Google Groups no longer supports new Usenet posts or subscriptions. Historical content remains viewable.
Dismiss

Fethullah Gülen'e 19 Soru (Bu makaleyi yayınlamayan medyaya inat forumlara asınız, arkadaşlarınızla paylaşınız)

196 views
Skip to first unread message

Edip Yuksel

unread,
Oct 13, 2010, 12:59:04 AM10/13/10
to
Aşağıdaki makaleyi genel yayın yönetmenini şahsen tanıdığım ve haber
politikasını çok sevdiğim bir gazete yayınlamayı taahhüt etti. Ne var
ki bir aylık bir gecikmeden sonra bilmediğim bir nedenle
yayınlamadılar, belki de yayınlama cesaretini göstermediler. Bu
makaleyi facebook sayfamda ve bir sitede yayınladım. Bu makaleyi
dilediğiniz yerde yayınlayabilir ve paylaşabilirsiniz.

Bu soruları 3 Ekim 2010 tarihinde Facebook, Bilgagi.net, 19.org ve
benzeri forumlar yoluyla kamuyla paylaştım. Fethullah'tan daha bir
cevap alamadım, ancak onun hayranlarından bazıları o sorulara adam
gibi cevap vermek yerine şahsım hakkında iftiralar uydurarak tepki
gösterdiler. Hani ben Fethullah gibi bir cemaatın lideri olsaydım,
hani ben ağlayarak para toplasaydım, hani bana hazret ve efendi diye
hitap eden iyi huylu binlerce robotum, hatta bir tek robotum olsaydı,
şahsıma yönelik sorgulamaları ve hatta iftiraları yerinde ve tutarlı
bir tekpi olurdu. Mantıkta "ad hominem" denilen hatayı bu kadar sık
işleyen kafalarla doğru dürüst bir tartışma yürütmek gerçekten zor.

Ben 1986 yılında, tüm popularitemi, kariyerimi, ünümü, çevremi, ünümü,
geleceğimi ve hatta ailemi kaybetme pahasına kabul etmekte zorlandığım
TEVHID gerçeğini ilan ettiğim sıralar, hadislerine sünnetlerine,
mezheplerine tarikatlerine yönelttiğim eleştirilere cevap vermek
yerine, ilkel psikoanlizler yaparak şahsıma hakaret ve iftiralarda
bulundular, hatta "Edip bekar olduğu için böyle davranıyor. Evlenince
durulur" diye yazan Ali Nar gibi Sünni yazarlar çıktı. Yirmi yıllık
evlilik hayatım o psikoanilizin yalan ve sahte olduğunu isbat etti. O
yazar şimdi yok ortalıkta, ama onu izleyen ve akıllarını kullanmak
yerine MUKALLIT müritler olmayı tercih edenler hala yeni
psikoanalizlerle kendilerini oyalamaya, aleyhimde iftiralar ve
yalanlar udurmaya, ve böylece kendilerini ve izleyenleri Allah'ın
ayetlerine kör ve sağır etmek için bahanaler bulmaya çalışıyorlar.

FETHULLAH GÜLEN'E 19 SORU

Edip Yuksel


Fethullah kardeşim, sizi gençlik yıllarımdan tanırım. Babamla içli
dışlı bir dostluğunuz olmasa da birbirinizle tanışıyordunuz. Babam
Mustafa Kemal'in Samsun'a çıktığı 1919 yılında, siz de 19 yıl sonra
Mustafa Kemal'in öldüğü 1938'de dünya'ya gelmiştiniz. Ben de sizden 19
yıl sonra uzay çağının başladığı 1957'de bu gezegene ışınlandım.
Babamla karşılıklı saygıya dayanan ama üslup, tavır ve vurgu
farklılıklarıyla parçalanmış bir dostluğunuz vardı. Babam sizi
uzlaşmacı, siz de onu aşırı bulurdunuz. İkiniz de köylüydünüz ama siz
şehirli adabını benimseyip özümsediniz. Babam duygularını toplum
içinde ifade etmezdi, siz ise binlerce kişinin huzurunda
ağlayabiliyordunuz. Sizi izleyen bir cemaati, özellikle öğretmenleri,
uzun sürecek bir mücadele için eğitiyor ve büyük bir hareketin taktik
ve stratejisini engelli ve labirentli yollarda kompleks hesaplar
yaparak, gözyaşı dökerek, arada bir takiyye ruhsatını kullanarak
sabırla belirliyordunuz. Babamın ise böylesi yetenekleri ve hesapları
yoktu. Babam bildiği ve inandığını pek hesap yapmadan ilan ediyordu.
Sonuç malum: Sizin dünya çapında gelişen, politik ve ekonomik alanda
güçlenen bir cemaatiniz var. İçine çekilen bireyi eğitip öğüten, yeni
bir dil öğreten ve hatta aynı biçimde bıyık traşlatan bir cemaat...
Hala kuluçka döneminde olan ve Fethullah'ın fethini bekleyen bir
hareket... Yumurtadan ne doğacağını belki sizin ve yakın
arkadaşlarınızın dışında herkes merak ediyor.

Babam Sadreddin veya Sadrettin, Nurcusundan Süleymancısına,
Selametçisinden İhvanına, Çarşambalısından Menzillisine kadar her
camianın lider kadrosunun saygı gösterdiği veya ciddiye aldığı bir
kişiydi. Kapısı herkese açıktı. İnsanlar arasında rütbe ve mevki
ayırımı yapmazdı. Diğer "alimler" babamın laik T.C devletine karşı
gösterdiği cesur duruşu taklid edemiyorlarsa da gizlice takdir
ederlerdi. 1 Temmuz 1986'da babamla yollarımız ayrılmasına rağmen,
babamın dürüstlüğünü, samimiyetini ve ender görülen cesaretini takdir
ederim. Babam, Said-i Nursi hayranı Sünni bir hocaydı. Ancak tipik bir
Nurcu değildi. Yani, sabah akşam Risale-i Nurlara talim etmiyor,
Risaleleri Kuran yerine ikame etmiyordu (Maalesef, her sünni gibi
babam hadis ve fıkıh kitaplarını Kuran'a ortak koşuyor ve hatta bazan
tercih ediyordu). Mezhepler üstü olamasa da mezhepçileri ürkütecek
derecede mezheplerarası bir mollaydı. Babam zamanla Saidi Nursi,
Seyyid Kutup, ve Ayetullah Humeyni'den oluşan antika bir üçgenin açı
ortayında karar kıldı. Hemşehrisi, Bitlis'li Kürt Said gibi fen
bilimleri ve felsefi tartışmaları az çok takdir eden babam, Mısır'ın
milliyetçi diktatörü Abdun Nasır tarafından katledilen Sünni Seyyid
gibi İslami bir devlet özlemiyle yaşarken nihayet 1979 yılında Şii
Ayetullah Humeyni'nin şahsında hayalindeki ideal devleti acem
makamında da olsa İran'da buldu. Siz İran'a hiç sempati duymadınız.
Uslubunuz ve metodunuzla çelişiyordu her şeyden önce.

Dahası, siz Osmanlı hayranıydınız. Nitekim, Yetmişli yılların kardeşi
kardeşe düşman eden siyasi ortamında sağcı militanlar tarafından Fatih
Camisi avlusunda şehit edilen kardeşim Metin Yüksel için, Necmettin
Erbakan ve Alpaslan Türkeş dahil birçok parti ve cemaat liderinin
gönderdiği taziye mektupları arasında sizinkisi alfabesi ve diliyle
dikkati çekiyordu. Daha sonra dergi ve kitaplarda yayımlanan
taziyeniz, Osmanlıca yazılan tek mektuptu. O mektup içeriği kadar
lisani haliyle çok şeyler söylüyordu:

Es-selamu aleyküm ve rahmetullahi ve beraketuhu

Muhterem Hocam, Mahdûm-i âlîlerinin mazlûmen şehîd edilmesi peder-i
muhteremleri sizler için ciğer-sûz bir hâdise olmakla beraber "Allah
yolunda katledilenleri ölüler olarak saymayın" medlûl-i âlîsince
Hazret-i pervardigâra takdîm edilmiş bir tuhfe-i mübeccele olduğu zât-
ı devletlerince derkârdır.

Mazlûm-ı muhtereme Hazret-i Rabbu'l-İzzet'den derecât-ı âliyât dileği
ile siz çok muhterem hocaamın ve mazlumun vâlide-i muhteremelerinin
gamnâk olan fuâd-ı münkesirelerinin sabrıyla medâr-ı teselli-yi
vâridat-ı celile-i seniyyenin devam ve temâdisini niyâz ederim
muhterem hocam

Ed-Dâ'i Ve'l-Müsted'î
M. Fethullah

(Mektubun Arap alfabesiyle olan elyazı orijinalinin kopyası için bak:
Şehid Metin Yüksel: Kardelenlerin Kan Kırmızı Açtığı Gün, Mehmet Ali
Tekin, Beka Yayınları, 3. Baskı, 2008, sa: 215,)

Kuran 30:22 ayetinde dillerimizin farklılığının Allah'ın ayetlerinden
(işaretlerinden) olduğunu bildiriyor ve diller arasında bir üstünlük
ayırımı yapmıyor. Böyle olunca, Araplar Arapça'yı, Kürtler Kürtçeyi,
Türkler de Türkçe'yi düzgün konuşmalıydı. Diller birbirlerinden sözcük
alışverişinde bulunur. Ama yukarıdaki ifadeler, bu normal alışverişin
boyutlarını aşıyor. Farsça ve Arapça'ya kutsallık atfeden bir
yaklaşımın ürünü gibi. (Bu konuda size ve hayranlarınıza Cengiz
Özakıncı'nın Dil ve Din adlı kitabını tavsiye ederim.)

Sizinle yollarımız birkaç kez kesişti... Popüler bir sünni yazar
olduğum gençlik yıllarımda, Demirin Kuran'daki Kimyasal Esrarı adlı
bir makalem sizin Dahhak takma ismiyle başyazılarını ağdalı bir dille
yazdığınız Sızıntı dergisinde yayınlandı. Hala hatırlarım, 12 Eylül
darbesinden sonra Anayasa için Oylama yapılacaktı. Darbeci generaller
Anayasa'ya karşı propagandayı yasaklamıştı. Darbecilerin Anayasasına
"Hayır" diyen birçok kişi tutuklanıp cezalandırıldıydı o günler.
Sızıntı dergisi o zaman makul olan muhalefeti harika bir espiriyle
yapmıştı. Oylamadan bir önceki sayının arka kapağında mavi zemin
üzerine "Yeni Anayasa Hayırlı Olsun" diye iki anlama gelen tevriyeli
bir temenniyi koymuştu. Daha sonra sizinle İstanbul'da bir caminin
imam odasında görüşüp tanışmıştım. Size mürit olacak bir yapıya sahip
değildim; ama dostça bir yaklaşımla sizi, daha doğrusu seni tanımak
istiyordum. Beni hatırlamanı beklemiyorum, ama yıllar sonra bir mezhep
mukallidi olmaktan vazgeçip aklını kullanan bir müslüman olmaya karar
verdiğimde kopan yaygarayı işitmişsinizdir, izlemişsinizdir.

Liderliğini yaptığınız grup beni "mürted" diye ölüme mahkum etmedi.
Gazete ve dergilerinin ilk sayfalarında aleyhimde iri puntularla
naralar atan Selametçi (Milli Gazete), Nurcu (Sur Dergisi), Tarikatçı
(Türkiye Gazetesi), Milliyetçi (Tercüman Gazetesi), Süleymancı (Yeni
Sabah), İrancı (Vahdet), Entellektüel İslamcı (Girişim Dergisi, Kitap
Dergisi) gibi birçok mezhep ve meşrebin linç koalisyonuna katılmadı.
Ancak cemaatiniz, "Yahu, kitapları şeriatçı çeteler tarafından
toplanan, kendisine yöneltilen eleştirilere ve iftiralara cevap hakkı
verilmeyen, kendi imkanlarıyla yayımladığı cevabi makalelerini içeren
kitabı daha dağıtılmadan matbaadan çalınan , sesi kesilen, geleceği
karartılan ve babası tarafından bile reddedilen bu öksüz delikanlıya
hep birden saldırmaktan utanmıyor musunuz?" diye adil bir tavır da
koymadı... Sızıntı Dergisi ismine layık bir tepki gösterdi: dini
medyada koparılan fırtınayı sessizce izledi. Sızıntı'ya daha sonra
Yağmur ve Aksiyon dergileri eklendi. Bunları Fırtına mı Tufan mı yoksa
Gökkuşağı mı izleyecek bilmiyorum.

Size hayran olup sizi göklere çıkaranlar olduğu gibi sizden nefret
edip yerin dibine batıranlar var... Ben her iki gruba da dahil
değilim. Bu tür duygusal tavırları göstermiyorum. Sizi ve cemaatinizi
arada bir uzaktan izliyorum. Ben bir cemaatin kelle sayısından veya
sahip oldukları maddi imkanlardan etkilenen biri değilim. Ancak
cemaatteki disiplin, odaklaşma ve gayret bana Amerika'daki Mormonları
veya Evangelistleri anımsatıyor. Olağanüstü liderlik yeteneğinizi ve
gayretinizi takdir etmemek mümkün değil.

Maşallah, Orta Asya'dan Amerika'ya kadar cemaatın okulları papatyalar
gibi açıyor. Geçen yıl Kazakistan'da katıldığım bir konferansta
cemaatın açtığı okulların tedrisatından geçmiş birkaç gençle tanıştım.
Hatta yaşadığım çölün ortasında bile okul açtılar şakirtler. Okulun
ismini daha önce Daisy (Papatya) koydular, ama bu isim erkek
öğrencilerin ilgisini çekmeyince değiştirdiler. Arı gibi çalışıyorlar
ve başarılılar. Burada da yollarımız kesişti... Ülkesinde ana dili
yasaklandığı için Kürtçe'yi pek konuşamıyan bir Kürt olduğum halde,
kaderin bir cilvesi olarak, Amerika'da devlet okullarında ilk kez
Türkçe dersi öğretme şansına sahip oldum. Üniversitede felsefe, mantık
ve hukuk derslerine ek olarak, 2001 yılından bu yana, oğlumun
öğrencisi olduğu bir ortaokulda ve lisede yüzlerce Amerikalıya Türkçe
öğrettim ve hala öğretiyorum. Yıllar sonra sizi izleyenlerin Türkiye
dışındaki okullarda medyada abartıldığı gibi olmasa da Türkçe eğitimi
başlattıklarını görmek beni bir bakıma sevindiriyor bir bakıma da
düşündürüyor.

Sizi anlayamıyorum, çözemiyorum... Sizi anladıklarını sananları da
anlayamıyorum. Siz benim için kara bir kutusunuz. Havada kanatsız uçan
bir kutu... Yere düşüp bin parça mı olacak yoksa kanat açıp Anka
kuşuna mı dönüşecek bilmiyorum. Benim gibi sizi ve amacınızı anlamakta
zorlananların aydınlanması için bazı sorular yönelteceğim size.
Soruları bir mürit veya size yaltaklık yapmaya çalışan bir gazeteci
edasıyla sormayacağım. Babamdan miras aldığım üslupla ve sevip
saydığınız Said-i Nursi'nin pervasızlığıyla soracağım.

Sorulara geçmeden önce önemli bir konuya değinmek istiyorum. Sizin
Kelime-i Tevhidi, yani birleme ifadesini, Kuran'a göre düzelttiğinizi
ve birlemeyi ikilemeye çıkaran Muhammed eklemesini çıkardığınızı
duydum. La ilahe illa Allah. Eğer bu doğruysa, ve bunu politik
hesaplarla değil de, Allah'ın son peygamberinin getirdiği mesaja uyma
amacıyla gerçekleştirdiyseniz sizi canı gönülden tebrik ederim (3:18;
3:64; 39:45; 72:18; 6:22-23; 2:285; 63:1-3) Nitekim, Quran: a
Reformist Translation'in notlar bölümünde sunduğum arkeolojik
deliller, Muhammed peygamberi putlaştıranların uydurduğu bu büyük
bidati ifşa ediyor ve Kuran'da otuz kez Muhammedsiz geçen tevhid
ifadesini destekliyor.

Bazı soruları suçlayıcı bir uslupla yazdım ama cevabınızı aldıktan
sonra vicdanımdaki yargıda değişiklik yapmaya hazırım. Bir kısmının
cevaplarını bilsem de sizin en son görüşünüzü ve duruşunuzu merak
ediyorum. Büyük olasalıkla bana cevap vermeyeceksiniz. Aforoz
edildikten sonra Arizona çölündeki onuncu köyde karar kılmış, kendisi
gibi ipten saptan kopan birkaç arkadaşı haricinde cemaati olmayan,
dosttan çok düşman edinmiş, organize dinlerden hoşlanmayan,
karizmasını habire sabote eden, ailesinin geçimi için didinen,
Türkiye'deyken Türk devletine, Amerika'dayken de Amerikan devletine
meydan okuyan, dünyada kritik düşünen müslüman aydınların ilgisini
çeken islami reform hareketinin militanlığını yapan, yüzde yetmiş
anarşist ve yüzde yüz 'rasyonel monoteist' bir felsefecinin yönelttiği
sansürsüz soruları cevaplamaya tenezzül etmeyebilirsiniz. Papayla
elele tutuşup dünyanın kaderini tartışan bir lidersiniz ne de olsa.
Ama, sürpriz de yapabilirsiniz.

Bu uzunca girişten sonra, oto-sansür yapmadan klavyeye aldığım
aşağıdaki 19 soruyu dikkatinize sunuyorum:

1. Iran Şahına karşı başlatılan devrim, "istiklal, azadi, hükümet-i
islami" ideali doğrultusunda mollalarla işbirliği yapan bir aydınlar
grubunun desteğiyle gerçekleşti. Beni Sadr ve Bazergan gibi aydınlar
kısa sürede mollarşi tarafından tasfiye edildiler. Sizin ekibinizin
idealindeki devleti merak ediyorum. Acaba, İran devriminde olduğu gibi
sonunda kaybetmeye mahkum bir aydınlar grubuna mı oynuyorsunuz yoksa
kazanacak olan mollalar grubuna mı? Yoksa, bilmediğimiz üçüncü bir
şıkka mı?

2. Siz bir işadamı ve eğitimciden çok dini bir lider olarak
tanınıyorsunuz ve sizi destekleyip izleyenlerin üzerinde öyle bir
etkiye sahipsiniz. Dünyanın yaşayan en güçlü dini liderleri arasında
yer alıyorsunuz ama dini konularda Sünni mezheplerin doğmalarından
farklı bir teoloji sunmuyorsunuz. Bu nasıl olur? Yeni Ümit Dergisinin
Temmuz-Eylül 2010 sayısında derginin Genel Yayın Koordinatörü Dr.
Ergün Çapan çocukluk yıllarından beri okuduğunuz ve okuttuğunuz
kitapları listeleyen uzunca bir makale yazmış: Fethullah Gülen
Hocaefendi'nin Bilinmeyen Bir Yönü: Ders ve Tedris Metodu. Makaleyi
okurken başım döndü. Sizi diğer mollalardan ayıran teolojik bir
farklılık yok gibi. Doğrusu ve yanlışı, gerçeği ve hurafesi ile
birlikte eskiyi kabul ediyorsunuz. Sadece sunuş tarzınızda ve
kullandığınız ambalajda bir farklılık var gibi. Tarikat ile medrese
arasında melez bir ekol oluşturmak bir yenilikse bunu becermişsiniz.
Ne var ki, size nisbet edilen hareket daha çok kişi kültüne benziyor.
Kafanızda ulaşmayı istediğiniz istasyon hakkında bir netlik olabilir;
ama bu istasyonun biçimini ve boyutunu bilmiyoruz. Hakkınızda doktora
tezleri yazan hayranlarınız veya şakirtleriniz (biliyorum Nurculuk
kültüründen gelmiş biri olarak mürit kelimesini sevmiyorsunuz) son
istasyonu ne kadar biliyorlar o da malum değil. Asr-ı Saadet diye
bilinen sahabe dönemini tekrar yaşamak özlemiyle hüngür hüngür
ağladığınızı biliyorum. Ama o dönemi Kuran yerine "sahih" diye
tanıtılan uydurma hadis kitaplarında arıyorsanız sizin Türkiye başta
olmak üzere tüm dünyayı ulaştırmak istediğiniz cennetin Afganistandaki
Taliban, İran'daki Mollalar, Suudi Arabistan'daki Selefiler tarafından
oluşturulan cehennemlerden farklı olmayacağından eminim. Niyetinizin
iyiliğini veya kötülüğünü tartışmıyorum. Sizin iyi niyetli biri
olduğunuza inanıyorum veya inanmak istiyorum ama "cehennem yolu iyi
niyetlerle döşelidir" sözündeki gerçek payını da görüyorum. Bir
milyarı aşan müslüman nüfusun her konuda geri kalmışlığının temelinde
yatan mezhep öğretilerine, hadis ve sünnet adı verilen cahili
doğmalara epistemolojik ve teolojik bir eleştiri yöneltmemiş bir dini
lider olarak sizin oluşturmaya çalıştığınız dünyaya nasıl
güvenebiliriz? İdeallerinizin egemen olduğunuz bir dünyada Sünni
mezheplerin doğmaları ve uygulamaları egemen olmayacak mı? Sızıntı
dergisiyle 1979 yılında medya yoluyla kamuyla iletişime başladığınzdan
beri teolojik alanda bazı değişimlere tanık olduk. Örneğin,
Sızıntı'nın ilk sayılarında hadis, sünnet ve mezhep öğretilerine sadık
bir tavır gösteriyor ve insan ve hayvan resimleri yayınlamamaya gayret
ediyordunuz. Arada bir koyduğunuz canlı resimlerin özellikle boyun
bölgesine kalınca çizgiler koyarak güya kesip öldürüyordunuz ve
böylece kitabına uyduruyordunuz. Ama daha sonra büyük bir haramı hadis
ve sünnete göre vaftizleyip helalleştiren o çizgiler zamanla inceldi
ve bir kaç yıl sonra birden bire kayboldular. Be teolojik değişim için
hiçbir açıklama yaptınız mı? Yani daha önce izlediğiniz hadislerin ve
mezhep fetvalarının yanlış olduğu sonucuna mı vardınız, yoksa onları
hala sahih olarak kabul etmenize rağmen, maslahat bahanesiyle günah
işlemeye mi karar verdiniz?

3. İslami Reform İçin Manifesto adlı kitabımda detaylarıyla
tartıştığım gibi, Muhammed peygamberin vefatından yüzyıllar sonra
derlenen hadisler yoluyla peygamberin ilettiği biricik kitap olan
Kuran'a en büyük ihanet yapılmış ve bu ihanet nihayet Gazzali ile
galibiyetini ilan etmiştir. Siz, çelişkiler dolu hadis kitaplarında
Ömer'e isnat edilen "Hasbuna Kitabullah" (Allah'ın kitabı bize yeter)
prensibini mi savunuyorsunuz, yoksa Kuran'a ihanet eden uydurma hadis
kolleksiyonlarını "Sahih" diye kabul edip Kuran'a ortak mı
koşuyorsunuz? Siz, sayıları yüzbine varan sahabeler tarafından
dinlendiği iddia edilen veda hutbesinin son bölümünde yer alan en
önemli ifadelerin üç versiyonundan hangisini kabul ediyorsunuz?
İzlememiz gereken kaynak, sadece Kuran mı? Kuran artı Muhammed'in
sünneti mi? Yoksa Kuran artı Ehli beyt mi? Yoksa, hadislerde olmayan
dördüncü bir şıkkın eklenmesiyle "hepsi" mi?

4. Geçen yıl Oxford Üniversitesinde verdiğim ilk konferansta
dinleyecilere Theometer or Sectometer diye adlandırdığım çoktan
seçmeli 45 soru yöneltmiştim. O sorulara vereceğiniz cevapları çok
merak ediyorum doğrusu. Oradaki sorulardan birkaç tanesini iki
seçeneğe indirerek sorayım: Evli olup zina edenler için recm diye
bilinen taşla öldürme cezasına inanıyor musunuz? Aç bir keçinin,
Muhammed peygamberin vefatından yıllar sonra, deri üzerinde yazılı
olan recm ayetini Ayşe validemizin yatağının altında bulup yiyerek onu
Kuran'dan neshettiğine inanıyor musunuz? Böylesine "kutsal bir keçi"
tarafından neshedilmiş, yani iptal edilmiş bir ayetin hükmen baki
olduğuna katılıyor musunuz?

5. Hadislere ve mezheplere göre, İslam dininden, daha doğrusu mezhep
öğretilerinden, dönenler "mürted" olarak yaftalanır ve hayat haklarını
kaybederler. Siz o hadislere ve mezhep hükümlerine inanıyor musunuz?

6. Bize örnek olduğu bildirilen Muhammed peygamberin 54 yaşındayken 9
yaşındaki bir kızla evlendiğini iddia eden ve pedofili denilen cinsel
sapıklığı kutsayan hadis rivayetlerine ne diyorsunuz? Peygambere ve
arkadaşlarına yönelik binlerce hakaret ve iftira içeren hadisleri
rivayet eden Buhari, Muslim, Tirmizi, İbni Maceh, Ebu Davud, Ibni
Hanbel gibi kitaplara saygı duyuyor musunuz?

7. Kadınları horlayan, cehennemin çoğunluğunu kadınlarla dolduran,
kadınları eşek ve domuzla bir tutan, kadınları siyah torbalara sokan
ve hatta bazı mezheplerde yüzlerini bile kara peçelerle kapatıp
özgürlüklerinden ve kimliklerinden mahrum eden, ve böylece onları
erkeğin kölesi haline dönüştüren hadisler ve sünnetler konusunda ne
düşünüyorsunuz?

8. Kuran, başkalarına maddi zarar vermeyen kişisel günahları
cezalandırmamızı emretmez. Aksine, dünyadaki sınavın gerçekleşmesi
için günah işlenmesini serbest bırakır. Günah işlenmesini yasaklamak
Allah'ın dünya hayatı için belirlediği sınave sünnetine (yasasına)
karşı şeytani bir müdaheledir. Örneğin, aklı kullanmamak, dini
konularda mukallit olmak, Allah'ın ismini anmayı yeterli görmemek,
mescitlerde Allah'tan başka isimler çağırmak, peygamberi putlaştırmak,
peygamberlere hakaret etmek, peygamberler adına uydurulmuş hadisleri
din diye insanlara satmak, şefaat etme iddiasında bulunmak, ölülerden
medet ummak, Allah'ın sözünün yetersiz olduğuna inanmak, Allah adına
haramlar uydurmak, dinadamlarının fetvalarını din diye izlemek, dinle
alay etmek, Allah'tan başkalarını rab (efendi) kabul etmek, salatı
gözetmemek, başkalarına zarar vermeden sıgara veya alkollü içki
kullanmak gibi günahlar devlet tarafından Allah adına
cezalandırılamaz. Sizin idealinizdeki dünyada, bu ve benzeri kişisel
günahları işleyen insanlar Allah adına sokaklarda ahlak polisliği
yapan firavuncuklar yoluyla cezalandırılacak mı?

9. Sizin nostaljik bir duyguyla idealleştirdiğiniz Osmanlı devleti 300
yıl boyunca matbaayı yasakladı. Eğitime önem veren biri olarak
Osmanlı'nın 500 yıldan fazla süren iktidarını nasıl
değerlendiriyorsunuz? Başkalarına ait ülkeleri ve şehirleri işgal edip
halkını vergiye bağlayan, o ülkelerin gençlerini başka işgaller için
asker olarak istihdam eden, iktidar hırsıyla kundaktaki bebekleri
öldüren, hilafeti kılıç zoruyla alan bir saltanatı onaylıyor musunuz?
İstanbul'un Bizans'tan kılıç zoruyla alınması sizce Türkiye'deki tarih
kitaplarının ileri sürdüğü gibi yeni bir çağ mı açtı? Bir kentin bir
başka ulus tarafından işgali nasıl olur da yeni bir çağ açar?
İstanbul'un fethinden sonra Osmanlı'nın bilim ve medeniyete ne
katkıları oldu? Bir Caminin zorla Klise'ye çevrilmesine haklı olarak
karşı çıkan birisi Ayafsofya kilisesinin zorla camiye çevrilmesini
desteklerse onu "ahlaki tutarlılık," "adalet" ve "dinde zorlama
olmayacağı" prensipleriyle nasıl açıklar?

10. Geçmişte Kürtlerin varlığının bile inkâr edildiğini, başka hiçbir
dil yasaklanmazken Türkiye'nin yüzde 15'inden fazlasını oluşturan Kürt
yerlilerinin dillerinin yasaklandığını, birçok Kürdün ana diliyle
konuştuğu veya yazdığı için hapislere atıldığını, Kürtlerin çoğunlukta
olduğu birçok köyün adlarının değiştirildiği, Kürtlerin çocuklarına
Kürtçe isim takmalarının veya Nevruz'u kutlamalarının yasaklandığını,
binlerce Kürt köyünün boşaltılıp sakinlerinin büyük şehirlerin
banliyölerindeki gecekondulara sürüldüğünü, binlerce Kürd'ün faiil
meçhul cinayetlerle öldürüldüğünü, benzeri ve hatta daha acımasız
haksızlık ve saldırıların Irak veya İran'daki Kürt kardeşlerimize
karşı sistematik bir politika olarak gerçekleştirildiğini ve daha nice
faşist politikanın "ulusun bütünlüğünü korumak" paranoyası ve
propagandasıyla gerçekleştirildiğini yaşadık ve biliyoruz. Kürtlere
yönelik bu inkarcı, ayırımcı ve dışlayıcı politikaya ek olarak,
okullarda ve orduda Kürt çocuklarına, Ne mutlu Türküm Diyene, Bir Türk
Cihana Bedel, ve Varlığım Türk Varlığına Armağan Olsun sloganları
söylettirildi. Yüzyıllarca barış ve dostluk içinde birlikte yaşamış bu
iki halkı birbirine düşman edici nasyonalist ve ırkçı ideolojiler ve
uygulamalar maaselef her iki halkı iç savaşa doğru sürükledi. Bölünme
paranoyasıyla tektipleştirilmek istendikçe bölünme tehlikesi arttı ve
tehlike arttıkça bu paranoyayla tektipleştirme desteklendi. Tüm bunlar
olurken, Türkiyeli halkların kanı ve bütçesi bu faşist politikanın
doğurduğu terörle mücadele adı altında onlarca yıldır harcanırken bir
dini lider olarak siz o politikaya karşı nasıl bir tavır takındınız,
nasıl bir çözüm önerdiniz? Türk-İslam sentezi adını verdiğiniz nesne,
eğer islam denilen din bireyin, toplumun ve dünyanın birbirleriyle ve
yaratıcısıyla barış içinde yaşaması için gerekli olan evrensel
prensiplerse nasıl bir sentez olabilir? Türk-İslam sentezi Arapların
Muhammed peygamberden yüzyıllar sonra hadis yoluyla kutsallaştırıp
mezhepler yoluyla dinimize soktukları Arap kültürü ve adetlerini Türk
kültürü ve adetleriyle değiştirmek mi? Örneğin sakal yerine bıyık,
çarşaf yerine manto, fistan yerine pantolon, Arapça dua yerine Türkçe
dua, Arapça ezan yerine Türkçe ezan, Arapça isimler yerine Türkçe
isimler gibi makul görülebilecek reformları mı kastediyorsunuz? Sizin
mezhebe göre İslam'ın bir amentüsü var, peki Türk'lüğün amentüsü
nerede? Türk kelimesinden ne kastettiğinizi açıklar mısınız? Türk bir
ırk değilse nedir? Türkiye'deki Türkler, Bulgaristan'daki Türkler,
Kıbrısta'ki Türkler ile Irak'taki Kürtler aynı mı, yoksa farklı mı?
Eğer Türklük bir kültürse sizin Türk kültürü ile Ahmed-i Khani'nin,
Said-i Kurdi'nin, Nazım Hikmet'in, Turan Dursun'un, Ahmet Altan'ın,
Edip Yüksel'in kültürü bir mi? Türk-İslam sentezi, Kürt-İslam, Arap-
İslam veya İngiliz-İslam sentezleriyle aynı mı? Aynı değilse
farklılıklar ne? Bu sentez Çelik-Ruh veya Asil-Kan sentezi gibi bir
şey mi, yoksa Yüzük-Aşk, Elma-Portakal, Bıyık-Nur, Hoşgörü-Diktatör,
Helyum-Balon gibi bir sentez mi?

11. Filistin halkını bir yüzyıldır esaret altında katliamlar ve
işkenceler ile inleten, topraklarını işgal eden, evlerini yıkan,
gençlerini ve bebeklerini katleden, hapishanelerde işkencelere mahkum
eden, mahallelerini ve köylerini yüksek duvarlarla birbirinde ayıran,
her noktaya koyduğu gestapolarla özgürlüklerini sınırlayıp onurlarını
çiğneyen, korkunç bir propaganda makinasıyla kendisini dünyaya mağdur
ve kurbanlarını terörist olarak lanse eden Siyonist İsrail rejimine
karşı neler öneriyorsunuz? Firavun'un binlerce yıl önce, İspanyolların
beşyüz yıl önce, Nazilerin yetmiş yıl önce kendilerine karşı
uyguladığı ırkçı politikanın bir benzerini Filistinlilere reva gören
ve başta ABD-Co olmak üzere batı ülkeleri, silah ve petrol şirketleri
tarafından desteklenen bu zülme karşı sizin cemaat ne tepki gösterdi?
Gazze'de barbarca bir abluka altında inleyen bir milyonu aşkın
Filistinli'ye yardım için yola çıkan Mavi Marmara gemisindeki barış ve
adalet gönüllülerine karşı uluslararası sularda İsrail askerleri
tarafından işlenen terör ve cinayeti eleştirmek yerine insan hakları
gönüllerini "otoriteden izin almalıydınız" diye eleştirmeyi İslam
dininin hangi prensibiyle açıklıyorsunuz, hangi vicdanla izah
edebiliyorsunuz? Firavun döneminde yaşasaydınız, Firavun'a meydan
okuyup İsrail oğullarını kölelikten özgürlüğe kavuşturmaya çalışan
Musa'ya, "Firavun otoritesinden izin almadan nereye götürüyorsun
onları?" diye mi çıkışacaktınız? "La ilahe illa Allah" diyerek
Mekke'nin teokratik oligarşisini ürküten ve onların köleci, kadınları
aşağılayan, ırkçı, kapitalist düzenlerini çekinmeden eleştiren
Muhammed peygambere, "La demek için Mekke otoritesinden izin aldın
mı?" diye çıkışarak Mekkeli azgınları otorite mi kabul edecektiniz?
İbrahim döneminde yaşasaydınız, atalarının heykellerine tapan
putperestlere felsefi bir ders vermek için küçük heykelleri yıktıktan
sonra baltayı en büyük heykelin boynuna asıp suçu en büyük heykele
yükleyen o delikanlı ölümle tehdit edilince "küçük heykelleri kırarak
insanları rasyonel düşünmeye çağırmak sana mı düştü? O küçük
heykelleri kırmak için sen otoriteden niye izin almadın" diye mi
eleştirecektiniz? USA-Inc ve Siyonist ittifakın Irak'ta ve
Afganistan'da milyonlarca müslümanı öldürmesine ve masumları
katletmesine karşı bir tepki koydunuz mu? Rusya'nın zulüm ve
katliamlarına maruz kalan Çeçenistan ve Doğu Türkistan'daki Türklerin
özgürlük için verdikleri mücadeleye ne gibi bir destek verdiniz?
Müslümanlık güçlüden yana mı yoksa adaletten yana mı olmaktır?

12. Ben Sünnileri ve Şiileri teolojik ve politik açıdan alabildiğine
eleştirmeme rağmen Haçlı ve Siyonist ittifakının onlara karşı işlediği
zülüm ve cinayetlere de aynı şekilde karşı duruyorum. Ancak, siz
Sünnilerle aynı mezhebi ve teolojiyi benimsemenize rağmen, onların
arasından çıkan terör örgütlerinden 666 kez daha vahşi olan Hristiyan
ve Siyonist kanlı ittifakına laf etmezken, açlık ve sefalate mahkum
edilmiş insanlara yiyecek ve ilaç götüren barış gönüllüleri alçakça
saldırılarla katledildiğinde mağdurları eleştirme cüretinde
bulunuyorsunuz! "İnsanları kazanmak için herkesle herşey olurum" diyen
St. Paul'un takiyyeci politikasını izlediğiniz izlemini
birakıyorsunuz. Köprüden geçinceye kadar "ayıya dayı demek" siyaseti
köprünün başında oturan bir ayıya karşı uygulanırsa, sonunda o dayının
küçük bir ayısı olma ihtimalini doğurur. USA-Inc ve Siyonist ittifakı
dokuz yıl önce yalanlar üreterek Irak'ı işgal edip yerle bir etti. Bir
milyondan fazla Iraklı'nın ölümüne sebep oldu. Milyonlarca çocuğu
yetim ve öksüz, milyonlarca kadını dul bıraktılar. Milyonlarca insanın
evlerini başlarına yıktılar. Falluja'da korkunç katliamlar işlediler.
Kadınların ırzına geçtiler... Afganistan'da da benzeri katliamları ve
zülümleri işlediler, ve hala işlemeye devam ediyorlar. Bu işgallere
tepki olarak doğan ve birkaç kişiyi öldüren örgüt terörizmini
lanetliyorsunuz. Peki, milyonları katleden devlet terörizmini de
lanetliyor musunuz? İslam'a göre, cinayetleri Amerika, Israil,
İngiltere, İran, Türkiye, Çin gibi devletler işleyince cinayet
olmaktan çıkıyor mu? Müslümanlık güçlüden yana mı yoksa adaletten yana
mı olmaktır?

13. Amerikadaki (1) Neonconlar, (2) Silah ve Petrol Sanayisi (3)
Mesih'in hortlamasını bekleyen Evangelist Hristiyanlar, ve (4)
Siyonistler diye listeleyebileceğimiz dört grup, ortadoğu ülkelerinin
daha iyi kontrol edilmesi ve emperyalist diktaya boyun eğmeyen
iktidarların yerle bir edilmesi amacıyla bir koalisyon kurdular. Şu
anda Papalık makamını işgal eden adam, makamına oturduktan kısa süre
sonra bu koalisyonun kanlı icraatlarını eleştirmek ve lanetlemek
yerine bir Bizans imparatorunu alıntılayarak Muhammed peygamberi
şiddet kullanmakla eleştirdi. Böylece 10'uncu Haçlı seferini
onayladığını duyurdu dünyaya. Emperyalist güçlerin propagandasına
katılan veya alet olan tütsülü ve püsküllü bir palyaço ile elele verip
barış şarkıları tüttürmenin kime yararı olacağını düşünüyorsunuz? O
Papa yerine, yüzyıllardır barış ve adaletten yana tavır alan Unitarian
Univarsalists, Quaker veya Yehova Şahitleri gibi gruplarla, yüzlerce
barış ve insan hakları örgütleriyle elele vermeniz daha makul değil
miydi? Tarih boyunca en korkunç zülumleri teşvik etmiş "yanılmaz"
Papalar mı yoksa Barış ve adaleti savunan ateistler mi dünyada
islam'ın, yanı barışın egemen olmasına daha yakın? Papa'ya karşı
yazdığım The Naked Pope in Glass House (Cam Evde Yaşayan Çıplak Papa)
başlıklı makalemi okumanızı öneririm. Bu makalem, Peacemaker's Guide
to Warmongers (Barışçılar Savaş Tüccarlarını İfşa Ediyor) başlıklı
kitabımın 316-344'üncü sayfalarında yer alıyor.

14. Dünyanın sonuna yakın zamanda çıkacağı ileri sürülen Mehdi
konusunda ne düşünüyorsunuz? Tarih boyunca kendisini mehdi sanan
birçok meczup çıktı. Hatta, zengin çocuklarını kandırmakta büyük
beceri gösteren ve birçok müslüman bilim adamının Darvin'den yüzyıllar
önce savunduğu evrim teorisine savaş açan bir tarikatın lideri bile
mehdi olduğunu sanıyor. Said Nursi'nin mehdi konusunda beklentileri
vardı. Siz kendinizi mehdi mi sanıyorsunuz, yoksa Said gibi mehdinin
habercisi mi? Said Nursi'nin 5. Şua'da iddia ettiği gibi Atatürk'ün
Deccal olduğu fikrine katılıyor musunuz?

15. Tüketiciliği teşvik eden kapitalist sistemin karada, denizde ve
havada oluşturduğu kirlenme ve global ısınmaya karşı tepkiniz ve
önerileriniz nedir? Bu bağlamda önem kazanan enerji politikası ve
nüfus planlaması hakkında ne düşünüyorsunuz? Papa ile son görüşmenizde
bu önemli konuyu tartıştınız mı?

16. Cemaat dışında, diğer dinlere ve kültürlere karşı alabildiğine
hoşgörülü davranmanıza rağmen cemaat içinde tam aksine otoriter bir
ilişki ve tektipçi bir tavrı onayladığınız iddia ediliyor. Zamanında
cemaatınıza katılmış birçok kişi cemaatınızın işlettiği ev ve
yurtlarda yetişen öğrencilerin bireyselliklerinin, sorgulayıcı
kişiliklerinin köreltilip dikta rejimlerinde olduğu gibi
tektipleştirici bir torna tezgahından geçirildiklerini ileri
sürüyorlar. Tek gazete, tek kitap, tek televizyon kanalı, tek siyasi
tercih, tek tip elbise, tek tip bıyık... Kendilerinin düzenlemedikleri
her faaliyet ve eylemi yasaklayan bu anlayıştan nasıl bir altın nesil
çıkmasını bekliyorsunuz? Robotlar gibi yetişitirilmiş cemaat üyeleri
bilim ve medeniyette dünyaya örnek oluşturabilecek bir yaratıcılık
gösterebilir mi? Bugün iyi davranan robotlar, yarın düğmelerine
basacak parmak değişince kolayca canavarlara dönüştürülemez mi?

17. Soyadınız Gülen. Hatta onun Arapça abartılı karşılığı olan Dahhak
(çokça gülen) kelimesini yıllarca künye olarak kullandınız. Son
vaazlarınızı bilmiyorum, ama ben Türkiye'deyken siz hemen her
vazınızda ağlıyordunuz. Soyadınıza inat, künyenize kat be kat inat...
Neye ağladığınızı kestiriyordum. Genelde müslümanların hali,
idealinize ulaşmak için aşılması gereken engellerin büyüklüğü sizi
duygulandırıyordu... Tabi bu arada ağlamanızla düz orantılı olarak
okullarınıza ve vakıflarınıza yapılan yardım miktarının arttığını
ileri sürenler de var... Gülmek ve ağlamak insani eylemlerdir. Ben de
duygulu bir insanım. Ender de olsa ben de bazan halk arasında
gözyaşlarımı tutamıyorum. Örneğin, geçenlerde Oxford Üniversitesinde
düzenlediğimiz uluslararası bir konferansta müslüman kadınların
sorunlarını tartışan bir panelin moderatörlüğünü yaparken gözyaşlarımı
tutamadım. Paneldeki dört kadından hiçbiri ağlamazken benim ağlamam
biraz mahcup etmişti beni. Tüm gençlik ve evlilik hayatı boyunca yüzü
peçeli kara bir çuvala diri diri gömülmüş olarak yaşamaya mahkum
edilmiş annemi anımsayıp ağlamıştım. Ama ben bir robot olmadığım veya
korumak istediğim bir karizma kaygım olmadığı için arada bir gülerim
de. "Seni güldüren de ağlatan da O'dur" (53:43). Merak ediyorum; acaba
siz hiç gülmüyor musunuz? Kahkahalarla örneğin? Sizi en çok güldüren
bir şaka, fıkra, veya olay varsa paylaşabilir misiniz? Yoksa ilk
isminizin tecellicisine muttali olunca soyisminizin tecelli edeceğine
mi inanıyorsunuz? O zamanı mı bekliyorsunuz? Hani "son gülen" misali?

18. Her söylediklerine ve yaptıklarına kafalarını diklemesine sallayan
evetçilerle sarılmış liderler çok büyük hatalar işlerler. Kafa
sallayıcıları liderlerini hem dünyada hem de ahirete hüsrana
yöneltirler. Ekşi Sözlük'te "fethullah gülen hoca efendi hazretleri"
maddesini görünce, 20 Ağustos 2010 tarihinde Google hazretlerine
sordum ve 0.16 saniye icinde bana 16,300 (analtı bin üçyüz) internet
sayfası sundu. Hoca ile efendi'yi birleştirip arayınca, "fethullah
gülen hocaefendi hazretleri" ifadesi içinde 0.08 saniyede 11,800 sayfa
buldu. Toplam yirmi bini aşıyor. Yani, sizin için hoca + efendi +
hazret sıfatlarını birlikte kullanan binlerce makale var Internette.
Bunların büyük bir kısmı alıntı veya eleştiri olarak kullanılmış olsa
da bir kısmı sizi destekleyenlere ve izleyenlere ait. Böylesi
dalkavukluklara prim vermeyen bir insan hayranları tarafından hiç
böyle çağrılabilir mi? (Yüzbini aşkın sayfada geçen "edip yuksel"
arasından "edip yüksel hocaefendi hazretleri" ifadesini tırnak içinde
sordum Hazret-i Google'ye ve Allah'a hamdolsun SIFIR sayfa çıktı.
Dalkavukluk dozunda iki derece tenzilat yapıp "edip yüksel hoca" diye
sorunca da sadece bir kez çıktı.). Hayatında abartılıp göklere
çıkarılan, öldükten sonra da uydurma hikayelerle efsaneleştirilip
putlaştırılan yüzlerce örnek var tarihte. Eğer siz bu meddahlardan
hoşlanmıyorsanız sizin desteklediğiniz dergilerde sizi insanüstü
göstermek için kullanılan abartılı ifadeleri niye tekzip etmiyor veya
o kişileri engellemiyorsunuz? Size Feto diyen veya liderliğini
yaptığınız hareketi F-Tipi olarak yaftalayanları etkilemeniz zor. Ama
size destek verenleri de mi meddahlık konusunda etkileyemiyorsunuz?
Sizin liderlik yeteneğinizi inkar eden yok. Ama sizin ne tefsir ne
fıkıh dalında orijinal bir katkınızı bilmiyorum. Fizik, kimya, tıp,
elektronik, genetik gibi bilim ve teknoloji alanlarında da
keşiflerinizden haberim yok. Öyleyse sizin için koparılan bu vaveyla
niçindir? Meddahlarınızın sizin için kullandığı üçlü dalkavukluğa
tepki gösterenlerden biri Eşki Sözlük'te bakın neler yazmış:
"islamiyete hristiyanlık gibi azizlik mantığı getirme çabasının son
ürünü. öldükten sonra da suratına osurdu çocuğum kanseri yendi gibi
saçmalıkları duymamıza neden olacak akımın başlangıç
noktası" (coverthetaiba, 19.05.2005 01:05 ). Çevrenizde sizin
hatalarınızı çekinmeden eleştiren arkadaşlarınız var mı? Yoksa, sizi
dinleyen herkesin başı önlerine eğik şakirtler taifesi mi? Sizi
yakından izleyen Yasin Çolak adlı bir gencin aşağıdaki suçlamalarına
ne dersiniz?: "Peygamberimizle rüyada yapıldığı söylenen istişareler,
şefkat tokatları, kendinden makbul kerametler, deccal ve mehdi
hikayeleri, ara sıra küpün dışına sızması engellenemeyen ve daha sonra
binbir teville geçiştirilmeye çalışılan söylemler ve gözyaşlarıyla
toplanan milyar dolarların bilinmeyen akibeti... Hoşgörü ve diyalog
örtüsünün altında yapılmasına müsaade edilen Hıristiyanlık
propagandası ve bir sürü dini kitabın arasında çoğu zaman bahsetmeye
bile gerek duyulmayan Kur-an... Bu cemaat(ler)in sohbetlerine katılanlar
gayet iyi bilirler ki, anlatılan dini bilgiler ya 'üstat'ların ya
'hocaefendiler'in kitaplarından seçilirler. Allah'ın kelamı Kur-an'a
pek bahsedilmez. Bu ülkenin temel değerlerini din sömürüsü adına
dinamitleyenler, 'nur'lu evlerde başka sokakta başka konuşanlar... Ve
sonuçta zarar gören Türkiye ve kaybolan nesiller..." Bu suçlamalara
karşı savunmanız var mı?

19. Biliyorum, kelle sayılarını Kuran'da büyüklerden birisi olarak
tanımlanan 19 sayısına tercih edenler kafalarını bu makalenin
başlığındaki 19 sayısına takacaklar ve belki allerjilerinden dolayı bu
makaleyi buraya kadar okuyamayacaklar. Bu makalemin muhatabı onlar
olmadığı için sorun yok. Bu konunun sizin ilgi alanınız içinde
olduğunu biliyorum. Kuran'ın insan ürünü olduğunu iddia eden birisine
cevap olarak verilen 19 sayısı sadece 74'uncu surede anılır ve o
sayının Kuran'ın Allah sözü olması bağlamındaki gizemi nihayet bu iki
sayıda oluşan 1974 yılında ortaya çıktı. Dahası, 1974 yılı Kuran'ın
Muhammed Peygamber'e vahyedilmesinden tam 1406 (19x74) kameri yıl
sonra idi. Bu surenin ilk iki ayetini oluşturan ilk cümle tam 19 harfe
sahip olup, Kuran zamanında sayı sistemi olarak da Kullanılan Ebced
alfabe dizimine göre tam 1974 sayısal değerine sahiptir. İsminin
türevleri Kuran'da 19 kez geçen Mısır asıllı Amerikalı bir biyokimyacı
tarafından keşfedilen bu olağanüstü sır ortaya çıktıktan sonra,
Kuran'ın elementlerinin, yani harf, kelime, ayet ve surelerinin, 19.
sayısının tam katları olarak iç içe geçmeli bir matematiksel sisteme
göre düzenlendiğini ortaya koydu. Örneğin, Besmele'nin 19 harfe sahip
olması, Kuran'daki sure sayılarının tam 19'un katı olması gibi...
Ondört yüz yıl boyunca Kuran'da bir sır olarak gizlenen bu
matematiksel sistem sizce bir rastlantıdan mı ibaret? Atatürk'ün
hayatındaki 19 rakamının sıkça görünmesini neyle açıklıyorsunuz?
Kuran'da Gizlenen adlı surede haber verilen bu sayının fonksiyonları
74:31 ayetinde madde madde veriliyor. O ayeti nasıl anlıyorsunuz?
Kuran için verilen korunma garantisi mushafların kağıt ve mürrekkebi
için midir yoksa Allah tarafından mucizevi bir biçimde yerleştirilmiş
matematiksel bir kodlama sistemiyle midir?

İnsanlıkta kardeşim olan sevgili Fethullah:

Sizi bu sorulara cevap vermeye zorlamak için gerekirse bu soruları
Internette imzaya açacağım. Hem Türkçe ve hem İnglizce olarak. Hani,
Türkiye ve dünya politikasını, şimdimizi ve geleceğimizi böylesine
etkileyen bir liderin sansür edilmemiş sorulara cevap vermesini
beklemeye hakkımız var. İbrahim genç yaşta halkının liderleriyle
tartıştı, Sokrates Yunan senatosuyla tartıştı, Musa Firavun ile, İsa
Ferisilerle, Muhammed hem Mekke hem Medine liderleriyle tartıştı.
Onları izleyenler de delillere ve mantığa dayalı tartışmalarla toplumu
değiştirdiler. Sizi karşıt fikirden insanlarla önemli konuları
tartıştığınızı hiç anımsamıyorum. Bir ülkenin eğitim sistemini,
kültürünü, dinini ve politikasını bu derece etkileyen birisinin
tartışma ortamında görülmemesi inanılmaz bir olay. Fikir meydanında
karşıtların eleştirilerine cevap vermek, seçilmiş bir gazetecinin
yönelttiği dostça sorulara cevap vermekten çok farklı.

Yukarıdaki 19 soruya dört ay içinde cevap vermediğiniz taktirde kendi
sorularımızın cevaplarını sizin söz ve tavırlarınızdan çıkararak biz
vermek zorunda kalacağız. Belki de daha kapsamlı bir araştırma ile
destekliyerek kitap halinde yayınlayacağız. Amaç size ve cemaatınıza
zarar vermek değil, amaç halkın sizi ve idealinizi daha yakından
tanımasıdır. Eğer dilerseniz, sizi Pennsylvania'daki evinizde ziyarete
gelir ve bu soruları orada konuşup tartışmaya da hazırım. Dilerseniz,
Arizona'daki evime her zaman misafir olarak gelebilirsiniz.
Tucson'daki şakirtler yoluyla benimle irtibat kurabilirsin. Galiba
benden biraz kaçıyorlar ama siz emrederseniz beni anında bulabilirler.
Küçük oğlumun katıldığı matematik yarışmalarında şakirtleriniz en
başarılı öğretmenler arasındaydı. İnşallah önümüzdeki yıl İstanbul'da
düzenlemeyi düşündüğümüz İslami Reform İçin Kritik Düşünenler başlıklı
konferansta sizi veya sizi temsil eden birilerini panelistler arasında
görür ve canlı yayında tartışırız bu konuları.

Barış, adalet ve tevhid için, hiçbirinden taviz vermeden, birlikte
çalışmak umuduyla.

Selam ve sevgilerimle.

Grand Sen~or

unread,
Oct 13, 2010, 1:07:39 AM10/13/10
to
Selam Len Hokkabaz Edip,
hala 19'a mi takilisin;>
kerata seni, degil mi, Atam Ertugrul derdi ki "Tilkinin donup dolasip
gelecegi yer Kurkcu Dukkanidir!". Atam Ertugrul soc.culture.turkish
demek istiyordu;->>

Len sen buyalardan gideli burada buyuk gelismeler oldu, once uniciyan
anayasasi ortaya cikti, sonra Protokol. Bunnadan haberin vaaa mi len?

Grand Sen~or

unread,
Oct 13, 2010, 1:18:02 AM10/13/10
to
Feto$'u sorgulayacaksin, me$hur olacaksin;->>>
Isler kesat gidiyor olmali 19lamada;->>
Len Feto$ sana "PUFF!" dese kendini kodeste bulursun, ustune, ustluk
de 19 kilit vururlur, coz cozebilirsen;->>
Sen ayagini denk al len, bu Feto$ $akaya gelmez, 19 $akasina hic
gelmez, bunun danismani IL len seninki kim? Geberik bir 19'cu;->>
19 Mayis 19 19'da mi dogdun len yoksam 19 Mayis 20 19'da mi mortiyi
cekmeye hazirlaniyorsun? Ah! ah! artik bir daha bu 19 Mayis 1919'u
geri getiremen len, ama bekle bu Miladi 19'larin ardinda Hicri 19'lar
olacak, ah bir de aylari 19'layabilsen keyfinden yanina varilmazdi ya;-
>>
Iyi hesapladin mi Len Aylar 31 cekecegine 19 cekse kac ay firlardi?
Iyiki geldin len iyi ki geldin, yoksa burada bir yigin gavat, tadi
tuzu kalmadi buranin;->>

Grand Sen~or

unread,
Oct 13, 2010, 1:23:24 AM10/13/10
to
>
> Barış, adalet ve tevhid için, hiçbirinden taviz vermeden, birlikte
> çalışmak umuduyla.
>
> Selam ve sevgilerimle.

hehhehe Feto$'a yaltaklaniyorsun demek, len Feto$ keriz mi de
19'lasin, o 7'lerden;->>
Len hesapladin mi 19'la 7 hangi sayida ortak bolen olacak?

okeyci

unread,
Oct 13, 2010, 3:54:17 AM10/13/10
to
Am 13.10.2010 06:59, schrieb Edip Yuksel:
> A�a��daki makaleyi genel yay�n y�netmenini �ahsen tan�d���m ve haber
> politikas�n� �ok sevdi�im bir gazete yay�nlamay� taahh�t etti. Ne var
> ki bir ayl�k bir gecikmeden sonra bilmedi�im bir nedenle
> yay�nlamad�lar, belki de yay�nlama cesaretini g�stermediler. Bu
> makaleyi facebook sayfamda ve bir sitede yay�nlad�m. Bu makaleyi
> diledi�iniz yerde yay�nlayabilir ve payla�abilirsiniz.
>
> Bu sorular� 3 Ekim 2010 tarihinde Facebook, Bilgagi.net, 19.org ve
> benzeri forumlar yoluyla kamuyla payla�t�m. Fethullah'tan daha bir
> cevap alamad�m, ancak onun hayranlar�ndan baz�lar� o sorulara adam
> gibi cevap vermek yerine �ahs�m hakk�nda iftiralar uydurarak tepki
> g�sterdiler. Hani ben Fethullah gibi bir cemaat�n lideri olsayd�m,
> hani ben a�layarak para toplasayd�m, hani bana hazret ve efendi diye
> hitap eden iyi huylu binlerce robotum, hatta bir tek robotum olsayd�,
> �ahs�ma y�nelik sorgulamalar� ve hatta iftiralar� yerinde ve tutarl�
> bir tekpi olurdu. Mant�kta "ad hominem" denilen hatay� bu kadar s�k
> i�leyen kafalarla do�ru d�r�st bir tart��ma y�r�tmek ger�ekten zor.
>
> Ben 1986 y�l�nda, t�m popularitemi, kariyerimi, �n�m�, �evremi, �n�m�,
> gelece�imi ve hatta ailemi kaybetme pahas�na kabul etmekte zorland���m
> TEVHID ger�e�ini ilan etti�im s�ralar, hadislerine s�nnetlerine,
> mezheplerine tarikatlerine y�neltti�im ele�tirilere cevap vermek
> yerine, ilkel psikoanlizler yaparak �ahs�ma hakaret ve iftiralarda
> bulundular, hatta "Edip bekar oldu�u i�in b�yle davran�yor. Evlenince
> durulur" diye yazan Ali Nar gibi S�nni yazarlar ��kt�. Yirmi y�ll�k
> evlilik hayat�m o psikoanilizin yalan ve sahte oldu�unu isbat etti. O
> yazar �imdi yok ortal�kta, ama onu izleyen ve ak�llar�n� kullanmak
> yerine MUKALLIT m�ritler olmay� tercih edenler hala yeni

> psikoanalizlerle kendilerini oyalamaya, aleyhimde iftiralar ve
> yalanlar udurmaya, ve b�ylece kendilerini ve izleyenleri Allah'�n
> ayetlerine k�r ve sa��r etmek i�in bahanaler bulmaya �al���yorlar.
>
> FETHULLAH G�LEN'E 19 SORU
>
> Edip Yuksel
>
>
> Fethullah karde�im, sizi gen�lik y�llar�mdan tan�r�m. Babamla i�li
> d��l� bir dostlu�unuz olmasa da birbirinizle tan���yordunuz. Babam
> Mustafa Kemal'in Samsun'a ��kt��� 1919 y�l�nda, siz de 19 y�l sonra
> Mustafa Kemal'in �ld��� 1938'de d�nya'ya gelmi�tiniz. Ben de sizden 19
> y�l sonra uzay �a��n�n ba�lad��� 1957'de bu gezegene ���nland�m.
> Babamla kar��l�kl� sayg�ya dayanan ama �slup, tav�r ve vurgu
> farkl�l�klar�yla par�alanm�� bir dostlu�unuz vard�. Babam sizi
> uzla�mac�, siz de onu a��r� bulurdunuz. �kiniz de k�yl�yd�n�z ama siz
> �ehirli adab�n� benimseyip �z�msediniz. Babam duygular�n� toplum
> i�inde ifade etmezdi, siz ise binlerce ki�inin huzurunda
> a�layabiliyordunuz. Sizi izleyen bir cemaati, �zellikle ��retmenleri,
> uzun s�recek bir m�cadele i�in e�itiyor ve b�y�k bir hareketin taktik

> ve stratejisini engelli ve labirentli yollarda kompleks hesaplar
> yaparak, g�zya�� d�kerek, arada bir takiyye ruhsat�n� kullanarak
> sab�rla belirliyordunuz. Babam�n ise b�ylesi yetenekleri ve hesaplar�
> yoktu. Babam bildi�i ve inand���n� pek hesap yapmadan ilan ediyordu.
> Sonu� malum: Sizin d�nya �ap�nda geli�en, politik ve ekonomik alanda
> g��lenen bir cemaatiniz var. ��ine �ekilen bireyi e�itip ���ten, yeni
> bir dil ��reten ve hatta ayn� bi�imde b�y�k tra�latan bir cemaat...
> Hala kulu�ka d�neminde olan ve Fethullah'�n fethini bekleyen bir
> hareket... Yumurtadan ne do�aca��n� belki sizin ve yak�n
> arkada�lar�n�z�n d���nda herkes merak ediyor.
>
> Babam Sadreddin veya Sadrettin, Nurcusundan S�leymanc�s�na,
> Selamet�isinden �hvan�na, �ar�ambal�s�ndan Menzillisine kadar her
> camian�n lider kadrosunun sayg� g�sterdi�i veya ciddiye ald��� bir
> ki�iydi. Kap�s� herkese a��kt�. �nsanlar aras�nda r�tbe ve mevki
> ay�r�m� yapmazd�. Di�er "alimler" babam�n laik T.C devletine kar��
> g�sterdi�i cesur duru�u taklid edemiyorlarsa da gizlice takdir
> ederlerdi. 1 Temmuz 1986'da babamla yollar�m�z ayr�lmas�na ra�men,
> babam�n d�r�stl���n�, samimiyetini ve ender g�r�len cesaretini takdir
> ederim. Babam, Said-i Nursi hayran� S�nni bir hocayd�. Ancak tipik bir
> Nurcu de�ildi. Yani, sabah ak�am Risale-i Nurlara talim etmiyor,
> Risaleleri Kuran yerine ikame etmiyordu (Maalesef, her s�nni gibi
> babam hadis ve f�k�h kitaplar�n� Kuran'a ortak ko�uyor ve hatta bazan
> tercih ediyordu). Mezhepler �st� olamasa da mezhep�ileri �rk�tecek
> derecede mezhepleraras� bir mollayd�. Babam zamanla Saidi Nursi,
> Seyyid Kutup, ve Ayetullah Humeyni'den olu�an antika bir ��genin a��
> ortay�nda karar k�ld�. Hem�ehrisi, Bitlis'li K�rt Said gibi fen
> bilimleri ve felsefi tart��malar� az �ok takdir eden babam, M�s�r'�n
> milliyet�i diktat�r� Abdun Nas�r taraf�ndan katledilen S�nni Seyyid
> gibi �slami bir devlet �zlemiyle ya�arken nihayet 1979 y�l�nda �ii
> Ayetullah Humeyni'nin �ahs�nda hayalindeki ideal devleti acem
> makam�nda da olsa �ran'da buldu. Siz �ran'a hi� sempati duymad�n�z.
> Uslubunuz ve metodunuzla �eli�iyordu her �eyden �nce.
>
> Dahas�, siz Osmanl� hayran�yd�n�z. Nitekim, Yetmi�li y�llar�n karde�i
> karde�e d��man eden siyasi ortam�nda sa�c� militanlar taraf�ndan Fatih
> Camisi avlusunda �ehit edilen karde�im Metin Y�ksel i�in, Necmettin
> Erbakan ve Alpaslan T�rke� dahil bir�ok parti ve cemaat liderinin
> g�nderdi�i taziye mektuplar� aras�nda sizinkisi alfabesi ve diliyle
> dikkati �ekiyordu. Daha sonra dergi ve kitaplarda yay�mlanan
> taziyeniz, Osmanl�ca yaz�lan tek mektuptu. O mektup i�eri�i kadar
> lisani haliyle �ok �eyler s�yl�yordu:
>
> Es-selamu aleyk�m ve rahmetullahi ve beraketuhu
>
> Muhterem Hocam, Mahd�m-i �l�lerinin mazl�men �eh�d edilmesi peder-i
> muhteremleri sizler i�in ci�er-s�z bir h�dise olmakla beraber "Allah
> yolunda katledilenleri �l�ler olarak saymay�n" medl�l-i �l�since
> Hazret-i pervardig�ra takd�m edilmi� bir tuhfe-i m�beccele oldu�u z�t-
> � devletlerince derk�rd�r.
>
> Mazl�m-� muhtereme Hazret-i Rabbu'l-�zzet'den derec�t-� �liy�t dile�i
> ile siz �ok muhterem hocaam�n ve mazlumun v�lide-i muhteremelerinin
> gamn�k olan fu�d-� m�nkesirelerinin sabr�yla med�r-� teselli-yi
> v�ridat-� celile-i seniyyenin devam ve tem�disini niy�z ederim
> muhterem hocam
>
> Ed-D�'i Ve'l-M�sted'�
> M. Fethullah
>
> (Mektubun Arap alfabesiyle olan elyaz� orijinalinin kopyas� i�in bak:
> �ehid Metin Y�ksel: Kardelenlerin Kan K�rm�z� A�t��� G�n, Mehmet Ali
> Tekin, Beka Yay�nlar�, 3. Bask�, 2008, sa: 215,)
>
> Kuran 30:22 ayetinde dillerimizin farkl�l���n�n Allah'�n ayetlerinden
> (i�aretlerinden) oldu�unu bildiriyor ve diller aras�nda bir �st�nl�k
> ay�r�m� yapm�yor. B�yle olunca, Araplar Arap�a'y�, K�rtler K�rt�eyi,
> T�rkler de T�rk�e'yi d�zg�n konu�mal�yd�. Diller birbirlerinden s�zc�k
> al��veri�inde bulunur. Ama yukar�daki ifadeler, bu normal al��veri�in
> boyutlar�n� a��yor. Fars�a ve Arap�a'ya kutsall�k atfeden bir
> yakla��m�n �r�n� gibi. (Bu konuda size ve hayranlar�n�za Cengiz
> �zak�nc�'n�n Dil ve Din adl� kitab�n� tavsiye ederim.)
>
> Sizinle yollar�m�z birka� kez kesi�ti... Pop�ler bir s�nni yazar
> oldu�um gen�lik y�llar�mda, Demirin Kuran'daki Kimyasal Esrar� adl�
> bir makalem sizin Dahhak takma ismiyle ba�yaz�lar�n� a�dal� bir dille
> yazd���n�z S�z�nt� dergisinde yay�nland�. Hala hat�rlar�m, 12 Eyl�l
> darbesinden sonra Anayasa i�in Oylama yap�lacakt�. Darbeci generaller
> Anayasa'ya kar�� propaganday� yasaklam��t�. Darbecilerin Anayasas�na
> "Hay�r" diyen bir�ok ki�i tutuklan�p cezaland�r�ld�yd� o g�nler.
> S�z�nt� dergisi o zaman makul olan muhalefeti harika bir espiriyle
> yapm��t�. Oylamadan bir �nceki say�n�n arka kapa��nda mavi zemin
> �zerine "Yeni Anayasa Hay�rl� Olsun" diye iki anlama gelen tevriyeli
> bir temenniyi koymu�tu. Daha sonra sizinle �stanbul'da bir caminin
> imam odas�nda g�r���p tan��m��t�m. Size m�rit olacak bir yap�ya sahip
> de�ildim; ama dost�a bir yakla��mla sizi, daha do�rusu seni tan�mak
> istiyordum. Beni hat�rlaman� beklemiyorum, ama y�llar sonra bir mezhep
> mukallidi olmaktan vazge�ip akl�n� kullanan bir m�sl�man olmaya karar
> verdi�imde kopan yaygaray� i�itmi�sinizdir, izlemi�sinizdir.
>
> Liderli�ini yapt���n�z grup beni "m�rted" diye �l�me mahkum etmedi.
> Gazete ve dergilerinin ilk sayfalar�nda aleyhimde iri puntularla
> naralar atan Selamet�i (Milli Gazete), Nurcu (Sur Dergisi), Tarikat��
> (T�rkiye Gazetesi), Milliyet�i (Terc�man Gazetesi), S�leymanc� (Yeni
> Sabah), �ranc� (Vahdet), Entellekt�el �slamc� (Giri�im Dergisi, Kitap
> Dergisi) gibi bir�ok mezhep ve me�rebin lin� koalisyonuna kat�lmad�.
> Ancak cemaatiniz, "Yahu, kitaplar� �eriat�� �eteler taraf�ndan
> toplanan, kendisine y�neltilen ele�tirilere ve iftiralara cevap hakk�
> verilmeyen, kendi imkanlar�yla yay�mlad��� cevabi makalelerini i�eren
> kitab� daha da��t�lmadan matbaadan �al�nan , sesi kesilen, gelece�i
> karart�lan ve babas� taraf�ndan bile reddedilen bu �ks�z delikanl�ya
> hep birden sald�rmaktan utanm�yor musunuz?" diye adil bir tav�r da
> koymad�... S�z�nt� Dergisi ismine lay�k bir tepki g�sterdi: dini
> medyada kopar�lan f�rt�nay� sessizce izledi. S�z�nt�'ya daha sonra
> Ya�mur ve Aksiyon dergileri eklendi. Bunlar� F�rt�na m� Tufan m� yoksa
> G�kku�a�� m� izleyecek bilmiyorum.
>
> Size hayran olup sizi g�klere ��karanlar oldu�u gibi sizden nefret
> edip yerin dibine bat�ranlar var... Ben her iki gruba da dahil
> de�ilim. Bu t�r duygusal tav�rlar� g�stermiyorum. Sizi ve cemaatinizi
> arada bir uzaktan izliyorum. Ben bir cemaatin kelle say�s�ndan veya
> sahip olduklar� maddi imkanlardan etkilenen biri de�ilim. Ancak
> cemaatteki disiplin, odakla�ma ve gayret bana Amerika'daki Mormonlar�
> veya Evangelistleri an�msat�yor. Ola�an�st� liderlik yetene�inizi ve
> gayretinizi takdir etmemek m�mk�n de�il.
>
> Ma�allah, Orta Asya'dan Amerika'ya kadar cemaat�n okullar� papatyalar
> gibi a��yor. Ge�en y�l Kazakistan'da kat�ld���m bir konferansta
> cemaat�n a�t��� okullar�n tedrisat�ndan ge�mi� birka� gen�le tan��t�m.
> Hatta ya�ad���m ��l�n ortas�nda bile okul a�t�lar �akirtler. Okulun
> ismini daha �nce Daisy (Papatya) koydular, ama bu isim erkek
> ��rencilerin ilgisini �ekmeyince de�i�tirdiler. Ar� gibi �al���yorlar
> ve ba�ar�l�lar. Burada da yollar�m�z kesi�ti... �lkesinde ana dili
> yasakland��� i�in K�rt�e'yi pek konu�am�yan bir K�rt oldu�um halde,
> kaderin bir cilvesi olarak, Amerika'da devlet okullar�nda ilk kez
> T�rk�e dersi ��retme �ans�na sahip oldum. �niversitede felsefe, mant�k
> ve hukuk derslerine ek olarak, 2001 y�l�ndan bu yana, o�lumun
> ��rencisi oldu�u bir ortaokulda ve lisede y�zlerce Amerikal�ya T�rk�e
> ��rettim ve hala ��retiyorum. Y�llar sonra sizi izleyenlerin T�rkiye
> d���ndaki okullarda medyada abart�ld��� gibi olmasa da T�rk�e e�itimi
> ba�latt�klar�n� g�rmek beni bir bak�ma sevindiriyor bir bak�ma da
> d���nd�r�yor.
>
> Sizi anlayam�yorum, ��zemiyorum... Sizi anlad�klar�n� sananlar� da
> anlayam�yorum. Siz benim i�in kara bir kutusunuz. Havada kanats�z u�an
> bir kutu... Yere d���p bin par�a m� olacak yoksa kanat a��p Anka
> ku�una m� d�n��ecek bilmiyorum. Benim gibi sizi ve amac�n�z� anlamakta
> zorlananlar�n ayd�nlanmas� i�in baz� sorular y�neltece�im size.
> Sorular� bir m�rit veya size yaltakl�k yapmaya �al��an bir gazeteci
> edas�yla sormayaca��m. Babamdan miras ald���m �slupla ve sevip
> sayd���n�z Said-i Nursi'nin pervas�zl���yla soraca��m.
>
> Sorulara ge�meden �nce �nemli bir konuya de�inmek istiyorum. Sizin
> Kelime-i Tevhidi, yani birleme ifadesini, Kuran'a g�re d�zeltti�inizi
> ve birlemeyi ikilemeye ��karan Muhammed eklemesini ��kard���n�z�
> duydum. La ilahe illa Allah. E�er bu do�ruysa, ve bunu politik
> hesaplarla de�il de, Allah'�n son peygamberinin getirdi�i mesaja uyma
> amac�yla ger�ekle�tirdiyseniz sizi can� g�n�lden tebrik ederim (3:18;

> 3:64; 39:45; 72:18; 6:22-23; 2:285; 63:1-3) Nitekim, Quran: a
> Reformist Translation'in notlar b�l�m�nde sundu�um arkeolojik
> deliller, Muhammed peygamberi putla�t�ranlar�n uydurdu�u bu b�y�k
> bidati if�a ediyor ve Kuran'da otuz kez Muhammedsiz ge�en tevhid
> ifadesini destekliyor.
>
> Baz� sorular� su�lay�c� bir uslupla yazd�m ama cevab�n�z� ald�ktan
> sonra vicdan�mdaki yarg�da de�i�iklik yapmaya haz�r�m. Bir k�sm�n�n
> cevaplar�n� bilsem de sizin en son g�r���n�z� ve duru�unuzu merak
> ediyorum. B�y�k olasal�kla bana cevap vermeyeceksiniz. Aforoz
> edildikten sonra Arizona ��l�ndeki onuncu k�yde karar k�lm��, kendisi
> gibi ipten saptan kopan birka� arkada�� haricinde cemaati olmayan,
> dosttan �ok d��man edinmi�, organize dinlerden ho�lanmayan,
> karizmas�n� habire sabote eden, ailesinin ge�imi i�in didinen,
> T�rkiye'deyken T�rk devletine, Amerika'dayken de Amerikan devletine
> meydan okuyan, d�nyada kritik d���nen m�sl�man ayd�nlar�n ilgisini
> �eken islami reform hareketinin militanl���n� yapan, y�zde yetmi�
> anar�ist ve y�zde y�z 'rasyonel monoteist' bir felsefecinin y�neltti�i
> sans�rs�z sorular� cevaplamaya tenezz�l etmeyebilirsiniz. Papayla
> elele tutu�up d�nyan�n kaderini tart��an bir lidersiniz ne de olsa.
> Ama, s�rpriz de yapabilirsiniz.
>
> Bu uzunca giri�ten sonra, oto-sans�r yapmadan klavyeye ald���m
> a�a��daki 19 soruyu dikkatinize sunuyorum:
>
> 1. Iran �ah�na kar�� ba�lat�lan devrim, "istiklal, azadi, h�k�met-i
> islami" ideali do�rultusunda mollalarla i�birli�i yapan bir ayd�nlar
> grubunun deste�iyle ger�ekle�ti. Beni Sadr ve Bazergan gibi ayd�nlar
> k�sa s�rede mollar�i taraf�ndan tasfiye edildiler. Sizin ekibinizin
> idealindeki devleti merak ediyorum. Acaba, �ran devriminde oldu�u gibi
> sonunda kaybetmeye mahkum bir ayd�nlar grubuna m� oynuyorsunuz yoksa
> kazanacak olan mollalar grubuna m�? Yoksa, bilmedi�imiz ���nc� bir
> ��kka m�?
>
> 2. Siz bir i�adam� ve e�itimciden �ok dini bir lider olarak
> tan�n�yorsunuz ve sizi destekleyip izleyenlerin �zerinde �yle bir
> etkiye sahipsiniz. D�nyan�n ya�ayan en g��l� dini liderleri aras�nda
> yer al�yorsunuz ama dini konularda S�nni mezheplerin do�malar�ndan
> farkl� bir teoloji sunmuyorsunuz. Bu nas�l olur? Yeni �mit Dergisinin
> Temmuz-Eyl�l 2010 say�s�nda derginin Genel Yay�n Koordinat�r� Dr.
> Erg�n �apan �ocukluk y�llar�ndan beri okudu�unuz ve okuttu�unuz
> kitaplar� listeleyen uzunca bir makale yazm��: Fethullah G�len
> Hocaefendi'nin Bilinmeyen Bir Y�n�: Ders ve Tedris Metodu. Makaleyi
> okurken ba��m d�nd�. Sizi di�er mollalardan ay�ran teolojik bir
> farkl�l�k yok gibi. Do�rusu ve yanl���, ger�e�i ve hurafesi ile
> birlikte eskiyi kabul ediyorsunuz. Sadece sunu� tarz�n�zda ve
> kulland���n�z ambalajda bir farkl�l�k var gibi. Tarikat ile medrese
> aras�nda melez bir ekol olu�turmak bir yenilikse bunu becermi�siniz.
> Ne var ki, size nisbet edilen hareket daha �ok ki�i k�lt�ne benziyor.
> Kafan�zda ula�may� istedi�iniz istasyon hakk�nda bir netlik olabilir;
> ama bu istasyonun bi�imini ve boyutunu bilmiyoruz. Hakk�n�zda doktora
> tezleri yazan hayranlar�n�z veya �akirtleriniz (biliyorum Nurculuk
> k�lt�r�nden gelmi� biri olarak m�rit kelimesini sevmiyorsunuz) son
> istasyonu ne kadar biliyorlar o da malum de�il. Asr-� Saadet diye
> bilinen sahabe d�nemini tekrar ya�amak �zlemiyle h�ng�r h�ng�r
> a�lad���n�z� biliyorum. Ama o d�nemi Kuran yerine "sahih" diye
> tan�t�lan uydurma hadis kitaplar�nda ar�yorsan�z sizin T�rkiye ba�ta
> olmak �zere t�m d�nyay� ula�t�rmak istedi�iniz cennetin Afganistandaki
> Taliban, �ran'daki Mollalar, Suudi Arabistan'daki Selefiler taraf�ndan
> olu�turulan cehennemlerden farkl� olmayaca��ndan eminim. Niyetinizin
> iyili�ini veya k�t�l���n� tart��m�yorum. Sizin iyi niyetli biri
> oldu�unuza inan�yorum veya inanmak istiyorum ama "cehennem yolu iyi
> niyetlerle d��elidir" s�z�ndeki ger�ek pay�n� da g�r�yorum. Bir
> milyar� a�an m�sl�man n�fusun her konuda geri kalm��l���n�n temelinde
> yatan mezhep ��retilerine, hadis ve s�nnet ad� verilen cahili
> do�malara epistemolojik ve teolojik bir ele�tiri y�neltmemi� bir dini
> lider olarak sizin olu�turmaya �al��t���n�z d�nyaya nas�l
> g�venebiliriz? �deallerinizin egemen oldu�unuz bir d�nyada S�nni
> mezheplerin do�malar� ve uygulamalar� egemen olmayacak m�? S�z�nt�
> dergisiyle 1979 y�l�nda medya yoluyla kamuyla ileti�ime ba�lad���nzdan
> beri teolojik alanda baz� de�i�imlere tan�k olduk. �rne�in,
> S�z�nt�'n�n ilk say�lar�nda hadis, s�nnet ve mezhep ��retilerine sad�k
> bir tav�r g�steriyor ve insan ve hayvan resimleri yay�nlamamaya gayret
> ediyordunuz. Arada bir koydu�unuz canl� resimlerin �zellikle boyun
> b�lgesine kal�nca �izgiler koyarak g�ya kesip �ld�r�yordunuz ve
> b�ylece kitab�na uyduruyordunuz. Ama daha sonra b�y�k bir haram� hadis
> ve s�nnete g�re vaftizleyip helalle�tiren o �izgiler zamanla inceldi
> ve bir ka� y�l sonra birden bire kayboldular. Be teolojik de�i�im i�in
> hi�bir a��klama yapt�n�z m�? Yani daha �nce izledi�iniz hadislerin ve
> mezhep fetvalar�n�n yanl�� oldu�u sonucuna m� vard�n�z, yoksa onlar�
> hala sahih olarak kabul etmenize ra�men, maslahat bahanesiyle g�nah
> i�lemeye mi karar verdiniz?
>
> 3. �slami Reform ��in Manifesto adl� kitab�mda detaylar�yla
> tart��t���m gibi, Muhammed peygamberin vefat�ndan y�zy�llar sonra
> derlenen hadisler yoluyla peygamberin iletti�i biricik kitap olan
> Kuran'a en b�y�k ihanet yap�lm�� ve bu ihanet nihayet Gazzali ile
> galibiyetini ilan etmi�tir. Siz, �eli�kiler dolu hadis kitaplar�nda
> �mer'e isnat edilen "Hasbuna Kitabullah" (Allah'�n kitab� bize yeter)

> prensibini mi savunuyorsunuz, yoksa Kuran'a ihanet eden uydurma hadis
> kolleksiyonlar�n� "Sahih" diye kabul edip Kuran'a ortak m�
> ko�uyorsunuz? Siz, say�lar� y�zbine varan sahabeler taraf�ndan
> dinlendi�i iddia edilen veda hutbesinin son b�l�m�nde yer alan en
> �nemli ifadelerin �� versiyonundan hangisini kabul ediyorsunuz?
> �zlememiz gereken kaynak, sadece Kuran m�? Kuran art� Muhammed'in
> s�nneti mi? Yoksa Kuran art� Ehli beyt mi? Yoksa, hadislerde olmayan
> d�rd�nc� bir ��kk�n eklenmesiyle "hepsi" mi?
>
> 4. Ge�en y�l Oxford �niversitesinde verdi�im ilk konferansta
> dinleyecilere Theometer or Sectometer diye adland�rd���m �oktan
> se�meli 45 soru y�neltmi�tim. O sorulara verece�iniz cevaplar� �ok
> merak ediyorum do�rusu. Oradaki sorulardan birka� tanesini iki
> se�ene�e indirerek soray�m: Evli olup zina edenler i�in recm diye
> bilinen ta�la �ld�rme cezas�na inan�yor musunuz? A� bir ke�inin,
> Muhammed peygamberin vefat�ndan y�llar sonra, deri �zerinde yaz�l�
> olan recm ayetini Ay�e validemizin yata��n�n alt�nda bulup yiyerek onu
> Kuran'dan neshetti�ine inan�yor musunuz? B�ylesine "kutsal bir ke�i"
> taraf�ndan neshedilmi�, yani iptal edilmi� bir ayetin h�kmen baki
> oldu�una kat�l�yor musunuz?
>
> 5. Hadislere ve mezheplere g�re, �slam dininden, daha do�rusu mezhep
> ��retilerinden, d�nenler "m�rted" olarak yaftalan�r ve hayat haklar�n�
> kaybederler. Siz o hadislere ve mezhep h�k�mlerine inan�yor musunuz?
>
> 6. Bize �rnek oldu�u bildirilen Muhammed peygamberin 54 ya��ndayken 9
> ya��ndaki bir k�zla evlendi�ini iddia eden ve pedofili denilen cinsel
> sap�kl��� kutsayan hadis rivayetlerine ne diyorsunuz? Peygambere ve
> arkada�lar�na y�nelik binlerce hakaret ve iftira i�eren hadisleri
> rivayet eden Buhari, Muslim, Tirmizi, �bni Maceh, Ebu Davud, Ibni
> Hanbel gibi kitaplara sayg� duyuyor musunuz?
>
> 7. Kad�nlar� horlayan, cehennemin �o�unlu�unu kad�nlarla dolduran,
> kad�nlar� e�ek ve domuzla bir tutan, kad�nlar� siyah torbalara sokan
> ve hatta baz� mezheplerde y�zlerini bile kara pe�elerle kapat�p
> �zg�rl�klerinden ve kimliklerinden mahrum eden, ve b�ylece onlar�
> erke�in k�lesi haline d�n��t�ren hadisler ve s�nnetler konusunda ne
> d���n�yorsunuz?
>
> 8. Kuran, ba�kalar�na maddi zarar vermeyen ki�isel g�nahlar�
> cezaland�rmam�z� emretmez. Aksine, d�nyadaki s�nav�n ger�ekle�mesi
> i�in g�nah i�lenmesini serbest b�rak�r. G�nah i�lenmesini yasaklamak
> Allah'�n d�nya hayat� i�in belirledi�i s�nave s�nnetine (yasas�na)
> kar�� �eytani bir m�daheledir. �rne�in, akl� kullanmamak, dini
> konularda mukallit olmak, Allah'�n ismini anmay� yeterli g�rmemek,
> mescitlerde Allah'tan ba�ka isimler �a��rmak, peygamberi putla�t�rmak,
> peygamberlere hakaret etmek, peygamberler ad�na uydurulmu� hadisleri
> din diye insanlara satmak, �efaat etme iddias�nda bulunmak, �l�lerden
> medet ummak, Allah'�n s�z�n�n yetersiz oldu�una inanmak, Allah ad�na
> haramlar uydurmak, dinadamlar�n�n fetvalar�n� din diye izlemek, dinle
> alay etmek, Allah'tan ba�kalar�n� rab (efendi) kabul etmek, salat�
> g�zetmemek, ba�kalar�na zarar vermeden s�gara veya alkoll� i�ki
> kullanmak gibi g�nahlar devlet taraf�ndan Allah ad�na
> cezaland�r�lamaz. Sizin idealinizdeki d�nyada, bu ve benzeri ki�isel
> g�nahlar� i�leyen insanlar Allah ad�na sokaklarda ahlak polisli�i
> yapan firavuncuklar yoluyla cezaland�r�lacak m�?
>
> 9. Sizin nostaljik bir duyguyla idealle�tirdi�iniz Osmanl� devleti 300
> y�l boyunca matbaay� yasaklad�. E�itime �nem veren biri olarak
> Osmanl�'n�n 500 y�ldan fazla s�ren iktidar�n� nas�l
> de�erlendiriyorsunuz? Ba�kalar�na ait �lkeleri ve �ehirleri i�gal edip
> halk�n� vergiye ba�layan, o �lkelerin gen�lerini ba�ka i�galler i�in
> asker olarak istihdam eden, iktidar h�rs�yla kundaktaki bebekleri
> �ld�ren, hilafeti k�l�� zoruyla alan bir saltanat� onayl�yor musunuz?
> �stanbul'un Bizans'tan k�l�� zoruyla al�nmas� sizce T�rkiye'deki tarih
> kitaplar�n�n ileri s�rd��� gibi yeni bir �a� m� a�t�? Bir kentin bir
> ba�ka ulus taraf�ndan i�gali nas�l olur da yeni bir �a� a�ar?
> �stanbul'un fethinden sonra Osmanl�'n�n bilim ve medeniyete ne
> katk�lar� oldu? Bir Caminin zorla Klise'ye �evrilmesine hakl� olarak
> kar�� ��kan birisi Ayafsofya kilisesinin zorla camiye �evrilmesini
> desteklerse onu "ahlaki tutarl�l�k," "adalet" ve "dinde zorlama
> olmayaca��" prensipleriyle nas�l a��klar?
>
> 10. Ge�mi�te K�rtlerin varl���n�n bile ink�r edildi�ini, ba�ka hi�bir
> dil yasaklanmazken T�rkiye'nin y�zde 15'inden fazlas�n� olu�turan K�rt
> yerlilerinin dillerinin yasakland���n�, bir�ok K�rd�n ana diliyle
> konu�tu�u veya yazd��� i�in hapislere at�ld���n�, K�rtlerin �o�unlukta
> oldu�u bir�ok k�y�n adlar�n�n de�i�tirildi�i, K�rtlerin �ocuklar�na
> K�rt�e isim takmalar�n�n veya Nevruz'u kutlamalar�n�n yasakland���n�,
> binlerce K�rt k�y�n�n bo�alt�l�p sakinlerinin b�y�k �ehirlerin
> banliy�lerindeki gecekondulara s�r�ld���n�, binlerce K�rd'�n faiil
> me�hul cinayetlerle �ld�r�ld���n�, benzeri ve hatta daha ac�mas�z
> haks�zl�k ve sald�r�lar�n Irak veya �ran'daki K�rt karde�lerimize
> kar�� sistematik bir politika olarak ger�ekle�tirildi�ini ve daha nice
> fa�ist politikan�n "ulusun b�t�nl���n� korumak" paranoyas� ve
> propagandas�yla ger�ekle�tirildi�ini ya�ad�k ve biliyoruz. K�rtlere
> y�nelik bu inkarc�, ay�r�mc� ve d��lay�c� politikaya ek olarak,
> okullarda ve orduda K�rt �ocuklar�na, Ne mutlu T�rk�m Diyene, Bir T�rk
> Cihana Bedel, ve Varl���m T�rk Varl���na Arma�an Olsun sloganlar�
> s�ylettirildi. Y�zy�llarca bar�� ve dostluk i�inde birlikte ya�am�� bu
> iki halk� birbirine d��man edici nasyonalist ve �rk�� ideolojiler ve
> uygulamalar maaselef her iki halk� i� sava�a do�ru s�r�kledi. B�l�nme
> paranoyas�yla tektiple�tirilmek istendik�e b�l�nme tehlikesi artt� ve
> tehlike artt�k�a bu paranoyayla tektiple�tirme desteklendi. T�m bunlar
> olurken, T�rkiyeli halklar�n kan� ve b�t�esi bu fa�ist politikan�n
> do�urdu�u ter�rle m�cadele ad� alt�nda onlarca y�ld�r harcan�rken bir
> dini lider olarak siz o politikaya kar�� nas�l bir tav�r tak�nd�n�z,
> nas�l bir ��z�m �nerdiniz? T�rk-�slam sentezi ad�n� verdi�iniz nesne,
> e�er islam denilen din bireyin, toplumun ve d�nyan�n birbirleriyle ve
> yarat�c�s�yla bar�� i�inde ya�amas� i�in gerekli olan evrensel
> prensiplerse nas�l bir sentez olabilir? T�rk-�slam sentezi Araplar�n
> Muhammed peygamberden y�zy�llar sonra hadis yoluyla kutsalla�t�r�p
> mezhepler yoluyla dinimize soktuklar� Arap k�lt�r� ve adetlerini T�rk
> k�lt�r� ve adetleriyle de�i�tirmek mi? �rne�in sakal yerine b�y�k,
> �ar�af yerine manto, fistan yerine pantolon, Arap�a dua yerine T�rk�e
> dua, Arap�a ezan yerine T�rk�e ezan, Arap�a isimler yerine T�rk�e
> isimler gibi makul g�r�lebilecek reformlar� m� kastediyorsunuz? Sizin
> mezhebe g�re �slam'�n bir ament�s� var, peki T�rk'l���n ament�s�
> nerede? T�rk kelimesinden ne kastetti�inizi a��klar m�s�n�z? T�rk bir
> �rk de�ilse nedir? T�rkiye'deki T�rkler, Bulgaristan'daki T�rkler,
> K�br�sta'ki T�rkler ile Irak'taki K�rtler ayn� m�, yoksa farkl� m�?
> E�er T�rkl�k bir k�lt�rse sizin T�rk k�lt�r� ile Ahmed-i Khani'nin,
> Said-i Kurdi'nin, Naz�m Hikmet'in, Turan Dursun'un, Ahmet Altan'�n,
> Edip Y�ksel'in k�lt�r� bir mi? T�rk-�slam sentezi, K�rt-�slam, Arap-
> �slam veya �ngiliz-�slam sentezleriyle ayn� m�? Ayn� de�ilse
> farkl�l�klar ne? Bu sentez �elik-Ruh veya Asil-Kan sentezi gibi bir
> �ey mi, yoksa Y�z�k-A�k, Elma-Portakal, B�y�k-Nur, Ho�g�r�-Diktat�r,

> Helyum-Balon gibi bir sentez mi?
>
> 11. Filistin halk�n� bir y�zy�ld�r esaret alt�nda katliamlar ve
> i�kenceler ile inleten, topraklar�n� i�gal eden, evlerini y�kan,
> gen�lerini ve bebeklerini katleden, hapishanelerde i�kencelere mahkum
> eden, mahallelerini ve k�ylerini y�ksek duvarlarla birbirinde ay�ran,
> her noktaya koydu�u gestapolarla �zg�rl�klerini s�n�rlay�p onurlar�n�
> �i�neyen, korkun� bir propaganda makinas�yla kendisini d�nyaya ma�dur
> ve kurbanlar�n� ter�rist olarak lanse eden Siyonist �srail rejimine
> kar�� neler �neriyorsunuz? Firavun'un binlerce y�l �nce, �spanyollar�n
> be�y�z y�l �nce, Nazilerin yetmi� y�l �nce kendilerine kar��
> uygulad��� �rk�� politikan�n bir benzerini Filistinlilere reva g�ren
> ve ba�ta ABD-Co olmak �zere bat� �lkeleri, silah ve petrol �irketleri
> taraf�ndan desteklenen bu z�lme kar�� sizin cemaat ne tepki g�sterdi?
> Gazze'de barbarca bir abluka alt�nda inleyen bir milyonu a�k�n
> Filistinli'ye yard�m i�in yola ��kan Mavi Marmara gemisindeki bar�� ve
> adalet g�n�ll�lerine kar�� uluslararas� sularda �srail askerleri
> taraf�ndan i�lenen ter�r ve cinayeti ele�tirmek yerine insan haklar�
> g�n�llerini "otoriteden izin almal�yd�n�z" diye ele�tirmeyi �slam
> dininin hangi prensibiyle a��kl�yorsunuz, hangi vicdanla izah
> edebiliyorsunuz? Firavun d�neminde ya�asayd�n�z, Firavun'a meydan
> okuyup �srail o�ullar�n� k�lelikten �zg�rl��e kavu�turmaya �al��an
> Musa'ya, "Firavun otoritesinden izin almadan nereye g�t�r�yorsun
> onlar�?" diye mi ��k��acakt�n�z? "La ilahe illa Allah" diyerek
> Mekke'nin teokratik oligar�isini �rk�ten ve onlar�n k�leci, kad�nlar�
> a�a��layan, �rk��, kapitalist d�zenlerini �ekinmeden ele�tiren
> Muhammed peygambere, "La demek i�in Mekke otoritesinden izin ald�n
> m�?" diye ��k��arak Mekkeli azg�nlar� otorite mi kabul edecektiniz?
> �brahim d�neminde ya�asayd�n�z, atalar�n�n heykellerine tapan
> putperestlere felsefi bir ders vermek i�in k���k heykelleri y�kt�ktan
> sonra baltay� en b�y�k heykelin boynuna as�p su�u en b�y�k heykele
> y�kleyen o delikanl� �l�mle tehdit edilince "k���k heykelleri k�rarak
> insanlar� rasyonel d���nmeye �a��rmak sana m� d��t�? O k���k
> heykelleri k�rmak i�in sen otoriteden niye izin almad�n" diye mi
> ele�tirecektiniz? USA-Inc ve Siyonist ittifak�n Irak'ta ve
> Afganistan'da milyonlarca m�sl�man� �ld�rmesine ve masumlar�
> katletmesine kar�� bir tepki koydunuz mu? Rusya'n�n zul�m ve
> katliamlar�na maruz kalan �e�enistan ve Do�u T�rkistan'daki T�rklerin
> �zg�rl�k i�in verdikleri m�cadeleye ne gibi bir destek verdiniz?
> M�sl�manl�k g��l�den yana m� yoksa adaletten yana m� olmakt�r?
>
> 12. Ben S�nnileri ve �iileri teolojik ve politik a��dan alabildi�ine
> ele�tirmeme ra�men Ha�l� ve Siyonist ittifak�n�n onlara kar�� i�ledi�i
> z�l�m ve cinayetlere de ayn� �ekilde kar�� duruyorum. Ancak, siz
> S�nnilerle ayn� mezhebi ve teolojiyi benimsemenize ra�men, onlar�n
> aras�ndan ��kan ter�r �rg�tlerinden 666 kez daha vah�i olan Hristiyan
> ve Siyonist kanl� ittifak�na laf etmezken, a�l�k ve sefalate mahkum
> edilmi� insanlara yiyecek ve ila� g�t�ren bar�� g�n�ll�leri al�ak�a
> sald�r�larla katledildi�inde ma�durlar� ele�tirme c�retinde
> bulunuyorsunuz! "�nsanlar� kazanmak i�in herkesle her�ey olurum" diyen
> St. Paul'un takiyyeci politikas�n� izledi�iniz izlemini
> birak�yorsunuz. K�pr�den ge�inceye kadar "ay�ya day� demek" siyaseti
> k�pr�n�n ba��nda oturan bir ay�ya kar�� uygulan�rsa, sonunda o day�n�n
> k���k bir ay�s� olma ihtimalini do�urur. USA-Inc ve Siyonist ittifak�
> dokuz y�l �nce yalanlar �reterek Irak'� i�gal edip yerle bir etti. Bir
> milyondan fazla Irakl�'n�n �l�m�ne sebep oldu. Milyonlarca �ocu�u
> yetim ve �ks�z, milyonlarca kad�n� dul b�rakt�lar. Milyonlarca insan�n
> evlerini ba�lar�na y�kt�lar. Falluja'da korkun� katliamlar i�lediler.
> Kad�nlar�n �rz�na ge�tiler... Afganistan'da da benzeri katliamlar� ve
> z�l�mleri i�lediler, ve hala i�lemeye devam ediyorlar. Bu i�gallere
> tepki olarak do�an ve birka� ki�iyi �ld�ren �rg�t ter�rizmini
> lanetliyorsunuz. Peki, milyonlar� katleden devlet ter�rizmini de
> lanetliyor musunuz? �slam'a g�re, cinayetleri Amerika, Israil,
> �ngiltere, �ran, T�rkiye, �in gibi devletler i�leyince cinayet
> olmaktan ��k�yor mu? M�sl�manl�k g��l�den yana m� yoksa adaletten yana
> m� olmakt�r?

>
> 13. Amerikadaki (1) Neonconlar, (2) Silah ve Petrol Sanayisi (3)
> Mesih'in hortlamas�n� bekleyen Evangelist Hristiyanlar, ve (4)
> Siyonistler diye listeleyebilece�imiz d�rt grup, ortado�u �lkelerinin
> daha iyi kontrol edilmesi ve emperyalist diktaya boyun e�meyen
> iktidarlar�n yerle bir edilmesi amac�yla bir koalisyon kurdular. �u
> anda Papal�k makam�n� i�gal eden adam, makam�na oturduktan k�sa s�re
> sonra bu koalisyonun kanl� icraatlar�n� ele�tirmek ve lanetlemek
> yerine bir Bizans imparatorunu al�nt�layarak Muhammed peygamberi
> �iddet kullanmakla ele�tirdi. B�ylece 10'uncu Ha�l� seferini
> onaylad���n� duyurdu d�nyaya. Emperyalist g��lerin propagandas�na
> kat�lan veya alet olan t�ts�l� ve p�sk�ll� bir palya�o ile elele verip
> bar�� �ark�lar� t�tt�rmenin kime yarar� olaca��n� d���n�yorsunuz? O
> Papa yerine, y�zy�llard�r bar�� ve adaletten yana tav�r alan Unitarian
> Univarsalists, Quaker veya Yehova �ahitleri gibi gruplarla, y�zlerce
> bar�� ve insan haklar� �rg�tleriyle elele vermeniz daha makul de�il
> miydi? Tarih boyunca en korkun� z�lumleri te�vik etmi� "yan�lmaz"
> Papalar m� yoksa Bar�� ve adaleti savunan ateistler mi d�nyada
> islam'�n, yan� bar���n egemen olmas�na daha yak�n? Papa'ya kar��
> yazd���m The Naked Pope in Glass House (Cam Evde Ya�ayan ��plak Papa)
> ba�l�kl� makalemi okuman�z� �neririm. Bu makalem, Peacemaker's Guide
> to Warmongers (Bar����lar Sava� T�ccarlar�n� �f�a Ediyor) ba�l�kl�
> kitab�m�n 316-344'�nc� sayfalar�nda yer al�yor.
>
> 14. D�nyan�n sonuna yak�n zamanda ��kaca�� ileri s�r�len Mehdi
> konusunda ne d���n�yorsunuz? Tarih boyunca kendisini mehdi sanan
> bir�ok meczup ��kt�. Hatta, zengin �ocuklar�n� kand�rmakta b�y�k
> beceri g�steren ve bir�ok m�sl�man bilim adam�n�n Darvin'den y�zy�llar
> �nce savundu�u evrim teorisine sava� a�an bir tarikat�n lideri bile
> mehdi oldu�unu san�yor. Said Nursi'nin mehdi konusunda beklentileri
> vard�. Siz kendinizi mehdi mi san�yorsunuz, yoksa Said gibi mehdinin
> habercisi mi? Said Nursi'nin 5. �ua'da iddia etti�i gibi Atat�rk'�n
> Deccal oldu�u fikrine kat�l�yor musunuz?
>
> 15. T�keticili�i te�vik eden kapitalist sistemin karada, denizde ve
> havada olu�turdu�u kirlenme ve global �s�nmaya kar�� tepkiniz ve
> �nerileriniz nedir? Bu ba�lamda �nem kazanan enerji politikas� ve
> n�fus planlamas� hakk�nda ne d���n�yorsunuz? Papa ile son g�r��menizde
> bu �nemli konuyu tart��t�n�z m�?
>
> 16. Cemaat d���nda, di�er dinlere ve k�lt�rlere kar�� alabildi�ine
> ho�g�r�l� davranman�za ra�men cemaat i�inde tam aksine otoriter bir
> ili�ki ve tektip�i bir tavr� onaylad���n�z iddia ediliyor. Zaman�nda
> cemaat�n�za kat�lm�� bir�ok ki�i cemaat�n�z�n i�letti�i ev ve
> yurtlarda yeti�en ��rencilerin bireyselliklerinin, sorgulay�c�
> ki�iliklerinin k�reltilip dikta rejimlerinde oldu�u gibi
> tektiple�tirici bir torna tezgah�ndan ge�irildiklerini ileri
> s�r�yorlar. Tek gazete, tek kitap, tek televizyon kanal�, tek siyasi
> tercih, tek tip elbise, tek tip b�y�k... Kendilerinin d�zenlemedikleri
> her faaliyet ve eylemi yasaklayan bu anlay��tan nas�l bir alt�n nesil
> ��kmas�n� bekliyorsunuz? Robotlar gibi yeti�itirilmi� cemaat �yeleri
> bilim ve medeniyette d�nyaya �rnek olu�turabilecek bir yarat�c�l�k
> g�sterebilir mi? Bug�n iyi davranan robotlar, yar�n d��melerine
> basacak parmak de�i�ince kolayca canavarlara d�n��t�r�lemez mi?
>
> 17. Soyad�n�z G�len. Hatta onun Arap�a abart�l� kar��l��� olan Dahhak
> (�ok�a g�len) kelimesini y�llarca k�nye olarak kulland�n�z. Son
> vaazlar�n�z� bilmiyorum, ama ben T�rkiye'deyken siz hemen her
> vaz�n�zda a�l�yordunuz. Soyad�n�za inat, k�nyenize kat be kat inat...
> Neye a�lad���n�z� kestiriyordum. Genelde m�sl�manlar�n hali,
> idealinize ula�mak i�in a��lmas� gereken engellerin b�y�kl��� sizi
> duyguland�r�yordu... Tabi bu arada a�laman�zla d�z orant�l� olarak
> okullar�n�za ve vak�flar�n�za yap�lan yard�m miktar�n�n artt���n�
> ileri s�renler de var... G�lmek ve a�lamak insani eylemlerdir. Ben de
> duygulu bir insan�m. Ender de olsa ben de bazan halk aras�nda
> g�zya�lar�m� tutam�yorum. �rne�in, ge�enlerde Oxford �niversitesinde
> d�zenledi�imiz uluslararas� bir konferansta m�sl�man kad�nlar�n
> sorunlar�n� tart��an bir panelin moderat�rl���n� yaparken g�zya�lar�m�
> tutamad�m. Paneldeki d�rt kad�ndan hi�biri a�lamazken benim a�lamam
> biraz mahcup etmi�ti beni. T�m gen�lik ve evlilik hayat� boyunca y�z�
> pe�eli kara bir �uvala diri diri g�m�lm�� olarak ya�amaya mahkum
> edilmi� annemi an�msay�p a�lam��t�m. Ama ben bir robot olmad���m veya
> korumak istedi�im bir karizma kayg�m olmad��� i�in arada bir g�lerim
> de. "Seni g�ld�ren de a�latan da O'dur" (53:43). Merak ediyorum; acaba
> siz hi� g�lm�yor musunuz? Kahkahalarla �rne�in? Sizi en �ok g�ld�ren
> bir �aka, f�kra, veya olay varsa payla�abilir misiniz? Yoksa ilk
> isminizin tecellicisine muttali olunca soyisminizin tecelli edece�ine
> mi inan�yorsunuz? O zaman� m� bekliyorsunuz? Hani "son g�len" misali?
>
> 18. Her s�ylediklerine ve yapt�klar�na kafalar�n� diklemesine sallayan
> evet�ilerle sar�lm�� liderler �ok b�y�k hatalar i�lerler. Kafa
> sallay�c�lar� liderlerini hem d�nyada hem de ahirete h�srana
> y�neltirler. Ek�i S�zl�k'te "fethullah g�len hoca efendi hazretleri"
> maddesini g�r�nce, 20 A�ustos 2010 tarihinde Google hazretlerine
> sordum ve 0.16 saniye icinde bana 16,300 (analt� bin ��y�z) internet
> sayfas� sundu. Hoca ile efendi'yi birle�tirip aray�nca, "fethullah
> g�len hocaefendi hazretleri" ifadesi i�inde 0.08 saniyede 11,800 sayfa
> buldu. Toplam yirmi bini a��yor. Yani, sizin i�in hoca + efendi +
> hazret s�fatlar�n� birlikte kullanan binlerce makale var Internette.
> Bunlar�n b�y�k bir k�sm� al�nt� veya ele�tiri olarak kullan�lm�� olsa
> da bir k�sm� sizi destekleyenlere ve izleyenlere ait. B�ylesi
> dalkavukluklara prim vermeyen bir insan hayranlar� taraf�ndan hi�
> b�yle �a�r�labilir mi? (Y�zbini a�k�n sayfada ge�en "edip yuksel"
> aras�ndan "edip y�ksel hocaefendi hazretleri" ifadesini t�rnak i�inde
> sordum Hazret-i Google'ye ve Allah'a hamdolsun SIFIR sayfa ��kt�.
> Dalkavukluk dozunda iki derece tenzilat yap�p "edip y�ksel hoca" diye
> sorunca da sadece bir kez ��kt�.). Hayat�nda abart�l�p g�klere
> ��kar�lan, �ld�kten sonra da uydurma hikayelerle efsanele�tirilip
> putla�t�r�lan y�zlerce �rnek var tarihte. E�er siz bu meddahlardan
> ho�lanm�yorsan�z sizin destekledi�iniz dergilerde sizi insan�st�
> g�stermek i�in kullan�lan abart�l� ifadeleri niye tekzip etmiyor veya
> o ki�ileri engellemiyorsunuz? Size Feto diyen veya liderli�ini
> yapt���n�z hareketi F-Tipi olarak yaftalayanlar� etkilemeniz zor. Ama
> size destek verenleri de mi meddahl�k konusunda etkileyemiyorsunuz?
> Sizin liderlik yetene�inizi inkar eden yok. Ama sizin ne tefsir ne
> f�k�h dal�nda orijinal bir katk�n�z� bilmiyorum. Fizik, kimya, t�p,
> elektronik, genetik gibi bilim ve teknoloji alanlar�nda da
> ke�iflerinizden haberim yok. �yleyse sizin i�in kopar�lan bu vaveyla
> ni�indir? Meddahlar�n�z�n sizin i�in kulland��� ��l� dalkavuklu�a
> tepki g�sterenlerden biri E�ki S�zl�k'te bak�n neler yazm��:
> "islamiyete hristiyanl�k gibi azizlik mant��� getirme �abas�n�n son
> �r�n�. �ld�kten sonra da surat�na osurdu �ocu�um kanseri yendi gibi
> sa�mal�klar� duymam�za neden olacak ak�m�n ba�lang��
> noktas�" (coverthetaiba, 19.05.2005 01:05 ). �evrenizde sizin
> hatalar�n�z� �ekinmeden ele�tiren arkada�lar�n�z var m�? Yoksa, sizi
> dinleyen herkesin ba�� �nlerine e�ik �akirtler taifesi mi? Sizi
> yak�ndan izleyen Yasin �olak adl� bir gencin a�a��daki su�lamalar�na
> ne dersiniz?: "Peygamberimizle r�yada yap�ld��� s�ylenen isti�areler,
> �efkat tokatlar�, kendinden makbul kerametler, deccal ve mehdi
> hikayeleri, ara s�ra k�p�n d���na s�zmas� engellenemeyen ve daha sonra
> binbir teville ge�i�tirilmeye �al���lan s�ylemler ve g�zya�lar�yla
> toplanan milyar dolarlar�n bilinmeyen akibeti... Ho�g�r� ve diyalog
> �rt�s�n�n alt�nda yap�lmas�na m�saade edilen H�ristiyanl�k
> propagandas� ve bir s�r� dini kitab�n aras�nda �o�u zaman bahsetmeye
> bile gerek duyulmayan Kur-an... Bu cemaat(ler)in sohbetlerine kat�lanlar
> gayet iyi bilirler ki, anlat�lan dini bilgiler ya '�stat'lar�n ya
> 'hocaefendiler'in kitaplar�ndan se�ilirler. Allah'�n kelam� Kur-an'a
> pek bahsedilmez. Bu �lkenin temel de�erlerini din s�m�r�s� ad�na
> dinamitleyenler, 'nur'lu evlerde ba�ka sokakta ba�ka konu�anlar... Ve
> sonu�ta zarar g�ren T�rkiye ve kaybolan nesiller..." Bu su�lamalara
> kar�� savunman�z var m�?
>
> 19. Biliyorum, kelle say�lar�n� Kuran'da b�y�klerden birisi olarak
> tan�mlanan 19 say�s�na tercih edenler kafalar�n� bu makalenin
> ba�l���ndaki 19 say�s�na takacaklar ve belki allerjilerinden dolay� bu
> makaleyi buraya kadar okuyamayacaklar. Bu makalemin muhatab� onlar
> olmad��� i�in sorun yok. Bu konunun sizin ilgi alan�n�z i�inde
> oldu�unu biliyorum. Kuran'�n insan �r�n� oldu�unu iddia eden birisine
> cevap olarak verilen 19 say�s� sadece 74'uncu surede an�l�r ve o
> say�n�n Kuran'�n Allah s�z� olmas� ba�lam�ndaki gizemi nihayet bu iki
> say�da olu�an 1974 y�l�nda ortaya ��kt�. Dahas�, 1974 y�l� Kuran'�n
> Muhammed Peygamber'e vahyedilmesinden tam 1406 (19x74) kameri y�l
> sonra idi. Bu surenin ilk iki ayetini olu�turan ilk c�mle tam 19 harfe
> sahip olup, Kuran zaman�nda say� sistemi olarak da Kullan�lan Ebced
> alfabe dizimine g�re tam 1974 say�sal de�erine sahiptir. �sminin
> t�revleri Kuran'da 19 kez ge�en M�s�r as�ll� Amerikal� bir biyokimyac�
> taraf�ndan ke�fedilen bu ola�an�st� s�r ortaya ��kt�ktan sonra,
> Kuran'�n elementlerinin, yani harf, kelime, ayet ve surelerinin, 19.
> say�s�n�n tam katlar� olarak i� i�e ge�meli bir matematiksel sisteme
> g�re d�zenlendi�ini ortaya koydu. �rne�in, Besmele'nin 19 harfe sahip
> olmas�, Kuran'daki sure say�lar�n�n tam 19'un kat� olmas� gibi...
> Ond�rt y�z y�l boyunca Kuran'da bir s�r olarak gizlenen bu
> matematiksel sistem sizce bir rastlant�dan m� ibaret? Atat�rk'�n
> hayat�ndaki 19 rakam�n�n s�k�a g�r�nmesini neyle a��kl�yorsunuz?
> Kuran'da Gizlenen adl� surede haber verilen bu say�n�n fonksiyonlar�
> 74:31 ayetinde madde madde veriliyor. O ayeti nas�l anl�yorsunuz?
> Kuran i�in verilen korunma garantisi mushaflar�n ka��t ve m�rrekkebi
> i�in midir yoksa Allah taraf�ndan mucizevi bir bi�imde yerle�tirilmi�

> matematiksel bir kodlama sistemiyle midir?
>
> �nsanl�kta karde�im olan sevgili Fethullah:
>
> Sizi bu sorulara cevap vermeye zorlamak i�in gerekirse bu sorular�
> Internette imzaya a�aca��m. Hem T�rk�e ve hem �nglizce olarak. Hani,
> T�rkiye ve d�nya politikas�n�, �imdimizi ve gelece�imizi b�ylesine
> etkileyen bir liderin sans�r edilmemi� sorulara cevap vermesini
> beklemeye hakk�m�z var. �brahim gen� ya�ta halk�n�n liderleriyle
> tart��t�, Sokrates Yunan senatosuyla tart��t�, Musa Firavun ile, �sa
> Ferisilerle, Muhammed hem Mekke hem Medine liderleriyle tart��t�.
> Onlar� izleyenler de delillere ve mant��a dayal� tart��malarla toplumu
> de�i�tirdiler. Sizi kar��t fikirden insanlarla �nemli konular�
> tart��t���n�z� hi� an�msam�yorum. Bir �lkenin e�itim sistemini,
> k�lt�r�n�, dinini ve politikas�n� bu derece etkileyen birisinin
> tart��ma ortam�nda g�r�lmemesi inan�lmaz bir olay. Fikir meydan�nda
> kar��tlar�n ele�tirilerine cevap vermek, se�ilmi� bir gazetecinin
> y�neltti�i dost�a sorulara cevap vermekten �ok farkl�.
>
> Yukar�daki 19 soruya d�rt ay i�inde cevap vermedi�iniz taktirde kendi
> sorular�m�z�n cevaplar�n� sizin s�z ve tav�rlar�n�zdan ��kararak biz
> vermek zorunda kalaca��z. Belki de daha kapsaml� bir ara�t�rma ile
> destekliyerek kitap halinde yay�nlayaca��z. Ama� size ve cemaat�n�za
> zarar vermek de�il, ama� halk�n sizi ve idealinizi daha yak�ndan
> tan�mas�d�r. E�er dilerseniz, sizi Pennsylvania'daki evinizde ziyarete
> gelir ve bu sorular� orada konu�up tart��maya da haz�r�m. Dilerseniz,

> Arizona'daki evime her zaman misafir olarak gelebilirsiniz.
> Tucson'daki �akirtler yoluyla benimle irtibat kurabilirsin. Galiba
> benden biraz ka��yorlar ama siz emrederseniz beni an�nda bulabilirler.
> K���k o�lumun kat�ld��� matematik yar��malar�nda �akirtleriniz en
> ba�ar�l� ��retmenler aras�ndayd�. �n�allah �n�m�zdeki y�l �stanbul'da
> d�zenlemeyi d���nd���m�z �slami Reform ��in Kritik D���nenler ba�l�kl�
> konferansta sizi veya sizi temsil eden birilerini panelistler aras�nda
> g�r�r ve canl� yay�nda tart���r�z bu konular�.
>
> Bar��, adalet ve tevhid i�in, hi�birinden taviz vermeden, birlikte
> �al��mak umuduyla.
>
> Selam ve sevgilerimle.

Feti'yi zorlayacak bazi sorulari icermekle birlikte, dini gericiligin
bir versiyonu olan 19'culuk ya da edipcilik emp.in islami kuklasi olan
fethullahcilik ile basetme amacina sahip olmadigi gibi, asgari
m�sterekleri bulabilirse onunla isbirligine hazir. Fakat edip burda da
iskaliyor; c�nk� isbirligi icin feti'yi degil, onun kuklacisi olan abd
emp.nin malum b�rolarini muhatap almaliydi. Halbuki edip saskinin teki;
hem emp. ile isbirligi istiyor hem de ona lafla da olsa saldiriyor.
Tabii ki 2. tavri sahte. Degilse birakalim feti'yi muhatap almasini, ona
direkt cephe almaliydi. Edip buna "ama ben feti'yi aciga cikarmak icin
�yle yazdim" diyecektir; yemezler.

Islam (veya baska bir din) reforme edilse ne olacak? Temeli hurafedir ve
gericiliktir bu. Makyaj dokununca akar/cikar ve geriye gercek y�z kalir.
Edip -eger bazilarindan bahsettigi- adaletsizliklere karsi dik duracak
olsaydi bunu dini gericiligi temel alarak yapmazdi -ki emp.e karsi dik
durmak degildir bu-. C�nk� hayatin gercekleri din �zerinde degil,
emek-sermaye diyebilecegimiz g�cler �zerinde d�n�yor. 19'cu edip bunlari
da bilir ama o da -diger gericiler gibi- sermayenin yaninda saf
tutmaktan geri duramaz. C�nk� "ticaret helaldir" Isteyen edip'e
sorabilir: Islamin ekonomisi nedir?

Grand Sen~or

unread,
Oct 14, 2010, 1:19:01 AM10/14/10
to

> durmak degildir bu-. Cünkü hayatin gercekleri din üzerinde degil,
> emek-sermaye diyebilecegimiz gücler üzerinde dönüyor. 19'cu edip bunlari

len uniciyan lafi ne uzatip duruyorsun goster Edip'e anayasani belki
size katilir;->>
ABD degil len IL, IL...ABD de kim oluyo;->>
seko-fa$o bunna, Hurafeler Deryasi kuzulari bunna;->>
zEdip Feto$'un yaninda bi koltuk kapmaya calisiyor, cok calisir - 19
yil mi desem 19 defa 19 yil mi bilemem;->>

Grand Sen~or

unread,
Oct 14, 2010, 1:27:53 PM10/14/10
to
Len Edip!, bak, bak! ibret al!:

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1040134&title=bu-ulkede-israil-aleyhine-konusan-ayakta-duramaz

sen Feto$'u sollamak icin 19'u birak 7'ye don, agzini actiginda da IL
gibi konus$, bak nasil hemen mantar gibi bitiyorsun;->>

rick murphy

unread,
Oct 14, 2010, 9:04:29 PM10/14/10
to

http://www.todayszaman.com/tz-web/news-224140-gulen-citizens-do-not-infiltrate-state-posts.html

Gülen: Citizens do not 'infiltrate' state posts

12 October 2010, Tuesday
TODAY'S ZAMAN, İSTANBUL


Well-respected Turkish intellectual and scholar Fethullah Gülen has
responded to claims that followers of the Gülen movement have
infiltrated state posts - - including those of the police force, the
military and others - - saying citizens of a country do not
"infiltrate" the establishments that exist for the country and its
citizens because it is a natural right for them to be employed in such
posts.

"To urge fellow citizens to seek employment at state institutions is
not called infiltration. Both the people urged and these institutions
belong to the same country. ... It is a right for them to be employed in
state posts.

They may be employed by the military, the judiciary, intelligence
departments or the Foreign Ministry. We should not forget that those
who put forward such claims of infiltration, or proliferation [in
state posts], and who wish to intimidate people who love their jobs
are indeed the ones who have infiltrated, in every era, a variety of
positions for their own ideologies by hiding behind such slander,"
Gülen stated in an interview with the website herkul.org.

Gülen's remarks came in response to claims by jailed Police Chief
Hanefi Avcı, who argued in his recently released book "Haliç'te
Yaşayan Simonlar" (Simons on the Golden Horn), that followers of the
Gülen movement have infiltrated top state posts. Avcı also argued that
ongoing criminal investigations aiming to confront illegal activities
within the state, including the probe into Ergenekon -- a clandestine
criminal network charged with plotting to overthrow the government --
lack evidence and are based on illegal wiretapping. However, a
detailed investigation later showed that Avcı wiretapped dozens of
individuals, mostly prominent figures, illegally. He was arrested last
month on charges of aiding and abetting a terrorist organization.

Gülen said he would still never ask God to punish those who make such
groundless claims against his movement and its members but added that
the claims will not stand forever. He also said he was disturbed to
see that followers of the Gülen movement are mentioned in relation to
his name, such as "Fethullahist" or "pro-Fethullah." According to
Gülen, the volunteers of the movement serve their country, nation and
humanity not because they are supporters of an individual but because
they believe in the sensibleness and rationality of the service they
provide to humanity. Volunteers of the Gülen movement often use the
verb "serve" when referring to their voluntery acts.

'I'll urge for 'yes' if similar reform package promoted by other
parties'
Gülen also underlined that his appeal for "yes" votes in the Sept. 12
referendum on the constitutional reform package did not mean to
indicate any partiality on his part for a certain political party. He
said he would urge voters to cast a "yes" vote at the ballot box if a
similar reform package aimed at expanding rights and freedoms is
prepared and promoted by other political parties and even a minor
party that does not have a group in Parliament.

In a message he released in early August, Gülen said the reform
package contains amendments that are critical for the future of Turkey
and called on the public to vote for the package in the referendum.
The package garnered almost 58 percent of the national vote on Sept.
12.

Gülen said he was delighted by the results of the referendum for the
future of Turkey and its nation. "Our nation, which thinks in a more
simplistic way than elites, has made a better decision than the elite.
It has always been the nation which applauds democracy and shoulders
all burden to improve it. This is because the nation is not stuck to a
single ideology, and is not confined by the narrowness of ideologies
when assessing issues. Let them [elites] continue to underestimate our
nation and believe that a single vote cast by one of them is
tantamount to five votes cast by a simple citizen and to think that
the nation is ignorant and incapable of understanding anything. The
nation has made the right decision. The outcome [of the referendum] is
the result of the foresight of our nation, but not the preaching of
any individual," he maintained.

According to Gülen, everyone deserves to be respected for their choice
at the ballot box.

"Even though 'yes' voters outnumbered others in the referendum, there
were 'no' voters, undecided voters and protestors who did not go to
the ballot box. There have always been people who have different
opinions from others, and there will always be such people. Respecting
everyone's thoughts and feelings is a requirement for our moral
values," he said, and explained that because of this same philosophy
"yes" voters also deserve to be respected by others.

Voters who voted in favor of the constitutional amendment package
became the target of harsh criticism from reform opponents. Some
opponents of the reform package even accused supporters of the
constitutional amendment package of "high treason."

Gülen also called on everyone to adopt a more peaceful and tolerant
language when speaking about others. "Everyone should revise their
discourse. They should quit shouting at others and giving into to
frantic behavior. Instead, they should adopt a softer and more loving
discourse. We should never forget that screaming and a frantic
attitude only trigger hatred, not love," he concluded.


Comments on this article

mark rivers , Oct 13 2010 01:55, Wednesday

Certainly I have a problem with Islam. Below are some of the problems
Islam poses to "infidels." Fethullah Guken is sugar-coting the
problems of Islam; not proposing any reforms as solution. [2.191] And
kill them wherever you find them, and drive them out from whence they
drove you out, and persecution is severer than slaughter, and do not
fight with them at the Sacred Mosque until they fight with you in it,
but if they do fight you, then slay them; such is the recompense of
the unbelievers. [2.256] There is no compulsion in religion; truly the
right way has become clearly distinct from error; therefore, whoever
disbelieves in the Shaitan and believes in Allah he indeed has laid
hold on the firmest handle, which shall not break off, and Allah is
Hearing, Knowing. [5.33] The punishment of those who wage war against
Allah and His apostle and strive to make mischief in the land is only
this, that they should be murdered or crucified or their hands and
their feet should be cut off on opposite sides or they should be
imprisoned; this shall be as a disgrace for them in this world, and in
the hereafter they shall have a grievous chastisement, [5.51] O you
who believe! do not take the Jews and the Christians for friends; they
are friends of each other; and whoever amongst you takes them for a
friend, then surely he is one of them; surely Allah does not guide the
unjust people. [33.61] Cursed: wherever they are found they shall be
seized and murdered, a (horrible) murdering.


Thomas S , Oct 13 2010 01:42, Wednesday

Mark, Okay, now that we have established that Said Nursi was pro-
democracy and an advocate of non-violence, I would ask you what
constitutes an extremist? Fact: Fethullah Gulen was never a student or
a member of the Nursi community. Fact: Fethullah Gulen advocates for
inter faith dialogue, which his community does accordingly. Fact:
Fethullah Gulen took out a full page ad in the New York Times
immediately after 9/11 condemning the attacks. So it's coming quite
clear that the extremists in this conversation is you, Mark. Instead
of having an opinion based on nothing, why don't you spend some time
studying and learning history before spouting off? You are only
embarrassing yourself.


Thomas S , Oct 13 2010 01:31, Wednesday

Mark: I just wanted to make sure we are talking about the same Said
Nursi who said of Constitutional democracy: "When constitutionalism
falls to the lot of a government, the idea of freedom awakes
constitutionalism in every respect. It gives birth to a short of
constitutionalism in every areas and walk of life, according to the
calling of each. It results in a sort of constitutionalism among the
ulema, in the medreses and among the students. Indeed, it inspires a
particular constitutionalism and renewal in all walks of life. It is
flashes of constitutionalism, then, hinting of the sun of happiness,
and inspiring desire, mutual attraction, and harmony, that have caused
me to love the constitutional government so much..." And of freedom:
"Freedom is this: apart from the law of justice and punishment, no one
can dominate anyone else. Everybody's rights are protected. In their
legitimate actions, everyone is royally free. The prohibition, 'Take
not from among yourselves as Lord over you apart from God (Qur'an
3:64) is manifested." And of monarchies and dictatorships: "Despotism
is oppression. It is dealing with others in an arbitrary fashion. It
is compulsion relying on force. It is the opinion of one person. It
provides extremely favorable grounds for exploitation. It is the basis
for tyranny. It annihilates humanity. It is despotism that reduces man
to the most abject valleys of abasement, has caused the Islamic world
to sink into abjection and degradation, which arouses animosity and
malice, has poisoned Islam--and in fact sows its poison everywhere."

nurlhaq , Oct 12 2010 20:18, Tuesday

mark, clearly you have a problem with islam and shariah and have
proven to be ignorant, illiterate and totally blind to what is islam
and what constitutes shariah. you are not an agent provocateur, you
are a product of the sick western system bent on trying to convince
others different that they are wrong.

mark rivers , Oct 12 2010 16:01, Tuesday

Fethullah Gulen is a student of Said Nursi a late Ottoman era
Islamist and early Republic era trouble maker. He promotes anti-
democratic, anti-secular views. He wants to establish Islamic Sheria
law. That is wyh he is not a "Islamic scholar"; he is a Islamist
extremist, a rebel against basic priciples of the Democratic Republic
of Turkiye and basic human rights and freedoms.

habace , Oct 12 2010 13:04, Tuesday

Mesut, Mark Rivers is wrong but so are you: "they should adopt a
softer and more loving discourse. We should never forget that
screaming and a frantic attitude only trigger hatred, not love." Did
you read it? Did you REALLY understand it?

mesut inci , Oct 12 2010 11:36, Tuesday

Hey Mark.. What's up? Are you aware of the statement you made? This
is a statement shows that you have some sort of mental issues such as
paranoia. Fethullah Gulen is defined as a Islamic Scholar by many
scientist and academicians, his works and books have been intensively
studied and investigated by many individuals who have strong critical
thinking, and none of them, whom conducted scientific study did make
any statement like your ill accusation. You need to get treatment man.
Bakirkoy would be closest place for you


Aydin , Oct 12 2010 11:21, Tuesday

To Mark Rivers: make an argument, do not throw slogans! what you say
is just pure empty slogan. What is your argument? What makes you say
that?

mark rivers , Oct 12 2010 03:57, Tuesday

Fethullah Gulen is not a "Islamic scholar"; he is a Islamist
extremist, a rebel against basic priciples of the Democratic Republic
of Turkiye and basic human rights and freedoms.


Grand Sen~or

unread,
Oct 15, 2010, 12:06:54 AM10/15/10
to
On Oct 15, 2:04 pm, rick murphy <RichardTRMur...@yahoo.com> wrote:
> http://www.todayszaman.com/tz-web/news-224140-gulen-citizens-do-not-i...

>
> Gülen: Citizens do not 'infiltrate' state posts


in fact Gulen is right, when a state is UnITary and functions like a
Monopoly - a Monopoly of Secularo-Fascists it is most likely that it
will attract groups of people (I call them Socio-Politico-Economic-
Entities = SPEEs) who are suppressed and are not allowed to make their
own laws and implement and live according to them, to gain ruling
power of the Monopoly.


But if the political structure were as follows, that wouldn't happen:

We declare to the world that according to the principle put by this
Protocol we accept
SPEEs' eco-cultural diversity,
each SPEE has right to make their own laws and implement them to their
members,
we deny
any monopoly to any SPEE,
to reduce the of multiplicity of SPEEs to singularity to protect and
practice those rights and prevent the degeneration of
eco-librium of SPEEs and their natural environments we will organise
institutions to establish justice and guide with truth to peace,
unless the God wills otherwise.

Article 1. Each SPEE as a socio-politico-economic-entity decides her
own form of administration herself and names herself.

Article 2. Within the framework of this Protocol, law making and
implementing their own laws to their own members, ruling power belongs
to SPEEs.

Article 3. No SPEE can impose their laws to other SPEEs. SPEEs can
judge their members according to their own laws.

Article 4. Laws of SPEEs are in effect on their members in all time
and space.

Article 5. Each member of an SPEE has the right to obtain termination
of membership according to the laws of the SPEE.

Article 6. SPEEs decide their aims and duties according to their laws
but those cannot be in contradiction to the principles of this
Protocol.

Article 7. Inter SPEE laws can be made and institution can be
organised by SPEEs according to the principles of this Protocol.


therefore people who set up this secularo-fascist unitary state system
has to bear such consequences of change hands of the Monopoly;->
Too bad for the previous power holders but c'est la vie;->>

0 new messages