Google Groups no longer supports new Usenet posts or subscriptions. Historical content remains viewable.
Dismiss

Türkçe sözcük/kelime uydurmak

64 views
Skip to first unread message

muratk

unread,
Mar 5, 2012, 4:45:43 AM3/5/12
to
On Feb 26, 9:22 am, "Acephale Lemar" <pri...@org.invalid> wrote:
> choro wrote:


>> basinini takib etmiyorum. Dolayisi ile de yeni uyduru Turkce
>> kelimelerle de ba$im pek hos degil zaten.


> Yeni kelimelerin tümü uydurma, sakat türden degil, bazilari Türkceya
> gayet uygun, kulaga hos ve anlami da tahmin edilebilir türden. Beni
> cileden cikaran hususlarin basinda "tarihi" yerine "tarihsel" yazmak,
> yani eklerin yanlis kelimelere yapistirilmasi.


Yukardaki yazılanlar dolayısıyla bu ilmeği başlatıyorum.

Türkçe sözcük uydurmakla, Türkçe kelime uydurmak aynı şey değil...!

Bütün dillerde kullanılan bütün sözcükler ya özgün "uydurmadır" ya da
başka bir dilde "uydurulmuş" sözcüklerin çalınmasıdır...!

Gerçekte "uydurmak" deyimi bile büyük bir haksızlık. Örneğin "hayat"
yerine kullanılmaya başlayan "yaşam" sözcüğü uydurulmuş bir sözcük
değil, Türkçe "yaş" kökünün, Türk dil genellemelerine uyan bir
kullanım
biçimidir.

Oysa bundan 30-40 yıl önce, bir gazetenin "Seyyal Taner'in hayatına
girmiş erkekler" yerine "Seyyal Taner'in yaşamına girmiş erkekler"
diye
başlık atarak bir yazı yayımlaması, Türk/Türkçe düşmanı Arap/İngiliz
piçlerinin, yeni ergen olan orta okul çocukları gibi kikirdemesine
neden
olmuştu...

Ne demek oluyor şimdi bu? Seyyal Taner bir hamam açsa, Arapçılara
ayıp olur diye erkekler "Seyyal Taner'in hamamına" giremeyeceklermi??

Bügün bile görüyoruz, bu davarlar (hala yaşıyorlarsa), ve bu
davarların
çocukları ve torunları hala "Seyyal Taner'in yaşamında"
otluyorlar...!!

Değerlendirme: "yaşam" sözcüğü her Türkün anasının "yaşamı" kadar
Türkçedir...!!!

"Ananızın yaşamı" denince aklınıza kötü şeyler geliyorsa, gidin Arap
çöllerinde deve sikin...

Oysa birisi Türkçeye "hayatsal" diye bir sözcük uydurarak katkıda
bulunmaaya çalışırsa, ben de buna "uydurmasyon" diye karşı çıkarım.

Arapça, İngilizce, Fıransızca sözcük köklerine Türkçe ek takılarak, ya
da Türkçe köklere Arapça, İngilizce, Fıransızca ek takılarak, Türkçe
sözcük üretilemez, "uydurulamaz". Ancak "Türkçe kelime" uydurulur!

"Türkçe sözcük" uydurabilmeniz için, önce ananızın dilinin Türkçe
olması gerekir, sonra da Türkçe köklere Türkçe ekler ekleyerek Türkçe
sözcükler üretmeniz "uydurmanız" gerekir...

Anlayabildinizme lan Arap, İngiliz, Fıransız dölleri...??

MK

choro

unread,
Mar 5, 2012, 6:05:46 AM3/5/12
to
Irkcilik yapmiyorsun, del mi?
-- choro

>
> MK
>

Başar Alabay

unread,
Mar 5, 2012, 6:50:41 AM3/5/12
to
muratk şunu yazmış:

> Anlayabildinizme lan Arap, İngiliz, Fıransız dölleri...??

Sen müşterilerinle de mi böyle konuşuyorsun? Hiç yakıştıramıyorum,
koskoca interneti gazellerle döşemişin, burada böyle, olmadı. Etrafın
ferahlatamıyor mu artık ne oluyor?

B. Alabay

--
લવ ઇસ્તંબુલ
http://www.thetrial.de/

Karpatha

unread,
Mar 5, 2012, 7:39:08 AM3/5/12
to

"Basar Alabay" <ala...@gmx.net> wrote in message news:jj29ah$c96$4...@news.albasani.net...
> muratk sunu yazmis:
>
>> Anlayabildinizme lan Arap, Ingiliz, Firansiz dölleri...??
>
> Sen müsterilerinle de mi böyle konusuyorsun? Hiç yakistiramiyorum,
> koskoca interneti gazellerle dösemisin, burada böyle, olmadi. Etrafin
> ferahlatamiyor mu artik ne oluyor?
>
> B. Alabay

Iyiki bir yarim Alman diyen kefere pezevenk. Sizler mi Turk kulturu nu temsil ediyorsunuz ?
Ilani ni yaptigin pis site senin ruhunun ifadesi.

Al iste Kibrisli pis cingene, ile alman melezi Turkce ogreniyorlar. Pis agizlarini kapayip okusalar
neyse yooo ille maydonoz olup hakaret edecekler. Yazanlara hucum edip kovalayacaklar
boylelikle burada kendi baslarina Turkiye aleythari belge duzenlemeye devam edecekler.
Allah sizi en yakinda cehenneme gondersin. Cikmayin ikinizde onume. Pis kopekler

Hey melez alman , hadi git sikayet et beni Irkci diye de atsinlar beni sunucudan . Pis riyakar yalanci kopek
acaiplale ..he he he


choro

unread,
Mar 5, 2012, 11:00:38 AM3/5/12
to
On 05/03/2012 11:50, Başar Alabay wrote:
> muratk şunu yazmış:
>
>> Anlayabildinizme lan Arap, İngiliz, Fıransız dölleri...??
>
> Sen müşterilerinle de mi böyle konuşuyorsun? Hiç yakıştıramıyorum,
> koskoca interneti gazellerle döşemişin, burada böyle, olmadı. Etrafın
> ferahlatamıyor mu artık ne oluyor?

Onun musterileri yok. Bilmem anlatabildim mi? Bilakis o kendi
musteridir! Hem de bircoklarinin. Tercihen soyle iri yari heriflerin!
-- choro
>
> B. Alabay
>

choro

unread,
Mar 5, 2012, 11:04:05 AM3/5/12
to
O-O$T KOPEK!
-- choro

Başar Alabay

unread,
Mar 5, 2012, 1:08:06 PM3/5/12
to
choro şunu yazmış:

>>> Anlayabildinizme lan Arap, İngiliz, Fıransız dölleri...??
>>
>> Sen müşterilerinle de mi böyle konuşuyorsun? Hiç yakıştıramıyorum,
>> koskoca interneti gazellerle döşemişin, burada böyle, olmadı. Etrafın
>> ferahlatamıyor mu artık ne oluyor?
>
> Onun musterileri yok. Bilmem anlatabildim mi? Bilakis o kendi
> musteridir! Hem de bircoklarinin. Tercihen soyle iri yari heriflerin!

Choro, burada çok azgın tipler beliriyor, biliyoruz. Ve ben de bir
zamanlar Murat’a bayağı bindirmiştim. Ama … bir kaç kez iz bıraktı,
görün beni diye. İzleri izledik. Adam burada ilk göze çarparcasına salak
olamaz aslında. Yani, olsa olsa dengesiz olur, ki o da belli değil.
Karamsarlığın bazen ağır basmasını tanırım, o yüzden hemen yine sille
tokatla söze gireceğimize, biraz mertçe adım atalım. Yani, yanılabilirim
belki, ama sanki gerekmeyen bir kavga gibime geliyor. Onun sayfalarını,
şiirlerini, özgeçmişini vs görüp okudun mu? Değer bence.

Karpatha

unread,
Mar 5, 2012, 3:54:32 PM3/5/12
to

> choro MuratK ya sunu yazmis:
.

Ha, sen bir bak buraya, Kibris e$$eklerinin maslahatlari tam bir ar$in.
Sana bir kaydirirlarsa vay haline!

Soylemedi, uyarmadi deme sakin ha!
-- choro


BU kibrisli cingenenin verdigi tek deger gotune giren essek yaragidir.

En ufak bir katkisi olmayan, orospularin degnekcisi gibi etrafta dolayip
kimin arabasinda yer varsa ona binen karaktersiz asagilik cingene bozmasi.


Onun sayfalarini,
> siirlerini, özgeçmisini vs görüp okudun mu? Deger bence.
>
> B. Alabay

Pis kopek sende obur isminle burada on etmedik lafi birakmadin. Onun icin simdi bu isminle kalkip konusuyorsun

Haaa aklima gelmisken IRKICIYIM bir de senin ALMAN ANANI SIKEYIM

Hadi git simdi attir beni o liberal sunucu sahibinden. SIZOFRENIK IDIOTS


choro

unread,
Mar 5, 2012, 8:14:01 PM3/5/12
to
Sen bakma. En tehlikeli insanlar bircok defalar en akilli insanlardir.
Fakat psikolojilerinde derin bir catlak var.
-- choro
>
> B. Alabay
>

choro

unread,
Mar 5, 2012, 8:16:06 PM3/5/12
to
Oglum, sen bir ruh doktoruna danissana!
-- choro

Rifat Albayrak

unread,
Mar 5, 2012, 8:39:21 PM3/5/12
to


On 3/5/2012 7:14 PM, choro wrote:
> Sen bakma. En tehlikeli insanlar bircok defalar en akilli insanlardir.
> Fakat psikolojilerinde derin bir catlak var.

There is a crack in everything
That's how the light gets in. --Leonard Cohen

Rifat Albayrak

unread,
Mar 5, 2012, 9:32:20 PM3/5/12
to
Choro, MuratK iyi adamdır.
Bazı konularda değişik ve belki aşırı görünüyor
ama kaç senedir tanırım buradan. Bir yamuğunu görmedim.

Boşver, kavgayı bırak onunla.

Tabi, bu benim görüşüm. Yetişkin adamsın. Kendi
kararlarını elbette kendin verirsin.


choro

unread,
Mar 6, 2012, 2:28:25 AM3/6/12
to
Ala, o vazgecsin, ben de vazgeceyim. Oldu.
-- choro

Acephale Lemar

unread,
Mar 6, 2012, 4:35:18 AM3/6/12
to
Acik mi o sayfalar? Bir de tam adini rica ediyorum; Murat Karaparmak mi
adi?
Ben de kismen sana katiliyorum, ama Murat'in agzi cok pis, bu da "mertce
adim" atmayi güclestiriyor, ben gene de denedim, bakalim nasil tepecek.

Acephale Lemar

unread,
Mar 6, 2012, 4:31:10 AM3/6/12
to
muratk wrote:
> On Feb 26, 9:22 am, "Acephale Lemar" <pri...@org.invalid> wrote:
>> choro wrote:
>
>
>>> basinini takib etmiyorum. Dolayisi ile de yeni uyduru Turkce
>>> kelimelerle de ba$im pek hos degil zaten.
>
>
>> Yeni kelimelerin tümü uydurma, sakat türden degil, bazilari Türkceya
>> gayet uygun, kulaga hos ve anlami da tahmin edilebilir türden. Beni
>> cileden cikaran hususlarin basinda "tarihi" yerine "tarihsel" yazmak,
>> yani eklerin yanlis kelimelere yapistirilmasi.
>
>
> Yukardaki yazılanlar dolayısıyla bu ilmeği başlatıyorum.

Ve ben de senin ile, insa Allah, sövgüsüz, merak ettigim, önem verdigim
bir konuda nesnesel tartisiriz, sahsi asagilamalardan uzak kaliriz,
diyerek basliyorum:

> Türkçe sözcük uydurmakla, Türkçe kelime uydurmak aynı şey değil...!

Burada "sözcük" baska bir anlami mi iceriyor "kelime" kavramindan, yani
ikisi de farkli terimler mi? (Istersen bu ayrintiya ari türkce ile
halkin türkcesi ´basliginda, baglaminda deginelim.)

> Bütün dillerde kullanılan bütün sözcükler ya özgün "uydurmadır" ya da
> başka bir dilde "uydurulmuş" sözcüklerin çalınmasıdır...!
>
> Gerçekte "uydurmak" deyimi bile büyük bir haksızlık. Örneğin "hayat"
> yerine kullanılmaya başlayan "yaşam" sözcüğü uydurulmuş bir sözcük
> değil, Türkçe "yaş" kökünün, Türk dil genellemelerine uyan bir
> kullanım biçimidir.

Ben böyle kelimeler icin "uydurma" dedigimi hatirlamiyorum. Burada
yazanlarin cogunun da böyle düsündügünü sanmiyorum.

> Oysa bundan 30-40 yıl önce, bir gazetenin "Seyyal Taner'in hayatına
> girmiş erkekler" yerine "Seyyal Taner'in yaşamına girmiş erkekler"
> diye başlık atarak bir yazı yayımlaması, Türk/Türkçe düşmanı
> Arap/İngiliz
> piçlerinin, yeni ergen olan orta okul çocukları gibi kikirdemesine
> neden olmuştu...
>
> Ne demek oluyor şimdi bu? Seyyal Taner bir hamam açsa, Arapçılara
> ayıp olur diye erkekler "Seyyal Taner'in hamamına" giremeyeceklermi??

Icerige girmeden evvel gözüme carpan bazi egrilikleri zikredeyim:
Hakaret nesnesi kelimeleri (hukuki baglamda!) cok kullaniyorsun, bir
saplantin oldugu imasi doguruyor bu uygulaman. Ayrica "??" gereksiz, tek
? yeter. Senin kadar ben de bazan sekle önem veririm.
Geleyim verdigin örneklere ve göstereyim hatani: Burada mevzu "hayat" ve
"yasam" kelimeleri degil, bu kelimeler ile kullanilan zarflar (emin
degilim ama dogru terim bu olmali, "adverbs" kelime türünü
kasdediyorum). Ve bu yerlestirilmek istenilen deyimin "hayatina girmis/
yasamina girmis" yabanci bir dilden cevrilmis bir deyim olmasidir, yani
anlatilmak istenilen konunun türk toplumunun alisik oldugu, begendigi
bir konu olmamasidir, "kikirdemesine" gerekce de budur.
Simdi bu baglam cercevesini belirledikten sonra cevap: Girebilecekler
elbet, fakat "onun yasamina girmek" ile "onun hamamina girmek" arasinda
anlam acisindan fark var, yani _ayni_ kelime daima _ayni_ anlami
tasimaz., fakat ilk verdigin örnekte "hayat" ile "yasam" _ayni_ anlami
tasirlar.
Yani bunu seklen (sen "bicemsel" yeglersin galiba) sana mantik hatasi
yaptigini benden daha iyi Böyük Aga izah eder, lakin o hala sessiz,
belki de kenardan bizi izliyordur baliklama dalmadan önce.

> Değerlendirme: "yaşam" sözcüğü her Türkün anasının "yaşamı" kadar
> Türkçedir...!!!

Akintiya kürek cekiyorsun. Itiraz eden yok.

> "Ananızın yaşamı" denince aklınıza kötü şeyler geliyorsa, gidin Arap
> çöllerinde deve sikin...

Sen de manti yapmasini ögren. Baglamlari ve kavramlari karistiran
sensin. Yukarda acikladim.

> Oysa birisi Türkçeye "hayatsal" diye bir sözcük uydurarak katkıda
> bulunmaaya çalışırsa, ben de buna "uydurmasyon" diye karşı çıkarım.

Neden _uydurma_, uydurulmus degil de, "uydurmasyon"?
Konuda hemfikiriz, verdigim misalde de "tarihi" yerine "tarihsel"
denmesini elestirmistim.

> Arapça, İngilizce, Fıransızca sözcük köklerine Türkçe ek takılarak,
> ya da Türkçe köklere Arapça, İngilizce, Fıransızca ek takılarak,
> Türkçe
> sözcük üretilemez, "uydurulamaz". Ancak "Türkçe kelime" uydurulur!

Killil yani polemik senin gizli dogan sanki (san ki, degil, yerine göre
ama "san ki" de yazilir). Kelime ve sözcük terimleri ile oynuyorsun,
fakat güldüremedin beni.
Kelime yerine "sözcük" kullanmakta israr eden sen bana "söz" terimini
tarif eder misin? Ki "sözcük" söz'ün kücügüdür, kücültülmüsüdür. Eger
söz= cümle ise, "tümce" neyin nesi? Ki "tüm" den türetilmistir.
Uzun lafin kisasi, kelime ve sözcük _ayni anlami iceren_ terimlerdir,
biri arapca kökenli, digeri de ari türkcecilerin uydurdugu esanlamli bir
karsilik.

> "Türkçe sözcük" uydurabilmeniz için, önce ananızın dilinin Türkçe
> olması gerekir, sonra da Türkçe köklere Türkçe ekler ekleyerek Türkçe
> sözcükler üretmeniz "uydurmanız" gerekir...

Babamin dili Türkce olsa, "Türkce köklere türkce kökler ekleyerek türkce
sözcükler" türetemem mi yani?

> Anlayabildinizme lan Arap, İngiliz, Fıransız dölleri...??

Deh, git isine, bulanik beyinli gariban. Olgunlastiktan sonra karsima
cikarsan, tartismayi derinlestirebiliriz.

Dikkatini cekmek istedigim celiskilerinden biri de, nerede sifat, nerede
ad olarak, ve bundan dolayi da nerede büyük, nerede kücük harfler ile
"türkce", "Türkce" yazman gerektigini bilmedigindir; ben de daima dogru
yazmiyorum, bazan aceleye geliyor, fakat senin gibi ap acik hatalari,
mesela yukardaki cümlende görüldügü gibi, yapmadim, yapmayacagim da,
cünkü yitirdigim onca bilgime ragmen bu konuda türk okullarinda gereken
bilgiyi bedenime isledim.
Büyüklük tasliyorsun, cok derine düsebilirsin, kisir kurtun yavrusu.

Acephale Lemar

unread,
Mar 6, 2012, 4:37:26 AM3/6/12
to
Birak da hirlasin, böyle ce cümle alem bizzat kendi müsahade etsin,
hükmetsin. Gereksiz yemlemek, sinirleri yipratmaktir, bu da akilli
insana yakismaz.

Acephale Lemar

unread,
Mar 6, 2012, 4:42:00 AM3/6/12
to
Rifat Albayrak wrote:
> On 3/5/2012 7:39 PM, Rifat Albayrak wrote:
>
>> On 3/5/2012 7:14 PM, choro wrote:
>>> Sen bakma. En tehlikeli insanlar bircok defalar en akilli
>>> insanlardir. Fakat psikolojilerinde derin bir catlak var.
>
>> There is a crack in everything
>> That's how the light gets in. --Leonard Cohen
>
> Choro, MuratK iyi adamdır.
> Bazı konularda değişik ve belki aşırı görünüyor
> ama kaç senedir tanırım buradan. Bir yamuğunu görmedim.

Kullandigi hakaret iceren hitaplar da mi senin "yamuk" tanimina,
küme'sine girmiyor?
"degisik ve belki asiri görünüyor" olmasi degil mesele, köprüalti
kültürünü burada yerlestirmek cabasidir beni rahatsiz eden.


Başar Alabay

unread,
Mar 6, 2012, 7:24:11 AM3/6/12
to
Acephale Lemar şunu yazmış:

>> Choro, burada çok azgın tipler beliriyor, biliyoruz. Ve ben de bir
>> zamanlar Murat’a bayağı bindirmiştim. Ama … bir kaç kez iz bıraktı,
>> görün beni diye. İzleri izledik. Adam burada ilk göze çarparcasına
>> salak olamaz aslında. Yani, olsa olsa dengesiz olur, ki o da belli
>> değil. Karamsarlığın bazen ağır basmasını tanırım, o yüzden hemen
>> yine sille tokatla söze gireceğimize, biraz mertçe adım atalım. Yani,
>> yanılabilirim belki, ama sanki gerekmeyen bir kavga gibime geliyor.
>> Onun sayfalarını, şiirlerini, özgeçmişini vs görüp okudun mu? Değer
>> bence.
>
> Acik mi o sayfalar?

Açık. Ama şimdi çelişkideyim, bir yandan burada izlerini bize bırakıyor,
ama ben şimdi onun sayfalarını buraya geçersem, bunu nasıl karşılar?
Nette olduklarına göre de açık diyebiliriz, ama burada açık isimle
yazmıyor. Ama anonim de değil. Yani, bu konuda kararı o verse? Ayrıca,
ben bulmuşsam, sen de bulursun :-) Rock grupları hakkında da bilgileri
bulurz, değil mi? Sansur burada sadece GEMA yüzünden olur, ötesi pek
yok.

> Bir de tam adini rica ediyorum; Murat Karaparmak mi

Değil. Ama yakın. Onu aslında SCT üzerinden de bulabilirsin. Dediğim
gibi, öyle löp diye isim açmak ayıp olabilir. Müsaadesini versin veya
kendisi yazsın. Özelden sorarsan, başka, ama burası açık mekân.

> Ben de kismen sana katiliyorum, ama Murat'in agzi cok pis, bu da "mertce
> adim" atmayi güclestiriyor, ben gene de denedim, bakalim nasil tepecek.

Evet, ağzı bayağı pis, yakıştıramıyorum ben de. Ama ohooo, sen bazen
kendi ağzını bir düşün. Ve benim de azmadığım olmadı mı. Arada sigorta
atabilir. belki de artık konuşabilecek, muhattap oalbileceğim birisi
değildir, bilmem. Ama araştırmalarımın sonucundan dolayı şu an ona
küfürlü cevap vermiyorum, veremiyorum.
Message has been deleted

Başar Alabay

unread,
Mar 6, 2012, 7:45:59 AM3/6/12
to
muratk şunu yazmış:

> Hassiktir lan choronun götünün kılı Acephale!

Acephale?! :-) Sen işleri biraz karıştırmaya başlıyorsun galiba, üstad
:->
Message has been deleted

Başar Alabay

unread,
Mar 6, 2012, 8:11:02 AM3/6/12
to
muratk şunu yazmış:

> Yav ne demek oluyor bütün bunlar...? Ben İnternette 1996den beri ve de
> yannızca ve yalnızca kendi kimliğimle varım...

Evet de, o kimliğinle ne güzel sanatkâr geçiniyordun, şimdi ne oldun?
Bir yerin mi ağrıyor? Sızıntı mı? Adalet Ağaoğlu oku sen.

> İnternet sayfalarıma girebilmeniz içim parola sorulmuyorsa herkese
> açık
> demektir. Daha ne mıy mıy mıy ediyorsunuz anlayamadım...

Haklısın, sonra tur atarız.

> Herkes belki kimileriniz gibi kasımpaşalı faşist pislik müslümanların
> tüm
> ülkemin anasını düzdüğü ülkelerde yaşamıyor...

Senin üzülmediğin, bükülmediğin ne var yahu? :-) Türkiye hoşuna
gitmiyor, Amerika hoşuna gitmiyor, Fransa hoşuna gitmiyor. Mars’a
göndersek, ama o da olmayacak, Amerikalı yolcu olacaksın. Or(a)da bir
dağ vardı uzakta … n’oldu?! Sultanım. Seni böyle mi yetiştirdik lan!

> Saklayacak birşeyim olsa ben siz geri zekalı davarlardan
> saklayamammı...?

Saklayamazsın.

> Lise yıllarında beyoğlunda bir bankada hesap açarken, KALINYAPRAK olan
> adımın ilk kez KALINYARRAK olarak yazıldığını görmüş ve çok gülmüştüm.
>
>
> Anannın amına uyarmı KALINYARRAK...?

Memura sordun mu bunu?

> Benim ağzım pismiş...

Eh yani …

> Ulan benim ağzımdan size ne...? Gidin de ananızın pis amını sabunlayın
> siz...!

Kalınbilmemneyle övünen sensin ama. ICD-10 … F07, F2X, F32, F44 … F60?
Hap mı, şırınga mı, Murat :-) Geçmiş günlerini hatırlayamıyorsun artık
galiba :-)))

Başar Alabay

unread,
Mar 6, 2012, 8:19:48 AM3/6/12
to
Başar Alabay şunu yazmış:

>> İnternet sayfalarıma girebilmeniz içim parola sorulmuyorsa herkese
>> açık
>> demektir. Daha ne mıy mıy mıy ediyorsunuz anlayamadım...
>
> Haklısın, sonra tur atarız.

Tur atacaktık, gel, sen anlat, ama bazı yerleri geri çekmişin len? :-)

<http://montanaonline.net/>
Senden biraz sıpeys alabilseh?

<http://montanaonline.net/computerman/>
Müşterilerin duymasın ammmah!

<http://montanaonline.net/murat/>
Yahu be adam … burada yazdıklarınla bağdaşmıyor, ama var bir bildiğin.
Ve bilmediğin. We’re SO cute!

He, F. Zappa Montana demiştik de, »we’re only in it for the money« de
fena değil, etrafındakilere bir anlatsan, nasıl hepsinden neffrett
ediyorsun diye. Huu, etrafın da garanti Ermeni kaynıyordur, aman aman.

Yazık, çok hoş konuşabilecek şeyler olabilirdi, istemiyorsun.
Message has been deleted
Message has been deleted

Başar Alabay

unread,
Mar 6, 2012, 8:51:37 AM3/6/12
to
muratk şunu yazmış:

> Don't eat yellow snow... ;)

LOL, Nanook :-)

Rifat Albayrak

unread,
Mar 6, 2012, 9:52:20 AM3/6/12
to
On 3/6/2012 3:42 AM, Acephale Lemar wrote:
> Kullandigi hakaret iceren hitaplar da mi senin "yamuk" tanimina,
> küme'sine girmiyor?
> "degisik ve belki asiri görünüyor" olmasi degil mesele, köprüalti
> kültürünü burada yerlestirmek cabasidir beni rahatsiz eden.

Ben olaylara ve kişilere bütünüyle bakarım.
Öyle olunca da zaman diliminde burada ettiği küfürlerin bir
önemi kalmıyor. Türkçe'de bazı terimler var: Canı sıkkın, kafası
bozuk, vs., vs. Anlayıp çözmek lazım.
Burada her küfreden aforoz edilecekse bazılarımızın hiç girmemesi
gerekirdi. Bilhassa ben.

Hata, küfür, yanlış, doğru. Ne yapılmışsa üstüne bir sünger çekilir
sonra yarınlara devam.
Başka çare yok.
Yoksa kıyamet gününe kadar kavga var.
Ki bu da tam manası ile saçma.


Başar Alabay

unread,
Mar 6, 2012, 10:07:19 AM3/6/12
to
Rifat Albayrak şunu yazmış:

> Ben olaylara ve kişilere bütünüyle bakarım.
> Öyle olunca da zaman diliminde burada ettiği küfürlerin bir
> önemi kalmıyor. Türkçe'de bazı terimler var: Canı sıkkın, kafası
> bozuk, vs., vs. Anlayıp çözmek lazım.

İyi güzel de, şu anki durum hakkında hükmün ne?

> Burada her küfreden aforoz edilecekse bazılarımızın hiç girmemesi
> gerekirdi. Bilhassa ben.

:-)

> Hata, küfür, yanlış, doğru. Ne yapılmışsa üstüne bir sünger çekilir
> sonra yarınlara devam.

Hata bizde mi? Ne şekilde davranmalı?

> Başka çare yok.
> Yoksa kıyamet gününe kadar kavga var.
> Ki bu da tam manası ile saçma.

Saçma. Peki neden bazılerimiz bu yolu seçiyor gibi? Yani garip,
konuşacak adam buluyorsun, el uzatıyorsun, ısırmıyor, işiyor.

choro

unread,
Mar 6, 2012, 11:30:42 AM3/6/12
to
Yav, psikolojiden hic mi anlamiyorsunuz?! Herife kari vermiyorsa iste
boyle hircinlasir. Kuduz kopek gibi saga sola saldirir. ;-)
-- choro
>
> B. Alabay
>

Rifat Albayrak

unread,
Mar 6, 2012, 5:36:49 PM3/6/12
to


On 3/6/2012 3:42 AM, Acephale Lemar wrote:
> Kullandigi hakaret iceren hitaplar da mi senin "yamuk" tanimina,
> küme'sine girmiyor?
> "degisik ve belki asiri görünüyor" olmasi degil mesele, köprüalti
> kültürünü burada yerlestirmek cabasidir beni rahatsiz eden.

Galiba buraya köprüaltı kültürü yerleştirmekten daha başka bir
gayesi var. Hiç tınmazsın söylediklerini olur biter.

Rifat Albayrak

unread,
Mar 6, 2012, 5:49:13 PM3/6/12
to
Sen font tipini değiştirdin mi ne yaptın?

Şimdi benim düşüncem şöyle: O söyleyeceğini söyler
sen hiç duymazsın. Zira senin için söylediklerinin
arasında hiç bir işe yarar bilgi parçası yok. Küfür
üzerine küfür.

Olur biter. Basit.

On 3/6/2012 9:07 AM, Başar Alabay wrote:
> Rifat Albayrak şunu yazmış:
>
>> Ben olaylara ve kişilere bütünüyle bakarım.
>> Öyle olunca da zaman diliminde burada ettiği küfürlerin bir
>> önemi kalmıyor. Türkçe'de bazı terimler var: Canı sıkkın, kafası
>> bozuk, vs., vs. Anlayıp çözmek lazım.
>
> İyi güzel de, şu anki durum hakkında hükmün ne?
>
>> Burada her küfreden aforoz edilecekse bazılarımızın hiç girmemesi
>> gerekirdi. Bilhassa ben.
>
> :-)
>
>> Hata, küfür, yanlış, doğru. Ne yapılmışsa üstüne bir sünger çekilir
>> sonra yarınlara devam.
>
> Hata bizde mi? Ne şekilde davranmalı?
>
>> Başka çare yok.
>> Yoksa kıyamet gününe kadar kavga var.
>> Ki bu da tam manası ile saçma.
>
> Saçma. Peki neden bazılerimiz bu yolu seçiyor gibi? Yani garip,
> konuşacak adam buluyorsun, el uzatıyorsun, ısırmıyor, işiyor.
>
> B. Alabay
>

Acephale Lemar

unread,
Mar 6, 2012, 5:18:12 PM3/6/12
to
Başar Alabay wrote:
> Acephale Lemar şunu yazmış:
>
>>> Choro, burada çok azgın tipler beliriyor, biliyoruz. Ve ben de bir
>>> zamanlar Murat’a bayağı bindirmiştim. Ama … bir kaç kez iz bıraktı,
>>> görün beni diye. İzleri izledik. Adam burada ilk göze çarparcasına
>>> salak olamaz aslında. Yani, olsa olsa dengesiz olur, ki o da belli
>>> değil. Karamsarlığın bazen ağır basmasını tanırım, o yüzden hemen
>>> yine sille tokatla söze gireceğimize, biraz mertçe adım atalım.
>>> Yani, yanılabilirim belki, ama sanki gerekmeyen bir kavga gibime
>>> geliyor. Onun sayfalarını, şiirlerini, özgeçmişini vs görüp okudun
>>> mu? Değer bence.
>>
>> Acik mi o sayfalar?
>
> Açık. Ama şimdi çelişkideyim, bir yandan burada izlerini bize
> bırakıyor, ama ben şimdi onun sayfalarını buraya geçersem, bunu nasıl
> karşılar? Nette olduklarına göre de açık diyebiliriz, ama burada açık
> isimle yazmıyor. Ama anonim de değil. Yani, bu konuda kararı o verse?

Ne zamandir bu kadar temkinli davraniyorsun? Var ise sence sahsi bir
sebebi, aciklama, ben böyle de anlarim, fakat beni sevindirmedigini
(kenardan yaziyorum, havsalan anahtarin acar yapraklari) bilmende de
mahzur görmüyorum.
Gerekmez.

> Ayrıca, ben bulmuşsam, sen de bulursun :-) Rock grupları hakkında da
> bilgileri bulurz, değil mi? Sansur burada sadece GEMA yüzünden olur,
> ötesi pek yok.

Bulmak degil mesele, teyit etmek.

>> Bir de tam adini rica ediyorum; Murat Karaparmak mi
>
> Değil. Ama yakın. Onu aslında SCT üzerinden de bulabilirsin. Dediğim
> gibi, öyle löp diye isim açmak ayıp olabilir. Müsaadesini versin veya
> kendisi yazsın. Özelden sorarsan, başka, ama burası açık mekân.

_Istesem_= zahmete degse, arastirip, bulurum. Zahmete degip degmedigini
belirlemek icin kisaca bakacaktim. Takriben 3-5 yil önce yeniden buraya
geldiginde acik adi ile yazmisti. Bosuna yillardir kümesde agirlamadim
onu. Böyle kisa zamanda süzgecime takilan olmadi alman irkcilarindan
baska.
Kusura bakma, özel irtibat yok, ancak sahsi irtibattan sonra mümkün
olabilir, o da nasip olursa; biliyorsun, aksi istikamette yasiyoruz.

>> Ben de kismen sana katiliyorum, ama Murat'in agzi cok pis, bu da
>> "mertce adim" atmayi güclestiriyor, ben gene de denedim, bakalim
>> nasil tepecek.
>
> Evet, ağzı bayağı pis, yakıştıramıyorum ben de. Ama ohooo, sen bazen
> kendi ağzını bir düşün.

Ben asla gereksiz ve yersiz sövmedim. Bu sövdügüm gercegini hafifletmez,
o ayri konu.

> Ve benim de azmadığım olmadı mı. Arada sigorta
> atabilir. belki de artık konuşabilecek, muhattap oalbileceğim birisi
> değildir, bilmem. Ama araştırmalarımın sonucundan dolayı şu an ona
> küfürlü cevap vermiyorum, veremiyorum.

In dubio pro reo? Ya da: Maziden dolayi saygin var ona. Buan benzer bir
nevi sadakat da olabilir, ne ise, tahmin yürütmeye, yani üretmeye
degmez.

Acephale Lemar

unread,
Mar 6, 2012, 5:41:00 PM3/6/12
to
muratk wrote:
> On Mar 6, 5:24 am, Başar Alabay <ala...@gmx.net> wrote:
>> Acephale Lemar şunu yazmış:
>
>
>>>> Onun sayfalarını, şiirlerini, özgeçmişini vs görüp okudun mu? Değer
>>>> bence.
>
>
>>> Acik mi o sayfalar?
>
>
>> Açık. Ama şimdi çelişkideyim, bir yandan burada izlerini bize
>> bırakıyor, ama ben şimdi onun sayfalarını buraya geçersem, bunu
>> nasıl karşılar? Nette olduklarına göre de açık diyebiliriz, ama
>> burada açık isimle yazmıyor. Ama anonim de değil.
>
>
> Yav ne demek oluyor bütün bunlar...? Ben İnternette 1996den beri ve de
> yannızca ve yalnızca kendi kimliğimle varım...

O ayrintiyi soran mi var?

> İnternet sayfalarıma girebilmeniz içim parola sorulmuyorsa herkese
> açık demektir. Daha ne mıy mıy mıy ediyorsunuz anlayamadım...

Ben de buldugu sayfalarin "acik" mi sordugumda buna benzer girisi
kasdetmistim.

> Herkes belki kimileriniz gibi kasımpaşalı faşist pislik müslümanların
> tüm ülkemin anasını düzdüğü ülkelerde yaşamıyor...

Anana dokunmam, ayiptir, ama seni birileri düzmüs, hem de eyice düzmüs,
büzmüs, sonra da davar yerine tarlaya sürmüs: Yürrü, esek sipaso, yürrü!

> Saklayacak birşeyim olsa ben siz geri zekalı davarlardan
> saklayamammı...?

Sen bir kilim degerinde bile degilsin, bulanik beyinli!

>>> Bir de tam adini rica ediyorum; Murat Karaparmak mi
>
>
> Lise yıllarında beyoğlunda bir bankada hesap açarken, KALINYAPRAK olan
> adımın ilk kez KALINYARRAK olarak yazıldığını görmüş ve çok gülmüştüm.

Ben de diyorum ki, anlattigin tamamen yalandan ibarettir, cünkü "yarrak"
kelimesini o tarihte kimse yazmazdi resmi evraklara ki banka hesabi da
bir nevi resmi bir islemdi, ancak ve ancak sinirli toplumcuklarin
üyeleri arasinda telaffuz edilirdi.
Mümkün olan mi? Cok basit, ve seni nicin yalanci olarak tanimladigimi da
kismen aciklar bu mantiki yaklasim: Daktilo ile yazilmis olmasi
gerektiginden buna "klavye sürcmesi" diyebiliriz, fakat sen bunu,
kendini büyük göstermek eregi ile, bizden sakladin.

Beyoglu'ndan ancak senin gibi adi Murat Kalinyaprak degil, Na-Murad Ince
Yaprak cikar.

Ayrica, psikanalize göre sende cinsi bir bozukluk var, daima yarmaktan
dem vuruyorsun. Yaracak delik mi bulamiyorsun, nedir derdin, anlat ve
ferahla söyle. *vfg*

> Anannın amına uyarmı KALINYARRAK...?

Karsilastigimizda cevaplarim. Anladin mi?

> Benim ağzım pismiş...

Hem de les gibi kokuyor, edepsiz!

> Ulan benim ağzımdan size ne...?

Türk kültüründe pis agizlilar sevilmezler, sayilmazlar, aksine
azarlanirlar, uyaririrlar, nihai noktada da terbiye ederler senin gibi
zibidileri.

> Gidin de ananızın pis amını sabunlayın siz...!

Ellerin sabunlu mu yazdin simdi, öz doyumcu yani masturbant Murat
Kalinyaprak?

> MK

Acik kimligini ben yaziyorum ki arsivde bulunsun aradigim zaman: Murat
Kalinyaprak, su an yaramamazliktan kivraniyor, meni tikantisi yasiyor,
sinirleri beynine vurmus, bulandirmis zavallinin; bundan dolayi zanlinin
sct sakinleri tarafindan alkislanmasini talep ediyorum: SAK SAK SAK!

Acephale Lemar

unread,
Mar 6, 2012, 5:54:48 PM3/6/12
to
muratk wrote:
> On Mar 6, 2:35 am, "Acephale Lemar" <pri...@org.invalid> wrote:
>> Başar Alabay wrote:
>>> choro şunu yazmış:
>>>>>> Anlayabildinizme lan Arap, İngiliz, Fıransız dölleri...??
>
>>>>> Sen müşterilerinle de mi böyle konuşuyorsun? Hiç yakıştıramıyorum,
>>>>> koskoca interneti gazellerle döşemişin, burada böyle, olmadı.
>>>>> Etrafın ferahlatamıyor mu artık ne oluyor?
>>>> Onun musterileri yok. Bilmem anlatabildim mi? Bilakis o kendi
>>>> musteridir! Hem de bircoklarinin. Tercihen soyle iri yari
>>>> heriflerin!
>
> Ben SCTde 1995 den beri yazarım. 17 yıl. Ermeni, Kürt, Yunan,
> Fıransız, Amrikan, vb. tüm Türk düşmanlarına karşılık vermeye çalıştık
> burada,
> yıllar boyu...

Kaydettim, fakat inandirici degil verdigin bilgiler, cünkü ben bu öbegi
_kesintisiz_ (tatil vs. disinda) 1999 yilindan beri izliyorum, 2000'den
beri de (emin degilim, en gec 2001'den beri) yaziyor olmaliyim, ve bu
zaman icinde senin cok yazilarini gördügümü söyleyemem, fakat bu önemsiz
bir ayrinti bu baglamda.

> Oysa ne Ermeni, ne Kürt, ne Yunan, ne Fıransız, ne Amrıikan Türk
> düşmanı pislik arasında, burda "choro" diye yazan kişi kadar alçak bir
> lağım
> faresi görmedim...

Bunu gerekceleri ile kanitlamaya davet ediyorum seni. Ac yeni bir ilmek,
dök bulgularini, birak da herkes kendi karar versin, choro da kendini
savunsun tabii. Yersiz bir aciklama, ayrica.

>>> Choro, burada çok azgın tipler beliriyor, biliyoruz. Ve ben de bir
>>> zamanlar Murat'a bayağı bindirmiştim.
>
>
> Hassiktir lan choronun götünün kılı Acephale!

Asil "lağım faresi" sensin, cünkü kimin ne yazdigini ayiramiyorsun.
Yukarda zikrettigin cümleyi ben yazMAdim, Basar yazdi.

>> Acik mi o sayfalar? Bir de tam adini rica ediyorum; Murat Karaparmak
>> mi adi?
>
> İşi aptallığa vurmaya çalışıyor hayvan...

Hayvanlasmis insan olgu sen ya sagirsin ya da yalanci, cünkü seni 2, 3
gün öncesine dek kümesimde agirladim, seninle yaklasik 7, 8 yiln önce
kisaca tanismiktik, o zaman Murat Kalinyaprak adi ile yaziyordun,
simdiki gibi Muratk olarak degil. O zaman da seni kümese atmistim. Ve
soy adini _tam_ hatirlayamadim, Kalin.. bir sey ama ne? Ne ise, simdi
ögrendim, Kalinyaprak.

>> Ben de kismen sana katiliyorum, ama Murat'in agzi cok pis, bu da
>> "mertce adim" atmayi güclestiriyor, ben gene de denedim, bakalim
>> nasil tepecek.
>
>
> Ağzım pismiş... Hah hahhh... Sizin beynizin pis... Fırladığınız
> ananızın amı pis...!

Anan yasiyor mu? Yasiyor ise, anana bu gibi elinden cikmis 'incileri'
okutalim mi, arsiz?

Acephale Lemar

unread,
Mar 6, 2012, 6:10:16 PM3/6/12
to
Rifat Albayrak wrote:
> On 3/6/2012 3:42 AM, Acephale Lemar wrote:
>> Kullandigi hakaret iceren hitaplar da mi senin "yamuk" tanimina,
>> küme'sine girmiyor?
>> "degisik ve belki asiri görünüyor" olmasi degil mesele, köprüalti
>> kültürünü burada yerlestirmek cabasidir beni rahatsiz eden.
>
> Ben olaylara ve kişilere bütünüyle bakarım.

Tamam da, ne raddeye kadar? Insaf, her derdin devasi vardir, burada
kimseye saldirilmadi, ama sanki saldirilmis gibi deli danaya özenmis mi
nedir, etrafi rahatsiz ediyor. Bunu da söyleyemeyecek miyiz?

> Öyle olunca da zaman diliminde burada ettiği küfürlerin bir
> önemi kalmıyor. Türkçe'de bazı terimler var: Canı sıkkın, kafası
> bozuk, vs., vs. Anlayıp çözmek lazım.

O zaman seni samimiyete davet ederek soruyorum sana: Ilk yazdigim
karsiliklar bu yönde miydi, aksi yönde miydi?
Kendi kendime sormadim degil, _ayni anda_ iki kisi de, ki ikisi de Türk
olduklarini belirttiler, böyle ortaligi, ortami, ki henüz canlanmaya
baslamisti burada baharin baslamis göründügü gibi, kirmaya, dagitmaya
hakki olabilir mi?
Bir yandan türkcülük tasliyor, diger yandan türk kültürünün, dilinin
icine ediyor.

> Burada her küfreden aforoz edilecekse bazılarımızın hiç girmemesi
> gerekirdi. Bilhassa ben.

Henüz bu raddede degiliz, hatta ben bunu herkesin _sessizce_ yapmasi
gerektigi kanaatindeyim, yani aleni kinamaya, süzgeclemeye davet etmem
kimseyi.

> Hata, küfür, yanlış, doğru. Ne yapılmışsa üstüne bir sünger çekilir
> sonra yarınlara devam.
> Başka çare yok.
> Yoksa kıyamet gününe kadar kavga var.
> Ki bu da tam manası ile saçma.

Kendimi maalesef misal gösterecegim: Barisci, uzlasmaci tavrimla seni
bile ikna ettim, birbirimizi kirmadan, fikri ayriliklarimiza ragmen
kibarca, saygi cercevesi icinde paylasiyoruz bilgilerimizi,
deneyimlerimizi, duygularimizi, arzularimizi vs. Kisaca, burada kavgadan
benim kadar nefret eden insan tasavvur edemiyorum, cünkü ben kavganin
can aldigi dönemden geliyorum, kavganin Türkiye'ye verdigi zarari gayet
iyi biliyorum, ben yasiyorsam bunun da kader disinda dünyevi imtiyaza
borcluyum, yani Almanya'ya gelmese idim, ya ölmüstüm ya da kodeste
olacaktim.
Artik baris degil ise de, barisci bir Türkiye görmek istiyorum ve buna
engel olan hicbir kimseye tahammül edecek iyi niyetim kalmadi. Ben ne
yapacagima iki, üc gün icinde karar verecegim, siz de okuyarak
anlayacaksiniz. Herkes kendinden sorumludur, sadece dosta söylenir
elestiri, yoldasa degil.

Acephale Lemar

unread,
Mar 6, 2012, 6:12:39 PM3/6/12
to
Yahu, üstad, ben de buna dair döktüm birkac satir, lakin bu tatminkar
bir aciklama asla olamaz.
Bir düsün hele, hapiste ne yapar bu adam? Bu adami bir ay bile
yasatmazlar delikte, aksine delik desin ederler böyle konustugu
takdirde.

Acephale Lemar

unread,
Mar 6, 2012, 6:30:41 PM3/6/12
to
muratk wrote:
> On Mar 6, 2:31 am, "Acephale Lemar" <pri...@org.invalid> wrote:
>> muratk wrote:
>
>>> Türkçe sözcük uydurmakla, Türkçe kelime uydurmak aynı şey değil...!
>
>> Burada "sözcük" baska bir anlami mi iceriyor "kelime" kavramindan,
>> yani ikisi de farkli terimler mi? (Istersen bu ayrintiya ari türkce
>> ile halkin türkcesi ´basliginda, baglaminda deginelim.)
>
>
> Halkın Türkçesimiymiş...? Zart zurt... Yazdığımı anlayabilecek çapta
> olmadığın apaçık...! Konu ana dilimizda Arapa kelam üretmekle Türke
> sözcük
> üretmek...

Ahkam kesmeye mi buradasin, bilgi paylasimi, aktarimi, gelisimi vs. gibi
gerekcelerden dolayi mi?
Sen , koymayi bir ögren önce.
Kendini devlestirerek tartismak, kibir sacmak, fikri cücelerin tavridir.
Tartismak, sohbet etmek gibi bir güdü ile yazmiyor isen, yani senin
bilginin sorgulanmasindan rahatsiz oluyor isen, nicin actin bu
ilmekleri?

> Anasını kimim siktiğini bilemeyenler, neyin Arapça neyin Türkçe
> olduğunu bilemeyenler, "tarihsel" demekler Türkçe sözcük üretmiş
> olduklarını
> sanıyorlar oysa Arapça kelam bozuntusu bir bok üzretmiş olmakttan
> ileri
> gidemiyorlar...

Bu mu tahlilin? Fikren bir cücesin.

> Ben sizleri suçlamıyorum bu konuda. Türkçe sözcük üretmek her çobanın
> işi değil. Bu iş için maaş alan hayvanlar var.

Eh, seni de onlara cobanbasi yapalim, ne dersin?

> Bu bakkaldan alma "pırofesör doktor ünvanlı" hayvanlar bütün gün iş
> yerlerinde taşaklarını kaşıyor, çay kahve içiyor, tespih çakiyor,
> amcık kıllı
> bıyığını buramasa bile gözlerini devire devire odadaki sekreterlere
> bakıyor, iş
> arkadaşıyla tavla oynuyor, vb. vb.....

He ya, hayal dünyanda öyle yapiyorlar.
>> Ben böyle kelimeler icin "uydurma" dedigimi hatirlamiyorum.
>
> Sana kemik atılmadıyasa havlama...

Host, arsiz! Sana kemik bile fazla.

>> Burada yazanlarin cogunun da böyle düsündügünü sanmiyorum.
>
> Ben sanıyorum...!

>>> Ne demek oluyor şimdi bu? Seyyal Taner bir hamam açsa, Arapçılara
>>> ayıp olur diye erkekler "Seyyal Taner'in hamamına"
>>> giremeyeceklermi??
>
>> Icerige girmeden evvel gözüme carpan bazi egrilikleri zikredeyim:
>
>
> Hassiktir len zibidi... Senin daha bana karşı ağzını açmaya çapın
> yetmez.

Capsiz, capini göster de astarini biceyim senin! Senin gibi sokak
sürtügünden mi ürkecegim?

>>> Oysa birisi Türkçeye "hayatsal" diye bir sözcük uydurarak katkıda
>>> bulunmaaya çalışırsa, ben de buna "uydurmasyon" diye karşı çıkarım.
>
>
>> Neden _uydurma_, uydurulmus degil de, "uydurmasyon"?
>
> Benden önce "uydurmasyon" sözcüğünü kullanmış olan am biti ile
> dalgamı geçiyorum... Yasakmı...?

Yasak degil ama benimle tartisiyorsan, sorularima da tahammül etmelisin,
yoksa duvarla konusursun, o sana itiraz etmeden, senin yek konusmani
kesmeden dinler.

>> Uzun lafin kisasi, kelime ve sözcük _ayni anlami iceren_ terimlerdir,
>> biri arapca kökenli, digeri de ari türkcecilerin uydurdugu esanlamli
>> bir karsilik.
>
> Oysa sen Türkçede Türkçeymiş gibi Arapça "kelam" uydurabilmsiyle,
> Türkçede Türkçe sözcük uydurulmasını ayıramaycak bir hayvansın...!

Köpek cevresindeki tüm canlilari köpek saniyor, cünkü saci uzun, akli
kit.

>>> "Türkçe sözcük" uydurabilmeniz için, önce ananızın dilinin Türkçe
>>> olması gerekir, sonra da Türkçe köklere Türkçe ekler ekleyerek
>>> Türkçe sözcükler üretmeniz "uydurmanız" gerekir...
>
>
>> Babamin dili Türkce olsa, "Türkce köklere türkce kökler ekleyerek
>> türkce sözcükler" türetemem mi yani?
>
>
> Eski Türklerde soy anadan izlenirdi. Bu çok doğaldır çünkü piç olsun
> olmasın, babasının kim olduğunu bilmese bile herkes anasının kime
> olduğunu
> bilir...!

Bu Romalilarin adetidir, acilamasi da Latince.
Birak bu mavallari.
Söylediginden cikardigim psikanaliz sonucunu bildiriyorum: Sen bir
orospunun pici oldugunu saniyorsun.

> Oysa Türkler daha aşağılık, pislik Arap geleneklerini benimsayice
> herşey alt ğst oldu....

Hayallarin uctu mu?

> Yav uğraştırmayın beni, ruh hastası deve çobanının dölleri... Kim
> olduğunuzu, ne bok olduğunuzu çok iyi biliyorsunuz....

Senin ne mal oldugunu merak ettim sadece.

Acephale Lemar

unread,
Mar 6, 2012, 8:13:11 PM3/6/12
to
Sövmesini hos görmemi bekliyorsun dolayli da olsa, yoksa gerisini
görmemezlikten gelirdim, gelirim.
Gayesi ne ise, uygulamasi asiri derecede kirici.

Rifat Albayrak

unread,
Mar 6, 2012, 9:48:21 PM3/6/12
to

Tamam da... Binbir çeşit sebebi olabilir. Hatta birilerine;
"Bak burada küfürleşirşeniz sonuç böyle olur!" dersi vermek
istemiş olabilir. Ne bileyim ben?
Fakat kısacası, en kesin yol, MK yı dert edinmezsin, yazılarını
okumazsın olur biter.

On 3/6/2012 5:10 PM, Acephale Lemar wrote:

> Tamam da, ne raddeye kadar? Insaf, her derdin devasi vardir, burada
> kimseye saldirilmadi, ama sanki saldirilmis gibi deli danaya özenmis mi
> nedir, etrafi rahatsiz ediyor. Bunu da söyleyemeyecek miyiz?
> ...

Rifat Albayrak

unread,
Mar 6, 2012, 9:50:25 PM3/6/12
to


On 3/6/2012 7:13 PM, Acephale Lemar wrote:

> Sövmesini hos görmemi bekliyorsun dolayli da olsa, yoksa gerisini
> görmemezlikten gelirdim, gelirim.
> Gayesi ne ise, uygulamasi asiri derecede kirici.

Hoş görmeni değil hiç ilgilenmemeni söylüyorum.

Başar Alabay

unread,
Mar 7, 2012, 2:40:44 AM3/7/12
to
Acephale Lemar şunu yazmış:

>>> Saçma. Peki neden bazılerimiz bu yolu seçiyor gibi? Yani garip,
>>> konuşacak adam buluyorsun, el uzatıyorsun, ısırmıyor, işiyor.
>>
>> Yav, psikolojiden hic mi anlamiyorsunuz?! Herife kari vermiyorsa iste
>> boyle hircinlasir. Kuduz kopek gibi saga sola saldirir. ;-)
>
> Yahu, üstad, ben de buna dair döktüm birkac satir, lakin bu tatminkar
> bir aciklama asla olamaz.

Bence bu konuya en ağırbaşlı yanaşan Rıfat. Ruh durumu, rahatsız
ederse de, zor bir şey. Biri bacağını kırdı mı, alçıya alırsın, ama
kalbi, beyni, ruhu kırıldıysa?! Yavaş yavaş belli oluyor ki, burada açık
açık sataşan şu kadar kişi falan yok, aslında tam bir kişi var, farklı
rumuzlarla içini buraya yansıtıyor. Bu ayrıca demektir ki, biz burada
altı kişilik bir kadrodan çok fazla değiliz. Yedi? Sekiz? Ona dayanmaz
bile (rakam).

Başar Alabay

unread,
Mar 7, 2012, 2:46:40 AM3/7/12
to
Rifat Albayrak şunu yazmış:

> Sen font tipini değiştirdin mi ne yaptın?

Hayır, ama bir süredir Gujarati yazısıyla mesaj altında »Lava İstambula«
yazıyor, yazı çok hoş görünüyor, pek tanınan bir şey değil ve »Aşkım
İstanbul« da self-explaining :-) Bu hem UTF-8, hem sistemde geniş bir
yazı kapsamı gerektiriyor. Çoğu kişide var, sende belki yok. Şimdi senin
yüzünden onu değiştirmem mi gerekecek acaba? Hm :-/ Bakalım …

> Şimdi benim düşüncem şöyle: O söyleyeceğini söyler
> sen hiç duymazsın. Zira senin için söylediklerinin
> arasında hiç bir işe yarar bilgi parçası yok. Küfür
> üzerine küfür.


Başar Alabay

unread,
Mar 7, 2012, 2:55:04 AM3/7/12
to
Acephale Lemar şunu yazmış:

> Kendi kendime sormadim degil, _ayni anda_ iki kisi de, ki ikisi de Türk
> olduklarini belirttiler, böyle ortaligi, ortami, ki henüz canlanmaya
> baslamisti burada baharin baslamis göründügü gibi, kirmaya, dagitmaya
> hakki olabilir mi?
> Bir yandan türkcülük tasliyor, diger yandan türk kültürünün, dilinin
> icine ediyor.

Bu çok ilginç bir konu! Bir: İki kişi mi? İki: Takıntılı gibi görünen,
Rıfat bağnaz demişti, genelde analitik bir şekilde kökü gösterebilir,
çünkü, biliyorsundur, biz, olsa olsa şuuru gösterebiliriz, şuuraltını
okumak ise bambaşka. Ki, açıkçası, bu konuda çok çuvallıyorum, ama
öğreniyorum. Ermeni, Ermeni, Ermeni, Yahudi, Yahudi, Yahudi, vs diye
çatlak plâk oyunlarına girenler acaba neden öyle? Türklük gibi bir şeyle
sabahtan akşama kadar uğraşıp, terimi bir silâh şekline sokanın problemi
nedir? Kişiliği neyin üzerine inşaen? Nerede, ne zaman, neden neye
tutunuyor? Bunlar işte. Hibridizasyon/melezleşme ortamında direnen, Gauss
dönemecinde hep aşırı pozisyonlara dağilır ve … yok olmaya mahkûmdur.
Aşırı derken de, aşirılığını belli eder, tehdit, küfür, azar, BAĞIRMA,
gibilerinden. Biz de zaten başka bir bok yapmıyoruz, çay simit, ana
avrat, din ve açık psikoterapi oturumu. Biraz can sıkıcı, ama ne
yapalım. Yazı, dil, söz antrenmanı oluyor yine de.

Başar Alabay

unread,
Mar 7, 2012, 2:58:15 AM3/7/12
to
Rifat Albayrak şunu yazmış:

> Galiba buraya köprüaltı kültürü yerleştirmekten daha başka bir
> gayesi var. Hiç tınmazsın söylediklerini olur biter.

Açıkçası, sen, Okeyci ve Aceppos ve tarihî kavgalarınız bir yana :-))) …
burada bir gaye maye yok. Biz sırf hastalık seyircisiyiz. Birinin
böbreği çiçek açıyor, ötekisinin gözleri matlaşıyor, yine başkasının
beli dökülüyor … eh, hepimizin de biraz ruhu paslanmış, birisinde de bu
pasın altında çat diye bir ses çıkmış. Popcorn.

Rifat Albayrak

unread,
Mar 7, 2012, 3:00:12 AM3/7/12
to


On 3/7/2012 1:46 AM, Basar Alabay wrote:
> Şimdi senin
> yüzünden onu değiştirmem mi gerekecek acaba? Hm :-/ Bakalım …

Yok sen hiçbir şeyini değiştirme.
Sadece anlamadığım bir şey olduğu için
sordum.
Malum. Sormazsan öğrenemezsin.

Başar Alabay

unread,
Mar 7, 2012, 3:17:16 AM3/7/12
to
Acephale Lemar şunu yazmış:

>> Açık. Ama şimdi çelişkideyim, bir yandan burada izlerini bize
>> bırakıyor, ama ben şimdi onun sayfalarını buraya geçersem, bunu nasıl
>> karşılar? Nette olduklarına göre de açık diyebiliriz, ama burada açık
>> isimle yazmıyor. Ama anonim de değil. Yani, bu konuda kararı o verse?
>
> Ne zamandir bu kadar temkinli davraniyorsun? Var ise sence sahsi bir
> sebebi, aciklama, ben böyle de anlarim, fakat beni sevindirmedigini
> (kenardan yaziyorum, havsalan anahtarin acar yapraklari) bilmende de
> mahzur görmüyorum.

Ben hep ve her zaman böyle temkinliydim ve temkinliyim! Burada kimliğini
bildiğim en az üç kişi var, isimlerini mi açıyorum? Bu, herkesin
kendisinin bileceği iş. Ben genelde anonimiteyi kınarım. Sebebi de açık.
Ama azgın Alman netcop hâllerine de bürünmem, asla. Düşmanıma karşı bile
bir saygı payı kalır (genelde). Bu biraz eski bir inanç meselesi.

>> Ayrıca, ben bulmuşsam, sen de bulursun :-) Rock grupları hakkında da
>> bilgileri bulurz, değil mi? Sansur burada sadece GEMA yüzünden olur,
>> ötesi pek yok.
>
> Bulmak degil mesele, teyit etmek.

Onun cevabını aldıktan sonra, geçtim zaten turu, teyitli, damgalı ve
mühürlü.

> Kusura bakma, özel irtibat yok, ancak sahsi irtibattan sonra mümkün
> olabilir, o da nasip olursa; biliyorsun, aksi istikamette yasiyoruz.

Yön açısından, hayat felsefesi açısından mı? :-)

>> Evet, ağzı bayağı pis, yakıştıramıyorum ben de. Ama ohooo, sen bazen
>> kendi ağzını bir düşün.
>
> Ben asla gereksiz ve yersiz sövmedim. Bu sövdügüm gercegini hafifletmez,
> o ayri konu.

Tabi de, söven (şu an o), sövmesini gerekli görüyordur, deliryum gibi
işte, ne yapalım? Problem ondan ibaret.

> degmez.
> In dubio pro reo? Ya da: Maziden dolayi saygin var ona. Buan benzer bir
> nevi sadakat da olabilir, ne ise, tahmin yürütmeye, yani üretmeye

Evet, aynen, maziden dolayı bir saygı. Galatasaray serüvenine
girmiyorum. Ama … bazen insanlar ters yöne gider, yanlış yola sapar. Eh işte
diyeceksin, geçeceksin, başka çare yok.

Başar Alabay

unread,
Mar 7, 2012, 3:22:54 AM3/7/12
to
Acephale Lemar şunu yazmış:

> Kaydettim, fakat inandirici degil verdigin bilgiler, cünkü ben bu öbegi
> _kesintisiz_ (tatil vs. disinda) 1999 yilindan beri izliyorum, 2000'den
> beri de (emin degilim, en gec 2001'den beri) yaziyor olmaliyim, ve bu
> zaman icinde senin cok yazilarini gördügümü söyleyemem, fakat bu önemsiz
> bir ayrinti bu baglamda.

Vay be, senden evvel buradaymışım ben :-))) Ama ilk ne zaman yazdım,
bilmiyorum, hangi ismi kullandım, onu da bilmiyorum, o zamanlar rumuz
falan değil, SUN workstation makineleri çok komplikeydi, pine’i öğrenmek
de biraz garip geldi, Ben TOS’tan geliyordum, Unix yeniydi.

> Asil "lağım faresi" sensin, cünkü kimin ne yazdigini ayiramiyorsun.
> Yukarda zikrettigin cümleyi ben yazMAdim, Basar yazdi.

Farkındaysan, burada paralelde iki »kişi«, seni ve beni tek kişi olarak
görüyor. Bu da bir izdi bence! Von sich auf andere schließen und sich
selber dabei unterbewußt verraten tarzında. Düşün yani. Acaiplâle ile
Acaipbülbül olduk :-)))

> Anan yasiyor mu? Yasiyor ise, anana bu gibi elinden cikmis 'incileri'
> okutalim mi, arsiz?

Boşver. Yaşasa da, yaşamasa da, Eskişehir irtibatı kopmuş, bu da bir
işaret. İnsan bazen anasından nefret de eder, değil mi?

Rifat Albayrak

unread,
Mar 7, 2012, 3:23:41 AM3/7/12
to


On 3/7/2012 1:55 AM, Basar Alabay wrote:

> Rıfat bağnaz demişti

Yok ben Habertürkteki Murat için söylemiştim o lafı.
Murat Bardakçı yani. Acep ondan bahsediyordu. (eğer
yanılmıyorsam)
Teketek programında Türkiye'deki gençler toplanıp buna
e-mail gönderiyorlar, hiç sevmediği konularda. Mesela,
kafadan atıyorum, "Dolmabahçe Sarayı yıkılıp yerine
otel yapılsa daha iyi olmaz mı?" kabilinden bir soru.
Herif havalara zıplıyor. Cahiller, edepsizler, deliler
diye açıyor ağzını yumuyor gözünü. Kekelemeğe başlıyor.
Tabii gençler zevkten dörtköşe oluyor. Ya ben bile görüyorum
taa 15 bin km. öteden, bu zerzevat anlamıyor kafaya geldiğini.
Eh bizde biraz sct tecrübesi var, öyle külleri yutmayız gençlerin
buna yaptığı gibi. Kaşarlandık artık.
Bunu da gururla belirtmek lazım naçizane. sct deyip geçmeyelim.:)

Rifat Albayrak

unread,
Mar 7, 2012, 3:28:35 AM3/7/12
to
Söylediklerinin bir kısmını anlamadım ama olabilir yani.

Bak siz eskiden böyleydiniz sct nin canına böyle okudunuz
gibilerinden bir tavır olabilir. Ders veriyor olabilir.
Hayır olamaz diyemezsin bu ihtimale karşı. Right?? :)

Başar Alabay

unread,
Mar 7, 2012, 3:37:20 AM3/7/12
to
Rifat Albayrak şunu yazmış:

>> Rıfat bağnaz demişti
>
> Yok ben Habertürkteki Murat için söylemiştim o lafı.
> Murat Bardakçı yani. Acep ondan bahsediyordu. (eğer
> yanılmıyorsam)

He, pardon, onu tanımıyorum. Ama bizimkisine de denk geliyor.

> Teketek programında Türkiye'deki gençler toplanıp buna
> e-mail gönderiyorlar, hiç sevmediği konularda. Mesela,
> kafadan atıyorum, "Dolmabahçe Sarayı yıkılıp yerine
> otel yapılsa daha iyi olmaz mı?" kabilinden bir soru.

Oftopik ama … Haydarpaşa garı aklıma geldi, sinirlerim bozuldu yine
:-)))

> Eh bizde biraz sct tecrübesi var, öyle külleri yutmayız gençlerin
> buna yaptığı gibi. Kaşarlandık artık.
> Bunu da gururla belirtmek lazım naçizane. sct deyip geçmeyelim.:)

LOL, Avrupa’da Fransız esprisini çok severler. Veya sevmezler, duruma
bakar. Bana göre, Türk esprisi bu Fransız esprisine bayağı benzer. Mösyö
de Funès meşhur oldu, Hababam sınıfını ne yazık ki kimse tercüme etmedi.
Sunayl Bey ile de Funès efendi şimdi fazla benzer olmasa da. Valla, seni
de katmalı. Rahmetli babamdan betersin :-)))

Başar Alabay

unread,
Mar 7, 2012, 3:41:24 AM3/7/12
to
Rifat Albayrak şunu yazmış:

>>> Galiba buraya köprüaltı kültürü yerleştirmekten daha başka bir
>>> gayesi var. Hiç tınmazsın söylediklerini olur biter.
>
>> Açıkçası, sen, Okeyci ve Aceppos ve tarihî kavgalarınız bir yana :-))) …
>> burada bir gaye maye yok. Biz sırf hastalık seyircisiyiz. Birinin
>> böbreği çiçek açıyor, ötekisinin gözleri matlaşıyor, yine başkasının
>> beli dökülüyor … eh, hepimizin de biraz ruhu paslanmış, birisinde de bu
>> pasın altında çat diye bir ses çıkmış. Popcorn.
>
> Söylediklerinin bir kısmını anlamadım ama olabilir yani.

Hangi kısmını anlamadın? Biri ruh hastası. Veya, biri, ötekilerinden
daha açık şekilde ruh hastası, hehe :-)

> Bak siz eskiden böyleydiniz sct nin canına böyle okudunuz
> gibilerinden bir tavır olabilir. Ders veriyor olabilir.
> Hayır olamaz diyemezsin bu ihtimale karşı. Right?? :)

Hm, bilmem. SCT’de ben de bayağı zorlanmıştım, yıllar önce, ama o
münakaşa sınıfına girer, tam kavga değil. Bu infilâk tarzı yenice.

Rifat Albayrak

unread,
Mar 7, 2012, 4:17:55 AM3/7/12
to


On 3/7/2012 2:41 AM, Basar Alabay wrote:
> Rifat Albayrak şunu yazmış:
>
>>>> Galiba buraya köprüaltı kültürü yerleştirmekten daha başka bir
>>>> gayesi var. Hiç tınmazsın söylediklerini olur biter.

>>> Açıkçası, sen, Okeyci ve Aceppos ve tarihî kavgalarınız bir yana :-))) …
>>> burada bir gaye maye yok. Biz sırf hastalık seyircisiyiz. Birinin
>>> böbreği çiçek açıyor, ötekisinin gözleri matlaşıyor, yine başkasının
>>> beli dökülüyor … eh, hepimizin de biraz ruhu paslanmış, birisinde de bu
>>> pasın altında çat diye bir ses çıkmış. Popcorn.

>> Söylediklerinin bir kısmını anlamadım ama olabilir yani.

> Hangi kısmını anlamadın? Biri ruh hastası. Veya, biri, ötekilerinden
> daha açık şekilde ruh hastası, hehe :-)

Tamam şimdi anladım. :)

>> Bak siz eskiden böyleydiniz sct nin canına böyle okudunuz
>> gibilerinden bir tavır olabilir. Ders veriyor olabilir.
>> Hayır olamaz diyemezsin bu ihtimale karşı. Right?? :)

> Hm, bilmem. SCT’de ben de bayağı zorlanmıştım, yıllar önce, ama o
> münakaşa sınıfına girer, tam kavga değil. Bu infilâk tarzı yenice.

Bana da çok ağır gibi geliyor ama hiç belli olmaz.
Daha doğrusu bardağın yarısı dolu demek daha sıhhatli.

Başar Alabay

unread,
Mar 7, 2012, 4:31:18 AM3/7/12
to
Rifat Albayrak şunu yazmış:

> On 3/7/2012 2:41 AM, Basar Alabay wrote:

Hay Allah, sende saat kaç yahu? Uykun mu kaçtı?

>> Hm, bilmem. SCT’de ben de bayağı zorlanmıştım, yıllar önce, ama o
>> münakaşa sınıfına girer, tam kavga değil. Bu infilâk tarzı yenice.
>
> Bana da çok ağır gibi geliyor ama hiç belli olmaz.
> Daha doğrusu bardağın yarısı dolu demek daha sıhhatli.

Hele hele çölde.

Acephale Lemar

unread,
Mar 7, 2012, 4:52:31 AM3/7/12
to
Başar Alabay wrote:
> Başar Alabay şunu yazmış:
>
>>> İnternet sayfalarıma girebilmeniz içim parola sorulmuyorsa herkese
>>> açık
>>> demektir. Daha ne mıy mıy mıy ediyorsunuz anlayamadım...
>>
>> Haklısın, sonra tur atarız.
>
> Tur atacaktık, gel, sen anlat, ama bazı yerleri geri çekmişin len? :-)
>
> <http://montanaonline.net/>
> Senden biraz sıpeys alabilseh?

Oraya bakmadim, demek o sirkette sözü geciyor. ;-)

> <http://montanaonline.net/computerman/>
> Müşterilerin duymasın ammmah!

DUysa da sana, bana mi inanacaklar?

> <http://montanaonline.net/murat/>
> Yahu be adam … burada yazdıklarınla bağdaşmıyor, ama var bir bildiğin.
> Ve bilmediğin. We’re SO cute!

Simasi bana yabanci gelmedi fakat cikaramiyorum henüz. Dikkatimi ceken
husus, Türkce'yi bu kadar seven biri nicin daha cok yabanci dilde
yazdigi siirleri asmistir sayfasina?

> Yazık, çok hoş konuşabilecek şeyler olabilirdi, istemiyorsun.

Yalnizlik kafasina vurmus, onda gördügüm tehlikeli davranisin sebebini
de simdi ikna edici yoldan aciklamak, anlamak mümkün: Sonradan
bilinclenenler cok uctan yaziyorlar, ciziyorlar, yani uzlasici degiller,
yikicilar, cünkü sabirsizlar, "uluyankurt" gibi.
Sanatkarliktan bahsediyor, ama sayfasinda sanat ile, resim, forograf
disinda, birsey görmedim, öyle ozan filan gibi. Belki bir web taramasi
yapmam gerekecek, hafta sonunda bakarim.

Acephale Lemar

unread,
Mar 7, 2012, 5:14:28 AM3/7/12
to
Başar Alabay wrote:
> Acephale Lemar şunu yazmış:
>
>> Kaydettim, fakat inandirici degil verdigin bilgiler, cünkü ben bu
>> öbegi _kesintisiz_ (tatil vs. disinda) 1999 yilindan beri izliyorum,
>> 2000'den beri de (emin degilim, en gec 2001'den beri) yaziyor
>> olmaliyim, ve bu zaman icinde senin cok yazilarini gördügümü
>> söyleyemem, fakat bu önemsiz bir ayrinti bu baglamda.
>
> Vay be, senden evvel buradaymışım ben :-))) Ama ilk ne zaman yazdım,
> bilmiyorum, hangi ismi kullandım, onu da bilmiyorum, o zamanlar rumuz
> falan değil, SUN workstation makineleri çok komplikeydi, pine’i
> öğrenmek de biraz garip geldi, Ben TOS’tan geliyordum, Unix yeniydi.

Useneti mausnet üzerinden tanidim, okumaya daha evvel basladim, sct'yi
sonra kesfettim, dogrusu Ingilizce oldugundan ilk önce ilgimi
cekmemisti, cünkü tartisacak düzeyde degil, Almanca'da rakip olabilecek
insanlarin sayisi sinirli, nerde ise mutlak cogunlugu cebime atarim,
misket oynarim. ;-)

>> Asil "lağım faresi" sensin, cünkü kimin ne yazdigini ayiramiyorsun.
>> Yukarda zikrettigin cümleyi ben yazMAdim, Basar yazdi.
>
> Farkındaysan, burada paralelde iki »kişi«, seni ve beni tek kişi
> olarak görüyor. Bu da bir izdi bence! Von sich auf andere schließen
> und sich selber dabei unterbewußt verraten tarzında. Düşün yani.
> Acaiplâle ile Acaipbülbül olduk :-)))

O zaman kafadan kacik o, baska izahi olamaz. Bu kuskudan öte evhama
bürünmek olur, saglikli degildir, insanin beynini kemirir.

>> Anan yasiyor mu? Yasiyor ise, anana bu gibi elinden cikmis 'incileri'
>> okutalim mi, arsiz?
>
> Boşver. Yaşasa da, yaşamasa da, Eskişehir irtibatı kopmuş, bu da bir
> işaret. İnsan bazen anasından nefret de eder, değil mi?

Edebilir, fakat bir zaman sonra nefreti bir kenara koyup, onu da
anlamaya cabalamali insan, hele o insan erkek ise, cünkü kadinlarimizin
bazilarinin rahat, mutlu olduklarini söyleyecek kadar gercekten uzak
durmuyorum. Erkekler de kadinlarin hatali, hoslanmadigimiz bazi
davranislarindaki sorumluluklarini teraziye koysunlar.
Türkce karsili yok mezhepci yetersiz, fakat onun gibiler icin
"sektiererisch" sifati tam yerinde.

Acephale Lemar

unread,
Mar 7, 2012, 4:59:40 AM3/7/12
to
Başar Alabay wrote:
> Acephale Lemar şunu yazmış:
>
>>> Açık. Ama şimdi çelişkideyim, bir yandan burada izlerini bize
>>> bırakıyor, ama ben şimdi onun sayfalarını buraya geçersem, bunu
>>> nasıl karşılar? Nette olduklarına göre de açık diyebiliriz, ama
>>> burada açık isimle yazmıyor. Ama anonim de değil. Yani, bu konuda
>>> kararı o verse?
>>
>> Ne zamandir bu kadar temkinli davraniyorsun? Var ise sence sahsi bir
>> sebebi, aciklama, ben böyle de anlarim, fakat beni sevindirmedigini
>> (kenardan yaziyorum, havsalan anahtarin acar yapraklari) bilmende de
>> mahzur görmüyorum.
>
> Ben hep ve her zaman böyle temkinliydim ve temkinliyim! Burada
> kimliğini bildiğim en az üç kişi var, isimlerini mi açıyorum?

Bu baska mesele, o baska mesele. Adlarini bildiklerin burada yillardir
adlari ile yazmiyorlar, yani sonradan gelenler onlarin adlarini kolay
kolay cikaramazlar, zahmete degmez ayrica. Ne ise, mesele cözüldü.

>> Kusura bakma, özel irtibat yok, ancak sahsi irtibattan sonra mümkün
>> olabilir, o da nasip olursa; biliyorsun, aksi istikamette yasiyoruz.
>
> Yön açısından, hayat felsefesi açısından mı? :-)

Yön acisindan, tabii, kardes, yön acisindan; yasam felsefesine gelince,
bunu ancak seninle bir demlik caydanligii konusarak ictikten sonra
söylerim.
Merak etme, basmam seni evinde, disarda laf atarim sana, kurarim
baglantiyi. Ya da bir konser verirsen civarda, görmeye gelirim galiba.
;-) Sen beni tanimazsin bile, cünkü kendimi ancak yakin kafada
oldugumuzdan emin olduktan sonra tanitacagim, aksi halde seni nicin
rahatsiz edeyim ki!

>> degmez.
>> In dubio pro reo? Ya da: Maziden dolayi saygin var ona. Buan benzer
>> bir nevi sadakat da olabilir, ne ise, tahmin yürütmeye, yani üretmeye
>
> Evet, aynen, maziden dolayı bir saygı. Galatasaray serüvenine
> girmiyorum. Ama … bazen insanlar ters yöne gider, yanlış yola sapar.
> Eh işte diyeceksin, geçeceksin, başka çare yok.

Öyle diyelim, Rifat da benzer ifade etti durumu. Bana agir geliyor,
agrima gidiyor, bilesiniz.

Acephale Lemar

unread,
Mar 7, 2012, 5:18:33 AM3/7/12
to
Başar Alabay wrote:
> Acephale Lemar şunu yazmış:
>
>> Kendi kendime sormadim degil, _ayni anda_ iki kisi de, ki ikisi de
>> Türk olduklarini belirttiler, böyle ortaligi, ortami, ki henüz
>> canlanmaya baslamisti burada baharin baslamis göründügü gibi,
>> kirmaya, dagitmaya hakki olabilir mi?
>> Bir yandan türkcülük tasliyor, diger yandan türk kültürünün, dilinin
>> icine ediyor.
>
> Bu çok ilginç bir konu! Bir: İki kişi mi?

Asiri kuskusu degilim, bence iki kisi.

> İki: Takıntılı gibi görünen, Rıfat bağnaz demişti, genelde analitik
> bir şekilde kökü gösterebilir,
> çünkü, biliyorsundur, biz, olsa olsa şuuru gösterebiliriz, şuuraltını
> okumak ise bambaşka. Ki, açıkçası, bu konuda çok çuvallıyorum, ama
> öğreniyorum. Ermeni, Ermeni, Ermeni, Yahudi, Yahudi, Yahudi, vs diye
> çatlak plâk oyunlarına girenler acaba neden öyle? Türklük gibi bir
> şeyle sabahtan akşama kadar uğraşıp, terimi bir silâh şekline sokanın
> problemi nedir? Kişiliği neyin üzerine inşaen? Nerede, ne zaman,
> neden neye tutunuyor? Bunlar işte. Hibridizasyon/melezleşme ortamında
> direnen, Gauss dönemecinde hep aşırı pozisyonlara dağilır ve … yok
> olmaya mahkûmdur. Aşırı derken de, aşirılığını belli eder, tehdit,
> küfür, azar, BAĞIRMA, gibilerinden.

Zamanim yok konuyu derinlestirmek icin, ayni yolda düsünüyoruz.

> Biz de zaten başka bir bok yapmıyoruz, çay simit, ana avrat, din ve
> açık psikoterapi oturumu.

Eh, bunlar da kültürün ögeleri, nesneleri.

> Biraz can sıkıcı, ama ne yapalım. Yazı, dil, söz antrenmanı oluyor
> yine de.

En azindan.

Acephale Lemar

unread,
Mar 7, 2012, 5:21:34 AM3/7/12
to
Rifat Albayrak wrote:
> On 3/7/2012 1:55 AM, Basar Alabay wrote:
>
>> Rıfat bağnaz demişti
>
> Yok ben Habertürkteki Murat için söylemiştim o lafı.
> Murat Bardakçı yani. Acep ondan bahsediyordu. (eğer
> yanılmıyorsam)

Evet, gerci görmedim bagnaz yazdigin metni ama onu kasdetmistim. Bence
bagnaz degil, kibirli, ayrica kalp hastasi, hircinligi da yüksek kan
basincindan kaynaklanmais olmali.

> Teketek programında Türkiye'deki gençler toplanıp buna
> e-mail gönderiyorlar, hiç sevmediği konularda. Mesela,
> kafadan atıyorum, "Dolmabahçe Sarayı yıkılıp yerine
> otel yapılsa daha iyi olmaz mı?" kabilinden bir soru.
> Herif havalara zıplıyor. Cahiller, edepsizler, deliler
> diye açıyor ağzını yumuyor gözünü. Kekelemeğe başlıyor.
> Tabii gençler zevkten dörtköşe oluyor. Ya ben bile görüyorum
> taa 15 bin km. öteden, bu zerzevat anlamıyor kafaya geldiğini.

Bence anliyor da bu pervasizliga, vefasizliga tahammül edemiyor. Her ne
ise, adamin tenkid edilecek yanlari cok, lakin bilgisi de cok keratanin.
Mümkün ise bilgisinden faydalanirim, gerisini görmemezlikten gelirim.

> Eh bizde biraz sct tecrübesi var, öyle külleri yutmayız gençlerin
> buna yaptığı gibi. Kaşarlandık artık.
> Bunu da gururla belirtmek lazım naçizane. sct deyip geçmeyelim.:)

;-)

Acephale Lemar

unread,
Mar 7, 2012, 5:22:50 AM3/7/12
to
Anliyorum, üzülüyorum da.

Rifat Albayrak

unread,
Mar 7, 2012, 5:37:57 AM3/7/12
to


On 3/7/2012 2:37 AM, Basar Alabay wrote:
> Rifat Albayrak şunu yazmış:

>>> Rıfat bağnaz demişti

>> Yok ben Habertürkteki Murat için söylemiştim o lafı.
>> Murat Bardakçı yani. Acep ondan bahsediyordu. (eğer
>> yanılmıyorsam)

> He, pardon, onu tanımıyorum. Ama bizimkisine de denk geliyor.

Bardakçı kendini allameyi cihan sanır tarih konusunda.
Bir İlber Ortaylı vardır bir o. Tabii ona göre. :)
Kendini prasa gibi nimetten saydığı için düşüyor böyle
gülünç durumlara.

>> Teketek programında Türkiye'deki gençler toplanıp buna
>> e-mail gönderiyorlar, hiç sevmediği konularda. Mesela,
>> kafadan atıyorum, "Dolmabahçe Sarayı yıkılıp yerine
>> otel yapılsa daha iyi olmaz mı?" kabilinden bir soru.

> Oftopik ama … Haydarpaşa garı aklıma geldi, sinirlerim bozuldu yine
> :-)))

Haydarpaşa Garı gidecek tabii. Uzun zamandır bunun hayalini kurup
ağzından sular akan bademler var. Binanın dış görünüşünü korurlarsa
eğer şükret. İçini cart curt yapacaklar nasıl olsa.

>> Eh bizde biraz sct tecrübesi var, öyle külleri yutmayız gençlerin
>> buna yaptığı gibi. Kaşarlandık artık.
>> Bunu da gururla belirtmek lazım naçizane. sct deyip geçmeyelim.:)

> LOL, Avrupa’da Fransız esprisini çok severler. Veya sevmezler, duruma
> bakar. Bana göre, Türk esprisi bu Fransız esprisine bayağı benzer. Mösyö
> de Funès meşhur oldu, Hababam sınıfını ne yazık ki kimse tercüme etmedi.
> Sunayl Bey ile de Funès efendi şimdi fazla benzer olmasa da. Valla, seni
> de katmalı. Rahmetli babamdan betersin :-)))

Hababam sınıfı deyince benim eski gençlik günlerim geldi aklıma.
Biz askeri okulu bile hababam sınıfı gibi yapmıştık. Bir okul astsubayı
vardı Hamdi Başçavuş. Okulun en kıdemli astsubayı, kolları falan amiral
kolu gibi hepten sırma dolu. Bazan konuşurken takma alt dişleri fırlardı
ağzından yarı yarıya, hop kertenkele gibi, dişleri diliyle yakalar
içeri, geriye alırdı. Bilhassa kızınca olurdu bu küfrederken falan. Hani
".ikecem, koyarım falan filan" derken dişler fonetik ve fizyolojik
metotları kullanarak kaçmağa çalışır fakat bizimki şakk diye diliyle
yakalayarak onları tekrar geriye tıkardı.

Çok babacan adamdı lakin çok da acaip huyları vardı. Mesela gıcır para
(yani bankadan yeni kağıt para) meraklısıydı. Cüzdanında hep gıcır para
taşırdı. Bu yüzden okul mutemetliğini de üzerine aldı. Gider personelin
maaşını bankadan çeker ve gelir personele dağıtır, fakat herşeyden önce
kendi cebindeki eski paraları (eğer varsa) hemen yeni banknotlarla
değiştirirdi. Dahası, eğer sıkışmışsa yeni para için, mesela aybaşına
daha varsa ve cüzdanda eski para birikmişse, bunları lavaboda sabunla
yıkar kapıdaki posta ere vererek terzihaneye gönderip ütületirdi.:)
Makam odasında 180 öğrencinin resmi asılıydı sıra sıra. Bir tanesi
normal yataydan şöyle on derece falan kaysın, bir bakışta bulur hemen
düzeltirdi.

Ben derslerden sonra ofiste yardım ederdim. Bir sürü iş olurdu. Çoğu
evrak takibi falan. Bir gün üst sınıftan biri geldi, dilekçe vermek
istiyor okul komutanlığına, yazıcı yazdı bunun dilekçesini. Tabii
dilekçede ana adı baba adı ninesinin nikahına kadar bir sürü şey
var yazılacak. Bir de memleketi. Mesela memleketi: Ankara. Ben bu
dilekçelerdeki memleketi işini Hamdi Başçavuşa sormuştum, kiminin
memleketini bilmiyoruz falan diye. O da "Boşver tasa etme, doğum
yeri neresiyse onu yazarsınız olur biter demişti" Yazıcı dilekçeyi
makinada temize çekiyor. Bir ara bana sordu "Memleketi için doğum
yerini yazıyoruz değil mi?" Ben de "Elbette" dedim, "doğum yeri."
Neyse o dilekçeyi de diğer evraklarla beraber okul komutanlığına
gönderdik.

Ertesi gün dersaneden beni çağırttı bu. Gittim ne oluyor demeğe
kalmadı baktım ofiste üç beş kişi hepsi yere bakıyor belli ki
bir şeyler oldu. Ama ne oldu? Derken bizimki göründü elinde dün
yazılan dilekçe, bas bas bağırıyor "Ulan sen vatan hainisin,
astıracağım hepinizi, köpekler bilmem ne etsin sülalenizi!" dişler
bir çıkıyor bir içeri giriyor. Bana dilekçeyi uzattı "Oku!" emrini
verdi. Ben okudum. "Ne var yanlış bişi mi var?" dedim. Çünkü bu
kadar kızacak bir imla hatası falan yoktu gördüğüm kadarı ile.
Bir daha hışımla "Okuuuu!" diye bağırdı. İşte o zaman gördüm.
Ve gözlerime inanamadım. Bir daha okudum, bir daha..
Memleketi: İtalya
Başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Meğer üst sınıf öğrencinin
doğum yeri Roma, İtalya imiş. Babası elçilik görevlisi mi nedir.
Yazıcı da memleketi için doğum yerini yazmış. Okul komutanı albay
okuyacak başka bir tarafını bulamamış herhalde dilekçenin,
memleketi kısmını da okumuş. ARdından da Hamdi Başçavuş'u çağırtıp
bir güzel haşlamış.

O olaydan sonra üç beş gün ofise uğramadım. Kendimi yemekhane
görevlisi falan gösterip gittim telörgülere yakın çimenlere
sırtüstü uzandım derslerden sonra. İkindi üstleri sonra çok ama
çok yükseklerden geçen bir yolcu uçağı vardı Ege Denizi tarafına
doğru giden. Hep aynı saatte geçerdi üstümüzden. Kimbilir nereye
giderdi? Avrupa, Amerika? Üç beş gün kendimi o uçağın içinde,
uzaklara gidiyor gibi hayal ettim hep.

Ondan sonra eski tas eski hamam tabii. Hamdi Astb. çok sert
konuştuğunu anlamış olmalı, bir daha hiç bahsetmedi o olaydan.
Olaya tanık olanlar da arada bir bahseder ve gülerlerdi diş
durumuna.
Bense hep sessizliğimi korudum bu konuda, taa bu güne kadar.

Rifat Albayrak

unread,
Mar 7, 2012, 5:41:11 AM3/7/12
to


On 3/7/2012 3:31 AM, Basar Alabay wrote:
> Rifat Albayrak şunu yazmış:

>> On 3/7/2012 2:41 AM, Basar Alabay wrote:

> Hay Allah, sende saat kaç yahu? Uykun mu kaçtı?

Benim uyku durumlarım netamelidir biraz. Uyku apneası var.

>>> Hm, bilmem. SCT’de ben de bayağı zorlanmıştım, yıllar önce, ama o
>>> münakaşa sınıfına girer, tam kavga değil. Bu infilâk tarzı yenice.

>> Bana da çok ağır gibi geliyor ama hiç belli olmaz.
>> Daha doğrusu bardağın yarısı dolu demek daha sıhhatli.

> Hele hele çölde.

Evet. Mecbursun.

Başar Alabay

unread,
Mar 7, 2012, 6:11:39 AM3/7/12
to
Rifat Albayrak şunu yazmış:

> Haydarpaşa Garı gidecek tabii. Uzun zamandır bunun hayalini kurup
> ağzından sular akan bademler var. Binanın dış görünüşünü korurlarsa
> eğer şükret. İçini cart curt yapacaklar nasıl olsa.

Belli değil, Marmaray salata oluyor biraz, yok iki ray, yok üç ray, yok
bok ray, yok şu geçcek, şu geçcek, eşek arabası da geçeeer. Bakarsın,
garı Çatalca’da yapacaklarına, haha, Haydarpaşa yine radarlara gecer.

> Bense hep sessizliğimi korudum bu konuda, taa bu güne kadar.

Çubuklu hatıraları gibi yahu :-))) Ağlattın beni gülmekten, sen
televizyona çıksan, askeriye savaşamaz artık, düşmanı gülmekten öldürür!
Çoook hoş, bak şimdi Choro koroya başlayacak!

Başar Alabay

unread,
Mar 7, 2012, 6:25:04 AM3/7/12
to
Acephale Lemar şunu yazmış:

>> <http://montanaonline.net/>
>> Senden biraz sıpeys alabilseh?
>
> Oraya bakmadim, demek o sirkette sözü geciyor. ;-)

Acaba o sözün tonu ne?

>> <http://montanaonline.net/computerman/>
>> Müşterilerin duymasın ammmah!
>
> DUysa da sana, bana mi inanacaklar?

Bana öyle bir inanırlar ki, ödün patlar :-)))

>> <http://montanaonline.net/murat/>
>> Yahu be adam … burada yazdıklarınla bağdaşmıyor, ama var bir bildiğin.
>> Ve bilmediğin. We’re SO cute!
>
> Simasi bana yabanci gelmedi fakat cikaramiyorum henüz. Dikkatimi ceken
> husus, Türkce'yi bu kadar seven biri nicin daha cok yabanci dilde
> yazdigi siirleri asmistir sayfasina?

Neden asmasın. Yok, şundan bundan nefret eden niye asıyor diye sorsak,
cevabı (ilk elde) daha zor olur (ama elbet olur). Şu Almanca şiirini
bulamadım ama.

> Yalnizlik kafasina vurmus, onda gördügüm tehlikeli davranisin sebebini
> de simdi ikna edici yoldan aciklamak, anlamak mümkün: Sonradan
> bilinclenenler cok uctan yaziyorlar, ciziyorlar, yani uzlasici degiller,
> yikicilar, cünkü sabirsizlar, "uluyankurt" gibi.

Dedim ya, adamın eserlerini görünce, mert bir sanatkâr dilini ısırır,
onu ısıracağına. Yani vah falan der. Ama şöyle bir lâf vardır: Anlaya
anlaya her şeye anlayış göstermeye de gerek yok.

> Sanatkarliktan bahsediyor, ama sayfasinda sanat ile, resim, forograf
> disinda, birsey görmedim, öyle ozan filan gibi. Belki bir web taramasi
> yapmam gerekecek, hafta sonunda bakarim.

Herhangi bir sebepten dolayı o yola bir tıpa gözükmüş. Bu olacak bir
şey, kısmet mi dersin, uğursuzluk mu :-| hayat insanı çok hızlı bir
şekilde bitirebilir! Ama genelinden belli ki, özlediği bir yol vardı.
Nasip olmuş mu, olmamış mı … ama yaşadığı etraf güzel. tadını
çıkarabilse. Ama yok am(!)rika, döşman, ermenü, piç, döl … Tatlı hayatın
zaten şu ve şu kadar miktar, içine sıçarsan, daha da az, ve tadı bozuk.
geçen haftasonu penceremin önündeki 100 senelik ikiz ladin (çam) ağacını
kestiler. Ev sahibini değiştirmişti, herşey yeni, herşey modern, derken,
bahçede kökünü zedelediler. Ağacı kestiler, içim karardı, depresyona
düştüm, hâlâ etkisi altındayım. Şu an gözüme güneş vuruyor, kuzgunların
büyük ağacı yok oldu. Sincapların yurdu yok edildi. İşte bu :-( Hayat
öyle şap diye bitiyor. Muratcağız Control’ü bir seyretse :-/

Başar Alabay

unread,
Mar 7, 2012, 6:29:49 AM3/7/12
to
Acephale Lemar şunu yazmış:

> Yön acisindan, tabii, kardes, yön acisindan; yasam felsefesine gelince,
> bunu ancak seninle bir demlik caydanligii konusarak ictikten sonra
> söylerim.

Günü gelir.

> Merak etme, basmam seni evinde, disarda laf atarim sana, kurarim
> baglantiyi. Ya da bir konser verirsen civarda, görmeye gelirim galiba.

Sen batıdasın, değil mi? Kökümüz oraya kadar uzansa da, kuzey
irtibatımız evlendiğinden (Türk hanımla, haha), çoluk çocuk nedeniyle
artık biraz aktiviteler azalıyor. Kim bilir neler olur. Kaza ile Rıfat
ağanın yanına da gidebilirim. O zaman orada buluşuruz, çay iceriz. Hep
beraber Murat’a uğrarız :-) Şimdi biraz bekleyelim, şu senelerimi
geçirdiğim nanenin meyvesi bir açılsın, artık okur, eleştirirsin.

> ;-) Sen beni tanimazsin bile, cünkü kendimi ancak yakin kafada
> oldugumuzdan emin olduktan sonra tanitacagim, aksi halde seni nicin
> rahatsiz edeyim ki!

Hehe :-)

Başar Alabay

unread,
Mar 7, 2012, 6:35:52 AM3/7/12
to
Acephale Lemar şunu yazmış:

> Useneti mausnet üzerinden tanidim, okumaya daha evvel basladim, sct'yi
> sonra kesfettim, dogrusu Ingilizce oldugundan ilk önce ilgimi
> cekmemisti, cünkü tartisacak düzeyde degil, Almanca'da rakip olabilecek
> insanlarin sayisi sinirli, nerde ise mutlak cogunlugu cebime atarim,
> misket oynarim. ;-)

Ben de mausnet’tenim, ama tesadüfen evvelden usenete girmiştim (dediğim
gibi, o zaman üniversiteden dolayı yeni yeni teknikleri keşfetmiştim),
ama oaradaki RN-Pflicht ile bugünkü hâlin de bayağı ayrı :-))) BS veya
WOB kutusunda mıydın? Ben üç kutudan irtibatlıydım, bir tanesi burası,
iki tanesi uzaktaydı, isimlerini de unuttum. Eski Atari malzemelerini
Hatari ile zarla zorla açabiliyorum, ama apayrı bir dünya yahu. Bir mbox
ihracatı yapsaydım, aaah ah! :-(((

>> Boşver. Yaşasa da, yaşamasa da, Eskişehir irtibatı kopmuş, bu da bir
>> işaret. İnsan bazen anasından nefret de eder, değil mi?
>
> Edebilir, fakat bir zaman sonra nefreti bir kenara koyup, onu da
> anlamaya cabalamali insan, hele o insan erkek ise, cünkü kadinlarimizin
> bazilarinin rahat, mutlu olduklarini söyleyecek kadar gercekten uzak
> durmuyorum. Erkekler de kadinlarin hatali, hoslanmadigimiz bazi
> davranislarindaki sorumluluklarini teraziye koysunlar.
> Türkce karsili yok mezhepci yetersiz, fakat onun gibiler icin
> "sektiererisch" sifati tam yerinde.

Bazen tren kalkmış durumda, hele hele bir vefat kinini sokmaza
sürüklerse. Misalen. Yani, bilemeyiz. Allah yardımcısı olsun!

choro

unread,
Mar 7, 2012, 7:12:27 AM3/7/12
to
Bence onun haleti ruhiyetini anlamak hic de zor degil. Adam hayatinda
bir baltaya sahip olamadi. Kanadi kirik bir kadin buldu; onun gelirinden
gecindi. Yani bir nev'i ic guveyisi. Efendime soyliyeyim karinin
parasiyle aldiklari evi kendi eliyle tamir etmis. Yani lafin kisasi
i$sizdi. Calismiyordu. Karinin ensesinden gecindi. Kari onu bosayinca da
kelleyi yedi. Simdi de hirsini burada azgin kopekler gibi herkese
saltirmakla tatmin etmege calisiyor.

Ben dememismiydim, kari boykota gecerse netice boyle olur. Eh, kari onu
boykot edip bosamis. Butun olan bu.

Yav, allahasaniz ona baska bir kari bulunuz ki o da biz de biraz
rahatliyalim.
-- choro

Başar Alabay

unread,
Mar 7, 2012, 8:07:53 AM3/7/12
to
choro şunu yazmış:

> Bence onun haleti ruhiyetini anlamak hic de zor degil. Adam hayatinda
> bir baltaya sahip olamadi. Kanadi kirik bir kadin buldu; onun gelirinden
> gecindi. Yani bir nev'i ic guveyisi. Efendime soyliyeyim karinin
> parasiyle aldiklari evi kendi eliyle tamir etmis. Yani lafin kisasi
> i$sizdi. Calismiyordu. Karinin ensesinden gecindi. Kari onu bosayinca da

İşsiz olmak veya karının parasından yaşamak (ve inşaallah ev işini de
ona göre yapmak) ayıp değil. Bu konuda modern düşünebiliriz de.

> kelleyi yedi. Simdi de hirsini burada azgin kopekler gibi herkese
> saltirmakla tatmin etmege calisiyor.

Ama hırsı gereksiz yere taşıyıp, gereksiz yerden almaya çalışmak çok
yersiz ve boşa.

> Ben dememismiydim, kari boykota gecerse netice boyle olur. Eh, kari onu
> boykot edip bosamis. Butun olan bu.

Evet de, öyle al paşam ver paşam bulmazsın. »Bulmak« için de bir
kaliteye sahip olman gerek, yoksa bul sadece bulanığın öneki olur.

> Yav, allahasaniz ona baska bir kari bulunuz ki o da biz de biraz
> rahatliyalim.

Satırı kaza ile bir üste yazmışım.

choro

unread,
Mar 7, 2012, 11:15:14 AM3/7/12
to
Yazdiklarini zevkle okudum, Rifat. Elveda Rumeli serisindeki Sutcu'nun
dedigi gibi dusundum, dusundum, ne diyebilirim diye. Aklima tek gelen
Ingilizce bir deyim...

You have surpassed yourself.

Valla sana yaranmak icin degil, icimden geleni soyluyorum.
-- choro

Acephale Lemar

unread,
Mar 7, 2012, 3:01:49 PM3/7/12
to
Başar Alabay wrote:
> Acephale Lemar şunu yazmış:
>
>> Useneti mausnet üzerinden tanidim, okumaya daha evvel basladim,
>> sct'yi sonra kesfettim, dogrusu Ingilizce oldugundan ilk önce ilgimi
>> cekmemisti, cünkü tartisacak düzeyde degil, Almanca'da rakip
>> olabilecek insanlarin sayisi sinirli, nerde ise mutlak cogunlugu
>> cebime atarim, misket oynarim. ;-)
>
> Ben de mausnet’tenim, ama tesadüfen evvelden usenete girmiştim
> (dediğim gibi, o zaman üniversiteden dolayı yeni yeni teknikleri
> keşfetmiştim), ama oaradaki RN-Pflicht ile bugünkü hâlin de bayağı
> ayrı :-))) BS veya WOB kutusunda mıydın?

Bir tanidigimin bilgisayari ile baglanarak, evinde, öyle telefon filan
degil, onun adini kullanarak onun yazmadigi öbeklerde yazardim nadiren,
daha cok okurdum, cünkü uzakta oturuyordu, ancak hafta sonunda
yapiyordum, yani ciddi bir giris degildi. GF civarindan BS'e baglanirdi
galiba.

> irtibatlıydım, bir tanesi burası, iki tanesi uzaktaydı, isimlerini de
> unuttum. Eski Atari malzemelerini Hatari ile zarla zorla
> açabiliyorum, ama apayrı bir dünya yahu. Bir mbox ihracatı yapsaydım,
> aaah ah! :-(((

Yillar önce bir Ermeni almisti gelistirmek icin tüm haklarini ve Milan
adinda da bir tasari ile cikmisti webde, öyle hatirliyorum fakat
gerceklesmis olsa idi, duyardim galiba.

Acephale Lemar

unread,
Mar 7, 2012, 3:18:17 PM3/7/12
to
Başar Alabay wrote:
> Acephale Lemar şunu yazmış:
>
>>> <http://montanaonline.net/>
>>> Senden biraz sıpeys alabilseh?
>>
>> Oraya bakmadim, demek o sirkette sözü geciyor. ;-)
>
> Acaba o sözün tonu ne?

Bilmiyorum, sen anlat.

>>> <http://montanaonline.net/computerman/>
>>> Müşterilerin duymasın ammmah!
>>
>> DUysa da sana, bana mi inanacaklar?
>
> Bana öyle bir inanırlar ki, ödün patlar :-)))

Cok mütevazisin, vesselam. *g*

>>> <http://montanaonline.net/murat/>
>>> Yahu be adam … burada yazdıklarınla bağdaşmıyor, ama var bir
>>> bildiğin. Ve bilmediğin. We’re SO cute!
>>
>> Simasi bana yabanci gelmedi fakat cikaramiyorum henüz. Dikkatimi
>> ceken husus, Türkce'yi bu kadar seven biri nicin daha cok yabanci
>> dilde yazdigi siirleri asmistir sayfasina?
>
> Neden asmasın. Yok, şundan bundan nefret eden niye asıyor diye sorsak,
> cevabı (ilk elde) daha zor olur (ama elbet olur). Şu Almanca şiirini
> bulamadım ama.

Len sen de mi aradin o siirini? Ben de bulamadim, belki sildi, belki de
baska dosyaya kaydirdi.
Neden asmasin soruna gelince, asmasina asar da tutarsizligini da
kanitlar: Türkce'ye tutkun ve vurgun bir insandan ben daha cok türkce
siirler beklerim.

>> Yalnizlik kafasina vurmus, onda gördügüm tehlikeli davranisin
>> sebebini de simdi ikna edici yoldan aciklamak, anlamak mümkün:
>> Sonradan bilinclenenler cok uctan yaziyorlar, ciziyorlar, yani
>> uzlasici degiller, yikicilar, cünkü sabirsizlar, "uluyankurt" gibi.
>
> Dedim ya, adamın eserlerini görünce, mert bir sanatkâr dilini ısırır,
> onu ısıracağına. Yani vah falan der. Ama şöyle bir lâf vardır: Anlaya
> anlaya her şeye anlayış göstermeye de gerek yok.

Yahu sen hangi eserlerinden bahsediyorsun? Öyle beni cezbeden bir sey
görmedim.

>> Sanatkarliktan bahsediyor, ama sayfasinda sanat ile, resim, forograf
>> disinda, birsey görmedim, öyle ozan filan gibi. Belki bir web
>> taramasi yapmam gerekecek, hafta sonunda bakarim.
>
> Herhangi bir sebepten dolayı o yola bir tıpa gözükmüş. Bu olacak bir

Ne tür sanat yaptigini arayayim mi, yoksa yazacak misin?

> tadı bozuk. geçen haftasonu penceremin önündeki 100 senelik ikiz
> ladin (çam) ağacını kestiler. Ev sahibini değiştirmişti, herşey yeni,
> herşey modern, derken, bahçede kökünü zedelediler. Ağacı kestiler,
> içim karardı, depresyona düştüm, hâlâ etkisi altındayım. Şu an gözüme
> güneş vuruyor, kuzgunların büyük ağacı yok oldu. Sincapların yurdu
> yok edildi. İşte bu :-( Hayat öyle şap diye bitiyor. Muratcağız
> Control’ü bir seyretse :-/

Fritz Perls'den "Ich bin ich" ile baslayan cok güzel bir aciklama var bu
hususa dair, bir tara ve o veciz metni icine sindir.

Acephale Lemar

unread,
Mar 7, 2012, 3:22:40 PM3/7/12
to
Muhtemel bir tahmin fakat tahmin, hakikat degil. Yani bilmiyoruz, o da
bir aciklama ile gitti, baska bir sefere kadar.

> Yav, allahasaniz ona baska bir kari bulunuz ki o da biz de biraz

Derdi o ise, cözümü de onda, hatun mu yok Montana'da? Gerekirse baska
eyalete göcsün, esnek olsun, bilgisayardan vs. anliyor, calisarak
gecimini saglayacak durumda. Ben kasitli bir deneme gerceklestirdigini
düsünüyorum.

Acephale Lemar

unread,
Mar 7, 2012, 3:28:36 PM3/7/12
to
Başar Alabay wrote:
> Acephale Lemar şunu yazmış:
>
>> Yön acisindan, tabii, kardes, yön acisindan; yasam felsefesine
>> gelince, bunu ancak seninle bir demlik caydanligii konusarak
>> ictikten sonra söylerim.
>
> Günü gelir.

Allah bilir.

>> Merak etme, basmam seni evinde, disarda laf atarim sana, kurarim
>> baglantiyi. Ya da bir konser verirsen civarda, görmeye gelirim
>> galiba.
>
> Sen batıdasın, değil mi? Kökümüz oraya kadar uzansa da, kuzey

Istifa eden bas Alman'in basbakan oldugu eyaletteyim. ;-)
Bayraginda saha kalkmis bir at var. Anladin? ;-)

> irtibatımız evlendiğinden (Türk hanımla, haha), çoluk çocuk nedeniyle
> artık biraz aktiviteler azalıyor. Kim bilir neler olur. Kaza ile Rıfat
> ağanın yanına da gidebilirim. O zaman orada buluşuruz, çay iceriz. Hep
> beraber Murat’a uğrarız :-)

O biraz zor, imkansiz degil; yahu Montana'da ilginc plak bulur muyum
acep? ;-)

> Şimdi biraz bekleyelim, şu senelerimi geçirdiğim nanenin meyvesi bir
> açılsın, artık okur, eleştirirsin.

Sevincli haberini yakinda bekliyorum, o zaman dilegini memnuniyetle
yerine getirmeye gayret edecegim.

>> ;-) Sen beni tanimazsin bile, cünkü kendimi ancak yakin kafada
>> oldugumuzdan emin olduktan sonra tanitacagim, aksi halde seni nicin
>> rahatsiz edeyim ki!
>
> Hehe :-)

Yillardi konustugum, alis, veris yaptigim Türkler'in cogu Türk oldugumu
bilmiyor, yani tecrübeliyim. ;-)

Başar Alabay

unread,
Mar 7, 2012, 4:10:52 PM3/7/12
to
Acephale Lemar şunu yazmış:

>>> Oraya bakmadim, demek o sirkette sözü geciyor. ;-)
>>
>> Acaba o sözün tonu ne?
>
> Bilmiyorum, sen anlat.

Ben de bilmiyorum ki?

>>> DUysa da sana, bana mi inanacaklar?
>>
>> Bana öyle bir inanırlar ki, ödün patlar :-)))
>
> Cok mütevazisin, vesselam. *g*

Hehe :-)

>> Neden asmasın. Yok, şundan bundan nefret eden niye asıyor diye sorsak,
>> cevabı (ilk elde) daha zor olur (ama elbet olur). Şu Almanca şiirini
>> bulamadım ama.
>
> Len sen de mi aradin o siirini? Ben de bulamadim, belki sildi, belki de
> baska dosyaya kaydirdi.

Evet, merak etmiştim yani.

> Neden asmasin soruna gelince, asmasina asar da tutarsizligini da
> kanitlar: Türkce'ye tutkun ve vurgun bir insandan ben daha cok türkce
> siirler beklerim.

Bu konuda fikrim yok.

>> Dedim ya, adamın eserlerini görünce, mert bir sanatkâr dilini ısırır,
>> onu ısıracağına. Yani vah falan der. Ama şöyle bir lâf vardır: Anlaya
>> anlaya her şeye anlayış göstermeye de gerek yok.
>
> Yahu sen hangi eserlerinden bahsediyorsun? Öyle beni cezbeden bir sey
> görmedim.

Eser eserdir. Huuuy, ne eser dersin, demezsin. Beğendim, beğenmedim diye
bir şey yazmıyorum, zaten böyle hop diye de yazılamaz. Önemli olan,
birisinin o yoldan gitmiş olmak istemesi, buna hürmet gösteririm.

>> Herhangi bir sebepten dolayı o yola bir tıpa gözükmüş. Bu olacak bir
>
> Ne tür sanat yaptigini arayayim mi, yoksa yazacak misin?

Senden fazla gördüğümü, bildiğimi sanmıyorum. Yazı bir sanat, çizgi ve
boya belki sanat aşamasında değil, ama hepsini toplarsan, işe psikolojik
yaklaşıyorum yine, böyle bir yön beliriyor.

> Fritz Perls'den "Ich bin ich" ile baslayan cok güzel bir aciklama var bu
> hususa dair, bir tara ve o veciz metni icine sindir.

Vay, Gestalt konusunu açtın :-) Tesadüfen bugün bu konu telefonda da
konuşuldu, işte bu bir tesadüf, amma da çok Gestalt oldu. Ama şimdi agaç
ile ilgili püf noktasını tam çakamadım. Yoksa Murat konusuyla ilgili mi
olacaktı bu? Eşlik konusunda önemli. Ama ben bambaşka bir konu üzerinden
tanışmıştım – maymun, muz ve alet. Maymunun yüksekteki muzu
indirebilmesi için bir Gestalt yaratabilmesi, yani beynini çalıştırması.

Başar Alabay

unread,
Mar 7, 2012, 4:17:37 PM3/7/12
to
Acephale Lemar şunu yazmış:

>> Sen batıdasın, değil mi? Kökümüz oraya kadar uzansa da, kuzey
>
> Istifa eden bas Alman'in basbakan oldugu eyaletteyim. ;-)
> Bayraginda saha kalkmis bir at var. Anladin? ;-)

E herhâlde. Eyvah, o zaman nereden bakarsak bayağı uzaksın :-) Son 9
sene evvel o istikamete doğru yolcu oldum, ama kök dedik, köklerimizin
bir tanesi o taraflara da dayanıyor, ama sadece dayanıyor; şöyle kaleli
falan :-)

> O biraz zor, imkansiz degil; yahu Montana'da ilginc plak bulur muyum
> acep? ;-)

Grateful Dead vardır en azından. Onlar Avrupa’da, bilhassa İngiltere’de,
bayağı pahallı.

> Yillardi konustugum, alis, veris yaptigim Türkler'in cogu Türk oldugumu
> bilmiyor, yani tecrübeliyim. ;-)

Ben de, ben de … burada İranlı diyorlar, Türkiye’de Rus, Çekya’da
Amerikalı. Ne olduk yahu … bir de Afrika’da bir bakmalı …

Başar Alabay

unread,
Mar 7, 2012, 4:28:18 PM3/7/12
to
Acephale Lemar şunu yazmış:

> yapiyordum, yani ciddi bir giris degildi. GF civarindan BS'e baglanirdi
> galiba.

Acaba karşılaştık mı, ne oldu, nereden çıktı şimdi bu BS?

> Yillar önce bir Ermeni almisti gelistirmek icin tüm haklarini ve Milan
> adinda da bir tasari ile cikmisti webde, öyle hatirliyorum fakat
> gerceklesmis olsa idi, duyardim galiba.

Milan? Ohoo, duymamışın o zaman, ben Milan’i höchstpersönlich tanıdım
:-) 1997–99 arası bir bilgisayar buluşmamızda kuruluydu. Eh, iyi. Yani
680XX açısından bakarsak iyi. Ben basit ST ile yoldaydım, sonra bir
Falcon’a geçtim, 9000,– Marklık bir makineyi ~3000,– Marka almıştım,
aabayla da 600 kilometre yola düştüm o pis şey için … bozuk çıktı.
Robert Schaffner, tanırsındır, bana çoook yardımcı oldu, aslında
problemi de herkes çaktı, benim Falcon zaten mausnet’te ünlüydü bir ara,
haha … ama tamir etmek falan, olmadı. Halbuki DAT komutası bile vardı,
yani O (!) zamanlar için çok modern şeylerle uğraştım. Ammmaa bir
arkadaş, artık sağ değil, bana Amiga dokuzbinbilmemnesini gösterdikten
sonra biraz bozuldum, yanlış ata mı bindim falan diye. Neyse ki, 98,
86’dan sonraki serüvene binâenaleyh, Elma dünyasına geri dönüşüm oldu.
Bu yüzden bir türlü normal vindoz makinam olmadı, VM içinde yedek bir
hasta(etmede9vista var, ama kobay o.

Evet, Milan? Vardı. Aslında bir şey daha vardı, ama Milan’dan evvel mi,
sonra mı, onu unuttum yine. Her neyse. Ama şunu belirteyim, TOS (2)’den
sonra uzunca bir süre MagiX ve MagiC ile çalıştım, yani o zamanın Atari
makinesi bana bugünün işletme sisteminden neredeyse daha modern (eh
yani) bir arayüz verdi. Sonraki basit System 6 veya 7 daha multitasking bile
bilmiyordu yahu :-/

Acephale Lemar

unread,
Mar 7, 2012, 6:32:02 PM3/7/12
to
Başar Alabay wrote:
> Acephale Lemar şunu yazmış:
>
>>> Sen batıdasın, değil mi? Kökümüz oraya kadar uzansa da, kuzey
>>
>> Istifa eden bas Alman'in basbakan oldugu eyaletteyim. ;-)
>> Bayraginda saha kalkmis bir at var. Anladin? ;-)
>
> E herhâlde. Eyvah, o zaman nereden bakarsak bayağı uzaksın :-) Son 9
> sene evvel o istikamete doğru yolcu oldum, ama kök dedik, köklerimizin
> bir tanesi o taraflara da dayanıyor, ama sadece dayanıyor; şöyle
> kaleli falan :-)

Katolik tepelerin oldugu yer mi? Burada bildigin gibi olmamasi gereken
bir hayal gibi bakarlar katoliklere, sen ise tam göbegindesin onlarin.

>> O biraz zor, imkansiz degil; yahu Montana'da ilginc plak bulur muyum
>> acep? ;-)
>
> Grateful Dead vardır en azından. Onlar Avrupa’da, bilhassa
> İngiltere’de, bayağı pahallı.

Istemem, babacigim, istemem. ;-)
Ben taninmayan, bölgede cikmis özel baskilari ariyorum, taninmis
plaklardan bana ne! Öyle ya da böyle ne oldugu belli.

>> Yillardi konustugum, alis, veris yaptigim Türkler'in cogu Türk
>> oldugumu bilmiyor, yani tecrübeliyim. ;-)
>
> Ben de, ben de … burada İranlı diyorlar, Türkiye’de Rus, Çekya’da
> Amerikalı. Ne olduk yahu … bir de Afrika’da bir bakmalı …

Aslinda Türklerle Türkce konusurum, lakin bazi insanima Almanca
konusmasinin geregini ancak böyle anlatabiliyorum. Aksini yapiyorsam,
sebebi vardir. Etraf kudur köpek dolu, ben de avdayim. Afrika bana göre
degil, teneffüs edemem orada kurakliktan ya da asiri nemden dolayi.

Acephale Lemar

unread,
Mar 7, 2012, 6:44:52 PM3/7/12
to
Başar Alabay wrote:
> Acephale Lemar şunu yazmış:

>> Len sen de mi aradin o siirini? Ben de bulamadim, belki sildi, belki
>> de baska dosyaya kaydirdi.
>
> Evet, merak etmiştim yani.

Sen diger dilleri benden daha iyi anlarsin, takdir edebilmek icin o dili
daha iyi bilmek, tanimak gerek, bunun icin Almanca siiri merak ettim
acikcasi.

>> Neden asmasin soruna gelince, asmasina asar da tutarsizligini da
>> kanitlar: Türkce'ye tutkun ve vurgun bir insandan ben daha cok türkce
>> siirler beklerim.
>
> Bu konuda fikrim yok.

Kacamak oynamiyoruz, cepheni belirle, fikrini olustur. Gerekcemin aksak
yani varsa, onu da bildir. Mesela ben senin söyledigin türkce sarkilarin
oranini bilmiyorum, bilsem dahi asla elestirmem, hatta deginem bile bu
ayrintiya, cünkü senin öyle türkceci, türkcü bir tavrin olmadi. Ben de
senden daha cok türkce sarkilari yer vermeni senden beklemem, beklemeye
de hakkim yok.

>>> Dedim ya, adamın eserlerini görünce, mert bir sanatkâr dilini
>>> ısırır, onu ısıracağına. Yani vah falan der. Ama şöyle bir lâf
>>> vardır: Anlaya anlaya her şeye anlayış göstermeye de gerek yok.
>>
>> Yahu sen hangi eserlerinden bahsediyorsun? Öyle beni cezbeden bir sey
>> görmedim.
>
> Eser eserdir. Huuuy, ne eser dersin, demezsin. Beğendim, beğenmedim
> diye bir şey yazmıyorum, zaten böyle hop diye de yazılamaz. Önemli
> olan, birisinin o yoldan gitmiş olmak istemesi, buna hürmet
> gösteririm.

O ayri konu, ben daha önce yazdigin saza takildim, acep, dedim, sarki mi
söylemis, calgi mi calmis vs. Cezbeden yok ise, bundan gördüklerimin
degersiz oldugu yada öyle düsündügüm anlami cikmaz, cünkü zevkler
farklidir ve tartisilmamalidir, yani böyle bir tartisma verimsizdir,
kisirdir.

>> Ne tür sanat yaptigini arayayim mi, yoksa yazacak misin?
>
> Senden fazla gördüğümü, bildiğimi sanmıyorum. Yazı bir sanat, çizgi ve
> boya belki sanat aşamasında değil, ama hepsini toplarsan, işe
> psikolojik yaklaşıyorum yine, böyle bir yön beliriyor.

Cok yönlü biri; olumlu bir ayrintiyi ben aciklayayim: Sayfalar kisa, öz,
anlasilir, yani kullanilirlik ölcütü acisindan övülmeye layik. Bu mesela
bence bir sanattir. Tasarladigi sayfalara baska zaman bakacagim fakat
kendini tanittigi sayfalardan dolayi müsterisi olabilecegim biri. Bundan
dolayi yaptigi sanatkar degildi.

>> Fritz Perls'den "Ich bin ich" ile baslayan cok güzel bir aciklama
>> var bu hususa dair, bir tara ve o veciz metni icine sindir.
>
> Vay, Gestalt konusunu açtın :-) Tesadüfen bugün bu konu telefonda da
> konuşuldu, işte bu bir tesadüf, amma da çok Gestalt oldu. Ama şimdi
> agaç ile ilgili püf noktasını tam çakamadım. Yoksa Murat konusuyla

Beklenti ile baglantili, baska yönleri de var. Ara, cabuk bulursun,
"Zizate von Perls" yazan baglantiyi tikla, göreceksin. SOnra gerekirse
konusalim.

> ilgili mi olacaktı bu? Eşlik konusunda önemli. Ama ben bambaşka bir
> konu üzerinden tanışmıştım – maymun, muz ve alet. Maymunun yüksekteki
> muzu indirebilmesi için bir Gestalt yaratabilmesi, yani beynini
> çalıştırması.

Onun ile alakali degil.

Tamam, saat 1'e geliyor, benden: Yatak. ;-)

Acephale Lemar

unread,
Mar 7, 2012, 6:25:46 PM3/7/12
to
Başar Alabay wrote:
> Acephale Lemar şunu yazmış:
>
>> yapiyordum, yani ciddi bir giris degildi. GF civarindan BS'e
>> baglanirdi galiba.
>
> Acaba karşılaştık mı, ne oldu, nereden çıktı şimdi bu BS?

Sen yazdin; ne bileyim, nereden cikardin! ;-)
Dedigim gibi, ben giderdim oraya, trenle ya da araba ile, orada
okumustum, bazilari orada yerlestiler, onlari ziyaret ederdim, böyle
tanistim o sahisla ki bana cok zaman kazandirdi bilgisayar konusunda.
Ama hosuma gitmeyen, mosyoner tarzi bir huyu vardi, ahali pesinden
gelsin, gelmeli tavri. Ne ise, dedikoduya basladim. Sustum.

>> Yillar önce bir Ermeni almisti gelistirmek icin tüm haklarini ve
>> Milan adinda da bir tasari ile cikmisti webde, öyle hatirliyorum
>> fakat gerceklesmis olsa idi, duyardim galiba.
>
> Evet, Milan? Vardı. Aslında bir şey daha vardı, ama Milan’dan evvel
> mi, sonra mı, onu unuttum yine. Her neyse. Ama şunu belirteyim, TOS
> (2)’den sonra uzunca bir süre MagiX ve MagiC ile çalıştım, yani o
> zamanın Atari makinesi bana bugünün işletme sisteminden neredeyse
> daha modern (eh yani) bir arayüz verdi. Sonraki basit System 6 veya 7
> daha
> multitasking bile bilmiyordu yahu :-/

Sahsen calismadim fakat calisani ve labor ölcülerine göre fosil aracin
ne becerdigini gördüm, dersimi cikardim, yani bilgisayar dünyasi adil
bir pazar degil.

Rifat Albayrak

unread,
Mar 7, 2012, 11:41:24 PM3/7/12
to


On 3/7/2012 3:17 PM, Basar Alabay wrote:
> Ben de, ben de … burada İranlı diyorlar, Türkiye’de Rus, Çekya’da
> Amerikalı. Ne olduk yahu … bir de Afrika’da bir bakmalı …

Afrika'da "komutanım" diyorlar ve hazırola geçiyorlar. :))

Rifat Albayrak

unread,
Mar 8, 2012, 2:21:49 AM3/8/12
to


On 3/7/2012 10:15 AM, choro wrote:

> Yazdiklarini zevkle okudum, Rifat. Elveda Rumeli serisindeki Sutcu'nun
> dedigi gibi dusundum, dusundum, ne diyebilirim diye. Aklima tek gelen
> Ingilizce bir deyim...

Elveda Rumeli serisini hiç seyretmedim ben. Ne olduğunu bile bilmiyorum.
Herhalde TV serisi. Buradaki soap opera gibi bir şeydir herhalde.

> You have surpassed yourself.

> Valla sana yaranmak icin degil, icimden geleni soyluyorum.

Ben anlatamadım bile. O adam bildiğim sessiz kahramanlardan biridir.
Bağırır çağırır, fakat hepimizi çocuklarıymışız gibi severdi.

Başar Alabay

unread,
Mar 8, 2012, 3:13:09 AM3/8/12
to
Acephale Lemar şunu yazmış:

> Sen diger dilleri benden daha iyi anlarsin, takdir edebilmek icin o dili
> daha iyi bilmek, tanimak gerek, bunun icin Almanca siiri merak ettim
> acikcasi.

Şimdi şöyle, içeriğini tenkid etmeden bile, sırf var oluşu takdir
ederim.

> Kacamak oynamiyoruz, cepheni belirle, fikrini olustur. Gerekcemin aksak
> yani varsa, onu da bildir. Mesela ben senin söyledigin türkce sarkilarin
> oranini bilmiyorum, bilsem dahi asla elestirmem, hatta deginem bile bu
> ayrintiya, cünkü senin öyle türkceci, türkcü bir tavrin olmadi. Ben de
> senden daha cok türkce sarkilari yer vermeni senden beklemem, beklemeye
> de hakkim yok.

Fikrim yok işte. Yani, hiç yok değil, ama buraya geçmek uzun sürer ve
yine can sıkıcı analitik bir blahblah olur, haha :-) Hani öyle F
bilmemne falan diye ipuçları verdim ya, şaka değıldi bunlar.

Oran derken yüzdesini mi kastediyorsun, dil seviyesini mi? Benim
öğrendiğim Türkçe bayağı eski, Osmanlıca Türkçesi, çünkü babam ve
babaannemdendi, bunlar da 1900–1950 konservesiydi (dil olarak). Ama
seksenlerin ortasıyla sonu arası konuşmayı bıraktım, çünkü konuşacak pek
kimsem kalmamıştı. Taşındım, vefatlar, etraf. Ta ki, üniversitede
Türkoloji dalıyla irtibatım olana kadar, o da doksanların ortası ile
sonu arası. Ve yine bir kaç sene atıl kalan dil durumu, net sayesinde
şöyle 2005 cıvarından itibaren kullanılır hâle geldi yine. 1986 ile 2001
arası divan sazımı da elime bile almadım, bazen böyle uzun dönemler
oluyor. 1985–2000 arası beş Türkçe parçadan fazla olduğunu sanmıyorum
(aklımda değil). Ama 2001’de bir değişim oldu, kasten daha fazla yazdım.
2005’ten itibaren de tüm albüm çerçeveleri Türkçe olmaya başladı, sebebi
ama bir Alman ile bir İsviçreli, yani elektronikçiyle baterist. Biri
Moğol’a benziyor, soyu nereye dayanıyor, bir bilsek, biri çocukluğunun
bir kısmını tesadüfen Türkiye’de geçirmiş, bugün bir Türk ile evli,
kendisi dili pek çakamıyor ama aile icabı Macarcası var. Böylece dil
durumu değişti. Başta sırf İngilizce olan, zamanla Almanca ve
Fransızca’ya da açıldı, sonra Türkçe’ye dönüverdi. O yüzden % oranı zor.
Bir yere kadar % 5, % 10, sonrası % 95 ile % 100. Bu konularda zaten
azgın değilim. HER dil bir anahtardır. Ben üç dille büyümüşüm. Okulda ek
diller başıma gelmiş. Üniversitede de iki ek dil daha, sırf meraktan.
Ayrıca çocukluğumdan beri yazı ve harf meraklısıyım. Lâtın yazısı gibi
Kiril, Yunan ve Arap yazısını okurum. İbranice’yi sökemedim hâlâ, ama
Arap yazısıyla neredeyse aynı olmasından merakımı çekiyor. Üniversite’de
Moğol ve Eski Türk yazılarını öğrenmiştik, ama unuttum yine. Aslında
bütün bunlar aynı köke geri gidiyor, harika olan bu. Neyse, gevezeliğim
tuttu, eski Yugoslavya, Yunanistan ve Bulgaristan’da aileme bayağı yardımcı bir
faktördü bu yazı merakım. Gürcüce ve Ermenice yazıları da çok ilginç,
ada gibi. Nerden gelmiştik? He, orandan :-)

>> Eser eserdir. Huuuy, ne eser dersin, demezsin. Beğendim, beğenmedim
>> diye bir şey yazmıyorum, zaten böyle hop diye de yazılamaz. Önemli
>> olan, birisinin o yoldan gitmiş olmak istemesi, buna hürmet
>> gösteririm.
>
> O ayri konu, ben daha önce yazdigin saza takildim, acep, dedim, sarki mi
> söylemis, calgi mi calmis vs. Cezbeden yok ise, bundan gördüklerimin
> degersiz oldugu yada öyle düsündügüm anlami cikmaz, cünkü zevkler
> farklidir ve tartisilmamalidir, yani böyle bir tartisma verimsizdir,
> kisirdir.

Yok, musikî açıdan bir şey bulamadım. Genelde şiiir ve söz – benim için!
– müziğe biraz yakın. Bateristime göre meselâ apayrı. Ben sesi ve sözü
beraber görürüm, o biraz rahatsız bile olur. İki değişik yaklaşımımız
var.

> Cok yönlü biri; olumlu bir ayrintiyi ben aciklayayim: Sayfalar kisa, öz,
> anlasilir, yani kullanilirlik ölcütü acisindan övülmeye layik. Bu mesela
> bence bir sanattir. Tasarladigi sayfalara baska zaman bakacagim fakat
> kendini tanittigi sayfalardan dolayi müsterisi olabilecegim biri. Bundan
> dolayi yaptigi sanatkar degildi.

O konuda az biraz Bauhausçu gibi :-) Ama bana biraz fazla konteynerlik
gibi geldi, o yüzden tasarım olarak şekli değil, sırf içeriği gördüm. Bu
konuda ben de çok şey yaptığım için biraz garibimdir, çünkü eski okul
HTML’ci olup, wysiwyg dünyasına (biraz) uzandım, arada da bazı teknikler
gelişti, bazıleri ise yok oldu (frame). Bundan dolayı hem gerikafa, hem
modernim – bu konuda. Ayrıca sayfa tasarısını tenkid edebilmek içın
kaynağa dalmam gerekir (sourcecode).

> Beklenti ile baglantili, baska yönleri de var. Ara, cabuk bulursun,
> "Zizate von Perls" yazan baglantiyi tikla, göreceksin. SOnra gerekirse
> konusalim.

Hâlâ ağaçla mı ilgili, Murat’la mı, tam anlayamadım :-)

>> konu üzerinden tanışmıştım – maymun, muz ve alet. Maymunun yüksekteki
>> muzu indirebilmesi için bir Gestalt yaratabilmesi, yani beynini
>> çalıştırması.
>
> Onun ile alakali degil.

Değil, ama Gestalt konusunun püf noktası.

Başar Alabay

unread,
Mar 8, 2012, 3:18:57 AM3/8/12
to
Acephale Lemar şunu yazmış:

>> E herhâlde. Eyvah, o zaman nereden bakarsak bayağı uzaksın :-) Son 9
>> sene evvel o istikamete doğru yolcu oldum, ama kök dedik, köklerimizin
>> bir tanesi o taraflara da dayanıyor, ama sadece dayanıyor; şöyle
>> kaleli falan :-)
>
> Katolik tepelerin oldugu yer mi? Burada bildigin gibi olmamasi gereken
> bir hayal gibi bakarlar katoliklere, sen ise tam göbegindesin onlarin.

Ben katoliklerdeyim de, o kale male dediğim yer neredeyse deniz kenarı,
protestocu yani :-) Ama ben katoliklerin calvinist sınırına dayanıyorum
:-)))

>> Grateful Dead vardır en azından. Onlar Avrupa’da, bilhassa
>> İngiltere’de, bayağı pahallı.
>
> Istemem, babacigim, istemem. ;-)
> Ben taninmayan, bölgede cikmis özel baskilari ariyorum, taninmis
> plaklardan bana ne! Öyle ya da böyle ne oldugu belli.

Onu Murat’a sormalı, o galiba country'yi metediyordu (yanılabilirim de
ama!). Ben o tarzla pek fazla ilgilenmedim. Bir gariplik hariç:
Twentyfour Horsepower :-) Amerikan müziğinde bulduğum en ilginç
gruplardan bir tanesi.

> Aslinda Türklerle Türkce konusurum, lakin bazi insanima Almanca
> konusmasinin geregini ancak böyle anlatabiliyorum. Aksini yapiyorsam,
> sebebi vardir. Etraf kudur köpek dolu, ben de avdayim. Afrika bana göre
> degil, teneffüs edemem orada kurakliktan ya da asiri nemden dolayi.

Kuzeyi ve güneyi galiba öyle fena değil.

Başar Alabay

unread,
Mar 8, 2012, 3:20:27 AM3/8/12
to
Rifat Albayrak şunu yazmış:
Hehe :-) Tam bana göre be.

Başar Alabay

unread,
Mar 8, 2012, 3:29:42 AM3/8/12
to
Acephale Lemar şunu yazmış:

>> Acaba karşılaştık mı, ne oldu, nereden çıktı şimdi bu BS?
>
> Sen yazdin; ne bileyim, nereden cikardin! ;-)

ben de bilmiyorum, intuisyon.

> Dedigim gibi, ben giderdim oraya, trenle ya da araba ile, orada
> okumustum, bazilari orada yerlestiler, onlari ziyaret ederdim, böyle
> tanistim o sahisla ki bana cok zaman kazandirdi bilgisayar konusunda.
> Ama hosuma gitmeyen, mosyoner tarzi bir huyu vardi, ahali pesinden
> gelsin, gelmeli tavri. Ne ise, dedikoduya basladim. Sustum.

Bilgisayardan anlayan kişiler çoğu zaman o role ya girer, ya girmiş gibi
görünürler. Bana da oldu bu. Halbuki kendimi öyle misyoner peygamber
gibi görmedim bile. Benim bu konulardaki asıl hocam, benden genç ama
şapkamı karşısında çikarır eğılirim, bu konuda acaip mütevazıydı.
Acccaaip! Adamın sanayi bölgesinde bir alanı var, bilgisayar topluyor,
sırf meraktan, bilgisi aşırıötesi. Ve bu konuyu okumadı bile, coğrafyacı
mı neydi, yine de sistem administratörlüğe yönlendi.

> Sahsen calismadim fakat calisani ve labor ölcülerine göre fosil aracin
> ne becerdigini gördüm, dersimi cikardim, yani bilgisayar dünyasi adil
> bir pazar degil.

Değil. Şu Milan da gece aklımdan çıkmadı. Ötekisi Milan II idi galiba.
Ne adım, haha :-)

Bak, şunu buldum: <http://de.wikipedia.org/wiki/Milan_(Computer)>

Üff, ben bu prototipi gördüm, demek ki, bilmeden, bu işle uğraşan
kadronun adamlarını tanımışım. Ama olabilir, demin bahsettiğim
bilgisayar arkadaşım her sene federal bir buluşma organize eder, ama beş
altı yıldır gidemedim :-(

Acephale Lemar

unread,
Mar 8, 2012, 5:06:58 AM3/8/12
to
Rifat Albayrak wrote:
> On 3/7/2012 10:15 AM, choro wrote:
>
>> Yazdiklarini zevkle okudum, Rifat. Elveda Rumeli serisindeki
>> Sutcu'nun dedigi gibi dusundum, dusundum, ne diyebilirim diye.
>> Aklima tek gelen Ingilizce bir deyim...
>
> Elveda Rumeli serisini hiç seyretmedim ben. Ne olduğunu bile
> bilmiyorum. Herhalde TV serisi. Buradaki soap opera gibi bir şeydir
> herhalde.

Hayir, ben begenerek izledim, eksiklerine ragmen Osmanli'nin Balkan'daki
son evresini bir ailenin etrafinda gelisenleri merkez alarak anlatan bir
televizyon dizisi idi. Senin de begenecegini düsünüyorum.
Ben Murat'in daha cok dizideki sütcüye benzedigini düsünüyorum.

choro

unread,
Mar 8, 2012, 7:09:46 AM3/8/12
to
HI!!!
-- choro

choro

unread,
Mar 8, 2012, 7:27:24 AM3/8/12
to
> HI!!!?
> -- choro

Acephale Lemar

unread,
Mar 8, 2012, 3:48:40 PM3/8/12
to
Montnaonline adresinde baska bir dosyadaki resme bak, anlarsin.

Acephale Lemar

unread,
Mar 8, 2012, 4:03:20 PM3/8/12
to
Başar Alabay wrote:
> Acephale Lemar şunu yazmış:
>
> Fikrim yok işte. Yani, hiç yok değil, ama buraya geçmek uzun sürer ve
> yine can sıkıcı analitik bir blahblah olur, haha :-) Hani öyle F
> bilmemne falan diye ipuçları verdim ya, şaka değıldi bunlar.

Tamam.

> Oran derken yüzdesini mi kastediyorsun, dil seviyesini mi? Benim

Sadece yüzdesini; digeri metin elestirisine girer, ayri hesap. ;-)

> öğrendiğim Türkçe bayağı eski, Osmanlıca Türkçesi, çünkü babam ve
> babaannemdendi, bunlar da 1900–1950 konservesiydi (dil olarak). Ama
> seksenlerin ortasıyla sonu arası konuşmayı bıraktım, çünkü konuşacak
> pek kimsem kalmamıştı. Taşındım, vefatlar, etraf. Ta ki, üniversitede
> Türkoloji dalıyla irtibatım olana kadar, o da doksanların ortası ile
> sonu arası. Ve yine bir kaç sene atıl kalan dil durumu, net sayesinde
> şöyle 2005 cıvarından itibaren kullanılır hâle geldi yine. 1986 ile
> 2001 arası divan sazımı da elime bile almadım, bazen böyle uzun
> dönemler
> oluyor. 1985–2000 arası beş Türkçe parçadan fazla olduğunu sanmıyorum
> (aklımda değil). Ama 2001’de bir değişim oldu, kasten daha fazla
> yazdım. 2005’ten itibaren de tüm albüm çerçeveleri Türkçe olmaya
> başladı, sebebi ama bir Alman ile bir İsviçreli, yani elektronikçiyle
> baterist. Biri

Bana hesap vermekle yükümlü degilsin. ;-) Dedigim gibi, sende bu unsurun
yoklugunu, azligini elestirmek degil, agzima bile almam.

> Bir yere kadar % 5, % 10, sonrası % 95 ile % 100. Bu konularda zaten
> azgın değilim. HER dil bir anahtardır. Ben üç dille büyümüşüm. Okulda
> ek diller başıma gelmiş. Üniversitede de iki ek dil daha, sırf
> meraktan.
> Ayrıca çocukluğumdan beri yazı ve harf meraklısıyım. Lâtın yazısı gibi
> Kiril, Yunan ve Arap yazısını okurum. İbranice’yi sökemedim hâlâ, ama
> Arap yazısıyla neredeyse aynı olmasından merakımı çekiyor.

Yazi, harfler tarihi ile dolayli ilgileniyorum birazcik; okudukca da
basiyorum icimden sövgüleri, nicin hala insan insanin kölesidir?, diye.
Eskiden merak etmistim fazla dil ögrenmeye, firsat cikmadi
derinlestirmek icin, unuttum gitti.

> Üniversite’de Moğol ve Eski Türk yazılarını öğrenmiştik, ama unuttum
> yine. Aslında
> bütün bunlar aynı köke geri gidiyor, harika olan bu. Neyse,
> gevezeliğim tuttu, eski Yugoslavya, Yunanistan ve Bulgaristan’da
> aileme bayağı
> yardımcı bir faktördü bu yazı merakım. Gürcüce ve Ermenice yazıları
> da çok ilginç, ada gibi. Nerden gelmiştik? He, orandan :-)

Ben de silmedim, fazla bir sey de eklemedim, belki baska birinin isine
yarar.

>> O ayri konu, ben daha önce yazdigin saza takildim, acep, dedim,
>> sarki mi söylemis, calgi mi calmis vs. Cezbeden yok ise, bundan
>> gördüklerimin degersiz oldugu yada öyle düsündügüm anlami cikmaz,
>> cünkü zevkler farklidir ve tartisilmamalidir, yani böyle bir
>> tartisma verimsizdir, kisirdir.
>
> Yok, musikî açıdan bir şey bulamadım. Genelde şiiir ve söz – benim
> için! – müziğe biraz yakın. Bateristime göre meselâ apayrı. Ben sesi
> ve sözü
> beraber görürüm, o biraz rahatsız bile olur. İki değişik yaklaşımımız
> var.

Siir müzik gibi de okunur, vurgusuz da. Söz ile sesi kasdediyorsan,
kimine hos gelen ses digerini delirtebilir.

>> Cok yönlü biri; olumlu bir ayrintiyi ben aciklayayim: Sayfalar kisa,
>> öz, anlasilir, yani kullanilirlik ölcütü acisindan övülmeye layik.
>> Bu mesela bence bir sanattir. Tasarladigi sayfalara baska zaman
>> bakacagim fakat kendini tanittigi sayfalardan dolayi müsterisi
>> olabilecegim biri. Bundan dolayi yaptigi sanatkar degildi.
>
> O konuda az biraz Bauhausçu gibi :-) Ama bana biraz fazla konteynerlik
> gibi geldi, o yüzden tasarım olarak şekli değil, sırf içeriği gördüm.
> Bu konuda ben de çok şey yaptığım için biraz garibimdir, çünkü eski
> okul HTML’ci olup, wysiwyg dünyasına (biraz) uzandım, arada da bazı
> teknikler gelişti, bazıleri ise yok oldu (frame). Bundan dolayı hem
> gerikafa, hem modernim – bu konuda. Ayrıca sayfa tasarısını tenkid
> edebilmek içın kaynağa dalmam gerekir (sourcecode).

O kadar da degil, canim, ilk intibaa olumlu mu, degil mi? Buna degindim
sadece.

>> Beklenti ile baglantili, baska yönleri de var. Ara, cabuk bulursun,
>> "Zizate von Perls" yazan baglantiyi tikla, göreceksin. SOnra
>> gerekirse konusalim.
>
> Hâlâ ağaçla mı ilgili, Murat’la mı, tam anlayamadım :-)

Nereye cekmek, uygulamak istersen, o olsun nesne.

>>> konu üzerinden tanışmıştım – maymun, muz ve alet. Maymunun
>>> yüksekteki muzu indirebilmesi için bir Gestalt yaratabilmesi, yani
>>> beynini çalıştırması.
>>
>> Onun ile alakali degil.
>
> Değil, ama Gestalt konusunun püf noktası.

Tamam da, bunu tartisacak birini bul, yeni bir ilmek ac vs. Su siralar
baska kitaplari okuyorum, seninle tartisabilmek icin okumam gerekir, bu
da zaman alir, yani gereksiz. Kusura bakma, kisa deginmekle yetiniyorum.
Beni ilgilendiren o güzel haberi almak, gerisi önemsiz; onu okurum,
satin da alirim. Tabii imani yanlis anlamadiysam.

Başar Alabay

unread,
Mar 8, 2012, 6:36:50 PM3/8/12
to
Acephale Lemar şunu yazmış:

>> Oran derken yüzdesini mi kastediyorsun, dil seviyesini mi? Benim
>
> Sadece yüzdesini; digeri metin elestirisine girer, ayri hesap. ;-)

Sen hiç sayfaya uğramadın mı?! Orada büyük bir kısmı anlatılmış hâlde.
Sayfa eskiden 3 dildeydi, bir ara 4 dil bile, birimiz Fransız idi o
zamanlar. Ama sonra sayfa işleri tek bana kaldığından, yükü
kaldıramadım, tek dile indirdim (pişmanım, EN azından İngilizceyi
kaldırmamalıydı). Ve yedi (!) senedir Türkce’ye çevirisi burada
bekliyor, yavaş yavaş oluyor, ama orada bir kaç satır ceviriyorsun,
burada yine bilmem neler değişiyor :-( Vaktim ve sinirlerim yetmiyor
yahu.

Yok, oran meselesi iyi.

> Bana hesap vermekle yükümlü degilsin. ;-) Dedigim gibi, sende bu unsurun
> yoklugunu, azligini elestirmek degil, agzima bile almam.

Ben cevapladım işte.

> Yazi, harfler tarihi ile dolayli ilgileniyorum birazcik; okudukca da
> basiyorum icimden sövgüleri, nicin hala insan insanin kölesidir?, diye.
> Eskiden merak etmistim fazla dil ögrenmeye, firsat cikmadi
> derinlestirmek icin, unuttum gitti.

Ben hâlâ meraklısıyım. Etrafım bazen biraz sinir olur. İnadından
Galler’de mümkün olanı İngilizce değil de Galce söylemeyi kafama
koymuştum, tesiri de ona göreydi, çoook seviniyorlar yahu! Ama dilleri
de ona göre. Off.

> Ben de silmedim, fazla bir sey de eklemedim, belki baska birinin isine
> yarar.

Steilvorlage olarak mı, haha :-)

> Siir müzik gibi de okunur, vurgusuz da. Söz ile sesi kasdediyorsan,
> kimine hos gelen ses digerini delirtebilir.

Yok, ses ses, söz ise lâf, kastım o. Sentezi de var.

> Tamam da, bunu tartisacak birini bul, yeni bir ilmek ac vs. Su siralar
> baska kitaplari okuyorum, seninle tartisabilmek icin okumam gerekir, bu
> da zaman alir, yani gereksiz. Kusura bakma, kisa deginmekle yetiniyorum.

Yok, daha iyi zaten, ben de daha kısa yazıyorum.

> Beni ilgilendiren o güzel haberi almak, gerisi önemsiz; onu okurum,
> satin da alirim. Tabii imani yanlis anlamadiysam.

Yok, doğru anladın. Bakalım, inşaallah bu senenin yazı, yazdan sonra, şu
an siparişleri bekliyorum. Bakalım bire bir mi, redaksyonlu lektoratlı
mı olacak, o da fark eder.

Acephale Lemar

unread,
Mar 9, 2012, 2:35:44 AM3/9/12
to
Başar Alabay wrote:
> Acephale Lemar şunu yazmış:
>
>>> Oran derken yüzdesini mi kastediyorsun, dil seviyesini mi? Benim
>>
>> Sadece yüzdesini; digeri metin elestirisine girer, ayri hesap. ;-)
>
> Sen hiç sayfaya uğramadın mı?! Orada büyük bir kısmı anlatılmış hâlde.

http://www.thetrial.de/ bu sayfayi mi kasdettin? Epey oldu.

> Sayfa eskiden 3 dildeydi, bir ara 4 dil bile, birimiz Fransız idi o
> zamanlar. Ama sonra sayfa işleri tek bana kaldığından, yükü
> kaldıramadım, tek dile indirdim (pişmanım, EN azından İngilizceyi
> kaldırmamalıydı). Ve yedi (!) senedir Türkce’ye çevirisi burada
> bekliyor, yavaş yavaş oluyor, ama orada bir kaç satır ceviriyorsun,
> burada yine bilmem neler değişiyor :-( Vaktim ve sinirlerim yetmiyor
> yahu.
>
> Yok, oran meselesi iyi.

Senin icin, acindan kötü diyen mi, var, birader?

>> Yazi, harfler tarihi ile dolayli ilgileniyorum birazcik; okudukca da
>> basiyorum icimden sövgüleri, nicin hala insan insanin kölesidir?,
>> diye. Eskiden merak etmistim fazla dil ögrenmeye, firsat cikmadi
>> derinlestirmek icin, unuttum gitti.
>
> Ben hâlâ meraklısıyım. Etrafım bazen biraz sinir olur. İnadından
> Galler’de mümkün olanı İngilizce değil de Galce söylemeyi kafama
> koymuştum, tesiri de ona göreydi, çoook seviniyorlar yahu! Ama dilleri
> de ona göre. Off.

Tabii sen meslek icabi farkli dilleri konusan insanlarla hasir nesirsin,
imkanin var ögrendigini sinamam icin, yoksa ben de senin gibi gezgin
olsa idim, konusurdum 5-10 dili tarzanca.

>> Ben de silmedim, fazla bir sey de eklemedim, belki baska birinin
>> isine yarar.
>
> Steilvorlage olarak mı, haha :-)

Ara sira Mete adinda biri yaziyor, müzikle de biraz ilgileniyor, onu
mesela düsündüm.

>> Siir müzik gibi de okunur, vurgusuz da. Söz ile sesi kasdediyorsan,
>> kimine hos gelen ses digerini delirtebilir.
>
> Yok, ses ses, söz ise lâf, kastım o. Sentezi de var.

Her ses musiki deger, özellik icermez.

>> Beni ilgilendiren o güzel haberi almak, gerisi önemsiz; onu okurum,
>> satin da alirim. Tabii imani yanlis anlamadiysam.
>
> Yok, doğru anladın. Bakalım, inşaallah bu senenin yazı, yazdan sonra,
> şu an siparişleri bekliyorum. Bakalım bire bir mi, redaksyonlu
> lektoratlı mı olacak, o da fark eder.

Olacaksa, mümkümse, en satafatli seklinde olmali, yani adina da gönderme
olmali, soy adina da. ;-)
Basardigin an, git, babanin mezarini ziyaret et ve ona layik oldugunu
ona anlat.
Hacimli bir calisma mi? Sayfanda konuya dair bir sey yoktur her halde,
calistigin müessese de yok mu bir ipucu, "siparis"den dolayi soruyorum.

Başar Alabay

unread,
Mar 9, 2012, 6:05:41 AM3/9/12
to
Acephale Lemar şunu yazmış:

> http://www.thetrial.de/ bu sayfayi mi kasdettin? Epey oldu.

Evet. Çünkü, ne yazık ki … http://www.thetrial.eu/ … üzücü bir durum :-/
Bakalım bir gün o da olur mu. Ama tonlarca yazı insanı bezdiriyor. Üç
beş senelik tarih ve arkaplân olsa ya.

>> Yok, oran meselesi iyi.
>
> Senin icin, acindan kötü diyen mi, var, birader?

Yoo. Ben kendim iyi buluyorum :-)

> Tabii sen meslek icabi farkli dilleri konusan insanlarla hasir nesirsin,
> imkanin var ögrendigini sinamam icin, yoksa ben de senin gibi gezgin
> olsa idim, konusurdum 5-10 dili tarzanca.

Ne gezgini, on senedir gezginliğim öldü gitti. O doksanlara kadardı.
İnşaallah geri döner öyle zamanlar. Meslek icabı dediğinde, ben bunu
dışarıdan içeriye aldım :-) Yani tahsil Völker~, pratiği Volk~, ki bu
sözler tamamen boş, çünkü yanıltıyor; şöyle ki, Türkler ile ilgilenen
ikincisi, birincisi, olsa olsa Orta Asya ile alâkadar. Ama kapının
önündeki, Türkiye de dahil olmak üzere, »öteki« enstitü. Karmaşa işte,
neyse :-)))

>> Steilvorlage olarak mı, haha :-)
>
> Ara sira Mete adinda biri yaziyor, müzikle de biraz ilgileniyor, onu
> mesela düsündüm.

Mete? Hatırlamıyorum. İkinci ismi Tayfun olsa, heyt derdim. Ama Tomuca
vardı, sadece çok felsefî ağır konuşuyor, yoruyor beni biraz :-) O,
okeyci ve sen … kafam patlar herhâlde.

>>> Siir müzik gibi de okunur, vurgusuz da. Söz ile sesi kasdediyorsan,
>>> kimine hos gelen ses digerini delirtebilir.
>>
>> Yok, ses ses, söz ise lâf, kastım o. Sentezi de var.
>
> Her ses musiki deger, özellik icermez.

Evet, senin dediğin Klang–Musik, benimkisi Klang–Wort denklemi
(denklemse).

> Olacaksa, mümkümse, en satafatli seklinde olmali, yani adina da gönderme
> olmali, soy adina da. ;-)
> Basardigin an, git, babanin mezarini ziyaret et ve ona layik oldugunu
> ona anlat.

Ohooo … o şimdi göbek atıyordur! :-) 2009’da ziyaret ettim, aradan 17/18
sene geçtikten sonra ancak oralara gidebildim.

> Hacimli bir calisma mi? Sayfanda konuya dair bir sey yoktur her halde,
> calistigin müessese de yok mu bir ipucu, "siparis"den dolayi soruyorum.

Hacmı bayağı, 100 küsur sayfa indirebildikten sonra, hâlâ 400 iyice
üstünde. Ama şekle de bakar, ben genelde A4/12 ve A5/11 puntoyla
hesaplıyorum, ama A5/10 hesabı yapan da oluyor, yayınevine bakar.
Bakalım. Konuyu veya başlığı yazmamamın sebebi, bunun başlık olarak
değişebilmesi, daha netleşmedi. Ama patates çuvalları, kibrit yapımı,
yumurta üretimi veya ateş etrafı dansları hakkında değil :-)))

Acephale Lemar

unread,
Mar 9, 2012, 1:43:06 PM3/9/12
to
Başar Alabay wrote:
> Acephale Lemar şunu yazmış:
>
>> http://www.thetrial.de/ bu sayfayi mi kasdettin? Epey oldu.
>
> Evet. Çünkü, ne yazık ki … http://www.thetrial.eu/ … üzücü bir durum
> :-/ Bakalım bir gün o da olur mu. Ama tonlarca yazı insanı
> bezdiriyor. Üç beş senelik tarih ve arkaplân olsa ya.

Tek basina zor oluyor, anliyorum.

>> Tabii sen meslek icabi farkli dilleri konusan insanlarla hasir
>> nesirsin, imkanin var ögrendigini sinamam icin, yoksa ben de senin
>> gibi gezgin olsa idim, konusurdum 5-10 dili tarzanca.
>
> Ne gezgini, on senedir gezginliğim öldü gitti. O doksanlara kadardı.
> İnşaallah geri döner öyle zamanlar. Meslek icabı dediğinde, ben bunu
> dışarıdan içeriye aldım :-) Yani tahsil Völker~, pratiği Volk~, ki bu
> sözler tamamen boş, çünkü yanıltıyor; şöyle ki, Türkler ile ilgilenen
> ikincisi, birincisi, olsa olsa Orta Asya ile alâkadar. Ama kapının
> önündeki, Türkiye de dahil olmak üzere, »öteki« enstitü. Karmaşa işte,
> neyse :-)))

Kabaca akademik dünyanin pek de piril piril bir dünya olmadigini
biliyorum. Gene de bende fazla ülke gördün, farkli insanlarla farkli
dillerde, öyle veya böyle, konustun.

>>> Steilvorlage olarak mı, haha :-)
>>
>> Ara sira Mete adinda biri yaziyor, müzikle de biraz ilgileniyor, onu
>> mesela düsündüm.
>
> Mete? Hatırlamıyorum. İkinci ismi Tayfun olsa, heyt derdim. Ama Tomuca
> vardı, sadece çok felsefî ağır konuşuyor, yoruyor beni biraz :-) O,
> okeyci ve sen … kafam patlar herhâlde.

Tom Verlaine epeydir ugramiyor, belki de yazmayi gerekli görmüyor.
Ikimiz anlasiyorduk o o felsefi agir konusmak tarzinda, cünkü ortak
yanlarimiz mevcut, bu da anlasilmayi kolaylastiriyor.

>> Olacaksa, mümkümse, en satafatli seklinde olmali, yani adina da
>> gönderme olmali, soy adina da. ;-)
>> Basardigin an, git, babanin mezarini ziyaret et ve ona layik oldugunu
>> ona anlat.
>
> Ohooo … o şimdi göbek atıyordur! :-) 2009’da ziyaret ettim, aradan
> 17/18 sene geçtikten sonra ancak oralara gidebildim.

Senin baban, senin mizahin; ben biraz farkli konusurdum, senin meselen.

>> Hacimli bir calisma mi? Sayfanda konuya dair bir sey yoktur her
>> halde, calistigin müessese de yok mu bir ipucu, "siparis"den dolayi
>> soruyorum.
>
> Hacmı bayağı, 100 küsur sayfa indirebildikten sonra, hâlâ 400 iyice
> üstünde. Ama şekle de bakar, ben genelde A4/12 ve A5/11 puntoyla
> hesaplıyorum, ama A5/10 hesabı yapan da oluyor, yayınevine bakar.
> Bakalım. Konuyu veya başlığı yazmamamın sebebi, bunun başlık olarak
> değişebilmesi, daha netleşmedi. Ama patates çuvalları, kibrit yapımı,
> yumurta üretimi veya ateş etrafı dansları hakkında değil :-)))

Simdiden bilgi almak gibi bir istegim yok, cikinca ögrenirim konuyu.
Netlesmedi derken, hala bitmedi mi? Yoksa daha göze batan bir baslik mi
düsünüyorsun? Aslinda yazmaya baslamadan önce konu belirlenir, cerceve
de, sonra bunun disina nadiren cikilir.
Sen fiattan haber ver, tahminen kac kayme? ;-) Türkiye ile iliskili mi?
O zaman cevirmede belki sana yardim ederim.

okeyci

unread,
Mar 9, 2012, 7:33:12 PM3/9/12
to
Mesaj alinmistir :-)

Başar Alabay

unread,
Mar 10, 2012, 3:03:52 AM3/10/12
to
Acephale Lemar şunu yazmış:

> Simdiden bilgi almak gibi bir istegim yok, cikinca ögrenirim konuyu.
> Netlesmedi derken, hala bitmedi mi? Yoksa daha göze batan bir baslik mi
> düsünüyorsun? Aslinda yazmaya baslamadan önce konu belirlenir, cerceve
> de, sonra bunun disina nadiren cikilir.

Ben buna dün cevap yazmamış mıydım? Bugün yine karşıma çıktı. Hm. Yok,
iş çoktan bitti. Ama Titel dediğin zor iş, Arbeitstitel, Buchtitel,
Titel …

> Sen fiattan haber ver, tahminen kac kayme? ;-) Türkiye ile iliskili mi?
> O zaman cevirmede belki sana yardim ederim.

Fiyatı basımevine bakar, kim bilir ne olur. Şu ana kadarki siparişlerde
25,– ile 45,– arası fiyatlar hesapladılar. Türkiye de kapsamın içinde
biraz.

Başar Alabay

unread,
Mar 10, 2012, 3:05:03 AM3/10/12
to
okeyci şunu yazmış:

>> Mete? Hatırlamıyorum. İkinci ismi Tayfun olsa, heyt derdim. Ama Tomuca
>> vardı, sadece çok felsefî ağır konuşuyor, yoruyor beni biraz :-) O,
>> okeyci ve sen … kafam patlar herhâlde.
>
> Mesaj alinmistir :-)

Profesör gibisin :-)

Acephale Lemar

unread,
Mar 10, 2012, 2:28:26 PM3/10/12
to
Başar Alabay wrote:
> Acephale Lemar şunu yazmış:
>
>> Simdiden bilgi almak gibi bir istegim yok, cikinca ögrenirim konuyu.
>> Netlesmedi derken, hala bitmedi mi? Yoksa daha göze batan bir baslik
>> mi düsünüyorsun? Aslinda yazmaya baslamadan önce konu belirlenir,
>> cerceve de, sonra bunun disina nadiren cikilir.
>
> Ben buna dün cevap yazmamış mıydım? Bugün yine karşıma çıktı. Hm. Yok,
> iş çoktan bitti. Ama Titel dediğin zor iş, Arbeitstitel, Buchtitel,
> Titel …

Nicin ayni basligi kullanmiyorsun?

>> Sen fiattan haber ver, tahminen kac kayme? ;-) Türkiye ile iliskili
>> mi? O zaman cevirmede belki sana yardim ederim.
>
> Fiyatı basımevine bakar, kim bilir ne olur. Şu ana kadarki
> siparişlerde 25,– ile 45,– arası fiyatlar hesapladılar. Türkiye de
> kapsamın içinde biraz.

Hacme göre uygun fiat; yayinevi belli mi?

Başar Alabay

unread,
Mar 11, 2012, 7:38:03 AM3/11/12
to
Acephale Lemar şunu yazmış:

> Nicin ayni basligi kullanmiyorsun?

Kullanıp kullanmayacağım belli değil, çünkü bazı yayın evlerine göre onu
ben beliriyorum, bazılerine göre onlar.

> Hacme göre uygun fiat; yayinevi belli mi?

Hayır. Dedim ya, siparişleri hâlâ bekliyorum. İki evin daha cevabı
gerek, sonra tartacağım.

Acephale Lemar

unread,
Mar 11, 2012, 11:01:29 AM3/11/12
to
Başar Alabay wrote:
> Acephale Lemar şunu yazmış:
>
>> Nicin ayni basligi kullanmiyorsun?
>
> Kullanıp kullanmayacağım belli değil, çünkü bazı yayın evlerine göre
> onu ben beliriyorum, bazılerine göre onlar.

O senin hakkin, yayinevi yesin bilmem neyi!

>> Hacme göre uygun fiat; yayinevi belli mi?
>
> Hayır. Dedim ya, siparişleri hâlâ bekliyorum. İki evin daha cevabı
> gerek, sonra tartacağım.

Sen simdi teklif mi, yoksa siparis mi bekliyorsun? Anladigimdan mutlak
emin degilim, cünkü siparis vermek icin olacak malin varligindan
haberdar olmali insan; bilmeden siparis verilmez de.

Basar Alabay

unread,
Mar 11, 2012, 5:07:56 PM3/11/12
to
"Acephale Lemar" <pri...@org.invalid> wrote:

>> Kullanıp kullanmayacağım belli değil, çünkü bazı yayın evlerine göre
>> onu ben beliriyorum, bazılerine göre onlar.
>
> O senin hakkin, yayinevi yesin bilmem neyi!

Dur bakalım, onlar da işlerinden

> Sen simdi teklif mi, yoksa siparis mi bekliyorsun? Anladigimdan mutlak
> emin degilim, cünkü siparis vermek icin olacak malin varligindan haberdar
> olmali insan; bilmeden siparis verilmez de.

Angebot. Teklif. Ben sipariş diye biliyordum. Söz karmaşası.

B.
It is loading more messages.
0 new messages