Fwd: Kapitalizm ve Küreselleşmenin Son Kurbanı-Japonya

4 views
Skip to first unread message

Metin Mukbil Onsipahioglu

unread,
Nov 3, 2014, 8:40:35 AM11/3/14
to sislisiya...@googlegroups.com, siyasal...@googlegroups.com

---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Gönderen: Ergüney Ergüney <ergu...@gmail.com>
Tarih: 27 Ekim 2014 12:52
Konu: Kapitalizm ve Küreselleşmenin Son Kurbanı-Japonya
Alıcı: Balıkesir Politika Gazetesi <surmel...@gmail.com>


                                Kapitalizm ve Küreselleşmenin Son Kurbanı-Japonya

Yetmişli yıllardan başlayarak Avrupalı ve Amerikalı rakiplerine göre oldukça düşük fiyatlarla pazarladığı otomotiv ve ileri teknoloji ürünleri ile Batı ekonomilerinin korkulu rüyası olan, “Japon mucizesi” olarak tanımlanan, işçi işveren ilişkilerindeki “uyum” ile öne çıkarılan piyasa ekonomisi kuralları ile yönetilen Japon ekonomisi de kapitalist sistemin “kaçınılmaz sonu”na kurban olmuş durumda.

Japon ekonomisinde işler iyi gitmiyor. Bakalım:

  • ekonomideki durgunluk sürmekte ve mevcut sistem içinde bu durgunluğun aşılmasına yönelik öneriler, beklentiler piyasa ekonomisi kuralları ile çelişiyor. Bundan dolayı da Japon ekonomisini yönetenler “iki arada bir derede” bocalıyorlar.

  • diğer olumsuzluk ise; gelir dağılımındaki eşitsizliğin (teknik tanımı ile, Gini katsayısındaki büyüme) son otuz yılda yüzde otuz dört artmış olması. ( OECD - Aralık 2013 raporu- İncome Distribution İnequality)

  • bu iki olumsuzluğun doğal sonucu; kamu/vergi gelirlerindeki azalma ve bütçe açıkları da Japon  Hükümetinin baş ağrısı!

  • kamu borcu milli gelirin iki buçuk katına ulaşmış! (ülke kaynaklarını kişisel servetlerine dönüştürerek devletin sahibi olmuş Müslüman Arap şeyhlerinin, sultanlarının yönettiği ümmet toplumları dışında; emek sömürüsü ile yoksullaşan bir toplumun devleti zengin olabilir mi?     

  • Japonların yüzde yetmişi bütçe gelirlerini arttırmak için getirilen vergi artışlarına karşı.

Bu sıkıntılar,sorunlar tümüyle kapitalist sistemin iki zehirli akrebi; “piyasa ekonomisi” ile “küreselleşme”nin sonuçları. Ders çıkarmak için nedenlerini doğru anlamak gerekiyor.

Nasıl, ne(ler) oldu da Japon ekonomisi bu hallere düştü? Otuz beş kırk yıl öncesine gidelim:

O yıllarda Japonya; otomotiv ve elektronik ürünlerinin Avrupa ve Amerika pazarlarındaki pazar paylarını hızla büyütebiliyordu. O kadar ki; serbest piyasa ekonomisi aşığı ABD bile kendi sanayini korumak adına, Japon mallarının ithalatına vergiler getirmişti.

Japon mallarının kaliteden ödün vermeden Avrupalı ve Amerikalı rakiplerinden daha ucuza satılabilmesi serbest piyasa savunucusu iktisatçıların ilgisini çekiyordu. Sebebini hemen buldular; “ucuz işçilik”! Japonya’da işçi işveren ilişkileri o kadar uyumlu imiş ki; işçiler ücretlerine zam yapılması ve çalışma hayatında kendileri ile ilgili konularda işverenlere hiç zorluk çıkarmazlarmış. Avrupa ve Amerika’daki işçi sendikalarının bu bağlamdaki talepleri işletmelerde verimliliğin düşmesine, maliyet artışlarına yol açıyormuş! Bu “fetva”  çalışanlara,sendikalara örnek gösterildi!

Öte yandan Batılı kapitalistler “ucuz Japon emeği” karşısında uğradıkları yenilgiden kurtulabilmek için sendikalarla doğrudan mücadele etmek yerine emekçileri arkadan vurmayı tercih ettiler! Ekonomi sözlüğümüze “küreselleşme”, “küresel ekonomi” olarak giren yeni soygun ve sömürü düzeni piyasaya sürüldü.

Küreselleşme uygulaması ile birlikte Avrupa ve Amerika’daki tesislerini Uzakdoğu’ya taşıdılar. Böylece, kendi ülkelerinde sendikalı emekçilere ödedikleri ücretin onda birini Uzakdoğulu işçilere ödeyerek üretimlerini “ucuza mal etmek” imkânını bulmuş oldular.Üretimde yaratılan katma değerin çok büyük kısmı da kendilerinde kaldı! (kapitalizmin temel öğretisi kâr maksimizasyonu başka türlü nasıl gerçekleşebilir ki?)

Geçici bahar kalıcı olamazdı, olmadı da…Sonunda kendileri de, ülkeleri de kaybetti. Sorunlar kar topu gibi büyüdü. Nasıl mı?

*üretim tesislerinin başka ülkelere taşınması sonucu Avrupa ve Amerika’da artan işsizlik ve yoksullaşma,

*yoksullaşma ile birlikte Batı ekonomilerinde toplam (yerli üretim artı ithalat) mal ve hizmet talebindeki düşüş, dolayısı ile Japonya’nın ihracatındaki gerileme,

*bunu sonucunda Japonya’da ortaya çıkan işsizlik ve yoksullaşma…

Oysa; Batı ülkelerindeki ve Japonya’daki emekçiler üretimde yaratılan katma değerden daha fazla pay alabilmiş olsalar, kendi ülkelerindeki ve dışarıdaki talebi canlı tutabilirler, işsizlik-yoksulluk sarmalına girmeden, sermaye sınıfının yaşam şansını ve süresini arttırabilirlerdi. Kapitalistler de kendi kazdıkları kuyuya düşmemiş  ve Karl Marx’ın; “kapitalizmin en büyük düşmanı kapitalistlerdir” kehanetini çürütmüş olurlardı!

Ekonomi bilimi bir bütündür. İşinize gelen parametreleri öne çıkararak kısa vadeli politikalarla günü kurtarmak yerine, ekonomideki temel parametrelerin karşılıklı etkilerini dikkate alan, yaratılan katma değerin bölüşümüne, emeğe odaklı ekonomi modeli ve politikalar “sürdürülebilir başarı”yı getirir. Bunun için de önce bu anlayışa “uygun” ideolojiye sahip olmak gerekir. O da “kar maksimazyonu” değil, “bölüşümde eşitlik” tir! Diğer deyişle; “milli gelirin bireyler arasındaki dağılımında eşitlik…”Gini katsayısı” olarak hesaplanan ve tanımlanan bu kriter, sosyal devlet anlayışından uzaklaşarak piyasa ekonomisi/küreselleşme sarmalına dolanan ülkelerde olumsuz yönde gelişmekte! Örneğin; ; İsveç, Fransa, Norveç, Danimarka, Finlandiya. Bu ülkeler için hesaplanan “gini katsayısı” son otuz yılda ortalama yüzde yirmi büyümüş durumda. Yani; giderek; pastanın büyük dilimi azınlığa, küçük dilimi ise çoğunluğa kalıyor. Sosyal devlet anlayışından, sosyalist ekonomi modelinden uzaklaşmanın sonucu, bedeli!

Türkiye’deki duruma gelince; erzak paketleri, iftar çadırları, kurban etleri ile “Gini katsayısı” küçültülmeye çalışılıyor!

Sıtkı Ergüney    

         


Kapitalizm ve Küreselleşmenin Son Kurbanı.doc
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages