Google Groups no longer supports new Usenet posts or subscriptions. Historical content remains viewable.
Dismiss

ERMENI KIRIMLARI VE DERSIM Derleme-Çeviri-Yorum: Hovsep Hayreni

177 views
Skip to first unread message

�zcan Soysal

unread,
May 22, 2009, 4:49:14 AM5/22/09
to
ERMENI KIRIMLARI VE DERSIM

Derleme-�eviri-Yorum: Hovsep Hayreni


Kaynaklar:

�arsancak Ermenileri Tarihi, Kevork Yerevanyan, 1954-Beyrut

�emisgezek Ve K�yleri, Hampartsum Kasparyan, 1969-Erivan

Bu konu, hen�z yayinlanmamis olan "Ermeni Kaynaklarinda Dersim" isimli kitap
�alismasi i�inde yer aliyor. Kitabin yayinlanmasi daha zaman alacakken,
Ermeni kirimlariyla ilgili tamamlamis oldugum b�l�m�n� bu asamada Internet
�zerinden sunmayi uygun g�rd�m.

Bunun iki bakimdan yararli olacagini d�s�n�yorum. Birincisi, Osmanli'nin son
d�neminde yogunlasan Ermenilere y�nelik tasfiyeci politika ve kanli
uygulamalarin daha somut anlasilmasina katki y�n�d�r. �zellikle 1915 Ermeni
Tehciri'nin nasil uygulandigina iliskin canli tanikliklar, bu olayin
karakterini ortaya koymasi bakimindan �nemli. Yerel plandaki uygulama
�rnekleri bu gibi merkezi politikalarin aynasi sayilir. Ikincisi, Ermeni
kirimlari zamaninda Dersim'in durusu ve Kizilbas-Zaza-K�rt (1) asiretlerinin
tutumunu somutlamaya katki y�n�d�r. Bu da �zellikle 1915 ve sonrasi �ok
sayida Ermeniler i�in Dersim'in oynadigi kurtarici rol� g�stermesi
bakimindan �nemli. Bunun yaninda farkli ve �elisik tavir �rnekleri de
ge�iyor, ki bunlar ayrica Dersimlilerin kendi yakin tarihlerini daha
b�t�nl�kl� ve objektif degerlendirmelerine yardimci olabilir.

?
I�INDEKILER

I B�l�m :

1895-96 ERMENI TALAN VE KIRIMI ..................................... 3

�emisgezek ve K�ylerinde Yasananlar
.......................................... 5

Sehrin Korunmasini Saglayan Kirvelik .............................. 5

K�ylere Kanli Saldirilar
..................................................... 6

�arsancak'da Yasananlar
............................................................... 10

Peri ve Hose'de Talan
........................................................ 10

Mazgirt'te Dersim'in Dostlugu .......................................... 12

II B�l�m:

1908 MESRUTIYET ILANI VE SONRASI .............................. 13

�z Savunma Denemeleri
............................................................... 16

Ermeni Partileri ve Fedailerin �arsancak'a Girisi ....... 17

Firtina �ncesi Aldatici Hava
......................................................... 18

III B�l�m:

I D�NYA SAVASI, SEFERBERLIK,

1915 ERMENI TEHCIRI VE SOYKIRIMI ....................... 19

�arsancak'da Yasananlar
............................................................... 27

Peri'de Seferberlik
.............................................................. 27

Kitlesel Tutuklama
............................................................. 28

Birinci �l�m Kafilesi
......................................................... 29

Katliam Furyasi .................. 29

T�rklestirme .................... 30

Kanli S�rg�n ................... 31

Tila Pert Katliami .................. 36

Mazgirt Kirimi
.................................................................... 37

Kirilan ve S�r�len K�yler ..................................................
37

�emisgezek'de Yasananlar
............................................................ 38

Sehirde Ilk �nlemler
.......................................................... 38

Tutuklama ve Katliam Serileri ........................................... 39

Kalanlarin S�rg�n ve Kirimi ..............................................
41

�emisgezek K�ylerinin S�rg�n� ........................................ 44

IV B�l�m:

KA�AK ERMENILERIN SIGINAGI DERSIM ...................... 54

�emisgezekli G��menlerin Dersim Anilari ....................................
55

�arsancakli G��menlerin Dersim Anilari
....................................... 60

Pertek'te Bir Kavusma �yk�s�
...................................................... 64

Peri'ye D�n�s ve Dersim'in Dayanismasi
...................................... 67

Erzincan, Erzurum ve Kafkas Yollarinda
....................................... 69

�emisgezek'e D�nen ve Kalanlarin Durumu ................................. 71

1915'den 1938'e Kader Ortakligi
................................................... 73

NOTLAR
........................................................................................
74

I B�L�M :

1895-96 ERMENI TALAN VE KIRIMI

Osmanli devleti i�inde Ermenilerin g�rece �nemli n�fus yogunluguna sahip
oldugu 6 vilayette (Erzurum, Van, Bitlis, Sivas, Elazig, Diyarbakir)
agirlasan magduriyet kosullari ulusal ve sosyal reform talepleri ile Ermeni
sorununu �ne �ikarmis ve uluslararasi alana tasimisti. Bu sorun s�m�rgeci
devletler arasi rekabet ve paylasim kavgasina malzeme olusturan genel dogu
sorununun �nemli bir halkasini teskil ediyordu. Yasanan gelismeler Ermeni
sorununu 1878'de farkli kanallardan iki ayri uluslararasi anlasmaya (San
Stefanos ve Berlin) konu etse de biri birini �elmeleyen bu devletler ve
muglak ifadelerle dolu anlasma maddeleri Osmanli devleti �zerinde ciddi bir
yaptirim g�c� olusturmadi.

Osmanli devleti s�zkonusu 6 vilayetin hi� birinde Ermenilerin �ogunluk
olmadigini ileri s�rerek en ufak bir �zerklik tanimamakta israr ediyordu.
T�rk, K�rt, Zaza, Arap, �erkez ve sair etnik gruplar (bunlarin Alevi
kesimleri de dahil olmak �zere) yekpare bir b�t�n gibi "M�sl�man n�fus"
seklinde ele alinip Gayri-M�slimler ise en k���k etnik ve mezhepsel
farklarina kadar ayri ayri tanzim edilmekle, doguda �ogunluk-azinlik dengesi
kolayca Ermeniler aleyhine g�sterilmis oluyordu. Son y�z yillara kadar bir
�ok yerde �ogunluga sahipken baski altinda gitgide dagilan Ermeni n�fusu
artik tek basina �ogunluk olusturmuyordu belki, ama "M�sl�man" kategorisi
i�inde toplanan etnik gruplar da ayri ayri sayilsa �ogu yerde muhtemelen hi�
biri salt �ogunluk olusturmayip g�receli �ogunluk hesaplari yapmak
gerekecekti. B�yle adil bir yaklasim g�sterilse, dogu vilayetlerinde
Ermenilerin yer yer halen birinci, �ogu yerde ise artik ikinci sirada olmak
�zere K�rtlere yakin bir yogunluk arzettikleri g�r�l�rd�.

Islami esaslara dayali Osmanli politik sistemi b�lgede yerel otorite
imtiyazini M�sl�man olmalarindan dolayi fiilen K�rt feodal beylerine tanimis
olup, bu durum s�rekli Ermeniler aleyhine gelismeleri kosulladigindan
dolayi, reform taleplerinin �zellikle Ermenilerden gelmesi dogaldi.
Gayri-M�slimlere y�klenen agir vergiler, toprak gasplari, ayrimci ve keyfi
y�netim, r�svet, suistimal, angarya ve zorbaliklar, Ermeni halkinin �nde
gelen sikayet nedenleriydi. Yavuz Selim zamanindan beri Safi K�rtleri
b�lgede hem Sii ve Kizilbas etkinligine, hem de Hristiyan yogunluguna karsi
kendi merkezi sistemine dayanak yapmis olan Osmanli Devleti, onlari halen
"�mmet" anlayisiyla kullanma �abasindaydi. Bu durum kayirilan feodal �st
z�mreler ve nemalanan �evreleri disinda K�rtlerin de yararina sayilamazdi.
�mmet yerine millet olarak taninmak ve gerektiginde bagimsizlik dahil ulusal
hak ve �zg�rl�klere kavusmak onlarin da hakkiydi. Tarihte Ermenistan olarak
bilinen cografyanin Osmanli hakimiyetinde kalan bati b�l�m�n�n gelinen
asamadaki demografik yapisiyla tartismali bir ger�eklik arzettigi de
dogruydu. Kuzeye dogru yayilan ve �ogalan K�rt n�fusu b�lgede Ermenilerle o
kadar i�i�e ge�misti ki, Bati Ermenistan ile Kuzey K�rdistan'i belli
sinirlarla ayirt etmek iyice zorlasmisti. Durumun b�yle olmasi, �zerklik
taleplerinin her iki ulus a�isindan dengeli bir d�zenlemeyle karsilanmasina
engel degildi ger�i. Ama eski stat�y� degistirme niyeti olmayan Osmanli
devleti, b�lgedeki n�fus oranlari konusunda yukardaki kaba hileye
basvurmanin yaninda, Ermeni n�fusunu rakam olarak da elden geldigince az
g�stererek �zerklik ve reform taleplerini bosa �ikartmaya �alisiyordu.

Rakamlar ve oranlarla oynama disinda Ermeni n�fusunu fiilen dagitma ve
tasfiye etmenin �esitli yol ve y�ntemleri de firsat bulunduk�a denenecekti.
Ermeni sorununun nihayi "��z�m"� olarak I D�nya Savasi i�inde girisilen
soykirimi �ncesinde bu tasfiyenin dogu genelindeki yaygin fakat kismi bir
denemesi 1895-96 yillarinda ger�eklestirildi. Bunu daha lokal bir deneme
olarak 1909 Adana katliami izledi.

Doguda Hamidiye Alaylari'nin da �rg�tlenmesiyle yogunlasan baski-zul�m,
toprak gasbi ve sair uygulamalar Sasun y�resinde Ermenileri 1894'te isyana
y�neltmisti. Bu hareketi kanla bastiran Sultan Abd�lhamit, bir yerde isyan
edilmis olmasini bahane ederek Orta ve Dogu Anadolu genelinde Ermenileri
hedeflemekte gecikmedi. Islam bagnazligiyla "gavur"a karsi harekete
ge�irilebilecek �esitli gruplari kiskirtma, gayri-resmi silahli �eteleri �ne
s�rme yoluyla her tarafta bir saldiri furyasi estirildi.

1895 g�z�nden 1896 baharina kadar devam eden yagma-talan ve kirimlara
devletin g�venlik g��leri kimi yerde katilip, kimi yerde seyirci kalarak
kolaylik sagladi. Erzurum'dan Maras'a, Sivas'tan Van'a, Diyarbakir'dan
Trabzon'a onlarca sehir ve y�zlerce kasabada bir nevi "cihad" gibi cereyan
eden olaylar, sayisiz mahalle, k�y, manastir ve kiliseleri harabeye �evirdi.
�lke genelinde 300 bine yakin can kaybi ve b�y�k maddi zayiat ile Ermeni
halki bu d�nem �nemli bir g�� yitimine ugratildi.

Saldirilar kimi yerde Ermenileri din degistirmeye zorlarken, kimi yerde
"cennetlik olmak" i�in dogrudan ve hunharca katliam bi�iminde y�r�t�lm�s,
kiminde ise mal-m�lk ve toprak gaspi �nde gelen ama� olmustu. Doguda
Ermenilerin reform talepleri ger�eklik kazanirsa bunun K�rtler aleyhine
olacagi ve M�sl�manlarin "gavur hakimiyeti" altina girecegi propagandasi
�zellikle K�rtler arasinda etkili olmus; bu tehlikenin �n�n� alma ve Ermeni
zenginliklerine konma d�rt�s� zaten bir kismi Hamidiye Alaylari'nda
�rg�tlenen Safi K�rtleri yiginlar halinde saldiri furyasina dahil etmisti.
Bu durum saldirilari �rg�tleyen Osmanli devletinin dis d�nya nezdinde
sorumlulugu K�rtlere mal ederek kendini temize �ikartmasini da
kolaylastiracakti.

Dersim'in Alevi-Zaza ve K�rtleri genelde Osmanli devletiyle �atismali ve
Ermenilerle iyi iliskiler i�inde olduklarindan, baska b�lgelerin asiretleri
gibi devlet hesabina vurucu g�� olarak kullanilmalari pek m�mk�n olmamis ve
i� Dersim'deki Ermeniler bu olaylardan fazla etkilenmemistir. Asagidaki
anlatimlarda g�r�lecegi gibi Dersim'in asiret liderlerinden bazilari bagimli
b�lgelerdeki Ermeni dostlarini koruma y�n�nde silahli g��leriyle harekete
ge�erek kurtarici rol de oynamistir. Bununla beraber yine anlatimlar i�inde
ge�en �esitli isimler, saldiri furyasina katilan ve ganimetten nasibini
almaya �alisan Dersimli asiretlerin de mevcut oldugu fikrini veriyor.

Yapilan tasvirler, �evre k�y ve kasabalari talan etmeye yatkin olan
bir�oklarinin bu �zellikleriyle tesvik edilerek 1895 olaylarinda
kullanildiklarina isaret ediyor. Saldiri furyasina katilan Dersimlilerin
yagma ve talan disinda bir ama� g�tmedikler anlasiliyor. Yine de direnisle
karsilasilan yerlerde kan d�kme ve yakip yikma gibi �rnekler sergileniyor.
Direnissiz ka�irtilan yerlerde en azindan insanlar yerinden edilmis oluyor.
Sonu�ta kanli ve kansiz bu tip saldirilarin da Ermeni n�fusunu dagitma ve
tasfiye etme planina yaradigi a�iktir.

Eldeki kaynaklarin g�sterdigi kadariyla Dersim'de 1895-96 olaylarindan
g�neydeki bagimli b�lgelerin (�emisgezek ve �arsancak'in) Ermeni yogun
yerlesim alanlari �nemli �l��de etkilenmistir. Genis planda Dersim'in dis
�eperlerini olusturan ve kimisi yine bagimli Dersim y�releri arasinda
sayilan Arapkir, Egin, G�r�n, Kemah, Erzincan, Tercan, Kigi ve Palu talan
saldirilari yaninda ciddi katliamlara da sahne olmustur. Ancak eldeki
kitaplarin verdigi ayrintilar i� Dersim'e yakin olan �emisgezek ve �arsancak
y�releriyle sinirli kaliyor. (2)


�EMISGEZEK VE K�YLERINDE YASANANLAR

Y�reyle ilgili H. Kasparyan'in kitabinda su bilgiler yer almakta:

� 1895 kirimindan �emisgezek sehri bir sekilde muaf kaldi, fakat Ermeni
n�fusun yogun oldugu k�yleri talan ve kirimdan �nemli �l��de nasibini aldi.

Sehrin kurtulmasinda �nemli rol oynayan Uspak mahallesinden Avedis Axikyan
bunun �zerine Ermenilerden "Millet" �nvanini almisti. Aslinda bu seref onun
yakin dostluk i�inde oldugu ve dar g�nde Hizir gibi yardimini aldigi
Dersimli Kizilbas K�rt liderlerinden S�leyman Aga'ya aitti.

SEHRIN KORUNMASINI SAGLAYAN KIRVELIK

Avedis'in torunu bayan Verjine Inceyan ABD'den yazdigi 24 Kasim 1960 tarihli
mektubunda bu olaya deginiyor:

"Dedem Avedis Efendi Hozat'in Meclis-i Idare'sine �yeymis. Bir defasinda
Hozat'tan d�nerken Dersim'in etkili K�rt asiret reislerinden S�leyman Aga'nin
evine misafir olmus. O gece S�leyman Aga'nin gelini bir erkek �ocuk
dogurmus. Kizilbas-K�rt geleneklerine uygun olarak �ocugu dedemin kucagina
verip kirvelik ilan etmisler. B�ylece S�leyman Aga ile Avedis Efendi
arasinda samimi bir dostluk gelismeye baslar.

1895'te Ermeni kirimiyla ilgili haberler alan S�leyman Aga Avedis Efendi'ye
adam g�nderir ve onun aailesi ile yakinlarini kendi yanina almak i�in 40
katir yollamayi �nerir.

Dedem yanit olarak, eger b�t�n sehrin Ermenilerini korumasi m�mk�nse bunun
iyi olacagini, degilse kendisinin sehir halkiyla beraber kalmayi ve ayni
kaderi paylasmayi tercih edecegini bildirir".

S�leyman Aga haberci g�nderirken Uspak mahallesine komsu Bogosi k�y�nde
beklemis. Uspak kusatma altindaymis. Avedis Efendi kendini hasta g�sterip
kilise etrafinda dolasma bahanesiyle mahalle disina �ikarak Bogosi k�y�ne
gitmis.

"Bu gizemli g�r�smeden sonra" diye devam ediyor Verjine; "ertesi sabah
S�leyman Aga �nc�l�g�nde 500 K�rt Uspak mahallesine gelir. Aga kendi
korumalariyla Avedis Efendi'nin evine konaklar. Silahli g��lerin bir kismi
Surp Sarkis kayasina �ikar. Kalanlar da 50'serli gruplar halinde mahallenin
k�se baslarina mevzilenirler.

B�t�n Uspak minnet duygusu i�inde koca kazanlarla pilav ve et pisirir,
mahallenin koruyucusu K�rtleri agirlamaya �alisir.

S�leyman Aga'nin Uspak'a gelisini duyan �emisgezek kaymakami Tahsin Bey bir
ka� polisle birlikte 'hosgeldin' demeye gelir. Yemek sirasinda dedemin
israrli davetine ragmen T�rkler sofraya oturmaz. Fakat S�leyman Aga onlara
aldiris etmeden dedemle beraber yemege ve sohbete devam eder. Kaymakam kendi
adamlariyla evi terkeder, ama bir saat sonra iki polis g�nderip S�leyman Aga'nin
kendisiyle g�r�smek i�in h�k�met konagina gelmesini rica eder".

S�leyman Aga onlarin k�t� niyetini hissettiginden g�r�sme yeri olarak Uspak'in
degirmen deresini �nerir. Bunun �zerinde anlasirlar.

Tahsin Bey ile binbasi belirlenen yere gelirler. S�leyman Aga ile Avedis
Efendi orada beraberdir. Kaymakam S�leyman Aga ile �zel g�r�smek ister.
Bunun �zerine Avedis Efendi uzaklasir.

Verjine'nin anlatimina g�re kaymakam S�leyman Aga'ya "Talan etmek i�in mi,
yoksa korumak i�in mi geldiklerini" sorar.

Sorunun ardindaki niyeti anlamak isteyen S�leyman Aga "Talan etmeye geldik"
diye yanitlar.

"Pekiyi" der kaymakam sevin�le; "Siz talan edin, biz de kiralim".

Bu cevap �zerine S�leyman Aga hiddetli sekilde binbasiya d�ner ve ka�
askerleri bulundugunu sorar. 400 asker yanitini alinca kararlilikla sunu
s�yler:

"Dinleyin kaymakam ve binbasi efendi; ben buraya sevgili kirvemi ve
akrabalarini korumaya gelmisim. Sahip oldugum silahli g�c� yanimdaki
adamlardan ibaret zannetmeyin. Su anda silahimi ateslesem �evrede mevzi
tutan 2 bin K�rt hemen yardima yetisir. Bir tek Ermeniye dokunacak olursaniz
hepinizi kili�tan ge�iririm".

Bu sert cevap �zerine Tahsin Bey ile binbasi g�r�smeyi sona erdirip
giderler.

Dedesinden dinledigi olayi bu sekilde aktaran Verjine, K�rtlerin sonraki 5
g�n boyunca mahallede n�bet tuttuklarini ve ancak tehlikenin ge�tigine
inandiktan sonra k�ylerine d�nd�klerini yaziyor.

B�ylece Uspak mahallesinin g�venligi saglandigi gibi �emisgezek'in diger
mahalleleri de 1895 kirimindan muaf tutulmus olur.

Ermeni k�ylerinin talan edilisi sirasinda sehire siginanlar olurken,
sehirdeki T�rkler de kirim ve talan hazirligi i�indedir. Sehirde b�y�k bir
telas yasanir. Der Sukias kilisede bir nutuk �ekerek halka cesaret vermeye
�alisir. Ayni gece sehrin kesislerinden Der Garabet yetiskin erkekleri
toplayip muhtemel tehlikelere karsi �nlem almak i�in danisir. Bir yandan
savunma �areleri aranirken, bir yandan da kaymakam ve binbasi �zerine etki
yapilmaya �alisilir.

Der Sukias'in yani sira Sarafyan Harutyun ve Jamgo�yan Giragos'un
girisimleriyle binbasi Ermeni mahallelerine asker g�nderip g�venligi
saglatmak zorunda kalir. Sonu�ta bunu m�mk�n kilan yine S�leyman Aga'nin
yaptigi pesin uyari olmustur.

�emisgezek sehri bu sayede 1895 kirim ve talanindan kurtulur. Fakat Ermeni
n�fus yogunluguna sahip k�ylerin b�y�k �ogunlugu bu felakete ugrar ve
kurbanlar verir.

K�YLERE KANLI SALDIRILAR

MIADUN'da: T�rk ve K�rt �eteleri k�y� kusatir. Saldiriya ugrayan Miadun'da
k�yl�ler birka� g�n silahli direnis g�sterir. �atismalarda Haci Hagop, Haci
Kevork, Hovagim Bogikyan, Bedros Tertsakyan vurularak �l�rken k�y�n kesisi
Der Nisan ise kilise i�inde yakilir. K�y� tam olarak ele ge�iremeyen
saldirganlar evleri atese verir. Dehsete kapilan halk herseyi birakip sehire
ka�ar. K�yde yalniz M�sl�man olmayi kabul eden d�rt kisi kalir. Bunlar
An�irti'ye gider ve bir ka� ay sonra tekrar Hristiyan olarak �emisgezek'e
gelirler.

Sehire ka�an k�yl�ler iki yil orada kalir, daha sonra 80 haneden 25'i geri
d�ner ve yikik k�y� yeniden insa etmeye koyulur. Bunlarin bir kismi 1898'de
tekrar g�� eder ve geride 12 hane kalir.

MAMSA'da: Kirimin baslamasindan �nce K�rtler yazidan k�y�n davarini s�r�p
g�t�r�r. Mamsali Ermeniler ve Hay-Horomlar daha �nce Arapkir taraflarindan
gelen yangin ve duman gibi belirtilerle kismen uyanmis olarak direnis
hazirligi g�r�rler.

Olaydan birka� g�n �nce h�k�met s�z�mona k�y� savunmak i�in 6 jandarma
g�nderir. Ama K�rt gruplari k�ye saldirinca bunlar g�stermelik birka� karsi
atis yaptiktan sonra �ekilir ve Sisna'daki jandarmalari da alarak sehire
d�nerler.

K�y�n kadinlari y�ksek noktalarda g�zc�l�k yapar, erkekler av t�fekleriyle
savunmayi s�rd�r�r. K�rtler bazi evlere ates birakir, kadinlar s�nd�rmeye
�alisir. Evlerden birinde Takuhi Acemyan yaralanir, �tekinde Kohar ile
gelini ve bir k���k kiz �l�r. Bazi damlari ele ge�iren K�rtler �atismada
�st�nl�k saglar. Asagida kursunlara hedef olan yasli Tuma Amu, Arakel
Acemyan, Nikol, Anna ve Migirdi� Efendi �l�r. �atismada Samusakli S�leyman
Aga'nin kardesi yaralaninca K�rtler onu alarak uzaklasirlar. Mamsa k�yl�leri
3-4 saatlik direniste yarisi kadin olmak �zere 8 �l� ve 2 yarali verirler.

Sonraki g�nlerde bir grup k�yde savunma tedbirlerini s�rd�r�rken bazilari
Garmiri'ye, bazilari da �emisgezek'e gider. Garmiri'ye gidenler Tahsin Bey'le
g�r�smek ister, fakat giriste bekleyen T�rkler Tahsin Bey'in emriyle hareket
ettiklerini s�yleyerek onlari k�ye sokmaz.

�emisgezek'e giden grup �arsamba pazarinin kuruldugu meydanda silahli T�rk
ve K�rt gruplariyla karsilasir. Buranin da g�venli olmayacagini d�s�nerek
k�ye geri d�nmek isterler. Fakat birka� g�n sonra Zivtenots isimli derenin
i�inde bu k�yl�lerden Hagop Melikyan, Xilarents Hagop, Hovhannes Minoyan,
Harutyun Acemyan ve oglu Toros'un elleri bagli cesetleri bulunur. Bu
katliamin sehirdeki Necip'in Ahmet tarafindan tertiplendigi yolunda
tahminler y�r�t�l�r. Ancak yillar sonra Garmirili Tahsin Bey'in kardesi Kel
Silo bunun kendi isi oldugunu ilan ederek �v�n�r.

Mamsa'dan bazi aileler sehire gitmek isterken Sisna gedigi �st�nde silahli
T�rkleri g�r�r ve dagilarak Sevtil tarafina ka�arlar. Sonra bir bir
toplanarak Doganli Kizilbas K�rtlerden Memed'in �adirina siginirlar. Onun
yoklugunda karisi bir ka� saat kendilerini saklar, yedirip i�irir ve sonra
baska yoldan sehire gitmelerini saglar.

Ertesi g�n K�rtler Mamsa'da elde ettikleri ganimeti Surp Kevork Kilisesi
�n�nde toplamis paylasirken Hovsep Hovsepyan T�rk�e olarak "Korkmayin,
Ermeni askerleri geliyor" diye bagirir. Bunu duyan K�rtler ganimeti birakip
ka�ar. Onlardan sonra �evre k�ylerin T�rkleri gelir ve savunmasiz k�y�n
kalan mallarini yagma ederler.

Mamsalilar zarar ziyan listesi yaparak Istanbul'daki Patrikhane'ye
g�nderirler, fakat sonu�suz kalir.

SISNA'da: Olaydan �nce h�k�met buraya da jandarma g�nderir ve "saldiriya
ugrayan Ermenileri koruma" g�r�nt�s� vermeye �alisir. O g�nlerde hirsizliga
gelen bir K�rt de vurulur. Ama T�rk Vartenik ve Surp Toros k�ylerinin
T�rkleri silahli saldiriya ge�ince jandarma hi� karsilik vermeden sehre
�ekilir. �aresiz kalan Ermeniler de ka�arak sehire siginir ve sahipsiz kalan
evleri soyulur. Sisna'nin T�rkleri �nce tarafsiz kalir, ama sonra onlar da
talana istirak eder.

GARMIRI'de: Ermeni evleri saldiriya ugrar, talan edilir. Bedros Top�uyan
�ld�r�l�r. T�rkler Ermenilere tek kurtulus yolunun Islamiyete ge�mek
oldugunu telkin eder. Zaten b�t�n b�lgede Ermenilerin din degistirmeye
basladigi yalanini uydurarak etkili olurlar. Garmiri Ermenileri can
telasiyla Islam dinini kabul eder. Ancak 1896 baharinda �evre k�ylerin
Islamlasmadigini g�r�nce kendileri de yeniden Hiristiyanliga d�nerler.

MORISXAN'da: H�k�met buraya da 3 jandarma g�nderir. K�y�n Ermenileri T�rk
komsularina g�venerek �nemli esyalarini onlarin evlerine emanet birakirlar.

Talan g�nlerinde buraya Pertek'li K�rtler saldirir. Jandarmalar hemen
uzaklasir. K�y� birlikte savunur g�z�ken T�rk komsulari da k�y disina
�ekilir ve Ermenilerin ka�masindan sonra K�rtlerle birlikte evleri talan
ederler. K�y�n kilisesi yakilir. Ermeniler sehire ve Yerits Akarak k�y�ne
siginir. Sehir yolu �zerinde Sarxosin deresi i�inde Hayrabet Misirliyan
�ld�r�l�r.

Ertesi yilin bahari k�ye d�nenler komsulara biraktiklari emanetleri de geri
alamaz. Donikyan'larin degerli esyalarini evine almis olan Y�zbasi
"Garmirili Tahsin Bey'in g�t�rd�g�n�" s�yler.

PAZAPON'da: Benzeri gelismeler yasanir. Bu k�yde yasananla ilgili Garabet
Papazyan'in 1962'de Gislavodski'de yazdigi "Mangagan Huser" (�ocukluk
Anilari)'ndan bir b�l�m aktaralim:

"Sonbahardi. Ekim isi yeni bitmis, aga�lar yapraklarindan soyunmaya
baslamisti. Birg�n ansizin T�rk ve K�rt �eteleri k�ye saldirdi. K�y�
savunmak i�in bekleyen jandarmalar kaybolmustu. K�yl�lerin kendini savunacak
g�c� de yoktu. Evler atese verildi, b�t�n k�y yangin yerine d�nd�.

Biz �ocuklar dev alevleri g�rerek seviniyor ve "molet yakiliyor" diye
bagiriyorduk. Aksam olunca annem beni bagrina yaslayip 'Bizim evin dami
yandi, nereye gidelim yavrum' diye agladi. Yasananin eglenceli birsey
olmadigini anladim.

Ertesi sabah bir T�rk komsu bizi Sisna'ya g�t�rd�. Orada durum daha k�t�yd�.
K�y�n T�rkleri Ermenileri bir yere toplamis Islamiyeti kabul etmeleri i�in
�steliyordu. Ihtiyar kesis Der Harutyun kendini yere atmis '�nce benim
boynumu kesin! Ben inancimdan d�nmem! Halkim pesimden gelin!' diye
bagiriyordu.

Bu korkun� manzaranin yasandigi g�n biz Mamsa'ya ka�tik. Oradaki durum daha
da dehsetliydi. Yanik-yikik k�yde T�rkler Ermeni evlerini yagmaliyordu. Daha
sonra jandarmalarin g�zetiminde sehire ulastik. B�t�n kisi teyzemin evinde
ge�irdik. O kisin ben ve baska �ocuklar Der Kasparyan'in evinde Ermenice
alfabeyi �grendik.

Ilkbaharda b�y�klerimiz yikintilari onarmak ve yeniden insa etmek i�in k�ye
d�nd�ler. Biz ise yazin gittik ve harabeye d�nm�s k�y�m�z� g�r�nce agladik.
Okul-kilise yerle bir edilmisti".

YERITS AKARAK'da: �evre k�ylerin talan edilmekte oldugu haberini k�yl�ler
duymustu. Ova k�ylerinin talanina katilan Diab Aga atli olarak birka�
adamiyla gezinti halinde buraya gelir. Niyeti belki de kesif yapmaktir.

K�y�n �nde gelenleri agayi saygiyla karsilar ve sicak misafirperverlik
g�sterirler. Yeni dogmus Gazaros Zenneyan'i yemek sirasinda Diab Aga'nin
kucagina verir ve kirvesi olmasini isterler. Buna 'hayir' diyemeyen Diab Aga
kirvelik geregi ister istemez k�y�n savunmasini da �stlenir. Giderken
adamlarindan birini oraya n�bet�i birakir.

Ertesi g�n Karaballi asiretinden bir baska grup k�y� talan etmeye gelir.
K�yde bulunan bir ka� jandarma ve Diab'in adami engel olmaya �alisir, ama
bas edemeyince jandarmalar �ekilir. Diab'in adami silahini gelenlere teslim
eder. Onlarin girisi sirasinda aniden Diab Aga �ikagelir. Iki aganin kisa
g�r�smesinden sonra Karaballi K�rtler k�yde karinlarini doyurur ve talan
i�in Morisxan'a dogru giderler. Bir ka� defa degisik gruplar gelir, ama Diab'in
adami engel olur. Kendisine inanmayanlar da Diab'in atini g�rerek ikna olur.

Anlatiliyordu ki Diab'a armaganlar sunmak i�in ev basina ortalama 3 altin
harcama yapilmis, ama her ailenin katkisi kendi g�c�ne g�re olmus. Talan
korkusu ge�tikten sonra da Diab adamlarini katirlarla Yerits Akarak'a
g�nderir ve bedelini k�yl�lere �detmek �zere Severek ve baska k�ylerden
bugday aldirirmis. Bundan baska k�y halki 1908'e kadar her yil 3 kile
(yaklasik 400 kilo) d�v�lm�s bulgur hazirlayip Diab Aga'ya teslim ederdi.

BIREXI'de: �evre k�ylerden T�rk ve K�rt gruplar saldirir. K�yl�ler direnis
g�sterir. 5 kurban verdikten sonra �aresiz herseyi birakip ka�arlar. Evleri
talan edilir.

MURNAYI'de: Buraya ise La�in Usagi asiretinden K�rtler saldirir. Iki
jandarma ile k�yl�ler �� saat kadar siki direnis g�sterir. 7 kayip veren
K�rtler d�rt bir yandan k�y� atese verir. Yangin her yani sardigi i�in
k�yl�ler yakindaki sehire siginmak zorunda kalir. �� yil �emisgezek'te
yasadiktan sonra 1898'de k�ye d�nerler. Yikik evleri ve yanmis kiliseyi
�ncesinden daha g�zel yeniden insa ederler. Bu vesileyle asagi k�y yukari
k�ye birlesir.

XARASAR'da: Karaballi Kekke Aga 80 silahli adamiyla k�ye saldirir. K�ydeki
T�rkler Ermenilerle beraber direnirken "K�rtler ganimeti alip uzaklassinlar"
diye davarin bir kismini k�y disina salmalarini tavsiye ederler. �yle
davranilarak can kaybi olmadan saldiri atlatilir. Ama ertesi g�n baska
asiret gruplari gelir, kalan davari da onlar alip g�t�r�r.

Iki g�n sonra Haci'nin oglu Dursun "Garmirili Tahsin Bey'in istegiyle
T�rkler Ermenileri kirmaya hazirlaniyor" diye Ermenilere gizlice haber verir
ve Arapkir tarafina gitmelerini tavsiye eder. Bazilari ciddiye alir ve
gider.

Ertesi g�n K�vereli K�rt Nuri T�rklerin kiskirtmasiyla gidenlerin evlerini
yagmalar, iki evi atese verir ve K. Dink�iyan'i �ld�r�r.

BARDIZAK'da: Selim Bey'in y�nettigi T�rk ve K�rt gruplari saldirir.
K�yl�lerle birlikte savunmaya ge�en iki jandarmanin verdigi karsilik sonucu
bir K�rt vurulur. Selim Bey kendilerinin Bab-i Ali'den gelen emirle hareket
ettiklerini s�yleyerek jandarmanin aradan �ekilmesini saglar. K�yl�ler
herseyi birakip komsu Ehme'ye ka�arlar. Saldirganlar ne bulursa engelsiz
alip g�t�r�r. Kisi Ehme'de b�y�k g��l�k i�inde ge�iren k�yl�ler ilkbaharda
yari yikik evlerine d�ner ve onarmaya koyulurlar.

TUMA MEZRA'da: Bu k�y ger�i toprak agasi Selim Bey'indi, ama Ermeni n�fusu
burada da soyulmaktan kurtulamadi. T�rk ve K�rt gruplarin saldirisi
sirasinda Selim Bey mahsus k�yden uzaklasir ve talan eylemi engelsiz
ger�eklesir.

Hazari, Hagtuk (Aht�k) ve Dekke k�yleri K�rt agalarin koruyuculugu ve
b�t�n�yle Ermeni olan n�fusun birligi sayesinde bu talan ve kirimdan zarar
g�rmediler. B�lgede cereyan eden olaylar i�inde saldirgan ve yagmaci olan
K�rt agalari kadar koruyucu olanlar da vardi.

Sonraki yillarda yer yer yinelenen saldirilar i�inde K�rtler Ermeni-T�rk
ayirt etmeden k�y�n davar s�r�lerini g�t�r�r ve bazen fidye alarak geri
birakirlardi. Bunun �rnekleri Morisxan, Sisna, Hazari ve Miadun'da g�r�lm�s,
Mamsa'da ise davarin g�t�r�lmesine kalmadan hara� verilerek kurtarilmisti.
Bardizak ve Murnayi n�fusu ise bir defasinda 2-3 haftalik erzaki yanina
alarak magaralara �ekilmis, silahli savunma kararliligi ile caydirici olmayi
basarmisti.

�emisgezek kirsalindaki Ermeni n�fusun durumu 1908'e kadar b�yleydi. 1908
sonrasi da d�zelen bir sey olmadi. Ilan edilen Anayasa ve hak-hukuk
vaadlerine ragmen gaspedilmis topraklarin iadesi saglanamadi.� (Hampartsum
Kasparyan, �emisgezek ve K�yleri, 379-390).

?

?

�ARSANCAK'DA YASANANLAR

Merkezi Peri olmak �zere Mazgirt, Pertek ve Sagman �evresini kapsayan
�arsancak kirsal alaninda yasananlari ise K. Yerevanyan �zetliyor:

� Ermenileri hedefleyen saldiri tufani her yerde oldugu gibi �arsancak'da da
1895 sonbahari esmeye basladi. Yerel y�netici ve memurlar yukardan gelen
talimatla �arsancak'in agalari ve beylerini saldiri i�in �rg�tlerken
Dersimli bazi K�rt asiretlerini de yagma ve talana tesvik etmislerdi.

Silahsiz Ermeni halki gelen felaket karsisinda �aresiz ve umutsuzdu. �nce
korku yayan fisiltilar dolasti, sonra bunlar T�rk yetkililerin a�ik ifade ve
tehditlerine d�n�st�. Ermeni k�yl�lerin kulaklari Dersim'den gelecek
saldirilara iliskin �eliskili s�ylentilerle dolmustu. Halkin tehlikelere
g�g�s germe cesareti zayifliyordu. �ogu yerde K�rtlerin ve T�rklerin iyi
komsuluguna bel baglama anlayisi hakimdi. Bunu farkeden bazi tanidik simalar
degerli esyalarini kendilerine emanet etmeleri i�in "gavur" dostlarina
telkinde bulunuyordu.

Ermeniler arasinda korku ve saskinlik hali devam ederken Dersimli K�rtlerin
insan seli �arsancak ovasina d�k�lmeye basladi. Onlar �akmakli t�fek,
tabanca ve kili�larla silahli halde Medzgerd (Mazgirt) ve Tsorak'tan d�ze
indikleri gibi Ermeni k�yleri ve evlerini talan etmeye koyuldular.
Ge�tikleri yeri kurutan �ekirgeler misali bir u�tan �b�r uca yayilip
gittiler. K�yl�lerin direnmeye ne g�c�, ne de cesareti vardi. Etraflari
dag-bayir, yollar ve ge�itler silahli �etelerle doluydu. �yle ki �oklari
ka�mayi bile g�ze alamiyordu. Beylerin ve agalarin kapilari siginmak
isteyenlerin y�z�ne kapaniyordu. �arsancak agalari kendi marabalarina bile
sahip �ikmak istemiyordu.

PERI ve HOSE'de TALAN

�arsancak k�yleri birbiri ardina talan edilirken bir yandan sira Peri'ye de
gelir. K�rt �eteleri Peri kasabasina Pagnik tarafindan girer. Kasabanin
Ermeni n�fusu ka�is i�in tek a�ik yol olan g�ney istikametine y�nelir.
Niyetleri Peri suyunu ge�tikten sonra Demirci daglari �zerinde ve vadiler
i�inde izlerini kaybettirmektir. Ama suyu ge�erken K�rt �eteler onlari
bulur, neyse ki �zerlerinde olani soymakla yetinirler.

K�rtler Peri girisinde muhtemel bir direnise karsi g��lerini g�stermek i�in
yogun silah atislari ve "havar" bagirtilariyla hareket ederler. Ama �ok
ge�meden g�r�rler ki karsilik veren yok, aksine herkes ka�ma telasinda. O
zaman balta ve nacaklariyla kapilari kirip evleri ve d�kkanlari yagma
ederler.

Kasabada direnis cesaretini g�sterebilen �ok az insan �ikar. Bunlardan biri
yigitlik ve bilgeligiyle b�t�n �evrede �nlenmis olan Xuri Beg (Der Krikor
Mazmanyan) isimli kesis olur. Onun silahli savunmasi sonucu saldirganlardan
bir ka�i vurulur.

Peri'deki bu olayda fazla insan kaybi olmaz. Yalnizca 15 Ermeni ve
karsiliginda 4-5 K�rt �l�r.

1895'in canli taniklarindan simdi Amerika'da yasayan Hose'li Mesrop
Derderyan'in bu dramatik gelismeleri karakterize eden anilari okunmaya
degerdir:

"1895'in 23 Eyl�l'�nde esekle odun getirmek i�in ormana gitmistim. D�n�s�mde
bir molla ve bir K�rt �zerime saldirdilar. Molla daha acimasiz elindeki
deynegi basima indirirken tanidik olan K�rt ona engel olmak istedi, ama o da
darbelerden nasibini aldi. Kana bulanmis halde kosarak Hovsepyan'larin
degirmenine yetistim. Orada Mixsi Bedros'u g�rd�m. 80 yasina ragmen gen�leri
kiskandiracak bir dinamizm i�inde, seshane t�fegi sag elinde, palaska ve
k�t�kl�g�n� kusanmis halde can kurtarici bir melek gibi yanima yetisip ne
oldugunu sordu. Basimdan ge�eni anlattim. Olayin yankisi k�ye hemen ulasmis
ve biraz da abartili oldugu i�in bizimkileri kaygilandirmis. Hayatta
olduguma s�k�r ettiler.

Hovsepyan'larin degirmeni Hose'nin girisindeydi ve o g�nlerde bugday-arpa
�uvallariyla doluydu. K�rtler bunun kokusunu alarak gelir ve talan b�ylece
baslar. Degirmende bulunan Avak hemen k�ye haber yetistirir. K�yl�lerden bir
grup Mixsi Bedros'un �nc�l�g�nde kosup gelir. Fakat degirmeni bos bulurlar.
Mixsi Bedros'un yegeni Kaspar K�rtler tarafindan han�er darbeleriyle
�ld�r�lm�st�r. Mardiros da yaralanir, ancak Gugas onlarin elinden kurtulmayi
basarir.

Mixsi Bedros Kaspar'in cesedini g�r�nce Avak'a kizdi: 'Neden daha erken
haber vermedin ki saldirganlarin bir ka�ini da ben onun yanina
yatirsaydim!..'

Sonraki g�nlerde Hose'nin K�rtler tarafindan kusatildigina dair bir haber
yayildi. Hose k�y� Peri suyunun �te y�z�nde (g�ney yakasindaki) tek Ermeni
k�y�yd�. �evresindeki Kara Yusuf, Demirci, Sallar, �alxadan, Bagsis, Karsan,
Cafikan, Kerkeznin, Xoyagin, Piadan, Dink vs. hep K�rt k�yleriydi. Hose'yi
kusatan bu k�ylerin K�rtleri olmustu. Ermeniler ka�mayi d�s�n�yordu. Bu
sirada Palu'dan s�vari bir zaptiye k�ye yetisti. 'Vay hinzir gavurlar, Palu'da
sizden kimse kalmadi, siz halen yasiyor musunuz? Durun Peri'ye ulasiyim,
basiniza gelecekleri g�r�rs�n�z' diye tehditler savurup gitti.

Az sonra Demirci'den Berxoglu Haci Yusuf, Haci Molla ve Xello kendi
gulamlari ile Hose'ye geldiler. B�t�n erkekleri toplayip kendi silahlarini
onlara verdiler ve s�yle dediler: 'Biz sizi burada savunamayiz, herkes kendi
kirveleri yada tanidiklarinin yanina gidip saklansin. Eger karsilik
g�stermezseniz sizi �ld�rmezler. Ama talan i�in emir gelmis, bundan kurtulus
yok'.

Hose'de Zurnaciyanlar ger�i m�lk sahibi degil, ama b�y�k bir s�laleydi.
�evre k�yler i�inde b�y�k sayginlik kazanmis ve �ok�a K�rt dostlar
edinmislerdi. Berxoglu Molla Zurnaciyan'larin dostuydu. Onun tavsiyesiyle
�nemli esyalarimizi Demirci'ye tasidik.

Ertesi sabah (25 Eyl�l'de) K�rtler Peri'yi basti. Peri i�inde az bir direnis
oldu. Bizi kurtaran Molla, ki �nl� bir �ete basiydi, o g�n talana katilmak
amaciyla Peri'ye gitmisti. Orada direnis g�sterenlerden Harutyun Ermonyan'in
evine yaklasinca ona atesi kesmesi i�in seslenir ve kendilerini
kurtaracagina dair namus s�z� verir. Bunun �zerine Ermonyan atesi keser.
Molla s�z�ne sadik kalir ve onu ailesiyle g�t�r�r. Fakat Ermonyan'in
elindeki silahin sahip olmak istedigi martin degil de basit bir �ifte
oldugunu g�r�nce hayal kirikligina ugrar.

Peri'de direnenler i�inde Mixsi Mikayel'ler, silah tamir ustasi Nazar
Pu�ikyan ve Der Krikor Mazmanyan (Xuri Beg) vardi. Bunlar uzun s�re silahli
mukavemet g�sterdikten sonra izlerini kaybettirmisler.

Der Krikor Mazmanyan dedem Der Arakel ile birlikte kesis tayin edilmisti.
�ok yigit bir insandi. Ha�in yannda silahi, Incil'in yaninda kilici eksik
etmezdi. Der Krikor'un Peri'deki direnisini kendi konagindan izleyen Sadik
Bey onun hesabini g�rmek i�in �zerine ates yagdirmis, fakat basarili
olamamis.

27 Eyl�l'de h�k�met Molla'ya kendi yaninda saklanan Ermenileri disari
�ikartmasi i�in haber g�ndermis. Molla bize biraz iase verip yol g�sterdi.
Oradan Demirci daglarina ge�tik ve Peri'nin vaziyetini karsidan izledik.
Artik hi� bir silah sesi duyulmuyordu. Issiz bir ��le d�nm�st�.

Zurnaciyan'lari Demirci'ye nakletmek i�in Hose'ye gittiklerinde Molla ve
adamlari orada karsilastiklari Izoli asiretinden K�rtlerle �atismis ve Seyit
H�seyin ile oglunu �ld�rm�sler. Bu �atisma i�inde Molla'nin da iki parmagi
kesilmis. Molla daha sonra korumasi altindaki Ermenilere kesik parmaklarini
g�sterip 'Bunlar sizin y�z�n�zden oldu, karsiliginda iki de adam �ld�. Artik
burada durmayin, Izoli asireti intikam i�in bizim �zerimize gelir, o durumda
�ok zarar g�r�rs�n�z' diyerek uzaklasmalarini istemis.

Daha sonra Hose'ye d�nmek zorunda kaldik. Evlerin kapi ve pencereleri
kirilmis, i�leri bosaltilmisti. Yiyecek birseyler aramak i�in Jamgo�yan'larin
evine gittik. Bir de ne g�relim, Jamgo�yan Bogos'u karnindan baglamis ve bas
asagi sarap k�p�n�n i�ine basmislar. Her yanda y�rek paralayici g�r�nt�ler
vardi. Hovsepyan'larin evi halen yaniyordu. Artik Hose'de kalamazdik. Peri'ye
ge�tik. Orasi daha sakin g�r�n�yordu. Bulutyan Apkar Efendi'nin evine
yerlestik.

Bir cuma g�n� h�k�met tellal �agirtip ka�ak Ermeni k�yl�lerin harman yerinde
toplanmalari emrini yaydi. Peri Ermenilerinin ise camiye toplanip Islamiyeti
kabul etmeleri isteniyor, aksi halde acimadan kirilacaklari s�yleniyordu.

Sonradan �grendigimize g�re Peri'de sandik emini olarak memurluk yapan
�emisgezekli Nisan Efendi kaymakamla yakinligini kullanarak onu etkilemis ve
Ermenileri bekleyen daha k�t� akibeti �nlemek i�in bir ��z�m bulmaya
zorlamis. Bunu kabul eden kaymakam 'padisahin emriyle Ermenilere af
�ikarildigini, bundan b�yle Ermeni kani d�kenlerin cezalandirilacagini'
bildiren d�zmece telgraf �rnekleri yaymis. Ayni zamanda 'Hak dinini
benimseyen her Ermeni bagislanir ve kurtulur' diyerek bunu merkezi
politikayla bagdastirmaya �alismis.

Camide M�sl�man olmak i�in toplanan Ermenilerden Hovsepyan Sarkis basina
beyaz bir �it baglamis olarak hararetli sekilde ha� �ikartinca kendisine
m�dahale ederler. 'Islamda ha� �ikartilmaz, �yle degil s�yle yap' diye. Hoca
der ki 'Ziyani yok, yavas yavas namaz kilmayi �grenir'...

Mixsi Bedros'u harman yerinde tutup diz ��kt�r�r ve Piadanli Ali Xaya'ya
emrederler ki onu M�sl�man etsin. Ali bagirir 'Mixsi salavat getir!' Mixsi
ha� �ikartarak baslar 'Hanun hor yev vortvo yev hokvuyn' diye Ermenice dua
etmeye. Bu 'kart gavur'u d�nd�rmenin m�mk�n olmadigini g�rerek orada
�ld�rmeye karar verirler. Fakat gel g�r ki Ali Xaya Mixsi'nin �ok ekmegini
yemis ve minnet duygusu ile baglidir. Mixsi'nin kulagina fisildar; 'Ben
silahimi bosa sikacagim ve diyecegim ki Mixsi'ye degmiyor'. B�yle bir ka�
defa siktiktan sonra 'Mixsi aziz oldugu i�in ona kursun islemiyor' diyerek
onu �l�mden kurtarir..."

1895 talani �arsancak merkezi ve k�ylerinde bu gibi gelismelerle Ermeni
n�fusunu yogun sekilde magdur eder. Kis agzinda a� ve a�ik birakir. Yikik
evler, bosalmis ambarlar, s�nm�s ocaklar etrafinda �oluk �ocuk aglasir. Yine
de hayatta kaldiklarina s�krederek kisi ge�irmenin �arelerini bulur ve
�ilekes �alismalariyla bu viran y�releri yeniden senlendirirler.� (K.
Yerevanyan, �arsancak Ermenileri Tarihi, s. 376-384).

MAZGIRT'TE DERSIM'IN DOSTLUGU

Yerevanyan'in Mazgirt'e iliskin tanikligina basvurdugu Vosgan Hovhannesyan
ise su kisa bilgileri veriyor:

"Birinci kirim ve talan (1895) g�nleriydi. T�rk h�k�meti Mazgirt'te de
Ermeniligi yok etmeyi planliyordu. Ama bunun i�in ne uygun bahaneleri vardi,
ne de sonu� almaya yetecek hazir g��leri. Bu durumda h�k�met Dersim ve
�evresindeki K�rtlere basvurdu. Asiretleriyle gelip Mazgirt Ermenilerini
kirmalari i�in onlara cazip tekliflerde bulundu.

H�k�metin davetine �ok sayida K�rtler icabet etmeye baslamislardi. Yalniz
bir farkla ki, onlar can almaya degil, sadece mal yagmalamaya geliyorlardi.
Bu y�nelim T�rk h�k�metini tatmin edecek olmasa da, 'hi� yoktan iyi'
sayacagi bir seydi.

Ancak K�rt hareketinin g�r�lt�l� ivmesi ansizin durdu. Zira Dersim'in etkili
asiret liderlerinden Temir Aga 'kimsenin Ermenilere dokunmamasi ve harekete
ge�enlerin hemen geri �ekilmesi' i�in emir vermisti. Temir Aga ve onu
izleyen K�rtler, Mazgirt Ermenilerinin bu tehlikeli d�nemi zararsiz
atlatmalarini sagladilar.

O g�nden sonra Mazgirt Ermenileri ile Dersim K�rtleri arasindaki dostluk
iliskileri daha bir g��lendi. Bu vesileyle yakilmis t�rk�ler de vardi.
Onlardan birinde su dizeler ge�iyordu:

Dolan, dolan, vay vay dolan,

Ermeniler oldu talan,

K�rt geliyor zorba zorba,

Ekmek toplar torba torba,

K�rt geliyor takim takim,

K�rtler Ermeniye yakin."

(K. Yerevanyan, �arsancak Ermenileri Tarihi, s. 376-384).

II B�L�M :

1908 MESRUTIYET ILANI VE SONRASI

Birinci d�nya savasina kadar ge�en s�re i�inde Ermeni halkinin durumunu
etkileyen gelismeler ve Dersim'de Ermeni toplumu ile politik temsilcilerinin
faaliyetleri hakkinda bir fikir vermek i�in burada yine K. Yerevanyan'dan
�arsancak y�resine iliskin taniklik ve g�zlemleri aktaracagiz. Yazarin
anlatimlari yer yer kendi �ocukluk hatiralari ile �rt�s�yor:

� O kara g�nlerin �zerinden on�� yil ge�mis, �arsancak Ermenileri yapici ve
yaratici olagan�st� gayretlerle yaralarini iyilestirmisti. Ekonomik
gereklerini iyi k�t� karsilayan ve nefes alan toplum daha �ok politik ve
k�lt�rel basin�tan kurtulmanin �zlemi i�indeydi. 10 Temmuz 1908'de ilan
edilen Anayasa ve mesrutiyet, Osmanli y�netimi altindaki b�t�n halklar gibi
Ermeni halkina da umut veren bir gelisme oldu.

Fransiz devriminin �zg�rl�k, Esitlik, Kardeslik sloganina benzeyen
"H�rriyet, Adalet, Musavat" siarlari ile gelen bu yeni d�nem, insani temelde
yepyeni ve ilerici bir ruhla y�netilecek gibi g�r�n�yordu. Genel olarak
Osmanli �lkesinin Gayri-M�slim unsurlari, �zel olarak da Ermeniler, uzun
s�re karanlik bir zindanda kaldiktan sonra disari �ikinca isiktan g�zleri
kamasan ve bir an i�in g�rd�klerine inanamayan insanlarin sarhoslugunu
yasiyorlardi. Ama �ok ge�meden bu g�r�nt�n�n �eliskili ger�ekligine alisir,
eskiyle beslenip yeniyle ifade olunan karisik yasam i�inde umutlarla
kaygilari birarada yasamaya baslarlar. Biz bu aldatici d�nemde bir �ok
tuhaflik g�rd�k ve duyduk. Bunlar agir bir istibdat d�neminden sonra yanlis
anlasilmis ger�ekliklerden kaynaklanan dogal sonu�lardi aslinda.

Halkin dilindeki slogan "Yasasin h�rriyet, adalet, musavat, yasasin millet!"
her yerde yankilaniyordu. B�t�n bunlar iyi, fakat Ermeni k�yl�s� kulaklarina
inanamiyordu. H�rriyet demekle hangi devlet g�revlisi ne anlayacak ve
uygulamada neler g�r�lecekti? Aga yada bey kendisine sormayacak miydi artik
"Ulan gavur, nerye gider, nerden gelir, ne halt karistirirsin?" diye.
T�rkiye'de adalet yada esitlik olabilir miydi aga ile maraba arasinda?.. Bu
gibi sorular �zellikle Ermeni k�yl�s�n�n beyninde d�n�p duruyor, kusku ve
kaygilar yaratiyordu. Bu nedenle Ermeni halki J�n-T�rklerin gelisiyle fazla
kendinden ge�medi, ihtiyatli bir iyimserlik tasidi. Hatta belli veriler
�zerinden �ng�r�l� davranarak bu yeni durumu pariltili bir tuzagin gerilmesi
gibi tehlikeli bulan ve hi� g�venmeyenler de vardi.

Yazik ki aldanmisligin tozpembe r�ya g�nleri �abucak ge�ip yerini agir hayal
kirikliklarina birakti... ve �ok ge�meden kanli kara g�nler daha beteriyle
onu izledi. Egitimsiz fakat sezgili Ermeni k�yl�leri "H�rriyet, Adalet ve
Musavat" adina parlak nutuklara inan�sizlik g�stermekte hakli �ikacaklardi.

Anayasanin ilani �lkenin her k�sesinde �zel t�renlerle kutlandi. Peri'de de
h�k�met konagi, �arsi ve �nemli yerler bayraklarla s�slenmis, davul ve zurna
halki costurmaktaydi. T�rkler son derece sevin�liydi ve istiyorlardi ki
Ermeniler de bu sevince ortak olsun. Degil mi ki yeni anayasal d�zenin
iyiliklerinden en �ok da k�le gibi bir bagimlilik i�inde yasayan Ermeniler
yararlanacakti ve degil mi ki Ermeniler de katkilari ile bu b�y�k basarida
pay sahibi olmuslardi...

T�renlerden �nceki birka� g�n Ermeni okulunun �grencileri hummali bir
hazirlik i�indeydi. �gretmenlerin kan ter i�inde �alismasiyla o g�ne adanan
T�rk�e sarkilar, marslar �greniliyordu.

T�ren g�n� Peri'de 300'den fazla Ermeni �grenci temiz giysileriyle
�gretmenlerin g�zetimi ve okul m�d�r� ile cemaat y�netimi �nc�l�g�nde b�y�k
bayraklar ve marslar esliginde h�k�met meydanina y�r�d�ler. S�ylenen
sarkilardan bir �ogu yeni ve duyulmamis seylerdi. �yle ki T�rkler hayranlik
ve kiskan�likla izliyordu bu g�rkemli ge�iti. Ermeni toplumunun t�ren alayi
meydanda kendine yarasir bir disiplin i�inde yerini aldi. Seref locasi gibi
d�zenlenen konagin sekisi �st�nde kaymakam bey ve diger yetkililerle beraber
Ermeni cemaat �nc�s� de hazirdi. Bizden sonra meydana yetisen T�rk medrese
�grencilerinin bir hafiz �nc�l�g�ndeki t�ren alayi bizim yanimizda olduk�a
zavalli ve d�zensiz bir g�r�n�me sahipti. G�n�n marsi hep bir agizdan
okundu: "Sancagimiz sanimiz, Osmanli �nvanimiz, Vatan bizim canimiz, Feda
olsun kanimiz..."

Daha sonra h�k�met adamlari ile cemaat temsilcilerinin kutlanan olaya
iliskin �vg� dolu konusmalari, M�sl�manlar ile Gayri-M�slimlerin
kardesligine dair nutuklar, karsilikli sevgi g�sterileri ve coskun alkislar
birbirini izledi.

T�ren d�n�s� �arsi i�inde biz T�rk�e bazi �zg�rl�k sarkilari yaninda
Ermenice yurtsever ve devrimci sarkilar s�yledik. Aksama dogru evlerde ayni
coskuyla eglenmeye devam ettik. Karanlik ��k�nce her tarafta mesaleler ve
fenerler yaktilar. Sokaklari davul-zurna inletiyordu. T�rk�, K�rd�, Ermenisi
birlikte halaya durmustu. Belki ilk defadir ki Ahmet'in yaninda Ardases �z
vatandas duygusu ile yurtseverlik sarhoslugu i�inde el ele oynuyordu. Damlar
�zerinde toplanmis kalabaliklar ayni mutlulugu paylasiyordu.

Birbirini izleyen g�nler bazi yenilikler getirdi. �arsancek'in beyleri ve
agalari haksizliga ugramis Ermenilerle dil bulup anlasma yoluna girdiler.
Kendi marabalari ile sakalasmaya basladilar. Hatta onlari "Fila" yada
"Gavur" demeden kendi Ermenice isimleriyle �agirmaya bile alistilar. Bunlar
daha �nce �rnegi g�r�lmemis seylerdi. Mesrutiyetin getirdigi ve daha
getirecegi iyiliklerin bir kismi olarak algilaniyordu. Bunlarin cazibesiyle
Ermeni halki sarhos edilmek isteniyordu. Samimi olarak itiraf etmeliyiz ki,
bir ka� ay boyunca bu g��l� aldanma hali her t�rl� kuskudan uzak devam etti.

Peri'de Ermenilerin ulusal yasami uyanis belirtileri g�stermeye basladi. Iki
etkili siyasi parti; Sosyal-Demokrat Hin�akyan Gusaktsutyun (Sosyal-Demokrat
�agri Partisi) ile Hay Hegapoxagan Tasnaktsutyun (Ermeni Devrimci
Federasyonu) kendi faaliyetlerine daha canli sekilde yeniden hiz verdiler.
Buna bagli olarak toplanti salonlari a�ildi, parlak s�ylevler birbirini
izledi. Peri'de o zamana kadar halka a�ik sahnede politik konusmalar
yapildigi g�r�lm�s degildi. Bu t�r �alismalar b�t�n�yle gizli y�r�t�l�rd�.
Serbest olmasiyla beraber halkin ragbeti de artiyor, yapilan propagandalari
herkes ilgiyle izliyordu.

Kendine g�veni artan Ermeni gen�ligi �ekincesiz konusmaktan silah kusanmaya
kadar a�ilim g�stermekteydi. Bag-bah�e, dag ve derelerde askeri egitim
yapanlar bile oluyordu. Peri i�inde Ermeniler o kadar insiyatif kazandi ve
etkinlik saglamisti ki, T�rkler onlarla s�rt�smemek i�in dikkatli olmaya ve
temkinli davranmaya basladilar.

�arsancak k�yleri ile mukayese edilirse Peri kasabasi daha mutlu g�nler
yasadi. K���k ticaret ve zanaat isleri kayda deger si�ramalar g�sterdi. Peri
�nemli bir merkez haline geldi. �evre k�ylerin n�fusu buraya yerlesme
amaciyla bosalmaya basladi. Artan talebi karsilamak i�in yeni yapilar insa
edildi. Daha �nce g��l�kler nedeniyle Istanbul, Amerika ve baska yerlere g��
etmis olanlar yavas yavas d�nmeye basladilar. Bunlar da getirdikleri maddi
zenginlikle Peri'nin ekonomik kalkinmasina hizmet ettiler.

Okul ve egitim faaliyetleri ayni sekilde ilerleme g�sterdi. Binasi yenilenen
ve daha yetkin kadroyla desteklenen okulun egitim d�zeyi ve kalitesi
y�kseldi. Ermenice dil ve tarih �grenimi, yanisira k�lt�rel etkinlikler
g��lenerek yeni nesilin ruhunda yeni ufuklar a�maya basladi. Okul disinda
mezunlar birligi ve onun tiyatro ekibi �rg�tlendi. Peri'de ilk olarak
sahnelenen "�arsili Artin Aga" oyunu b�y�k ilgi uyandirmisti. Her yanda bir
heyecan ve cosku vardi. �retken ve yaratici halkimiz �n�ne engeller
�ikarilmasa daha neler yapabilirdi...

Ne var ki uzun boylu gelismelere firsat verilmeyecekti. B�t�n �lke sathinda
mesrutiyetin bir dogu �i�egi gibi �abucak soldugu yerler i�inde �arsancak
�evresi belki de ilk sirayi alirdi. Ittihat y�netimi kendi ilerici maskesini
�ok �abuk d�s�rd�. Feodal beyler ve agalarin etkisi altinda eski baski
ortamina kolayca d�n�ld�. Kisa bir s�re gemlenmis olan T�rk ve K�rt otorite
sahipleri yakin �evreleriyle birlikte yeniden pervasiz davranmaya
basladilar. Bunun esas magduru yine Ermeni halki olacakti. Toprak gaspi,
dayak, hakaret ve envayi �esit zul�mler birbirini izledi. Sakli tutulan kin
ve nefret duygulari her firsatta yeniden disa vurulur oldu

Ermeni halki gitgide hayal kirikligina ugrayarak bir seyi bilince �ikartmaya
basladi. S�yle ki, bir yandan fanatik milliyet�ilik, bir yandan bagnaz
dincilik ve onun besledigi k�r itaatkarlik devam ettik�e, T�rkiye'de
�zg�rl�k �zerine konusmak ne kadar m�mk�n olsa da onu ger�eklestirmek
imkansiz olacakti. Mesrutiyet denilen sey sanki T�rkiye'yi ziyarete gelmis
ve acinasi ger�ekligi g�rmekle gerisin geri ka�ip gitmisti.

�zerinden bir yil ge�meden Nisan 1909'da Adana ve �ukurova b�lgesi
Ermenileri b�y�k bir kirima ugratildi. 30 bin cana kiyan bu kirim ve talan
hareketi eski Islam bagnazligi kadar yeni y�kselme yolundaki T�rk��l�g�n de
damgasini tasiyordu. T�rk-M�sl�man sermayesi yararina Gayri-M�slim
unsurlarin tasfiyesi, toprak ve sair zenginliklerin el degistirmesi Ittihat
ve Terakki y�netiminin de hedefiydi. Ama onlar bu olayi Istanbul'daki 31
Mart Vakasi ile birlikte Abd�l Hamit'in hesabina kaydetmek suretiyle
kendilerini sorumluluktan siyirmayi becerdiler. B�ylece �atismali olduklari
padisahin degismesini sagladiklari gibi Ermenilere daha uzunca bir s�re dost
g�r�nmeyi de basaracaklardi.

Adana tarim alanlarinin genisligi ve �r�nlerinin bolluguyla �nl�yd�. Her yil
pamuk ve tahil �retimi i�in �evre vilayetlerden binlerce yoksul k�yl� oraya
�alismaya giderdi. Bunlar arasinda �arsancak'in Ermenileri de vardi. O yil
yasanan Adana katliaminda bir �ok �arsancakli da yasamini yitirmisti.
Hayatta kalanlarin memlekete getirdikleri kara haberler aci ve �z�nt�
yaninda g�vensizlik ve gelecege dair endiseleri de yeniden b�y�tecekti.

Ermenilere y�nelik tehdit daha belirgin hale geliyordu. Peri'den Dersim'e
ulasim tehlikeli olmustu. Xiran, Sade ve Izoli K�rtleri yine soygunlar
yapiyor, Ermeni esnaf ve zanaatkarlar serbest gezemiyordu. �arsancak Ermeni
toplumu bu gibi �n belirtileri g�rmekle 1895 talan g�nlerini hatirliyor ve
gelecek yeni badirelere karsi tedbirli olmanin duyarliligini tasiyordu.� (K.
Yerevanyan, Age, s. 384-390).

�Z SAVUNMA DENEMELERI

� Mesruti y�netimin gelip ge�ici �zg�rl�k ortaminda Hin�ak ve Tasnak
partileri kendi gizli �rg�tl�l�klerini a�ik ederek �alismaya koyulmuslardi.
Diger b�lgelerle baglar kurulmus, Ermeni ulusal g��leri daha merkezi ve
koordineli hareket ediyordu. Kafkas'tan, Van'dan, Erzurum'dan sik sik
devrimci kadrolar gelip �arsancak k�ylerini ve �zellikle Peri'yi ziyaret
ediyorlardi. �rg�tlenme isi g��l� bir ivme kazaniyordu.

Halkin �nemli bir b�l�m� halen ezik duygular i�inde b�t�n olup bitenleri
"tanrisal yazgi" sayarak itaatkar bir durusa egilimli olmayi s�rd�r�yor,
�areyi b�t�n haksizliklara sabirla katlanmakta g�r�yor ve baskaldiri fikrine
uzak duruyordu. Temel insani haklarinin bilincine varan ve bunlari elde
etmek i�in m�cadele geregine inananlar azinliktaydi. Bunlar i�inde �ne
�ikanlar halki uyanik olmaya, haklarini tanimaya, geleceklerini savunmaya ve
tabii olarak �rg�tlenmeye �agiriyordu. �rg�tlenmek ve silahlanmak g��l� bir
savunma yapabilmenin sartiydi.

Mesrutiyet ilanini izleyen iki yil i�inde beylerin, agalarin, h�k�met
adamlarinin yeni zorbaliklari kendini g�stermeye baslamis, Ermeni k�yl�s�
yer yer eskisinden k�t� eziyetlere ugramaktaydi. Peri Ara�nortarani (Cemaat
�nc�l�g�) yerel y�netime ve Istanbul Patrikhanesi �zerinden Bab-i Ali'ye
yazili sikayetleri bildiriyor, fakat sonu�suz kaliyordu.

Hin�ak ve Tasnak y�neticileri gece-g�nd�z toplantilar yapiyor ve savunma
isini �rg�tlemeye �alisiyordu. O g�nlerde K�rt akinlari �zerine yeni
s�ylentiler d�nmeye baslamisti. Bu s�ylentileri firsat bilen h�k�met Peri'de
tedbirler alma g�r�n�m� altinda Ermenileri savunma isine katilim g�stermeye
davet etti. Ermenilerin g�c� hakkinda tam bir fikre sahip olma gizli
niyetiyle bu �agriyi yapan h�k�met, askeri kuvvetlerin listesini �ikartmayi
ve bir de k���k tatbikat yapmayi �nerdi. Ermeni y�neticiler bunu saflikla
kabul etti. T�rk y�neticiler K�rtlere ise bu durumu "Ermenilerin K�rt
yayilmasina karsi birlikte hareket i�in h�k�mete basvurduklari" seklinde
tersinden yansitacaklardi.

Peri'nin kuzey tarafi K�rt saldirilarinin muhtemel yolu olarak g�r�ld�g�
i�in savunma tatbikati orada yapildi. T�rkler batidan gelen yolu
denetleyecek, Ermeniler ise dogu istikametini savunacakti. Orada Pagnik ve
Xusin yolu kenarindaki eski Ermeni mezarliginin taslari dogal mevziler
olarak kullanilabilirdi. Bu d�zenleme disinda Ermeniler sehrin i�
savunmasini da planlamisti.

Savunmaya g�n�ll� herkes silahlarini yaglayip temizliyor, barut ve kursun
eksiklerini gideriyor, kapi ve ge�itleri berkitmeye �alisiyordu. Bir
kelimeyle Perili Ermeniler ayakta ve savunma hazirligi i�indelerdi.

T�rk y�neticiler Ermenilerin silahli g�c�n� ve hareket kabiliyetini g�rmekle
endise duymaya baslamis, bu g�c�n bir g�n kendilerine k�t� bir s�rpriz
yapabilecegini d�s�nerek Hozat'tan daha fazla asker talep etmisler.

Itiraf etmek gerekir ki Ermeniler bu konuda gizli ve sessiz hazirlanma
yerine her seyi a�iga d�kmek ve abartili davranmakla ciddi hataya d�st�ler.
Silahlarin alim satimi bazen ortalikta oluyordu. T�rkler Xarpert'ten ve
baska yerlerden gizli silah temin edildigini de biliyordu. Her Ermeni
sehirde serbest�e silah tasimaya baslamis, k���k dalasmalarda tabanca ve
han�er g�stermek moda olmustu. �z�m zamani her bagdan y�kselen eglence
naralarina silah sesleri eslik ediyordu. H�k�met ve ticaret �evreleri i�inde
T�rkler i�in bazi Ermeniler kabadayi tavirlari ve hesapsiz �ikislariyla
dikkat �ekici olmaya baslamisti.

O zamana kadar �arsancak k�ylerinin ondalik vergilerini toplamak bu
�evredeki bazi feodal m�lk sahiplerinin tekelindeydi. Bunlar karsilarinda
aniden Aleksan Gopoyan gibi tehlikeli bir rakip buldular. Gopoyan �ok kisa
bir s�re i�inde yalniz Ermenilerin degil, T�rklerin ve K�rtlerin de arasinda
saygi duyulan �nl� bir sima haline gelmisti. Onun maddi ve manevi y�kselen
g�c� geleneksel aga takimi i�in bir tehditti. "Ne demek" diyorlardi agalar;
"gavurun biri g�z�m�z�n �n�nde b�yle serbest�e h�kmetsin?.. Bu bize bir
meydan okuma sayilir!". B�ylece dis bilemeye baslamislardi. Ama Aleksan
Gopoyan kolay yutulacak lokma degildi. Cesur-atilgan ve halka yakin
kisiligiyle etkinligini daha da arttirdi. �� katli konagi �nemli
misafirlerin, resmi g�revlilerin, halk temsilcisi kisilerin bulusma merkezi
haline gelmisti. Aleksan Aga'nin s�zleri, isleri, yigitlik ve alicenaplik
�rnekleri etrafinda efsaneler �retilmeye baslanmisti.

1912 yazinda bir g�n Peri'nin �nde gelen T�rklerinden H�sn� Bey bir ziyafet
d�zenleyip Aleksan Aga'yi da davet eder. Peri suyunun �te y�z�ndeki a�ik bir
mesire yerinde sofralar kurulup kalabalik misafirler agirlanir. Karsilikli
kadehler kaldirilir, dostluk serefine s�zler s�ylenir. H�sn� Bey ile Aleksan
Aga i�ki i�mede sonuna kadar yarisirlar. D�n�s yolunda yine karsilikli
birbirleri serefine silah sikarak giderler. Xolopik'lerin bagina
yetistikleri sirada H�sn� Bey bir ka� adim geride kalir, tekrar tabanca
sesleri y�kselir ve Aleksan Aga'nin ansizin basi kanlar i�inde yere
yigildigi g�r�l�r.

Aleksan'in �l�m haberi Peri'yi sarsar. S�pheler H�sn� Bey �zerinde
yogunlasir, fakat karambole getirilmis cinayetin sorusturmasi uzayip gider.
Hozat Mutasarifligi'na devredilen dava 1915'e kadar sonu� alinamadan s�rer.

Bu olay b�lgede T�rk-Ermeni iliskilerinin yeniden gerilmesine yol a�ti.
Kismi g�ven duygusu yerini daha �ok kusku ve endiselere birakti.� (K.
Yerevanyan, Age, s. 391-396).

ERMENI PARTILERI VE FEDAILERIN �ARSANCAK'A GIRISI:

� B�t�n arastirma �abalarimiza ragmen bu b�lgede ilk ulusal devrimci
tohumlarin hangi tarihlerde kimler tarafindan atildigini tespit edebilmemiz
m�mk�n olmadi. Devrimci hareketin baslangi�ta asiri gizli olmasi nedeniyle
�alismalar �ok az katilimci tarafindan bilinebilirdi. Bu bakimdan net
bilgilere sahip olamasak da ulusal ve sosyal boyundurugun �teden beri
�ekilmez oldugu b�yle bir alanda devrimci harekete ilginin gecikmeden
kendini g�stermis oldugunu saniyoruz.

1887'de Cenevre'de kurulan Sosyal-Demokrat Hin�ak Partisi Bati-Ermenistan'in
kirsal b�lgelerinde hizla ve coskuyla taraftar bulmaya baslamisti. Hen�z
onun kurulusu �ncesinde yer yer kendiliginden olusmus yurtsever gruplar
vardi. Hin�ak Partisi birbirinden bagimsiz bu k���k gruplari ulusal ve
sosyal kurtulus amaci etrafinda birlestirip merkezi bir �nderlige bagladi.
Gizli devrimci �alismalar �ilekes halkin bagrinda derin k�kler saliyordu.
1890'da Ermeni ulusal hareketi i�indeki fikir ayriliklarindan yeni bir
olusum; Hay Hegapoxagan Tasnaktsutyun (Ermeni Devrimci Federasyonu) ortaya
�ikmisti. 1900'lerde gelisen ulusal hareket Hin�ak ve Tasnak partilerinin
ayri ayri �nc�l�k ve etkinlikleri altinda sekilleniyordu.

1908 Mesrutiyet ilanindan hemen sonra �arsancak'ta a�ik�a �rg�tlenmeye
baslayan Hin�ak ve Tasnak partileri kisa zamanda b�y�k bir pop�larite elde
ettiler. Bu basari daha �nceden gizlice ve sessizce atilmis tohumlarin
�r�n�yd�.

�arsancak'in merkezi Peri'de n�fusun b�y�k �ogunlugunu olusturan Ermeni
halki bu iki politik g�� etrafinda kenetlenmeye basladi. Iki partinin ayri
hareket etmesi halk arasinda ayriliga ve i� kavgalara yol a�madi. Peri halki
siki akrabalik baglariyla genelde birbirine tutkundu. Hin�aklar ve Tasnaklar
belli g�r�s farklariyla birlikte ortak hedeflere sahiptiler. 1912-13'e kadar
�arsancak'ta hissedilir bir Hin�ak-Tasnak s�rt�smesi yasanmadi. Dahasi onlar
birlikte �z savunma planlari yapip yine birlesik �abalarla belli �l��de
silah da temin ettiler. Ne yazik ki yeri geldiginde bu silahlari
kullanamadilar.

�arsancak'in konumu dikkate alinirsa, K�rtler ve Zazalarla �evrili olan bu
alanda onlarla anlasma ortami bulunamazsa Ermenilerin silahli baskaldirisi
�ok zor ve tehlikeli olurdu. Peri'nin �z savunmasini basarili kilmak i�in
sunlar �nemliydi: a) Ermeni halkinin birlikteligi, b) K�rtlerle dostluk ve
isbirligi, 3) Bu saglanamadigi taktirde K�rtlerin sehire saldiri ihtimaline
karsi etkili �nlemlerin alinmasi. Bu bakimdan d�s�nd�r�c� olan durumlar,
�rnegin K�rtlerin h�k�met y�nlendirmesiyle Ermenilere karsi doldurusa
gelmeleri s�zkonusu iken, Ermeni ulusal g��leri gerekli girisimleri yapma ve
hazirliklari g�rmede pasif kaliyordu. Malesef Dersimlilerle dil bulma
y�n�ndeki �abalar h�k�met hesabina


rich murphy

unread,
May 23, 2009, 1:41:16 PM5/23/09
to

That is bull-shit: a true bull-shit


On May 22, 1:49 am, "Özcan Soysal" <OSoy...@arcor.de> wrote:
>  ERMENI KIRIMLARI VE DERSIM
>
> Derleme-Çeviri-Yorum: Hovsep Hayreni
>
> Kaynaklar:
>
> Çarsancak Ermenileri Tarihi, Kevork Yerevanyan, 1954-Beyrut
>
> Çemisgezek Ve Köyleri, Hampartsum Kasparyan, 1969-Erivan
>
> Bu konu, henüz yayinlanmamis olan "Ermeni Kaynaklarinda Dersim" isimli kitap
> çalismasi içinde yer aliyor. Kitabin yayinlanmasi daha zaman alacakken,
> Ermeni kirimlariyla ilgili tamamlamis oldugum bölümünü bu asamada Internet
> üzerinden sunmayi uygun gördüm.
>
> Bunun iki bakimdan yararli olacagini düsünüyorum. Birincisi, Osmanli'nin son
> döneminde yogunlasan Ermenilere yönelik tasfiyeci politika ve kanli
> uygulamalarin daha somut anlasilmasina katki yönüdür. Özellikle 1915 Ermeni


> Tehciri'nin nasil uygulandigina iliskin canli tanikliklar, bu olayin

> karakterini ortaya koymasi bakimindan önemli. Yerel plandaki uygulama
> örnekleri bu gibi merkezi politikalarin aynasi sayilir. Ikincisi, Ermeni
> kirimlari zamaninda Dersim'in durusu ve Kizilbas-Zaza-Kürt (1) asiretlerinin
> tutumunu somutlamaya katki yönüdür. Bu da özellikle 1915 ve sonrasi çok
> sayida Ermeniler için Dersim'in oynadigi kurtarici rolü göstermesi
> bakimindan önemli. Bunun yaninda farkli ve çelisik tavir örnekleri de
> geçiyor, ki bunlar ayrica Dersimlilerin kendi yakin tarihlerini daha
> bütünlüklü ve objektif degerlendirmelerine yardimci olabilir.
>
> ?
> IÇINDEKILER
>
> I Bölüm :


>
> 1895-96 ERMENI TALAN VE KIRIMI ..................................... 3
>

> Çemisgezek ve Köylerinde Yasananlar


> .......................................... 5
>
> Sehrin Korunmasini Saglayan Kirvelik .............................. 5
>

> Köylere Kanli Saldirilar
> ..................................................... 6
>
> Çarsancak'da Yasananlar


> ............................................................... 10
>
> Peri ve Hose'de Talan
> ........................................................ 10
>
> Mazgirt'te Dersim'in Dostlugu .......................................... 12
>

> II Bölüm:


>
> 1908 MESRUTIYET ILANI VE SONRASI .............................. 13
>

> Öz Savunma Denemeleri
> ............................................................... 16
>
> Ermeni Partileri ve Fedailerin Çarsancak'a Girisi ....... 17
>
> Firtina Öncesi Aldatici Hava
> ......................................................... 18
>
> III Bölüm:
>
> I DÜNYA SAVASI, SEFERBERLIK,


>
> 1915 ERMENI TEHCIRI VE SOYKIRIMI ....................... 19
>

> Çarsancak'da Yasananlar


> ............................................................... 27
>
> Peri'de Seferberlik
> .............................................................. 27
>
> Kitlesel Tutuklama
> ............................................................. 28
>

> Birinci Ölüm Kafilesi


> ......................................................... 29
>
> Katliam Furyasi .................. 29
>

> Türklestirme .................... 30
>
> Kanli Sürgün ................... 31


>
> Tila Pert Katliami .................. 36
>
> Mazgirt Kirimi
> .................................................................... 37
>

> Kirilan ve Sürülen Köyler ..................................................
> 37
>
> Çemisgezek'de Yasananlar
> ............................................................ 38
>
> Sehirde Ilk Önlemler


> .......................................................... 38
>
> Tutuklama ve Katliam Serileri ........................................... 39
>

> Kalanlarin Sürgün ve Kirimi ..............................................
> 41
>
> Çemisgezek Köylerinin Sürgünü ........................................ 44
>
> IV Bölüm:
>
> KAÇAK ERMENILERIN SIGINAGI DERSIM ...................... 54
>
> Çemisgezekli Göçmenlerin Dersim Anilari ....................................
> 55
>
> Çarsancakli Göçmenlerin Dersim Anilari
> ....................................... 60
>
> Pertek'te Bir Kavusma Öyküsü
> ...................................................... 64
>
> Peri'ye Dönüs ve Dersim'in Dayanismasi


> ...................................... 67
>
> Erzincan, Erzurum ve Kafkas Yollarinda
> ....................................... 69
>

> Çemisgezek'e Dönen ve Kalanlarin Durumu ................................. 71


>
> 1915'den 1938'e Kader Ortakligi
> ................................................... 73
>
> NOTLAR

> ...........................................................................­.............
> 74
>
> I BÖLÜM :


>
> 1895-96 ERMENI TALAN VE KIRIMI
>

> Osmanli devleti içinde Ermenilerin görece önemli nüfus yogunluguna sahip


> oldugu 6 vilayette (Erzurum, Van, Bitlis, Sivas, Elazig, Diyarbakir)
> agirlasan magduriyet kosullari ulusal ve sosyal reform talepleri ile Ermeni

> sorununu öne çikarmis ve uluslararasi alana tasimisti. Bu sorun sömürgeci


> devletler arasi rekabet ve paylasim kavgasina malzeme olusturan genel dogu

> sorununun önemli bir halkasini teskil ediyordu. Yasanan gelismeler Ermeni


> sorununu 1878'de farkli kanallardan iki ayri uluslararasi anlasmaya (San

> Stefanos ve Berlin) konu etse de biri birini çelmeleyen bu devletler ve
> muglak ifadelerle dolu anlasma maddeleri Osmanli devleti üzerinde ciddi bir
> yaptirim gücü olusturmadi.
>
> Osmanli devleti sözkonusu 6 vilayetin hiç birinde Ermenilerin çogunluk
> olmadigini ileri sürerek en ufak bir özerklik tanimamakta israr ediyordu.
> Türk, Kürt, Zaza, Arap, Çerkez ve sair etnik gruplar (bunlarin Alevi
> kesimleri de dahil olmak üzere) yekpare bir bütün gibi "Müslüman nüfus"
> seklinde ele alinip Gayri-Müslimler ise en küçük etnik ve mezhepsel
> farklarina kadar ayri ayri tanzim edilmekle, doguda çogunluk-azinlik dengesi
> kolayca Ermeniler aleyhine gösterilmis oluyordu. Son yüz yillara kadar bir
> çok yerde çogunluga sahipken baski altinda gitgide dagilan Ermeni nüfusu
> artik tek basina çogunluk olusturmuyordu belki, ama "Müslüman" kategorisi
> içinde toplanan etnik gruplar da ayri ayri sayilsa çogu yerde muhtemelen hiç
> biri salt çogunluk olusturmayip göreceli çogunluk hesaplari yapmak
> gerekecekti. Böyle adil bir yaklasim gösterilse, dogu vilayetlerinde
> Ermenilerin yer yer halen birinci, çogu yerde ise artik ikinci sirada olmak
> üzere Kürtlere yakin bir yogunluk arzettikleri görülürdü.
>
> Islami esaslara dayali Osmanli politik sistemi bölgede yerel otorite
> imtiyazini Müslüman olmalarindan dolayi fiilen Kürt feodal beylerine tanimis
> olup, bu durum sürekli Ermeniler aleyhine gelismeleri kosulladigindan
> dolayi, reform taleplerinin özellikle Ermenilerden gelmesi dogaldi.
> Gayri-Müslimlere yüklenen agir vergiler, toprak gasplari, ayrimci ve keyfi
> yönetim, rüsvet, suistimal, angarya ve zorbaliklar, Ermeni halkinin önde
> gelen sikayet nedenleriydi. Yavuz Selim zamanindan beri Safi Kürtleri
> bölgede hem Sii ve Kizilbas etkinligine, hem de Hristiyan yogunluguna karsi


> kendi merkezi sistemine dayanak yapmis olan Osmanli Devleti, onlari halen

> "ümmet" anlayisiyla kullanma çabasindaydi. Bu durum kayirilan feodal üst
> zümreler ve nemalanan çevreleri disinda Kürtlerin de yararina sayilamazdi.
> Ümmet yerine millet olarak taninmak ve gerektiginde bagimsizlik dahil ulusal
> hak ve özgürlüklere kavusmak onlarin da hakkiydi. Tarihte Ermenistan olarak
> bilinen cografyanin Osmanli hakimiyetinde kalan bati bölümünün gelinen
> asamadaki demografik yapisiyla tartismali bir gerçeklik arzettigi de
> dogruydu. Kuzeye dogru yayilan ve çogalan Kürt nüfusu bölgede Ermenilerle o
> kadar içiçe geçmisti ki, Bati Ermenistan ile Kuzey Kürdistan'i belli
> sinirlarla ayirt etmek iyice zorlasmisti. Durumun böyle olmasi, özerklik
> taleplerinin her iki ulus açisindan dengeli bir düzenlemeyle karsilanmasina
> engel degildi gerçi. Ama eski statüyü degistirme niyeti olmayan Osmanli
> devleti, bölgedeki nüfus oranlari konusunda yukardaki kaba hileye
> basvurmanin yaninda, Ermeni nüfusunu rakam olarak da elden geldigince az
> göstererek özerklik ve reform taleplerini bosa çikartmaya çalisiyordu.
>
> Rakamlar ve oranlarla oynama disinda Ermeni nüfusunu fiilen dagitma ve
> tasfiye etmenin çesitli yol ve yöntemleri de firsat bulundukça denenecekti.
> Ermeni sorununun nihayi "çözüm"ü olarak I Dünya Savasi içinde girisilen
> soykirimi öncesinde bu tasfiyenin dogu genelindeki yaygin fakat kismi bir
> denemesi 1895-96 yillarinda gerçeklestirildi. Bunu daha lokal bir deneme


> olarak 1909 Adana katliami izledi.
>

> Doguda Hamidiye Alaylari'nin da örgütlenmesiyle yogunlasan baski-zulüm,
> toprak gasbi ve sair uygulamalar Sasun yöresinde Ermenileri 1894'te isyana
> yöneltmisti. Bu hareketi kanla bastiran Sultan Abdülhamit, bir yerde isyan


> edilmis olmasini bahane ederek Orta ve Dogu Anadolu genelinde Ermenileri
> hedeflemekte gecikmedi. Islam bagnazligiyla "gavur"a karsi harekete

> geçirilebilecek çesitli gruplari kiskirtma, gayri-resmi silahli çeteleri öne
> sürme yoluyla her tarafta bir saldiri furyasi estirildi.
>
> 1895 güzünden 1896 baharina kadar devam eden yagma-talan ve kirimlara
> devletin güvenlik güçleri kimi yerde katilip, kimi yerde seyirci kalarak


> kolaylik sagladi. Erzurum'dan Maras'a, Sivas'tan Van'a, Diyarbakir'dan

> Trabzon'a onlarca sehir ve yüzlerce kasabada bir nevi "cihad" gibi cereyan
> eden olaylar, sayisiz mahalle, köy, manastir ve kiliseleri harabeye çevirdi.
> Ülke genelinde 300 bine yakin can kaybi ve büyük maddi zayiat ile Ermeni
> halki bu dönem önemli bir güç yitimine ugratildi.


>
> Saldirilar kimi yerde Ermenileri din degistirmeye zorlarken, kimi yerde

> "cennetlik olmak" için dogrudan ve hunharca katliam biçiminde yürütülmüs,
> kiminde ise mal-mülk ve toprak gaspi önde gelen amaç olmustu. Doguda
> Ermenilerin reform talepleri gerçeklik kazanirsa bunun Kürtler aleyhine
> olacagi ve Müslümanlarin "gavur hakimiyeti" altina girecegi propagandasi
> özellikle Kürtler arasinda etkili olmus; bu tehlikenin önünü alma ve Ermeni
> zenginliklerine konma dürtüsü zaten bir kismi Hamidiye Alaylari'nda
> örgütlenen Safi Kürtleri yiginlar halinde saldiri furyasina dahil etmisti.
> Bu durum saldirilari örgütleyen Osmanli devletinin dis dünya nezdinde
> sorumlulugu Kürtlere mal ederek kendini temize çikartmasini da
> kolaylastiracakti.
>
> Dersim'in Alevi-Zaza ve Kürtleri genelde Osmanli devletiyle çatismali ve
> Ermenilerle iyi iliskiler içinde olduklarindan, baska bölgelerin asiretleri
> gibi devlet hesabina vurucu güç olarak kullanilmalari pek mümkün olmamis ve
> iç Dersim'deki Ermeniler bu olaylardan fazla etkilenmemistir. Asagidaki
> anlatimlarda görülecegi gibi Dersim'in asiret liderlerinden bazilari bagimli
> bölgelerdeki Ermeni dostlarini koruma yönünde silahli güçleriyle harekete
> geçerek kurtarici rol de oynamistir. Bununla beraber yine anlatimlar içinde
> geçen çesitli isimler, saldiri furyasina katilan ve ganimetten nasibini
> almaya çalisan Dersimli asiretlerin de mevcut oldugu fikrini veriyor.
>
> Yapilan tasvirler, çevre köy ve kasabalari talan etmeye yatkin olan
> birçoklarinin bu özellikleriyle tesvik edilerek 1895 olaylarinda


> kullanildiklarina isaret ediyor. Saldiri furyasina katilan Dersimlilerin

> yagma ve talan disinda bir amaç gütmedikler anlasiliyor. Yine de direnisle
> karsilasilan yerlerde kan dökme ve yakip yikma gibi örnekler sergileniyor.
> Direnissiz kaçirtilan yerlerde en azindan insanlar yerinden edilmis oluyor.
> Sonuçta kanli ve kansiz bu tip saldirilarin da Ermeni nüfusunu dagitma ve
> tasfiye etme planina yaradigi açiktir.
>
> Eldeki kaynaklarin gösterdigi kadariyla Dersim'de 1895-96 olaylarindan
> güneydeki bagimli bölgelerin (Çemisgezek ve Çarsancak'in) Ermeni yogun
> yerlesim alanlari önemli ölçüde etkilenmistir. Genis planda Dersim'in dis
> çeperlerini olusturan ve kimisi yine bagimli Dersim yöreleri arasinda
> sayilan Arapkir, Egin, Gürün, Kemah, Erzincan, Tercan, Kigi ve Palu talan


> saldirilari yaninda ciddi katliamlara da sahne olmustur. Ancak eldeki

> kitaplarin verdigi ayrintilar iç Dersim'e yakin olan Çemisgezek ve Çarsancak
> yöreleriyle sinirli kaliyor. (2)
>
> ÇEMISGEZEK VE KÖYLERINDE YASANANLAR
>
> Yöreyle ilgili H. Kasparyan'in kitabinda su bilgiler yer almakta:
>
> « 1895 kirimindan Çemisgezek sehri bir sekilde muaf kaldi, fakat Ermeni
> nüfusun yogun oldugu köyleri talan ve kirimdan önemli ölçüde nasibini aldi.
>
> Sehrin kurtulmasinda önemli rol oynayan Uspak mahallesinden Avedis Axikyan
> bunun üzerine Ermenilerden "Millet" ünvanini almisti. Aslinda bu seref onun
> yakin dostluk içinde oldugu ve dar günde Hizir gibi yardimini aldigi
> Dersimli Kizilbas Kürt liderlerinden Süleyman Aga'ya aitti.


>
> SEHRIN KORUNMASINI SAGLAYAN KIRVELIK
>
> Avedis'in torunu bayan Verjine Inceyan ABD'den yazdigi 24 Kasim 1960 tarihli
> mektubunda bu olaya deginiyor:
>

> "Dedem Avedis Efendi Hozat'in Meclis-i Idare'sine üyeymis. Bir defasinda
> Hozat'tan dönerken Dersim'in etkili Kürt asiret reislerinden Süleyman Aga'nin
> evine misafir olmus. O gece Süleyman Aga'nin gelini bir erkek çocuk
> dogurmus. Kizilbas-Kürt geleneklerine uygun olarak çocugu dedemin kucagina
> verip kirvelik ilan etmisler. Böylece Süleyman Aga ile Avedis Efendi


> arasinda samimi bir dostluk gelismeye baslar.
>

> 1895'te Ermeni kirimiyla ilgili haberler alan Süleyman Aga Avedis Efendi'ye
> adam gönderir ve onun aailesi ile yakinlarini kendi yanina almak için 40
> katir yollamayi önerir.
>
> Dedem yanit olarak, eger bütün sehrin Ermenilerini korumasi mümkünse bunun


> iyi olacagini, degilse kendisinin sehir halkiyla beraber kalmayi ve ayni
> kaderi paylasmayi tercih edecegini bildirir".
>

> Süleyman Aga haberci gönderirken Uspak mahallesine komsu Bogosi köyünde
> beklemis. Uspak kusatma altindaymis. Avedis Efendi kendini hasta gösterip
> kilise etrafinda dolasma bahanesiyle mahalle disina çikarak Bogosi köyüne
> gitmis.
>
> "Bu gizemli görüsmeden sonra" diye devam ediyor Verjine; "ertesi sabah
> Süleyman Aga öncülügünde 500 Kürt Uspak mahallesine gelir. Aga kendi
> korumalariyla Avedis Efendi'nin evine konaklar. Silahli güçlerin bir kismi
> Surp Sarkis kayasina çikar. Kalanlar da 50'serli gruplar halinde mahallenin
> köse baslarina mevzilenirler.
>
> Bütün Uspak minnet duygusu içinde koca kazanlarla pilav ve et pisirir,
> mahallenin koruyucusu Kürtleri agirlamaya çalisir.
>
> Süleyman Aga'nin Uspak'a gelisini duyan Çemisgezek kaymakami Tahsin Bey bir
> kaç polisle birlikte 'hosgeldin' demeye gelir. Yemek sirasinda dedemin
> israrli davetine ragmen Türkler sofraya oturmaz. Fakat Süleyman Aga onlara


> aldiris etmeden dedemle beraber yemege ve sohbete devam eder. Kaymakam kendi

> adamlariyla evi terkeder, ama bir saat sonra iki polis gönderip Süleyman Aga'nin
> kendisiyle görüsmek için hükümet konagina gelmesini rica eder".
>
> Süleyman Aga onlarin kötü niyetini hissettiginden görüsme yeri olarak Uspak'in
> degirmen deresini önerir. Bunun üzerinde anlasirlar.
>
> Tahsin Bey ile binbasi belirlenen yere gelirler. Süleyman Aga ile Avedis
> Efendi orada beraberdir. Kaymakam Süleyman Aga ile özel görüsmek ister.
> Bunun üzerine Avedis Efendi uzaklasir.
>
> Verjine'nin anlatimina göre kaymakam Süleyman Aga'ya "Talan etmek için mi,
> yoksa korumak için mi geldiklerini" sorar.
>
> Sorunun ardindaki niyeti anlamak isteyen Süleyman Aga "Talan etmeye geldik"
> diye yanitlar.
>
> "Pekiyi" der kaymakam sevinçle; "Siz talan edin, biz de kiralim".
>
> Bu cevap üzerine Süleyman Aga hiddetli sekilde binbasiya döner ve kaç


> askerleri bulundugunu sorar. 400 asker yanitini alinca kararlilikla sunu

> söyler:


>
> "Dinleyin kaymakam ve binbasi efendi; ben buraya sevgili kirvemi ve

> akrabalarini korumaya gelmisim. Sahip oldugum silahli gücü yanimdaki
> adamlardan ibaret zannetmeyin. Su anda silahimi ateslesem çevrede mevzi
> tutan 2 bin Kürt hemen yardima yetisir. Bir tek Ermeniye dokunacak olursaniz
> hepinizi kiliçtan geçiririm".
>
> Bu sert cevap üzerine Tahsin Bey ile binbasi görüsmeyi sona erdirip
> giderler.
>
> Dedesinden dinledigi olayi bu sekilde aktaran Verjine, Kürtlerin sonraki 5
> gün boyunca mahallede nöbet tuttuklarini ve ancak tehlikenin geçtigine
> inandiktan sonra köylerine döndüklerini yaziyor.
>
> Böylece Uspak mahallesinin güvenligi saglandigi gibi Çemisgezek'in diger


> mahalleleri de 1895 kirimindan muaf tutulmus olur.
>

> Ermeni köylerinin talan edilisi sirasinda sehire siginanlar olurken,
> sehirdeki Türkler de kirim ve talan hazirligi içindedir. Sehirde büyük bir
> telas yasanir. Der Sukias kilisede bir nutuk çekerek halka cesaret vermeye
> çalisir. Ayni gece sehrin kesislerinden Der Garabet yetiskin erkekleri
> toplayip muhtemel tehlikelere karsi önlem almak için danisir. Bir yandan
> savunma çareleri aranirken, bir yandan da kaymakam ve binbasi üzerine etki
> yapilmaya çalisilir.
>
> Der Sukias'in yani sira Sarafyan Harutyun ve Jamgoçyan Giragos'un
> girisimleriyle binbasi Ermeni mahallelerine asker gönderip güvenligi
> saglatmak zorunda kalir. Sonuçta bunu mümkün kilan yine Süleyman Aga'nin
> yaptigi pesin uyari olmustur.
>
> Çemisgezek sehri bu sayede 1895 kirim ve talanindan kurtulur. Fakat Ermeni
> nüfus yogunluguna sahip köylerin büyük çogunlugu bu felakete ugrar ve
> kurbanlar verir.
>
> KÖYLERE KANLI SALDIRILAR
>
> MIADUN'da: Türk ve Kürt çeteleri köyü kusatir. Saldiriya ugrayan Miadun'da
> köylüler birkaç gün silahli direnis gösterir. Çatismalarda Haci Hagop, Haci
> Kevork, Hovagim Bogikyan, Bedros Tertsakyan vurularak ölürken köyün kesisi
> Der Nisan ise kilise içinde yakilir. Köyü tam olarak ele geçiremeyen


> saldirganlar evleri atese verir. Dehsete kapilan halk herseyi birakip sehire

> kaçar. Köyde yalniz Müslüman olmayi kabul eden dört kisi kalir. Bunlar
> Ançirti'ye gider ve bir kaç ay sonra tekrar Hristiyan olarak Çemisgezek'e
> gelirler.
>
> Sehire kaçan köylüler iki yil orada kalir, daha sonra 80 haneden 25'i geri
> döner ve yikik köyü yeniden insa etmeye koyulur. Bunlarin bir kismi 1898'de
> tekrar göç eder ve geride 12 hane kalir.
>
> MAMSA'da: Kirimin baslamasindan önce Kürtler yazidan köyün davarini sürüp
> götürür. Mamsali Ermeniler ve Hay-Horomlar daha önce Arapkir taraflarindan


> gelen yangin ve duman gibi belirtilerle kismen uyanmis olarak direnis

> hazirligi görürler.
>
> Olaydan birkaç gün önce hükümet sözümona köyü savunmak için 6 jandarma
> gönderir. Ama Kürt gruplari köye saldirinca bunlar göstermelik birkaç karsi
> atis yaptiktan sonra çekilir ve Sisna'daki jandarmalari da alarak sehire
> dönerler.
>
> Köyün kadinlari yüksek noktalarda gözcülük yapar, erkekler av tüfekleriyle
> savunmayi sürdürür. Kürtler bazi evlere ates birakir, kadinlar söndürmeye
> çalisir. Evlerden birinde Takuhi Acemyan yaralanir, ötekinde Kohar ile
> gelini ve bir küçük kiz ölür. Bazi damlari ele geçiren Kürtler çatismada
> üstünlük saglar. Asagida kursunlara hedef olan yasli Tuma Amu, Arakel
> Acemyan, Nikol, Anna ve Migirdiç Efendi ölür. Çatismada Samusakli Süleyman
> Aga'nin kardesi yaralaninca Kürtler onu alarak uzaklasirlar. Mamsa köylüleri
> 3-4 saatlik direniste yarisi kadin olmak üzere 8 ölü ve 2 yarali verirler.
>
> Sonraki günlerde bir grup köyde savunma tedbirlerini sürdürürken bazilari
> Garmiri'ye, bazilari da Çemisgezek'e gider. Garmiri'ye gidenler Tahsin Bey'le
> görüsmek ister, fakat giriste bekleyen Türkler Tahsin Bey'in emriyle hareket
> ettiklerini söyleyerek onlari köye sokmaz.
>
> Çemisgezek'e giden grup Çarsamba pazarinin kuruldugu meydanda silahli Türk
> ve Kürt gruplariyla karsilasir. Buranin da güvenli olmayacagini düsünerek
> köye geri dönmek isterler. Fakat birkaç gün sonra Zivtenots isimli derenin
> içinde bu köylülerden Hagop Melikyan, Xilarents Hagop, Hovhannes Minoyan,


> Harutyun Acemyan ve oglu Toros'un elleri bagli cesetleri bulunur. Bu
> katliamin sehirdeki Necip'in Ahmet tarafindan tertiplendigi yolunda

> tahminler yürütülür. Ancak yillar sonra Garmirili Tahsin Bey'in kardesi Kel
> Silo bunun kendi isi oldugunu ilan ederek övünür.
>
> Mamsa'dan bazi aileler sehire gitmek isterken Sisna gedigi üstünde silahli
> Türkleri görür ve dagilarak Sevtil tarafina kaçarlar. Sonra bir bir
> toplanarak Doganli Kizilbas Kürtlerden Memed'in çadirina siginirlar. Onun
> yoklugunda karisi bir kaç saat kendilerini saklar, yedirip içirir ve sonra


> baska yoldan sehire gitmelerini saglar.
>

> Ertesi gün Kürtler Mamsa'da elde ettikleri ganimeti Surp Kevork Kilisesi
> önünde toplamis paylasirken Hovsep Hovsepyan Türkçe olarak "Korkmayin,
> Ermeni askerleri geliyor" diye bagirir. Bunu duyan Kürtler ganimeti birakip
> kaçar. Onlardan sonra çevre köylerin Türkleri gelir ve savunmasiz köyün


> kalan mallarini yagma ederler.
>
> Mamsalilar zarar ziyan listesi yaparak Istanbul'daki Patrikhane'ye

> gönderirler, fakat sonuçsuz kalir.
>
> SISNA'da: Olaydan önce hükümet buraya da jandarma gönderir ve "saldiriya
> ugrayan Ermenileri koruma" görüntüsü vermeye çalisir. O günlerde hirsizliga
> gelen bir Kürt de vurulur. Ama Türk Vartenik ve Surp Toros köylerinin
> Türkleri silahli saldiriya geçince jandarma hiç karsilik vermeden sehre
> çekilir. Çaresiz kalan Ermeniler de kaçarak sehire siginir ve sahipsiz kalan
> evleri soyulur. Sisna'nin Türkleri önce tarafsiz kalir, ama sonra onlar da
> talana istirak eder.
>
> GARMIRI'de: Ermeni evleri saldiriya ugrar, talan edilir. Bedros Topçuyan
> öldürülür. Türkler Ermenilere tek kurtulus yolunun Islamiyete geçmek
> oldugunu telkin eder. Zaten bütün bölgede Ermenilerin din degistirmeye


> basladigi yalanini uydurarak etkili olurlar. Garmiri Ermenileri can

> telasiyla Islam dinini kabul eder. Ancak 1896 baharinda çevre köylerin
> Islamlasmadigini görünce kendileri de yeniden Hiristiyanliga dönerler.
>
> MORISXAN'da: Hükümet buraya da 3 jandarma gönderir. Köyün Ermenileri Türk
> komsularina güvenerek önemli esyalarini onlarin evlerine emanet birakirlar.
>
> Talan günlerinde buraya Pertek'li Kürtler saldirir. Jandarmalar hemen
> uzaklasir. Köyü birlikte savunur gözüken Türk komsulari da köy disina
> çekilir ve Ermenilerin kaçmasindan sonra Kürtlerle birlikte evleri talan
> ederler. Köyün kilisesi yakilir. Ermeniler sehire ve Yerits Akarak köyüne
> siginir. Sehir yolu üzerinde Sarxosin deresi içinde Hayrabet Misirliyan
> öldürülür.
>
> Ertesi yilin bahari köye dönenler komsulara biraktiklari emanetleri de geri
> alamaz. Donikyan'larin degerli esyalarini evine almis olan Yüzbasi
> "Garmirili Tahsin Bey'in götürdügünü" söyler.
>
> PAZAPON'da: Benzeri gelismeler yasanir. Bu köyde yasananla ilgili Garabet
> Papazyan'in 1962'de Gislavodski'de yazdigi "Mangagan Huser" (Çocukluk
> Anilari)'ndan bir bölüm aktaralim:
>
> "Sonbahardi. Ekim isi yeni bitmis, agaçlar yapraklarindan soyunmaya
> baslamisti. Birgün ansizin Türk ve Kürt çeteleri köye saldirdi. Köyü
> savunmak için bekleyen jandarmalar kaybolmustu. Köylülerin kendini savunacak
> gücü de yoktu. Evler atese verildi, bütün köy yangin yerine döndü.
>
> Biz çocuklar dev alevleri görerek seviniyor ve "molet yakiliyor" diye


> bagiriyorduk. Aksam olunca annem beni bagrina yaslayip 'Bizim evin dami
> yandi, nereye gidelim yavrum' diye agladi. Yasananin eglenceli birsey
> olmadigini anladim.
>

> Ertesi sabah bir Türk komsu bizi Sisna'ya götürdü. Orada durum daha kötüydü.
> Köyün Türkleri Ermenileri bir yere toplamis Islamiyeti kabul etmeleri için
> üsteliyordu. Ihtiyar kesis Der Harutyun kendini yere atmis 'Önce benim
> boynumu kesin! Ben inancimdan dönmem! Halkim pesimden gelin!' diye
> bagiriyordu.
>
> Bu korkunç manzaranin yasandigi gün biz Mamsa'ya kaçtik. Oradaki durum daha
> da dehsetliydi. Yanik-yikik köyde Türkler Ermeni evlerini yagmaliyordu. Daha
> sonra jandarmalarin gözetiminde sehire ulastik. Bütün kisi teyzemin evinde
> geçirdik. O kisin ben ve baska çocuklar Der Kasparyan'in evinde Ermenice
> alfabeyi ögrendik.
>
> Ilkbaharda büyüklerimiz yikintilari onarmak ve yeniden insa etmek için köye
> döndüler. Biz ise yazin gittik ve harabeye dönmüs köyümüzü görünce agladik.


> Okul-kilise yerle bir edilmisti".
>

> YERITS AKARAK'da: Çevre köylerin talan edilmekte oldugu haberini köylüler
> duymustu. Ova köylerinin talanina katilan Diab Aga atli olarak birkaç


> adamiyla gezinti halinde buraya gelir. Niyeti belki de kesif yapmaktir.
>

> Köyün önde gelenleri agayi saygiyla karsilar ve sicak misafirperverlik
> gösterirler. Yeni dogmus Gazaros Zenneyan'i yemek sirasinda Diab Aga'nin


> kucagina verir ve kirvesi olmasini isterler. Buna 'hayir' diyemeyen Diab Aga

> kirvelik geregi ister istemez köyün savunmasini da üstlenir. Giderken
> adamlarindan birini oraya nöbetçi birakir.
>
> Ertesi gün Karaballi asiretinden bir baska grup köyü talan etmeye gelir.
> Köyde bulunan bir kaç jandarma ve Diab'in adami engel olmaya çalisir, ama
> bas edemeyince jandarmalar çekilir. Diab'in adami silahini gelenlere teslim
> eder. Onlarin girisi sirasinda aniden Diab Aga çikagelir. Iki aganin kisa
> görüsmesinden sonra Karaballi Kürtler köyde karinlarini doyurur ve talan
> için Morisxan'a dogru giderler. Bir kaç defa degisik gruplar gelir, ama Diab'in
> adami engel olur. Kendisine inanmayanlar da Diab'in atini görerek ikna olur.
>
> Anlatiliyordu ki Diab'a armaganlar sunmak için ev basina ortalama 3 altin
> harcama yapilmis, ama her ailenin katkisi kendi gücüne göre olmus. Talan
> korkusu geçtikten sonra da Diab adamlarini katirlarla Yerits Akarak'a
> gönderir ve bedelini köylülere ödetmek üzere Severek ve baska köylerden
> bugday aldirirmis. Bundan baska köy halki 1908'e kadar her yil 3 kile
> (yaklasik 400 kilo) dövülmüs bulgur hazirlayip Diab Aga'ya teslim ederdi.
>
> BIREXI'de: Çevre köylerden Türk ve Kürt gruplar saldirir. Köylüler direnis
> gösterir. 5 kurban verdikten sonra çaresiz herseyi birakip kaçarlar. Evleri
> talan edilir.
>
> MURNAYI'de: Buraya ise Laçin Usagi asiretinden Kürtler saldirir. Iki
> jandarma ile köylüler üç saat kadar siki direnis gösterir. 7 kayip veren
> Kürtler dört bir yandan köyü atese verir. Yangin her yani sardigi için
> köylüler yakindaki sehire siginmak zorunda kalir. Üç yil Çemisgezek'te
> yasadiktan sonra 1898'de köye dönerler. Yikik evleri ve yanmis kiliseyi
> öncesinden daha güzel yeniden insa ederler. Bu vesileyle asagi köy yukari
> köye birlesir.
>
> XARASAR'da: Karaballi Kekke Aga 80 silahli adamiyla köye saldirir. Köydeki
> Türkler Ermenilerle beraber direnirken "Kürtler ganimeti alip uzaklassinlar"
> diye davarin bir kismini köy disina salmalarini tavsiye ederler. Öyle
> davranilarak can kaybi olmadan saldiri atlatilir. Ama ertesi gün baska
> asiret gruplari gelir, kalan davari da onlar alip götürür.
>
> Iki gün sonra Haci'nin oglu Dursun "Garmirili Tahsin Bey'in istegiyle
> Türkler Ermenileri kirmaya hazirlaniyor" diye Ermenilere gizlice haber verir


> ve Arapkir tarafina gitmelerini tavsiye eder. Bazilari ciddiye alir ve
> gider.
>

> Ertesi gün Küvereli Kürt Nuri Türklerin kiskirtmasiyla gidenlerin evlerini
> yagmalar, iki evi atese verir ve K. Dinkçiyan'i öldürür.
>
> BARDIZAK'da: Selim Bey'in yönettigi Türk ve Kürt gruplari saldirir.
> Köylülerle birlikte savunmaya geçen iki jandarmanin verdigi karsilik sonucu
> bir Kürt vurulur. Selim Bey kendilerinin Bab-i Ali'den gelen emirle hareket
> ettiklerini söyleyerek jandarmanin aradan çekilmesini saglar. Köylüler
> herseyi birakip komsu Ehme'ye kaçarlar. Saldirganlar ne bulursa engelsiz
> alip götürür. Kisi Ehme'de büyük güçlük içinde geçiren köylüler ilkbaharda
> yari yikik evlerine döner ve onarmaya koyulurlar.
>
> TUMA MEZRA'da: Bu köy gerçi toprak agasi Selim Bey'indi, ama Ermeni nüfusu
> burada da soyulmaktan kurtulamadi. Türk ve Kürt gruplarin saldirisi
> sirasinda Selim Bey mahsus köyden uzaklasir ve talan eylemi engelsiz
> gerçeklesir.
>
> Hazari, Hagtuk (Ahtük) ve Dekke köyleri Kürt agalarin koruyuculugu ve
> bütünüyle Ermeni olan nüfusun birligi sayesinde bu talan ve kirimdan zarar
> görmediler. Bölgede cereyan eden olaylar içinde saldirgan ve yagmaci olan
> Kürt agalari kadar koruyucu olanlar da vardi.
>
> Sonraki yillarda yer yer yinelenen saldirilar içinde Kürtler Ermeni-Türk
> ayirt etmeden köyün davar sürülerini götürür ve bazen fidye alarak geri
> birakirlardi. Bunun örnekleri Morisxan, Sisna, Hazari ve Miadun'da görülmüs,
> Mamsa'da ise davarin götürülmesine kalmadan haraç verilerek kurtarilmisti.
> Bardizak ve Murnayi nüfusu ise bir defasinda 2-3 haftalik erzaki yanina
> alarak magaralara çekilmis, silahli savunma kararliligi ile caydirici olmayi
> basarmisti.
>
> Çemisgezek kirsalindaki Ermeni nüfusun durumu 1908'e kadar böyleydi. 1908
> sonrasi da düzelen bir sey olmadi. Ilan edilen Anayasa ve hak-hukuk


> vaadlerine ragmen gaspedilmis topraklarin iadesi saglanamadi.» (Hampartsum

> Kasparyan, Çemisgezek ve Köyleri, 379-390).
>
> ?
>
> ?
>
> ÇARSANCAK'DA YASANANLAR
>
> Merkezi Peri olmak üzere Mazgirt, Pertek ve Sagman çevresini kapsayan
> Çarsancak kirsal alaninda yasananlari ise K. Yerevanyan özetliyor:
>
> « Ermenileri hedefleyen saldiri tufani her yerde oldugu gibi Çarsancak'da da
> 1895 sonbahari esmeye basladi. Yerel yönetici ve memurlar yukardan gelen
> talimatla Çarsancak'in agalari ve beylerini saldiri için örgütlerken
> Dersimli bazi Kürt asiretlerini de yagma ve talana tesvik etmislerdi.
>
> Silahsiz Ermeni halki gelen felaket karsisinda çaresiz ve umutsuzdu. Önce
> korku yayan fisiltilar dolasti, sonra bunlar Türk yetkililerin açik ifade ve
> tehditlerine dönüstü. Ermeni köylülerin kulaklari Dersim'den gelecek
> saldirilara iliskin çeliskili söylentilerle dolmustu. Halkin tehlikelere
> gögüs germe cesareti zayifliyordu. Çogu yerde Kürtlerin ve Türklerin iyi


> komsuluguna bel baglama anlayisi hakimdi. Bunu farkeden bazi tanidik simalar

> degerli esyalarini kendilerine emanet etmeleri için "gavur" dostlarina
> telkinde bulunuyordu.
>
> Ermeniler arasinda korku ve saskinlik hali devam ederken Dersimli Kürtlerin
> insan seli Çarsancak ovasina dökülmeye basladi. Onlar çakmakli tüfek,
> tabanca ve kiliçlarla silahli halde Medzgerd (Mazgirt) ve Tsorak'tan düze
> indikleri gibi Ermeni köyleri ve evlerini talan etmeye koyuldular.
> Geçtikleri yeri kurutan çekirgeler misali bir uçtan öbür uca yayilip
> gittiler. Köylülerin direnmeye ne gücü, ne de cesareti vardi. Etraflari
> dag-bayir, yollar ve geçitler silahli çetelerle doluydu. Öyle ki çoklari
> kaçmayi bile göze alamiyordu. Beylerin ve agalarin kapilari siginmak
> isteyenlerin yüzüne kapaniyordu. Çarsancak agalari kendi marabalarina bile
> sahip çikmak istemiyordu.


>
> PERI ve HOSE'de TALAN
>

> Çarsancak köyleri birbiri ardina talan edilirken bir yandan sira Peri'ye de
> gelir. Kürt çeteleri Peri kasabasina Pagnik tarafindan girer. Kasabanin
> Ermeni nüfusu kaçis için tek açik yol olan güney istikametine yönelir.
> Niyetleri Peri suyunu geçtikten sonra Demirci daglari üzerinde ve vadiler
> içinde izlerini kaybettirmektir. Ama suyu geçerken Kürt çeteler onlari
> bulur, neyse ki üzerlerinde olani soymakla yetinirler.
>
> Kürtler Peri girisinde muhtemel bir direnise karsi güçlerini göstermek için
> yogun silah atislari ve "havar" bagirtilariyla hareket ederler. Ama çok
> geçmeden görürler ki karsilik veren yok, aksine herkes kaçma telasinda. O
> zaman balta ve nacaklariyla kapilari kirip evleri ve dükkanlari yagma
> ederler.
>
> Kasabada direnis cesaretini gösterebilen çok az insan çikar. Bunlardan biri
> yigitlik ve bilgeligiyle bütün çevrede ünlenmis olan Xuri Beg (Der Krikor


> Mazmanyan) isimli kesis olur. Onun silahli savunmasi sonucu saldirganlardan

> bir kaçi vurulur.


>
> Peri'deki bu olayda fazla insan kaybi olmaz. Yalnizca 15 Ermeni ve

> karsiliginda 4-5 Kürt ölür.


>
> 1895'in canli taniklarindan simdi Amerika'da yasayan Hose'li Mesrop
> Derderyan'in bu dramatik gelismeleri karakterize eden anilari okunmaya
> degerdir:
>

> "1895'in 23 Eylül'ünde esekle odun getirmek için ormana gitmistim. Dönüsümde
> bir molla ve bir Kürt üzerime saldirdilar. Molla daha acimasiz elindeki
> deynegi basima indirirken tanidik olan Kürt ona engel olmak istedi, ama o da


> darbelerden nasibini aldi. Kana bulanmis halde kosarak Hovsepyan'larin

> degirmenine yetistim. Orada Mixsi Bedros'u gördüm. 80 yasina ragmen gençleri
> kiskandiracak bir dinamizm içinde, seshane tüfegi sag elinde, palaska ve
> kütüklügünü kusanmis halde can kurtarici bir melek gibi yanima yetisip ne
> oldugunu sordu. Basimdan geçeni anlattim. Olayin yankisi köye hemen ulasmis
> ve biraz da abartili oldugu için bizimkileri kaygilandirmis. Hayatta
> olduguma sükür ettiler.
>
> Hovsepyan'larin degirmeni Hose'nin girisindeydi ve o günlerde bugday-arpa
> çuvallariyla doluydu. Kürtler bunun kokusunu alarak gelir ve talan böylece
> baslar. Degirmende bulunan Avak hemen köye haber yetistirir. Köylülerden bir
> grup Mixsi Bedros'un öncülügünde kosup gelir. Fakat degirmeni bos bulurlar.
> Mixsi Bedros'un yegeni Kaspar Kürtler tarafindan hançer darbeleriyle
> öldürülmüstür. Mardiros da yaralanir, ancak Gugas onlarin elinden kurtulmayi
> basarir.
>
> Mixsi Bedros Kaspar'in cesedini görünce Avak'a kizdi: 'Neden daha erken
> haber vermedin ki saldirganlarin bir kaçini da ben onun yanina
> yatirsaydim!..'
>
> Sonraki günlerde Hose'nin Kürtler tarafindan kusatildigina dair bir haber
> yayildi. Hose köyü Peri suyunun öte yüzünde (güney yakasindaki) tek Ermeni
> köyüydü. Çevresindeki Kara Yusuf, Demirci, Sallar, Çalxadan, Bagsis, Karsan,
> Cafikan, Kerkeznin, Xoyagin, Piadan, Dink vs. hep Kürt köyleriydi. Hose'yi
> kusatan bu köylerin Kürtleri olmustu. Ermeniler kaçmayi düsünüyordu. Bu
> sirada Palu'dan süvari bir zaptiye köye yetisti. 'Vay hinzir gavurlar, Palu'da


> sizden kimse kalmadi, siz halen yasiyor musunuz? Durun Peri'ye ulasiyim,

> basiniza gelecekleri görürsünüz' diye tehditler savurup gitti.


>
> Az sonra Demirci'den Berxoglu Haci Yusuf, Haci Molla ve Xello kendi

> gulamlari ile Hose'ye geldiler. Bütün erkekleri toplayip kendi silahlarini
> onlara verdiler ve söyle dediler: 'Biz sizi burada savunamayiz, herkes kendi


> kirveleri yada tanidiklarinin yanina gidip saklansin. Eger karsilik

> göstermezseniz sizi öldürmezler. Ama talan için emir gelmis, bundan kurtulus
> yok'.
>
> Hose'de Zurnaciyanlar gerçi mülk sahibi degil, ama büyük bir sülaleydi.
> Çevre köyler içinde büyük sayginlik kazanmis ve çokça Kürt dostlar


> edinmislerdi. Berxoglu Molla Zurnaciyan'larin dostuydu. Onun tavsiyesiyle

> önemli esyalarimizi Demirci'ye tasidik.
>
> Ertesi sabah (25 Eylül'de) Kürtler Peri'yi basti. Peri içinde az bir direnis
> oldu. Bizi kurtaran Molla, ki ünlü bir çete basiydi, o gün talana katilmak
> amaciyla Peri'ye gitmisti. Orada direnis gösterenlerden Harutyun Ermonyan'in
> evine yaklasinca ona atesi kesmesi için seslenir ve kendilerini
> kurtaracagina dair namus sözü verir. Bunun üzerine Ermonyan atesi keser.
> Molla sözüne sadik kalir ve onu ailesiyle götürür. Fakat Ermonyan'in
> elindeki silahin sahip olmak istedigi martin degil de basit bir çifte
> oldugunu görünce hayal kirikligina ugrar.
>
> Peri'de direnenler içinde Mixsi Mikayel'ler, silah tamir ustasi Nazar
> Puçikyan ve Der Krikor Mazmanyan (Xuri Beg) vardi. Bunlar uzun süre silahli
> mukavemet gösterdikten sonra izlerini kaybettirmisler.


>
> Der Krikor Mazmanyan dedem Der Arakel ile birlikte kesis tayin edilmisti.

> Çok yigit bir insandi. Haçin yannda silahi, Incil'in yaninda kilici eksik


> etmezdi. Der Krikor'un Peri'deki direnisini kendi konagindan izleyen Sadik

> Bey onun hesabini görmek için üzerine ates yagdirmis, fakat basarili
> olamamis.
>
> 27 Eylül'de hükümet Molla'ya kendi yaninda saklanan Ermenileri disari
> çikartmasi için haber göndermis. Molla bize biraz iase verip yol gösterdi.
> Oradan Demirci daglarina geçtik ve Peri'nin vaziyetini karsidan izledik.
> Artik hiç bir silah sesi duyulmuyordu. Issiz bir çöle dönmüstü.
>
> Zurnaciyan'lari Demirci'ye nakletmek için Hose'ye gittiklerinde Molla ve
> adamlari orada karsilastiklari Izoli asiretinden Kürtlerle çatismis ve Seyit
> Hüseyin ile oglunu öldürmüsler. Bu çatisma içinde Molla'nin da iki parmagi


> kesilmis. Molla daha sonra korumasi altindaki Ermenilere kesik parmaklarini

> gösterip 'Bunlar sizin yüzünüzden oldu, karsiliginda iki de adam öldü. Artik
> burada durmayin, Izoli asireti intikam için bizim üzerimize gelir, o durumda
> çok zarar görürsünüz' diyerek uzaklasmalarini istemis.
>
> Daha sonra Hose'ye dönmek zorunda kaldik. Evlerin kapi ve pencereleri
> kirilmis, içleri bosaltilmisti. Yiyecek birseyler aramak için Jamgoçyan'larin
> evine gittik. Bir de ne görelim, Jamgoçyan Bogos'u karnindan baglamis ve bas
> asagi sarap küpünün içine basmislar. Her yanda yürek paralayici görüntüler


> vardi. Hovsepyan'larin evi halen yaniyordu. Artik Hose'de kalamazdik. Peri'ye

> geçtik. Orasi daha sakin görünüyordu. Bulutyan Apkar Efendi'nin evine
> yerlestik.
>
> Bir cuma günü hükümet tellal çagirtip kaçak Ermeni köylülerin harman yerinde


> toplanmalari emrini yaydi. Peri Ermenilerinin ise camiye toplanip Islamiyeti

> kabul etmeleri isteniyor, aksi halde acimadan kirilacaklari söyleniyordu.
>
> Sonradan ögrendigimize göre Peri'de sandik emini olarak memurluk yapan
> Çemisgezekli Nisan Efendi kaymakamla yakinligini kullanarak onu etkilemis ve
> Ermenileri bekleyen daha kötü akibeti önlemek için bir çözüm bulmaya


> zorlamis. Bunu kabul eden kaymakam 'padisahin emriyle Ermenilere af

> çikarildigini, bundan böyle Ermeni kani dökenlerin cezalandirilacagini'
> bildiren düzmece telgraf örnekleri yaymis. Ayni zamanda 'Hak dinini


> benimseyen her Ermeni bagislanir ve kurtulur' diyerek bunu merkezi

> politikayla bagdastirmaya çalismis.
>
> Camide Müslüman olmak için toplanan Ermenilerden Hovsepyan Sarkis basina
> beyaz bir çit baglamis olarak hararetli sekilde haç çikartinca kendisine
> müdahale ederler. 'Islamda haç çikartilmaz, öyle degil söyle yap' diye. Hoca
> der ki 'Ziyani yok, yavas yavas namaz kilmayi ögrenir'...
>
> Mixsi Bedros'u harman yerinde tutup diz çöktürür ve Piadanli Ali Xaya'ya
> emrederler ki onu Müslüman etsin. Ali bagirir 'Mixsi salavat getir!' Mixsi
> haç çikartarak baslar 'Hanun hor yev vortvo yev hokvuyn' diye Ermenice dua
> etmeye. Bu 'kart gavur'u döndürmenin mümkün olmadigini görerek orada
> öldürmeye karar verirler. Fakat gel gör ki Ali Xaya Mixsi'nin çok ekmegini


> yemis ve minnet duygusu ile baglidir. Mixsi'nin kulagina fisildar; 'Ben

> silahimi bosa sikacagim ve diyecegim ki Mixsi'ye degmiyor'. Böyle bir kaç
> defa siktiktan sonra 'Mixsi aziz oldugu için ona kursun islemiyor' diyerek
> onu ölümden kurtarir..."
>
> 1895 talani Çarsancak merkezi ve köylerinde bu gibi gelismelerle Ermeni
> nüfusunu yogun sekilde magdur eder. Kis agzinda aç ve açik birakir. Yikik
> evler, bosalmis ambarlar, sönmüs ocaklar etrafinda çoluk çocuk aglasir. Yine
> de hayatta kaldiklarina sükrederek kisi geçirmenin çarelerini bulur ve
> çilekes çalismalariyla bu viran yöreleri yeniden senlendirirler.» (K.
> Yerevanyan, Çarsancak Ermenileri Tarihi, s. 376-384).


>
> MAZGIRT'TE DERSIM'IN DOSTLUGU
>
> Yerevanyan'in Mazgirt'e iliskin tanikligina basvurdugu Vosgan Hovhannesyan
> ise su kisa bilgileri veriyor:
>

> "Birinci kirim ve talan (1895) günleriydi. Türk hükümeti Mazgirt'te de
> Ermeniligi yok etmeyi planliyordu. Ama bunun için ne uygun bahaneleri vardi,
> ne de sonuç almaya yetecek hazir güçleri. Bu durumda hükümet Dersim ve
> çevresindeki Kürtlere basvurdu. Asiretleriyle gelip Mazgirt Ermenilerini
> kirmalari için onlara cazip tekliflerde bulundu.
>
> Hükümetin davetine çok sayida Kürtler icabet etmeye baslamislardi. Yalniz


> bir farkla ki, onlar can almaya degil, sadece mal yagmalamaya geliyorlardi.

> Bu yönelim Türk hükümetini tatmin edecek olmasa da, 'hiç yoktan iyi'
> sayacagi bir seydi.
>
> Ancak Kürt hareketinin gürültülü ivmesi ansizin durdu. Zira Dersim'in etkili


> asiret liderlerinden Temir Aga 'kimsenin Ermenilere dokunmamasi ve harekete

> geçenlerin hemen geri çekilmesi' için emir vermisti. Temir Aga ve onu
> izleyen Kürtler, Mazgirt Ermenilerinin bu tehlikeli dönemi zararsiz
> atlatmalarini sagladilar.
>
> O günden sonra Mazgirt Ermenileri ile Dersim Kürtleri arasindaki dostluk
> iliskileri daha bir güçlendi. Bu vesileyle yakilmis türküler de vardi.
> Onlardan birinde su dizeler geçiyordu:


>
> Dolan, dolan, vay vay dolan,
>
> Ermeniler oldu talan,
>

> Kürt geliyor zorba zorba,
>
> Ekmek toplar torba torba,
>
> Kürt geliyor takim takim,
>
> Kürtler Ermeniye yakin."
>
> (K. Yerevanyan, Çarsancak Ermenileri Tarihi, s. 376-384).
>
> II BÖLÜM :


>
> 1908 MESRUTIYET ILANI VE SONRASI
>

> Birinci dünya savasina kadar geçen süre içinde Ermeni halkinin durumunu


> etkileyen gelismeler ve Dersim'de Ermeni toplumu ile politik temsilcilerinin

> faaliyetleri hakkinda bir fikir vermek için burada yine K. Yerevanyan'dan
> Çarsancak yöresine iliskin taniklik ve gözlemleri aktaracagiz. Yazarin
> anlatimlari yer yer kendi çocukluk hatiralari ile örtüsüyor:
>
> « O kara günlerin üzerinden onüç yil geçmis, Çarsancak Ermenileri yapici ve
> yaratici olaganüstü gayretlerle yaralarini iyilestirmisti. Ekonomik
> gereklerini iyi kötü karsilayan ve nefes alan toplum daha çok politik ve
> kültürel basinçtan kurtulmanin özlemi içindeydi. 10 Temmuz 1908'de ilan
> edilen Anayasa ve mesrutiyet, Osmanli yönetimi altindaki bütün halklar gibi


> Ermeni halkina da umut veren bir gelisme oldu.
>

> Fransiz devriminin Özgürlük, Esitlik, Kardeslik sloganina benzeyen
> "Hürriyet, Adalet, Musavat" siarlari ile gelen bu yeni dönem, insani temelde
> yepyeni ve ilerici bir ruhla yönetilecek gibi görünüyordu. Genel olarak
> Osmanli ülkesinin Gayri-Müslim unsurlari, özel olarak da Ermeniler, uzun
> süre karanlik bir zindanda kaldiktan sonra disari çikinca isiktan gözleri
> kamasan ve bir an için gördüklerine inanamayan insanlarin sarhoslugunu
> yasiyorlardi. Ama çok geçmeden bu görüntünün çeliskili gerçekligine alisir,
> eskiyle beslenip yeniyle ifade olunan karisik yasam içinde umutlarla
> kaygilari birarada yasamaya baslarlar. Biz bu aldatici dönemde bir çok
> tuhaflik gördük ve duyduk. Bunlar agir bir istibdat döneminden sonra yanlis
> anlasilmis gerçekliklerden kaynaklanan dogal sonuçlardi aslinda.
>
> Halkin dilindeki slogan "Yasasin hürriyet, adalet, musavat, yasasin millet!"
> her yerde yankilaniyordu. Bütün bunlar iyi, fakat Ermeni köylüsü kulaklarina
> inanamiyordu. Hürriyet demekle hangi devlet görevlisi ne anlayacak ve
> uygulamada neler görülecekti? Aga yada bey kendisine sormayacak miydi artik


> "Ulan gavur, nerye gider, nerden gelir, ne halt karistirirsin?" diye.

> Türkiye'de adalet yada esitlik olabilir miydi aga ile maraba arasinda?.. Bu
> gibi sorular özellikle Ermeni köylüsünün beyninde dönüp duruyor, kusku ve
> kaygilar yaratiyordu. Bu nedenle Ermeni halki Jön-Türklerin gelisiyle fazla
> kendinden geçmedi, ihtiyatli bir iyimserlik tasidi. Hatta belli veriler
> üzerinden öngörülü davranarak bu yeni durumu pariltili bir tuzagin gerilmesi
> gibi tehlikeli bulan ve hiç güvenmeyenler de vardi.
>
> Yazik ki aldanmisligin tozpembe rüya günleri çabucak geçip yerini agir hayal
> kirikliklarina birakti... ve çok geçmeden kanli kara günler daha beteriyle
> onu izledi. Egitimsiz fakat sezgili Ermeni köylüleri "Hürriyet, Adalet ve
> Musavat" adina parlak nutuklara inançsizlik göstermekte hakli çikacaklardi.
>
> Anayasanin ilani ülkenin her kösesinde özel törenlerle kutlandi. Peri'de de
> hükümet konagi, çarsi ve önemli yerler bayraklarla süslenmis, davul ve zurna
> halki costurmaktaydi. Türkler son derece sevinçliydi ve istiyorlardi ki
> Ermeniler de bu sevince ortak olsun. Degil mi ki yeni anayasal düzenin
> iyiliklerinden en çok da köle gibi bir bagimlilik içinde yasayan Ermeniler
> yararlanacakti ve degil mi ki Ermeniler de katkilari ile bu büyük basarida
> pay sahibi olmuslardi...
>
> Törenlerden önceki birkaç gün Ermeni okulunun ögrencileri hummali bir
> hazirlik içindeydi. Ögretmenlerin kan ter içinde çalismasiyla o güne adanan
> Türkçe sarkilar, marslar ögreniliyordu.
>
> Tören günü Peri'de 300'den fazla Ermeni ögrenci temiz giysileriyle
> ögretmenlerin gözetimi ve okul müdürü ile cemaat yönetimi öncülügünde büyük
> bayraklar ve marslar esliginde hükümet meydanina yürüdüler. Söylenen
> sarkilardan bir çogu yeni ve duyulmamis seylerdi. Öyle ki Türkler hayranlik
> ve kiskançlikla izliyordu bu görkemli geçiti. Ermeni toplumunun tören alayi
> meydanda kendine yarasir bir disiplin içinde yerini aldi. Seref locasi gibi
> düzenlenen konagin sekisi üstünde kaymakam bey ve diger yetkililerle beraber
> Ermeni cemaat öncüsü de hazirdi. Bizden sonra meydana yetisen Türk medrese
> ögrencilerinin bir hafiz öncülügündeki tören alayi bizim yanimizda oldukça
> zavalli ve düzensiz bir görünüme sahipti. Günün marsi hep bir agizdan
> okundu: "Sancagimiz sanimiz, Osmanli ünvanimiz, Vatan bizim canimiz, Feda
> olsun kanimiz..."
>
> Daha sonra hükümet adamlari ile cemaat temsilcilerinin kutlanan olaya
> iliskin övgü dolu konusmalari, Müslümanlar ile Gayri-Müslimlerin
> kardesligine dair nutuklar, karsilikli sevgi gösterileri ve coskun alkislar
> birbirini izledi.
>
> Tören dönüsü çarsi içinde biz Türkçe bazi özgürlük sarkilari yaninda
> Ermenice yurtsever ve devrimci sarkilar söyledik. Aksama dogru evlerde ayni
> coskuyla eglenmeye devam ettik. Karanlik çökünce her tarafta mesaleler ve
> fenerler yaktilar. Sokaklari davul-zurna inletiyordu. Türkü, Kürdü, Ermenisi
> birlikte halaya durmustu. Belki ilk defadir ki Ahmet'in yaninda Ardases öz
> vatandas duygusu ile yurtseverlik sarhoslugu içinde el ele oynuyordu. Damlar
> üzerinde toplanmis kalabaliklar ayni mutlulugu paylasiyordu.
>
> Birbirini izleyen günler bazi yenilikler getirdi. Çarsancek'in beyleri ve


> agalari haksizliga ugramis Ermenilerle dil bulup anlasma yoluna girdiler.
> Kendi marabalari ile sakalasmaya basladilar. Hatta onlari "Fila" yada

>  "Gavur" demeden kendi Ermenice isimleriyle çagirmaya bile alistilar. Bunlar
> daha önce örnegi görülmemis seylerdi. Mesrutiyetin getirdigi ve daha


> getirecegi iyiliklerin bir kismi olarak algilaniyordu. Bunlarin cazibesiyle
> Ermeni halki sarhos edilmek isteniyordu. Samimi olarak itiraf etmeliyiz ki,

> bir kaç ay boyunca bu güçlü aldanma hali her türlü kuskudan uzak devam etti.
>
> Peri'de Ermenilerin ulusal yasami uyanis belirtileri göstermeye basladi. Iki
> etkili siyasi parti; Sosyal-Demokrat Hinçakyan Gusaktsutyun (Sosyal-Demokrat
> Çagri Partisi) ile Hay Hegapoxagan Tasnaktsutyun (Ermeni Devrimci


> Federasyonu) kendi faaliyetlerine daha canli sekilde yeniden hiz verdiler.

> Buna bagli olarak toplanti salonlari açildi, parlak söylevler birbirini
> izledi. Peri'de o zamana kadar halka açik sahnede politik konusmalar
> yapildigi görülmüs degildi. Bu tür çalismalar bütünüyle gizli yürütülürdü.


> Serbest olmasiyla beraber halkin ragbeti de artiyor, yapilan propagandalari
> herkes ilgiyle izliyordu.
>

> Kendine güveni artan Ermeni gençligi çekincesiz konusmaktan silah kusanmaya
> kadar açilim göstermekteydi. Bag-bahçe, dag ve derelerde askeri egitim
> yapanlar bile oluyordu. Peri içinde Ermeniler o kadar insiyatif kazandi ve
> etkinlik saglamisti ki, Türkler onlarla sürtüsmemek için dikkatli olmaya ve
> temkinli davranmaya basladilar.
>
> Çarsancak köyleri ile mukayese edilirse Peri kasabasi daha mutlu günler
> yasadi. Küçük ticaret ve zanaat isleri kayda deger siçramalar gösterdi. Peri
> önemli bir merkez haline geldi. Çevre köylerin nüfusu buraya yerlesme
> amaciyla bosalmaya basladi. Artan talebi karsilamak için yeni yapilar insa
> edildi. Daha önce güçlükler nedeniyle Istanbul, Amerika ve baska yerlere göç
> etmis olanlar yavas yavas dönmeye basladilar. Bunlar da getirdikleri maddi


> zenginlikle Peri'nin ekonomik kalkinmasina hizmet ettiler.
>

> Okul ve egitim faaliyetleri ayni sekilde ilerleme gösterdi. Binasi yenilenen
> ve daha yetkin kadroyla desteklenen okulun egitim düzeyi ve kalitesi
> yükseldi. Ermenice dil ve tarih ögrenimi, yanisira kültürel etkinlikler
> güçlenerek yeni nesilin ruhunda yeni ufuklar açmaya basladi. Okul disinda
> mezunlar birligi ve onun tiyatro ekibi örgütlendi. Peri'de ilk olarak
> sahnelenen "Çarsili Artin Aga" oyunu büyük ilgi uyandirmisti. Her yanda bir
> heyecan ve cosku vardi. Üretken ve yaratici halkimiz önüne engeller
> çikarilmasa daha neler yapabilirdi...
>
> Ne var ki uzun boylu gelismelere firsat verilmeyecekti. Bütün ülke sathinda
> mesrutiyetin bir dogu çiçegi gibi çabucak soldugu yerler içinde Çarsancak
> çevresi belki de ilk sirayi alirdi. Ittihat yönetimi kendi ilerici maskesini
> çok çabuk düsürdü. Feodal beyler ve agalarin etkisi altinda eski baski
> ortamina kolayca dönüldü. Kisa bir süre gemlenmis olan Türk ve Kürt otorite
> sahipleri yakin çevreleriyle birlikte yeniden pervasiz davranmaya


> basladilar. Bunun esas magduru yine Ermeni halki olacakti. Toprak gaspi,

> dayak, hakaret ve envayi çesit zulümler birbirini izledi. Sakli tutulan kin


> ve nefret duygulari her firsatta yeniden disa vurulur oldu
>

> Ermeni halki gitgide hayal kirikligina ugrayarak bir seyi bilince çikartmaya
> basladi. Söyle ki, bir yandan fanatik milliyetçilik, bir yandan bagnaz
> dincilik ve onun besledigi kör itaatkarlik devam ettikçe, Türkiye'de
> özgürlük üzerine konusmak ne kadar mümkün olsa da onu gerçeklestirmek
> imkansiz olacakti. Mesrutiyet denilen sey sanki Türkiye'yi ziyarete gelmis
> ve acinasi gerçekligi görmekle gerisin geri kaçip gitmisti.
>
> Üzerinden bir yil geçmeden Nisan 1909'da Adana ve Çukurova bölgesi
> Ermenileri büyük bir kirima ugratildi. 30 bin cana kiyan bu kirim ve talan
> hareketi eski Islam bagnazligi kadar yeni yükselme yolundaki Türkçülügün de
> damgasini tasiyordu. Türk-Müslüman sermayesi yararina Gayri-Müslim


> unsurlarin tasfiyesi, toprak ve sair zenginliklerin el degistirmesi Ittihat

> ve Terakki yönetiminin de hedefiydi. Ama onlar bu olayi Istanbul'daki 31
> Mart Vakasi ile birlikte Abdül Hamit'in hesabina kaydetmek suretiyle
> kendilerini sorumluluktan siyirmayi becerdiler. Böylece çatismali olduklari
> padisahin degismesini sagladiklari gibi Ermenilere daha uzunca bir süre dost
> görünmeyi de basaracaklardi.
>
> Adana tarim alanlarinin genisligi ve ürünlerinin bolluguyla ünlüydü. Her yil
> pamuk ve tahil üretimi için çevre vilayetlerden binlerce yoksul köylü oraya
> çalismaya giderdi. Bunlar arasinda Çarsancak'in Ermenileri de vardi. O yil
> yasanan Adana katliaminda bir çok Çarsancakli da yasamini yitirmisti.
> Hayatta kalanlarin memlekete getirdikleri kara haberler aci ve üzüntü
> yaninda güvensizlik ve gelecege dair endiseleri de yeniden büyütecekti.
>
> Ermenilere yönelik tehdit daha belirgin hale geliyordu. Peri'den Dersim'e
> ulasim tehlikeli olmustu. Xiran, Sade ve Izoli Kürtleri yine soygunlar
> yapiyor, Ermeni esnaf ve zanaatkarlar serbest gezemiyordu. Çarsancak Ermeni
> toplumu bu gibi ön belirtileri görmekle 1895 talan günlerini hatirliyor ve


> gelecek yeni badirelere karsi tedbirli olmanin duyarliligini tasiyordu.» (K.
> Yerevanyan, Age, s. 384-390).
>

> ÖZ SAVUNMA DENEMELERI
>
> « Mesruti yönetimin gelip geçici özgürlük ortaminda Hinçak ve Tasnak
> partileri kendi gizli örgütlülüklerini açik ederek çalismaya koyulmuslardi.
> Diger bölgelerle baglar kurulmus, Ermeni ulusal güçleri daha merkezi ve


> koordineli hareket ediyordu. Kafkas'tan, Van'dan, Erzurum'dan sik sik

> devrimci kadrolar gelip Çarsancak köylerini ve özellikle Peri'yi ziyaret
> ediyorlardi. Örgütlenme isi güçlü bir ivme kazaniyordu.
>
> Halkin önemli bir bölümü halen ezik duygular içinde bütün olup bitenleri
> "tanrisal yazgi" sayarak itaatkar bir durusa egilimli olmayi sürdürüyor,
> çareyi bütün haksizliklara sabirla katlanmakta görüyor ve baskaldiri fikrine


> uzak duruyordu. Temel insani haklarinin bilincine varan ve bunlari elde

> etmek için mücadele geregine inananlar azinliktaydi. Bunlar içinde öne
> çikanlar halki uyanik olmaya, haklarini tanimaya, geleceklerini savunmaya ve
> tabii olarak örgütlenmeye çagiriyordu. Örgütlenmek ve silahlanmak güçlü bir
> savunma yapabilmenin sartiydi.
>
> Mesrutiyet ilanini izleyen iki yil içinde beylerin, agalarin, hükümet
> adamlarinin yeni zorbaliklari kendini göstermeye baslamis, Ermeni köylüsü
> yer yer eskisinden kötü eziyetlere ugramaktaydi. Peri Araçnortarani (Cemaat
> öncülügü) yerel yönetime ve Istanbul Patrikhanesi üzerinden Bab-i Ali'ye
> yazili sikayetleri bildiriyor, fakat sonuçsuz kaliyordu.
>
> Hinçak ve Tasnak yöneticileri gece-gündüz toplantilar yapiyor ve savunma
> isini örgütlemeye çalisiyordu. O günlerde Kürt akinlari üzerine yeni
> söylentiler dönmeye baslamisti. Bu söylentileri firsat bilen hükümet Peri'de
> tedbirler alma görünümü altinda Ermenileri savunma isine katilim göstermeye
> davet etti. Ermenilerin gücü hakkinda tam bir fikre sahip olma gizli
> niyetiyle bu çagriyi yapan hükümet, askeri kuvvetlerin listesini çikartmayi
> ve bir de küçük tatbikat yapmayi önerdi. Ermeni yöneticiler bunu saflikla
> kabul etti. Türk yöneticiler Kürtlere ise bu durumu "Ermenilerin Kürt
> yayilmasina karsi birlikte hareket için hükümete basvurduklari" seklinde
> tersinden yansitacaklardi.
>
> Peri'nin kuzey tarafi Kürt saldirilarinin muhtemel yolu olarak görüldügü
> için savunma tatbikati orada yapildi. Türkler batidan gelen yolu


> denetleyecek, Ermeniler ise dogu istikametini savunacakti. Orada Pagnik ve
> Xusin yolu kenarindaki eski Ermeni mezarliginin taslari dogal mevziler

> olarak kullanilabilirdi. Bu düzenleme disinda Ermeniler sehrin iç
> savunmasini da planlamisti.
>
> Savunmaya gönüllü herkes silahlarini yaglayip temizliyor, barut ve kursun
> eksiklerini gideriyor, kapi ve geçitleri berkitmeye çalisiyordu. Bir
> kelimeyle Perili Ermeniler ayakta ve savunma hazirligi içindelerdi.
>
> Türk yöneticiler Ermenilerin silahli gücünü ve hareket kabiliyetini görmekle
> endise duymaya baslamis, bu gücün bir gün kendilerine kötü bir sürpriz
> yapabilecegini düsünerek Hozat'tan daha fazla asker talep etmisler.


>
> Itiraf etmek gerekir ki Ermeniler bu konuda gizli ve sessiz hazirlanma

> yerine her seyi açiga dökmek ve abartili davranmakla ciddi hataya düstüler.
> Silahlarin alim satimi bazen ortalikta oluyordu. Türkler Xarpert'ten ve


> baska yerlerden gizli silah temin edildigini de biliyordu. Her Ermeni

> sehirde serbestçe silah tasimaya baslamis, küçük dalasmalarda tabanca ve
> hançer göstermek moda olmustu. Üzüm zamani her bagdan yükselen eglence
> naralarina silah sesleri eslik ediyordu. Hükümet ve ticaret çevreleri içinde
> Türkler için bazi Ermeniler kabadayi tavirlari ve hesapsiz çikislariyla
> dikkat çekici olmaya baslamisti.
>
> O zamana kadar Çarsancak köylerinin ondalik vergilerini toplamak bu
> çevredeki bazi feodal mülk sahiplerinin tekelindeydi. Bunlar karsilarinda
> aniden Aleksan Gopoyan gibi tehlikeli bir rakip buldular. Gopoyan çok kisa
> bir süre içinde yalniz Ermenilerin degil, Türklerin ve Kürtlerin de arasinda
> saygi duyulan ünlü bir sima haline gelmisti. Onun maddi ve manevi yükselen
> gücü geleneksel aga takimi için bir tehditti. "Ne demek" diyorlardi agalar;
> "gavurun biri gözümüzün önünde böyle serbestçe hükmetsin?.. Bu bize bir
> meydan okuma sayilir!". Böylece dis bilemeye baslamislardi. Ama Aleksan


> Gopoyan kolay yutulacak lokma degildi. Cesur-atilgan ve halka yakin

> kisiligiyle etkinligini daha da arttirdi. Üç katli konagi önemli
> misafirlerin, resmi görevlilerin, halk temsilcisi kisilerin bulusma merkezi
> haline gelmisti. Aleksan Aga'nin sözleri, isleri, yigitlik ve alicenaplik
> örnekleri etrafinda efsaneler üretilmeye baslanmisti.
>
> 1912 yazinda bir gün Peri'nin önde gelen Türklerinden Hüsnü Bey bir ziyafet
> düzenleyip Aleksan Aga'yi da davet eder. Peri suyunun öte yüzündeki açik bir


> mesire yerinde sofralar kurulup kalabalik misafirler agirlanir. Karsilikli

> kadehler kaldirilir, dostluk serefine sözler söylenir. Hüsnü Bey ile Aleksan
> Aga içki içmede sonuna kadar yarisirlar. Dönüs yolunda yine karsilikli


> birbirleri serefine silah sikarak giderler. Xolopik'lerin bagina

> yetistikleri sirada Hüsnü Bey bir kaç adim geride kalir, tekrar tabanca
> sesleri yükselir ve Aleksan Aga'nin ansizin basi kanlar içinde yere
> yigildigi görülür.
>
> Aleksan'in ölüm haberi Peri'yi sarsar. Süpheler Hüsnü Bey üzerinde


> yogunlasir, fakat karambole getirilmis cinayetin sorusturmasi uzayip gider.

> Hozat Mutasarifligi'na devredilen dava 1915'e kadar sonuç alinamadan sürer.
>
> Bu olay bölgede Türk-Ermeni iliskilerinin yeniden gerilmesine yol açti.
> Kismi güven duygusu yerini daha çok kusku ve endiselere birakti.» (K.
> Yerevanyan, Age, s. 391-396).
>
> ERMENI PARTILERI VE FEDAILERIN ÇARSANCAK'A GIRISI:
>
> « Bütün arastirma çabalarimiza ragmen bu bölgede ilk ulusal devrimci


> tohumlarin hangi tarihlerde kimler tarafindan atildigini tespit edebilmemiz

> mümkün olmadi. Devrimci hareketin baslangiçta asiri gizli olmasi nedeniyle
> çalismalar çok az katilimci tarafindan bilinebilirdi. Bu bakimdan net
> bilgilere sahip olamasak da ulusal ve sosyal boyundurugun öteden beri
> çekilmez oldugu böyle bir alanda devrimci harekete ilginin gecikmeden
> kendini göstermis oldugunu saniyoruz.
>
> 1887'de Cenevre'de kurulan Sosyal-Demokrat Hinçak Partisi Bati-Ermenistan'in
> kirsal bölgelerinde hizla ve coskuyla taraftar bulmaya baslamisti. Henüz
> onun kurulusu öncesinde yer yer kendiliginden olusmus yurtsever gruplar
> vardi. Hinçak Partisi birbirinden bagimsiz bu küçük gruplari ulusal ve
> sosyal kurtulus amaci etrafinda birlestirip merkezi bir önderlige bagladi.
> Gizli devrimci çalismalar çilekes halkin bagrinda derin kökler saliyordu.
> 1890'da Ermeni ulusal hareketi içindeki fikir ayriliklarindan yeni bir


> olusum; Hay Hegapoxagan Tasnaktsutyun (Ermeni Devrimci Federasyonu) ortaya

> çikmisti. 1900'lerde gelisen ulusal hareket Hinçak ve Tasnak partilerinin
> ayri ayri öncülük ve etkinlikleri altinda sekilleniyordu.
>
> 1908 Mesrutiyet ilanindan hemen sonra Çarsancak'ta açikça örgütlenmeye
> baslayan Hinçak ve Tasnak partileri kisa zamanda büyük bir popülarite elde
> ettiler. Bu basari daha önceden gizlice ve sessizce atilmis tohumlarin
> ürünüydü.
>
> Çarsancak'in merkezi Peri'de nüfusun büyük çogunlugunu olusturan Ermeni
> halki bu iki politik güç etrafinda kenetlenmeye basladi. Iki partinin ayri
> hareket etmesi halk arasinda ayriliga ve iç kavgalara yol açmadi. Peri halki
> siki akrabalik baglariyla genelde birbirine tutkundu. Hinçaklar ve Tasnaklar
> belli görüs farklariyla birlikte ortak hedeflere sahiptiler. 1912-13'e kadar
> Çarsancak'ta hissedilir bir Hinçak-Tasnak sürtüsmesi yasanmadi. Dahasi onlar
> birlikte öz savunma planlari yapip yine birlesik çabalarla belli ölçüde


> silah da temin ettiler. Ne yazik ki yeri geldiginde bu silahlari
> kullanamadilar.
>

> Çarsancak'in konumu dikkate alinirsa, Kürtler ve Zazalarla çevrili olan bu


> alanda onlarla anlasma ortami bulunamazsa Ermenilerin silahli baskaldirisi

> çok zor ve tehlikeli olurdu. Peri'nin öz savunmasini basarili kilmak için
> sunlar önemliydi: a) Ermeni halkinin birlikteligi, b) Kürtlerle dostluk ve
> isbirligi, 3) Bu saglanamadigi taktirde Kürtlerin sehire saldiri ihtimaline
> karsi etkili önlemlerin alinmasi. Bu bakimdan düsündürücü olan durumlar,
> örnegin Kürtlerin hükümet yönlendirmesiyle Ermenilere karsi doldurusa
> gelmeleri sözkonusu iken, Ermeni ulusal güçleri gerekli girisimleri yapma ve
> hazirliklari görmede pasif kaliyordu. Malesef Dersimlilerle dil bulma
> yönündeki çabalar hükümet hesabina

Mac...@aol.com

unread,
May 24, 2009, 11:15:16 AM5/24/09
to
On May 23, 10:41�am, rich murphy <RichardTRMur...@yahoo.com> wrote:
> That is bull-shit: a true bull-shit
>
> On May 22, 1:49�am, "�zcan Soysal" <OSoy...@arcor.de> wrote:
>
>
>
> > �ERMENI KIRIMLARI VE DERSIM
>
> > Derleme-�eviri-Yorum: Hovsep Hayreni
>
> > Kaynaklar:
>
> > �arsancak Ermenileri Tarihi, Kevork Yerevanyan, 1954-Beyrut
>
> > �emisgezek Ve K�yleri, Hampartsum Kasparyan, 1969-Erivan
>
> > Bu konu, hen�z yayinlanmamis olan "Ermeni Kaynaklarinda Dersim" isimli kitap
> > �alismasi i�inde yer aliyor. Kitabin yayinlanmasi daha zaman alacakken,

> > Ermeni kirimlariyla ilgili tamamlamis oldugum b�l�m�n� bu asamada Internet
> > �zerinden sunmayi uygun g�rd�m.
>
> > Bunun iki bakimdan yararli olacagini d�s�n�yorum. Birincisi, Osmanli'nin son
> > d�neminde yogunlasan Ermenilere y�nelik tasfiyeci politika ve kanli
> > uygulamalarin daha somut anlasilmasina katki y�n�d�r. �zellikle 1915 Ermeni

> > Tehciri'nin nasil uygulandigina iliskin canli tanikliklar, bu olayin
> > karakterini ortaya koymasi bakimindan �nemli. Yerel plandaki uygulama
> > �rnekleri bu gibi merkezi politikalarin aynasi sayilir. Ikincisi, Ermeni
> > kirimlari zamaninda Dersim'in durusu ve Kizilbas-Zaza-K�rt (1) asiretlerinin

> > tutumunu somutlamaya katki y�n�d�r. Bu da �zellikle 1915 ve sonrasi �ok
> > sayida Ermeniler i�in Dersim'in oynadigi kurtarici rol� g�stermesi
> > bakimindan �nemli. Bunun yaninda farkli ve �elisik tavir �rnekleri de
> > ge�iyor, ki bunlar ayrica Dersimlilerin kendi yakin tarihlerini daha
> > b�t�nl�kl� ve objektif degerlendirmelerine yardimci olabilir.
>
> > ?

> > I�INDEKILER
>
> > I B�l�m :
>
> > 1895-96 ERMENI TALAN VE KIRIMI ..................................... 3
>
> > �emisgezek ve K�ylerinde Yasananlar

> > .......................................... 5
>
> > Sehrin Korunmasini Saglayan Kirvelik .............................. 5
>
> > K�ylere Kanli Saldirilar
> > ..................................................... 6
>
> > �arsancak'da Yasananlar

> > ............................................................... 10
>
> > Peri ve Hose'de Talan
> > ........................................................ 10
>
> > Mazgirt'te Dersim'in Dostlugu .......................................... 12
>
> > II B�l�m:

>
> > 1908 MESRUTIYET ILANI VE SONRASI .............................. 13
>
> > �z Savunma Denemeleri
> > ............................................................... 16
>
> > Ermeni Partileri ve Fedailerin �arsancak'a Girisi ....... 17
>
> > Firtina �ncesi Aldatici Hava
> > ......................................................... 18
>
> > III B�l�m:
>
> > I D�NYA SAVASI, SEFERBERLIK,

>
> > 1915 ERMENI TEHCIRI VE SOYKIRIMI ....................... 19
>
> > �arsancak'da Yasananlar

> > ............................................................... 27
>
> > Peri'de Seferberlik
> > .............................................................. 27
>
> > Kitlesel Tutuklama
> > ............................................................. 28
>
> > Birinci �l�m Kafilesi

> > ......................................................... 29
>
> > Katliam Furyasi .................. 29
>
> > T�rklestirme .................... 30
>
> > Kanli S�rg�n ................... 31

>
> > Tila Pert Katliami .................. 36
>
> > Mazgirt Kirimi
> > .................................................................... 37
>
> > Kirilan ve S�r�len K�yler ..................................................
> > 37
>
> > �emisgezek'de Yasananlar
> > ............................................................ 38
>
> > Sehirde Ilk �nlemler

> > .......................................................... 38
>
> > Tutuklama ve Katliam Serileri ........................................... 39
>
> > Kalanlarin S�rg�n ve Kirimi ..............................................
> > 41
>
> > �emisgezek K�ylerinin S�rg�n� ........................................ 44
>
> > IV B�l�m:
>
> > KA�AK ERMENILERIN SIGINAGI DERSIM ...................... 54
>
> > �emisgezekli G�menlerin Dersim Anilari ....................................
> > 55
>
> > �arsancakli G�menlerin Dersim Anilari
> > ....................................... 60
>

> > Pertek'te Bir Kavusma �yk�s� > ...................................................... 64
>
> > Peri'ye D�n�s ve Dersim'in Dayanismasi

> > ...................................... 67
>
> > Erzincan, Erzurum ve Kafkas Yollarinda
> > ....................................... 69
>
> > �emisgezek'e D�nen ve Kalanlarin Durumu ................................. 71

>
> > 1915'den 1938'e Kader Ortakligi
> > ................................................... 73
>
> > NOTLAR
> > ...........................................................................��.............
> > 74
>
> > I B�L�M :

>
> > 1895-96 ERMENI TALAN VE KIRIMI
>
> > Osmanli devleti i�inde Ermenilerin g�rece �nemli n�fus yogunluguna sahip

> > oldugu 6 vilayette (Erzurum, Van, Bitlis, Sivas, Elazig, Diyarbakir)
> > agirlasan magduriyet kosullari ulusal ve sosyal reform talepleri ile Ermeni
> > sorununu �ne �ikarmis ve uluslararasi alana tasimisti. Bu sorun s�m�rgeci

> > devletler arasi rekabet ve paylasim kavgasina malzeme olusturan genel dogu
> > sorununun �nemli bir halkasini teskil ediyordu. Yasanan gelismeler Ermeni

> > sorununu 1878'de farkli kanallardan iki ayri uluslararasi anlasmaya (San
> > Stefanos ve Berlin) konu etse de biri birini �elmeleyen bu devletler ve

> > muglak ifadelerle dolu anlasma maddeleri Osmanli devleti �zerinde ciddi bir
> > yaptirim g�c� olusturmadi.
>
> > Osmanli devleti s�zkonusu 6 vilayetin hi� birinde Ermenilerin �ogunluk
> > olmadigini ileri s�rerek en ufak bir �zerklik tanimamakta israr ediyordu.
> > T�rk, K�rt, Zaza, Arap, �erkez ve sair etnik gruplar (bunlarin Alevi

> > kesimleri de dahil olmak �zere) yekpare bir b�t�n gibi "M�sl�man n�fus"
> > seklinde ele alinip Gayri-M�slimler ise en k�k etnik ve mezhepsel

> > farklarina kadar ayri ayri tanzim edilmekle, doguda �ogunluk-azinlik dengesi
> > kolayca Ermeniler aleyhine g�sterilmis oluyordu. Son y�z yillara kadar bir
> > �ok yerde �ogunluga sahipken baski altinda gitgide dagilan Ermeni n�fusu
> > artik tek basina �ogunluk olusturmuyordu belki, ama "M�sl�man" kategorisi
> > i�inde toplanan etnik gruplar da ayri ayri sayilsa �ogu yerde muhtemelen hi�
> > biri salt �ogunluk olusturmayip g�receli �ogunluk hesaplari yapmak
> > gerekecekti. B�yle adil bir yaklasim g�sterilse, dogu vilayetlerinde
> > Ermenilerin yer yer halen birinci, �ogu yerde ise artik ikinci sirada olmak

> > �zere K�rtlere yakin bir yogunluk arzettikleri g�r�l�rd�.
>
> > Islami esaslara dayali Osmanli politik sistemi b�lgede yerel otorite
> > imtiyazini M�sl�man olmalarindan dolayi fiilen K�rt feodal beylerine tanimis
> > olup, bu durum s�rekli Ermeniler aleyhine gelismeleri kosulladigindan

> > dolayi, reform taleplerinin �zellikle Ermenilerden gelmesi dogaldi.
> > Gayri-M�slimlere y�klenen agir vergiler, toprak gasplari, ayrimci ve keyfi
> > y�netim, r�svet, suistimal, angarya ve zorbaliklar, Ermeni halkinin �nde
> > gelen sikayet nedenleriydi. Yavuz Selim zamanindan beri Safi K�rtleri
> > b�lgede hem Sii ve Kizilbas etkinligine, hem de Hristiyan yogunluguna karsi

> > kendi merkezi sistemine dayanak yapmis olan Osmanli Devleti, onlari halen
> > "�mmet" anlayisiyla kullanma �abasindaydi. Bu durum kayirilan feodal �st
> > z�mreler ve nemalanan �evreleri disinda K�rtlerin de yararina sayilamazdi.
> > �mmet yerine millet olarak taninmak ve gerektiginde bagimsizlik dahil ulusal
> > hak ve �zg�rl�klere kavusmak onlarin da hakkiydi. Tarihte Ermenistan olarak
> > bilinen cografyanin Osmanli hakimiyetinde kalan bati b�l�m�n�n gelinen
> > asamadaki demografik yapisiyla tartismali bir ger�eklik arzettigi de

> > dogruydu. Kuzeye dogru yayilan ve �ogalan K�rt n�fusu b�lgede Ermenilerle o
> > kadar i�i�e ge�misti ki, Bati Ermenistan ile Kuzey K�rdistan'i belli

> > sinirlarla ayirt etmek iyice zorlasmisti. Durumun b�yle olmasi, �zerklik
> > taleplerinin her iki ulus a�isindan dengeli bir d�zenlemeyle karsilanmasina
> > engel degildi ger�i. Ama eski stat�y� degistirme niyeti olmayan Osmanli
> > devleti, b�lgedeki n�fus oranlari konusunda yukardaki kaba hileye
> > basvurmanin yaninda, Ermeni n�fusunu rakam olarak da elden geldigince az

> > g�stererek �zerklik ve reform taleplerini bosa �ikartmaya �alisiyordu.
>
> > Rakamlar ve oranlarla oynama disinda Ermeni n�fusunu fiilen dagitma ve

> > tasfiye etmenin �esitli yol ve y�ntemleri de firsat bulunduk�a denenecekti.
> > Ermeni sorununun nihayi "�z�m"� olarak I D�nya Savasi i�inde girisilen
> > soykirimi �ncesinde bu tasfiyenin dogu genelindeki yaygin fakat kismi bir
> > denemesi 1895-96 yillarinda ger�eklestirildi. Bunu daha lokal bir deneme

> > olarak 1909 Adana katliami izledi.
>
> > Doguda Hamidiye Alaylari'nin da �rg�tlenmesiyle yogunlasan baski-zul�m,
> > toprak gasbi ve sair uygulamalar Sasun y�resinde Ermenileri 1894'te isyana
> > y�neltmisti. Bu hareketi kanla bastiran Sultan Abd�lhamit, bir yerde isyan

> > edilmis olmasini bahane ederek Orta ve Dogu Anadolu genelinde Ermenileri
> > hedeflemekte gecikmedi. Islam bagnazligiyla "gavur"a karsi harekete
> > ge�irilebilecek �esitli gruplari kiskirtma, gayri-resmi silahli �eteleri �ne
> > s�rme yoluyla her tarafta bir saldiri furyasi estirildi.
>
> > 1895 g�z�nden 1896 baharina kadar devam eden yagma-talan ve kirimlara
> > devletin g�venlik g�leri kimi yerde katilip, kimi yerde seyirci kalarak

> > kolaylik sagladi. Erzurum'dan Maras'a, Sivas'tan Van'a, Diyarbakir'dan
> > Trabzon'a onlarca sehir ve y�zlerce kasabada bir nevi "cihad" gibi cereyan

> > eden olaylar, sayisiz mahalle, k�y, manastir ve kiliseleri harabeye �evirdi.
> > �lke genelinde 300 bine yakin can kaybi ve b�y�k maddi zayiat ile Ermeni
> > halki bu d�nem �nemli bir g� yitimine ugratildi.

>
> > Saldirilar kimi yerde Ermenileri din degistirmeye zorlarken, kimi yerde
> > "cennetlik olmak" i�in dogrudan ve hunharca katliam bi�iminde y�r�t�lm�s,
> > kiminde ise mal-m�lk ve toprak gaspi �nde gelen ama� olmustu. Doguda

> > Ermenilerin reform talepleri ger�eklik kazanirsa bunun K�rtler aleyhine
> > olacagi ve M�sl�manlarin "gavur
>
> ...
>
> read more �- Hide quoted text -
>
> - Show quoted text -

------------------------------------------------------------------
Bre Allahin dangalagi, sen hayatinda hic bir arastirma yaptin mi? Isin
gucun isine gelmiyen arastirmalara bok atmak.....

rich murphy

unread,
May 24, 2009, 1:43:54 PM5/24/09
to
On May 24, 8:15 am, Macr...@aol.com wrote:

> Bre Allahin dangalagi, sen hayatinda hic bir arastirma yaptin mi? Isin
> gucun isine gelmiyen  arastirmalara bok atmak.....

Murdered Turkish Diplomats by Armenians

Mehmet Baydar, consul general of Turkey, 27 January 1973, at Los
Angeles, United States;

Bahadir Demir, consul of Turkey, 27 January 1973, at Los Angeles,
United States;

Danis Tunaligil, ambassador of Turkey, 22 October 1975, at Vienna,
Austria;

Ismail Erez, ambassador of Turkey, 24 October 1975, at Paris, France;

Talip Yener, driver of ambassador, 24 October 1975, Paris, France;

Oktay Cirit, first secretary of the Turkish Embassy, 16 February 1976,
Beirut, Lebanon,

Taha Carim, ambassador of Turkey, 9 June 1977, at Holly See,

Necla Kuneralp, wife of the ambassador of Turkey, 2 June 1978, at
Madrid, Spain

Besir Balcioglu, retired ambassador of Turkey, 2 June 1978, at Madrid,
Spain,

Ahmet Benler, son of the ambassador of Turkey, 12 October 1979, at the
Hague, the Netherlands,

Yilmaz Çolpan, counselor for tourism of the Turkish Embassy, 22
December 1979, at Paris, France,

Galip Özmen, attaché-Turkish Embassy, 31 July 1980, at Athens,
Greece,

Neslihan Özmen, daughter of attaché – Turkish Embassy, 31 July 1980,
Athens, Greece,

Sarik Ariyak, consul general of Turkey, 17 December 1980, at Sydney,
Australia,

Engin Sever, driver of the consul general, 17 December 1980, at
Sydney, Australia,

Resat Morali, labor attaché – Turkish Embassy, 4 March 1981, at Paris,
France,

Tecelli Ari, religious affairs official – Turkish Embassy, 4 March
1981, at Paris, France,

Mehmet Yerguz, official, Turkish Consulate General, 9 June 1981, Bern,
Switzerland,

Cemal Özen, security official – Turkish Consulate General, 24
September 1981, at Paris, France,

Kemal Arikan, consul general of Turkey, 28 January 1982, at Los
Angeles, United States,

Orhan Gündüz, honorary consul general of Turkey, 4 May 1982, at
Boston, United States,

Erkut Akbay, commercial attaché – Turkish Embassy, 7 June 1982, at
Lisbon, Portugal,

Attila Altikat, military attaché – Turkish Embassy, 27 August 1982, at
Ottowa, Canada,

Bora Suelkan, administrative attaché – Turkish Consulate General, 9
September 1982, at Burgas, Bulgaria,

Galip Balkar, ambassador of Turkey, 9 March 1983, at Belgrade,
Yugoslavia,

Dursun Aksoy, attaché – Turkish embassy, 14 July 1983, at Brussels,
Belgium,

Cahide Mihçioglu, wife of charge d’affaires – Turkish embassy, 27 July
1983, at Lisbon, Portugal,

Ismail Pambukçu, military attaché – Turkish Embassy, 27 March 1984, at
Teheran, Iran,

Erdogan Özen, trade and labor attaché – Turkish Embassy, 20 June 1984,
at Vienna, Austria,

Enver Ergun, deputy director – UN Center for Social Development and
Humanitarian Affairs, 20 November 1984, at Vienna, Austria,

0 new messages