Saakaşvili...
Yakışıklı.
Genç.
Boylu poslu.
Karizmatik.
*
Tecrübesiz.
Basiretsiz.
Hırsları aklının önünde giden...
Kof.
Ahmak bir adam o.
*
Kim seçti bunu?
Gürcistan halkı.
*
Soros'tan parayı aldılar...
"Dünya bize hayran" sandılar.
"Statükocu" dedikleri, diplomasi kurdu Şevardnadze'yi indirip, bu
arkadaşı getirdiler. Amerikan bayraklarıyla tura çıktılar. Korna çaldılar.
*
Şimdi?
"Demokrasi geldi" zannedip, Saddam'ın heykeline şıpıdık terlikle vuran
cahil Araplar gibi, Tommiks'in gelip kendilerini kurtarmasını bekliyorlar.
*
Kaçınılmaz sondur bu.
Üç satır tarih okuyan bilir ki...
Böyledir.
*
Rus Çarı elinin tersiyle patlatınca nereden geldiğini şaşıran Gürcistan,
el prezervatifiyle gerdeğe girmeye kalkan, bağımsızlığını başka
başkentlerde arayan her millet gibi, "kendi tercihlerinin bedelini
ödüyor" şu anda...
Canla, gözyaşıyla, utançla.
*
"Her millet layık olduğu şekilde yönetilir" derler... Boş verin siz
onu... "Her millet icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine
ortaktır" der, Mustafa Kemal... Lafın doğrusu budur.
Kiz Fatma, hani siz milosevic'ciydiniz? Hani bosnalilar, arnavutlar
bölücüydü? Simdi osetler ve abazalar vatan kurtaran aslan mi oldu bölücü
degil de? Gürcistan Rus peyki olsaydi ne diyecektiniz? "Osetler ve
abazalar bölücü!" Simdi neden degiller? E, Gürcistan sorozcu da ondan,
degil mi sekerim.
Siz emperyalist usagisiniz; dün abd, bugün rusya, yarin...?
Sizin ipinizle kuyuya inilmeyecegini eski efendileriniz de kesfetti ve
sizi delige bunun icin süpürdüler sekerim. Sizin gibi sefil usaklarin
sonu budur: Bir bakmissiniz, kimse yok etrafinizda/arkanizda. Bir sefil
cinayet sebekesi olarak iyot gibi acikta ve ortalikta yapayalniz
kalakalmisiniz. Kismet mi ismet mi artik kendiniz karar verin, gerci
bosuna caba ama 31 ya da 32 hatta 33 cekmis olursunuz hic olmazsa
sekerim :-)
Olm sen de habir o koca gotunden yok siz suncuydununuz buncuydunuz
yumurtlayip duruyorsun.
Bak ne demis:
"Her millet icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine ortaktır."
Senin yandasliginla kime neye hizmet ettigin ortada iste.
> Siz emperyalist usagisiniz; dün abd, bugün rusya, yarin...?
>
> Sizin ipinizle kuyuya inilmeyecegini eski efendileriniz de kesfetti ve
> sizi delige bunun icin süpürdüler sekerim. Sizin gibi sefil usaklarin
> sonu budur: Bir bakmissiniz, kimse yok etrafinizda/arkanizda. Bir sefil
> cinayet sebekesi olarak iyot gibi acikta ve ortalikta yapayalniz
> kalakalmisiniz. Kismet mi ismet mi artik kendiniz karar verin, gerci
> bosuna caba ama 31 ya da 32 hatta 33 cekmis olursunuz hic olmazsa
> sekerim :-)
Dogru. Kuyuya sizin gibi ipnelerle inilir.
Sadik kopekler.
Her daim emperyalizmin usaklari, bugun ABD, dun Ingiltere, aslinda hepsi
ayni ya.
Peki necisiniz? Sadece bir cinayet sebekesi misiniz yoksa?
> Bak ne demis:
> "Her millet icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine ortaktır."
>
> Senin yandasliginla kime neye hizmet ettigin ortada iste.
Daha ortada AKP-MKP yokken, onyillardir biz ML'ler, yurtseverler,
demokratlar ayni seyi söylüyorduk ve halen de söylüyoruz: TC gladyosu
illegal bir cinayet sebekesidir, iptal edilmeli, hesap sorulmalidir. Ne
yandasligi? Tabii ki halk yandasligi bizimki.
>> Siz emperyalist usagisiniz; dün abd, bugün rusya, yarin...?
>>
>> Sizin ipinizle kuyuya inilmeyecegini eski efendileriniz de kesfetti ve
>> sizi delige bunun icin süpürdüler sekerim. Sizin gibi sefil usaklarin
>> sonu budur: Bir bakmissiniz, kimse yok etrafinizda/arkanizda. Bir
>> sefil cinayet sebekesi olarak iyot gibi acikta ve ortalikta yapayalniz
>> kalakalmisiniz. Kismet mi ismet mi artik kendiniz karar verin, gerci
>> bosuna caba ama 31 ya da 32 hatta 33 cekmis olursunuz hic olmazsa
>> sekerim :-)
>
>
> Dogru. Kuyuya sizin gibi ipnelerle inilir.
Biz ipneyiz sekerim :-)
Siz ise emp. usagisiniz.
> Sadik kopekler.
> Her daim emperyalizmin usaklari, bugun ABD, dun Ingiltere, aslinda hepsi
> ayni ya.
Bunlar senin fabrikatörünün aciz sefil laflari. Onun hakkinda ciltlerle
kitap yazilir ama, ben senin fabrikatörün hakkinda cesitli kesimlerin
bazi degerlendirmelerini aliyorum asagiya.
Ha, bunlar arasinda abd ajanlari, K.Fog cocuklari falan da var :-) Bir
ingiliz sakasi olan D.perincek icin emp. hasimlarinin degerlendirmeleri,
benim acimdan sadece teknik bir tespittir. Hele bu tespiti yapanlar onun
en yakininda olmus insanlarsa, ya da onun ince durumlarini bilebilecek
pozisyonlarda bulunmus kimselerse, önemlidir. Iste bunlarin aralarindaki
celiskiden ortaliga sacilanlar, buyur burdan yak sekerim:
"9 Mart 1971′de içlerinde Faruk Gürler, Celil Gürkan, Talat Turan’ın da
bulunduğu bir grup subay, bazı sivil unsurlarla işbirliği ile sol bir
darbe planlamışlardı.
Sivil Unsurlar arasında Doğan Avcıoğlu, İlhan Selçuk, İlhami Soysal,
Uluç Gürkan, Doğu Perinçek, Mihri Belli, Hasan Cemal, Cengiz Çandar,
Nuri Colakoğlu, Şahin Alpay, Ali Kırca, Uğur Mumcu, Altan Öymen, Fakir
Başkurt, Mümtaz Soysal gibi isimler vardı.
Hasan Cemal’in “Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım” isimli kitabına göre
darbe muaffak olsaydı Avcıoğlu Başbakan, Uğur Mumcu Gençlikten sorumlu
Bakan, Altan Öymen Basın-Yayın Genel Müdürü ve Hükümet Sözcüsü, TÖS
Başkanı Fakir Başkurt Milli Eğitim Bakanı, Mümtaz Soysal Dışişleri
Bakanı, İlhami Soysal da MİT Başkanı olacaktı.
Birçok sosyalist grubun lideri gibi illegal TİİKP örgütünün lideri Ajan
Fabrikatör Perinçek’e de darbenin gerçekleşmesi halinde Bakanlık sözü
verilmişti.
Fabrikatör Ajan Perinçek’in, yardımcısı Hasan Yalçın bize mektup yollamış.
Bazı insanlar ruhen uşak olarak doğar, öyle yaşar, öyle ölürler.
Yardımcı Ajan Hasan Yalçın’da öyle bir karakter. Tam bir “İngiliz uşak”
tiplemesi. Yanlız filimlerdeki tipik “İngiliz Uşaklar” akıllı tiplerdir.
Genelde patronlarını yöneltirler. Bizim uşak Hasan Yalçın pek o kadar
akıllı tip değil. Sadık ama beceriksiz, zavallı bir tip.
“Amerika’dan yayın yapan sitenizde, 13 Ekim 2000 günü yayınladığınız
“Şafak Operasyonu” başlıklı yazıda yer alan bilgilerin tamamı asılsız ve
yalandır. Bizce merak konusu olan, sizin bütün bu masalları neden
Türkiye’deyken anlatmayıp da, Amerika’ya gidince, zihniniz aniden
açılmış gibi, yazıp yazıp piyasaya sürdüğünüzdür.” demiş Fabrikatör’ün
uşağı.
Akılsız Uşak Efendisine Zarar Verir
Zeka özürlü uşak, bizim devlet memuru olduğumuz için yıllarca
iftiralarına mecburen suskun kaldığımızı, ancak 1988′de Teşkilattan
ayrıldıktan sonra kaleme aldığımız “Analiz” isimli kitapta ve Milliyet
gazetesinde kendilerini tafsilatlı bir şekilde cevapladığımızı ve
maskelerini düşürdüğümüzü unutmuş…
“İngiliz Profesör Hilary Summer Boyd’la bir dava sanığının ilişkisi ev
sahibi-kiracı ilişkisinden ibarettir. Summer Boyd gibi Robert Kolej’de
çalışan sanıklardan biri Boyd’un evini kiralamış ve bir süre orada
oturmuştur. ..Birkaç Parti üyesinin o evde yakalanmış olması İngiliz
İstihbaratıyla ilişkinin kanıtı olamaz” diye devam etmiş yardımcı ajan.
Ama efendisi öyle demiyor. Baş Ajan Perinçek, “Analiz” isimli kitapla
ilgili olarak 10-12 Haziran 1991 tarihinde Milliyet Gazetesi’nde
yayınlanan yazılı açıklamada “Aydınlık’ın sorumlu müdürü Aydoğan
Büyüközden’in 12 Mart 1971 darbesinde ”Robert Kolej ‘de görevli bir
İngiliz’e ait lojmanda telsizlerle ve başında perukla yakalandığını
söylüyor. Yalan. Bir kez A. Büyüközden o lojmanda yakalanmadı. İkincisi
o lojman İngiliz’e ait değildi. Robert Kolejin’di” diyor.
Görüyor musunuz, beceriksiz uşak patronunu yalanlamış. Meğer örgüt evi
İngiliz’den kiralanmış. Yani Robert Kolejin kendine tahsis ettiği
lojmanı, İngiliz örgüte kiraya vermiş!
Zavallılar…
Şu kadarını söyleyeyim. Ben bu operasyon sırasında oradaydım, yani
görevli idim. Evi de, İngiliz Oxford’lu, eşcinsel Profesör Hilary
Sumner-Boyd’u da, Aydoğan Büyüközden’i de biliyorum. Evde arama
yapıldığı sırada İngiliz profesör ile konuşup, ona sorular da sordum.
Profesör Hilary Sumner-Boyd’un 1972 yılında Amerikalı John Freeley ile
birlikte yayınladığı Strolling Through Istanbul” isimli bir kitabı da
var (Almancası “Istanbul.Ein Führer. Hilary Sumner-Boyd ve John Freely“)
Hilary’nin kitap ortağı John Freeley, 17 yaşında iken ABD Deniz
Kuvvetlerine katılmış bir komando subayı. 2.nci Dünya Harbi sırasında
Burma ve Çin’de görev yapmış. NewYork Üniversitesinde Fizik dalında
doktora aldıktan sonra, 1960′da Oxford’da “İlim Tarihi” üzerinde
araştırmalarda bulunmuş. Aynı yıl İstanbul Robert Kolej’de “fizik”
öğretmenliğine başlamış ve 1993′e kadar İstanbul’da yaşamış.
Demek Hilary Sumner-Boyd İstanbul’u kitap yazacak kadar iyi biliyormuş…
Belki paravana örgütleride…
Perinçek’in ajan olduğunu bir tek ben söylemiyorum. Sağcısı, solcusu,
teröristi herkez söylüyor. Biraz aklı işleyen, biraz değerlendirme
yapabilen herkez.
Kim Ne Düşünüyor?
Bakalım Perinçek için kim ne düşünüyor?:
Mahir Çayan:
“Demokratik devrimde sınıfların mevzilenmesine ilişkin bir oportünist
tahrifat, PDA pasifizminin yaptığıdır. Bunların ’silahlanın, ayaklanın’
gibi çığırtkanlıklarının nedeni şudur: ‘Nasıl olsa silahlanacak ve
savaşacak olanlar kendileri değildir, savaşacak olan fukara köylülerdir!
Çünkü halk savaşı fukara köylülerin savaşıdır, küçük burjuva aydının
değil. Bu küçük burjuva aydın kadrosu olarak PDA kalpazanları da
Anadolu’ya yolladıkları PDA dergisi ve İşçi Köylü Gazetesi ile bu
görevlerini layıkıyla yapıyorlar! … İşte PDA oportünizminin niteliği
budur.” (Mahir Çayan, Teorik Yazılar, s. 210-215)
Mihri Belli
“CIA’nın Maocusu”
Kamuran Duyar (Eski Aydınlıkçı)
“Tatlı su sosyalistidir. Ortalık duru iken en hızlı sosyalist
kendisidir. Ancak oligarşinin kaşları çatılınca kapılarında nöbet
tutmaya başlar, her türlü hizmetini yapar. Oligarşinin kitleler üzerinde
yürüttüğü dezenformasyon operasyonunda en büyük laikçiliği üstlenir.
Sabah Mao, öğlen Şerif Hüsnü, akşam M. Kemal, gece Çavuşesku posteri
taşıyan Perinçek…” (Akit 17 Mart 199
Çengiz Çandar
“Perinçek’i doğru teşhis etmek gerekir. Bence bu adam ruh hastası bir
paranoyaktır. Karalamak için söylemiyorum gerçekten psikiyatristler
tarafından müşahede altına alınması gereken ölçüde ruh hastası olduğu
kanaatindeyim. Bu yüzden ajan provokatör olarak kullanılmaya müsait bir
kişiliğe sahip zaten öyle kullanılıyor.” (10 Kasım 1991 Nokta Dergisi)
Hadi Uluengin
“İhbarcılar Partisi’ne atfen “İP” rumuzunu kullanan ve halkımızın binde
sıfır virgül sıfır iki desteğini bulabilen Maocuların yayınladığı
“Karanlık Dergisi” muhbirlik ve kışkırtıcılıktan sabıkalı listesini daha
da şişirdi.. Aslında tekne kazıntısı Maocu’ların, şer güçler dışında
kimse tarafından itibar görmeyeceğini söylerken yerden göğe kadar
haklısınız.” (3 Kasım 1995 Hürriyet)
Söz Dergisi
“Böyle bir liderin en yakınındakilerden en uzağındakine kadar herkese
kulaklarını tıkayarak kendi saplantılarına göre yukarıdan aşağıya inşa
ettiği parti teknik olarak bir polis örgütüdür. Bir polis örgütü gibi
kendi içinde ve dışında sürekli olarak hain arar. Bulmazsa bizzat
yaratır teşhir ve infaz eder.” (Söz Dergisi 23 Aralık 1995)
Yaşar Kaya
“Doksanlı yıllarda; 2000′e Doğru Dergisi’ni arkadaşlarıyla birlikte
çıkaran Doğu PERİNÇEK Kürt sorununa ilgi mi duyuyordu? Yoksa; o
piyasadaki boşluğu yakalamış ve o konudaki merak ve gerçekleri paraya mı
tahvil ediyordu? Doğu PERİNÇEK ve arkadaşlarının Diyarbakır örfi idare
mahkemelerinde ‘Siz Apocuları yargılayamazsınız bize bırakın…Onların
iddianamelerini biz hazırlayalım iplerini biz çekelim’ fasılını bir
kenara bırakarak yeniden 90′lı yıllara gelelim…Hedefledikleri şey şuydu.
Kürtler akılsız, sanat edebiyat, politika bilmezler. Onlar savaşsınlar
bizim partimize destek versinler. Meclise milletvekili olarak biz
girelim gerisi kolay.” ( Özgür Politika, Akit 17 Mart 199
Radikal
“Perinçek neyin ürünü?
Yaptığı atraksiyonlarla, Muazzez Abacı kadar ünlü olma arzusunu açık
eden, solun starı olma heveslisi Doğu Perinçek, ‘Eşcinsellik ve
Yabancılaşma’ konulu bir yazı dizisi hazırlamış. 3-6 Şubat 1998
tarihlerinde de, Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlatmış.
Aslında, Türkiye’deki aklı başında her solcu bilir ki, Perinçek’in ve
arkadaşlarının dediklerini de, düşüncelerini (!) de, dikkate almamak
gerekir. Perinçek’i ciddiye almayacak kadar haysiyet ve aklıselim sahibi
olduğum için, tez diye sunduklarını çürütmek gibi ebleh bir çabaya asla
girişmeyeceğim. Üstelik Perinçek’in tezleri (!), kaba bir stand-up
komedisi metni bile olamayacak kadar düşünce yoksunu, çünkü neresinden
tutsanız elinizde kalıyor. Benim amacım, Perinçek’in ve yandaşlarının
yaptıklarını sergileyip nedenleri üzerinde durmak.
Perinçek, ‘ Eşcinsellik ve Yabancılaşma’ başlıklı yazı dizisinde, kısaca
şunları demeye çalışıyor:
‘Eşcinsellik, sınıfsal ve cinsel eşitsizliklerle, yabancılaşmayla… insan
özgürlüğünü boğan ilişkilerin ürünüdür… Erkek ve kadın, sınıfsal
karşıtlıklar yüzünden karşı cinsle ilişki kuramayınca bu kez, kendi
cinsini tersine çevirmeye zorlanmaktadır… Eşcinsellik, sistemin insana
dayattığı acılardan ve yırtıcılıktan kurtulmak için, uyuşturucu gibi,
içki, kumar, iskambil oyunları, falcılık, büyücülük, loto - toto,
piyango, ganyan gibi, bir yabancılaşma ve çürüme olayıdır… Sistem,
sokağa attığı her erkek çocuğa duvar diplerinde tecavüz etmekte, onu
şiddet yoluyla eşcinselliğe zorlamaktadır… Aşk insanın kendi cinsini
üretmesiyle ilgilidir… Üreme ile cinsel duygular arasındaki bu bağ,
toplumsal ve ideolojik nedenlerle zorlandığı zaman kriz (eşcinsellik)
doğmaktadır… Bunalım dönemlerinin hercümerci ve gürültüsü, eşcinsellik
eğilimine yol açıyor. Fareler üzerinde yapılan bir deney de bu saptamayı
doğrulamıştır. Bilimadamları, gürültülü bir ortamda bırakılan farelerin
bir süre sonra eşcinsel ilişkilere girdiklerini gözlemliyorlar…’
Baştan aşağı pornografik bir metinle karşı karşıyayız. Pornografik,
çünkü Perinçek, insan cinselliğini ancak belden aşağıda olup bitenlerle
algılayabiliyor, penisin bir deliğe girmesini cinsellik sayıyor, insan
ile hayvanın cinselliğini bir tutuyor, aşkı üreme içgüdüsüne indirgiyor.
Eşcinsel olmayı da düzülmüş olmakla, onun meşrebine yaraşır dille
söylersek, ‘kestaneyi çizdirmekle’ eş tutuyor. 70′lerin Alman
pornolarını andıracak kabalıktaki bu metinde Perinçek’e göre, kadınlarla
erkekler diledikleri gibi cinsel ilişki kurabilselerdi, eşcinselliğe
gerek kalmayacaktı.
Hitler’in baş teorisyeni olmayı çoktan hak eden Perinçek, insan
cinselliğinin kültürel ve sadece insana özgü duyumsal boyutunu anmıyor
dahi. Eşcinsel bilinç, eşcinsel kimlik, eşcinsel aşk gibi kavramlardan
bihaber olmasından öte, ona göre eşcinseller, birbirlerinin arkasına
geçip orgazm olan çürümüş yaratıklardan başka bir şey değil. Aslında
Perinçek böyle yaparak kendini sağlama almaya çalışıyor. Eşcinsel aşktan
hiç bahsetmeyerek kendi imgeleminde kurguladığı bir kavramı derme çatma
ve baştan aşağı yanlış benzetme ve sentezlerle ispatlamaya çalışıyor.
Çünkü, iki erkeğin ya da iki kadının birbirine aşık olmasından
bahsederse, tez diye öne sürdüklerinin püf diye anında yere yıkılacağını
kendisi de çok iyi biliyor.
Perinçek’in taşıdığı faşizan ruh, aynı Naziler gibi, insanı bir
biyolojik makineye indirgiyor. Faşizmin aşk gibi, farklılıklar gibi
bireysel tavırlara asla tahammülü olmadığından, bireysel yanı ağır basan
eşcinsellik de Perinçek’in tüylerini diken diken ediyor. Şu evlere
şenlik farelerle ispat bölümüne gelirsek: Neden Perinçek şimdiki işini
gücünü bırakıp da, Perinçek marka kulak tıkaçları üretmeyi hiç
düşünmüyor? Öyle ya, eğer eşcinselliğe gürültü neden oluyorsa,
metropollerde tek bir heteroseksüelin bile kalmamış olması gerekir.
Kendi sermayesi yetmiyorsa, ‘Gümrük Birliği gerçekleşirse ülkeye
homoseksüellik gelir’ diyen, Perinçek’in de içinde bulunduğu karikatürün
bir başka figüranı olan Necmettin Erbakan ile ortaklık da kurabilir.
Marksizm’in ilk harfinden bile haberi olmayan, yabancılaşma kavramını
turistik bir durum sanan, iktidar ilişkilerinin işleyişini göremeyen,
bütün beyin hücrelerine homofobi ve heteroseksizm sinmiş olan Perinçek,
bugüne dek var olmuş bütün toplumsal yaşam biçimlerinin temeli
efendi/köle ilişkisini ve heteroseksizmi yeniden üretiyor ve kutsuyor.
Bunu bile farkında olmadan yapıyor.
Peki Perinçek tüm bunları neden yapıyor? İki şeyden dolayı yapıyor:
Birincisi, en büyük kompleksi ve histeri krizlerinin kaynağı olan ÖDP’ye
karşı yapıyor. Çünkü ÖDP, bilindiği gibi, eşcinselleri, travestileri,
transseksüelleri bünyesine katmış bir parti. Perinçek bir şekilde ÖDP’yi
vurmak istemekte, bunun için de ÖDP’nin bu yanını hedef almaktadır.
Perinçek, eşcinselleri, travestileri, transeksüelleri, lümpenleri
insandan dahi saymamakta, ’sınıf dışı’ atıklar olarak görmektedir.
Perinçek ikinci olarak, eşcinsellere olan nefretinin ritüelini
yapmaktadır; minareye kılıf uydurur gibi, eşcinsellerden neden nefret
ettiğinin teorisini kurmaya çalışmaktadır.
-> sürecek
Perinçek, televizyonda çıktığı canlı yayınlarda, düşman bellediği
solculara küfür etmek istediğinde ‘puşt’ kelimesini seçer. Yandaşlarının
çıkardığı Papirüs isimli dergi, ‘Eşcinsellere düşman değiliz ama
sevmeyiz de; eşcinselin en iyisi ipte kurusun derisi’ tarzı yazılar
yayınlar. Ve Perinçek, en büyük kompleksi ÖDP’ye yönelik kitap
yazdığında, kitabın kapağına eşcinselliğe doğrudan gönderme yapan
resimler koyar. Bursa’daki Spartacus isimli eşcinsel grubun toplantısı,
Perinçek’in partisinin elemanlarınca basılır ve toplantıya katılanlar
hastanelik edilene kadar dövülür…
Perinçek ve şûrekası açık açık faşizm yapıyorlar. Ve şu soruyu sormak
kaçınılmaz hale geliyor: Erbakan ile aynı kaptan yemek yiyen, ayaklarına
postal giymekten hiç yüksünmeyen, günü gelince Kürtlere, günü gelince de
orduya sırtını dayayan, eşcinselliği farelerle açıklayan Perinçek, acaba
neyin defolu ürünüdür?” (Radikal 14 Şubat 1999)
Mesut Yılmaz
” Şöyle söyleyeyim, bu olayların birbirinden bağımsız, münferit,
bireysel olaylar olmadığını ben her vesileyle kamuoyu önünde de
söylüyorum, bu olaylar arasında bağlantı olduğunu söylüyorum; ama,
zannediyorum ki, Sayın Perirıçek’in önerdiği yöntemle siyasî
bağlantıları ortaya çıkarmak mümkün olmayacaktır. Yani, birtakım siyasî
varsayımlardan, hipotezlerden hareket ederek, gerçeklere ulaşmak bence
doğru bir yöntem değildir. Bunun tersine, bana göre doğru olan yöntem,
meseleyi bir adi olay gibi görüp, bir öldürme olayı, bir cinayet, bir
haraç, bir nüfus suiistimali, bir menfaat temini gibi bir adi olay
olarak görüp, buradan, sorumlu kişilerin ifadelerinden giderek siyasî
sonuçlara ulaşmaktır, bence doğru yöntem budur. Yani, Sayın PERİNÇEK ‘in
benimsemiş olduğu ideolojik yaklaşımlardan da kaynaklanan birtakım
tezleri olabilir, hipotezleri olabilir, bence, bunlar, bu işi devlet
adına soruşturan kurulları yanlış yöne yönlendirebilir. Ben diyorum ki,
olaya bir cinayet olayı olarak girmek lazım, o cinayet olayında tetiği
çeken adamı bulmak lazım, ki o noktada çok… Mesela Topal olayında çok
elverişli konumda olduğumuzu düşünüyorum, tetikçiden azmettiren adama
gitme imkânı var, azmettiren adamdan onıın cesaret aldığı adama gitme
imkânı var, cesaret aldığı adamdan da o işi siyasî olarak planlayan asıl
işin özüne ulaşma imkânı var, bence doğru yöntem budur. Tersini
yaptığınız zaman, Sayın PERİNÇEK ‘in yaptığı gibi, kendi kafanızda bir
teorik şey kurup da, işte bu iş Çiller özel örgütünün işidir, bunu da
yapan Amerika’dır CIA’dır filan dediğiniz zaman, korkarım ki, gerçekten
uzaklaşma tehlikesi doğabilir. ” (TBMM Tutanak Müdürlüğü Susurluk
Araştırma Komisyonu 24/12/96)
Hiram Abas (Şehit MİT Müsteşar Yardımcısı)
“Doğu Perinçek Örtülü Faaliyet Operasyonları (Hakiki organizatörü
gizlemek ve gerektiğinde onun ilişkisini ve sorumluluğunu reddetmek
imkanı yaratmak amacıyla planlanan ve uygulanan operasyonlardır. Bu
operasyonlar, organizatör istihbarat teşkilatının hedef ülkedeki resmi
temsilcilikleri tarafından yapılanlara ilaveten ve onları tamamlamak
üzere siyasi, ekonomik ve para-militer sahalarda ve organizatörün milli
politikasını o ülkede daha köklü uygulayabilmek amacıyla tatbik
edilirler. Bu operasyonlarda organizatörün kimliğini gizlemek için gizli
faaliyet teknikleri uygulanmakla birlikte, genelde gözle görülür bir
sonuç elde etmek maksadıyla uygulandıklarından, diğer gizli faaliyet
operasyonlarından ayrı mütalaa edilirler) için kullanılan bir
Fabrikatördür (Siyasi ve şahsi maksatlar için, genellikle hakiki ajan
kaynaklarına sahip olmaksızın uydurma veya şişirme haber üreten şahıs
veya grup anlamındadır. Kağıt Fabrikası tabiri de aynı maksatla
kullanılmaktadır).
Türkiye’deki misyonu:
-Türkiye’de hızla gelişen ve Batı dünyası için tehlikeli hale gelen
Sovyet yanlısı aşırı solu, yeni bir doktrinle bölmek, birbirine
düşürmek, parçalamak, etkisiz hale getirmek.
-Devlet içinde, Orduda MİT’te, Poliste, Özel Harp’te kendi çizgilerinde
olmayan, düşünce ve faaliyetleri ile organizatörü zor duruma düşürecek
unsurları çeşitli yöntemlerle tasfiye etmek, bu kilit müesseselerde
etkinliği arttırmak.
-Türkiye’de politik ve ekonomik istikrarsızlığı pompalayan faaliyetleri
devam ettirerek, ülkenin güçlenip organizatörün emelleri dışında tamamen
bağımsız ve milli bir politika izlemesini engellemek.” (Analiz Ağustos 1991)
Yaşar Topçu (Sinop Milletvekili)
“… Doğu PERİNÇEK ‘in, burada, soruşturma konusu, araştırma konusu
yaptığı olay, sizin de ‘evet, doğru, bakılması lazım’ dediğiniz kısmına
bakılıyor. Azerbaycan kısmına, Çeçenistan kısmına, bilmem ne kısmına…
Burada anlattıklarını kimsenin ciddiye alıp da, devleti bu konuda
sorguya falan tuttuğu yok; yani, o türlü şey söz konusu değil. ” (TBMM
Tutanak Müdürlüğü Susurluk Araştırma Komisyonu 26/12/96)
Nihan İlgün (Tekirdağ Milletvekili)
“Evvelki günkü görüşmemizde, Sayın Doğu PERİNÇEK , konuşmalarının en
sonunda, kendisine, CIA ajanlığı; yani, hiçbir sual olmadan; yani, bir
açıklama, bir sohbet sırasında geçerken, buna çok heyecanlandı, çok
karşı çıktı; biraz da üslubu aşan kelimelerle, kendisini müdafaya girdi.
…Şimdi, bu kadar müdafaa ediyor. Acaba, bir başka yabancı, sizin de
konuşmalarınızın bir kısmında bahsettiğiniz; yani, yabancı istihbarat
kaynaklarıyla işbirliği veya oradan nemalandırılması, herhalde, sizin
bilginiz dahilinde.” (TBMM Tutanak Müdürlüğü Susurluk Araştırma
Komisyonu 26/12/96)
Hüseyin
“Kaypakkaya’yı Perinçek mi öldürttü?
TKPML/TİKKO’nun kurucusu olarak tanınan İbrahim Kaypakkaya ve ekibinin
1972 yılında ayrılması Aydınlıkçı’ların büyük güç kaybetmesine neden
olmuştu. Ancak Aydınlıkçılar’daki yaprak dökümü bununla son bulmamış
partinin beyin takımı olarak bilinen bir çok önemli isim Perinçek’i
terketmişti. Çevresindeki insanların kendisini terketmesine alışık
olmayan Perinçek Kaypakkaya’nın ayrılışını bir türlü hazmedememişti.
Perinçek bir iddiaya göre bu olaydan çok sarsılmış ve Kaypakkaya’dan
intikam almak istemişti. Yıllar önce ortaya atılan fakat günümüzde
unutulmuş olan bu iddiaya göre Perinçek eski arkadaşı İbrahim
Kaypakkaya’yı öldürtmek istemişti. Olayların bundan sonraki gelişimi
Perinçek’ten ayrılan ekibin Perinçek’in iftiralarına verdikleri
cevaplarda şöyle anlatılıyordu:
‘Doğu Perinçek ve Halil Berktay, İbrahim Kaypakkaya ile bir arkadaşını
Ankara’da görüşmek için çağırarak öldürme girişiminde bulundu. Suikast
için görevlendirdikleri kişiler öldürülecek olanın İbrahim Kaypakkaya
olduğunu duyunca böyle bir görevi reddettiler. İbrahim Kaypakkaya’nın
devrime olan inancı herkesi etkilemişti. Böylece Perinçek’in hazırladığı
komplo boşa çıktı. Fakat onların İbrahim Kaypakkaya’ya olan kinleri
sönmemişti.’ (Aydınlık Dergisi’nin Devrimci Harekete Yönelttiği
İftiralara Cevaplar s.29-30)
TİİKP Davası’nın esas hakkındaki mütalaasının 114. sayfasında Berktay’ın
Perinçek’e yazdığı bir mektuptan bahsediliyordu. Mekupta Berktay’ın
Kaypakkaya’nın öldürülmesi için hazırladıkları plan şöyle anlatılıyordu:
‘Yoldaşım (Muzaffer Oruçoğlu) ve Seyit (İbrahim Kaypakkaya) bayrak açmışlar.
Tayland kararını (Yasadışı TİİKP almış oldukları kararlar için bu tabiri
kullanıyor) kadroları önünde uydurma revizyonizmi örtbas etmek için
uydurulmuş diye aşağılıyor. Merkezi yönetim için revizyonist ifadesini
kullanıyor. Almanya’yı da parçalayacağız. Hasan Yalçın bizden diyorlar.
Herifi tam bir megalomanik bir hezeyan sarmış anlaşılan. Rüstem (Bora
Gezen) ile kararlaştırdığımız tedbirler:
-Rüstem oraya varınca hiç birşey olmamış gibi kendilerini dinleme için
merkeze
çağırdığını söyleyecek allam-kallam edip Ankara’ya yollamayı başaracak.
Biz bunları Ankara’dan buraya kılavuz ile getireceğiz. BURADA TEVKİF
EDİP GEREKENİ YAPACAĞIZ!
Kemal (Ercan Genç) idam edilmesi gerektiğini belirtti. Ben şahsen bu
fikre sempati duyuyorum. Acele cevap bekliyorum.’ ” (Halk Düşmanlarını
Tanıyalım s. 105) (Tarih ve Demokrasi Forumu 19. Ekim 1999)
Sema Pişkinsüt (Aydın Milletvekili)
” (Doğu Perinçek’e hitaben) Kafamızda soru işareti olarak kaldı, bir
tanesi sizinle ilgili. Geçenlerde Türkiye Gazetesinde Abdullah Öcalan
ile bir resminiz çıktı. … Bu konudaki oradaki yaklaşımınız ve bakış
açınız ne idi? Onu öğrenmek istiyorum. Bir de, bu kadar derinlemesine,
uzun zamandır bilgi akışını, daha ziyade MİT kaynakları da olsa,
Genelkurmay kaynakları da olsa, geldiğini size biliyoruz ve tabiî, çok
değişik kesimlerin değişik değer yargıları içerisinde sizin MİT ile olan
ilişkiniz konusunda bazı sözler var. Bu konuda sizin şahsınızla ilgili
olarak bu iki soruyu rica edeceğim.” (TBMM Tutanak Müdürlüğü Susurluk
Araştırma Komisyonu 24/12/96)
Mehmet Bedri İncetahtacı (Gaziantep Milletvekili)
“… Doğu PERİNÇEK konusundaki şüphelerinize katıtmamak mümkün değil;
ancak, ben bu soruyu kendisine de tevcih ettim. Dedim ki ‘bu
bilgilerinizi nasıl test edebiliriz, yani doğruluğunu nasıl
araştırabiliriz’ Onun cevabı şu idi: ‘Olaylar, gelişen olaylar, benim
düşüncelerim veya yayınlarımı teyit etmektedir.’” (TBMM Tutanak
Müdürlüğü Susurluk Araştırma Komisyonu 26/12/96)
Hüseyin
“Arkadaşlarını nasıl ihbar etti?
Doğu Perinçek’in ve Aydınlıkçılar’ın en önemli özelliği olağan
dönemlerde oldukça olgun ve birleştirici bir çizgi izlemeleri ve olağan
dışı durumlarda ise kendinden başka bütün akımları “emperyalizmin ajanı”
olarak ilan etmeleriydi.
Bu özelliği 1978-80 yılları arasında daha net görüldü. Toplumsal
olayların inanılmaz boyutlara ulaştığı o yıllarda Türkiye bir NATO
ülkesi olarak SSCB’yi toprak bütünlüğüne bir tehdit olarak
değerlendiriyordu. Aydınlıkçılar ise bütün sol gruplardan farklı olarak
iki süper devlet arasında SSCB’yi düşman olarak görüyor ABD’yi ise barış
cephesi içerisinde değerlendiriyordu.
Yine o dönemdeki iddialara göre Sovyetler Birliği yasadışı TKP’yi el
altından destekliyor ve Türkiye’de bir devrim tasarlıyordu. İşte Doğu
Perinçek tam bu sırada inanılmaz bir kampanya başlatarak TKP, TİP ve
TSİP’i yoketmek için Türkiye’deki Sovyet Devrimi’nin an meselesi
olduğunu iddia ederek akıl almaz yayınlar yapıyordu.
Perinçek başta TKP olmak üzere birçok Marksist örgütü ‘toplumun tortusu’
ve ‘halk düşmanı’ olarak nitelendiriyordu. Özellikle 1980 yılının şubat
ve mart aylarında yaptığı ‘Kutarılmış Bölgeler’ başlıklı yayınlarında bu
saldırı kampanyası had safhaya ulaşmıştı. TKP ve TKP’ye yakın tüm sol
gruplarla ilgili dizi yayınlar yaptı. Sol grupların önder kadroları
Aydınlık gazetesinde isim isim yayınlandı. Faaliyet gösterdikleri
yerleri işyerlerini okullarını evlerini fotoğraflarla fotoğraf bulamazsa
krokilerle gazetesi aracılığı ile deşifre etti.
DHKP-C lideri Dursun Karataş konu ile ilgili bakınız neler söylüyor:
‘Doğrudan burjuva ideolojisinin savunucusu olan ve devrimcilere karşı
mücadele etme görevini benimsemiş Aydınlık devrimci mücadele ve
oligarşinin saldırıları artıp yeni bir cuntanın tezgahlandığı
görüldüğünde devrimcilere karşı saldırılarını büyük bir cüretle
yoğunlaştırdı. Şu veya bu oranda hemen tüm solu isim ve soyadlarla adres
ve krokilerle ihbar etmeye başladılar.’ (Dursun Karataş Kongre Belgeleri
s.38-39)
Yıllar sonra Türk soluna karşı yürüttüğü bu kampanya tekrar gündeme
getirilince Perinçek şaşkın bir üslupla şu cevabı veriyordu:
‘- Aydınlık Dergisi’nde daha önce “açıkça öldürülmesi istenen”
insanların listesi yayınlanıyordu. Karşıt fikirdeki öldürülecek
adamların listesini hangi yayın organında ve ne zaman yayınlamaya
başlayacaksınız?
Perinçek: Kim? Kim nerede ölmüş? Ne demek istiyorsunuz? (Heyecanlı
hareketler.)
-Anlatayım..
Perinçek: Bakın şimdi bir önceki sorunuzla çelişiyorsunuz. Kim onlar.
CIA’nın
Türkiye’deki adamlarıydı. Türkiye’deki ajanları vurulacak insanlar…
Neyse…’(Zaman 2 Nisan 198
Perinçek 12 Eylül sonrasında kurulan Sıkıyönetim Mahkemelerinde yapmış
olduğu savunmalarında kendisine yöneltilen ‘ihbarcılık’ suçlamalarını
adeta itiraf ediyordu:
‘…Aydınlık Gazetesi “Bilinmeyen Sol” dizisinde, sahte solcu çetelerinin
halkı hedef alan cinayetlerini aydınlatmıştır. Devlet teröre karşı
mücadelede Aydınlık’tan yararlanmıştır. Birçok yetkili bu gerçeği
belirtmiş ve Aydınlık’a sık sık başvurmuştur. MGK Genel Sekreterliğinin
“Anarşi Raporu”nda Aydınlık’ın kaynak olarak kullanıldığı gazetelere
yansımıştır.’ (Emek 28 Mart 199
Bu ihbarlar sayesinde diğer sol gruplara karşı büyük operasyonlar
düzenleniyordu.” (Tarih ve Demokrasi Forumu 19. Ekim 1999)
Aksiyon
“TÜRKİYE’NİN POL POT’U
Perinçek tarafından yayınlanan ve 1993′ten sonra süresiz olarak
kapatılan 2000′e Doğru Dergisi dikkatli bir gözle incelendiğinde baştan
sona Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yıpratmak ve terör örgütü PKK’ya destek
vermek amacını güttüğü ortaya çıkıyor. Derginin 29. sayısında “Kürt
Erlere Nöbet Tutturulmuyor” başlığı ile yayınlanan kapak dosyasında
açıkça Türk Silahlı Kuvvetleri’ne iftira atılmış ve ordu bünyesinde
ikilik çıkarılmak istenmiş, daha sonraki sayılarda da bu propaganda
geliştirilerek devam ettirilmişti.” (Aksiyon 2-8 Mayis 1998 Sayı 17
İşte Fabrikatör Ajan Perinçek hakkında her renkten görüşler.
Gizli Bilgiyi Nereden Alıyorsun?
Şimdi TBMM Susurluk Araştırma Komisyonunda geçen bir kaç enteresan bir
konuşmaya yer verelim:
YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Ben önemli bir şey soracağım, bana göre çok önemli
bir ayrıntı söyledi. Dedi ki “bu darbeyi Aliyev’e, Demirel, Pakistan
yolculuğu sırasında telefonla haber verdi, Aliyev de bunu açıkladı.
Yalnız, bunu, ondan evvel basın toplantısında ben açıkladım” Şimdi iki
kişi arasınclaki telefon konuşmasını ya Aliyev Sayın Genel Başkana
aktarmış olabilir ya Demirel aktarmış olabilir. Bir üçüncü ihtimal, bu
telefon dinlenmiş olabilir. Bunun hangisi doğru?
DOĞU PERİNÇEK - Ben, bana, bunu Demirel’in mi yoksa Aliyev’in mi
açıkladığını…
YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Hayır, siz dediniz ki, onu söylemiyorum,
ifadenizde var “bunu ben basın toplantısıyla açıkladım; yani, basın
toplantısıyla Demirel’in Aliyev’e telefonla haber verdiğini açıkladım”
dediniz. Şimdi iki kişi arasında geçen telefon konuşması…
DOĞU PERİNÇEK - Ben, bunu öğreniyorum.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Onu soruyorum ben de.
DOĞU PERİNÇEK - Ama, bunu Sayın Demirel’den mi öğrendim Aliyev’den mi
öğrendim bunu açıklamıyorum; ama, sizin şuna dikkat etmeniz lazım, benim
bu açıkladığım bilgi doğru mu yanlış mı?
SEMA PİŞKİNSÜT (Aydın) - Arada üç ay var.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Hayır, ben hukukçuyum, ben, tabiî, bir ülkenin
cumhurbaşkanının bir başka ülkenin cumhurbaşkanına yaptığı bir özel
telefon konuşmasını, siz, eğer basına duyurabiliyorsanız, aynı zamanda,
bu, araştırma komisyonu üyesi olarak ben, bunun kayrıağını da öğrenmek
durumundayım, benim cumhurbaşkanım ne derece güven içerisinde, ben onu
araştırıyorum, ona bakıyorum.
DOĞU PERİNÇEK - Belki sizin cumhurbaşkanınız yahut da hepimizin
cumhurbaşkanı, tıkanıklıklar karşısında normal yasal süreçler
işlemeyince ve Türkiye’nin başına karanlık bir kuvvet oturunca bunları
bilgi olarak bize veriyor olabilir. Niye vermesin? Bunun hiçbir önemi yok.
DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Bakın, iki cumhurbaşkanı arasındaki
korıuşmayı anlatmıyor, iki cumhurbaşkanının birbirleriyle telefonla
konuştuğurıu anlatıyor. Aradan geçen beş ay içerisinde zaten…
YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Darbeyi haber veriyor.
DOĞU PERİNÇEK - Şimdi, efendim, bakın, bir şey söyleyeceğim, bunun
kaynağı önemli değil.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Çok önemli.
DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Bence bilgiler çok önemli.
DOĞU PERİNÇEK - Bakın, Sayın Cumhurbaşkanı Demirel Yaşar Bey’e demiştir
ki “bunlar ne yapıyor, sizin başkanınız, genel başkanınız ne yapıyor?
Kalkıyor Azerbaycan’da darbeler yapıyor, Türkiye’yi felakete
sürüklüyorlar” Yaşar Bey de bizimle karşılaşmamızda bana demiştir ki
“Demirel bana bunu söyledi.” Yani…
BAŞKAN - Kaynağını açıklamıyorsunuz.
DOĞU PERİNÇEK - Ben, size başka bilgiler de vereceğim. Şunu söyleyeceğim.
DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Bu anlatılanların hepsi çok gizli ve
öğrenilmiş ve dolayısıyla aynı yerden…
DOĞU PERİNÇEK - Nereden öğrendiğimizin önemi yok.” (TBMM Tutanak
Müdürlüğü Susurluk Araştırma Komisyonu 24/12/96)
Resimlerden Rahatsız
DOĞU PERİNÇEK - Anlaşıldı olur mu, bu son derece önemli. Bugün, MİT bana
karşı bir operasyon yürütüyor. Bu sorunuz bile, yaratılan bu rivayetler
bile tamamen MİT tarafından yürütülen bir operasyonun bir parçasıdır.
Kim yollamış o resimleri, o resimler Abdullah Öcalan’ın çektiği
resimler, bizim çektiğimiz resimler değil. Aynı zamanda, bu MİT ile
Abdullah Öcalan arasında bir ilişkiyi de gösterir… (TBMM Tutanak
Müdürlüğü Susurluk Araştırma Komisyonu 24/12/96)
Başvuru Kime?
DOĞU PERİNÇEK - Şimdi, efendim, 1989 ve 1991 yıllarında iki kez Abdullah
Öcalan ile görüştüm. Giderken, başvurumu yaptım, ilan ederek gittim 1989
ve 1991 yılında, geldim, geldikten sonra da bütün görüşmeleri banda
aldım ve olduğu gibi Türkiye kamuoyuna açıkladım. Peki, ben niye gittim
Abdullah Öcalan ile görüştüm; şunun için görüştüm: Baktım ki, Türkiye’de
köylülerimizi, emekçilerimizi, halkımızı etkileyen bir Kürt hareketi var
ve bunun şiddet yoluyla çözülmesi mümkün değil, en tehlikeli şey de bu
Kürt hareketinin dış etkilere maruz kalması ve küreselleşmesidir, ben
nasıl etkileyebilirim ve nasıl bunun tam gerçeğini öğrenebilirim, hem
öğrenmek için hem de etkilemek için gittim. Benimle Abdullah Öcalan’ın
görüşmelerinin kitaplarını size yollayacağım. Ben Abdullah Öcalan’a
şunları söylettim: Bir: Kürte sevdalı değilim; ortak ev kuralım;
Türkiye’nin keloğlanına, Türkiye halkına aşığım; Mustafa Kemal’in
aydınlanma hareketi içerisirıde ben kendimi buldum; dış müdahalelere
karşıyım; Amerikaya karşıyım… Yani, ben onu… Batı’nın eline düşmemesi,
Amerika’nın eline düşmemesi amacıyla gittim, öyle bir görüşme yaptım.
Zaten bütün görüşmenin de ekseni budur ve Türkiye Devleti benim
politikamı benimseseydi ve o zamanlar akıllı tavırlar alsaydı, bu hiçbir
zaman ben Abdullah Öcalan ile Türkiye Devletinin karşı karşıya gelip
oturmasına taraftar değilim, bunu yaparlarsa ben karşı çıkarım; çünkü,
bu bir anayasa içerisinde çözülecek sorundur, Abdullah Öcalan ile
anlaşarak çözülmeli. (TBMM Tutanak Müdürlüğü Susurluk Araştırma
Komisyonu 24/12/96)
Mesaj Kimden?
DOĞU PERİNÇEK - Benim size bir mesajım var, hepsini silin, Çiller’i
indirmezseniz Türkiye Büyük Milllet Meclisi olarak, büyük sorumluluklar
altına girersiniz, ben de tarih önünde konuşuyorum, darbeye de
sürüklersiniz Türkiye’yi. Bunları bilin, bilerek hareket edin ve bırakın
küçük çıkarları. Refah Partisine sesleniyorum, bıraksın bu Çiller ile
ortaklığı. Doğru Yol Partisine sesleniyorum, tepesinden atsın bunları.
(TBMM Tutanak Müdürlüğü Susurluk Araştırma Komisyonu 24/12/96)
Sayın okurlar, bilmem yorum getirmeye ihtiyaç var mı?
Uşak ruhlu yardımcı ajan. Öyle çamur atarak, iftira ile bu işler
yürümez. Böyle belgeleyeceksin. Beceremiyorsan, “İnek Şaban” rolü boşta.
Tam sana göre… lin zeminini hazırlamak için, Deniz Gezmiş, Deniz Harb
Okulu öğrencisi Sarp Kuray gibi Marksist gençler kullanıldı. Bunlara
silahlı ve bombalı eylemler yaptırıldı.
27 Mayıs’ta olduğu gibi gençleri sokağa dökecekler, bu kargaşa ortamında
meşru sayılabilecek bir darbe ile iktidarı ele geçireceklerdi.
Bu hareketinin içine sızan Perinçek gibi ajanlar sayesinde, bu ihtilal
önlendi ve üç gün sonra 12 Mart 1971 darbesi yapıldı. Nitekim sonradan
Ankara Siyasi Şube’de sorgulanan Doğu Perinçek, güvenlik kuvvetlerine
yardım ederek, 120 sayfalık ihbar ve itirafları ile bütün faaliyetin
ortaya çıkmasını ve çökertilmesini sağladı.
12 Mart 1971 darbesinden sonra güvenlik güçleri terör örgütlerine
yönelik bir dizi operasyonlara girdiler.
Bu faaliyetler meyanında, Fabrikatör Perinçek’in ” Türkiye İhtilalci
İşçi Köylü Partisi”ne (TİİKP) yönelik “Şafak Operasyonu”nunu
diğerlerinden ayıran önemli bir unsur vardı.
Bu örgütün İstanbul’daki karargahı bir İngiliz’e aitti…
İngiliz uyruklu Hiller Samder Boyt, Robert Kollej’de profesör olarak
görevliydi ve Aşiyan’daki ev, bu şahsa Robert Kolej tarafından tahsis
edilmiş bir lojmandı.
Örgütün önemli ismi ve İstanbul sorumlusu Ferit İlsever ve arkadaşları
burada kalıyorlardı. Güvenlik güçlerince eve yapılan baskın sonunda o
anda evde bulunan İngiliz profesör ile bir kaç örgüt mensubu yakalandı.
Daha sonraları Aydınlık Gazetesinin sorumlu müdürü olan Aydoğan
Büyüközden de yakalananlar arasındaydı. Başında perukla yakalanan
Aydoğan Büyüközden, kendisini yakalayan güvenlik görevlilerine bir
müddet “sağar ve dilsiz” numarası yaptı.
Lojmanda telsizler ve örgütsel dökümanlar bulundu.
Bu operasyon sonucunda İstanbul bölgesinde ve bütün Türkiye’de 266 örgüt
mensubu yakalandı ve örgüt çökertildi.
Örgütün çökertilmesinde en büyük etkenlerden biri, ele geçirilen Ferit
İlsever’e ait şifreli defterdi. Ankara 3 numaralı Sıkı Yönetim
Mahkemesinin Şafak Davası dosyasında delil olarak bulunan bu defterde,
bugün, halen medyada yer alan, elliye yakın tanınmış insanın ismi vardı.
Şifreli defterde bulunan İstanbul örgütünün şeması çözülünce, operasyon
Ankara’ya atladı. Perinçek, burada, bir çiftlik evinde çoban kıyafetinde
yakalandı.
Baskın neticesinde İngiliz dahil yakalananlar, İstanbul Emniyet
Müdürlüğüne götürüldüler. Ancak İngiliz Profesör kısa bir süre sonra üst
makamlardan gelen talimatla serbest bırakıldı. Hiller Samder Boyt,
alelacele Türkiye’yi terketti. Böylece İngiliz’in örgütle olan ilişkisi,
veya daha doğrusu, örgütün İngilizlerle olan bağlantısı tam olarak
çözülemedi.
İstanbul MİT’te, yasadışı Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi
operasyonun sorumlusu, Necdet Küçüktaşkıner’di. Küçüktaşkıner 1973′de
teşkilattan ayrılarak serbest avukatlığa başladı.
Perinçek grubu, Küçüktaşkıner’i imha edilmesi gereken hedefler listesine
kaydetmişti. Ferit İlsever1978 Temmuz ayında silahlı adamları ile
Küçüktaşkıner’in Taksim’deki ofisini bastı. Küçüktaşkıner’i
“kontrgerilla” olarak niteliyerek, kendileriyle ilgili operasyonların
emrini kimin verdiğini sordular, bazı açıklamalarda bulunmasını
istediler. “Aksi taktirde seni teşhir eder, bitiririz” dediler.
Küçüktaşkıner’ın “ben kontrgerilla filan değilim, ben bir MİT mensubu
olarak görevliydim ve sizin sorgularınızda bulundum, bunu da kabul
ediyorum. Ancak, bu ithamlarınız saçma ve talepleriniz de yersiz, lütfen
burayı terkedin” cevabı ona pahalıya maloldu.
Olaydan birkaç gün sonra Aydınlık gazetesi “İşkenceci Avukat Necdet
Küçüktaşkıner” manşeti ile Necdet Küçüktaşkıner’i teşhir etti. Kendinin,
evinin, yazahanesinin çeşitli resimleri, adresleri, şemaları yayınlandı.
Küçüktaşkıner’le ilgili, normal bir kimsenin ulaşamayacağı teşkilattaki
“personel bilgileri” de yayınlananlar arasındaydı.
Necdet Küçüktaşkıner ayrıca 1 Mayıs 1977′de ki, 37 kişinin öldüğü “Kanlı
Taksim Olayı”nın da tertipçisi olarak suçlanıyordu..
Aydınlık, MİT tarafından Emekli Sandığı kanalıyla Küçüktaşkıner’e,
olaydan 15 gün önce yapılan 8, 049,041 liralık bir ödemenin belgesini
yayanlamıştı. Perinçek grubu bu belgeyi delil olarak göstererek
Küçüktaşkıner’i kanlı olayın faili olarak ilan ediyordu.
Esasında belge doğruydu. Ancak bu meblağ, MİT kanununda yapılan bir
değişiklikle tüm MİT mensuplarına ödenen “Fiili Hizmet Zammı” isimli bir
tazminatın yekünü idi. Bu yekünden Küçüktaşkıner’in hizmeti karşılığı
payına düşen meblağ 1,617 liraydı ve Emekli Sandığı Küçüktaşkıner’e
sadece bu meblağı ödemişti.
Aydınlık, Emekli Sandığı’ndan elde edildiği sanılan belgedeki, “8,
049,041 liralık ödeme meyanında” kısmında tahrifat yaparak, tüm meblağı
Küçüktaşkıner’e ödenmiş gibi göstermişti.
Tabiatıyla MİT’in, gizli bir operasyonun parasını “Emekli Sandığı”
kanalıyla ödemesi gibi bir saçmalık da olmazdı.
Bütün bunlara rağmen “provakasyon” işledi. Basın, Aydınlık’tan alıntı
yaparak Necdet Küçüktaşkıner’i “37 kişinin öldüğü Kanlı 1 Mayıs
olaylarının tertipçisi MİT mensubu” olarak tescilledi.
Bu olumsuz gelişme, Emekli MİT mensubu Avukat Necdet Küçüktaşkıner’in
yaşantısını birden bire değiştirdi. Küçüktaşkıner terör örgütlerinin
başlıca hedefleri arasına girdi, İstanbul Barosu Taşkıner’in Avukatlık
yapmasını engellemeye kalktı.
Neticede Küçüktaşkıner’in Taksim’deki bürosu bombalandı. Şans eseri
kendisine bir şey olmadı.
Necdet Küçüktaşkıner hala, Perinçek ekibinin kendisine monte ettiği bu
iftirayı temizleme mücadelesi veriyor.
Esasında, “Kanlı 1 Mayıs” olaylarının yegâne sorumlusunun Fabrikatör
Perinçek ve ekibi olduğu biliniyor.
Taksim’deki miting sırasında, Perinçek’in “Maocu” grubunun barikatları
yıkarak meydana girmesi ile olay başlamıştı. Sonuçta 1 polis memuru
tabanca mermisiyle, 36 kişi de panik sırasında ezilerek ve havasız
kalarak öldü.
Fabrikatör Perinçek’in grubu belki diğer terör örgütleri kadar
silahlanmış bir örgüt değildi ama, “provokasyon” ve “hedef gösterme”
özellikleri onları en az diğer örgütler kadar tehlikeli kılıyordu.
Kendileri yapmıyorlar, hedef gösterip başkasına öldürttürüyorlardı.
Yabancı istihbarat teşkilatlarının “Türkiye Operasyonları”ndaki maşası
olarak bu taktikleri, yıllardan beri aynı ustalıkla devam ettiriyorlar.
1970-1980 arası, bir çok terör örgütü gibi, Fabrikatör Perinçek’in
grurbunun da en büyük amacı Türk ordusuna sızmaktı.
Doğu Perinçek’in örgütü Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisine de bazı
genç subaylar üye olmuşlardı. Bunlar Doğu Perinçek’e selam veriyor,
“komutanım, başkanım” diye hitap ediyorlardı.
Bu subaylardan, o tarihte tespit edilen birkaçı, Perinçek grubu ile
birlikte yargılandılar.
Fabrikatör Perinçek’in ordu bağlantısı, bilahare üst rütbelere gelen bu
genç subaylarla devam etti. Bu subaylar yakın tarihde ordudan ayıklandılar.
“Perinçek’i doğru teşhis etmek gerekir. Bence bu adam ruh hastası bir
paranoyaktır. Karalamak için söylemiyorum, gerçekten psikiyatristler
tarafından müşahede altına alınması gereken ölçüde ruh hastası olduğu
kanaatindeyim. Bu yüzden ajan provokatör olarak kullanılmaya müsait bir
kişiliğe sahip, zaten öyle kullanılıyor.
…Oynadığı ajan provokatör rolü, bu ülkede herkesi ilgilendirmesi gereken
bir güvenlik sorunudur. Üstlendiği misyon, bu ülkede sıhhatli olabilecek
herkese ve herşeye hücum etmek; kurumları yıpratmak, kişileri şaibe
altında bırakmak, zayıflatmaktır. Türkiye’de kim destabilizasyon
peşindeyse Perinçek, o tür güçler için bulunmaz bir nimettir. Bu amaçla
kullanıldığı besbellidir. Kürt meselesi, Türkiye’nin önündeki en hayati
sorunlarından biridir. Nitekim, Perinçek de bu mesele ile ilgili olarak
kendini gösteriyor. En hassas olduğu konu neredeyse bu. Bu bir rastlantı
olmamalı”Bu sözler, bir zamanlar Doğu Perinçek ile çok yakın olmuş,
kader birliği yapmış, onu çeşitli açılardan tahlil etme imkanını bulmuş
bir kişiye, tanınmış gazeteci Cengiz Çandar’a ait. 10 Kasım 1991
tarihinde Nokta Dergisinde yer alan söyleşiden paragraflar.
Çandar, Perinçek’in gerçek yüzünü erken teşhis edip ondan ayrılanlar
arasında.
Ancak Perinçek, kendisinden kopanları hiç bir zaman hazmetmedi. Onları
hemen “hain, ajan, CIA’cı” diye damgalayarak yok etmeye çalıştı."
Legal cinayet sebekeleri de var salag oglan.
Merdi kipti secaat arz ederken boyle sicarmis iste.
Akepe yandasliginini da Turkiye Cumhuriyetine karsi eveleme gevelemenle
ispat ediyorsun zaten.
Saskinvili gibi Soros kuklasina Taraf olman da ne kadar Soroscu cocugu
oldugunun da baska bir delili zaten.
Bunu senden ögrenecek degilim. "Devlet ve Ihtilal"i okumus, rejime
muhalefet etmis herkes bilir bunu.
> Merdi kipti secaat arz ederken boyle sicarmis iste.
>
> Akepe yandasliginini da Turkiye Cumhuriyetine karsi eveleme gevelemenle
> ispat ediyorsun zaten.
Nerden vardin bu sonuca sekerim? "Daha ortada AKP-MKP yokken..." lafi,
türk gladyosunun bütün zamanlari (1952'den bu yana) kapsadigini anlatir,
baska birseyi degil. AKP'nin türk ve bati gladyolarinin izni olmadan
orada oturdugunu söyleyen mi oldu?
"Türkiye cumhuriyetine karsi" lafin bos bir cuvaldir, hatta 'cuwal'dir
sekerim. TC'nin bir icindesiniz, bir disinda, bir yanindasiniz, bir
karsisinda; TC bir ulus devlettir, bir emp. sömürgesi, bir korunacak,
yok kurtarilacak, aman seyedilecek.... :-) TC hakkinda kesinlesmis bir
fikrin oldugunda gel, gene konusuruz sekerim :-)
> Saskinvili gibi Soros kuklasina Taraf olman da ne kadar Soroscu cocugu
> oldugunun da baska bir delili zaten.
Saakasvili lehine tek kelime etmedigim gibi, tam tersine emp. ler ve
usaklarinin ülkelerin 'kaderleri' ile oynadiklari ve buna haklari
olmadigini ifade eden onlarca yazi gectim buraya.
Sen fakat sekerim, her zaman yaptigin gibi, herseyi kiymetsizlestirmek,
bulandirmak, yok yere herkesi herseyle suclayarak güvensizlik yaratmak
pesindesin. Bu arada kendi rus muhipligini de örtme niyetindesin.
Yemezler sekerim. Yalanci ergenekoncu türkler yalanci ergenekoncu
türkleri, Tanri yalanci ergenekoncu türkleri bildigi gibi yapsin :-)
(Verdiginiz ifadelerde birbirinizi yeterince oydugunuz zaten
anlasiliyor. Kahramanlik(!) sanatini nasil konusturdugunuz durusmalar
basladiginda daha iyi anlasilacak.)
Legal ve cinayet kelimelerinin anlamlarini ogrenip kompozisyon yazman
artik bas odevin old kuzum ahah :)
>
>> Merdi kipti secaat arz ederken boyle sicarmis iste.
>>
>> Akepe yandasliginini da Turkiye Cumhuriyetine karsi eveleme
>> gevelemenle ispat ediyorsun zaten.
>
> Nerden vardin bu sonuca sekerim? "Daha ortada AKP-MKP yokken..." lafi,
> türk gladyosunun bütün zamanlari (1952'den bu yana) kapsadigini anlatir,
> baska birseyi degil. AKP'nin türk ve bati gladyolarinin izni olmadan
> orada oturdugunu söyleyen mi oldu?
NATO Gladyosu ayri bir olay, Turk Ergenekonu farkli.
600 sene...
Agartha...
Senin kutsal kitabin yaziyor ya ahaha :)
>
> "Türkiye cumhuriyetine karsi" lafin bos bir cuvaldir, hatta 'cuwal'dir
> sekerim. TC'nin bir icindesiniz, bir disinda, bir yanindasiniz, bir
> karsisinda; TC bir ulus devlettir, bir emp. sömürgesi, bir korunacak,
> yok kurtarilacak, aman seyedilecek.... :-) TC hakkinda kesinlesmis bir
> fikrin oldugunda gel, gene konusuruz sekerim :-)
>
>> Saskinvili gibi Soros kuklasina Taraf olman da ne kadar Soroscu cocugu
>> oldugunun da baska bir delili zaten.
>
> Saakasvili lehine tek kelime etmedigim gibi, tam tersine emp. ler ve
Iste bu tek kelime etmemen zaten merdi kipti durumunun ozeti kuzum,
anlamadın mı?
> usaklarinin ülkelerin 'kaderleri' ile oynadiklari ve buna haklari
> olmadigini ifade eden onlarca yazi gectim buraya.
>
> Sen fakat sekerim, her zaman yaptigin gibi, herseyi kiymetsizlestirmek,
> bulandirmak, yok yere herkesi herseyle suclayarak güvensizlik yaratmak
> pesindesin. Bu arada kendi rus muhipligini de örtme niyetindesin.
> Yemezler sekerim. Yalanci ergenekoncu türkler yalanci ergenekoncu
> türkleri, Tanri yalanci ergenekoncu türkleri bildigi gibi yapsin :-)
> (Verdiginiz ifadelerde birbirinizi yeterince oydugunuz zaten
> anlasiliyor. Kahramanlik(!) sanatini nasil konusturdugunuz durusmalar
> basladiginda daha iyi anlasilacak.)
Sana gore 70 milyonun tamami Ergeneokuncu.E o zaaman niye tirsiyon ki ha
Soroscu cocugu soyle baga
mwahahaha
Laf konustu lahana :-) (biraz degisiklik iyidir :-)
Adam öldürme ruhsati olan rejimin maasli haydutlarini senden ögrenecek
degilim. (tekrarla icin sct'den özür dilerim. Fakat bu Fata karafatma
degil, ergenekoncu fatma; makara durulari yaratmaya calisiyor, ben de
poposunu sikistiriyorum :-)
>>> Merdi kipti secaat arz ederken boyle sicarmis iste.
>>>
>>> Akepe yandasliginini da Turkiye Cumhuriyetine karsi eveleme
>>> gevelemenle ispat ediyorsun zaten.
>>
>> Nerden vardin bu sonuca sekerim? "Daha ortada AKP-MKP yokken..." lafi,
>> türk gladyosunun bütün zamanlari (1952'den bu yana) kapsadigini
>> anlatir, baska birseyi degil. AKP'nin türk ve bati gladyolarinin izni
>> olmadan orada oturdugunu söyleyen mi oldu?
>
> NATO Gladyosu ayri bir olay, Turk Ergenekonu farkli.
> 600 sene...
> Agartha...
>
> Senin kutsal kitabin yaziyor ya ahaha :)
Meczup dedim ya, zincirsiz geziyor valla :-)
>> "Türkiye cumhuriyetine karsi" lafin bos bir cuvaldir, hatta 'cuwal'dir
>> sekerim. TC'nin bir icindesiniz, bir disinda, bir yanindasiniz, bir
>> karsisinda; TC bir ulus devlettir, bir emp. sömürgesi, bir korunacak,
>> yok kurtarilacak, aman seyedilecek.... :-) TC hakkinda kesinlesmis bir
>> fikrin oldugunda gel, gene konusuruz sekerim :-)
>>
>>> Saskinvili gibi Soros kuklasina Taraf olman da ne kadar Soroscu
>>> cocugu oldugunun da baska bir delili zaten.
>>
>> Saakasvili lehine tek kelime etmedigim gibi, tam tersine emp. ler ve
>
> Iste bu tek kelime etmemen zaten merdi kipti durumunun ozeti kuzum,
> anlamadın mı?
'Lehine' kelimesini sorozbuca cikardin aradan ama. Olmuyor Fatma, cok
acizleniyorsun. Sana acil yedek mazot lazim :-)
>> usaklarinin ülkelerin 'kaderleri' ile oynadiklari ve buna haklari
>> olmadigini ifade eden onlarca yazi gectim buraya.
>>
>> Sen fakat sekerim, her zaman yaptigin gibi, herseyi
>> kiymetsizlestirmek, bulandirmak, yok yere herkesi herseyle suclayarak
>> güvensizlik yaratmak pesindesin. Bu arada kendi rus muhipligini de
>> örtme niyetindesin. Yemezler sekerim. Yalanci ergenekoncu türkler
>> yalanci ergenekoncu türkleri, Tanri yalanci ergenekoncu türkleri
>> bildigi gibi yapsin :-) (Verdiginiz ifadelerde birbirinizi yeterince
>> oydugunuz zaten anlasiliyor. Kahramanlik(!) sanatini nasil
>> konusturdugunuz durusmalar basladiginda daha iyi anlasilacak.)
>
> Sana gore 70 milyonun tamami Ergeneokuncu.
Popon genis, at atabildigin kadar sekerim :-)
> E o zaaman niye tirsiyon ki ha
> Soroscu cocugu soyle baga
Sizden tirsan sizden beter olsun ulan sekerim.
Daha poponuza dokunulmadan birbirinizi ihbar ettiniz, birbirinize karsi
ifadeler verdiniz. Buraya bunlari aktarmaya kalksam moskova, pekin ve
y.delhi'ye yol olur :-) Sizin kendinize hayiriniz yok ki etrafa
satasasiniz. Annenize bile kamuoyuna acik mektup yazdirdiniz, benim
oglum cicidir, ponponlarina dokunmayasiz diye. Insanda biraz haysiyet
olur, davaniz yoktu ki haysiyetiniz olsun. Banka hesaplariniz herseyi
acikliyor. Telafer türkmenlerinin ruhlarina falan nasil ödeyeceksiniz
bakayim o faturalari. Daha dur sekerim, daha dur. Ekim ayindan itibaren
32 kisim tekmili birden donlariniz da inecek :-)
> mwahahaha