyacın bile yok
zaten. Sitede verilen bilimsel hakikatlerin doğruluğuna itirazın var mı?
Verilen Kur'an ayetlerinin tercümelerine itirazın var mı? Bir elinde
orta malı bilimsel veriler, diğer elinde Kur'an ayetleri. Bunları
karşılaştırabilmek için süper zeka filan mı olmak gerekiyor? O zaman
hangi makaleden, hangi nobelden, hangi peer review'dan bahsediyorsun?
Onu sen yapacaksın. Bilimsel bulgulara bir lafın varsa, peer review
istemeni anlarım, ama o zaten yapılmış. Ayetlerle bilimsel bulgular
arasındaki ilişkilendirmeye gelince, orada peer review yapacak olan kişi
sensin. Kalbine danış. Her kişi kendi peer review'undan "Sorumlu".

Misal vereyim: Senin başında kaç tane saç teli olduğu bilimsel bir
gerçektir. Bu konuda iddiası ve delilleri olan bir kişi peer review'dan
geçer, saymasını bilen herkes sayar ve onaylar, kaydedilir, bilimsel
dergilerde makaleler yanınlanır, ödüller (belki bir deli gömleği? :-))
alınır vs. vs...
Fakat benim bunu buradan bilebilmem ise bir mucizedir. Ben buradan senin
başında kaç tel saç olduğunu bilsem, bunun neresini hangi peer
review'dan geçireceksin, hangi dergide nesini yayınlayacaksın, ve ne
ödülü vereceksin? Bu bilimsel bir keşif değil ki, sadece bir mucize! Bu
kadar basit bir şeyi daha öz Türkçe ile nasıl anlatabilirim bilmiyorum.
Bunu uzatıyorum, zira biliyorum ki bunu bir manipülasyon malzemesi yapma
eğilimin var. Dolayısıyla şu işi bir yerli yerine oturtmamız lazım. Eğer
bilimsel hakikatlerle, bunlara dair mucizeler arasındaki fark hakkında
hala aklında soru işaretleri kaldıysa lütfen bunu burada bildir, ya da
artık bir daha bunu tekrar manipülasyon malzemesi yapma lütfen. Aksi
takdirde, dön baba dönelim, aynı yere dönüp dönüp dururuz.


>>Ama sen konunun özünü, resmin tamamını bir kenara
>>itmiştin, ve sitedeki iddialara destek olarak ilk kısmına dayanılan
bir
>>hadisin, ikinci kısmındaki tartışmaya açık bir pürüzü diline
dolamıştın.
>>Ve çerçevedeki bir tartışmalı noktayı esas resmin yerine ikame ederek
>>resmi yok ettiğini zannetmiştin. Ben de gerekli cevapları vermiştim.
>
> Bariz bir hatayi puruz, hadisi bir kalemde onemsiz, ikinci derece yaptin. Neden? Sirf >iddian
ile
> cakismadigi, yani isine gelmedigi icin.

Yine aynı misalden gideyim: Ben senin hem kaç tane saç telin olduğunu,
hem de saç rengini söylesem, ve bu söz kulaktan kulağa dolaşarak sana
gelse, ve saç teli bilgisi doğru, renk bilgisi yanlış olsa. Üstelik
bu yanlışlık ta tartışmaya açık bir yanlışlık olsa. Ne düşünürsün? Lafın
ikinci yarısının sonradan eklendiği, yolda bozulduğu veya yanlış
tercüme, yanlış anlama gibi bir şey mi, yoksa benim söylediğim her şeyin
palavra olduğunu mu?

Peki bu sadece saç teli sayısı değil de, onun gibi daha onlarca şey
olsa, ve hepsi de başlı başına birer mucize olsa, o zaman ne düşünürsün?
İnkar edilemez bir anormalliği bir kalemde silip atıp, bir yerde görmüş
olduğun bir tartışmalı noktayı, karar vermek için yeter şart olarak mı
görürsün? Eğer böyle görüyorsan, o zaman senin niyetin zaten belli
demektir. Yani senin için, o bir tek tartışmalı nokta var olsa da bir,
olmasa da bir demektir. Mucizelerin sayısı yüz olsa da bir, milyar olsa
da bir demektir. Gözünle görsen de görmesen de, elinle tutsan da,
dişinle ısırsan da hepsi bir demektir.


>>1. Linklerde haddinden fazla ayet, hadis, ve bilimsel gerçeklerle
>>desteklenerek aşikar ve bariz bir mucize gözler önüne seriliyor.
Bunlara
>>diyebileceğin tek bir şey yok.
>
> Cok sey var da diyecek zaman yok. Her delinin attigi tasi cikarmak vazifem degil. >Ciddiye
> alinmak isteyen buyurur saygin bir dergiye gonderir yazisini, incelemeye deger >gorulurse
> yayinlanir, elestirilir, biz de hep beraber referanstan okuruz. Bilim dunyasina da >bir
katkida
> bulunmus olursun zira belki de bu sekilde bilimin henuz aciklayamadigi yeni yeni >ongoruler
> cikarilir Kuran'dan. Hani mesela belki de soguk fuzyonun sirri gizlidir, insanliga >buyuk
faydasi
> dokunur. Degil mi ya? Eger 100 yil once Kuran'in embryolojik bilgileri ciddiye >alinmis olsa
oooo
> biyoloji bugun nerelerde olurdu?

Yine aynı manipülasyon. Cevabı yukarıda.

Artı, Kur'an 'ı inkar edebilmek için günlerdir kendini paraladın,
sararıp soldun... Çok şey varmış ta zaman yokmuş, her taşı
çıkaramazmış... :-)) Ömürsün yani...

Artı, Kur'an bir kütüphane fihristi değil. İçindeki mucizeler (bence)
iman edecek olanı inkar edecek olandan ayırmak içindir. Yarın "...ama
ben sadece uzaktan uzağa duymuştum, hiç bir işaret almamıştım ki??"
demeyesin diye. İnkar ettiğin kimse Ali, Veli değil, ALLAH. Hem de göre
göre, bile bile... Hani cahil biri olsan yine bir dereceye kadar anlarım
ama, sen de dahil bu gruptaki bütün ateistlerin iman etmemelerini
anlamak mümkün değil.


>>2. Hadisler, ayetlere göre ikinci sırada gelir. Bu linkler ağırlıklı
>>olarak ayetleri kullanıyor. Hadisler uygun görüldükçe araya bir kaç
tane
>>serpiştirilmiş.
>
> Hadisteki iddia yanlis. Hadisin kacinci siraya geldigi bunu
> degistirmez. Hadis ya orijinaldir, ya degistirilmis veya
> uydurulmustur. Ilki ise hadisin yanlisligini nasil aciklayacaksin? Ikincisi ise bunu >neye
dayanarak
> soyluyorsun?

Çok basit. Eğer kaç tel saçının olduğunu biliyorsam, bu imkansız bir
şeydir, mucizedir. Ve lafın yolda bozulmuş veya sonradan icat edilmiş
olma ihtimali de o derece düşüktür. Bu, çişi gelmiş kedinin piyano
klavyesi üzerinde Senfoni #5'i çalmasına benzer. Eğer rengini yanlış
söylemişsem, bu çok daha düşük ihtimaldir. Kaç tel saçının olduğunu
bilen birinin saç rengini bilememesi muhaldir. Dolayısıyla, lafın yolda
bozulmuş, veya sonradan eklenmiş olması ihtimali yüksektir.


>>3. Sitede, senin itiraz ettiğin hadisin ilk kısmına referans
yapılıyor.


>>Sen ise ikinci kısmına itiraz ediyorsun. Tamam, ikinci kısmın
>>gerçeklerle uygunluğu tartışmalı. Ama bu, sitedeki iddiaları
çürütmez.
>
> Dedim ya, sitedeki her iddiayi curutmek benim vazifem degil. Son derece bariz ve >yorumu
> degistirerek kurtulunmasi mumkun olmayan bir yanlisligi gosteriyorum.

Aynı şeylerin tekrar tekrar tekrarı. Aynı itiraz, aynı cevap, aynı sil
baştan...


>>4. Hadisin, itiraz ettiğin ikinci kısmına gelince, burası da
tartışmaya
>>açık bir konu. Hadis şöyle:
>>
>>Damla (nütfe) üzerinden kırkiki gece geçtikten sonra, ALLAH bir melek
>>gönderir ve o melek cenini şekillendirerek kulaklarını, gözlerini,
>>derisini, etini ve kemiklerini meydana getirir. Sonra der ki, "Ey
>>Rabbim, erkek mi, kız mı?" ve Rabbiniz dilediğince karar verir.
>>
>>Sen ise cinsiyetin döllenmeyi müteakip belli olduğunu söylüyorsun.
Her
>>ne kadar bunu ispat etmediysen de,
>
> Oku ve ogren. Hem link veriyorum, hem de sana ozel "cut-paste" yaptim:

[ ... ]


> Sonuc? Spermle yumurta dollendigi anda tum genetik bilgi (seks dahil) belirlenir.
>Britannica'yi
> begenmediysen bu linklerden "Bibliography" kismina gec, oradaki dergileri, kitaplari >oku.

[ ... ]



> Ben soyleyince inanmiyorsun, sana referans gosterince "cut-paste" yaptin diyorsun. >Kirk
> dereden su getirecegine biraz arastir, ogren, abuk sabuk iddialarla gelme her >seferinde. Her
abuk
> sabuk iddiayi curutmek vazifem degil.

Sağol ama ansiklopedik öğretmenliğine hiç ihtiyacım yoktu. Konu
hakkındaki ansiklopedik bilgilerin yarısını zaten biliyordum, diğer
yarısını da evvelki tartışmamız sırasında zaten araştırmıştım. Ben sana
bilimsel konular ansiklopedik bilgiyle tartışılmamalıdır diyorum, ve
misal olarak (yani ansiklopediye bir meydan okuma olarak) atmasyon bir
what-if teori (tamam, biraz çala kalem ve düşünmeden) getiriyorum, sen
de bana bunun böyle olmadığını ansiklopediye dayanarak söylüyorsun.
Ben zaten ansiklopediyi sınava tabi tutuyorum, sen karşıma cevap olarak
yine onu çıkarıyorsun. Hiç bilmiyordum, ne kadar aydınlandığımı
anlatamam.


>>genel-geçer kural odur ki,
>>döllenmeyle birlikte cinsiyet belirlenir.
>
> Ne demek "genel-gecer" kural? Bilim bir popularite yarismasi veya koy ihtiyar >heyetinin
> oylariyla karar verdigi bir sey degil. Neyse, yavas yavas dogru yolu buluyorsun ya, >buna da
> sukur.

Genel-geçer kural demek, ansiklopedik bilgi, veya halk düzeyinde
(popüler) bilgi demektir. Bilim popülarite yarışması değil ama,
ansiklopedi de değil. Bu konuda (embryogenesis) benim bilgim ise daha
öteye gitmiyor. Dolayısıyla ansiklopedik bilginin ötesinde yorum
yapamıyorum ama bu, ansiklopediye kuzu kuzu tabi olacağım ve hiç
sorgulamayacağım anlamına gelmez.


>>Bunları neden söylüyorum? Zira
>>bu konudaki bilgim az, fakat biliyorum ki, bir konuyu bilimsel gözle
>>incelerken, ansiklopedik bilgiyle yol alınmaz.
>
> Dedim ya, ansiklopediye guvenmiyorsan verilen referanslari oku. Sana burda "virtual" >deney
> yapacak halimiz yok ya.
>
>>İşte gördük senin
>>Britannica'nı. Bu konuda bir başka örnek te "dağlar" linkinde (
>>http://abdullah.8k.com/hakikat/chapters/mountains.html ) var. Bunu
daha
>>önce de söylemiştim ve sen "ne alaka?" diye sormuştun ama "çok alaka"
>>var. Ansiklopedik kaynaklarda dağların köklerinden bahsedilmez, ama
>>incelediğinde görürsün ki, dağların kökleri vardır. Yani sözün özü,
>>ansiklopedik bilgi ile bilimsel konular tartışılmaz. Tut ki bunu
yaptık,
>>ve döllenmenin ilk gününde cinsiyetin belirlendiğini kabul ettik.
Birden
>>fazla tartışmalı nokta var:
>
> Embryo, demir derken bir de dag cikti basimiza. Jeoloji uzaktan
> yakindan ilgi alanim degil. Altavista'dan "roots of mountains" diye tarama yaptim:
>
> Ilk gordugum link:
>

> http://www.tibet.ca/wtnarchive/1994/4/15_6.ht?l


>
> diyor ki "World's Highest Mountains Stand with No Deep Roots"
>
> Belki da Allah'in yolu Tibet'e dusmemistir, neyse, orasini fazla karistirmayalim.

Eee? O linki tekrar okumanı tavsiye ederim. Dediği şu: "Himalayaların
kökleri *nispi* olarak diğer dağların köklerinden daha küçüktür." Bunun
muhtemel sebepleri hakkında da biraz yorum yapmış (o bölgenin jeolojik
yaşı vs.) Yani? Dağların kökleri yok muymuş? Ya da Kur'an dağların
köklerinin büyüklüğü hakkında bir şey demiş te o mu yanlış çıkmış? Yoksa
Himalayaların köklerinin nispi büyüklüğü ile, bilimsel tartışmaların
ansiklopedik bilgiye dayandırılması arasında benim göremediğim bir alaka
mı var?


>>i) Hadisin ikinci kısmı tahrif edilmiş veya sonradan eklenmiş
olabilir.
>>Hadisler Kur'an değil, ayet değil. ALLAH tarafından tahrifata karşı
>>korunması garantilenmemiş.
>
> Olabilir tabi. Peki ya olabilirse neden isinize geldiginde kendi cikariniz >dogrultusunda
> yorumlamakta tereddut etmiyorsunuz? Hangi hadisin orijinal, hangisinin tahrifatli >olduguna
> kara versen objektif bir yontemin yoksa hepsi bos bunlarin.

Tek bir mesaj içinde nasıl kendi kendini bu kadar tekrarlayabiliyorsun?
Aynı soruya aynı cevap. Hani şu: saç, tel, adet, renk, mucize, kedi,
piyano...

Bir hadisin teknik (hadis ilmi) manada analizine gelince, o konuda bir
iddiam zaten yok. Ama, her hadisi olmasa da, bariz mucize içeren bir
hadisin sahih olduğuna hükmetmek için prof. olmaya gerek yok sanıyorum.


>>ii) Hadisin ikinci kısmının orijinal Arapça versiyonlarını incelemek
>>lazım.
>
> Olabilir tabii, belki de 42 diye cevrilen sayi aslinda 0'dir.
>
>>Bu, pekala meleğin görevini yapmak için ALLAH'tan bilgi istemesi
>>anlamına da gelebilir. Yani melek oraya ceninin fiziksel
özelliklerini
>>şekillendirmek için gidiyor, ve yapabildiğini yapıyor. Fakat bir
>>noktadan sonra
>
> O nokta "Day 0". Sen kirk iki gun beklersen o zamana kadar bolunmus tum hucrelerin >genetik
> muhtevasi yanlis olur. Belki de senin bu melek 42. gunde teker teker genleri >degistiriyordur,
ne
> dersin?

Melek oraya hücre imalatı yapmak için gitmiyor. Spesifik organları
şekillendirmek için gidiyor. (Sen şimdi "Peki kulak imal etmek için
gerekli hücreleri nereden buluyor?" diye de sorarsın. Hemen cevabı
vereyim: Melekle bu konuyu tartışmadım ama, sanırım fotokopi çekiyor :-)


>>ceninin cinsiyetini bilmesi lazım ki, ona göre işini
>>yapabilsin. Ve bunu ALLAH'a soruyor. Bu demek değildir ki, cinsiyeti
>>ALLAH o anda karar veriyor. Sadece melek bunu bilmiyor, hepsi bu.
>
> Bir ignenin ucunda kac melek dans eder misali? Melek bilir mi bilmez mi? Cok derin >sorular..

Eğer elinde bir Kur'an meali varsa, hiç te o kadar derin değil. Ayet
numarasını hatırlayamadım ama, El-Bakare Suresinde meleklerin bilemediği
şeyleri Adem aleyhisselamın bildiğinden, ve meleklerin ALLAH'a (yaklaşık
olarak) "...biz Senin bize öğrettiklerinden başka bilemeyiz..."
dediklerinden bahsedilir.


>>Bu anlattığım, sadece yorumlardan bir yorum. Hadisin orijinal
Arapçasını
>>bilmeden, farklı Hadis kitaplarında aynı hadisin hangi kelimeler
>>kullanılarak nakledildiğini incelemeden, nasıl cup diye karar
>>verebilirsin?
>
> Aynen senin (ve de tercume ettigin sayfalarin orijinalini yazanlarin) cup diye >islerinize
gelen
> yondeki kararlari verdiginiz gibi.

Aynı itiraza aynı cevap. Eğer bilinmesi imkansız olan bir şey
biliniyorsa bu bir mucizedir. Kimse atmasyon ile trilyonda birlik bir
şeyi dakik olarak ayrıntılarıyla anlatamaz. Bunların sayısı bir yerine
on olunca ihtimal de exponansiyal olarak daha da düşer. Otuz şey olunca?
Yüz? Ama yok, değil mi ki tevatür edilen bir hadisin ikinci yarısı
tartışmaya açık, o zaman fazla incelemeye gerek yok, hadisin ikinci
yarısı yanlış! İkinci yarısı yanlış olan bir hadisin ilk yarısına
bakılmaz! Ne kadar imkansız bir şeyi haber verdiğine de bakılmaz... Bu
sayede bütün hadisler toptan yanlış olur. Ve dolayısıyla da ayetler de
(Haşa) yanlış olur. Bu arada en basit ortaokul mantığı bile işletmeye
gerek yoktur. Niyete göre karar verilir :-)

Kusura bakma ama, beni suçlamakta olduğun şey (işine geldiği gibi
düşünme) aslında tam olarak senin yaptığın şeye denir. Yüz tane
imkansıza tek kelimeyle kör ol, bir tek ihtilaflı noktayı kartal gözüyle
gör. Aman ne objektif, ne objektif.


>>Bu, tartışmaya açık bir konu, ve sitede verilen esas tablo ile direkt
>>ilgisi de yok. Ama senin için bir hadisin konuyla direkt ilgisi
olmayan
>>ikinci dereceden önemli bir eklentisi, senin için o sitedeki
>
> Ikinci derece, puruz derken hadis "eklenti" oldu. Gel istersen "yamam hadis" falan da
>diyelim.

Hadis eklenti olmadı. İlk kısmı bilinmesi mümkün olmayan bir şeyi haber
verdiği için, rastgele olması imkansız olarak değerlendirildi, ve
dolayısıyla sahih olması gerektiği sonucuna varıldı. İkinci kısmının
manası tartışmaya açık olduğu için, farklı nakillerin orijinal
Arapçaları incelenmeden bir şey denemez. Kaldı ki, bir yerde değil,
fakat yüz yerde imkansızı evvelden (vahiy ile alıp) haber vermiş birinin
bu hatayı yapmayacağı gün gibi aşikar. Eğer bu hatayı yapıyorsa, o zaman
öbür mucizeleri nereye koyacaksın? Tahmin mi? Atmasyon mu? Yaw bunu
anaokul öğrencisine söylesen güler sana...

Bak şöyle söyleyeyim: Eğer körü körüne kabul etmek istiyorsan, bir tane
ihtilaflı noktayı "doğru" kabul edersin, ve diğer her şeyi tartmadan
otomatikman aynı kefeye koyarsın. İsterse ayan beyan yanlış olsun.

Eğer körü körüne reddetmek istiyorsan, bir tane ihtilaflı noktayı
"yanlış" kabul edersin, ve diğer her şeyi tartmadan otomatikman aynı
kefeye koyarsın. İsterse ayan beyan mucize olsun.

Eğer eleştirel gözle bakarsan, ihtilaflı şeye "ihtilaflı", doğruya
"doğru", yanlışa "yanlış", ve mucizeye "mucize" dersin.

Ben hadisin ikinci yarısına "ihtilaflı", sitedeki diğer ayet ve
hadislere "mucize" diyorum. Sen ne diyorsun?


>>embryogenesis hakkındaki bariz bir mucizeyi çürütmeye yeterli oldu,
öyle
>>mi?
>
> "Bariz mucize"ye sahipsen yaz saygin bir dergiye, yayinlat, Nobel'ini al. Su anda
>"mucize"lere
> karnim tok, sagol.
>
>>Tut ki hadis olduğu gibi, tamamen, sonradan icat edilmiş olsun (ilk
>>kısmı bilimsel gerçeklerle çok hassas uyuşuyor, dolayısıyla tamamının
>>uydurulmuş olma ihtimali çok az bence). Yine de, bu hadisi yok saysan
>>bile, embryogenesis mucizesi senin için bir problem olarak duruyor.
>>Kaldı ki, site büyük ağırlıkla ayetlerle ilgileniyor. Hasbel kader
sağda
>>solda bir iki hadis vermiş.
>>
>>Fiyasko bu mu? Duyan da embryogenesis mucizesini çürüttüğünü
zannedecek.
>>Üzgünüm ama, bir fiyasko varsa, o da sana ait gibi görünüyor. Ne
dersin?
>
> Su "embryogenesis mucizesini" ciddiye alan birkac "peer reviwed" jurnal, birkac >referans
> gosteriver bir zahmet.

Dön baba dönelim...

Neticede, bu kadar nakaratın arasında sadece iki şey söylüyorsun,
farkında mısın?

1. Madem mucize, hani nobel?
2. Bir hadisin içindeki tartışmalı bir nokta, o hadisin tümünü geçersiz
kılar.

Söylediğin her iki şeyin de geçersizliğini açıklayabildim mi?

Bir de söylemediğin bir şey var: "Yaw nasıl oluyor da bunca imkansızlık,
bunca mucizemsi (mucize demeye dilin varmıyor :-) şey 1420 sene evvelden
bu kadar detaylarıyla bildirilebiliyor? Beşinci boyut mudur, yoksa
nedir?"


Fiyaskoymuş...

Abdullah Ramazanoglu

unread,
Jan 29, 2000, 3:00:00 AM1/29/00
to
Nevzat: Verdiğin cevap thread içinde yanlış yere gitmiş (header
problemi). Thread yapısının bozulmaması için cevabı buraya
yerleştiriyorum.


>Abdullah Ramazanoglu wrote:
>> Nevzat Akdemir wrote:
>

>> Ayn? ?ey de?il. Senin söyledi?inden "Kainattaki demiri ALLAH d??ar?dan

>> gönderdi" demi?im gibi bir sonuç ç?k?yor. Halbuki ben demirin nerede ve
>> nas?l meydana geldi?ini gayet aç?k olarak anlatm??t?m. Burada da sadece


>> *Dünyadaki* demiri ALLAH'?n gönderdi?inden bahsetti?imi tekrar
>> vurgulad?m. Nedense, ben üzerine basa basa *Dünyadaki Demir* dedikçe,
>> sen dahil herkes bunu *Kainattaki Demir* olarak alg?lamakta ?srar
>> ediyor.
>
>Dunyadaki demir ile Kainattaki demir ayni elementlerdir.

Bak bunu öğrendiğim iyi oldu...


>Ben de sana demirin meydana geldigi yerin sadece notron tipi yildizlar
>olmadigini soylemistim daha onceden.

Bilim-kurguya dayanarak mı? Detay aşağıda.


>> Yildiz olumu sadece tek bir sekilde degildir. Senin her seye dar acidan
>>

>> Nükleer hayat ile formasyonel hayat aras?ndaki fark? bilmedi?ini
>> dü?ünüyorum.
>
>Yok canim daha neler. Formasyon nukleer reaksiyonla baslar.
>Aradaki farki anlat da dinleyelim. :-)

Yıldızın doğum şekillerini bilmeyen, ölüm şekillerini nereden bilsin?
Nebuladan doğan bir yıldızın formasyonel doğumuyla nükleer doğumunu aynı
kabul edebilirsin. Fakat patlamayla oluşan bir yıldızın formasyon
yaşıyla nükleer yaşı aynı şey değildir. Benzer şekilde, cüce, pulsar,
veya kara-delik olarak ölen bir yıldızın formasyonel ölümüyle nükleer
ölümünü de aynı şey kabul edebilirsin, fakat patlamayla dağılan bir
yıldız formasyon olarak ölmüş olmasına rağmen nükleer olarak yaşamaya
(kaldığı yerden) devam eder.


>Daralma genisleme ozet olarak soyle: (Ingilizce biliyorsun anlarsin.
>Vaktin olursa
>Turkceye cevirebilirsin. Benim hic vaktim, ve bu hususta yeterli
>deneyimim yok.)
>
>Start quote

[ ... ]

>Stop quote.

Eee? Neymiş yani? Buraya paste ettiğin şeyin ne manaya geldiğini biliyor
musun? Yoksa okumadan mı paste ettin? Quote içinde yıldızın daralması
genişlemesiyle ilgili ne var? Sadece füzyon basamaklarını anlatıyor, o
kadar. Bunlar da zaten benim diye diye dilimde tüy bitiren şeyler. Yok
eğer, "Bu yazıda bildirilmediği halde bu basamakların çeşitli yan
olaylarını da siz kafadan buluverin artık canım.." diyorsan o başka :-)


>>>> Birincisi, o Helyum de?il, Hidrojen olacak.


>>>
>>> Neden hidrojen olsun? Yakiti saglayan ne? Hidrojenin helyuma donusmesi
>>> degil mi?
>>> :-)
>>
>> Nevzat???? Aman diyeyim, deme bunu. Hidrojen yerine Helyum yazarken, bu

>> hatay? dalg?nl?kla yapt???n? zannediyordum. Sak?n bunu bile bile
>> yazd???n? söyleme... (Bir de ?u "yak?t" olay?na hala tam vak?f olamad?m
>> ama...)
>
>Yakit hakkida yukariya bakabilirsin. Hidrojen.
>Boyle gulucukler, soru isaretleri, mazoist isim takma 'nukteleri' icin de
>iki bacaginin arasindakine bakabilirsin.
>En buyuk sakalardan birini goreceginden eminim.

Dünyadaki bütün alternatifleri görmeden bu konuda bir fikir serdetmek
imkansız. O şakanın en büyük olup olmadığını ben bile bilmiyorum. Sen
nasıl biliyorsun? :-))

Bu arada, sen şu "mazoşist" olayına bozuldun biraz galiba, zira her
mesajında tekrarlıyorsun. Ben senin mazoşist olduğunu söylememiştim.
Sadece gösterdiğin davranışın mazoşistçe olduğunu söylemiştim. Neticede
insanız, herkes her türlü zaafı ara sıra gösterebilir. Tekrar edeyim:
Bu, senin kişiliğine yönelik bir yorum değildi, davranışına yönelik bir
yorum idi. Ve neticede bir espriydi. Sen de daha ince bir espri ile beni
mahçup edersin, olur biter. Tabii, bu bir miktar "espritüel
motor-kuvvet" gerektiriyor ama... :-)


>> Yaw kendi a?z?nla söylüyorsun ki, H2 -> He dönü?ümü oluyor (Güne?te).
>> Benim dememe gerek kalmad?. Cevab? kendin verdin. O zaman nas?l hala
>> Helyum hariç tüm elementler y?ld?zlarda olu?ur diyorsun? Sonra Güne?i

>> bir yana b?rak, peryodik tabloya bak. Elindeki tabloda bask? hatas?yla
>> Helyum için 1/2


>> elektron felan yaz?yor olmas?n? :-)
>
>Bu nukleer olayda hidrojen cekirdegi bahis konusudur.
>Guneste hidrojen cekirdegi helyum cekirdegine donusur.
>Bu gune kadar gordugum peryodik tablolarda tek hata bulmadim. Zira
>hata aramadim. Birileri kalkip duzenlemis. Lazim oldugunda gider
>bakarim.
>Eger hata yapilmissa duzeltilir. Basit.

Bu "ti" makamından bir espriydi hesapta... Hani bir fıkra anlatırsın, en
sonunda da vurucu cümleyi patlatırsın ya? Karşındaki kişi de bazen seni
merakla dinlemeye devam eder, "Eee, sonra n'olmuş?" diye sorar ya..
Biraz ona benzemiş. Halbuki o kadar da ipucu ":-)" vermiştim. Bir dahaki
sefere "bu bir espridir" diye uyarırım. O da olmazsa, "Yani burada
aslında demek istiyorum ki..." diye açıklama da yaparım. :-)


>> ?kinci olarak, Nebula ve patlama y?ld?z?n?n kar??t?r?lmas?yla, nötron
>> y?ld?z? sonucunun do?al olup olmamas? aras?nda ne alaka var?
>
>Yukarida. Sonra git bir de nebula'nin ne oldugunu bir ogren oyle gel.
>Hazircilik yok. Hazirci oldugunuz icin bu kadar koru korune dincisiniz.

Astronom Necati dürbünle Los-Angeles semalarını tetkik ederken, gaz
bulutunun kütlesel çekim ile yavaş yavaş bir araya toplanıp, sonuçta
oluşan kütlenin (sıkıştırmanın) neden olduğu basınç ve sıcaklık ile
merkezde füzyonun tetiklenmesini, ve bu sayede yeni yeni oluşmakta olan
yarı-gaz bulutu şeklindeki yıldız başlangıcını görünce şöyle demiş: "Ne
Bu Laa???" Tabii, gavurlar bunu "NEcati's BUllshits / L.A." olarak
anlamış... :-))


>> Üçüncüsü, patlayan bir y?ld?z?n ard?nda b?rakt?klar?n?n sadece Helyum mu


>> (Hidrojen) olup olmad???n? soran ben de?ilim. Eksik
>> bilgiden dolay? elma ve armutu kar??t?r?yor olmal?s?n. "Patlayan bir

>> y?ld?zdan yeni bir y?ld?z do?ar, bu yeni y?ld?z formasyon olarak acayip


>> "genç"tir (nükleer ya?? O ne?), dolay?s?yla Helyum (Hidrojen)
>> a??rl?kl?d?r..." Öyle mi? Hatay? görüyor musun? Y?ld?z?n ne
>> kadar genç oldu?una hüküm verirken onun formasyon ya??na bak?yorsun.
>> Ondan sonra da bu kadar genç bir y?ld?z?n Hidrojen a??rl?kl? olaca??na
>> hükmederken de, onun formasyon ya??n? nükleer ya? olarak kabul
>> ediyorsun. Zira bu ikisi aras?ndaki fark? bilmedi?ini dü?ünüyorum.

>> Sadece "isimlendirme" benzerli?inden ba?ka ikisi aras?nda neredeyse hiç


>> bir alaka yok halbuki. Bunun ba?ka bir aç?klamas? varsa lütfen söyle.
>
>Hata mata yok. Gunun gecerli teorisi Massive Star larin patlamalari
>sonucu
>olarak butun elementlerin uzaya yayilmasidir. O Kadar! Teoriyi ben
>kurmadim.
>Bilimciler kurmus. Ben onlara inanirim. Okudugu iki satiri
>anlayamayanlara degil.

Katmerli hata var. Birincisi, bilim-kurguları ispatlanmış bilimsel
hakikatlerle karıştırıyorsun, ikincisi, bunları bile anlatırken
söylediğin şeyler yanlış yunluş.


>> Yorum: Mutlaka her dedi?inde her zaman hakl? ç?kmak zorunda de?ilsin.
>> Baz? ?eyleri izah etmek mümkün de?ilse en az?ndan bir "ilginç!"
>> diyebilirsin. Ama sen ne diyorsun? "Yok, bu öyle de?il! Uysa da de?il,
>> uymasa da de?il!" :-) Bin saat te tart??san, bin sene de ara?t?rsan, bir
>> realite neyse odur. E?er aç?k fikirli olursan,
>> çal??t?kça realiteye yakla?arak çal??man?n meyvesini al?rs?n. Aksi
>> takdirde bo?a enerji harcam?? olursun.
>
>Bu da benim yorumum: Abdullah, "gunun gecerli teorisi" diye diye
>dilimde tuy bitti. Bunun haklisi haksizi mi kaldi ki? Ne yapalim yani,
>onbinlerce arastirmaciyi, dusunuru, bilim adamini, teknoktrati bir
>tarafa
>itip senin soylediklerine "ilginc!" mi diyelim? Amma is ha!

İkinci sınıf bir bilim kurgu ne zaman "onbinlerin bağrına bastığı
bilimsel hakikat" oldu? Constellation-X projesinden haberin var mı? (
http://constellation.gsfc.nasa.gov/ ) Bu projenin ana amaçlarından
birinin, demirin dünyadaki varlığına bir cevap aramaya yönelik olduğunu
biliyor musun? Söyle NASA'ya da, milyarlarca doları boşuna çöpe
atmasınlar. Boşuna onca istasyonu uzaya göndermesinler. Meğer demirin
dünyada nasıl var olabildiğini onbinler biliyormuş ta NASA'nın bundan
haberi yokmuş...

Nevzat Akdemir

unread,
Jan 29, 2000, 3:00:00 AM1/29/00
to
Abdullah Ramazanoglu wrote:
>
> Nevzat: Verdiðin cevap thread içinde yanlýþ yere gitmiþ (header
> problemi). Thread yapýsýnýn bozulmamasý için cevabý buraya
> yerleþtiriyorum.

Aslinda sana verdigim bu cevap ozel mektup olarak gitmis ve
geri gelmisti. Oradan kes/yapistir yaptim ve basligi da elle
koydum. Benim Mozilla'da ayni thread de gozukuyor. Her neyse
iyi ettin 'buraya' aldigin icin.



>
> >Abdullah Ramazanoglu wrote:
> >> Nevzat Akdemir wrote:
> >
> >> Ayn? ?ey de?il. Senin söyledi?inden "Kainattaki demiri ALLAH d??ar?dan
> >> gönderdi" demi?im gibi bir sonuç ç?k?yor. Halbuki ben demirin nerede ve
> >> nas?l meydana geldi?ini gayet aç?k olarak anlatm??t?m. Burada da sadece
> >> *Dünyadaki* demiri ALLAH'?n gönderdi?inden bahsetti?imi tekrar
> >> vurgulad?m. Nedense, ben üzerine basa basa *Dünyadaki Demir* dedikçe,
> >> sen dahil herkes bunu *Kainattaki Demir* olarak alg?lamakta ?srar
> >> ediyor.
> >
> >Dunyadaki demir ile Kainattaki demir ayni elementlerdir.
>

> Bak bunu öðrendiðim iyi oldu...

"...Nedense, ben uzerinde basa basa *Dunyadaki Demir* dedikce,
sen dahil herkes bunu *Kainattaki Demir* olarak algilamakta israr
ediyor...." diyorsun.

>
> >Ben de sana demirin meydana geldigi yerin sadece notron tipi yildizlar
> >olmadigini soylemistim daha onceden.
>

> Bilim-kurguya dayanarak mý? Detay aþaðýda.

Eger "Bilim-kurgu" dan maksadin okullarda verilen klasik bilgiler
ise cevabim evet.
Teoriler ve karsi teoriler kurulur. Mantiga en yatkin olanlari
egitimciler tarafindan ders kitaplarina gecer. Eger karsi teori
de asil teori kadar kuvvetliyse ondan da bahsedilir. Sende karsi
teori filan yok. Olsa da tartistigin ortam (SCT) buna pek musait
degil. Allah deyip kestirip atiyorsun.

>
> >> Yildiz olumu sadece tek bir sekilde degildir. Senin her seye dar acidan
> >>
> >> Nükleer hayat ile formasyonel hayat aras?ndaki fark? bilmedi?ini
> >> dü?ünüyorum.
> >
> >Yok canim daha neler. Formasyon nukleer reaksiyonla baslar.
> >Aradaki farki anlat da dinleyelim. :-)
>

> Yýldýzýn doðum þekillerini bilmeyen, ölüm þekillerini nereden bilsin?
> Nebuladan doðan bir yýldýzýn formasyonel doðumuyla nükleer doðumunu ayný
> kabul edebilirsin. Fakat patlamayla oluþan bir yýldýzýn formasyon
> yaþýyla nükleer yaþý ayný þey deðildir. Benzer þekilde, cüce, pulsar,
> veya kara-delik olarak ölen bir yýldýzýn formasyonel ölümüyle nükleer
> ölümünü de ayný þey kabul edebilirsin, fakat patlamayla daðýlan bir
> yýldýz formasyon olarak ölmüþ olmasýna raðmen nükleer olarak yaþamaya
> (kaldýðý yerden) devam eder.

Eger "nukleer" kelimesiyle "nukleer reaksiyon" u ayni anlamda
kullaniyorsan, durum benim dedigim gibidir.
Yahu ben seni okudukca hayretler icinde kaliyorum.
Bazen NewYork'taki o esrar cekicisi olabilecegin aklimdan gecmiyor da
degil. Hani su kafasini kiyak edip saga sola saldiran
kisi. Ingilizce, Turkce ve Fransizca okuyup yazabilen bir kisi
bu kadar mantiksiz olur mu?

Sen demirin kaynagi olarak, isim vermeden, notron yildizlari ve
isim vererek :-) de Allah'i isaret ettin. Konusulan mevzunun dar
cercevesi icinde *formasyon nukleer reaksiyon ile baslar*

>
> >Daralma genisleme ozet olarak soyle: (Ingilizce biliyorsun anlarsin.
> >Vaktin olursa
> >Turkceye cevirebilirsin. Benim hic vaktim, ve bu hususta yeterli
> >deneyimim yok.)
> >
> >Start quote
>
> [ ... ]
>
> >Stop quote.
>

> Eee? Neymiþ yani? Buraya paste ettiðin þeyin ne manaya geldiðini biliyor
> musun? Yoksa okumadan mý paste ettin? Quote içinde yýldýzýn daralmasý
> geniþlemesiyle ilgili ne var? Sadece füzyon basamaklarýný anlatýyor, o
> kadar. Bunlar da zaten benim diye diye dilimde tüy bitiren þeyler. Yok
> eðer, "Bu yazýda bildirilmediði halde bu basamaklarýn çeþitli yan
> olaylarýný da siz kafadan buluverin artýk caným.." diyorsan o baþka :-)

Quote icindekileri hic istemedigim halde senin daralma/genisleme
ile ilgili olarak yaptigin 'dalga gecme' seansindan sonra yapmak
zorunda kaldim. Okuyup anlamasaydim sana cevap olarak vermezdim.
Sen o ozeti bir daha oku! Patlayan yildizi formasyondan alip
son gunune kadar goturur. Fuzyon burada ikinci planda kalir.
Ve en onemlisi sana DEMIRIN SADECE ALLAH TARAFINDAN GONDERILIP
GONDERILMEDIGINI YAHUT SADECE NOTRON YILDIZLARDA MEYDANA GELIP
GELMEDIGINI GOSTERIR. Anlayana! heh.

>
> >>>> Birincisi, o Helyum de?il, Hidrojen olacak.
> >>>
> >>> Neden hidrojen olsun? Yakiti saglayan ne? Hidrojenin helyuma donusmesi
> >>> degil mi?
> >>> :-)
> >>
> >> Nevzat???? Aman diyeyim, deme bunu. Hidrojen yerine Helyum yazarken, bu
> >> hatay? dalg?nl?kla yapt???n? zannediyordum. Sak?n bunu bile bile
> >> yazd???n? söyleme... (Bir de ?u "yak?t" olay?na hala tam vak?f olamad?m
> >> ama...)
> >
> >Yakit hakkida yukariya bakabilirsin. Hidrojen.
> >Boyle gulucukler, soru isaretleri, mazoist isim takma 'nukteleri' icin de
> >iki bacaginin arasindakine bakabilirsin.
> >En buyuk sakalardan birini goreceginden eminim.
>
> Dünyadaki bütün alternatifleri görmeden bu konuda bir fikir serdetmek

> imkansýz. O þakanýn en büyük olup olmadýðýný ben bile bilmiyorum. Sen
> nasýl biliyorsun? :-))

SCT'de yaptigin $ebekliklerden ve de kendi itirafin ile bazi
seylere "vasif olamadigin" belli. Sadece yardimci olmak istedim.
Bahsedilen topografyada $aka yerine bir yarik olmasi da her zaman
icin mumkun tabi. O zaman senin SCT davranisini kucuk bir kiz
cocugunun annesine aglayip yakinmasi olarak gorebiliriz: "Anne
anne, Ahmetin pipisi var da benim niye yok?" sorusundan dogan
'normal' bir davranis sekli olabilir. Uzulme! Demiri yaratan
Allah'in bir dusundugu vardir elbette. Neyse bu mazoistligi burada
kapatiyorum, aksi takdirde basligi Laklaka i $ak$aka
olarak degistirmek icap edecek.
>
> Bu arada, sen þu "mazoþist" olayýna bozuldun biraz galiba, zira her
> mesajýnda tekrarlýyorsun. Ben senin mazoþist olduðunu söylememiþtim.
> Sadece gösterdiðin davranýþýn mazoþistçe olduðunu söylemiþtim. Neticede
> insanýz, herkes her türlü zaafý ara sýra gösterebilir. Tekrar edeyim:
> Bu, senin kiþiliðine yönelik bir yorum deðildi, davranýþýna yönelik bir


> yorum idi. Ve neticede bir espriydi. Sen de daha ince bir espri ile beni
> mahçup edersin, olur biter. Tabii, bu bir miktar "espritüel
> motor-kuvvet" gerektiriyor ama... :-)

O senin bahsettigin motorlar 'Ednan Hoca' markali. Biz tenezzul
bile etmeyiz. Alti silindirli 'In-Line' Ford 486 yeter
de artar bile. Maksat is uretmek. Klimaya ne gerek, acarsin
pencereyi olur biter.

>
> >> Yaw kendi a?z?nla söylüyorsun ki, H2 -> He dönü?ümü oluyor (Güne?te).
> >> Benim dememe gerek kalmad?. Cevab? kendin verdin. O zaman nas?l hala
> >> Helyum hariç tüm elementler y?ld?zlarda olu?ur diyorsun? Sonra Güne?i
> >> bir yana b?rak, peryodik tabloya bak. Elindeki tabloda bask? hatas?yla
> >> Helyum için 1/2
> >> elektron felan yaz?yor olmas?n? :-)
> >
> >Bu nukleer olayda hidrojen cekirdegi bahis konusudur.
> >Guneste hidrojen cekirdegi helyum cekirdegine donusur.
> >Bu gune kadar gordugum peryodik tablolarda tek hata bulmadim. Zira
> >hata aramadim. Birileri kalkip duzenlemis. Lazim oldugunda gider
> >bakarim.
> >Eger hata yapilmissa duzeltilir. Basit.
>

> Bu "ti" makamýndan bir espriydi hesapta... Hani bir fýkra anlatýrsýn, en
> sonunda da vurucu cümleyi patlatýrsýn ya? Karþýndaki kiþi de bazen seni
> merakla dinlemeye devam eder, "Eee, sonra n'olmuþ?" diye sorar ya..
> Biraz ona benzemiþ. Halbuki o kadar da ipucu ":-)" vermiþtim. Bir dahaki
> sefere "bu bir espridir" diye uyarýrým. O da olmazsa, "Yani burada
> aslýnda demek istiyorum ki..." diye açýklama da yaparým. :-)

Anlasilan sende iletisim ozurlulugu var.
Peryodik tabloyu getiren ben degildim. :-)

>
> >> ?kinci olarak, Nebula ve patlama y?ld?z?n?n kar??t?r?lmas?yla, nötron
> >> y?ld?z? sonucunun do?al olup olmamas? aras?nda ne alaka var?
> >
> >Yukarida. Sonra git bir de nebula'nin ne oldugunu bir ogren oyle gel.
> >Hazircilik yok. Hazirci oldugunuz icin bu kadar koru korune dincisiniz.
>

> Astronom Necati dürbünle Los-Angeles semalarýný tetkik ederken, gaz
> bulutunun kütlesel çekim ile yavaþ yavaþ bir araya toplanýp, sonuçta
> oluþan kütlenin (sýkýþtýrmanýn) neden olduðu basýnç ve sýcaklýk ile
> merkezde füzyonun tetiklenmesini, ve bu sayede yeni yeni oluþmakta olan
> yarý-gaz bulutu þeklindeki yýldýz baþlangýcýný görünce þöyle demiþ: "Ne


> Bu Laa???" Tabii, gavurlar bunu "NEcati's BUllshits / L.A." olarak

> anlamýþ... :-))

Butun yazdiklarin buram buram 'onyargi' kokuyor. (Necati meselesi)

'Acaip' sekilde sIkIsmis gaz ve diger elementlerden olusan yeni
fuzyon kaynagini yari-gaz bulutu olarak gormen de senin anlayis
seviyen ya da olaylari kafanda goruntulemen acisindan oldukca
'ilginc'. :-)


>
> >> Üçüncüsü, patlayan bir y?ld?z?n ard?nda b?rakt?klar?n?n sadece Helyum mu
> >> (Hidrojen) olup olmad???n? soran ben de?ilim. Eksik
> >> bilgiden dolay? elma ve armutu kar??t?r?yor olmal?s?n. "Patlayan bir
> >> y?ld?zdan yeni bir y?ld?z do?ar, bu yeni y?ld?z formasyon olarak acayip
> >> "genç"tir (nükleer ya?? O ne?), dolay?s?yla Helyum (Hidrojen)
> >> a??rl?kl?d?r..." Öyle mi? Hatay? görüyor musun? Y?ld?z?n ne
> >> kadar genç oldu?una hüküm verirken onun formasyon ya??na bak?yorsun.
> >> Ondan sonra da bu kadar genç bir y?ld?z?n Hidrojen a??rl?kl? olaca??na
> >> hükmederken de, onun formasyon ya??n? nükleer ya? olarak kabul
> >> ediyorsun. Zira bu ikisi aras?ndaki fark? bilmedi?ini dü?ünüyorum.
> >> Sadece "isimlendirme" benzerli?inden ba?ka ikisi aras?nda neredeyse hiç
> >> bir alaka yok halbuki. Bunun ba?ka bir aç?klamas? varsa lütfen söyle.
> >
> >Hata mata yok. Gunun gecerli teorisi Massive Star larin patlamalari
> >sonucu
> >olarak butun elementlerin uzaya yayilmasidir. O Kadar! Teoriyi ben
> >kurmadim.
> >Bilimciler kurmus. Ben onlara inanirim. Okudugu iki satiri
> >anlayamayanlara degil.
>

> Katmerli hata var. Birincisi, bilim-kurgularý ispatlanmýþ bilimsel
> hakikatlerle karýþtýrýyorsun, ikincisi, bunlarý bile anlatýrken
> söylediðin þeyler yanlýþ yunluþ.

Herhalde o esprilerden birini yaptin yine.
Universite siralarinda verilen bilgileri bilim-kurgu olarak
niteliyorsun...
Ve boylece bu ilmek burada biter.
Senin sacmaliklarin ya da dalga gecmen vs. ile gecirecek vaktim
yok.

Ozet olarak:
Allah'in bir demir atomunda dort gunesin enerjisini sigdirdigi
filan yok! Bu senin uydurman, esprin; her neyinse. (Allah'in tanimindan
bunu yapamaz demiyorum, yapar da, ama yapmamis iste. Herhalde sana
girgir konusu yaratmak istedi.)


> >> Yorum: Mutlaka her dedi?inde her zaman hakl? ç?kmak zorunda de?ilsin.
> >> Baz? ?eyleri izah etmek mümkün de?ilse en az?ndan bir "ilginç!"
> >> diyebilirsin. Ama sen ne diyorsun? "Yok, bu öyle de?il! Uysa da de?il,
> >> uymasa da de?il!" :-) Bin saat te tart??san, bin sene de ara?t?rsan, bir
> >> realite neyse odur. E?er aç?k fikirli olursan,
> >> çal??t?kça realiteye yakla?arak çal??man?n meyvesini al?rs?n. Aksi
> >> takdirde bo?a enerji harcam?? olursun.
> >
> >Bu da benim yorumum: Abdullah, "gunun gecerli teorisi" diye diye
> >dilimde tuy bitti. Bunun haklisi haksizi mi kaldi ki? Ne yapalim yani,
> >onbinlerce arastirmaciyi, dusunuru, bilim adamini, teknoktrati bir
> >tarafa
> >itip senin soylediklerine "ilginc!" mi diyelim? Amma is ha!
>

> Ýkinci sýnýf bir bilim kurgu ne zaman "onbinlerin baðrýna bastýðý
> bilimsel hakikat" oldu? Constellation-X projesinden haberin var mý? (
> http://constellation.gsfc.nasa.gov/ ) Bu projenin ana amaçlarýndan
> birinin, demirin dünyadaki varlýðýna bir cevap aramaya yönelik olduðunu
> biliyor musun? Söyle NASA'ya da, milyarlarca dolarý boþuna çöpe
> atmasýnlar. Boþuna onca istasyonu uzaya göndermesinler. Meðer demirin
> dünyada nasýl var olabildiðini onbinler biliyormuþ ta NASA'nýn bundan
> haberi yokmuþ...

Nevzat Akdemir

unread,
Jan 29, 2000, 3:00:00 AM1/29/00
to

my

unread,
Jan 30, 2000, 3:00:00 AM1/30/00
to

Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> schrieb in im
Newsbeitrag: 38930395...@demirbank.com.tr...

...

>... Hani cahil biri olsan yine bir dereceye kadar anlarım
> ama, sen de dahil bu gruptaki bütün ateistlerin iman etmemelerini
> anlamak mümkün değil.

Muhterem,

Bunu anlayabilseydin zaten, putunu yap1p ona tapma komikliginden
vazgecerdin..

Hunici

...


Abdullah Ramazanoglu

unread,
Jan 30, 2000, 3:00:00 AM1/30/00
to
Biraz daha irtifa kaybedersen yere çakılacaksın. Böyle bir tartışmada
senin işin ne? Sen git bol salyalı enseye şaplak muhabbetlerine takıl.
Yakışır, netekim. Ne bilgi gerekir, ne de zeka. Hem cehaletini ve
kalınlığını açık edip rezil olmazsın, hem de kendini doğal ortamında
rahat hissedersin.

Abdullah Ramazanoglu

unread,
Jan 30, 2000, 3:00:00 AM1/30/00
to
Kusura bakma, biraz orantısız tepki verdim galiba. Başka bir tartışmada
olsaydı umursamazdım ama, bilimsel ve nükte ağırlıklı bir tartışmada iş
belden aşağı gidince bir anlık kendime hakim olamadım herhalde.

Abdullah Ramazanoglu wrote:
>
> Biraz daha irtifa kaybedersen yere çakılacaksın. Böyle bir tartışmada
> senin işin ne? Sen git bol salyalı enseye şaplak muhabbetlerine takıl.
> Yakışır, netekim. Ne bilgi gerekir, ne de zeka. Hem cehaletini ve
> kalınlığını açık edip rezil olmazsın, hem de kendini doğal ortamında
> rahat hissedersin.

--

Nevzat Akdemir

unread,
Jan 30, 2000, 3:00:00 AM1/30/00
to
Abdullah Ramazanoglu wrote:
>
> Biraz daha irtifa kaybedersen yere çakýlacaksýn. Böyle bir tartýþmada
> senin iþin ne? Sen git bol salyalý enseye þaplak muhabbetlerine takýl.
> Yakýþýr, netekim. Ne bilgi gerekir, ne de zeka. Hem cehaletini ve
> kalýnlýðýný açýk edip rezil olmazsýn, hem de kendini doðal ortamýnda
> rahat hissedersin.

>
> --
> Abdullah Ramazanoglu [ aramazanoglu AT demirbank DOT com DOT tr ]
> Qur'anic Miracles http://www.it-is-truth.org/frame.htm
> Kur'an Mucizeleri http://abdullah.8k.com/hakikat/


SCT acik bir forum oldugu icin katilmistim.
Istersen bir mail-list kurar, fuzyon olayini
peryodik tabloyla karistirir, istedigin gibi
oyunlar oynar, sacmalayip durursun.

Hakaretlerinden bikip usandigim icin sana onlari
yazmak zorunda kaldim. Kabahatin yarisi senin.
Once sen basladigin icin de kabahatin 'tamami' sana
ait. Soyleme, soyletme meselesi.

Benim seninle gecirecek vaktim yok.
Hadi yolun acik olsun. Allah'tan sana bol bol
agir demir gondermesi icin duaciyim.

nevzat

safa...@shaw.wave.xyz

unread,
Jan 31, 2000, 3:00:00 AM1/31/00
to
Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:

>Manipülasyon #6
>
>Az gittik uz gittik başladığımız yere döndük. Thread başlarında sana
>şunları dememiş miydim? :
>
><HATIRLATMA>
>Sitedeki iddiaların analizine gelelim. İki şeyi birbirinden ayırmak çok
>önemli:
>
>1. Sitedeki pozitif bilimsel gerçekler.
>2. Bunların Kur'an ve Sünnet ile ilişkilendirilmesi.
></HATIRLATMA>
>
>Benim bahsettiğim "delil", bir mucizenin varlığına dair "delil".
>Bilimsel gerçeklere ait delil değil.

Mucize, en azindan asagida verdigin ornege dayanarak senin kullandigin
anlamda, saf vatandasin olasiligi cok dusuk bir olaya olduktan sonra
verdigi isim. Bu anlamda mucizeye delil olayin olmus olmasidir. Olayi
ise isteyen istedigi gibi secer. Asagida acacagim.

>O delilleri bulan bulmuş, nobelini almış zaten.

Kim bulmus, kim almis? Alanlar bilim icin almis. Kuran'da bilim
oldugunu iddia edenlerin hangisi almis?

>Site dağların köklerini kendi keşfetmiyor ki, demirin
>dünyada bulunmasının imkansızlığını, veya embryonun detaylı gelişim
>patternlerini kendisi ispat etmiyor ki, bir ödül alsın veya peer
>review'dan geçsin.

Kuran'da bunlar mevcut ise, ve Kuran 1400 yillik ise, nicin hicbir
Islam alimi Kuran'a dayanarak kesfetmemis bu soylediklerini? Bu
biiiir.

Ikincisi, ve asil onemlisi, ben odul alsin derken kastettigim fenomeni
ilk bulan degil elbet. Odul almasi gereken Kuran'in bilimsel gercekler
icerdigine delil getiren. Kim bu zat? Nerede yayinlanmis? Niye kimse
iplemiyor?

>Sitede verilen bilimsel gerçekler, siteye ait değil.

Sitede bilimin kiyisindan geciliyor. Bilimsel gercekler de
"bastardize" edilmis bilimsel gercekler. Sitede Kuran'a delil bulma
arayisi var (tabi umutsuz). Benim delil derken kastettigim bu delil.
Nerede bu delil? Eger boyle bir delil var ise bu delili bulanin Nobel
hakketmesi gerekmez mi sence? Internet uzerinden ucuz propaganda
yapmak baska, delil baska, ne dersin?

>Bunu kaç defa söylemem gerekiyor? Peer review zaten yapılmış, ve sitede
>de bunun bir örneğini zaten görüyorsun. Gayri-Müslim ve tanınmış bilim
>adamlarınca bilimsel hakikatlerin gerçekten de öyle olduğu doğrulanıyor.

Bak yukarisi.

>Ayrıca isteyen kendisi de araştırıp aynı sonuca varabilir. Sadece ileri
>teknoloji vasıtasıyla ispat edilmiş ve oturmuş bilimsel hakikatlerin,
>1400 sene önceden, izah edilemez bir şekilde haber verilmiş olması gibi
>mucizelerden söz ediyoruz.

Ki boyle bir mucize mevcut degil. Boyle bir mucize olmus olsa dunya
yerinden sarsilir. Bu mucizeyi ortaya cikaranlar da uc kurusluk
Internet sayfasindan ucuz propaganda yapmakla yetinmez, adam gibi bir
yayina gonderir mucizesini, baska bilim adamlari da inceler,
faydalanir.

>Bilimsel bir hakikatin yeni keşfedilmesinden
>söz etmiyoruz. Eğer peer review'dan kastın, bu mucizelerin bilim
>adamlarınca da açıklanamaz bulunması, ve direkt veya dolaylı yoldan
>bunların gerçekten birer mucize olduğunun teslim edilmesi ise, o zaten
>yapılmış, ve sitede bunları da görüyorsun. Makaleden kastın tanınmış
>bilim adamlarınca konu hakkında yazı ise, sitede sayısız örneklerler
>veriliyor (kitap, seminerler vs.) Üstelik 2+2=4 gibi orta malı olmuş
>hakikatlerin doğrulanması için de bu bilim adamlarına ihtiyacın bile yok
>zaten.

Yukarda acikladim ne kastettigimi.

>Sitede verilen bilimsel hakikatlerin doğruluğuna itirazın var mı?

Demiri dunya uretmemis demek baska (baska hangi elementi dunya
uretiyorsa), Kuran'da icinde "demir" ve "indirmek" gecen bir ayeti
vererek Kuran kozmolojik bilgi iceriyor demek baska. Ustune ustuk
kalkip "1 demir atomu = 4 Gunes sistemi" gibi derin(!??) bir cikarimla
bahis konusu bilimsel gercegi de iki paralik etmek baska. Neye itiraz
ettigimi pekala biliyorsun, bilmezlikten gelme..

Yav indirmek dedim de, bak, Kuran'da demirin indirildigi ayeti soyle:

57:25

...and We sent down Iron, in which is (material for) mighty war, as
well as many benefits for mankind,...

Gel bir de su ayete bakalim:

39:6

... and he sent down for you eight head of cattle in pairs: ...

Tercumeye guvenmiyorsan ayetin Arapcasina bak. Ikinci ornekte de
"indirmek" olarak cevrilen kelime birincisiyle AYNI kelime. Ne yani,
Allah sigiri da mi bu dunyaya "disardan" ihrac etmis? Anlasilan Kuran
sirf kozmolojik degil, bovinolojik konularda da son derece aydinlatici
yorumlarda bulunmakta, ne dersin? (Sigirlar yildizlarda
sentezlenebilir mi, sentezlenemez mi, bu konuyu baska zaman
tartisiriz)

>Verilen Kur'an ayetlerinin tercümelerine itirazın var mı? Bir elinde
>orta malı bilimsel veriler, diğer elinde Kur'an ayetleri. Bunları
>karşılaştırabilmek için süper zeka filan mı olmak gerekiyor? O zaman
>hangi makaleden, hangi nobelden, hangi peer review'dan bahsediyorsun?
>Onu sen yapacaksın. Bilimsel bulgulara bir lafın varsa, peer review
>istemeni anlarım, ama o zaten yapılmış. Ayetlerle bilimsel bulgular
>arasındaki ilişkilendirmeye gelince, orada peer review yapacak olan kişi
>sensin. Kalbine danış. Her kişi kendi peer review'undan "Sorumlu".

Bak yukarda ne guzel iliskilendirdim. Degil mi ya, eger "size demir
indirdik" demek "demir dunyada sentezlenemez" demek ise "size sigir
indirdik" demek de "sigir dunyada meydana gelmis olamaz" demek degil
mi dir? Ya da "1 sigir=4 gunes sistemi" demek degil midir?

Herkesin kendi "review"undan sorumlu olduguna tamamen katiliyorum.
Ancak bu is kalple yapilirsa, ki senin yaptigin bu, bunu bilimsellik
adi altinda pazarlamak yakismaz. Eger Kuran bilim iceriyor dersen
kapiyi bilimsel incelemeye aciyorsun. Sonra da bu sozunu ettigin
baglari hangi bilimsel yonteme dayanarak ortaya cikardin deyince de
cevap veremiyorsun.

>Misal vereyim: Senin başında kaç tane saç teli olduğu bilimsel bir
>gerçektir. Bu konuda iddiası ve delilleri olan bir kişi peer review'dan
>geçer, saymasını bilen herkes sayar ve onaylar, kaydedilir, bilimsel
>dergilerde makaleler yanınlanır, ödüller (belki bir deli gömleği? :-))
>alınır vs. vs...
>Fakat benim bunu buradan bilebilmem ise bir mucizedir.

Dusuk bir ihtimaldir ama ihtimaldir. (Bilmek ile tahmin arasindaki
nuansi gecelim simdilik)

>Ben buradan senin
>başında kaç tel saç olduğunu bilsem, bunun neresini hangi peer
>review'dan geçireceksin, hangi dergide nesini yayınlayacaksın, ve ne
>ödülü vereceksin?

Haaa.. Simdi ayirmak lazim bilgi ile tahmini (Hos "bildigini bilmek"
konusu ve modern fizik bu isi zorlastiryor ya). Daktilo basinda maymun
hesabi, milyonda bir ihtimal bile olsa ihtimaldir. Yazilarindan
anlasildigi uzere cahil degilsin. Ama yeri geldiginde de "1 Fe atomu=4
Gunes sistemi", "basinda kac sac teli oldugunu bilsem mucize olur"
gibi, beni pedantik aciklama yapmaya mecbur birakip mesgul ettirmek
icin olsa gerek, abuk sabuk propagandavari laflar ediyorsun. Hadi
anladik, istatistik alelade insanin pek asina olmadigi bir seydir de
senden beklemezdim. Olur ya, vatandasa Milli Piyango'dan buyuk
ikramiye cikinca heyecanlanir, "Aman Ya Rabbi, mucize bu!" diye
bagirir, ona benziyor. Mucize falan degil, birine cikacak elbet. Sana
cikmasini ozel yapan senin sen olman gibi derin (!?) bir gercek.

Sen de benim basimda kac sac teli oldugunu bilebilirsin. Bunda
mucizevi bir durum yok. Bir kerenin istatistigi olmaz. Senin benim
basimdaki sac teli sayisini bilebilmen ile, mesela, tam tamina 1000
sac teli eksik tahmin etmen, veya 3333 sac teli fazla tahmin etmen
hemen hemen ayni olasiliga sahip (Tam degil tabi, eger odevini iyi
yaparsan insanlardaki sac teli sayisi dagilimi egrisini bulur,
tahminini ona gore yaparsin ve bilbilme sansin oldukca artar. Mesela
"0" veya "1000000000" iyi tahminler degil)

AMMMMAAA..

Eger (abdala malum olur misali) bu isi bir kere degil, tutarli olarak
yapabiliyorsan sana herkes sapka cikarir, sirf sac tellerini saydirmak
icin de degil hani. Iste o zaman bilim araya girer, senin sac teli
sayisini bilmende etkin bir mekanizma var mi, arastirir. Icabinda
birileri odulunu de alir Nobelini de.

James Randi adini duydun mu bilmem? Nette "Amazing Randi" diye veya
"Uri Geller" alakasi ile (nemesisi) ara. Bu zatin bir odul teklifi
vardir. Der ki, kim bana paranormal bir fenomeni kontrollu laboratuar
sartlari altinda, sonuclari istatistiki analize tabi tutulacak sekilde
gosterebilirse ona 1 Milyon Dolar verecegim. Randi bu davetini 30
yildan uzun bir sureden beri acik tutmakta. Su koca dunyada, on
binlerce, yuz binlerce, milyonlarca "self-proclaimed" medyumlar, fal
bakanlar, kasik egenler, ruhlarla konusanlar, dokunarak iyilestirenler
.. vs..vs icinde tek biri de 1 milyon Dolari cebe atmayi basaramiyor.
Zaten deluzyonal olanlar disindakiler basvurmuyor bile. Deluzyonal
olanlar ise hayal kirikligi ile geri donuyor. Odul istiyorsan iste
sana odul. Git Randi'ye, 1400 yil once yazilmis bir kitapta demirin
fuzyon ile olusma kosullarinin yazili oldugunu gosterdim de, al 1
milyonun Dolarini. Eger bunu basarabilirsen, Randi'den alacagin
1 milyon dolar, diger kurumlardan, kisilerden, hatta devletlerden
saglayacagin kazancin yaninda cep harcligi gibi kalir.

Randi'den cikarilacak diger, ve de onemli, bir ders ise
istatistiklerin onemi. Senin benim basindaki sac sayisini bir kere
bilmen, ilginc olsa da, istatistiki olarak anlam ifade etmez.
Belki bir kere tahminin dogru cikti ama on binlerce yanlis tahmin
yaptin veya yapacaksin. Saf halki kandirmak ve para kazanmak icin
klasik bir "scam" vardir ("thought-experiment" asamasindan
ote gitmis mi bilemiyorum):

On bin kisiye mektup yaz veya email at. De ki, ben piyango sonuclarini
cekilisten once biliyorum. Eger bana 10000 $ gonderirsen sana
istedigin haftadaki numarayi soylerim. Bana inanmayacagini biliyorum,
bu sebeple gelecek haftaki buyuk ikramiyenin ilk rakamini veriyorum
sana: "3"

(Tabi bu on bin kisinin binine "0", binine "1", binine "2"..vs de)

Haftaya yaklasik 1000 mektup yaz: ... Eger gecen hafta seni
inandirmaya yetmedi ise bu haftaki cekiliste kazanacak numaranin ilk
rakami "5"

Haftaya ayni mesaji ~ 100 kisye, sonraki hafta da ~ 10 kisye yaz. Bu
yaklasik on kisiden birkacinin oldukca saf olabilecegi gozonune
alinirsa posta puluna veya net baglantisina yatirdigin parayi birkac
kat geri alma ihtimalin var.

Neden bu ornegi verdim? Cunku kitaptan (hangi kitap olursa olsun,
istersen "Halp ve Sulh"tan bile cikar) hikmet cikaranlarin da
basvurdugu yontem bu. Kitapta "demir indirdik" gecmis! Hmmm, arayalim
tarayalim demirin ne gibi bir ozelligi var? Bulunur bir ozellik:
"nukleon basina cekirdekteki baglari en guclu olan element". Sonra
allanip pullanir, propaganda secilir: "1 Demir=4 Gunes sistemi". Araya
bir de sari cizmeli "NASA'dan Dr Armstrong" ekleniverir. Vatandas da
saf ya, kanacak.

>Bu bilimsel bir keşif değil ki, sadece bir mucize!

Yok, o kadar hafife alma. Ne demek "sadece". Mucizenin sadecesi olur
mu? Derler ya "extraordinary claims require extraordinary evidence",
sen de degil "extraordinary", hicbir delil getiremedigin icin mucizeyi
hafifletmekte mi buldun cikar yolu?

>Bu
>kadar basit bir şeyi daha öz Türkçe ile nasıl anlatabilirim bilmiyorum.
>Bunu uzatıyorum, zira biliyorum ki bunu bir manipülasyon malzemesi yapma
>eğilimin var.

Manipulasyon konusunda kitaptan hikmet cikaranlarin eline su
dokebilmem mumkun degil.

>Dolayısıyla şu işi bir yerli yerine oturtmamız lazım. Eğer
>bilimsel hakikatlerle, bunlara dair mucizeler arasındaki fark hakkında
>hala aklında soru işaretleri kaldıysa lütfen bunu burada bildir, ya da
>artık bir daha bunu tekrar manipülasyon malzemesi yapma lütfen. Aksi
>takdirde, dön baba dönelim, aynı yere dönüp dönüp dururuz.

Ha sunu bileydin! Dedim ya, benim tarafa surekli "sazan" atiyorsun,
neyse sabirliyimdir. Once Kuran'a bilimsel olarak destek cikan bir
sayfa idi. Desteklerin yoklugu (1 Fe atomu=4 Gunes Sistemi) veya
curuklugu (42. gun hikayesi) ortaya ciktikca "bilim" degil, "mucize"
oluverdi.

Sen birtakim bilimsel gercekleri ve Kuran'dan birkac ayeti ayni
sayfada birarada sunmakla mucize yarattigina inaniyorsun. Maalesef
araya destek koyamaz isen, ve bu destek bilimsel olarak anlam ifade
etmiyorsa bilimle Kuran'i bagdastirdim diyemezsin, zayif halka hesabi,
tum halkalar bilimsel degil ise zincire bilimseldir diyemezsin. Bir
kere bilimsel gercekleri carpitiyorsun. Nereden kesersen kes, 1 Fe
atomu ile 4 Gunes sitemi enerji icerigi yonunden, olusturabilmek icin
gereken enerji yonunden, ve de hicbir yonden karsilastirilamaz.
Kargalar bile guler. Demir ancak belli bir kutlenin ustundeki
yildizlarda uretilebilir olacak dogrusu. Bilimi dupeduz yanlis ifade
ediyorsun: Demirin dunyadaki varliginin imkansizligini ispatladi
diyorsun. Yahu olan bir seyin varliginin imkansizligini nasil
ispatlarsin? Hem de bilimsel olarak?? Nerede ispatlandi? Referans
veremiyorsun. Demir yildizlarda uretilemez, uretilse de evrene
dagilamaz diyorsun. Uretilir de dagilir da, bilim boyle diyor.
Ayetler, hadisler veriyorsun. Hadislerin birinde cinsiyet 42. gunde
belirlenir seklinde bir ifade var. Tamamen yanlis, bilim disi. Bir
turlu kabullenemedin. Ben butun siteyi, butun soylenenleri tek tek
curutecek durumda degilim. Asiri bariz olanlari gosteriyorum.



>> Bariz bir hatayi puruz, hadisi bir kalemde onemsiz, ikinci derece yaptin.
>> Neden? Sirf iddian ile cakismadigi, yani isine gelmedigi icin.

>Yine aynı misalden gideyim: Ben senin hem kaç tane saç telin olduğunu,
>hem de saç rengini söylesem, ve bu söz kulaktan kulağa dolaşarak sana
>gelse, ve saç teli bilgisi doğru, renk bilgisi yanlış olsa. Üstelik
>bu yanlışlık ta tartışmaya açık bir yanlışlık olsa. Ne düşünürsün? Lafın
>ikinci yarısının sonradan eklendiği, yolda bozulduğu veya yanlış
>tercüme, yanlış anlama gibi bir şey mi, yoksa benim söylediğim her şeyin
>palavra olduğunu mu?

Ikisi de degil. Sac teli sayisi konusunda sansli, renk konusunda
sanssiz bir tahmin yaptigini dusunurum. Akliyla dusunenin verecegi
kara budur (tabi ek delil gelirse baska bir karara variriz). Kalbiyle
karar verenin durumu ise bambaska: Sen onceden sartlanmissin: Kuran,
Hadis yanlis sey soyleyeMEZ diye. Dogru olarak yorumlanabilecek birsey
gordugunde hemen baliklama atliyorsun. Yanlisligi bariz bir sey
gordugunde ise sonradan carpitilmis, sonradan eklenmis diye hasir alti
ediyorsun.

>Peki bu sadece saç teli sayısı değil de, onun gibi daha onlarca şey
>olsa, ve hepsi de başlı başına birer mucize olsa, o zaman ne düşünürsün?

Biri icin delil yoksa onlarcasi biraraya gelse de delil teskil etmez.
Yine istatistik hesabini yanlis kullaniyorsun. "A priori" (onceden) ve
"a posteriori" (sonradan) diye terimler vardir. Ben desem ki "Harp ve
Sulh"ta "siyah" geciyor, benim de sac rengim siyah. Dolayisiyla yazar
benim sac rengimi biliyor, ne dusunursun? Soracagin sorular olmali:
"Harp ve Sulh"un benim sac rengimi tahmin amaci ile yazildigina dair
ne deliller var? Benim sac rengimi tahmin amaciyla yazilmis baska
kitaplar ver mi? Bunlarin vardigi sonuc nasil karsilastirilir? "Harp
ve Sulh"ta "sari" kelimesi gecmiyor mu? Baska kitaplarda "siyah"
geciyor mu? Peki ya "Harp ve Sulh"ta HEM "siyah" (sac rengim diyelim),
hem de "kahverengi" (goz rengim) geciyor ise, beni tarif ediyor olma
ihtimali artar mi? Niye, mesela, deri rengim olan "zeytin" gecmiyor?
Neyi arayip neyi kabul edecegimizi onceden biliyor muyuz? Yoksa "Harp
ve Sulh"ta gecen sifatlara kulp mu ariyoruz, bulutlarda ejderha goren
cocuk misali? Bilim burada araya girmeli. Gozlemi yapanin keyfi sonuc
cikarmasini onlemeli.

Kuran'da "demir indirdik" diye bir ayet var. Ne bu ayetin varligi, ne
de demirin dunya gibi bir gezegende sentezlenemeyecegi tartisma
konusu. Ama gel gor ki Kuran'da "sigir indirdik" diye de ayet var!!
Dunyada ise ne demir, ne bakir, ne cinko, ne de baska bir element
sentezlenebilir! Ustune ustuk Kuran'da ne "nikel indirdik",
ne "aliminyum indirdik", ne "oksijen indirdir", ne de (o devirde
bilinmeyen) baska elementlerin varliginin yazar tarafindan bilindigi
sonucunu cikarabilecegimiz, hatta ve hatta element'in ne oldugunu
bildigi sonucunu cikarabilecegimiz ayetler yok. Simdi sen bu binlerce
"iskalama" arasindan bir adet "isabeti" (isabet olup olmadigi
bile belli degil ama oyle varsaysak) delil olarak mi goruyorsun? Delil
vermek isteyen Allah o zamanki en onemli ve cok bilinen bir maden olan
"demir" yerine neden "silikon", "oksijen", "hidrojen", "aliminyum"
gibi hem cok bol,hem son derece onemli, hem de o devirde bilinmedigini
bildigimiz elementleri tasvir etmez mi idi? Hangi amacla yazilmis o
ayet? Bana "Allah"in isine akil sir ermez deme. Akil sir ermez ise
"demir indirdik"in demir dunyada uretilemeyecegi icin yildizlardan
tasidik anlamina geldigini nasil iddia ediyorsun?

Bunun gibi, binlerce "a posteriori" olarak, yorumcular tarafindan
ozellikle dizayn edilmis zorlama "isabeti" biraraya getirsen de incir
cekirdegini dolduracak delil teskil etmez.

>İnkar edilemez bir anormalliği bir kalemde silip atıp, bir yerde görmüş
>olduğun bir tartışmalı noktayı, karar vermek için yeter şart olarak mı
>görürsün? Eğer böyle görüyorsan, o zaman senin niyetin zaten belli
>demektir. Yani senin için, o bir tek tartışmalı nokta var olsa da bir,
>olmasa da bir demektir. Mucizelerin sayısı yüz olsa da bir, milyar olsa
>da bir demektir. Gözünle görsen de görmesen de, elinle tutsan da,
>dişinle ısırsan da hepsi bir demektir.

Elle tutulur bir tek "mucize" olsa.. Yukarida acikladim.



>> bulunmus olursun zira belki de bu sekilde bilimin henuz aciklayamadigi yeni yeni >ongoruler
>> cikarilir Kuran'dan. Hani mesela belki de soguk fuzyonun sirri gizlidir, insanliga >buyuk
>faydasi
>> dokunur. Degil mi ya? Eger 100 yil once Kuran'in embryolojik bilgileri ciddiye >alinmis olsa
>oooo
>> biyoloji bugun nerelerde olurdu?

>Yine aynı manipülasyon. Cevabı yukarıda.

Benimkisi de..

>Artı, Kur'an 'ı inkar edebilmek için günlerdir kendini paraladın,
>sararıp soldun... Çok şey varmış ta zaman yokmuş, her taşı
>çıkaramazmış... :-)) Ömürsün yani...
>
>Artı, Kur'an bir kütüphane fihristi değil. İçindeki mucizeler (bence)
>iman edecek olanı inkar edecek olandan ayırmak içindir. Yarın "...ama
>ben sadece uzaktan uzağa duymuştum, hiç bir işaret almamıştım ki??"
>demeyesin diye. İnkar ettiğin kimse Ali, Veli değil, ALLAH.

Ali, Veli'yi goruyorum. Icab ederse dokunabilirim, konusabilirim.
Allah'in tehdidi ve/veya odulunun buyuk olmasi, varligina ait
(Hokkibaz lutfen maydanoz olma) delillerin yoklugunu ortbas etmez. Ben
de bir SuperAllah canladiririm hayalimde ki hem cezasi, hem odulu
senin Allah'ininkinin binlerce kati olur. O zaman da ben derim, inkar
ettigin Ali, Veli degil, bak inkarinin sonuclari cok cok vahim!
(Istersen bunu da "Pascal's Wager" diye tarayiver)

>Hem de göre
>göre, bile bile... Hani cahil biri olsan yine bir dereceye kadar anlarım
>ama, sen de dahil bu gruptaki bütün ateistlerin iman etmemelerini
>anlamak mümkün değil.

Anlamaya calismak en azindan iyi bir baslangic noktasi olabilir senin
icin.

Devamini sonra cevaplarim. Iyice uzadi bu is. Bir yazin daha var
sirada..

Abdullah Ramazanoglu

unread,
Feb 4, 2000, 3:00:00 AM2/4/00
to
Son cevabın ile bu tartışmayı ikinci kez kendi aleyhine bir fiyasko ile
noktalayıp, salt polemik safhasına girmişsin. Ne var ki, haksızlığın o
kadar bariz sırıtıyor ki, gruptaki okuma-yazma bilen herkesin vaziyeti
anladığından eminim. Dolayısıyla bu cevabı yazmam bile gereksizdi, ve
normalde yazmazdım da. Ama neme lazım, belki ileride yine kendi
fiyaskonu benimkiymiş gibi görebilirsin. O yüzden, gerekmese de, polemik
ve manipülasyonlarını iyice bir vitrine koymam gerekiyor. (Sırf
kayıtlara girsin diye)


safa...@shaw.wave.xyz wrote:
>
> Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:
>
> >Manipülasyon #6
> >
> >Az gittik uz gittik başladığımız yere döndük. Thread başlarında sana
> >şunları dememiş miydim? :
> >
> ><HATIRLATMA>
> >Sitedeki iddiaların analizine gelelim. İki şeyi birbirinden ayırmak çok
> >önemli:
> >
> >1. Sitedeki pozitif bilimsel gerçekler.
> >2. Bunların Kur'an ve Sünnet ile ilişkilendirilmesi.
> ></HATIRLATMA>
> >
> >Benim bahsettiğim "delil", bir mucizenin varlığına dair "delil".
> >Bilimsel gerçeklere ait delil değil.
>
> Mucize, en azindan asagida verdigin ornege dayanarak senin kullandigin
> anlamda, saf vatandasin olasiligi cok dusuk bir olaya olduktan sonra
> verdigi isim. Bu anlamda mucizeye delil olayin olmus olmasidir. Olayi
> ise isteyen istedigi gibi secer. Asagida acacagim.
>
> >O delilleri bulan bulmuş, nobelini almış zaten.
>
> Kim bulmus, kim almis? Alanlar bilim icin almis. Kuran'da bilim
> oldugunu iddia edenlerin hangisi almis?

"O deliler" den kasıt, bilimsel buluşlara ait deliller.

>
> >Site dağların köklerini kendi keşfetmiyor ki, demirin
> >dünyada bulunmasının imkansızlığını, veya embryonun detaylı gelişim
> >patternlerini kendisi ispat etmiyor ki, bir ödül alsın veya peer
> >review'dan geçsin.
>
> Kuran'da bunlar mevcut ise, ve Kuran 1400 yillik ise, nicin hicbir
> Islam alimi Kuran'a dayanarak kesfetmemis bu soylediklerini? Bu
> biiiir.

Eğer din alimleri müspet bilim ile de uğraşmış, ya da bilim adamları,
dini ilim de yapmış olsalar (yetmez), ve Kur'an ile müspet bilim
arasında sinerji kurmaya çalışmış olsalardı, bu dediğin pekala
olabilirdi. Gerçi buradaki mucizeler bayağı ileri teknoloji sayesinde
bulunan bilimsel gerçeklerle ilgili. Dolayısıyla, Kur'an 'dan yola
çıkarak bir konuda araştırma yapmak isteyen bir bilim adamı olmuş
olsaydı bile, varacağı neticeleri ispat etmek üzere elinde gerekli
teknolojik imkanlar (teorik ve teçhizat anlamında) olmayacaktı. Fakat bu
noktada, file:/home/abdullah/8k/hakikat/chapters/astronomical.html
adresinde prof. Yoşihide Kozai'nin bu konudaki karaını görüyorsun :
"Dolayısıyla, Kur'an 'ı okumak ve ortaya çıkan soruları cevaplamak
suretiyle, kainat hakkındaki bundan sonraki araştırmalarımı
yönlendirebileceğimi düşünüyorum." diyor... Eh, başlangıç başlangıçtır.


> Ikincisi, ve asil onemlisi, ben odul alsin derken kastettigim fenomeni
> ilk bulan degil elbet. Odul almasi gereken Kuran'in bilimsel gercekler
> icerdigine delil getiren. Kim bu zat? Nerede yayinlanmis? Niye kimse
> iplemiyor?

Manipülasyon #7

Bunu yazının çok yerinde tekrarlıyorsun. Ben bir kez cevaplayacağım.
Manipülasyon şu: Kur'an 'daki mucizeleri, birer bilimsel iddia veya
beyanat gibi gösterip, o zaman bilimsel bir iddianın gerekleri olan,
teorik altyapı, teorik ve deneysel ispat, peer review, bilimsel ödül vs.
vs.. nin nerede olduğunu soruyorsun. Ama sen de biliyorsun ki, "mucize"
kelimesi, tanım olarak, "bilimsel olarak açıklanamayan"a denir. Bilimsel
olarak açıklama getirebildiğin an, o bir mucize olmaktan çıkıp bilimsel
bir keşif haline gelir, ve o noktadan itibaren dediklerin geçerli olur.
Ben "MUCİZE" diye diye sesim kısıldı, sen hala bunu "bilimsel keşif"
olarak göstermeye çalışmakta ısrar ediyorsun. Argümanın çok ama çok
zayıf. Neredeyse komik.


> >Sitede verilen bilimsel gerçekler, siteye ait değil.
>
> Sitede bilimin kiyisindan geciliyor. Bilimsel gercekler de
> "bastardize" edilmis bilimsel gercekler. Sitede Kuran'a delil bulma
> arayisi var (tabi umutsuz). Benim delil derken kastettigim bu delil.
> Nerede bu delil? Eger boyle bir delil var ise bu delili bulanin Nobel
> hakketmesi gerekmez mi sence? Internet uzerinden ucuz propaganda
> yapmak baska, delil baska, ne dersin?

Bilimin hiç bir yerinden geçildiği yok. Zaten bilinmekte olan
hakikatler, tekrar hatırlatılıyor, ve konu ile alakalı Kur'an ayetleri
gösteriliyor. C'est tout.

"Kur'an 'a delil bulma arayışı var" diye iddia eden de sensin, sonra
dönüp, "Madem öyle hani delil?" diye soran da sensin. Espri yaptığın
herkesçe anlaşılmayabilir, bari bir ":-)" işareti koy da açık olsun..

"Bastardize" (piç etmek, çarpıtmak) etmek dedin de şuraya bir kaç örnek
paste edeyim diyecektim. Tembelliğime geldi. Çok görmek istiyorsan,
lewdness, dağlar, vesair bir sürü link var. Git de gör bakalım ne kadar
bastardize edilmiş. Bir dahaki cevabımda bütün o "bastardized"
gerçekleri tek tek buraya asıp, sonra da soracağım "Lütfen bunun
neresinin nasıl bastardize edilmiş olduğunu açıklayabilir misin?" diye..
Dua et de iş uzun diye tembellik ettim. Yoksa 250 gram morarmak vardı
işin ucunda...


> >Bunu kaç defa söylemem gerekiyor? Peer review zaten yapılmış, ve sitede
> >de bunun bir örneğini zaten görüyorsun. Gayri-Müslim ve tanınmış bilim
> >adamlarınca bilimsel hakikatlerin gerçekten de öyle olduğu doğrulanıyor.
>
> Bak yukarisi.
>
> >Ayrıca isteyen kendisi de araştırıp aynı sonuca varabilir. Sadece ileri
> >teknoloji vasıtasıyla ispat edilmiş ve oturmuş bilimsel hakikatlerin,
> >1400 sene önceden, izah edilemez bir şekilde haber verilmiş olması gibi
> >mucizelerden söz ediyoruz.
>
> Ki boyle bir mucize mevcut degil. Boyle bir mucize olmus olsa dunya
> yerinden sarsilir. Bu mucizeyi ortaya cikaranlar da uc kurusluk
> Internet sayfasindan ucuz propaganda yapmakla yetinmez, adam gibi bir
> yayina gonderir mucizesini, baska bilim adamlari da inceler,
> faydalanir.

Aynı umutsuz polemik (Manip.#7), aynı cevap.


> >Bilimsel bir hakikatin yeni keşfedilmesinden
> >söz etmiyoruz. Eğer peer review'dan kastın, bu mucizelerin bilim
> >adamlarınca da açıklanamaz bulunması, ve direkt veya dolaylı yoldan
> >bunların gerçekten birer mucize olduğunun teslim edilmesi ise, o zaten
> >yapılmış, ve sitede bunları da görüyorsun. Makaleden kastın tanınmış
> >bilim adamlarınca konu hakkında yazı ise, sitede sayısız örneklerler
> >veriliyor (kitap, seminerler vs.) Üstelik 2+2=4 gibi orta malı olmuş
> >hakikatlerin doğrulanması için de bu bilim adamlarına ihtiyacın bile yok
> >zaten.
>
> Yukarda acikladim ne kastettigimi.
>
> >Sitede verilen bilimsel hakikatlerin doğruluğuna itirazın var mı?
>
> Demiri dunya uretmemis demek baska (baska hangi elementi dunya
> uretiyorsa), Kuran'da icinde "demir" ve "indirmek" gecen bir ayeti
> vererek Kuran kozmolojik bilgi iceriyor demek baska. Ustune ustuk
> kalkip "1 demir atomu = 4 Gunes sistemi" gibi derin(!??) bir cikarimla
> bahis konusu bilimsel gercegi de iki paralik etmek baska. Neye itiraz
> ettigimi pekala biliyorsun, bilmezlikten gelme..
>
> Yav indirmek dedim de, bak, Kuran'da demirin indirildigi ayeti soyle:
>
> 57:25
>
> ...and We sent down Iron, in which is (material for) mighty war, as
> well as many benefits for mankind,...

Demir tartışması ayrı kolda gidiyor. Çorba etmemek için cevaplamıyorum.
Ki bunlar zaten cevaplanmıştı. Recycling'e başladığına göre stoklardaki
barut bitmiş... Ama recycle edilen barut iyi patlamıyormuş diyolar. :-)


> Gel bir de su ayete bakalim:
>
> 39:6
>
> ... and he sent down for you eight head of cattle in pairs: ...
>
> Tercumeye guvenmiyorsan ayetin Arapcasina bak. Ikinci ornekte de
> "indirmek" olarak cevrilen kelime birincisiyle AYNI kelime. Ne yani,
> Allah sigiri da mi bu dunyaya "disardan" ihrac etmis? Anlasilan Kuran
> sirf kozmolojik degil, bovinolojik konularda da son derece aydinlatici
> yorumlarda bulunmakta, ne dersin? (Sigirlar yildizlarda
> sentezlenebilir mi, sentezlenemez mi, bu konuyu baska zaman
> tartisiriz)

Hesapta "ti"ye alayım derken, kendini "ti"ye almışsın da haberin yok.
Fosil kayıtlarını incelersen, o sığırların "indirilmiş" olduğunu
görürsün. Evrim teorisini yamyassı eden bilimsel hakikatlerden sadece
biri. Biraz daha açıklama istersen, zile bas yeter :))


> >Verilen Kur'an ayetlerinin tercümelerine itirazın var mı? Bir elinde
> >orta malı bilimsel veriler, diğer elinde Kur'an ayetleri. Bunları
> >karşılaştırabilmek için süper zeka filan mı olmak gerekiyor? O zaman
> >hangi makaleden, hangi nobelden, hangi peer review'dan bahsediyorsun?
> >Onu sen yapacaksın. Bilimsel bulgulara bir lafın varsa, peer review
> >istemeni anlarım, ama o zaten yapılmış. Ayetlerle bilimsel bulgular
> >arasındaki ilişkilendirmeye gelince, orada peer review yapacak olan kişi
> >sensin. Kalbine danış. Her kişi kendi peer review'undan "Sorumlu".
>
> Bak yukarda ne guzel iliskilendirdim. Degil mi ya, eger "size demir
> indirdik" demek "demir dunyada sentezlenemez" demek ise "size sigir
> indirdik" demek de "sigir dunyada meydana gelmis olamaz" demek degil
> mi dir? Ya da "1 sigir=4 gunes sistemi" demek degil midir?
>
> Herkesin kendi "review"undan sorumlu olduguna tamamen katiliyorum.
> Ancak bu is kalple yapilirsa, ki senin yaptigin bu, bunu bilimsellik
> adi altinda pazarlamak yakismaz. Eger Kuran bilim iceriyor dersen
> kapiyi bilimsel incelemeye aciyorsun. Sonra da bu sozunu ettigin
> baglari hangi bilimsel yonteme dayanarak ortaya cikardin deyince de
> cevap veremiyorsun.

Aynı umutsuz polemik (Manip.#7), aynı cevap.

Artı, "kalbine danış" derken, "insaf ve vicdanına başvur" anlamında
söylemiştim.

Manipülasyon #8

Başındaki saç teli sayısı sadece bir teşbih idi. Bunu bilebilmek
yaklaşık yüzbinde bir ihtimaldir. Ama, Kur'an mucizelerine bakarsan,
sırf sitede verilenlerin gerçekleşebilmesi bile katrilyonda katrilyonda
katrilyonda bir ihtimal. Hemen atladın saç benzetmesine : "Canım
n'olcak, saç sayısı bilinebilir, ihtimaldir, üstelik bir kere bilmekle
bir şey olmaz vs.." diye.

Bana istatistik hesapları öğretmeye çalıştığına göre, ders-1 / konu-1'i
de biliyorsundur. Atmasyon ile bilme ihtimali trilyonda bir olan bir
şeyi doğru tahmin edebilmek için 1/2 trilyon adet hatalı tahmin yapmak
gerekir değil mi? Peki doğrusunu bilebilme ihtimali trilyonda bir olan
yüz şeyi sektirmeden bilebilmek için? Buradan, şu sonuç çıkıyor: Evet,
Kur'an ve İslam katrilyon üzeri katrilyonda bir ihtimalle atmasyon bir
din olabilir. Ama o zaman da tekrar şu durum gündeme geliyor: Katrilyon
üzeri katrilyonda bir ihtimalle doğru olması muhtemel bir şeyin
gerçekleşebilmesi için, o ihtimalin yarısı kadar adet hatalı deneme
yapılmış olması gerekir. Yani (yaklaşık) katrilyon üzeri katrilyon adet
sahte din kafadan uydurulmuş olması lazım ki, bunlardan bir tanesinin
iddiaları doğru çıksın. Dünyada bu kadar sayıda din yok, dolayısıyla,
ihtimal ve istatistik hesaplarına vakıf biri olaraktan, *bilimsel
olarak* İslam'ın hak din olduğunu kendin de kabul etmiş oldun da haberin
bile olmadı... (Ne o, gak guk??? :-))

>
> AMMMMAAA..
>
> Eger (abdala malum olur misali) bu isi bir kere degil, tutarli olarak
> yapabiliyorsan sana herkes sapka cikarir, sirf sac tellerini saydirmak
> icin de degil hani. Iste o zaman bilim araya girer, senin sac teli
> sayisini bilmende etkin bir mekanizma var mi, arastirir. Icabinda
> birileri odulunu de alir Nobelini de.

Bu, Manip.#7'ye giriyor :-)


> James Randi adini duydun mu bilmem? Nette "Amazing Randi" diye veya
> "Uri Geller" alakasi ile (nemesisi) ara. Bu zatin bir odul teklifi
> vardir. Der ki, kim bana paranormal bir fenomeni kontrollu laboratuar
> sartlari altinda, sonuclari istatistiki analize tabi tutulacak sekilde
> gosterebilirse ona 1 Milyon Dolar verecegim. Randi bu davetini 30
> yildan uzun bir sureden beri acik tutmakta. Su koca dunyada, on
> binlerce, yuz binlerce, milyonlarca "self-proclaimed" medyumlar, fal
> bakanlar, kasik egenler, ruhlarla konusanlar, dokunarak iyilestirenler
> .. vs..vs icinde tek biri de 1 milyon Dolari cebe atmayi basaramiyor.
> Zaten deluzyonal olanlar disindakiler basvurmuyor bile. Deluzyonal
> olanlar ise hayal kirikligi ile geri donuyor. Odul istiyorsan iste
> sana odul. Git Randi'ye, 1400 yil once yazilmis bir kitapta demirin
> fuzyon ile olusma kosullarinin yazili oldugunu gosterdim de, al 1
> milyonun Dolarini. Eger bunu basarabilirsen, Randi'den alacagin
> 1 milyon dolar, diger kurumlardan, kisilerden, hatta devletlerden
> saglayacagin kazancin yaninda cep harcligi gibi kalir.

O salak 30 değil, 130 sene daha bekler bu kafayla. (Bkz. Manip.#7)
Belki de o kadar salak değildir. Yaptığı daveti, birbirini geçersiz
kılan iki aykırı olgunun aynı anda gerçekleşmesi şartına dayandırarak, 1
mio doları garantiye almış ta olabilir. :-) Ben Randi'ye değil de, ona
başvuran saftiriklere daha çok acırım. "Bilimsel olarak açıklanamayan
bir şeyi bilimsel olarak açıklayabilirsen, sana 1 mio $ vercem. Ama bunu
açıkladığın anda o artık "bilimsel olarak açıklanamaz" olmaktan çıkıp,
bir "bilimsel keşif" haline geldiği içüüünn, çok üzgünüz efeem, parayı
hak edemediniz..." He he... Hiç güleceğim yoktu.


> Randi'den cikarilacak diger, ve de onemli, bir ders ise
> istatistiklerin onemi. Senin benim basindaki sac sayisini bir kere
> bilmen, ilginc olsa da, istatistiki olarak anlam ifade etmez.
> Belki bir kere tahminin dogru cikti ama on binlerce yanlis tahmin
> yaptin veya yapacaksin. Saf halki kandirmak ve para kazanmak icin
> klasik bir "scam" vardir ("thought-experiment" asamasindan
> ote gitmis mi bilemiyorum):
>
> On bin kisiye mektup yaz veya email at. De ki, ben piyango sonuclarini
> cekilisten once biliyorum. Eger bana 10000 $ gonderirsen sana
> istedigin haftadaki numarayi soylerim. Bana inanmayacagini biliyorum,
> bu sebeple gelecek haftaki buyuk ikramiyenin ilk rakamini veriyorum
> sana: "3"
>
> (Tabi bu on bin kisinin binine "0", binine "1", binine "2"..vs de)
>
> Haftaya yaklasik 1000 mektup yaz: ... Eger gecen hafta seni
> inandirmaya yetmedi ise bu haftaki cekiliste kazanacak numaranin ilk
> rakami "5"
>
> Haftaya ayni mesaji ~ 100 kisye, sonraki hafta da ~ 10 kisye yaz. Bu
> yaklasik on kisiden birkacinin oldukca saf olabilecegi gozonune
> alinirsa posta puluna veya net baglantisina yatirdigin parayi birkac
> kat geri alma ihtimalin var.

Bak işte, kendi polemiğini (Manip.#8) kendi ağzınla çürüttün. Demek ki,
O sitedeki bir tek mucizenin bile atmasyon ile doğru tahmin edilebilmesi
için, bilmem kaç katrilyon adet hatalı tahminin yapılmış olması lazım,
değil mi? Bunu kendi ağzınla söylüyorsun. Lütfen bana, fazla değil,
sadece 1 katrilyon adetçik sahte din, ve her din içinde birer katrilyon
adetçik yanlış iddia gösterebilir misin? (1 katrilyon anormal ekonomik
bir sayı oldu ama olsun, ona da razıyım)


> Neden bu ornegi verdim? Cunku kitaptan (hangi kitap olursa olsun,
> istersen "Halp ve Sulh"tan bile cikar) hikmet cikaranlarin da
> basvurdugu yontem bu. Kitapta "demir indirdik" gecmis! Hmmm, arayalim
> tarayalim demirin ne gibi bir ozelligi var? Bulunur bir ozellik:
> "nukleon basina cekirdekteki baglari en guclu olan element". Sonra
> allanip pullanir, propaganda secilir: "1 Demir=4 Gunes sistemi". Araya
> bir de sari cizmeli "NASA'dan Dr Armstrong" ekleniverir. Vatandas da
> saf ya, kanacak.

Sitede verilen örneklerin kimisi açık bir mucizeyi gösterirken, bazıları
da sadece "ilginç" nitelikte. Bunu daha evvel de söylemiştim. Sitedeki
her konu aynı ilginçliğe sahip değil. Sen "kitaptan hikmet çıkarmak"
derken, bunları kastediyorsun herhalde (mesela, cerebrum.html, veya
seasandoceans.html vs.) Fakat bariz mucizeleri gösteren konularla
bunları aynı kefeye koyma. Burada da siteden bir kaç örnek versem iyi
olurdu. Lütfen beni cut-paste hamalı yapma da, şu siteyi bir geziver.
Eğer hala tatmin olmadıysan, zile bas yeter. Sana bir kaç konudan
ayetleri/hadisleri buraya yazayım. Sen de, "Burada şu şekilde bir
kitaptan hikmet çıkarma olayı var" dersin. Bakarız duruma o zaman, olur
mu?


> >Bu bilimsel bir keşif değil ki, sadece bir mucize!
>
> Yok, o kadar hafife alma. Ne demek "sadece". Mucizenin sadecesi olur
> mu? Derler ya "extraordinary claims require extraordinary evidence",
> sen de degil "extraordinary", hicbir delil getiremedigin icin mucizeyi
> hafifletmekte mi buldun cikar yolu?

Hafife almak anlamında "sadece" değil. Mucizeden başka hiç bir şey
olmadığı anlamda "sadece". ("İddia" ve "Delil" olayına da yukarıda
(Manip.#7) zaten değinmiştim)


> >Bu
> >kadar basit bir şeyi daha öz Türkçe ile nasıl anlatabilirim bilmiyorum.
> >Bunu uzatıyorum, zira biliyorum ki bunu bir manipülasyon malzemesi yapma
> >eğilimin var.
>
> Manipulasyon konusunda kitaptan hikmet cikaranlarin eline su
> dokebilmem mumkun degil.
>
> >Dolayısıyla şu işi bir yerli yerine oturtmamız lazım. Eğer
> >bilimsel hakikatlerle, bunlara dair mucizeler arasındaki fark hakkında
> >hala aklında soru işaretleri kaldıysa lütfen bunu burada bildir, ya da
> >artık bir daha bunu tekrar manipülasyon malzemesi yapma lütfen. Aksi
> >takdirde, dön baba dönelim, aynı yere dönüp dönüp dururuz.
>
> Ha sunu bileydin! Dedim ya, benim tarafa surekli "sazan" atiyorsun,
> neyse sabirliyimdir. Once Kuran'a bilimsel olarak destek cikan bir
> sayfa idi. Desteklerin yoklugu (1 Fe atomu=4 Gunes Sistemi) veya
> curuklugu (42. gun hikayesi) ortaya ciktikca "bilim" degil, "mucize"
> oluverdi.

Sazan atan yok, kendi imalatın olan sazanları benden geldi zannediyor
olabilirsin. Sabırlı olman yetmez, mantıklı da olman lazım. Sabretmek
durumunda kaldığın şeyler benim söylediklerim değil. Senin
manipülasyonlarını vitrine koyuşum. Demir ve 42.gün ise
binikiyüzyetmişdört defa cevaplandı. Senin oralarda cephane tükendi
anlaşılan?


> Sen birtakim bilimsel gercekleri ve Kuran'dan birkac ayeti ayni
> sayfada birarada sunmakla mucize yarattigina inaniyorsun. Maalesef
> araya destek koyamaz isen, ve bu destek bilimsel olarak anlam ifade
> etmiyorsa bilimle Kuran'i bagdastirdim diyemezsin, zayif halka hesabi,
> tum halkalar bilimsel degil ise zincire bilimseldir diyemezsin. Bir

Aynı polemik (Manipülasyon #7), aynı cevap.

> kere bilimsel gercekleri carpitiyorsun. Nereden kesersen kes, 1 Fe
> atomu ile 4 Gunes sitemi enerji icerigi yonunden, olusturabilmek icin
> gereken enerji yonunden, ve de hicbir yonden karsilastirilamaz.
> Kargalar bile guler. Demir ancak belli bir kutlenin ustundeki
> yildizlarda uretilebilir olacak dogrusu. Bilimi dupeduz yanlis ifade
> ediyorsun: Demirin dunyadaki varliginin imkansizligini ispatladi
> diyorsun. Yahu olan bir seyin varliginin imkansizligini nasil
> ispatlarsin? Hem de bilimsel olarak?? Nerede ispatlandi? Referans
> veremiyorsun. Demir yildizlarda uretilemez, uretilse de evrene
> dagilamaz diyorsun. Uretilir de dagilir da, bilim boyle diyor.

Demir konusu kendi tartışma kolunda devam ediyor. Çorba etmeyelim. Artı,
buradaki argümanlarına zaten cevap vermiştim. Demire ait kola aynı
argümanları pass et, bilmem kaçıncı defa tekrar cevaplayayım.


> Ayetler, hadisler veriyorsun. Hadislerin birinde cinsiyet 42. gunde
> belirlenir seklinde bir ifade var. Tamamen yanlis, bilim disi. Bir
> turlu kabullenemedin. Ben butun siteyi, butun soylenenleri tek tek
> curutecek durumda degilim. Asiri bariz olanlari gosteriyorum.

42. gün argümanına zaten cevap vermiştim. Bir evvelki mesajıma bak
yeter.


> >> Bariz bir hatayi puruz, hadisi bir kalemde onemsiz, ikinci derece yaptin.
> >> Neden? Sirf iddian ile cakismadigi, yani isine gelmedigi icin.
>
> >Yine aynı misalden gideyim: Ben senin hem kaç tane saç telin olduğunu,
> >hem de saç rengini söylesem, ve bu söz kulaktan kulağa dolaşarak sana
> >gelse, ve saç teli bilgisi doğru, renk bilgisi yanlış olsa. Üstelik
> >bu yanlışlık ta tartışmaya açık bir yanlışlık olsa. Ne düşünürsün? Lafın
> >ikinci yarısının sonradan eklendiği, yolda bozulduğu veya yanlış
> >tercüme, yanlış anlama gibi bir şey mi, yoksa benim söylediğim her şeyin
> >palavra olduğunu mu?
>
> Ikisi de degil. Sac teli sayisi konusunda sansli, renk konusunda
> sanssiz bir tahmin yaptigini dusunurum. Akliyla dusunenin verecegi
> kara budur (tabi ek delil gelirse baska bir karara variriz). Kalbiyle
> karar verenin durumu ise bambaska: Sen onceden sartlanmissin: Kuran,
> Hadis yanlis sey soyleyeMEZ diye. Dogru olarak yorumlanabilecek birsey
> gordugunde hemen baliklama atliyorsun. Yanlisligi bariz bir sey
> gordugunde ise sonradan carpitilmis, sonradan eklenmis diye hasir alti
> ediyorsun.

Bilgi değeri taşımayan, aynı argümanların tekrar tekrar tekrarı...
Yine yüzbinde birlik saç teli benzetmesiyle, her biri katrilyonda birlik
yüz tane mucizenin "karıştırılması". (Hoş, yüzbinde birlik bir tahmin
için bile, istatistiki olarak, 50000 hata yapılmış olması lazım ya,
orasını kurcalamayalım şimdilik.) Yine kalp = vicdan + insaf yerine
"niyet" olarak "algılanması".


> >Peki bu sadece saç teli sayısı değil de, onun gibi daha onlarca şey
> >olsa, ve hepsi de başlı başına birer mucize olsa, o zaman ne düşünürsün?
>
> Biri icin delil yoksa onlarcasi biraraya gelse de delil teskil etmez.

????? (Komik olsun diye yazdıysan sonuna bir ":-)" işareti koy. Yoksa
bazıları anlamaz da, abukladığını düşünebilir..)

Mucizenin bilimsel izahı (ve bilimsel olarak kanıtlanması) olmaz.
Olursa, o bir mucize olmaktan çıkıp, bilimsel bir keşif olur. Sadece,
bir mucizenin gerçekten mucize olduğunu anlayabilmek için, konuya
ilişkin bilgi gerekir. Bu sitede bilim bu anlamda var. Mucizeyi bilimsel
olarak ispat etmek anlamında değil. Bunu kaç defa daha söyleyeceğim?
Lütfen paraya kıy, kendine bir sözlük al. Bak bakalım mucizenin tanımı
neymiş.

Aynı şey, geçmiş peygamberlerin gösterdikleri mucizelerde de vardı: Musa
aleyhisselam zamanında en gelişmiş teknoloji sihir idi, ve Musa
aleyhisselam sihir hakkında mucizelerle geldi. Öyle ki, zamanın sihir
uzmanları bunun bir sihir olmadığını, alenen bir mucize olduğunu ayan
beyan anlasın diye.
İsa aleyhisselam zamanında en gelişmiş teknoloji tıp idi, ve İsa
aleyhisselam tıbbi mucizelerle geldi (cüzzam iyileştirmek, ölü diriltmek
gibi). Öyle ki, zamanın tıp uzmanları bunun bilimsel olarak açıklanamaz
olduğunu, ve alenen bir mucize olduğunu açık seçik anlasınlar diye.
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında, literatür
en gelişmiş ilim idi, ve Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)
Kur'an ile geldi. Literatürde zamanın ileri gelenleri bunun insan yapısı
bir şey olmadığını, aleni bir mucize olduğunu iyice anlasın diye.
Artı, Kur'an kıyamete kadar (hem de tek harfi bile değişmeden) ayakta
kalacak bir Kitap olduğu için, içindeki mucizeler tüm zamanlara hitap
ediyor. Ve zamanla daha bilimsel keşifler yapıldıkça daha nice mucizeler
açığa çıkacak. Şimdilik okuyup geçiyoruz, sadece yüzeysel manasına
bakıyoruz. Hoş bu güne kadar ortaya çıkmış olan mucizelere bakmayan
biri, isterse milyon tane daha çıksın ona da bakmaz ya..


> Yine istatistik hesabini yanlis kullaniyorsun. "A priori" (onceden) ve
> "a posteriori" (sonradan) diye terimler vardir. Ben desem ki "Harp ve
> Sulh"ta "siyah" geciyor, benim de sac rengim siyah. Dolayisiyla yazar
> benim sac rengimi biliyor, ne dusunursun? Soracagin sorular olmali:
> "Harp ve Sulh"un benim sac rengimi tahmin amaci ile yazildigina dair
> ne deliller var? Benim sac rengimi tahmin amaciyla yazilmis baska
> kitaplar ver mi? Bunlarin vardigi sonuc nasil karsilastirilir? "Harp
> ve Sulh"ta "sari" kelimesi gecmiyor mu? Baska kitaplarda "siyah"
> geciyor mu? Peki ya "Harp ve Sulh"ta HEM "siyah" (sac rengim diyelim),
> hem de "kahverengi" (goz rengim) geciyor ise, beni tarif ediyor olma
> ihtimali artar mi? Niye, mesela, deri rengim olan "zeytin" gecmiyor?
> Neyi arayip neyi kabul edecegimizi onceden biliyor muyuz? Yoksa "Harp
> ve Sulh"ta gecen sifatlara kulp mu ariyoruz, bulutlarda ejderha goren
> cocuk misali? Bilim burada araya girmeli. Gozlemi yapanin keyfi sonuc
> cikarmasini onlemeli.

Çok ama çok zayıf, tutarsız şeylerle geliyorsun artık. Söyleyeceğin
sağlam bir laf yoksa hiç söyleme, senin için daha iyi olur. Sitedeki
konular, açık seçik ayet ve hadisler verip, ondan sonra da konu
üzerindeki bilimsel hakikatleri sıralıyor. Öyle dediğin gibi, "Kur'an
'da 'cenin' lafı geçiyor, hah, bak, bütün olayı anlattı işte!" gibi bir
şey yok. Bunu hepimiz biliyoruz, şurada kırk kişiyiz. Niye bile bile
böyle sahte iddialarla geliyorsun? Kredibiliten zarar görüyor, başka
değil...


> Kuran'da "demir indirdik" diye bir ayet var. Ne bu ayetin varligi, ne
> de demirin dunya gibi bir gezegende sentezlenemeyecegi tartisma
> konusu. Ama gel gor ki Kuran'da "sigir indirdik" diye de ayet var!!
> Dunyada ise ne demir, ne bakir, ne cinko, ne de baska bir element
> sentezlenebilir! Ustune ustuk Kuran'da ne "nikel indirdik",
> ne "aliminyum indirdik", ne "oksijen indirdir", ne de (o devirde
> bilinmeyen) baska elementlerin varliginin yazar tarafindan bilindigi
> sonucunu cikarabilecegimiz, hatta ve hatta element'in ne oldugunu
> bildigi sonucunu cikarabilecegimiz ayetler yok. Simdi sen bu binlerce
> "iskalama" arasindan bir adet "isabeti" (isabet olup olmadigi
> bile belli degil ama oyle varsaysak) delil olarak mi goruyorsun? Delil
> vermek isteyen Allah o zamanki en onemli ve cok bilinen bir maden olan
> "demir" yerine neden "silikon", "oksijen", "hidrojen", "aliminyum"
> gibi hem cok bol,hem son derece onemli, hem de o devirde bilinmedigini
> bildigimiz elementleri tasvir etmez mi idi? Hangi amacla yazilmis o
> ayet? Bana "Allah"in isine akil sir ermez deme. Akil sir ermez ise
> "demir indirdik"in demir dunyada uretilemeyecegi icin yildizlardan
> tasidik anlamina geldigini nasil iddia ediyorsun?

Demir konusu Demir tartışma kolunda. Çorba etmeyelim. Buradaki
itirazlarına da Demir kolunda zaten cevap vermiştim. Ziyanı yok, bir
daha sor (orada) bir daha cevaplayayım. Aynı şeyleri tekrar tekrar
söylemekten bir hal oldum zaten, bir fazla bir eksik farketmez.

Sığır konusunu da yukarıda zaten söylemiştin, ve cevabını da almıştın.


> Bunun gibi, binlerce "a posteriori" olarak, yorumcular tarafindan
> ozellikle dizayn edilmis zorlama "isabeti" biraraya getirsen de incir
> cekirdegini dolduracak delil teskil etmez.

"Zorlama isabet" :-))

Dağların kazıklar gibi çakıldığının bildirilmesi, ve hasbel kader, ne
tesadüf, vay be, dağların bazan magmaya kadar inen, dar açılı üçgen
şeklinde köklerinin bulunması. Dağın total kütlesinin sadece minimal bir
kısmının yer yüzünde bulunması... Tesadüfe bak sen...

Cenin gelişiminin en ince ayrıntılarıyla tasviri. Hiç bir yoruma yer
bırakmayacak açıklıkta anlatılması. Tesadüfe bak sen...

Cinsel ahlaksızlığın yayolması ile o güne kadar hiç karşılaşılmamış yeni
yeni hastalık ve iptilaların baş göstereceğinin bildirilmesi, ve cinsel
devrim akabinde AIDS, Herpes hastalıkları. Tesadüfe bak sen...

Dünya ve göklerin bir zamanlar birbirine yapışık ve bir arada olduğunun
bildirilmesi, ve Büyük Patlama. Tesadüfe gel tesadüfe...

Kainatın bir zamanlar duman bulutu halinde olduğunun bildirilmesi, ve
Kainatın bir zamanlar bir duman bulutu olması.. Ne şans!

Doludan bahsederken "onun yıldırımı" ifadesinin kullanılması, ve bulut
elektriklenmesinin hakikaten de dolu tanelerinin, çevredeki aşırı
soğumuş su damlacıkları ve buz kristalleriyle çarpışması sonucu
oluşması. Bu da eşantiyon tesadüf.

Say say bitmiyor, sen hala yok "zorlama isabetmiş", yok "kitaptan hikmet
çıkarmaya çalışıyormuş"... Kendi ağzından çıkana kendi kafan yatıyor mu?
İşte kalbine danış derken bunu kastediyordum. Çünkü salt akıl ile
değerlendirirsen, bunların aşikar birer mucize olduğunu görmek için
okuma yazma bilmek yeter. Ne var ki, bunu insaf ve vicdanının kabul
etmesi lazım. Aklın zaten olayı açık ve net olarak görüyor.


> >İnkar edilemez bir anormalliği bir kalemde silip atıp, bir yerde görmüş
> >olduğun bir tartışmalı noktayı, karar vermek için yeter şart olarak mı
> >görürsün? Eğer böyle görüyorsan, o zaman senin niyetin zaten belli
> >demektir. Yani senin için, o bir tek tartışmalı nokta var olsa da bir,
> >olmasa da bir demektir. Mucizelerin sayısı yüz olsa da bir, milyar olsa
> >da bir demektir. Gözünle görsen de görmesen de, elinle tutsan da,
> >dişinle ısırsan da hepsi bir demektir.
>
> Elle tutulur bir tek "mucize" olsa.. Yukarida acikladim.

Yukarıda hiç bir şey açıklamadın. Yukarıda, barutun bittiği için,
patlamış barutu recycle etmeye çalıştın, ama o da iyi patlamıyor.
Yukarıda, haksızlığının bariz olarak ortaya çıkması üzerine giderek
kalitesi düşen ve sayısı artan manipülasyonlar yaptın. Okuma-yazma bilen
herkes bu manipülasyonların ne kadar zayıf ve geçersiz olduğunu zaten
gördü. Ben de durumu tespit edip kayıtlara geçirmek üzere bu cevabı
yazdım. (İleride yine beni fiyasko ile itham etmeyesin diye). Yukarıda
açıkladığın bunlar.

Cevaplamıyorsan bile, bu silmeni gerektirmiyor. Tekrar paste ediyorum...


====================================================================

safa...@shaw.wave.xyz

unread,
Feb 4, 2000, 3:00:00 AM2/4/00
to
Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:

[...]

>> Kuran'da bunlar mevcut ise, ve Kuran 1400 yillik ise, nicin hicbir
>> Islam alimi Kuran'a dayanarak kesfetmemis bu soylediklerini? Bu
>> biiiir.

[...]

>noktada, file:/home/abdullah/8k/hakikat/chapters/astronomical.html
>adresinde prof. Yoşihide Kozai'nin bu konudaki karaını görüyorsun :
>"Dolayısıyla, Kur'an 'ı okumak ve ortaya çıkan soruları cevaplamak
>suretiyle, kainat hakkındaki bundan sonraki araştırmalarımı
>yönlendirebileceğimi düşünüyorum." diyor... Eh, başlangıç başlangıçtır.

Acikcasi Prof Kozai'nin kisisel inanci benim pek ilgimi cekmiyor.
Kuran okuyarak bilimsel buluslarini yapsin bir, sonra tartisiriz.

>> Yav indirmek dedim de, bak, Kuran'da demirin indirildigi ayeti soyle:
>>
>> 57:25
>>
>> ...and We sent down Iron, in which is (material for) mighty war, as
>> well as many benefits for mankind,...
>>

>> Gel bir de su ayete bakalim:
>>
>> 39:6
>>
>> ... and he sent down for you eight head of cattle in pairs: ...
>>
>> Tercumeye guvenmiyorsan ayetin Arapcasina bak. Ikinci ornekte de
>> "indirmek" olarak cevrilen kelime birincisiyle AYNI kelime. Ne yani,
>> Allah sigiri da mi bu dunyaya "disardan" ihrac etmis? Anlasilan Kuran
>> sirf kozmolojik degil, bovinolojik konularda da son derece aydinlatici
>> yorumlarda bulunmakta, ne dersin? (Sigirlar yildizlarda
>> sentezlenebilir mi, sentezlenemez mi, bu konuyu baska zaman
>> tartisiriz)

>Hesapta "ti"ye alayım derken, kendini "ti"ye almışsın da haberin yok.
>Fosil kayıtlarını incelersen, o sığırların "indirilmiş" olduğunu
>görürsün. Evrim teorisini yamyassı eden bilimsel hakikatlerden sadece
>biri. Biraz daha açıklama istersen, zile bas yeter :))

Fosil kayitlarini buyur sen inceleyiver. Sonra da bana 1 (BIR) tane
kayit goster ki, mesela, dinazorlar ile insanin, hatta ve hatta
sigirin ayni zamanda yasamis oldugununa karar verelim. Yoksa Allah
canlilari "sanki evrim oluyormus gibi" mi indirdi?

Hani su 4000 kusur yillik dunya masali vardir ya.. Birtakim akli evvel
Hristiyanlar da dunyanin ve kainatin cok daha yasli oldugu ortaya
cikinda demislerdi ki "Allah, mesela, yildizlarin isigini "yolda iken"
yaratti ki, bize sanki evren yasli imis gibi bir izlenim verdi",
"Oraya buraya fosil yerlestirdi ki biz dunya yasli imis gibi
dusunelim". Gel de gulme.

>> Herkesin kendi "review"undan sorumlu olduguna tamamen katiliyorum.
>> Ancak bu is kalple yapilirsa, ki senin yaptigin bu, bunu bilimsellik
>> adi altinda pazarlamak yakismaz. Eger Kuran bilim iceriyor dersen
>> kapiyi bilimsel incelemeye aciyorsun. Sonra da bu sozunu ettigin
>> baglari hangi bilimsel yonteme dayanarak ortaya cikardin deyince de
>> cevap veremiyorsun.

>Aynı umutsuz polemik (Manip.#7), aynı cevap.
>Artı, "kalbine danış" derken, "insaf ve vicdanına başvur" anlamında
>söylemiştim.

Iddialarin insaf ve vicdanla alakali degil. "1 Fe Atomu=4 Gunes
Sistemi"ne hangi vicadan hangi insafla kara vermemi bekliyorsun?

>> Sen de benim basimda kac sac teli oldugunu bilebilirsin. Bunda
>> mucizevi bir durum yok. Bir kerenin istatistigi olmaz. Senin benim
>> basimdaki sac teli sayisini bilebilmen ile, mesela, tam tamina 1000
>> sac teli eksik tahmin etmen, veya 3333 sac teli fazla tahmin etmen
>> hemen hemen ayni olasiliga sahip (Tam degil tabi, eger odevini iyi
>> yaparsan insanlardaki sac teli sayisi dagilimi egrisini bulur,
>> tahminini ona gore yaparsin ve bilbilme sansin oldukca artar. Mesela
>> "0" veya "1000000000" iyi tahminler degil)

>Manipülasyon #8
>
>Başındaki saç teli sayısı sadece bir teşbih idi. Bunu bilebilmek
>yaklaşık yüzbinde bir ihtimaldir. Ama, Kur'an mucizelerine bakarsan,
>sırf sitede verilenlerin gerçekleşebilmesi bile katrilyonda katrilyonda
>katrilyonda bir ihtimal.

Lutfen bu hesabi kimin, nerede yaptigini yaziver, cok merak ettim!
Referans getir. Varsayimlarin, modelin nedir. Desteksiz atiyorsun
izlenimi verdi de..

>Hemen atladın saç benzetmesine : "Canım
>n'olcak, saç sayısı bilinebilir, ihtimaldir, üstelik bir kere bilmekle
>bir şey olmaz vs.." diye.
>
>Bana istatistik hesapları öğretmeye çalıştığına göre, ders-1 / konu-1'i
>de biliyorsundur. Atmasyon ile bilme ihtimali trilyonda bir olan bir
>şeyi doğru tahmin edebilmek için 1/2 trilyon adet hatalı tahmin yapmak
>gerekir değil mi?

G-E-R-E-K-M-E-E-E-Z !

Kac tahmin yaparsan yap, bilme ihtimalin ayni. 1. Tahminde de bilme
ihtimalin ayni, Yarim trilyon + 1. tahminde de bilme ihtimalin ayni.

Yarim trilyon hatali tahmin yapmak gerekirmis! Kargalar bile guler.

>Peki doğrusunu bilebilme ihtimali trilyonda bir olan
>yüz şeyi sektirmeden bilebilmek için? Buradan, şu sonuç çıkıyor: Evet,
>Kur'an ve İslam katrilyon üzeri katrilyonda bir ihtimalle atmasyon bir
>din olabilir.

Referans. Hesap. Yayin. Kim nasil, nerede hesaplamis. Modeli,
varsayimlari ne. Ihtimal hesabi din ugruna en fazla "bastardize"
edilen seylerin basinda zaten. Bir seyin olduktan sonra olma ihtimali
tami tamina birdir. Milli piyangodan sana para ciktiktan sonra para
cikma ihtimali birdir. Para cikmadan *once* bu ihtimalin milyonda bir
olmus olmasi bu olayi mucize yapmaz.

>Ama o zaman da tekrar şu durum gündeme geliyor: Katrilyon
>üzeri katrilyonda bir ihtimalle doğru olması muhtemel bir şeyin
>gerçekleşebilmesi için, o ihtimalin yarısı kadar adet hatalı deneme
>yapılmış olması gerekir.

G-E-R-E-K-M-E-E-E-Z !

>Yani (yaklaşık) katrilyon üzeri katrilyon adet
>sahte din kafadan uydurulmuş olması lazım ki, bunlardan bir tanesinin
>iddiaları doğru çıksın. Dünyada bu kadar sayıda din yok, dolayısıyla,
>ihtimal ve istatistik hesaplarına vakıf biri olaraktan, *bilimsel
>olarak* İslam'ın hak din olduğunu kendin de kabul etmiş oldun da haberin
>bile olmadı... (Ne o, gak guk??? :-))

Ihtimal hesaplarina ne kadar vakif oldugunu hepimiz gorduk.

Okudugunu anlayamamissin. Randi bilimsel olarak aciklayana vermiyor
odulu. Kontrollu deney sartlarinda bilimsel olarak aciklanaMAYAN bir
fenomeni gerceklestirene veriyor. Yan odadaki kasigi egmek gibi. Kisi
nasil egdigini aciklayabilmek, aciklayabilse de aciklamak zorunda
degil. Bir daha okuyuver.

>> Haftaya ayni mesaji ~ 100 kisye, sonraki hafta da ~ 10 kisye yaz. Bu
>> yaklasik on kisiden birkacinin oldukca saf olabilecegi gozonune
>> alinirsa posta puluna veya net baglantisina yatirdigin parayi birkac
>> kat geri alma ihtimalin var.

>Bak işte, kendi polemiğini (Manip.#8) kendi ağzınla çürüttün. Demek ki,
>O sitedeki bir tek mucizenin bile atmasyon ile doğru tahmin edilebilmesi
>için, bilmem kaç katrilyon adet hatalı tahminin yapılmış olması lazım,
>değil mi?

D-E-G-I-L tabiki! Yukardaki formul riski minimize etmek icin dizayn
edilmistir. Yanlis tahminde bulunmamiz gerekli diye bir sey yok.
Istersen 10,000 kisinin hepsine de "3" tahmininde bulun. Tutturmak
icin 5 adet yanlis tahmin yapman gerekli degil. Ilk tahmininde de
dogru tahmin yapma ihtimalin, 6. tahmininde de dogru tahmin yapma
ihtimalinle TAMI TAMINA ESIT. HATALI TAHMIN YAPILMIS OLMASI LAZIM
DEGIL. Git biraz istatistik oku.

>Bunu kendi ağzınla söylüyorsun. Lütfen bana, fazla değil,
>sadece 1 katrilyon adetçik sahte din, ve her din içinde birer katrilyon
>adetçik yanlış iddia gösterebilir misin? (1 katrilyon anormal ekonomik
>bir sayı oldu ama olsun, ona da razıyım)

Alakasiz. Su katrilyon hesabina da bir referans getiriver mumkunse.

>Mucizenin bilimsel izahı (ve bilimsel olarak kanıtlanması) olmaz.
>Olursa, o bir mucize olmaktan çıkıp, bilimsel bir keşif olur. Sadece,
>bir mucizenin gerçekten mucize olduğunu anlayabilmek için, konuya
>ilişkin bilgi gerekir. Bu sitede bilim bu anlamda var. Mucizeyi bilimsel
>olarak ispat etmek anlamında değil. Bunu kaç defa daha söyleyeceğim?
>Lütfen paraya kıy, kendine bir sözlük al. Bak bakalım mucizenin tanımı
>neymiş.
>
>Aynı şey, geçmiş peygamberlerin gösterdikleri mucizelerde de vardı: Musa
>aleyhisselam zamanında en gelişmiş teknoloji sihir idi, ve Musa
>aleyhisselam sihir hakkında mucizelerle geldi. Öyle ki, zamanın sihir
>uzmanları bunun bir sihir olmadığını, alenen bir mucize olduğunu ayan
>beyan anlasın diye.
>İsa aleyhisselam zamanında en gelişmiş teknoloji tıp idi, ve İsa
>aleyhisselam tıbbi mucizelerle geldi (cüzzam iyileştirmek, ölü diriltmek
>gibi).

Sirf Isa degil, gunumuzde de yuzbinlerce "faith healer" insanlari
iyilestirdiklerini, felclileri yuruttuklerini ..vs iddia edip zavalli
ve umutsuz insanlarin parasini cebe indirirmekte. Bu isi para icin
yapmak ile deluzyonunu tatmin icin yapmak, ve hatta insanlar arasinda
kardesligi saglamak gibi daha "ustun" bir amacla yapmak arasinda bir
fark goremiyorum.

Ayni seyleri tekrar ettigin dogru da nakaratlarin cevap ozelligi
tasimiyor. Yukardaki sorular hala cevapsiz.

Yine kesmek durumundayim. Istatistik hesabini bilmedigini ortaya
koymaktan baska birsey soylemis degilsin. Su "manipulasyon", bu baska
bir ilmekte, o sitede demekten baska hicbir soruma cevap
getiremiyorsun.

james_b...@my-deja.com

unread,
Feb 5, 2000, 3:00:00 AM2/5/00
to
In article <389A1E44...@demirbank.com.tr>,
Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:

[...]

> gerekir değil mi? Peki doğrusunu bilebilme ihtimali trilyonda bir olan


> yüz şeyi sektirmeden bilebilmek için? Buradan, şu sonuç çıkıyor: Evet,
> Kur'an ve İslam katrilyon üzeri katrilyonda bir ihtimalle atmasyon bir
> din olabilir.

Bu olasiligi nasil hesapladigini anlatir misin ?

[...]

my

unread,
Feb 5, 2000, 3:00:00 AM2/5/00
to

<james_b...@my-deja.com> schrieb in im Newsbeitrag:
87g3po$8id$1...@nnrp1.deja.com...

> In article <389A1E44...@demirbank.com.tr>,
> Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:
>
> [...]
>
> > gerekir değil mi? Peki doğrusunu bilebilme ihtimali trilyonda bir olan
> > yüz şeyi sektirmeden bilebilmek için? Buradan, şu sonuç çıkıyor: Evet,
> > Kur'an ve İslam katrilyon üzeri katrilyonda bir ihtimalle atmasyon bir
> > din olabilir.
>
> Bu olasiligi nasil hesapladigini anlatir misin ?

'Atmasyon' diyor ya..;-)

hehhe..

geri, ayn1 "olas1l1k"1n diger dinler icin de gecerli oldugunu farkedemiyor
bile..

hunici

safa...@shaw.wave.xyz

unread,
Feb 5, 2000, 3:00:00 AM2/5/00
to
Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:

[...]

>yapılmış olması gerekir. Yani (yaklaşık) katrilyon üzeri katrilyon adet

Bak bunu kacirmisim :) Demek hem de *yaklasik* katrilyon uzeri
katrilyon? Yaklasikligini bildigine gore bu buyuklugun aslini da
biliyorsundur. Yuvarlamadan onceki sayisi kac sunun? Bir de yanina
nasil hesaplandigini, nerede yayinlandigini yaziver bir zahmet. Hani
baskalari da iddia ediyor ki bu ihtimalin asli zilyon uzeri zilyon, ve
hatta katrilyon uzeri katrilyon uzeri zilyon carpi karekok zilyon
diyenler de var. Hesap yontemini aciklayiver de sapla samani
ayiriverelim :) Olur da senin icin iskembeden atiyor diyenler
cikabilir. Benden soylemesi :)

>sahte din kafadan uydurulmuş olması lazım ki, bunlardan bir tanesinin
>iddiaları doğru çıksın.

Gel guldurme insani! Islam'in hangi iddiasi dogru cikti? Olup cennete
mi gittin? Kuran'da gecen ".. biz size demir indirdik .." veya ".. biz
size okuz indirdik .." diyen ayetler neye iddia, neye delil?

Abdullah Ramazanoglu

unread,
Feb 6, 2000, 3:00:00 AM2/6/00
to
james_b...@my-deja.com wrote:
Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:

> > gerekir değil mi? Peki doğrusunu bilebilme ihtimali trilyonda bir olan
> > yüz şeyi sektirmeden bilebilmek için? Buradan, şu sonuç çıkıyor: Evet,
> > Kur'an ve İslam katrilyon üzeri katrilyonda bir ihtimalle atmasyon bir
> > din olabilir.
>

> Bu olasiligi nasil hesapladigini anlatir misin ?

Hesaplamadım. İhtimalin "astronomik boyutu" hakkında bir öngörüde
bulundum, ama desteksiz değil. Zira aşağıda açıklayacağım sebepler
yüzünden, hesap yapmadan evvel dahi, elimizde iki adet veri var
("katrilyon üzeri katrilyon" deyimi, bu ikisini bir arada ifade etmek
üzere kullanılmıştır) :
1. Bu rakam astronomik.
2. Fakat sonsuz değil.

Neden? Çünkü ihtimal hesapları boyut sayısından etkilenir de ondan.

Saç teli sayısı bilmek, zar tutturmak, veya Andromeda Galakside kaç adet
atom bulunduğu (zarf attım sakın düşme :) vs. gibi tahminler *tek
boyutlu* tahminlerdir. 6'da bir veya 6 katrilyonda bir, ama tek boyutlu.

Hiç bir şey bilmediğini varsayarak, eğer biri sana "dünyada kaç atom
var?" diye sorarsa, tek boyutlu bir tahmin yaparsın.

Eğer "Mavi nedir?" diye sorulursa, ve sen bunun sayılardan bir sayı,
renklerden bir renk, veya balıklardan bir balık olması gerektiğini
bilebiliyorsan, 3 boyutlu bir tahmin yapmak durumundasındır.

Atom kelimesini daha önce hiç duymamış olduğunu varsayarak, "Atom
nedir?" diye sorulursa, varlığından haberdar olduğun şeyler sayısınca
boyuta sahip olan bir tahmin yaparsın. Zira "Ne, nedir?" sorusunun bir
ucu zaten bağlı (atom), diğer ucu da senin kelime dünyanın genişliğine
bağlı.

Sana bir tüyo (atom) verilmeden, sen kendiliğinden "Şu, şudur" dersen,
yaptığın tahminin boyutu da katlanır.

Boyut sayısı, ihtimal hesaplarını üstel (exponansiyal) olarak etkiler.

Tek boyutlu bir tahminin bile astronomik derecede düşük ihtimal olduğu
bir durumda, (haberdar olunan şeyler sayısınca) çok boyutlu bir tahminde
bulunma ihtimalini ben "katrilyon üzeri katrilyonda bir" olarak
adlandırdım.

Mesela, yer ve göklerin vaktiyle birbirine yapışık ve bir arada olduğunu
bildirmek gibi,
Mesela, kainatın vaktiyle bir duman bulutu halinde olduğunu bildirmek
gibi,
Mesela, dağların yere kazıklar olarak çakılı olduğunu bildirmek gibi,
Mesela, embryo gelişiminin (sıralamasını da vererek) safhalar halinde
cereyan ettiğini bildirmek gibi,
Mesela, bu embryo gelişim safhalarını detaylı olarak tasvir etmek gibi,
Mesela, Arap yarımadasının *bir kez daha* ırmaklarla dolu yeşil alanlar
haline geleceğini bildirmek gibi,
Mesela, dolu yağdıran bulutların gökte birer "dağ" olduklarını (7-9km)
bildirmek gibi,
Mesela, cinsel ahlaksızlığın yaygın ve aleni yapılır hale gelmesi
halinde daha evvel var olmayan yeni hastalık ve illetlerin türeyeceğinin
bildirilmesi gibi,
Mesela, derinin yanarak kavrulması halinde, yanma acısının artık
hissedilmeyeceği gibi,
Mesela, insanların (dalgıç teçhizatı ile dahi) dalabilmesinin imkansız
olduğu çok derin suların zifiri karanlık olduğunun bildirilmesi gibi,
Mesela, bunların hepsinin birden aynı anda bildirilmesi gibi...
Mesela, "katrilyon üzeri katrilyonda bir"in bildirilmesi gibi...

İstersen kolları sıvayıp kesin hesaba da oturabiliriz, ne dersin? Sadece
ufak tefek lojistik eksiğimiz var, o da kolay sağlanır. (buralarda bir
hunici olacaktı ama.. :)


> If you were taught that elves caused rain, every
> time it rained, you'd see the proof of elves.

Not me. But if someone were to, then I would suggest that s/he should
apply for a primary school. A good one, this time.
(If it still doesn't help, then there are "special" schools... :-))

Abdullah Ramazanoglu

unread,
Feb 6, 2000, 3:00:00 AM2/6/00
to
Bir önceki mesajın yine Türkiye'ye feed edilmemiş. Burada cevaplıyorum.


<PARANTEZ>

Tartışma bitip te iş vıcık vıcık kelime kapmaca oyununa dönüşürse, sırf
"ORTALAMA" kelimesi için insana işte böyle parantez açtırırlar. Farklı
dillerde, dilimin döndüğünce açıklayayım:

Kural: N elemanlı bir gruptan herhangi spesifik bir elemanı rastgele
seçim (veya tahmin) ile bulabilmek için, ORTALAMA olarak (N+1)/2 adet
deneme yapmak gerekir.

Veya: 1/N ihtimal ile yapılan bir tahminde doğruyu bulabilmek için
yapılması gereken ORTALAMA tahmin adedi (N+1)/2 dir.

Veya: Zar atarak herhangi spesifik bir sayıyı tutturabilmek için,
ortalama olarak (6+1)/2 = 3.5 kez zar atmak gerekir.

Veya: Trilyonda birlik bir şeyi kafadan uydurarak doğrusunu
söyleyebilmek için ortalama olarak (yaklaşık! :-) 1/2 trilyon defa
sallamak gerekir.

Bunların hepsi de aynı kuralı farklı dillerde ifade ediyor. Latincesini
veremediğim için üzgünüm.

İnanmıyor musun? Bir evvelki mesajımda "...ihtimal ve istatistik
hesaplarına vakıf biri olaraktan..." derken seni kastetmiştim, ama bu
önyargıyı tekrar tartsam iyi olacak galiba. Eğer inanmıyorsan sana iki
şeyden birini öneririm: Ya biraz ihtimal ve istatistik oku, ya da şu
deneyi yap:

Daha evvelden kararlaştırdığın bir rakamı zar atarak tuttur. Kaçıncı
defada tutturduğunu not et. Bu işlemi 100 defa yap[*]. Sonra not ettiğin
deneme sayılarının ortalamasını al. Ne sihirdir ne keramet, "3.5" civarı
bir rakam bulacaksın. Deneme adedini (100) ne kadar arttırırsan, o
derece hassas (3.5'e yakın) netice bulursun.

([*] Zarın rastgelelik hatalarını kompanse etmek için, her seferinde
sırayla (round-robin) farklı bir sayı tut.)

Buradan şu neticeye varabilirsin: Rastgele bir tahminin kaçıncı denemede
tutturulduğu hakkında, doğru cevaba yakınlık açısından en emniyetli
cevap (N+1)/2 dir. Bir yarışmada böyle bir soru sorulursa (doğruya en
yakın olanı bilen kazanacak), ve bu cevabı verirsen, kazanma şansı en
yüksek olan kişi sen olursun. İstatistiki olarak tabii.

</PARANTEZ>


safa...@shaw.wave.xyz wrote:
> >yapılmış olması gerekir. Yani (yaklaşık) katrilyon üzeri katrilyon adet
>

> Bak bunu kacirmisim :) Demek hem de *yaklasik* katrilyon uzeri
> katrilyon? Yaklasikligini bildigine gore bu buyuklugun aslini da

Şimdi beni şaşırttın işte. Senden beklemezdim. Halbuki çok açık
konuşmuştum. Ne demişim?

1. "Atmasyon ile bilme ihtimali trilyonda bir olan bir şeyi doğru tahmin
edebilmek için (ortalama) 1/2 trilyon adet hatalı tahmin yapmak
gerekir..."

2. "...Evet, Kur'an ve İslam katrilyon üzeri katrilyonda bir ihtimalle
atmasyon bir din olabilir..."

3. "...Katrilyon üzeri katrilyonda bir ihtimalle doğru olması muhtemel


bir şeyin gerçekleşebilmesi için, o ihtimalin yarısı kadar adet hatalı

deneme yapılmış olması gerekir.."

4. O halde, "...Yani (yaklaşık) katrilyon üzeri katrilyon adet sahte din


kafadan uydurulmuş olması lazım ki, bunlardan bir tanesinin iddiaları
doğru çıksın."

Katrilyon üzeri katrilyon bölü iki eşittir *yaklaşık* olarak katrilyon
üzeri katrilyon. Sonsuz/2=Sonsuz gibi yani.

Bu rakamı nereden bulduğuma gelince, bu rakamın ifade ettiği şey
"astronomik boyutta fakat, sonsuz olmayan" bir ihtimal anlamındadır. Gel
istersen pazarlık yapalım, sen ne veriyorsun?.. :-))

Abdullah Ramazanoglu

unread,
Feb 6, 2000, 3:00:00 AM2/6/00
to
Abdullah Ramazanoglu wrote:

> Kural: N elemanlı bir gruptan herhangi spesifik bir elemanı rastgele
> seçim (veya tahmin) ile bulabilmek için, ORTALAMA olarak (N+1)/2 adet
> deneme yapmak gerekir.

Burada teknik hata yapmışım. (N+1)/2 yi N olarak düzeltirim.


> Buradan şu neticeye varabilirsin: Rastgele bir tahminin kaçıncı denemede
> tutturulduğu hakkında, doğru cevaba yakınlık açısından en emniyetli
> cevap (N+1)/2 dir. Bir yarışmada böyle bir soru sorulursa (doğruya en
> yakın olanı bilen kazanacak), ve bu cevabı verirsen, kazanma şansı en
> yüksek olan kişi sen olursun. İstatistiki olarak tabii.

Fakat bu doğru.

Abdullah Ramazanoglu

unread,
Feb 6, 2000, 3:00:00 AM2/6/00
to
<PARANTEZ>

> Kural: N elemanlı bir gruptan herhangi spesifik bir elemanı rastgele
> seçim (veya tahmin) ile bulabilmek için, ORTALAMA olarak (N+1)/2 adet
> deneme yapmak gerekir.

Bunu çorba etmişim. (N+1)/2 yerine N olacak.

[...]

> Buradan şu neticeye varabilirsin: Rastgele bir tahminin kaçıncı denemede
> tutturulduğu hakkında, doğru cevaba yakınlık açısından en emniyetli
> cevap (N+1)/2 dir. Bir yarışmada böyle bir soru sorulursa (doğruya en
> yakın olanı bilen kazanacak), ve bu cevabı verirsen, kazanma şansı en
> yüksek olan kişi sen olursun. İstatistiki olarak tabii.

Bu da N olacak.


> </PARANTEZ>


>
> safa...@shaw.wave.xyz wrote:
> > >yapılmış olması gerekir. Yani (yaklaşık) katrilyon üzeri katrilyon adet
> >

> > Bak bunu kacirmisim :) Demek hem de *yaklasik* katrilyon uzeri
> > katrilyon? Yaklasikligini bildigine gore bu buyuklugun aslini da
>
> Şimdi beni şaşırttın işte. Senden beklemezdim. Halbuki çok açık
> konuşmuştum. Ne demişim?
>

> 1. "Atmasyon ile bilme ihtimali trilyonda bir olan bir şeyi doğru tahmin
> edebilmek için (ortalama) 1/2 trilyon adet hatalı tahmin yapmak
> gerekir..."

Bu da trilyon olacak.


> 2. "...Evet, Kur'an ve İslam katrilyon üzeri katrilyonda bir ihtimalle
> atmasyon bir din olabilir..."
>
> 3. "...Katrilyon üzeri katrilyonda bir ihtimalle doğru olması muhtemel


> bir şeyin gerçekleşebilmesi için, o ihtimalin yarısı kadar adet hatalı

> deneme yapılmış olması gerekir.."
>
> 4. O halde, "...Yani (yaklaşık) katrilyon üzeri katrilyon adet sahte din


> kafadan uydurulmuş olması lazım ki, bunlardan bir tanesinin iddiaları
> doğru çıksın."
>

> Katrilyon üzeri katrilyon bölü iki eşittir *yaklaşık* olarak katrilyon
> üzeri katrilyon. Sonsuz/2=Sonsuz gibi yani.

O zaman burada da "yaklaşık"a gerek kalmadı. :-)


> Bu rakamı nereden bulduğuma gelince, bu rakamın ifade ettiği şey
> "astronomik boyutta fakat, sonsuz olmayan" bir ihtimal anlamındadır. Gel
> istersen pazarlık yapalım, sen ne veriyorsun?.. :-))

--

my

unread,
Feb 6, 2000, 3:00:00 AM2/6/00
to

Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> schrieb in im
Newsbeitrag: 389CCDBA...@demirbank.com.tr...

> james_b...@my-deja.com wrote:
> Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:

[atmasyonlar cut]

> Ýstersen kollarý sývayýp kesin hesaba da oturabiliriz, ne dersin? Sadece
> ufak tefek lojistik eksiðimiz var, o da kolay saðlanýr. (buralarda bir
> hunici olacaktý ama.. :)

Al sana ufak-tefek bir lojistik destek..:

Günlerden bir gün ünlü bilimci (söylentiye göre Bertrand Russell )
gökbilimi üzerine söylev vermektedir. Dünyan1n güne$ etraf1nda nas1l
döndügünü, günesin de galaksi denen uçsuz bucaks1z y1ld1zlar kümesi
etrafinda nas1l devindigini anlat1r. Konu$mas1n1n sonunda salonun en
arkas1nda oturan ufak tefek ya$l1 bir bayan ayaga kalkar ve ,,Bütün
söyledikleriniz saçma sapan $eyler. Asl1nda, dünya dev bir kaplumbagan1n
s1rt1nda bir tepsi gibi durmakta" der. Bilimci ise yüzünde esasl1 bir
gülümseme ile yan1tlar: ,,Peki, ya kaplumbaga neyin üstünde duruyor?". ,,Sen
çok ak1ll1s1n delikanl1, çok ak1ll1" der ya$l1 bayan, ,,Ama ondan a$ag1s1
hep kaplumbaga!".
(Stephen W. Hawking, Zaman1n K1sa Tarihi {A Brief History of Time}, S.:13,
Milliyet Yay1nlar1, ISBN 975-506-003-C)

Hehhe..

Fazla "s1z1nt1" okuyorsun 1b1zlar'1n apdulla, fazla..

S1z1nt1, s1k1nt1'ya dönü$mü$ vaziyette sende..

1k1n, 1k1nabildigin kadar..

Seni atmasyoncu geri seniiii.. ;-)

hunici
"aan1nda destek, hem de ufak-tefek, hem de lojistik.."

safa...@shaw.wave.xyz

unread,
Feb 7, 2000, 3:00:00 AM2/7/00
to
Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:

>> Asagidaki adreste ortalama nukleon (proton veya elektron) bag enerjisi egrisi var. >Goruldugu
>> gibi egri 56 civarinda maximuma ulasmakta. Hafif elementler fuzyon ile enerji >kaybedip egride
>> yukari dogru cikmakta, agir elementler fizyon/radyoaktif bozunma ile enerji kaybedip >yine yukari
>> dogru cikmakta iken egrinin ekstremumunda bulunan elementlerin (izotoplarin) boyle >bir meyili
>> yok.
>>http://www.britannica.com/bcom/eb/article/single_image/0,5716,1908+asmbly%5Fid,00

>Güzel, demek ki ansiklopedi okuyabiliyormuşsun, üstelik cut-paste
>yeteneğin de varmış. Aferin, ama araya serpiştirdiğin irili ufaklı
>gaflarla dolu (Fe=H2 ler, ışık hızında giden elektronlar, oh ooh... :-))

"Hi hi hi, elektron isik hizinda gitmez!" diye acik yakaladigini sanan
sayin cahil, istersen once tartismaya kalktigin konularda biraz genel
kultur ediniver. Git bir oku Fermi-Dirac istatistigini, Pauli Dislama
Prensibi'ni, Chandrasekhar limitin'nin nereden ciktigini, sonra
karsima gel. O zaman anlarsin neden isik hizinin sinirliliginin
elektron basinci icin de bir limit teskil ettigini. Bak ne demisim:

<QUOTE>


Kutlesi kritik
kutleden (1.4-1.5 gunes kutlesi, "Chandrasekhar mass" diye tarama yap)
buyuk olan bir beyaz cuceyi dejenere elektron basinci cokmekten

kurtaramiyor (zira sonucta isik hizi da sinirli, tabiri caizse


elektronlarin ayni anda her yerde olmalari kinetik olarak imkanli
degil).

</QUOTE>

Eger anlamadiysan sor, daha da acarak anlatirim. Uc kurusluk din
propagandasi okudun diye basimiza astrofizik alimi kesilip aklin sira
"gaf" bulmaya baslarsan benim de sabrimin haddine yaklasirsin.

Fe=H2'ye gelince.. Ruyanda mi gordun bilmiyorum ama boyle bir laf
etmis degilim. Soyle bir sey demisim:

<QUOTE>
Yani Fe 56'yi 2 Silikon cekirdeginden olusturmak istesek uretecegimiz
her atom basina asmamiz gereken [...]
</QUOTE>

Quelle alaka?

>yorumların da olmasaymış daha iyi göz boyayabilirmişsin bence.

Senin gozunu boyayan boyamis. Kim ise ona sapka cikaririm.

safa...@shaw.wave.xyz

unread,
Feb 7, 2000, 3:00:00 AM2/7/00
to
Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:

"N elemanli bir kumeden onceden belirlenmis bir elemani rastgele
cekmek ihtimali 1/N'dir" diyeceksin, onu da eline yuzune bulastirdin
ya.. Elbette, eger 1000 deney yaparsan bunlarin 1000/N'inde "dogru",
1000*(N-1)/N'inde "yanlis" top cekersin. Bu kadar basit.

Ama senin daha onceki mesajinda dedigin, kelimesi kelimesine su:

<QUOTE>


Bana istatistik hesapları öğretmeye çalıştığına göre, ders-1 /
konu-1'i de biliyorsundur. Atmasyon ile bilme ihtimali trilyonda bir
olan bir şeyi doğru tahmin edebilmek için 1/2 trilyon adet hatalı
tahmin yapmak gerekir değil mi?

</QUOTE>

GEREKMEZ! Hadi gecelim yarim trilyonu, bir trilyonu. Orada kendi
hatani orada kendin buldun. Aferin! Farkinda olmadan kendi argumanini
da kendin curuttun. Istatistikte gereksinim olmaz. Bir deneyinde
istatistigi olmaz.

Basimda kac sac teli oldugunu bir kerede bilmekle "bilimin
aciklayamadigi" (senin lafin) "mucize" (bu da) yaratmis olmazsin.

Senin ilk tahmininin de isabetli olmasi, 5000. tahminin de isabetli
olmasi ihtimali ayni. Ustune ustuk, tahminin isabetli oldugu zaman
deneyi durdurmakta anlasirsak, ve deneyi defalarca tekrarlayip senin
en sik kacinci tahmininde dogru cevabi buldugunu tablolarsak (her
seferinde tamamen rastgele tahmin yaptigini varsayarsak) 1. (ILK)
tahmininde isabetli tahmin yapmanin, diger herhangi bir tahminde
isabeti yakalamandan daha olasi oldugunu gorursun. Tahmin adedi
arttikca, o tahminde dogru, oncekilerde yanlis tahmin yapmis olma
ihtimali azalir.

Simdi su iki temel kurali ezberleyene kadar tahtaya yaz:

1. Bir deneyin istatistigi olmaz!
2. Bir olayin, olduktan sonra, olma ihtimali 1'dir!

Bunlari iyi bir belle, sonra "conditional probability"ye (Bilenler bir
zahmet Turkcesini hatirlativersin) gecelim ki Kuran'dan mucize
cikaranlarin ucuncu ve temel gafi burada.

Simdi "ben katrilyon uzere katrilyonu astronomik bir rakama ornek
verdim" diyerek sivismaya calisma. Bu rakamin ASTRONOMIKLIGINI nasil
hesapladin onu anlat. Ortaya bir hesap getir, bir referans getir.
Getir ortaya, Kuran'da "biz size demir indirdik, demir mukavemetlidir"
diyen ayetin yazilmis olma ihtimali ile demirin nukleon basina en
guclu baga sahip olan cekirdek olma ihtimalini nasil hesapladigini,
hep beraber aydinlanalim. Ben nasil hesapladigini (hesapladigini
sandigini) pekala biliyorum. Ayni hatayi yapan ne ilk, ne bininci, ne
de milyonuncu gafilsin. Ne var ki, kendi kuyunu kendi kazmani
seyretmekten zevk aldigimi da itiraf edeyim.

><PARANTEZ>
>
>Tartışma bitip te iş vıcık vıcık kelime kapmaca oyununa dönüşürse, sırf
>"ORTALAMA" kelimesi için insana işte böyle parantez açtırırlar. Farklı
>dillerde, dilimin döndüğünce açıklayayım:
>

>Kural: N elemanlı bir gruptan herhangi spesifik bir elemanı rastgele
>seçim (veya tahmin) ile bulabilmek için, ORTALAMA olarak (N+1)/2 adet
>deneme yapmak gerekir.
>

>Veya: 1/N ihtimal ile yapılan bir tahminde doğruyu bulabilmek için
>yapılması gereken ORTALAMA tahmin adedi (N+1)/2 dir.
>
>Veya: Zar atarak herhangi spesifik bir sayıyı tutturabilmek için,
>ortalama olarak (6+1)/2 = 3.5 kez zar atmak gerekir.
>
>Veya: Trilyonda birlik bir şeyi kafadan uydurarak doğrusunu
>söyleyebilmek için ortalama olarak (yaklaşık! :-) 1/2 trilyon defa
>sallamak gerekir.
>
>Bunların hepsi de aynı kuralı farklı dillerde ifade ediyor. Latincesini
>veremediğim için üzgünüm.
>
>İnanmıyor musun? Bir evvelki mesajımda "...ihtimal ve istatistik
>hesaplarına vakıf biri olaraktan..." derken seni kastetmiştim, ama bu
>önyargıyı tekrar tartsam iyi olacak galiba. Eğer inanmıyorsan sana iki
>şeyden birini öneririm: Ya biraz ihtimal ve istatistik oku, ya da şu
>deneyi yap:
>
>Daha evvelden kararlaştırdığın bir rakamı zar atarak tuttur. Kaçıncı
>defada tutturduğunu not et. Bu işlemi 100 defa yap[*]. Sonra not ettiğin
>deneme sayılarının ortalamasını al. Ne sihirdir ne keramet, "3.5" civarı
>bir rakam bulacaksın. Deneme adedini (100) ne kadar arttırırsan, o
>derece hassas (3.5'e yakın) netice bulursun.
>
>([*] Zarın rastgelelik hatalarını kompanse etmek için, her seferinde
>sırayla (round-robin) farklı bir sayı tut.)
>

>Buradan şu neticeye varabilirsin: Rastgele bir tahminin kaçıncı denemede
>tutturulduğu hakkında, doğru cevaba yakınlık açısından en emniyetli
>cevap (N+1)/2 dir. Bir yarışmada böyle bir soru sorulursa (doğruya en
>yakın olanı bilen kazanacak), ve bu cevabı verirsen, kazanma şansı en
>yüksek olan kişi sen olursun. İstatistiki olarak tabii.
>

></PARANTEZ>

james_b...@my-deja.com

unread,
Feb 7, 2000, 3:00:00 AM2/7/00
to
Benim boyle uyduruk bir terminolojiyle karisik laf salatalarina karnim
tok. Bir olayin olasiligini hesaplayacaksan, herseyden once olayi
tanimlar ve ornek uzayi (sample space) belirlersin, sonra ilgili
teoremleri (veya aksiyomlari) kullanarak hesabini yaparsin. Boylece
konu matematiksel bir kesinlik kazanmis olacagindan, olasilik
0.5 trilyonda bir miydi yoksa 3.14159265 katrilyonda bir miydi diye
tartismaya gerek kalmaz, bazi sayilari iskembeden attigin konusundaki
suphelerim de giderilmis olur.

Ama bunu yapamayacagini sen de biliyorsun, cunku ortada nesnel bir olay
yok! Mitolojik oykulerden, tehditlerden, boburlenmelerden, gereksiz
tekrarlardan olusan bir kitabin genelindeki, karincalarin konustugunu
ve bir insani (hem de ismiyle) teshis edebildigini iddia edebilecek
kadar masalsi, cehennem icin insanlar yarattigini soyleyebilecek kadar
akildisi yonlerini gozardi edip, icinden cimbizla cekip alinan bir kac
cumleyi mevcut bilimsel teorilerle iliskilendirme gibi son derece oznel
bir olay var. Senin amacin mucize aramak olduktan sonra, herhangi antik
veya mitolojik bir eserde bu mucizelerden(!) istedigin kadar bulursun.


--


If you were taught that elves caused rain, every
time it rained, you'd see the proof of elves.

james_b...@my-deja.com

unread,
Feb 7, 2000, 3:00:00 AM2/7/00
to

Gerci sonradan, deney sonucunun 3.5 cikacagini iddia ettigin kisim haric
(ki 6 civarinda bir sayi cikacaktir), hepsini duzeltmissin ama asagidaki
yazida cok komik bir duruma dusmussun

In article <389CCDC6...@demirbank.com.tr>,


Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:
> Bir önceki mesajın yine Türkiye'ye feed edilmemiş. Burada
cevaplıyorum.
>

> safa...@shaw.wave.xyz wrote:
> > >yapılmış olması gerekir. Yani (yaklaşık) katrilyon üzeri katrilyon
adet
> >

> > Bak bunu kacirmisim :) Demek hem de *yaklasik* katrilyon uzeri
> > katrilyon? Yaklasikligini bildigine gore bu buyuklugun aslini da
>
> Şimdi beni şaşırttın işte. Senden beklemezdim. Halbuki çok açık
> konuşmuştum. Ne demişim?
>

> 1. "Atmasyon ile bilme ihtimali trilyonda bir olan bir şeyi doğru
tahmin
> edebilmek için (ortalama) 1/2 trilyon adet hatalı tahmin yapmak
> gerekir..."
>
> 2. "...Evet, Kur'an ve İslam katrilyon üzeri katrilyonda bir ihtimalle
> atmasyon bir din olabilir..."
>
> 3. "...Katrilyon üzeri katrilyonda bir ihtimalle doğru olması muhtemel


> bir şeyin gerçekleşebilmesi için, o ihtimalin yarısı kadar adet hatalı

> deneme yapılmış olması gerekir.."
>
> 4. O halde, "...Yani (yaklaşık) katrilyon üzeri katrilyon adet sahte


din
> kafadan uydurulmuş olması lazım ki, bunlardan bir tanesinin iddiaları
> doğru çıksın."
>

> Katrilyon üzeri katrilyon bölü iki eşittir *yaklaşık* olarak katrilyon
> üzeri katrilyon. Sonsuz/2=Sonsuz gibi yani.
>

> Bu rakamı nereden bulduğuma gelince, bu rakamın ifade ettiği şey
> "astronomik boyutta fakat, sonsuz olmayan" bir ihtimal anlamındadır.
Gel
> istersen pazarlık yapalım, sen ne veriyorsun?.. :-))
>

> --
> Abdullah Ramazanoglu [ aramazanoglu AT demirbank DOT com DOT tr ]
> Qur'anic Miracles http://www.it-is-truth.org/frame.htm
> Kur'an Mucizeleri http://abdullah.8k.com/hakikat/
>

--

Abdullah Ramazanoglu

unread,
Feb 13, 2000, 3:00:00 AM2/13/00
to
Bir benim evvelki mesajıma bak, bir de senin verdiğin şu cevaba bak. Laf
olsun SCT dolsun... "Fiyasko" kolunda demir hakkında sazan atıp
duruyorsun ama işte görüyoruz demir kolundaki perişan halini. Bari sus
da "molla" zannetsinler...


safa...@shaw.wave.xyz wrote:
> Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:

--

Abdullah Ramazanoglu

unread,
Feb 13, 2000, 3:00:00 AM2/13/00
to
james_b...@my-deja.com wrote:
>
> Benim boyle uyduruk bir terminolojiyle karisik laf salatalarina karnim
> tok. Bir olayin olasiligini hesaplayacaksan, herseyden once olayi

Gerçeklere karnım tok desen?

[...]

> akildisi yonlerini gozardi edip, icinden cimbizla cekip alinan bir kac
> cumleyi mevcut bilimsel teorilerle iliskilendirme gibi son derece oznel
> bir olay var. Senin amacin mucize aramak olduktan sonra, herhangi antik
> veya mitolojik bir eserde bu mucizelerden(!) istedigin kadar bulursun.

Madem öyle meydan senin. Semavi Kitaplar dışında bir örnek bul da
bakalım.

Bunları Şafak ile detaylı olarak zaten konuşmuştuk. Sil baştan mı
yapacağız? Üstelik bir evvelki mesajımda sana da birkaç misal vermiştim.
Niye onlara bir açıklama getirmektense silmeyi tercih ettin?


> --
> If you were taught that elves caused rain, every
> time it rained, you'd see the proof of elves.

Not without a *fact* to base the *proof* on. So you should have said
"THOUGHT" instead of "taught". Better get rid of this ridiculous,
owner-mocker motto. Makes you look less intelligent than you actually
are.

Abdullah Ramazanoglu

unread,
Feb 13, 2000, 3:00:00 AM2/13/00
to
Tartışma başlarında dediklerim nasıl da çıkıyor?

<DEMİŞTİM_Kİ>
Ve dört: Tartışma stilini hiç değiştirmemişsin, gerek embryo
tartışmasında gerekse burada yaptığın şey, konunun özünü "unutup",
sarfedilen kelimelerde mümkünse bir hata yakalamak, olmadı spekülasyona
açık bir ifade yakalamaya çalışmak, hiç olmadı konuyla direkt ilgisi
olmayan bir ifadeyi manipüle etmek. Sonrada tüm resmi bir köşeye atıp,
bunu tartışmanın merkezine oturtmaya çalışmak...
</DEMİŞTİM_Kİ>

Ama şunu da demiştim :

<HEVESLENME>
Geçen seferki tartışmada (embyogenesis) yaptığın manipülasyonları
yeterince kaale almayarak, bir noktadan sonra seni kendi haline
bırakmıştım. Hörmette kusur etmişim anlaşılan. Bu sefer etmeyelim bari..
Yaptığın tüm manipülasyonları vitrine koyacağım, ve konunun aslına
yönelik sorularımı sen unuttukça ben hatırlatacağım bu sefer. Haydi
Bismillah :-)
</HEVESLENME>


04 Şubat 2000 tarihli mesajımda konuyu bağlamış ve istemeden birazcık da
morcivertselleşmene neden olmuştum sanırım.

Ama o mesajda detaylardan bir detay, ihtimal hesaplarıyla ilgili iki
farklı (ve çok temel) kuralı insanlık hali çorba etmişim, ve akabinde de
hatamı düzeltmiştim. Kaldı ki bu hata, tartışılan şeyin özünü kesinlikle
etkilemeyecek boyuttaydı. Trilyonda birlik bir şeyi tutturabilmek için
ortalama 1 veya 1/2 trilyon deneme yapmak gerekirmiş, ne büyük fark!
Çerçevedeki teknik detaya ilişkin bir hata yakaladın diye nasıl da
havaya girivermişsin ama? :))


safa...@shaw.wave.xyz wrote:
>
> Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:
>

> "N elemanli bir kumeden onceden belirlenmis bir elemani rastgele
> cekmek ihtimali 1/N'dir" diyeceksin, onu da eline yuzune bulastirdin
> ya.. Elbette, eger 1000 deney yaparsan bunlarin 1000/N'inde "dogru",
> 1000*(N-1)/N'inde "yanlis" top cekersin. Bu kadar basit.

Evvelki mesajımda çok basit ve temel iki kuralı dalgınlıkla çorba
etmişim:

1. 1-N arası bir sayı tahmininin ortalaması (N+1)/2 dir.
2. 1-N arası belirli bir sayıyı tutturabilmek için ortalama N tahmin
yapmak gerekir. (Evet, ORTALAMA olarak, "GEREKİR")

Son günlerde hiç yüksek voltaj ile de uğraşmamıştım ama, nasıl oldu da
bu ikisini çorbaladım ben de anlamadım :-)) İşin en komiği, bir de bunun
için ayrıntılı deney tarifleri verişim, ve zarın rastgelelik hatalarına
karşı uyarışım... Sonradan okuyunca ben de güldüm. Ama komiklik buraya
kadar.


> Ama senin daha onceki mesajinda dedigin, kelimesi kelimesine su:
>
> <QUOTE>

> Bana istatistik hesapları öğretmeye çalıştığına göre, ders-1 /
> konu-1'i de biliyorsundur. Atmasyon ile bilme ihtimali trilyonda bir
> olan bir şeyi doğru tahmin edebilmek için 1/2 trilyon adet hatalı
> tahmin yapmak gerekir değil mi?

> </QUOTE>
>
> GEREKMEZ! Hadi gecelim yarim trilyonu, bir trilyonu. Orada kendi

Buradan itibaren göçmüşsün mirim. Bariz mucizeyi iptal edecem derken
kendini iptal etmişsin de haberin yok. Bu tartışma kolu "embryo
fiyaskosu" idi hesapta, ve fiyaskonun hakiki sahibi de ayan beyan ortaya
çıkmıştı. Ne var ki, vaziyetin giderek daha da vahimleşiyor. Demedi
deme.

1/2 katsayısı hariç, ORTALAMA olarak GEREKİR! Ben komiklik sıramı
savdım. Şimdi sıra sende mi? Spesifik bir denemenin tahmin ihtimali
trilyonda birdir. Fakat doğru tahmin için ortalama olarak 1 trilyon defa
deneme yapmak gerekir. Her ikisi de doğru ve geçerli. Aslına
bakarsan, neticede ikisi de aynı kapıya çıkıyor. Ortalama olarak trilyon
yanılma ile bulunabilecek bir şeyi ilk denemede bulmak ile, trilyonda
bir ihtimali ilk denemede yakalamak aynı şey aslında. Sadece ifade şekli
farklı. (Zaten mucizeyi mucize yapan da BU! Eğer trilyon kez hatalı
deneme yapılmış olsaydı, o zaman bunun gerçekleşmesi sadece "beklenen"
bir
şey olurdu.)


> hatani orada kendin buldun. Aferin! Farkinda olmadan kendi argumanini
> da kendin curuttun. Istatistikte gereksinim olmaz.

Buradaki "gerekir" kelimesi, olmazsa olmaz bir ön şart anlamında
değildir. Zaten bu yüzden ORTALAMA kelimesini büyük harflerle yazıyorum.
Yani bu bir kuraldır, ve 1/N ihtimalli bir tahminin tutma şansı 1/N dir
(ne zeka! :), ve doğru tahmin ORTALAMA olarak N denemede bulunur. Bunu
böyle olduğunu sen de bildiğin halde, bunu bir "olmazsa olmaz gerek
şart" olarak demişim gibi göstermeye çalışmanı Manipülasyon #9 olarak
isimlendirebiliriz.


> Bir deneyinde istatistigi olmaz.

"Bir deney???" Evvelki mesajımda verdiğim misalleri niye sildin? Bu "bir
deney" lafını yüzün kızarmadan söyleyebilmek için mi?

Sonra ihtimal ile istatistiği karıştırma. Mucizenin istatistiğini mi
tutacaksın? Yine aynı yanılgıya mı düş(ür)meye çalışıyorsun? Hani şu
"mucize" ile "bilimsel keşif"i birbirine karıştırman gibi...


> Basimda kac sac teli oldugunu bir kerede bilmekle "bilimin
> aciklayamadigi" (senin lafin) "mucize" (bu da) yaratmis olmazsin.
>
> Senin ilk tahmininin de isabetli olmasi, 5000. tahminin de isabetli
> olmasi ihtimali ayni. Ustune ustuk, tahminin isabetli oldugu zaman

Eğer bilmiyorsan, cahili olduğun bir konuda ahkam kesmeye selahiyetin
yok. Eğer bile bile diyorsan...

Manipülasyon #10

Her tahminin kendi başına tutma ihtimali başka, bir tahmin dizisinin
tutma ihtimali başka. Her tahmini tek tek ele alırsan, her biri aynı
ihtimale sahip. Ama X adet tahminden oluşan bir diziyi ele alırsan, set
içindeki tahmin sayısı arttıkça, *set*in başarı ihtimali de artar. Zaten
bu yüzdendir ki, katrilyonda birlik bir şeyi tahmin etmek için ORTALAMA
olarak katrilyon deneme yapmak gerekir. İlk seferde (set boş iken)
başarı ihtimali katrilyonda birdir, ve dolayısıyla katrilyonda birlik
bir şanstır (mucizedir).


> deneyi durdurmakta anlasirsak, ve deneyi defalarca tekrarlayip senin
> en sik kacinci tahmininde dogru cevabi buldugunu tablolarsak (her
> seferinde tamamen rastgele tahmin yaptigini varsayarsak) 1. (ILK)
> tahmininde isabetli tahmin yapmanin, diger herhangi bir tahminde
> isabeti yakalamandan daha olasi oldugunu gorursun. Tahmin adedi
> arttikca, o tahminde dogru, oncekilerde yanlis tahmin yapmis olma
> ihtimali azalir.

Çorba etme konusunda beni geçtin. "Tamamen rastgele" seçimi de bu arada
katlettin.
Üstelik bu komikliğinin farkına varmak için benim uyarıma ihtiyacın var.
Karşındaki kişinin bir dili sürçtü diye hemen gaza gelip, öyle
bilmediğin konularda ahkam kesmeye başlarsan böyle oluyor işte...


> Simdi su iki temel kurali ezberleyene kadar tahtaya yaz:
>
> 1. Bir deneyin istatistigi olmaz!
> 2. Bir olayin, olduktan sonra, olma ihtimali 1'dir!

Sen de şunları iyi bir belle:

1a. Mucizenin deneyi de, istatistiği de olmaz.
1b. Mucize sayısı bir değil, bir çok.
2. Bunun tercümesi şudur: Bir mucize gerçekleştikten sonra, onun bir
mucize olduğu ihtimali 1'dir. Yani mucize kanıtlanmıştır. (Öyle ucuz
manipülasyonlar -numaralandırmaya bile gerek duymuyorum- böyle ters
teper işte)


> Bunlari iyi bir belle, sonra "conditional probability"ye (Bilenler bir
> zahmet Turkcesini hatirlativersin) gecelim ki Kuran'dan mucize
> cikaranlarin ucuncu ve temel gafi burada.
>
> Simdi "ben katrilyon uzere katrilyonu astronomik bir rakama ornek
> verdim" diyerek sivismaya calisma. Bu rakamin ASTRONOMIKLIGINI nasil
> hesapladin onu anlat. Ortaya bir hesap getir, bir referans getir.

Sıvışmak mı? Fiyaskoya uğrayan ben değilim. Bariz mucizelere
tek kelime bulamayıp moraran da ben depilim. Çareyi bunları silerek,
görmemiş (kimse de görmedi :) gibi davranma komikliğinde bulan da ben
değilim. Sıvışmak gibi bir kelime aklımın ucundan bile geçmemişti. Senin
aklına nereden geldi? :))

Fakat topu sürekli taca atmandan bıktığımı itiraf edeyim. En olmadık
detayları tartışmanın merkezine çekmeye çalışıyorsun. Bunlarla bu
fiyaskoyu gizleyebileceğini zannediyorsan, bence yanılmaktasın. Sana en
başta da söylemiştim: Buna asla izin vermeyeceğim. Manipülasyonlarının
tamamını çürüteceğim (zaten çürüttüm), öyle ki, her seferinde daha da
zayıf ve komik şeylerle gelmek zorunda kalacaksın. İşte görüyoruz da
zaten! 4 Şubat tarihli mesajımla olayı zaten noktalamıştım. Artık iş
"normal" ne demek, "anormal" ne demek, "kesin rakam veremiyorsan çölde
kum çok mudur, yok mudur..." gibi zırvalara kaldı. Madem polemik senin
stilin, o zaman kendi polemiğinin içinde adım adım çamura saplanman, ve
giderek daha da komik duruma düşmen kaçınılmaz. Zira güneşi polemikle
sıvamaya çalışıyorsun. Senin için üzgünüm.

Anlaşıldı. Sildiğin örnekleri aşağıya tekrar paste ediyorum. Bunların
bariz ve aşikar birer mucize içerdiğini görebilmek için arife tarif
gerekmemesine rağmen, James_Bald'a analitik olarak da izah etmiştim.
"Kesin rakam bulma" bahanesiyle konuyu saptırmana da izin vermeyeceğim.
Konu, bunun normal mi yoksa anormal mi olduğudur. Konu, bunların birer
mucize olup olmadıklarıdır. Ama aşağıda da gördüğün gibi, bu mucizeler
senin elini kolunu bağlıyor. Silmekten, ve her seferinde farklı
polemiklere girmekten başka çaren yok. (Bir de "sıvışmak" seçeneği var
tabii, ama... :-)

Madem mucize değil, senin silip benim tekrar hortlattığım şu
aşağıdakilere bir açıklama getiriversen ya! Hem de "kesin rakam" isteme
gibi gülünç bir duruma da düşmek zorunda da kalmazsın.

<HORTLA>


> Bunun gibi, binlerce "a posteriori" olarak, yorumcular tarafindan
> ozellikle dizayn edilmis zorlama "isabeti" biraraya getirsen de incir
> cekirdegini dolduracak delil teskil etmez.

"Zorlama isabet" :-))

Dağların kazıklar gibi çakıldığının bildirilmesi, ve hasbel kader, ne
tesadüf, vay be, dağların bazan magmaya kadar inen, dar açılı üçgen
şeklinde köklerinin bulunması. Dağın total kütlesinin sadece minimal bir
kısmının yer yüzünde bulunması... Tesadüfe bak sen...

Cenin gelişiminin en ince ayrıntılarıyla tasviri. Hiç bir yoruma yer
bırakmayacak açıklıkta anlatılması. Tesadüfe bak sen...

Cinsel ahlaksızlığın yayılması ile o güne kadar hiç karşılaşılmamış yeni


yeni hastalık ve iptilaların baş göstereceğinin bildirilmesi, ve cinsel
devrim akabinde AIDS, Herpes hastalıkları. Tesadüfe bak sen...

Dünya ve göklerin bir zamanlar birbirine yapışık ve bir arada olduğunun
bildirilmesi, ve Büyük Patlama. Tesadüfe gel tesadüfe...

Kainatın bir zamanlar duman bulutu halinde olduğunun bildirilmesi, ve
Kainatın bir zamanlar bir duman bulutu olması.. Ne şans!

Doludan bahsederken "onun yıldırımı" ifadesinin kullanılması, ve bulut
elektriklenmesinin hakikaten de dolu tanelerinin, çevredeki aşırı
soğumuş su damlacıkları ve buz kristalleriyle çarpışması sonucu
oluşması. Bu da eşantiyon tesadüf.

Say say bitmiyor, sen hala yok "zorlama isabetmiş", yok "kitaptan hikmet
çıkarmaya çalışıyormuş"... Kendi ağzından çıkana kendi kafan yatıyor mu?
İşte kalbine danış derken bunu kastediyordum. Çünkü salt akıl ile
değerlendirirsen, bunların aşikar birer mucize olduğunu görmek için
okuma yazma bilmek yeter. Ne var ki, bunu insaf ve vicdanının kabul
etmesi lazım. Aklın zaten olayı açık ve net olarak görüyor.

</HORTLA>


> Getir ortaya, Kuran'da "biz size demir indirdik, demir mukavemetlidir"

Neden demir ile ilgili tartışma kolunda dut yemiş gibisin de bu
"fiyasko" kolunda böyle ikinci sınıf demir polemikleriyle geliyorsun,
anlamıyorum. Demir koluna yazdığım mesaja iki hafta sonra verdiğin
cevabı görüyoruz. İncir çekirdeği doldurmaz fasa fisodan başka değil.
Demir kolundaki göçmüşlüğünü ayan beyan kendi ağzınla belgelemiş, ve
bana diyecek bir şey bırakmamışsın artık. Burada söylediklerin ise,
konuyu bulandırmaktan başka hiç bir şeye yaramayacak olan geçersiz laf
kalabalığı (kaldı ki, hepsi de defalarca cevaplanmıştı). Bunları orada
söylesen ya! Hayır. Bu kol, "fiyasko" kolu, ve bunu çorba etmene izin
vermeyeceğim. Ne demir ile, ne de başka bir şeyle.


> diyen ayetin yazilmis olma ihtimali ile demirin nukleon basina en
> guclu baga sahip olan cekirdek olma ihtimalini nasil hesapladigini,
> hep beraber aydinlanalim. Ben nasil hesapladigini (hesapladigini
> sandigini) pekala biliyorum. Ayni hatayi yapan ne ilk, ne bininci, ne
> de milyonuncu gafilsin. Ne var ki, kendi kuyunu kendi kazmani
> seyretmekten zevk aldigimi da itiraf edeyim.

Nedense yüzündeki gülümseme zevk gülümsemesinden ziyade, resmi bir
davette dar ayakkabı ile nasırı haşat olmuş bir ev sahibinin,
konuklarını ağırlarken takındığı gülümsemeyi andırıyor... Acı acı zoraki
sırıtma desek? :-))

james_b...@my-deja.com

unread,
Feb 13, 2000, 3:00:00 AM2/13/00
to
In article <38A604B6...@demirbank.com.tr>,

Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:
> james_b...@my-deja.com wrote:
> >
> > Benim boyle uyduruk bir terminolojiyle karisik laf salatalarina
karnim
> > tok. Bir olayin olasiligini hesaplayacaksan, herseyden once olayi
>
> Gerçeklere karnım tok desen?
>
Hayir, cok acik bir sekilde soyledim; uyduruk bir terminolojiyle karisik
laf salatalarina.

> [...]
>
> > akildisi yonlerini gozardi edip, icinden cimbizla cekip alinan bir
kac
> > cumleyi mevcut bilimsel teorilerle iliskilendirme gibi son derece
oznel
> > bir olay var. Senin amacin mucize aramak olduktan sonra, herhangi
antik
> > veya mitolojik bir eserde bu mucizelerden(!) istedigin kadar
bulursun.
>
> Madem öyle meydan senin. Semavi Kitaplar dışında bir örnek bul da
> bakalım.
>

Milattan once 5. yuzyilda yasamis antik yunan filozofu Empedokles'in
"Doga" adli manzumesinden bir alinti;

Ay orttu onun I$IklarInI,
Gune$ gecip giderken, kararttI yeryuzunun
Parlak gozlu ayIn geni$ligi kadar bir yerini
...

diyerek gunes tutulmasini tasvir ediyor.

Yine aynI eserde;

Boylece soluk alir verir butun nesneler: hepsinde kanI az
Et borucuklar yayIlmI$lardIr vucudun ust yuzune;
BunlarIn agIzlarInda derinin en ustu her yerde
Delinmi$tir sIk cizgilerle; oyle ki kan icerde kalIr,
Fakat kanallar icinde havaya yol acIktIr
...

diyerek deriyle solunum olayina i$aret ediyor gibi...

BunlarI kitaplIgImda yaptIgIm yakla$Ik 20 dakikalIk bir ara$tIrma sonucu
buldum. Eger vaktim ve de istegim olsa daha neler bulurum neler...

> Bunları Şafak ile detaylı olarak zaten konuşmuştuk. Sil baştan mı
> yapacağız? Üstelik bir evvelki mesajımda sana da birkaç misal
vermiştim.
> Niye onlara bir açıklama getirmektense silmeyi tercih ettin?
>

Onlara yorumumu getirmi$tim, anla$IlamamI$ olacak herhalde ki tekrar
yazmakta fayda goruyorum;

Ama bunu yapamayacagini sen de biliyorsun, cunku ortada nesnel bir olay
yok! Mitolojik oykulerden, tehditlerden, boburlenmelerden, gereksiz

tekrarlardan olusan bir kitabin genelindeki, karIncalarIn konu$tugunu ve
bir insanI (hem de ismiyle) te$his ettigini iddia edebilecek kadar
masalsI, cehennem icin insanlar yarattIgInI soyleyebilecek kadar
akIldI$I yonlerini gozardI edip, icinden cImbIzla cekip alInan bir kac
cumleyi mevcut bilimsel teorilerle ili$kilendirme gibi son derece oznel
bir olay var.


--
If you were taught that elves caused rain, every
time it rained, you'd see the proof of elves.

safa...@shaw.wave.xyz

unread,
Feb 13, 2000, 3:00:00 AM2/13/00
to
Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:

>Bir benim evvelki mesajıma bak, bir de senin verdiğin şu cevaba bak. Laf
>olsun SCT dolsun... "Fiyasko" kolunda demir hakkında sazan atıp
>duruyorsun ama işte görüyoruz demir kolundaki perişan halini. Bari sus
>da "molla" zannetsinler...

Yine iceriksiz bir mesaj atmisin. Okudun mu taviye ettigim konulari?
Anladin mi neden Chandrasekhar kutle limitinin (1.44 gune kutlesi)
nereden ciktigini? Elektron ust limit olan (limitin tanimina da
bakiver bu arada) isik hizinda gitse bile dejenere elektron basincinin
bu asamada cokusu durduramadigini? Cahillik suc degil, ama sana bu
kadar aciklama yapip dogru yolu goterdikten, tarama yapman icin
birsuru terim, "keyword" verdikten sonra hala kalkip "elektron isik
hizinda gitmez ki! Yuuuh, perisan oldun" diye hem karacahilce, hem
ukalaca laflarina devam edersen kimin molla bozuntusu oldugunu
tartismaya pek gerek kalmamis olur.

>safa...@shaw.wave.xyz wrote:
>> Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:

--

safa...@shaw.wave.xyz

unread,
Feb 13, 2000, 3:00:00 AM2/13/00
to
Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:

Gereksiz, iceriksiz polemige girmeyecegim.

Bak ustute iki hatani aynen tekrarliyorsun. Sondan baslayalim: "Eger 1
trilyon hatali tahmin yaparsan dogru tahmin yapman beklenir" lafina
ortaokul cocuklari bile guler. Istersen 1 degil 1000 trilyon hatali
tahmin yapmis ol, 1000 trilyon + 1'inci tahminde de dogru tahmin yapma
olasiligin 1/1 trilyon. Onceden birsuru yanlis tahmin yapmis olman
simdi dogru tahmin yapmani "beklenir" (veya gerektirir) yapmaz. Bu
biiiir.

Ikincisi ie yine su ucuz mucizelerin. Gercekleme olasiligi milyonda
bir olan bir olayin HERHANGI BIR ANDA (ilk tahminde de, 10000000.
tahminde de) gerceklesmesi mucize olmaz. Zira senin tanimina gore
mucize bilimsel olarak aciklanamayan bir olay. OYSA, olma olasiliginin
1/1 trilyon oldugu bir olayin daha ilk denemede olmasi ise ISTATISTIK
VE IHTIMAL hesabi ile pekala aciklaniyor: Olma olasiligi 0'dan farkli
olan bir olay olabilir! Ha 1. denemede olmus, ha 10000000. denemede
olmus birsey farketmez. 10000000. denemede tutturman mucize olmuyorsa
1. denemede de tutturman da mucize olmaz.

"Ortalama" kavramini anlamissin, tebrikler. Ne var ki, daha katedecek
yolun var.

Bunlari belirttikten sonra, eger sen surekli olarak KONTROLLU deney
sartlarinda tahmin yapiyorsan, ve tahminlerin, eldeki modele uyusmuyor
ise, belli bir "confidence" ile modelin parametrelerinin oyle degil de
boyle olmasi ihtimalini hesaplayabilirsin. Bu "confidence" tahmin
adedi ile artar. Bir deneyin standard sapmasi belirsiz oldugu icin bir
tahminin tutmasi veya tutmamasi (a priori olasiligi sirayla 0 veya
1'den farkli ise) sana bir bilgi vermez.

Kuran ile alakasina gelice.. Bir maymunun klavyedeki 5 tusa rastgele
basarak "DEMIR" yazabilmesi ihtimali, yaklasik 100^5'dir. "DEMIR
MUKAVEMETLIDIR" yazabilme ihtimali (20 tusa basarak), 100^20 dir.. vs.
Bu sekilde bir maymunun N tusa rastgele basarak N karakterlik bir dizi
yazabilme ihtimalini hesaplamak hic de zor degil. Bir maymunun bu
sekilde rastgele tuslara basarak Kuran'dan herhangi bir ayeti
yazabilme ihtimali, senin deyiminle ASTRONOMIK'tir.

Iyi hos da, Kuran'i maymuna yazdirmak ancak senin yapacagin bir is!
Kimse Kuran'i maymun yazmistir demiyor! Yukardaki sekilde hesaplanan
astronomik rakamlar ancak bu iddiayi yapanin astronomik boyutlardaki
cehaletine delil olur.

Kuran'i o devirdeki insan yazmis ise, (a priori olarak) icinde "DEMIR"
gecme olasiligi oldukca yuksek. "DEMIR MUKAVEMETLIDIR" yazilma
olasiligi (yine a priori olarak) yuksek. Kuran'in temel tavri gozonune
alinira "(BIZ) SIZE DEMIR INDIRDIK" yazilma olasiligi yine yuksek
(Ayni laf demirden sigira kadar cesitli seyler icin soylenmi). Bu uc
onermenin, insan icerik baglari kurabildigi icin, ayni cumlede/ayette
yer alma olasiligi da yuksek. Ama ne kadar yuksek? Bunu hesaplamak
biraz zaman alir ve o donemin sozlu/yazili metinlerinin itatistik
incelemesini gerektirir. "Yuksek" derken de 0.6 falan gibi bir
ihtimalden soz etmiyorum. Trilyonda bir bile, yukardaki maymun
hesabiyla ortaya cikan ASTRONOMIK rakamlara gore cok yuksek bir
ihtimaldir.

Buraya kadar guzel de, simdi "a priori" ve "a posteriori" ayirimini
yapmak lazim. Bir olayin onceden olma ihtimali baska, olduktan sonraki
ihtimali baska. Bir olayin olduktan sonra olmus olma ihtimali tami
tamina 1'dir. Ve eger bu olayin olmadan once 0'dan farkli bir ihtimali
var idiyse, ortada hicbir celiski veya mucize olmaz. Gel hesapla,
herhangi bir edebi eserin "It was the best of times, it was the worst
of times..." diye baslama ihtimalini. Cevabin ister trilyonda bir,
ister trilyarda bir olsun. Ben sana boyle bir eser yazilmistir desem,
"vay be, mucizeye bak" mi dersin? Ama ayni seyi Kuran icin
soyleyebiliyorsun cunku Kuran'in mucize olduguna sartlanmissin bir
kere. Isin icine Kuran, din, Islam girince rasyonel dusunme ve
hesaplama kabiliyetin 0'laniyor.

Kuran'da demirden bahsedilmesi ihtimali, Kuran'i o devrin insani
yazmis ise, 0'dan farklidir. Bu is olduktan sonra ise olmus olmasi
mucize, celiski, bilimin aciklayamadigi bir durum olmaz. Bir kere
Kuran'daki demir ayetinin ne amacla gecildigi, veya anlami senin
yorumuna bagli. Sen yorumunu yaparken de yine "a posteriori" olarak
kesfedilmis bir gercek (Demir'in nukleon basina dusen bag enerjisi)
ile baglanti kuruyorsun. Eger bir iddiada (onerme) bulunacaksan araya
kondiyonel bag kurmak durumundasin. Mesela "Kuran'da demir gecerse bu
Kuran'in Allah tarafindan, gecmez ise insan tarafindan yazildigina
delildir" gibi.. Ama boyle bir kondisyoneli olay olmadan once
kuracaksin ve yaptigin iddianin onerme olabilmesi icin hangi durumda
yanlis olabilecegini de belirtmen lazim. Olduktan sonra kurmakla kendi
kendini kandirmis olursun. Tabi kondisyoneli ne zaman kurdugun kadar,
nasil kurdugun da onemli. Mesela yukardaki onermenin hicbir dayanagi
yok. Kuran pekala insan tarafindan yazilmi olsa da icinde "demir"
gecebilir. Dayanakli bir onerme, mesela, su olabilir: "Kuran'da
hidrojen atomunun ozellikleri (ornegin enerji seviyeleri) tasvir
ediliyorsa bu Kuran'in Allah tarafindan, edilmiyorsa insan tarafindan
yazildigina delildir". Yine dikkat edilmesi gereken hususlar (ornegin
tasvir edilen seyin hidrojen olup olmadigi, yorumcunun kendi
onyargisini ne derece isin icine kattigi.. vs). Yine de, Kuran'da o
devrin bilgisine ters dusen ama gunumuzde dogrulugunu bildigimiz
onermeler olmus olsa incelemeye deger. Ne var ki, hem Kuran, hem
hadislerin icerdigi bilgi o devirde bilinenlerin, veya tahmin
edilebilenlerin otesine gitmiyor. Hatta ve hatta o devirde yanlis,
eksik bilinenler bile tekrar edilmis. Bilgiler disindaki iddialarin
ise (mesela kafirler cehenneme gidecek gibi) herhangi bir sekilde
sinanmasi mumkun olmadigi icin ("how convenient!") bunlari onerme
sinifina almak mumkun degil.

>> hatani orada kendin buldun. Aferin! Farkinda olmadan kendi argumanini
>> da kendin curuttun. Istatistikte gereksinim olmaz.

>Buradaki "gerekir" kelimesi, olmazsa olmaz bir ön şart anlamında
>değildir. Zaten bu yüzden ORTALAMA kelimesini büyük harflerle yazıyorum.
>Yani bu bir kuraldır, ve 1/N ihtimalli bir tahminin tutma şansı 1/N dir
>(ne zeka! :), ve doğru tahmin ORTALAMA olarak N denemede bulunur. Bunu
>böyle olduğunu sen de bildiğin halde, bunu bir "olmazsa olmaz gerek
>şart" olarak demişim gibi göstermeye çalışmanı Manipülasyon #9 olarak
>isimlendirebiliriz.

Kendi hatalarini benim manipulasyonum olarak "isimlendirme" iddian
sonucta senin "credibility"ni ve durustlugunu zedeliyor.

--

james_b...@my-deja.com

unread,
Feb 13, 2000, 3:00:00 AM2/13/00
to
In article <38A604B0...@demirbank.com.tr>,

< James Bald 007 araya maydanoz olur >

Birincisi 0.5 trilyon sayisi yanlis, ikincisi ilk mesajInda "ortalama"
sozcugu gecmiyor, sonradan eklenmi$. Uygun sozcukleri ve terminolojiyi
kullanmayIp (hele ki matematikle ilgili bir konuda) kar$Indaki
tarafIndan yanlI$ anla$IlIrsan sucu kendinde araman lazIm. Sayfalar
dolusu yazIp ta anlatamadIgIn $ey $una benzer tek bir cumlede
anlatIlabilirdi; "Her birinin gercekle$me olasIlIgI p olan birbirinden
bagImsIz olaylarda, olay gercekle$ene kadar yapIlmasI gereken deneme
sayIsInIn 'beklenen degeri' (expected value) 1/p dir". (merak ediyorsan
bu teoremin ispatInI da gonderirim). 'Beklenen deger' gibi ihtimaller
hesabInda 'well-defined' bir terimi kullanmak varken, kendi uydurdugun
bir terminoloji kullanIrsan tabii ki anla$IlmayI beklememelisin.


Fakat benim esas dikkati cekmek istedigim nokta yukardaki yazdigim
degil; bir olayIn gercekle$me olasIlIgInI hesaplamak icin, her$eyden
once olayIn tanImlanmasI ve ornek uzayIn (sample space) belirlenmesi
gereklidir. Ornegin, icinde, uzerlerine 1'den N'ye kadar sayIlar
yazIlmI$ ozde$ toplar bulunan bir torba icinden spesifik bir sayIyI
cekme olayI gibi. Senin olasIlIgInIn bilmem kac trilyonda bir oldugunu
iddia ettigin olayda, daha olay tanImlI degil! En azIndan nesnel olarak,
ornegin torbadan top cekme deneyinde oldugu gibi, tanImlI degil. Icinde
sadece demir ve indirmek sozcukleri geciyor diye, bunun falanca bilimsel
teoriye i$aret ettigini iddia etmek, hatta bu cumlenin butun sozkonusu
demirle ilgili teorileri kapsadIgI gibi bir izlenim vermek, hic de
nesnel bir olay tanImI degil.


AslInda bu kadar lafa gerek bile yok, madem bir olayIn olasIlIgInIn
bilmemkacta bir oldugu iddiasInda bulunuyorsun, buyur meydan burada;
hesapla olayIn gercekle$me olasIlIgInI. I$e olayI ve ornek uzayI *net
bir $ekilde* tanImlamakla ba$lamayI unutma sakIn! Hicbir demogojiye yer
vermeden, diger bir deyi$le, herhangi bir matematikcinin kabul edecegi
bir hesap istiyorum, yani oznel olmayan, hesabIn sonucu hesabI yapan
ki$iye bagImlI olmayan bir hesap :)

< James bald 007 araya maydanoz olmaya son verir. $imdilik... >

safa...@shaw.wave.xyz

unread,
Feb 13, 2000, 3:00:00 AM2/13/00
to
On Sun, 13 Feb 2000 12:17:30 GMT, safa...@shaw.wave.xyz wrote:

>>> Bir deneyinde istatistigi olmaz.

>>"Bir deney???" Evvelki mesajımda verdiğim misalleri niye sildin? Bu "bir
>>deney" lafını yüzün kızarmadan söyleyebilmek için mi?

Deney derken basimdaki sac telini tahmin etme deneyini kastediyorum.
Yoksa "Kuran'daki misaller" deney sinifina girmiyor bile. Deney
yapacaksan kontrollu sartlarda, yoruma bagli olmayan objektif bir
dille (mesela matematik formulasyonu icinde), deneyin bir iddiasi
varsa basarili ve basarisiz olma durumlarini ayirarak yapacaksin.
(Onceki yazimi okuyuver.)

>>Sonra ihtimal ile istatistiği karıştırma. Mucizenin istatistiğini mi
>>tutacaksın? Yine aynı yanılgıya mı düş(ür)meye çalışıyorsun? Hani şu
>>"mucize" ile "bilimsel keşif"i birbirine karıştırman gibi...

Olma ihtimali 0'dan farkli bir olayin olmasi mucize olmaz. Senin
anladigin anlamda ("bilimin aciklayamadigi") mucize olma ihtimali 0
olan bir olayin olmasi, veya olma ihtimali 1 olan bir olayin
olmamasidir. Sana inansak, 1/1,000,000 ihtimali olan bir olayin ilk
denemede olmasi eger mucize oluyorsa, 1/10 ihtimali olan bir olayin
ilk denemede olmasi da yine mucize ("kucuk" mucize) olur gibi sacma
sapan bir sonucla karilasacagiz. Mucize sinirini nerede ciziyorsun?
Objektif bir mucize siniri ihtimali mi var? Varsa soyle. Yoksa
sacmaliyorsun derim.

>>> Basimda kac sac teli oldugunu bir kerede bilmekle "bilimin
>>> aciklayamadigi" (senin lafin) "mucize" (bu da) yaratmis olmazsin.
>>>
>>> Senin ilk tahmininin de isabetli olmasi, 5000. tahminin de isabetli
>>> olmasi ihtimali ayni. Ustune ustuk, tahminin isabetli oldugu zaman

>>Eğer bilmiyorsan, cahili olduğun bir konuda ahkam kesmeye selahiyetin
>>yok. Eğer bile bile diyorsan...

Pespese hatalar yapan sensin.

>>Manipülasyon #10
>>
>>Her tahminin kendi başına tutma ihtimali başka, bir tahmin dizisinin
>>tutma ihtimali başka. Her tahmini tek tek ele alırsan, her biri aynı
>>ihtimale sahip. Ama X adet tahminden oluşan bir diziyi ele alırsan, set
>>içindeki tahmin sayısı arttıkça, *set*in başarı ihtimali de artar. Zaten
>>bu yüzdendir ki, katrilyonda birlik bir şeyi tahmin etmek için ORTALAMA
>>olarak katrilyon deneme yapmak gerekir. İlk seferde (set boş iken)
>>başarı ihtimali katrilyonda birdir, ve dolayısıyla katrilyonda birlik
>>bir şanstır (mucizedir).

Haaaa. Bak nasil tuzaga dustun! Demek katrilyonda bir olma ihtimali
olan bir seyin ilk denemede gerceklemesi mucize.. Sana iki adet,
sasirtmacasiz soru. Yigit isen cevapla!

1. Ayni olayin, 1. degil de 1,000,000,000,001. denemede gerceklesmesi
de mucize olur mu?

2. Katrilyon yerine trilyon olsa yine mucize olur mu?

Cevaplari bekliyorum. Hep beraber gulecegiz.

>>> deneyi durdurmakta anlasirsak, ve deneyi defalarca tekrarlayip senin
>>> en sik kacinci tahmininde dogru cevabi buldugunu tablolarsak (her
>>> seferinde tamamen rastgele tahmin yaptigini varsayarsak) 1. (ILK)
>>> tahmininde isabetli tahmin yapmanin, diger herhangi bir tahminde
>>> isabeti yakalamandan daha olasi oldugunu gorursun. Tahmin adedi
>>> arttikca, o tahminde dogru, oncekilerde yanlis tahmin yapmis olma
>>> ihtimali azalir.

>>Çorba etme konusunda beni geçtin. "Tamamen rastgele" seçimi de bu arada
>>katlettin.
>>Üstelik bu komikliğinin farkına varmak için benim uyarıma ihtiyacın var.
>>Karşındaki kişinin bir dili sürçtü diye hemen gaza gelip, öyle
>>bilmediğin konularda ahkam kesmeye başlarsan böyle oluyor işte...

Soyledigim hersey dogru. Yanlisim varsa goster. Yoksa "bilmedigin
konularda" diye ukalalik yapman, ozellikle defalarca hatalarini ortaya
doktukten sonra, komik kaciyor.

>>> Simdi su iki temel kurali ezberleyene kadar tahtaya yaz:
>>>
>>> 1. Bir deneyin istatistigi olmaz!
>>> 2. Bir olayin, olduktan sonra, olma ihtimali 1'dir!

>>Sen de şunları iyi bir belle:
>>
>>1a. Mucizenin deneyi de, istatistiği de olmaz.

Bre gafil, o zaman ne diye gunlerdir istatitik olarak gerceklesmesi
dusuk olan seyin olmasi mucizedir diye iddia ediyorsun? Kendi kendinle
celistiginin farkina varamadin mi hala?

>>1b. Mucize sayısı bir değil, bir çok.

Once bana Kuran'dan BIR adet mucize goster! (Hesabiyla kitabiyla,
sallamaca degil haaa) Gosteremezsen, "oooo cok mucize" var demen biraz
boslukta kaliyor.

>>2. Bunun tercümesi şudur: Bir mucize gerçekleştikten sonra, onun bir
>>mucize olduğu ihtimali 1'dir. Yani mucize kanıtlanmıştır. (Öyle ucuz
>>manipülasyonlar -numaralandırmaya bile gerek duymuyorum- böyle ters
>>teper işte)

Hem "Mucizenin deneyi de, istatistiği de olmaz" diyorsun, hem de
ihtimal hesabi icin gecerli olan bir seyi karman corman edip mucize'ye
uyarlamaya calisiyorsun. Ne diyeyim, kolay gelsin.

>>> Bunlari iyi bir belle, sonra "conditional probability"ye (Bilenler bir
>>> zahmet Turkcesini hatirlativersin) gecelim ki Kuran'dan mucize
>>> cikaranlarin ucuncu ve temel gafi burada.
>>>
>>> Simdi "ben katrilyon uzere katrilyonu astronomik bir rakama ornek
>>> verdim" diyerek sivismaya calisma. Bu rakamin ASTRONOMIKLIGINI nasil
>>> hesapladin onu anlat. Ortaya bir hesap getir, bir referans getir.

>>Sıvışmak mı? Fiyaskoya uğrayan ben değilim. Bariz mucizelere
>>tek kelime bulamayıp moraran da ben depilim. Çareyi bunları silerek,
>>görmemiş (kimse de görmedi :) gibi davranma komikliğinde bulan da ben
>>değilim. Sıvışmak gibi bir kelime aklımın ucundan bile geçmemişti. Senin
>>aklına nereden geldi? :))

Bos laf.. Okudugunu anlayamadiyan tekrar ediyorum:

Bu rakamin ASTRONOMIKLIGINI nasil hesapladin onu anlat. Ortaya bir
hesap getir, bir referans getir.

>>Fakat topu sürekli taca atmandan bıktığımı itiraf edeyim. En olmadık


>>detayları tartışmanın merkezine çekmeye çalışıyorsun. Bunlarla bu
>>fiyaskoyu gizleyebileceğini zannediyorsan, bence yanılmaktasın. Sana en
>>başta da söylemiştim: Buna asla izin vermeyeceğim. Manipülasyonlarının
>>tamamını çürüteceğim (zaten çürüttüm), öyle ki, her seferinde daha da
>>zayıf ve komik şeylerle gelmek zorunda kalacaksın. İşte görüyoruz da
>>zaten! 4 Şubat tarihli mesajımla olayı zaten noktalamıştım. Artık iş
>>"normal" ne demek, "anormal" ne demek, "kesin rakam veremiyorsan çölde
>>kum çok mudur, yok mudur..." gibi zırvalara kaldı. Madem polemik senin
>>stilin, o zaman kendi polemiğinin içinde adım adım çamura saplanman, ve
>>giderek daha da komik duruma düşmen kaçınılmaz. Zira güneşi polemikle
>>sıvamaya çalışıyorsun. Senin için üzgünüm.

Bos laf.. Okudugunu anlayamadiyan tekrar ediyorum:

Bu rakamin ASTRONOMIKLIGINI nasil hesapladin onu anlat. Ortaya bir
hesap getir, bir referans getir.

>>Anlaşıldı. Sildiğin örnekleri aşağıya tekrar paste ediyorum. Bunların


>>bariz ve aşikar birer mucize içerdiğini görebilmek için arife tarif
>>gerekmemesine rağmen, James_Bald'a analitik olarak da izah etmiştim.
>>"Kesin rakam bulma" bahanesiyle konuyu saptırmana da izin vermeyeceğim.
>>Konu, bunun normal mi yoksa anormal mi olduğudur. Konu, bunların birer
>>mucize olup olmadıklarıdır. Ama aşağıda da gördüğün gibi, bu mucizeler
>>senin elini kolunu bağlıyor. Silmekten, ve her seferinde farklı
>>polemiklere girmekten başka çaren yok. (Bir de "sıvışmak" seçeneği var
>>tabii, ama... :-)

Bos laf.. Okudugunu anlayamadiyan tekrar ediyorum:

Bu rakamin ASTRONOMIKLIGINI nasil hesapladin onu anlat. Ortaya bir
hesap getir, bir referans getir.

Bana kirk dereden su getirecegine su hesabi yaziver de agzimin payini
alayim, olmaz mi? Tabii eger devlet sirri degilse :)

Yok Kuran'da daglarin kokleri, yok duman bulutu, yok AIDS, yok
topraktan insan.. vs silindi. Ortaya objektif bir hesap getiremiyorsan
yaratici yorumlarla anlam kaymasi uretip sonradan bag kurmak kolay. Bu
is "aaa, su bulut ejderhaya benziyor, mucize!" demekle ayni
entellektuel seviyede kaliyor. Bana Kuran'daki TEK (IKI degil, UC
degil, TEK) bir mucizenin neden ve nasil mucize oldugunu hesabiyla,
kitabiyla, referansiyla getir. Eger BIR mucizenin varligini
gostermekten aciz isen istersen bin tane desteksiz iddia at, degeri
olmaz.

safa...@shaw.wave.xyz

unread,
Feb 13, 2000, 3:00:00 AM2/13/00
to
Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:

Son olarak, her sacma iddianin analizini yapacak degilim. Ama yapanlar
yapmis. Su senin "tesaduf"lerin teferruatli incelemeleri asagidaki
linklerde:

http://www.answering-islam.org.uk/
http://www.answering-islam.org.uk/Science/
http://www.answering-islam.org.uk/Quran/Science/embryo.html
http://www.rim.org/muslim/musapol.htm
http://www.answering-islam.org.uk/Hoaxes/

..etc

Haaa.. Bir de, Kuran'da daglarin temellerinden bahsediliyor, dogrudur,
ama ayni zamanda konusan karincalardan da bahsediliyor. Demir
indirmekten bahsedildigi de dogrudur ama sigir indirmekten de
bahsediliyor. Secmece mi bu is? Buyur bana konusan bir karinca
gosteriver.

--

safa...@shaw.wave.xyz

unread,
Feb 14, 2000, 3:00:00 AM2/14/00
to
Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:

>> Oku ve ogren. Hem link veriyorum, hem de sana ozel "cut-paste" yaptim:

>[ ... ]

>> Sonuc? Spermle yumurta dollendigi anda tum genetik bilgi (seks dahil) belirlenir.
>>Britannica'yi
>> begenmediysen bu linklerden "Bibliography" kismina gec, oradaki dergileri, kitaplari >oku.

>[ ... ]

>> Ben soyleyince inanmiyorsun, sana referans gosterince "cut-paste" yaptin diyorsun. >Kirk
>> dereden su getirecegine biraz arastir, ogren, abuk sabuk iddialarla gelme her >seferinde. Her
>abuk
>> sabuk iddiayi curutmek vazifem degil.

>Sağol ama ansiklopedik öğretmenliğine hiç ihtiyacım yoktu. Konu
>hakkındaki ansiklopedik bilgilerin yarısını zaten biliyordum, diğer
>yarısını da evvelki tartışmamız sırasında zaten araştırmıştım. Ben sana
>bilimsel konular ansiklopedik bilgiyle tartışılmamalıdır diyorum, ve
>misal olarak (yani ansiklopediye bir meydan okuma olarak) atmasyon bir
>what-if teori (tamam, biraz çala kalem ve düşünmeden) getiriyorum, sen
>de bana bunun böyle olmadığını ansiklopediye dayanarak söylüyorsun.
>Ben zaten ansiklopediyi sınava tabi tutuyorum, sen karşıma cevap olarak
>yine onu çıkarıyorsun.

Kendini kandirma, hicbirseyi sinava tabi tutacak kapasitede degilsin.
Genetik biyoloji alaninda kac deney yaptin, kac makale yayinladin?
Sirf hadiste cinsiyet 42. gunde belli olur dedigi icin oyle mi
olacagini saniyorsun? Ansiklopedinin yanlis oldugu durumlar vardir
tabi ama 1400 yil once col Arabinin (ki o bile degil, ondan da once
eski Yunanlinin) sinirli gozlem ve gereginden fazla "deduction"
yaparak soylemis oldugu lafa inanirken niye ayni hassasiyeti,
sorgulayici tavri gosteremiyorsun? Bak sana kac kere soyledim,
ansiklopediye inanmiyorsan en azindan orada verilen bibliografiye bak,
kitap, dergi, makale kaynaklarindan olayin aslini arastir. Millet
koyun "clone"luyor, farede insan kulagi yetistiriyor, sen hala kalkmis
genetigin en temel, onyillardir hicbir sekilde aksi yonde gozlem ve
deneyi yapilmamis bir ongorusunun yanlis oldugunu savunuyorsun. "Flat
earth"culer bile guler adama.

>Hiç bilmiyordum, ne kadar aydınlandığımı
>anlatamam.

Bakalim aydinlanmis misin.. Soyle bakalim, insan embryosunda cinsiyet,
dollenmeyi muteakip, kacinci gunde belirlenir?

safa...@shaw.wave.xyz

unread,
Feb 14, 2000, 3:00:00 AM2/14/00
to
Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:

[...]

>Ayrıca, ALLAH'ın Demiri "Evrene" dışarıdan getirdiğini de söyleyen yok.
>"Dünyaya" dışarıdan gönderdiğini söyleyen var. Bu bilimsel olarak ta
>ispat edildi (Demirin Dünyada var oluşunun imkansızlığı şeklinde),
>Kur'an 'da da yazıyor.

Bak ne guzel cuvalladin yine! Donald Duck alinmasin, kendimi ordek
avinda gibi hissediyorum..

Daha once iddia ediyorsun ki demirin yildizlarda olusup, sonra da
evrene yayilmasi mumkun degildir. Kendi kendinle celistigin noktayi
ortaya cikarmak icin bir an olsun bu sacma iddiana inanalim.

Sana basit bir soru.. Mars (genel olarak) ne renktir?

Hala anlamadin mi nerede cuvalladigini?

Bay saskin, eger demirin kainata Allah'in mudahalesi olmadan yayilmasi
mumkun degil ise, ve de Allah demiri (senin yukarda iddia ettigin
gibi, yani aynen sigiri indirdigi gibi) dunyaya ozel indirdi ise,
NEREDEN geldi Mars'taki demir? Nereden geldi diger gezegenlerdeki,
astreoidlerdeki, gunesteki demir? Nereden geldi kainatin genelinde
gozlemledigimiz demir? Kainatin her kosesi demir dolu!

Haa, iste boyle. Ne demisler, "you can't have your cake and eat it
too". Bu kadar sacma iddiayi birarada sentezlemeye calisirsan
iddialarinin tek tek bilimsel tutarsizligi soyle dursun, kendi
kendinle celisirsin.

Gel aklini basina topla, iman edeceksen adam gibi iman et. Din ile
bilimi bagdastiracagim diye kendini paralama, yazik..

safa...@shaw.wave.xyz

unread,
Feb 19, 2000, 3:00:00 AM2/19/00
to
Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:

>> >1/2 katsayısı hariç, ORTALAMA olarak GEREKİR! Ben komiklik sıramı
>> >savdım. Şimdi sıra sende mi? Spesifik bir denemenin tahmin ihtimali
>> >trilyonda birdir. Fakat doğru tahmin için ortalama olarak 1 trilyon defa
>> >deneme yapmak gerekir. Her ikisi de doğru ve geçerli. Aslına
>> >bakarsan, neticede ikisi de aynı kapıya çıkıyor. Ortalama olarak trilyon
>> >yanılma ile bulunabilecek bir şeyi ilk denemede bulmak ile, trilyonda
>> >bir ihtimali ilk denemede yakalamak aynı şey aslında. Sadece ifade şekli
>> >farklı. (Zaten mucizeyi mucize yapan da BU! Eğer trilyon kez hatalı
>> >deneme yapılmış olsaydı, o zaman bunun gerçekleşmesi sadece "beklenen"
>> >bir
>> >şey olurdu.)

>> Bak ustute iki hatani aynen tekrarliyorsun. Sondan baslayalim: "Eger 1
>> trilyon hatali tahmin yaparsan dogru tahmin yapman beklenir" lafina
>> ortaokul cocuklari bile guler. Istersen 1 degil 1000 trilyon hatali
>> tahmin yapmis ol, 1000 trilyon + 1'inci tahminde de dogru tahmin yapma
>> olasiligin 1/1 trilyon. Onceden birsuru yanlis tahmin yapmis olman
>> simdi dogru tahmin yapmani "beklenir" (veya gerektirir) yapmaz. Bu
>> biiiir.

>Şafak, üzgünüm ama sen deneme ile deneme seti arasındaki farkı
>bilmiyorsun. Ayrıca, bunu defalarca söylememe rağmen yine de
>anlayamıyorsun. Benim yapabileceğim daha fazla bir şey yok malesef. Bu
>ikisi arasındaki farkı iyi bir öğren, öyle gel derim. Ama anlamasan da
>bana inan lütfen, eğer hep yanılmışsan, trilyonuncu denemede başarılı
>olman ortalama olarak *beklenir*. Malesef böyle. Sana acaip de gelse
>böyle, anlamasan da böyle.

Bana hayatimda hic milli piyangodan para vurmadi. Su anda bir milli
piyango bileti alsam, para vurma ihtimali hayatimda ilk aldigim
biletten yuksek mi olur???

Ya ihtimal ve istatistik konusunda karacahilsin, ya da hatani sen de
gordun de Dumrul'un dedigi gibi kivirarak durumu kurtarabilecegini
saniyorsun.

>> Ikincisi ie yine su ucuz mucizelerin. Gercekleme olasiligi milyonda
>> bir olan bir olayin HERHANGI BIR ANDA (ilk tahminde de, 10000000.
>> tahminde de) gerceklesmesi mucize olmaz. Zira senin tanimina gore
>> mucize bilimsel olarak aciklanamayan bir olay. OYSA, olma olasiliginin
>> 1/1 trilyon oldugu bir olayin daha ilk denemede olmasi ise ISTATISTIK
>> VE IHTIMAL hesabi ile pekala aciklaniyor: Olma olasiligi 0'dan farkli
>> olan bir olay olabilir! Ha 1. denemede olmus, ha 10000000. denemede
>> olmus birsey farketmez. 10000000. denemede tutturman mucize olmuyorsa
>> 1. denemede de tutturman da mucize olmaz.

>Ansiklopedik sözlüğü kucağına alıp, ihtimal ve istatistik üzerine
>tartışmaya kalkmamak lazım. Haydi bunu yaptın diyelim, ama bir de
>istatistik prof.u havalarına girmiyor musun? Bayılıyorum doğrusu... :-))

Havami ister begen, ister begenme. Soylediklerimin hepsi kelimesi
kelimesine dogru. Bir tane yanlisimi goster!

>Bu dediklerinin neresinden tutayım şimdi? Katletmişsin ihtimali de,
>istatistiği de, bilimi de, sözlüğü dee...

Bir tane yanlisimi goster! Gosteremiyorsan bos konusuyorsun.

>Bir. Birinci tahminde bulma ihtimaliyle bininci tahminde bulma ihtimali
>aynıdır. Fakat bir tahminde bulma ihtimaliyle bin tahminde bulma
>ihtimali aynı değildir.

Kivirtma simdi. Basimdaki sac teli sayisini tahmin ederken bin tahmin
yapmiyordun. Hatirla, "ilk tahminde bulmam mucizedir (yani bilimsel
olarak aciklanamaz)" demistin. Git, yazmis oldugun yaziyi bir daha
oku.

>Dolayısıyla, birinci tahminde bulmanla
>trilyonuncu tahminde bulman çok fark eder. Trilyonuncu denemede
>tutturman mucize olmadığı halde, birinci denemede tutturman mucize olur.

Sacma. Iki olayin da olma ihtimali TIPATIP AYNI!

>Anlayamıyorsan, bari inan. İnanmıyorsan da inanma artık, ne yapayım. Bu
>saatten sonra lise öğretmenliği yapacak halim yok.

Dogru, yok. Lise ogrencisi seviyesinde bile degilsin.

safa...@shaw.wave.xyz

unread,
Feb 19, 2000, 3:00:00 AM2/19/00
to
Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:

>safa...@shaw.wave.xyz wrote:
>> Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:

>> [...]
>>
>> >Ayrıca, ALLAH'ın Demiri "Evrene" dışarıdan getirdiğini de söyleyen yok.
>> >"Dünyaya" dışarıdan gönderdiğini söyleyen var. Bu bilimsel olarak ta
>> >ispat edildi (Demirin Dünyada var oluşunun imkansızlığı şeklinde),
>> >Kur'an 'da da yazıyor.

>> Bak ne guzel cuvalladin yine! Donald Duck alinmasin, kendimi ordek
>> avinda gibi hissediyorum..

>Ehem, şeyy... Dipçik omuzda olacaktı galiba, namlu değil...
>(Omzun için geçmiş olsun :-))

>> Daha once iddia ediyorsun ki demirin yildizlarda olusup, sonra da
>> evrene yayilmasi mumkun degildir. Kendi kendinle celistigin noktayi
>> ortaya cikarmak icin bir an olsun bu sacma iddiana inanalim.
>>
>> Sana basit bir soru.. Mars (genel olarak) ne renktir?
>>
>> Hala anlamadin mi nerede cuvalladigini?

>Rengine bakarak abundance analizi yapıldığını da ilk defa burada
>görüyorum :-))

Ukalalik bir yana.. Mars'ta demir (demir oksit) var mi yok mu? Haaaa.
O zaman..??

(Ayrica yine cuvalladin. Spektroskopik analiz genel anlamda renge
bakarak yapilan abundance analizidir!)

Diyorsun ki <"Dünyaya" dışarıdan gönderdiğini söyleyen var.>
Hem de dunya'yi tirnak icine alip vurgulamissin. MARS'a nereden
gondermis demiri Allah? Kaytarmadan cevap ver..

>> Bay saskin, eger demirin kainata Allah'in mudahalesi olmadan yayilmasi
>> mumkun degil ise, ve de Allah demiri (senin yukarda iddia ettigin
>> gibi, yani aynen sigiri indirdigi gibi) dunyaya ozel indirdi ise,

>Sığır'ın dünyaya indirildiği bilimsel bir hakikattir. Bunu daha evvel de
>söylemiştim. Sadece sığır değil tabii ki. "İndirilmiş" olduğu kanıtlanan
>sayısız canlı türü var. Fosil kayıtlarının analizi böyle söylüyor. Yani
>spesifik bir canlının fosilleri belli bir zamana kadar bol rastlanırken,
>bir noktadan sonra bıçakla kesilmiş gibi bitiyor. O canlı evrim ile
>değişmiş olsaydı, fosil kayıdının başlangıcı da, bitişi de keskin
>olmazdı. "Ara ürünler" gözlemlenirdi. Ayrıca, "hatalı evrim" örneklerine
>rastlanılırdı. (Hani şu kendi ağzınla itiraf edip, sonra da panik içinde
>örtbas etmeye çalıştığın "scam" teorisi gibi :-)

Allah'in dinazorlari mi once indirmis insani mi? Yoksa ayni zamanda
mi? Su anda da aklina estikce cesitli hayvanat indirmekte mi? Yoksa
bir noktada bayginlik mi gelmis?

>> NEREDEN geldi Mars'taki demir? Nereden geldi diger gezegenlerdeki,
>> astreoidlerdeki, gunesteki demir? Nereden geldi kainatin genelinde
>> gozlemledigimiz demir? Kainatin her kosesi demir dolu!

>Kainatın değil, Güneş Sisteminin.

ROTFL!

Su lafini hatirlatirim: <"Evrene" dışarıdan getirdiğini de söyleyen


yok. "Dünyaya" dışarıdan gönderdiğini söyleyen var.>

He he! Demek sana Mars'ta da demir oldugunu hatirlatinca bir anda
dunya oluverdi gunes sistemi! Yav bu kadar da bariz kivirilmaz!
Kivirtma sanatini da iki paralik ettin!

>Elma ve armutu hemen ayıralım. Güneş sisteminde demirin varlığı
>doğrudur, kainatta (yıldız çekirdekleri haricinde) bulunduğu ise yanlış.

Bu noktada sacma iddiani gozler onune sermek durumundayim. Akademik
sitelerde soyle cok hizli bir tarama yaptim, sen de yapiver, "spectra,
Fe, interstellar, ... etc" ile. Kainatta Fe spektrumunun gozlendigi
yuzlerce arastirma, makale var. Utanmadan nasil kalkip gunes sistemi
disinda kainatta "free" demir yok diyebiliyorsun sasmamak elde degil.

(Eger iddia ettigin gibi tum demir yildiz cekirdeklerinde "inert"
olarak hapsedilmis olsa Fe spektrumu gozlenmesi sozkonusu olmaz idi)

Circular polarisation and variability in the spectra of Herbig Ae/Be
stars. I. The Fe II 5018 Å and He I 5876 Å lines of AB Aurigae
http://donald.phast.umass.edu/sfnews/no12/no12.html#N12A4

Extended wings of the UV SI IV, C IV resonance doublets and the
complex [Fe II] profiles in P Cygni.
http://adsabs.harvard.edu/cgi-bin/bib_query?1995A%26A...300..834I

Mass loss from alpha CYG /A2Ia/ derived from the profiles of low
excitation Fe II lines
http://adsabs.harvard.edu/cgi-bin/nph-bib_query?bibcode=1982A%26A...106..137H&db_key=AST&high=38ae744cb828100

Magellanic Clouds ISM
http://astro.uchicago.edu/home/web/welty/mc.html

NEAR-INFRARED OBSERVATIONS of AGN
http://msowww.anu.edu.au/~heisler/nearir.html

GALAXY AND STAR FORMATION
http://www.physics.uc.edu/~sitko/Spring99/3-Starform/star_formation.html

...

Bak gel istersen dunyadan gunes sistemine terfi ettigin gibi gunes
sisteminden de evrene terfi ediver de kivirtman tam olsun! ROTFL!

>Konumuz dünyadaki demir olduğu için sadece bundan bahsetmiştim. (Aslına
>bakarsan Güneş sisteminin tek acaipliği demir bulunması da değil)

Haaaa.. Demek gunes sistemi diyecektin dilin surctu dunya dedin. Oyle
desene!

>Bu arada, Güneşte de demir olduğunu söylüyorsun. Kulaktan dolma bilgiyle
>hem kendini hem de başkalarını yanlış yönlendirme. Güneşin %94'ü H2,
>%5'i He, kalan %1 ise diğer elementlerin tamamıdır. Bu %1 ise meteor
>yağmurunun neticesi olup, demir oranı %1'in çok daha altındadır. Bu
>meteorlar ise, güneş sistemine ait meteorlardır. Kendi öz hakiki yerli
>malı meteoritlerimiz, yabancı değil yani :-)

Guneste demir var mi yok mu? Eeee? Mars'ta demir var mi yok mu? Eeee?
Jupiter'de demir var mi yok mu? Eeee?

>> Haa, iste boyle. Ne demisler, "you can't have your cake and eat it
>> too". Bu kadar sacma iddiayi birarada sentezlemeye calisirsan
>> iddialarinin tek tek bilimsel tutarsizligi soyle dursun, kendi
>> kendinle celisirsin.

>Eğer pasta stoklarını takviye hızın yeme hızından yüksek ise, "you can
>both have your cake and eat it too". (Her duyduğuna inanma demiştim :)

Ah bir de kendi tavsiyeni kendin dinlesen. Bak isin ucunda ordek
durumuna dusmek de var!

>> Gel aklini basina topla, iman edeceksen adam gibi iman et. Din ile
>> bilimi bagdastiracagim diye kendini paralama, yazik..

>Kendini paralayan ben değilim ki. Zira itiraz eden ben değilim. Ben
>sadece itiraz ve tenkidleri cevaplandırdım.

Cevaplandiramadigin gibi iddialarini da destekleyemedin. Sana kac
haftadir birsuru kaynak (universitelerden, bilimsel jurnallerden..)
gosterdim. Sen bana BIR TEK kaynak (ne oldugu belirsiz web sayfasinda
kim oldugu belirsiz NASA'dan sari cizmeli Dr Armstrong haricinde)
gosteremedin.

>Kur'an'ın da, imanın da isbata ihtiyacı olmadığını zaten demiştim.

O zaman ispat edecegim diye cirpinip ayni zamanda Kuran'daki hatalari
ne diye ortaya dokuyorsun?. Hos ben sikayetci degilim :) Sana kolay
gelsin.

safa...@shaw.wave.xyz

unread,
Feb 19, 2000, 3:00:00 AM2/19/00
to
Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:

>Konuşan karıncaya gelince, hangi ayette olduğunu bilmediğimden, kontext
>analizi yapamıyorum ama, basit gerçek şudur ki; ihata edemediğin bir
>şeyin doğruluk analizini de yapamazsın. Yani, şu andaki bilgilerinle
>anlamadığın ve tersini de isbat edemediğin bir şeyin, doğru veya yanlış
>olduğu hakkında bir hüküm veremezsin.

Her iddia edilen zirvaya inanalim mi o zaman? Eger bu soylediginde
tutarli isen kainati Allah'in yarattigi iddiasi ile, ne bileyim,
gorunmez pembe fillerin yarattigi iddiasini ayni derecede gecerli
kabul etmen lazim. Yoksa kendi kendinle celisirsin.

safa...@shaw.wave.xyz

unread,
Feb 19, 2000, 3:00:00 AM2/19/00
to
Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:

>> >Sağol ama ansiklopedik öğretmenliğine hiç ihtiyacım yoktu. Konu
>> >hakkındaki ansiklopedik bilgilerin yarısını zaten biliyordum, diğer
>> >yarısını da evvelki tartışmamız sırasında zaten araştırmıştım. Ben sana
>> >bilimsel konular ansiklopedik bilgiyle tartışılmamalıdır diyorum, ve
>> >misal olarak (yani ansiklopediye bir meydan okuma olarak) atmasyon bir
>> >what-if teori (tamam, biraz çala kalem ve düşünmeden) getiriyorum, sen
>> >de bana bunun böyle olmadığını ansiklopediye dayanarak söylüyorsun.
>> >Ben zaten ansiklopediyi sınava tabi tutuyorum, sen karşıma cevap olarak
>> >yine onu çıkarıyorsun.

>> Kendini kandirma, hicbirseyi sinava tabi tutacak kapasitede degilsin.
>> Genetik biyoloji alaninda kac deney yaptin, kac makale yayinladin?
>> Sirf hadiste cinsiyet 42. gunde belli olur dedigi icin oyle mi

>Biyoloji hakkında ansiklopedik bilgiyle sınırlı olduğumu daha önce zaten
>söylemiştim. Ama ne var ki, biraz ansiklopedi karıştırıp yarım yamalak
>anladığım şeyleri bol cut-paste ile süsleyerek ahkam da kesmiyorum.
>Bilmediğim konularda bilgiçlik taslayarak şarlatan pozisyonuna düşmek
>istemem doğrusu... :-)

Gec kaldin :)

>> olacagini saniyorsun? Ansiklopedinin yanlis oldugu durumlar vardir
>> tabi ama 1400 yil once col Arabinin (ki o bile degil, ondan da once
>> eski Yunanlinin) sinirli gozlem ve gereginden fazla "deduction"
>> yaparak soylemis oldugu lafa inanirken niye ayni hassasiyeti,
>> sorgulayici tavri gosteremiyorsun? Bak sana kac kere soyledim,
>> ansiklopediye inanmiyorsan en azindan orada verilen bibliografiye bak,
>> kitap, dergi, makale kaynaklarindan olayin aslini arastir. Millet
>> koyun "clone"luyor, farede insan kulagi yetistiriyor, sen hala kalkmis
>> genetigin en temel, onyillardir hicbir sekilde aksi yonde gozlem ve
>> deneyi yapilmamis bir ongorusunun yanlis oldugunu savunuyorsun. "Flat
>> earth"culer bile guler adama.

>Yukarıdaki gibi sahtekarlık da yapmıyorum:
>
>1. Cinsiyetin 42. günde belli olacağını sandığım yanlış.
>2. Gözlem ile 42. günde cinsiyetin anlaşıldığı yanlış.

<...sinirli gozlem ve gereginden fazla "deduction"> demisim..

>3. Hadise sorgulayıcı tavır göstermediğim yanlış.
>4. Kendi iddianı delillendirmek üzere sen bibliyografyaya müracaat
>etmezken, beni yönlendirmen yanlış.

Sana burada gectigim ansiklopedik makalelerin altinda yuzlerce
bibliografi girdisi vardi. Insaf! Ben muracaat ettim ama benim
okumamin sana bir faydasi yok, sen kendin okuyacaksin!

>5. Genetiğin bu öngörüsünün yanlış olduğunu savunduğum da yanlış.

O zaman kabul ediyorsun ki:

Embryo'nun genetik yapisi (seks dahil) cekirdekler birlestigi anda
belirlernir. Artik bunu tartismanin anlami yok. Bu noktada sana dusen
hadisteki 42. gunu bu bilimsel gercek ile bagdastirmak.
Bagdastirmiyorsan bagdastiramiyorum de olsun bitsin.

safa...@shaw.wave.xyz

unread,
Feb 19, 2000, 3:00:00 AM2/19/00
to
On 18 Feb 2000 18:45:35 -0600, "Dumrul" <Dum...@gmx.net> wrote:
>Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> schrieb in im
>> safa...@shaw.wave.xyz wrote:

>> > Haaa.. Bir de, Kuran'da daglarin temellerinden bahsediliyor, dogrudur,
>> > ama ayni zamanda konusan karincalardan da bahsediliyor. Demir
>> > indirmekten bahsedildigi de dogrudur ama sigir indirmekten de
>> > bahsediliyor. Secmece mi bu is? Buyur bana konusan bir karinca
>> > gosteriver.

>> Tabii ki seçmece değil. Sığırın indirildiğini burada kaçıncı kez
>> tekrarlıyorum. Bu bilimsel bir hakikattir.

Konusan karincalar gibi..

Yav sigir indirmek dedin de, bunun su meshur "cattle mutiliation"lar
ile bir alakasi olmaya? Biri uzaylilarin biri meleklerin isi de..
Valla isim gucum olmasa su UFO olayi ile buyuk dinlerin sentezini
yapip new-age peygamber olmak var.

safa...@shaw.wave.xyz

unread,
Feb 19, 2000, 3:00:00 AM2/19/00
to

>>Kainatın değil, Güneş Sisteminin.

Dahasi var :)

The Interstellar Gas Toward SN1987A
http://www.aas.org/publications/baas/v30n2/aas192/abs/S018006.html

First Results from the Goddard High-Resolution Spectrograph - Element
Abundances as a Function of Velocity in the Neutral Gas Toward Xi
Persei
http://hrssun.gsfc.nasa.gov/databases/abstracts/ser_files/ghrs-pub-91-07.html

Spatial distribution of halo high velocity clouds towards the LMC
http://www.astro.uni-bonn.de/~webstw/ws98/bwierig_p.html

A new method for the determination of [Fe/H] in RR Lyrae stars.
http://simbad.u-strasbg.fr/cgi-bin/cdsbib?1995A%26A...293L..57K

Transition Regions and Coronae on Active Stars
http://iacs.cua.edu/robinson/index.html

Life Cycles of Matter and the Evolution of the Chemical Abundances in
the Universe
http://constellation.gsfc.nasa.gov/goals/drake.htm

X-ray Spectroscopy of Young SNR
http://lheawww.gsfc.nasa.gov/docs/xray/research/snrs/spectroscopy.html

The ISM and IGM
http://www.cita.utoronto.ca/CITA/annrep97/node31.html

...

NASA'dan Almanya'ya, Fransa'dan Kanada'ya kadar tum bilim adamlarinin
Kuran'in yanlis oldugunu gostermek icin esi benzeri gorulmemis bir
komplo icinde olduklarini mi iddia edeceksin?

Yav senin bir de NASA'dan Dr Armstrong'un vardi.. Bir zahmet onun
demirin mumkuniyetsizligi konusunda calismasini da geciver. ROTFL!

safa...@shaw.wave.xyz

unread,
Feb 22, 2000, 3:00:00 AM2/22/00
to
On Sat, 19 Feb 2000 11:28:29 GMT, safa...@shaw.wave.xyz wrote:
>Abdullah Ramazanoglu <See_B...@demirbank.com.tr> wrote:

[...]

>>Bu arada, Güneşte de demir olduğunu söylüyorsun. Kulaktan dolma bilgiyle


>>hem kendini hem de başkalarını yanlış yönlendirme. Güneşin %94'ü H2,
>>%5'i He, kalan %1 ise diğer elementlerin tamamıdır. Bu %1 ise meteor
>>yağmurunun neticesi olup, demir oranı %1'in çok daha altındadır. Bu
>>meteorlar ise, güneş sistemine ait meteorlardır. Kendi öz hakiki yerli
>>malı meteoritlerimiz, yabancı değil yani :-)

Haaa, anladim! Demek Allah "size demir indirdim" derken sirf dunyaya
degil meteorlara, diger gezegenlere vs demir indirdigini belirtiyor.
Simdi hakiki Islami bilimcilerin yapmalari gereken hemen kollari
sivayip meteorlardaki sigirlari gozlemlemek olmali. Kuran'in Allah
kelami olduguna su goturmesiz ispat olur!

>Guneste demir var mi yok mu? Eeee? Mars'ta demir var mi yok mu? Eeee?
>Jupiter'de demir var mi yok mu? Eeee?

Simdi yine yanlis anlayacaksin Jupiter'deki demiri.. Demirden
cekirdege sahip mi degil mi tartisilsin, manyetik alani sivi ve
metalik hidrojenden kaynaklaniyor. Ama uydularina bakarsan (Io,
Europa, Ganymede.. etc) manyetik alanlarini baska turlu aciklamak
mumkun degil, yani "substantial" demir cekirdekleri mevcut.

Sonucta gunes sisteminin heryerinde demir var, az veya cok - cismin
kutlesine dolayisiyla hafif gazlari ne kadar tutabildigine bagli.
Dolayisiyla demirin gokcismindeki diger elementlere GORE miktari
degisebilir. (Sirf demir icin de gecerli degil bu, kutlesi az
cisimlerde genel olarak agir elementler hafif elementlere gore daha
boldur).

Neyse, zaten devaminda kaynak gostererek belirttigim gibi demir
evrenin her tarafinda mevcut. Dunyaya VEYA (sonradan kivirttigin gibi)
gunes sistemine ozel indirilmis olma durumu yok.

0 new messages