Google Groups no longer supports new Usenet posts or subscriptions. Historical content remains viewable.
Dismiss

SORU 12: Son Peygamberden Sonra Bir Elci Gelecek mi?

3,372 views
Skip to first unread message

YUKSEL

unread,
Feb 3, 1995, 12:49:14 AM2/3/95
to
SORU 12
SON PEYGAMBERDEN SONRA GELECEK ELCI

"Hani Allah nebilerden -peygamberlerden- misak (soz) almisti: 'Size kitap
ve hikmet verecegim. Daha sonra, beraberinizdekileri dogrulayan bir resul
-elci- geldiginde, ona inanacak ve onu destekleyeceksiniz.' Demisti ki:
'Bunu kabul ettiniz ve bu sorumlulugu aldiniz mi?' Onlar: 'Kabul ettik'
dediler. (Bunun uzerine Allah) 'Oyleyse sahid olun, ben de sizinle beraber
sahid olanlardanim' dedi." (3:81)

3:81 ayeti, cok acik bir sekilde tum nebilerden sonra, onlarin kitaplarini
dogrulayan bir resulun gelecegini haber vermektedir. Ayette sozu gecen
"misak", yani sozlesme, Allah ile nebileri arasinda dunya hayatindan once
gerceklesmistir. Bu misaka tum nebilerin katildigi anlasilmaktadir. Zira
ayette "sen haric diger nebilerden misak aldik" denmiyor. Yahut "senden
onceki nebilerden misak aldik" da denmiyor. Misakin Muhammed peygamberden
de alindigi anlasiliyor. Kuran'in bir baska ayetinde de Muhammed istisna
edilmiyor, aksine, sozkonusu misaktan soz eden 33:7 ayetinde, bu misaka
katilan bazi nebilerin isimleri zikredilmis ve bu arada Muhammed'in de
dahil oldugu, "ve minke = senden de" kelimesiyle ifade buyrulmustur.

"Hani nebilerden -peygamberlerden- misak (soz) almistik. Senden, Nuh'dan,
Ibrahim'den, Musa'dan, ve Meryem oglu Isa'dan... Onlardan sapasaglam bir
soz almistik." (33:7).

"Nebi" ile "resul" arasindaki fark

Kuran, tum peygamberlerden ve kitaplardan sonra gelecek olan elciden haber
verdigi 3:81 ayetinde, ayni zamanda nebi (peygamber) ile resul (elci)
arasindaki anlam farkini da ogretmektedir. Bu ayete gore, Allah, nebilere
kitap vermistir. Resul ise gecmis kitaplari tasdik edicidir. Kuran'in
butunlugu incelendiginde her nebinin, aldigi kitaplari insanlara iletmekle
yukumlu oldugu cikmaktadir (2:140; 2:159; 3:71; 3:187; 2:247,248; 2:61;
2:177; 2:213). Yani her nebi ayni zamanda resuldur. Nebileri, sadece
Allah'tan kitap alan, fakat insanlara mesaji iletmekle yukumlu olmayan
kisiler olarak tanimlamak, az once verdigim ayetlere tumuyle muhaliftir.
Dileyen 2:213 ve 43:6 ayetlerine de bakabilir. Allah'in bir insana
vahyettikten sonra o vahyi gizlemesini emretmesi, konusmasini yasaklamasi
sunnetullah'a aykiridir. Demek ki Kuran'in tanimina gore nebi, hem
kendinden onceki kitaplari dogrulayici ve hem de aldigi yeni kitabi
insanlara ulastiricidir. Ancak her resul nebi degildir. Nitekim, Kuran'da
resul, kelime anlamiyla kullanilmasina ragmen (12:50); nebi kelimesi
surekli Allah'in peygamberleri icin kullanilmistir. 6:83-86 ayetlerinde 18
isim sayilmakta ve bunlari izleyen 89. ayette bunlarin nebi oldugu
belirtilmektedir. Muhammed ve Idris peygamberin de nebi oldugu baska
yerlerde belirtilir(33:40; 19:56). Boylece Kuran'da ismi gecen resullerin
20 tanesinin nebi oldugu ortaya cikmaktadir. Kuran'a gore, Hud, Salih,
Suayb sadece resuldurler.

Muhammed, son peygamberdir; son elci degil

Muhammed aleyhisselamin son peygamber (nebi) oldugunu bildiren 33:40 ayeti
cok ilginctir. Bu ayet, Muhammed'in son elci (resul) oldugunu iddia
edenlere bahane birakmamistir:

"Muhammed, sizin erkeklerinizden hic birinin babasi degildir; ancak o,
Allah'in resulu (elcisi) ve nebilerin (peygamberlerin) sonuncusudur. Allah
her seyi bilendir." (33:40).

Herseyi bilen Rabbimiz, peygamberlerini putlastiranlarin surekli olarak
kendi peygamberlerinin son resul oldugunu iddia ettiklerini bildigi icin
33:40 ayetinde "nebilerin sonuncusudur" ifadesini tek basina kullanmiyor.
Gramer acisindan kullanilmasi hic gerekmiyen "O, Allah'in resuludur"
ifadesi gereksiz bir tekrar degildir: "...Ancak o, Allah'in resulu ve
nebilerin sonuncusudur..." Dikkat ederseniz ayetin ifadesi, "Ancak o,
Allah'in son resulu ve nebisidir." seklinde degildir.

Ne yazik ki gecmis ummetlerin hatalarini aynen tekrarlayip Kuran'dan
uzaklasan Islam ummeti (25:30; 23:52-56; 15:91), nebi ile resul
kelimesinin anlamini kaydirip birbiriyle degistirerek, Muhammed'in ayni
zamanda son resul oldugu yalanini ortaya atmislardir.
Kuran'da, daha ozel bir ifade olan "nebi" kavramini, kitap almayan tum
elciler anlamina kaydirarak, yaptiklari bu tahrifatla, 3:81'de mujdelenen
resulu inkar etmek istemislerdir. Her seyde oldugu gibi nebi ve resul
kelimelerinin anlaminda da ihtilafa dusen "ulema", boylece o resulun
donemine erisecekler icin bulanik bir zemin olusturmuslardir.
3:81 ayetinin Diyanet Mealindeki cevirisini inceleyelim:

"Allah, peygamberlerden ahid almisti; 'Andolsun ki size Kitap, hikmet
verdim; sizde olani tasdik eden bir peygamber gelecek, ona mutlaka
inanacaksiniz ve ona mutlaka yardim edeceksiniz, ikrar edip bu ahdi kabul
ettiniz mi?' demisti. 'Ikrar ettik' demislerdi de: 'Sahid olun. Ben de
sizinle beraber sahidlerdenim' demisti."

Dikkat ederseniz Diyanet meali, nebi ve resul kelimelerinin her ikisini de
bir tek kelimeyle, "peygamber" kelimesi ile dilimize cevirerek ayetin
gercek anlamini kaybettirmistir. Ama ayni meal, 33:40'daki resul ve nebi
kelimelerini ayni "peygamber" kelimesiyle tercume edememistir. Nicin?
Cunku bu kelimeler mesafe olarak birbirine cok yakindir. Iki ayri kelimeyi
tek kelimeyle cevirmesi halinde cumle dusuklugu ortaya cikacakti.

Yanimda bulunan onbir Turkce mealden sadece Osman Nebioglu'nun meali
ayetteki nebi ve resul kelimelerini ayri kelimelerle dogru olarak dilimize
cevirmistir:
"Hani Allah, Peygamberlerden: 'Size verdigim Kitap ve hikmetten sonra sizi
dogrulayan bir Elci gelince ona gercekten inanip yardim edeceksiniz' diye
soz almisti..."

Osman Nebioglu, sanirim soyadindaki kelimenin anlamini iyi arastirmis ve
nebi ile resul arasindaki farki ogrenmistir.

Tarihin tekerruru

Kuran, 40:34 ayetinde insanlarin peygamberlerini putlastirma egilimlerinin
bir sonucunu vermektedir:

"Size daha once Yusuf apacik delillerle gelmisti. Size getirdigi mesaj
konusunda kuskuya dustunuz. Sonunda o olunce 'Allah ondan sonra resul
-elci- gondermeyecek' dediniz. Iste Allah, olcuyu asan suphecileri boylece
saptirir." (40:34).

Bu ayet-i kerime bir cok yonden ilginc dersler vermektedir. Allah'in
elcisine karsi cikan ruh tipinin daha sonra o peygamberi putlastiranlarla
ayni oldugunu belirtmektedir. Yani Yusuf'a karsi cikanlar ile, onu
geleneksel olarak taklidi imanla kabul edip putlastiranlar arasinda hicbir
fark yoktur. Yusuf'u putlastiranlar, eger Yusuf'un zamaninda yasasalardi
ona ilk karsi cikanlar olacakti. Zira putperest zihniyetin putlari eksik
olmaz. Yusuf'tan onceki putlarindan dolayi Yusuf'u reddedeceklerdi.

Nitekim Musa'yla mucadele eden taklitciler, olumunden sonra Musa'yi
putlastirdiklari icin, kendilerine gonderilen bir cok peygamberi
reddetmisler ve hatta oldurmuslerdir. Tevrat'ta Isa'nin peygamberligiyle
ilgili bir suru mujdeler olmasina ragmen bunlari yanlis yorumlayarak
Isa'ya karsi cikmislardir. Isa'yi oldurmeye kalkisan taklitci zihniyet,
Isa'nin olumunden kisa sure sonra onu putlastirmis ve Incil'de Muhammed'in
peygamberligi ile ilgili bircok isaret ve haber olmasina ragmen bunlari
yanlis yorumlayarak Muhammed'e karsi cikmislardir. Muhammed'e karsi cikan
taklitci zihniyet, Muhammed'in olumunden sonra Muhammed'i putlastirmis ve
Kuran'da son peygamberden sonra gelecek resul=elci ile ilgili apacik
ayetler olmasina ragmen Muhammed'in "son resul" oldugunu iddia
etmislerdir.

Muslumanlar Muhammed'i putlastirdilar

Muslumanlar, Kuran'dan uzaklasip hadislerle mesgul olmaya baslamakla
Muhammed'in yolundan uzaklasmis ve onun sikayetine muhatap olmustur
(25:30). Kuran'a gore hukum koyucu sadece Allahtir. Muhammed, Kurandan
baska hukum kaynagi tanimamistir (12:40; 18:26; 5:48-49; 6:114). Kuran'a
gore Muhammed bizim gibi bir beserdir. Kendisini beseri niteliklerin
uzerinde niteleyenleri reddetmistir (18:110; 41:6). Kuran'a gore Muhammed,
hatasiz degildir. Her beser gibi hatalar ve gunahlar islemistir (47:19;
48:2; 33:37). Muhammed, kendisine bile yarar ve zarar veremez (10:49).
Ahirette hic kimse hic kimseyi kurtaramaz (13:16; 25:3; 34:42; 48:11).
Muhammed'i, Allah'in hic bir elcisinden ustun tutamayiz (2:285). Allah,
kainati Muhammed icin degil tum insanlar icin yaratmistir (16:12; 31:20).
Daha bir cok konu var ki bu konularda Kuran ayetlerinin hilafina inanc ve
tavirlar gelismistir. Ornegin 72:18,19; 3:18; 39:45 ayetlerinin ziddina
inanc ve sloganlar alabildigine yayginlasmistir. 33:56 ayetinin anlami
kaydirilarak felaketli bidatler olusturulmustur. Camilerin icine Allah'in
isminin yanina Muhammed ismini koymak ve hatta bununla yetinmeyerek, ilk
halifelerin isimlerini de eklemek suretiyle 72:18 ayetine zit bir bidat
olusturulmus ve bu konuda sunni ve sii olarak ikiye bolunmustur. Siiler,
camilerine Allah'in isminin yanina 14 putlastirilmis isim koyarken;
sunniler 7 putlastirilmis isim koymustur. Bu isimlerden dort tanesi
ortaktir. Sadece Allah'a hasredilmesi gereken mescitlerde, isimleri
Allah'in yanina yazilarak ilahlastirilan Muhammed peygamber, ilk halifeler
ve peygamberin torunlari kendilerini putlastiranlardan davaci olacaklardir
(19:81,82; 10:29; 46:5,6; 18:110; 41:6). Kuran'in mesajindan haberdar
olanlar, putlarin illa da heykel ve resim biciminde olmasi gerekmedigini
bilirler. Kuran, Mekke musriklerinin putlarinin heykeller oldugunu
bildirmemekte, tam tersine, soyut bir putperestlik anlayisina sahip
olduklarini bir cok ayette bildirmektedir (53:23).

Allah'in adi anilinca hic etkilenmiyen insanlarin, Muhammed adini
isittiklerinde "Allahumme salli ala Muhammed ve ala ali Muhammed"
nidalariyla yaygara koparmalari, Muhammed'in Medine'deki mezarini ziyaret
etmeyi bir ibadet saymalari bu felaketli bidatlerin sadece bir kacidir.
Salat-i Tefriciye ismiyle unlu seytani bir dua metninin 4444 kere
okunmasi, Anadoluda, ozellikle kadinlar arasinda cok yaygin bir adettir.
Bu duada, butun dertleri dagitan, hastalara sifa veren Allah degil,
peygamberdir. Allah ise bu duanin gerceklesmesi icin bir elci
durumundadir! Bu tur dualarla dolu kitaplar, Turkiye'de en cok satilan
kitaplardandir.

Muhammed Peygamberi putlastiranlar Muhammed icin 102 isim uydurmuslardir.
Allah'a sadece 99 isim verenlerin daha fazla ismi Muhammed'e
yakistirmalari nereden kaynaklaniyor? Sure baslarindaki harfleri bile
peygamberin ismi diye insanlara empoze edenler, bu arada sadece Yuce
Allah'a has olan HAD, HASIB, MUCIB, SAFI, KAVI, EVVEL, AHIR, ZAHIR, BATIN
... gibi nice isimleri peygamberlerine de maletmislerdir. Bu isimleri
kitaplara ve hatta Kuran'in arka sahifelerine basanlar, bu isimleri
zikredenler, peygamberlerini putlastirmamislar midir? Kendileri gibi bir
beser olan peygamber, ahirette kendisini putlastiran bu kisileri
suclayacaktir. (18:110; 41:6)
Son peygamber olan Muhammed'den sonra, tum kitaplari tasdik edici bir
resulun gelecegini bildiren ayetten bir onceki ayet, o resul geldiginde
kendisine karsi cikacaklarin en onemli zaafini elestirmektedir:

" Melekleri ve nebileri rabler edinmenizi de size emretmez. Siz musluman
olduktan sonra, size inkari mi emreder?" (3:80)

Mehdi: Seytani bir saptirma

Islam tarihi, Emevi ve Abbasi tagutlarinin gercek muminleri katlettikleri,
peygamberimizin torunlarini hunharca sehid ettikleri bir donemin
sansurunden gecmistir. Bu donemlerde dogruyu soyleyenler, dinlerini
seytanin halifelerine satan ulema tarafindan kanlari ve mallari helal
gorulerek etkisiz hale getirilmislerdir. Ehl-i beyt ve taraftarlarinin
mucadelesi, basit bir saltanat kavgasi olmayip Kuran'a "ayetler" ilave
etmeye calisan ve peygamberin bizzat yazdigi orijinal Kuran'i yakan Emevi
hanedanligina karsi verilen onurlu bir kavgadir. Bu konudaki delillerimizi
insallah hazirlamakta oldugumuz Kuran cevirisinde sizlere sunacagiz.

Bu felaketli donemlerde Kuran'in yeterli olmadigi inanci yayginlasmis ve
binlerce hadis ve fikih kitaplari uydurulmustur. Bu misnalari kabul
etmeyenler sapik ve murted (dinden donenler) olarak damgalanmislar ve
hatta iskenceler altinda katledilmislerdir. Ebu Hanife, hadis
uydurukcularinin gazabina ugrayan ve Emevi ve Abbasi zalimlerinin
iskencehanelerinde cile ceken mazlumlardan sadece birisidir. Oldukca
siddetli bir devlet terorunun estigi o gunlerde Kuran'a ragmen bambaska
dinler olusturulmustur. Kurandaki kavramlarin anlamini kaydirmak icin
seferber olunmustur. Peygamberin okuma yazma bilmedigi yalanindan, sahabe
kadinlarinin peceli oldugu yalanina kadar... Tasla oldurme iftiralarindan,
Kuran'da nasih-mensuh ayetler bulundugu seklindeki yahudi melanetine
kadar... Dinde ihtilafin rahmet olusundan, sefaat mitolojilerine kadar...
Hacerul esved denilen isaret tasinin putlastirilmasindan, peygamber
mezarinin ziyaretinin faziletlerine kadar... Peygamberin 30 erkegin cinsel
gucune sahip olusundan, sahabenin kadinlarina kosarken topluca orgazm
oluslarina kadar... Peygamberin Medine'de bir yahudi tarafindan
buyulendikten sonra haftalarca saskin saskin dolasmasindan, acliktan oturu
zirhini bir yahudinin yanina bir kac kilo arpa karsiliginda rehin birakmis
olarak olmesine kadar... "Alim"lerin icmasinin dini kaynak olusundan,
"sevadul azam" yani "buyuk karalti" masallarina kadar... Miracta Allah ile
namaz pazarligindan, ayin mucizevi bir bicimde yarilip bir parcasinin
Ali'nin bahcesine dusmesine kadar... Dinden donenin oldurulmesinden, namaz
kilmayanin dovulmesi veya oldurulmesi gerektigine kadar... Erkeklerin
kadinlardan ustun olusundan, hayizli kadinlarin camiye girmemeleri ve
Kurana el surmemelerine kadar... Erkeklere altin ve ipegin haram
kilinisindan, muzigin resmin ve satrancin haram edilisine kadar...
Kadinlarin bosama haklarini gasbetmekten, erkegin agzindan kazara cikan
bir kac sozle aileleri dagitmaya kadar... Zekati senede bir kereye
indirmekten, Hacci birkac gune sikistirmaya kadar... Hayvanlarla ilgili
yuzlerce haramlar uydurmaktan, Kureys'in agiz zevkinin bu konuda dini olcu
kabul edilmesine kadar... Hilafetin Kureys'in hakki olusundan, "la ilahe
illallah" demedikce insanlari oldurmenin gerekliligine kadar... Sakal
birakmanin, sarik sarmanin faziletinden, kabak sevmemenin peygambere
hakaret sayilmasina kadar... Peygambere uymanin hadis kitaplarina uymakla
es anlamli olusundan, hadislerin ayetleri iptal edebilecegi iddiasina
kadar...

Evet, Emevi, Abbasi ve Osmanli donemlerinde o kadar cok tahrifatlar
yapilmistir ki burada saymakla bitiremiyecegim. Bu tahrifatlardan birisi
de nebi ile resul kelimelerinin anlamini degistirmek suretiyle Muhammed'in
son resul oldugunu iddia etmektir. Bu yalani duzenler, ahir zamanda
gelecek resule iliskin halkin arasinda yaygin olan inanc ve beklentileri
kaldiramiyacaklarini bildikleri icin, bu inanci kanalize edip saptirma
yolunu denediler. Beklenen resulu, "mehdi" ve "mehdiyi resul" hatta "Isa
peygamber" ile degistirmek suretiyle bu emellerine ulastilar. Hem 3:81'de
vadedilen resul geldiginde, bu hikayelere inananlar o resulun mesajini
daha dinlemeden reddedecekler ve hem de eli kilicli kekeme bir mehdi yahut
yuzlerce senedir kaldigi magaradan cikan bir hortlak mehdi veyahut ta
gokten Sam'a veya Bagdad'a inecek bir Isa hayaliyle yasayacaklardir. Hatta
uyduruk yuzlerce haram altinda saskina donenler, Isa'nin, geldigi vakit
bazi haramlari da helal edecegi bicimindeki (Buhari 34/102; 46/31) vaadin
cazibesiyle Isa'nin bir an once gokten inmesini temenni edeceklerdir.
Bundan dolayidir ki Islam tarihinde sayisiz mehdi ve Isa adaylari gelip
gecmistir.
Ozetlemek gerekirse, peygamberimiz ve dort halife doneminde,
peygamberimizden sonra gelecek olan resulle ilgili yaygin olan dogru
inanc, daha sonra peygamberi putlastiranlarca Muhammed'in son resul oldugu
iddiasiyla saptirilmistir. Yusuf peygamberi putlastiranlarin, Musa ve Isa
peygamberi putlastiranlarin dustugu durum tekerrur etmistir.

Tum nebiler kitap almistir

Din adamlari, nebi ile resul kelimesi arasindaki nuansi kaldirmak ve
kavram kargasaligi olusturmak icin su sorularla itiraz etmektedirler: Eger
3:81'de buyruldugu gibi nebiler kitap alan elcilerse Kuran'da zikredilen
nebilerin kitaplari nerede? Mesela Ibrahim peygamberin kitabi var mi?
Zekeriya'nin, Eyyub'un kitaplari var mi? Hele nebi oldugu Kuran'la sabit
olan Harun'a hangi kitap verildi? Yahudilere gelen nebiler Tevrat ile
hukmetmiyorlar miydi?

Kuran'da zikredilen nebilerin ve zikredilmeyen tum nebilerin kitaplari
olmasi gerekir. Allah nebilere kitap verdigini buyuruyor (3:81). Ne var ki
Kuran tum nebilerden bahsetmedigi gibi bahsettigi her nebinin kitabindan
da soz etmemektedir. Ibrahim peygamberin kitabinin ozel ismi verilmemesine
ragmen ondan soz edilmistir (87:19). Musa'dan sonra Yahudilere gelen tum
nebilere ayri ayri kitap verilmistir. Kuran, bu kitaplar kolleksiyonunu
Tevrat olarak adlandirir (5:44). Nitekim Tevrat'a, Yahudilere gonderilen
bir cok nebinin kitaplari da yer alir: Nahemya, Eyyub, Zebur, Suleyman'in
meselleri, Isaya, Yaremya, Hezekiel, Daniel, Hosea, Yoel, Yunus, Ezra,
Zekerya adiyla peygamberlere nisbet edilen kitaplarin Tevrat'ta yer almasi
bu soruya verdigimiz cevabin tarihi bir delilidir. Isa peygamber ve
hristiyanlar da hem Incil ve hem Tevratla hukmediyordu (5:66-68; 5:110).
Harun peygambere kitap verilmesi konusuna gelince... Harun'un bir nebi
oldugunu beyan eden Kuran'a gore Harun peygambere de kitap verilmesi
gerekirdi. Nitekim Kuran, Musa'yla birlikte Harun'a da kitap verildigini
cok acik bir sekilde ifade eder (37:117; 21:48). Tevrat, Musa'ya verilen
kitabin ozel ismi olmayip, Eski Ahid denilen kitaplar kolleksiyonunun
adidir.

Gercek elci ile sahte elci arasindaki fark

Allah, tum elcilerini, caglarindaki insanlarin anlayabilecegi ayet ve
beyyinelerle yani mucize ve belgelerle desteklemistir. Durust insanlar bu
beyyineleri kavrayip kabul etmislerdir. Taklitciler, kibirliler ve
kalplerinde hastalik olanlar ise bu apacik mucizeleri ve belgeleri kabul
etmemisler, Allah'in elcilerini sahtekarlikla, yalancilikla, deli olmakla,
halkin gozunu boyamakla suclamislardir. Misakin resulu icin de ayni ilahi
sunnet sozkonusudur. Allah Teala onu yasadigi cagin takdir edecegi bir
mucize ve beyyine ile gonderecektir. Durust insanlar o beyyineleri
taniyacak ve kesin bir bilgi ve imana sahip olacaklardir. Kafirler ve
kalpleri marazli olanlar ise o mucizeleri anlayamiyacak ve hatta karsi
cikacaklardir. Elbette sonunda, Allah'in elcileri ve muminler galip
gelecektir (58:21; 30:47). Allah'in elcilerinin en onemli ozelliklerinden
birisi de onlarin en cok tevhid uzerinde durmalari, atalari korukorune
taklit etme bicimindeki cahili anlayisa karsi amansiz mucadeleye
girismeleri, insanlarin ve ozellikle pygamberlerin putlastirilmasina karsi
cikmalari, tebligleri karsiliginda insanlardan bir ucret istememeleri,
merhamet, tevazu, adalet gibi iyi huylara sahip olmalari, gercekleri
soyleme konusunda insanlardan cekinmemeleri, gece gunduz Rab'lerini
anmalaridir. Misakin elcisi Kuran'i ve gecmis kitaplarin dogrulugunu
kanitlayacaktir. Ayri bir kitap veya seriat getirmiyecek ancak, dinde
ronesans ve reformu gerceklestirecektir (9:33; 48:28; 61:9; 24:55).

Ozetlemek gerekirse, gercek bir Allah elcisinin uc onemli niteligi vardir:
1) Dini sadece Allah'a ait kilar, her turlu putperestlige karsi cihad
eder. 2) Insanlardan para pul istemez. 3) Elci olduguna dair Allah'tan
kendisine verilen mucize ve belgelere sahiptir.

Bir cok resule kitap verilmistir

Din adamlari, nebi ile resulu birbiriyle karistirmak icin 57:25 ayetini
delil getirmektedirler. Bu ayette, resullere verilen kitaplardan soz
edilmektedir. Her nebi ayni zamanda risaletle gorevli, yani aldigi vahyi
insanlara iletmekle yukumlu olduguna gore 57:25 ayetinde kendilerine kitap
verildigi bildirilen resuller, nebi olan resullerdir. 3:81 ayeti,
Muhammed'in de dahil oldugu tum nebilerden sonra, butun kitaplari
onaylayici bir resulun gelecegini bildirmektedir. Her kitap verilen
peygamber bir elcidir; ancak her elciye kitap verilmemistir. Baska bir
degimle her nebi resuldur; ancak her resul nebi degildir.

Muhammed peygamberin donemindeki yalanci elciler

Bazi din adamlari ise, celiskili iddialar ve tarafli yorumlarla dolu olan
Islam tarihinden ornekler gostererek konuyu saptirmaya calismislardir.
Soyleki: "Allah'in resulu oldugunu iddia ederek ortaya cikan Museyleme'yi
peygamberimiz "Kezzab=yalanci" olarak nitelemistir. Eger ondan sonra bir
resul gelecek olsaydi, peygamberimiz hic arastirma yapmadan onun yalanci
oldugunu ilan eder miydi? "

Bu itirazi yapan din adamlari, Peygamberimizin Museyleme hakkinda hic
arastirma yapmadigini veya hicbir malumata sahip olmadigini nereden
cikariyorlar? Tarih kitaplarinda gecen mektuplasmayi incelesek bu itirazin
cevabi gayet acik bir bicimde ortaya cikar. Kendi kaynaklarina gore
Museyleme'nin mektubu soyledir:
"Allah'in resulu Museyleme'den Allah'in resulu Muhammed'e. Selam uzerine
olsun. Bilesin ki ben, resulluk isinde sana ortak edildim. Bundan boyle
arzin -dunyanin- yarisi bizim, diger yarisi Kureys'indir. Ancak Kureys,
saldirgan bir topluluktur."
Bu mektubu yazan kisinin Allah'in bir elcisi olamiyacagi apacik ortadadir.
Ayrica bir arastirma yapmanin geregi yoktur. Zira Museyleme'nin mektubunda
apacik bir dunyaperestlik ve kabilecilik mevcuttur. Allah'in elcilerinin
mesaji ve hedefi bu degildir. Nitekim Peygamberimiz, Museyleme'nin dunyayi
bolusmekle ilgili cagrisina cevap olarak sadece 7:128 ayetini gonderiyor.

"Bismillahirrahmanirrahim, Allah'in resulu Muhammed'den yalanci
Museyleme'ye. Selam hidayete tabi olanlara olsun. Bilesin ki arz
Allah'indir. Kullarindan diledigini ona varis kilar. Zafer erdemli
davrananlarindir."

Bahaullah, Allah'in bir elcisi mi idi?

Bahailigi ve Bahaullah'in ogretilerini incelediginizde, nefsini
ilahlastiran ve Kuran'a inanmiyan bir adam oldugunu ve hicbir mucize ve
delil getirmemis oldugunu goreceksiniz. Bir senedeki aylarin sayisini 19
kabul etmesi bile onun inkarci birisi olduguna delildir. Zira Kuran'da
aylarin sayisi 12 olarak gecmektedir (9:36). Oglunun isminin
Abdulbaha(Baha'nin kulu) olmasi, Kuran'i son kitap kabul etmemesi onun
vadedilen elci olmadiginin sayisiz kanitlarindan sadece bir kac tanesidir.
Bahailigin 19 sayisini kutsallastirmasina gelince... Bahailerin 19
sayisina olan ilgileri, Kuran mucizesi olusundan kaynaklanmamaktadir.
Kuran'daki bu sistem ilk olarak 1974 yilinda Dr. Resad Halife tarafindan
kesfedildi. 19 mucizesi zaten Bahailerin isine gelmez. Zira bu mucize,
Kuran'in buyuklugunu ve ilahi kaynagini isbat etmektedir. Kuran'a nazire
olarak duzdukleri el-Beyan ve el-Akdes adli kitaplarinin foyasi ortaya
cikmaktadir. Daha once Tevrat'ta da bulunan 19 sayisal sisteminin Kuran'da
da ortaya cikacagini bilen seytan, dostlarini kullanarak bir tuzak
hazirlamistir. Boylece, Kuran'in buyuk mucizelerinden biri olan 19
mucizesine karsi cikanlar icin bahane olusturmustur. Allah'in kendilerine
vermis oldugu akli kullanmayan taklitci kafanin bu mucizeyi ve
beraberindeki mesaji kolayca reddetmesi icin olusturulan bu tuzak ne
yazikki etkili olmustur. Her seyi bilen Allah, Kuran'in mucizesine ve
mesajina sirt cevirenlerin, seytanin bu oyununa gelerek, 19 mucizesine
"efsane" diyeceklerini gaybi bir haber olarak bildirmistir (6:25;
46:10,11). Kuran'in anlatis bicimine vakif olanlar, gelecekle ilgili bir
cok haberin dili gecmis zaman kipiyle anlatildigini bilirler. Ustelik, bir
ayetin haberi, hem gecmiste ve hem gelecekte gerceklesebilir.

a) 3:81 ayetinde peygamberlerle Allah arasinda yapildigi bildirilen
misaktan neden Muhammed peygamberi haric tutuyorsunuz?

b) 33:7'de sozu edilen misakin 3:81 ayetindekinden farkli bir misak
olduguna dair deliliniz nedir?

c) 33:40 ayetinde, Allah neden resul (elci) ve nebi (peygamber)
kelimelerini ardarda zikrediyor?

d) Kuran hangi ayette Muhammed'in son resul (elci) oldugunu bildiriyor?

e) Hristiyanlar neden Muhammed'in peygamberligini kabul etmediler ve hala
etmiyorlar? Misirlilar neden Musa'nin peygamberligini kabul etmediler?
Muhammed'den sonra gelecegi bildirilen elciyi kabul etmemenizin ayni
hastaliktan kaynaklanabilecegini neden dusunmuyorsunuz?

f) Tum kitaplari ve peygamberleri tasdik edici elciyi haber veren 3:81
ayeti ayni zamanda nebi (peygamber) ile resul (elci) arasindaki farki
bildirmesine ragmen neden bu iki kelimenin anlamlarini kaydiriyor ve bu
konuda da ihtilaf ediyorsunuz?

g) 3:81 ayetinden bir onceki ayete muhatap degil misiniz?

YUKSEL

0 new messages