Hukuk, devletin mahrem b�l�mlerine giriyor. Gerek T�B bask�n� ve gerekse
Seferberlik Tetkik Kurulu bask�n�, bu �er�evede de�erlendirilmeli. Peki ama
bu geli�melerde as�l hedef h�k�met mi sadece? Taktik hedeflerden birisi de
Genel Kurmay Ba�kan� olabilir mi?
Konuyla ilgili yaz�m a�a��daki linkte...
http://www.showtvnet.com/haber/yazar/said-erdogan/asil-hedef-basbug-mu.asp
Selam ve sevgiler,
--
Selamlar
Proxy1
... . .-.. .- -- .-.. .- .-.
Proxy1@ karakan.com
"Array" <news1(sil)@sgne(sil).com>, haber iletisinde �unlar� yazd�:hhd0vt$2bgm$1...@geiz-ist-geil.priv.at...
: Merhaba,
:
:
Sak�ncas� yok kaynak belirtildi�i s�rece. Ben ��yle yap�yordum �nceden.
Linki verip k�sa �zet ge�iyordum, 1-2 g�n sonra da yaz�n�n asl�n� as�yordum.
Ama e�er yaz�dan al�nt�lar yap�larak bir tart��ma hedefleniyorsa, o zaman
hemen, beklemeden asmak gerekir.
Selam ve sevgiler,
"Proxy1" <Proxy1@ pozitif.net>, haber iletisinde �unlar�
yazd�:hhd1e8$nee$1...@news.eternal-september.org...
Makaleyi sonra okuyacagim, sadece yukarda rahatsiz oldugum hususlara
deginmekle yetiniyorum simdilik:
"devletin mahrem b�l�mleri" ne olabilir? Neden hukukun o b�l�mlere
girmesi sorun olarak yorumlaniyor? Hukuk da devletin temel taslarindan
biri degil mi "devletin mahrem b�l�mleri" gibi?
Ortada d�nen cok dolap var, o dolaplarin hepsi gerekirse hedef olabilir.
Mesela icerdeki c�r�kleri tasfiye bahanesi ile disardan sizmis
tahrikciler de= ajanlar tasfiye edilebilir.
Bir hedef de bu arastirmalarin devamini durdurmak olabilir. Ne kadar
korkusuz, c�retsiz davranirsa hukuk, o kadar halk galeyana gelir, bize
de is d�ser, diye d�s�nenler de var TSK icinde. Onlar tuzak kurmus
olabilirler. Ya tedbirli davranip m�him evraklari imha etmislerse,
alinip g�t�r�len dosyalardan somut bir sic islendigine dair s�phe
belirtisi cikmazsa, s�zde hedef mazlum olur birden.
ha, "baskin" teriminden hoslanmadim, baskini polis vs. yapar, yargiclar
yasalar cercevesinde sadece g�revlerini ifa ediyorlar., bunu T�rkiye'de
kavramamis cok insan var hala, maalesef.
yani asil hedef ERGENEKON.
Neden ERGENEKON? Cunku gorev suresi doldu, isi bitti, dukkan
kapatiliyor, UNITER DEVLET adina zevahiri kurtarmak icin daha etkin
kurumlar olusturuluyor. Yani bu durumda Basbug aksesuar, esas hedef
falan degil, ama kerizlik edip ERGENEKON semsiyesi altinda kalmak
isterse sonunda INTIHAR eder cikar, EVREN bu gibilere Inegol
Koftecisi'nden yol gosterdi bile;->
> "devletin mahrem b�l�mleri" ne olabilir? Neden hukukun o b�l�mlere
> girmesi sorun olarak yorumlaniyor? Hukuk da devletin temel taslarindan
> biri degil mi "devletin mahrem b�l�mleri" gibi?
> Ortada d�nen cok dolap var, o dolaplarin hepsi gerekirse hedef olabilir.
> Mesela icerdeki c�r�kleri tasfiye bahanesi ile disardan sizmis
> tahrikciler de= ajanlar tasfiye edilebilir.
Evvela �unu belirtmekte yarar var. Son 10 senedir, hatta daha da uzun
s�redir, �zellikle 28 �ubat s�recinden itibaren, bir "hukukun �st�nl���"
sloganla�t�rmas� ile kar�� kar��yay�z. O kadar ki, kimse art�k bunu
sorgulam�yor ve bu da bizi "yarg��lar cumhuriyetine" g�t�r�verdi g�r�ld���
gibi.
Teorik �er�evede bakmak gerekiyor olaya. Devlet bir ayg�t ya da organizma ya
da ona ne isim verirseniz verin, bir unsur. Bu unsur, birden fazla alt
��eden m�te�ekkil ve yarg� ise asl�nda bu unsurlardan birisi de�il, sadece
unsurlar�n birbirine (haks�z yere) zarar vermesini yani a��nmas�n�
engelleyen bir mekanizma.
��yle (�zerinde az d���n�lm�� ama i�e yarayabilecek) bir analoji yapay�m.
Devleti bir motor olarak g�r�rseniz, bu motorun silindirleri (siyasi
partiler) ya da mekanizmas� da rejimidir (dizel/benzinli/elektrikli/hibrid
vb). Di�er unsurlar� da tek tek yerine koymak m�mk�n ama hemen yarg�ya
gelmek istiyorum. Yarg�, bu mekanizman�n motor ya��d�r. Yani kurumlar�n (ki
burada halk yani millet de bir kurumdur) birbirine zarar vermesini,
a��nd�rmas�n� engellemek �zere mevcuttur. Amac� vizkozitedir ve bu yolla,
motorun �mr�n�n uzun olmas�n� sa�lar. Bunun i�in ya��n ara s�ra yenilenmesi
gerekir. Oysa bizdeki yarg� mekanizmas�, yenilenmiyor, �a�a ayak uydurmuyor
ve kendini, di�er t�m organlar�n �zerinde g�rme e�iliminde. Oysa mesela,
yarg�dan daha �ncelikli olan bir unsur var, unutuluyor. O da TBMM.
TBMM kanun koyucudur. Yani yarg�n�n "temel alaca��" konular� belirler. 28
�ubat'tan beri y�r�t�len "hukuk �ok �st�nd�r" s�ylemi, zaman i�inde
yarg�n�n, TBMM'yi de hi�e saymas� sonucunu do�urmu�tur. �rnek olarak baz�
dan��tay kararlar� ya da AYM kararlar�n� g�rebiliriz. �u anda durum �yle bir
haldedir ki, TBMM, yarg� kanal�yla "i�levsizle�tirilebilecek" bir
durumdad�r. Nitekim Anayasa a��k�a "Anayasa de�i�iklikleri �ekil y�n�nden
incelenebilir, as�l incelemesi yap�lamaz" demekle birlikte, yarg� bunu hi�e
say�p, Anayasa de�i�ikliklerini iptal edebilmektedir. Bir "j�ritokrasi"
s�recindeyiz.
28 �ubat muht�ra d�nemi bunu gerektiriyordu kimilerine g�re. ��nk� iktidar
orta�� partiyi kapatmak i�in, darbe d��� bir y�ntem gerekiyordu ve bu
�er�evede, hukuk kullan�ld�. Sonra bu bir yol oldu ve s�rekli kullan�l�r
hale geldi. Ve en nihayetinde, yarg�, TBMM'nin de �st�nde bir pozisyon ald�.
Bu durum, devletin kurulu� �ekline ayk�r�d�r en ba�ta. Kurumlara verilen
g��lerin, tek elde toplanmas� sonucuna bizi g�t�rmektedir. S�re� i�inde
ya�anan yasaman�n y�r�tmeye yetki devri gibi bir durum de�ildir bu, daha
tehlikelidir ��nk� yasaman�n periyodik olarak de�i�imi s�z konusudur. Ama
yarg�da b�yle bir mekanizma yok.
Buraya kadar "i�in teorik �er�evesiydi". Devletin mahremi k�sm�na gelince,
hukuk mekanizmas�, hukuksuzluk g�rd���nde elbette baz� mahrem noktalara (�ok
�zel �artlarda) gidebilir ama bunun i�in "sa�lam delillere" sahip olmas�
gerekir. �u anda y�r�t�len iki uygulamadan �rnek vererek, bu sa�laml���n ne
derece eksik oldu�unu anlatmaya �al��ay�m.
Mesela bir T�B karar� var, biliyorsunuz, bir mahkeme, bir kurumun (yarg�tay)
dinlenip dinlenmedi�ini ara�t�r�yordu. Nitekim o kurum "dinlenemez"
niteliktedir ve bu ara�t�rma do�al. Ama hukuk mekanizmas� �yle ilgin�
hareket etti ki, "dinlenen t�m kay�tlar�n listesi mahkemeye verilsin" dedi.
Bu, g�� ve yetkinin, amac�n� a�acak �ekilde kullan�lmas�d�r ve su�la
m�cadeleye sekte vurur.
Keza �u son seferberlik tetkik kurulu bask�n�n� baz alal�m. Hakim belki de
hakl� gerek�elerle kurumda inceleme yap�yor, de�il mi ? Peki hakim derse ki,
"ben bu kurumda yeterli delil bulamad�m ve t�m askeri kay�tlar�
inceleyece�im", buna hukuki olarak engel var m� ? A��k�as� yok. �sterse, t�m
il ve il�elerdeki t�m kay�tlar�, hukuk marifetiyle inceleyebilir. Peki sizce
burada "amaca ula�ma" d���nda baz� olumsuz sonu�lar do�maz m� ? Hukukun bir
"g�� g�sterisi" olarak kullan�l�yor olmas�, mant�kl� m� ? Elde delil varsa,
tabi ki gidilsin incelensin (ki askeriyedeki incelemede savc�lar� almad�lar,
sadece hakim, usule uygun olarak incelemek zorunda). Ama hakimin elinde
yetki var, isterse askere alma dairelerini de, ayn� soru�turmaya dahil
edebilir.
Bu g�� "orant�s�z" bir g�� oldu�u gibi, yetki-sorumluluk ilkesine de ayk�r�.
Yani yetki sahibi olan ki�inin, sorumluluk sahibi de olmas� gerekir. Yetkiyi
"sorumsuzca" kullanman�n bir bedeli olmal�d�r. Peki hukuk mekanizmas�nda bu
"bedel" var m� ? Siyaset�i yani yasama ve y�r�tme i�in var. Halk g�revden
al�yor. E kolluk g��leri i�in de var, onu da yasama ya da y�r�tme g�revden
alabiliyor. Peki hukuk i�in "sorumluluk makam�" var m� ? Daha bug�n, Adalet
bakanl��� m�fetti�lerinin, hakim ve savc�lar �zerindeki "teknik takip"
yetkisi iptal edildi dan��tay taraf�ndan �rne�in.
S�ylemek istedi�im, 28 �ubat��lar�n kendini hakl� g�sterip sorumluluktan
s�y�rabilmek amac�yla i�i (darbeyi) hukuk�ulara ihale etmesi, o d�nemde
kalmay�p, alan geni�letebiliyor. %50 oy alan partiler hakk�nda kolayca
kapatma davas� a��labiliyor. Deliller de google'dan aran�yor filan fe�man.
Mant�kl� m� ?
Mahreme gelince, mahrem kavram elbette vard�r. Birey i�in oldu�u gibi,
devlet i�in de vard�r. Devlet, bireyin k�lesi filan de�ildir. Hizmet�isi de
de�ildir. Devlet, bireylerin kendisini y�netmek i�in s�zle�me imzalad���
(n�fus ka��d�) ve vekalet verdi�i (oy pusulas�) mekanizmad�r. Bireyin
mahremi nas�l varsa, onun "organize hali" olan devletin de elbette
olacakt�r. Bu gerek d�� g�venlik ve gerekse i� g�venlik i�in olacakt�r
haliyle. Ben "polis ya da asker" devletinden bahsetmiyorum. Ama mahremi
olmayan "organizasyona", devlet denmez, dernek ya da sivil toplum kurulu�u
denir.
> Bir hedef de bu arastirmalarin devamini durdurmak olabilir. Ne kadar
> korkusuz, c�retsiz davranirsa hukuk, o kadar halk galeyana gelir, bize
> de is d�ser, diye d�s�nenler de var TSK icinde. Onlar tuzak kurmus
> olabilirler. Ya tedbirli davranip m�him evraklari imha etmislerse,
> alinip g�t�r�len dosyalardan somut bir sic islendigine dair s�phe
> belirtisi cikmazsa, s�zde hedef mazlum olur birden.
> ha, "baskin" teriminden hoslanmadim, baskini polis vs. yapar, yargiclar
> yasalar cercevesinde sadece g�revlerini ifa ediyorlar., bunu T�rkiye'de
> kavramamis cok insan var hala, maalesef.
Bu i�in ba�ka cephesi. Ama burada da hukukun "orant�s�z g�c�" devreye girer
ve halk unutur. Mekanizmada birden fazla masum "olu�uverir". H�k�met de
mazlumu oynar, asker de. Ama bu da win&win senaryosu de�il mi zaten ? Bu
�lkede bir�ok insan, askerle h�k�met aras�nda kavga oldu�unu filan san�yor.
Oysa bir kavga yok, tam bir uyum var. Bazen us�l �zerine tart���yorlar o
kadar. Kavga, san�ld��� gibi asker ile h�k�met aras�nda de�il, asker
i�indeki ufak bir kesim ile h�k�met (ve onu destekleyen g��ler) aras�nda. O
ufak kesimin tasfiyesi askerin de i�ine geliyor zaten.
Bir bak�n ge�mi�e, her GKB "aha i�te bu darbe yapacak" diye g�reve geldi�i
halde, h�k�met de, ordu da hi� yerinden oynam�yor, olan sadece tasfiye.
Birileri kaybediyor ve kaybederken, �lkeye de kaybettirmeye �al���yor, mevzu
bundan ibaret.
Selam ve sevgiler,
>
"Acephale Lemar" <pri...@org.invalid>, haber iletisinde �unlar�
yazd�:hhd70n$2e4a$1...@geiz-ist-geil.priv.at...
> Array wrote:
>> Merhaba,
>>
>> Hukuk, devletin mahrem b�l�mlerine giriyor. Gerek T�B bask�n� ve
>> gerekse Seferberlik Tetkik Kurulu bask�n�, bu �er�evede
>> de�erlendirilmeli. Peki ama bu geli�melerde as�l hedef h�k�met mi
>> sadece? Taktik hedeflerden birisi de Genel Kurmay Ba�kan� olabilir mi?
>>
>> Konuyla ilgili yaz�m a�a��daki linkte...
>>
>> http://www.showtvnet.com/haber/yazar/said-erdogan/asil-hedef-basbug-mu.asp
>>
>> Selam ve sevgiler,
>
> Makaleyi sonra okuyacagim, sadece yukarda rahatsiz oldugum hususlara
> deginmekle yetiniyorum simdilik:
>
> "devletin mahrem b�l�mleri" ne olabilir? Neden hukukun o b�l�mlere
> girmesi sorun olarak yorumlaniyor? Hukuk da devletin temel taslarindan
> biri degil mi "devletin mahrem b�l�mleri" gibi?
> Ortada d�nen cok dolap var, o dolaplarin hepsi gerekirse hedef olabilir.
> Mesela icerdeki c�r�kleri tasfiye bahanesi ile disardan sizmis
> tahrikciler de= ajanlar tasfiye edilebilir.
>
> Bir hedef de bu arastirmalarin devamini durdurmak olabilir. Ne kadar
> korkusuz, c�retsiz davranirsa hukuk, o kadar halk galeyana gelir, bize
> de is d�ser, diye d�s�nenler de var TSK icinde. Onlar tuzak kurmus
> olabilirler. Ya tedbirli davranip m�him evraklari imha etmislerse,
> alinip g�t�r�len dosyalardan somut bir sic islendigine dair s�phe
> belirtisi cikmazsa, s�zde hedef mazlum olur birden.
> ha, "baskin" teriminden hoslanmadim, baskini polis vs. yapar, yargiclar
> yasalar cercevesinde sadece g�revlerini ifa ediyorlar., bunu T�rkiye'de
Eyvallah, merhaba,
>> "devletin mahrem b�l�mleri" ne olabilir? Neden hukukun o b�l�mlere
>> girmesi sorun olarak yorumlaniyor? Hukuk da devletin temel
>> taslarindan biri degil mi "devletin mahrem b�l�mleri" gibi?
>> Ortada d�nen cok dolap var, o dolaplarin hepsi gerekirse hedef
>> olabilir. Mesela icerdeki c�r�kleri tasfiye bahanesi ile disardan
>> sizmis tahrikciler de= ajanlar tasfiye edilebilir.
>
> Evvela �unu belirtmekte yarar var. Son 10 senedir, hatta daha da uzun
> s�redir, �zellikle 28 �ubat s�recinden itibaren, bir "hukukun
> �st�nl���" sloganla�t�rmas� ile kar�� kar��yay�z. O kadar ki, kimse
> art�k bunu sorgulam�yor ve bu da bizi "yarg��lar cumhuriyetine"
> g�t�r�verdi g�r�ld��� gibi.
"hukukun �st�nl�g�" bir sey olamaz, belki hukukun su, bu kuruma
�st�nl�g�nden s�z edilebilir.
Eger nerdeyse "kimse artik bunu sorgulamiyor" ise, kabahati baska
mecrada aramak gerekmez mi?
Senin "yargiclar cumhuriyetine" ki mantik acisindan bence yanlis bir
saptama, ben hukuk diktatoryasi diyorum.
"yargiclar cumhuriyeti" yanlis, c�nk� onlar bagimsiz, adil, tarafsiz
olmakla y�k�ml�d�r, fakat savcilar devletin, yasalarin bekcisidirler,
yani savci talebi olmaksizin yargic bir halt yiyemez.
Ve gelelim hukukun neden mutlak olmadigi hususuna: Meclissiz, yani
yasalar olmaksizin, hukuk lafdan ibaret kalir. Meclis olsa, hukuk lafdan
h�kme dogru gitmeye cabalar, fakat ilerleyemez, onu da kolluk g�cleri
yapar: kisaca, bu �c direk birbirine baglidir, meclis, sura ise
cekirdektir, o olmaksizin hukuk yerinde saymaya mahkumdur.
> Teorik �er�evede bakmak gerekiyor olaya. Devlet bir ayg�t ya da
> organizma ya da ona ne isim verirseniz verin, bir unsur. Bu unsur,
> birden fazla alt ��eden m�te�ekkil ve yarg� ise asl�nda bu
> unsurlardan birisi de�il, sadece unsurlar�n birbirine (haks�z yere)
> zarar vermesini yani a��nmas�n� engelleyen bir mekanizma.
Teorik acidan bu aciklama yanlis, yukarda izah etmeye calistim. Bazan
benzetmeler karanlik ayrintilari daha g�zel anlatir, bundan dolayi
devleti kalp ile esit g�rebiliriz. Ya da bir evin catisi, dami.
Ayrica, devlet asla bir unsur degildir; belki "unsur" terimini yanlis
hatirliyorum diye d�s�nd�g�mden TDK s�zl�g�ne bile baktim meshur
tembelligime ragmen, c�nk� konu m�him, �zen gerektiriyor. TDK'ya g�re
unsur= �ge, ilke, uknum, eleman vs., fakat �rnek c�mle coz g�zel: "Mazmi
nesirden ayiran baslica unsur eda, ahenktir." Nurullah Atac.
Ev benzetmesinden yola cikarak, onu ayakta tutan unsurlardan,
direklerden biri de hukuktur.
> ��yle (�zerinde az d���n�lm�� ama i�e yarayabilecek) bir analoji
> yapay�m. Devleti bir motor olarak g�r�rseniz, bu motorun silindirleri
> (siyasi partiler) ya da mekanizmas� da rejimidir
> (dizel/benzinli/elektrikli/hibrid vb). Di�er unsurlar� da tek tek
> yerine koymak m�mk�n ama hemen yarg�ya gelmek istiyorum. Yarg�, bu
> mekanizman�n motor ya��d�r. Yani kurumlar�n (ki burada halk yani
> millet de bir kurumdur) birbirine zarar vermesini, a��nd�rmas�n�
> engellemek �zere mevcuttur. Amac� vizkozitedir ve bu yolla, motorun
> �mr�n�n uzun olmas�n� sa�lar. Bunun i�in ya��n ara s�ra yenilenmesi
> gerekir. Oysa bizdeki yarg� mekanizmas�, yenilenmiyor, �a�a ayak
> uydurmuyor ve kendini, di�er t�m organlar�n �zerinde g�rme
> e�iliminde. Oysa mesela, yarg�dan daha �ncelikli olan bir unsur var,
> unutuluyor. O da TBMM.
Meclis'in �st�nl�g�nde mutabikiz, simdi senin g�r�s acini kavramaya
basliyorum. ;-)
Buna ragmen s�yle bakmaya calisirmisin: Simdiye dek alisilmisin disina
cikmaya gayret eden, aslinda asil ve asIl g�revini ifa etmek isteyen
eden yarginin bu tavri, diger unsurlar tarafindan halka bir �st�nl�k
g�sterisi olarak takdim ediliyor.
Bence su son arastirmalar, davalar vs. yarginin yenilendigini, en
azindan b�yle bir s�recin icinde israrla ilerlediginin kanitlaridir
> TBMM kanun koyucudur. Yani yarg�n�n "temel alaca��" konular�
> belirler. 28 �ubat'tan beri y�r�t�len "hukuk �ok �st�nd�r" s�ylemi,
> zaman i�inde yarg�n�n, TBMM'yi de hi�e saymas� sonucunu do�urmu�tur.
> �rnek olarak baz� dan��tay kararlar� ya da AYM kararlar�n�
> g�rebiliriz. �u anda durum �yle bir haldedir ki, TBMM, yarg�
> kanal�yla "i�levsizle�tirilebilecek" bir durumdad�r. Nitekim Anayasa
> a��k�a "Anayasa de�i�iklikleri �ekil y�n�nden incelenebilir, as�l
> incelemesi yap�lamaz" demekle birlikte, yarg� bunu hi�e say�p,
> Anayasa de�i�ikliklerini iptal edebilmektedir. Bir "j�ritokrasi"
> s�recindeyiz.
Ilk iki c�mleye mutlak katiliyorum, bu hususda mutabikiz.
�rneklere gelince, o kurumlari dize getirmek de Meclis'in g�revi.
Ben burada Almanca "Judikratie" diyorum, "judikative" den esinlenerek.
> 28 �ubat muht�ra d�nemi bunu gerektiriyordu kimilerine g�re. ��nk�
> iktidar orta�� partiyi kapatmak i�in, darbe d��� bir y�ntem
> gerekiyordu ve bu �er�evede, hukuk kullan�ld�. Sonra bu bir yol oldu
> ve s�rekli kullan�l�r hale geldi. Ve en nihayetinde, yarg�, TBMM'nin
> de �st�nde bir pozisyon ald�. Bu durum, devletin kurulu� �ekline
Evet, "hukuk kullanildi", kabaca: igfal edildi. Fakat o hukukun
icerisinde bulunan herkes de d�nek degil. Anlasamadigimiz husus bu
bence. Istisnalar disinda her insan yaptigi isten zevk almak,
marifetinden dolayi takdir edilmek, �v�lmek ister. Hukukculara da gina
gelmis olamaz mi? Unutma, bu ilmegin asil konusu, yarginin TSK'nin bazi
birimlerini aramis olmasi ve senin bunu yarginin bir �st�nl�k g�sterisi,
kaniti olarak yorumlaman.
> ayk�r�d�r en ba�ta. Kurumlara verilen g��lerin, tek elde toplanmas�
> sonucuna bizi g�t�rmektedir. S�re� i�inde ya�anan yasaman�n y�r�tmeye
> yetki devri gibi bir durum de�ildir bu, daha tehlikelidir ��nk�
> yasaman�n periyodik olarak de�i�imi s�z konusudur. Ama yarg�da b�yle
> bir mekanizma yok.
Itirazim yok. ;-)
> Buraya kadar "i�in teorik �er�evesiydi". Devletin mahremi k�sm�na
> gelince, hukuk mekanizmas�, hukuksuzluk g�rd���nde elbette baz�
> mahrem noktalara (�ok �zel �artlarda) gidebilir ama bunun i�in
> "sa�lam delillere" sahip olmas� gerekir. �u anda y�r�t�len iki
> uygulamadan �rnek vererek, bu sa�laml���n ne derece eksik oldu�unu
> anlatmaya �al��ay�m.
Tamam, hemfikiriz.
> Mesela bir T�B karar� var, biliyorsunuz, bir mahkeme, bir kurumun
> (yarg�tay) dinlenip dinlenmedi�ini ara�t�r�yordu. Nitekim o kurum
> "dinlenemez" niteliktedir ve bu ara�t�rma do�al. Ama hukuk
Bence her kurum, herkes _dinlenebilir olmali, tabii "saglam delillere
sahip" olmali. Neyse, konuyu dagatmayayim.
> mekanizmas� �yle ilgin� hareket etti ki, "dinlenen t�m kay�tlar�n
> listesi mahkemeye verilsin" dedi. Bu, g�� ve yetkinin, amac�n� a�acak
> �ekilde kullan�lmas�d�r ve su�la m�cadeleye sekte vurur.
Sayet "arastirma dogal" ise, "dinlenen t�m kayitlarin listesi"nin
mahkemeye verilmesinin sakincasini degil kavramak anlamakda
zorlaniyorum, acarsan g�zel olur, c�nk� listesiz s�pheyi kanitlamak
imkansiz. Yoksa itirazin yargiclarin savcinin isine karismasina,
m�dahale etmesine mi? Aslinda, savci dava acmak icin yeterli kanit
bulamazsa, dava acmaz, yargiclar arastirmayi y�nlendiremez vs.
Benim asla kabul edemeyecegim bir kurum var ki, adi bile basimi siddetle
sallatiyor, su "hakilmler ve savcilar " bilmem nesi, "y�ksek kurulu"
galiba. C�nk� yarginin bu iki direginin beraber olmasi, hareket etmesi,
yarginin bagimsizligina balta vurmaktir, yargiclarin ve savcilarin
atamasi Adalet Bakanligi ve Meclis'in Adalet Komisyon'u ile birlikte/
onu bilgilendirerek gerceklestirilmelidir.
> Keza �u son seferberlik tetkik kurulu bask�n�n� baz alal�m. Hakim
> belki de hakl� gerek�elerle kurumda inceleme yap�yor, de�il mi ? Peki
Aksi kanitlanana dek, evet, ben de �yle varsaydim zatan. Yalniz "baskin"
mevzuu carpitiyor.
> hakim derse ki, "ben bu kurumda yeterli delil bulamad�m ve t�m askeri
> kay�tlar� inceleyece�im", buna hukuki olarak engel var m� ? A��k�as�
> yok. �sterse, t�m il ve il�elerdeki t�m kay�tlar�, hukuk marifetiyle
> inceleyebilir.
Burada duralim, l�tfen! Bana sordugunu kendin cevaplama, c�nk� bence
hukuki engel var, "t�m askeri kayitlari inceleyecegim" deme yetkisi yok.
Bu aslinda akademik tartisma konularindan biri, ben sadece kanaatimi
bildirdim, deine inmek icin maalesef T�rkce hukuki terimlerle aram o
kadar rahat degil. Sadece kisa aciklama: Eger polis benim katil oldugumu
kanitlamak istiyorsa, bu yarginin hicbir birimine beni taniyan herkesin
evine girmek hakkini icermez. Burada buna araclarin amaca orantiligi
olarak biliniyor bu ilke, aksi halde bu adi hak etmek isteyen yargi
islemez, h�k�mler sahislarin �l�m�nden sonra cikar mahkemeden. LOL
> Peki sizce burada "amaca ula�ma" d���nda baz� olumsuz
> sonu�lar do�maz m� ?
Dogurur elbette!
> Hukukun bir "g�� g�sterisi" olarak kullan�l�yor olmas�, mant�kl� m� ?
Ne mantikli ne de hos!
> Elde delil varsa, tabi ki gidilsin incelensin
> (ki askeriyedeki incelemede savc�lar� almad�lar, sadece hakim, usule
> uygun olarak incelemek zorunda). Ama hakimin elinde yetki var,
> isterse askere alma dairelerini de, ayn� soru�turmaya dahil edebilir.
Yukarda teslim ettigim gibi, t�rk hukukundan pek haberim yok, ben b�yle
yetkilere haiz yargic, mahkeme tanimiyorum. Yargicin g�revi baska,
savcinin g�revi bambaska. Bilgi icin tesekk�r ediyorum.
> Bu g�� "orant�s�z" bir g�� oldu�u gibi, yetki-sorumluluk ilkesine de
> ayk�r�. Yani yetki sahibi olan ki�inin, sorumluluk sahibi de olmas�
> gerekir. Yetkiyi "sorumsuzca" kullanman�n bir bedeli olmal�d�r. Peki
> hukuk mekanizmas�nda bu "bedel" var m� ? Siyaset�i yani yasama ve
> y�r�tme i�in var. Halk g�revden al�yor. E kolluk g��leri i�in de var,
> onu da yasama ya da y�r�tme g�revden alabiliyor. Peki hukuk i�in
> "sorumluluk makam�" var m� ? Daha bug�n, Adalet bakanl���
> m�fetti�lerinin, hakim ve savc�lar �zerindeki "teknik takip" yetkisi
> iptal edildi dan��tay taraf�ndan �rne�in.
O Danistay'i dize getirmek cok basit, Meclis'in yasayi degistirerek,
yetkiyi ondan almasi, yani davanin oraya gitmesinin imkansiz olmasi.
Mevzuata aykiriliktan dolayi.
> S�ylemek istedi�im, 28 �ubat��lar�n kendini hakl� g�sterip
> sorumluluktan s�y�rabilmek amac�yla i�i (darbeyi) hukuk�ulara ihale
> etmesi, o d�nemde kalmay�p, alan geni�letebiliyor. %50 oy alan
> partiler hakk�nda kolayca kapatma davas� a��labiliyor. Deliller de
> google'dan aran�yor filan fe�man. Mant�kl� m� ?
Hayir. Bu hususlarda hemfikiriz, be kocum!
> Mahreme gelince, mahrem kavram elbette vard�r. Birey i�in oldu�u gibi,
> devlet i�in de vard�r.
Peki, mahreme tecav�z edilip edilmedigini kim, nasil saptayacak? Tabii
ki mahrem var, fakat bu mahrem mutlak mi? Mutlak mi olmali?
> Devlet, bireyin k�lesi filan de�ildir.
> Hizmet�isi de de�ildir. Devlet, bireylerin kendisini y�netmek i�in
> s�zle�me imzalad��� (n�fus ka��d�) ve vekalet verdi�i (oy pusulas�)
> mekanizmad�r.
Birada ayriliyoruz, bireylerin k�lesidir, diyor, konuyu genisletmemek
icin burada kesiyorum.
> Bireyin mahremi nas�l varsa, onun "organize hali" olan
> devletin de elbette olacakt�r. Bu gerek d�� g�venlik ve gerekse i�
> g�venlik i�in olacakt�r haliyle. Ben "polis ya da asker" devletinden
> bahsetmiyorum. Ama mahremi olmayan "organizasyona", devlet denmez,
> dernek ya da sivil toplum kurulu�u denir.
Sorun yok, aynen.
>> Bir hedef de bu arastirmalarin devamini durdurmak olabilir. Ne kadar
>> korkusuz, c�retsiz davranirsa hukuk, o kadar halk galeyana gelir,
>> bize de is d�ser, diye d�s�nenler de var TSK icinde. Onlar tuzak
>> kurmus olabilirler. Ya tedbirli davranip m�him evraklari imha
>> etmislerse, alinip g�t�r�len dosyalardan somut bir sic islendigine
>> dair s�phe belirtisi cikmazsa, s�zde hedef mazlum olur birden.
>> ha, "baskin" teriminden hoslanmadim, baskini polis vs. yapar,
>> yargiclar yasalar cercevesinde sadece g�revlerini ifa ediyorlar.,
>> bunu T�rkiye'de kavramamis cok insan var hala, maalesef.
>
> Bu i�in ba�ka cephesi. Ama burada da hukukun "orant�s�z g�c�" devreye
> girer ve halk unutur. Mekanizmada birden fazla masum "olu�uverir".
Gayri hukuki durum derhal Meclis tarafindan d�zeltilmelidir. Anlastik
mi?
> H�k�met de mazlumu oynar, asker de. Ama bu da win&win senaryosu de�il
> mi zaten ? Bu �lkede bir�ok insan, askerle h�k�met aras�nda kavga
> oldu�unu filan san�yor. Oysa bir kavga yok, tam bir uyum var. Bazen
> us�l �zerine tart���yorlar o kadar. Kavga, san�ld��� gibi asker ile
> h�k�met aras�nda de�il, asker i�indeki ufak bir kesim ile h�k�met (ve
> onu destekleyen g��ler) aras�nda. O ufak kesimin tasfiyesi askerin de
> i�ine geliyor zaten.
"tam uyum var" kismini g�receli ifade etmek hakkimi saklayarak,
tahlilimiz iki yumurtali ikizler gibi.
> Bir bak�n ge�mi�e, her GKB "aha i�te bu darbe yapacak" diye g�reve
> geldi�i halde, h�k�met de, ordu da hi� yerinden oynam�yor, olan
> sadece tasfiye. Birileri kaybediyor ve kaybederken, �lkeye de
> kaybettirmeye �al���yor, mevzu bundan ibaret.
Edinsel ifadeni etkin ifadeye d�n�st�r�rsen, gercegi bence yakalamis,
kavramis olacaksin.
Diger yandan, kaybedilen her sey de o kadar �nemli, gerekli degil, bu
gercegi de unutmamaliyiz.
Mevzu, yolda arzuladigimiz hizla gitmemizi engelleyenleri belirlemek,
etkisizlestirmek. Bence.
Kal saglicakla (burada gene kar yagdi, yagmur da yagiyor, yollar
buzlasiyor ,-( )
"Kimse hukukun ᅵstᅵnlᅵg(ᅵnᅵ tart?s,m?yor ama hukukun, devlet ilkelerini
gᅵz ᅵnᅵnde tutarak, aras,t?rmalar?n? nezaket dᅵzleminde yapmas? gerekiyor
kan?mca. Nezaketten kast?m da, devletin yaz?s,ma kurallar? asl?nda. Yani
ortada bir delil karartma durumu yoksa bir devlet kurumunun dig(er devlet
kurumuna bask?nlar dᅵzenlemesi, benim bildig(im ve al?s,t?g(?m devlet
terbiyesi ile pek bag(das,m?yor."
demissin yazinda.
Ya "baskin gibi" savcilik aramasini 'elaltindan' talep eden GKB ise?
Yani, kendisine karsi gᅵrdᅵgᅵ birilerini etkisiz kilmak icin?
Dikkat: Ilk baskinda GK II. Baskani da -sonradan- geliyor ama savci buna
ragmen 2 bᅵro disinda hicbir kisma giremiyor. Hakim gelip buralari
mᅵhᅵrlᅵyor ve sonradan -yani GKB'nin mᅵsaadesi ile- buralara da giriliyor.
ne uzun, uzun anlatiyorsun len? de ki:
"Ergenekon'un isine son Seko-fa$o'nun maa$$ina zamm!"
Sana kalsa ergenekon mahsere kadar olacakti ya... :-)
sen Ergenekon'u Seytan'la karistiriyorsun;->
ama Ergenekon gider yerine sekularo-fascistler gerek duydugunda
baskasini geciriverir. Onun icin ben senin gibi aman Ergenekon gitti
diye tef calip oynamiyorum. Sana soruyorum: "Italya'da GLADIO gitti de
ne oldu?"
> demissin yazinda.
>
> Ya "baskin gibi" savcilik aramasini 'elaltindan' talep eden GKB ise? Yani,
> kendisine karsi g�rd�g� birilerini etkisiz kilmak icin?
Bu m�mk�n, yani ihtimal dahilinde. �stelik ihtimal de o kadar d�s�k degil.
Ki Genel Kurmay ile H�k�metin "uyum i�inde oldugunu" sadece bu yazida degil,
daha �nce de defalarca dile getirmistim. Bu da bizi TOP'a g�t�r�r yani T�rk
Ortadogu Projesi. Bilmiyorum buralarda dile getirmis miydim ama uzunca bir
s�redir bu proje vardir. Taa �zal'dan beri. Hani su �ok kafa bulunan "bir
koyup �� almak" olarak karikat�rize edilen ama ger�ek�i bir tabani olan
proje. Kimileri �zal'i "ka�ak�iligi �nledi" diye �ld�r�ld� sanmaya devam
etsin ama bu is (TOP) �yle sanildigi gibi yeni birsey degil.
Burada bir b�y�k parantez a�ayim hemen. Bir�ok a�idan ABD'nin BOP'uyla
senkron gibi g�r�nmekle birlikte, TOP biraz daha farkliydi ama iste
dingiliz-germen yaklasimi ile, uzunca bir s�re rafa kaldirilmisti. Coniler
de bize pay vermeden bu isi kotarabilecegini d�s�n�nce, is hepten BOP'a
d�nm�st�. Buna karsilik kotaramadilar ve TOP yine g�ndeme geldi ve tam gaz
uygulaniyor. �zal'in TOP'u, aslinda duvarin yikilmasi ile baslatilmisti. Su
anda uygulanmasi d�s�n�len de, 20 yil r�tara ragmen, ayni TOP. 20 yil
geciktik mi, yoksa 20 yilda proje mi olgunlasti, bunu s�ylemek zor ama t�m
bu s�reci, "soguk savasin kar realizasyonu" olarak g�rmek gerekiyor.
Nedir bu kar realizasyonu dersek, soguk savasin galipleri, bu s�recin
sonunda birseyler kazanmaliydi ve kazaniyor. Aslan payini amerikalilar
aliyor tabi dogal olarak. Sonrasinda germenler, dingilizler, Israil ve biz
geliyoruz. Dingilizler, her zaman oldugu gibi babayi aliyor ve alacak. ABD,
onlara pek ekmek koklatmaz, bilir dingilizin huyunu. Germenler kari realize
etti zaten, dogu avrupanin neredeyse tamami, alman eyaletleri haline
d�n�st�r�ld�. Hirvatistan, polonya su bu, alayi germenlerin "pazar bazinda"
kontrol� altinda. Israil de belirgin bir sekilde alan genisletti ama onun
hacmi zaten k���k oldugundan, realize ettigi alan da k���k oluyor haliyle.
Hos o da bir ara kuzey irak'a sarkti ve hala sarkiyor ama buradan birsey
�ikaramaz, ��nk� o lokma, israile �ok b�y�k.
T�rkiyeye ise malum b�lgeler d�s�yor hinterland anlaminda. Bir miktar
kafkasya, bir miktar balkanlar ve bol miktar ortadogu. Bunlardan bazilari
sadece pazar anlaminda etki alani olmakla birlikte, az bir miktarinin
"hataylastirma yoluyla aportlama" ihtimali de s�z konusu. Neyse, ben bunlari
daha genis bir sekilde, bagimsiz bir yazi konusu edeyim en iyisi ve b�y�k
parantezi burada kapatayim.
Hariciye konusunu s�yle (�st� kapali) detaylandirayim. G�l ve onun
yetistirdigi Babacan ile "k�resel sermayeyle uyum" pesinde olan T�rk
hariciyesi, Davutoglu ile yine eski modele r�cu etti ve ABD ile ortak
�alisip, hinterlandini genisletme yoluna gitti. Daha �nce bu yola giden
�zal'in basina gelenler ne idiyse, bu ekibin de basina onlar gelebilirdi ve
belki de gelmek �zereydi ki, Genel Kurmay da elini tasin altina sokup, bu
dingiliz-germen taseronlugunu "alasagi etmis" olabilir mi ? Neden olmasin ?
Bu arada kimsenin aklina gelmiyor medyada ama hani su �zal'a suikast yapan
adam vardi. Sahi bizim Ergenekon savcilari neden hi� isin o kismina el
atmiyordu ? Yoksa tam el atmaya basladiklari bir d�nemde miyiz ?
> Dikkat: Ilk baskinda GK II. Baskani da -sonradan- geliyor ama savci buna
> ragmen 2 b�ro disinda hicbir kisma giremiyor. Hakim gelip buralari
> m�h�rl�yor ve sonradan -yani GKB'nin m�saadesi ile- buralara da giriliyor.
Savci zaten hukuken giremiyor. Bu da ayri bir durum. Normalde gelismis bir
hukukta, savci ile avukat esdeger olmakla birlikte, bizim derin hukukumuzda,
savci, birakin avukati, hakimin bile aslinda "�zerinde"
pozisyonlandirilmistir. Bu olayda, is aslina d�nd�r�l�yor ve savcinin girisi
engellenip, hakimin girisine izin veriliyor sadece. Ilgili yasa da aynen
bunu diyor zaten. Savci degil, hakim yapabilir o incelemeyi diyor. TIB'de de
benzer bir durum isletiliyor zaten, o da ayri konu. Zaten bu isin bir "sert
kontra" olma ihtimalini de ondan dile getirmistim.
�te yandan, GK II. Baskani da, epeydir s�recin i�ine sokuluyor ��nk� bir
s�re sonra muhtemelen o GKB olarak isbasi yapilacak ve devlette devamlilik
ilkesi sebebiyle, s�recin i�inde bulunmasi gerekiyor. Bu, �zk�k'ten beri
uygulanan bir s�re�. Yasar B�y�kanit da bir d�nem GK II. baskani idi, sonra
KKK oldu. Keza Ilker Basbug da �yle. Eger GK II baskanlari siyasal karar
verme s�recinin i�inde bulundurulmazsa, sonra gidip (kendi akillarinca darbe
yapabileceklerini d�s�nen) birileri ile kontakt kurup, darbecilik
oynayabiliyorlar malesef :(
Selam ve sevgiler,
Ergenekon gidecek.
Yerine bisey gelir, haklisin.
Italya'da carabinieri varken gladyoya fazla ihtiyac olmaz :-)
>> Ya "baskin gibi" savcilik aramasini 'elaltindan' talep eden GKB ise?
>> Yani, kendisine karsi g�rd�g� birilerini etkisiz kilmak icin?
>
> Bu m�mk�n, yani ihtimal dahilinde. �stelik ihtimal de o kadar d�s�k
> degil. Ki Genel Kurmay ile H�k�metin "uyum i�inde oldugunu" sadece bu
> yazida degil, daha �nce de defalarca dile getirmistim. Bu da bizi
> TOP'a g�t�r�r yani T�rk Ortadogu Projesi. Bilmiyorum buralarda dile
> getirmis miydim ama uzunca bir s�redir bu proje vardir. Taa �zal'dan
> beri. Hani su �ok kafa bulunan "bir koyup �� almak" olarak
> karikat�rize edilen ama ger�ek�i bir tabani olan proje. Kimileri
> �zal'i "ka�ak�iligi �nledi" diye �ld�r�ld� sanmaya devam etsin ama bu
> is (TOP) �yle sanildigi gibi yeni birsey degil.
Ben daha da ileri gidiyorum ve TOP'nin Kurtulus Savasi sonrasinda,
imkanlar dahilinde uygulamaya baslandigina inaniyorum.
�zal'a suikast de kacakciligi �nledigi icin yapilmadi, daha g�cl� bazi
devletlerin hedeflerine g�z diktiginden �ld�r�lmek istendi. Asil uyum o
zamanda vardi ki beni de sasirtmisti, neden mesela acilmayi destekledi
TSK, diye. Diger yandan bu acilim k�peli z�ppelerin de artmasina yol
acti; k�pe sadece bir �rnek, mesele, yabancilari taklit etmek.
> g�ndeme geldi ve tam gaz uygulaniyor. �zal'in TOP'u, aslinda duvarin
> yikilmasi ile baslatilmisti. Su anda uygulanmasi d�s�n�len de, 20 yil
> r�tara ragmen, ayni TOP. 20 yil geciktik mi, yoksa 20 yilda proje mi
> olgunlasti, bunu s�ylemek zor ama t�m bu s�reci, "soguk savasin kar
> realizasyonu" olarak g�rmek gerekiyor.
Soguk savasin bitmesi sadece vesile oldu, fikir daha �nceden yesermeye
baslamisti.
> ve biz geliyoruz. Dingilizler, her zaman oldugu gibi babayi aliyor ve
> alacak. ABD, onlara pek ekmek koklatmaz, bilir dingilizin huyunu.
En degerli m�ttefikine ekmek koklatmasa, neden onlar kendilerini atesin
icine atiyorlar? Cikarini temin edemese, memnun olmasa BI, neden
askerlerini g�nderiyor Irak'a, Afganistan'a?
> Germenler kari realize etti zaten, dogu avrupanin neredeyse tamami,
> alman eyaletleri haline d�n�st�r�ld�. Hirvatistan, polonya su bu,
> alayi germenlerin "pazar bazinda" kontrol� altinda. Israil de
Bence konuya Avrupa devletlerinin acisindan bakmak yanlis, paradigma,
yani hedef degisti, araclar degisti, Almanya g�r�n�rde g�clendi, fakat
AB elini bagliyor, keyfi hareket edemiyor. Mesela iki Almanya'nin
birlesmesi hala d�zeyin aynilastirmasina yaramadi, oraya aktarilan
meblag baska yerde daha karli kullanilirdi. Benzetme: Onlarin
birlesmesi, bizim ter�r davamiz, ilerlemeye karsi celmeler bunlar.
> belirgin bir sekilde alan genisletti ama onun hacmi zaten k���k
> oldugundan, realize ettigi alan da k���k oluyor haliyle. Hos o da bir
> ara kuzey irak'a sarkti ve hala sarkiyor ama buradan birsey
> �ikaramaz, ��nk� o lokma, israile �ok b�y�k.
Bence simarik cocuk Israil yakin vadede, takriben 10 yil, kabuguna
cekilecek, ayakta durmaya cabalayacak, lakin bu sefer bati'dan umdugu
yardimi alamayacak.
> T�rkiyeye ise malum b�lgeler d�s�yor hinterland anlaminda. Bir miktar
> kafkasya, bir miktar balkanlar ve bol miktar ortadogu. Bunlardan
> bazilari sadece pazar anlaminda etki alani olmakla birlikte, az bir
> miktarinin "hataylastirma yoluyla aportlama" ihtimali de s�z konusu.
> Neyse, ben bunlari daha genis bir sekilde, bagimsiz bir yazi konusu
> edeyim en iyisi ve b�y�k parantezi burada kapatayim.
Bence cok iyimsersin; gerci yazacagin makaleyi simdiden merakla
bekliyorum. Artik "hataylastirmak" ile bir yere varilmiyor. Ima ettigin
bir IB, OIS ise, o zaman catinin adinda "t�rk" yazmamali.
> Hariciye konusunu s�yle (�st� kapali) detaylandirayim. G�l ve onun
> yetistirdigi Babacan ile "k�resel sermayeyle uyum" pesinde olan T�rk
> hariciyesi, Davutoglu ile yine eski modele r�cu etti ve ABD ile ortak
> �alisip, hinterlandini genisletme yoluna gitti. Daha �nce bu yola
> giden �zal'in basina gelenler ne idiyse, bu ekibin de basina onlar
> gelebilirdi ve belki de gelmek �zereydi ki, Genel Kurmay da elini
> tasin altina sokup, bu dingiliz-germen taseronlugunu "alasagi etmis"
> olabilir mi ? Neden olmasin ?
Yukarda da bu imkana dikkatini cektim, satilmis usaklar
, c�r�k mallar da b�ylece c�pe atiliyor.
> Bu arada kimsenin aklina gelmiyor medyada ama hani su �zal'a suikast
> yapan adam vardi. Sahi bizim Ergenekon savcilari neden hi� isin o
> kismina el atmiyordu ? Yoksa tam el atmaya basladiklari bir d�nemde
> miyiz ?
Sabir, be yigit, sabir, o da gelecek, artik "kozmik odalara" girildi ya,
yoldan d�nerseler, bunu halka kabul ettiremezler. Burada simdiye dek
hicbir haberci tarafindan ifade edilmeyen bir hususa da dikkatleri
cekmek istiyorum: Devletin en m�him evraklarinin bir bomba ile imha
edilebilecek bir binada saklandigini sananlar ahmakdir. Internet'in
baslangici ARPA'nin askeri gerekcesini arastirsinlar ve yaklasik 50
yildan beri neden devletlerin b�yle bir tedbir almayacagina dair
tatminkar bir neden g�stersinler bana. Ayrintilara girmek istemiyorum.
Almanca'da bir deyim vardir bu t�r durumlarla ilgili: Sonsuz agri
cekmektense, agriyi sonlandirmak elzemdir.
>> Dikkat: Ilk baskinda GK II. Baskani da -sonradan- geliyor ama savci
>> buna ragmen 2 b�ro disinda hicbir kisma giremiyor. Hakim gelip
>> buralari m�h�rl�yor ve sonradan -yani GKB'nin m�saadesi ile-
>> buralara da giriliyor.
Bunu ben yazmadim galiba.
> Savci zaten hukuken giremiyor. Bu da ayri bir durum. Normalde
> gelismis bir hukukta, savci ile avukat esdeger olmakla birlikte,
> bizim derin hukukumuzda, savci, birakin avukati, hakimin bile aslinda
> "�zerinde" pozisyonlandirilmistir. Bu olayda, is aslina d�nd�r�l�yor
Avukat ile savgi esdeger degiller, g�revleri farkli. Yasalar ihlal
edilmisse, savcinin g�revi, bunu kanitlayip, yargicin en agir cezayi
vermesini temin etmektir. Avukatin g�revi de, zanlinin en hafif cezayi
almasini saglamaktir, imkanlari nerdeyse aynidir, fakat savci devleti
temsil ettiginden, imkanlari biraz daha genistir.
Yargic ise bir uzlastiricidir, yasalari mutlak uygulamaktansa, toplumun
en az zarara ugradigi bir cezayi tespit etmektir g�revi, buna "toplumsal
adalet" diyebiliriz.
> ve savcinin girisi engellenip, hakimin girisine izin veriliyor
> sadece. Ilgili yasa da aynen bunu diyor zaten. Savci degil, hakim
> yapabilir o incelemeyi diyor.
Iste kafamin almadigi husus da bu. Anlattigina g�re, tanidigim hukuki
d�zenden farkli bir hukuki g�rev taksimi g�r�yorum.
> �te yandan, GK II. Baskani da, epeydir s�recin i�ine sokuluyor ��nk�
> bir s�re sonra muhtemelen o GKB olarak isbasi yapilacak ve devlette
> devamlilik ilkesi sebebiyle, s�recin i�inde bulunmasi gerekiyor. Bu,
> �zk�k'ten beri uygulanan bir s�re�. Yasar B�y�kanit da bir d�nem GK
> II. baskani idi, sonra KKK oldu. Keza Ilker Basbug da �yle. Eger GK
> II baskanlari siyasal karar verme s�recinin i�inde bulundurulmazsa,
> sonra gidip (kendi akillarinca darbe yapabileceklerini d�s�nen)
> birileri ile kontakt kurup, darbecilik oynayabiliyorlar malesef :(
Cevik Bir ile birlikte darbe oyunlari tasarlayanlarin cogu gitti,
gidildiler, sira artiklarda, aklini devsirmeyenlerde. G�nl�m�, bagrimi
acacagim TSK, evvela davetlere bayan G�l ile bayan Erdogan'i cagirmali.
O ana dek s�phelerimi, �nyargilarimi muhafaza edecegim.
Hala kar yagiyor burada, yillardir bu kadar cok kar d�smemisti
Almanya'ya. Herkes saglligina dikkat etsin, "niyazi" olmasin.
Saglicakla, sicak, sevgi dolu selam.
len acep bu beklentilerin gerceklesse bile bunlar kozmetik acilim,
gercek acilim ancak ve ancak SPEElerin YASAMA HAKKI'ni kullanmasiyla
mumkundur, bu da demektir ki T$K tam bir yapisal evrimden gececektir.
Yani bagrini acacagin T$K kalmiyacak ortada artik, elin bagrinda
kalacak len;->>