Polis, Manisa’da Üniversite öğrencisi Hüseyin Tavas’ın
sırt çantasında, üzerinde sadece “HIRSIZ
VAAAR” yazan afişe el koydu.
Öğrenci Hüseyin 12 saat gözaltında tutuldu ve Savcılığa
sevk edildi.
Manisa Cumhuriyet Savcısı Ali Tuğrul Çetinkaya, üzerinde
herhangi bir isim-resim bulunmayan, sadece “HIRSIZ
VAAAR” yazan afişi
çantasında taşıdığı için, Başbakan Erdoğan’ı hedef
aldığı gerekçesiyle Öğrenci Hüseyin için 2 Yıl hapis cezası istemiyle dava
açtı!…
*Seçim çalışmaları kapsamında Dikili’ye gelen Binali
Yıldırım, Atatürk Meydanında konuşmasını yaparken,
oradan geçmekte olan Hemşire Ülker yüzünü denize,
arkasını Binali’ye doğru dönerek “HIRSIZ VAAR”
diye bağırdı.
Hemşire Ülker Polis tarafından gözaltına alınıp,
yaka-paça Karakol’a götürüldü!…
*Kırkpınar’da başa güreşen pehlivanlar gibi kasılarak
yürüyordu Binali.
Etrafında onlarca koruması vardı.
Devlet görevlileri ve onların bindiği Devlet Arabaları
dörtlü flaşörlerini yakmışlar eski Bakanı arkadan takip ediyorlardı.
Bölcek Beldesinden 75 yaşındaki Kabaşeker’in Demokrat
Ahmet,
elindeki bastonunu sallayarak “HIRSIZ VAAAR, KAYINÇO NERDE” diye bağırmaya başladı.
Eski Bakan’ın kanunsuz korumaları, her biri birer şahin
gibi Demokrat Ahmet’in üzerine atlayıp ağzını kapattılar.
Polisler onu korumaların elinden zorla alıp, Karakol’a
götürdüler.
*Ertuğrul Günay’ın has adamı,
Oslo görüşmelerinin, Habur’da TC Devletinin
hançerlenmesinin,
PKK’nın yeniden güçlenmesinin mimarı İçişleri Bakanı
Efkan
Ala, Niğde İli
Bor İlçesinde seçim çalışması yapıyordu.
Bakan Bey’in yanında, aynı zamanda “Fahri AKP İL Başkanı” görevini yapan Niğde
Vali’si Necmettin Kılıç ve
AKP Belediye Başkan Adayı da vardı.
Yani Bademler-Kürtçüler hepsi devletin kayığına
binmişler, düğün- bayram ediyorlardı.
Cüneyt Tetik adlı bir vatandaş “AYAKKABI KUTUSU” diye bağırmaya
başladı.
İçişleri Bakanı iğne batmış gibi sıçradı, Bakanın ve
Valinin korumaları Cüneyt Tetik’in üzerine atlayıp,
adamcağızı karga- tulumba Karakol’a gönderdiler!…
Zil zurna sarhoş olan Rus, Kremlin Meydanında yüksek
sesle
“Böyle Hükümetin anasını, avradını…
Ulan bunların hepsi HIRSIZ be” diye küfredip, bağırıyordu.
Emekliliği yaklaşmış bir polis, adamı ensesinden tuttuğu
gibi sürüklemeye başladı.
“Ben Amerikan Hükümetine küfrediyorum,
bu da mı suç? Beni niçin götürüyorsun”
diye direndi.
Polis, adama dönüp şunu söyledi;
“Ulan bana bak, 25 senelik polisim
ben.
Sen kimi kandırıyorsun, hangi hükümete
küfredileceğini ben bilmez miyim?
Bademlerin İleri Demokrasi dedikleri saçmalık sayesinde
bakın neler oluyor;
-Cumhuriyet Savcıları, kim “HIRSIZ VAAAR” diye bağırırsa, dilekçedeki “Mağdur” kısmına hemen R.T. Erdoğan’ın
adını yazıyorlar.
Tıpkı Rusya’daki Polis gibi hepsi müneccim olmuş sanki!
-Eskiden Polis rüşvet aldığında sürülürdü. İleri
Demokrasi de polis, rüşvetçiyi yakaladığında sürülüyor.
-İleri Demokrasi de yetişkin bir Bakan Bebişi, aylık
kirası 60 Bin TL olan evde oturabilir ve günde 3 Milyon Dolar rüşvet yiyebilir.
-İleri Demokrasi de, Devletin 3 temel organından biri
olan “Yürütme” , “Yol Bulma”
olarak anlaşılır.
-İleri Demokrasi de, Erdoğan’ın “Milyonları evde zor tutuyoruz” dediği
milyonlar, ayakkabı kutusundaki milyon
“Yeşiller” olarak anlaşılmalıdır.
-İleri Demokrasi de “Yedirmeyiz”
demek, sadece biz yeriz başkasına yedirmeyiz demektir.
“Ben ne yaptıysam, Başbakan Erdoğan emrettiği
için yaptım. Esas onun istifa etmesi gerekir” diyen
Bakan Erdoğan Bayraktar,
İstanbul Belediyesi Kiptaş Genel Müdürü İsmet Yıldırım’a
24 Temmuz 2013 te aynen şöyle diyordu;
“Ben bu imar değişikliğini neye
istinaden yapayım. Bizi asarlar ya!”
Rivayet bu ya, Badem Bakan Erdoğan hakkın rahmetine
kavuşmuş.
Zebani bunun koluna girmiş ve Cehennemi gösterip, “Buyrun sizi böyle alalım” demiş.
“Benin yerim burası olamaz, ben bana
emredileni yaptım. Ben masumum” diye feryat etmiş.
“Siz tabii ki suçsuzsunuz, burası da
zaten Cehennem değil, Solaryum Salonu, hadi içeri”
diye Erdoğan’ı içeri atmış…
Senelerdir yazıyoruz, söylüyoruz.
Çok şükür ki, bazıları yeni-yeni anlamaya başladı.
Haydi, şimdi yüksek sesle bir daha tekrar edelim;
“Yamuk Ağaçtan, Düz Baston,
Topal
Katırdan, Yağız At,
Bademden, Demokrat Olmaz…”
Yaradılışa ters, değil mi Türkiyeli delikanlı!…
02 Mart 2014 tarihinde adaylıklar kesinleşiyor.
O tarihten sonra partilerin aday değiştirmeleri de,
bağımsız aday olunması da imkânsız hale gelecek.
2 Marttan sonra, ne bantlar- ne “yeşiller” ortalığa saçılacak. Ağzınız açık
kalacak.
Büyükşehirlerde iki tanesinin AKP adayları kaçıp
saklanabilirler.
Demedi demeyin, lütfen bekleyin…
R.T. Erdoğan ile Bilal Oğlan arasında dün gece
milyonlarca kişiye ulaşan ses kaydı, üzüntüden beni sabaha kadar uyutmadı.
Böyle bir pespayelik olabilir mi?
Başbakanlık bu ses kaydını da “montaj” diye yalanladı.
Bu yalanlama bekleniyordu.
Şimdi bu ses bandı “görüntülü”
olarak doğrulanacak.
Görelim Mevla’m neyler, neylerse güzel eyler…
Sağlık ve başarı dileklerimle
25 Şubat 2014