Google Groups no longer supports new Usenet posts or subscriptions. Historical content remains viewable.
Dismiss

Retired Turkish Army colonel Fehmi Altınbilek (with a fake ID on him) was shot to dead

90 views
Skip to first unread message

adam1...@gmail.com

unread,
Jun 7, 2015, 2:45:51 PM6/7/15
to


Retired Turkish Army colonel Fehmi Altınbilek was a terrorist and a murderer.



++++++++++++++++++




http://www.hurriyetdailynews.com/retired-colonel-shot-in-istanbul-had-covered-identity.aspx?pageID=238&nID=83618&NewsCatID=509

June 7 2015

Retired colonel shot in Istanbul had covered identity (fake ID card)

ISTANBUL

A retired colonel, who was shot in Istanbul’s central Beşiktaş district with his wife on June 7, was reportedly using a fake ID and was the commander who led a military operation in which 10 student members of an illegal revolutionary group were killed in 1972.

Retired colonel Çetin Oğuz, 67, and his wife Asuman Oğuz, 66, were shot by unknown attackers who escaped on a motorbike near the Istanbul regional Gendarmerie Command in Beşiktaş. The two were immediately taken to hospital, with Çetin Oğuz reportedly being in a critical condition. He was shot in his stomach soon after he and his wife cast their votes in Turkey’s general election on June 7.

The police have opened an investigation to find the two unidentified suspects, while the motorbike used in the attack was found near Beşiktaş’s Abbasağa Park.

Soon after the attacked colonel was identified as Çetin Oğuz, it emerged that his real ID was actually Fehmi Altınbilek, daily Sözcü reported on June 7.

Altınbilek was the commander who headed the military operation in Istanbul’s Kızıldere neighborhood (today known as Ataköy) in which revolutionary student leader Mahir Çayan and nine others were killed on March 27, 1972.

Çayan was the leader of the People’s Liberation Party-Front of Turkey (THKP-C), an illegal group born of the leftist student movements of the 1960s and 70s. Çayan was an iconic figure for Turkish leftist movements, escaping prison after being sentenced in 1971. Ertuğrul Kürkçü, who is still an active politician in Turkey, was the only survivor of the clash in which Çayan and nine other friends were killed.

Altınbilek also headed another operation in the Çemişgezek district of Tunceli province on Jan. 24, 1973, in which İbrahim Kaypakkaya was wounded. Kaypakkaya is another symbolic name of the 1968 student movement and the former leader of the Turkish Workers and Peasants’ Liberation Army (TİKKO), and survived the 1973 operation wounded.

Altınbilek is also known for his close relations with late colonel Cem Ersever and retired colonel Veli Küçük.

Ersever, a notorious Special Forces major and intelligence officer, was found dead near Ankara on Nov. 4, 1993. He was found shot dead a few days after he stated that he wanted to make some confessions regarding the outlawed Kurdistan Workers’ Party (PKK), the army, and relations with Jalal Talabani, then leader of the Iraqi Kurdistan Patriotic Union.

Küçük was one of the key suspects in the notorious Ergenekon coup plot case and he was released from prison in 2014 along with all other suspects in the case.

Meanwhile, Altınbilek’s name was first heard in media outlets on April 13, 1970 when one of the two guns used in the killing of Doctor Necdet Güçlü turned out to be registered under Altınbilek’s name.

June/07/2015

adam1...@gmail.com

unread,
Jun 7, 2015, 2:47:05 PM6/7/15
to


http://www.taraf.com.tr/guncel-haber/kaypakkayanin-infazi-kizildere-katliami-fehmi-altinbilek-kimdir/

Kaypakkaya'nın infazı..Kızıldere katliamı..Fehmi Altınbilek kimdir ?

7 Haziran 2015 15:21 Kategori:Güncel, Sürmanşet


Türkiye bugün İstanbul'dan gelen bir silahlı saldırı haberiyle sarsıldı. Beşiktaş'ta üzerinden emekli albay Çetin Oğuz adına düzenlenmiş kimlik çıkan bir kişi ve eşi jandarma komutanlığı önünde silahlı saldırıya uğradı. İkisi de yaralanırken motorsikletli saldırganlar kaçtı. Asıl bomba ise kısa süre sonra patladı. Sözcü Gazetesi'nin haberine göre vurulan kişinin üzerindeki kimlik sahteydi. Vurulan emekli albayın ismi Çetin Oğuz değil Fehmi Altınbelikti. Peki kimdi bu Fehmi Altınbilek

GÜÇLÜ'YÜ ÖLDÜREN SİLAH VE KIZILDERE KATLİAMI

Türkiye Fehmi Altınbilek ismini ilk kez 1970 yılında işlenen Dr. Necdet Güçlü cinayeti nedeniyle duydu. Sol görüşlü Güçlü'yü öldüren, içlerinde sonra Sağlık Bakanlığı'na dek yükselen MHP'li Osman Durmuş'un da bulunduğu ülkücüler İbrahim Doğan ve Ali Güngör mahkemece suçlu bulundular. Mahkeme sürecinde ülkücü İbrahim Doğan'ın üzerinde çıkan iki adet silahın Türk silahlı kuvvetlerinin iki subayına ait olduğu öne sürüldü. Bu subaylardan biri teğmen Fehmi Altınbilekti. Buna rağmen Altınbilek hakkında hiç bir yasal işlem yapılmadı ve terfi ettirildi. Altınbilek'in adı daha sonra 30 mart 1972 tarihinde Kızıldere'de düzenlenen ve Mahir Çayan ve arkadaşlarının öldürüldüğü operasyonla yeniden hatırlandı. Söylenenlere göre olay yerinde bulunan bir albay yorgun olduğu için operasyonu altınbilek yönetmiş ve ilk kurşunu da bizzat kendisi sıkmıştı.

KAYPAKKAYA'NIN ÖLDÜRÜLMESİ

1973 yılının ocak ayında Fehmi Altınbilek yine sahnededir. Bu kez Tunceli'de görevlidir. 24 ocak 1973'te Vartinik Mezrası'nda TİKKO lideri İbrahim Kaypakkaya ve arkadaşlarına karşı yapılan komando harekatını o yönetir. Çıkan çatışmada Ali Haydar Yıldız öldürülür, Kaypakkaya yaralı olarak kaçmayı başarır.. Altınbilek bir öğretmenin ihbarı sonucunda Kaypakkaya'yı birkaç gün içinde yakalar. Karda çıplak ayak kilometrelerce yol yürütür ve ayak parmaklarını donmasına neden olur. Kaypakkaya işkencede yaşamını yitirirken iddialara göre ifadesini almaya çalışan isim yine Altınbilek'tir.

AĞCA'NIN KAÇIRILMASI

Fehmi Altınbilek yine iddialara göre Mehmet Ali Ağca olayının da merkezindeki adlardan biridir. Ağca'yı İran sınırına dek, "güvenlik içinde", artık yüzbaşılığa terfi etmiş olan Fehmi Altınbilek bizzat götürür. Altınbilek daha sonra sürekli terfi ederek albaylıktan emekli olur. Altınbilek başta DHKP-C olmak üzere bir çok örgütün ölüm listesinde yer almaktaydı.

UĞUR MUMCU PEŞİNİ HİÇ BIRAKMADI

Fehmi Altınbilek hakkında en çarpıcı yazıları bombalı suikastle katledilen Uğur Mumcu yazdı. İşte Mumcu'nun 14 Ocak 1977 yılında yazdığı 'Kim Koruyor' isimli yazısı:



'Bu köşede çok yazıldı, hemen anımsayacaksınız. 1970 yılında, Hacettepe Üniversitesi bahçesinde Ülkü Ocakları Genel Başkanı ibrahim Doğan, ülkücü arkadaşı Ali Güngör ile birlikte, Dr. Necdet Güçlüyü tabanca kurşunuyla öldürmüştü. Yapılan yargılama sırasında, Dr. Güçlü'yü öldüren silahların, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli iki subay adına kayıtlı oldukları görülmüştü. Ankara Birinci Ağır Ceza Mahkemesi 1974/456 sayılı kararında şu bölüme rastlanmıştı. Okuyalım:

- Emanet 1970/814 sırasında kayıtlı sanık ibrahim Doğan'da zaptedilen 8815206 no'lu tabanca ve mermilerin Teğmen Fehmi Altınbilek adındaki şahsa, 8815248 no'lu tabancanın Teğmen Mustafa ilerisoy adındaki bir başka şahsa ait olduğu anlaşıldığından, bu iki tabancanın da sahiplerine geri verilmelerine.

Fehmi Altınbilek ve Mustafa ilerisoy, bu kanlı tabanca ve mermileri ceplerine koyduktan sonra, kıllarına bile dokunulmamış ve üstelik yüzbaşı rütbesine de yükseltilmişlerdir Bu konu, içişleri Bakanına sözlü soru olarak birkaç kez soruldu. Bakanın yanıtı aşağı yukarı şöyleydi:

- Adı geçen hakkında 477 sayılı kanun muvacehesinde ve zaman aşımı sebebiyle disiplin cezası uygulanması mümkün olmamıştır.

Bu yanıtı alınca, hemen Askeri Ceza Yasasının 130. maddesini açıp okuyalım:

- Askeri hizmete mahsus bir şeyi makbul bir sebep olmaksızın kaybeden, kasten tahrip veya terk eden veya hususi menfaatleri için kullanan, bu şeyin kıymetine göre kısa hapis veya üç seneye kadar hapis, beş seneye kadar ağır hapis ile cezalandırılır ve tahrip veya kaybedilen şey ödetilir.

Bir subayın silahını yitirmesi ve bu silahın da bir cinayet aracı olarak kullanılması bir disiplin suçu mudur ki, Bakan disiplin cezasından ve bu cezanın zaman aşımına uğramasından söz etmektedir?

Biz şunu saptamak istiyoruz. Tabancalarını, Ülkü Ocakları örgütüne veren iki subay hakkında hiçbir ceza kovuşturması yapılmamış, bu subaylar birtakım kişilerce korunmuştur.

Bakan bu tutumla bizi doğrulamaktadır.

Devam edip bir başka belgeye daha göz atalım. Silahı Ülkü Ocakları Genel Başkanının cebinden çıkan Yüzbaşı Fehmi Altınbilek, Tunceli'de görev yaptığı sırada, düzenlediği bir belgeye hem alıcı, hem de satıcı olarak imza koyduğu için hakkında bir kovuşturma açılmış, bu da örtbas edilmiştir. Bunu da anlatalım:

Tunceli il Jandarma Komutanlığına odun alınmış ve komutanlıkta görevli Üsteğmen Fehmi Altınbilek'e teslim edilmiştir. Fehmi Altınbilek, kendi imzası dışında, Hasan Sarıateş adına da imza atmıştır. Bu belge de elimizdedir.

Sayıştay denetçileri, Tunceli il Jandarma Komutanlığının hesaplarını imzalarken, bu belgeye rastlamışlar ve konuyu Sayıştay Başkanlığına bildirmişlerdir. Sayıştay Başkanlığı, 8 Ağustos 1973 gün ve 725899/1538 sayılı yazı ile durumu içişleri Bakanlığına bildirmiştir.

Jandarma Genel Komutanlığı "20 Aralık 1973 gün ve Loj:5202-l6-73 Lv.S. I.Ks" sayılı yazı ile olayda "suiistimal" olmadığını bildirmiş, cinayet dosyasından sonra, sahte belge olayı da kapatılmıştır.

Oysa, Genel Muhasebe Yasasının 22'nci maddesinde, devlet parasını harcamayı gerektirecek şekilde belge düzenleyenler ve alınmayan eşyayı teslim almış gibi gösterenler hakkında Ceza Yasası hükümleri uygulanacağı belirtilmektedir.

Fehmi Altınbilek'e bu madde de uygulanmamıştır.

Askeri Ceza Yasasının I 34'üncü maddesine göre, hizmete ilişkin işlemlerde gerçeğe aykırı belge düzenleyenler, altı aydan üç yıla kadar uzanan hapis cezası ile cezalandırılmaktadır. Fehmi Altınbilek'e bu yasa da işlememiştir.

Sayıştay Yasasının 65'inci maddesi gereğince de, denetleme sırasında ortaya çıkan bir suçun nasıl kovuşturulacağı açıklanmaktadır. Bu kural da, Fehmi Altınbilek'e uygulanmamıştır.

Ülkü Ocakları genel başkanına silah ve mermi veren bu iki yüzbaşı, bir gizli örgütün üyeleri midir? Acaba bunun için mi, her suç örtbas edilmektedir?

11 Mart döneminde, tümgeneralinden genç teğmenine kadar bir çok kişiyi "disiplinsizlik" nedeniyle emekliye ayıran, "kötü düşüncelidir" gerekçesiyle, birçok kişinin yedek subay olma haklarını ellerinden alan bunca yetkili, bu işleri hiç suç saymaz mı?

Kim koruyor bunları, kim?


adam1...@gmail.com

unread,
Jun 7, 2015, 2:49:18 PM6/7/15
to

http://www.radikal.com.tr/radikal.aspx?atype=haberyazdir&articleid=991759

Radical

Genelkurmay'da terfi kriterleri

ORAL ÇALIŞLAR

Politika / 16/04/2010

Ergenekon soruşturması nedeniyle hakkında değişik iddialar ortaya atılan Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşaviri Tuğgeneral Hıfzı Çubuklu'nun 12 Eylül 1980 döneminde Mamak Askeri Cezaevi'nin subayları arasında olduğu ortaya çıktı.

Ergenekon soruşturması nedeniyle hakkında değişik iddialar ortaya atılan Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşaviri Tuğgeneral Hıfzı Çubuklu'nun 12 Eylül 1980 döneminde Mamak Askeri Cezaevi'nin subayları arasında olduğu ortaya çıktı. Mamak Askeri Cezaevi, askeri darbeden sonraki dönemde, zulmün ve insanlık dışı uygulamaların merkeziydi. Orada insanlar dövülerek öldürüldüler. Birçok insan sakat kaldı.

Hıfzı Çubuklu, o zülum merkezinin parçasıymış. Tutuklulara zulüm ve işkence yaptığı için hakkında suç duyurusunda bulunulmuş. O dönemde ben de Mamak Askeri Cezaevi'nde kaldım. Baskı ve işkenceye karşı suç duyurusunda bulunmanın bile ölümü göze almayı gerektirdiği, subaylar ve askerlerin bir felaket topluluğu olarak tutukluların üzerine çöktüğü bir ortamdı. Zalim olmayanların orada barınması mümkün değildi.

Hıfzı Çubuklu'nun o topluluğun bir parçası olmasına şaşırmadığımı belirtmeliyim. Daha önceki dönemlerde de, Mamak Askeri Cezaevi'nde bu tür 'işler' yapan subaylar terfi ettirilmişti. Mesela 12 Mart 1971'de bir cezaevi doktoru vardı. Doktor Yüzbaşı Metin Denli, tutuklulara düşman olduğunu açıkça söylemekten çekinmezdi. Doğru dürüst ilaç vermez, cezaevindeki operasyonlara katılıp baskılara ortak olmaktan zevk alırdı.

Elinde kırbaç, mahmuzlu çizmeleriyle cezaevinin içinde dolaşır, tutuklularla hakaretler ederdi. Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Arslan'ın idam edildikleri gün, bütün cezaevi içinde zafer kazanmışçasına dolaşarak hepimizi tahrik etmişti. Bir koğuşa yapılan toplu saldırıya katılmasından sonra, cezaevinden alınması için açlık grevi yaptığımız olmuştu.

Yıllar sonra, doktor yüzbaşı Metin Denli'nin Genelkurmay Başkanlığı Sağlık Dairesi Başkanlığı'na getirildiğini ve tuğgeneralliğe terfi ettiğini
öğrendiğimde de şaşırmamıştım.

Bir başka örnek: Fehmi Altınbilek. Fehmi Altınbilek'in adı ilk olarak teğmenken, doktor teğmen Necdet Güçlü cinayetinde geçmişti. Güçlü'yü vuran Ülkü Ocakları Başkanı'nın silahı teğmen Fehmi Altınbilek'indi. Aradan zaman geçti, yüzbaşı Fehmi Altınbilek olarak adını duyduk. Kızıldere'de Mahir Çayan ve arkadaşlarını katleden operasyonda, İbrahim Kaypakkaya'yı Tunceli'de yakalayan ve ona işkence yaptığı iddia edilen ekibin başındaydı. Terfi etmeye devam etti. Bir süre sonra karşımıza Şırnak Alay Komutanı olarak çıktı. Albaylığa terfi ettirilmişti. Ona da şaşırmadım.

***
Hrant Dink öldürüldüğünde Trabzon Jandarma Alay Komutanı Albay Ali Öz'ü de daha önceden tanımıştık. Ali Öz, Yarbay'ken Ankara'da Ulucanlar Cezaevi'ne bir baskın yapılmış ve siyasi tutuklu-hükümlü 10 genç sopalarla kafaları patlatılarak öldürülmüştü. Olay üzerine cezaevinde inceleme yapan Meclis İnsan Hakları Komisyonu, bu 10 gencin cezaevine giren askerlerce öldürüldüğünü, insanlık dışı bir vahşete kurban gittiklerini belirlemişti. İçeriye giren askeri birliğin başında Yarbay Ali Öz bulunuyordu. O olayın üzerine yazdığım bir yazıda, "Ali Öz'ün terfi ederek bir yerde karşımıza çıkacağından eminim" ifadesini kullanmıştım. Yanılmadım.

Bu 'terfi eden subaylar listesi', sadece benim birkaç dakikada hatırladıklarımdan oluşuyor. 1990'lı yılların Güneydoğu'daki ünlü yüzbaşısı Cemal Temizöz'ün de daha sonra albay olarak karşımıza çıkması da bu listenin kapsamı içinde değerlendirilebilir.

Bütün bu tabloya baktığımız zaman, 'Acaba Genelkurmay'da bizim bilmediğimiz yazılı olmayan başka terfi kriterleri mi var' sorusu akla geliyor. Örneklerin sayısı o kadar yüksek ki... Araştırmacı arkadaşlara bir önerim olacak: Bugüne kadar zulüm ve işkence yapmakla suçlanmış ne kadar subay var? Bunlar daha sonra hangi mevkilere geldiler, hangi rütbelere terfi etti? Bunu araştırsınlar. 'Son 30-40 yıllık gelişmeler içinde, askeri darbeler döneminde en çok suçlananlar, en çok terfi edenler oldular' şeklinde bir sonuç çıkarsa şaşırmayacağım.

Eğer Genelkurmay Başkanı benim yanlış değerlendirmeler yaptığım kanaatindeyse, kendisi de bir araştırma yaptırabilir, ortaya çıkan sonucu hep birlikte inceleyebiliriz.

Sonuç olarak, dehşetli meraklar içindeyim...

adam1...@gmail.com

unread,
Jun 7, 2015, 2:51:43 PM6/7/15
to

http://www.haberler.com/vurulan-albay-buyuk-operasyonlari-yoneten-fehim-7394883-haberi/

07 Haziran 2015

Vurulan Albay, Büyük Operasyonları Yöneten Fehim Altınbilek Çıktı

Beşiktaş'ta, silahlı saldırıya uğrayan emekli albay Fehmi Altınbilek, Mahir Çayan'ın öldüğü, İbrahim Kaypakkaya'nın yakalandığı operasyonları yöneten isim çıktı.

◾Kredi Çekmek için Bankalarda Çile Çekme Dönemi Sonra Eriyor!

◾Sevdiklerinizi Bir Çiçekle Mutlu Edin

Tarihe "Kızıldere katliamı" olarak giren ve Mahir Çayan ile 9 arkadaşının ölümüyle sonuçlanan askeri operasyon ile TİKKO lideri İbrahim Kaypakkaya'nın yaralı olarak yakalandığı operasyonu yöneten emekli Albay Fehmi Altınbilek ve eşi, İstanbul'da silahlı saldırıya uğradı. Adı Susurluk ve Abdi İpekçi cinayetinde de geçen Altınbilek'in sahte kimlik kullandığı ortaya çıktı.


ASKERİ BİRLİĞİN YANINDA VURULDU

Saldırı, bugün, Beşiktaş, Şakir Kesebir Caddesi'nde gerçekleşti. Cadde üzerindeki İstanbul Jandarma Bölge Komutanlığı Nizamiyesi'nden yürüyerek çıkan Fehmi Altınbilek (67) ve eşi Asuman Oğuz (66), motosikletli iki kişinin silahlı saldırısına uğradı. Saldırıda yaralanan Altınbilek ve eşi, Gayrettepe Florence Nightingale Hastanesi'ne kaldırıldı. Karnından yaralanan emekli Albay Fehmi Altınbilek'in sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi. Eylemin ardından yaralıların adları, üzerlerinden çıkan kimlik bilgilerine dayalı olarak, "Çetin Oğuz" ve "Asuman Oğuz" olarak duyuruldu.

ARAŞTIRIP BULDUK

Ancak, esrarengiz olayın perde arkasını araştıran SÖZCÜ'den Şenol Gezer, yaralı ismin, 1970-80-90′lı yıllarda çok sayıda önemli operasyonlara katılan Fehmi Altınbilek olduğunu belirledi. Ankara'da suikaste kurban giden Albay Cem Ersever ile emekli Albay Veli Küçük'ün yakın çalışma arkadaşı olan Altınbilek'in, aralarında DHKP-C, PKK ve MLKP'nin de bulunduğu birçok sol örgütün ölüm listesinde olduğu ve bu sebeple "sahte kimlik" kullandığı bildirildi.

Ekipler, olayın yaşandığı caddeyi trafiği kapatarak bölgede inceleme yaptı. İstanbul Emniyeti'ne bağlı Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ve Asayiş Şube ekipleri, motosikletle olay yerinden kaçan 2 şüpheliyi yakalamak için çalışma başlattı.

ALTINBİLEK KİMDİR?

Emekli Albay Altınbilek'in adı ilk kez 13 Nisan 1970′te duyuldu. Anılan tarihte öldürülen asteğmen Doktor Necdet Güçlü cinayetinde kullanılan iki silahtan birinin sahibi o dönemde yeni göreve başlayan Fehmi Altınbilek'e ait olduğu belirlendi. Altınbilek, daha sonra yine siyasi tarihe "Kızıldere katliamı" olarak kazınan olayın baş aktörü oldu. 27 Mart 1972′de gerçekleştirilen ve Mahir Çayan ile 9 arkadaşının ölümüyle sonuçlanan askeri operasyonun komutanı olan Fehmi Altınbilek, 24 Ocak 1973′de Tunceli'nin Çemişgezek ilçesi Vartinik köyü Mirik mezrasında İbrahim Kaypakkaya'nın yaralı olarak yakalandığı operasyonu da yönetti. Operasyondaki "başarısı" nedeniyle Altınbilek'e takdirname verildi. Ardından yine terfi ettirilerek yüzbaşı yapıldı. Sonra İstanbul'a tayin edildi. Emekli Albayın adı, Susurluk çetesiyle birlikte anıldı. Kıdemli Albay olarak en son görev yaptığı yerler Çanakkale ve Yalova oldu. Ardından emekli oldu. Emekliliğinde Matild Manukyan'ın yakın korumalığını üstlendi. (Kaynak:Sözcü)




adam1...@gmail.com

unread,
Jun 7, 2015, 2:55:36 PM6/7/15
to


Bir katil ve terrorist olan Fehmi Altınbilek'e kopek demek, kopege hakaret etmektir.

++++++++++++++++++++


http://www.sosyalistforum.net/gladio-kontgerilla/27551-bir-kopegin-portresi.html

Bir Köpeğin portresi.

-------------------------------------------------------------------------------

FEHMİ ALTINBİLEK

ülkemizin önde gelen kontrgerillacılarındandır. "eregenekon cengaverleri"nin bugüne dek hakkında tek bir satır bile yazmamış olmaları ilginç.. gelelim ününün nereden geldiğine... kamuoyu bu muhteremin adını ilk kez 1970 yılında işlenen dr. necdet güçlü cinayeti nedeniyle duydu. dr. necdet güçlü'yü öldüren, içlerinde sonra sağlık bakanlığı'na dek yükselelen osman durmuş'un da bulunduğu, ülkücü caniler şebekesinin başındaki dönemin ülkü ocakları genel başkanı ibrahim doğan ve ali güngör mahkemece suçlu bulundular.

mahkeme sürecinde dr. güçlü'yü öldüren faşist canilerden ülkü ocakları genel başkanı ibrahim doğan'ın üzerinde çıkan iki adet silahın türk silahlı kuvvetlerinin iki "şerefli" mensubuna ait olduğu anlaşıldı. bu "şerefli kontrgerillacı"lardan biri o zamanlar teğmen rütbesinde bulunan fehmi altınbilek'ti. olay örtbas edildi ve altınbilek sürekli olarak terfi ettirildi. uğur mumcu, ölümüne dek, tahminen on beş yıldan daha fazla bir zaman bu kontrgerillacıyla uğraştı. olayın soğumasına hiç izin vermedi. aklına geldikçe devletin fehmi altınbilek hakkında ne gibi bir soruşturma açtığını sordu.

sonra gel zaman git zaman, altınbilek'in 30 mart 1972 tarihinde kızıldere'de düzenlenen ve mahir çayan ve arkadaşlarının öldürüldüğü operasyonu da yönettiği ortaya çıktı. söylenenlere göre olay yerinde bulunan bir albay yorgun olduğu için operasyonu altınbilek yönetmiş ve ilk kurşunu da bizzat kendisi sıkmıştı.

1973 yılının ocak ayında fehmi altınbilek yine sahnededir. bu kez tunceli'de görevlidir ve tuncelilere kan kusturmaktadır. 24 ocak 1973'te vartinik mezrası'nda ibrahim kaypakkaya ve arkadaşlarına karşı yapılan komando harekatını o yönetir. çıkan çatışmada ali haydar yıldız öldürülür, ibrahim kaypakkaya yaralı olarak kaçmayı başarır.. fehmi altınbilek bir öğretmenin ihbarı sonucunda kaypakkaya'yı birkaç gün içinde yakalar. karda çıplak ayak kilometrelerce yol yürütür ve ayak parmaklarını donmasına neden olur. daha ayrıntılı bilgi kaypakkaya'nın yaşamını anlatan internet sitelerinde var.

fehmi altınbilek mehmet ali ağca olayının da merkezindeki adlardan biridir. mehmet ali ağca'yı iran sınırına dek, "güvenlik içinde", artık yüzbaşılığa terfi etmiş olan fehmi altınbilek bizzat götürür. kontrgerillanın bu acar elemanı, 2000'li yılların başında albay rütbesine yükselmişti. sanatını korkut eken, ibrahim şahin gibi konrgerillanın diğer başarılı elemanlarıyla birlikte icra ediyordu. adı geçen kimseler ve diğer bazı kontrgerillacılarla çanakkale'de yaptıkları toplantı gazetelere yansımıştı.

yıl 2008, internet'te ufak bir araştırma, fehmi altınbilek'in üstün hizmet madalyalarıyla askerlik yaşamından emekliye ayrıldığını gösterdi. ama, kontrgerillacılıktan emekli olduğu ise meçhul.

Resmini nette aradım ancak bulamadım. Bulduğumda konuya asacağım.
__________________
0 new messages